EKONOMİ
Akbank, işletmelerin sürdürülebilir iklimlendirme yatırımlarını hızlandıracak programı devreye aldı 28 Mart 2026 Cumartesi - 13:53:36 Akbank, işletmelerin enerji verimli ve düşük karbonlu iklimlendirme teknolojilerine geçişini hızlandırmak amacıyla ‘Sürdürülebilir İklimlendirme Finansman Programı’nı hayata geçirdi. Banka, Cool-Up Programı’nın Türkiye’deki finansal partneri olarak geliştirdiği bu modelle sürdürülebilir finansman, teknik danışmanlık ve teknoloji iş birliklerini tek çatı altında bir araya getiriyor. Akbank, sürdürülebilir dönüşümü destekleyen yeni finansman programını Sabancı Center’da düzenlenen ve ilgili alanda önde gelen kuruluşların temsilcilerinin yer aldığı lansman etkinliğinde duyurdu. Banka, Akbank Sürdürülebilir İklimlendirme Finansman Programı ile işletmelerin enerji verimli ve düşük emisyonlu iklimlendirme teknolojilerine geçiş yatırımlarını güçlendirecek. Akbank’ın Cool-Up Programı iş birliği ile geliştirdiği Sürdürülebilir İklimlendirme Finansman Programı sayesinde işletmeler; avantajlı finansman çözümleri, teknik danışmanlık, teknoloji üreticileri ile iş birlikleri ve eğitim çalışmalarını içeren entegre bir ekosistemden yararlanabilecek. Sürdürülebilir iklimlendirme yatırımları için bütüncül finansman ve iş birliği modeli Küresel ölçekte artan sıcaklıklar ve kentleşme, soğutma talebini hızla artırırken enerji tüketimi ve emisyonlar üzerinde de önemli bir baskı oluşturuyor. Türkiye’de binalar toplam elektrik tüketiminin yüzde 30’dan fazlasını oluşturuyor, bunun önemli bir kısmı ise ısıtma ve soğutma sistemlerinden kaynaklanıyor. Bu nedenle sürdürülebilir ve enerji verimli teknolojilere geçiş, iklim değişikliği ile mücadelede kritik bir rol oynuyor. Bu alanda çözüm üretmek üzere Türkiye’deki uygulamaları Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye’nin koordinasyonunda yürütülen Cool-Up Programı; doğal soğutucu akışkanların kullanımını artırmayı, enerji verimli sistemlerin yaygınlaşmasını desteklemeyi ve sürdürülebilir soğutma alanında kurumsal kapasite geliştirmeyi amaçlıyor. Programın ilk finansal partneri Akbank tarafından geliştirilen finansman modeli; gıda ve soğuk zincir, turizm, ticari binalar, sanayi, lojistik ve depolama gibi soğutma ihtiyacının yoğun olduğu sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin dönüşüm yatırımlarını hızlandıracak. Program kapsamında işletmeler Akbank’ın sürdürülebilir finansman ürünleri, uluslararası finansman kaynakları ve teknoloji üreticileriyle kurulan iş birlikleri aracılığıyla kapsamlı bir destekten yararlanacak. Ayrıca teknoloji üreticileri ve çözüm ortaklarıyla iş birlikleri kurularak işletmelerin doğru teknolojilere erişimi kolaylaştırılacak. Bu yaklaşım sayesinde işletmeler teknik bilgi ve uygulama örneklerine de kendilerine özel avantajlarla erişebilecek. İşletmeler dönüşüm yolculuğunda güçlü bir iş birliği ağı ile destekleniyor Akbank Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Özlem Atik, programa ilişkin yaptığı açıklamada şu değerlendirmede bulundu: "Akbank olarak sürdürülebilir finansmanı iş modelimizin merkezinde konumlandırıyoruz. 2030 yılına kadar 800 milyar TL sürdürülebilir finansman sağlama hedefiyle ilerlerken, aynı zamanda müşterilerimizin düşük karbonlu ekonomiye geçişini destekleyecek somut çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Sürdürülebilir İklimlendirme Finansman Programı ile işletmelere finansman, teknik danışmanlık, teknoloji iş birlikleri ve bilgi paylaşımını bir araya getiren bütüncül bir yapı sunuyoruz. Böylece işletmelerin enerji verimli ve düşük emisyonlu iklimlendirme sistemlerine geçişini hızlandırmayı amaçlıyoruz. Bilimsel veriler, iklim değişikliği ile mücadelede enerji verimliliği ve soğutma sistemlerinin dönüşümünün en yüksek etki oluşturabilecek alanlardan biri olduğunu gösteriyor. Bugün alınan yatırım kararları yalnızca maliyetleri değil, aynı zamanda emisyonları ve gelecekteki rekabet gücünü de belirliyor. Akbank olarak, bu süreçte finansmanın yönlendirici bir güç olduğu inancıyla, dönüşüme öncülük etmeye devam edeceğiz." Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye Ülke Ofisi Mukim Temsilci Yardımcısı Miodrag Dragisic, "Sürdürülebilir soğutma alanında finansman temelli çözümlerin yaygınlaştırılması, Türkiye’nin iklim hedeflerine ulaşmasında somut ve ölçeklenebilir etki oluşturacaktır" diyerek, programın Türkiye’nin net sıfır iklim hedefleri doğrultusunda soğutma ve iklimlendirme sektöründe yeşil dönüşümü hızlandıracak öncü bir girişim olduğunu belirtti. Artan soğutma talebi ve sektörün büyüyen çevresel etkisi karşısında, sürdürülebilir soğutma çözümlerinin emisyonların azaltılmasında kritik rol oynadığını vurgulayan Dragisic, finansman mekanizmalarının sürdürülebilir teknolojilerin yaygınlaştırılmasındaki öneminin altını çizdi. İklim Değişikliği Başkanlığı Başkan Yardımcısı Mehrali Ecer, "Düşük karbonlu teknolojilere erişimi kolaylaştıran finansman mekanizmaları, sürdürülebilir soğutma dönüşümünün hızını ve ölçeğini belirleyen en temel unsurlardan biridir" sözleriyle sürdürülebilir soğutma teknolojilerine geçişin hem iklim değişikliği ile mücadele hem de ekonomik dönüşüm açısından kritik olduğunu ifade etti ve finans sektörünün bu süreçte belirleyici bir rol üstlendiğine dikkat çekti. Ecer, söz konusu programın sektör dönüşümünü destekleyen önemli bir adım olduğunu ve benzer finansman mekanizmalarının yaygınlaşmasına katkı sağlayacağını belirtti. Frankfurt School of Finance and Management Bölge Direktörü Mert Dedebaş ise "Sürdürülebilir iklimlendirme yatırımları; anlık enerji tasarrufu sağlamasının yanı sıra kurumsal düzeyde uzun vadeli iklim ve regülasyon risklerini minimize eden oldukça rasyonel ve güçlü bir yatırım tezine dayanmaktadır" şeklinde konuştu. COP31 öncesi önemli bir adım Sürdürülebilir soğutma teknolojileri küresel iklim gündeminde giderek daha önemli bir yer ediniyor. Türkiye’de 2026 yılında Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi kapsamında da sürdürülebilir soğutma önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Akbank, geliştirdiği finansman modeliyle hem işletmelerin dönüşüm yatırımlarını hızlandırmayı hem de Türkiye’de sürdürülebilir soğutma alanında örnek uygulamaların yaygınlaşmasına katkı sağlamayı hedefliyor.
