Son Dakika
|
MİT ve Suriye istihbaratından ortak operasyon: Firari casus yakalandı
Vedat Muriç: "Hepsi benim arkadaşım ama yarınki maç bambaşka"
Kosova Teknik Direktörü Foda: "Şansımız yüzde 50"
İsrail’de Bazan petrol rafinerisi vuruldu
Ekrem İmamoğlu, hakkında "hakaret ve tehdit" suçlarından soruşturma başlatıldı
Gemlik ve Kumla’yı lodos vurdu, çok sayıda tekne battı
Diyarbakır’da okul servisi kaza yaptı: 13’ü öğrenci 15 yaralı
Böcek’in başdanışmanı Cem Oğuz gözaltına alındı
Etimesgut Belediyesinde zimmet soruşturması: 4 şüpheli gözaltında
Uşak Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması: 4 kişi daha gözaltına alındı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
İsrail Meclisi, Filistinliler için idam yasasını onayladı
Sular altında kalan bağ evinde mahsur kalan iki köpeği belediye ekipleri kurtardı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, IKBY Başbakanı Barzani ile telefonda görüştü
Bakan Fidan, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres ile görüştü
Baba Ahmet Torun: "Kızımın gözü hariç tüm iç organlarını bağışlamaya karar verdik"
Azerbaycan, İran’ın Türkiye’ye yönelik füze saldırısını kınadı
MHP’de Genel Başkan Yardımcılığı görevine Bayraktar getirildi
EKONOMİ
Uzmanı değerlendirmelerde bulundu: "Yastık altında bulunan tonlarca altın üretime kazandırılmalı"
30 Mart 2026 Pazartesi - 22:01:31
Türkiye’de yastık altında tutulan altın miktarının 4 bin ila 5 bin ton arasında olduğu ifade eden Prof. Dr. İlkay Noyan Yalman, bu büyük birikimin ekonomiye kazandırılamamasının üretim, istihdam ve yatırım açısından önemli bir kayıp olarak değerlendirdiğini ifade etti. Türkiye’de vatandaşların geleneksel tasarruf aracı olarak gördüğü altın, son dönemde artan jeopolitik riskler ve ekonomik belirsizliklerle birlikte yeniden gündemin en önemli başlıklarından biri haline geldi. Ülkede yastık altındaki altının miktarının 4 bin ila 5 bin ton arasında olduğu belirtilirken, bu birikimin ekonominin dışında kalması dikkat çekiyor. Küçük miktarlarda dahi kolayca alınabilmesi ve güvenli liman olarak görülmesi nedeniyle vatandaşlar, ellerine geçen birikimleri çoğunlukla altına yönlendiriyor. Finansal okuryazarlığın sınırlı olması ve yüksek enflasyon ortamı da bu eğilimi güçlendiriyor. Son dönemde artan küresel gerilimler ve bölgesel çatışmaların da etkisiyle altına olan talebin daha da yükseldiği gözlenirken, krediye erişimin zorlaşması ve konut fiyatlarının artması da vatandaşların küçük birikimlerini altına yönlendirmesine neden oluyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlkay Noyan Yalman, söz konusu altın birikiminin ekonomiye kazandırılması halinde büyük ölçekli yatırımların yapılabileceği, milyonlarca kişiye istihdam sağlanabileceği ve özellikle enerji alanında dışa bağımlılığın azaltılabileceğini söyleyerek, "Yastık altındaki bu kıymetli hazinenin piyasaya çekilmesi çok önemli. Bununla ilgili doğru, güvene dayalı ve istikrar sağlayıcı politikalar uygulanmalıdır. Reel sektöre kazandırılan bu kaynaklar doğru yatırımlarda kullanılarak insanların daha da fazla kazanmasına sebep olmalıdır. Yani insanları buna inandırmak gerekir. Bu şekilde bu kaynaklardan faydalanabiliriz" dedi. Yalman, yastık altında tutulan altın miktarının değeri ile alakalı bilgiler de vererek, "Bu gerçekten çok ciddi bir rakam. Bunu örneklendirecek olursak bazı makalelerde, bu konuda çalışmalarda yaklaşık 8 bin 500 fabrika, 4 milyon insanın üzerinde istihdam veya enerji sektörüne bu parayla yatırım yapıldığı zaman Türkiye’nin cari açığının kapanması demek. Yani paranın büyüklüğünü ifade etmek için bu örnekleri veriyorum" diye konuştu. "Reel sektörün dışında olması ciddi bir kayıp" Türkiye’deki yastık altı altın miktarının Türkiye’yi Avrupa’da birinci sıraya çıkarabilecek enerji konusunda ve mevcut enerji kapasitesinin 6 katı enerji altyapısına sahip büyüklükte bir rakam olduğunu söyleyen İlkay Noyan Yalman, "Türkiye’de son dönemlerde özellikle savaşın da çıkmasıyla beraber altın çok konuşulan bir konu oldu ve buna paralel olarak yastık altındaki altınımız çok konuşuluyor. Bu da gayet doğal çünkü gerçekten çok büyük bir hacim, yaklaşık 4 bin ton ya da 5 bin ton altından bahsediliyor. Bunun ekonominin dışında olması, reel sektörün dışında olması ciddi bir kayıp. Çünkü Türk halkı altını seven bir halk. Özellikle düğünlerde, özel günlerde altınla hediyeleşme gelir seviyesi en düşükten en yükseğe kadar altın edinmek de aslında kolaydır. Bölünebilir olduğu için 1 gramdan tutun da külçe altına kadar herkes altın edinebiliyor. Eline birkaç kuruş para geçse onu altına hemen yatırıyor, yöneltiyor. Çünkü enflasyon yüksek, diğer finans araçları konusunda belki tam haberdar değil, finansal okuryazarlık oranı da Türkiye’de çok yüksek değil. Onu da saklaması kolay. Gerçi çok fazla tehdit de var tabii çalınması ile ilgili ama yine de biz buna yastık altı diyoruz. Bazı kaynaklarda bu 8 bin tona kadar çıkıyor. Bu gerçekten çok ciddi bir rakam. Enerji sektörüne yöneltildiği zaman bu altın, Türkiye’yi Avrupa’da birinci sıraya çıkaracak enerji konusunda ve mevcut enerji kapasitesinin 6 katı enerji altyapısına sahip büyüklükte bir rakam. Şimdi böyle ciddi bir rakamın hala yastık altında duruyor olması, tabii ki bunun en önemli sebebi ekonomide güven ve istikrar eksikliği" dedi. "Türkiye yıllardır enflasyonla mücadele eden bir ülke" Bu kadar büyük hacimli bir değerin ekonomiye çekilmesini çokta kolay olmadığını söyleyen Yalman, "Güven ve istikrar kronik bir hale geldi. Çünkü Türkiye yıllardır enflasyonla mücadele eden bir ülke. Son yıllarda, son 20 yılda tek rakamlı haneye düştüğü dönemler oldu enflasyonun ama o da tekrar yukarı çıktı. Enflasyonun olduğu dönemlerde Türk parasından, daha doğrusu ulusal paradan kaçış olur ve güvenli limanlara yönelim başlar. Burada da en önemli güvenli liman Türkiye için, Türkiye gibi benzer ülkeler için altındır. Mesela bu konuda Hindistan’ı da örnek verebiliriz. Türkiye’de 5 bin ton gibi bir yastık altı altın hacminden bahsederken Hindistan’da bu miktar 25 bin ton civarında olarak ifade ediliyor. Yani orada da ekonomiye duyulan istikrarın ve güvenin eksikliğinden kaynaklı bir durum söz konusu. Bu kadar büyük hacimli bir değerin ekonomiye çekilmesi de çok kolay değil açıkçası" diye konuştu. "Türkiye jeopolitik olarak çok kritik bir yerde" Amerika, İsrail ve İran savaşının Türkiye ekonomisine yansımalarından bahseden Yalman, "Türkiye jeopolitik olarak çok kritik bir yerde, bunu hepimiz biliyoruz dünyaca. Yakın zamanda başlayan Amerika, İsrail ve İran savaşı Türkiye için hem güvenlik açısından hem ekonomik açıdan çok ciddi bir tehdit. Bu sadece güvenliği değil, tabii ki ekonomiyi de olumsuz yönde etkiliyor. Biz bunun etkisini hemen altınla ölçüyoruz, yani altının fiyatı ne olacak diye herkes altını takip ediyor. Çünkü herkesin az da olsa çok da olsa altını var. Son dönemlerde yastık altı altının arttığını görüyoruz. Bu aslında konut fiyatlarının da artmasına sebep oldu. Çünkü konut alımında krediye ulaşmak zorlaştığı için insanlar büyük yatırım yapamıyorlar, yani bir ev alamıyorlar. Çünkü evin fiyatları yüksek. Ev alamayınca da insanlar küçük ölçekli tasarruflarını yine altın alarak yastık altına aktarıyorlar. Böylece bir yandan yastık altı altınlar artarken ev fiyatları da yükseliyor. Yani emlak piyasasını da olumsuz etkileyen bir sonuç ortaya çıkıyor. Yastık altındaki bu kıymetli hazinenin piyasaya çekilmesi çok önemli" şeklinde konuştu.
30 Mart 2026 Pazartesi - 19:49
İran’daki savaş Zengezur Koridoru’nun stratejik önemini artırdı
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları nedeniyle bölgede yaşanan güvenlik kaygıları, Türkiye ile Türk dünyasını birbirine bağlayacak Zengezur Koridoru’nu yeniden gündeme taşıdı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası artan güvenlik riskleri, Güney Kafkasya’daki dengeleri yeniden şekillendiriyor. Bu süreçte Azerbaycan ile Nahçıvan arasında doğrudan bağlantı kurmayı hedefleyen Zengezur Koridoru’nun önemi daha da belirgin hale geldi. Türkiye’nin Orta Asya ile kesintisiz ulaşımını sağlayacak proje, sadece ulaşım değil enerji ve ticaret açısından da kritik bir rol üstleniyor. Zengezur Koridoru’nun hayata geçirilmesiyle birlikte bölgesel ticaretin canlanması ve ekonomik entegrasyonun hız kazanması bekleniyor. Gelişmelerin yakından takip edildiği bölgede, Zengezur Koridoru’nun geleceği yalnızca iki ülkeyi değil, geniş bir coğrafyadaki siyasi ve ekonomik dengeleri etkileyecek kritik bir unsur olarak öne çıkıyor. Türkiye’yi Nahçıvan ve Azerbaycan’a bağlayacak Zengezur Koridoru’nun önemli bir parçası olan 224 kilometre uzunluğundaki Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu demir yolu hattında da çalışmalar sürüyor. Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu üyesi ve başkan adayı iş insanı Abdullah Atalar, bölgedeki ihracatçıların çok cesur olduğunu ve alternatif bölgeler bulabildiğini söyleyerek, "İran’daki gerilim gerçekten ihracatçımızı zor durumda bırakıyor. Buradaki ticaret yapan arkadaşlarımızı, bölgedeki arkadaşlarımızı da zor durumda bırakıyor. Gümrük kapılarımızdan Dilucu Gümrük Kapımız şu anda yoğun bir şekilde çalışmaya devam ediyor. İran’daki gerilimden dolayı burada bir yoğunluk var. Orada bir rahatlatmayla ilgili girişimlerimiz olacak. Gürbulak Kapısı ise bu gerilimden dolayı şu anda sıkıntılı. Iğdır’daki Dilucu’nda da bir yoğunluk söz konusu. Zaman içerisinde belki bu durum, Iğdır esnafımızın ve ihracatçımızın ticaretini artırabilmesi açısından daha iyi sonuçlar doğurabilir. Sınır kapımızda yığılmalar olabilir. Bütün doğuya açılan kapımızın burası olduğunu biliyorsunuz. Bu nedenle Zengezur Koridoru’nun ehemmiyeti de İran’daki bu gerilimden dolayı biraz daha önemli hale geldi. Gerek demir yolu hatlarımızın gerekse kara yolu hattımızın hızlı bir şekilde tamamlanması çok çok önemli hale geldi. Bizim ihracatçımız gerçekten çok cesur ve alternatif bölgeler bulabiliyor. Burada Iğdır’daki sahayı gezdim, baktım. Iğdır’daki arkadaşlarımız ve bölgede Doğubayazıt’taki arkadaşlarımız dünyanın her tarafına ihracat yapıyorlar. Ancak özellikle Dilucu Gümrük Kapısı’ndaki ve sınır ticaretindeki ihracatımızın İran’daki gerilimden sonra çok daha iyi olacağını düşünüyorum. Ama tüccarımız, esnafımız, ihracatçımız her zaman kendisine bir çıkış yolu buluyor. Çok cesur bir tüccarımız ve ihracatçımız var" dedi. Iğdırlı iş insanı Selahattin Çaylı ise, Zengezur Koridoru’nun Türkiye ile bütün Türki Cumhuriyetler arasında bir bağ oluşturduğunu söyleyerek, "Zengezur Koridoru, biliyorsunuz Türkiye ile Azerbaycan’ı birbirine bağlayacak ve Ermenistan topraklarından geçen bir koridoru ifade ediyor. Ermenistan’dan geçerken de hiçbir kontrol noktasına takılmadan, Türkiye’den veya dünyanın neresinden olursa olsun geçiş güzergahı olarak kullanılan bir hattır. Bu hatla ilgili çalışmalar devam etmektedir. Gerekli görüşmeler de iyi ilerlemektedir. Kısa zamanda bu hattın açılması, Türkiye ile bütün Türki Cumhuriyetler arasında bir bağ oluşturacak bir hat olarak ülkemiz açısından, şehrimiz açısından son derece önemli bir güzergah olacaktır. Biliyorsunuz Zengezur Koridoru son dönemde gelişen savaş olaylarından sonra son derece önemli hale gelmiştir. Bu tarafta oluşabilecek bir tıkanıklığın açılması, sadece Zengezur üzerinden olacaktır. Bu açıdan da Zengezur, bölge dinamikleri açısından, bölge ticareti açısından, ihracat açısından, tacir, tüccar ve turizmci açısından önemli bir noktadır. Bunun açılması artık elzem olarak karşımızda durmaktadır. İran’daki sınır kapılarımızdan geçişler, ticari faaliyetler açısından neredeyse durma noktasına gelmiştir. İnsanlar güven duymuyor. Güvenin olmadığı yerde ticaret olmaz. Ticaret, tacir ve tüccar esasen güveni tercih eder. Güven olmadığı için ticaret de durma noktasına gelmiştir. Bu sadece buradaki sınır kapımızı değil, dünya ticaretini etkileyen bir noktaya gelmek üzeredir. Kısa sürede inşallah bu savaşın da sulh yoluyla çözüleceğini bekliyoruz" dedi.
