EKONOMİ - 04 Nisan 2026 Cumartesi 11:01

Şehitkamil Belediyesi uygun fiyatlı baklava üretip satarak her ay bir şehit yakınına ev alacak

A
A
A
Şehitkamil Belediyesi uygun fiyatlı baklava üretip satarak her ay bir şehit yakınına ev alacak

Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, hayata geçirilen uygun fiyatlı baklava satışı projesine yönelik eleştirilere yanıt verdi. Yılmaz, elde edilen gelirle her ay bir şehit ailesine ev alacaklarını açıkladı.


Gaziantep’in dünyaca ünlü ve Avrupa Birliği tescilli baklavasını daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefleyen Şehitkamil Belediyesi, sosyal sorumluluk ve yerel kalkınmayı bir araya getiren "Baklava Projesi"ni hayata geçirdi. Projenin kısa bir süre içerisinde ilgi görmesiyle birlikte satışlarda büyük artış yaşandı. Vatandaşlar tarafından olumlu dönüş alan proje, siyasette ise eleştirilere neden oldu.



"Her ay bir şehit yakınına ev alınacak"


Projeye yönelik eleştirilere yanıt veren AK Parti Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, projenin ticari değil sosyal amaçlı olduğunu vurgulayarak, "Bu baklavaları üretip satıyoruz ve elde edilen gelirin tamamını şehit ve gazilerimize ayırıyoruz. Allah izin verirse her ay bir şehidimizin ailesine ev alacağız" dedi.


Hayata geçirilen baklava projesinden elde edilen ilk gelirle, 10 güne kadar şehit ailesine ev alınacağını belirten Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, "Cumhurbaşkanımızın bize çok büyük bir tavsiyesi var. Şehit ve gazileri unutmayacaksınız dedi. Biz de Gaziantep’te ne yapabiliriz? Şehit ve gazilerimize nasıl yardımcı olabiliriz dedik ve bir baklava projesi ortaya çıkardık. Biz bu baklavaları üretip satıyoruz ve bu baklavaların gelirinin tamamını şehit ve gazilere ayırdık. Yani Allah izin verirse biz 15 gündür baklava satışındayız. Bir hafta 10 güne kadar inşallah bir şehidimize ev alacağız. Yani bu satışlarda her ay bir şehidimize biz bir ev alacağız. Bunun gururu ve mutluluğu içerisindeyiz" dedi.



"Büyük baklavacılar bir araya gelip kentte baklavanın fiyatını belirleyemez"


Baklavanın Gaziantepli vatandaşlar için bir tatlı değil, bir kültür olduğunu ifade eden Yılmaz, büyük firmalarının bir araya gelerek baklava fiyatlarını belirleyemeyeceğini ifade etti.



Yılmaz, "Ben bu işin bu kadar patlayacağını hesap etmedim. Gaziantep’te bu kadar baklava hassasiyeti olacağına bende çok dikkat etmedim. Fakat şöyle bir durum vardı. Bir şeyler yapmamız gerekiyordu. Baklava fiyatları gerçekten Bodrum plajları gibi olmaya başlamıştı ve Gaziantep’te can sıkıcı hal almaya başlamıştı. Bir baklava 2 bin ila 2 bin 200 liraya satılır hale gelmişti. İngiltere, Almanya’daki, Fransa’daki fiyatları da 34 Euro, 39 Euro arasındadır. Elimde bu konuda bilgiler, belgeler var. Ama ben baklavanın başkenti Gaziantep’te baklavanın çıktığı yerde bu fiyatları doğru olmadığını hep dile getirdim ve büyük baklavacılardan bir adım atmasını bekledim. Büyük baklavacıların 4-5 tanesi bir araya gelip kentte baklavanın fiyatını belirleyemez. Baklava bizim için bir tatlı değil, bir kültür, bir paylaşım aracıdır. Bizler eskiden cenazelere giderken iki tepsi ya da bir tepsi baklava alır giderdik. Hadi şimdi gidin alın bir tepsi baklavayı da gidin bir taziyeye. Bugün 2,5-3 kiloluk bir baklava tepsisinin fiyatı 6-7 bin lira civarındadır. Tabi biz Şehitkamil Belediyesi olarak Türkiye’de sosyal belediyeciliğin en iyi örneklerinden birisiyiz. Biz 660 liraya şu anda baklava üretip maliyetine satıyoruz. Geliriyle de her ay Allah izin verirse bir şehidimize ev alabiliyoruz" ifadelerini kullandı.