28 Mart 2026 Cumartesi - 13:41 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Kamu personel sistemimizi modernize etmemizde büyük fayda görüyoruz" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız, sendikalar ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Personel Prensipler Genel Müdürlüğümüz başta olmak üzere kamu ve sendikalar arasında personel sistemimizi güncellememizde biz de büyük fayda görüyoruz" dedi. Türkiye Kamu-Sen Konfederasyonu’nun 8’inci Olağan Genel Kurulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Divan kurulu üyelerinin seçildiği kurulda, Kamu-Sen’in geçmişten bugüne çalışma hayatındaki çalışmaları ve vizyonunun aktarıldığı video gösterimi yapıldı. "Toplumun sendikalarımızı her dönemde en güçlü paydaşlarımız olarak gördük ve desteklemeyi milli bir görev bildik" Programda bir konuşma gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Kamu-Sen Genel Kurulu’nun emek dünyamız için hayırlı olmasını diledi. Kamu çalışanlarının haklarının korunması, çalışma barışının güçlendirilmesi ve kamu hizmetlerinin etkinliğinin artırılması noktasında sendikaların belirleyici bir rol üstlendiğini kaydeden Yılmaz, "Bu doğrultuda, toplumun vicdanı ve sesi olan sivil toplum kuruluşlarımızı ve sendikalarımızı, sorumluluk üstlendiğimiz her dönemde en güçlü paydaşlarımız olarak gördük ve desteklemeyi milli bir görev bildik. Demokrasi ve kalkınma mücadelemizde son 23 yılda Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde yaptığımız atılımlarda sizlerle birlikte başarılar sağladık. Türkiye büyük bir değişim dönüşüm yaşadı. 238 milyar dolarlık bir ekonomiyken bugün 1,6 trilyon dolarlık bir ekonomik güce ulaştı. Dünyanın nominal dolar bazında on altıncı büyük ekonomisiyiz. Satın Alma Gücü Paritesi (SAGP) hesabına göre 11’inci büyük ekonomiyiz. Ama bu ekonomik gelişimin ötesinde son 23 yıldaki en büyük değişimlerden biri vesayetçi bir demokrasiden normal bir demokrasiye geçmemiz olmuştur. Ve bu geçişte de sendikaların sivil toplumun meslek kuruluşlarının katkısını hiçbir zaman unutmamak gerekir" ifadelerine yer verdi. "Kamu personel sistemimizi modernize etmemizde büyük fayda görüyoruz" Yılmaz, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı öncülüğünde sendikalarla süreçlerini istişare kültürü, sosyal diyalog ve birlikte yönetim anlayışıyla yürüttüklerini kaydederek, şu ifadelere yer verdi: "Personel rejimimiz az oldukça eski tarihlere gidiyor. Bu süreç içinde birçok değişime, birçok farklılığa uğradı. Personel rejimimiz, buradaki hükümler. Dolayısıyla bir güncelleme ihtiyacı olduğunu, bir yeniden derleme ihtiyacı olduğunu ifade etmemiz gerekir. Bu konuda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız, sendikalar ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Personel Prensipler Genel Müdürlüğümüz başta olmak üzere kamu ve sendikalar arasında güçlü bir istişareyle, iletişimle personel sistemimizi modernize etmemizde, güncellememizde biz de büyük fayda görüyoruz. Noktasal değişiklikler zaman içinde bir dengesizlik oluşturabiliyor. Daha bütüncül bir bakış açısıyla sistemin genelinde tutarlılığı, sadeliği sağlayacak, çeşitli alanlar arasında daha dengeli bir yapı oluşturacak ve nihayet olarak vatandaşımıza, milletimize daha etkin kamu hizmeti sunumunu sağlayacak bir sistemi hep birlikte hayata geçirmeliyiz. Burada her bakımdan açık olduğumuzu, sendikalarımızla çalışmaya hazır olduğumuzu buradan ifade etmek istiyorum." "Kamuda sendikalaşmanın artması Cumhur İttifakı’nın sendikalaşmaya bakış açısını göstermektedir" Kamu çalışanlarına sendika tanındığı tarihten itibaren, AK Parti hükümetleri döneminde kamu görevlileri sendikacılığında sendikalaşma oranı hep artan bir seyir olduğunu söyleyen Yılmaz, "Son 24 yılda kamuda sendikalaşma oranı yüzde 48’den yüzde 77’ye yükselmiş, sendikalı kamu personeli sayısı ise 650 binden 2,3 milyona ulaşmıştır. Elbette bu sayıların çok daha yüksek seviyelere çıkması, en büyük temennimizdir. Aslında bu sayılar Cumhur İttifakı’nın sendikalaşmaya bakış açısını göstermektedir" dedi. Yılmaz, Kamu Personel Sisteminde yer alan tüm bu sorunların üstesinden, sendikalarla yaptıkları istişarelerle geldiklerini belirterek, bundan sonra da gündemde olan sorunlarla ilgili olarak yine yakın istişare içinde çalışmaya devam edeceklerini aktardı. "Akaryakıtta Eşel Mobil Sistemi’ne geçtik, bunun bize çok ciddi bir maliyeti var bütçe olarak" Gündeme ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yılmaz, Türkiye’nin etrafında savaşlar olduğunu ve Türkiye olarak bunun etkilerini en aza indirmek için bazı tedbirler aldıklarını anımsatarak, "Özellikle akaryakıt da Eşel Mobil Sistemi’ne geçmiş olduk. Bunun bize çok ciddi bir maliyeti var bütçe olarak. Ama vatandaşımız bu savaşta bunun akaryakıt üzerindeki artışından en az etkilensin, enflasyonumuz en az etkilensin diye böyle bir fedakarlığı yaptık. İnşallah bir an önce bu savaş sona erer. Türkiye Cumhuriyeti olarak tavrımız nettir. Biz hukuktan yanayız. İnsani değerlerden yanayız. Barıştan, diplomasiden, müzakereden yanayız. Cumhurbaşkanımız liderler düzeyinde bunu gerçekleştiriyor. Dışişleri Bakanımız ilgili tüm kurumlarımız sahada. Savaş başlamadan engellemek için çaba sarf ettik. Elimizden gelen tüm gayreti sarf ettik. Ama maalesef bu savaş başladı. Şimdi de en kısa sürede bitsin diye gayret sarf ediyoruz" ifadelerine yer verdi. "Devlet Bahçeli’nin Terörsüz Türkiye kavramıyla ortaya koyduğu sürecin önemini bölgemizde yaşanan gelişmeler herkese göstermiştir" Ortadoğu’da yaşanan çatışmaların Terörsüz Türkiye sürecinin ne kadar anlamlı ve değerli olduğunu ortaya koyduğunu dile getiren Yılmaz, "Bilge siyaset ve devlet insanı Devlet Bahçeli’nin Terörsüz Türkiye kavramıyla ortaya koyduğu sürecin ne kadar anlamlı olduğunu, ne kadar öngörülü bir süreç olduğunu, bölgemizde yaşanan gelişmeler herkese bir kez daha göstermiştir. Emperyalist bir takım tuzakların tasarımların yapıldığı bir dönemde iç cephemizi kuvvetlendirme, güçlendirme, milli birliğimizi, beraberliğimizi tahkim etme, farklılıklarımızı zenginlik olarak görüp kucaklama, kardeşliğimizi yüceltme, bütün bu çabaların bugün ne kadar anlamlı olduğunu herhalde hepimiz daha iyi görüyoruz. Dolayısıyla bu konuda da kararlı bir şekilde yolumuza devam edeceğimizi ifade etmek istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti ‘güçlüysem her şeyi yapabilirim’ diyenlerin sesinin çok çıktığı bu dönemin akıntısına kapılmayacaktır. Hem güçlü olacaktır, caydırıcı olacaktır. Hem de haklı savunmaya devam edecektir" değerlendirmesinde bulundu. Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a hediye takdiminde bulundu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’ın yanı sıra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Faruk Özçelik, TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay ve HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın katılım sağladığı genel kurul, açılış konuşmalarının ardından basına kapalı olarak devam etti.
28 Mart 2026 Cumartesi - 13:20 Gördes’te 73 bin domates fidesi toprakla buluşuyor Manisa Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınma hamlesi kapsamında Gördes’in Çiğiller Mahallesi’ndeki üreticilere yüzde 75 hibeli 73 bin adet domates fidesi desteği sağladı. Manisa Büyükşehir Belediyesi, tarımsal üretimi canlandırmak ve çiftçinin girdi maliyetlerini düşürmek amacıyla yürüttüğü projelere bir yenisini daha ekledi. Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinesinde gerçekleştirilen projeyle, Gördes ilçesine bağlı Çiğiller Mahallesi’ndeki üreticilere toplam 73 bin adet domates fidesi teslim edildi. Törene Gördes Belediye Başkanı İbrahim Büke, Manisa Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Yılmaz Usta, siyasi parti temsilcileri, belediye meclis üyeleri, mahalle muhtarı ve mahalle sakinleri katılarak üreticilerin sevincine ortak oldu. Törende konuşan Gördes Belediye Başkanı İbrahim Büke, projenin örnek bir iş birliği modeli olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Bu proje başlangıçta bir fikir olarak ortaya çıktı. Manisa’da da bir ilk; inşallah çok güzel sonuçlar alacağız. Diğer mahallelerimizin de bu projeden yararlanmak isteyeceğine inanıyorum. Besim Başkana da çok teşekkür ediyorum; bizleri kırmadı, bu desteğe onay verdi. Bu sayede yeni bir destekleme projesiyle sizlere daha fazla fayda sağlamayı hedefliyoruz. Büyükşehir ve ilçe belediyesi olarak hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz" Manisa Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Yılmaz Usta ise artan üretim maliyetlerine dikkat çekerek belediyenin sunduğu imkanları anlattı: "Bölgemizde seracılık yavaş yavaş gelişiyor ve hanelere katkı sağlamaya başlıyor. Üreticinin girdi maliyetlerinin arttığı bu dönemde fide desteğini hayata geçirdik. Büyükşehir Belediye Başkanımızın onayıyla temin edilen 73 bin fideyi üreticilerimize ulaştırdık. Ayrıca damlama sulama desteğimiz de bulunuyor. Amacımız küçük üreticileri ayakta tutabilmek. Bu doğrultuda desteklerimizi meclis kararıyla yüzde 75 hibe oranında sürdürüyoruz. Üreticilerimize verimli ve kazançlı bir sezon diliyorum" Mahalle halkı adına söz alan Çiğiller Mahalle Muhtarı Mehmet Gönültaş, "Bu destekle birlikte sera üretiminde önemli bir adım atan mahalle halkımıza teşekkür ediyorum. Birlik ve dayanışma içerisinde üreten, büyüyen bir mahalle olmaya devam edeceğiz" dedi. Mahallede çiftçilik yapan Emre Taylan ise sağlanan imkanın ekonomik boyutuna değinerek, "Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin sağladığı bu destek sayesinde maliyet yükümüz hafifledi. Yüzde 75 hibeli olması da önemli bir avantaj sağladı" dedi. Konuşmaların ardından üreticilere fideleri teslim edildi.
28 Mart 2026 Cumartesi - 12:52 MHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım: "Cumhur İttifakı’nın liderlerine güveniyoruz" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım, "Türkiye şu anda ateş çemberinde. Bu manada Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’ye, Cumhur İttifakı’nın liderlerine güveniyoruz" dedi. Türkiye Kamu-Sen Konfederasyonu’nun 8’inci Olağan Genel Kurulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Divan kurulu üyelerinin seçildiği kurulda, Kamu-Sen’in geçmişten bugüne çalışma hayatındaki çalışmaları ve vizyonunun aktarıldığı video gösterimi yapıldı. Burada bir konuşma gerçekleştiren Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım, "Kamu-Sen’in gittikçe büyüyen, üye sayısı ve şube sayısı da artan, Türkiye’nin en özgür ağırlığı ağır olan bir Konfederasyonu olduğunu belirten Yıldırım, "Kriterleriniz belli. Önce bizim kendimiz değil, önce ülkemiz diyorsunuz. ‘Devlet-i ebet müddet’ diyorsunuz. Her şeye rağmen biz istediğimizden vazgeçeriz diye bir iddianız yok. Kırarak, dökerek, yıkarak herhangi bir hak arama usulünüz de yok" açıklamasında bulundu. "Cumhur İttifakı’nın liderlerine güveniyoruz" Ortadoğu’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını da değerlendiren Yıldırım, "Türkiye şu anda ateş çemberinde, dünya diken üstünde. Biz de ateş çemberinin içerisindeyiz. İnşallah bu ateş bu ülkeye sirayet etmez. Bu manada liderlerimize güveniyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’ye; Cumhur İttifakı’nın liderlerine güveniyoruz. Son 10 yılda yapılan işlere bakıldığında uygulanan dış politikada ve güvenlikle ilgili yapılan yatırımlarda ne kadar haklı olduklarını hep beraber gördük. Ve bugüne kadar Türkiye’yi bir maceraya sürüklemediler. Türkiye hep arabulucu oldu, güçlü oldu ve alanda hakim bir ülke oldu. Bundan sonra da inşallah bu savaş bir an evvel biter. Bir an evvel ateşkes uygulanır. Ama hep beraber de şunu görüyoruz. Akan Müslümanın kanı, kan bizim kanımız. Onun için bir an evvel bu savaşın durması lazım. Temennimiz budur" ifadelerine yer verdi. "Her şeyden önce güvenliğinizi alacaksınız ve kesinlikle hiç kimsenin insafına bırakmayacaksınız" Her ülkenin kendi güvenliğini kendisinin almasını, ülkesinin güvenliğini başka ülkelere bırakmaması gerektiğine vurgu yapan Yıldırım, "Ekonomiden, sağlıktan, eğitimden, her şeyden önce güvenliğinizi alacaksınız. Ve güvenliğinizi kesinlikle hiç kimsenin insafına bırakmayacaksınız. Başkasına ihale etmeyeceksiniz. Gördük dünyanın en zengin yeri Körfez. Dünyanın şu anda herkesin kaçtığı yer de Körfez. Para bol, petrol bol, dolar bol ama herkes oradan kaçacak diye uğraşıyor. Niye? Can güvenliğiniz kalmamış. Can güvenliğinizi, sınır güvenliğinizi, devlet güvenliğinizi kime ihale etmişsiniz? Amerika’ya ihale etmişsiniz. O da canının istediği kadar sizi koruyor veya korumuyor. Elindeki teknolojiyi kullanıyor veya kullanmıyor" şeklinde konuştu. Türkiye Kamu-Sen Başkanı Önder Kahveci ise, son dönemde Ortadoğu’da gerçekleşen savaşa ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, İsrail’in insan haklarını hiçe sayan, hayasız, pervasız ve saldırgan politikaları artık sürdürülemez bir noktaya geldiğini ifade etti. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının, yalnızca bir ülkeye değil, tüm bölgenin huzuruna ve insanlığın ortak vicdanına yönelmiş açık bir tehdit olarak değerlendiren Kahveci, masum sivillerin hedef alındığı hiçbir saldırının meşru olmadığını ve yapılan saldırıları şiddetle lanetlediklerini söyledi. Kamu görevlilerinin önemine de değinen Kahveci, memurluğun sadece bir çalışma alanı ya da bir meslek grubu olmadığını, devletleri ayakta tutan, milletleri uygarlık seviyesine çıkaran bir yapı olduğunun altını çizdi. "Devletin saygınlığının korunmasında azami hassasiyet gösterdi" Kahveci, çalışmalarını yürütürken kamu yönetimini tahakküm altına almaya çalışan her paralel hevesin karşısında durduklarını belirterek, "Bunu yaparken, eleştirilerimizin devlet düşmanlığına tahvil edilmesine, taleplerimizin siyasal heveslere malzeme edilmesine de asla izin vermedik. Biz, bir taraftan hukuk zemininde her türlü demokratik mücadelemizi verirken, diğer taraftan devletin saygınlığının korunmasında da azami hassasiyet gösterdik. Evet, belki zaman zaman kırıldık, yorulduk, zorlandık; ama devletin onurunu kimseye ezdirmedik. İşte bu duruş, Türkiye Kamu-Sen’in mümtaz karakterinin en somut işaretidir" diye konuştu. "ILO sözleşmeleri ve uluslararası normlarla uyumlu bir sendika kanunu öneriyoruz" Kamu görevlilerinin hak ve sorumluluklarının Kamu Personel Sistemi, Kamu Personel Sistemi ve Toplu Sözleşme Sistemi olmak üzere 3 temel unsurda oluştuğunu kaydeden Kahveci, sözlerine şu şekilde devam etti: "Bu ilkeler doğrultusunda güvenceye dayalı, liyakat ve ehliyet esaslı bir istihdam yapısı, adil, sade ve insan onuruna yakışır bir ücret sistemi, sosyal devlet ilkesiyle uyumlu, güçlü ve kapsayıcı bir sosyal yardım mekanizması, geleceği güvence altına alan, dengeli ve sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sistemi, farklı statü ve unvanlara özgü düzenlemelerle dezavantajlı kesimleri koruyan bir yapı ortaya koyduk. Bu sistem önerimizi tam anlamıyla hedefe ulaştıracak olan ise 4688 sayılı Kanunun yeniden dizayn edilmesi olacaktır. ILO sözleşmeleri ve uluslararası normlarla uyumlu, gerçek anlamda pazarlık ve toplu sözleşme imkânı sunan, hizmet kolu ve genel toplu sözleşmenin ayrı olarak yapıldığı, imza ve itiraz hakkının yeniden düzenlendiği, geniş temsile dayalı, grev ve siyasete katılma hakkını içeren, derli toplu ve sonuç alıcı mekanizmaları hayata geçiren bir sendika kanunu öneriyoruz. " "Bayram ikramiyesi için kararlı olacağız" Kahveci, Türkiye Kamu-Sen’in memurun hakkını savunan, kamu çalışanının emeğini koruyan, tüm çalışanların alın terini sahiplenen irade olduğunu vurgulayarak, "Bu irade; hukuku, adaleti, liyakati ve hakkaniyeti esas alan iradedir. Açıkça söylüyorum; önümüzdeki dönemde de, Masada da sahada da kararlı olacağız. Ücrette adalet için kararlı olacağız. Refah payı için kararlı olacağız. Kadrolu ve güvenceli istihdam için kararlı olacağız. Emeklilikte güvence için kararlı olacağız. Birinci dereceye inmiş tüm memurlarımıza 3600 ek gösterge verilmesi için kararlı olacağız. Yardımcı hizmetlilerin kadro mücadelesinde kararlı olacağız. Bayram ikramiyesi için kararlı olacağız. Cumhurbaşkanı Yardımcım bayram ikramiyesini bize de verin artık. Kamu kurumlarında görevde yükselme ve unvan değişikliği süreçlerinde takvim, şeffaflık ve liyakat için kararlı olacağız" ifadelerine yer verdi. Program, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın açılış konuşmasıyla devam etti.
Başkan adayı Erdem, proje ve yönetim kurulu adaylarını tanıttı
11 Ocak 2026 Pazar - 14:51 Başkan adayı Erdem, proje ve yönetim kurulu adaylarını tanıttı İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Bursa Çalışma Grubu başkan adayı Serdar Atilla Erdem, yönetim hedeflerini, projelerini ve yönetim kurulu adaylarını geniş katılımlı bir toplantıyla kamuoyuna açıkladı. Yaklaşık 700 meslektaşın katılımıyla düzenlenen aday tanıtım toplantısında konuşan Erdem, görevde bulundukları 19. döneme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Göreve geldikleri günden bu yana geçen 477 gün içinde 500’ün üzerinde faaliyete imza attıklarını belirten İMO Bursa Çalışma Grubu başkan adayı Serdar Atilla Erdem, çalıştaylar, paneller, seminerler, kurslar, sosyal ve sportif etkinlikler ile temsilciliklerin katkılarıyla hayata geçirilen projelerin yanı sıra yerel yönetimler, kamu kurumları, akademik çevreler ve genç mühendis adaylarını kapsayan geniş bir çalışma yürüttüklerini ifade etti. Erdem ayrıca kentsel dönüşüm, kaçak yapılaşmayla mücadele, meslek yasası ve meslektaşların güncel sorunlarına dair görüşlerini de paylaştı. Toplantıya İMO Bursa Şubesi’nin geçmiş dönem başkan ve yöneticileri, inşaat mühendisi meclis üyeleri, genç ve deneyimli meslektaşların yanı sıra Bursa ve çevre ilçe temsilcileri de katıldı. Başkan adayı Atilla Erdem, çalışma grubunun geçmişten bugüne yürüttüğü çalışmaları ve önümüzdeki dönem hayata geçirilmesi planlanan projeleri başlıklar halinde aktardı. Erdem, görev süreleri boyunca İMO Bursa Şubesi’ni yeniden "lider oda" konumuna taşıdıklarını vurguladı. Meslektaşlarına da çağrıda bulunan Erdem, 15 Şubat’ta yapılacak seçimlerde yüksek katılımın önemine dikkat çekerek, güçlü bir İMO Bursa Şubesi için tüm üyeleri sandığa davet etti. "Mühendislik almadan çıkılan her basamak, mezar taşına dönüşmektedir" "2023 yılında yaşanan son büyük deprem göstermiştir ki yeterli mühendislik almadan çıkılan her basamak yeri gelince ayağımızın altından kayıp mezar taşlarımıza dönüşmektedir" diyen Erdem, "Ülkemizin bir daha böyle acılar yaşamasının önüne geçmenin yolu inşaat mühendisliği mesleğini hak ettiği yere taşımaktır. Bu değeri mesleğimizin öneminin ve oluşturacağı farkın bilincinde olan bizler, meslek odamız etrafında birleşerek mesleğimizi ve meslektaşlarımızın hak ettiği yerde konumlanmak için var gücümüzle mücadele edeceğiz. Çalışma Grubu yönetimindeki İMO her dönem üzerine koyarak ilerlemiş, kentimizde ve ülkemizde mesleğimizi ve meslektaşlarımızı ilgilendiren her konuda söz sahibi olmuş, kamu kurumları ve diğer odaların iş birliği ile lider olmayı her dönem başarmıştır. Gururla söylüyorum ki 18. dönemde ağırlığını kaybetmiş olan şubemizi Çalışma Grubundan almış olduğumuz kültür ve güç ile tekrar lider oda vasfına ulaştırdık. Bu sebeple siz meslektaşlarımızdan bu mücadeleyi bir adım daha ileriye taşıyabilmek adına tekrar yetki ve destek istiyoruz" Mesleğin kalitesi ve Türkiye’nin can ve mal güvenliği adına plansız ve programsız bir şekilde inşaat mühendisliği bölümlerinin sayısının arttırılmasından bir an evvel vazgeçilmesi gerektiğini belirten Erdem, "Neredeyse her 500 kişiye 1 adet inşaat mühendisi düşen ülkemizde yaşanan depremde, nitelikli mühendislik hizmetine erişilemediği acı bir şekilde ortaya çıkmıştır. Deprem gerçeği ile yaşamak zorunda olan ülkemizde, yapılacak bir hatayla yüzlerce insanın canına ve malına zarar verme ihtimali olan bir meslek grubunun; en iyi şekilde eğitim görmesi, donanımlı bir şekilde mesleğe atılması ve yeterliliklerini tecrübesi oranında kademeli şekilde alması gerekmektedir. Söz konusu düzenlemelerin hayata geçmesi için meslektaşlarımızı nitelikli eğitime erişmesi adına gerekli çalışmaları gerçekleştirdik ve bu mücadeleye devam edeceğiz" diye konuştu. Şantiye şefliği konusu mesleğin kanayan yarası olduğunu belirten Erdem, "Şantiye şefliğinin son derece riskli ve bir o kadar da ağır sorumlulukları olmasına rağmen, ne yazık ki birçok inşaatta formaliteden öteye geçememektedir. Mesleğimiz ve yapı kalitesi açısından çok büyük öneme sahip olan şantiye şefliği konusundaki hassasiyetimiz devam edecek olup "her şantiyeye bir şef" demeye devam edeceğiz. Bir diğer kanayan yaramız ise yapı denetim sisteminin geçen 24 yıla rağmen bir türlü işler bir uygulama haline çevrilememiştir. 2019 yılında büyük umutlarla yürürlüğe giren, yapı denetimlerin elektronik ortamda belirlenmesine dayanan e-dağıtım sistemi; yapılan temel yanlışlar ve bu yanlışlarda ısrar neticesinde, hâlâ bekleneni verememiştir. Sistemin doğru kurgulanamaması durumunda, ne yazık ki yapı denetimlerin gerçek manada denetim yapmaları mümkün olmayacaktır. Sağlıklı bir yapı denetim sistemi olmadan, güvenli ve sağlıklı binalar üretilmesi söz konusu değildir. Bu noktada yapı denetimin asli unsuru inşaat mühendisleri olmalıdır ve yapının projelendirmesinden teslim aşamasına kadar meslektaşlarımız aktif olarak yer almalı, bunun karşılığında hak ettiği özlük haklarına sahip olmalıdır. Sistemde aksayan konuların revize edilmesi için gerekli mücadeleyi sonuna kadar vereceğiz" dedi. "Bursa’nın yapı stoku, acilen çıkarılmalı" Yaşanabilecek bir depremde can kayıpları yaşamamak adına göçme riski taşıyan binaların saha çalışmaları ile Bursa’nın gerçek anlamda yapı stoku envanterinin çıkarılması elzem olduğunu ifade eden Erdem, "Kentsel dönüşüm planlamasında önceliğin bu binalara verilmesini her platformda konuşarak, Büyükşehir belediyemizi göreve davet edip İMO Bursa Şubesi olarak genç ve tecrübeli meslektaşlarımızdan kuracağımız kadro ile her türlü desteği vereceğimizi beyan ettik. Yetkiyi aldığımız takdirde büyükşehir belediyemiz ile bu çalışmayı yapmak için tekrar gerekli girişimlerde bulunacağımızı sizlerle paylaşmak istiyorum. İstanbul’un arka bahçesi yapılmaya çalışılan şehrimizin sadece bir sanayii şehri olmadığını, tarımı ile sanayisi ile doğal kaynakları, turizmi ve kültürel hafızası ile sürdürülebilir büyüyen, şeffaf, ortak akılla planlanan 2050 Bursa hedefini her platformda yüksek sesle savunduk ve mücadelesini verdik. Sanayide vizyon nicelik olarak gelişmek yerine nitelik olarak derinleşme olmalıdır dedik. Yine ilk defa İnşaat Mühendisliği Çalıştayı yaparak 150 meslektaşımızın katılımı ile meslek ve meslektaş sorunlarımızı masaya yatırdık. Ortak Akılla çalıştay çözüm rapor çıktılarımızı oluşturduk. 19. öneme aday olduğumuz da söz verdiğimiz gibi 1938 yılında yazılan meslek kanunu ve 1954 yılındaki TMMOB yasasının çağına uygun hale gelmesi için çalışmalarımızı yaptık" şeklinde konuştu. Yönetim Kurulu Adayları şu isimlerden oluştu; "Serdar Atilla Erdem, Metin Yaran, Ayşegül Özbek, Erdem Yardımcı, Dr. Mahmud Sami Döven, Rüştü Şanlı, Oğuzhan Kurt, Ozan Olgun, Muhammet Yılmaz, Yiğit Can Sezgin, Murat Kaplan, Kudret Sena Çakır, Burak İ. Tuğcu ve Samet Ozan Şahin."
İhracat odaklı kalkınma hedeflerine KFA Fuarcılık imzası
11 Ocak 2026 Pazar - 12:59 İhracat odaklı kalkınma hedeflerine KFA Fuarcılık imzası BTSO iştiraki KFA Fuarcılık, 2025 yılı boyunca düzenlediği ulusal ve uluslararası fuarlar, alım heyeti organizasyonları ve yurt dışı iş gezileriyle Türkiye’nin ihracata dayalı büyüme hedeflerine güçlü katkılar sundu. Kısa sürede fuarcılık sektöründe önemli bir marka haline gelen KFA Fuarcılık, nitelikli organizasyonlarıyla Bursa iş dünyasının küresel rekabet gücünü artırırken firmalara yeni pazarlara erişim imkânı sağladı. BTSO’nun ihracat odaklı vizyonu doğrultusunda çalışmalarını sürdüren KFA Fuarcılık, 2025 yılında dünyanın en büyük savunma sanayii organizasyonlarından IDEF Uluslararası Savunma Sanayii Fuarının organizasyonunu üstlenerek önemli bir başarıya imza attı. Ev tekstili sektörünün küresel buluşma noktalarından biri olan HOMETEX’i İstanbul Fuar Merkezi’nde başarıyla düzenleyen KFA Fuarcılık, Bursa’da ise Junioshow, TFF Show, Rising City, Food Point ve MEEXX Makine ve Teknolojileri Fuarı gibi birçok nitelikli organizasyonu hayata geçirdi. KFA Fuarcılık, 2025 yılında savunma sanayiinden tekstile, gıdadan makine sektörüne kadar birçok stratejik alanda önemli organizasyonlara imza attı. Dünyanın en büyük savunma sanayii fuarlarından biri olan IDEF 2025, Cumhurbaşkanlığı himayelerinde ve Millî Savunma Bakanlığı ev sahipliğinde, KFA Fuarcılık organizasyonuyla İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirildi. Yaklaşık 100 ülkeden binlerce sektör profesyonelini buluşturan fuar, katılımcı ve ziyaretçi sayısıyla rekor kırarak Türkiye’nin küresel savunma sanayiindeki gücünü ortaya koydu. Ev tekstili sektörünün en önemli küresel buluşmalarından HOMETEX 2025, 700’ün üzerinde katılımcı firma ve 175 bini aşkın ziyaretçiyi ağırlayarak sektörün ihracat potansiyeline güçlü katkı sağladı. TFF Show 2025 ise "Hızlı Üretim ve Hızlı Teslimat" konseptiyle tekstil ve kumaş sektörünü Bursa’da bir araya getirerek küresel moda endüstrisinin odağını kente taşıdı. Bursa Fuar Merkezi’nde düzenlenen Rising City Yapı ve Yaşam Fuarı, inşaat ve gayrimenkul sektörüne ivme kazandırırken; Food Point Gıda Fuarı, 36 ülkeden alıcıyı Bursa’daki sektör temsilcileriyle buluşturarak milyonlarca dolarlık iş görüşmelerine zemin hazırladı. Yılın son çeyreğinde düzenlenen MEEXX Makine ve Teknolojileri Fuarı ise yerli ve millî üretim gücünü uluslararası alım heyetleriyle buluşturan önemli bir platform oldu. KFA Fuarcılık, 2025 yılı boyunca düzenlediği yurt dışı ticaret heyetleriyle de Bursa iş dünyasının küresel pazarlara erişimini güçlendirmeye devam etti. Kuruluşundan bu yana 8 bini aşkın iş insanını 250’nin üzerinde uluslararası fuarla buluşturan KFA Fuarcılık, 2025 yılında bu başarıyı daha ileri taşıdı. 2025 yılı, KFA Fuarcılık açısından önemli bir yapısal dönüşümün hayata geçirildiği bir yıl oldu. Bursa Fuar Merkezi’nin yönetiminin KFA Fuarcılık bünyesine geçmesiyle birlikte, kentin fuarcılık altyapısında yeni bir dönem başladı. KFA Fuarcılık, sahip olduğu organizasyonel tecrübe, sektörel bilgi birikimi ve güçlü iş birlikleriyle Bursa Fuar Merkezi’ni daha etkin kullanılan, daha fazla ulusal ve uluslararası organizasyona ev sahipliği yapan bir merkez haline getirmeyi hedefliyor. KFA Fuarcılık, 2026 yılında sanayiden tekstile, enerjiden gıdaya, teknolojiden yaşam alanlarına uzanan geniş bir yelpazede hazırladığı fuar takvimiyle iş dünyasını buluşturacak. Yılın ilk organizasyonu, 20-22 Ocak tarihleri arasında Merinos AKKM’de düzenlenecek Junioshow ile başlayacak. Nisan ayında fuar trafiği hız kazanacak. Yük mühendisliği alanında dünyanın ilk fuarı olma özelliğini taşıyan LES-EXPO, 7-9 Nisan tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Ayın devamında, 21-26 Nisan tarihleri arasında Bursa Fuar Merkezi’nde ICAFF - International Cosmos Art Fair ile Karavan Show Bursa eş zamanlı olarak düzenlenecek. Konut ve gayrimenkul sektörlerine odaklanan Rising City & Yapı ve Yaşam Fuarı ise 23-26 Nisan tarihleri arasında Bursa’da gerçekleştirilecek. Mayıs ayında Bursa Energy & Tech Motion Fuarı Bursa’da enerji ve teknoloji sektörlerini bir araya getirirken, HOMETEX Ev Tekstili Fuarı İstanbul’da sektörün önemli buluşma noktalarından biri olacak. Haziran ayında düzenlenecek Bursa Food Point & Turfood Horeca Fuarı ise gıda ve horeca sektörlerini Bursa’da buluşturacak. Yılın ikinci yarısında Agrogreen Fuarı sürdürülebilir tarım ve çevre çözümlerine, BlockX Fuarı ise blok mermer sektörüne odaklanacak. KFA Fuarcılık’ın 2026 fuar takvimi, Kasım ayında düzenlenecek MEEXX - Makine ve Teknolojileri Fuarı ile tamamlanacak. BTSO ve KFA Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, KFA Fuarcılık’ın Türkiye’nin ihracat odaklı kalkınma vizyonunun sahadaki en somut karşılıklarından biri olduğunu vurguladı. KFA’nın sağladığı organizasyon gücüyle firmaların uluslararası ticaret ağlarına daha hızlı ve doğru şekilde entegre olduğunu ifade eden Burkay, fuarların firmalar için yeni pazarlarla temas kurulan, güncel üretim ve teknoloji trendlerinin yakından izlendiği ve kalıcı ticari ilişkilerin temellerinin atıldığı alanlar olduğunu söyledi. Bu yaklaşım doğrultusunda fuarcılığı, sektörlerin rekabet gücünü artıran ve ihracatı büyüten stratejik bir araç olarak gördüklerini belirten Burkay, BTSO olarak firmaların bu dönüşüm sürecinde yanında olmaya devam edeceklerini kaydetti. Başkan Burkay, "KFA Fuarcılık aracılığıyla bugüne kadar 250’nin üzerinde yurt dışı iş gezisi gerçekleştirdik. Dünyanın önde gelen fuarlarına 8 bini aşkın iş dünyası temsilcimizin katılımını sağladık. Birçok üyemiz bu programlar sayesinde ilk kez pasaport çıkardı, küresel pazarlara açılma konusunda önemli bir bakış açısı kazandı." dedi.
TÜGAP’tan sigorta acentelerine saha odaklı dönüşüm programı
11 Ocak 2026 Pazar - 12:56 TÜGAP’tan sigorta acentelerine saha odaklı dönüşüm programı Sigorta sektöründe acenteliğin geleceğine yönelik yeni bir dönüşüm süreci başlatıldı. TÜGAP Girişimci Acenteler Platformu tarafından, Hedef Asistans Yol Yardım katkılarıyla hayata geçirilen TÜGAP Akademi Acente Gelişim Programı, sigorta acenteleri için saha odaklı ve üretimi merkeze alan bir model sunuyor. Klasik eğitim ve seminer anlayışından farklı olarak kurgulanan program; sigorta acentelerinin yalnızca teorik bilgi edinmesini değil, sahada aktif üretim yapmasını, gelir elde etmesini ve mesleki anlamda güçlenmesini hedefliyor. Eğitim, satış pratiği, asistans hizmetleri ve sektörel iş birliklerinin bir arada ele alındığı yapı, sigorta acenteliğinde yeni bir yaklaşım olarak dikkat çekiyor. Program kapsamında yıl boyunca iki yurt dışı organizasyon, bir yurt içi gezi, otelde geniş katılımlı eğitim ve zirve buluşması ile Türkiye genelinde bölgesel eğitim toplantılarının düzenlenmesi planlanıyor. Ayrıca sigorta şirketleriyle yapılacak özel protokollerle, acentelere doğrudan katkı sağlayacak iş birliklerinin hayata geçirilmesi hedefleniyor. "Bu bir eğitim programı değil, sahadan başlayan bir değişimdir" TÜGAP Kurucusu Abdulcelil Alkış, programın çıkış noktasına ilişkin yaptığı değerlendirmede, sigorta acenteliğinin sahada verilen emekle büyüdüğüne vurgu yaptı. Alkış, "Sigorta acenteliği masa başında bekleyerek değil, sahada sorumluluk alarak gelişir. Biz TÜGAP’ı kurarken de bu programı tasarlarken de temel motivasyonumuz buydu. Amacımız acentelerimize yalnızca bilgi vermek değil, onları üretimin, görünürlüğün ve birlikte büyümenin merkezine almak" dedi. Programın sahada çalışan ve emek veren acenteler için bir dayanışma ve gelişim modeli olduğunu ifade eden Alkış, iş birliğinin önemli bir rol üstlendiğini belirtti. Alkış, "Üretimi teşvik eden, çalışanın karşılığını aldığı adil bir sistem kurmak istiyoruz. Bu dönüşümün yukarıdan değil, sahadan başlayacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı. Başvurular başladı TÜGAP Akademi Acente Gelişim Programına katılmak isteyen sigorta acenteleri, ’www.tugap.com.tr’ adresi üzerinden başvuru yapabiliyor. Kontenjanla sınırlı olarak planlanan programın değerlendirme süreci TÜGAP Akademi tarafından yürütülecek.
Kınık Toptancı Hal Kompleksi bölgenin tarımsal ticaretini güçlendirecek
11 Ocak 2026 Pazar - 11:55 Kınık Toptancı Hal Kompleksi bölgenin tarımsal ticaretini güçlendirecek Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından Kaş ilçesinde yapımı sürdürülen Kınık Toptancı Hal Kompleksi projesinde çalışmalar devam ediyor. 320 dönüm arazi üzerine inşa edilen tesisin tamamlandığında, bölgenin tarımsal üretim ve ticaret kapasitesini güçlendirerek bölgenin ekonomisine katkı sağlayacağı bildirildi. Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından Kaş’ın Kınık Mahallesi’nde hayata geçirilen ve bölgenin tarım ile ticaret kapasitesini güçlendirmesi hedeflenen projede çalışmalar aralıksız sürüyor. Kınık Toptancı Hal Kompleksi çevresinde inşa edilen istinat duvarlarının beton döküm işlemleri devam ederken, kaba inşaat aşamasında da sona yaklaşıldı. Kınık, Ova ve Yeşilköy mahallelerindeki hallerin tek bir merkezde toplanacağı proje kapsamında, hal içerisinde komisyonculara ayrılan meydanın zeminine beton dökülerek üzeri tentelerle kaplanıyor. Projenin tamamlanmasıyla birlikte Kaş Kınık Hal Kompleksi modern ve estetik bir görünüme kavuşacak. Çağdaş ticaret merkezi Üreticiler ile komisyonculara çağdaş bir ticaret ortamı sunacak olan Kınık Toptancı Hal Kompleksi’nin, bölge ekonomisine önemli katkılar sağlaması bekleniyor. Toplamda 120 komisyoncu, 136 tüccar ve 72 ticari dükkândan oluşacak tesis, tarımsal ticaretin daha etkin ve düzenli şekilde yürütülmesine imkan tanıyacak. Proje kapsamında idari birimler ve toplantı salonlarının yanı sıra geniş bir komisyoncu meydanı da yer alacak. Ayrıca kompleksi içerisinde, bölge halkının sosyal ihtiyaçlarına cevap verecek halı saha, soyunma odaları ve duş alanları gibi sosyal donatılar da bulunacak. Yaş sebze ve meyve üreticileri için önemli bir ticaret noktası olacak Kınık Toptancı Hal Projesi’nin, bölgedeki tarımsal ticareti güçlendirecek. Antalya’nın üretim kapasitesine katkı sağlayacak olan Kınık Toptancı Hal Kompleksi, yalnızca yerel ölçekte değil, bölgesel düzeyde de önemli bir tarım ve ticaret merkezi olarak hizmet verecek. Tesisin faaliyete geçmesiyle birlikte Kaş’ta tarımın merkezi Kınık Toptancı Hal Kompleksi olacak.
Eskişehir’de 2025 yılında 20 bin kişi işe yerleştirildi
11 Ocak 2026 Pazar - 11:48 Eskişehir’de 2025 yılında 20 bin kişi işe yerleştirildi Eskişehir’de 2025 yılı boyunca yürütülen istihdam çalışmaları kapsamında toplam 20 bin 83 kişi işe yerleştirilirken, işsizlik sigortası hak eden 12 bin 125 kişiye toplam 574 milyon 988 bin 482 TL ödeme yapıldı. Eskişehir Valiliği tarafından paylaşılan "İŞKUR 2025 Yılı Faaliyet Raporu"na göre, İl Müdürlüğü ekiplerince yıl boyunca 13 bin 932 özel iş yeri ziyaret edilerek 32 bin 517 açık iş ilanı ve 73 kamu işçi ilanı alındı. Toplamda 20 bin 83 kişinin işe yerleştirildiği kentte, bu istihdamın 19 bin 846’sı özel sektörde gerçekleşirken; işe girenlerin yüzde 57’sini erkekler, yüzde 43’ünü kadınlar ve yüzde 46’sını 20-29 yaş grubu oluşturdu. Kuruma kayıtlı 28 bin 2 işsizin bulunduğu, kadın oranının erkeklerden fazla olduğu ve en yoğun yaş grubunun 25-29 aralığı olduğu kaydedildi. Aktif işgücü programları kapsamında 230 İşbaşı Eğitim Programı ile 759 kişi, 35 Mesleki Eğitim Kursu ile bin 189 kişi, Toplum Yararına Program (TYP) ile bin 200 kişi ve İşgücü Uyum Programı (İUP) ile bin 196 kişi desteklendi. İş ve meslek danışmanlığı kapsamında 6 bin 884’ü engelli olmak üzere toplam 61 bin 325 kişiyle bireysel görüşme gerçekleştirilirken, 911 engelli birey işe yerleştirildi. Ayrıca engelli ve eski hükümlülerin kendi işini kurma projeleri kapsamında 13 eski hükümlü ve 9 engelli vatandaşa destek sağlandığı, gençlere yönelik çalışmalarda ise 10 bin 839 öğrenciye seminer verildiği açıklandı.
