Son Dakika
|
e-Devlet'i kopyalayıp TOKİ vurgu yaptılar
Uşak Belediyesi’ne operasyon: Belediye başkanı ile birlikte 11 kişi gözaltına alındı
Galatasaray - Fenerbahçe derbisinin tarihi belli oldu
İstanbul'da 4 cezaevi aracı kaza yaptı
İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Minab'daki okul saldırısı savaş suçudur"
Üç kişinin öldüğü bar saldırısının dehşet anları
İran Devrim Muhafızları: "Hürmüz Boğazı kapalıdır, her türlü gemi geçişi sert karşılık bulacaktır"
Uşak Belediyesi’ne rüşvet operasyonu: Başkan da dahil 11 gözaltı
Trump: "İran, benimle anlaşma yapmak için yalvarıyor"
İran, ABD'nin 15 maddelik teklifine resmen yanıt verdi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Ermenistan Başbakanı Paşinyan’a kilisede saldırı teşebbüsü
Bakan Fidan, Mısırlı mevkidaşı Abdelatty ve Pakistan Başbakanı Şerif ile bir araya geldi
İran Hükümet Sözcüsü Muhacerani: "Sürdürülebilir barışa hazırız"
Yürek yakan kaza: Motosikletin çarptığı 2 yaşındaki Arya hayatını kaybetti
Yürek yakan veda: Şehit babaya son dokunuş
Erbil’de havalimanı ve ABD Başkonsolosluğu hedef alındı
Kaza yapan ehliyetsiz ve alkollü sürücüyü, polis tedaviye ikna etti
EKONOMİ
Ticaret Bakanlığı’ndan CHP’li bazı milletvekillerinin "İsrail ile ticaretin sürdüğü" iddialarına yalanlama
29 Mart 2026 Pazar - 18:09:08
Ticaret Bakanlığı, "Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi istatistikleri ve devlet kurumlarının açıklamalarına rağmen Cumhuriyet Halk Partisi’nin bazı milletvekillerinin İsrail İstatistik Kurumu’na itibar etmeyi tercih ederek ortaya attıkları ‘İsrail ile ticaretin sürdüğü’ iddiaları yalandır" açıklamasını yaptı. Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, "Türkiye Cumhuriyeti’nin 2 Mayıs 2024’te almış olduğu kararla tam 23 aydır Türkiye’den İsrail’e bütün ürün gruplarında ihracat, ithalat, serbest bölge ve transit ticaret tamamen durdurulmuştur. Hatta Türk bayraklı ve İsrail bayraklı hava ve deniz ulaştırması bile yapılmamaktadır. Gümrüklerde ve serbest bölgelerimizde İsrail ile ticaret işlemi yapılamaz. 2 Mayıs 2024’ten bu yana İsrail ile ticaret sıfırdır. Gümrük sistemi kapalıdır. 2 Mayıs 2024 tarihinden sonra ülkemizden İsrail’e yönelik ihracat ve ithalat için tescil edilmiş hiçbir gümrük beyannamesi veyahut İsrail’den ülkemize ulaşan hiçbir İsrail sevkiyatı bulunmamaktadır. İhracat ve ithalat rakamları her ay Ticaret Bakanlığımız ve Türkiye İstatistik Kurumu tarafından da şeffaf olarak yayınlanmaktadır. Diğer taraftan 7 milyona yakın Filistinli’nin ölüm kalım mücadelesi verdiği ve kutsal toprakları savunduğu, hayatta kalmaya çalıştığı bir ortamda, ihtiyaç duydukları acil ürünler için Filistin Milli Ekonomi Bakanlığı’nın tek tek yazılı onay verdiği ve Filistin topraklarındaki ihtiyaçlara yönelik sevkiyat, Filistin Milli Ekonomi Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığımızın kontrolünde ve ancak ithalatçısı ve Filistin varışlı olduğu teyit edilerek gerçekleşmektedir. 7 Haziran 2024’te Filistin hükümeti ile varılan resmi anlaşma gereği, bu malların münhasıran Filistin tarafından kullanıldığı, Filistin Milli Ekonomi Bakanlığı tarafından da müteaddit defalar açıklanmış bulunmaktadır. Bu rakamlar Ticaret Bakanlığı gümrük verileri ve TÜİK verileri ile sabittir. Diğer taraftan, Filistin toprakları ile yapılan ve ayda 50-60 milyon dolar civarındaki ticaret de, Filistin’in limanı, gümrüğü olmadığı için İsrail’in iki limanı üzerinden yapılabilmektedir. Bu gerçeği CHP’li milletvekilleri de bilmektedirler. Filistin’e yapılması zorunlu düşük rakamlı ihracatı da İsrail’e yapılıyor diye iftira atarak, Filistin’in can damarını kesmeye çalışma çabası içindedirler" denildi. Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: "Türkiye, İsrail’e ekonomik baskılar yaparak dünya ile birlikte Gazze’de ateşkesi sağlamak için 7 Ekim 2023’ten önce aylık ortalama 600-700 milyon dolar ihracat yaptığı İsrail’e ihracatından 2 yıldır feragat etmiştir. Başka bir deyişle bu iki yıllık dönemde toplam 13-14 milyar doları aşkın ihracattan Filistin davasını ve mazlum Filistinli kardeşlerimizi desteklemek için feragat etmiştir. İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü soykırım, masum sivilleri hedef alan insanlık dışı saldırıları ve uluslararası hukuku yok sayan zulmü karşısında Türkiye devleti, hükümeti ve milleti olarak her daim Filistinli kardeşlerimizin yanında olmuştur. İsrail’e ekonomik ve ticaret ambargosu uygulayan yegane öncü ülke olmuştur. Türkiye, Gazze’ye, Gazze halkına, Batı Şeria’ya en çok yardım gönderen, tıbbi yardım sağlayan ülke olmuştur. Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde ülkemizin ve hükümetimizin bu ilkeli duruşu, başta Filistinli kardeşlerimiz olmak üzere tüm İslam dünyasından, hatta vicdanlı diğer milletlerden takdir görmüştür ve görmektedir. CHP’li bazı milletvekilleri de bu utanılacak iddialarına ve iftiralarına sarılmak yerine Türkiye Cumhuriyeti’nin bu asil ve kararlı duruşundan gurur duyabilirler. Defaeten açıklandığı üzere çarpıtma haberler ve CHP’li bazı milletvekillerinin zaman zaman yaptığı bu açıklamalar, ’Türkiye sanki halen İsrail’e ihracat yapıyormuş’ algısı oluşturmaya yönelik bir iftira mahiyetindedir. Bu yalanların Türkiye’nin, hükümetimizin İsrail’in soykırımlarına karşı politika ve tedbirlerini itibarsızlaştırmayı ve düpedüz İsrail’in çıkarlarına hizmet etmeyi amaçladığı açıktır. Filistinli vatandaşların yaralarının sarılması, temel ihtiyaçlarının karşılanması ve Gazze’ye insani yardımın kesintisiz ulaştırılması için tüm imkanlarımızı seferber etmeye, bu çerçevede hem İsrail’in manipülasyonları hem de ona hizmet eden içerideki iftiracılarla mücadele etmeye devam edeceğiz. Tarih ve toplumsal vicdan, kimlerin mazlum Filistinlilerin yanında olduğunu, kimlerin de İsrail’in çıkarlarına hizmet ettiğini kaydetmektedir. Bu itibarla hükümetimizin, Ticaret Bakanlığımızın bu konudaki resmi, gerçek ve istatistiki verilere dayalı açıklamalarına itibar edilmesi, İsrail’e hizmet eden, İsrail istatistikleri ve istihbaratından beslenen yalanlara, çarpıtma haberlere itibar edilmemesi hususunu kamuoyumuzun dikkatine saygılarımızla sunarız."
29 Mart 2026 Pazar - 17:23
Sivas’ta 2 ayda 48 şirket kuruldu
Türkiye Odalar Borsalar Birliği (TOBB); bu yılın ilk 2 ayında "Kurulan ve Kapanan Şirket İstatistikleri" ile ilgili elde ettiği verileri açıkladı. TOBB´dan derlenen bilgilere göre Sivas´ta 2 ayda toplam 48 şirket, 1 kooperatif ve 15 gerçek kişi ticari işletmesi kuruldu. Bahsi geçen zaman dilimi içerisinde 12 şirket ve 1 kooperatif tasfiye edilirken 14 şirket ve 5 gerçek kişi ticari işletmesi de kapatıldı. Sivas´ta kurulan 48 şirketin sermayesi 138 milyon 550 bin lira olarak açıklandı.
29 Mart 2026 Pazar - 12:34
Muğla yatırım bütçesi 2 yılda yüzde 85 arttı
Dünya’nın ve Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biri olan, sahip olduğu verimli toprakları ile tarım, kültürel ve tarihi değerleri ile de kültür ve sanatın merkezi olan Muğla’da Büyükşehir Belediyesi kente değer katan yatırımlarına devam ediyor.2024 yılından sonra yatırım bütçesini ortalama yüzde 85 arttırarak 10 milyar 687 milyon TL’ye çıkaran Büyükşehir Belediyesi altyapıdan, yollara, sağlıktan tarıma birçok alanda Muğla’nın 13 ilçesinde yatırımlarına devam ediyor. 2024 yerel seçimlerinden sonra Muğla’nın 13 ilçesinin hizmet ihtiyacına göre yol haritasını belirleyen Büyükşehir Belediyesi yatırım bütçesinde artışa gitti. Alt ve üstyapıları ile modern bir şehir oluşturmak, tarımda üreten köylüye destek vermek, Muğla’nın yeşil ve mavisini korumak, sosyal belediyecilikle vatandaşların yanında olmak için Büyükşehir Belediyesi yatırım bütçesini 10 milyar 687 milyon TL’ye çıkardı. Uluslararası kredilendirme kuruluşlarından en yüksek notu alan, Büyükşehir Belediyeleri arasında borçsuz belediyelerden biri olan Muğla Büyükşehir Belediyesi Muğla için temeller atmaya, yatırımlarını hayata geçirmeye devam ediyor. Başkan Aras: "Muğla’nın parası hemşehrilerimizin için yatırıma dönüşüyor" 31 Mart Yerel seçimlerinin üzerinden geçen iki yıl içinde Muğla’da altyapıdan tarıma, sağlıktan ulaşıma birçok alanda yatırımların artarak devam ettiğini söyleyen Başkan Aras, Muğla’nın bütçesinin hemşerilerine hizmet olarak geri döndüğünü söyledi. Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras; "Dünya’nın ve Türkiye’nin en önemli kentlerinden biri olan Muğla’mızda yaşayan, şehrimizi ziyaret eden yerli ve yabancı misafirlerimize en iyi hizmeti vermek için var gücümüzle çalışıyoruz. Geride bıraktığımız iki yılda seçim öncesi verdiğimiz sözlerin yanı sıra kentimizin ihtiyacı olan birçok hizmeti hayata geçirdik. 7’den 70’e vatandaşlarımızın huzur ve mutluluğu için yeni Yaşam Evleri, Gündüz Bakımevleri’nin temelini atarken üreten köylümüzü de yalnız bırakmadık. Yerel tohumdan, fidan desteğine, arıcılıktan büyük ve küçükbaş hayvancılık desteklemelerine kadar her kalemde üreten köylümüzün elinden tuttuk. Muğla’mızın kıyılarını korumak, yeşil ve mavimizi gelecek nesillere tertemiz bırakmak için 7 atık alım teknemizle denizlerde hizmet verdik. Bu hizmetimizi tüm kıyılarımızda yaygınlaştırmak için tekne sayımızı 12’ye çıkarıyoruz" dedi. "Muğla herkes için önemli bir şehir" Muğla’nın altyapısına ve yollarına da büyük yatırım yaptıklarını söyleyen Başkan Aras, 13 ilçede 435 kilometre yeni, güvenli yolu vatandaşların hizmetine sunduklarını belirtti. Başkan Aras; "Muğla sadece üzerinde yaşayanların değil, dünyanın her yerinden gelen misafirleri ağırlayan, herkesin hayatında en az bir kere ziyaret etmek istediği bir şehir. Bu şehir için modern ve güvenli yolların yanı sıra güçlü bir altyapı yapmak için de yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Bodrum’dan Fethiye’ye dünyanın en önemli turizm markalarını yeni sezona hazırlamak, önem ve aciliyet sırasına göre eksikliklerini gidermek için var gücümüzle çalışıyoruz. Muğlalı hemşehrilerimizin huzuru ve mutluluğu için Muğla’mızın bütçesini şehrimize hizmetlere harcıyoruz" diye konuştu.
