EKONOMİ
Manisa kendi enerjisini üretecek 25 Mart 2026 Çarşamba - 19:07:36 Manisa Büyükşehir Belediyesi, enerji sektöründe önemli bir adım attı. "Yeşil Dönüşüm" hareketinin öncüsü olması hedeflenen Manisa Enerji AŞ’nin lansmanı, geniş bir katılımla yapıldı. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, "Manisa’nın geleceğini aydınlatacak, doğayla barışık ve teknolojiyle örülmüş yeni bir dönemin meşalesini yakıyoruz. Manisalı hemşehrilerimize etiket fiyatlarından 1 yıl boyunca yüzde 10 indirim yapıyoruz" dedi. Manisa Büyükşehir Belediyesi, sürdürülebilir enerji yatırımlarına bir yenisini ekleyerek Manisa Enerji AŞ’yi kamuoyuna tanıttı. Lansman öncesi CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in tebrik mesajı okundu; ardından Manisa Enerji’nin vizyonunu anlatan tanıtım videosu gösterildi. Manisa Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Atınç Aksoy, şirketin vizyonunu ve hedeflerini yaptığı sunumla anlattı. İstanbul Enerji AŞ Genel Müdürü Yüksel Yalçın da İstanbul’da hayata geçirdikleri enerji projeleri ile ilgili bir konuşma yaptı. Manisa Enerji AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Atınç Aksoy, yaptığı sunumda şirketin kuruluş felsefesini anlattı. Merhum Ferdi Zeyrek’in vizyonuyla temelleri atılan bu hayali gerçeğe dönüştürmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirten Aksoy, "Bu hayalin gerçeğe dönüşmesinde Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Besim Dutlulu’nun ortaya koyduğu vizyon ve güçlü destek bizlere yol gösterdi. Manisa artık yalnızca enerjisini tüketen değil, enerjisini üreten bir şehir olma yolunda kararlı adımlar atıyor. Doğanın gücünü geleceğin vizyonuyla buluştururken, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanet ettiği değerlere sahip çıkarak ilerliyoruz" dedi. "Küresel vizyon 2050’de net-sıfır emisyon" Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, konuşmasında Manisa Enerji AŞ’nin stratejik önemine vurgu yaptı. Şubat ayında imzalanan "Belediye Başkanları Küresel İklim ve Enerji Sözleşmesi (GCoM)" ile Manisa’nın dünyanın en büyük kentsel iklim koalisyonuna dahil olduğunu hatırlatan Başkan Dutlulu, şu ifadeleri kullandı: "Bugün burada sadece bir şirketin tanıtımını yapmıyoruz; Manisa’nın geleceğini aydınlatacak, doğayla barışık ve teknolojiyle örülmüş yeni bir dönemin meşalesini yakıyoruz. Attığımız bu imza, evlatlarımıza iklim krizine karşı dirençli, havası temiz ve doğası canlı bir Manisa bırakacağımıza dair verdiğimiz bir sözdür. 2050 yılındaki ‘Net-Sıfır Emisyon’ hedefimiz doğrultusunda Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planımızı (SECAP) şehrimizin anayasası olarak güncelliyoruz. Valiliğimizden üniversitemize, sanayi odalarımızdan sivil toplum kuruluşlarımıza kadar tüm paydaşlarımızın katılımıyla Manisa’nın iklim kırılganlıklarını ve risk haritalarını ortak akılla belirliyoruz" "Dirençli bir şehir inşa ediyoruz" Dirençli bir şehir modeli inşa etmeyi hedeflediklerini belirten Başkan Dutlulu, "Belediyemiz bünyesinde kurduğumuz İklim Değişikliği Komitesi ile çalışmalarımızı kurumsal bir yapıya kavuşturduk. Bilimsel veriler ışığında; tarımdan sanayiye, enerji verimliliğinden yeşil bina uygulamalarına kadar her alanda dirençli bir şehir modeli inşa etmeyi hedefliyoruz. İklim krizinin en somut etkisi olan su stresiyle mücadele kapsamında MASKİ Genel Müdürlüğümüz organizasyonunda DSİ ile stratejik iş birliğimizi güçlendiriyoruz. Şehrimizde yağmur suyu hasadı ve gri su kullanımını yaygınlaştırıyor, su kaynaklarımızı korumak adına geçirgen yüzey malzemeleri ve modern sulama tekniklerini hayata geçiriyoruz. Şehrimizin dört bir yanına kazandırdığımız ve sayısını her geçen gün artırdığımız su göletleri ile tarımsal sulamada can suyu oluyoruz. Yalnızca su depolamakla yetinmiyor; suyun her damlasını kıymetli kılan modern sulama tekniklerini ve yağmur suyu hasadı uygulamalarını hayata geçiriyoruz. Belediyemize ait tüm taşınmazlarda enerji verimliliği taraması başlatarak kamu binalarımızı "Yeşil Bina" sertifikasyon sürecine hazırlıyoruz. Sokak aydınlatmalarımızı modern ve tasarruflu sistemlerle yenilerken, projelerimizi uluslararası fon ve hibe programlarıyla destekleyerek şehrimize artı değer katıyoruz" dedi. "Manisa’nın parası Manisa’da kalsın istiyoruz" Manisa Enerji’nin kuruluş amacını ve vizyonuna değinen Başkan Dutlulu, "Dünya değişiyor, iklim krizi artık kapımızda değil, hayatımızın tam merkezinde. Bizler bu değişim karşısında sadece bugünü kurtaran değil, evlatlarımızın geleceğini teminat altına alan bir belediyecilik anlayışını savunuyoruz. İşte Manisa Enerji, tam da bu sorumluluk bilinciyle güvenin, sürdürülebilirliğin ve hizmetin adı olarak doğdu! Peki, neden Manisa Enerji? Çünkü Manisa Enerji, sadece bir enerji tedarikçisi değil, şehrimizin enerji ekosistemini dönüştüren teknolojik bir merkezdir. Dünyanın en gelişmiş şehirlerinde hangi teknoloji varsa, Manisa Enerji ile bizim sokaklarımızda da o olacak. 48,4 milyon kilowatt-saat seviyelerine ulaşan tedarik hacmimizle kamu kurumlarından işletmelere kadar devasa bir ağa kesintisiz güç sağlıyoruz. Çünkü biz istiyoruz ki; Manisa’nın parası Manisa’da kalsın! İstiyoruz ki; bu şehrin sanayicisi, esnafı ve kamu kurumları enerjisini Manisa’nın öz kaynaklarından, Manisa’nın güneşinden alsın. Biz sadece elektrik tedarik etmiyoruz; biz Manisa’nın ekonomik gücünü tahkim ediyor, şehrimizin çevresel geleceğine doğrudan imzamızı atıyoruz" dedi. "Güneşin gücünü her eve her işletmeye taşımaya kararlıyız" Başkan Dutlulu, "Manisa Enerji, sadece bir tabela değil, topyekün bir ‘Yeşil Dönüşüm’ hareketidir. ‘Elektrik faturanı güneş ödesin’ diyerek yola çıktık. Çatılardan büyük ölçekli projelere kadar güneşin gücünü her haneye, her işletmeye taşımaya kararlıyız. Ücretsiz keşif ve fizibilite çalışmalarımızla süreci başlatıyor; projelendirmeden resmi onay takibine kadar her adımı uçtan uca yönetiyoruz. Buradan tüm hemşerilerimize sesleniyorum: Evinizin çatısına kuracağınız her panelde Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin imzası ve güveni var. Sadece kurulum değil, hibrit depolama çözümlerimizle de kesintisiz enerjiyi kapınıza getiriyoruz. Ancak bizim vizyonumuz sadece çatılarla sınırlı değil; biz bu enerjiyi toprağın bereketiyle birleştiriyoruz" dedi. Manisalı üreticilere yönelik önemli çalışmalar yaptıklarını belirten Başkan Dutlulu, "Çiftçimizin en büyük maliyet kalemi olan enerji ve su kullanımını optimize etmek adına, damlama sulama sistemlerine yönelik çok güçlü bir destek süreci başlattık. Modern sulama sistemlerine geçişi teşvik ederek hem su tasarrufu sağlıyor hem de enerji verimliliğini tarlalarımıza taşıyoruz. Manisa’nın üreticisi artık daha az maliyetle daha modern yöntemlerle toprağını işleyecek" dedi. Manisa’nın sürdürülebilir enerji stratejileriyle artık küresel ölçekte takip edilen bir ‘dünya şehri’ kimliği kazandığını vurgulayan Başkan Besim Dutlulu, şehrin dijital ve çevreci dönüşümünü şu sözlerle özetledi: "Şehrimizin dört bir yanını çevre dostu şarj istasyonlarıyla donatıyor, Manisa’yı elektrikli araç çağına hazırlıyoruz. Yapay zeka destekli izleme platformlarımızla operasyonel süreçlerde yüksek verimlilik sağlıyor; reaktif güç takibi ve akıllı alarm mekanizmalarıyla işletmelerimizin maliyet risklerini en aza indiriyoruz. Manisa Enerji AŞ, sanayi kuruluşlarımıza ISO 14064 standartlarıyla uyumlu dijital altyapı çözümleri sunarak karbon ayak izi yönetiminde rehberlik ediyor. Biz burada sadece enerji üretmiyoruz; Manisa’nın yarınlarını küresel standartlarla mühürlüyoruz" Başkan Dutlulu’dan indirim müjdesi Şeffaf ve izlenebilir bir yönetim modelini şehirde kurumsallaştırdıklarını ifade eden Başkan Dutlulu, büyük vizyonda emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarına teşekkür ederek konuşmasını şu müjdeyle tamamladı: "Manisa artık sadece tarımı ve sanayisiyle değil, sürdürülebilir enerji stratejileriyle de parlayan bir yıldızdır. Bu devasa vizyonun en güçlü kalesi olan Manisa Enerji AŞ’nin tüm hemşerilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu büyük adımın sevincini paylaşmak adına, Manisalı hemşerilerimize enerji etiket fiyatları üzerinden bir yıl boyunca yüzde 10 indirim uygulanacağının müjdesini veriyorum." Lansman programı, protokol üyeleri ve katılımcıların günün anısına çektirdiği hatıra fotoğrafı ile sona erdi. Törenin ardından Manisa Enerji AŞ yetkilileri, şirketin faaliyet alanları ve hedefleri hakkında konuklara bilgiler verdi. Lansman toplantısına Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun yanı sıra, CHP Manisa Milletvekili Selma Aliye Kavaf, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper Kırkağaç Belediye Başkanı Üstün Dönmez, MASKİ Genel Müdürü Ali Kılıç, CHP ilçe başkanları, Türkiye Enerji Platformu temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.
25 Mart 2026 Çarşamba - 18:58 Kastamonu’da defne üretimi 3 bin hektarın üzerine çıktı Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, Kastamonu’da yürütülen proje sayesinde defne üretiminin 800 hektardan 3 bin hektarın üzerine çıktığını ve 70 ailenin geçimini defneden sağladığını söyledi. Kastamonu Üniversitesi’nin ev sahipliğinde Orman Fakültesi ile "Toprağın Hekimleri" adlı televizyon programı iş birliğinde gerçekleştirilen "Tarımda Geleceği Savunmak" konulu konferansta tarım ele alındı. İlahiyat Fakültesi Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen programda, alanında uzman isimler tarımın geleceğini masaya yatırdı. "Toprağın Hekimleri" programı sunucusu Harun Göksel’in moderatörlüğünü yaptığı programda, tarımda sürdürülebilirlik, kırsal kalkınma, biyoçeşitlilik ve hayvancılık konuşuldu. "Defnenin üretimi, ekonomiye kazandırma projesiyle 800 hektardan 3 bin hektarın üzerine çıktı" Programın açılışında konuşan Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, "Kastamonu Üniversitesi, özellikle ihtisaslaştığı ormancılık ve tabiat turizminde gerek iline gerek de bölgesine katma değerli üretim ve işbirlikleri noktasında önemli hizmetler vermektedir. Üniversitemiz özellikle kamu kurumları, kooperatifler, STK’lar, iş dünyasıyla beraber sektörel programlar kapsamında başta girişimcilik olmak üzere, akabinde nitelikli iş gücü eğitimi, devamında beraber ortaklaşa proje geliştirme kültürü noktasında önemli çalışmalara imza atmış, sahada karşılık bulmuş ve bunları devam ettirmektedir. Özellikle kırsal kalkınmada ormancılıkta önemli bir yere sahip olan odun dışı orman ürünlerinin ekonomiye kazandırılması ve katma değerli ürünlere dönüştürülmesi noktasında Orman Genel Müdürlüğümüzün destekleri, Rektörümüz Ahmet Hamdi Topal’ın bu noktadaki işbirliğiyle beraber Cide’de başlatılan defnenin üretimi, ekonomiye kazandırma projesiyle 800 hektardan 3 bin hektarın üzerine çıkmış ve ilerleyen süreçte daha da artırılması hedeflenmektedir. Orman Bölge Müdürlüğü’nün envanter verilerine baktığımızda sadece 3-4 yıl içerisinde bu bölgede üretilen defne yaprağının üretiminin 300 tondan 3 bin tona çıktığını görüyoruz. Bu ciddi bir gelişme ve yaklaşık 70 civarında ailenin burada istihdam edilip, gelir elde ettiğini görüyoruz. Kırsal kalkınma noktasında önemli çalışmalardan bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor" dedi. "Tabiat turizmi noktasında 60’ın üzerinde projeyi hayata geçirdik" Kastamonu ile özdeşleşen kestane balının da tescil edildiğini belirten Küçük, "Bunun katma değere dönüştürülmesi noktasında Merkezi Araştırma Laboratuvarı’nda uluslararası akredite noktasında analizler yapılarak, kamuoyuna, sektöre kazandırılması ve ticari değerinin hakikaten ekonomik olarak kat kat artması noktasında vesile oldu. Coğrafi işaretlerin alınmasında, bazı kadın girişimci derneklerin kurulmasında yine paydaşlarımızla iş birliği içerisinde bunlara destek olmaya çalıştık. Ormancılık ve tabiat turizmi adına sadece bunlar değil, orman emniyeti sektöründe sektörel iş birlikleriyle beraber, diğer taraftan da tabiat turizmi noktasında paydaşlarımızla iş birliğiyle 60’ın üzerinde projeyi hayata geçirdik. Bu projelerin olmazsa olmaz şartlarından bir tanesi de paydaşlarla iş birliğinin bu projenin içerisinde olmasıdır. Bunların yavaş yavaş sahada yansımasını görüyoruz. Kastamonu Üniversitesi olarak sadece kampüs sınırlarında değil, bütün paydaşlarımızla her daim sahada olmaya devam edeceğiz" diye konuştu. "250’ye yakın endemik bitkinin bulunduğu bir coğrafyada yaşıyoruz" Orman Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Kerim Güney ise, "Kastamonu’da bir şey üretmek isterseniz elinizde avantajlı bir alan var. Türkiye’de her yetişen bitkinin bulunduğu bir coğrafyaya sahibiz. Türkiye’de 600 tane soğanlı süs bitkisi var peyzajda kullanılabilecek. Bunların bir kısmı bizim kendi coğrafyamızın içerisinde. Tarım ve Orman Bakanlığımız belirli endemik türlerin üretilmesine müsaade etmiş. Belirli türleri koruyarak, rezerve alanı gibi düşünerek bu konuda çeşitli koruma tedbirleri almış. Amaç sadece korumak, kollamak mevzusu değil. Bunlardan yerli ve milli belli bir üretim potansiyelini oluşturmaya çalışmak. Türkiye’de 160’a yakın olan salep türü bölgemizde 50 civarındadır. Dolayısıyla da bu noktada hem biyokaçakçılığa hem kontrolsüz toplamaya sebebiyet verecek durumlar söz konusu. Niye salepten girdik konuya; çünkü ekonomik anlamda ciddi bir potansiyele sahip" şeklinde konuştu. "Kenevir bitkisinin sadece lif teknolojisi üzerinden değil, ilaç ham maddesi üretiminde kullanılması gerekiyor" Yüzde 67’si ormanlık olan Kastamonu’da orman köyünün fazla olduğunu belirten Güney, "Gelir seviyeleri ormandan istifade edebilmeyi şu anda yeterli kılmıyor. Yani sadece tomruk üzerinden odunu değerlendirme noktası. Burası için çok yetersiz kalan bir ekonomik yaklaşım tarzı. Bizim odun dışı orman ürünleri dediğimiz, bu tomruğun dışında kalan ürünleri biraz önce kaynak değerleri açısından sınıflandırılan noktalarda da değerlendirme olanağımız var. Biz kırsalı nerede görüyoruz; pazar yerinde görüyoruz. Topladıkları yenebilen bitki türleriyle, kendi yetiştirdikleri ürünlerle ama bu ürünler aradaki zincir durumu çok fazla olduğunda üreticiye bir şey bırakmıyor. O yüzden de üretici ile son tüketici arasındaki aracıları mümkün olduğunca kaldırıp, direkt olarak bir üretim modeli geliştirmek gerekiyor" ifadelerini kullandı. Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özkan Evcin de, insan ile yaban hayatı arasındaki ilişkiye değindi. Canlıların yaşam alanlarının giderek daraldığını belirten Doç. Dr. Evcin, yaban hayatının insan yaşamını destekleyen önemli bir unsur olduğunu hatırlatarak, bu dengenin korunmasının ortak sorumluluk olduğunu söyledi. Doç. Dr. Evcin, ayrıca insan ve yaban hayatının aynı coğrafyayı daha uyumlu nasıl paylaşabileceği sorusunun güncelliğini koruduğunu ifade etti. Kastamonu Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği (KÖYKOOP) Başkanı Erol Akar ise kooperatifleşmenin önemine değindi. Kastamonu Damızlık Koyun-Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Adem Canbaz da küçükbaş hayvancılığın orman ekosistemiyle ilişkisiyle ilgili konuşarak, doğru yönetildiğinde küçükbaş hayvancılığın doğaya zarar vermediğini dile getirdi. Etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından katılımcılara teşekkür plaketlerinin takdim edilmesiyle sona erdi.
25 Mart 2026 Çarşamba - 18:40 Kastamonu’da defne üretimi 3 bin hektarın üzerine çıktı Kastamonu Üniversitesi’nde düzenlenen "Tarımda Geleceği Savunmak" konulu programda konuşan Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, Kastamonu’da yürütülen proje sayesinde defne üretiminin 800 hektardan 3 bin hektarın üzerine çıktığını ve 70 ailenin şu anda geçimini sağladığını söyledi. Kastamonu Üniversitesi’nin ev sahipliğinde, Orman Fakültesi ile "Toprağın Hekimleri" televizyon programı iş birliğinde gerçekleştirilen konferansta tarım ele alındı. İlahiyat Fakültesi Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen programda, alanında uzman isimler tarımın geleceğini masaya yatırdı. "Toprağın Hekimleri" programı sunucusu Harun Göksel’in moderatörlüğünü yaptığı programda, tarımda sürdürülebilirlik, kırsal kalkınma, biyoçeşitlilik ve hayvancılık konuşuldu. "Defnenin ekonomiye kazandırma projesi 800 hektardan 3 bin hektarın üzerine çıktı" Programın açılışında konuşan Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, "Kastamonu Üniversitesi, özellikle ihtisaslaştığı ormancılık ve tabiat turizminde gerek iline gerek de bölgesine katma değerli üretim ve işbirlikleri noktasında önemli hizmetler vermektedir. Üniversitemiz özellikle kamu kurumları, kooperatifler, STK’lar, iş dünyasıyla beraber sektörel programlar kapsamında başta girişimcilik olmak üzere, akabinde nitelikli iş gücü eğitimi, devamında beraber ortaklaşa proje geliştirme kültürü noktasında önemli çalışmalara imza atmış, sahada karşılık bulmuş ve bunları devam ettirmektedir. Özellikle kırsal kalkınmada ormancılıkta önemli bir yere sahip olan odun dışı orman ürünlerinin ekonomiye kazandırılması ve katma değerli ürünlere dönüştürülmesi noktasında Orman Genel Müdürlüğümüzün destekleri, Rektörümüz Ahmet Hamdi Topal’ın bu noktadaki işbirliğiyle beraber Cide’de başlatılan defnenin ekonomiye kazandırma projesi 800 hektardan 3 bin hektarın üzerine çıkmış ve ilerleyen süreçte daha da artırılması hedeflenmektedir. Orman Bölge Müdürlüğü’nün envanter verilerine baktığımızda sadece 3-4 yıl içerisinde bu bölgede üretilen defne yaprağının üretiminin 300 tondan 3 bin tona çıktığını görüyoruz. Bu ciddi bir gelişme ve yaklaşık 70 civarında ailenin burada istihdam edilip gelir elde ettiğini görüyoruz. Kırsal kalkınma noktasında önemli çalışmalardan bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor" dedi. "Tabiat turizmi noktasında 60’ın üzerinde projeyi hayata geçirdik" Kastamonu ile özdeşleşen kestane balının tescil edildiğini belirten Küçük, "Bunun katma değerlerine dönüştürülmesi noktasında Merkezi Araştırma Laboratuvarında uluslararası akredite noktasında analizler yapılarak kamuoyuna, sektöre kazandırılması ve ticari değerinin hakikaten ekonomik olarak kat kat artması noktasında vesile oldu. Coğrafi işaretlerin alınmasında, bazı kadın girişimci derneklerin kurulmasında yine paydaşlarımızla iş birliği içerisinde bunlara destek olmaya çalıştık. Ormancılık ve tabiat turizmi adına sadece bunlar değil, orman emniyeti sektöründe sektörel iş birlikleriyle beraber diğer taraftan da tabiat turizmi noktasında paydaşlarımızla iş birliğiyle beraber 60’ın üzerinde proje hayata geçirmektedir. Bu projelerin olmazsa olmasının şartlarından bir tanesi de belki de bu programın mihenk taşı oluşturacak olan muhakkak paydaşlarla iş birliğinin bu projenin içerisinde olmasıdır. Bunların yavaş yavaş sahada yansımasını görüyoruz. Kastamonu Üniversitesi olarak sadece kampüs sınırlarında değil, bütün paydaşlarımızla her daim sahada olmaya beraber olduk, devam edeceğiz" diye konuştu. "250’ye yakın endemik bitkinin bulunduğu bir coğrafyada yaşıyoruz" Orman Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Kerim Güney ise, "Kastamonu’da bir şey üretmek isterseniz elinizde avantajlı bir alan var. Türkiye’de her yetişen bitkinin bulunduğu bir coğrafyaya sahibiz. Türkiye’de 600 tane soğanlı süs bitkisi var peyzajda kullanılabilecek. Bunların bir kısmı bizim kendi coğrafyamızın içerisinde. Tarım ve Orman Bakanlığımız belirli endemik türlerin üretilmesine müsaade etmiş. Belirli türleri koruyarak, rezerve alanı gibi düşünerek bu konuda çeşitli koruma tedbirleri almış. Amaç sadece korumak, kollamak mevzusu değil. Bunlardan yerli ve milli belli bir üretim potansiyelini oluşturmaya çalışmak. Türkiye’de 160’a yakın olan salep türü bölgemizde 50 civarındadır. Dolayısıyla da bu noktada hem biyokaçakçılığa hem kontrolsüz toplamaya sebebiyet verecek durumlar söz konusu. Niye salepten girdik konuya, çünkü ekonomik anlamda ciddi bir potansiyele sahip" şeklinde konuştu. "Kenevir bitkisinin sadece lif teknolojisi üzerinden değil, ilaç ham maddesi üretiminde kullanılması gerekiyor" Yüzde 67’si ormanlık olan Kastamonu’da orman köyünün fazla olduğunu belirten Güney, "Gelir seviyeleri ormandan istifade edebilmeyi şu anda yeterli kılmıyor. Yani sadece tomruk üzerinden odunu değerlendirme noktası. Burası için çok yetersiz kalan bir ekonomik yaklaşım tarzı. Bizim odun dışı orman ürünleri dediğimiz, bu tomruğun dışında kalan ürünlerin biraz önce kaynak değerleri açısından sınıflandırılan noktalarda da çok sayıda değerlendirme olanağımız var. Biz kırsalı nerede görüyoruz, pazar yerinde görüyoruz. Topladıkları yenebilen bitki türleriyle, kendi yetiştirdikleri ürünlerle ama bu ürünler aradaki zincir durumu çok fazla olduğunda üreticiye bir şey bırakmıyor. O yüzden de üretici ile son tüketici arasındaki aracıları mümkün olduğunca kaldırıp direkt olarak bir üretim modeli geliştirmek gerekiyor" ifadelerini kullandı. Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özkan Evcin de, insan ile yaban hayatı arasındaki ilişkiye değindi. Canlıların yaşam alanlarının giderek daraldığını belirten Doç. Dr. Evcin, yaban hayatının insan yaşamını destekleyen önemli bir unsur olduğunu hatırlatarak, bu dengenin korunmasının ortak sorumluluk olduğunu söyledi. Doç. Dr. Evcin, ayrıca insan ve yaban hayatının aynı coğrafyayı daha uyumlu nasıl paylaşabileceği sorusunun güncelliğini koruduğunu ifade etti. Kastamonu Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği (KÖYKOOP) Başkanı Erol Akar ise kooperatifleşmenin önemine değindi. Kastamonu Damızlık Koyun-Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Adem Canbaz da küçükbaş hayvancılığın orman ekosistemiyle ilişkisiyle ilgili konuşarak, doğru yönetildiğinde küçükbaş hayvancılığın doğaya zarar vermediğini dile getirdi. Etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından katılımcılara teşekkür plaketlerinin takdim edilmesiyle sona erdi.
25 Mart 2026 Çarşamba - 17:39 Tarsus’ta topraksız tarımda ilk çilek hasadı yapıldı Tarsus Belediyesi tarafından kurulan topraksız tarım serasında yetiştirilen çileklerin ilk hasadı gerçekleştirildi. Hasat edilen çilekler vatandaşlara ikram edilirken, programa katılan öğrenciler de hasada eşlik etti. Çağlayan Mahallesi’nde 2 bin 165 metrekarelik alanda kurulu serada yetiştirilen çileklerin olgunlaşmasının ardından ilk hasat yapıldı. Topraksız tarım yöntemiyle kokopit ortamında yetiştirilen yaklaşık 30 bin kök çilek bitkisinden elde edilen ürünler toplanarak konuklara ve vatandaşlara dağıtıldı. Tarım lisesi öğrencilerinin de katıldığı hasatta, katılımcılar serayı gezerek üretim süreci hakkında bilgi aldı. Hasadın ardından açıklamalarda bulunan Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç, başarılı bir üretim süreci geçirdiklerini belirterek, "Bu sene ilk defa ürünlerimizi hasat ediyoruz. 30 bin kök çilek bitkisinden elde ediyoruz. Topraksız kokopitlerde yetiştirilmiştir" dedi. Seradan bu yıl önemli miktarda ürün beklediklerini kaydeden Boltaç, "Bugün iki bin metrekarenin üzerinde olan topraksız çilek seramızın içerisindeyiz. Buradan bu yıl yaklaşık 10 ila 12 ton arasında meyve almayı planlıyoruz. Bu meyvelerimiz hormonlu değil; tam tersine iyi tarım uygulamalarıyla yetiştirilmiştir. İnşallah ilk hasadımızı hemşehrilerimizin boğazından geçirecek, onlara güzel çilekler tattıracağız" diye konuştu. Üretimin devam edeceğini vurgulayan Boltaç, "Bundan sonra burada ürettiğimiz ürünlerin satışı gerçekleştirilecek. Bu satıştan elde ettiğimiz gelir sayesinde seramızdaki üretim kapasitesini artırmayı planlıyoruz. Bu nedenle biz sadece üretmeyi değil, aynı zamanda ürettiğimizi değerlendirmeyi de önemsiyoruz. Tarsus Belediyesi olarak üretimin içinde olduk, üretimin nasıl yapılacağını gösteren bir belediye olmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Program sonunda Başkan Boltaç, öğrencilerle birlikte hasat edilen çilekleri konuklara ikram etti.
Minik Şeflerle Zeytinli Tarifler’in ilk durağı Dereköy İlköğretim Okulu oldu
16 Ocak 2026 Cuma - 10:11 Minik Şeflerle Zeytinli Tarifler’in ilk durağı Dereköy İlköğretim Okulu oldu Marmarabirlik’in çocuklarda sağlıklı beslenme bilincini artırmak ve mutfağı eğlenceli, erişilebilir bir alan haline getirerek özgüvenlerini geliştirmek amacıyla hayata geçirdiği "Minik Şeflerle Zeytinli Tarifler" projesi, ilk etkinliğini Dereköy İlköğretim Okulu’nda gerçekleştirdi. Etkinliğe Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldız, Marmarabirlik Genel Müdürü Mehmet Ertaş, Marmarabirlik Mali ve İdari İşler Direktörü Murat Kocaman ile Bursa protokolü katılım sağladı. Program kapsamında Marmarabirlik, Dereköy İlköğretim Okulu’nun dördüncü sınıf öğrencilerini Bursa gastronomisinin tanınmış şeflerinden Tuncay Sönmez ile buluşturdu. Öğrenciler, Tuncay Şef’in yönlendirmesiyle içinde zeytin, zeytin ezmesi ve zeytinyağı bulunan ilginç tarifler hazırladı. Etkinliğin sonunda hazırlanan tabaklar arasında küçük bir yarışma gerçekleştirildi. Şef Tuncay Sönmez’in yaptığı değerlendirme sonucu dereceye giren üç öğrenciye çeşitli hediyeler takdim edildi. Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldız, etkinlik sonrası yaptığı değerlendirmede çocuklara yönelik projelerin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Sağlıklı beslenmenin temelleri erken yaşlarda atılıyor. Biz de Marmarabirlik olarak zeytin ve zeytinyağının sağlıklı yaşam kültürü içindeki yerini çocuklara eğlenceli bir deneyimle aktarmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Projemizi farklı okullarda sürdürmeye devam edeceğiz." Şef Tuncay Sönmez ise öğrencilerin performansından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Çocukların mutfakta bu kadar istekli ve hevesli olması çok kıymetli. Zeytin ve zeytinyağını tariflerinde kullanırken hem eğlendiler hem de yeni tatlar deneyimlediler." dedi. Marmarabirlik, "Minik Şeflerle Zeytinli Tarifler" projesini önümüzdeki dönemde farklı okullarda da uygulayarak daha fazla çocuğa ulaşmayı hedefliyor.
Türkiye’de 2025 yılında 2 milyon 368 bin 538 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı
16 Ocak 2026 Cuma - 10:07 Türkiye’de 2025 yılında 2 milyon 368 bin 538 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı Türkiye’de 2025 yılında 2 milyon 368 bin 538 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. Aralık ayında trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre yüzde 35,5 arttı. Trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 33 milyon 612 bin 650 oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Aralık ayı Motorlu Kara Taşıtları verilerini açıkladı. Türkiye’de 2025 yılında bir önceki yıla göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı yüzde 8,9 azalarak 2 milyon 368 bin 538 adet olurken, trafikten kaydı silinen taşıt sayısı yüzde 52,5 artarak 55 bin 907 adet oldu. Böylece Ocak-Aralık döneminde trafikteki toplam taşıt sayısında 2 milyon 312 bin 631 adet artış gerçekleşti. Aralık ayında 248 bin 205 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı Aralık ayında trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 59,3’ünü otomobil, yüzde 23,6’sını motosiklet, yüzde 12,9’unu kamyonet, yüzde 1,9’unu traktör, yüzde 1,2’sini kamyon, yüzde 0,6’sını minibüs, yüzde 0,3’ünü otobüs ve yüzde 0,2’sini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu. Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre yüzde 35,5 arttı Aralık ayında trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre otomobilde yüzde 53,3, kamyonette yüzde 37,5, traktörde yüzde 26,8, minibüste yüzde 19,2, özel amaçlı taşıtta yüzde 10,3, motosiklette yüzde 6,8, otobüste yüzde 3,3 ve kamyonda yüzde 2,9 arttı. Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3,9 arttı Aralık ayında geçen yılın aynı ayına göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı özel amaçlı taşıtta yüzde 84,1, kamyonette yüzde 49,6, otomobilde yüzde 35,3 artarken motosiklette yüzde 38,1, traktörde yüzde 33,2, minibüste yüzde 29,0, kamyonda yüzde 26,0 ve otobüste yüzde 2,3 azaldı. Trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 33 milyon 612 bin 650 oldu Aralık ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı taşıtların yüzde 51,7’sini otomobil, yüzde 21,2’sini motosiklet, yüzde 14,6’sını kamyonet, yüzde 6,9’unu traktör, yüzde 3,1’ini kamyon, yüzde 1,6’sını minibüs, yüzde 0,6’sını otobüs ve yüzde 0,3’ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu. Aralık ayında 1 milyon 158 bin 490 adet taşıtın devri yapıldı Aralık ayında devri yapılan taşıtların yüzde 68,9’unu otomobil, yüzde 15,2’sini kamyonet, yüzde 7,7’sini motosiklet, yüzde 3,7’sini traktör, yüzde 2,1’ini kamyon, yüzde 1,7’sini minibüs, yüzde 0,5’ini otobüs ve yüzde 0,2’sini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu. Aralık ayında 147 bin 173 adet otomobilin trafiğe kaydı yapıldı. Ocak-Aralık döneminde trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 46,4’ü benzin yakıtlı Ocak-Aralık döneminde trafiğe kaydı yapılan 1 milyon 120 bin 427 adet otomobilin yüzde 46,4’ü benzinli, yüzde 27,3’ü hibrit, yüzde 16,7’si elektrikli, yüzde 8,5’i dizel ve yüzde 1,1’i LPG’lidir. Aralık ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 17 milyon 373 bin 581 adet otomobilin ise yüzde 32,6’sı dizel, yüzde 30,9’u benzinli, yüzde 30,1’i LPG’li, yüzde 4,0’ı hibrit ve yüzde 2,1’i elektriklidir. Yakıt türü bilinmeyen otomobillerin payı ise yüzde 0,2. Trafiğe kayıtlı taşıtların ortalama yaşı 14,2 olarak hesaplandı Türkiye’de 2025 yılı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 33 milyon 612 bin 650 adet motorlu kara taşıtı için ortalama yaş 14,2 olarak hesaplandı. Ortalama yaş otomobillerde 14,2, minibüslerde 16,2, otobüslerde 16,5, kamyonetlerde 14,2, kamyonlarda 18,4, motosikletlerde 9,9, özel amaçlı taşıtlarda 15,7 ve traktörlerde 24,9. Devri yapılan taşıtların ortalama yaşı 11,8 olarak hesaplandı Türkiye’de 2025 yılında devri yapılan 11 milyon 213 bin 405 adet motorlu kara taşıtı için ortalama yaş 11,8 olarak hesaplandı. Devri yapılan otomobillerin ortalama yaşı 12,7, minibüslerin 11,9, otobüslerin 11,3, kamyonetlerin 11,3, kamyonların 14,1, motosikletlerin 4,0, özel amaçlı taşıtların 16,0 ve traktörlerin 19,2.
Alaşehir’de yağmur ve kar çiftçiye umut oldu
16 Ocak 2026 Cuma - 10:00 Alaşehir’de yağmur ve kar çiftçiye umut oldu Manisa’nın Alaşehir ilçesinde özellikle yüksek kesimlere yağan kar ve etkili olan yağmur, kuraklık endişesi yaşayan çiftçilerin yüzünü güldürdü. Yer yer 50 santimetreyi aşan kar yağışıyla birlikte barajlar ve yer altı suları için umutlar yeniden yeşerdi. Manisa’nın Alaşehir ilçesinde son günlerde özellikle yüksek kesimlere yağan kar ile sakin şekilde etkili olan yağmur, çiftçilerin yüzünü güldürdü. Yağışların toprağı suya doyurması, barajları doldurması ve yer altı su seviyelerini yükseltmesi beklenirken, üreticiler bereketli bir yıl umut ediyor. Alaşehir’in Azıtepe, Kozluca, Bahadır, Çarıkbozdağ ve Dağhacıyusuf mahalleleri başta olmak üzere yüksek kesimlerde yer yer 50 santimetreyi aşan kar yağışı sevinçle karşılandı. Kar ve yağmurun etkisiyle uzun süredir kuruyan dereler yeniden akmaya başlarken, barajlardaki su seviyelerinde de artış gözlendi. Dağhacıyusuf Mahallesi’nde çiftçilik yapan Ali Akgün, bu yılın bereketli geçeceğini belirterek, "Özellikle yüksek kesimlere yağan yoğun kar bölgemiz için büyük nimet. Karın erimesiyle birlikte toprak suya doyacak, ürünlerimiz daha verimli olacak" dedi. Bölgede başta kiraz olmak üzere kestane, ceviz, üzüm, fasulye, domates, biber ve tahıl gibi birçok ürünün yetiştirildiğini ifade eden üreticiler, kar ve yağmurun bu ürünler için büyük önem taşıdığını dile getirdi. Üzüm üreticisi Bekir Şahal ise karın yağmura göre toprağı daha iyi beslediğini vurgulayarak, "Yağmur şiddetli olduğunda sel olup akıp gidiyor. Kar ise yavaş yavaş eriyerek toprağı doyuruyor. Bu sayede yer altı suları yükselecek, barajlar dolacak. Soğuk havalar bağlarımızın kış uykusunu tamamlamasını sağlayacak ve verim artacak" diye konuştu. Geçen yıl kuraklık nedeniyle büyük sıkıntılar yaşadıklarını hatırlatan Şahal, son günlerdeki kar ve yağmurun çiftçinin yüzünü güldürdüğünü belirterek, "En büyük sorunumuz susuzluk. Yağışlar devam ettiği sürece çiftçi mutlu olacak. Bu yılın bereketli geçmesini umut ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Başkan Kıvanç: "TOBB Şikago, 100 milyar dolarlık hedefe giden yolda stratejik bir adımdır"
16 Ocak 2026 Cuma - 09:50 Başkan Kıvanç: "TOBB Şikago, 100 milyar dolarlık hedefe giden yolda stratejik bir adımdır" 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefinin sanayiciler ve ihracatçılar için güçlü bir vizyon ortaya koyduğunu ifade eden Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, "ABD pazarı, bu hedefe ulaşmada stratejik bir konumdadır. TOBB Şikago Ticaret Merkezi ise firmalarımızın bu büyük pazarda kalıcı, sürdürülebilir ve güçlü bir şekilde var olmasını sağlayan somut bir adımdır" dedi. Adana Sanayi Odası (ADASO) ev sahipliğinde düzenlenen TOBB Şikago Ticaret Merkezi Bilgilendirme Toplantısı, iş dünyasının yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda, Türk firmalarının ABD pazarına girişini kolaylaştıran ve kalıcı ihracat yapısını hedefleyen TOBB Şikago Ticaret Merkezi modeli tüm yönleriyle ele alındı. ADASO Sakıp Sabancı Toplantı Salonunda gerçekleştirilen TOBB Şikago Ticaret Merkezi Bilgilendirme Toplantısı’na, ADASO Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, TOBB Ticaret Merkezleri Genel Müdürü Volkan Palaz, Adana Sanayi Odası Meclis Başkan Yardımcısı İsmail Yağmur, Yönetim Kurulu Üyesi Abdullah Özdiler, Genel Sekreter Veli Oğuz, İş Geliştirme ve Kurumsal İletişim Müdürü Haydar Can Yavuz ve çok sayıda iş dünyası temsilcisi katılım gösterdi. Toplantının açılış konuşmasını yapan Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, küresel ticarette yaşanan dönüşüme dikkat çekerek, üretmenin artık tek başına yeterli olmadığı bir döneme girildiğini vurguladı. Başkan Kıvanç, tedarik zincirlerinin çeşitlendiği ve pazarlara erişimin doğru kanallar ile güçlü lojistik altyapılar üzerinden mümkün hale geldiğini belirtti. ABD pazarının Türk sanayisi ve ihracatçıları açısından büyük fırsatlar sunduğunu ancak ciddi rekabet şartları barındırdığını ifade eden Başkan Kıvanç, TOBB Şikago Ticaret Merkezi’nin bu noktada stratejik bir rol üstlendiğini söyledi. Başkan Kıvanç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump’ın daha önce ortaya koyduğu 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine hatırlatarak, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump’ın geçmiş dönemde karşılıklı olarak dile getirdiği 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi, bugün biz sanayiciler ve ihracatçılar için güçlü bir vizyon ortaya koymaktadır. ABD pazarı, bu hedefe ulaşmada stratejik bir konumdadır. TOBB Şikago Ticaret Merkezi ise firmalarımızın bu büyük pazarda kalıcı, sürdürülebilir ve güçlü bir şekilde var olmasını sağlayan somut bir adımdır" dedi. Merkezin yalnızca bir fiziki alan olmadığını vurgulayan Başkan Kıvanç, "Türk şirketlerinin ABD pazarına girişini kolaylaştıran, pazarda kalıcılığını destekleyen ve satıştan depolamaya, pazarlamadan dağıtıma kadar uçtan uca hizmet sunan bütüncül bir ekosistemden bahsediyoruz" dedi. Özellikle KOBİ’ler açısından ABD gibi büyük ve karmaşık bir pazarda tek başına var olmanın ciddi zorluklar barındırdığına işaret eden Kıvanç, TOBB Ticaret Merkezleri’nin riskleri azaltan, maliyetleri düşüren ve rekabet gücünü artıran önemli bir enstrüman olduğunu ifade etti. "Bu merkez bir vizyonun somut hali" TOBB Şikago Ticaret Merkezi’nin kuruluş sürecinde bizzat görev aldığını belirten Başkan Kıvanç, merkezin TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun liderliğinde, uzun ve titiz bir çalışmanın ardından hayata geçirildiğini aktardı. 2020 yılında faaliyete başlayan merkezin, Şikago O’Hare Havalimanı’na yakın, yaklaşık 10 bin metrekarelik bir alanda konumlandığını belirten Kıvanç, merkezin bir vizyonun ve güçlü bir iş modelinin somutlaşmış hali olduğunu dile getirdi. Merkez bünyesinde ofisler, showroomlar ve depolama alanlarının yanı sıra pazarlama, satış sonrası hizmetler, dağıtım ve uçtan uca lojistik çözümler sunulduğunu ifade eden Başkan Kıvanç, tüm bu hizmetlerin ABD’de yerleşik Türk ve Amerikalı profesyonellerden oluşan güçlü bir ekip tarafından verildiğini kaydetti. Başkan Kıvanç, "Bu merkez, Amerika pazarında kalıcı olmak isteyen firmalarımız için bir çıkış kapısı, güvenli bir liman ve yol gösterici bir rehberdir. Firmalarımız ABD’de yalnız yürümeyecek; yanında destek olan güçlü bir yapı ile ilerleyecek" diye konuştu. "Burası bir ihracat kuluçka ve hızlandırma merkezi" TOBB Ticaret Merkezleri Genel Müdürü Volkan Palaz ise TOBB Şikago Ticaret Merkezi’nin yalnızca pazarlama değil, aynı zamanda lojistik ve depolama hizmetlerini de kapsayan özgün bir model sunduğunu belirtti. Palaz, merkezin ihracat konsorsiyumu mantığıyla çalıştığını ifade ederek, firmaların tek tek mücadele etmek yerine bir araya gelerek ölçek ve sinerji avantajı elde ettiğini söyledi. Merkezin bugün yaklaşık 100 aktif üyesi ve 150’ye yakın hizmet verdiği firmasıyla, ABD’de güçlü bir Türk ihracat ekosistemi oluşturduğunu vurgulayan Palaz, bu yapıyı bir "ihracat hızlandırma ve kuluçka merkezi" olarak tanımladı. Firmalar arasında bilgi ve deneyim paylaşımını özellikle teşvik ettiklerini belirten Palaz, "Burada amaç, firmalarımızın 5 yılda kat edeceği yolu 2-3 yılda almasını sağlamak. Bunun hem zaman hem de maliyet açısından çok ciddi avantajları var" dedi. Merkezin bireysel firma başarısından öte, Türkiye’nin ihracatının gelişimine hizmet eden bir yapı olduğunun altını çizen Palaz, "Burası tek bir firmanın değil, ülke ihracatının gelişim merkezidir. Bugün faydalanan firmalar, yarın sisteme yeni girenlere rehberlik edecek" ifadelerini kullandı. ABD pazarında regülasyonlar, mali müşavirlik, hukuk, gümrük ve lojistik gibi alanlarda ölçek ekonomisi sayesinde önemli avantajlar sağladıklarını anlatan Palaz, TOBB markasının ve ortak hizmet alım modelinin firmalara ciddi maliyet avantajı sunduğunu da sözlerine ekledi. İhracatın yalnızca ticaret değil, aynı zamanda bir vizyon meselesi olduğuna dikkat çeken Palaz, ABD gibi yabancı ve regülasyonu ağır pazarlarda var olmanın doğru rehberlik olmadan mümkün olmadığını ifade etti. Türk ürünlerinin ABD pazarında öncelikle ülke imajı üzerinden konumlanması gerektiğini belirten Palaz, sektör bazlı değil, "Türk markası" algısının güçlendirilmesinin önemine vurgu yaptı. Toplantı, soru-cevap bölümüyle sona erdi.
DTO Başkanı Erdoğan; "İhracatçı sayımızı çoğaltarak üretimimizi artırmayı hedefliyoruz"
16 Ocak 2026 Cuma - 09:40 DTO Başkanı Erdoğan; "İhracatçı sayımızı çoğaltarak üretimimizi artırmayı hedefliyoruz" Denizli Ticaret Odası (DTO) Başkanı Uğur Erdoğan, Heimtextil 2026 Ev Tekstili Fuarında stant açan üyelerini Almanya’nın Frankfurt şehrinde ziyaret etti. Denizlili firmaların bu yıl çok umutlu olduklarını söyleyen Başkan Erdoğan, ziyaretleri sırasında firma yetkilileri ile görüşmeler yapıp; fikir alışverişinde bulunduklarını dile getirdi; "Fuar sonrasında siparişlerin olması ve sanayinin büyümesiyle birlikte 2026 yılının daha iyi geçeceğine inanıyoruz. Denizli Ticaret Odası olarak fuarda stant açmayan 100’ün üzerinde üyemizi de ziyaretçi olarak getirdik. Amacımız ihracatçı sayımızı çoğaltarak ihracatımızı, üretimimizi artırmak, ülke ekonomisine daha fazla katkı ve destek vermek" dedi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Ticaret Odaları Konseyi Üyesi ve DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan, Almanya’daki Heimtextil 2026 Ev Tekstili Fuarı’na katılan DTO üyesi 58 firmanın stantlarını ziyaret etti. Denizli Milletvekilleri Şahin Tin ile Şeref Arpacı’nın da yer aldığı ziyaretlerde, Başkan Erdoğan Denizlili firmaların yetkilileri ve çalışanlarıyla görüşüp sektör ve fuar hakkındaki görüşlerini dinledi. Başkan Erdoğan: İhracat yapmayı isteyen üyelerimizi de fuara getirdik Erdoğan, ziyaretlerde sektör temsilcilerinin umutlu, yeni sezondan beklentilerinin de yüksek olduğunu gördüklerini dile getirdi. Başkan Erdoğan, "25 yıldan beri Heimtextil’de ara vermeden stant açan üyelerimizin bu yıl da yanlarındayız. Bu fuar organizasyonları, işimizi geliştirme, teknolojiyi yakalama ve ARGE çalışmalarını daha yüksek noktaya çıkarma noktasında kıymetli. Denizli Ticaret Odası olarak üyelerimizin fuarlara katılmalarına yönelik desteğimiz her geçen gün daha da artıyor. Buraya da heyet halinde üyelerimizi getirdik. Ayrıca Denizli Ticaret Odası olarak üyelerimizi dünyanın dört bir tarafına götürüyoruz. Bir yıl içerisinde 3 kez Çin’e gittik, Almanya, Hollanda, Belçika, Polonya, Rusya ve Dubai’de gerçekleştirilen farklı sektörlerdeki fuarlara üyelerimizi götürüyoruz. Amacımız üretime, ihracata ve sektöre destek vermek; onların yanında olup motive etmek ve daha da büyüyüp gelişmelerini sağlamak. Tekstilin dışında da diğer sektörlerimizin de her geçen gün ihracatta payının arttığını da net bir şekilde görüyoruz. Bu da yapmış olduğumuz fuar ziyaretlerinin sektörlere sağladığı katkıyı göstermektedir. İleriki günlerde de sektör bazlı fuar organizasyonlarımızla, bu alandaki çabamızı daha etkin ve sonuç odaklı ortaya koymak için Denizli Ticaret Odası ailesi olarak var gücümüzle üyelerimizi destekleyeceğiz. Denizli insanı 24 saat esasına göre çalışıyor. Biz de gece gündüz demeden kar, yağmur, çamur da olsa yoğun bir şekilde çalışmalarımıza ekip olarak devam edeceğiz" dedi. "Döviz dönüşüm desteği artırılmalıdır" Başkan Erdoğan, Heimtextil’in hem Türkiye hem de Denizli açısından çok önemli olduğunu da dile getirdi; "Fuarlar olmazsa olmazımız. Denizli Ticaret Odası olarak birçok farklı sektörde dünyanın dört bir tarafındaki fuarlara katılarak ülke ekonomisine ve ihracatına destek verme gayreti içerisindeyiz. Şu ana kadar yapmış olduğumuz ziyaretlerde firmalarımızın umutlu olduklarını gördük. Fuar sonrasında da siparişlerin olması ve sanayinin büyümesiyle birlikte 2026 yılının daha iyi geçeceğine inanıyoruz. Tabii ki firmalarımızın talepleri de var. Özellikle girdi maliyetlerinin yüksek olmasından dolayı rekabet etme şanslarının az olduğunu ifade ediyorlar. Döviz dönüşüm desteği oranı yüzde 2’den 3’e çıkartılmıştı ancak bunun yüzde 5 hatta 6’ya çıkarılması talebi var. Bunu da fuar sonrası hem Merkez Bankası Başkanımıza, TOBB Başkanımıza hem de ilgili bakanlarımıza ileteceğiz" dedi. MÜSİAD Hessen’İ ziyaret etti Başkan Erdoğan, fuar ziyaretlerinin akşamında ise Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (MÜSİAD) Hessen Şubesi’ni beraberindeki heyetle ziyaret etti. Yeni Şube Başkanı İlhami Yılmaz ve yönetim kurulu üyesi iş insanları ile bir araya geldi. Sektörler, yeni yatırım imkanları ve iş birliği alanlarının istişare edildiği buluşmada Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanvekili Denizli Milletvekili Şahin Tin de yer aldı. Başkan Erdoğan, ziyaretlerinin sonunda Şube Başkanı Yılmaz ile ekibine ve gurbetçi iş insanlarına misafirperverliklerinden dolayı teşekkür etti; iki ülke arasındaki ticareti güçlendirmek amacıyla yürüttükleri iş birliklerinin artarak devam etmesini diledi. MÜSİAD Şube Başkanı Yılmaz da "Ayaklarınıza sağlık, bizleri onurlandırdınız. Verimli bir toplantı oldu, teşekkür ederiz" dedi.
SYS Grup, 3 kıtada gövde gösterisine hazırlanıyor
16 Ocak 2026 Cuma - 09:25 SYS Grup, 3 kıtada gövde gösterisine hazırlanıyor Türk savunma sanayiinin öncülerinden Samsun Yurt Savunma (SYS Grup), ABD, Avrupa ve Orta Doğu’da eş zamanlı katılacağı SHOT Show, IAV ve DIMDEX fuarlarıyla Türk mühendisliğinin gücünü dünyaya gösterecek. Dünyanın önde gelen hafif ve orta kalibre silah ve robotik sistem üreticilerinden SYS Grup, 2026 yılına uluslararası alandaki faaliyetlerle hızlı bir başlangıç yapacak. Grup, bünyesindeki CANiK, AEI Systems ve UNIROBOTICS markalarıyla ocak ayı içerisinde Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık ve Katar’da düzenlenecek üç önemli etkinliğe katılarak Türk savunma sanayiinin ulaştığı son noktayı sergileyecek. Üretim gücünü Türkiye sınırlarının ötesine taşıyan SYS Grup, Birleşik Krallık (AEI Systems) ve ABD’deki (CANiK USA) yatırımlarıyla operasyonel kabiliyetini kıtalararası bir boyuta ulaştırdı. Grup, bu küresel vizyonun yansıması olarak tanıtım, satış ve pazarlama faaliyetlerini 3 yeni uluslararası faaliyetle sürdürecek. SYS Grup bu kapsamda, 19-22 Ocak tarihlerinde Londra’da gerçekleşecek International Armoured Vehicles (IAV) Fuarı’na katılacak. Fuarda, dünyanın en düşük geri tepmeli ve ayarlanabilir atım hızına sahip 30x113mm VENOM LR topu profesyonellerin beğenisine sunulacak. VENOM LR, düşük enerji tüketimi ve yüksek isabet oranıyla modern zırhlı araçlar için devrim niteliğinde bir çözüm sunuyor. Ocak ayında General Dynamics üretimi yüksek patlayıcılı mühimmatlar ile önemli atış demoları gerçekleştiren grup, ayrıca CANiK 12.7x99mm ağır makineli tüfek ailesi ve UNIROBOTICS’in yapay zeka destekli uzaktan komutalı silah sistemi (UKSS) TRAKON 30 zırhlı araç üreticilere güçlü birer alternatif olarak tanıtılacak. Bu etkinlikle eş zamanlı olarak yine 19-22 Ocak’ta Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenecek DIMDEX 2026 fuarında ise grup şirketlerinden UNIROBOTICS; Barzan Holdings ve Fincantieri ile yürütülen stratejik sınır güvenliği çözümleriyle yer alacak. Dronlara karşı geliştirdiği sistemlerin sergileneceği fuardan siparişler ile dönülmesine kesin gözüyle bakılıyor. Grubun "amiral gemisi" CANiK, 20–23 Ocak tarihleri arasında Las Vegas’ta düzenlenecek dünyanın en büyük atıcılık ve avcılık fuarında yer alacak. CANiK, fuarda global pazarda ses getirecek stratejik ürün lansmanlarını gerçekleştirecek. Bu kapsamda, ABD’nin önemli üreticilerinden Radian ile birlikte geliştirilen silahın tanıtımı yapılacak. Fuarda toplam 40.000 adetlik siparişe imza atılması hedefleniyor. Söz konusu ürün, Grubun ABD’deki CANiK USA tesisinde üretilecek. SYS Grup üretim kapasitesinin yanında, güçlü kurumsal iletişim, tanıtım ve pazarlama yapısıyla aynı anda 3 büyük uluslararası fuara etkili bir katılım sağlayabilecek. SYS Grup CEO’su Cahit Utku Aral, yoğun fuar takvimine ilişkin değerlendirmesinde; grup olarak üretim kapasitelerini üç kıtaya yaydıklarını, operasyonel kabiliyetleri ve stratejik iş birlikleriyle küresel savunma sanayiinde güçlü ve kalıcı bir konum elde ettiklerini ifade etti. Ocak ayında Las Vegas, Londra ve Doha’ya uzanan bu yoğun fuar takviminin küresel vizyonlarının en somut göstergesi olduğuna işaret eden Aral, şunları söyledi: "Bugün geldiğimiz noktada, dünyanın en çok talep gören 30x113mm topu VENOM LR ve yüksek teknolojili UKSS çözümlerimizle, dost ve müttefik ülkelerin envanterlerini güçlendiriyoruz. Başta ülkemiz olmak üzere tüm paydaşlarımıza ve bizlere güvenen stratejik ortaklarımıza teşekkür ediyoruz. Bu güveni daha da ileri noktalara taşımak için kararlılıkla çalışıyor, yeniliklere imza atıyoruz. Tüm bu çalışmalar son yıllarda ihracat başarılarımızın daha da artmasını sağladı. Bugüne kadar olduğu gibi ihracat odaklı büyüme stratejimizle Türk savunma sanayiinin bayrağını dünyanın her köşesinde dalgalandırmaya devam edeceğiz."
Bakan Bayraktar: "Bu sene 8 milyon haneye yetecek gazı üretmiş olacağız, 2028’de 16 milyona çıkacak"
15 Ocak 2026 Perşembe - 19:16 Bakan Bayraktar: "Bu sene 8 milyon haneye yetecek gazı üretmiş olacağız, 2028’de 16 milyona çıkacak" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Sakarya gaz sahasında 4 milyon haneye yetecek gazı bugün üretiyoruz ama 22 milyona ihtiyacımız var. Bu sene 8 milyon haneye yetecek gazı üretmiş olacağız. 2028’de bu sayı 16 milyona çıkacak ama ihtiyaç çok. Onun için biz bir müddet daha ithal enerjiye ihtiyaç duyacağız" dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer İleri, Trabzon’da düzenlenen "Net Konuşalım Trabzon" programında gençlerle bir araya geldi. Akçaabat Kültür Merkezi’nde düzenlenen toplantıda lise ve üniversite öğrencilerinin sorularını yanıtlayan Bakan Bayraktar, Türkiye’yi enerjide dışa bağımlılıktan kurtarmak istediklerini söyledi. "Türkiye’yi enerjide bağımsız bir ülke yapmak istiyoruz" diyen Bayraktar, "Çünkü inanıyoruz ki enerji de bağımsız olan Türkiye dışa bağımlılığını bitirmiş olan bir Türkiye ekonomide de daha bağımsız olacak ve çok daha siyasi açıdan bölgesindeki gücü ve dünyadaki sözü etkisi açısından çok daha ileride bir noktada olacak" şeklinde konuştu. Gabar’da heyecan ve ümit içerisinde Türkiye’nin en kaliteli petrolünün üretildiğini kaydeden Bakan Bayraktar, "Türkiye yerli ve yenilenebilir kaynaklarını yani yerli kömürümüzü, güneşimizi, rüzgarımızı, hidrolik santrallerimizi, jeotermalimizi, biyogazlarımızı en üst seviyede ekonomimiz katmamız lazım. Çevreyle uyumlu bir şekilde yani Uzungöl‘e gidip HES yapmıyoruz. Türkiye’nin nükleer santrale, nükleer teknolojiye, nükleer enerjiden elektrik üretimine mutlak suretle ihtiyacı var. 1950’lerde başlayan Türkiye’nin başlattığı nükleer enerji serüveninin artık 70. yılı oluyor. Biz inşallah Akkuyu‘da ilk reaktörümüzü devreye almaya hedeflediğimiz bir yıldayız. Mutlaka petrol ve gazdaki kaynaklarını kendi denizlerinden, kendi karalarından çıkardığı bir Türkiye hedefliyoruz. Kendi gemilerimizle kendi denizlerimizde inşallah bu sene içerisinde Somali’de, Pakistan’da doğalgaz, petrol arayan bir ülke haline geliyoruz. Gabar‘da yıllardır terörle uğraşmış artık o dağlarda roket sesi, kan, gözyaşı, kurşun sesi olan o dağlarda şimdi bizim sondaj makinelerimiz var. Hayatlarında dağdan başka belki alternatif olmadığını düşünen o çocuklarımız şimdi büyük bir heyecan ve ümit içerisinde Türkiye’nin en kaliteli petrolünü üretiyorlar. Dolayısıyla yoğun bir arama ve üretim dönemindeyiz" diye konuştu. "Şu anda çalışan gemilerimiz Karadeniz’de, kıyıdan 170 kilometre mesafede" "Şu anda çalışan gemilerimiz Karadeniz’de, kıyıdan 170 kilometre mesafede" diyen Bakan Bayraktar, "Bugün dön desen gemi buraya saatlerce bir yolculuktan sonra dönebilir. Dolayısıyla o gemilerin gerek drone, gerek İDA saldırılarına maruz kalması veya mayınlar Karadeniz maalesef bir çatışma alanı. Dolayısıyla bunlarla alakalı bir bütçe ve çalışmamız var. Özellikle İDA konusunda teknolojide biraz sıkıntılar var yani orada çözülmesi anti dron işi biraz daha bilinen bir iş ama diğer konuda ciddi bir çalışmayı 2026 yılı içerisinde yapacağız. Tabii ki donanmamız özellikle Akdeniz’deki faaliyetlerde Somali‘de iki tane gemimiz bizim yanımızda. Bizim buradaki operasyonlarımızı daha sağlıklı yürütebilmemiz için bu alanda biraz daha çalışmamız gerekiyor" şeklinde konuştu. "2028 yılında 16 milyona yetecek gazı üreteceğiz" Bir müddet daha ithal enerjiye ihtiyaç duyulacağını vurgulayan Bakan Bayraktar, "86 milyonluk bir ülkeyiz. Ülkemizin ihtiyacı çok büyük. Bizim 22 milyon hanede bugün doğalgaza ihtiyacımız var. 22 milyon eve her gün doğalgaz girmesi gerekiyor. Türkiye’de 32 milyon araç var. 15 milyonu binek araç var işte geri kalanı daha farklı araçlar. Her gün bu 32 milyon araca yakıt bulmamız lazım. Türkiye’deki 42 milyon haneye 7 gün 24 saat elektrik lazım. Gabar‘da bir tarih yazdık, yazıyoruz. Sakarya gaz sahasında 4 milyon haneye yetecek gazı bugün üretiyoruz ama 22 milyona ihtiyacımız var. Bu sene 8 milyon haneye yetecek gazı üretmiş olacağız. 2028’de bu sayı 16 milyona çıkacak ama ihtiyaç çok. Onun için biz bir müddet daha ithal enerjiye ihtiyaç duyacağız. Devamında da işte her defasında petrol buluyoruz, gaz buluyoruz ama niye o zaman bu fiyatlar böyle soruları da geliyor. Şunu bilelim biz elektrikte, doğalgazda çok önemli bir destek programı uyguluyoruz. Vatandaşlarımızın doğalgaz faturalarını hiç kimseye ayırt etmedim yüzde 45’ini devlet ödüyor. Size eğer 2 bin liralık fatura gelecekse bin 100 TL doğalgaz faturası geliyor. Elektrikte yaklaşık yüzde 50’sini biz ödüyoruz. Böyle vatandaşlarımızı desteklemeye gayret ediyoruz ama dediğim gibi ihtiyaçlar çok ve bir çok alanda da aslında fiyatlar uluslararası piyasalarda belirleniyor. Yani hem petrol öyle hem doğalgaz fiyatları öyle dolayısıyla buradaki gelişmelerde bizleri etkiliyor" ifadelerini kullandı.
Yalova’da hayvan sağlığına yönelik çalışmalar sürüyor
15 Ocak 2026 Perşembe - 19:01 Yalova’da hayvan sağlığına yönelik çalışmalar sürüyor Yalova Tarım ve Orman İl Müdürlüğü Hayvan Sağlığı Şube Müdürlüğü, 2025 yılı boyunca hayvan sağlığının korunması ve kayıt altına alınmasına yönelik çalışmalarını aralıksız sürdürdü. Yapılan uygulamalarla hem evcil hayvanlar hem de çiftlik hayvanları güvence altına alındı. Kedi, köpek ve gelinciklerin kimliklendirilmesi ve kayıt altına alınmasına dair yönetmelik kapsamında PETVET kayıt sistemine bugüne kadar toplam 10 bin 993 kedi ve 8 bin 103 köpek kaydedildi. Hayvanlar mikroçip ile kimliklendirilerek pasaportları sahiplerine teslim edildi. 2025 yılı içerisinde ise 2 bin 246 kedi ve 2 bin 247 köpek sisteme dâhil edilerek kayıt altına alındı. Öte yandan il genelinde hayvancılık işletmelerinin hastalıklardan arındırılması yönünde de önemli adımlar atıldı. Merkez ilçede 1, Altınova ilçesinde 1 olmak üzere toplam 2 büyükbaş hayvancılık işletmesi, Hastalıktan Ari İşletme statüsünde faaliyetlerini sürdürmeye devam ediyor. Aşılama çalışmaları kapsamında ise Yalova’da bulunan 13 bin 653 büyükbaş hayvanın tamamına yılda iki kez şap aşısı uygulanırken, hayvanların yüzde 81’ine brusella aşısı yapıldı. 25 bin 826 küçükbaş hayvanın tamamı veba aşısı ile korunurken, bu hayvanların yüzde 85’ine brusella, yüzde 78’ine çiçek aşısı uygulandı. Ayrıca halk sağlığının korunması amacıyla 3 bin 950 kedi ve köpeğe kuduz aşısı yapıldı.