UTİB’den tekstilde sosyal uygunluk hamlesi
11 Ocak 2026 Pazar - 11:07 UTİB’den tekstilde sosyal uygunluk hamlesi Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB), tekstil sektörünün değişen küresel ticaret kurallarına uyum sağlaması ve ihracatçıların uluslararası denetimlerdeki gücünü artırmak hedefiyle ’Tekstil Sektöründe Sosyal Uygunluk Kapasitesinin ve Çevre Kabiliyetinin Geliştirilmesi ile İhracatın Artırılması UR-GE Projesi’ni başlattı. Tekstil sektörü, Türkiye ekonomisi için hammadde erişimi, üretim kabiliyeti ve tasarım gücüyle stratejik önemini korurken; günümüzde küresel rekabetin kuralları "sosyal uygunluk" ve "etik üretim" ekseninde yeniden yazılıyor. Uluslararası alıcıların artık sadece kaliteli ürün değil, aynı zamanda insan haklarına saygılı ve adil çalışma şartlarını belgeleyen sosyal uygunluk standartları talep etmesi üzerine harekete geçen UTİB, sektörün bu dönüşümüne rehberlik edecek önemli bir adım daha attı. Ticaret Bakanlığı desteğiyle yürütülecek olan "Tekstil Sektöründe Sosyal Uygunluk Kapasitesinin ve Çevre Kabiliyetinin Geliştirilmesi ile İhracatın Artırılması UR-GE Projesi"nin İhtiyaç Analizi Raporlaması Açılış Çalıştayı çevrimiçi ortamda gerçekleştirildi. Proje ile firmaların sosyal uygunluk denetimlerine hazırlık süreçlerinin iyileştirilmesi, kurum içi uzmanların yetiştirilmesi ve küresel pazarlardaki yeni tedarik zinciri yasalarına tam uyum sağlanması hedefleniyor. Proje kapsamındaki faaliyet maliyetlerinin yüzde 75’i ise devlet desteği ile karşılanacak. Açılış toplantısına, tekstil sektöründe faaliyet gösteren ve UR-GE programına katılım sağlayan firmaların temsilcileri katıldı. Toplantı kapsamında, proje sürecinin temel yapı taşlarından biri olan ihtiyaç analizi raporlaması ve yol haritası hazırlanması hakkında katılımcı firmalara kapsamlı bilgilendirme yapıldı. UR-GE projesi kapsamında firmalara ihtiyaç analizi ve raporlama hizmeti sunan Think Great Insights’ın kurucusu, ekonomist Dr. Tülay Güzel tarafından gerçekleştirilen sunumda; eğitim ve danışmanlık faaliyetlerinin nasıl şekillendirileceği ve firmaların ihracat odaklı gelişim süreçlerine nasıl katkı sağlayacağı detaylı şekilde aktarıldı. Dr. Güzel sunumunda, "UR-GE projelerinde oluşturulan ihtiyaç analizi raporu, firmaların sosyal uygunluk ve çevresel kapasite başta olmak üzere mevcut yapılarını doğru analiz etmelerine ve ihtiyaçlarına uygun bir gelişim yol haritası oluşturmalarına imkân tanıyor. Yapılan ihtiyaç analizi sayesinde firmalar; hangi alanlarda güçlenmeleri gerektiğini net bir şekilde görebiliyor, eğitim ve danışmanlık süreçlerini kendi önceliklerine göre şekillendirebiliyor. Sosyal uygunluk, sürdürülebilirlik, üretim süreçlerinin geliştirilmesi, tasarım ve trend odaklı yaklaşımlar ile dijital dönüşüm gibi birçok başlıkta planlanan danışmanlık ve eğitim faaliyetleri, firmaların kurumsal altyapılarını güçlendirirken ihracat pazarlarına daha hazırlıklı ve rekabetçi şekilde açılmalarını sağlıyor. Bu kapsamlı ve değerli sürecin hayata geçirilmesinde başta Ticaret Bakanlığımız olmak üzere, UTİB’e ve katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür ediyor, süreci verimli ve uyum içinde gerçekleştireceğimize inanıyorum" ifadelerini kullandı.
Akbank’tan tarımın geleceğine yatırım
11 Ocak 2026 Pazar - 10:53 Akbank’tan tarımın geleceğine yatırım Akbank, 2025 yılı boyunca katıldığı ulusal ve bölgesel fuarlarla tarım bankacılığı çözümlerini KOBİ’ler ile paylaştı. Bu alanda sağladığı finansmanı son bir yılda yaklaşık yüzde 55 artıran ve tarımda nakit akışını güçlendiren banka, yatırım ve işletme sermayesi kredilerinden sürdürülebilir tarım finansmanına uzanan geniş ürün yelpazesiyle üreticilerin yanında yer aldı. Akbank, 2025 yılı boyunca Türkiye’nin farklı bölgelerinde düzenlenen ulusal ve bölgesel tarım fuarlarına katılarak tarım bankacılığı çözümlerini KOBİ’ler ile paylaştı. İzmir’den Konya’ya, Gaziantep’ten Bursa’ya uzanan geniş bir coğrafyada üreticilerle bire bir temas kuran banka, tarımın finansmanına güç katarken, sektör paydaşlarıyla iş birliklerine de ivme kattı. Fuar katılımları kapsamında banka; traktör, tarımsal ekipman ve işletme sermayesi kredilerinden sürdürülebilir tarım yatırımlarına, lisanslı depoculuk ve sigorta çözümlerinden modern tarım teknolojilerine kadar uzanan geniş ürün ve hizmet yelpazesini üreticilerle buluşturdu. Bu temaslarla, çiftçilerin gerçek ihtiyaçlarının yerinde dinlenmesi ve sahaya uygun finansman modellerinin geliştirilmesi hedeflendi. Hedeflerinin tarımın geleceğine yatırım yapmak olduğunu belirten Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Alper Bektaş, "Banka olarak, tarımın stratejik öneminin bilinciyle çiftçilerimizin emeğini ve üretimini merkeze alan, tarımda uçtan uca her halkasına dokunan finansman modelleri geliştiriyoruz. 2025 boyunca katıldığımız tarım fuarları, üreticilerle bire bir temas kurmamıza, ihtiyaçlarını sahada dinleyerek çözüm üretmemize imkân sağladı. Tarım bankacılığı yaklaşımımızla, çiftçilerimizin finansmana erişimini kolaylaştıran yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler sunmaya, tarımın geleceğine uzun vadeli değer oluşturacak şekilde yatırım yapmaya devam edeceğiz" dedi. Yapılan açıkşamaya göre banka, 2025 yılı boyunca Türkiye’nin tarımsal üretim merkezlerinde düzenlenen önemli fuarlarda yer aldı. Yılın ilk döneminde İzmir ve Gaziantep’teki tarım fuarları ile başlayan saha buluşmaları, Konya, Sandıklı ve Yozgat gibi üretimin yoğun olduğu bölgelerde devam etti. Sonbahar döneminde Akşehir, Sivas, Dinar ve Bursa’da düzenlenen tarım fuarlarına katılan banka, yılı Antalya Tarım Fuarı ile tamamladı. Bu geniş coğrafi kapsama sahip fuar takvimi sayesinde Banka, farklı ihtiyaçlara sahip üreticilerle doğrudan temas kurarak tarımın sahadaki dinamiklerini yakından izleme ve çözümlerini yerinde anlatma imkânı buldu. Tarımın finansmanında güçlü büyüme Akbank tarım bankacılığındaki yenilikçi ve kapsayıcı yaklaşımıyla sektörün finansmanında önemli bir rol oynuyor. 2025 yılı sonu itibariyle bankanın toplam tarım kredisi bakiyesi son bir yılda yaklaşık yüzde 55 arttı. Traktör gibi tarımın gelişiminde kritik rol oynayan makinelerin finansmanı toplam bakiyenin yüzde 51’ini oluşturdu. Açıklamaya göre banka, tarım bankacılığı alanında tohumdan gübreye, ilaçtan sulamaya kadar tüm tarımsal girdiler için hasat dönemine kadar geri ödemesiz işletme kredileri sunarken, traktör ve tarımsal ekipman alımlarında 60 aya varan vadelerle finansman sağlıyor. Dokuz farklı traktör markasıyla yapılan anlaşmalar kapsamında bayi destekli ve sıfır faizli seçenekler de üreticilere sunuluyor. Arsa, tarla ve bahçe alımlarında 7 yıla kadar vadeli krediler, sera yapımı ve modernizasyonu için uzun vadeli finansman çözümleri ile sürdürülebilir tarım yatırımları destekleniyor. Bunun yanı sıra, GES yatırımları, tarımsal amaçlı drone alımları, soğuk hava deposu gibi ihtiyaca özel projeler de esnek ödeme planlarıyla finanse edilirken; Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ve Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) kredileriyle ürünlerin lisanslı depolarda değerlendirilmesine olanak tanınıyor. TARSİM sigortalarıyla da doğal afet risklerine karşı çiftçilerin ürünleri güvence altına alınıyor. Akbank, tarım sektöründe çevresel, sosyal ve ekonomik dengeyi gözeten yaklaşımıyla üreticilerin sürdürülebilir büyümesini desteklemeyi ve Türkiye’de tarımın küresel rekabet gücünü artırmayı hedefliyor.
Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç: "Adana Türkiye’nin ikinci Marmarası olma yolunda"
11 Ocak 2026 Pazar - 10:37 Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç: "Adana Türkiye’nin ikinci Marmarası olma yolunda" Adana Sanayi Odası (ADASO) Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, Ceyhan ve Yumurtalık ilçelerini kapsayan 2927,50 hektarlık alanın "Adana Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi" olarak ilan edilmesini büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, "Bu karar, Adana’nın Türkiye’nin ikinci Marmarası olma yolundaki en önemli atılımlardan birisi oldu" dedi. Kıvanç, yaptığı açıklamada, Ceyhan-Yumurtalık hattının bir kimya ve petrokimya üssü haline gelmesi için Adana olarak uzun süredir yoğun bir diplomasi yürüttüklerini belirterek, "Adana olarak, Ceyhan ve Yumurtalık bölgesinin stratejik önemini her platformda dile getirdik. Bugün yayımlanan kararla yaklaşık 2 bin 927,50 hektarlık alanın Kimya Endüstri Bölgesi ilan edilmesi, sadece Adana’nın değil, Türkiye’nin cari açıkla mücadelesinde de kilit rol oynayacaktır" diye konuştu. "Marmara’ya alternatif tek yer Adana" Kimya sektörünün halihazırda Adana’nın ihracat lideri olduğunu ve yeni ilan edilen endüstri bölgesiyle bu liderliğin küresel bir boyuta taşınacağını ifade eden Kıvanç, şunları kaydetti: "Türkiye’nin ve Adana’nın stratejik rotası Ceyhan-Yumurtalık aksıdır. Bu bölge; bünyesinde barındırdığı Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi, SASA Özel Endüstri Bölgesi, Ceyhan OSB ve Adana Yumurtalık Serbest Bölgesi gibi devasa yatırımlarla zaten büyük bir potansiyele sahipti. Bugün resmileşen ’Adana Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi’ kararı, bu yapbozun en kritik parçasını tamamlamıştır. Enerji, kimya ve petrokimya yatırımlarının bir bütünlük içinde tamamlanmasıyla bu bölge, Akdeniz çanağının en büyük üretim üssü haline gelecektir. Tüm bu sanayi kümelenmesi, yapımı planlanan Adana Ana Konteyner Limanı ile taçlandığında; Adana, Marmara Bölgesi’nden sonra Türkiye’nin ikinci büyük üretim ve lojistik merkezi olma hedefine tam anlamıyla ulaşacaktır." Yakın gelecekte Adana, sadece bir sanayi şehri değil, küresel enerji ve kimya koridorunun en güçlü aktörü olarak anılacağını belirten Kıvanç, "Bu stratejik adımı atarak Adana’nın önünü açan başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, süreci büyük bir titizlikle yöneten ve sanayicimizin her daim yanında olan Sanayi ve Teknoloji Bakanımıza, Valiliğimize, milletvekillerimize ve emeği geçen tüm ilgili bürokratlarımıza Adana iş dünyası adına teşekkürlerimizi sunuyoruz. Yakın gelecekte Adana, sadece bir sanayi şehri değil, küresel enerji ve kimya koridorunun en güçlü aktörü olarak anılacaktır" dedi.
Türkiye, yat üretiminde dünya sıralamasında üst sıralarda
11 Ocak 2026 Pazar - 09:10 Türkiye, yat üretiminde dünya sıralamasında üst sıralarda Ülkemizde üretilen yatlar dünya sıralamasında üst sıraları zorluyor. Trabzon’un Of ilçesinde inşa edilen 22 metrelik iki yat, tersaneden iki tıra yüklenerek yaklaşık 1 kilometrelik mesafenin ardından Of limanında denize indirildi. Yatlar, İstanbul Boğazı’nda turistik amaçlı hizmet vereceği belirtildi. Yatların tersaneden tırlarla yüklenmesi ve denize indirilme işlemi bir günü bulurken, yaklaşık 1 kilometrelik yolculuğu ise 5 dakika sürdü. Trabzon’un Of ilçesi Kıyıcık mevkiinde, Hayrat yolu üzerinde gemi, tekne ve deniz araçları imalatı yapan Zafer Dinç, bölgenin gemi imalatında köklü bir geçmişe sahip olduğunu belirterek, yaptıkları iki adet yatın İstanbul’da hizmet vereceğini belirtti. Üretimi talep doğrultusunda yaptıklarını vurgulayan Dinç, "Yatları İstanbul’da gezinti teknesi olarak kullanılmak üzere tasarladık ve bu doğrultuda imalatını yaptık. Buradan denize doğrudan bağlantımız olmadığı için tekneleri karayoluyla taşıyıp vinç yardımıyla denize indirdik. Bu bölgenin gemi imalatında köklü bir geçmişi var. Bunu sadece Of için söylemiyorum; bu işin merkezi Sürmene’dir. Bizim de bu alanda tecrübemiz ve işçiliğimiz iyi. Talep doğrultusunda üretim yapıyoruz. Kimi müşteri iç donanımı kendisi yapmak istiyor, kimi müşteri ise anahtar teslimi tercih ediyor" dedi. "Yat yapımı konusunda dünyada üst sıralardayız" Yat işletmecilerinden Gürkan Dayıoğlu yat üretimi bakımından dünyada üst sıralarda yer aldıklarını belirterek, "Yatları sıfırdan yaptırdık. İnce işçiliklerini biz üstlendik, dolayısıyla oldukça emek harcadık. Sonuç çok güzel oldu ve emeğimizin karşılığını aldık. İstanbul Beykoz’dan geliyoruz. Burayı tercih etmemizin nedeni işçiliğin kaliteli olması. Tekneler İstanbul Boğazı’nda turistik amaçlı çalışacak ve turizm sektörüne hizmet edecek. Yat yapımı konusunda dünyada üst sıralardayız. Teknelerimiz 22 metre uzunluğunda, 6 metre genişliğinde. Her biri dört kamaralı, çift makineli ve full donanımlı. Teknelerde 50 kişiye kadar misafir ağırlayabiliyoruz. Denize indirme işlemi riskliydi ama biz Karadenizli olarak riski severiz. Çift tırla iki tekneyi peş peşe deniz kenarına getirdik ve vinç yardımıyla denize indirdik. Tırlara yükleme işlemi bir gün sürdü ve oldukça riskliydi. Tersaneden tırlara yükleme ve denize indirme süreci bir gün sürdü. Ortalama bir kilometreyi beş dakikada katettik. Ekip son derece profesyoneldi" diye konuştu. Teknelerin yapımları 1 yıl sürdü Yat işletmecilerinden Sefa Zengin de teknelerin yaklaşık bir yıllık çalışma sonucunda tamamlandığını belirterek, "Teknelerimiz tam donanımlı şekilde yaklaşık bir yıl içerisinde tamamlandı. Trabzon’u tercih etmemizin nedeni ustalarının son derece maharetli olması. İşçiliklerini adeta sanatsal bir şekilde yapıyorlar. Tekne ve yat yapımında Türkiye dünyada beşinci sırada ve gittikçe de yükseliyor. Trabzon’un bu alandaki başarısı gerçekten çok farklı. Genellikle balıkçı tekneleri yapılıyor ancak farklı tekne türleriyle de üretim geniş bir alana yayılıyor. Buradan İstanbul’a gitmemiz hava şartlarına bağlı. Havanın durumuna göre yolculuk 3-4 gün sürüyor" dedi.
2025 yılı üzümlerini 2026’da bitirdi
10 Ocak 2026 Cumartesi - 20:54 2025 yılı üzümlerini 2026’da bitirdi Sarıgöl’de üzüm üreticisi Musa Topdemir, 70 dönüm bağını örtü altında tutarak 2025 yılı üzümlerinin hasadını 2026 yılının ocak ayında tamamladı ve yeni yıla dalında taze üzümle giren ilçedeki tek üretici oldu. Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde üzüm üreticisi Musa Topdemir, 2025 yılına ait üzüm ürünlerinin hasadını 2026 yılının ocak ayında tamamlayarak sezonu kapattı. Her yıl olduğu gibi bu yıl da üzümlerini yeni yılın ilk ayına kadar dalında taze olarak muhafaza eden Topdemir, ilçede bu uygulamayı sürdüren tek üretici olarak biliniyor. Yaklaşık 70 dönüm üzüm bağını örtü altında tutarak üretim yapan Musa Topdemir, üzümlerini doğal şartlarda adeta açık soğuk hava deposu gibi muhafaza ettiklerini belirtti. Son hasadını yaptığı üzümleri Uşak’ın Karahallı ilçesinde satan Topdemir, Crimson cinsi üzümlerinin kilosunu 70 liradan tüketiciye sunduğunu belirtti. Üzümlerin büyük bölümünü İzmir ve Aydın’dan gelen toptancılara sattığını ifade eden Topdemir, bağında az miktarda Sultaniye üzüm kaldığını, bunları da keserek eşine dostuna vereceğini söyledi. Üretici Musa Topdemir, "Üzümler örtü altında dalından kesilerek doğrudan tüketiciye ulaşıyor. Bağ adeta açık bir soğuk hava deposu gibi. Bu sezonu kapattık. İnşallah gelecek yıl da nasip olur, yine yeni yıl üzümleri benden olacak" dedi.