ÇEVRE - 03 Şubat 2026 Salı 10:08

Avşar Barajı’nda su seviyesi 20 milyon metreküpe ulaştı

A
A
A
Avşar Barajı’nda su seviyesi 20 milyon metreküpe ulaştı

Manisa’nın Alaşehir ilçesinde son günlerde etkili olan düzenli yağışlar ve derelerden gelen akışlarla birlikte Avşar Barajı’ndaki su seviyesi önemli ölçüde yükseldi. Bugün itibarıyla barajda biriken su miktarı 20 milyon metreküpe ulaşarak geçen yılın toplam su seviyesini geçti. Geçen yıl barajda toplam 16 milyon metreküp su bulunuyordu.


Düzenli yağışların toprağı doyurması, yaz sulaması için barajların dolması ve dere suları ile bağların sulanması üreticileri sevindirdi. Üreticiler, bu yılın bereketli geçeceğini ifade etti.


2025 yılında su seviyesinin yetersiz olması nedeniyle sulama sahası ikiye bölünmüş ve tarım alanlarının yarısına su verilememişti. Bu yıl ise şubat, mart ve nisan aylarında beklenen yağışlar ile dağlardaki karların erimesi sonucu su seviyesinin 30 milyon metreküpü aşması bekleniyor. Su seviyesinin 30 milyon metreküpü geçmesi halinde, Avşar Barajı’nın sulama sahası olan yaklaşık 120 bin dekar alanın tamamına su verilmesinin planlandığı bildirildi.



Derelerden gelen sular bağlara aktarılıyor


Toplam 75 milyon metreküp kapasiteye sahip Avşar Barajı, Alaşehir ve Sarıgöl ovalarında yaklaşık 120 bin dekar tarım arazisinin sulanmasında kullanılıyor. Bağ Sulama Birliği tarafından Zeytinçay, Sarıkız ve Batınca derelerinden gelen sular israf edilmeden sulama kanallarına yönlendirilerek bağlara kış suyu verilmesi sağlanıyor.


Kemaliye, Akkeçili ve Piyadeler mahalleleri bölgelerinde borlu (tuz oranı yüksek) topraklarda dere suları ile yapılan sulama sayesinde toprağın 50-60 santimetre derinliğe kadar yıkandığı ve tuz oranının düşürüldüğü, bu durumun bağlarda verim artışına katkı sağladığı belirtildi. Geçtiğimiz yıl dere suyu ile sulanan alanın yaklaşık 2 bin dekar olduğu, bu yıl ise dere akışlarının artmasıyla birlikte 4-5 bin dekara ulaşmasının beklendiği kaydedildi.



On yıldır dolmamıştı


Barajdaki su seviyesinin yükselmesini izlemeye gelen vatandaşlar, "On yıldır baraj dolmuyordu. Bu yıl yağışlar güzel oldu. Baraj dolacak, yazın susuz kalmayacağız. Bu yıl bereket yılı olacak" şeklinde konuştu.


Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından yürütülen Avşar Barajı kapalı devre sulama sistemi çalışmalarının da devam ettiği, bugüne kadar 4 bin dekar alanın sisteme dahil edildiği, bu yıl ise 4 bin dekar alanın daha kapalı devre sulama sistemine alınmasının planlandığı bildirildi. Alaşehir ve Sarıgöl ovalarında toplam 120 bin dekar alanın kapalı devre sulama sistemine geçişinin 2028 yılına kadar tamamlanmasının hedeflendiği ifade edildi.



Sulama sahasının tamamına su verilebilecek


Bağ Sulama Birliği Başkanı Hüseyin Alagöz, barajın geçmiş yıllarda yüzde 20-30 doluluk oranlarında seyrettiğini belirterek, "Geçen yıl 15-16 milyon metreküp civarında suyumuz vardı ve sulama sahasını ikiye bölerek yarısına su verebildik. Bu yıl ölçümlerimize göre 20 milyon metreküpü aştık. Derelerden gelen akışlarımız iyi, su seviyesinin 30 milyon metreküpü geçmesini bekliyoruz. Suyumuz yeterli olursa, sulama sezonu başında su seviyesine bakarak planlama yapacağız. Doluluk oranına göre bu yıl sulama sahasının tamamına su vermeyi planlıyoruz" dedi.


Alagöz ayrıca, çiftçilerin kış suyu talebinin yoğun olduğunu, dere sularının kanallara yönlendirilerek toprağın yıkanması ve verimin artırılmasının hedeflendiğini söyledi.



Avşar Barajı’nda su seviyesi 20 milyon metreküpe ulaştı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Arnavutköy’de 15 ay önce öldürülen berberin ailesi, adalet arayışında İstanbul Arnavutköy’de 15 ay önce 17 yaşındaki cinayet zanlısı tarafından bıçaklanarak öldürülen Muhammet Deniz’in ailesi, adalet çağrısında bulundu. İlk duruşmada hakim karşısına çıkan zanlının suçunu itiraf ettiği ve haksız tahrik indiriminde bulanarak cezasının düşürülmesi için savunma yaptığı öğrenildi. 25 Ocak 2025 tarihinde Arnavutköy ilçesi Karlıbayır Mahallesinde meydana gelen cinayette Muhammet Deniz, o tarihte 17 yaşında olduğu cinayet zanlısı tarafından öldürüldü. Gaziosmanpaşa Adliyesi 3.Ağır Ceza Mahkemesinde başlayan yargılamada cinayet zanlısı bugün hakim karşısına çıktı. Savunmasında suçunu itiraf eden zanlı, öldürdüğü kişinin ablasına mesaj attığını ve bu sebeple Muhammed Deniz’i öldürdüğü öğrenildi. Hayatını kaybeden Muhammet Deniz’in avukatı Yılmaz Çakmak, zanlının ifadesinde çelişkilerin olduğunu söyledi. Aile adına konuşan Avukat Yılmaz Çakmak, suça sürüklenen çocuk tanımındaki yargılama tasarrufunda değişiklik yapılmasını söyledi. "Adaletin gereken cezayı vermesini istiyorum" Feci bir şekilde öldürülen Muhammet Deniz’in babası Mehmet Deniz, adalet çağrısında bulundu. Baba Mehmet Deniz, "Bugün oğlumun duruşmasıydı. Normalde bir senedir bekliyorduk bu duruşmayı. Hep "gizlilik, gizlilik" diye tutturdular, bir türlü açmadılar. Bugün açtılar mahkemeyi. İşte mahkeme de 3 Temmuz’a atıldı. Gereken bilgileri zaten avukat bey size iletti. Onun dediklerinin her şeyi doğrudur. Yani adaletin yerini bulmasını istiyorum inşallah. Önceki haberlerde "Yok işte daha yakalanmadı, firardır" diye. Aynı gün zaten bir saat içinde yakalandı emniyet müdürlüğünde. Adaletin gereken cezayı vermesini istiyorum. Yani çocuk yaptırdıysa, yaptıran varsa. Çocuk olarak yargılanmaması gerekiyor. Yani tetikçi de çocuk olarak yargılanmaması lazım. SSÇ kavramı gerçekten... Gereken delillerin göz önünde bulundurularaktan adaletin yerini bulmasını istiyorum. İnşallah da bulur, gereken cezayı da alır. Yani daha diyecek bir lafım yok, idamla yargılansın" dedi. "Abla bugün gelip ifadesinde "Benim kardeşim ceza alma ihtimaline karşılık, haksız tahrik indiriminde bulunma ihtimaline karşı böyle bir beyanda bulunmuştur" diye kardeşini yalanladı" Duruşmaya katılan Avukat Yılmaz Çakmak, suçu işleyen kişinin ablasının ifadesinden bahsetti. Avukat Çakmak, "Yani soruşturma tabii gizli yürüdüğü için soruşturma aşamasında bizim delillerden uzak kalma durumumuz söz konusu oldu. Fakat özellikle suça sürüklenen çocuk kavramının değiştirilmesine yönelik o kadar muallak bir çalışma yapıldığı noktasında belli bazı kamuoyunda söylentiler olmasına rağmen mahkemelerin olsun, savcılıkların olsun suça sürüklenen çocukların beyanları doğrultusunda soruşturmayı ve kovuşturmayı genişletmeleri çok anlamsız. Çünkü özellikle bizim dosyada daha önce de zaten medyaya yansıyan bir dosya. Bu dosyada suça sürüklenen çocuk ifadesinde "Benim müvekkilime yönelik ablamı sırf sarkıntılık yapıp mesaj attı diye ben böyle bir eylemde bulundum" dedi. Abla bugün gelip ifadesinde "Benim kardeşim ceza alma ihtimaline karşılık, haksız tahrik indiriminde bulunma ihtimaline karşı böyle bir beyanda bulunmuştur" diye kardeşini yalanladı zaten" şeklinde konuştu. "Biz bu çelişkili beyanlar üzerine mahkemeye resen ihbarda bulunması talebinde bulunduk" Cinayet zanlısının çelişkili ifadeler verdiğini söyleyen Avukat Yılmaz Çakmak, "Biz burada tabii aileler arasında bir sosyal infial olmasın diye belli başlı bazı noktalara dikkat ederek beyanlarımızda bulunduk. Aile de bu konuda çok hassas. Fakat özellikle Suça sürüklenen çocuğa yönelik belli başlı bazı kanuni çalışmaların olması gerekiyor. Çünkü Suça sürüklenen çocuğu olay yerine götüren patronu, "harçlık çıkarmak için benim yanımda çalışıyordu" dediği kardeşini kalkıp kendi özel arabasıyla işe getirip işe götüren birisi. Biz bu çelişkili beyanlar üzerine mahkemeye resen ihbarda bulunması talebinde bulunduk. Umarım bir an önce adalet yerini bulur. Bizim farklı şüphelerimiz var. Şey yani özellikle benim müvekkilimin evliliğinden yaklaşık bir yıl sonra evini terk eden eşinin müvekkilime annesinin telefonundan atmış olduğu tehdit, ölümle tehdidine yönelik mesajlar var. Tabii bu gizli olan yetişkin dosyasında devam ediyor" ifadelerini kullandı. "Suça sürüklenen çocuk kavramı noktasında ciddi anlamda bir değerlendirme yapılması gerekiyor" Açıklamasında yargılamalarda suça sürüklenen çocuk kavramının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söyleyen Avukat Yılmaz Çakmak, "Gaziosmanpaşa 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından apar topar karara çıkarılmaz, o diğer dosyanın akıbeti beklenir. Adalet bir an önce yerini bulur, Efnan’ın babasının katili bulunur. Bunu iştirak edenler varsa, azmettirenler varsa bunların da tespiti noktasında savcılığın da mahkemenin de gerekli çalışmaları yapacağına inanıyoruz. Size de çok teşekkür ediyoruz. Şüpheli şöyle, şüpheli olay tarihinde aslında 17 yaşına yeni girmiş. Olay tarihinde kullanmış olduğu bir silah var olayda. Yani failin burada kullanmış olduğu silahı "Ben 3 yıl önce elde ettim" demiş. Yani 6. sınıfta okulu terk etmiş biri. 12 yaşından sonra hemen. "Çalışmıyorsun etmiyorsun, aileni silahtan haberi yok, 3 yıl boyunca hiç kullanılmamış bir silah nasıl tutukluk yapmadı, sen doğrudan tek atış yaptın, daha önce hiç kullanmadım" dedi beyanında. Yani artık Suça sürüklenen çocuklara yönelik hakikaten yani kişinin ayırt etme gücünün olup olmadığı tespiti noktasında, suça sürüklenen çocuk kavramı noktasında ciddi anlamda bir değerlendirme yapılması gerekiyor" cümlelerini kullandı. "Yani burada yardım eden vasfıyla mı olsun, ya da iştirak eden anlamında mı olsun hakikaten savcılıkların, mahkemelerin çok titizlikle dosyaları incelemeleri gerekiyor" Açıklamasında mahkemelerin dosyaları titizlikle incelemesi gerektiğini Avukat Yılmaz Çakmak, "Biz suç tarihinde çocuk mu değil mi ona bakarız. Kanun buna bakar. Suç tarihinde fail çocuk olduğu için SSÇ olarak yargılanacak maalesef. Bunda biliyorsunuz infaz noktasında çok ciddi, çok fahiş indirimler var. Umarım onlardan yararlanmaz. Tabii, özellikle olay yerinden onu aldıktan sonra babasının evine götürüp emniyete teslim edilmesi için tanık Osman’ın ifadesiyle kendi ifadesi çok çelişkili. SSÇ, sulh ceza ifadesinde "Ben olaydan haberim vardı, Osman’a biz anlattık" diyor. Daha doğrusu "Osman bizi dinledi, biz babamıza telefonla anlattık" diyor araçla giderken. Osman da "Benim yanımda bir şey konuşmadılar. Ben kapıya gittikten sonra baba gelip dövdükten sonra ben öğrendim. Halen Osman ne hikmetse bilmiyor, ikinci defa alıp ’gel ben seni biraz gezdireyim’ diyor." Ama SSÇ bugün beyanında dedi ki "Ben dedim Osman’a bizi gezdir diye." Yani burada yardım eden vasfıyla mı olsun, ya da iştirak eden anlamında mı olsun hakikaten savcılıkların, mahkemelerin çok titizlikle dosyaları incelemeleri gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Duruşma 3 Temmuz’a ertelendi" Duruşmanın 3 Temmuz’a ertelendiğini söyleyen Avukat Yılmaz Çakmak, "Maalesef şu an ülkemizde adalete insanların güveni çok sarsılmış durumda. Fakat işlerini çok güzel yapan hakim, savcılarımız var. Umarım bizim de müvekkilin katilleri, katili bir an önce tespit edilip dosya arasında varsa başkaları da, bağlantılı fiili bir bağlantıları varsa bunlar da tespit edilip dahil edilir. Gizli olan dosyada bir an önce açılır umarım. Gizlilikten bahsediyoruz; fakat o gün doğrudan gidip emniyete teslim olmuş bir şahıs hakkında haber kanallarında maalesef "İşte firari halen yakalanmadı" gibisinden haberleri biz gördük. Bunlar çok yazık. Kamuoyunu yanlış yönlendirmemek gerekiyor. Duruşma 3 Temmuz’a ertelendi. Sizlerin de katkılarınız bayağı bir oldu, çok sağ olun. Bu anlamda umarım mahkeme kamuoyu vicdanını hafifletecek, ailenin vicdanındaki kor ateşi dindirecek olumlu bir karar verir" dedi. "Savunmasında suçunu kabul etti" Avukat Yılmaz Çakmak, zanlının suçunu itiraf ettiğin söyledi. Avukat Çakmak, "Savunmasında suçunu kabul etti. "Ben yaptım" dedi. Fakat o şunun farkında, olur da maktulün üzerindeki swapla benim üzerimdeki swap kaydı eşleşmezse (çünkü farklı bir silahı teslim ettiği noktasında bizim şüphelerimiz var), bu aşamada suçu kabul etti ama salt sanık ikrarı biliyorsunuz ki cezalandırmaya yeter bir delil değil. Biz bunu kabul etmiyoruz. Yani bunun bir savunma mekanizması olarak kullanılmaması gerekiyor. Yan deliller zaten var. Ailenin beyanları da var. Umarım bir an önce cezalandırılır ve bu süreç bitmiş olur" diye konuştu.