EKONOMİ - 15 Ocak 2026 Perşembe 19:16

Bakan Bayraktar: "Bu sene 8 milyon haneye yetecek gazı üretmiş olacağız, 2028’de 16 milyona çıkacak"

A
A
A
Bakan Bayraktar: "Bu sene 8 milyon haneye yetecek gazı üretmiş olacağız, 2028’de 16 milyona çıkacak"

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Sakarya gaz sahasında 4 milyon haneye yetecek gazı bugün üretiyoruz ama 22 milyona ihtiyacımız var. Bu sene 8 milyon haneye yetecek gazı üretmiş olacağız. 2028’de bu sayı 16 milyona çıkacak ama ihtiyaç çok. Onun için biz bir müddet daha ithal enerjiye ihtiyaç duyacağız" dedi.


Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer İleri, Trabzon’da düzenlenen "Net Konuşalım Trabzon" programında gençlerle bir araya geldi. Akçaabat Kültür Merkezi’nde düzenlenen toplantıda lise ve üniversite öğrencilerinin sorularını yanıtlayan Bakan Bayraktar, Türkiye’yi enerjide dışa bağımlılıktan kurtarmak istediklerini söyledi. "Türkiye’yi enerjide bağımsız bir ülke yapmak istiyoruz" diyen Bayraktar, "Çünkü inanıyoruz ki enerji de bağımsız olan Türkiye dışa bağımlılığını bitirmiş olan bir Türkiye ekonomide de daha bağımsız olacak ve çok daha siyasi açıdan bölgesindeki gücü ve dünyadaki sözü etkisi açısından çok daha ileride bir noktada olacak" şeklinde konuştu.


Gabar’da heyecan ve ümit içerisinde Türkiye’nin en kaliteli petrolünün üretildiğini kaydeden Bakan Bayraktar, "Türkiye yerli ve yenilenebilir kaynaklarını yani yerli kömürümüzü, güneşimizi, rüzgarımızı, hidrolik santrallerimizi, jeotermalimizi, biyogazlarımızı en üst seviyede ekonomimiz katmamız lazım. Çevreyle uyumlu bir şekilde yani Uzungöl‘e gidip HES yapmıyoruz. Türkiye’nin nükleer santrale, nükleer teknolojiye, nükleer enerjiden elektrik üretimine mutlak suretle ihtiyacı var. 1950’lerde başlayan Türkiye’nin başlattığı nükleer enerji serüveninin artık 70. yılı oluyor. Biz inşallah Akkuyu‘da ilk reaktörümüzü devreye almaya hedeflediğimiz bir yıldayız. Mutlaka petrol ve gazdaki kaynaklarını kendi denizlerinden, kendi karalarından çıkardığı bir Türkiye hedefliyoruz. Kendi gemilerimizle kendi denizlerimizde inşallah bu sene içerisinde Somali’de, Pakistan’da doğalgaz, petrol arayan bir ülke haline geliyoruz. Gabar‘da yıllardır terörle uğraşmış artık o dağlarda roket sesi, kan, gözyaşı, kurşun sesi olan o dağlarda şimdi bizim sondaj makinelerimiz var. Hayatlarında dağdan başka belki alternatif olmadığını düşünen o çocuklarımız şimdi büyük bir heyecan ve ümit içerisinde Türkiye’nin en kaliteli petrolünü üretiyorlar. Dolayısıyla yoğun bir arama ve üretim dönemindeyiz" diye konuştu.



"Şu anda çalışan gemilerimiz Karadeniz’de, kıyıdan 170 kilometre mesafede"


"Şu anda çalışan gemilerimiz Karadeniz’de, kıyıdan 170 kilometre mesafede" diyen Bakan Bayraktar, "Bugün dön desen gemi buraya saatlerce bir yolculuktan sonra dönebilir. Dolayısıyla o gemilerin gerek drone, gerek İDA saldırılarına maruz kalması veya mayınlar Karadeniz maalesef bir çatışma alanı. Dolayısıyla bunlarla alakalı bir bütçe ve çalışmamız var. Özellikle İDA konusunda teknolojide biraz sıkıntılar var yani orada çözülmesi anti dron işi biraz daha bilinen bir iş ama diğer konuda ciddi bir çalışmayı 2026 yılı içerisinde yapacağız. Tabii ki donanmamız özellikle Akdeniz’deki faaliyetlerde Somali‘de iki tane gemimiz bizim yanımızda. Bizim buradaki operasyonlarımızı daha sağlıklı yürütebilmemiz için bu alanda biraz daha çalışmamız gerekiyor" şeklinde konuştu.



"2028 yılında 16 milyona yetecek gazı üreteceğiz"


Bir müddet daha ithal enerjiye ihtiyaç duyulacağını vurgulayan Bakan Bayraktar, "86 milyonluk bir ülkeyiz. Ülkemizin ihtiyacı çok büyük. Bizim 22 milyon hanede bugün doğalgaza ihtiyacımız var. 22 milyon eve her gün doğalgaz girmesi gerekiyor. Türkiye’de 32 milyon araç var. 15 milyonu binek araç var işte geri kalanı daha farklı araçlar. Her gün bu 32 milyon araca yakıt bulmamız lazım. Türkiye’deki 42 milyon haneye 7 gün 24 saat elektrik lazım. Gabar‘da bir tarih yazdık, yazıyoruz. Sakarya gaz sahasında 4 milyon haneye yetecek gazı bugün üretiyoruz ama 22 milyona ihtiyacımız var. Bu sene 8 milyon haneye yetecek gazı üretmiş olacağız. 2028’de bu sayı 16 milyona çıkacak ama ihtiyaç çok. Onun için biz bir müddet daha ithal enerjiye ihtiyaç duyacağız. Devamında da işte her defasında petrol buluyoruz, gaz buluyoruz ama niye o zaman bu fiyatlar böyle soruları da geliyor. Şunu bilelim biz elektrikte, doğalgazda çok önemli bir destek programı uyguluyoruz. Vatandaşlarımızın doğalgaz faturalarını hiç kimseye ayırt etmedim yüzde 45’ini devlet ödüyor. Size eğer 2 bin liralık fatura gelecekse bin 100 TL doğalgaz faturası geliyor. Elektrikte yaklaşık yüzde 50’sini biz ödüyoruz. Böyle vatandaşlarımızı desteklemeye gayret ediyoruz ama dediğim gibi ihtiyaçlar çok ve bir çok alanda da aslında fiyatlar uluslararası piyasalarda belirleniyor. Yani hem petrol öyle hem doğalgaz fiyatları öyle dolayısıyla buradaki gelişmelerde bizleri etkiliyor" ifadelerini kullandı.



Bakan Bayraktar: "Bu sene 8 milyon haneye yetecek gazı üretmiş olacağız, 2028’de 16 milyona çıkacak"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Muş’ta evlat nöbeti devam ediyor Muş’ta DEM Parti İl Başkanlığı önünde evlat nöbeti tutan aileler, çocuklarına teslim olmaları için çağrıda bulundu. Muş’ta çocuklarının terör örgütü PKK tarafından dağa götürüldüğünü öne süren ailelerin DEM Parti İl Başkanlığı önünde başlattığı evlat nöbeti devam ediyor. Ellerinde çocuklarının fotoğraflarını taşıyan anne ve babalar, "Artık yeter", "Yakamızdan düşün" ve "Anneler direniyor" yazılı pankartlarla seslerini duyurmaya çalıştı. Zaman zaman duygusal anların yaşandığı eylemde aileler, çocuklarına güvenlik güçlerine teslim olmaları çağrısında bulundu. Anne Naciye Sönmez Yıldız, "Ben Osman’ın annesiyim. Osman’ın babası yok ama ben buradayım. Bir damla kanım kalana kadar burada, Osman’ın peşindeyim. Osman, sesimi duyuyorsan gel teslim ol oğlum. 11 senedir seni arıyorum. Eğer yaşıyorsan, beni görüyorsan gelin teslim olun. Yeter. Bu dava sizin davanız değil. Oğlum gelin teslim olun" dedi. Oğlu Atilla’ya seslenen anne Şahinaz Özcan ise, "Atilla’nın annesiyim. Oğlumdan hiç haber alamadım. Var mı, yok mu bilmiyorum. Sadece bir kez sesi bize gelseydi, sesini duysaydım içim yine rahat olurdu. 9 yıldır hiç haber alamıyorum. Yaşıyor mu, yaşamıyor mu bilmiyorum. Buna ‘Kürt davası’ diyorlar. Biz de Kürt’üz. Bu Kürt davası değil, İsrail’in davası. Oğlum şimdi devletin elinde, cezaevinde olsaydı her hafta görüşe gider gelirdim. Bu nedir? Ne davası, bilmiyorum. Oğlum Atilla, sesimi duyuyorsan çık gel" ifadelerini kullandı.
İstanbul Mustafa Rakım Efendi vefatının 200. yılında özel sergiyle anılıyor Osmanlı hat sanatının önde gelen isimlerinden Hattat Mustafa Rakım Efendi, vefatının 200. yılında düzenlenen "Mustafa Rakım Efendi Yazı Kalıpları Sergisi" ile anılıyor. Türkiye Yazma Eserler Kurumu (TÜYEK) Başkanı Coşkun Yılmaz, "Kısmen fotoğraflarla, yani mimari eserlere işlenmiş yazıları gösteren fotoğraflarla ama büyük ölçüde bu yazı kalıplarının yer aldığı bir sergi açtık. Bu bir ’ilk’ olma özelliğine sahip ve son derece hem hat tarihimiz açısından hem mimari sanat-hat ilişkisi açısından hem de Mustafa Rakım Efendi açısından çok önemli bir sergi" dedi. 19. yüzyılın en önemli hattatlarından biri olarak kabul edilen Mustafa Râkım Efendi’nin vefatının 200. yılında, anısına Süleymaniye Külliyesi’ndeki TÜYEK Sergi Salonu’nda sergi açıldı. Sergide Türk ve İslam Eserleri Müzesi koleksiyonunda yer alan ve Mustafa Râkım Efendi’nin bizzat hazırladığı iğneli yazı kalıpları ilk kez bir araya getirildi. Söz konusu kalıplar, sanatçının cami, türbe ve çeşitli mimari yapılar için taşa uygulanmak üzere hazırladığı eserlerden oluşuyor. Yazı kalıplarının yalnızca estetik birer unsur olmadığına dikkat çekilen sergide, bu eserlerin hat sanatının mimariyle olan ilişkisini ve yazının taş üzerindeki nihai halini belgeleyen önemli vesikalar olduğu vurgulanıyor. Sergide ayrıca kalıpların günümüzdeki kitabelerle birlikte fotoğrafları da yer alarak, hazırlık aşamasından uygulamaya kadar geçen zaman ziyaretçilere sunuluyor. Sergide Nakşidil Valide Sultan Türbesi’ndeki çeşme kitabesi, Nusretiye Camii için hazırlanan yazılar ve İsmail Zühdi Efendi’nin mezar kitabesine ait kalıplar da yer alıyor. Bunun yanı sıra, farklı yapılarda kullanılan tuğra kalıpları ile henüz taş üzerindeki nihai hali tespit edilemeyen bazı kitabeler de sergide sergileniyor. Sergide sürpriz eserler de bulunuyor. Hezarfen Necmeddin Okyay’ın Mustafa Râkım Efendi için kaleme aldığı mersiye, hattat Macit Ayral tarafından yazılırken, tezhibi ise Süheyl Ünver tarafından yapıldı. Söz konusu eserin fotoğrafları da sergide ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Mustafa Râkım Efendi’nin sanat anlayışını, hat sanatındaki ustalığını ve Osmanlı hat geleneğindeki yerini gözler önüne seren sergi, aynı zamanda yazı ile mimari arasındaki ilişkiyi yakından incelemek isteyenler için önemli bir kaynak niteliği taşıyor. "Mustafa Rakım Efendi’nin tıpkıbasımını yapacağız sınırlı sayıda; çalışmaları devam ediyor" Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı Coşkun Yılmaz, "Mustafa Rakım Efendi, özellikle celî sülüste bizim hat tarihimizin en zirve isimlerinden birisi. Kendisi adeta bir mektep, bir ekol olmuş bir isim. Sultan 3. Selim döneminde, Sultan 2. Mahmud döneminde çalışmaları olan ve Sultan 2. Mahmud’un hat hocalığını yapan bir isim. Bu sene onun vefatının 200. senesi. Mustafa Rakım Efendi gibi büyük bir hattatın anılmaması büyük bir eksiklik, büyük bir haksızlık olurdu. Biz de Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı olarak onunla ilgili çok özel bir çalışma veya özel çalışmalar olarak ne yapabiliriz diye düşündük. Yazı tarihimiz açısından çok önemli bir zirve. Ve araştırmalarımız neticesinde, değerlendirmelerimiz neticesinde onun ’Hilye-i Saadet’i var, çok muhteşem bir hilye. Onun tıpkıbasımını yapacağız sınırlı sayıda; çalışmaları devam ediyor. Ama bugün 25 Mart, tam vefatının 200. yılı olduğu için (1826’da vefat ediyor), bu Rakım Efendi’nin hatlarının ’Yazı Kalıpları Sergisi’ni açtık. Bu yazı kalıpları son derece önemli. Aslında mimariye nakşedilen o gördüğümüz hatların önce bir yazılması, sonra da iğne ucuyla milimetrik bir şekilde bütün yazının üç dört tane kağıtla beraber bir ıhlamur kalıba çıkarılması, sonra da onun bir taş ustası tarafından aynı ustalıkla nakşedilmesi anlamına geliyor. Dolayısıyla bu son derece orijinal bir sergi" dedi. Mustafa Rakım Efendi’den daha önceki dönemlerden bugüne ulaşan herhangi bir yazı kalıbı olmadığını belirten Yılmaz, "Dolayısıyla mevcut bilgiler ışığında, belgeler ışığında bu sergide yer alan yazı kalıpları aynı zamanda elimizdeki ilk veya en eski tarihli yazı kalıpları. Hat tarihimiz açısından son derece önemli. Rakım Efendi’nin o hat tarihimizdeki büyüklüğü, dehası, diğer taraftan buradaki kalıpların belgesel değeri son derece önemli, son derece manidar. Kısmen fotoğraflarla, yani mimari eserlere işlenmiş yazıları gösteren fotoğraflarla ama büyük ölçüde bu yazı kalıplarının yer aldığı bir sergi açtık. Bu bir ’ilk’ olma özelliğine sahip ve son derece hem hat tarihimiz açısından hem mimari sanat-hat ilişkisi açısından hem de Mustafa Rakım Efendi açısından çok önemli bir sergi. Biz bir ay boyunca sergimizi açık tutacağız, bütün vatandaşlarımızı bekliyoruz" diye konuştu. "Mustafa Rakım Efendi ne yapsa zaten muhteşem; buradakiler de ayrı bir değer taşıyor" Sergide en çok dikkatini çeken eserleri anlatan Yılmaz, "En çok dikkatimi çeken eser; Nakşidil Valide Sultan Türbesi’nin kapısına yazılan ’Çapraz Müsennâ’, bunlardan birisi. Yine Nusretiye Camii’nin yazı kalıbının orijinali bunlardan birisi. Doğrusu seçim yapmakta çok zorlandığımı, ’hani bu değil de şu olsa’ diyebileceğim bir tablo olmadığının da altını çizmem gerekiyor. Çünkü Mustafa Rakım Efendi ne yapsa zaten muhteşem; buradakiler de ayrı bir değer taşıyor" dedi. "Rakım’ın celî yazı kalıpları korunmuş ve günümüze de kadar gelmiş; onun için çok önemlidir" Hattat Mehmet Özçay ise, "Bu sergi hat sanatımızın en önemli kilometre taşlarından biri olan Mustafa Rakım Efendi’nin celî yazı kalıplarından oluşan sergi. Celî yazı; bilhassa mimaride kullanılan büyük hacimli yazılara, yazı kalemi ile yazılan yazılara celî yazı diyoruz. Bu sergilenen yazı kalıpları da Mustafa Rakım Efendi’nin meşhur İstanbul camilerinde; Fatih Camii olsun, Nusretiye Camii olsun, Tophane’deki camilerde olsun kullanılan, işlenen yazıların orijinal yazı kalıpları. Bunlar bizim için son derece önemli. Bu mimaride bulunan celî yazılarda Rakım öncesindeki kalıplara maalesef biz rastlamayız. Onlar ne hikmetse muhafaza edilmemiş, kaybolmuş. Hiç bugüne kadar rastlamadım. Ama bunda Rakım müstesna. Rakım’ın celî yazı kalıpları korunmuş ve günümüze de kadar gelmiş; onun için çok önemlidir" dedi. Özçay, "Mustafa Rakım Efendi’nin bizim hat sanatı tarihimizdeki yeri için ’Celî sülüs ve tuğra hattında Rakım öncesi ve Rakım sonrası’ diye bir tasnif yapabiliriz. Yani o kadar önemli bir kilometre taşıdır. Celî sülüs yazısında, hattında inkılap yapmış Rakım. Bu celî yazıda ve tuğra sultanların tuğralarında form ve tavır olarak büyük bir inkılap yapmış ve kendinden sonra gelen bütün üstatlar Rakım yolunda eser vermeye başlamışlar. O bakımdan çok çok önemlidir bizim için. Hakikaten bizden sonraki nesillere bu üstadımızı tanıtmamız, aktarmamız için ilgili herkesi bu sergiye davet ediyorum. Gelsinler bu kıymetimizi, bu değerimizi tanısınlar görsünler" diye konuştu.