30 Mart 2026 Pazartesi - 17:04
Fırat Kalkınma Ajansı’ndan KOBİ’lere 235 Milyon TL’lik yeşil dönüşüm finansmanı
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda faaliyetlerini sürdüren Fırat Kalkınma Ajansı, 2026 Yılı Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Geri Ödemeli Finansman Destek Programı’nı ilan etti. Malatya, Elazığ, Bingöl ve Tunceli illerini kapsayan TRB1 Bölgesi’nde faaliyet gösteren KOBİ’lere yönelik hazırlanan programla, işletmelerin yeşil dönüşüm odaklı yatırım ve uygulamalarının desteklenmesi hedefleniyor. Program kapsamında, Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş (SoGreen) Projesi öncelikleri doğrultusunda faizsiz geri ödemeli finansman sağlanacak. Programın, işletmelerin çevresel sürdürülebilirlik kapasitesini güçlendirmesi, rekabetçiliğini artırması ve bölgede kapsayıcı kalkınmaya katkı sunması bekleniyor. Programın temel çerçevesini; çevre dostu üretim süreçlerinin yaygınlaştırılması, kaynak verimliliğinin artırılması, döngüsel ekonomi uygulamalarının desteklenmesi ve çevresel etkilerin azaltılması oluşturuyor. Bu kapsamda özellikle imalat sanayi ve turizm sektörlerinde faaliyet gösteren KOBİ’lerin yüksek katma değerli, sürdürülebilir ve dönüşüm odaklı yatırımlarının desteklenmesi amaçlanıyor. Bunun yanında kadınlar, gençler ve diğer kırılgan gruplar için istihdam oluşturma potansiyeli taşıyan projeler de programın öncelikleri arasında yer alıyor. Başvurularda, iklim değişikliğinin azaltılması ve iklim değişikliğine uyum, su ve deniz kaynaklarının korunması, döngüsel ekonomiye geçiş, kirliliğin önlenmesi ve kontrolü ile biyoçeşitliliğin ve ekosistemlerin korunması ve restorasyonu gibi çevresel hedeflere katkı sunan proje teklifleri öncelikli olarak değerlendirilecek. Kadınlar ve gençler tarafından yönetilen işletmeler, kadınlar ve gençler başta olmak üzere kırılgan gruplar için istihdam oluşturan projeler, sosyo-ekonomik olarak daha az gelişmiş ilçelerde uygulanacak yatırımlar ve sürdürülebilirlik alanında kapasite geliştirmeyi içeren yaklaşımlar değerlendirme sürecinde avantaj sağlayacak. Toplam 235 milyon TL bütçeye sahip program kapsamında, proje başına asgari 2 milyon 600 bin TL, azami 7 milyon 500 bin TL destek sağlanacak. Proje uygulama süresi azami 6 ay olarak belirlenirken, geri ödeme süresi 6 ay geri ödemesiz dönem sonrasında 24 ay eşit taksit olmak üzere toplam 30 ay olacak. Programa başvurular, Kalkınma Ajansları Yönetim Sistemi (KAYS) üzerinden 25 Mart 2026 tarihinde başladı. Son başvuru tarihi 8 Mayıs 2026 saat 23.59 olarak belirlenirken, taahhütnamelerin Ajansa teslimi için son tarih 15 Mayıs 2026 saat 18.00’dir.Programın tanıtımı ve başvuru sürecine ilişkin bilgilendirme toplantısı 7 Nisan 2026 Salı günü saat 14.00’te çevrim içi olarak gerçekleştirilecek. Ayrıca potansiyel başvuru sahiplerine yönelik proje hazırlama eğitimleri de düzenlenecek. Bu eğitimlerle, başvuru sahiplerinin proje fikirlerini program öncelikleriyle uyumlu hale getirmeleri ve teknik-mali açıdan daha nitelikli proje teklifleri hazırlamaları amaçlanıyor. Programdan yararlanmak isteyen KOBİ’lerin, Ajansın protokol imzaladığı Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O.’nun TRB1 Bölgesi’ndeki bir şubesinden kredi uygunluk belgesi almaları gerekiyor. Başvuru şartları, uygun maliyetler, değerlendirme ölçütleri ve diğer detaylara Fırat Kalkınma Ajansı’nın web sitesinde (www.fka.gov.tr) yayımlanan başvuru rehberinden ulaşılabiliyor. Fırat Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mehmet Şirin Budancamanak, programa ilişkin değerlendirmesinde yeşil dönüşümün yalnızca çevresel bir tercih değil, aynı zamanda ekonomik bir zorunluluk olduğuna dikkat çekti. Budancamanak, "Bu destek programı ile bölgemizde faaliyet gösteren KOBİ’lerin rekabet gücünü artırmayı ve sürdürülebilir üretim modellerine geçişlerini hızlandırmayı hedefliyoruz. Kadınlar ve gençler için istihdam oluşturan, yenilikçi ve yüksek katma değerli projeleri öncelikli olarak destekleyeceğiz. TRB1 Bölgesi’nin yeşil kalkınma sürecinde öncü ve güçlü bir yapıya kavuşmasını amaçlıyoruz." ifadelerini kullandı.
30 Mart 2026 Pazartesi - 16:51
Yıldız Holding’de üst düzey atama
Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanlığı’na, 2005 yılından bu yana Holding’in gıda ve uluslararası operasyonlarında farklı sorumluluklar üstlenen, pladis Orta Doğu ve Kuzey Afrika operasyonlarında görev yaptığı dönemde yeni pazarlara açılım, distribütör yapılarının güçlendirilmesi ve farklı coğrafyalarda operasyonel etkinliğin artırılmasına liderlik eden ve 2022 yılından bu yana Besler CEO’su olarak görev yapan Mert Altınkılınç atandı. Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü, yaptığı açıklamada, "Sürdürülebilir ve güçlü büyüme hedeflerimiz doğrultusunda, Yıldız Holding’in gıda ve uluslararası operasyonlarında uzun yıllardır önemli sorumluluklar üstlenen ve başarılara imza atan Mert Altınkılınç’ın liderlik kadromuzda bu önemli görevi üstlenmesinden memnuniyet duyuyorum. Mert Altınkılınç’ın sahip olduğu deneyim ve birikimle, gıda alanındaki faaliyetlerimizin daha bütüncül ve etkin bir yapıyla yönetilmesine ve stratejik hedeflerimize önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum" dedi. Yıldız Holding, sürdürülebilir ve güçlü büyüme hedefleri doğrultusunda ve odaklanma stratejisi kapsamında gıda alanındaki faaliyetlerini daha bütüncül ve etkin bir yapıyla yönetmek amacıyla Gıda Grubu Başkanlığı’nı oluşturdu. Bu kapsamda, 2005 yılından bu yana Grup bünyesinde farklı görev ve sorumluluklar üstlenen Besler CEO’su Mert Altınkılınç, Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanı olarak atandı. Mert Altınkılınç liderliğindeki Gıda Grubu Başkanlığı ile Yıldız Holding’in gıda kategorilerindeki operasyonlarını daha bütüncül bir yapı altında yönetmesi ve stratejik önceliklerini daha etkin şekilde hayata geçirmesi hedefleniyor. Bu yapı ile üretimden tedarik zincirine, inovasyondan ihracata uzanan süreçlerde entegrasyonun artırılması ve küresel pazarlardaki rekabet gücünün daha da güçlendirilmesi amaçlanıyor. Yıldız Holding’deki kariyerine 2005 yılında başlayan Mert Altınkılınç, Holding’in yurt içi ve yurt dışındaki şirketlerinde farklı yöneticilik görevleri üstlendi. Teközel, Eksper Gıda ve İstanbul Gıda’daki görevlerinin ardından pladis Orta Doğu ve Kuzey Afrika Managing Director olarak görev yaptı. Bu dönemde yeni pazarlara açılım, distribütör yapılarının güçlendirilmesi ve farklı coğrafyalarda operasyonel etkinliğin artırılmasına önemli katkılar sağladı. 2022 yılından bu yana Besler CEO’su olarak görev yapan Altınkılınç, güçlü marka portföyü ve çok kategorili yapısıyla şirketin stratejik dönüşümüne liderlik etti; özellikle dondurulmuş gıda ve yağ kategorilerinde ürün çeşitliliği ile üretim kapasitesinin artmasına ekipleri ile önemli katkı sundu. Aynı zamanda Donuk Fırıncılık Ürünleri operasyonunun Besler bünyesine dahil edilmesi ve Kerevitaş’tan Besler’e dönüşüm sürecinde yürütülen kurumsal çalışmalara öncülük etti. Dokuz Eylül Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü mezunu olan Altınkılınç, aynı alanda yüksek lisans yaptıktan sonra ABD’de MBA eğitimini tamamladı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
29 Mart 2026 Pazar- 11:12
Hobi olarak başladığı mantar yetiştiriciliğinde günde 1 tona yakın hasat elde ediyor
2
27 Mart 2026 Cuma- 23:02
Yenişehir Yağlı Tohumlar Kooperatifi Başkanı Çetin: "Çiftçi umudunu kaybetmedi"
3
30 Mart 2026 Pazartesi- 09:28
Uzmanından vatandaşa ’ucuz sucuk’ uyarısı
4
28 Mart 2026 Cumartesi- 11:59
Tavşanlı’da 114 çiftçiye yüzde 75 hibeli Aspir tohum desteği
5
30 Mart 2026 Pazartesi- 13:37
Uzmanından kritik uyarı: "Kredi çekip altın almayın"
03 Ocak 2026 Cumartesi - 11:54
Geleceğin inşaat teknolojisine önemli katkı sağlayacak laboratuvar BUÜ’de hizmete açıldı
Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), teknoloji ve inovasyon odaklı vizyonuna bir yenisini ekleyerek, ileri yapı malzemeleri alanında sektöre yön verecek olan "3B Yazdırılabilir Beton Laboratuvarı"nın açılışını gerçekleştirdi. İnşaat Mühendisliği öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Mardani koordinatörlüğünde hizmet verecek olan laboratuvarın açılış törenine BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili Mustafa Orkun Gazioğlu, İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, Nilüfer Belediye Başkanı Vekili Emrah Mutlu, İMO Bursa Şubesi Başkanı Atilla Erdem ile çok sayıda akademisyen ve sektör temsilcisi katıldı. Üniversitenin Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) Birimi desteğiyle hayata geçirilen laboratuvar, sürdürülebilir ve inovatif yapı çözümleri üzerine nitelikli araştırmalara ev sahipliği yapacak. Açılışta konuşan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Mühendislik Fakültesi ve İnşaat Mühendisliği bölümünün üniversitenin en dinamik birimleri arasında yer aldığını hatırlattı. BAP birimi aracılığıyla öz kaynaklarını bilimsel araştırmalar için en etkin şekilde kullandıklarını belirten Rektör Yılmaz, proje ve yayın kültürü güçlü olan akademisyenlerin bu fonlardan öncelikli olarak yararlandığını ifade etti. Prof. Dr. Ali Mardani’nin bilimsel başarısı ve yayın taahhüdü ile bu desteği hak ettiğini dile getiren Yılmaz, üniversite içindeki fonların yanı sıra dış fonların kullanımının da akademik derinlik açısından kritik önem taşıdığını belirterek laboratuvarın hayırlı olmasını diledi. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili Mustafa Orkun Gazioğlu ise modern üretim anlayışında makinelerden ziyade akıl, yazılım, tasarım ve inovasyonun ön planda olduğunu vurguladı. Büyükşehir Belediyesi olarak bilime olan inançlarının tam olduğunu ifade eden Gazioğlu, üniversite bünyesinde geliştirilen bu tür fonlamaların ve iş birliklerinin arkasında durmaya kararlı olduklarını belirtti. Bursa’nın ancak bu tür yüksek teknolojili projelerle gerçek anlamda gelişebileceğini söyleyen Gazioğlu, yerel yönetim olarak bilimsel gelişimin her aşamasında destek vermeye hazır olduklarını yineledi. İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, yerel yönetim olarak teknoloji, sürdürülebilirlik ve verimlilik odaklı bir belediyecilik anlayışını benimsediklerini söyledi. Dünyadaki teknolojik gelişmelerin Bursa ve Türkiye’de eş zamanlı olarak karşılık bulmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Taban, laboratuvarda üretilen 3 boyutlu yazıcı çıktılarını ve kent mobilyalarını son derece kıymetli bulduğunu belirtti. Bilimin sanayi şehri Bursa’nın güçleriyle birleşmesinin büyük işlere kapı aralayacağını ifade eden Taban, bu inovatif girişimin gelecekteki daha büyük projelerin sembolik bir başlangıcı olduğunu vurguladı. Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, Gemlik’in bir deprem bölgesinde yer alması nedeniyle yeni nesil inşaat teknolojilerine duyulan ihtiyacın hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Üniversite ile iş birliği içerisinde yürütülen protokollerin önemine değinen Deviren, ilçenin sadece sanayi değil, aynı zamanda tarım ve turizm kimliğiyle de bilimin ışığında gelişmesi gerektiğini ifade etti. Üniversite-kent buluşmasının bir parçası olmaktan gurur duyduğunu belirten Deviren, akademik bilginin saha uygulamalarındaki rehberliğine her zaman ihtiyaç duyduklarını dile getirdi. Laboratuvarın vizyonunu paylaşan Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Mardani, merkezin ekonomik ve ekolojik yaklaşımlarla 3 boyutlu yazdırılabilir yüzey sistemleri üzerine yoğunlaşacağını belirtti. Mardani, çalışma alanlarının sadece beton basmakla sınırlı olmadığını; kent mobilyalarından yapay resiflere, hava kalitesini iyileştiren fotokatalitik yüzeylerden geçirgen malzemelere kadar geniş bir yelpazede Ar-Ge yürüteceklerini ifade etti. Sanayi ortaklı projelerin hâlihazırda TÜBİTAK sürecinde olduğunu müjdeleyen Mardani, Jet Robotik, Cihan Grup ve Kalekim-Lyksor Kimya gibi paydaşların desteğiyle bilimsel bilginin ticarileşerek toplumsal faydaya dönüşmesini hedeflediklerini vurguladı.
03 Ocak 2026 Cumartesi - 09:22
Bu da ‘Çikolatalı Kaymaklı Kadayıf Sarma’
Adanalı tatlıcı, klasik kadayıfa yeni bir yorum getirerek, "Çikolatalı Kaymaklı Kadayıf Sarma" hazırladı. Geleneksel lezzeti modern dokunuşlarla bir araya getiren tatlıcının ürünü, kısa sürede yoğun ilgi gördü. Geleneksel kadayıfın sarma formunda hazırlanıp kaymak ve çikolatayla buluşturulduğu "Çikolatalı Kaymaklı Kadayıf Sarma", pişirildikten sonra çilek, fıstık ve çikolata sosuyla servis ediliyor. Yoğun çikolata aromasıyla kaymağın lezzetini bir araya getiren ürün, özellikle tatlı tutkunlarının ilgisini çekiyor. Adana’da uzun yıllardır tatlıcılık yapan Zeynep Geyik’in geleneksel kadayıfı çeşitlendirmek için çıktığı çalışmaların sonucu ortaya çıkarttığı ürün, adeta yok satıyor. İhlas Haber Ajansı’na konuşan Zeynep Geyik, "Bu ürünümüz hem çikolata hem kaymak hem de kadayıf severler için yapıldı. Çok lezzetli bir ürün. Her zamanki gibi yeni ürünler çıkartıyoruz. Umduğumuzdan güzel gidiyor satışlar. Gelen misafirlerimiz ürünü beğendiklerini söylüyorlar" ifadelerini kullandı. Soğuk havalarda şerbetli ürünlerin çok rağbet gördüğünü belirten Geyik, "Havalar soğudu ve şerbetli ürünlere satışlar arttı. O sebeple çok güzel gidiyor ürünün satışı, memnunum" dedi. Ürünü tatmaya gelen müşterilerden Çiğdem Ersoy, "Ürünü çok beğendim. Herkese tavsiye ederim. Yazın belki ağır gelebilir ama ben yaz kış tatlı yiyen birisi olduğum için bana hiç ağır gelmiyor" diye konuştu.
03 Ocak 2026 Cumartesi - 09:02
Palandöken: "Esnaf ve sanatkârlar yeni yıldan ümitli"
Esnaf ve sanatkârların mali zor bir yılı geride bıraktığını söyleyen TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, 2026 yılına girerken esnaf, hem ekonomik gelişmeler hem de yapılması beklenen düzenlemeler nedeniyle daha umutlu bir beklenti içerisindedir. Enflasyonun düşmesi yönündeki beklentiler ve bugüne kadar kadük kalan bazı kanunların hayata geçirilmesiyle esnafı rahatlatacak adımların atılması, 2026 yılının daha olumlu geçeceğine dair umudu artırmaktadır" dedi. "7 bin 200 prim günü sözü artık hayata geçirilmeli" 2026 yılına girdiğimiz bu günlerde esnafın en büyük beklentilerinden birinin sosyal güvenlik alanında verilen sözlerin yerine getirilmesi olduğunu vurgulayan Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Özellikle norm birliği sağlanması beklenen sektörlerde ve sosyal güvenlik alanında önemli sorunlar devam etmektedir. Esnafın uzun süredir yaşadığı 7200 prim günü mağduriyeti hâlen giderilememiştir. Aynı şekilde perakende sektöründe haksız rekabetin önlenmesi ve tüketicinin korunmasına yönelik düzenlemeler de bu yıl içinde sonuçlandırılamamıştır. Esnafın temel beklentileri açıktır. Sosyal güvenlikte 7200 prim gününün 9 bin günle eşitlenmesi ve perakende sektörünü düzenleyen yasa tasarısındaki eksikliklerin giderilmesi öncelikli talepler arasındadır" şeklinde konuştu. Yıllardır dile getirdikleri Perakende Yasası’nın güncellenmesi talebinin de artık ertelenmemesi gerektiğini vurgulayan Palandöken, "En azından haftada bir gün zincir marketlerin kapatılması, esnafla doğrudan rekabet eden sigara ve ekmek gibi belirli ürün gruplarının satışına ilişkin sınırlamaların, yasal düzenleme çıkıncaya kadar tebliğlerle hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bu adımlar, esnafın ayakta kalabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bir diğer önemli sorun ise kira stopajı uygulamasının devam etmesidir. Bu uygulama hem devlet açısından vergi kaybına yol açmakta hem de esnafın çifte vergi ödemesine neden olmaktadır. Gayrimenkul sahibi kira geliri üzerinden vergi öderken, esnaf da yüzde 20 oranında stopaj yüküyle karşı karşıya kalmaktadır. Ortalama 20 bin liralık bir kira bedeli düşünüldüğünde, esnafın aylık 4 bin lira ek vergi ödemesi gerekmekte, bu durum, zaten yüksek olan giderleri daha da artırmaktadır" ifadelerini kullandı. "Esnaf aylık binlerce lirayı çifte vergiye ödüyor" Enerji maliyetlerinin esnafın en büyük yüklerinden biri olduğuna dikkat çeken Palandöken, "Doğal gaz ve elektrik kullanımında bugüne kadar uygulanan devlet destekleri ve kilovat başına sağlanan indirimlerin kaldırılması, belirli tüketim miktarlarını aşan esnaf için ciddi maliyet artışlarına neden olmuştur. Bugün birçok esnaf, dükkân kirasını aşan elektrik ve doğal gaz faturalarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Kira stopajı, enerji giderleri ve diğer girdi maliyetleri bir arada değerlendirildiğinde, esnafın mali yükü sürdürülemez bir noktaya gelmektedir" diye konuştu. "Esnafı güçlendirmek türkiye ekonomisini güçlendirmektir" Esnafın korunmasına yönelik Anayasa’nın 173’üncü maddesi kapsamında esnafa sağlanan kredilerin, piyasa faizlerine kıyasla düşük görünse de esnaf için hâlen yüksek kaldığını belirten Palandöken, "Bunun temel nedeni, esnafın müşterileriyle yıllardır sürdürdüğü faizsiz deftere yazma usulüyle çalışması ve bu kültürün devam etmesidir. Bu nedenle ortaya çıkan kredi modeli, piyasaya göre ucuz ancak esnaf açısından pahalı bir yapı oluşturmaktadır. Ayrıca KDV oranlarında da adil ve sürdürülebilir bir birlikteliğin sağlanması gerekmektedir. Esnafı en çok mağdur eden uygulamalardan biri, yüzde 1 oranıyla alımı yapılan bir ürünün satışta yüzde 10 KDV oranına tabi tutulmasıdır. Yüzde 1’le giriş yapan bir ürünün yüzde 1’le çıkmasının sağlanması, esnafın mağduriyetinin giderilmesi açısından vazgeçilmez bir düzenleme olacaktır. Ekonomik istikrarın sağlanması, esnafın rahatlaması ve güçlenmesi adına gerekli düzenlemelerin gecikmeden hayata geçirilmesi zorunludur. Çünkü esnaf güçlendiğinde ülke ekonomisi de güçlenecek, esnafın ayakta kalmasıyla birlikte rekabet gücü korunacaktır" şeklinde konuştu.