29 Mart 2026 Pazar - 11:14
Bozkırın sarı devleri hasat için bakıma alındı
Yozgat’ın Yerköy ilçesinde biçerdöver ustaları, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde başlayacak hasat sezonu öncesinde yoğun mesaiye başladı. İlçede hummalı bir çalışma yürütülürken, bakımı tamamlanan biçerdöverler tırlara yüklenerek hasat için yola çıkmayı bekliyor. Yozgat’ın Yerköy ilçesinde biçerdöver tamircilerinin bakım mesaisi başladı. Türkiye’nin birçok noktasında hasat yapacak olan vasıtalar, ustaların elinden geçti. Biçerdöver tamircisi Güner Kozan, sezon öncesi yapılan bakımın hayati önem taşıdığını belirterek, "Biçerler sezon başlangıcında gelirler, biz bakımlarını yaparız. Sanayideki işlemleri bittikten sonra tekrar tırlara yüklenerek güneydoğu sezonuna gider. Gitmeyen arkadaşlar da buradaki sezondan başlarlar. Biz bütün işlemini yapıyoruz. Kayışları, kasnakları, bilyaları, bıçakları. Tam periyodik bakım yapıyoruz. Yani check up gibi bir şey. Bizden sonraki bakımı da bittiği zaman şanzıman, motor. Yani bu bakımlar olmadan da zaten bu biçer araziye gidemez" dedi. "Sezonda yüzün üzerinde biçere kaporta boya yapıyoruz" Kaporta ve boya ustası Ramazan Türkmen ise biçerdöverlerin dış aksamlarının da yenilendiğini ifade ederek, "Biçerdöver tablasını boyuyoruz şu an. Sarı kısmını bitirdik. Şimdi siyahına geçtik, tırmığı boyayacağız. Azami boya aksamı ve kaporta yenileme yapıyoruz. Öyle yani bakım aksamını arka karşıdaki arkadaşlar yapıyor. Devrik, yanık biçerleri biz yapıyoruz burada. Sezonda yüzün üzerinde biçer kaporta boya yapıyoruz" dedi. "Yerköy’de biçerdöveri olmayana kız vermezler" Yıllardır sektörde çalışan Mustafa Türkmen de Yerköy’ün biçerdövercilikte önemli bir merkez olduğunu vurgulayarak, "12 yaşından 54 yaşıma kadar bu biçer sektöründe yoğuruldum. Biçer pirini bilirim ben. Ben kendim de çalışıyorum vatandaşlara da yardımcı oluyorum. Bu aylarda güneydoğuya, Hatay’a, Urfa’ya, Mardin’e, Kızıltepe’ye güneydoğunun her iline biçer gönderiyoruz. Bundan 20 gün sonra başlarlar. Oradan dönüşte bir şeyden çoğu arızalanıyor. Çoğu devriliyor, kimi yanıyor. Yine benim dükkana geliyor yapılıp geri işe devam ediyorlar. Bu şekilde uğraşıyoruz. 3 bin 500 tane biçer var. Bizim Yerköy’de biçerdöveri olmayana kız vermezler" ifadelerini kullandı. Hasat sezonunun başlamasına sayılı günler kala Yerköy’deki ustaların yoğun mesaisi sürerken, bakımı tamamlanan biçerdöverler Türkiye’nin dört bir yanında ekin biçmek için gün sayıyor.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
27 Mart 2026 Cuma- 12:03
Bakan Yardımcısı Polat: "İlk ekolojik market pilot il ilan edilen Kastamonu’da açılacak"
2
28 Mart 2026 Cumartesi- 14:53
Kastamonu Üniversitesi, sınai mülkiyet alanında kentin yenilik ekosistemine katkı sunuyor
3
29 Mart 2026 Pazar- 11:12
Hobi olarak başladığı mantar yetiştiriciliğinde günde 1 tona yakın hasat elde ediyor
4
27 Mart 2026 Cuma- 17:28
Edremit’te turistik rotalar için önemli toplantı
5
28 Mart 2026 Cumartesi- 11:59
Tavşanlı’da 114 çiftçiye yüzde 75 hibeli Aspir tohum desteği
07 Ocak 2026 Çarşamba - 11:17
Denizlerdeki durgunluk tezgaha yansıdı
Kocaeli’deki tezgahlarda balık miktarı azaldı. Balıkçı Kemal Bineklioğlu, "Bu sene kırım senesi. Nasıl meyve-sebze de düşüş olduysa, balıkta da aynı durum var. Bu yıl balıkta yokluk yaşıyoruz" dedi. Kocaeli’de balık sezonunun en verimli aylarının geride kalmasıyla birlikte tezgahlarda durgunluk yaşanıyor. İzmit’te balıkçılık yapan Kemal Bineklioğlu, sezonun doğal döngüsü ve güncel fiyatlar hakkında değerlendirmelerde bulundu. Bineklioğlu, her yıl eylül ayında başlayan balık bolluğunun ocak ayına kadar sürdüğünü, bu tarihten itibaren şubat sonuna kadar ise denizlerde balık miktarının en alt seviyeye indiğini kaydetti. Bu döngünün yüzyıllardır değişmediğini belirten Bineklioğlu, "Hamsi bu dönemde azalır ve göç eder. Şubat ayının sonundan nisan ayına, hatta yaza kadar balık yeniden toparlanır ve mayıs ayındaki av yasağına kadar vatandaşın tüketebileceği balıklar çıkar" dedi. "Bu yıl balıkta yokluk senesi" Bu sezonun önceki yıllara göre biraz daha verimsiz geçtiğine de dikkati çeken Bineklioğlu, tarım ürünlerindeki rekolte düşüklüğüne benzer bir durumun denizlerde de yaşandığını ifade eti. Bineklioğlu, "Bu sene kırım senesi. Nasıl meyve-sebze de düşüş olduysa, balıkta da aynı durum var. Bu yıl balıkta yokluk yaşıyoruz" diye konuştu. "Balık doğal bir yiyecek" Balığın hala kırmızı ete alternatif olduğunu söyleyen Bineklioğlu, şunları kaydetti: "Hamsi 250-400 lira, istavrit 200 lira, mezgit 350 lira, tekir 400 lira, uskumru 250 lira. Bu fiyatlara piyasadan hiçbir kırmızı et ürünü alamazsınız. Balık doğal bir yiyecek. Tavuk 40 günde şişirilen bir ürün. ’Tavuk yenmez’ demiyorum, ben de yiyorum, haftada bir gün kesinlikle yerim ama balığı her gün yeseniz de zarar vermez. Sağlıklı bir besin olduğu için vatandaşın balığı tercih etmesini isterim." Tezgahlarda güncel fiyatlar Balık miktarındaki azalma etiketlere de yansıdı. Tezgahlarda hamsinin kilogramı 250 ile 500 lira arasında değişirken, istavrit 200-300, mezgit 350-500, tekir 400-450, uskumru 250, çinekop ise 600 liradan satılıyor. Deniz çuprasının tanesi 350, deniz levreğinin tanesi ise 450 liradan alıcı buluyor.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 10:44
Koruma Klor’a 164 milyon TL’lik ceza
