EKONOMİ - 28 Mart 2026 Cumartesi 13:53

Akbank, işletmelerin sürdürülebilir iklimlendirme yatırımlarını hızlandıracak programı devreye aldı

A
A
A
Akbank, işletmelerin sürdürülebilir iklimlendirme yatırımlarını hızlandıracak programı devreye aldı

Akbank, işletmelerin enerji verimli ve düşük karbonlu iklimlendirme teknolojilerine geçişini hızlandırmak amacıyla ‘Sürdürülebilir İklimlendirme Finansman Programı’nı hayata geçirdi. Banka, Cool-Up Programı’nın Türkiye’deki finansal partneri olarak geliştirdiği bu modelle sürdürülebilir finansman, teknik danışmanlık ve teknoloji iş birliklerini tek çatı altında bir araya getiriyor.


Akbank, sürdürülebilir dönüşümü destekleyen yeni finansman programını Sabancı Center’da düzenlenen ve ilgili alanda önde gelen kuruluşların temsilcilerinin yer aldığı lansman etkinliğinde duyurdu. Banka, Akbank Sürdürülebilir İklimlendirme Finansman Programı ile işletmelerin enerji verimli ve düşük emisyonlu iklimlendirme teknolojilerine geçiş yatırımlarını güçlendirecek.


Akbank’ın Cool-Up Programı iş birliği ile geliştirdiği Sürdürülebilir İklimlendirme Finansman Programı sayesinde işletmeler; avantajlı finansman çözümleri, teknik danışmanlık, teknoloji üreticileri ile iş birlikleri ve eğitim çalışmalarını içeren entegre bir ekosistemden yararlanabilecek.


Sürdürülebilir iklimlendirme yatırımları için bütüncül finansman ve iş birliği modeli


Küresel ölçekte artan sıcaklıklar ve kentleşme, soğutma talebini hızla artırırken enerji tüketimi ve emisyonlar üzerinde de önemli bir baskı oluşturuyor. Türkiye’de binalar toplam elektrik tüketiminin yüzde 30’dan fazlasını oluşturuyor, bunun önemli bir kısmı ise ısıtma ve soğutma sistemlerinden kaynaklanıyor. Bu nedenle sürdürülebilir ve enerji verimli teknolojilere geçiş, iklim değişikliği ile mücadelede kritik bir rol oynuyor.


Bu alanda çözüm üretmek üzere Türkiye’deki uygulamaları Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye’nin koordinasyonunda yürütülen Cool-Up Programı; doğal soğutucu akışkanların kullanımını artırmayı, enerji verimli sistemlerin yaygınlaşmasını desteklemeyi ve sürdürülebilir soğutma alanında kurumsal kapasite geliştirmeyi amaçlıyor.


Programın ilk finansal partneri Akbank tarafından geliştirilen finansman modeli; gıda ve soğuk zincir, turizm, ticari binalar, sanayi, lojistik ve depolama gibi soğutma ihtiyacının yoğun olduğu sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin dönüşüm yatırımlarını hızlandıracak. Program kapsamında işletmeler Akbank’ın sürdürülebilir finansman ürünleri, uluslararası finansman kaynakları ve teknoloji üreticileriyle kurulan iş birlikleri aracılığıyla kapsamlı bir destekten yararlanacak. Ayrıca teknoloji üreticileri ve çözüm ortaklarıyla iş birlikleri kurularak işletmelerin doğru teknolojilere erişimi kolaylaştırılacak. Bu yaklaşım sayesinde işletmeler teknik bilgi ve uygulama örneklerine de kendilerine özel avantajlarla erişebilecek.