"Bazı kesimler projemizden rahatsız oldu"


Projeye bazı kesimlerin STK’ları ve muhalif partileri kullanarak haksız saldırılarda bulunduğunu söyleyen Yılmaz, "Baklavanın fiyatlarının çok yüksek olması doğru değildi. Biz 660 liraya bunu sattığımızda bazı kesimler rahatsız oldu. Bu kesimlerde, bazı STK ve muhalif partileri kullanarak bizim üzerimize haksız bir şekilde saldırdılar. 10 gündür bu tartışmamız var. Gaziantep’te baklavanın B’sini ağzına alanı halk linç ediyor. 3 bine yakın yorum var. Yüzde 98’i gerçekten inanılmaz derecede, bana moral ve destek verdi. Çünkü biz o baklavada kazanç elde etmeyeceğimizi, bu baklava satışının bir sosyal proje olduğunu ilk başta lansmanımızda anlatmıştık" ifadelerine yer verdi.



"Şehit ve gaziler bize tam destek verdi"


Şehit ve gazi yakınlarının projeye destek verdiğini aktaran Yılmaz, "Bu baklavayla biz bütün şehitlere her ay bir şehit ev alacağız. Her yıl şehit ve gazilerimize 12 ev almış olacağız onların hakkı asla ödenmez. Bizim onlara vefa borcumuz var. Ben bir iş yaptığıma inanıyorum. Ben haksız bir iş yapmadım. Ama haksız bir şekilde eleştirilmek ağrıma gitti. Bugün 40’a yakın şehit ve gazi yakını moral için yanıma geldi. Çok duygulandım, gözlerim doldu. ’Biz Aslan’ı kediye boğdurmayız’ dediler. Çünkü burada harika bir proje var" dedi.



"Gaziantep’te baklava baronları var"


Gaziantep’te baklava baronlarının olduğunu ve projeden rahatsız olduklarını dile getiren Yılmaz, "Burada bir baklava baronları var. Burada bir de baklava piyasasından rahatsız olan insanlar var. Bir de bize siyasi kimlik olarak karşı olan insanlar var. Fakat ben hep söylüyorum, bugün de söylüyorum. Bu siyasi bir mevzu değil, buna karışmayın. Bana zaten her türlü hakareti, her türlü iftirayı atıyorsunuz. Bana atın hiç önemli değil. Ama ne olursunuz bu bir proje. Daha fazla konuşmayın. Bakın, biz bu baklavayı nereye harcayacağımızı açıkça anlatmışken, lütfen bu projeye zarar vermeyin" şeklinde konuştu.



"Açtığımız 5’e yakın satış noktasında kuyruklar var"


Uygun fiyata baklava satışı sonrası vatandaşlardan olumlu dönüş aldıklarını belirten Yılmaz, "Açmış olduğumuz 4-5’e yakın baklava satış yeri var. Kuyruklar var. Gidin burada bir geçerken, rastgele birine bir girin. Kuyruklar var. İnsanlar bana şunu söylüyor. ’Allah sizden razı olsun, biz o 2 bin 200 lira satan baklava kalitesindeki baklavayı 660 liraya evimize götürüyoruz’ diyorlar. Eleştirenler ise, 300 liraya da baklava var diyorlar. Bunu savunan insanlar Gaziantep’in önde gelen STK’sı. Sen 300 liralık baklavayı evine giderken, akşam durup da alıp çocuğuna yedirdin mi" dedi.



"Gölbucks kafelerin gelirlerini SMA ve MS hastalarına bağışlayacağız"


Gölbucks projesine de değinen ve projeden elde edilen gelirlerin SMA ve MS hastalarına bağışlanacağını açıklayan Yılmaz, "Bakın biz Gölbucks’ları açtık. Gölbucks’ları bazı Amerikan kafelerine karşı açtık. Bizim Gölbucks’larımız şu anda günde 9-10 bin kişi alıyor ve biz de bugün sizin aracılığınızla ilan ediyoruz. Bütün Gölbucks’ların karını da Allah izin verirse SMA ve MS hastalarına bağışlayacağız. Ne kadar güzel bir şey. Şimdi buna da çıkıp bir şeyler söylüyorlar. Yani her güzel şeyin karşısına sırf siyaset olsun diye bir şey söylenilmez. Bu siyaset değil" dedi.



"Gönderilen baklavaların kendi kredi kartımla ödedim"


Partimin Genel merkezine belediyenin hesabından baklava gönderdiği iddialarına da yanıt veren Yılmaz, "Bakın adettir, Gaziantep’te, belediye başkanı bayramlarda meclis üyelerine tatlı ikramı yapar. Biz de çok şükür gururla kendi markamızla, baklava markasıyla meclis üyelerimize baklavaları bayram öncesi dağıttık. Aynı zamanda da ben tabii AK Parti’nin bir mensubuyum. Genel başkan yardımcılarıma ve genel merkezime baklavayı gönderdim. Muhalefetin milletvekili resimler çektirmiş, Bir baktım ki gazetelerde genel merkeze baklavalar gönderiyor diye haberler var. Yani sadece dedikodu yaparak siyaset yapılmayacağını anlatmaya çalıştık. Çünkü ben baklavayı kendi genel merkezime gönderirken de, kendi meclis üyelerimize gönderirken de faturasını kestirdim ve kendi kredi kartımla ödedim. Bunu da kalktım mecliste sunmama rağmen ’hayır göndermedin’ dedi. Şimdi milletvekilinin yapması gereken tek bir şey var. Çok güzel çıktı basın açıklaması yaptı, devamını getirmesi lazım ve bana halkı yanıltıcı bilgi ve belge gösterdiğim için dava açsın. Hodri meydan. Şehit ve Gaziler üzerinden siyaset yapılması son derece çirkin bir şeydir. Artık karışmayın baklavaya. Bu baklava satışını yapsın, her ay bir şehidimize bir ev alalım" diye konuştu.



Şehitkamil Belediyesi uygun fiyatlı baklava üretip satarak her ay bir şehit yakınına ev alacak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Şanlıurfa ’Tarım kenti’ Şanlıurfa yağışa doydu Şanlıurfa’da 2026 yılında etkili olan yağışlar bereket getirdi. Geçtiğimiz yıl kuraklıkla mücadele eden kentte, bu yılın ilk aylarından itibaren etkili olan yağışlar dikkat çekici seviyelere ulaştı. Hububat tarımının önemli kentlerinden biri olan Şanlıurfa’da, bu yıl hiç sulama yapılmaya gerek kalmadan ekimi yapılan buğday, arpa ve mercimek gibi ürünlerin hasadı yapılacak. Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Rıza Öztürkmen, tarlada yağan yağış miktarı ve faydaları ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. "Oldukça bereketli bir yıldayız" Öztürkmen, "2026 yıllı bereketli ve bol yağmurlu bir yıl oldu. Geçen yıl yaşadığımız kurak bir yılın ardından 2026 yılı bize çok ümit verdi. Geçtiğimiz yıl normal şartlar altında Ocak ayından Mart ayına kadar yağın yağış miktarı 160 kilogram iken, yağış miktarı bu yıl 300 kilograma yaklaştı. Bizim Şanlıurfa ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin tamamında da aynı ortalama elde edildi. 2025-2026 su yıllı diyoruz. Ekim ayından itibaren ilimize yağan yağmur miktarı 490 milimetre yani geçmiş yılları biz çoktan geçtik, yüzde 25 ile geçtik. Yine aynı şekilde bu yıl, geçen yıl Ocak’tan Mart ayına kadar yağan yağmur miktarını 2 katını elde ettik. Oldukça bereketli bir yıldayız. Çünkü geçen yıl çiftçimiz, yaşanan kurallık nedeniyle büyük sıkıntı yaşadı. Bu kuraklık bütün toplumu da etkiledi. Bu yaşlılar ümit ediyorum, kuru tarım arazilerinde olduğu gibi sulu tarım arazilerinde de yüzümüzü güldürecek" dedi. Suruç Ovası çiftçilerinden Mehmet Dindar Yıldız, geçen yılla göre çok yağışlı, bereketli bir yıl yaşadıklarını belirterek, "Geçtiğimiz yıl kurak, sıkıntılı bir dönem yaşadık. Çok şükür bu yıl Allah’ın bereketi bayağı fazlaydı. Ekinler de baya iyi oldu. Çok şükür bu yıl baraj suyuna gerek kalmadan ekinler büyüdü. Allah’ın rahmet ve bereketi hepimizin gözünü doyurdu" diye konuştu. Meteorolojik verilere göre, 2026 yılının ilk dört ayında metrekareye 490 kilogram yağış düştü. Uzmanlar, bu yağış miktarı ile tarımsal üretimde yüksek rekolte beklendiğini bildirdi.
Sivas Uzmanı uyardı: "Kişisel veriler, mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı" SİVAS (İHA) – Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sefer Darıcı, kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğini söyleyerek, "Verileriniz afişe olabilir" dedi. Günümüzde sohbet tabanlı yapay zeka uygulamalarının artmasıyla birlikte bireylerin bu sistemlerle kurduğu iletişim daha kişisel bir boyuta taşınıyor. Yapay zeka ile iletişim kuran kişilerin bu sistemleri zaman zaman bir insan gibi algılayarak daha detaylı ve özel bilgiler paylaştığı görülüyor. Bu durum literatürde ‘anthropomorfize etme’ olarak tanımlanırken, kullanıcıların yapay zekaya insana özgü özellikler atfetmesi anlamına geliyor. Paylaşılan içeriklerin kişisel ve mahrem bilgiler içermesi ise veri güvenliği açısından çeşitli riskleri beraberinde getiriyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sefer Darıcı, yapay zeka ile kurulan iletişimde dikkatli olunması gerektiğini belirtti. Darıcı, kullanıcıların farkında olmadan kişisel verilerini paylaşabildiğini ve bunun ilerleyen süreçte çeşitli riskler doğurabileceğini, verilerin pazarlanabileceğini söyleyerek, "Önemli olan kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" ifadelerini kullandı. "Yapay zeka mahrem bilgilerinizle besleniyor" Yapay zekanın insanların mahrem bilgilerinden beslendiğini söyleyen Darıcı, "Günümüzde yapay zeka kullanımının hızla artmasıyla birlikte anthropomorfize etme eyleminin de arttığını görüyoruz. Anthropomorfize, yapay zekaya sanki bir insanmış gibi insana ait özellikler atfetme durumudur. Sanki karşınızda insan varmış gibi algılama eğilimini ifade eden bir kavramdır. Karşımızdakini insan gibi düşündükçe ve o tarzda bir eğilim içerisinde oldukça, onunla olan paylaşımlarımızda insanla olan paylaşımlarımız gibi daha detaycı ve daha mahrem içerikler dahi olabiliyor. Yapay zekanın bir yandan kendi öğrenim yapısı olduğu kadar, aynı zamanda yapay zekayı kullanan kişilerden öğrendiği verilerle birlikte de öğrendiğini görebiliyoruz. Hatta kişinin yapay zekaya geçmişinden, o uygulamayla yapmış olduğu paylaşımlardan yola çıkarak, o kişiye yani müşteriye ilişkin yanıtlar verdiğini de biliyoruz. Doğal olarak yapay zeka bir yandan sizden besleniyor, diğer yandan da algoritma olarak öğrenmiş olduğu diğer kaynaklardan besleniyor. Bu tarz içeriklerin paylaşımını yaptığımızda da yapay zekanın sizin mahrem bilgilerinizle de beslenmesi ve onunla da öğrenmesi anlamına gelmektedir" dedi. "Bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" Paylaşılan verilerin açığa çıkma ihtimali olduğunu belirten Darıcı, "Bu durum, ilerleyen zamanlarda verilerinizin üçüncü kişiler tarafından da kullanılabilmesi riskini de beraberinde getiriyor. Bu durum aynı zamanda sizin profilinizin, duygularınızın, yapay zekayla yapmış olduğunuz paylaşımların, geçmişinizin, merak etmiş olduğunuz ve sorduğunuz şeylerin bu bilgisayar algoritması içerisinde var olması ve onun da bu bilgilere sahip olması anlamına geliyor. Bu tarz içeriklerin paylaşılıyor olması, yarın bir gün verilerle alakalı bir sıkıntı yaşandığı zaman sizin verilerinizin de afişe olması anlamına gelebilir. Yapay zeka uygulamalarında firmaların kendi içlerinde bu verileri belirli şartlar altında kullandıklarını, hatta bazılarının da bu bilgileri üçüncü kişilerle paylaşılabileceğini, yapay zeka kullanmadan önce onayladığımız sözleşmede zaten otomatik olarak kabul etmiş oluyorsunuz. Böylesi bir durumda ilerleyen zamanda reklam, pazarlama, siyasal bir amaçla veya belirli bir profili tahmin etme gibi amaçlarla da kullanılabilir. Bu nedenle yapay zekayla ister istemez o sohbetler yapılırken belirli paylaşımlar yapılmak zorunda, ancak bunun da bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" diye konuştu. "Mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı" Kişisel Verileri Koruma Kanunu söz konusu olsa da verilerin sızıntı durumunda ortaya dökülebileceğini unutmamak gerektiğinin altını çizen Darıcı, "Her ne kadar da karşınızdaki firma sizin verilerinizi koruyacağını ifade ediyor olsa dahi veya ‘biz anlaşma yaptığımız üçüncü şahıslara karşı verememe konusunda, reklam pazarlama iş birliği yaparız’ gibi bir içeriği söz konusu olsa da, bunlara dikkat etmek gerekiyor. Sizin atmış olduğunuz herhangi bir veriniz, bu bir fotoğraf olabilir, bir içerik, herhangi bir metin veya doküman olabilir, bu yapay zekayı hem eğiten hem de bunu üçüncü kişilerle pazarlayan bir yapısı söz konusu olabilir. Önemli olan burada kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" şeklinde konuştu.