Rekabet Kurulu, Kocaeli, Denizli ve Hatay’daki fabrikaları ile sektöründe faaliyet gösteren Koruma Klor Alkali Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye firmaya 164 milyon TL’lik yıkıcı fiyat cezası kesti. Kimya, tarım, temizlik ve lojistik sektöründe faaliyet gösteren Koruma Şirketler Grubu’nun kimya şirketine yıkıcı fiyat uygulayarak rekabeti ihlal ettiği gerekçesiyle rekor düzeyde ceza verildi. Rekabet Kurulu, üç fabrikası bulunan Koruma Şirketler Grubu şirketi Koruma Klor Alkali Sanayi ve Ticaret A.Ş. hakkında başlattığı soruşturmayı sonuçlandırdı. Kurul, şirketin Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 6. Maddesinin ihlal edip etmediğinin tespitine yönelik olarak yürüttüğü soruşturma kapsamında rekabetin ihlal edildiği gerekçesiyle 164 milyon 484 bin 83 TL 28 kuruş tutarında idari para cezası uygulanmasına karar verdi. Sektörün en büyük kimya komplekslerinden biri olan İzmit merkezli firmanın sanayi, tarım, temizlik gibi bir çok sektöre hitap eden ürünlerin üretildiği fabrikaları Kocaeli, Denizli ve Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde bulunuyor.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 10:39
Ahmet Kazaz: "Trabzon’un gidişatı alarm veriyor"
Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Meclis Üyesi Ahmet Kazaz, Trabzon’un ihracat, sanayi ve demografik verilerinin ciddi bir kırılmaya işaret ettiğini belirterek "Şehrin geleceği kolektif akıl ve doğru modelleme ile yeniden inşa edilmelidir" dedi. Türkiye’nin ihracat ve ithalat rakamlarının açıklanmasının ardından değerlendirmelerde bulunan Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Meclis Üyesi Ahmet Kazaz, Trabzon’un ekonomik göstergelerinin ülke ortalamasının gerisinde kaldığını söyledi. Türkiye genelinde mal ihracatının yüzde 4,5 artarak 273,4 milyar dolara ulaştığını hatırlatan Kazaz, Trabzon’un ihracatının ise 2024 yılına göre yüzde 22,4 düşüşle 2025’te 1 milyar 73 milyon dolar olarak gerçekleştiğine dikkat çekti. Kazaz, bu gerilemede fındık ihracatındaki düşüşün önemli payı olduğunu ifade etti. "Demografik yapı da risk sinyali veriyor" Şehrin ticari ve demografik verilerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Kazaz, Trabzon’un mevcut gidişatını "Freni patlamış bir kamyonun yokuş aşağı ilerlemesine" benzetti. Türkiye genelinde nüfus artışı sürerken, Trabzon’da nüfusun azaldığını belirten Kazaz, genç nüfusun şehirden ayrılması, emekli nüfusun artması ve çalışan sayısındaki düşüşün tabloyu daha da ağırlaştırdığını söyledi. "Büyük firma sayısında gerideyiz" Türkiye genelinde yapılan Birinci ve İkinci 500 Büyük Firma Araştırmalarına da değinen Kazaz, 2024 verilerine göre Trabzon’un yalnızca 3 firma ile listelerde yer alabildiğini, Samsun’un 13, Ordu’nun 8 ve Giresun’un 5 firma ile Trabzon’un önünde olduğunu kaydetti. Bu durumun sanayi ve üretim yapısının yeniden ele alınması gerektiğini açıkça ortaya koyduğunu dile getirdi. "Trabzon’un güçlü avantajları var" Tüm olumsuzluklara rağmen Trabzon’un önemli fırsatlara sahip olduğunun altını çizen Kazaz, kentin iklim değişikliği, su kaynakları ve deprem riski açısından avantajlı bir coğrafyada bulunduğunu ifade etti. Kazaz, üniversiteler, lojistik konum, fiber altyapı ve güçlü diaspora yapısının Trabzon’un potansiyelini artırdığını söyledi. "Şehrin geleceği için ortak akıl şart" Trabzon’un bütüncül bir modellemeye ihtiyaç duyduğunu belirten Kazaz, şehrin tüm paydaşlarının ortak akıl ve takım bilinciyle hareket etmesi gerektiğini vurguladı. "Şehrin reçetesi, bireysel öngörülerle değil; kolektif bir vizyonla hazırlanmalıdır. Kadim şehir Trabzon’un bu eksi gidişine hep birlikte ‘dur’ demeliyiz. Unutulmamalıdır ki, yönü olmayanın yolu olmaz" diyen Kazaz, belirlenen yol haritası doğrultusunda herkesin kendi alanında sorumluluk almasının önemine dikkat çekti.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 10:37
Başkan Özmeriç’ten deftere tabi olan esnaf ve sanatkara uyarı
Aydın Şoförler Odası Başkanı Semih Özmeriç, 13. Aralık 2025 Tarihli ve 586 Sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’ndeki kararların 01 Ocak 2026 tarihi uygulamaya geçtiğini hatırlatarak basit usulden gerçek usule geçen esnaf ve sanatkarın büyük cezalarla karşılaşmaması için dikkatli olmasını önerdi. Muhasebesel açıdan yapılan yanlışların büyük cezalara neden olabileceğini kaydeden Özmeriç, "Bahse konu tebliğ ile anılan kararname kapsamında 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren gerçek usulde vergilendirilecek olan esnaf ve sanatkarımız yeni bir döneme girdi. Zor şartlarda ekmeğini kazanma derdinde olan esnaf ve sanatkarımız bu yönde ceza yükü ile karşı karşıya kalmaması için en azından kendilerine yetecek ölçüde muhasebe eğitimi almasını öneriyorum. Çünkü muhasebesel anlamda yapılan yanlışlar telafisi imkansız cezai sonuçlar doğurabiliyor" diyerek basit usulden gerçek usule geçen tüm esnaf ve sanatkarın duyarlı olmasını istedi. Aydın Şoförler Odası olarak yeni yıl öncesi bu konuda tüm şoför esnafını kapsayacak şekilde eğitimlerin düzenlediğini kaydeden Özmeriç, "1 Ocak itibariyle nüfusu 30 binin olan ilçelerde basit usul sistemle faaliyetlerini sürdüren esnaf ve sanatkar gelir mükellefi oldu. Bu yükümlülük esnaf ve sanatkarımıza beyanname verme ve defter tutma zorunluluğu getirdi. Bu durum ayrı bir maliyet artışına neden olurken sadece ilimizde onbinlerce esnaf ve sanatkar vergi ve KDV ile tanışmış oldu. 31 Aralık tarihine kadar gelir vergisi ve KDV’den muaf olan esnaf ve sanatkarımızın omuzuna yüklenen bu yeni sistemin daha adil olabilmesi bakımından Maliye Bakanlığı’nın vergilendirme diliminde ve KDV oranlarında düzenleme yapılması konusunda beklentimiz var" diye konuştu.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 10:35
Kilis Belediyesine ait kapalı otoparkta yüzde 100 zam
Kilis Belediyesine ait kapalı otoparkta ücretlere yüzde 100 oranında zam yapıldı. Yapılan düzenlemeyle birlikte aylık otopark abonelik ücreti bin liradan 2 bin liraya yükselirken, 0-1 saat arası park ücreti de 30 liradan 50 liraya çıkarıldı.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 10:01
Otomobil ve hafif ticari araç pazarı 2025 yılında 1 milyon 368 bin 400 adet satış ile rekor kırdı
Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, 2025 yılı Ocak-Aralık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 10,49 oranında artarak 1 milyon 368 bin 400 adet olarak gerçekleşti. Elektrikli otomobil satışları 191 bin 960 adetle yüzde 17,7 pay aldı. Yerli marka Togg, 2025 yılında 39 bin 20 adetlik satış rakamına ulaştı. Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) verilerine göre, Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, 2025 yılı Ocak-Aralık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 10,49 oranında artarak 1 milyon 368 bin 400 adet olarak gerçekleşti. Otomobil satışları, 2025 yılı Ocak-Aralık döneminde geçen yıla göre yüzde 10,62 oranında artarak 1 milyon 84 bin 496 adet, hafif ticari araç pazarı ise yüzde 9,97 artarak 283 bin 904 adet oldu. Otomobil ve hafif ticari araç pazarı 2025 Aralık ayında yüzde 12,55, otomobil pazarı yüzde 8,54, hafif ticari araç pazarı yüzde 27,83 oranında arttı. 2025 yılı Aralık ayı otomobil ve hafif ticari araç pazarı 2024 yılı Aralık ayına göre yüzde 12,55 artarak 191 bin 620 adet oldu. 2025 Aralık ayında otomobil satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8,54 artarak 146.319 adet, hafif ticari araç pazarı yüzde 27,83 artarak 45.301 adet oldu. Otomobil ve hafif ticari araç pazarı 10 yıllık Aralık ayı ortalama satışlara göre yüzde 57,9 arttı. Otomobil pazarı, 10 yıllık Aralık ayı ortalama satışlara göre yüzde 58,0 artış gösterdi. Hafif ticari araç pazarı, 10 yıllık Aralık ayı ortalama satışlara göre yüzde 57,8 arttı. Otomobil pazarı segmentlere göre; pazarın yüzde 82,7’sini vergi oranları düşük olan A, B ve C segmentlerindeki araçlar oluşturdu. C segmenti otomobiller 599.790 adetle yüzde 55,3 pay, B segmenti otomobiller 292 bin 700 adetle yüzde 27 pay aldı. Otomobil pazarı gövde tiplerine göre; gövde tiplerine göre değerlendirildiğinde ise en çok tercih edilen gövde tipi SUV otomobiller (yüzde 61,9 pay, 671 bin 819 adet) oldu. SUV otomobilleri, yüzde 22,8 pay ve 247 bin 5 adet satış ile Sedan, yüzde 14,4 pay ve 156.078 adet satış ile H/B otomobiller takip etti. Otomobil pazarı motor tipine göre; benzinli otomobil satışları 509 bin 217 adetle yüzde 47 pay, hibrit otomobil satışları 295 bin 378 adetle yüzde 27,2 pay, elektrikli otomobil satışları 191 bin 960 adetle yüzde 17,7 pay ve dizel otomobil satışları 80 bin 346 adetle yüzde 7,4 pay, otogazlı otomobil satışları 7 bin 595 adetle yüzde 0,7pay aldı. Elektrikli otomobil pazarı elektrik motor gücüne göre, 160 kW altındaki elektrikli otomobil satışları yüzde 75,2 artarak yüzde 13,9 pay, 160 kW üstü elektrikli otomobil satışları yüzde 113,5 artarak yüzde 3,8 pay aldı. Otomobil pazarı motor hacmine göre; 1400cc altındaki otomobil satışları yüzde 14 azalarak yüzde 34,1 pay, 1400-1600cc aralığındaki otomobil satışları yüzde 14,6 azalarak yüzde 20,1 pay, 1600-2000cc aralığındaki otomobil satışları yüzde 14,4 artarak yüzde 0,6 pay, 2000cc üstü otomobil satışları yüzde 15 artarak yüzde 0,2 pay aldı. Otomobil pazarı emisyon seviyelerine göre; 120-140 gr/km arasındaki otomobiller 338 bin 675 adetle yüzde 31,2 pay,
07 Ocak 2026 Çarşamba - 10:00
Yurt dışından alışverişte 30 euroluk gümrük muafiyeti kaldırıldı
Ticaret Bakanlığı, yurt dışındaki e-ticaret platformlarından satışı yapılan ürünlerde eşyanın değerine bakılmaksızın ‘Basitleştirilmiş Gümrük Beyannamesi’ uygulamasına son verildiğini ve 30 euroluk gümrük muafiyetinin kaldırıldığını açıkladı. Ticaret Bakanlığı, yurt dışı alışverişlerde uygulanan 30 euroluk gümrük muafiyetinin kaldırıldığını ve 6 Şubat 2026’dan itibaren tüm siparişler için gümrük beyannamesi düzenleneceğini duyurdu. Ticaret Bakanlığı, 1 Şubat 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yurt dışı e-ticaret platformları üzerinden satışı yapılan tüm ürünler bakımından, sipariş edilen eşyanın değerine bakılmaksızın ‘Basitleştirilmiş Gümrük Beyannamesi’ uygulamasına son verildiğini bildirdi. "ABD’de uygulanan 800 doların altındaki siparişlere yönelik basitleştirilmiş gümrük işlemlerine de son verilmiştir" Bakanlıktan yapılan açıklamada, son dönemde sınır ötesi e-ticaret platformlarından satın alınan ürünlere ilişkin özellikle ürün güvenliği konusunda oluşan tereddütler neticesinde Avrupa Birliği (AB) ve ABD tarafından bu alanda yeni uygulamalar ortaya konulduğu hatırlatıldı. Söz konusu ürünlere yönelik Avrupa Tüketici Örgütü’nün gerçekleştirdiği ürün güvenliği test sonuçlarına göre bu platformlardan satın alınan ürünlerin büyük çoğunluğunun Avrupa Birliği ürün güvenliği gerekliliklerini karşılamadığı, bazı ürünlerde ise yüksek oranda toksik ve kanserojen maddeler tespit edildiği belirtildi. Açıklamada, "Bu çerçevede AB, ilgili e-ticaret platformlarından satın alınan ürünlere yönelik geçiş dönemi için ilave vergiler getirmiş olup, 2026 yılı içinde basitleştirilmiş gümrük uygulamalarını tamamen kaldıracağı bilgisini paylaşmıştır. Benzer şekilde ABD’de uygulanan 800 doların altındaki siparişlere yönelik basitleştirilmiş gümrük işlemlerine de son verilmiştir" ifadelerine yer verildi. "Halk sağlığı açısından tehdit oluşturan oyuncaklar, ayakkabılar ve saraciye ürünleri ‘Basitleştirilmiş Gümrük Beyannamesi’ kapsamı dışına çıkarılmıştır" Ticaret Bakanlığınca e-ticaret platformlarından temin edilen ürünlere yönelik gerçekleştirilen denetim ve laboratuvar analizlerinde Avrupa Tüketici Örgütü ve uluslararası kuruluşlarca yayımlanan bulguları teyit eder nitelikte sonuçlar elde edildiğine dikkat çekilen açıklamada, "Bu kapsamda sınır ötesi e-ticaret platformlarında satışa sunulan ürünlerden farklı kategorilerde temin edilen toplam 182 ürün incelenmiş; uygunsuz ürün oranı yüzde 81 olarak tespit edilmiştir. Analiz sonuçları çerçevesinde ilk etapta uygunsuzluk oranının çok yüksek olduğu ve halk sağlığı açısından ciddi tehdit oluşturan oyuncaklar, ayakkabılar ve saraciye ürünleri, 20 Ekim 2025 tarihli Genelge uyarınca sipariş edilen eşyanın değerine bakılmaksızın ‘Basitleştirilmiş Gümrük Beyannamesi’ kapsamı dışına çıkarılmıştır" denildi. Söz konusu e-ticaret platformları üzerinden Türkiye’ye giren ürünlerin Türkiye’nin ürün güvenliği kriterlerine uygunluğu ve gerekli teknik düzenlemelere uyumu noktasında incelemelere devam edildiği belirtilen açıklamada, vatandaşların güvenli ve sağlığa uygun ürünlere ulaşımını temin edecek ilave tedbirler alınması ihtiyacı olduğunun değerlendirildiği kaydedildi. "‘Basitleştirilmiş Gümrük Beyannamesi’ uygulamasına son verilmiştir" Alınacak tedbirlere de yer verilen açıklamada, "Uluslararası gelişmeler doğrultusunda ve ürün güvenliği ile ilgili ortaya çıkan riskleri bertaraf etmek üzere ‘Gümrük Kanununun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkında Karar’ın muafiyetlerle ilgili kısmında yapılan değişiklik uyarınca gerçek kişiler adına gelen kıymeti 30 euroya kadar ticari miktar ve mahiyet arz etmeyen eşyanın Basitleştirilmiş Gümrük Beyannamesi ile ithalatı sonlandırılarak, bu ürünlerin bundan böyle mevzuatın genel hükümlerine göre normal ithalat prosedürleri çerçevesinde ithalatı mümkün kılınmıştır. Yani, daha önce üç ürün grubu ile sınırlı olarak uygulanan düzenleme genişletilmiş olup, 1 Şubat 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yurt dışı e-ticaret platformları üzerinden satışı yapılan tüm ürünler bakımından, sipariş edilen eşyanın değerine bakılmaksızın ‘Basitleştirilmiş Gümrük Beyannamesi’ uygulamasına son verilmiştir. Bununla birlikte söz konusu tedbir politikası yalnızca sınır ötesi e-ticaret platformlarına yönelik olup, anılan ürün gruplarının normal denetimlere tabi olmak şartıyla ithal edilmesine ilişkin bir sınırlama getirmemektedir" denildi. Karar kapsamında vatandaşların tedavi ve sağlık nedeniyle sağlık kurumu raporu veya doktor reçetesine istinaden kullanmaları gereken ilaç ve takviye edici gıdalara ulaşmalarının engellenmemesini teminen kıymeti bin 500 euroyu geçmemek üzere söz konusu eşyanın posta ve hızlı kargo taşımacılığı yoluyla muafiyet hükümleri kapsamında getirilerek, basitleştirilmiş gümrük prosedürlerine tabi tutulacağı da açıklamada yer aldı. Bunun yanında inceleme, test ve analiz eşyası, üretici ve ihracatçı firmaların ihtiyaç duyduğu numunelik eşya ve modeller, kitap ve benzeri basılı yayınlar, diplomatik eşya, yolcu eşyası, eğitim, bilim ve analiz eşyası gibi eşyaların Basitleştirilmiş Gümrük Beyannamesi ile ithal edilebilmesinin mümkün kılınmaya devam edileceği aktarıldı.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 09:57
2025 ODMD Gladyatör ödülleri sahiplerini buldu
ODMD Gladyatör Ödülleri 16’ncı kez otomotiv sektörü temsilcilerini bir araya getirdi. Gecede satış ve iletişim kategorilerinde 21 dalda ödül verildi. Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği’nin (ODMD) markaların satış ve iletişim başarılarını ödüllendirmek amacıyla organize ettiği ODMD Satış ve İletişim Ödülleri’nin on altıncısı gerçekleşti. Törende; satış ve iletişim ana kategorilerinde olmak üzere toplam 21 dalda ödüller sahiplerini buldu. Otomotiv sektörünün bir araya geldiği gecenin sunuculuğunu, Güzem Yılmaz Ertem ve Mert Fırat yaptı. Törene; ODMD üye markaları, otomotiv dünyasının temsilcileri, basın mensupları ve davetliler katıldı. Ödül töreninde değerlendirmelerde bulunan ODMD Yönetim Kurulu Başkanı Ali Haydar Bozkurt, 2025 yılının beklentilerin üzerinde geçtiğini belirtti. Bozkurt, "Sektörümüz için 2025 yılı, globaldeki ve iç pazardaki gelişmeler yönünden tüm zorluklara rağmen olumlu bir sene oldu. İnişiyle, çıkışıyla, iyisiyle, kötüsüyle yine heyecanlı bir yıl yaşadık. Yılın başında geçen seneye paralel bir pazar hacmi öngörülüyordu ancak Türkiye’nin yüksek nüfusu, artan mobilite ihtiyacı ve yaşlanan araç parkının yenilenme zamanının gelmiş olması, yeni rekor satış adetlerini destekleyen temel faktörler oldu" şeklinde konuştu. 2025 yılı otomobil satışlarına ilişkin verileri de paylaşan Bozkurt, "Bu tabloyla birlikte otomotiv pazarı, geçtiğimiz yılı yaklaşık yüzde 10,5’lik artışla 1 milyon 368 bin 400 adetle tamamladı. Hafif ticari araç pazarı 283 bin 904 adetle, artık milyon sınırını aşan binek araç pazarı ise 1 milyon 84 bin 496 adetle yılı tamamladı. Bu adetlere ağır vasıta araç satışlarının henüz resmi olarak açıklanmayan bilgilerini de eklediğimizde, yaklaşık 1 milyon 415 bin adetlik hacme ulaşıldığını söyleyebiliriz" dedi. Otomotiv sektörünün ülke ekonomisine katkısından da bahseden Bozkurt, "Bugün otomotiv sektörü, yalnızca üretim ve satış rakamlarıyla öne çıkmıyor. İhracatı, oluşturduğu istihdam, teknoloji katkısı ve son on yılda sağladığı 65 milyar dolarlık cari fazla ile Türkiye ekonomisinin en güçlü dinamo sektörlerinden biri konumunda. 2025’te 42 milyar dolar seviyesine ulaşan ihracatımız da bu başarının en somut göstergelerinden biri" ifadelerini kullandı. Gece, toplam 21 dalda rekabete sahne oldu "Satış" ve "İletişim" kategorilerinde toplam 21 dalda ödül verildi. Satış ödülleri: En Hızlı Büyüyen Hafif Ticari Araç Markası: Toyota En Hızlı Büyüyen Otomobil Markası: BYD En Çok Satılan Hafif Ticari Araç Modeli: Ford Courier En Çok Satılan Otomobil Modeli: Fiat Egea En Çok Satılan Hafif Ticari Araç Markası: Ford En Çok Satılan Otomobil Markası: Renault En Çok Satılan Otomobil ve Hafif Ticari Araç Markası: Renault
07 Ocak 2026 Çarşamba - 09:48
Kraliçe incirinin ihracatında kilogram başına 1 dolarlık değer artışı oldu
Bursa’da geçen yıl yaşanan zirai don ve kuraklık gibi olumsuzluklara rağmen Kraliçe iniciri olarak bilinen Bursa siyah incirinde ihracat 2024’e göre yüzde 12,3 artarak 70,3 milyon dolara ulaştı.İhracatta kilogram başı değer 1 dolar artışla yüzleri güldürdü. Uludağ İhracatçı Birliklerinden alınan bilgiye göre, Ege’den Marmara’ya, Akdeniz’den Anadolu’ya uzanan bereketli topraklara sahip Türkiye, hem taze hem de kurutulmuş incir üretiminde dünya lideri olarak ihracattan önemli pay alıyor. Yüzyıllardır bu topraklarda yetişen, doğallığıyla, eşsiz aromasıyla ve yüksek besin değeriyle Bursa’nın dünyaya armağan ettiği bir kültür mirası olan Bursa siyah inciri, birçok ülkede sevilerek tüketilen meyvelerin başında geliyor. "Bursa Karası" olarak da bilinen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 3 Mayıs 1990’da "Bursa siyahı" olarak tescil edilen Bursa siyah inciri, Avrupa Birliğinden resmi tescilini 24 Eylül 2024’te aldı. Tanımlı coğrafi alanı Bursa’da toplam 151 köy/mahalleyi kapsayan Bursa siyah inciri, Türkiye’nin toplam incir ihratacının yüzde 70’inden fazlasını karşılıyor. Geçen yıl yaşanan zirai don ve kuraklık gibi olumsuzluklara rağmen Bursa siyahında ihracat 2024’e göre yüzde 12,3 artarak 70,3 milyon dolara ulaştı. İhracatta kilogram başına 1 dolarlık değer artışı oldu 2024’te kilogram başına 3,46 dolardan ihraç edilen Bursa siyahı, 2025’te yaklaşık 1 dolar değerlendi ve kilosu 4,43 dolardan yurt dışına gönderildi. Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliğinin (UYMSİB) bu üründeki geçen yıl ihracatı ise 33,6 milyon dolar olarak gerçekleşti. En fazla ihracat Almanya’ya Bursa siyahında en fazla ihracat 21 milyon dolarla Almanya’ya yapıldı. Bu ülkeyi, 7,8 milyon dolarla Avusturya, 6 milyon dolarla Hollanda, 5,8 milyon dolarla Birleşik Krallık ve 4 milyon dolarla İsviçre izledi. UYMSİB Başkanı Senih Yazgan, zirai don ve kuraklık nedeniyle oluşan kalitesiz ürün yüzünden ihracatın bu rakamlarda kaldığını belirterek, "Miktar olarak ihracatımız 18 bin tonlardan 15 bin tona geriledi. Kaliteli ürün olsaydı çok daha iyi rakamlara ulaşabilirdik" dedi. Yazgan, Bursa siyahının Türkiye’nin farklı bölgelerinde yetiştirilmeye başlandığını belirterek, "Aydın bölgesinde, İzmir, Manisa ve Denizli’de üretiliyor. Bursa daha kalın kabuklu raf ömrü daha uzun, diğerleri ince kabuklu. Erkenci olması dolayısıyla pazarda avantajlı oluyor, çiftçi de kazançlı gördüğünden üretiyor" diye konuştu. Yaşanan olumsuzluklara rağmen 70 milyon doları geçen bir ihracata imza atılmasının başarı olduğunu vurgulayan Yazgan, Türkiye’nin tarımsal potansiyelinin yüksek olduğunu ancak yeterince değerlendirilmediğini söyledi.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 09:40
Çöp sanılan servet: Kent madenciliği
Kullanım ömrünü tamamlayan hurdalığa ayrılan elektronik eşyalar, dünyada "kent madenciliği" yöntemiyle yeniden ekonomiye kazandırılıyor. Cep telefonu, bilgisayar, beyaz eşya ile hurda araçlardaki kablo ve bataryalardan elde edilen bakır, altın ve diğer değerli metaller geri dönüştürülerek sanayiye kazandırılıyor. Kent madenciliği sayesinde doğal kaynak kullanımı azalırken, elektronik atıkların çevreye verdiği zarar da en aza indiriliyor. Özellikle büyük şehirlerde artan atık miktarıyla birlikte yaygınlaşan bu çalışmalar, çevre kirliliğinin önlenmesine ve döngüsel ekonomiye katkı sağlıyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Maden Mühendisliği Bölümü Cevher Kömür Hazırlama ve Değerlendirme Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Ersin Yener Yazıcı, "Kent madenciliğini yeraltından üretim yaptığımız madenciliğin bir devamı ve bir parçası olarak görmemiz lazım" dedi. Klasik madencilikten elde edilen madenleri çeşitli işlemlerden sonra ürünlere dönüştürüldüğüne dikkat çeken Yazıcı "Arabalar, bilgisayarlarımız ve içinde yaşadığımız evler bunların hepsi bu madenlerden üretiliyor. Belli bir zaman sonra bunların ömrü dolunca atıl hale geliyor. Bu zamandan sonra da bir ikincil kaynak haline geliyor. Çünkü içinde değerli madenler, metaller barındırıyor. Biz bunları değerlendirdiğimizde yeniden ekonomiye geri kazandırdığımızda kent madenciliğini gerçekleştirmiş oluyoruz" şeklinde konuştu. "Çekmeceye attığımız bir telefon aslında içinde hala bir devre kartı, mıknatıs ve çeşitli elektronik devreler barındırıyor" Kent madenciliğinin yeşil dönüşümün anahtar kaynakları arasında yer aldığını belirten Yazıcı, "Özellikle yeşil ve enerji dönüşümü çerçevesinde çok büyük miktarda hammaddeye ihtiyacımız var. Kullandığımız telefonlar, bilgisayarlar ve bunların ötesinde özellikle son yıllarda artmaya başlayan elektrikli araçlar bunlarda kullanılan bataryalar hepsi için lityum, nikel, kobalt, mangan, kobalt gibi birçok hammaddeye ihtiyacımız var. Avrupa Birliği, gelişmiş ülkeler ve biz de dahil olmak üzere bu hammaddeleri kritik hammadde olarak tanımladık. Bunların hem normal klasik madencilikle hem de kent madenciliği ile ekonomiye geri kazandırılması artık hayati bir noktaya geldi. Çekmeceye attığımız bir telefon aslında içinde hala bir devre kartı, mıknatıs ve çeşitli elektronik devreler barındırıyor. Bunların içinde hala bakır, altın ve paladyum var. Bunlarda yeraltında bulunan cevherlere göre çok yüksek miktarda bulunuyorlar. Bizim teknik terminoloji ile metal tenörleri yani metal içerikleri çok daha yüksek. Biz nasıl madenlerden metalleri kazanıyor ve üretiyorsak geri dönüşüm içinde uyguladığımız prosesler aslında bunların bir benzeri. Tek farkı birine madenlerden metalleri kazanmakta uyguluyoruz. Diğerini de kentsel atıklardan kazanmaktan uyguluyoruz. Bunlar da temel olarak cevher zenginleştirme teknolojilerine dayanıyor. Mineralleri fiziksel özelliklerine göre nasıl ayırıyorsak kentsel atıklardaki metalleri de plastikleri de veya farklı bileşenleri de fiziksel özelliklerine göre ayırabiliyoruz. Bundan sonra da metalurjik (hidrometalurjik, pirometalurjik) işlemler uyguluyoruz. Dolayısıyla ben de içinde bulunduğum disiplin çerçevesinde aynı bir madenden nasıl metalleri kazanıyorsak elektronik atık ve farklı atıklardan da metalleri kazanmak için benzer teknolojileri kullanıyoruz" diye konuştu. "Biz aslında cebimizde ya da bindiğimiz arabada bir servetle geziyoruz" Elektronik atıkların barındırdıkları yüksek metal içeriğiyle stratejik bir kaynak olarak öne çıktığını kaydeden Yazıcı, "Elektronik atıklarda normal doğada bulunan altın cevherlerine göre bin kata kadar daha fazla altın bulunuyor. Bakır içeriği çok çok daha fazla. Bunun dışında gümüş, paladyum ve nadir toprak elementleri barındırıyor. Biz aslında cebimizde ya da bindiğimiz arabada bir servetle geziyoruz. Bunun kullanım ömrü dolduğunda aslında içindeki metal hala ekonomik değerini koruyor. Dolayısıyla hedefimiz bu ekonomik değeri yeniden ekonomiye kazandırmak olmalı. Özellikle bu kritik ve stratejik hammaddeler konusunda bütün dünya Çin’e bağımlı. Tedarik zinciri çok büyük oranda Çin’in tekelinde. Avrupa Birliği ve diğer ülkeler bu tekeli kırmak için hem kendi madencilik yatırımlarını arttırmaya çalışıyor aynı zamanda da geri dönüşüm oranını arttırmaya gayret ediyorlar. Biz de sınırlı kaynaklarımızı en verimli şekilde kullanmak, çevresel etkiyi en aza indirmek için hem madencilik yatırımlarını çevresel etkisi en az olacak şekilde arttırmalıyız. Hem de aynı zamanda bu kentsel atıklardan geri dönüşüm desteklerini, çabalarını ve Ar-Ge faaliyetlerini desteklemeliyiz" ifadelerini kullandı. "Dünyada elektronik atık üretimi son istatistiklere göre 62 milyon ton civarında" Toplanan elektronik atık miktarının dünya genelinde yüzde 22 seviyelerinde olduğuna dikkat çeken Yazıcı, "Bölümümüz kendi alanında hem ulusal sıralamalarda hem de uluslararası sıralamalarda ön sıralarda yer alıyor. Biz bölüm olarak sadece madenlerden üretim konularında değil atıkların da değerlendirilmesi konusunda önemli Ar-Ge çalışmaları yapıyoruz. Örneğin inşaat atıklarının yer altında macun dolguda kullanımından atıkların mermer kesmede kullanımına kadar elektronik atıklardan bakır, altın, gümüş, paladyum kazanımına kadar çalışmalarımız var. Dünyada elektronik atık üretimi son istatistiklere göre 62 milyon ton civarında. Bunun da 60 milyar dolardan daha fazla bir ekonomik değeri var. Dolayısıyla biz özellikle ithal ettiğimiz elektronik ürünler, elektrikli araçlar veya içinde yüksek teknoloji olan her tür ürün hatta artık kıyafetlerimizde bile bunlar kullanmaya başlandı giyilebilir teknoloji diyoruz artık bunların geri dönüşümü çok daha hayati bir noktaya geldi. Bu bizim aynı zamanda hammadde bağımlılığımızı da azaltacak önemli bir neden olacak. Dünyada yaşanan sıkıntılar ve fırsatlar aynı zamanda ülkemiz için geçerli. Toplanan elektronik atık miktarı dünyada hala çok sınırlı yüzde 22’lerde Türkiye’de de bu oran yine düşük ama bunun artırılmasına yönelik Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın faaliyetleri var. Sıfır atık projesi ile de bu yönde bir farkındalık sağlandı. Ama özellikle Ar-Ge çalışmalarına, geri dönüşüm alanında faaliyet gösteren firmalara daha çok destek verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu noktada yine ülkemizde maden aramasıyla ya da bunların üretimi ile ilgili faaliyette bulunan bildiğimiz Maden Tetik Arama (MTA) kurumumuzun da içinde olduğu bir projede elektronik atıklardan metallerin kazanımı yönelik bazı faaliyetler yapıldığını da biliyoruz. Bunlar çok olumlu gelişmeler" dedi.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 09:36
Yurtdışından gümrüksüz alışveriş muafiyeti sona erdi
Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla, yurt dışından posta veya kargo yoluyla yapılan 30 euroya kadar gümrüksüz alışveriş uygulaması kaldırıldı.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 09:23
Serbest piyasada döviz fiyatları
Dolar 43,0450 liradan, euro ise 50,3690 liradan güne başladı. İstanbul Kapalıçarşı’da 43,0430 liradan alınan dolar 43,0450 liradan, 50,3670 liradan alınan euro ise 50,3690 liradan satılıyor. Son kapanışta dolar 43,04 liradan, euro ise 50,44 liradan satılmıştı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder