EKONOMİ
Uzmanı değerlendirmelerde bulundu: "Yastık altında bulunan tonlarca altın üretime kazandırılmalı" 30 Mart 2026 Pazartesi - 22:01:31 Türkiye’de yastık altında tutulan altın miktarının 4 bin ila 5 bin ton arasında olduğu ifade eden Prof. Dr. İlkay Noyan Yalman, bu büyük birikimin ekonomiye kazandırılamamasının üretim, istihdam ve yatırım açısından önemli bir kayıp olarak değerlendirdiğini ifade etti. Türkiye’de vatandaşların geleneksel tasarruf aracı olarak gördüğü altın, son dönemde artan jeopolitik riskler ve ekonomik belirsizliklerle birlikte yeniden gündemin en önemli başlıklarından biri haline geldi. Ülkede yastık altındaki altının miktarının 4 bin ila 5 bin ton arasında olduğu belirtilirken, bu birikimin ekonominin dışında kalması dikkat çekiyor. Küçük miktarlarda dahi kolayca alınabilmesi ve güvenli liman olarak görülmesi nedeniyle vatandaşlar, ellerine geçen birikimleri çoğunlukla altına yönlendiriyor. Finansal okuryazarlığın sınırlı olması ve yüksek enflasyon ortamı da bu eğilimi güçlendiriyor. Son dönemde artan küresel gerilimler ve bölgesel çatışmaların da etkisiyle altına olan talebin daha da yükseldiği gözlenirken, krediye erişimin zorlaşması ve konut fiyatlarının artması da vatandaşların küçük birikimlerini altına yönlendirmesine neden oluyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlkay Noyan Yalman, söz konusu altın birikiminin ekonomiye kazandırılması halinde büyük ölçekli yatırımların yapılabileceği, milyonlarca kişiye istihdam sağlanabileceği ve özellikle enerji alanında dışa bağımlılığın azaltılabileceğini söyleyerek, "Yastık altındaki bu kıymetli hazinenin piyasaya çekilmesi çok önemli. Bununla ilgili doğru, güvene dayalı ve istikrar sağlayıcı politikalar uygulanmalıdır. Reel sektöre kazandırılan bu kaynaklar doğru yatırımlarda kullanılarak insanların daha da fazla kazanmasına sebep olmalıdır. Yani insanları buna inandırmak gerekir. Bu şekilde bu kaynaklardan faydalanabiliriz" dedi. Yalman, yastık altında tutulan altın miktarının değeri ile alakalı bilgiler de vererek, "Bu gerçekten çok ciddi bir rakam. Bunu örneklendirecek olursak bazı makalelerde, bu konuda çalışmalarda yaklaşık 8 bin 500 fabrika, 4 milyon insanın üzerinde istihdam veya enerji sektörüne bu parayla yatırım yapıldığı zaman Türkiye’nin cari açığının kapanması demek. Yani paranın büyüklüğünü ifade etmek için bu örnekleri veriyorum" diye konuştu. "Reel sektörün dışında olması ciddi bir kayıp" Türkiye’deki yastık altı altın miktarının Türkiye’yi Avrupa’da birinci sıraya çıkarabilecek enerji konusunda ve mevcut enerji kapasitesinin 6 katı enerji altyapısına sahip büyüklükte bir rakam olduğunu söyleyen İlkay Noyan Yalman, "Türkiye’de son dönemlerde özellikle savaşın da çıkmasıyla beraber altın çok konuşulan bir konu oldu ve buna paralel olarak yastık altındaki altınımız çok konuşuluyor. Bu da gayet doğal çünkü gerçekten çok büyük bir hacim, yaklaşık 4 bin ton ya da 5 bin ton altından bahsediliyor. Bunun ekonominin dışında olması, reel sektörün dışında olması ciddi bir kayıp. Çünkü Türk halkı altını seven bir halk. Özellikle düğünlerde, özel günlerde altınla hediyeleşme gelir seviyesi en düşükten en yükseğe kadar altın edinmek de aslında kolaydır. Bölünebilir olduğu için 1 gramdan tutun da külçe altına kadar herkes altın edinebiliyor. Eline birkaç kuruş para geçse onu altına hemen yatırıyor, yöneltiyor. Çünkü enflasyon yüksek, diğer finans araçları konusunda belki tam haberdar değil, finansal okuryazarlık oranı da Türkiye’de çok yüksek değil. Onu da saklaması kolay. Gerçi çok fazla tehdit de var tabii çalınması ile ilgili ama yine de biz buna yastık altı diyoruz. Bazı kaynaklarda bu 8 bin tona kadar çıkıyor. Bu gerçekten çok ciddi bir rakam. Enerji sektörüne yöneltildiği zaman bu altın, Türkiye’yi Avrupa’da birinci sıraya çıkaracak enerji konusunda ve mevcut enerji kapasitesinin 6 katı enerji altyapısına sahip büyüklükte bir rakam. Şimdi böyle ciddi bir rakamın hala yastık altında duruyor olması, tabii ki bunun en önemli sebebi ekonomide güven ve istikrar eksikliği" dedi. "Türkiye yıllardır enflasyonla mücadele eden bir ülke" Bu kadar büyük hacimli bir değerin ekonomiye çekilmesini çokta kolay olmadığını söyleyen Yalman, "Güven ve istikrar kronik bir hale geldi. Çünkü Türkiye yıllardır enflasyonla mücadele eden bir ülke. Son yıllarda, son 20 yılda tek rakamlı haneye düştüğü dönemler oldu enflasyonun ama o da tekrar yukarı çıktı. Enflasyonun olduğu dönemlerde Türk parasından, daha doğrusu ulusal paradan kaçış olur ve güvenli limanlara yönelim başlar. Burada da en önemli güvenli liman Türkiye için, Türkiye gibi benzer ülkeler için altındır. Mesela bu konuda Hindistan’ı da örnek verebiliriz. Türkiye’de 5 bin ton gibi bir yastık altı altın hacminden bahsederken Hindistan’da bu miktar 25 bin ton civarında olarak ifade ediliyor. Yani orada da ekonomiye duyulan istikrarın ve güvenin eksikliğinden kaynaklı bir durum söz konusu. Bu kadar büyük hacimli bir değerin ekonomiye çekilmesi de çok kolay değil açıkçası" diye konuştu. "Türkiye jeopolitik olarak çok kritik bir yerde" Amerika, İsrail ve İran savaşının Türkiye ekonomisine yansımalarından bahseden Yalman, "Türkiye jeopolitik olarak çok kritik bir yerde, bunu hepimiz biliyoruz dünyaca. Yakın zamanda başlayan Amerika, İsrail ve İran savaşı Türkiye için hem güvenlik açısından hem ekonomik açıdan çok ciddi bir tehdit. Bu sadece güvenliği değil, tabii ki ekonomiyi de olumsuz yönde etkiliyor. Biz bunun etkisini hemen altınla ölçüyoruz, yani altının fiyatı ne olacak diye herkes altını takip ediyor. Çünkü herkesin az da olsa çok da olsa altını var. Son dönemlerde yastık altı altının arttığını görüyoruz. Bu aslında konut fiyatlarının da artmasına sebep oldu. Çünkü konut alımında krediye ulaşmak zorlaştığı için insanlar büyük yatırım yapamıyorlar, yani bir ev alamıyorlar. Çünkü evin fiyatları yüksek. Ev alamayınca da insanlar küçük ölçekli tasarruflarını yine altın alarak yastık altına aktarıyorlar. Böylece bir yandan yastık altı altınlar artarken ev fiyatları da yükseliyor. Yani emlak piyasasını da olumsuz etkileyen bir sonuç ortaya çıkıyor. Yastık altındaki bu kıymetli hazinenin piyasaya çekilmesi çok önemli" şeklinde konuştu.
30 Mart 2026 Pazartesi - 19:49 İran’daki savaş Zengezur Koridoru’nun stratejik önemini artırdı ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları nedeniyle bölgede yaşanan güvenlik kaygıları, Türkiye ile Türk dünyasını birbirine bağlayacak Zengezur Koridoru’nu yeniden gündeme taşıdı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası artan güvenlik riskleri, Güney Kafkasya’daki dengeleri yeniden şekillendiriyor. Bu süreçte Azerbaycan ile Nahçıvan arasında doğrudan bağlantı kurmayı hedefleyen Zengezur Koridoru’nun önemi daha da belirgin hale geldi. Türkiye’nin Orta Asya ile kesintisiz ulaşımını sağlayacak proje, sadece ulaşım değil enerji ve ticaret açısından da kritik bir rol üstleniyor. Zengezur Koridoru’nun hayata geçirilmesiyle birlikte bölgesel ticaretin canlanması ve ekonomik entegrasyonun hız kazanması bekleniyor. Gelişmelerin yakından takip edildiği bölgede, Zengezur Koridoru’nun geleceği yalnızca iki ülkeyi değil, geniş bir coğrafyadaki siyasi ve ekonomik dengeleri etkileyecek kritik bir unsur olarak öne çıkıyor. Türkiye’yi Nahçıvan ve Azerbaycan’a bağlayacak Zengezur Koridoru’nun önemli bir parçası olan 224 kilometre uzunluğundaki Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu demir yolu hattında da çalışmalar sürüyor. Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu üyesi ve başkan adayı iş insanı Abdullah Atalar, bölgedeki ihracatçıların çok cesur olduğunu ve alternatif bölgeler bulabildiğini söyleyerek, "İran’daki gerilim gerçekten ihracatçımızı zor durumda bırakıyor. Buradaki ticaret yapan arkadaşlarımızı, bölgedeki arkadaşlarımızı da zor durumda bırakıyor. Gümrük kapılarımızdan Dilucu Gümrük Kapımız şu anda yoğun bir şekilde çalışmaya devam ediyor. İran’daki gerilimden dolayı burada bir yoğunluk var. Orada bir rahatlatmayla ilgili girişimlerimiz olacak. Gürbulak Kapısı ise bu gerilimden dolayı şu anda sıkıntılı. Iğdır’daki Dilucu’nda da bir yoğunluk söz konusu. Zaman içerisinde belki bu durum, Iğdır esnafımızın ve ihracatçımızın ticaretini artırabilmesi açısından daha iyi sonuçlar doğurabilir. Sınır kapımızda yığılmalar olabilir. Bütün doğuya açılan kapımızın burası olduğunu biliyorsunuz. Bu nedenle Zengezur Koridoru’nun ehemmiyeti de İran’daki bu gerilimden dolayı biraz daha önemli hale geldi. Gerek demir yolu hatlarımızın gerekse kara yolu hattımızın hızlı bir şekilde tamamlanması çok çok önemli hale geldi. Bizim ihracatçımız gerçekten çok cesur ve alternatif bölgeler bulabiliyor. Burada Iğdır’daki sahayı gezdim, baktım. Iğdır’daki arkadaşlarımız ve bölgede Doğubayazıt’taki arkadaşlarımız dünyanın her tarafına ihracat yapıyorlar. Ancak özellikle Dilucu Gümrük Kapısı’ndaki ve sınır ticaretindeki ihracatımızın İran’daki gerilimden sonra çok daha iyi olacağını düşünüyorum. Ama tüccarımız, esnafımız, ihracatçımız her zaman kendisine bir çıkış yolu buluyor. Çok cesur bir tüccarımız ve ihracatçımız var" dedi. Iğdırlı iş insanı Selahattin Çaylı ise, Zengezur Koridoru’nun Türkiye ile bütün Türki Cumhuriyetler arasında bir bağ oluşturduğunu söyleyerek, "Zengezur Koridoru, biliyorsunuz Türkiye ile Azerbaycan’ı birbirine bağlayacak ve Ermenistan topraklarından geçen bir koridoru ifade ediyor. Ermenistan’dan geçerken de hiçbir kontrol noktasına takılmadan, Türkiye’den veya dünyanın neresinden olursa olsun geçiş güzergahı olarak kullanılan bir hattır. Bu hatla ilgili çalışmalar devam etmektedir. Gerekli görüşmeler de iyi ilerlemektedir. Kısa zamanda bu hattın açılması, Türkiye ile bütün Türki Cumhuriyetler arasında bir bağ oluşturacak bir hat olarak ülkemiz açısından, şehrimiz açısından son derece önemli bir güzergah olacaktır. Biliyorsunuz Zengezur Koridoru son dönemde gelişen savaş olaylarından sonra son derece önemli hale gelmiştir. Bu tarafta oluşabilecek bir tıkanıklığın açılması, sadece Zengezur üzerinden olacaktır. Bu açıdan da Zengezur, bölge dinamikleri açısından, bölge ticareti açısından, ihracat açısından, tacir, tüccar ve turizmci açısından önemli bir noktadır. Bunun açılması artık elzem olarak karşımızda durmaktadır. İran’daki sınır kapılarımızdan geçişler, ticari faaliyetler açısından neredeyse durma noktasına gelmiştir. İnsanlar güven duymuyor. Güvenin olmadığı yerde ticaret olmaz. Ticaret, tacir ve tüccar esasen güveni tercih eder. Güven olmadığı için ticaret de durma noktasına gelmiştir. Bu sadece buradaki sınır kapımızı değil, dünya ticaretini etkileyen bir noktaya gelmek üzeredir. Kısa sürede inşallah bu savaşın da sulh yoluyla çözüleceğini bekliyoruz" dedi.
30 Mart 2026 Pazartesi - 17:04 Fırat Kalkınma Ajansı’ndan KOBİ’lere 235 Milyon TL’lik yeşil dönüşüm finansmanı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda faaliyetlerini sürdüren Fırat Kalkınma Ajansı, 2026 Yılı Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Geri Ödemeli Finansman Destek Programı’nı ilan etti. Malatya, Elazığ, Bingöl ve Tunceli illerini kapsayan TRB1 Bölgesi’nde faaliyet gösteren KOBİ’lere yönelik hazırlanan programla, işletmelerin yeşil dönüşüm odaklı yatırım ve uygulamalarının desteklenmesi hedefleniyor. Program kapsamında, Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş (SoGreen) Projesi öncelikleri doğrultusunda faizsiz geri ödemeli finansman sağlanacak. Programın, işletmelerin çevresel sürdürülebilirlik kapasitesini güçlendirmesi, rekabetçiliğini artırması ve bölgede kapsayıcı kalkınmaya katkı sunması bekleniyor. Programın temel çerçevesini; çevre dostu üretim süreçlerinin yaygınlaştırılması, kaynak verimliliğinin artırılması, döngüsel ekonomi uygulamalarının desteklenmesi ve çevresel etkilerin azaltılması oluşturuyor. Bu kapsamda özellikle imalat sanayi ve turizm sektörlerinde faaliyet gösteren KOBİ’lerin yüksek katma değerli, sürdürülebilir ve dönüşüm odaklı yatırımlarının desteklenmesi amaçlanıyor. Bunun yanında kadınlar, gençler ve diğer kırılgan gruplar için istihdam oluşturma potansiyeli taşıyan projeler de programın öncelikleri arasında yer alıyor. Başvurularda, iklim değişikliğinin azaltılması ve iklim değişikliğine uyum, su ve deniz kaynaklarının korunması, döngüsel ekonomiye geçiş, kirliliğin önlenmesi ve kontrolü ile biyoçeşitliliğin ve ekosistemlerin korunması ve restorasyonu gibi çevresel hedeflere katkı sunan proje teklifleri öncelikli olarak değerlendirilecek. Kadınlar ve gençler tarafından yönetilen işletmeler, kadınlar ve gençler başta olmak üzere kırılgan gruplar için istihdam oluşturan projeler, sosyo-ekonomik olarak daha az gelişmiş ilçelerde uygulanacak yatırımlar ve sürdürülebilirlik alanında kapasite geliştirmeyi içeren yaklaşımlar değerlendirme sürecinde avantaj sağlayacak. Toplam 235 milyon TL bütçeye sahip program kapsamında, proje başına asgari 2 milyon 600 bin TL, azami 7 milyon 500 bin TL destek sağlanacak. Proje uygulama süresi azami 6 ay olarak belirlenirken, geri ödeme süresi 6 ay geri ödemesiz dönem sonrasında 24 ay eşit taksit olmak üzere toplam 30 ay olacak. Programa başvurular, Kalkınma Ajansları Yönetim Sistemi (KAYS) üzerinden 25 Mart 2026 tarihinde başladı. Son başvuru tarihi 8 Mayıs 2026 saat 23.59 olarak belirlenirken, taahhütnamelerin Ajansa teslimi için son tarih 15 Mayıs 2026 saat 18.00’dir.Programın tanıtımı ve başvuru sürecine ilişkin bilgilendirme toplantısı 7 Nisan 2026 Salı günü saat 14.00’te çevrim içi olarak gerçekleştirilecek. Ayrıca potansiyel başvuru sahiplerine yönelik proje hazırlama eğitimleri de düzenlenecek. Bu eğitimlerle, başvuru sahiplerinin proje fikirlerini program öncelikleriyle uyumlu hale getirmeleri ve teknik-mali açıdan daha nitelikli proje teklifleri hazırlamaları amaçlanıyor. Programdan yararlanmak isteyen KOBİ’lerin, Ajansın protokol imzaladığı Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O.’nun TRB1 Bölgesi’ndeki bir şubesinden kredi uygunluk belgesi almaları gerekiyor. Başvuru şartları, uygun maliyetler, değerlendirme ölçütleri ve diğer detaylara Fırat Kalkınma Ajansı’nın web sitesinde (www.fka.gov.tr) yayımlanan başvuru rehberinden ulaşılabiliyor. Fırat Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mehmet Şirin Budancamanak, programa ilişkin değerlendirmesinde yeşil dönüşümün yalnızca çevresel bir tercih değil, aynı zamanda ekonomik bir zorunluluk olduğuna dikkat çekti. Budancamanak, "Bu destek programı ile bölgemizde faaliyet gösteren KOBİ’lerin rekabet gücünü artırmayı ve sürdürülebilir üretim modellerine geçişlerini hızlandırmayı hedefliyoruz. Kadınlar ve gençler için istihdam oluşturan, yenilikçi ve yüksek katma değerli projeleri öncelikli olarak destekleyeceğiz. TRB1 Bölgesi’nin yeşil kalkınma sürecinde öncü ve güçlü bir yapıya kavuşmasını amaçlıyoruz." ifadelerini kullandı.
30 Mart 2026 Pazartesi - 16:51 Yıldız Holding’de üst düzey atama Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanlığı’na, 2005 yılından bu yana Holding’in gıda ve uluslararası operasyonlarında farklı sorumluluklar üstlenen, pladis Orta Doğu ve Kuzey Afrika operasyonlarında görev yaptığı dönemde yeni pazarlara açılım, distribütör yapılarının güçlendirilmesi ve farklı coğrafyalarda operasyonel etkinliğin artırılmasına liderlik eden ve 2022 yılından bu yana Besler CEO’su olarak görev yapan Mert Altınkılınç atandı. Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü, yaptığı açıklamada, "Sürdürülebilir ve güçlü büyüme hedeflerimiz doğrultusunda, Yıldız Holding’in gıda ve uluslararası operasyonlarında uzun yıllardır önemli sorumluluklar üstlenen ve başarılara imza atan Mert Altınkılınç’ın liderlik kadromuzda bu önemli görevi üstlenmesinden memnuniyet duyuyorum. Mert Altınkılınç’ın sahip olduğu deneyim ve birikimle, gıda alanındaki faaliyetlerimizin daha bütüncül ve etkin bir yapıyla yönetilmesine ve stratejik hedeflerimize önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum" dedi. Yıldız Holding, sürdürülebilir ve güçlü büyüme hedefleri doğrultusunda ve odaklanma stratejisi kapsamında gıda alanındaki faaliyetlerini daha bütüncül ve etkin bir yapıyla yönetmek amacıyla Gıda Grubu Başkanlığı’nı oluşturdu. Bu kapsamda, 2005 yılından bu yana Grup bünyesinde farklı görev ve sorumluluklar üstlenen Besler CEO’su Mert Altınkılınç, Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanı olarak atandı. Mert Altınkılınç liderliğindeki Gıda Grubu Başkanlığı ile Yıldız Holding’in gıda kategorilerindeki operasyonlarını daha bütüncül bir yapı altında yönetmesi ve stratejik önceliklerini daha etkin şekilde hayata geçirmesi hedefleniyor. Bu yapı ile üretimden tedarik zincirine, inovasyondan ihracata uzanan süreçlerde entegrasyonun artırılması ve küresel pazarlardaki rekabet gücünün daha da güçlendirilmesi amaçlanıyor. Yıldız Holding’deki kariyerine 2005 yılında başlayan Mert Altınkılınç, Holding’in yurt içi ve yurt dışındaki şirketlerinde farklı yöneticilik görevleri üstlendi. Teközel, Eksper Gıda ve İstanbul Gıda’daki görevlerinin ardından pladis Orta Doğu ve Kuzey Afrika Managing Director olarak görev yaptı. Bu dönemde yeni pazarlara açılım, distribütör yapılarının güçlendirilmesi ve farklı coğrafyalarda operasyonel etkinliğin artırılmasına önemli katkılar sağladı. 2022 yılından bu yana Besler CEO’su olarak görev yapan Altınkılınç, güçlü marka portföyü ve çok kategorili yapısıyla şirketin stratejik dönüşümüne liderlik etti; özellikle dondurulmuş gıda ve yağ kategorilerinde ürün çeşitliliği ile üretim kapasitesinin artmasına ekipleri ile önemli katkı sundu. Aynı zamanda Donuk Fırıncılık Ürünleri operasyonunun Besler bünyesine dahil edilmesi ve Kerevitaş’tan Besler’e dönüşüm sürecinde yürütülen kurumsal çalışmalara öncülük etti. Dokuz Eylül Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü mezunu olan Altınkılınç, aynı alanda yüksek lisans yaptıktan sonra ABD’de MBA eğitimini tamamladı.
Gaziantep 2025’i 10 milyar dolar ihracat eşiğini aşarak kapattı
04 Ocak 2026 Pazar - 09:46 Gaziantep 2025’i 10 milyar dolar ihracat eşiğini aşarak kapattı Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, kentin 2025 yılı ihracatının 10 milyar 145 milyon dolara ulaştığını belirterek, zorlu küresel koşullara rağmen kentin Türkiye’nin en fazla ihracat yapan 6. ili olma konumunu koruduğunu söyledi. GTB Başkanı Mehmet Akıncı, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan 2025 yılı Aralık ayı ve yıl sonu dış ticaret verilerini değerlendirdi. Akıncı, Gaziantep’in Aralık ayında 977 milyon 928 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini belirterek, kentin geçen yılın aynı ayına göre yüzde 7,5 oranında artış yakaladığını ve bu performansla Türkiye’nin en fazla ihracat yapan 6. ili olma konumunu sürdürdüğünü ifade etti. 2025 yılının tamamında Gaziantep’in ihracatının 10 milyar 145 milyon 26 bin dolara ulaştığını kaydeden Akıncı, 2024 yılında 9 milyar 990 milyon 853 bin dolar olan ihracat hacminin, yaklaşık yüzde 1,5’lik bir artışla 10 milyar dolar eşiğinin üzerine taşınmasının, mevcut küresel ve ulusal ekonomik koşullar dikkate alındığında stratejik açıdan önemli olduğunu söyledi. Küresel talepteki yavaşlama, finansman maliyetlerindeki artış ve jeopolitik risklerin belirleyici olduğu bir yılda, ihracatta geri düşülmemesinin Gaziantep ekonomisinin dayanıklılığını ortaya koyduğunu aktaran Akıncı, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: "2025 yılı ihracat performansı, çok yüksek oranlı artışlar içermese de, Gaziantep’in üretim ve ihracat kabiliyetini koruduğunu net biçimde göstermektedir. Böylesi zorlu bir dönemde 10 milyar dolar gibi psikolojik ve stratejik bir eşiğin aşılması; sanayicilerimizin yatırım kararlılığı, ihracatçılarımızın pazar çeşitlendirme çabaları ve emekçilerimizin yüksek üretim disiplini sayesinde mümkün olmuştur." Önümüzdeki döneme ilişkin beklentilere de değinen Akıncı, 2026 yılında üretim kapasitesini güçlendiren, pazar çeşitliliğini artıran ve katma değeri yüksek ihracatı önceleyen bir büyüme anlayışıyla çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini dile getirdi. Gaziantep’in ihracatta sürdürülebilirliği sağlayan şehirler arasında yer aldığını vurgulayan Akıncı, yıl geneline yayılan istikrarlı performansın, kentin güçlü üretim altyapısının ve girişimcilik kültürünün doğal bir sonucu olduğunu söyledi. Akıncı, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Gaziantep; üreterek, katma değer oluşturarak ve istihdam sağlayarak ülke ekonomisine katkı sunmaya devam etmektedir. Bu süreçte özveriyle çalışan tüm sanayicilerimize, ihracatçılarımıza ve emekçi kardeşlerimize gönülden teşekkür ediyorum."
Ünverdi: "2025 yılında şehrimizden 10 milyar 145 milyon 26 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdik"
04 Ocak 2026 Pazar - 09:41 Ünverdi: "2025 yılında şehrimizden 10 milyar 145 milyon 26 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdik" GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, Gaziantep’ten 2025 yılında 10 milyar 145 milyon 26 bin dolarlık ihracata ulaşıldığını kaydetti. Türkiye ihracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan aralık ayı ihracat rakamlarını değerlendiren Ünverdi, yılın son ayında ise Gaziantep’ten geçen yılın aynı ayına göre yüzde 7,5 oranında artışla 977 milyon 928 bin dolarlık ihracat yapıldığını belirtti. Küresel piyasalarda ve ülke ekonomisinde yaşanan daralmaya rağmen Gaziantep’in büyük bir özveriyle üretim, ihracat ve istihdama devam ettiğini dile getiren Ünverdi, "Bu rakamlara ulaşılmasını sağlayan sanayicilerimize, ihracatçılarımıza ve çalışanlarımıza çok teşekkür ediyorum. Yeni yılın kazançlı, bereketli ve her anlamda şehrimiz ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum" dedi. Gaziantep’in hem yıllık hem aylık dönemde en fazla ihracat yapan 6’ncı il konumunda olduğunu dile getiren Ünverdi, 2025 yılında ihracatı savaşlar ve krizlerin gölgesinde devam ettirdiklerine işaret ederek, şunları kaydetti: "Geçtiğimiz yıl küresel riskler olağanüstü seviyelere ulaşırken talep daralması ile karşı karşıya kaldık. Bununla birlikte iç piyasa koşullarında sıkılaştırmanın etkisiyle nakit akışı ve finansman maliyetleri özellikle üreticilerimizi çok zorladı. Dezenflasyon sürecinin devamında olumlu bir gelişme olarak, Merkez Bankası (MB) kararlarında kendisini gösterdi. Merkez Bankası yıl sonundaki son üç kararında üst üste 3 defa faiz indirimine gitti. 2026 yılında da toparlanma için reel sektör olarak faiz indirimlerinin devam etmesini bekliyoruz. Daha rekabetçi olabilmemiz için de hammadde ve girdi maliyetlerindeki artışlara yönelik tedbirlerin alınması, ihracatçının daha fazla desteklenmesi ve ticaret yapan kesimi rahatlatacak şekilde yapısal reformların hayata geçirilmesini çok önemli buluyoruz." Gaziantep Sanayi Odası olarak sürdürülebilir sanayinin tüm unsurlarını Gaziantep sanayisine adapte etmek için çalışmayı sürdüreceklerinin altını çizen Ünverdi, "Şehrimiz sanayisinin teknoloji ve buna bağlı olarak katma değerli üretime geçişini sağlamak, şehrimizin ihracat birim değerlerini artırmak ve çevreye duyarlı üretimle yeni dünyaya entegre olabilmesi bizim en büyük hedeflerimiz arasında yer alıyor. Bu doğrultuda, ASELSAN ile yapmış olduğumuz iş birliği ile şehrimizde kuracağımız İleri Teknoloji Merkezi, Gaziantep Sanayi Odası Mesleki Eğitim Merkezi, Gaziantep Sanayi Odası Mesleki Yeterlilik Merkezi, Gaziantep Model Fabrika, Yeni Nesil Sanayici Platformu, TOBB Gaziantep Kadın Girişimciler Kurulu, Ticaret Elçileri Projesi, Toplum Gönüllüleri Vakfı, Odamız ve Gaziantep Üniversitesi ile yürütmüş olduğumuz ‘Güç Gençte, Gelecek Gaziantep’te’ projesi, İhracat Akademisi, kümelenme ve Ur-Ge projeleri ile yıl içinde gerçekleştireceğimiz yeni çalışmalarımızla sanayimizi geleceğe hazırlayacağız. 2026 yılı mottomuzu, "Sanayide Yapay Zeka" olarak belirlemiştik, bu doğrultuda yapay zekanın, dijitalleşmenin, verimliliğin arttığı bir dönüşüm için tüm yenilikçi adımları atmaya ve ihracatımızı geliştirmek için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
Manisa’da doğaltaş müzesi gibi ev
03 Ocak 2026 Cumartesi - 16:52 Manisa’da doğaltaş müzesi gibi ev Manisa’nın Salihli ilçesinde yaşayan 58 yaşındaki maden teknikeri Nazmi Gedikkaya, yıllar boyunca topladığı mermer ve doğaltaş koleksiyonuyla dikkat çekiyor. Türkiye’nin farklı bölgelerinde ve maden ocaklarında yöneticilik yapan Gedikkaya, meslek hayatı boyunca edindiği tecrübeyi adeta bir koleksiyona dönüştürdü. Gedikkaya, evinin bir köşesinde oluşturduğu özel alanda oniks, traverten, Marmara beyazı, Muğla beyazı, rossa bellisimo, rossa levanto, rossa tea, rozasalya, cremo bello, süpren, afrodit pink, Milas leylak, limyra, Söğüt bej, dolamit, serpantin, Sardes king bej, Milas sedef, Afyon şeker, andezit, granit, cremo nova, Sofita bej, diana royal, silver traverten, Amasya bej, Ottoman bej, tundra gri, beyaz oniks, bal oniks, yeşil oniks, emperador mermeri ve rustik yeşil mermer gibi Türkiye’de en çok üretilen ve satılan 50’den fazla mermer ve doğaltaşı sergiliyor. Türkiye’nin mermer ve doğaltaş zenginliğine dikkat çeken Gedikkaya, "Türkiye’de 1500’ün üzerinde farklı yapıda, 120’nin üzerinde farklı renk ve desende mermer bulunuyor. Ancak bu zenginliğin yalnızca yüzde 15’i ekonomiye kazandırılabiliyor. Yüzde 85’i ise hala toprağın altında. Arazide değerli bir taş gördüğümde çok farklı duygular yaşıyorum" dedi. Mermer ve doğaltaşların kendisine büyük mutluluk verdiğini ifade eden Gedikkaya, "Farklı bir taş bulduğumda geceleri sevinçten uyuyamıyorum. Bu taşları ilk çıkardığımız andaki heyecanı herkesin yaşamasını isterim. O taşın doğadaki oluşumu ve ham hali gerçekten inanılmaz" diye konuştu. Birçok değerli taşın Türkiye’ye özgü olduğunu vurgulayan Gedikkaya, çocuklarına bırakacağı en güzel mirasın bu koleksiyon olduğunu belirtti. Gedikkaya ayrıca koleksiyonunda mermer ve doğaltaşların yanı sıra kurşun, altın, kömür, krom ve cips minerali gibi metalik madenlerin de yer aldığını sözlerine ekledi.
Gaziantep, 2025 yılını 10,1 milyar dolar ihracatla kapattı
03 Ocak 2026 Cumartesi - 16:23 Gaziantep, 2025 yılını 10,1 milyar dolar ihracatla kapattı Gaziantep, Aralık ayında 977 milyon 928 bin dolar ihracat gerçekleştirerek, 2025 yılını toplam 10 milyar 145 milyon 26 bin dolar ihracatla tamamladı. Gaziantep Ticaret Odası (GTO) Yönetim Kurulu Başkanı M. Tuncay Yıldırım, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan ihracat verilerini değerlendirerek, Gaziantep’in küresel ticarette artan belirsizliklere rağmen yılı yüzde 1,5 artışla tamamlayarak, üretim gücünü ve ihracattaki direncini bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi. Gaziantep’in 2025 yılında Türkiye’nin en fazla ihracat yapan 6. ili olduğunu hatırlatan Yıldırım, şehrin Türkiye ihracatının yaklaşık yüzde 4,3’ünü gerçekleştirdiğini belirterek şunları söyledi: "Gaziantep; kriz dönemlerinde üretimi durduran değil, koşullara hızla uyum sağlayarak yoluna devam eden güçlü bir sanayi kültürüne sahiptir. Bu kültür, şehrimizi Türkiye ihracatının temel taşıyıcı şehirlerinden biri haline getirmiştir." "2025, serbest ticaretin değil korumacılığın öne çıktığı bir yıl oldu" 2025 yılının küresel ticaret açısından son derece zorlu geçtiğine dikkat çeken Yıldırım, "2025 yılı; küresel ticarette yalnızca talep daralmasının değil, aynı zamanda jeopolitik risklerin, ticaret savaşlarının ve yeni gümrük duvarlarının belirleyici olduğu bir yıl oldu. Bugün ihracat yaptığımız pazarlarda rekabet, sadece kaliteyle değil; sübvansiyonlar, devlet destekleri ve korumacı politikalarla şekilleniyor. Böyle bir ortamda ihracat yapmak her zamankinden daha zor. Önümüzdeki dönemde daha yüksek katma değerli, daha markalı ve daha sürdürülebilir bir ihracat yapısını güçlendirmemiz gerekiyor. Gaziantep Ticaret Odası olarak üyelerimizi bu dönüşüme hazırlayan rehberlik ve destek çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz" dedi. "İş dünyasını ‘Gaziantep Dış Ticaret Zirvesi’ne davet ediyorum" Bu kapsamda Gaziantep iş dünyasını Gaziantep Dış Ticaret Zirvesi’ne davet eden Yıldırım, "Bölgemiz ihracatçılarının yeni pazar fırsatlarına erişimini güçlendirmek ve uluslararası ticaretteki güncel gelişmeleri değerlendirmek amacıyla, 15 Ocak 2025 günü ‘Gaziantep Dış Ticaret Zirvesi’ni gerçekleştireceğiz. Zirvede alanında uzman birbirinden değerli isimlerle ihracatta finansman ve risk yönetimi, Yeşil Mutabakat ve sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve e-ihracat gibi başlıklarda ihracatçılarımıza yol gösterecek oturumlar yer alacak. Tüm ihracatçılarımızı ve ihracat yapmayı hedefleyen firmalarımızı bu önemli buluşmaya davet ediyorum" şeklinde konuştu.
Esnaf ve sanatkâra yılın ilk müjdesi: Faiz oranı düşürüldü
03 Ocak 2026 Cumartesi - 15:41 Esnaf ve sanatkâra yılın ilk müjdesi: Faiz oranı düşürüldü Esnaf ve sanatkârların finansmana erişimini kolaylaştırmaya yönelik önemli bir adım atıldı. Kooperatifler kefaletiyle kullandırılan devlet hazinesi faiz destekli işletme ve yatırım kredilerinde faiz oranı yıllık yüzde 25’ten yüzde 20’ye düşürüldü. Yeni düzenleme, 5 Ocak 2026 Pazartesi gününden itibaren kooperatif kefaletiyle kullandırılacak krediler için geçerli olacak. Faiz indirimiyle birlikte aylık faiz oranı da yüzde 1,66 seviyesine çekildi. Esnafa nefes aldıracak adım Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Yeşil Nilüfer Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi Başkanı Vedat Bayram Aydın, düzenlemenin özellikle artan maliyetler karşısında zorlanan esnaf ve sanatkârlar için önemli bir rahatlama sağlayacağını belirtti. Aydın, faiz indiriminin işletmelerin nakit akışını rahatlatacağını ve yatırım iştahını artıracağını ifade etti. Teşekkür mesajı Başkan Aydın, esnaf camiasına yılın ilk müjdesi niteliğindeki bu düzenlemenin hayata geçirilmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek, TESKOMB Genel Başkanı Abdulkadir Akgül, TESKOMB 7. Bölge Birliği ve Başkan Vekili Bahri Şarlı ile Türkiye Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan’a katkılarından dolayı şükranlarını sundu. Faiz indirimiyle birlikte esnaf ve sanatkârların daha uygun şartlarda kredi kullanabilmesinin, yerel ekonominin canlanmasına da katkı sağlaması bekleniyor.
Manisa’da kırsal kalkınmaya 144 milyon TL’lik dev yatırım
03 Ocak 2026 Cumartesi - 14:50 Manisa’da kırsal kalkınmaya 144 milyon TL’lik dev yatırım Manisa Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınmayı desteklemek için önemli hizmetler gerçekleştirdi. 2025 yılı içinde 144 milyon liralık dev yatırım desteği ile üreticilerin yanında olmayı sürdürdü. Gelişmiş sanayisinin yanı sıra bereketli topraklarıyla da ülkenin önemli tarım kentlerinden biri olan Manisa’da, 2025 yılında kırsal kalkınmaya yönelik de önemli yatırımlar yapıldı. Çiftçilerin ve hayvan üreticilerinin gelirlerinin artması için tarımsal sulama hizmetlerinden hayvan içme suyu göletlerine, arıcılığın geliştirilmesinden zararlılar için biyoteknik mücadeleye, tohum ve yem bitkisi desteklerinden süt kooperatiflerine kadar birçok alanda desteklemeler yapıldı. Manisa genelinde faaliyet gösteren 63 kooperatif ve 1 ziraat odasına, üretimi güçlendirmek amacıyla Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından 57 milyon TL tutarında destek sağlandı. Destek kapsamında sulama boruları, güneş enerji panelleri, süt soğutma tankları temin edilerek kooperatiflere teslim edildi, tarımsal sondaj çalışmaları gerçekleştirildi. Tarımsal sulama destekleri ve yağmur suyu hasadı Küresel ısınma ve iklim değişikliği nedeniyle yaşanan su sorunlarına karşı da projeler üreten Manisa Büyükşehir Belediyesi, Gördes ilçesine bağlı Malaz Mahallesi’ne 35 bin metreküp su tutma kapasiteli tarımsal sulama göleti kazandırdı. Proje, sadece tarımsal sulamaya sağlayacağı desteğin yanında kar ve yağmur hasadıyla su sıkıntısı yaşanan bölgelerde üreticilerin sulu tarım yapmasına imkan sağlayacak. Bölgedeki besi ve yaban hayvanlarının da su ihtiyacını karşılamasına katkı verecek olan gölet aynı zamanda orman yangınları konusunda da yangın helikopterlerinin su ihtiyacına da cevap vererek, müdahalelerde zaman kazandıracak. Bununla birlikte Manisa Büyükşehir Belediyesi 3 adet yeni gölet inşa ederken, mevcuttaki 87 hayvan içme suyu göletinin de bakım ve onarımlarını gerçekleştirerek üreticilerin hizmetine sundu. Suyun korunumuna karşı önemli adımlar Yaşanan su sorunlarına yönelik de projeler üreten Manisa Büyükşehir Belediyesi 2025 yılında da vahşi sulama uygulamasından vazgeçilmesi için 71 kilometre boru desteği sağladı. Ekonomik ömrü biten tarımsal sulama sistemlerinde de yenileme çalışması yaparak suyun boşa gitmesini önledi. Tarımsal üretimde de üreticilerin ilaçlama faaliyetlerinin sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi için 94 taral dolum istasyonunu üreticilerin hizmetine sundu. Arıcılara kovan desteği Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinesinde yürütülen destekleme projeleri kapsamında arıcılara da yüzde 50 hibeli olarak 2 bin adet kovan desteği sağlayan Manisa Büyükşehir Belediyesi, 39 üreticiye ise Gölmarmara Hıroğlu Mahallesi’ndeki Arıcılık Eğitim ve Ana Arı Eğitim Merkezi’nde üretilen 359 ana arının teslimini yaptı. ‘Kovanlar Bizden Arıcılık Kadınlarımızdan Projesi’ ile de 96 adet kovan desteğinde bulunuldu. ‘Çalışkan Arılara Merhaba Projesi’ kapsamında ise ilköğretim düzeyindeki 16 okuldan bin 68 öğrenciye eğitim verildi. Yangın sonrasında yaralar sarılmaya çalışıldı Yaşanan yangın felaketi sonrasında yaraları sarmaya destek olan Manisa Büyükşehir Belediyesi, yangından zarar 497 üreticiye 91 bin 469 adet zeytin, 4 üreticiye de bin 580 adet ceviz fidanı desteğinde bulundu. Biyoteknik mücadele yaygınlaştırılıyor Kanadı Noktalı Sirke Sineğine Karşı Biyoteknik Mücadelenin Yaygınlaştırılması Projesi kapsamında 143 mahallede 32 bin 535 dekarlık tarım arazisinde kiraz üretimi yapan 2 bin 722 üreticiye toplam 165.000 şişe elma sirkesi dağıtan Manisa Büyükşehir Belediyesi, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) Hastalığı ile Mücadele için de antiparaziter preparat dağıtımı gerçekleştirdi. Buzağılar Büyüyor, Çiftlikler Güçleniyor Projesi kapsamında, 19 süt kooperatifine 2 bin adet sindirim güçlendirici vitamin, 2 bin adet de emzikli buzağı biberonu desteği sağlandı. Büyükşehir’in tohum destekleri ile toprak bereketleniyor Manisa Büyükşehir Belediyesi, üreticiye destek projeleri kapsamında, yüzde 75 hibeli olarak bin 397 üreticiye 216 bin kilogram buğday, 188 bin kilogram arpa tohumu dağıtımında bulundu. Yüzde 75 hibe destekli Yem Bitkisi ve Süt Tohumu Bizden, Hasat Sizden Projesi ile de 114 bin 500 kilogram 5’li karışım yem bitkisi tohumu, 5 bin 925 kilogram süt otu tohumu desteğinde bulunuldu. Meyve üreticilerine yönelik olarak ise yüzde yüz hibeli olarak, bin 999 üreticiye 24 bin 700 litre sıvı gübre ve 3 bin 432 litre aminoasit desteği verilmeye başlandı. Manisa’da kırsal kalkınmada önemli destekler Büyükşehir Belediyesi olarak tarımsal kalkınmaya yönelik yatırımlara ve projelere önem verdiklerini belirten Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, yatırımların ve desteklemelerin sadece Manisa’ya değil ülkeye de katkı sağladığını söyledi. Kırsal kalkınmaya yönelik rekor desteklerde bulunduklarını belirten Başkan Dutlulu, bu desteklerin yeni yılda da devam edeceğini söyledi. Başkan Dutlulu, "Manisa’mızın bereketli topraklarında üretimin durmaması, çiftçimizin emeğinin karşılığını alması en büyük önceliğimizdir. Göreve geldiğimiz günden bu yana, artan maliyetler ve değişen iklim şartları karşısında üreticimizi asla yalnız bırakmadık. Kooperatiflerimizden bireysel üreticimize kadar her alanda, toplamda 144 milyon lirayı bulan bu destekler bir ’can suyu’ niteliğindedir. Amacımız sadece günü kurtarmak değil; modern sulama sistemleriyle, enerji destekleriyle ve bilimsel tarım yöntemleriyle Manisa tarımının geleceğini garanti altına almaktır. Çiftçimiz tarlasında, üreticimiz damında huzurlu olsun, Büyükşehir Belediyesi her zaman onların yanındadır" dedi.
AOSB Başkanı Sütcü: "Her yatırım, geleceğe bırakılmış bir değer zinciridir"
03 Ocak 2026 Cumartesi - 13:16 AOSB Başkanı Sütcü: "Her yatırım, geleceğe bırakılmış bir değer zinciridir" AOSB Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Sütcü, "Adana’nın üretim gücüyle ülke ekonomisine değer katan her adım, geleceğe bırakılmış kalıcı bir mirastır" dedi. Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi (AOSB), sürdürülebilir büyüme, çevreci üretim ve güçlü altyapı yatırımlarıyla Türkiye’nin sanayi üsleri arasında fark oluşturmaya devam ediyor. AOSB Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Sütcü, AOSB’nin Türkiye sanayisinin en güçlü üretim merkezlerinden biri haline geldiğini belirterek, "Kuruluşumuzdan bu yana her yatırımımızı ülkemizin üretim gücüne ve gelecek kuşaklara değer katmak için planladık. Her yatırımımızı günü kurtarmak adına değil, gelecek 50 yılı planlayarak projelendirdik" diye konuştu. Sütcü, AOSB’nin bugün 2 bin 227 hektarlık alana ulaştığını ve doluluk oranının yüzde 99 olduğunu, 498 faal firmanın bölgede üretim yaptığını, toplam 41 bin 865 kişiye istihdam sağlandığını ve AOSB firmalarının ihracat hacminin 1,8 milyar doları bulduğunu vurguladı. "Sanayicilerimizin başarısı Adana’nın üretim gücü" Sütcü, AOSB’de 21 farklı sektörün faaliyet gösterdiğini ve bunlar arasında metal, kimya, plastik, tekstil, gıda, makine, kâğıt ve eczacılık gibi stratejik alanların öne çıktığını söyledi. AOSB’de 9 farklı sektörde faaliyet gösteren 27 yabancı sermayeli firma bulunduğunu belirten Sütcü, "Uluslararası yatırımcılar AOSB’ye güveniyor. ADM, Alpla, Greenbrier, Rivulis, Saint-Gobain Weber ve Soudal gibi dünya markaları bölgemizde üretim yapıyor. Bu firmalar AOSB’yi küresel tedarik zincirinin bir parçası haline getirdi"ifadelerini kullandı. AOSB’nin çevre yönetiminde örnek bir bölge olduğunu da vurgulayan Sütcü, bölgede atık su arıtma tesisinin günlük 90 bin metreküp, kullanma suyu arıtma tesisinin ise 222 bin metreküp kapasiteyle hizmet verdiğini kaydetti.Sütcü, "Yeşil OSB hedefimiz doğrultusunda 1 milyon 552 bin metrekare yeşil alan oluşturduk. CO tutma kapasitesi yüksek ağaçlandırmalarla sürdürülebilir bir yaşam alanı oluşturuyoruz. TSE onaylı karbon ayak izi yazılımımızla çevresel performansımızı ölçülebilir hale getirdik" şeklinde konuştu. Enerji ve altyapıda yüksek standart Sütcü, AOSB Bölge Müdürlüğü aracılığıyla 275 MW kurulu güç, 8 ana dağıtım merkezi, 25 tali ve 135 yardımcı dağıtım merkezi üzerinden 24 saat SCADA kontrol sistemi ile enerji arzının güvence altına alındığını belirtti. 10 kilometrelik galeri hattı ile 154 ve 380 kV’luk trafo merkezleri sayesinde bölgeye yüksek verimlilikte enerji sağlandığını vurgulayan Sütcü, "Adana’nın doğalgaz tüketiminin yüzde 35’i ve su tüketiminin yüzde 24,72’si bölgemizden karşılanıyor. Enerji verimliliği artık AOSB’nin bir kültürüdür. AOSB Meslek Yüksekokulumuz ve Teknoloji Kolejimiz ile eğitimden üretime uzanan bir model oluşturduk. AOSB Anaokulumuzla da kadın istihdamına destek sağlıyoruz" ifadelerine yer verdi. Bölge Müdürlüğüne bağlı faaliyet gösteren Proje Destek Birimi’nin çalışmalarına da değinen Sütcü, 2022-2024 döneminde Türkiye genelindeki dokuz üniversiteyle 428 akademisyen-firma ziyareti gerçekleştirildiğini ve 110 eşleştirmeye imza atıldığını belirterek "Proje Destek Birimimiz, sanayiciyle bilimi buluşturdu. Bu iş birliği sayesinde yenilikçi çözümler üreten bir sanayi ekosistemi oluştu" dedi. "Ar-Ge ve tasarım merkezlerinde lideriz" AOSB’nin Türkiye’de en fazla Ar-Ge ve Tasarım Merkezi’ni barındıran OSB olduğuna değinen Sütcü, "7 Ar-Ge ve 6 Tasarım Merkezimizle üretimi bilgiyle buluşturuyoruz. Sanayi Odaklı Ar-Ge ve İnovasyon Yarışmalarımız ve Kuluçka Merkezimiz yenilikçi fikirlere alan açıyor" bilgisini paylaştı. AOSB’de gerçekleştirilen altyapı ve yatırım projelerinden söz eden Sütcü, Otoban İkinci Bağlantı Kavşağı, Atık Su Arıtma Tesisi İyileştirmesi, Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu Koordinasyon Merkezi, Kuluçka Merkezi, Hazır Beton Tesisi, GES Projesi, 5 kilometrelik Galeri Hattı ve 500 MVA Trafo Merkezi gibi birçok projenin tamamlandığını kaydetti. Başkan Sütcü ayrıca, Çamur Kurutma Tesisi, Yeni Atık Su Arıtma Tesisi, 599,5 hektarlık Altyapı Projesi, İtfaiye ve Afet Koordinasyon Merkezi, Sosyal Tesis ve Konut Alanı, Yeşil İş Merkezi ve Akaryakıt İstasyonu projelerinin de yakında hayata geçeceğini müjdeledi. Sütcü, AOSB’nin yazılım ve dijital dönüşüm alanında Türkiye’ye örnek olduğuna da dikkati çekerek, "TSE onaylı Carbon Emission Software (CES) yazılımımız, Talep ve Bütçe Takip Programımız, İstihdam ve İtfaiye Yönetim sistemlerimiz sayesinde tüm süreçleri dijital ortama taşıdık. AOSB, sadece bir üretim alanı değil, aynı zamanda eğitim, çevre, sosyal sorumluluk ve teknolojiyle bütünleşmiş bir sanayi modelidir. Sanayicilerimizin başarısı, bizim en büyük motivasyonumuzdur. Adana’dan dünyaya uzanan bu güçlü sanayi zincirini hep birlikte büyütmeye devam edeceğiz" diyerek sözlerini sürdürdü. "12 vizyoner projemizi hayata geçirmeye hazırlanıyoruz" Yıllar boyu verilen emeklerle güçlü bir değişim ve dönüşüm sürecinin yaşandığı aktaran Başkan Sütcü, planlanan projelerini ise şöyle anlattı; "Bölgemizin geleceğini şekillendirmek üzere ihtiyaçlarımıza ve stratejik hedeflerimize uygun şekilde fizibilitesi tamamlanan 12 vizyoner projemizi hayata geçirmeye hazırlanıyoruz. 80 bin metreküp gün kapasiteli yeni atık su arıtma tesisi projemizin birinci etabı olan 40 bin metreküp gün projemizde çevresel yönetim gücümüzü daha da yükseltmeyi amaçlıyoruz. Konut ve sosyal tesis projemizde bölgemize modern ve yaşam odaklı bir alan kazandırmayı hedefliyoruz. İtfaiye, afet ve koordinasyon merkezimizde kriz anlarında hızlı müdahale kapasitemizi güçlendirmeyi ve bölgesel güvenliği artırmayı hedefliyoruz. Sekiz megavat GES projemizle bölgemizin enerji verimliliğini artırarak yenilenebilir kaynaklara geçişi güçlendiriyoruz. Otel ve Ticaret Merkezi projemizde bölgemize modern bir yaşam ve konaklama alanı kazandırmayı planlıyoruz. Bölgemiz içerisinde tespit edilen farklı noktalardaki tır parkı projemizde lojistik akışı düzenleyen güvenli bir park alanı oluşturmayı hedefliyoruz. Misis Köprülü Kavşak Revize projemizle bölge trafiğini daha akıcı ve düzenli hale getiriyoruz. 50 megavat elektrik depolama projemizle enerji yönetimimizi güçlendiriyor, kesintisiz ve sürdürülebilir bir altyapı oluşturuyoruz. AOSB Sanayi Sitesi projemizde işletmeler için modern, verimli ve girişimci dostu bir üretim alanı oluşturmayı amaçlıyoruz. Yeşilçarşı projemizle çevre dostu, modern ve sürdürülebilir bir yaşam alanı oluşturmayı hedefliyoruz. İş Merkezi projemizde bölgenin ticari dinamizmini güçlendirecek yeni bir merkez oluşturmayı amaçlıyoruz. Bölgemizin büyüme hızına uyum sağlamak ve önümüzdeki dönemlerde oluşacak parsel ihtiyacını karşılamak amacıyla yaklaşık 3 bin 448 hektarlık yeni alanın organize sanayi bölgemize dahil edilmesi için ilgili kurumlarla gerekli görüşmeler yapılmış ve yer seçimi süreci doğrultusunda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına resmi başvuruda bulunulmuştur. Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi olarak planladığımız projelerimizle sanayimizin geleceğine yön veren güçlü bir vizyon inşa etmeye devam ediyoruz."
Nilüfer Belediyesi güneş enerjisinde büyümeyi hızlandırdı
03 Ocak 2026 Cumartesi - 12:41 Nilüfer Belediyesi güneş enerjisinde büyümeyi hızlandırdı Güneş enerjisi yatırımlarıyla 2025’te 2.207 MW elektrik üreten Nilüfer Belediyesi, önceki yıla göre üretimde yüzde 19, tasarrufta yüzde 37 artış sağlayarak 1.324 ton karbon salınımını önledi; 1.860 ağaca eşdeğer çevresel kazanım ve 6 milyon TL tasarruf elde etti. Nilüfer Belediyesi, yenilenebilir enerji yatırımlarıyla iklim değişikliği ve enerji bağımlılığıyla mücadelede ortaya koyduğu kararlı duruşu 2025 yılında da güçlendirdi. Biri arazi tipi, 7’si çatı tipi olmak üzere toplam 8 Güneş Enerji Santrali (GES) ile elde edilen sonuçlar, temiz enerjide istikrarlı ve ölçülebilir bir büyümeye işaret etti. Nilüfer Belediyesi, 2025 yılı boyunca güneş enerji santrallerinden toplam 2.207 megawatt (MW) elektrik enerjisi üretti. Bu rakam, bir önceki yıla göre yüzde 19’luk bir artış anlamına geliyor. Üretimdeki bu yükselişle birlikte 1.324 ton CO salınımı engellendi; bu değer, 1.860 adet dikili ağaca eşdeğer çevresel kazanım sağladı. 2025 yılında güneş enerjisinden elde edilen üretim sayesinde 6 milyon TL tasarruf sağlandı. Böylece bir önceki yıla kıyasla belediye bütçesinde yüzde 37’yi aşan bir tasarruf artışı gerçekleşti. Bu tablo, Nilüfer Belediyesi’nin yenilenebilir enerji yatırımlarının yalnızca çevresel değil, aynı zamanda güçlü bir ekonomik katkı sunduğunu da ortaya koydu. Beşevler Cimnastik Salonu, Ürünlü Kent Bostanları, İbrahim Yazıcı Stadyumu, Yüzüncüyıl Spor ve Gençlik Merkezi, Altınşehir Gençlik Merkezi, Nilüfer İlçe Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezi ve Üçevler Spor Tesisi’nde kurulu çatı tipi santraller ile Güngören Mahallesi’ndeki arazi tipi GES’ten elde edilen üretim, Nilüfer Belediyesi’nin hizmet binalarında tüketilen enerjinin önemli bir bölümünü karşıladı. Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer Belediyesi’nin 2014 yılında Başkanlar Sözleşmesi’ne taraf olduğunu hatırlatarak, 2030 yılına kadar karbon emisyonlarını yüzde 40 azaltma taahhütleri bulunduğunu vurguladı. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, "2024’ten 2025’e uzanan bu artış, doğru bir stratejiyle ilerlediğimizi açıkça gösteriyor. 2025-2029 Stratejik Planımız kapsamında yenilenebilir enerji üretimimizi her yıl artırmayı, çevresel sorumluluğumuzu daha da güçlendirmeyi sürdüreceğiz" dedi.
Bursa Business School 2025’te Türkiye’nin stratejik buluşma noktası oldu
03 Ocak 2026 Cumartesi - 12:21 Bursa Business School 2025’te Türkiye’nin stratejik buluşma noktası oldu Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) tarafından hayata geçirilen Bursa Business School (BBS), 2025 yılında da ulusal ve uluslararası ölçekte ses getiren organizasyonlara ev sahipliği yaparak iş dünyasının yeni nesil eğitim ve dönüşüm üssü olma konumunu güçlendirdi. Uludağ’ın doğal potansiyelini nitelikli içeriklerle buluşturan BBS, yıl boyunca Türkiye’nin gündemine yön veren stratejik zirve, forum ve eğitim programlarının merkezi oldu. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın vizyonuyla çevre, enerji, gıda, otomotiv, şehircilik, dijital dönüşüm ve liderlik gibi birçok alanda düzenlenen üst düzey organizasyonlar; kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum temsilcilerini Bursa’da bir araya getirdi. Bursa Business School, bu yönüyle yalnızca bir eğitim merkezi değil, ortak aklın üretildiği, politika ve stratejilerin şekillendiği bir platform olarak öne çıktı. Bursa Business School, 2025 yılında düzenlediği bu zirvelerle sadece sektörlerin güncel gündemlerini ele almakla kalmadı; aynı zamanda ulusal düzeyde iş dünyası, kamu ve akademi arasında köprüler kuran bir platform haline geldi. Stratejik Zirvelerle Geleceğe Yön Veren Platform 2025 yılı boyunca düzenlenen forum ve zirveler; yeşil dönüşüm, sürdürülebilirlik, yapay zekâ, dirençli şehirler, enerji dönüşümü ve gıda arz güvenliği gibi kritik başlıklarda kapsamlı değerlendirmelere zemin hazırladı. Ulusal ve uluslararası düzeyde katılımcı profiline sahip organizasyonlar, Türkiye’nin farklı sektörlerdeki dönüşüm sürecine katkı sunarken, Bursa Business School’u referans bir buluşma noktası haline getirdi. İş Dünyası, Kamu ve Akademi Aynı Çatı Altında Bursa Business School’da gerçekleştirilen etkinlikler, iş dünyasının ihtiyaçları ile kamu politikaları ve akademik bilgi birikimini aynı zeminde buluşturdu. Sürdürülebilir Gıda ve Arz Güvenliği temasıyla düzenlenen Uludağ Gıda Zirvesi, Yapay Zeka ve Otomotiv Sektöründe Gelecek Stratejilerinin ele alındığı Next Level Uludağ Zirvesi, Şimdi Dönüşüm: Yenilikçi Yarınlar mottosuyla düzenlenen Uludağ Dirençli Kentler Zirvesi ile Geleceğin Enerji Stratejisine dikkat çeken Uludağ Enerji Zirvesi Bursa Business School’da yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Türkiye’nin çevre, iklim değişikliği ve kalkınma hedefleri doğrultusunda ikinci kez gerçekleştirilen Uludağ Çevre Forumu ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un katılımıyla düzenlendi. Bakanlık temsilcileri, sektör liderleri, uzmanlar ve akademisyenlerin katılımıyla düzenlenen programlar, hem karar alıcılara hem de sektör temsilcilerine yol gösterici çıktı ve öneriler sundu. Eğitimden Tedarik Zincirine Güçlü Ekosistem BBS, 2025 yılında yalnızca zirvelere değil; tedarikçi buluşmaları, sektörel eşleştirme programları ve yeni nesil eğitimlere de ev sahipliği yaptı. Savunma, otomotiv, turizm ve hizmet sektörlerine yönelik düzenlenen programlar, firmalar arası iş birliklerini güçlendirirken, B2B pazarlama ve satış programı, kadın liderlik ve veri odaklı yönetim gibi alanlarda gerçekleştirilen eğitimler iş dünyasının insan kaynağına doğrudan katkı sağladı. Dünya markalarının lansmanlarından üst düzey yönetici eğitimlerine kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteren Bursa Business School, Uludağ’ı küresel ölçekte cazibe merkezi haline getirmeye devam ediyor. "BBS Kongre Turizminde Çekim Merkezi" BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Uludağ’ın kalbinde, tarihi kimliği ve sahip olduğu benzersiz fiziki imkânlarla hayata geçirilen Bursa Business School’un, kentin ve bölgenin dönüşüm vizyonunda stratejik bir rol üstlendiğini söyledi. Bursa Business School’un bugün dünya genelinde öne çıkan ilk üç destinasyon arasında yer aldığını belirten İbrahim Burkay, merkezin Türkiye’nin ve yakın coğrafyanın önemli eğitim merkezlerinden biri haline geldiğini ifade etti. Bursa Business School’un kongre turizmi açısından da güçlü bir çekim noktası olmayı hedeflediğini dile getiren Burkay, bu yapının turizm sektörünün dönüşümü için atılmış en önemli adımlardan biri olduğunu vurguladı. Dört Mevsim Uludağ Hedefi Gerçekleşecek İbrahim Burkay, önümüzdeki beş yıl içinde Bursa ve Uludağ’ın, içerik ve işlevsellik açısından bugüne kadar taşıdığı marka değerinin hakkını verecek bir konuma ulaşacağını, yılın 365 günü dünyanın dört bir yanından ziyaretçi ağırlayan bir merkez haline geleceğini kaydetti. Bu yıl da Bursa Business School ev sahipliğinde en az 10 zirve düzenleneceğini açıklayan Burkay, söz konusu organizasyonlarla Uludağ ve Bursa’nın bölgesel ve uluslararası ölçekte etkisinin ve gücünün daha da artacağını söyledi. İbrahim Burkay, "Bursa Business School, önümüzdeki süreçte başta eğitim ve sağlık programları olmak üzere değişimin, dönüşümün ve yenilenmenin en güçlü sahaları arasında yer alacak. BBS, dört mevsim Uludağ hedefimizde çok güçlü bir role sahip. Uludağ’daki tüm otel ve tesislerimiz de bu dönüşümün ana merkezleri haline gelecek." dedi.