Yerel Haberler
Antalya
Baklava kutusunda makamında 110 bin euro ile yakalanan Tüter: "Video ve foto karesinden dolayı tutukluyum. Rüşvet olsa bile yattığım süreyle cezamı çektim" 13 Mayıs 2026 Çarşamba - 00:18:39 Antalya’nın Manavgat ilçesinde belediye içerisinde çıkar amaçlı suç örgütü kurulduğu iddiasıyla açılan davada yargılanan ve makamında baklava kutusu içirde 110 bin euro ile suçüstü yakalanan tutuklu sanık eski Manavgat Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Engin Tüter , "Video ve foto karesinden dolayı tutukluyum. Rüşvet olsa bile yattığım süreyle cezamı çektim. Tahliyemi istiyorum" dedi. Aralarında Manavgat Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Niyazi Nefi Kara, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri ve iş insanlarının da bulunduğu 41 sanığın yargılandığı davanın karar duruşması başladı. Makamında baklava kutusunda 110 bin Euro rüşvet alırken suçüstü yakalanan tutuklu sanık eski Manavgat Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Engin Tüter bugün savunmasını yaptı. Mehmet Engin Tüter savunmasında, "Ben hiçbir örgüte üye değilim. Bugüne kadar bildiğim her şeyi anlattım. 10,5 aydır bir hücredeyim. Yaşadığımı bir ben biliyorum, bir Allah. Video ve foto karesinden dolayı tutukluyum. Rüşvet olsa bile yattığım süreyle cezamı çektim. Tahliyemi istiyorum" dedi. "Oto parçacısıyla işim olmaz" Eski Manavgat Belediye Başkan Yardımcısı tutuklu sanık Sıla Ceyhan Berkaya ise kendisinin devlet memuru olduğunu, Niyazi Nefi da Kara’nın talebiyle belediyede çalışmaya başladığını, kendisine bağlı birimler arasında İmar Müdürlüğü’nün olduğunu ancak İşyeri Açma bölümünün olmadığını belirterek "Zafer Süral’in başvurusunu bekletmedim. Demir D.’nin telefonunu müşteki Zafer Süral’e ilettim. Hüseyin Cem Gül, belediye başkanının yanında sıklıkla gördüğüm kişidir. Benim belediyede hiçbir işi olmayan oto parçacıyla işim olamaz. Hüseyin Cem Gül’e de kimseyi yönlendirmedim" dedi. Berkaya, eski İmar Müdürü Zafer K. ile beraber çalıştıkları dönemde Zafer K.’nin doğrudan başkana bilgi verdiğini, kendisinin bu bilgilerden haberdar olmadığını belirterek, "Zafer Süral ve Kadirhan Berber’in birden fazla oteli var. Önceki otellerini Zafer K. zamanında yaptılar. Orada 15 yıldır oluşturulmuş bir yapı var ama Süral ve Berberlerin otellerine yönelik niye bir tutanak yok. Bu dosyadan bir gün beraat edeceğim. Suçsuz olduğumdan eminim. Beraatimi istiyorum" diye konuştu
12 Mayıs 2026 Salı - 23:12 Antalya’da denizin dibi dileklerle doldu: Ev, araba ve sağlık istekleri Antalya’da Hıdırellez gecesi denize atılan dilek kağıtları ve poşetler dalgıçlar tarafından toplanırken, denizden çıkan dilekler arasında ev, araba ve sağlık istekleri dikkat çekti. Antalya’da her yıl 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece kutlanan Hıdırellez kapsamında denize atılan dileklerin yer aldığı poşet ve kağıtlar, dalgıçlar tarafından toplanarak temizlendi. Baharın gelişini, bolluk ve bereketi simgeleyen Hıdırellez’de vatandaşlar, dileklerini su geçirmez poşetler içerisinde kırmızı kurdele veya keselerle sararak denize bırakıyor. Dalgıçlar, gerçekleştirdikleri deniz temizliği çalışmalarında diğer atıkların yanı sıra bu dilek poşetlerini de toplayarak çevre kirliliğinin önüne geçmeye çalışıyor. Deniz tabanı dileklerle doldu Deniz tabanının Hıdırellez dilekleriyle dolu olduğunu belirten dalgıç Hüseyin Fırat, "Baharın gelişi, bereket, sağlık ve umutla ilişkilendirilen Hıdırellez 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece kutlanır. Maalesef bizim de bu hafta sonu yaptığımız dalışta Hıdırellez’den kalma dilekler karşımıza çıktı. Her yer kağıt parçası, elimden geldiğince topladım ama bitecek gibi değil. Lapa lapa olmuşlar. Hıdırellez dileklerini topluyor ve denizi temizliyoruz. Kırmızı keselerin içi hep dilek notlarıyla dolu. Hatta birisi anahtarlarla birlikte atmış dileğini, muhtemelen ev diliyor. Neredeyse her dilek kağıdının veya kesesinin içinde de madeni 1 TL vardı. Her biri 1 TL olmak üzere toplam 58 TL topladım" dedi. Dilekler arasında ev, araba, evlilik, torun, sınırsız para, hastalığın geçmesi ve çocuk gibi istekler yer aldı Bazı poşetlerde birden fazla kişinin dileğinin yer aldığını anlatan Fırat, "Açtığım poşetlerden 7-8 farklı kağıt çıktı. Birçok kişi dileklerini koyduğu poşet ve kesenin içine bir de taş koymuştu. Dilek kağıtlarının dalgaların etkisiyle karaya vurmasını engellemeyi amaçlamışlar. Dilek notları genellikle kırmızı keselerin içine konulmuş veya kırmızı iple bağlanmıştı. Mürekkepli kağıtlar, kaplamalı notlar, kurdeleler ve poşetler maalesef denizleri kirletiyor. Kimsenin inancıyla dalga geçmek istemedik. Amacımız deniz kirliliğine dikkat çekmekti. 1 saatlik dalışta 1’er TL’den olmak üzere toplamda 58 TL madeni para topladık. Doğadan bir şey istiyorsak, doğaya zarar vermeden yapmalıyız" diye konuştu. Konyaaltı Varyant ve Atatürk Parkı çevresinde dalış yaparak denizden poşet ve kağıtları toplayan Fırat, dilekler arasında ev, araba, cep telefonu, elektrikli süpürge, evlilik, torun, sınırsız para, hastalığın geçmesi ve çocuk gibi isteklerin yer aldığını söyledi.
Kanguru bakımı, prematüre bebeklerde yaşam kaybını azaltıyor
17 Kasım 2025 Pazartesi - 10:19 Kanguru bakımı, prematüre bebeklerde yaşam kaybını azaltıyor Uzm. Dr. Aşkın Güra Bayık, prematüre bebeklerde kanguru bakımının önemine dikkati çekerek, ten temasının yenidoğanların hayatta kalma oranını belirgin şekilde artırdığını vurguladı. Memorial Antalya Hastanesi Yenidoğan, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Aşkın Güra Bayık, "17 Kasım Dünya Prematüre Günü" nedeniyle prematüre bebeklerde kanguru bakımı olarak da nitelendirilen ten-tene temasın hayati önemine dikkat çekti. Prematüre doğumların 5 yaş altı çocuk ölümlerinin başlıca nedeni olduğunu belirten Bayık, düşük ve yüksek gelirli ülkeler arasındaki hayatta kalma farkının büyük olduğuna dikkat çekti. En önemli neden: Erken doğum 37. gebelik haftasından önce doğan bebeklerin prematüre kabul edildiğini açıklayan Dr. Bayık, yenidoğan ölümlerinin en yaygın nedeninin erken doğum olduğunu söyledi. 1000 gramın altındaki bebeklerde ölüme en sık solunum yetmezliği ve enfeksiyonun yol açtığını hatırlatan Bayık, prematüre doğumların çoğunun doğal süreçlerle gerçekleştiğini, ancak enfeksiyon veya riskli gebelik gibi tıbbi nedenlerle de ortaya çıkabileceğini belirtti. Bayık, "Erken doğumu önlemek için önerilen adımlar ise düzenli doğum öncesi bakım, sağlıklı yaşam tarzı, kronik hastalıkların kontrolü, stresten uzak durmak ve erken uyarı işaretlerini bilmek" dedi. "Yoğun bakımda bebek anne ile temas etmeli" Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde tedavi gören prematüre bebeklerin, hayata sağlıklı başlayabilmeleri için anne ile temasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Uzm. Dr. Bayık, "Anne-bebek teması hem bebeğin iyileşme sürecini hızlandırıyor hem de annenin kendisini yeterli hissetmesine yardımcı oluyor. Bu nedenle bez değiştirme, temizlik ve beslenme gibi süreçlere anne ve babanın dahil edilmesi şart" ifadelerini kullandı. "Aileler birçok problemle mücadele ediyor" Prematüre doğum sonrası ailelerin ciddi bir yük altında kaldığını belirten Bayık, annenin erken lohusalık dönemi, aile içi destek eksikliği ve diğer çocukların bakımı gibi sebeplerle zorlandığını söyledi. Yenidoğan yoğun bakımda bebeği bulunan annelerin yaklaşık üçte birinde akut stres bozukluğu görülebildiğini ifade etti. Kanguru bakımının faydaları saymakla bitmiyor Dr. Bayık, kanguru bakımının bebek ve ebeveyn arasındaki uzun süreli ten temasını sağlayarak birçok olumlu etki oluşturduğunu aktararak, "Kanguru bakımı; emzirmeyi artırır, stres seviyelerini düşürür ve aile bağlarını güçlendirir. Yapılan son çalışmalar, klinik olarak stabil kabul edilmeden önce bile ten temasının başlatılmasını öneriyor. Bu temas, ısı düzenlenmesini iyileştirir, enfeksiyonu önler, anne sütü üretimini artırır ve prematüre bebeklerde ölüm riskini ciddi şekilde azaltır" dedi.
Karı-koca 35 yıldır  ormanlarda damgalanan ağaçları kesiyorlar
17 Kasım 2025 Pazartesi - 10:12 Karı-koca 35 yıldır ormanlarda damgalanan ağaçları kesiyorlar Mersin’den Antalya’ya gelip Toroslar ’da ağaç kesimi yapıyorlar. 40 yıllık meslek geleneğini sürdürüyorlar. Mersin’in Bozyazı ilçesinden Antalya’nın Akseki ilçesine gelen ve orman kesim işini 40 yıldır sürdüren Mehmet Güneş, eşi Esen Gül ile birlikte Toros Dağları’nın zirvelerinde zorlu mesailerine devam ediyor. Aileden kalan meslek geleneğini yaşatan Güneş çifti, 35 yıl boyunca orman işçiliğini omuz omuza taşıdı. Akseki Orman İşletme Müdürlüğü tarafından Toros Dağları’nda damgalanan ağaçları kesen Mehmet Güneş, kesilen ağaçları traktörün arkasına bağlayarak yol kenarına kadar indiriyor. Burada eşi Esen Gül ile birlikte tomrukların kabuklarını el motorlarıyla soyuyor, ardından odunları "ster" düzenine göre hazırlıyorlar. Hazırlanan tomrukların metreküp ölçümleri yapıldıktan sonra teslimat, Orman İşletme Müdürlüğü yetkililerine gerçekleştiriliyor. Zorlu doğa şartlarına rağmen mesleklerini severek yaptıklarını belirten Güneş çifti, Torosların dik yamaçlarında adeta yaşamla mücadele ederek ekmeklerini kazanıyor. "Bu bizim ata mesleğimiz. 40 yıldır Toroslarda ekmek paramızın peşindeyiz" Antalya’nın Akseki ilçesinde orman işçiliği yapan Mehmet Güneş, Mersin’in Bozyazı kazasından gelerek 15 yıldır Akseki Orman İşletme Müdürlüğü bünyesinde çalıştığını söyledi. Yaz-kış Toros Dağları’nda ağaç kesimi yaptıklarını belirten Güneş, mesleğinin aileden kaldığını ifade etti. Toros Dağlarında zorlu arazi şartlarında çalıştıklarına dikkat çeken Güneş, "Ağaç kesiyorum, odun kesiyorum. Kestiğimiz ağaçları buradan kamyonlar götürüyor. Bir oğlum var, bir kızım var, kızım evli. Oğlanı da ormancı yetiştiriyoruz. Iğdır Üniversitesi’nde av ve yaban hayatı okuyor. Burada çalışarak çocuklarımızın ekmek parasını çıkarıyor, eğitimlerini sağlıyoruz" dedi. Soğuk hava şartlarının zorluğuna da değinen Mehmet Güneş, yaz aylarında Akseki’de çalışmaya devam edeceklerini, kışın ise memleketlerine döndüklerini belirtti. Geçmişte işlerin çok daha ağır olduğunu söyleyen Güneş, mesleğin nasıl değiştiğini şöyle anlattı: "Eskiden ağaçları ve tomrukları tek tek katırla çekiyorduk. Ama şimdi bir veya iki ağacı traktöre takıp komple indirebiliyoruz. Katır işi tamamen bitti. Memlekette katır kalmadı. Şimdi traktörle çalışıyoruz ama traktör de masraflı. Yapacak bir şey yok" dedi. "Bu iş ağır ve çok riskli bir iş" Bu işin hem çok ağır hem de çok riskli olduğuna dikkat çeken Güneş, "Bu bizim ata mesleğimiz. Ağır iş, zor iş ama yapacak başka bir işimiz yok. Ben 10 yaşından beri bu işi yapıyorum. Şu an 50 yaşındayım, 40 senedir orman kesim işi yapıyorum. Tecrübesiz insanların bu işe girmesi çok tehlikeli. Ağaç her an üzerinize devrilebilir, dal düşebilir. Kaza riski çok yüksek" şeklinde konuştu. Torosların sarp arazilerinde çalışmanın güçlüğünü vurgulayan Güneş, sözlerini şöyle tamamladı: "Ağaçları nerelerden getirdiğimizi gördünüz. Yerler çok sarp. Traktör olmasa bu iş çok zor yapılır. Ama ekmek davası. Biz elimizden geldiğince bu işi sürdürüyoruz" diye sözlerini ekledi. "35 yıldır eşimle birlikte Toroslarda ekmeğimizi kazanıyoruz" Mehmet Güneş’in eşi Esengül Güneş, tahtacı bir aile olduklarını ve 35 yıldır eşi ile birlikte Toroslarda ekmeklerini kazandıklarını söyledi. Akseki’nin sarp ormanlarında eşiyle birlikte çalışan 35 yıllık evlilikleri boyunca başka hiçbir işle uğraşmadıklarını, aileden gelen meslek olan orman işçiliğini sürdürdüklerini anlatan Güneş, "Bu işi eşimle beraber yapıyoruz. Evleneli 35 sene oldu. Başka hiçbir iş yapmadık. Sırf ormanda bu işlerle uğraşıyoruz. Eşim kesiyor, ben çekiyorum, soyuyorum. Beraber 30 seneyi aşkın bu işlerle uğraşıyoruz" dedi. Çocuklarının da bu işin içinde yetiştiğini belirten Güneş, şunları söyledi: "Bir kızım, bir oğlum var. Kızım evlenmeden önce o da bu işi yapıyordu, sonra bıraktı. Oğlum üniversitede okuyor, Iğdır’da. O da hala bu işi yaparak okuyor. Biz de çocuklar için, onların geleceği için bu ormanlarda çalışıyoruz" dedi.Ailelerinin yüzyıllardır süren bir meslek geleneğini yaşattığını anlatan Esengül Güneş, "tahtacı" lakaplarının da tarihi bir köküne dikkat çekti: "Ben de çocukluktan beri bu işin içindeyim. Annemden, babamdan, atalardan gelen bir meslek. Ailemizin anlattığına göre Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethederken Haliç’e indirilen gemilerin tahtalarını bizim atalarımız biçmiş. Gönüllü olarak çalışmışlar. Sonra Fatih Sultan Mehmet ailemizi onurlandırmış. Biz de o zamandan beri "tahtacı" lakabını taşıyoruz. Türkmen’iz ama tahtacılık oradan geliyor" diye konuştu. Esengül Güneş, aile tarihindeki fedakarlıkları da şu sözlerle anlattı: "Dedem Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda şehit olmuş. Babaannem dedemin ölüm haberini ormanda almış. O zamanlar lata yaparlarmış, işin içindeymişler. Bizim bildiğimiz, bu mesleği o zamandan beri sürdürüyoruz" Göçebe Yörük kültürünün içinde büyüdüklerini söyleyen Güneş, bu mesleği devam ettiren son nesillerden biri olduklarını anlatan Güneş, "Kökenimiz Orta Asya’dan gelmiş. Ailemiz. Yörüklerle birlikte göçüp gelmişler. Göç hayatı bizlere kadar sürdü. Biz son nesiliz gibi geliyor. Bizden sonrakiler yapar mı bilmiyoruz" şeklinde konuştu. Torosların zorlu şartlarında her mevsim çalıştıklarını dile getiren Esengül Güneş, sözlerini şöyle tamamladı: "Bozyazı kazasından geliyoruz. Yağmur, çamur demeden bu işi yapıyoruz. Çok zor bir meslek, herkes yapamaz. Ama ekmek için buralara geldik. On senedir Akseki’de çalışıyoruz".
Sandalye üretim atölyesi alev alev yandı
17 Kasım 2025 Pazartesi - 10:07 Sandalye üretim atölyesi alev alev yandı Antalya’da mobilya üretimi yapan bir tesiste yangın çıktı. Alevlerin sardığı işletmenin bitişiğinde bulunan iş yeri sahipleri, yangının kendi iş yerlerine de sıçradığını düşününce büyük panik yaşandı.Yangın, saat 16.30 sıralarında Aksu ilçesi Çamköy Mahallesi 21021 Sokak üzerinde bulunan bir sandalye ve bahçe mobilyaları üretim tesisinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, hafta sonu olması nedeniyle kapalı olan iş yerinden dumanların yükseldiğini gören vatandaşlar, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbarla olay yerine polis ekiplerinin yanı sıra Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’na bağlı çok sayıda ekip sevk edildi. Ekipler, alevlerin sardığı prefabrik yapı şeklindeki tesisdeki yangına müdahale etti.Yangının işyerine sıçradığı düşüncesi panik yaşattıİtfaiye ekiplerinin söndürme çalışması sırasında olayı haber alarak gelen işletmenin hemen bitişiğinde bulunan iş yerinin sahipleri, yangının kendi iş yerlerine de sıçradığı düşüncesi ile büyük panik yaşadı. İtfaiye ve polis ekiplerinin uyarısına aldırış etmeden iş yerine girerek malzemeleri kontrol etmek istedi. Bu sırada yaşanan kargaşa ve panik anlarında genç bir kadın iş yerinin yandığını düşünerek gözyaşlarına boğuldu. Genç kadını yakınları teselli etti. İtfaiye ekiplerinin yaklaşık 1 saatlik çalışması ile yangın söndürülürken, bir iş yerinde büyük çapta hasar meydana geldi.
Evde çıkan yangında yaşlı çiftin yardımına komşuları koştu
16 Kasım 2025 Pazar - 16:00 Evde çıkan yangında yaşlı çiftin yardımına komşuları koştu Antalya’da 2 katlı müstakil evdeki yaşlı kadın, ilaçlama sonrası temizlik yaparken karanlık olan kanepenin altını çakmakla kontrol etmek isteyince kanepe alev aldı. Yaşlı çift, dumanları fark eden komşuları tarafından kurtarıldı. Yangın, Kepez ilçesi Yeniemek Mahallesi 2562. Sokak’ta bulunan 2 katlı bir evde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Hatice ve Mehmet Tekin çiftinin yaşadığı evde bir gün önce yapılan ilaçlama sonrası yaşlı kadın evde temizlik yapmak istedi. Yaşlı kadın kanepenin altını karanlık olduğu için çakmakla kontrol ettiği sırada kanepe örtüsü bir anda alev aldı. Yaşlı kadının yanmaya başlayan kanepeyi söndürme çabaları yetersiz kalırken, alevler hızla evdeki diğer eşyalara sıçradı. Yaşlı çifti komşuları kurtardı Yaşlı kadın tuşlu telefonundan 112’yi arayarak yardım isterken, dumanları gören komşuları eve gelerek Hatice Tekin ve hasta olan eşi Mehmet Tekin’i dışarı çıkardı. Komşuları, yangını hortumla su tutarak söndürmeye çalıştı. Kısa sürede verilen adrese gelen Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’na bağlı ekiplerin müdahalesi ile 45 dakikalık çalışma sonucu yangın kontrol altına alınarak söndürüldü. Yaşlı çifti evden çıkaran Mehmet Kabak, "Evde oturuyordum, duman gördüm. Hanım geldi, ‘İhtiyarların evi yanıyor’ dedi. Koştum baktım hemen, birini polis memuru çıkardı, diğerini de ben çıkardım. 2 kişi vardı içeride" dedi.
Evde çıkan yangında yaşlı çiftin yardımına komşuları koştu
16 Kasım 2025 Pazar - 16:00 Evde çıkan yangında yaşlı çiftin yardımına komşuları koştu Antalya’da yaşlı çiftin içerisinde bulunduğu 2 katlı müstakil evdeki yaşlı kadın ilaçlama sonrası temizlik yaparken karanlık olan kanepenin altını çakmakla kontrol etmek isteyince kanepe alev aldı. Yaşlı çift dumanı fark eden komşuları tarafından evde çıkarıldı. Yangın, Kepez ilçesi Yeniemek Mahallesi 2562 sokak üzerinde bulunan 2 katlı bir ikamette meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Hatice ve Mehmet Tekin çiftinin yaşadığı evde bir gün önce yapılan ilaçlama sonrası yaşlı kadın evde temizlik yapmak istedi. Yaşlı kadın salonda bulunan kanepenin altını karanlık olduğu için çakmak ile kontrol ettiği sırada kanepe örtüsü bir anda alev aldı. Yaşlı kadının yanmaya başlayan kanepeyi söndürme çabaları yetersiz kalırken alevler hızla ev içerisinde bulunan diğer eşyalara sıçradı. Yaşlı çifti komşuları çıkardı Yaşlı kadın tuşlu telefonundan 112’yi arayarak yardım isterken dumanları gören komşuları eve gelerek Hatice Tekin ve hasta olan eşi Mehmet Tekin’i dışarı çıkardı. Komşuları yaşlı çiftin evindeki yangına hortumla su tutarak söndürmeye çalıştı. Kısa sürede verilen adrese gelen Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’na bağlı ekiplerin müdahalesi ile 45 dakikalık çalışma sonucu yangın kontrol altına alınarak söndürüldü. Yangın sırasında yaşlı çifti evden çıkaran Mehmet Kabak, "Evde oturuyordum, duman gördüm. Hanım geldi, ‘ihtiyarların evi yanıyor’ dedi. Koştum baktım hemen, birini polis memuru çıkardı, diğerini de ben çıkardım. 2 kişi vardı içerde" dedi.