02 Ocak 2026 Cuma - 17:40
Savunma Sanayii Başkanı Görgün duyurdu: 2026’nın ilk büyük ihracatı TEI’den
Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, TUSAŞ Motor Sanayii’nin (TEI) 2026 yılının ilk büyük ihracat başarısına imza atarak 2,95 milyar dolarlık sipariş aldığını duyurdu. Savunma Sanayii Başkanı Görgün, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, TEI’nin 2,95 milyar dolarlık sipariş aldığını bildirdi. Görgün, "2025 yılını rekorlarla geride bırakırken, 2026’nın ilk büyük ihracat başarısı da TEI imzasıyla geldi" notuyla emeği geçen TEI ailesini, mühendisleri, teknisyenleri ve Başkanlıktaki çalışma arkadaşlarını tebrik etti. Görgün, TEI’nin ihracatına ilişkin yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı: "Yurt dışından kazanılan 2,95 milyar dolarlık sipariş; Türkiye’nin yüksek katma değerli motor üretim teknolojilerinde dünyanın sayılı merkezleri arasında yer aldığının da güçlü bir teyididir. Yeni siparişler, küresel sivil ve askerî havacılıkta yaygın kullanılan 22 farklı motor programı için üretilecek parçaları ve bakım-onarım hizmetlerini kapsıyor. Teslimatlar 2026 yılında başlıyor. Alınan siparişle birlikte, TEI’nin toplam sipariş hacminin 8,2 milyar dolara ulaşması, havacılık motorları alanında ulaştığı yüksek mühendislik yetkinliğinin, üretim disiplininin ve küresel ölçekte tesis edilen güvenilirliğinin somut bir göstergesidir. Bu noktada, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın savunma ve havacılık sanayiini bütüncül bir ekosistem olarak ele alan yaklaşımı belirleyici olmuştur. Uzun soluklu politikalar, kararlı destek mekanizmaları ve ihracatı merkeze alan stratejik yönelim sayesinde sektörümüz; teknoloji üreten, küresel rekabette söz sahibi olan ve sürdürülebilir büyümeyi başaran bir yapıya kavuşmuştur."
02 Ocak 2026 Cuma - 17:27
Savunma Sanayii Başkanı Görgün duyurdu: 2026’nın ilk büyük ihracatı TEI’den
Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, TUSAŞ Motor Sanayii’nin (TEI) 2026 yılının ilk büyük ihracat başarısına imza atarak 2,95 milyar dolarlık sipariş aldığını duyurdu. Savunma Sanayii Başkanı Görgün, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, TEI’nin 2,95 milyar dolarlık sipariş aldığını bildirdi. Görgün, "2025 yılını rekorlarla geride bırakırken, 2026’nın ilk büyük ihracat başarısı da TEI imzasıyla geldi" notuyla emeği geçen TEI ailesini, mühendisleri, teknisyenleri ve Başkanlıktaki çalışma arkadaşlarını tebrik etti. Görgün, TEI’nin ihracatına ilişkin yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı: "Yurt dışından kazanılan 2,95 milyar dolarlık sipariş; Türkiye’nin yüksek katma değerli motor üretim teknolojilerinde dünyanın sayılı merkezleri arasında yer aldığının da güçlü bir teyididir. Yeni siparişler, küresel sivil ve askerî havacılıkta yaygın kullanılan 22 farklı motor programı için üretilecek parçaları ve bakım-onarım hizmetlerini kapsıyor. Teslimatlar 2026 yılında başlıyor. Alınan siparişle birlikte, TEI’nin toplam sipariş hacminin 8,2 milyar dolara ulaşması, havacılık motorları alanında ulaştığı yüksek mühendislik yetkinliğinin, üretim disiplininin ve küresel ölçekte tesis edilen güvenilirliğinin somut bir göstergesidir. Bu noktada, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın savunma ve havacılık sanayiini bütüncül bir ekosistem olarak ele alan yaklaşımı belirleyici olmuştur. Uzun soluklu politikalar, kararlı destek mekanizmaları ve ihracatı merkeze alan stratejik yönelim sayesinde sektörümüz; teknoloji üreten, küresel rekabette söz sahibi olan ve sürdürülebilir büyümeyi başaran bir yapıya kavuşmuştur."
02 Ocak 2026 Cuma - 17:23
Sabiha Gökçen’e yolcu taşıma işi Bursaspor’a verilsin teklifi
Bursa’dan her yıl 3 milyon kişi hava yoluyla ulaşım için Sabiha Gökçen Havalimanı’na gidiyor. Bursa’dan havalimanına yolcu taşıma işi için ihaleye çıkıldı. Belediyenin şirketi Burulaş’ın gelirden yüzde 37 teklifine karşılık İstanbullu firmalar yüzde 100 gelir teklif etti. Bu durumun sürdürülebilir olmayacağını, bilet fiyatlarına yüzde 200 oranında zam gelebileceğini ifade eden Bursalı iş insanları, "Bursa bu konuda harekete geçmeli. Yolcu zaten Bursa’nın yolcusu. Başka şehirlerde o şehrin yolcusu için işletme hakkı o şehrin şirketine veriliyor. Bursaspor çatısı altında bu işlem gerçekleştirilsin. Otobüsler yeşil beyaz olsun. Hem fiyatlar makul olsun hem de gelir Bursaspor’un hanesinde kalıcı hale gelsin" önerisinde bulunuyor. DOSABSİAD ve TÜGİAD’ın geçmiş dönem başkanlarından, tekstil sanayicisi iş insanı Nilüfer Çevikel, Bbus konusunda farklı bir yaklaşım sergiledi. Aynı zamanda Bursa otogarında 25 yıldan beri işletmeci olan Çevikel’in verdiği rakamlara göre Bursa’dan Sabiha Gökçen’e yılda yaklaşık 3 milyon yolcu taşınıyor. Çevikel, "Bursa kamuoyu ile yerel irade seyrederken 29 Aralık’ta bir ihale oluyor. İhale İstanbul firmalarına gitme tehlikesiyle karşı karşıya. İlla bir özel şirket değil de kamu iştiraki olsun isteniyorsa bu iş için en doğru adres Bursaspordur. Otobüsler yeşil beyaza boyanmalı ve bu işin işletmecili Bursaspor’a verilmelidir. Bu hat Bursalıların hakkıdır ve doğrru olan takımımıza kalıcı gelir olarak sağlanması adına işletmeciliğinin Bursaspor’a verilmesidir" ifadelerini kullandı. Çevikel, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bir firma gelirin yüzde 100’ünü bırakmayı taahhüt ediyorsa yuzde 200 zam apacak demektir. Ve hiçbir ilde başka bir kentin firmasi tarih boyu gelip almamıştır" 20 milletvekili devreye girmeli Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey de B bus hakkında şu açıklamayı yapmıştı: " B BUS ile ilgili arzumuz; Büyükşehir Belediyesi’nin önümüzdeki süreçte ihalesi yapılacak olan havaalanındaki konunun sorun olmaktan çıkıp Bursa Büyükşehir Belediyesi ile sözleşmenin devam etmesini talep ediyoruz. Milletvekillerimizden özellikle istiyorum. 20 milletvekilimizin de duyarlılık göstererek B BUS uygulamasını Sabiha Gökçen’e taşımasını istiyoruz. Başka bir firmaya verilirse o zaman havalimanına girişler daha pahalı olacak. Biz fiyat regülasyonu sağlıyoruz. B BUS’un gündemde kalkmasını istiyoruz. Biz talibiz aynı anlayışla Sabiha Gökçen’e Bursalıları ekonomik taşıma arzusundayız"
02 Ocak 2026 Cuma - 17:11
Öğrenci iş birliği kulübünden ETSO’ya ziyaret
Sektör Öğrenci İş Birliği Kulübü Başkanı ve yönetim ekibi, Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası’nı ziyaret ederek TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve ETSO Yönetim Kurulu Başkanı Saim Özakalın’ı makamında ziyaret etti. Gerçekleştirilen ziyarette; yapılması planlanan zirveler, öğrenci-sektör buluşmaları ile hayata geçirilmesi hedeflenen proje ve programlar üzerine karşılıklı fikir alışverişinde bulunuldu. Özellikle gençlerin iş dünyasıyla daha güçlü bağlar kurmasına katkı sağlayacak çalışmalar ele alındı. Genç ve kadın girişimcileri destekleyen vizyoner yaklaşımıyla öne çıkan Başkan Özakalın, girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesi ve gençlerin üretim ile istihdam süreçlerine daha aktif katılım sağlaması adına geliştirilecek her türlü projeye destek vermeye devam edeceklerini ifade etti.
02 Ocak 2026 Cuma - 16:48
İzmir gevreği yeni fiyatıyla tezgahta
İzmir’in tescilli lezzeti ’İzmir gevreği’ yeni fiyatıyla tezgahlardaki yerini aldı. İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (İESOB) tarafından kabul edilen yeni tarifeye göre, 100 gramlık İzmir gevreği 1 Ocak’tan itibaren 20 TL’den satışa sunulmaya başlandı. Girdi maliyetlerindeki artışlar İzmir’in kahvaltı sofralarını süsleyen simge lezzetinde fiyat güncellemesini beraberinde getirdi. Özellikle un, susam ve odun gibi hammadde fiyatlarındaki yükselişin yanı sıra, işçilik ve işletme maliyetlerinde yaşanan artışlar, yeni fiyat tarifesinin gerekçesi olarak gösterildi. İzmir gevreğini Türkiye’deki diğer simit türlerinden ayıran en büyük özellik ise yapımındaki ustalık ve geleneksel yöntemler. Birçok bölgede hamur soğuk pekmeze batırılırken, gerçek İzmir gevreği üzüm pekmeziyle dolu kaynayan kazanlarda hayat buluyor. Fırın ustaları, gece yarısından itibaren mesaiye başlayarak hamuru özenle yoğuruyor. Halka haline getirilen hamurlar, ocak üzerinde kaynayan üzüm pekmezli sıcak suya daldırılarak ön pişirme işleminden geçiriliyor. Bu yöntem, gevreğe o karakteristik çıtırlığını ve rengini veren en önemli sır olarak biliniyor. Pekmez banyosundan çıkan hamurlar, bol susama bulandıktan sonra ustaların maharetiyle kara fırınlara sürülüyor. Modern fırınlar yerine meşe odunu ateşiyle ısınan taş tabanlı kara fırınlarda pişen gevrekler, hem kokusu hem de dokusuyla fark oluşturuyor. Fırıncı esnafı durumdan dertli Girdi maliyetlerindeki artışın esnafı zor durumda bıraktığını belirten simit fırını çalışanı Cengiz Alkan, "Biz zam yapmadan daha geçen haftadan una, şekere, yağa, A’dan Z’ye her şeye zam geldi. İnce kalemden büyük kalemlere kadar her şeye zam geldi, biz de mecburuz. Eskiden 1 lirayken daha çok kazanıyorduk, şimdi 20 lira ama daha az kazanıyoruz. Biz de istemeyiz zam gelmesini; ne kadar zam gelse satışlar o kadar azalıyor. Milleti sevindirmek isteriz ama inan ki bizim de elimizde bir şey yok" dedi. "İyi gevrek pekmezde pişer" Gevreğin yapım aşamalarını ve farkını anlatan Alkan, "20-30 senelik ustalarımız önce hamuru yapıyor, yarım saat 45 dakika dinlendiriyoruz. Sonra gevreği bağlayıp kaynar üzüm pekmezine bandırıyoruz. Ardından bir süre daha dinlendirip odun ateşinde kara fırına atıyoruz, çıtır çıtır çıkıyor. İstanbul’dan Ankara’ya her yerde aynı; bu simit değil, gevrek. Simit diye bir şey yok, zaten gevreği bilen bilir. Kimse simitle karıştırmasın, İstanbul ve Ankara İzmir gevreğinin yanında boş" ifadelerini kullandı. "Yüksek de olsa yeriz" Gevreğe yapılan zamdan memnun olmadığını dile getiren vatandaş Serpil Payçu, "Ne kadar olursa olsun gevrekten vazgeçemeyiz. Gevreği yediğiniz zaman 2-3 tane birden yiyorsunuz. Hani bir tane yenmiyor. O yüzden de 20 lira çok. Ama yemekten de vazgeçmeyiz. Biz İzmirliyiz. Boyoz, gevrek yemeden yapamayız. Hatta İzmir’in meşhur Boyoz fırını var, gevrek fırını var. Çok eski, ben doğma buralıyım. Hakikaten hiçbir yerde aynı tat yok. Sabah da hem Boyoz hem de gevrek yedim" dedi.
02 Ocak 2026 Cuma - 16:21
DAHİ Mersin Projesi Türkiye’ye örnek oluyor
Mesleki eğitimi üretim sahasıyla buluşturan DAHİ Mersin Projesi kapsamında, öğrenciler ve öğretmenler 5 hafta süren yalın üretim eğitimini başarıyla tamamladı. Proje ile gençler, verimli üretimin temellerini doğrudan sanayi ortamında öğrenme fırsatı buldu. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), Mersin Organize Sanayi Bölgesi (Mersin OSB) ve Mersin İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında; Şişecam Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile Tarsus Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nden 20 öğrenci ve 10 öğretmen, Model Fabrikada uygulamalı eğitim aldı. 5 hafta süren eğitimlerde yalın üretim yaklaşımı ve güncel üretim teknikleri sahada deneyimlendi. Model Fabrikada gerçekleştirilen kapanış programına; MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, Yönetim Kurulu Üyesi Gökben Gökbulut, Mersin OSB Yönetim Kurulu Başkanı Sabri Tekli ve Mersin İl Milli Eğitim Müdürü Muhammed Özdemirci katıldı. "Türkiye’nin kurtuluşu katma değerli üretimde" Programda konuşan MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, gençleri geleceğin sanayicileri olarak gördüklerini ifade ederek, sanayinin sürdürülebilirliği için teorik eğitimin mutlaka uygulamayla desteklenmesi gerektiğini söyledi. Çakır, "Türkiye’nin kurtuluşu katma değerli üretim yapan gençlerimizdedir. Sanayi büyürse, ülkemizin gelişmişlik düzeyi de artar. Gençlerimizin yerinde öğrenmesi, üretim sahasında deneyim kazanması büyük önem taşıyor" dedi. DAHİ Mersin Projesinin Türkiye’ye örnek bir model haline geldiğini belirten Çakır, gençlere üretim odaklı düşünmeleri tavsiyesinde bulunarak, "Vatan kurtulacaksa bunu çok çalışarak ve üreterek başaracağız" ifadelerini kullandı. "Eğitim sahada anlam kazanıyor" İl Milli Eğitim Müdürü Muhammed Özdemirci ise DAHİ Mersin Projesi ile mesleki eğitimde yeni bir dönemin kapılarının aralandığını söyledi. Eğitimin sahaya taşınmasının önemine dikkat çeken Özdemirci, "Öğrencilerimiz yalın üretim felsefesini yalnızca teoride değil, üretimin tam merkezinde öğrendi. Burada kazandıkları deneyim, meslek hayatlarında yol gösterici olacak" diye konuştu. Projenin Türkiye genelinde uygulanabilecek bir başarı hikayesi olduğunu vurgulayan Özdemirci, "Bu iş birliği diğer illerimiz ve bakanlığımız için örnek teşkil ediyor. Mersin’de yerel paydaşlarımızla bu vizyonu en üst seviyeye taşıyoruz" dedi. "Sanayinin nitelikli gençlere ihtiyacı var" Mersin OSB Başkanı Sabri Tekli de iş dünyasının mesleki eğitim almış nitelikli gençlere her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğunu belirtti. Uygulamalı eğitimin önemine değinen Tekli, "Gençlerimizin sanayi ortamında aldığı bu eğitimler kariyerlerine yön verecek. Projeden duyduğumuz memnuniyet oldukça yüksek" şeklinde konuştu. Program sonunda projeye katkı sunan paydaş kurumlara teşekkür plaketi, eğitimleri başarıyla tamamlayan öğrenci ve öğretmenlere ise katılım sertifikaları verildi.
02 Ocak 2026 Cuma - 15:57
Çoruh EDAŞ, yoğun kar yağışında kesintisiz enerji için sahada
Doğu Karadeniz Bölgesi’nde etkili olan yoğun kar yağışı nedeniyle elektrik dağıtım şebekesinde oluşabilecek olumsuzluklara karşı Çoruh Elektrik Dağıtım A.Ş. (Çoruh EDAŞ) ekipleri sahada 7/24 görev yapıyor. Artvin, Rize, Giresun, Trabzon ve Gümüşhane’de etkisini artıran olumsuz hava koşullarına rağmen çalışmalarını sürdüren ekipler; enerji arzının sürekliliğini sağlamak, olası arızalara hızlı müdahale etmek ve kesinti sürelerini en aza indirmek amacıyla sahada aktif olarak görev alıyor. Türkiye genelinde etkisini gösteren soğuk hava dalgası ve yoğun kar yağışı, günlük yaşamı olumsuz etkiliyor. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yoğun kar yağışı nedeniyle bazı illerde eğitime ara verildi. Kar yağışı, ulaşımda aksamalara yol açarken bazı yollar geçici olarak ulaşıma kapandı. Hava koşullarına bağlı olarak bölgede yer yer enerji kesintileri yaşanıyor. Zor şartlarda hızlı müdahale Yapılan açıklamaya göre, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde etkili olan yoğun kar yağışı nedeniyle elektrik dağıtım şebekesinde oluşabilecek olumsuzluklara karşı Çoruh Elektrik Dağıtım A.Ş. (Çoruh EDAŞ), kaliteli ve kesintisiz elektrik dağıtımı sağlamak üzere olumsuz hava koşullarına rağmen çalışmalarını 7/24 kesintisiz şekilde sürdürüyor. Bölge genelinde 65 bin kilometreyi aşan şebekenin kesintisiz hizmet verebilmesi için 461 ekip ve 805 arıza, bakım ve onarım çalışanı sahada görev yapıyor. Araçla ulaşılamayan noktalara yaya olarak ilerleyen ekipler, olası arızalara hızlı müdahale edilmesi ve kesinti sürelerinin en aza indirilmesi amacıyla yoğun çaba harcıyor. Ekipler; Artvin, Rize, Giresun, Trabzon ve Gümüşhane’de etkisini artıran olumsuz hava koşullarına rağmen çalışmalarını sürdürüyor. Şebeke anlık olarak izleniyor Şirket, olumsuz hava koşullarının enerji arzı üzerindeki etkisini en aza indirmek ve abonelere kesintisiz enerji sağlamak amacıyla tüm imkanlarını seferber etmeye devam ediyor. Yoğun kar yağışı ve buzlanma nedeniyle ulaşımın güçleştiği bölgelerde, teknik ekipler arıza tespit ve onarım çalışmalarını kesintisiz şekilde yürütürken, kontrol ve bakım faaliyetleri de eş zamanlı olarak sürdürülüyor. Hava koşullarına bağlı risklere karşı şebeke izleme ve müdahale süreçleri anlık olarak takip ediliyor. Şirket, vatandaşların can ve mal güvenliğini tehdit edebilecek her türlü arıza ve şebeke olayını 186 Çağrı Merkezi üzerinden bildirmesini öneriyor.
02 Ocak 2026 Cuma - 15:13
Karadeniz’de avlanan 353 kiloluk dev orkinos ilgi odağı oldu
Karadeniz’de avlanan ve Samsun’un Atakum ilçesinde bir balık tezgâhında sergilenen 353 kilo ağırlığında 2,5 metre uzunluğundaki dev orkinos, görenleri hayrete düşürdü. Düzce’nin Akçakoca ilçesi açıklarında balıkçılar tarafından avlanan dev orkinos, Samsun’a getirildi. Atakum’daki balık tezgahına indirilen dev balık, 8 balıkçının yardımıyla forklift kullanılarak zorlukla tezgaha yerleştirildi. Dev balığı gören vatandaşlar cep telefonlarına sarılarak bol bol fotoğraf çekti. Hayatlarında ilk kez bu büyüklükte bir balık gördüklerini belirten vatandaşlar şaşkınlıklarını gizleyemedi. Kilogramı 400 TL’den satışa sunulan orkinosun parça parça satılacağı öğrenildi. Balıkçı Emir Kaan Tunçer ise yaptığı açıklamada, "Palamudun dedeleri diye tabir edilen bir balıktır. Buraya indirmesi de çok zor oldu, forklift aracı ile indirdik. Samsun halkına sergiliyoruz. Şu anda Samsun’da bu balıktan sadece bir tane var. Omega 3 bakımından çok faydalı bir balık. Parça parça satacağız. Dükkanımız anayol üzerinde olduğu için sürücüler balığa bakarken kazaya karıştıklarını söylüyor. Yoldan geçenler durup fotoğraf çekiyor. Bu balığı yakalaması ve tutması gerçekten çok zor bir iş. Samsun’a ilk defa böyle bir balık geldi" dedi.
02 Ocak 2026 Cuma - 14:19
Antalya Büyükşehir’den çiftçilere 6 yılda 403 milyon TL’lik elektrik desteği
Antalya Büyükşehir Belediyesi yerelden kalkınma hedefleri doğrultusunda tarımsal üretim için sağladığı enerji destekleri artarak devam ediyor. Güneş Enerji Santralleri (GES) ile yıllık 8 milyon 500 Bin kWh elektrik üreten Büyükşehir 2019-2025 yılları arasında 19 bin çiftçiye enerji desteğinde bulundu. Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı GES yatırımlarıyla çiftçilerin tarımsal sulama amaçlı elektrik tüketimlerine destek oluyor. Antalya tarımında üretimi, verimi ve çeşitliliğin arttırılmasına katkı sunan enerji desteklemeleri ile üreticilerin sulama sorunları da çözülüyor. 2019 -2025 yılları arasında Büyükşehir GES’ler ile ürettiği yıllık ortalama 8 milyon 500 Bin kWh elektirik ile 52 sulama kooperatifine bağlı yaklaşık 19 bin çiftçi ailesine yaklaşık 345 milyon TL’lik elektrik desteği sağladı. İşletmesi Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde bulunan sulama tesislerine ise 2019-2025 yılları arasında toplam 58 milyon TL’lik destek sağlandı. Yeni kurulacak Güneş Enerji Santralleri ile desteklerin artarak devam etmesi hedefleniyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder