Son Dakika
|
İBB soruşturmasında Muhittin Böcek’in 2 şoförü gözaltına alındı
UEFA’dan Atilla Karaoğlan’a görev
İran Meclis Başkanı Galibaf'tan ABD'ye: "Tüm hareketlerinizi izliyoruz"
Trump'ın İran'a sunduğu 15 maddelik planın detayları ortaya çıktı
Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı tahliye edildi
AK Parti Sözcüsü Çelik’ten Özel’e tepki
Yenidoğan Çetesi davasında yeni gelişme!
Türkiye - Romanya maçını François Letexier yönetecek
MSB duyurdu: Ağrı’daki kazada 1 asker şehit oldu
Eyüpsultan’da camdan düşen yaşlı kadın hayatını kaybetti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Hürmüz'de Hint gemilerine uygulanan yasak nedeniyle Hindistan'da gaz krizi
Kurtulmuş: "Gazze soykırımı insanlığın ortak bir ayıbı olarak hepimizin gözü önündedir"
Rusya'da altın ihracatına kısıtlama getirildi
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ davasında Mehmet Murat Çalık savunma yaptı
Vatandaşın çiftlik sahibi ile kurban pazarlığı renkli görüntüler oluşturdu
Bakan Fidan: "Türkiye’nin dış politikası devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir"
Guterres: "ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşı sona erdirmesinin zamanı geldi"
EKONOMİ
Manisa kendi enerjisini üretecek
25 Mart 2026 Çarşamba - 19:07:36
Manisa Büyükşehir Belediyesi, enerji sektöründe önemli bir adım attı. "Yeşil Dönüşüm" hareketinin öncüsü olması hedeflenen Manisa Enerji AŞ’nin lansmanı, geniş bir katılımla yapıldı. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, "Manisa’nın geleceğini aydınlatacak, doğayla barışık ve teknolojiyle örülmüş yeni bir dönemin meşalesini yakıyoruz. Manisalı hemşehrilerimize etiket fiyatlarından 1 yıl boyunca yüzde 10 indirim yapıyoruz" dedi. Manisa Büyükşehir Belediyesi, sürdürülebilir enerji yatırımlarına bir yenisini ekleyerek Manisa Enerji AŞ’yi kamuoyuna tanıttı. Lansman öncesi CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in tebrik mesajı okundu; ardından Manisa Enerji’nin vizyonunu anlatan tanıtım videosu gösterildi. Manisa Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Atınç Aksoy, şirketin vizyonunu ve hedeflerini yaptığı sunumla anlattı. İstanbul Enerji AŞ Genel Müdürü Yüksel Yalçın da İstanbul’da hayata geçirdikleri enerji projeleri ile ilgili bir konuşma yaptı. Manisa Enerji AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Atınç Aksoy, yaptığı sunumda şirketin kuruluş felsefesini anlattı. Merhum Ferdi Zeyrek’in vizyonuyla temelleri atılan bu hayali gerçeğe dönüştürmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirten Aksoy, "Bu hayalin gerçeğe dönüşmesinde Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Besim Dutlulu’nun ortaya koyduğu vizyon ve güçlü destek bizlere yol gösterdi. Manisa artık yalnızca enerjisini tüketen değil, enerjisini üreten bir şehir olma yolunda kararlı adımlar atıyor. Doğanın gücünü geleceğin vizyonuyla buluştururken, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanet ettiği değerlere sahip çıkarak ilerliyoruz" dedi. "Küresel vizyon 2050’de net-sıfır emisyon" Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, konuşmasında Manisa Enerji AŞ’nin stratejik önemine vurgu yaptı. Şubat ayında imzalanan "Belediye Başkanları Küresel İklim ve Enerji Sözleşmesi (GCoM)" ile Manisa’nın dünyanın en büyük kentsel iklim koalisyonuna dahil olduğunu hatırlatan Başkan Dutlulu, şu ifadeleri kullandı: "Bugün burada sadece bir şirketin tanıtımını yapmıyoruz; Manisa’nın geleceğini aydınlatacak, doğayla barışık ve teknolojiyle örülmüş yeni bir dönemin meşalesini yakıyoruz. Attığımız bu imza, evlatlarımıza iklim krizine karşı dirençli, havası temiz ve doğası canlı bir Manisa bırakacağımıza dair verdiğimiz bir sözdür. 2050 yılındaki ‘Net-Sıfır Emisyon’ hedefimiz doğrultusunda Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planımızı (SECAP) şehrimizin anayasası olarak güncelliyoruz. Valiliğimizden üniversitemize, sanayi odalarımızdan sivil toplum kuruluşlarımıza kadar tüm paydaşlarımızın katılımıyla Manisa’nın iklim kırılganlıklarını ve risk haritalarını ortak akılla belirliyoruz" "Dirençli bir şehir inşa ediyoruz" Dirençli bir şehir modeli inşa etmeyi hedeflediklerini belirten Başkan Dutlulu, "Belediyemiz bünyesinde kurduğumuz İklim Değişikliği Komitesi ile çalışmalarımızı kurumsal bir yapıya kavuşturduk. Bilimsel veriler ışığında; tarımdan sanayiye, enerji verimliliğinden yeşil bina uygulamalarına kadar her alanda dirençli bir şehir modeli inşa etmeyi hedefliyoruz. İklim krizinin en somut etkisi olan su stresiyle mücadele kapsamında MASKİ Genel Müdürlüğümüz organizasyonunda DSİ ile stratejik iş birliğimizi güçlendiriyoruz. Şehrimizde yağmur suyu hasadı ve gri su kullanımını yaygınlaştırıyor, su kaynaklarımızı korumak adına geçirgen yüzey malzemeleri ve modern sulama tekniklerini hayata geçiriyoruz. Şehrimizin dört bir yanına kazandırdığımız ve sayısını her geçen gün artırdığımız su göletleri ile tarımsal sulamada can suyu oluyoruz. Yalnızca su depolamakla yetinmiyor; suyun her damlasını kıymetli kılan modern sulama tekniklerini ve yağmur suyu hasadı uygulamalarını hayata geçiriyoruz. Belediyemize ait tüm taşınmazlarda enerji verimliliği taraması başlatarak kamu binalarımızı "Yeşil Bina" sertifikasyon sürecine hazırlıyoruz. Sokak aydınlatmalarımızı modern ve tasarruflu sistemlerle yenilerken, projelerimizi uluslararası fon ve hibe programlarıyla destekleyerek şehrimize artı değer katıyoruz" dedi. "Manisa’nın parası Manisa’da kalsın istiyoruz" Manisa Enerji’nin kuruluş amacını ve vizyonuna değinen Başkan Dutlulu, "Dünya değişiyor, iklim krizi artık kapımızda değil, hayatımızın tam merkezinde. Bizler bu değişim karşısında sadece bugünü kurtaran değil, evlatlarımızın geleceğini teminat altına alan bir belediyecilik anlayışını savunuyoruz. İşte Manisa Enerji, tam da bu sorumluluk bilinciyle güvenin, sürdürülebilirliğin ve hizmetin adı olarak doğdu! Peki, neden Manisa Enerji? Çünkü Manisa Enerji, sadece bir enerji tedarikçisi değil, şehrimizin enerji ekosistemini dönüştüren teknolojik bir merkezdir. Dünyanın en gelişmiş şehirlerinde hangi teknoloji varsa, Manisa Enerji ile bizim sokaklarımızda da o olacak. 48,4 milyon kilowatt-saat seviyelerine ulaşan tedarik hacmimizle kamu kurumlarından işletmelere kadar devasa bir ağa kesintisiz güç sağlıyoruz. Çünkü biz istiyoruz ki; Manisa’nın parası Manisa’da kalsın! İstiyoruz ki; bu şehrin sanayicisi, esnafı ve kamu kurumları enerjisini Manisa’nın öz kaynaklarından, Manisa’nın güneşinden alsın. Biz sadece elektrik tedarik etmiyoruz; biz Manisa’nın ekonomik gücünü tahkim ediyor, şehrimizin çevresel geleceğine doğrudan imzamızı atıyoruz" dedi. "Güneşin gücünü her eve her işletmeye taşımaya kararlıyız" Başkan Dutlulu, "Manisa Enerji, sadece bir tabela değil, topyekün bir ‘Yeşil Dönüşüm’ hareketidir. ‘Elektrik faturanı güneş ödesin’ diyerek yola çıktık. Çatılardan büyük ölçekli projelere kadar güneşin gücünü her haneye, her işletmeye taşımaya kararlıyız. Ücretsiz keşif ve fizibilite çalışmalarımızla süreci başlatıyor; projelendirmeden resmi onay takibine kadar her adımı uçtan uca yönetiyoruz. Buradan tüm hemşerilerimize sesleniyorum: Evinizin çatısına kuracağınız her panelde Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin imzası ve güveni var. Sadece kurulum değil, hibrit depolama çözümlerimizle de kesintisiz enerjiyi kapınıza getiriyoruz. Ancak bizim vizyonumuz sadece çatılarla sınırlı değil; biz bu enerjiyi toprağın bereketiyle birleştiriyoruz" dedi. Manisalı üreticilere yönelik önemli çalışmalar yaptıklarını belirten Başkan Dutlulu, "Çiftçimizin en büyük maliyet kalemi olan enerji ve su kullanımını optimize etmek adına, damlama sulama sistemlerine yönelik çok güçlü bir destek süreci başlattık. Modern sulama sistemlerine geçişi teşvik ederek hem su tasarrufu sağlıyor hem de enerji verimliliğini tarlalarımıza taşıyoruz. Manisa’nın üreticisi artık daha az maliyetle daha modern yöntemlerle toprağını işleyecek" dedi. Manisa’nın sürdürülebilir enerji stratejileriyle artık küresel ölçekte takip edilen bir ‘dünya şehri’ kimliği kazandığını vurgulayan Başkan Besim Dutlulu, şehrin dijital ve çevreci dönüşümünü şu sözlerle özetledi: "Şehrimizin dört bir yanını çevre dostu şarj istasyonlarıyla donatıyor, Manisa’yı elektrikli araç çağına hazırlıyoruz. Yapay zeka destekli izleme platformlarımızla operasyonel süreçlerde yüksek verimlilik sağlıyor; reaktif güç takibi ve akıllı alarm mekanizmalarıyla işletmelerimizin maliyet risklerini en aza indiriyoruz. Manisa Enerji AŞ, sanayi kuruluşlarımıza ISO 14064 standartlarıyla uyumlu dijital altyapı çözümleri sunarak karbon ayak izi yönetiminde rehberlik ediyor. Biz burada sadece enerji üretmiyoruz; Manisa’nın yarınlarını küresel standartlarla mühürlüyoruz" Başkan Dutlulu’dan indirim müjdesi Şeffaf ve izlenebilir bir yönetim modelini şehirde kurumsallaştırdıklarını ifade eden Başkan Dutlulu, büyük vizyonda emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarına teşekkür ederek konuşmasını şu müjdeyle tamamladı: "Manisa artık sadece tarımı ve sanayisiyle değil, sürdürülebilir enerji stratejileriyle de parlayan bir yıldızdır. Bu devasa vizyonun en güçlü kalesi olan Manisa Enerji AŞ’nin tüm hemşerilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu büyük adımın sevincini paylaşmak adına, Manisalı hemşerilerimize enerji etiket fiyatları üzerinden bir yıl boyunca yüzde 10 indirim uygulanacağının müjdesini veriyorum." Lansman programı, protokol üyeleri ve katılımcıların günün anısına çektirdiği hatıra fotoğrafı ile sona erdi. Törenin ardından Manisa Enerji AŞ yetkilileri, şirketin faaliyet alanları ve hedefleri hakkında konuklara bilgiler verdi. Lansman toplantısına Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun yanı sıra, CHP Manisa Milletvekili Selma Aliye Kavaf, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper Kırkağaç Belediye Başkanı Üstün Dönmez, MASKİ Genel Müdürü Ali Kılıç, CHP ilçe başkanları, Türkiye Enerji Platformu temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.
25 Mart 2026 Çarşamba - 18:58
Kastamonu’da defne üretimi 3 bin hektarın üzerine çıktı
Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, Kastamonu’da yürütülen proje sayesinde defne üretiminin 800 hektardan 3 bin hektarın üzerine çıktığını ve 70 ailenin geçimini defneden sağladığını söyledi. Kastamonu Üniversitesi’nin ev sahipliğinde Orman Fakültesi ile "Toprağın Hekimleri" adlı televizyon programı iş birliğinde gerçekleştirilen "Tarımda Geleceği Savunmak" konulu konferansta tarım ele alındı. İlahiyat Fakültesi Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen programda, alanında uzman isimler tarımın geleceğini masaya yatırdı. "Toprağın Hekimleri" programı sunucusu Harun Göksel’in moderatörlüğünü yaptığı programda, tarımda sürdürülebilirlik, kırsal kalkınma, biyoçeşitlilik ve hayvancılık konuşuldu. "Defnenin üretimi, ekonomiye kazandırma projesiyle 800 hektardan 3 bin hektarın üzerine çıktı" Programın açılışında konuşan Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, "Kastamonu Üniversitesi, özellikle ihtisaslaştığı ormancılık ve tabiat turizminde gerek iline gerek de bölgesine katma değerli üretim ve işbirlikleri noktasında önemli hizmetler vermektedir. Üniversitemiz özellikle kamu kurumları, kooperatifler, STK’lar, iş dünyasıyla beraber sektörel programlar kapsamında başta girişimcilik olmak üzere, akabinde nitelikli iş gücü eğitimi, devamında beraber ortaklaşa proje geliştirme kültürü noktasında önemli çalışmalara imza atmış, sahada karşılık bulmuş ve bunları devam ettirmektedir. Özellikle kırsal kalkınmada ormancılıkta önemli bir yere sahip olan odun dışı orman ürünlerinin ekonomiye kazandırılması ve katma değerli ürünlere dönüştürülmesi noktasında Orman Genel Müdürlüğümüzün destekleri, Rektörümüz Ahmet Hamdi Topal’ın bu noktadaki işbirliğiyle beraber Cide’de başlatılan defnenin üretimi, ekonomiye kazandırma projesiyle 800 hektardan 3 bin hektarın üzerine çıkmış ve ilerleyen süreçte daha da artırılması hedeflenmektedir. Orman Bölge Müdürlüğü’nün envanter verilerine baktığımızda sadece 3-4 yıl içerisinde bu bölgede üretilen defne yaprağının üretiminin 300 tondan 3 bin tona çıktığını görüyoruz. Bu ciddi bir gelişme ve yaklaşık 70 civarında ailenin burada istihdam edilip, gelir elde ettiğini görüyoruz. Kırsal kalkınma noktasında önemli çalışmalardan bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor" dedi. "Tabiat turizmi noktasında 60’ın üzerinde projeyi hayata geçirdik" Kastamonu ile özdeşleşen kestane balının da tescil edildiğini belirten Küçük, "Bunun katma değere dönüştürülmesi noktasında Merkezi Araştırma Laboratuvarı’nda uluslararası akredite noktasında analizler yapılarak, kamuoyuna, sektöre kazandırılması ve ticari değerinin hakikaten ekonomik olarak kat kat artması noktasında vesile oldu. Coğrafi işaretlerin alınmasında, bazı kadın girişimci derneklerin kurulmasında yine paydaşlarımızla iş birliği içerisinde bunlara destek olmaya çalıştık. Ormancılık ve tabiat turizmi adına sadece bunlar değil, orman emniyeti sektöründe sektörel iş birlikleriyle beraber, diğer taraftan da tabiat turizmi noktasında paydaşlarımızla iş birliğiyle 60’ın üzerinde projeyi hayata geçirdik. Bu projelerin olmazsa olmaz şartlarından bir tanesi de paydaşlarla iş birliğinin bu projenin içerisinde olmasıdır. Bunların yavaş yavaş sahada yansımasını görüyoruz. Kastamonu Üniversitesi olarak sadece kampüs sınırlarında değil, bütün paydaşlarımızla her daim sahada olmaya devam edeceğiz" diye konuştu. "250’ye yakın endemik bitkinin bulunduğu bir coğrafyada yaşıyoruz" Orman Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Kerim Güney ise, "Kastamonu’da bir şey üretmek isterseniz elinizde avantajlı bir alan var. Türkiye’de her yetişen bitkinin bulunduğu bir coğrafyaya sahibiz. Türkiye’de 600 tane soğanlı süs bitkisi var peyzajda kullanılabilecek. Bunların bir kısmı bizim kendi coğrafyamızın içerisinde. Tarım ve Orman Bakanlığımız belirli endemik türlerin üretilmesine müsaade etmiş. Belirli türleri koruyarak, rezerve alanı gibi düşünerek bu konuda çeşitli koruma tedbirleri almış. Amaç sadece korumak, kollamak mevzusu değil. Bunlardan yerli ve milli belli bir üretim potansiyelini oluşturmaya çalışmak. Türkiye’de 160’a yakın olan salep türü bölgemizde 50 civarındadır. Dolayısıyla da bu noktada hem biyokaçakçılığa hem kontrolsüz toplamaya sebebiyet verecek durumlar söz konusu. Niye salepten girdik konuya; çünkü ekonomik anlamda ciddi bir potansiyele sahip" şeklinde konuştu. "Kenevir bitkisinin sadece lif teknolojisi üzerinden değil, ilaç ham maddesi üretiminde kullanılması gerekiyor" Yüzde 67’si ormanlık olan Kastamonu’da orman köyünün fazla olduğunu belirten Güney, "Gelir seviyeleri ormandan istifade edebilmeyi şu anda yeterli kılmıyor. Yani sadece tomruk üzerinden odunu değerlendirme noktası. Burası için çok yetersiz kalan bir ekonomik yaklaşım tarzı. Bizim odun dışı orman ürünleri dediğimiz, bu tomruğun dışında kalan ürünleri biraz önce kaynak değerleri açısından sınıflandırılan noktalarda da değerlendirme olanağımız var. Biz kırsalı nerede görüyoruz; pazar yerinde görüyoruz. Topladıkları yenebilen bitki türleriyle, kendi yetiştirdikleri ürünlerle ama bu ürünler aradaki zincir durumu çok fazla olduğunda üreticiye bir şey bırakmıyor. O yüzden de üretici ile son tüketici arasındaki aracıları mümkün olduğunca kaldırıp, direkt olarak bir üretim modeli geliştirmek gerekiyor" ifadelerini kullandı. Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özkan Evcin de, insan ile yaban hayatı arasındaki ilişkiye değindi. Canlıların yaşam alanlarının giderek daraldığını belirten Doç. Dr. Evcin, yaban hayatının insan yaşamını destekleyen önemli bir unsur olduğunu hatırlatarak, bu dengenin korunmasının ortak sorumluluk olduğunu söyledi. Doç. Dr. Evcin, ayrıca insan ve yaban hayatının aynı coğrafyayı daha uyumlu nasıl paylaşabileceği sorusunun güncelliğini koruduğunu ifade etti. Kastamonu Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği (KÖYKOOP) Başkanı Erol Akar ise kooperatifleşmenin önemine değindi. Kastamonu Damızlık Koyun-Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Adem Canbaz da küçükbaş hayvancılığın orman ekosistemiyle ilişkisiyle ilgili konuşarak, doğru yönetildiğinde küçükbaş hayvancılığın doğaya zarar vermediğini dile getirdi. Etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından katılımcılara teşekkür plaketlerinin takdim edilmesiyle sona erdi.
25 Mart 2026 Çarşamba - 18:40
Kastamonu’da defne üretimi 3 bin hektarın üzerine çıktı
Kastamonu Üniversitesi’nde düzenlenen "Tarımda Geleceği Savunmak" konulu programda konuşan Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, Kastamonu’da yürütülen proje sayesinde defne üretiminin 800 hektardan 3 bin hektarın üzerine çıktığını ve 70 ailenin şu anda geçimini sağladığını söyledi. Kastamonu Üniversitesi’nin ev sahipliğinde, Orman Fakültesi ile "Toprağın Hekimleri" televizyon programı iş birliğinde gerçekleştirilen konferansta tarım ele alındı. İlahiyat Fakültesi Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen programda, alanında uzman isimler tarımın geleceğini masaya yatırdı. "Toprağın Hekimleri" programı sunucusu Harun Göksel’in moderatörlüğünü yaptığı programda, tarımda sürdürülebilirlik, kırsal kalkınma, biyoçeşitlilik ve hayvancılık konuşuldu. "Defnenin ekonomiye kazandırma projesi 800 hektardan 3 bin hektarın üzerine çıktı" Programın açılışında konuşan Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, "Kastamonu Üniversitesi, özellikle ihtisaslaştığı ormancılık ve tabiat turizminde gerek iline gerek de bölgesine katma değerli üretim ve işbirlikleri noktasında önemli hizmetler vermektedir. Üniversitemiz özellikle kamu kurumları, kooperatifler, STK’lar, iş dünyasıyla beraber sektörel programlar kapsamında başta girişimcilik olmak üzere, akabinde nitelikli iş gücü eğitimi, devamında beraber ortaklaşa proje geliştirme kültürü noktasında önemli çalışmalara imza atmış, sahada karşılık bulmuş ve bunları devam ettirmektedir. Özellikle kırsal kalkınmada ormancılıkta önemli bir yere sahip olan odun dışı orman ürünlerinin ekonomiye kazandırılması ve katma değerli ürünlere dönüştürülmesi noktasında Orman Genel Müdürlüğümüzün destekleri, Rektörümüz Ahmet Hamdi Topal’ın bu noktadaki işbirliğiyle beraber Cide’de başlatılan defnenin ekonomiye kazandırma projesi 800 hektardan 3 bin hektarın üzerine çıkmış ve ilerleyen süreçte daha da artırılması hedeflenmektedir. Orman Bölge Müdürlüğü’nün envanter verilerine baktığımızda sadece 3-4 yıl içerisinde bu bölgede üretilen defne yaprağının üretiminin 300 tondan 3 bin tona çıktığını görüyoruz. Bu ciddi bir gelişme ve yaklaşık 70 civarında ailenin burada istihdam edilip gelir elde ettiğini görüyoruz. Kırsal kalkınma noktasında önemli çalışmalardan bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor" dedi. "Tabiat turizmi noktasında 60’ın üzerinde projeyi hayata geçirdik" Kastamonu ile özdeşleşen kestane balının tescil edildiğini belirten Küçük, "Bunun katma değerlerine dönüştürülmesi noktasında Merkezi Araştırma Laboratuvarında uluslararası akredite noktasında analizler yapılarak kamuoyuna, sektöre kazandırılması ve ticari değerinin hakikaten ekonomik olarak kat kat artması noktasında vesile oldu. Coğrafi işaretlerin alınmasında, bazı kadın girişimci derneklerin kurulmasında yine paydaşlarımızla iş birliği içerisinde bunlara destek olmaya çalıştık. Ormancılık ve tabiat turizmi adına sadece bunlar değil, orman emniyeti sektöründe sektörel iş birlikleriyle beraber diğer taraftan da tabiat turizmi noktasında paydaşlarımızla iş birliğiyle beraber 60’ın üzerinde proje hayata geçirmektedir. Bu projelerin olmazsa olmasının şartlarından bir tanesi de belki de bu programın mihenk taşı oluşturacak olan muhakkak paydaşlarla iş birliğinin bu projenin içerisinde olmasıdır. Bunların yavaş yavaş sahada yansımasını görüyoruz. Kastamonu Üniversitesi olarak sadece kampüs sınırlarında değil, bütün paydaşlarımızla her daim sahada olmaya beraber olduk, devam edeceğiz" diye konuştu. "250’ye yakın endemik bitkinin bulunduğu bir coğrafyada yaşıyoruz" Orman Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Kerim Güney ise, "Kastamonu’da bir şey üretmek isterseniz elinizde avantajlı bir alan var. Türkiye’de her yetişen bitkinin bulunduğu bir coğrafyaya sahibiz. Türkiye’de 600 tane soğanlı süs bitkisi var peyzajda kullanılabilecek. Bunların bir kısmı bizim kendi coğrafyamızın içerisinde. Tarım ve Orman Bakanlığımız belirli endemik türlerin üretilmesine müsaade etmiş. Belirli türleri koruyarak, rezerve alanı gibi düşünerek bu konuda çeşitli koruma tedbirleri almış. Amaç sadece korumak, kollamak mevzusu değil. Bunlardan yerli ve milli belli bir üretim potansiyelini oluşturmaya çalışmak. Türkiye’de 160’a yakın olan salep türü bölgemizde 50 civarındadır. Dolayısıyla da bu noktada hem biyokaçakçılığa hem kontrolsüz toplamaya sebebiyet verecek durumlar söz konusu. Niye salepten girdik konuya, çünkü ekonomik anlamda ciddi bir potansiyele sahip" şeklinde konuştu. "Kenevir bitkisinin sadece lif teknolojisi üzerinden değil, ilaç ham maddesi üretiminde kullanılması gerekiyor" Yüzde 67’si ormanlık olan Kastamonu’da orman köyünün fazla olduğunu belirten Güney, "Gelir seviyeleri ormandan istifade edebilmeyi şu anda yeterli kılmıyor. Yani sadece tomruk üzerinden odunu değerlendirme noktası. Burası için çok yetersiz kalan bir ekonomik yaklaşım tarzı. Bizim odun dışı orman ürünleri dediğimiz, bu tomruğun dışında kalan ürünlerin biraz önce kaynak değerleri açısından sınıflandırılan noktalarda da çok sayıda değerlendirme olanağımız var. Biz kırsalı nerede görüyoruz, pazar yerinde görüyoruz. Topladıkları yenebilen bitki türleriyle, kendi yetiştirdikleri ürünlerle ama bu ürünler aradaki zincir durumu çok fazla olduğunda üreticiye bir şey bırakmıyor. O yüzden de üretici ile son tüketici arasındaki aracıları mümkün olduğunca kaldırıp direkt olarak bir üretim modeli geliştirmek gerekiyor" ifadelerini kullandı. Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özkan Evcin de, insan ile yaban hayatı arasındaki ilişkiye değindi. Canlıların yaşam alanlarının giderek daraldığını belirten Doç. Dr. Evcin, yaban hayatının insan yaşamını destekleyen önemli bir unsur olduğunu hatırlatarak, bu dengenin korunmasının ortak sorumluluk olduğunu söyledi. Doç. Dr. Evcin, ayrıca insan ve yaban hayatının aynı coğrafyayı daha uyumlu nasıl paylaşabileceği sorusunun güncelliğini koruduğunu ifade etti. Kastamonu Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği (KÖYKOOP) Başkanı Erol Akar ise kooperatifleşmenin önemine değindi. Kastamonu Damızlık Koyun-Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Adem Canbaz da küçükbaş hayvancılığın orman ekosistemiyle ilişkisiyle ilgili konuşarak, doğru yönetildiğinde küçükbaş hayvancılığın doğaya zarar vermediğini dile getirdi. Etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından katılımcılara teşekkür plaketlerinin takdim edilmesiyle sona erdi.
25 Mart 2026 Çarşamba - 17:39
Tarsus’ta topraksız tarımda ilk çilek hasadı yapıldı
Tarsus Belediyesi tarafından kurulan topraksız tarım serasında yetiştirilen çileklerin ilk hasadı gerçekleştirildi. Hasat edilen çilekler vatandaşlara ikram edilirken, programa katılan öğrenciler de hasada eşlik etti. Çağlayan Mahallesi’nde 2 bin 165 metrekarelik alanda kurulu serada yetiştirilen çileklerin olgunlaşmasının ardından ilk hasat yapıldı. Topraksız tarım yöntemiyle kokopit ortamında yetiştirilen yaklaşık 30 bin kök çilek bitkisinden elde edilen ürünler toplanarak konuklara ve vatandaşlara dağıtıldı. Tarım lisesi öğrencilerinin de katıldığı hasatta, katılımcılar serayı gezerek üretim süreci hakkında bilgi aldı. Hasadın ardından açıklamalarda bulunan Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç, başarılı bir üretim süreci geçirdiklerini belirterek, "Bu sene ilk defa ürünlerimizi hasat ediyoruz. 30 bin kök çilek bitkisinden elde ediyoruz. Topraksız kokopitlerde yetiştirilmiştir" dedi. Seradan bu yıl önemli miktarda ürün beklediklerini kaydeden Boltaç, "Bugün iki bin metrekarenin üzerinde olan topraksız çilek seramızın içerisindeyiz. Buradan bu yıl yaklaşık 10 ila 12 ton arasında meyve almayı planlıyoruz. Bu meyvelerimiz hormonlu değil; tam tersine iyi tarım uygulamalarıyla yetiştirilmiştir. İnşallah ilk hasadımızı hemşehrilerimizin boğazından geçirecek, onlara güzel çilekler tattıracağız" diye konuştu. Üretimin devam edeceğini vurgulayan Boltaç, "Bundan sonra burada ürettiğimiz ürünlerin satışı gerçekleştirilecek. Bu satıştan elde ettiğimiz gelir sayesinde seramızdaki üretim kapasitesini artırmayı planlıyoruz. Bu nedenle biz sadece üretmeyi değil, aynı zamanda ürettiğimizi değerlendirmeyi de önemsiyoruz. Tarsus Belediyesi olarak üretimin içinde olduk, üretimin nasıl yapılacağını gösteren bir belediye olmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Program sonunda Başkan Boltaç, öğrencilerle birlikte hasat edilen çilekleri konuklara ikram etti.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
25 Mart 2026 Çarşamba- 10:28
Talebe yetişmek için gece gündüz böyle altın üretiyorlar
2
25 Mart 2026 Çarşamba- 12:34
UEDAŞ, Ar-Ge’de bir ilke imza attı
3
24 Mart 2026 Salı- 13:56
Burhaniye’de meyvecilik gelişiyor
4
25 Mart 2026 Çarşamba- 09:58
Akbank, Yönetim Kurulu’nda kadın temsilinde Türkiye’nin öncü bankalarından biri oldu
5
21 Mart 2026 Cumartesi- 12:26
Vestel teknolojileriyle son bir yılda 44 milyon litre su tasarrufu sağlandı
15 Ocak 2026 Perşembe - 18:59
Bina tamamlama sigortası kentsel dönüşümde ‘güven’ oluşturuyor
Türkiye’de kentsel dönüşümün ‘güven’ sorunu sigortayla aşılıyor. İnşaat ve Gayrimenkul Geliştiricileri Derneği (İNDER) tarafından ‘2026: İnsan Odaklı Dönüşüm Yılı’ temasıyla düzenlenen 1. Kentsel Gelişim Zirvesi’nde sektör kentsel dönüşümün finansmanı, planlama ve mevzuat başlıkları ekseninde bir araya geldi. Quick Sigorta’nın da sponsor olduğu zirvede Quick Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Soner Tekbaş, ‘Gelişen Kentlerde Plan, Mevzuat ve Gerçeklık’ başlıklı panelde Mimar Dr. M. Sinan Genim, Mimar İlhan Turan, Gayrimenkul Hukukçusu Avukat Serkan Çakmaklı ile değerlendirmelerini paylaştı. Tekbaş, kentsel dönüşümde ‘güven’ başlığının yalnızca algısal bir mesele olmadığını, pazarın ölçeği büyüdükçe sistematik bir seçim ve denetim ihtiyacına dönüştüğünü ifade etti. Türkiye’de aktif müteahhitlik belgesine sahip müteahhit sayısının 473 bin seviyesinde olduğunu, benzer nüfusa sahip olduğumuz Almanya’da ise bu sayının yaklaşık 3 binde seyrettiğini hatırlatarak güveni standartlaştıracak mekanizmaların zorunlu hale geldiğine işaret etti. Arsa sahiplerinin komşularına ve müteahhide, müteahhidin arsa sahiplerine güvenmediği bu kaotik güvensizlik ortamında bina tamamlama sigortasının devreye girdiğine dikkati çekti. ‘Yarım kalmış bina’ riski yönetilebilir hale geliyor Tekbaş’ın paylaştığı çerçevede bina tamamlama sigortası, projenin sözleşmede belirlenen süre içinde bitirilememesi durumunda devreye girerek binanın tamamlanmasını güvence altına alan bir yapı olarak konumlanıyor. Bu sayede başta depreme karşı dönüşüm sürecinin en kritik endişelerinden biri olan ‘evin gecikmesi’ ve ‘projenin yarım kalması’ riski yönetilebilir hale geliyor. Bina tamamlama sigortası, ön ödemeli konut satışlarında 6502 sayılı Kanun, kentsel dönüşüm projelerinde ise 6306 sayılı Kanun kapsamındaki süreçlerde tüketiciyi ve hak sahiplerini koruyan bir güvence modeli olarak tanımlanıyor. Denetim, iskan aşamasına kadar devam ediyor Sigorta yaklaşımının yalnızca hasar anında devreye giren bir model olmadığını söyleyen Tekbaş, şöyle devam etti: "Sigorta; projenin başından itibaren hukuki çerçevenin kurulması, müteahhidin finansal yeterlilik analizinin yapılması ve projenin hak sahiplerinin menfaatlerini koruyacak şekilde değerlendirilmesi adımlarını içeriyor. Süreç, inşaatın iskan almasına kadar devam eden izleme ve denetim katmanıyla tamamlanıyor." Teminat mektubuna alternatif güvence Panelde ayrıca ruhsat süreçlerinde teminat mekanizmalarının gündemde olduğu vurgulandı. Bu çerçevede bina tamamlama sigortasının, bazı projelerde belediyeye verilecek teminat mektubu yerine alternatif bir güvence yaklaşımı sunabildiği ve hak sahipleri tarafında güveni güçlendirdiği paylaşıldı. Tekbaş, bina tamamlama sigortasının konut alıcısını, hak sahiplerini, yatırımcıyı ve müteahhidi yüzde 100 koruma yaklaşımıyla ele alan finansal bir sigorta olduğunu vurguladı. Bu modelde, Quick Sigorta’nın müteahhit seçiminden finansal yeterlilik analizine, projenin teknik, mali ve hukuki altyapısının değerlendirilmesinden inşaat sürecinin tüm aşamalarının izlenmesi ve denetlenmesine kadar süreci MHR GYO ve QC İnşaat iştirakleriyle, sahip olduğu yetkinlikle baştan sona üstlendiğini ifade etti. Tekbaş, sigorta firmasının 2018’den bu yana bina tamamlama sigortası alanında talebe karşılık veren uygulamalar geliştirdiklerini de belirtti.
15 Ocak 2026 Perşembe - 17:54
Engelsiz Nefes Evi Projesi için protokol imzalandı
Erzincan’da "Engelsiz Nefes Evi Projesi"nin protokol imza töreni, Vali Hamza Aydoğdu başkanlığında gerçekleştirildi. Törene; KUDAKA Genel Sekreteri Oktay Güven, Erzincan Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Serdar Demirci ile ilgili birim amirleri katıldı. Törende konuşan Vali Aydoğdu, projenin toplam 14 milyon 500 bin TL bütçeyle hayata geçirileceğini belirterek, bütçenin yüzde 60’ının KUDAKA, yüzde 40’ının ise Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından karşılanacağını ifade etti. Projenin Erzincan’a hayırlı olmasını dileyen Vali Aydoğdu, en kısa sürede uygulamaya geçileceğini söyledi. Engelsiz Nefes Evi’nin zihinsel engelli bireyler ve aileleri için önemli bir sosyal destek modeli olacağını vurgulayan Vali Aydoğdu, merkezin 19 yaş ve üzeri bireylere gündüzlü hizmet vereceğini, günlük ortalama 30 zihinsel engelli bireyin kişisel ve mesleki gelişimlerinin destekleneceğini kaydetti. Merkez bünyesinde kurulacak atölyelerde yaşam becerileri, kişisel bakım, ahşap oyuncak yapımı, seramik, resim, müzik ve spor gibi birçok alanda eğitimler verileceğini belirten Vali Aydoğdu, bu çalışmalarla engelli bireylerin sosyalleşmelerinin ve özgüven kazanmalarının hedeflendiğini dile getirdi. Projenin, engelli bireylerin yanı sıra aileleri için de önemli kazanımlar sağlayacağını ifade eden Vali Aydoğdu, özellikle bakım sorumluluğunu üstlenen aile bireylerinin psikolojik destek alabileceklerini ve kendilerine zaman ayırma imkânı bulacaklarını söyledi. Engelsiz Nefes Evi Projesi’nin Erzincan’a hayırlı olması temennisinde bulunuldu.
15 Ocak 2026 Perşembe - 17:36
Kuşadası’nda evler ve yürekler dayanışmayla ısınıyor
Kuşadası Belediyesi kış şartları ve her geçen gün etkisini artıran ekonomik kriz nedeniyle zor günler geçiren ihtiyaç sahibi ailelere soba desteğini sürdürüyor. Yapılan yardımlar sayesinde kentte evler ve yürekler dayanışma ile ısınıyor. Kuşadası Belediyesi, hemşehrilerinin kış şartlarını en kolay şekilde atlatabilmesi için gerekli tedbirleri almayı sürdürüyor. Başkan Ömer Günel’in görev döneminde 3 kat artırılan sosyal yardım çalışmalarıyla ihtiyaç sahibi aileler için soğuk kış günlerinde yakacak yardımının yanı sıra soba dağıtımı da yapılıyor. Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü ekipleri, 10 günü geride bırakan kış desteklerinde bugüne kadar 36 haneye soba ulaştırdı. Sobalarını alan aileler, Başkan Ömer Günel’e teşekkür etti. Soba desteğinin kış boyunca süreceği belirtildi. Ekiplere soba dağıtımında eşlik eden Kuşadası Belediye Başkan Yardımcısı Seyfi Seyhan Suvari, "Başkanımız Ömer Günel’in öncülüğünde hemşehrilerimiz için sosyal yardımlarımızın miktarını ve çeşitliliğini artırdık. Soğuk kış günlerinde sobalarını teslim alan ihtiyaç sahibi aileler rahatça yuvalarını ısıtıyor. Ayrıca 1,5 ay önce açılan Ada Kıyafet Evi’nde de çocuklarımıza bağışçıların desteğiyle kışlık kıyafetler veriyoruz. Bu kış da sosyal belediyecilikten asla taviz vermeyeceğiz" diye konuştu.
15 Ocak 2026 Perşembe - 17:32
Marmara’nın kadın girişimci liderleri Bursa’da buluştu
TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Marmara Bölge Toplantısı, TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulu’nun ev sahipliğinde, Kocaeli, Balıkesir, Bilecik, Sakarya ve Yalova’dan gelen kurul temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda, kadın kurullarının illerde yürüttükleri faaliyetler ile bölgedeki kadın girişimcilik ekosistemini güçlendirecek stratejiler ele alındı. Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) koordinatörlüğünde faaliyetlerini sürdüren Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Bursa Kadın Girişimciler Kurulu (KGK), TOBB KGK Marmara Bölge Toplantısı’na tarihi Kirazlıyayla Sanatoryumu’nda kapılarını açan Bursa Business School’da ev sahipliği yaptı. Toplantıya Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Bursa Ticaret Borsası Kadın Girişimciler Kurulu`ndan sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Gökhan Onur, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Batmaz, TOBB Marmara Bölge Temsilcisi aynı zamanda Kocaeli Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Nurcan Babalık, TOBB Balıkesir KGK Başkanı Buse Tellioğlu Altındiş, TOBB Bilecik KGK Başkanı Nedime Filiz Eğilmez, TOBB Sakarya KGK Başkanı Elvan Bilgehan Dikici, TOBB Yalova KGK Başkanı Hayrete Yenikan, bölge illerinden TOBB İl KGK İcra Komitesi Üyeleri katıldı. Toplantının açılışında konuşan TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Sabriye Şen, Türkiye’de girişimcilik ekosistemine dair çarpıcı veriler paylaştı. Ülkemizde girişimcilik iştahının güçlü olduğunu belirten Şen, "Her 100 işletmeden yaklaşık 16’sı yeni kurulan girişimlerden oluşuyor. Ancak bu girişimlerin toplam istihdam içindeki payı yalnızca yüzde 4,9 seviyesinde kalıyor. Kurulan her 100 girişimin 22’si maalesef daha ilk yılında kapanıyor. Hızlı büyüme oranımız yüzde 14,4 iken, yüksek katma değer üreten ‘Ceylan Girişim’lerin oranı ise yüzde 2,4 seviyesinde. Bu tablo bize girişimcilik politikalarımızın odağının artık sadece ‘iş kurmak’ değil, bu işletmeleri finansman, mentorluk ve doğru bir ekosistemle ‘yaşatmak ve büyütmek’ olması gerektiğini gösteriyor" dedi. Kadın girişimciliğinin küresel ve yerel ölçekteki görünümünü değerlendiren Sabriye Şen, bugün dünyada kadın girişimci oranının yüzde 20-25 bandında seyrederken, Türkiye’de bu oranın yüzde 13-15 seviyelerinde kaldığını belirtti. Bu noktada Bursa’nın sanayiyle entegre yapısının kadın girişimciler için güçlü bir model sunduğunu belirten Şen, "Sanayide Kadın Eli projesi kapsamında 226 firmayla iş birliği yaparak 277 kadını istihdama kazandırdık. KİPAP süreciyle 80 kadınımızın doğrudan iş hayatına katılımına destek verdik. Avrupa Birliği’nden kabul alan ve Almanya, Fransa ve Hollanda ortaklığında yürüteceğimiz 29 bin 359 avro bütçeli teknoloji ve liderlik programıyla, 35 genç kadınımızın potansiyelini uluslararası arenaya taşıyoruz. Bu projemizle, Bursa’daki kadın girişimcilik vizyonunu yerel sınırların ötesine taşıyoruz" ifadelerini kullandı. Kadınların ekonomik ve sosyal hayatta daha güçlü yer almasının sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Batmaz, "Kadınların iş gücüne ve girişimciliğe aktif katılımı olmadan güçlü, dengeli ve kapsayıcı bir kalkınmadan söz edemeyiz. BTSO olarak kadın girişimcilerimizin desteklenmesini öncelikli hedeflerimiz arasında görüyoruz" ifadelerini kullandı. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun vizyoner liderliğiyle hayata geçirilen Kadın Girişimciler Kurulu’nun ülke genelinde çok önemli bir misyon üstlendiğini vurgulayan Batmaz, "Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu’na kadınların ekonomik hayatta daha güçlü temsil edilmesine verdiği katkılar için teşekkür ediyorum. Bursa Ticaret Borsamızın koordinasyonunda çalışmalarını sürdüren TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulu da Sabriye Hanım liderliğinde hayata geçirilen projelerle kadın girişimciliğine somut ve kalıcı katkılar sunuyor. Özverili çalışmaları için kendilerini tebrik ediyor, toplantının verimli geçmesini diliyorum" diye konuştu. Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Bursa’nın üretim kültürü ve sanayi gücü içinde kadın girişimcilerin üstlendiği rolün her geçen gün daha da güçlenmesini memnuniyetle takip ettiklerini söyledi. Koordinatör kurum olarak temel yaklaşımlarının kadın girişimcilerin sadece yanında durmak değil, onların ihtiyaçlarını anlayan, gelişimlerini destekleyen ve onlarla yol yürüyen bir anlayışı sürdürmek olduğunu ifade eden Matlı, "Bursa Ticaret Borsası olarak kadın girişimciliğini her zaman öncelikli alan olarak görüyoruz. Eğitimden finansmana, mentorluktan teknolojiye uzanan bu bütüncül yaklaşımı son derece değerli buluyoruz. Kadın Girişimciler Kurulumuzun ortaya koyduğu çalışmalar; yalnızca projelerden ibaret değil, aynı zamanda iş gücü oluşturan ve sahaya dokunarak somut sonuçlar üreten çok kıymetli bir emeğin göstergesidir" dedi. TOBB KGK Marmara Bölge Temsilcisi ve Kocaeli KGK Başkanı Nurcan Babalık ise kadın girişimciliğinin artık sadece bir sosyal sorumluluk alanı değil, stratejik bir rekabet unsuru haline geldiğini belirtti. Babalık, "Kadın girişimciler olarak bizler; sadece ekonomik büyümeye değil, sürdürülebilir kalkınmaya, istihdama ve toplumsal dönüşüme de öncülük ediyoruz. Kadınlarımız artık inovasyon, dijital dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınmanın merkezinde yer alıyor. Finansmana erişimden yeşil dönüşüme kadar pek çok başlıkta ortak akıl üretmeye, deneyim paylaşmaya ve birbirimizden güç almaya ihtiyacımız var. İnanıyorum ki bölge toplantılarımız, iller arası sinerjiyi artırarak kadın girişimcilerimizin sesini daha güçlü duyuracak somut çıktılar üretecektir" şeklinde konuştu. TOBB tarafından düzenlenen "Yükselen Markalar Türkiye" projesinin finalistleri arasında yer alarak büyük bir başarıya imza atan İnegöl KOS Living firmasının kurucusu Şehriban Ezim’in başarı hikayesini paylaştığı program; Sachi Sustainability Consultancy Kurucu Ortağı Senem Tanju’nun "Sürdürülebilirlik ve ESG’de Devlet Destekli Çözümler", Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Filiz Eryılmaz’ın ise "2026 Ekonomisine Bakış: Riskler, Fırsatlar ve Öngörüler" konulu sunumlarıyla devam etti. TOBB KGK Marmara Bölge Toplantısı, bölge illerinde kadın girişimci sayısını artırmak, mevcut girişimleri büyütmek ve iller arası iş birliği fırsatlarını değerlendirmek amacıyla yürütülen projeler hakkında görüş alışverişi ile sona erdi.
15 Ocak 2026 Perşembe - 17:32
Peru ile Türkiye arasında sağlık turizmi, tarım ve ticaret alanlarında iş birliği görüşmesi
Peru Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında sağlık turizmi, tarım ve ticaret alanlarında iş birliği imkanları Ankara’da gerçekleştirilen görüşmelerde ele alındı. USTKON (Uluslararası Sanayi ve Ticaret Konfederasyonu) ve SATKOF (Sağlık Turizmi Konfederasyonu) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, beraberindeki heyetle birlikte Peru Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçisi César de las Casas ile bir araya geldi. Görüşmede, iki ülke arasında özellikle sağlık turizmi yatırımları ile tarım ve ticaret alanlarında geliştirilebilecek iş birliği imkanları değerlendirildi. Toplantıda, karşılıklı yatırım fırsatları, sürdürülebilir ortak proje modelleri ve uzun vadeli ekonomik iş birlikleri üzerinde duruldu. Görüşmelerin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin uluslararası iş birliklerini güçlendirmeye yönelik vizyonu doğrultusunda geliştirilmesinin önemine dikkat çekildi. Görüşmeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan USTKON ve SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın sağlık turizmi, tarım ve ticaret alanlarında ülkemizin küresel ölçekte güçlenmesine yönelik ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda, Peru ile geliştirilecek iş birliklerinin her iki ülke için de kalıcı ekonomik ve sosyal kazanımlar sağlayacağına inanıyoruz. Bu sürecin somut yatırım ve proje ortaklıklarına dönüşmesini hedefliyoruz" dedi. Gerçekleştirilen temasların, Peru Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki diplomatik, ekonomik ve sektörel ilişkilerin güçlendirilmesine, yeni yatırım alanlarının oluşturulmasına ve sürdürülebilir uluslararası iş birliği mekanizmalarının geliştirilmesine katkı sağlaması bekleniyor.
15 Ocak 2026 Perşembe - 17:11
Vestel’in yeni CEO’su Gökhan Sığın oldu
Vestel CEO’luğu görevine 19 Ocak 2026 itibarıyla Gökhan Sığın atandı. Sığın’ın yeni dönemde, teknoloji ve inovasyon odağındaki deneyimiyle şirketin küresel rekabet gücünü ve sürdürülebilir büyüme hedeflerini daha da ileriye taşıması bekleniyor. Vestel CEO’luğu görevine 19 Ocak 2026 tarihi itibarıyla Gökhan Sığın atandı. Sığın; yeni görevinde Vestel’in teknoloji şirketi kimliğinin ve iş sonuçlarının daha da güçlendirilmesi, inovasyon kapasitesinin artırılması, organizasyon yapısının ve yönetim yetkinliğinin daha da ileri taşınmasından sorumlu olacak. Yapılan açıklamaya göre, 30 yıla yakın kariyeri boyunca teknoloji, inovasyon ve uluslararası yönetim alanlarında çeşitli sorumluluklar üstlenen; organizasyonel dönüşüm, yenilikçi iş modelleri geliştirme, sürdürülebilir büyüme ve toplumsal kalkınma konularında geniş bir deneyime sahip olan Sığın’ın, küresel rekabetin hızlandığı günümüzde Vestel’in potansiyelinin güçlü ve sürdürülebilir sonuçlara dönüştürülmesine önemli katkılar yapması bekleniyor. Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden lisans, İngiltere Bristol Üniversitesi’nden yüksek lisans (MBA) derecesine sahip olan Sığın, tüketici elektroniği ve beyaz eşya sektöründe Türkiye ve uluslararası pazarlarda üstlendiği liderlik rollerinden sonra Vestel’e katılıyor. Sığın, bu atama ile Vestel’in teknoloji şirketi kimliğini pekiştirecek; inovasyon kapasitesini, organizasyonel yapısını ve yönetim yetkinliğini daha da güçlendirecek bir sorumluluk üstlenecek. Sığın, 2023-2025 yılları arasında Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD) Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini de yürüttü.
15 Ocak 2026 Perşembe - 16:58
MATSO Başkanı Güngör: "Bakanlıkta Manavgat OSB’nin yatırım sürecini görüştük"
Manavgat Ticaret ve Sanayi Odası (MATSO) ve Manavgat Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Başkanı Seydi Tahsin Güngör, AK Parti Antalya Milletvekili Dr. Tuba Vural Çokal ile birlikte Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan’ı makamında ziyaret etti. Güngör, ziyarette Manavgat OSB’nin yatırım sürecini görüştüklerini söyledi. MATSO ve Manavgat OSB Başkanı Seydi Tahsin Güngör, Milletvekili Dr. Tuba Vural Çokal ile birlikte ziyaret ettiği Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan ile Manavgat OSB planlaması, projenin son durumu ve yatırım sürecini görüştü. Görüşmede ayrıca Manavgat OSB’nin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı kredi destekleri kapsamına alınarak, ihale sürecinin başlatılması da ele alındı. Ziyarete ilişkin değerlendirmelerde bulunan Güngör, Manavgat’ın üretim gücünü artıracak stratejik bir projeyi hayata geçirmek için yoğun bir çalışma yürüttüklerini belirtti. Güngör, "Manavgat OSB’nin faaliyete geçmesiyle birlikte ilçemizde üretim, istihdam ve katma değer sağlayacak önemli yatırımların önü açılacaktır. Hedefimiz, OSB’nin 2026 yılı içerisinde yatırım sürecine girmesini sağlayarak Manavgat ekonomisine güçlü bir ivme kazandırmaktır" ifadelerini kullandı. Güngör, Manavgat OSB’nin sadece sanayi alanında değil, bölgesel kalkınma ve sürdürülebilir ekonomik büyüme açısından da kritik bir rol üstleneceğini dile getirdi. Manavgat OSB’nin hayata geçirilmesinde emeği bulunan herkese teşekkür eden Güngör, verilen desteklerin Manavgat iş dünyası açısından son derece kıymetli olduğunu vurguladı.
15 Ocak 2026 Perşembe - 16:19
DTSO Başkanı Kaya: "Türkiye’de vergi sistemi adalet temelinde yeniden ele alınmalı"
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, Türkiye’de vergi sisteminin adalet temelinde yeniden ele alınması gerektiğini vurgulayarak kayıt dışılığın önlenmesi, kazancın vergilendirilmesi ve yapay zeka destekli erken uyarı sistemlerinin yaygınlaştırılmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi. Hazine ve Maliye Bakanlığı, Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı ve Diyarbakır Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası (DSMMMO), "Vergi Denetiminde Yeni Yaklaşımlar", "Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi (KURGAN)", "Elektronik İnceleme Süreci" ve "VDK-Dilekçe ve Bilgi Verme Uygulaması" başlıklı seminer düzenledi. DTSO meclis salonunda düzenlenen seminere DTSO Başkanı Mehmet Kaya, Diyarbakır İş Konseyi Başkanı Mustafa Vural, Diyarbakır Defterdarı Mustafa İnceçayır, DSMMMO Başkanı Amine Demir Çoban, çok sayıda mali müşavir ve muhasebeci katıldı. Burada konuşan DTSO Başkanı Kaya, Türkiye’de vergi sisteminin adalet temelinde yeniden ele alınması gerektiğini vurguladı. Kaya, kayıt dışılığın önlenmesi, kazancın vergilendirilmesi ve yapay zeka destekli erken uyarı sistemlerinin yaygınlaştırılmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi. Kaya, 26 bin üyeye sahip DTSO açısından mali müşavirlerin "en önemli paydaşlar" olduğunu belirterek, "Bizim için sizlerin güçlü olması, bilgili olması ve sahada etkin olması hayati önemdedir" dedi. "Vergi, cironun değil kazancın vergilendirilmesidir" Vergi sistemindeki temel sorunun adaletsizlik olduğunu ifade eden Kaya, dolaylı ve dolaysız vergiler arasındaki dengesizliğe dikkat çekti. Kaya, "Bugün vergi sistemi ağırlıklı olarak kayıt altında olanların omuzlarına yüklenmiş durumda. Kayıt dışı olanlar hiç vergi ödemezken, kayıtlı olanların oranları sürekli artırılıyor. Vergi dediğimiz şey cironun değil, kazancın vergilendirilmesidir. Bu ilke sağlanmadığı sürece adalet de sağlanamaz" diye konuştu. Kayıt dışılığın önlenmesinin yalnızca oran artırımıyla mümkün olmadığını vurgulayan Kaya, tabana yayılmış, herkesin kazancı oranında vergi ödediği bir sistemin zorunlu olduğunu söyledi. Yapay zekanın yalnızca sanayi ve üretimde değil, vergi sisteminde de köklü değişimlere yol açtığını ifade eden Kaya, işletmelerin bu dönüşüme uyum sağlaması gerektiğini belirtti. "Beğensek de beğenmesek de yapay zekâ vergi sisteminin içine girmiş durumda. Uyum sağlamazsak ya sistem dışına düşeceğiz ya da işletmelerimizi kapatmak zorunda kalacağız" diyen Kaya, bu süreçte mali müşavirlerin rolünün daha da kritik hale geldiğini vurguladı. Son dönemde vergi idaresinden gelen otomatik bildirimler ve geçmişe dönük incelemelerin işletmeleri zorladığını dile getiren Kaya, erken uyarı ve bilgilendirme mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Kaya, Diyarbakır’da son dönemde kısa sürede açılıp kapanan şirket sayısındaki artışa da dikkat çekerek, bunun hem kent ekonomisini hem de kayıtlı işletmeleri olumsuz etkilediğini söyledi. Kaya, "Naylon şirketler haksız rekabete neden oluyor ve uzun vadede hepimizin başını ağrıtacak bir tablo ortaya çıkarıyor. Yapay zeka destekli denetim sistemleri gerçekten kayıt dışını hedef alırsa, kayıtlı işletmeler bundan rahatsız olmaz" şeklinde konuştu. ‘’Bu sistem üç ayaklıdır, biz, siz ve vergi kurumu" Vergi adaletinin sağlanmasının tek bir kurumun sorumluluğu olmadığını vurgulayan Kaya, çözümün ortak akıldan geçtiğini belirterek şöyle devam etti: "Bu sistemin üç ayağı var, mali müşavirler, iş dünyası ve vergi kurumu. Hep birlikte çalışarak, popülizm yapmadan, kazancın vergilendirildiği adil bir sistemi kurmak zorundayız. Eğer Diyarbakır’daki en büyük bin şirketle, en zengin bin kişi aynı kesim değilse, burada toplumsal bir sorun vardır." Konuşmasının sonunda toplantının düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Kaya, adaletli, şeffaf ve sürdürülebilir bir vergi sisteminin hem Diyarbakır’ın hem de Türkiye ekonomisinin geleceği açısından zorunlu olduğunu vurguladı. DSMMMO Başkanı Amine Demir Çoban, mesleki camiada birlik ve beraberliğin önemine dikkat çekerek, "Mesleğimizin, akademik herhangi bir meslekten katbekat fazla sorumluluk ve ceza ile muhatap olduğu bir gerçekliktir. Özellikle sorumluluk raporları bağlamında, meslek mensuplarının buna denk düşecek bir yetkiyle donatılmadan çalışmak zorunda kalması önemli bir problemdir. Bu bağlamda, vergi mahremiyeti başta olmak üzere gerekli hukuki ve idari düzenlemelerin yapılması sağlanmalıdır. Cezaların, işlemle orantılı ve amaca uygun şekilde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Bizler bunun mücadelesini vereceğiz. Bizler, mesleğimizin en büyük sermayesi olan meslek itibarına duyulan güveni hep birlikte koruyacağız’’ dedi. Yapılan konuşmaların ardından Antalya Vergi Denetim Kurulu Başkanı Emre Gök ve Antalya Vergi Denetim Kurulu Başkan Yardımcısı Çağrı Türkyılmaz, Vergi Denetiminde Yeni Yaklaşımlar, Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi (KURGAN), Elektronik İnceleme Süreci ve "VDK-Dilekçe ve Bilgi Verme Uygulaması konularında katılımcıları bilgilendirdi.
15 Ocak 2026 Perşembe - 16:16
Miran: "Kamuda ücret reformu istiyoruz"
Memur-Sen Konfederasyonu’nun aldığı kararla ‘kamuda ücret dengesizliği ve gelir adaletsizliğine dikkat çekmek için 81 ilde eş zamanlı basın açıklaması yapıldı. Memur Sen’e bağlı sendikaların temsilcileri ve üyeleri, Antalya Vergi Dairesi önünde düzenlenen basın açıklaması ile hükümetten taleplerini aktardı. Memur-Sen Antalya Temsilcisi ve Eğitim Bir Sen Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, kamu çalışanlarının yaşadığı ücret dengesizliği ve gelir adaletsizliğine dikkat çekti. "Ücret makası daha da açıldı" "Ücrette dengesizlik, gelirde adaletsizlik, kamuda huzursuzluk bitsin" çağrısıyla Türkiye genelinde 81 ilde eş zamanlı meydanlara çıktıklarını belirten Miran, 7. ve 8. Dönem Toplu Sözleşmelerde kamu görevlilerinin enflasyona ezdirildiğini söyledi. Miran, yapılan zamların yalnızca alım gücünü düşürmekle kalmadığını, aynı zamanda kamu personeli arasındaki ücret makasını daha da açtığını vurguladı. Miran, "Memuru ezerek enflasyonla mücadele yürütülemez" dedi. "Sistem yeniden alt-üst oldu" 2023 yılında yaşanan ücret çarpıklığının Cumhurbaşkanı tarafından düzeltilerek en düşük memur maaşının en düşük işçi maaşının üzerine çıkarıldığını hatırlatan Başkan Miran, mevcut tabloda sistemin yeniden bozulduğunu dile getirdi. Eğitim, sınav ve yılların emeğinin yok sayıldığını belirten Miran, kamuda barış ve huzurun ciddi şekilde zedelendiğini söyledi. Maliye Bakanlığı ile Kamu İşvereni Hakem Heyeti’nin tutumunu eleştiren Miran, aynı kurumda, aynı ortamda çalışan farklı statüdeki personel arasında oluşan ücret uçurumunun kapatılmadığını, bunun da adaletsizliği derinleştirdiğini ifade etti. "Personel sistemi baştan sona reforme edilmeli" Açıklamasında köklü bir kamu personel reformu çağrısı yapan Miran, kariyer basamaklarının netleştirildiği, ücret skalasının görev, unvan ve sorumluluk esaslı yeniden yapılandırıldığı bir sistem istediklerini belirtti. "Şimdi değilse ne zaman?" diyen Miran, parçacı değil bütüncül düzenlemeler yapılması gerektiğini vurguladı. 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nun miadını doldurduğunu savunan Miran, sendika yasasının ILO normlarına uygun şekilde yeniden düzenlenmesini istedi. Toplu sözleşme süreçlerinde Hakem Kurulu’nun belirleyici olmasına da tepki gösteren Miran, milyonlarca kamu görevlisi ve emeklisinin mali ve sosyal haklarının kısa bir takvime sıkıştırılmasını kabul etmediklerini söyledi. "İmtiyaz değil, alın terimizin karşılığını istiyoruz" Kamu görevlilerinin taleplerinin ayrıcalık değil hak olduğunu vurgulayan Miran, "Kamuda adalet istiyoruz, iş yerlerinde huzur istiyoruz, çalışma barışı geri gelsin istiyoruz" dedi. Ücret dengesizliğinin giderilmesinin ancak emekliliğe de yansıyacak şekilde verilecek bir refah payı ile mümkün olacağını ifade etti. Basın açıklaması, Memur-Sen’e bağlı sendikaların temsilcileri ve üyelerinin alkış ve sloganları eşliğinde, "Yaşasın hak, yaşasın emek, yaşasın adalet, yaşasın mücadele" sloganlarıyla sona erdi.
15 Ocak 2026 Perşembe - 16:12
Kozan’da 453 üreticiye ayçiçeği tohumu desteği
Adana’nın Kozan ilçesinde 453 üreticiye toplam 613 torba yüzde 50 hibeli ayçiçeği tohumu verilirken 12 bin dekar alanda üretim hedeflendiği belirtildi. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen "Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE)" projesi kapsamında, Adana’nın Kozan ilçesinde ayçiçeği üreticilerine yüzde 50 hibeli tohum desteği sağlandı. Proje ile ilçede yaklaşık 12 bin dekar alanda ayçiçeği üretimi hedeflenirken 453 üreticiye toplam 613 torba ayçiçeği tohumunun teslim edildiği belirtildi. 2026 yılı ekim sezonu hazırlıkları çerçevesinde teslim edilen tohumların toprakla buluşmasıyla bölgedeki bitkisel yağ üretimine stratejik katkı sunulduğu kaydedildi. Toplam bütçesi 4 milyon 596 bin 948 TL olan projenin yarısı olan 2 milyon 298 bin 474 TL’lik kısmının devlet tarafından hibe olarak karşılandığı ifade edildi. İl Müdürü Atilla Bayazıt, "Destek bizden, üretmek sizden mottosuyla hareket ediyoruz. Ayçiçeği, hem su tasarrufu sağlaması hem de yağ sanayisi için olmazsa olmaz bir ürün. Bu desteklerle atıl arazilerimizi ekonomiye kazandırırken, çiftçimizin maliyet yükünü de hafifletiyoruz" dedi. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü bahçesinde düzenlenen program, protokol üyelerinin çiftçilere tohum torbalarını sembolik olarak teslim etmesiyle sona erdi. Programa İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt’ın yanı sıra Kozan Belediye Başkanı Mustafa Atlı, ilçe protokolü ve çok sayıda çiftçi katıldı.
15 Ocak 2026 Perşembe - 16:11
Edremit Tarıma Dayalı İhtisas OTB’de yatırım rüzgarı
Balıkesir’in Edremit ilçesinde kurulan ve bölgenin ekonomik çehresini değiştirmesi hedeflenen Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Tarım Bölgesi’nde (OTB) yatırım süreci hız kazandı. Bölge ekonomisine ve tarıma dayalı sanayiye ivme kazandıracak yatırımcılar için parsel tahsis sözleşmeleri törenle imzalandı. Edremit’te tarım ve sanayi entegrasyonunu sağlamak amacıyla hayata geçirilen projede, yatırımcıların ilgisi artarak devam ediyor. Türkiye’nin köklü gıda markalarının ardından, kendi sektörlerinde öncü olan 7 büyük firma daha Edremit Tarıma Dayalı OTB’de yerini aldı. Büyük ölçekli sanayi parseli tahsis talebinde bulunan firmalar, yatırım kararlarını resmiyete döktü. Bölgenin geleceğini şekillendirecek stratejik bir proje İmza törenine Edremit Kaymakamı ve TDİOTB Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Odabaş, yönetim kurulu üyeleri ve yatırımcı şirketlerin yetkilileri katıldı. Törende konuşan Kaymakam Odabaş, projenin sadece Edremit için değil, ülke ekonomisi için de stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Kaymakam Odabaş, "Edremit Tarıma Dayalı İhtisas Organize Tarım Bölgesi, yalnızca bir tarım alanı değil; tarım ve sanayi entegrasyonunu sağlayan, bölge geleceğini şekillendirecek stratejik bir kalkınma projesidir. Burada tarımın sanayiyle buluştuğu, katma değerin üretildiği ve istihdamın artırıldığı çok kıymetli bir hamle gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. Parseller 2026’nın ilk yarısında teslim edilecek Törende paylaşılan bilgilere göre, tahsis edilen sanayi parsellerinin altyapı çalışmalarının tamamlanmasıyla birlikte 2026 yılının ilk yarısında yatırımcılara teslim edilmesi planlanıyor. Kamu-özel sektör iş birliğinin en verimli örneklerinden biri olarak gösterilen projenin, Edremit ve çevresindeki yatırım ortamını iyileştirerek ekonomik canlılığı üst seviyeye taşıması bekleniyor.
15 Ocak 2026 Perşembe - 15:59
Yüksekova OSB’de altyapı çalışmaları yüzde 46’yı aştı
Hakkâri Yüksekova Organize Sanayi Bölgesi’nin (OSB) 2026 Yılı Olağan 1. Müteşebbis Heyet Toplantısı, Hakkâri Valisi Ali Çelik başkanlığında gerçekleştirildi. Hakkâri Valiliği toplantı salonunda yapılan toplantıya; Vali Ali Çelik’in yanı sıra Vali Yardımcısı ve İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Orçun Zor, Yüksekova Kaymakamı Mustafa Akın, Yüksekova Ticaret ve Sanayi Odası (YÜTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Salih Özdemir, Yüksekova OSB Bölge Müdürü Dr. Murat Koca, ilgili kurum müdürleri ile YÜTSO üyeleri katıldı. Toplantıda; bakanlık kredisine esas olmak üzere finansmanın DAKA tarafından karşılanmasına yönelik protokol, 2026 yılı harcamaları ve yıl içi planlamalar, OSB arsa tahsisleri ile altyapı katılım bedellerine ilişkin konular ele alındı. Ayrıca OSB altyapı çalışmalarında gelinen son aşama hakkında müteşebbis heyet üyelerine kapsamlı bilgilendirme yapıldı. Yapılan sunumlarda, Yüksekova OSB’de fiziki gerçekleşme oranının yüzde 46,7, nakdi gerçekleşme oranının ise yüzde 40,4 seviyesine ulaştığı ifade edildi. Bu kapsamda; yol drenaj sistemi, menfez yapıları, içme suyu şebekesi, su deposu, atık su ve yağmur suyu altyapıları ile istinat duvarlarının tamamlandığı, yol alt temel ve temel imalatlarının ise devam ettiği bildirildi. Toplantıda ayrıca, 2026 yılı içerisinde yol kaplamaları, elektrik YG-AG şebekesi ve Telekom altyapısının tamamlanmasının planlandığı kaydedildi. Toplantı, değerlendirme ve görüş alışverişinin ardından sona erdi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder