EKONOMİ
Yalova OSB’de enerji altyapısı güçleniyor 04 Nisan 2026 Cumartesi - 13:04:50 Yalova Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde (YOSB) enerji altyapısına yönelik kapsamlı yatırımlar hız kazanırken, artan abone sayısı ve yükselen tüketim rakamları bölgedeki sanayi hareketliliğinin somut göstergesi oldu. Sanayi bölgesindeki üretim kapasitesinin genişlemesiyle birlikte enerji tüketim verileri de yukarı yönlü seyrini sürdürdü. 2025 yılı toplam elektrik tüketimi 3 milyon 930 bin 742 kWh olarak gerçekleşirken, yılın ilk iki ayı karşılaştırıldığında büyüme daha net ortaya çıktı: 2025’in ilk iki ayında 749 bin 228 kWh olan tüketim, 2026’nın aynı döneminde 974 bin 87 kWh’e ulaşarak yüzde 30’u aşan bir artış kaydetti. Tüketim rakamlarındaki yükselişin temel dinamiklerinden birini abone sayısındaki artış oluşturdu. Yüksek gerilim (YG) abone sayısı 2025’teki 8’den 2026’da 12’ye çıkarken, alçak gerilim (AG) abone sayısı 50’den 68’e yükseldi. Bu tablo, bölgede yeni firmaların üretime katılım hızının arttığını gözler önüne seriyor. Enerji kesintisizliği ve kalitesinin güvence altına alınması amacıyla SCADA sistemi kurulum aşamasına getirilirken, uzaktan sayaç okuma sistemi de tamamlanarak devreye alma sürecine girdi. Nisan 2026 itibarıyla faaliyete geçmesi planlanan sistem sayesinde OSB katılımcıları, sanayi tesislerine ait elektrik tüketimlerini kendilerine tanımlanan kullanıcı bilgileriyle anlık olarak takip edebilecek. Dağıtım merkezlerinde konumlanan enerji analizörleri aracılığıyla ise iletilen elektrik enerjisinin kalitesi anlık olarak ölçülmeye devam ediyor. Enerji arz güvenliğinin pekiştirilmesi kapsamında Uludağ Perakende Elektrik Satış A.Ş. ile tedarik sözleşmesi imzalandı. Böylece yatırımcılara rekabetçi şartlarda ve kesintisiz enerji sağlanması yolunda önemli bir adım daha atılmış oldu. Bölgede hâlihazırda 11 dağıtım merkezi aktif olarak hizmet verirken, 4 adet dağıtım merkezinin daha 2026 yılı içinde devreye alınması planlanıyor. Bu genişlemeyle birlikte OSB’nin enerji dağıtım kapasitesi ve güvenilirliği önemli ölçüde artacak. Bölge içi aydınlatma altyapısında da hızla yapılanıyor. Birinci etap kapsamında 4 kilometrelik yolun aydınlatma direği ve altyapı imalatları tamamlanarak LED’e aydınlatmalar ile donatıldı. Kalan etaplardaki imalat çalışmaları ise aralıksız sürdürülüyor. LED montaj imalatlarının tamamlanmasıyla hem enerji verimliliğinin artması hem de işletme maliyetlerinin düşürülmesi bekleniyor.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 12:38 Kars’ta dolmuş ücretlerine tepki Kars’ta dolmuş ücretlerine yapılan zam, vatandaşların tepkisini çekti. 25 liradan 35 liraya yükseltilen taşıma ücretlerinin ardından birçok kişi fiyat artışının gerekçesini sorgulamaya başladı. "7 Kilometrelik mesafeye 35 lira çok fazla" Dolmuş fiyatlarının armasına bir anlam veremediklerini ifade eden vatandaşlar, Kars’ın en uzak noktalarının dahi yaklaşık 7 kilometre olduğunu belirterek, bu mesafe için 35 lira ödemenin yüksek olduğunu dile getirdi. Özellikle dar gelirli kesim, ulaşım giderlerinin günlük yaşamı zorlaştırdığına dikkat çekti . "Akaryakıt zamları bahane ediliyor" Dolmuşçuların zam gerekçesi olarak akaryakıt fiyatlarını göstermesine karşı çıkan vatandaşlar, artışın orantısız olduğunu savunuyor. "Her şeye zam geliyor ama bu kadar kısa mesafede bu fiyat kabul edilemez" diyen vatandaşlar, denetim çağrısında bulundu. "Belediyeye çağrı: Alternatif ulaşım sağlansın" Tepkilerin odağında yalnızca fiyatlar değil, çözüm beklentisi de yer alıyor. Vatandaşlar, belediyenin hatlara kendi toplu taşıma araçlarını koymasını talep ederek rekabet ortamı oluşturulmasını istiyor. Bu sayede fiyatların dengelenebileceği ifade ediliyor. "Zam kararının gözden geçirilmesi isteniyor" Karslılar, yetkililerden zam kararını yeniden değerlendirmelerini bekliyor. Özellikle öğrenciler ve sabit gelirli çalışanlar için ulaşımın daha erişilebilir hale getirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Öte yandan yapılan düzenleme ile daha önce 25 lira olan tam yolcu ücreti, yüzde 40 artışla 35 liraya yükseltildi. Öğrenci ücretlerinde de benzer bir artış yaşanırken; 20 lira olan öğrenci tarifesi 30 lira olarak güncellendi.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 11:32 EGİAD, TÜRKONFED bünyesindeki GİAD’ları İzmir’de ağırladı Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), TÜRKONFED bünyesinde faaliyet gösteren Genç İş İnsanları Derneklerini İzmir’de buluşturarak, iş dünyasının dönüşüm gündemine yön veren önemli bir programa ev sahipliği yaptı. EGİAD ev sahipliğinde 3 Nisan Cuma günü gerçekleştirilen İzmir programı kapsamında, kentin önde gelen kurumlarına ziyaretler düzenlenirken, günün ana eksenini iş dünyasında ortak akıl, kurumsal dayanışma, dönüşüm vizyonu ve gelecek odaklı iş birliği oluşturdu. EGİAD ev sahipliğinde gerçekleşen İzmir GİAD Buluşması’na Adana Genç İş adamları Derneği (AGİAD), Aydın Genç İş İnsanları Derneği (AYGİAD), Antalya Genç İş İnsanları Derneği (ANTGİAD), Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), Balıkesir Genç İş İnsanları Derneği (BAGİAD), Eskişehir Genç İş Adamları Derneği (ESGİAD), Genç Yönetici İş İnsanları Derneği (GYİAD), Manisa Genç İş Adamları Derneği (MAGİAD), Kuzey Kıbrıs Genç İş İnsanları Derneği, Genç Sanayici İş İnsanları ve Yöneticileri Derneği (GESİAD) katıldı. Program Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (BASİFED) Yönetim Kurulu Başkanı Semiha Güneş, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar ve Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi’yi ziyaretlerle başladı. Gün boyunca gerçekleştirilen ziyaretlerde, İzmir iş dünyasının çatı kurumlarıyla bir araya gelinerek bölgesel kalkınma, sanayi politikaları, ihracat kapasitesi, girişimcilik ekosistemi ve dönüşüm başlıkları çok boyutlu şekilde ele alındı. BASİFED, EBSO ve EİB nezdinde yapılan temaslar, genç iş dünyası temsilcilerinin kurumsal iş birliklerini daha da güçlendirme iradesini ortaya koydu. Akşam bölümünde EGİAD Dernek Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıda GİAD’ların birbirini daha yakından tanımalarına imkan sundu. Açılış konuşmaları, küresel ekonomik görünüm sunumu ve TÜRKONFED komisyonlarının tanıtım oturumu ile devam eden program, İzmir iş dünyasının kurumsal kapasitesini perçinledi. EGİAD Başkanı Kaan Özhelvacı, "Bugün rekabet gücü yalnızca üretim kapasitesiyle değil; kurumlar arası koordinasyon, ortak vizyon ve dönüşüm refleksiyle ölçülüyor. İzmir’de gerçekleştirdiğimiz bu temaslar, iş dünyasının farklı temsil alanları arasında daha güçlü bir stratejik eşgüdüm kurulmasının ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha göstermiştir" dedi. "İzmir, sadece bir ev sahibi değil, bir vizyon merkezi" Programın açılışında konuşan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı M. Kaan Özhelvacı, İzmir’in tarihi ticaret birikimi, girişimcilik kültürü ve üretim gücüyle Türkiye ekonomisinin stratejik merkezlerinden biri olduğunu vurgulayarak, genç iş insanları dernekleri arasındaki temasın yalnızca kurumsal bir buluşma değil, aynı zamanda geleceği birlikte inşa etme iradesi olduğunu ifade etti. Özhelvacı, "EGİAD olarak 35 yılı aşan kurumsal geçmişimizle yalnızca üyelerimize değil, bölgemize ve ülkemize değer üreten bir sivil toplum anlayışını temsil ediyoruz. TÜRKONFED çatısı altındaki GİAD’ları İzmir’de ağırlamak, bizim için sadece bir ev sahipliği değil; ortak aklı büyütme, deneyim paylaşımını güçlendirme ve geleceğe dönük yeni iş birliği alanları oluşturma sorumluluğudur." diye konuştu. Özhelvacı, bu çerçevede iş dünyasının yeni dönemde daha çevik, daha veriye dayalı ve daha dirençli yapılara ihtiyaç duyduğunu belirterek şunları söyledi: "Küresel sistemin yeniden şekillendiği bir eşikteyiz. Bu yeni dönemde iş dünyasının en büyük ihtiyacı; belirsizlikleri doğru okuyabilen, dönüşümü tehdit değil fırsat olarak görebilen ve ortak geleceğe yatırım yapabilen bir yönetim anlayışıdır. Genç iş insanları olarak bizim sorumluluğumuz, bu değişimi yalnızca izlemek değil, yön veren aktörlerden biri olmaktır." EGİAD’dan güçlü mesaj: Gelecek, dayanışmayla inşa edilecek Programın genel değerlendirmesinde, genç iş dünyası kuruluşları arasındaki bağların kuvvetlenmesinin yalnızca temsil kapasitesini artırmakla kalmayıp, Türkiye’nin ekonomik ve toplumsal dönüşümüne daha güçlü katkı sunulmasını da mümkün kıldığı vurgulandı. EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı M. Kaan Özhelvacı, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: "Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, daha fazla temas, daha fazla iş birliği ve daha fazla ortak üretimdir. Genç iş insanları dernekleri olarak bulunduğumuz her şehirde yalnızca kendi üyelerimizin değil, ülkemizin geleceğine dair sorumluluk taşıyoruz. EGİAD olarak inancımız net: Türkiye’nin ikinci yüzyılında sürdürülebilir kalkınmanın yolu; dijital, yeşil ve toplumsal dönüşümü birlikte sahiplenmekten geçiyor." Toplantıda konuşan BASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Semiha Güneş ise, Türkiye’deki GİAD’ların federasyon ve konfederasyon çatısı altında birlikte hareket etmesinin güç ve sinerji oluşturacağını belirtti. TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, "Türkiye ve bugün bizi buluşturan Ege Bölgesi, güçlü ihracat kapasitesi, girişimci kültürü ve stratejik lojistik konumuyla bu fırsatları en iyi değerlendirebilecek oyunculardan. TÜRKONFED olarak hiç durmadan mücadelemizi sürdürüyoruz. Kendi bileşenlerimiz arasında, kamuyla, özel sektörle, ulusal ve uluslararası politika yapıcılarla görüşmeler ve ortak çalışmalarla ülkemizi bu yeni düzen içinde hak ettiği yere taşımak için yeni yollar ve yöntemler geliştiriyoruz. Öte yandan şunu da biliyoruz: İstediğimiz kadar çok kaynağımız, istediğimiz kadar çok fırsatımız olsun Dünyanın en zengin ve en gelişmiş ülkeleri, girişimciliği, yatırımcılığı teşvik edenlerdir. Bu nedenle de bir ülkenin en kıymetli kaynağı insanlarıdır. Siz genç iş insanları, bu sürecin en değerli ortaklarısınız. Gençliğiniz, enerjiniz, girişimcilik şevkiniz, geleceğimizin en büyük güvencesidir" dedi. Küresel gelişmeler ışığında yeni ekonomik yol haritası TÜRKONFED bünyesinde görev yapan Ekonomi Danışmanı Can Selçuki ise, "Küresel Gelişmeler ve Ekonomik Görünüm" başlıklı sunumuyla katılımcılara dünyadaki ekonomik ve siyasal dönüşümün iş dünyasına etkilerini değerlendirme imkânı sundu. Değişen küresel dengeler, finansal görünüm, yatırım ortamı ve öngörülebilirlik başlıkları çerçevesinde yapılan değerlendirmeler, iş insanlarının önümüzdeki döneme ilişkin stratejik bakışını güçlendiren önemli bir içerik sundu. Selçuki, şunları söyledi: "11 Eylül güvenlikleşme, 2008 küresel finansal çöküş ve pandemi, İran savaşı, bunlar dünyada devletin vatandaşın hayatında rolünün daha da genişlediği, büyüdüğü bir trende doğru soktu. Bunların sonucunda üç senaryo var. İlki Soğuk Savaş, bir tarafta ABD, diğer tarafta Çin ve Rusya. Diğer senaryo imparatorluklar çağı. Aslında bizim 20. yüzyılda tesis etmeyi becerebildiğimiz uluslararası sistem, yerini 19. ve 18. yüzyılın uluslararası sistemine bırakıyor. Türkiye bu tabloda nerede? Enerji maliyetlerimiz yüzde 12 arttı. Faiz indirimi döngüsü durdu. 2026’da daha rahat bir ortam göremeyeceğiz ne yazık ki. Suriye savaşındaki gibi bir göç dalgası İran’dan beklemesek de doğalgazın yüzde 15’inin İran’dan geldiğini unutmamak gerekiyor. Ancak yapısal fırsatlarımız da var. Türkiye’nin lojistik değeri ortaya çıktı. Almanya ve İtalya’nın üretim kaybı var. Türkiye için bu bir fırsat. Türkiye için yeni ticaret koridorları açıldı. Bunun dışında Türkiye çevresindeki güvenlik yeniden şekilleniyor. Böyle bir ortamda Cumhuriyet’in kuruluş reflekslerine bir kez daha müteşekkir olmamak mümkün değil" dedi. TÜRKONFED komisyonlarıyla dönüşüm alanlarında güçlü mesaj Program kapsamında gerçekleştirilen TÜRKONFED komisyonları hakkında bilgilendirme oturumu ise, federasyon bünyesinde sürdürülen dönüşüm odaklı çalışma alanlarını görünür kıldı. Dijital dönüşümden yeşil dönüşüme, finansmana erişimden gençlik ve eğitime uzanan başlıklarda yapılan sunumlar; genç iş dünyasının yalnızca bugünün değil, yarının da ajandasını şekillendirdiğini gösterdi. Programın son bölümünde konuşmacılar, TÜRKONFED’in çok katmanlı dönüşüm yaklaşımının saha ile temas eden uygulanabilir ve sonuç odaklı yapısını ortaya koydu. TÜRKONFED Genç İş İnsanları Derneklerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Hakan Urhan, GİAD’larla yapılan istişare toplantılarının bundan sonraki süreçte daha sık yapılacağına dikkat çekerek, bu konuda çalışmaları hızlandırdıklarını ifade etti. Bir GİAD zirvesinin hazırlandığının bilgisini de paylaşan Urhan, komisyon başkanlarının verdiği katkılardan dolayı teşekkür etti. TÜRKONFED Başkan Yardımcısı ve Dijital Dönüşüm Komisyonu Başkanı Alp Avni Yelkenbiçer ise, Dijital Dönüşüm Komisyonu olarak yaptıkları projeleri ve planlamalarını aktardı. Sürekli öğrenme mekanizmasının kurumlarda işletilmesi gerektiğinin altını çizerek, dijital farkındalıkla verimlilik artışı hedeflediklerini ve GİAD’larda bir kıvılcım yakmak istediklerini kaydetti. TÜRKONFED Başkan Yardımcısı ve Finansmana Erişim Komisyonu Başkanı Kaan Kiziroğlu, "KOBİ’lerin talepleri doğrultusunda sahaya inerek odaklanılması istenen, tartışılması istenen finansman konularını masaya yatırıyor, sorunlara çözüm önerileri getirmeye çalışıyoruz. Finansal okur yazarlığı artırmaya yönelik eğitimler düzenliyor, KOBİ’leri alanlarında uzman isimler ile bir araya getiriyoruz. Yeni dönemde başlayacağımız proje ile KOBİ’lerin finansmana erişim endeksi çalışması gerçekleştireceğiz. Periyodik olarak yayınlanacak endeksin bölgesel kalkınma ve yatırım potansiyelinin artmasına destek olacağına inanıyoruz" dedi. TÜRKONFED Başkan Yardımcısı ve Gençlik ve Eğitim Komisyonu Başkanı Feyyaz Ünal da eğitim alanında mevzuat değişikliklerini takip ederek öneriler sunduklarını vurgulayarak, "2026 yılında TÜRKONFED Akademi hayata geçiyor. İlk döneminde yönetim kurulu başkanlarına ve üye federasyonlarımızın genel sekreterlerine yönelik eğitimler planlıyor olacağız. "Çağdaş Yurttaşın El Kitabı" tamamlandı, yakın zamanda lansman ile duyurusunu yapacağız. Genç TÜRKONFED, gençlere sivil toplum bilincini aşılamak ve bir sonraki adıma hazırlamak için kurulmuş bir topluluktur. Geçlere yönelik vizyon buluşmaları ve çeşitli etkinlikler gerçekleştirmekteyiz" dedi. TÜRKONFED Başkan Yardımcısı ve Yeşil Dönüşüm Komisyonu Başkanı Onur Ünlü, Avrupa Yeşil Mutabakatı ile hızlanmış bir süreç içinde mevzuatların Türkiye mevzuatına doğru aktarımına yönelik politika önerileri geliştirdiklerini ve bunları kamu kurumları ile paylaştıklarını dile getirdi. Ayrıca SME Climate Hub ile imzalanan iş birliği protokolünü aktaran Ünlü, birlikte Türkçe kaynaklar ve araçlar geliştirmeye başladıklarını kaydetti. Ünlü, TTGV ile hayata geçirecekleri yeni proje ile de işletmelere yönelik ücretsiz destekler vereceklerinin bilgisini paylaştı. İzmir programı, kurumsal hafızaya güçlü bir not düştü TÜRKONFED bünyesindeki GİAD’ların EGİAD ev sahipliğinde İzmir’de bir araya geldiği program, kurumsal dayanışmayı pekiştiren, fikir alışverişini büyüten ve gelecek dönem iş birlikleri için güçlü bir zemin oluşturan önemli bir buluşma olarak hafızalarda yer aldı. İzmir’in üretimden ihracata, girişimcilikten dönüşüm vizyonuna uzanan çok yönlü potansiyeli, bu program vesilesiyle bir kez daha güçlü biçimde ortaya kondu.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 11:17 BTSO MESYEB, nitelikli dönüşümün öncüsü olmaya devam ediyor Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) bünyesinde faaliyet gösteren Mesleki Yeterlilik Sınav ve Belgelendirme Merkezi (MESYEB), modern teknik altyapısı ve sunduğu kapsamlı hizmetlerle mesleki dönüşüm sürecine rehberlik ediyor. Elektrikli ve hibrit araç teknolojileri ile elektro-mekanik üretim gibi geleceğin sektörlerinin zorunluluk kapsamına alınması, MESYEB’in sektörel yetkinliğini kritik bir noktaya taşıdı. Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) tarafından yayımlanan son tebliğle birlikte, belge zorunluluğu getirilen meslek grubu sayısı 244’e ulaştı. Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren tebliğ uyarınca; Batarya Elektrikli Araç Bakım Onarımcısı, Elektrikli Araç Montaj Elemanı, Elektro-Mekanik Montaj İşçisi, Hibrit Araç Bakım Onarımcısı, Mermer-Doğaltaş İmalat Elemanı ve Mermer-Doğaltaş Ocakçısı gibi sanayide dönüşümü sırtlayan meslek dallarıyla birlikte 40 alanda daha belge zorunluluğu başladı. Söz konusu değişiklikle birlikte, iş sağlığı ve güvenliği standartlarının en üst seviyeye çıkarılması, nitelikli iş gücü kapasitesinin artırılması ve üretim süreçlerinde hata payının minimize edilerek kalitenin sürdürülebilir kılınması amaçlanıyor. MESYEB 2026 hedeflerini büyüttü Yeni düzenlemede, özellikle teknoloji odaklı alanlarda geniş yetki kapsamına sahip olan BTSO MESYEB, sanayicinin en stratejik çözüm ortağı olarak konumunu sağlamlaştırdı. MESYEB, bu alanlardaki tecrübesiyle belgelendirme süreçlerini hızlı, etkin ve uluslararası standartlarda yönetmeyi hedefliyor. Hâlihazırda 112 ulusal yeterlilik kapsamında faaliyet gösteren MESYEB, Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’ndeki (DOSAB) tam donanımlı tesisinde 87 farklı meslekte sınav ve belgelendirme yapabiliyor. Sanayicinin üretim hızını kesmeden hizmet sunan merkez, 2026 yılı içerisinde portföyüne 18 yeni mesleği daha ekleyerek etki alanını genişletmeyi planlıyor. "Sanayimizin Geleceğini Nitelikli İnsan Kaynağıyla İnşa Ediyoruz" BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, yeni düzenlemenin sanayideki dijital ve yeşil dönüşümle tam uyum sağladığını belirterek, "Küresel rekabette gücümüzü belirleyen temel unsur, sahip olduğumuz nitelikli insan kaynağıdır. Bugün sanayi, elektrikli ve hibrit araç teknolojileri gibi yeni nesil üretim modellerine evrilirken, mesleki yeterlilik sistemi bu değişimin en sağlam zeminini oluşturuyor. MESYEB olarak bu değişimi önceden okuyor, altyapımızı her geçen gün daha ileriye taşıyoruz." dedi. Yeni düzenlemeyle kapsama alınan kritik mesleklerin büyük bir kısmında BTSO MESYEB’in yetkili olduğunu ifade eden Başkan Burkay, şöyle devam etti: "Merkezimizin bu kapsamlı yapısı Bursa iş dünyası ve ülkemiz sanayisi için büyük bir avantaj. Firmalarımızın bu geçiş sürecinde üretim kaybı yaşamadan uyum sağlamalarını desteklemeyi amaçlıyoruz. Çalışanlarımızın mesleki yetkinliklerini uluslararası standartlarla tescil ederek hem istihdam kalitesini yükseltiyor hem de güvenli bir üretim ekosistemi oluşturuyoruz. MESYEB’i, yeni meslek dallarıyla zenginleştirerek sanayicimizin yolunu açmaya devam edeceğiz."
Denizli ekonomisi yılı güçlü verilerle kapatıyor
27 Aralık 2025 Cumartesi - 09:30 Denizli ekonomisi yılı güçlü verilerle kapatıyor Denizli Ticaret Odası’nın (DTO) aylık olağan meclis toplantısında konuşan DTO Başkanı Uğur Erdoğan, meclis üyeleriyle Denizli ekonomisine ilişkin güncel verileri paylaştı. Odalarının evrak bazında geçen yıla oranla işlem hacminde yüzde 40’lık artışa ulaştığını açıkladı. Üstün emek ve gayretlerinden dolayı üyeleri ile odalarının çalışanlarına teşekkür etti ve yeni yıllarını kutladı. Bu arada, odadaki görevlerinde 10, 20 ve 30 yılı geride bırakan meclis üyelerine de birer plaket ile teşekkür edildi. Denizli Ticaret Odası Meclisi’nin aralık ayı toplantısı Meclis Başkanı Salih Sarıkaya’nın idaresinde gerçekleştirildi. DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan, odalarının faaliyetleri ve sosyoekonomik gelişmelerle ilgili yaptığı aylık değerlendirme konuşmasında, iş dünyasının genel gidişatına ilişkin göstergelerden de bahsetti. Karşılıksız çek sayısında önemli bir gerileme yaşandığına dikkat çekti. Ekim ayında karşılıksız çek sayısının bir önceki aya göre yüzde 27,16 azaldığını, tutar bazında da yüzde 18,78’lik bir düşüş gerçekleştiğini kaydetti. DTO’nun üye sayısı, artmaya devam ediyor Başkan Erdoğan, meclis üyelerini DTO’nun üye yapısı hakkında da bilgilendirdi. Son bir ayda 138 yeni üye kaydettiklerini, 53 firmanın ise kaydını sildirdiğini, 9 firmanın da tasfiye sürecine girdiğini belirtti. Kasım ayı sonu itibarıyla odalarının üye sayısının 23 bin 364’e ulaştığını ve yüzde 4,35 artışla son bir yılda 974 yeni üye kazandıklarını da açıkladı. Denizli 16. sırada Konuşmasında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) verilerine de değinen Başkan Erdoğan, yılın ilk 10 ayında kurulan 253 gerçek kişi statüsündeki işletme ile Denizli’nin iller arasında 16’ncı sırada yer aldığını söyledi. Ayrıca, firma kuruluş ve terkinlerine ilişkin verileri de paylaşan Erdoğan, yılın ilk 11 ayında en fazla firma kaydının ikamet amaçlı binaların inşaatı, e-ticaret, gayrimenkul aracılık hizmetleri, ev tekstili toptan ticareti ile bakkal ve marketlerde perakende ticaret alanlarında gerçekleştiğini aktardı. Aynı dönemde en fazla firmanın terkin edildiği sektörler arasında ise e-ticaret faaliyetlerinin ilk sırada yer aldığını vurguladı. Oda olarak 11 aylık süreçte 772 sayısal takograf ve 571 K belgesi düzenleyip verdiklerini, 310 iş makinasını tescil ettiklerini ve 249 da kapasite raporunu onayladıklarını söyledi. Bunların yanı sıra 11 ayda 39 ekspertiz raporu, 14 yerli malı belgesi ve 4 levhaya kayıtlı sigorta acentesi belgesi verdiklerini de belirten Başkan Erdoğan, gelen 6.476 evraka karşılık 27.423 evrak düzenlendiğini ve işlem hacminde geçen yıla göre yüzde 40,06’lık artış yaşandığını ifade etti. Tekstil ve ham maddeleri ile hazır giyim ve konfeksiyondaki düşüş, yüzde 2,5 ile yüzde 3,5 arasında Değerlendirmesinde dış ticaret verilerine de yer veren DTO Başkanı Uğur Erdoğan, Denizli’nin Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) kayıtlarına göre 11 aylık dönemde 4 milyar 275 milyon 6 bin dolarlık ihracata imza attığını belirterek ihracatta yıllık bazda yüzde 6’lık bir artış yakalandığını vurguladı. İhracat yapılan ülkeler arasında Birleşik Krallık’ın ilk sırada yer aldığını da kaydeden Başkan Erdoğan, bu ülkeyi Amerika Birleşik Devletleri, İtalya, Almanya, Hollanda ve Fransa’nın izlediğini açıkladı. Sektörel bazda değerlendirildiğinde tekstil ve hammaddelerinde yüzde 3,36, hazır giyim ve konfeksiyonda da yüzde 2,54 bir daralma yaşandığını, bunlara karşılık diğer öne çıkan sektörler olan elektrik ve elektronik, demir ve demir dışı metaller, çelik ve madencilik ürünlerinde ise yüzde 4,21 ile yüzde 15,14 arasında değişen artışlar görüldüğünü dile getirdi. Erdoğan, Denizli’nin ithalatının ise yılın ilk 10 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0,53 azalarak 1 milyar 719 milyon 837 bin dolarda kaldığını söyledi. Denizli’nin en fazla ithalat yaptığı ülkelerin ise Bulgaristan, Kazakistan, Çin, Özbekistan ve Ukrayna olduğunu belirtti. 10, 20 ve 30 yılı dolduranlar, unutulmadılar Yılın son meclis toplantısında DTO’nun idari yapıları olan Meslek Komiteleri ile DTO Meclisi’ne seçilerek aldıkları görevlerde 10, 20 ve 30 yılı dolduran mevcut yönetimlerdeki üyelere birer teşekkür plaketi takdim edilerek hizmetlerinden dolayı teşekkür edildi. Başkan Erdoğan ile meclis üyeleri ayrıca, DTO’daki hizmet süresinin 31’inci yılına giren Meclis Başkanı Salih Sarıkaya’nın doğum gününü de kutladılar.
Palandöken: "Yılbaşında merdiven altı ürünlere dikkat"
27 Aralık 2025 Cumartesi - 09:06 Palandöken: "Yılbaşında merdiven altı ürünlere dikkat" Yeni yıl öncesi merdiven altı üretimin yaygınlaştığına dikkati çeken Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Bu nedenle bildiğiniz, tanıdığınız, güvendiğiniz esnafa yönelmeniz sizin için en doğru tercih olacaktır" dedi. Yılbaşı alışverişlerinde merdiven altı ürünlere karşı vatandaşlara uyarıda bulunan Palandöken, "Bildiğiniz üzere zehirlenme olaylarının birçoğu maalesef bu gecelerde, bu özel günlerde yaşanıyor. Özellikle merdiven altı ürünlere, akşam karanlığında arabanın arkasında satılan kuru yemiş veya karışık kuru yemiş adı altında sunulan, nerede ve ne şekilde muhafaza edildiği bilinmeyen ürünlere karşı çok dikkatli olunmalı. O anda ısıtılmış, cazip gösterilen ve gerçek fiyatının çok altında sunulan bu ürünler ciddi risk taşıyor. Hele hele şarküteri ürünleri bu noktada çok daha önemli. Midye, ciğer, tavuk sote gibi ya da farklı malzemelerden yapılmış, içeriği belli olmayan ürünlere de özellikle dikkat etmek gerekiyor. Aksi halde hem kendinizin hem de misafirlerinizin, konuklarınızın sağlığını riske atmış olursunuz. Bunun için yapılması gereken tek şey; dikkatli olmak, kontrollü davranmak ve tanıdığınız, bildiğiniz, güvendiğiniz esnafa yönelmeniz sizin için en doğru tercih olacaktır. Bilindiği üzere pastırma, sucuk gibi şarküteri ürünleri; balık, ciğer gibi çabuk bozulabilen gıdalar ve sütlü ürünler çok hassas ürünlerdir. Bu ürünlerde ekstra dikkatli olunması gerekir. Fiyat olarak ekonomik gibi görünebilir ama sağlığınızdan olabilirsiniz" diye konuştu. "Yılbaşı gecesi taksici esnafımız 24 saat hizmet verecek" Öte yandan yeni yılda sevdiklerine ulaşmak için yola çıkacak vatandaşlara da uyarıda bulunan Palandöken, "O gece dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli konu da trafiktir. İnsanlar alkol alabiliyor, alkollü sürücüler trafiğe çıkabiliyor. Yorgunluk ve yılbaşı gecesinin karmaşasıyla kaza riski de artıyor. Bu nedenle mümkünse toplu taşıma araçlarını kullanmak ya da 24 saat hizmet veren taksi duraklarımızdan faydalanmak en doğru tercih olacaktır. Aracınızı kullanmak yerine, güvenli bir şekilde bu hizmeti veren arkadaşlarımızla yolculuk yapabilirsiniz. Sizin sağlığınız, geleceğiniz ve ailenizle birlikte bulunduğunuz aracın içindeki huzurun bozulmasını kimse istemez. Ancak maalesef bu tür olumsuzluklarla sık sık karşılaşıyoruz. Bu nedenle yiyeceğimize, içeceğimize, alacağımız hediyelere ve bu hediyelerin niteliklerine dikkat etmemiz gerekiyor" şeklinde konuştu. "2026 yılının hayırlara vesile olmasını diliyorum" Herkese huzurlu ve sağlıklı bir yıl dileyen Palandöken şu ifadelere yer verdi: "Bu ürünlerin insan sağlığına zararlı olup olmadığını kısa sürede anlamak her zaman mümkün olmayabilir. Günler azaldıkça korsan satıcıların, insan sağlığını hiçe sayan bu tür kişilerin sayısı da maalesef artıyor. Birincisi, trafik kurallarına mutlaka riayet edilmeli; mümkünse o gece araç kullanılmamalı, toplu taşıma ya da 24 saat nöbetçi olan taksi durakları tercih edilmelidir. Şimdiden 2026 yılının hayırlara vesile olmasını diliyorum. Sağlıklı, huzurlu ve ailenizle birlikte arzu ettiğiniz şekilde bir yılbaşı geçirmenizi temenni ediyorum."
Prysmian işçileri Mudanya’da yürüdü
26 Aralık 2025 Cuma - 21:17 Prysmian işçileri Mudanya’da yürüdü Bursa’da Birleşik Metal-İş Sendikası üyesi Prysmian fabrikası işçileri, MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi (TİS) sürecine ilişkin alınan eylem kararları kapsamında Mudanya’da yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirdi. Edinilen bilgilere göre, Prysmian fabrikasından çıkan işçiler Mudanya BUDO Meydanı’na kadar yürüyerek eylemlerini sürdürdü. Yürüyüşün ardından meydanda toplanan işçiler, taleplerini kamuoyuyla paylaştı. Eyleme; Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Başkanı Özkan Atar, Genel Örgütlenme Sekreteri Fehmi Elmacı, Bursa Şubesi yöneticileri, Prysmian İşyeri Sendika Başkanı Ekrem Şaş, işyeri temsilcileri ve çok sayıda sendika üyesi katıldı. Yürüyüş boyunca işçiler, "Metal işçisi direnişin simgesi", "İşçiler açken patronlara huzur yok", "Direne direne kazanacağız" ve "Sadaka değil, toplu sözleşme" sloganları attı. Birleşik Metal-İş Sendikası, yürüyüş ve basın açıklamasına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, 24 Aralık’ta açıklanan eylem kararlarının kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Açıklamada, Genel Başkan Özkan Atar’ın, metal işçilerinin patronların dayattığı sefalet şartlarına boyun eğmeyeceğini, kazanılmış hakların gasp edilmesine izin verilmeyeceğini ve haklı talepler için mücadelenin sonuna kadar sürdürüleceğini vurguladığı ifade edildi. Eylem, yapılan basın açıklamasının ardından olaysız şekilde sona erdi.
Kadın Mühendis Okulu ile sanayiye kadın eli değiyor
26 Aralık 2025 Cuma - 19:04 Kadın Mühendis Okulu ile sanayiye kadın eli değiyor Kadın mühendislerin sanayi ve teknoloji alanlarında daha güçlü rol üstlenmesini hedefleyen Kadın Mühendis Okulu, Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) koordinasyonunda yürütülen örnek uygulamalarıyla istihdama doğrudan katkı sunuyor. Program kapsamında önümüzdeki dönemde yapılacak çalışmalar, Samsun Valisi Orhan Tavlı’nın başkanlığında düzenlenen toplantıda ele alındı. Toplantıya OKA Genel Sekreteri Mehlika Dicle, Merkez OSB Müdürü Hakan Tütüncüoğlu, Yeni OSB Müdürü Oğuz Keleş, Samsun Model Fabrika Müdürü Onur Berberoğlu, OKA Rekabetçi Ekonomi ve Dönüşüm Birimi Başkanı Fatih Ege ile Kadın Mühendis Okulu’nda eğitim alan kadın mühendisler katıldı. Görüşmelerde, kadın mühendislerin sanayideki etkinliğini artıracak yeni adımlar istişare edildi. Samsun Valiliği, Samsun Büyükşehir Belediyesi, Samsun Ticaret ve Sanayi Odası(TSO) ve TOBB Kadın Girişimciler Kurulu arasında imzalanan "Kadın İstihdamı ve Kadın Girişimciliği İş Birliği Protokolü" çerçevesinde hayata geçirilen Kadın Mühendis Okulu, üniversite öğrencisi ve yeni mezun kadınlara uygulamalı sanayi deneyimi kazandırmayı amaçlıyor. Program, işletmelerde dijital dönüşüm ve yalın üretim süreçlerinde kadın istihdamının artırılmasına odaklanıyor. Nisan ayında düzenlenen açılış töreniyle başlayan eğitim sürecinde programa kabul edilen 15 kadın mühendis, dört hafta boyunca yalın üretim teknikleri ve dijital dönüşüm başlıklarında kapsamlı eğitim aldı. Teorik içeriğin yanı sıra saha uygulamaları, sanayi örnekleri ve vaka analizleriyle desteklenen eğitimlerde, katılımcıların pratik becerilerinin güçlendirilmesi hedeflendi. Kadın mühendislere ayrıca YODA Analizi eğitimi verilerek organizasyonel olgunluk düzeylerini değerlendirme, güçlü ve gelişime açık yönleri tespit etme ve sürekli iyileştirme süreçlerine katkı sağlama yetkinlikleri kazandırıldı. Bu kazanımlar, Orta Karadeniz Bölgesi’nde beş işletmede yürütülen Öğren-Dönüş Projeleri kapsamında sahaya taşındı. Samsun Büyükşehir Belediyesi, Merkez OSB, Bafra OSB, Kavak OSB ve Merzifon OSB’deki işletmelerde toplam 10 hafta süren uygulamalar gerçekleştirildi. Öğren-dönüş sürecinin ardından katılımcılar, OKA ve OSB müdürlükleri ile sanayi yapıları ziyaret edilerek kariyer yönetimi, ilin sanayi altyapısı ve yatırım ekosistemi hakkında bilgilendirildi. Program sonunda kursiyerlerden yedisi çeşitli OSB’lerde "Yalın Üretim ve İş Geliştirme Sorumlusu" olarak istihdam edilirken, bir mühendis Samsun Model Fabrika’da, bir mühendis uluslararası bir e-ticaret firmasında, üç mühendis ise bölgede imalat sanayine yönelik faaliyet gösteren özel sektör işletmelerinde göreve başladı. 22 Eylül 2025’te gerçekleştirilen mezuniyet töreniyle birlikte Kadın Mühendis Okulu’nun ikinci dönem lansmanı da yapıldı. İkinci dönem için alınan başvurular arasından farklı mühendislik disiplinlerinden 17 yeni kadın mühendis adayı programa dâhil edildi. Kadın Mühendis Okulu, TR83 Bölgesi’nde kadın mühendislerin sanayiye entegrasyonunu güçlendiren bir model olarak öne çıkarken, yalın ve dijital dönüşüm süreçlerinde bölgesel ölçekte etki oluşturmaya devam ediyor.
Zeytin üreticileri için destek ve markalaşma önerisi
26 Aralık 2025 Cuma - 17:42 Zeytin üreticileri için destek ve markalaşma önerisi Aydın Ziraat Odaları, zeytin üretiminde artan maliyetler ve kuraklığın etkileri karşısında çiftçilerin desteklenmesi ve zeytin ile zeytinyağının markalı ürün olarak pazarlanmasına yönelik önerilerde bulundu. Aydın Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu, zeytin üretiminde yaşanan sorunlara ilişkin yaptığı açıklamada, üreticilerin desteklenmesi ve zeytin ile zeytinyağının markalı ürün olarak pazarlanmasının önemine dikkat çekti. Açıklamada çözüm önerileri kapsamında, çiftçilerin gelişmiş ülkelerde olduğu gibi desteklenmesi gerektiği vurgulandı. Ayrıca zeytin ve zeytinyağının ham madde olarak değil, paketli ve markalı ürünler şeklinde pazarlanmasının üretici gelirini artıracağı ifade edildi. Üreticinin desteklenmesinin aynı zamanda tüketiciye de katkı sağlayacağına dikkat çeken Aydın Ziraat Odaları’ndan yapılan açıklamada "Ülkemizde zeytin üretimi Ege, Akdeniz, Marmara, Güney Anadolu bölgelerinde, Akdeniz iklim kuşağında yapılmaktadır. Üretimim bir kısmı yağ, bir kısmı dane zeytin olarak değerlendirilmektedir. Zeytin kutsal kitaplarda bile ismi geçen ender ürünlerden birisidir. Tıp uzmanlarınca da sağlık açısından tüketilmesi önerilmektedir. Zeytin üretimi yapılan yerlerde de üreticilerimiz için en önemli gelir kaynaklarından biridir. Üretimi çok zahmetli, meşakkatli bir üründür. Genelde aile ziraatı olarak göze çarpar. Eğer aile ziraatı olmaz ise ürünlerin büyük kısmı ağaçlarda hasat edilmeden kalır. Son zamanlarda işçilik anormal derecede artış göstererek erkek işçi yevmiyesi 3 bin, 3 bin 500 TL, kadın işçi yevmiyesi ise bin 500 TL bulmaktadır. Tarımsal kuraklıktan zeytin de etkilenerek hem rekoltede hem de kalitede (danelik) kayıplar yaşanmaktadır. Girdi maliyetlerinde son yıllarda başta akaryakıt, gübre, zirai ilaç olmak üzere büyük artışlar yaşanmakta buda üreticilerimizi çok zorlamaktadır. Son iki yıla baktığımızda zeytinyağı fiyatları dünyada da düşmekte ancak zeytin üretimi yapılan Avrupa birliği ülkelerinde (İspanya, İtalya, Yunanistan) üreticiler 1,5 Euro’ya varan paralarla desteklenmektedir. Ülkemizde ise üretici birlikleri imkanları ölçüsünde kooperatifler vasıtası ile üreticilerimizden hem zeytin hem zeytinyağı alımı yaparak piyasada regüle vazifesi yapmakta, fiyatların dengede kalması için gayret içerisinde olmaktadırlar. Enflasyonun sebebi üretici olamaz. Çünkü ne aldığının ne sattığının fiyatını kendi belirleyememektedir. Oluşan fiyatlardan ne üretici memnun ne de tüketici. Üreten kazanamıyorum diye dertleniyor, bağırıyor, tüketici ise çok pahalı alamıyorum diye dertleniyor, ses yükseltiyor. Bunun çaresi gelişmiş olarak adlandırdığımız ülkelerdeki gibi çiftçilerin desteklenmesi, ürettiklerimizin ham olarak değil kutulu, markalı olarak satılabilmesi. Eğer üretici tam anlamıyla desteklenir ise bundan tüketici de faydalanır. Üreticiye destek aynı zamanda tüketiciye destek demektir" ifadeleri yer aldı.
Kilis’te üreticilere hibe destekli tarım ve hayvancılık ekipmanları dağıtıldı
26 Aralık 2025 Cuma - 17:19 Kilis’te üreticilere hibe destekli tarım ve hayvancılık ekipmanları dağıtıldı Tarım ve Orman Bakanlığı destekleriyle, Kilis Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinasyonunda hayvancılık ve bitkisel üretim yapan yetiştiricilere hibe desteği sağlandı. Proje kapsamında, il genelinde büyükbaş hayvan yetiştiriciliği yapan Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği ile Kırmızı Et Üreticileri Birliği üyesi 32 yetiştiriciye yüzde 50 hibeli yem kırma makinesi desteği verildi. Kilis Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği’ne üye 37 yetiştiriciye ise yüzde 70 hibeli küçükbaş kırkım makinesi dağıtıldı. Organik üzüm yetiştiriciliği yapan üreticilere yönelik destekler kapsamında da yüzde 85 hibeli 3 adet traktör askılı bacalı şaftlı dal kırma makinesi teslim edilirken, 300 organik üreticiye toplam 1.976 litre organik gübre desteği sağlandı. Programda konuşan Kilis Valisi Tahir Şahin, hayata geçirilen projelerle sağmal hayvanlarda süt veriminin ve besi hayvanlarında karkas randımanının artırılmasının, hayvanlara verilen yemden maksimum fayda sağlanmasının ve yetiştiricilerin iş yükünün azaltılmasının hedeflendiğini söyledi. Şahin, dal budama atıklarının komposta dönüştürülmesiyle hem atık sorununun önüne geçileceğini hem de toprağın zenginleştirilerek su tutma kapasitesinin artırılacağını belirterek, üreticilerin ekonomik olarak desteklenmeye devam edileceğini ifade etti. Programa Kilis Milletvekili Mustafa Demir ile Kilis İl Tarım ve Orman Müdürü Levent Küçük ve diğer protokol üyeleri katıldı
’’Gıda arzı güvenliği için tarımda teknolojik dönüşüm şart’’
26 Aralık 2025 Cuma - 16:33 ’’Gıda arzı güvenliği için tarımda teknolojik dönüşüm şart’’ Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte tarımın stratejik önemi net görüldü. Yapay zekâ ve otonom sistemlerle tarımda daha verimli ve sürdürülebilir üretim yapılabiliyor. Rusya-Ukrayna savaşı, modern çağda tarımın yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, jeopolitik bir güç unsuru olduğunu tüm dünyaya gösterdi. Ukrayna’nın ‘Avrupa’nın tahıl ambarı’ olarak devre dışı kalması, başta Afrika ve Orta Doğu olmak üzere birçok ülkede gıda krizini tetikledi. Bu süreçte Tahıl Koridoru Anlaşması, Türkiye’nin diplomatik gücü sayesinde hayata geçirilerek küresel gıda arzında hayati bir rol oynamıştı. Bu gelişme, tarımın artık savaşlar kadar belirleyici olduğunu; hatta savaşların seyrini etkileyebilecek bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini ortaya koydu. Tarımsal üretimi güçlü olmayan ülkelerin, küresel krizlerde bağımsız karar alma kabiliyetlerinin zayıfladığı açıkça görüldü. Tarım Teknolojileri Kümelenmesi (TÜME) Yönetim Kurulu Başkanı Abdulkadir Karagöz, Ukrayna savaşıyla birlikte tarımın stratejik öneminin daha net görüldüğünü belirterek, yapay zekâ ve otonom sistemlerle tarımda köklü bir dönüşümün şart olduğunu söyledi. Karagöz, Türkiye’nin bu yeni döneme güçlü bir tarım teknolojileri altyapısıyla hazırlanması gerektiğini ifade etti. "Ukrayna savaşı tarımın stratejik gücünü gösterdi" Ukrayna’nın küresel tahıl arzındaki kritik rolüne dikkat çeken Karagöz, Türkiye’nin öncülüğünde hayata geçirilen Tahıl Koridoru Anlaşması’nın milyonlarca insan için hayati öneme sahip olduğunu belirtti. "Bu süreç bize şunu net biçimde gösterdi: Tarım, artık sadece çiftçinin meselesi değil; devletlerin bağımsızlığıyla doğrudan bağlantılı bir alandır" diyen Karagöz, tarımsal üretim gücü olmayan ülkelerin kriz dönemlerinde ciddi kırılganlık yaşadığını söyledi. "Savaşlar üretimi durdurmuyor, teknoloji fark oluşturuyor" Geleneksel tarım anlayışının yerini teknoloji odaklı üretim modellerinin aldığını belirten Karagöz, günümüzde savaş ve kriz ortamlarında bile gıda üretiminin sürdürülebildiğini vurguladı. "Otonom sistemler ve yapay zekâ destekli üretim sayesinde artık mesele daha çok üretmek değil, daha verimli ve sürdürülebilir üretim yapabilmektir" ifadelerini kullandı. "Türkiye tarımda teknolojiyle dönüşmek zorunda" Türkiye’nin tarımsal üretimde önemli bir potansiyele sahip olduğunu ancak iklim krizi, su yönetimi, fiyat istikrarı ve yaşlanan üretici nüfusu gibi risklerle karşı karşıya olduğunu belirten Karagöz, özellikle hayvancılıkta yaş ortalamasının 60’a yaklaşmasının ciddi bir uyarı olduğunu söyledi. Karagöz, "Gençleri tarıma ancak modern, teknoloji tabanlı üretim modelleriyle çekebiliriz. Milli Teknoloji Hamlesi’nin tarım ayağını güçlendirmek zorundayız" dedi. "Yapay zekâ ile daha az kaynakla daha fazla verim mümkün" Süt üretimi üzerinden örnek veren Karagöz, teknoloji ve genetik altyapı sayesinde bugün 10 milyon inekle yapılan üretimin, 2 milyon inekle gerçekleştirilebileceğini belirtti. "Bu yaklaşım; suyu, emeği ve zamanı koruyan bir üretim anlayışıdır. Tarımda verimlilik artık bir tercih değil, zorunluluktur" diye konuştu.
Yalova OSB’de yatırımlar hız kesmeden devam ediyor
26 Aralık 2025 Cuma - 16:24 Yalova OSB’de yatırımlar hız kesmeden devam ediyor Yalova Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde, Türkiye’nin yeni nesil sanayi politikaları doğrultusunda şekillenen entegre üretim, eğitim ve teknoloji ekosistemi yaklaşımıyla planlı büyümenin devam ettiği bildirildi. OSB’de bugüne kadar katılımcıların 74’ü üretim tesisleri yapmak ve üretime geçmek üzere çalışmalarını sürdürüyor. Faaliyetleri devam eden 74 üretim tesisinin 14’ü üretimdeyken 40 sanayi tesisinin ise inşaatı devam etmekte olduğu kaydedildi. 20 firmanın ise inşaatına başlamak üzere proje çalışmalarını sürdüğü öğrenildi. İnşaat aşamasında olan 40 sanayi tesisinin büyük bölümünün 2026 yılı sonuna kadar üretime geçmesi hedefleniyor. Mevcut üretimde olan tesisler ile inşaatı devam eden ve proje aşamasındaki yatırımların dışında 24 katılımcı firma daha 2025 yılı Aralık ayı itibarıyla sanayi tesisi yatırımlarına başlamak üzere projelendirme çalışmalarına başladı. Söz konusu yatırımlar, ağırlıklı olarak yüksek teknolojili makine ve metal imalatı başta olmak üzere, OSB’nin ihtisas yapısına uygun sektörlerden oluşuyor. Tesislerin en fazla üç yıl içinde üretime geçmesi öngörülüyor. Sanayi yatırımlarındaki bu artışa paralel olarak Yalova Makine İhtisas OSB’nin yatırım ortamını güçlendiren sosyal, kamusal ve teknik altyapı yatırımlarını da eş zamanlı olarak hayata geçirdiği bildirildi. Bölgede faaliyete geçen kamu kampüsü, 112 Acil Sağlık Hizmetleri noktası, Jandarma Karakolu, Ortak Sağlık Güvenlik Birimi (OSGB) ve Teknopark, yatırımcıların ihtiyaç duyduğu kamusal ve destekleyici hizmetlere hızlı ve etkin erişim sağlıyor. Donatıların, iş sağlığı ve güvenliği, kamu düzen, acil müdahale kapasitesi, Ar-Ge ve inovasyon altyapısı açısından bölgenin kurumsal ve fonksiyonel bütünlüğünü güçlendirdiği ifade edildi. Planlı altyapı yatırımlarının nitelikli üstyapı gelişimi ve faaliyete geçen sosyal donatılar sayesinde bölgede yatırım iştahı istikrarlı biçimde artarken Yalova Makine İhtisas OSB, sanayi, teknoloji ve kamu hizmetlerinin entegre edildiği örnek bir organize sanayi bölgesi modelini ortaya koyduğu kaydedildi. Üretim kapasitesiyle bölgede önemli ölçüde istihdam artışı hedeflenirken Yalova ve çevre iller açısından güçlü bir ekonomik çekim alanı oluştu. Yalova Makine İhtisas OSB’nin üretim, istihdam, eğitim, teknoloji ve sürdürülebilirlik eksenlerinde benimsediği bütüncül kalkınma yaklaşımı çerçevesinde yerli, yeşil, yenilikçi ve yüksek teknolojili üretim vizyonuyla geleceğin sanayi modelinin bugünden inşa edildiğini ifade edildi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Sosyal yardım bütçesini, 2026 yılında 917 milyar liraya çıkarıyoruz"
26 Aralık 2025 Cuma - 15:58 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Sosyal yardım bütçesini, 2026 yılında 917 milyar liraya çıkarıyoruz" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Dünyanın en iyi işleyen, en kuşatıcı sosyal destek sistemine sahip ülkelerinden biri olarak sosyal yardım bütçesini, 2026 yılında 917 milyar liraya çıkarıyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sosyal medya hesabından ekonomi programına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Uyguladıkları ekonomi programının olumlu çıktılarının yansıması olarak gelir dağılımının iyileşmeye devam ettiğini vurgulayan Yılmaz, ekonomide daha dengeli bir yapı oluşmaya devam ettiğini söyledi. TÜİK tarafından gerçekleştirilen ve gelir referans yılı 2024 olan Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2025yılı sonuçlarının gelir dağılımdaki eşitsizliğin azaldığına işaret ettiğini söyleyen Yılmaz, "Araştırma sonuçlarına göre 2024 yılında en yüksek eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine sahip yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay bir önceki yıla göre 0,1 puan azalarak yüzde 48 olurken en düşük gelire sahip yüzde 20’lik grubun aldığı pay ise 0,1 puan artarak yüzde 6,4 olmuştur" ifadelerine yer verdi. "Ülkemizin sahip olduğu refahı, toplumun tüm katmanlarına yaymaya kararlıyız" Yılmaz, daha adil paylaşım ekonomik istikrar ve sosyal kalkınmanın da temel taşlarından birisi olduğuna işaret ederek, "Gelir eşitsizliğindeki gelişmeleri takip etmek açısından kullanılan toplumun en yüksek gelir elde eden yüzde 20’sinin elde ettiği payın en düşük gelir elde eden yüzde 20’sinin elde ettiği paya oranı şeklinde hesaplanan P80/P20 oranı bir önceki yıla göre 0,2 puan azalarak 7,5’e gerilemiştir. Ayrıca, Gini katsayısı da, bir önceki yıla göre 0,003 puan azalış ile 0,410 olarak tahmin edilmiştir. Tüm bu göstergeler, toplam gelirimizin arttığı bu dönemde, gelir dağılımının da iyileşmeye devam ettiğini göstermektedir. Sosyal devlet ilkesiyle, kapsayıcı kalkınma yaklaşımıyla ve ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ şiarıyla, ülkemizin sahip olduğu refahı, toplumun tüm katmanlarına yaymaya kararlıyız" açıklamasında bulundu. "Sosyal yardım bütçesini, 2026 yılında 917 milyar liraya çıkarıyoruz" Gelecek yıl bütçesinde toplumun tüm kesimlerini gözeten ve koruyan vatandaş odaklı bir yaklaşım sergilediklerinin altını çizen Yılmaz, "Dünyanın en iyi işleyen, en kuşatıcı sosyal destek sistemine sahip ülkelerinden biri olarak sosyal yardım bütçesini, 2026 yılında 917 milyar liraya çıkarıyoruz. Böylece, 2002 yılında yüzde 0,4 olan sosyal yardım ve desteklerin GSYH’ya oranını 2026 yılında yüzde 1,2’ye yükseltiyoruz. Vatandaşlarımızın daha ucuz elektrik ve doğalgaz kullanabilmeleri için 2026 yılı bütçesinde 373 milyar lira kaynak ayırdık. 2022 yılı Ocak ayından itibaren asgari ücreti vergi dışı tutmakta olup bu imkândan tüm çalışanlarımız yararlanmaktadır. Bu kapsamda yeni açıklanan asgari ücrete göre, 2026 yılında 1 trilyon 166milyar lira vergi istisnası öngörüyoruz. Doğalgaz ve elektrik sübvansiyon destekleri ve asgari ücretin vergi dışı tutulmasını da dikkate aldığımızda sosyal harcamalara ayırdığımız kaynaklar 2 trilyon 456 milyar liraya ulaşmaktadır" ifadelerine yer verdi. Yılmaz, eğitim, sağlık, istihdam ve sosyal destekler başta olmak üzere, kapsayıcı sosyal politikalar ile beşeri sermayeyi güçlendirmeye ve gelir dağılımında kalıcı iyileşme sağlamaya devam edeceklerini kaydetti. Enflasyona karşı kararlı bir mücadele verdiklerini de belirten Yılmaz, sağlanacak kalıcı düşüşlerin, vatandaşımızın refahının artmasına ve gelir dağılımında daha dengeli bir yapının oluşmasına katkı sağlayacağını dile getirdi.