ÇEVRE
10 Mayıs 2026 Pazar - 17:47 Sakaryalılar Anneler Günü’nde Poyrazlar Gölü’ne akın etti Sakarya’da havanın ısınmasını ve Anneler Günü’nü fırsat bilenler Poyrazlar Tabiat Parkı’nda buluştu. Güneşli havayı değerlendirmek isteyen vatandaşlar göl kenarına ve piknik alanlarına akın etti. Güneşli havayla birlikte oluşan güzel ortam ve tabiat parkındaki yoğunluk dron ile görüntülendi. Sakarya’da havanın ısınmasıyla birlikte anneler gününü ve Üniversiteli Trabzonsporlular Birliği tarafından düzenlenen Geleneksel Poyrazlar Bahar Şenliği’ni fırsat bilenler Poyrazlar Tabiat Parkı’nda buluştu. Gölün etrafında yoğunluk oluşturan vatandaşların kimi festivalde horon oynadı, kimisi de piknik alanlarının ve güneşli havanın tadını çıkardı. "Herkes mangal yapıyor, çok eğleniyor gibi gözüküyorlar" Ailesi ile birlikte sıcak havanın keyfini çıkartmak için piknik yapmaya gelen Tülay Işık, "Sıcak havayı değerlendirmek için bizde ailecek pikniğe geldik. Bir anne olarak bütün annelerin Anneler gününü kutluyorum. Yine bir anne olarak gördüğünüz gibi "Anne her yerde anne". Piknikte de işte de her yerde" derken, arkadaşları ile birlikte festival olduğunu duyup şehir dışından Sakarya’ya gelen Rabia Uzun ise, "Havaların güzelleşmesiyle birlikte festival olduğunu öğrendiğimizde arkadaşlarımızla birlikte İzmir’den geldik. Çok eğleniyoruz, horon çok güzel ama çok yorulduk. Bir sürü aile var, anneler günün değerlendirdiklerini düşünüyorum. Herkes mangal yapıyor, çok eğleniyor gibi gözüküyorlar" diye konuştu. "İzmir’den geldik" Fatma Zehra Dursun ise, "Anneler gününün pazar gününe denk gelmesiyle birlikte aileler buraya akın etmişler, çok kalabalık. Geçen senede gelmiştik, çok güzeldi. Keyifli bir ortam var, çok samimi herkes. Şehir dışından gelenler var, biz mesela İzmir’den geldik. Hava çok sıcak ve kalabalık" şeklinde konuştu.
Flamingolar bu yıl da Van’dan göç etmedi
03 Şubat 2026 Salı - 10:29 Flamingolar bu yıl da Van’dan göç etmedi Van Gölü havzasının göçmen misafirleri flamingolar, bölgedeki sıcak hava ve av yasağı sayesinde bu yıl da göç etmedi. Her yıl çok sayıda kuş türüne ev sahipliği yapan ve adeta kuş cennetini andıran Van Gölü havzası göçmen misafirleri, bölgedeki sıcak hava ve avlanma yasağı sayesinde konaklama sürelerini uzattı. Zengin kuş popülasyonuyla kuş cenneti olarak anılan Van Gölü havzası çevresinde görülen flamingolar, kıyı şeridini adeta beyaza bürüdü. Türkiye’deki yaklaşık 450 kuş türünden 250’sine ev sahipliği yapan Van Gölü havzasında konaklayan flamingolar, görüntüleriyle göz kamaştırıyor. Her yıl ilkbahar aylarında Afrika ve İran’ın Urmiye Gölü’nden Van Gölü Havzasında konaklayan flamingolar, kış mevsiminin gelmesiyle aynı güzergaha göç ediyor. Son yıllarda zaman zaman kış mevsiminde göç etmediği görülen flamingolar Gevaş Göründü sulak alanını mesken edindi. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, merkezlerinin Van Gölü havzasındaki bütün yaban hayvanlarının sorunlarıyla ilgilendiğini söyledi. Doğal hayatın ekolojik dengesinin bozulmadan devam etmesi için çalışmalar yapan kurumlarla koordinasyon sağlayarak çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Prof. Dr. Aslan, "Van Gölü havzası sulak alanlarının çok olması, iklim değişikliklerine bağlı olarak coğrafi şartlara sonucu birçok yaban hayvan türüne ev sahipliği yapıyor. Göçmen olarak gelen kuşlarımız var. Bir de yerleşik olan yaban hayvanlarımız var. Ama son yıllarda yaban hayvanları meteorolojik uzmanı olduğu için soğuk havaların veya yağışların başlamasıyla uygun ortamlarının bozulacağını bildikleri için göç edip daha sıcak bölgelere gidiyorlardı. Son yıllarda havanın sıcak gitmesinden dolayı bir grup flamingo kış mevsimini burada geçirmeye başladı" dedi. Selam getiren Allı turnalar eskiden Mart ayının sonlarına Nisan’ın başlarında buraya geldiğini ifade eden Prof. Dr. Aslan, "Mayıs’ta yoğunluk kazanarak Eylül’de buradan başlayıp Kasım sonunda Allı turnaları burada görmek mümkün değilken son 10 yıldır Allı turnalar yavaş yavaş göçünü azaltarak burada da konaklamaya başladılar. Özellikle Gevaş ilçesi sınırları içerisinde bulunan Göründü sulak alanda geçen seneler 15-20 tane kalırken bu sene 100’lere yakın Allı turna bulunuyor. Bunların sayısı da gün gün artmakta. Bu bize şunu göstermekte. Bahar mevsiminin daha ferah geleceği, erken geleceği, havaların erkenden ısınacağını gösterirken, ileride bu küresel ısınmaya bağlı olarak gidecekleri yerde veya göç yollarındaki tehlikeleri bize gösterir. Ama ileriki dönemde buralarda da kuluçka sayıları artarak burada artık tek yazları değil, kış mevsiminde de Allı turnaları görmek mümkün olacak" diye konuştu.
Yıkım firması korkutucu gerçeği gözler önüne serdi: ’’Binaların kolonlarını yıktığımız zaman demir bulamıyoruz"
03 Şubat 2026 Salı - 10:20 Yıkım firması korkutucu gerçeği gözler önüne serdi: ’’Binaların kolonlarını yıktığımız zaman demir bulamıyoruz" Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinden etkilenen illerde başta olmak üzere Türkiye genelinde birçok yapı için yıkım kararı verildi. Yıkımları üstlenen firmanın yönetim kurulu başkanı Mustafa Çubuk, binaların içinde mezarlık olduğunu belirterek, "O binaların kolonlarını yıktığımız zaman demir bulamıyoruz" dedi. Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinden Hatay, Osmaniye, Adıyaman, Diyarbakır, Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis, Adana, Malatya ve Elazığ illerinde büyük yıkımlar meydana geldi. 120 bin kilometre karelik alanda etkili olan depremde İçişleri Bakanlığı verilerine göre, 124 ilçe, 6 bin 929 köy ve mahallede yıkım olurken, 53 bin 537 kişi hayatını kaybetti, 107 bin 213 kişi yaralandı. Deprem sonrası, başta depremden etkilenen iller olmak üzere İstanbul ve birçok ilde karar çıkan yapıların yıkımları gerçekleştirildi. Yıkımları gerçekleştiren yüklenici firma, yapılarda deniz kumu, ve düşük demir kullanımı gibi riskli ihmallerin olduğu değerlendirmesinde bulundu. SMC Yıkım Hafriyat Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Çubuk İHA muhabirine, ülkenin bir daha böyle bir felaket yaşamaması temennisinde bulundu. Yıkım ekibi olarak ilk günden beri sahada olduklarını belirten Çubuk, araçlarıyla İstanbul’dan yola çıktıklarını, Diyarbakır, Malatya, Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş’a araç gönderdiklerini söyledi. "İstanbul’da çoğu bina deniz kumuyla yapılmış" Çubuk, her zaman devletin, memleketin, insanların yanında olduğunu ifade ederek, "Bunlar için varız. İstanbul’da yıkımların çoğunu ben yapıyorum. Okullar, hastaneler, devlet daireleri, kentsel dönüşüme hazırlık binalarını yıkıyorum. Bütün binalarda şunu gördük, binalar çok çürük. Demirler çürümüş, beton kalitesi çok düşük. Özelikle İstanbul’da çoğu bina deniz kumuyla yapılmış. Bu da Allah göstermesin en ufak bir depremde yüzlerce binanın yıkılacağı anlamına geliyor" dedi. "TOKİ konutları depreme çok dayanaklı" "Bu binaları yıktığımız için en çok biz görüyoruz. Kolonlara 6’lık demir koyuluyor. Hiç olmayacak şey. Yıkıma giderken 5 katlı olması gereken bina, 7-8 katlı olarak karşımıza çıkıyor’’ diyen Çubuk, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu da çocuklarımız, ailelerimiz, memleketimiz için çok kötü bir şey. Allah korusun depremde bu binaların hiçbir tanesi ayakta kalmaz, binalar çok çürük. Diyarbakır’da yaptığımız yıkımlarda burada da aynı şekilde. Allah, devletimizden, Cumhurbaşkanımızdan razı olsun. Hatay, Adıyaman, Diyarbakır, Kahramanmaraş’ta çok hızlı bir şekilde yarayı sardılar. TOKİ çok hızlı bir şekilde konut yaptı. Yeni yapılan konutlar depreme çok dayanıklı, yatay mimari olarak yapıyorlar." "İnsanlar da biraz elini taşın altına koysunlar, kentsel dönüşüm için müracaat etsinler" 81 ilde çürük binaları ve depremde hasar gören binaların yıkımını yaptıklarını aktaran Çubuk, "Her yerde de çalışmalarımız devam ediyor. İnsanlardan ricamız şudur, binalar çok çürük. Dışarıdan bakıldığında binaların camları, boyaları çok düzgündür. Ama içerideki kolonlar, temeller hiç öyle değil. İnsanlar da biraz elini taşın altına koysunlar bu çürük binaları kentsel dönüşüm için müracaat etsinler. Ülkemiz deprem ülkesi. Deprem olacak, bilim insanları bunu söylüyor. O binaların içinde mezarlık var. Yıkım olarak o binaların kolonlarını yıktığımız zaman demir bulamıyoruz" şeklinde konuştu.
Avşar Barajı’nda su seviyesi 20 milyon metreküpe ulaştı
03 Şubat 2026 Salı - 10:08 Avşar Barajı’nda su seviyesi 20 milyon metreküpe ulaştı Manisa’nın Alaşehir ilçesinde son günlerde etkili olan düzenli yağışlar ve derelerden gelen akışlarla birlikte Avşar Barajı’ndaki su seviyesi önemli ölçüde yükseldi. Bugün itibarıyla barajda biriken su miktarı 20 milyon metreküpe ulaşarak geçen yılın toplam su seviyesini geçti. Geçen yıl barajda toplam 16 milyon metreküp su bulunuyordu. Düzenli yağışların toprağı doyurması, yaz sulaması için barajların dolması ve dere suları ile bağların sulanması üreticileri sevindirdi. Üreticiler, bu yılın bereketli geçeceğini ifade etti. 2025 yılında su seviyesinin yetersiz olması nedeniyle sulama sahası ikiye bölünmüş ve tarım alanlarının yarısına su verilememişti. Bu yıl ise şubat, mart ve nisan aylarında beklenen yağışlar ile dağlardaki karların erimesi sonucu su seviyesinin 30 milyon metreküpü aşması bekleniyor. Su seviyesinin 30 milyon metreküpü geçmesi halinde, Avşar Barajı’nın sulama sahası olan yaklaşık 120 bin dekar alanın tamamına su verilmesinin planlandığı bildirildi. Derelerden gelen sular bağlara aktarılıyor Toplam 75 milyon metreküp kapasiteye sahip Avşar Barajı, Alaşehir ve Sarıgöl ovalarında yaklaşık 120 bin dekar tarım arazisinin sulanmasında kullanılıyor. Bağ Sulama Birliği tarafından Zeytinçay, Sarıkız ve Batınca derelerinden gelen sular israf edilmeden sulama kanallarına yönlendirilerek bağlara kış suyu verilmesi sağlanıyor. Kemaliye, Akkeçili ve Piyadeler mahalleleri bölgelerinde borlu (tuz oranı yüksek) topraklarda dere suları ile yapılan sulama sayesinde toprağın 50-60 santimetre derinliğe kadar yıkandığı ve tuz oranının düşürüldüğü, bu durumun bağlarda verim artışına katkı sağladığı belirtildi. Geçtiğimiz yıl dere suyu ile sulanan alanın yaklaşık 2 bin dekar olduğu, bu yıl ise dere akışlarının artmasıyla birlikte 4-5 bin dekara ulaşmasının beklendiği kaydedildi. On yıldır dolmamıştı Barajdaki su seviyesinin yükselmesini izlemeye gelen vatandaşlar, "On yıldır baraj dolmuyordu. Bu yıl yağışlar güzel oldu. Baraj dolacak, yazın susuz kalmayacağız. Bu yıl bereket yılı olacak" şeklinde konuştu. Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından yürütülen Avşar Barajı kapalı devre sulama sistemi çalışmalarının da devam ettiği, bugüne kadar 4 bin dekar alanın sisteme dahil edildiği, bu yıl ise 4 bin dekar alanın daha kapalı devre sulama sistemine alınmasının planlandığı bildirildi. Alaşehir ve Sarıgöl ovalarında toplam 120 bin dekar alanın kapalı devre sulama sistemine geçişinin 2028 yılına kadar tamamlanmasının hedeflendiği ifade edildi. Sulama sahasının tamamına su verilebilecek Bağ Sulama Birliği Başkanı Hüseyin Alagöz, barajın geçmiş yıllarda yüzde 20-30 doluluk oranlarında seyrettiğini belirterek, "Geçen yıl 15-16 milyon metreküp civarında suyumuz vardı ve sulama sahasını ikiye bölerek yarısına su verebildik. Bu yıl ölçümlerimize göre 20 milyon metreküpü aştık. Derelerden gelen akışlarımız iyi, su seviyesinin 30 milyon metreküpü geçmesini bekliyoruz. Suyumuz yeterli olursa, sulama sezonu başında su seviyesine bakarak planlama yapacağız. Doluluk oranına göre bu yıl sulama sahasının tamamına su vermeyi planlıyoruz" dedi. Alagöz ayrıca, çiftçilerin kış suyu talebinin yoğun olduğunu, dere sularının kanallara yönlendirilerek toprağın yıkanması ve verimin artırılmasının hedeflendiğini söyledi.
Bayburt’ta lapa lapa kar yağışı etkili oluyor
03 Şubat 2026 Salı - 09:59 Bayburt’ta lapa lapa kar yağışı etkili oluyor Bayburt’ta gece yarısı başlayan ve sabah saatlerinde yeniden etkisini artıran kar yağışı devam ediyor. Lapa lapa yağan kar nedeniyle araçların üzeri ve kaldırımlar karla kaplanırken, Bayburtlular kar yağışlı bir sabaha uyandı. Gece saatlerinde başlayan ve ilerleyen saatlerde etkisini azaltan kar yağışı, sabah saatlerinde yeniden kuvvetlendi. Kent genelinde etkili olan yağış sonrası esnaf, dükkanlarının önünde biriken karları temizleyerek güne başladı. "Kar berekettir, hayattır" Memleketin özlenen kış mevsimine kavuştuğunu belirten Hasan Karaaslan, karın bereket ve hayat kaynağı olduğunu ifade etti. Karaaslan, yağan karın hem doğa hem de insanlar için büyük bir nimet olduğunu dile getirerek, kar yağışına şükrettiklerini söyledi. Karaaslan, karla birlikte günlük hayatın bir parçası olarak dükkan önlerini temizlediklerini ve ihtiyaç sahiplerinin unutulmaması gerektiğini vurgulayarak, "Memleket özlenen kışa kavuştu, sabahtan beri güzel kar yağıyor. Tabii kar bereket, su, hayat, her şey. Bu kar tanelerinin her birini melekler indiriyor. Rabbimize ne kadar şükretsek, hamd etsek azdır. Bunlar hepsi bizim için, hepsi insanlık için. Yolları temizliyoruz, dükkânımızın önlerini süpürüyoruz. Rabbim darda kalanlara yardım eylesin. Odunu, kömürü olmayanlara yardım etsin" dedi. Sabah namazından itibaren yağışın kesintisiz sürdüğünü ifade eden Ahmet Çaphan, karın özellikle su kaynakları ve tarım açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Çaphan, toprakların doyabilmesi için bu yoğunlukta birkaç yağışın daha gerçekleşmesi gerektiğini belirterek, "Suyumuzun olması ve tarım arazilerimizin ıslanması için kar şart" ifadelerini kullandı. Öte yandan kar yağışı, çocuklar tarafından sevinçle karşılandı. Arkadaşlarıyla birlikte kar topu oynamak için sabırsızlandığını dile getiren Ebubekir Işılak, kar yağışının çocukları mutlu ettiğini belirtti. Işılak, arkadaşlarıyla birlikte kar topu oynayıp kardan adam yapacaklarını söyleyerek, kışın en güzel yanının karla oynamak olduğunu söyledi. Hava sıcaklıklarının düştüğü kentte, kar yağışının aralıklarla devam etmesi bekleniyor.
Sarıçam’da dere yatağına ev yapılması, alt yapı yetersizliği sele neden oluyor
03 Şubat 2026 Salı - 09:50 Sarıçam’da dere yatağına ev yapılması, alt yapı yetersizliği sele neden oluyor Cuma günü metrekareye 138 kilogram yağışın düştüğü Adana’da dere yatağına ev yapılan, alt yapının yetersiz olduğu Sarıçam ilçesinde lüks sitelerin bile su içinde kalmasına mahalle sakinleri tepki gösterdi. İlçede yapılan atık su kanalının etrafında ise heyelanlar olduğu görüldü. Adana’da yağıştan en fazla etkilenen ilçelerden biri merkez Sarıçam oldu. Şiddetli yağış nedeniyle bazı lüks sitelerin bahçelerini su basarken, park halindeki araçlar da sular altında kaldı. İlçede her yağmur sonrası benzer manzaraların yaşandığı belirtildi. Yağışın ardından dere yatağına yapılan su kanalının yetersiz olduğu, kanal kenarında toprak kayması meydana geldiği gözlendi. Bölgedeki yapılaşmanın taşkın riskini artırdığı ifade edildi. Sarıçam’da yaşayan Avukat Yusuf Özer, şehir planlamasında ciddi eksiklikler bulunduğunu belirterek, "Bir şehir planlanırken en az 100 yıllık veriler göz önünde bulundurularak yapılır. Sarıçam, Adana’nın en yeni ilçelerinden biri ve yaklaşık 10 yıllık bir geçmişi var. Ancak bırakın 100 yılı, 10 yıl bile planlanmadan aynı sorunları tekrar yaşıyoruz" dedi. "Ciddi can kayıpları olabilir" Dere yataklarına yapılaşmanın büyük risk oluşturduğunu vurgulayan Özer, "Dere yataklarının boş bırakılması gerekirken, bu alanlara binalar yapılıyor. Dere yatağının devamındaki tarım alanlarında da yapılaşma olunca, bu bölgeler her yağışta taşkına maruz kalıyor" ifadelerini kullandı. 2009 yılında İstanbul’daki Ayamama Deresi’nde yaşanan sel felaketini hatırlatan Özer, "İkitelli’de 31 vatandaşımız hayatını kaybetmişti. Burada da kuvvetli bir sel yaşanması halinde ciddi can kayıpları olabilir" diye konuştu. Sorunun yağıştan çok altyapı yetersizliği olduğunu dile getiren Özer, "Bizim sıkıntımız yağmur değil, suyu yönetemiyoruz. Cadde ve sokaklara bakın, her yer beton ve asfaltla kaplı. Yağmur yağdığında suyun gideceği alan kalmıyor. Dere yatakları da kapatıldığı için su akacak yer bulamıyor ve binalar su altında kalıyor" ifadelerini kullandı. "Sarıçam kentin en yüksek yeri" Sarıçam’ın Adana’nın yüksek kesimlerinden biri olduğunu belirten Özer, "İlçemiz yaklaşık 63 metre rakıma sahip. Dere yatağının yanındaki toprak alan yarıldı. Biraz daha yağış olsaydı aşağıdaki mahallelerin tamamını su basabilirdi" şeklinde konuştu. Yağmur suyu ile kanalizasyon hattının aynı noktaya aktığını söyleyen Özer, altyapının saatlik 25-30 kilogram yağışa göre planlandığını belirterek, "Geçtiğimiz günlerde metrekareye 138 kilogram yağmur düştü ve altyapı bunu kaldıramadı. Bu nedenle taşkınlar kaçınılmaz oldu" diyerek sözlerini tamamladı.
Türkiye tarımda kullandığı suyun yarısından fazlasını israf ediyor
03 Şubat 2026 Salı - 09:49 Türkiye tarımda kullandığı suyun yarısından fazlasını israf ediyor Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, Türkiye’de tarımda kullanılan 45 milyar metreküp suyun yaklaşık 25 milyar metreküpünün yanlış sulama yöntemleri nedeniyle boşa harcandığını belirterek, ülkenin su fakirliği sınırına dayandığı uyarısında bulundu. "Dünya Sulak Alanlar Günü" dolayısıyla Doğa Koruma ve Milli Parklar 11. Bölge Müdürlüğü tarafından Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti Sulak Alanı’nda düzenlenen toplantıda konuşan Prof. Dr. Demir, suyun hem dünya hem de Türkiye açısından hayati bir unsur olduğunu vurguladı. Türkiye’nin resmi verilere göre 112 milyar metreküp su potansiyeline sahip olduğunu kaydeden Demir, bunun 75 milyar metreküpünün kullanıldığını, en büyük payın ise tarımsal sulamaya ait olduğunu söyledi. "Türkiye su fakirliği sınırında bir ülke, Ege ve Marmara Bölgesi ise su fakiri" Türkiye’nin de birçok ülke gibi su fakirliği sınırına geldiğine değinen OMÜ Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, "Su, tüm evreni şekillendiriyor. Su, tüm kâinatın enerjisini toplayan, depolayan ve dönüştüren tek maddedir. Kâinatta ilk önce yaratılan su, güneşten aldığı enerji ile bugünkü dünyadaki tüm enerjileri oluşturuyor. Dünyanın dörtte üçü su ancak bu suyun yüzde 97’si tuzlu su, tatlı su çok sınırlı. Yüzde 3’lük tatlı suyun da yüzde 97’si göl ve denizlerin altında bulunuyor. 8 milyar insanın şu anda yararlanabildiği su, var olan suyun 10 binde 3’ü civarında. Türkiye su fakirliği sınırında bir ülke. Toplam suyumuz resmi rakamlara göre 112 milyar metreküp. 85 milyondan fazla nüfusumuz var. İnsan başına bin 100 metreküp su düşüyor. Su fakirliği sınırı bin m3. Su fakirliği sınırına geldik. Birçok bölgede su fakirliğine girdik. Ege ve Marmara’da su fakirliğine girildi. Su zengini bir ülke değiliz" dedi. "Dünyada 1 milyar civarında insan günde 2 litre suyla yaşamak zorunda" Su sıkıntısı nedeniyle 1 milyar insanın günde 2 litrelik suyla idare etmek zorunda olduğuna değinen Prof. Dr. Yusuf Demir, "Su dünyada da önemli. UNESCO’ya göre dünyada her gün 6 bin çocuk susuzluktan ya da buna bağlı hastalıklardan ölüyor. Dünyada 3 milyar insan su kıtlığı ile karşı karşıya. 1 milyar civarında insan günde 2 litre suyla yaşamak zorunda. Bu 2 litreyle sabahtan akşama kadar yeme, içme, temizlik gibi tüm ihtiyaçlarını karşılamak zorundalar. O nedenle 1993’te Brezilya’da Dünya Su Günü ilan edildi" diye konuştu. "2 ton pirinç için bir baraj dolusu su harcıyoruz" İsrafın da su üzerinde önemli etkisi olduğuna değinen Prof. Dr. Demir, "Türkiye’den bir örnek; herkes tabağında 1 adet pirinç bıraksa günde 85 milyon pirinç yapar. 85 milyon pirinç yaklaşık 2 ton yapıyor. 2 ton pirinç önemli değil. 1 avuç pirinç üretmek için 3,5 ton su tüketiliyor. 2 ton pirinci üretmek için bir baraj dolusu suyu harcıyoruz. Tabakta 1 adet pirinç bırakmak bir ülkeye böyle bir bedele mal oluyor. Onun için israf da bu şekilde anlatılmalı. Din görevlilerine de israfın böyle anlatılması gerektiğini söylüyorum. Bundan sonraki yaşamda 2 kavram çok önemli hale gelecek. Bunlardan biri su ayak izi, biri de karbon ayak izi. Artık üretilen her ürünün tohum aşamasından geri dönüşüm aşamasına kadar olan süreçlerde kullanılan su kayıt altına alınacak" şeklinde konuştu. "Türkiye’de 45 milyar m3 suyun 25 milyar m3’ünü boşa akıtıyoruz" Ülke genelinde 1 yılda tüketilen suyun büyük bölümünün tarımda kullanıldığını ve bunun da yanlış kullanıldığını ifade eden Demir, ayrıca şunları söyledi: "Türkiye’deki 112 milyar m3 suyun 75 milyar m3’ünü kullanıyoruz. Bunun 45 milyar m3’ünü tarımda kullanıyoruz. Maalesef tarımda sulamayı bilmediğimiz ya da sulama mühendislerini kullanmadığımız için bu 45 milyar m3 suyun 25 milyar m3’ünü boşa akıtıyoruz, yani israf ediyoruz. Türkiye nüfusunun 1,5 yılda evde ve sanayide kullandığı sudan fazla bir suyu tarımda 1 yılda israf ediyoruz. O nedenle suyun önemini kavramamız gerekiyor."
Mersin’de selin izleri sahillerden siliniyor
03 Şubat 2026 Salı - 09:47 Mersin’de selin izleri sahillerden siliniyor Mersin’de geçtiğimiz hafta cuma günü etkili olan aşırı yağışların ardından sahillerde ve dere yataklarında oluşan sel kaynaklı atıklar, Büyükşehir Belediyesi ekiplerinin koordineli çalışmasıyla temizlenirken, tahrip olan alanlarda yenileme çalışmaları sürüyor. Mersin Büyükşehir Belediyesi, 30 Ocak’ta aşırı yağışların bazı derelerin taşmasına sebep olduğu olumsuzlukları gidermek için çalışmaya devam ediyor. Şiddetli yağışların etkisiyle ve bu yağışların yüksek kesimlerdeki karları eritmesi sonucu bazı derelerde taşkınlar yaşanması sonrası ekipler, selin getirdiği tüm atıkları temizleyerek bölgeyi güvenli hale getiriyor. Mersin sahillerinde selin izleri siliniyor Mezitli ilçesi Tece sahili ile Akdeniz ilçesi Kazanlı sahili arasını kapsayan bölgede sel sularının sürüklediği ağaç, odun, çakıl ve süprüntü atıkları, ekiplerin koordineli çalışmasıyla temizleniyor. Temizlik ve müdahale çalışmaları, Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda, Yol Yapım Bakım ve Onarım Dairesi, İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi ile Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresi (MESKİ) ekiplerinin iş birliğiyle sürdürülen çalışmalar hafta boyunca devam edecek. Taşkın sularıyla denize ulaşan 150 kamyona yakın kütük, ağaç ve çalı toplandı Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı ise Adnan Menderes Bulvarı Kültür Park ve çevresinde, taşkın sonrası yüzey akıntısı ile denize ulaşan atıkların temizliğini sürdürüyor. Kayalıklardan toplanan atıklar iş makinaları aracılığıyla taşınırken, tazyikli su ile yürüyüş alanlarının temizliği de sağlanıyor. Temizlik çalışmaları sırasında atıklar arasında mahsur kalan canlılar ise kurtarılarak, doğal yaşam alanlarına sevk ediliyor. Çalışmalar kapsamında sahillerde, taşkın sularının denize taşıdığı kütük, ağaç ve çalılardan oluşan yaklaşık 150 kamyon dolusu atık temizlendi. 8 kilometrelik sahil bandında süren çalışmaların kısa süre içinde tamamlanması hedefleniyor. Kuvvetli yağışlar nedeniyle tahrip olan parklarda ise yenileme çalışmaları devam ediyor. "Kuvvetli yağışların sebep olduğu olumsuzlukların büyük bölümü giderildi" Park ve Bahçeler Dairesi Başkanı Vedat Doğan, denizde ve sahil bandında yürütülen çalışmalara dair bilgi vererek, vatandaşların refahı için yağışların ilk gününden itibaren görevde olduklarını belirtti. Kuvvetli yağışların sebep olduğu olumsuzlukların büyük bölümünün giderildiğinin altını çizen Doğan, "Yapmış olduğumuz çalışmalarla tüm olumsuzlukları gidererek, halkımızı daha rahat, müreffeh ve temiz bir ortamla buluşturmayı hedefledik ve amacımıza ulaştık. İlk günden itibaren Kültür Park içerisindeki 8 kilometrelik mesafede toplam 350 bin metrekarelik alanı, yürüyüş ve gezinti yollarını temizleyerek vatandaşlarımızın kullanımına açtık. Şu anda herhangi bir olumsuzluk yok. Vatandaşlarımız piknik alanlarımızı, yürüyüş ve gezinti yollarını gayet rahat bir şekilde kullanabilirler. Aşırı yağışların vermiş olduğu tahribatları da bakım, tamir ve boyama işlemleriyle gidermekteyiz" dedi. "Ekiplerimiz Tece’den Kazanlı sahiline kadar temizlik çalışmalarına devam ediyor" Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığına bağlı Temizlik Hizmetleri Şube Müdürü Gökhan Kutkan da temizlik çalışmaları hakkında bilgi vererek, "30 Ocak tarihinde gerçekleşen sel sonrası tüm ekiplerimiz, Mezitli sahil tarafında temizlik çalışmalarına devam ediyor. Selden kaynaklı ağaç ve süprüntü atıklarının sahile taşınması nedeniyle, temizleme ve tesviye çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Ekiplerimiz Tece’den Kazanlı sahiline kadar temizlik çalışmalarına devam ediyor. Çevre Koruma Kontrol Dairesi Başkanlığımız koordinesinde ilgili birimlerimizin de desteğiyle loder, ekskavatör, kepçe ve kamyonlarımızla gerçekleştirdiğimiz temizlik çalışmamız hafta boyunca devam edecek" ifadelerine yer verdi.