İşletmeler dönüşüm yolculuğunda güçlü bir iş birliği ağı ile destekleniyor


Akbank Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Özlem Atik, programa ilişkin yaptığı açıklamada şu değerlendirmede bulundu: "Akbank olarak sürdürülebilir finansmanı iş modelimizin merkezinde konumlandırıyoruz. 2030 yılına kadar 800 milyar TL sürdürülebilir finansman sağlama hedefiyle ilerlerken, aynı zamanda müşterilerimizin düşük karbonlu ekonomiye geçişini destekleyecek somut çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Sürdürülebilir İklimlendirme Finansman Programı ile işletmelere finansman, teknik danışmanlık, teknoloji iş birlikleri ve bilgi paylaşımını bir araya getiren bütüncül bir yapı sunuyoruz. Böylece işletmelerin enerji verimli ve düşük emisyonlu iklimlendirme sistemlerine geçişini hızlandırmayı amaçlıyoruz. Bilimsel veriler, iklim değişikliği ile mücadelede enerji verimliliği ve soğutma sistemlerinin dönüşümünün en yüksek etki oluşturabilecek alanlardan biri olduğunu gösteriyor. Bugün alınan yatırım kararları yalnızca maliyetleri değil, aynı zamanda emisyonları ve gelecekteki rekabet gücünü de belirliyor. Akbank olarak, bu süreçte finansmanın yönlendirici bir güç olduğu inancıyla, dönüşüme öncülük etmeye devam edeceğiz."


Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye Ülke Ofisi Mukim Temsilci Yardımcısı Miodrag Dragisic, "Sürdürülebilir soğutma alanında finansman temelli çözümlerin yaygınlaştırılması, Türkiye’nin iklim hedeflerine ulaşmasında somut ve ölçeklenebilir etki oluşturacaktır" diyerek, programın Türkiye’nin net sıfır iklim hedefleri doğrultusunda soğutma ve iklimlendirme sektöründe yeşil dönüşümü hızlandıracak öncü bir girişim olduğunu belirtti. Artan soğutma talebi ve sektörün büyüyen çevresel etkisi karşısında, sürdürülebilir soğutma çözümlerinin emisyonların azaltılmasında kritik rol oynadığını vurgulayan Dragisic, finansman mekanizmalarının sürdürülebilir teknolojilerin yaygınlaştırılmasındaki öneminin altını çizdi.


İklim Değişikliği Başkanlığı Başkan Yardımcısı Mehrali Ecer, "Düşük karbonlu teknolojilere erişimi kolaylaştıran finansman mekanizmaları, sürdürülebilir soğutma dönüşümünün hızını ve ölçeğini belirleyen en temel unsurlardan biridir" sözleriyle sürdürülebilir soğutma teknolojilerine geçişin hem iklim değişikliği ile mücadele hem de ekonomik dönüşüm açısından kritik olduğunu ifade etti ve finans sektörünün bu süreçte belirleyici bir rol üstlendiğine dikkat çekti. Ecer, söz konusu programın sektör dönüşümünü destekleyen önemli bir adım olduğunu ve benzer finansman mekanizmalarının yaygınlaşmasına katkı sağlayacağını belirtti.


Frankfurt School of Finance and Management Bölge Direktörü Mert Dedebaş ise "Sürdürülebilir iklimlendirme yatırımları; anlık enerji tasarrufu sağlamasının yanı sıra kurumsal düzeyde uzun vadeli iklim ve regülasyon risklerini minimize eden oldukça rasyonel ve güçlü bir yatırım tezine dayanmaktadır" şeklinde konuştu.


COP31 öncesi önemli bir adım


Sürdürülebilir soğutma teknolojileri küresel iklim gündeminde giderek daha önemli bir yer ediniyor. Türkiye’de 2026 yılında Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi kapsamında da sürdürülebilir soğutma önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.


Akbank, geliştirdiği finansman modeliyle hem işletmelerin dönüşüm yatırımlarını hızlandırmayı hem de Türkiye’de sürdürülebilir soğutma alanında örnek uygulamaların yaygınlaşmasına katkı sağlamayı hedefliyor.



Akbank, işletmelerin sürdürülebilir iklimlendirme yatırımlarını hızlandıracak programı devreye aldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Bodrum Belediyesi Şehir Tiyatrosu 9 yaşında Bodrum Belediyesi Şehir Tiyatrosu, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü kapsamında Firuze Engin’in kaleme aldığı ’Cambazın Cenazesi’ adlı oyunu tiyatroseverlerle buluşturdu. Dünya Tiyatro Günü ile birlikte Bodrum Belediyesi Şehir Tiyatrosu da 9’uncu yaşını kutladı. Bodrum Belediyesi Şehir Tiyatrosu Sahnesi’nde sahnelenen oyun, izleyicilerden yoğun ilgi gördü. Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci’yi temsilen Belediye Meclis Üyesi Emel Çakaloğlu da geceye katılarak izleyiciler arasında yer aldı. Oğulcan Çelik ve Sertaç Aydın sahnedeki performanslarıyla izleyicilerden tam not aldı. Oyun sonunda sahneye çıkan Bodrum Belediyesi Meclis Üyesi Emel Çakaloğlu, tüm ekiple birlikte izleyicileri selamlayarak oyunculara ve tiyatroseverlere teşekkür etti. Bodrum Belediyesi Şehir Tiyatrosu, dokuz yıllık süreçte sahnelediği birbirinden farklı oyunlarla kentin kültür ve sanat yaşamına katkı sunmaya devam ediyor. Oyun Hakkında Firuze Engin’in yazdığı oyunun yönetmenliğini Cansın Türkdoğan üstlendi. Oyunun yardımcı yönetmenliğini Ziba Türk Ateş, süpervizörlüğünü Tarık Pabuççuoğlu gerçekleştirirken; ışık tasarımı Coşkun Yel, ses tasarımı ve sahne amirliği Hüseyin Durmaz, müzik koordinatörlüğü de Burcu Girgin tarafından yürütüldü. Dramaturg görevini ise Oğulcan Çelik üstlendi. Afiş tasarımı Demircan Türkdoğan ve Cansu Türkdoğan Şimşek imzası taşırken, afişte yer alan karikatür Demircan Türkdoğan tarafından hazırlandı.
İzmir AK Partili Saygılı’dan yıllardır bitirilemeyen Halkapınar Yeraltı Metro depolama alanı tesisi çıkışı AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, 10 yıldır tamamlanamayan Halkapınar Yeraltı Metro Depolama Projesi’ni eleştirirken, hemen yanı başında 2,5 yılda tamamlanan Halkapınar Olimpik Yüzme Havuzu’nu örnek gösterdi. Saygılı, "Bir tarafta; İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2016 yılında büyük umutlarla başlattığı Halkapınar Yeraltı Metro Depolama ProjesiAradan geçen 10 yılHer yıl bütçeden pay ayrılan, her yıl "devam ediyor" denilen ama bir türlü tamamlanamayan bir yatırım. Diğer tarafta; Gençlik ve Spor Bakanlığımız tarafından, hemen yanı başında 2,5 yılda tamamlanan Halkapınar Olimpik Yüzme Havuzu. CHP belediyeciliği; bitmeyen projelerin, ertelenen sözlerin ve kaybolan yılların adı haline gelmiştir" dedi AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı yaptığı açıklamada şunları kaydetti, "İzmir Konak’ta yan yana duran iki projeAma aslında iki farklı anlayış, iki farklı hizmet. Bir tarafta; İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2016 yılında büyük umutlarla başlattığı Halkapınar Yeraltı Metro Depolama ProjesiAradan geçen 10 yılHer yıl bütçeden pay ayrılan, her yıl "devam ediyor" denilen ama bir türlü tamamlanamayan bir yatırım. Diğer tarafta; Gençlik ve Spor Bakanlığımız tarafından, hemen yanı başında 2,5 yılda tamamlanan Halkapınar Olimpik Yüzme Havuzu. Bugünkü maliyetle 1 milyar 300 milyon TL’lik yatırım, 15 bin metrekare kapalı alanı ile modern bir tesis binlerce gence ve sporcuya hizmet. Aynı şehir, aynı bölge. Ama ortaya çıkan tablo bambaşka. CHP anlayışında; kaynak var ama sonuç yok, vaat var ama eser yok, geçen yıllar var ama ilerleme yok. AK Parti’de ise; irade var, plan var, sonuç var Kısa sürede tamamlanan, yaşayan ve hizmet üreten bir eser var. Bu artık sadece iki proje arasındaki fark değil; iki yönetim anlayışının açık bir karşılaştırmasıdır. CHP belediyeciliği; bitmeyen projelerin, ertelenen sözlerin ve kaybolan yılların adı haline gelmiştir. AK Parti ise; başlayan, yapan ve tamamlayan bir hizmet anlayışının temsilidir."
Muğla Marmaris’in köklü zanaatı yeniden hayat buluyor Muğla’nın Marmaris ilçesinde, Marmaris’in kültürel mirasında önemli bir yere sahip olan deri sandalet ustalığını yaşatmak amacıyla Marmaris Ticaret Odası tarafından düzenlenen eğitim programı başladı. Kaybolmaya yüz tutmuş mesleklerden biri olan sandalet ustalığının gelecek nesillere aktarılması ve yeni ustaların yetiştirilmesi hedefiyle hazırlanan ’Usta Ellerden Sandalet Eğitimi’ Marmaris Ticaret Odası’nda ilk dersini yaptı. İki gün sürecek eğitim programı, 28-29 Mart 2026 tarihlerinde 10.00-17.00 saatleri arasında gerçekleştiriliyor. Eğitimde kursiyerler, sandalet üretiminin temel tekniklerini öğrenirken el becerilerini geliştirme ve bu zanaatı meslek olarak edinme fırsatı buluyor. Alanında deneyimli eğitmen Soner Yukarlı tarafından verilen kursta, Marmaris’in son sandalet ustalarından Fevzi Olca ile yıllarca bu mesleği icra eden Erdal Salman da yer aldı. Usta isimler, yıllara dayanan tecrübelerini kursiyerlerle paylaşarak mesleğin inceliklerini anlattı. Marmaris Ticaret Odası Başkanı Mutlu Ayhan ile Meclis Başkanı Zekiye İplikçi de kursiyerlerle birlikte eğitime katılarak sandalet yapımının detaylarını yerinde öğrendi. Kursa katılanlar ise böylesine özel bir zanaatı öğrenmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirtti. Kursiyerlerden emekli hemşire Pakize Yüksel, öğrenmenin yaşı olmadığını vurgulayarak, "Ticaret Odası’nda açılan bu kursu öğrendim ve ben de bundan yararlanmak istedim. Sonuçta öğrenmenin yaşı yok; insan her zaman kendini geliştirmeli. Gerçekten çok zevkli ve çok güzel bir eğitim süreci geçiyor. Bundan sonra da devam etmeyi düşünüyorum" dedi. Kursiyer Tuğrul Çelik Yaraş ise bu eğitimin kendisi için bir meslek kapısı olabileceğini belirterek, "Şu an için bir mesleğim yok. Belki ileride bize gelir sağlayacak bir iş olabilir. Bu yüzden öğrenmek ve meslek edinmek için buradayım" ifadelerini kullandı. Bir diğer kursiyer Bahri Demirel de bu işin tüm inceliklerini öğrenerek ilerletmek istediğini söyledi. "Bu mesleğin özü çıraklıktan geçer" Ortaca’dan gelerek eğitimi veren usta öğretici ve sandalet ustası Soner Yukarlı, 35 yıllık meslek hayatını kursiyerlere aktarmaktan mutluluk duyduğunu ifade etti. Yukarlı, sandalet ustalığında en önemli detayın çıraklıktan yetişmek olduğunu belirterek, bu güzel mesleğin en büyük sorununun çırak bulamamak olduğunu söyledi. Eğitimi veren usta öğretici Soner Yukarlı, sandalet ustalığının yalnızca el becerisi değil aynı zamanda kültürel bir miras olduğunu vurgulayarak, "35 yıldır bu işi yapıyorum. Bu mesleğin en önemli tarafı çıraklıktan yetişmektir. Ustanın yanında görerek, dokunarak ve tekrar ederek öğrenilir. Bugün burada kursiyerlerin ilgisini görmek bizi mutlu ediyor. Çünkü en büyük sıkıntımız çırak bulamamak. Böyle eğitimlerle bu sanat yeniden canlanabilir" ifadelerini kullandı. Fevzi Olca’dan hem ustalık hem hatıra Sağlık sorunları nedeniyle artık aktif üretim yapamadığını belirten Marmaris’in son sandalet ustalarından Fevzi Olca, kursun açılmasının mesleğin geleceği adına umut verdiğini söyledi. Olca, "Eskiden çırak bulmak çok zordu. Şimdi bu kurs sayesinde gençlerin ve meraklıların ilgisini görmek beni çok sevindiriyor. Bu iş sadece deri kesmek ya da dikmek değil; bir kültürü, bir yaşam biçimini aktarmaktır" dedi. Olca ayrıca kendi kaleme aldığı ve Marmaris Ticaret Odası’nın basım desteğiyle yayımlanan ’Yaşarsan Anı Olur, Uyursan Rüya Görürsün’ adlı kitabını kursiyerlere imzalayarak hediye etti. Kursiyerler, usta bir isimden hem eğitim hem de hatıra niteliğinde bir kitap almanın mutluluğunu yaşadı. 80 yaşındaki ustadan gençlere çağrı Uzun yıllar sandalet ustalığı yaptıktan sonra farklı sektörlere yönelen 80 yaşındaki Erdal Salman da gençlere meslek öğrenmeleri çağrısında bulundu. Salman, mesleğe 12 yaşında başladığını anlatarak, "Biz bu işi küçük yaşta ustalarımızın yanında öğrendik. O yıllarda meslek sahibi olmak çok kıymetliydi. Şimdi de gençlere aynı şeyi söylüyorum; mutlaka bir meslek öğrensinler. Sandalet ve ayakkabı işi ayrı bir sanattır. Sevmeden yapılmaz ama öğrenildiğinde insana ömür boyu kazanç sağlar" diye konuştu. Marmaris Ticaret Odası tarafından düzenlenen eğitim programının, ilçenin kültürel mirası arasında yer alan deri sandalet ustalığının yeniden canlandırılmasına katkı sunması ve yeni ustaların yetişmesine zemin hazırlaması hedeflenirken Başkan Mutlu Ayhan bu mesleğin gelişmesi için ellerinden gelen tüm destekleri vermeye devam edeceklerini ifade etti.
İstanbul MİT Başkanı İbrahim Kalın: "Biz Türkiye olarak hiçbir zaman fitne ateşine odun taşıyan taraf olmayacağız" Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, "Türkiye olarak sonuna kadar teyakkuz halinde mücadele edeceğimizi ifade etmek isterim. Biz Türkiye olarak hiçbir zaman fitne ateşine odun taşıyan taraf olmadık, olmayacağız. Gerekirse ateş topunu elimize alacağız, göğsümüzde soğutacağız ama onu hiçbir zaman fitne ateşine atmayacağız" dedi. Türkiye’nin bu savaşın dışında tutulması için yoğun bir çaba sarf ettiklerini kaydeden Kalın, "Bu çabalarımız ara vermeden devam ediyor. Bugün itibariyle de bu savaşın bütün bölgeye yayılmaması, daha yıkıcı hale gelmemesi, geleceğe dönük olarak da kalıcı hasara sebep olmaması için çabalarımızı yoğunlaştırıyoruz" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından, "Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı" temasıyla Beşiktaş’ta bir otelde gerçekleştirilen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi (STRATCOM), ikinci gün programlarıyla devam ediyor. Etkinlik çerçevesinde MİT Başkanı İbrahim Kalın, konuşma yaptı. MİT Başkanı İbrahim Kalın, "Bu iletişim zirvesini düzenleyen İletişim Başkanımız Burhanettin Bey’e ve ekibine teşekkür ve tebriklerimi iletiyorum. Böylesine kritik bir dönemde bizi bir araya getirerek önemli konularda konuşmamıza fırsat tanıdılar. İletişimin giderek önem kazandığı bu çağda, bilgi anlatı ve gücün üzerine düşünmek, neyi nasıl anlattığımıza dair önemli ipuçları sunacaktır. Pandemiden bu yana dünyamız birçok kritik eşikten, krizlerden, kırılmalardan geçiyor. 2022 yılında başlayan Rusya-Ukrayna savaşı 5’inci yılına girmiş durumda. Savaşın nasıl biteceğine dair henüz maalesef netleşen bir tablo önümüzde yer almıyor. 7 Ekim 2023’te İsrail’de Hamas ile başlayan savaşın etkileri hala günümüzde devam ediyor. Bu dönemi özellikle de Gazze barışını hayata geçirmek için çabalarımız devam ederken İsrail’in ihlalleri, işgal ve ilhak politikaları hiçbir şekilde ara vermeden devam ediyor. 8 Aralık 2024 gününde Suriye’de gerçekleşen Suriye devriminin etkilerini de tüm bölgemizde hissetmeye devam ediyoruz. Geçen sene Haziran ayında yaşanan 12 günlük İsrail-İran savaşı şu anda içinde bulunduğumuz savaşın fiili şartlarını da test eden, ortaya çıkartan bir niteliğe sahipti. Şu anda ise 28 Şubat’ta başlayan, bir aydır devam eden İsrail-ABD-İran savaşının ortasında bulunuyoruz. Bu savaşı önlemek, ortaya çıkmasını engellemek için Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Dışişleri Bakanımız, Milli Savunma Bakanımız, bizler İletişim Başkanlığımız ve diğer ilgili tüm arkadaşlarımızla çok yoğun bir çaba sarf ettik. Her seferinde öngörülemezlik, kırılganlık, gücün keyfi kullanımı üzerine dayalı bir dünya sisteminin ancak yeni krizler ve savaşlar üreteceğini ifade ederek bu tür" dedi. "Türkiye’nin bu savaşın dışında tutulması için yoğun bir çaba sarf ettik" Bugün bu savaşın ortasında, yaklaşık bir aylık süre içerisinde savaşın sona erdirilmesi adına çalıştıklarını belirten Kalın, "Türkiye’nin bu savaşın dışında tutulması için yoğun bir çaba sarf ettik. Bu çabalarımız ara vermeden devam ediyor. Bugün itibariyle de bu savaşın bütün bölgeye yayılmaması, daha yıkıcı hale gelmemesi, geleceğe dönük olarak da kalıcı hasara sebep olmaması için çabalarımızı yoğunlaştırıyoruz. Fakat maalesef İsrail’in başlattığı bu bölgesel savaşın giderek bir küresel krize dönüşmesi ve Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle 8 milyarın bedelini ödediği bir savaşa dönüşmesi şu anda fiili bir gerçeklik olmaya doğru hızla ilerliyor. Tüm çabamız öncelikle bu savaşın bir an önce sona ermesi olacaktır. Bu büyük savaşla birlikte bölgemizde büyük bir fitne ateşinin yakıldığını da ifade etmeliyim. Savaşın hesaplanan sonuçlarından bir tanesi sadece İran’ın nükleer kapasitesinin ortadan kaldırılması değil, bundan çok daha tehlikeli olarak bölgenin kurucu ve asli unsurları olan Türk, Kürt, Arap ve Farslar arasında on yıllar boyu devam edecek bir kardeş savaşına, bir kan davasına zemin hazırlayacak adımların atılmasıdır. Bunlara karşı Türkiye olarak sürekli teyakkuz halinde mücadele edeceğiz. Biz Türkiye olarak hiçbir zaman Fitne ateşine odun taşıyan taraf olmayacağız. Gerekirse ateş topunu göğsümüzde soğutacağız. Ateşi yaymaya çalışanlara da kendi dinamiklerimiz, değerlerimizle, liderliğimizle karşı duracağız. Türkiye olarak dost ve düşmanı tanıyoruz " diye konuştu. "Bir daha böyle acılar yaşanmaması için elimizden gelen çabayı göstermeye devam edeceğiz" İran’a yönelik savaşın uluslararası hukuk açısından bir zeminin olmadığını dile getiren Kalın, "Bu savaşı başlatanların sadece İran’la sınırlı kalmayıp, Lübnan’da, Suriye’de, Filistin’de ve başka topraklarda fiili durumlar oluşturarak yeni bir işgal politikası peşinde olduğunu çok iyi biliyoruz. Savaş İran ötesinde tüm Körfez ülkelere yayılmış durumda. İran’a yapılan savaş ne kadar yanlışsa Körfez ülkelere yapılan da hiçbir amaca hizmet etmiyor. Bu vesileyle İran ve tüm bölgelerde hayatını kaybeden tüm kardeşlerimize Allahtan rahmet diliyorum. Bir daha böyle acılar yaşanmaması için elimizden gelen çabayı göstermeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.