Yerel Haberler
Antalya
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:07 Alanya’nın yöresel değerleri Antalya’da görücüye çıktı Antalya’da düzenlenen 18. Uluslararası MEB Robot Yarışmasında oluşturulan tanıtım alanında Alanya’nın coğrafi işaretli ürünleri, başvuru sürecindeki yöresel lezzetleri ve kültürel değerleriyle dikkat çekti. Alanya Belediyesi, Alanya İlçe Tarım Müdürlüğü ve Alanya Ticaret Odası iş birliğinde hazırlanan Alanya standı, ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Alanya’nın gastronomi kültürü, tarımsal üretim gücü ve geleneksel el sanatlarının bir arada tanıtıldığı stantta, tescilli ürünler ve coğrafi işaret başvuru süreci devam eden ürünler ziyaretçilere anlatıldı. Alanya’nın tescilli lezzetleri tanıtıldı Etkinlikte Alanya’nın coğrafi işaret tescili almış ürünleri ön plana çıkarıldı. Bölgenin kültürel hafızasını ve üretim geleneğini yansıtan ürünler arasında; Gülüklü Çorba, Fıstıklı Limonata, Alanya Avokadosu (Fuerte), Alanya Muzu (Bodur Cavendish), Alanya Yenidünyası ve Alanya Keçiboynuzu yer aldı. Ziyaretçilere Alanya’nın yöresel tatlarından özellikle fıstıklı limonata, göç çöreği, s pasta, muz ve yenidünya ikram edildi. Coğrafi işaret başvurusu yapılan ürünler de sergilendi Alanya standında ayrıca coğrafi işaret başvurusu yapılan ve onay süreci devam eden yöresel ürünler de tanıtıldı. Alanya’nın mutfak kültürünü, üretim çeşitliliğini ve geleneksel yaşamını yansıtan ürünler şu şekilde sıralandı: Alanya Mangosu, Alanya Kırtakişi, Alanya Çiğirdik, Alanya Öküz (Öksüz) Helvası, Alanya Laba Dolması, Alanya Taratorlu Patlıcanı, Alanya Bakla Piyazı, Alanya Göç Çöreği, Alanya İpek Böceği, Alanya Muz Lifi, Alanya Badem Kahvesi, Alanya Su Kabağı Ürünleri, Alanya Gölevez Yemeği. Başvuru süreci devam eden ürünlerin tanıtımıyla birlikte Alanya’nın tarım altyapısı, köklü mutfak kültürü ve zengin üretim mirasıyla öne çıkan önemli bir gastronomi merkezi olduğu da vurgulandı. Muz lifi ve ipek kozası ürünlerine büyük ilgi Etkinlikte Alanya’nın geleneksel üretim kültürünü yansıtan el emeği ürünler de sergilendi. Muz lifi ve ipek kozasından hazırlanan doğal ürünler ziyaretçilerin dikkatini çekerken, sürdürülebilir üretim anlayışı ve yerel zanaat kültürü katılımcılardan tam not aldı. Etkinlik boyunca coğrafi işaret çalışmalarının yerel üreticinin desteklenmesi, kültürel mirasın korunması, kırsal kalkınmanın güçlendirilmesi ve kentin marka değerinin artırılması açısından büyük önem taşıdığı ifade edildi. Alanya standı, yöresel lezzetleri, tarımsal ürünleri ve kültürel zenginlikleriyle organizasyonun en yoğun ilgi gören alanlarından oldu.
Hastane acilindeki tatbikat gerçeğini aratmadı: Hasta ve yakınları usta oyunculara taş çıkardı
26 Kasım 2025 Çarşamba - 17:09 Hastane acilindeki tatbikat gerçeğini aratmadı: Hasta ve yakınları usta oyunculara taş çıkardı Antalya’nın Serik ilçesinde, Serik Devlet Hastanesi’nde acil servis biriminde geniş kapsamlı bir tatbikat gerçekleştirildi. Gerçeğini aratmayan tatbikatta, hasta ve hasta yakınları usta oyuncuları aratmayacak şekilde rollerini yerine getirdi. Serik Devlet Hastanesi’nde düzenlenen ve gerçeğini aratmayan tatbikatta, acil servis müşahede odasında bebeği rahatsızlanan bir annenin telefonla konuştuğu sırada, ayrıldığı eşi tarafından bebeğin kaçırılması ve güvenlik görevlilerinin hızlı müdahalesiyle bebeğin annesine teslim edilmesi senaryosu ile başladı. Tatbikatın devamında, acil servise gelen 40 kişinin karıştığı trafik kazası ihbarı üzerine sağlık ekiplerinin hazırlık süreci canlandırıldı. Ambulanslarla hastaneye getirilen yaralılara yapılan müdahaleler, yaralı yakınlarının hastalarına ulaşmak istemesi nedeniyle sağlık personeli ile yaşanan tartışmalar ve güvenlik ekiplerinin müdahaleleri tatbikat kapsamında uygulamalı olarak gösterildi. Senaryolardan bir diğeri ise kazada yaralanarak özel araçla hastaneye ulaştırılan gebe bir kadına yapılan acil müdahale oldu. Program, Hastane Başhekimi Serkan Kurt tarafından tatbikata konu kaza ile ilgili yapılan bilgilendirme ve değerlendirme açıklamasıyla sona erdi. Tatbikat hakkında gazetecilere açıklama yapan Başhekim Serkan Kurt, tatbikatların önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Bu ve bunun gibi tatbikatlar hem çalışanlarımız hem de biz idareciler için son derece verimli geçmektedir. Bu tür tatbikatların faydalarını her zaman görüyoruz. Nitekim geçtiğimiz günlerde hastanemize gelen toplu zehirlenme vakasında personelimizin ne kadar donanımlı ve yeterli olduğunu bir kez daha gördük. Bu nedenle yılda birkaç defa bu tür uygulamaları gerçekleştiriyoruz. Hem kendimizi hem de personelimizi geliştirerek halkımıza daha iyi hizmet sunabilmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz." Serik Devlet Hastanesi’nde yapılan tatbikat, acil durumlarda ekiplerin koordinasyon ve müdahale becerilerini güçlendirmeyi amaçlayan kapsamlı bir çalışma olarak değerlendirildi.
Antalya’da denetimli serbestlik kapsamındaki hükümlülerin istihdamı için işbirliği protokolü imzalandı
26 Kasım 2025 Çarşamba - 16:49 Antalya’da denetimli serbestlik kapsamındaki hükümlülerin istihdamı için işbirliği protokolü imzalandı Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı öncülüğünde ATSO, Antalya OSB ve İŞKUR arasında eski hükümlü ve denetimli serbestlik altındaki yükümlülerin iş hayatına kazandırılması, mesleki eğitimlerinin desteklenmesi ve toplumsal uyum süreçlerinin güçlendirilmesi amacıyla işbirliği protokolü imzalandı. Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Yakup Ali Kahveci’nin başkanlığında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO), Antalya Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ve Antalya Çalışma ve İş Kurumu (İŞKUR) İl Müdürlüğü arasında eski hükümlü ve denetimli serbestlik altındaki yükümlülerin İş Kanunu hükümleri doğrultusunda istihdam edilmesi, kişisel gelişimlerinin desteklenmesi ve yeniden topluma kazandırılmalarını sağlayacak ortak çalışmalar yürütmek amacıyla işbirliği protokolü imzalandı. Protokol imza töreninde konuşan Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Yakup Ali Kahveci, denetimli serbestlik kapsamındaki yükümlülerin cezalarının infazı sonrasında topluma uyum sağlayabilmeleri için uzun süredir çeşitli eğitim programları yürüttüklerini belirterek şunları söyledi: "Denetimli Serbestlik Müdürlüğümüzün faaliyetleri kapsamında denetimli serbestlik altında infaz rejimi kapsamında infaz gören hükümlülerimizin cezalarının infazı sonrasında topluma kazandırılmaları, iş hayatına kazandırılmaları, bir an önce önceki yaşamlarına dönmeleriyle ilgili gayretler çerçevesinde bir protokol için bir araya geldik. Bu kapsamda denetimli serbestliğe ayrılmış yükümlülerimizin suçtan kaynaklanan ıslahlarının sağlanması maksadıyla biz yoğun şekilde zaten denetimli serbestlik programları kapsamında seminerler ve eğitimler veriyoruz. Bu eğitimlerimize artık onların iş hayatına katılmasını kolaylaştırma adına iş gücü eğitimini de dahil ediyoruz." Kahveci, protokol kapsamında kurumların üstleneceği sorumluluklara ilişkin şu bilgileri verdi: "Denetimli Serbestlik Müdürlüğümüz, bu kapsamda olabilecek hükümlülerimizi tespit edip, yönlendirme ve bilgilendirmelerini yapacak. Antalya Ticaret Sanayi Odası da bu yönüyle belirlenen hükümlülerimize teknik, fiziki imkânları sağlayıp, bunların eğitimi ve donatımıyla ilgili ön bilgilendirmeleri yapacak. İŞKUR İl Müdürlüğümüz ise kendisinde mevcut olan veri tabanıyla iş arayan ve işçi arayanları bir araya getiren misyonla bu yönde tespit edilen hükümlüleri bilgilendirecek ve yönlendirme yapacak. Organize sanayi bölgemiz de kendisinde mevcut işçi açığını bize yönlendirerek birçok hükümlünün istihdamına, ekonominin iş gücü arayışına cevap bularak hem denetimli serbestlik hükümlülerimizin olağan hayatlarına geri dönmelerini kolaylaştıracak hem de işverenlerimizin taleplerini daha kolaylaştırıcı bir işleyişle protokole imza atıyoruz. Bu doğrultuda ATSO’nun, OSB’nin ve İŞKUR’un çok yoğun destekleri zaten var. Önceki dönemde farklı kollarla birlikteliklerimiz vardı. Bununla birlikte hem bir protokol dâhilinde ilerleyeceğiz artık hem de daha verimli, daha sağlıklı işler yapacağız inşallah." "İnsan hayatına verilen değerin göstergesi" ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman da protokolün insan hayatına verilen önemin bir göstergesi olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Bugünkü protokolle bütün kurumlarımız insan hayatına verdiği önemi aslında dile getirmiş oluyor. Çünkü bir kez bu dünyaya geliyoruz ve bu dünyada bazen de hatalar yapıyoruz. Bu hatalarda da adalet adına da bazen hükümlü duruma düşebiliyor insan. Sonuçta arzu edilmeyen bir durum ama yaşamın içinde olan bir olgu bu. Burada hükümlülük süresi bitmiş olan insanların tekrar hayata kazandırılmasında, daha önce yapmış oldukları işler ve bulundukları meslekler itibarıyla imkân varsa tekrar aynı mesleklerde bir iş bulmasının sağlanması, ekonomiye kazandırılması ve kendi hayatını tekrar kendi başına idame edebilmesi açısından bir çalışma söz konusu." "Mesleği olmayanlar için yeni beceri eğitimleri sağlanacak" Hacısüleyman, mesleği olmayan bireylerin de yeni beceriler kazanabileceğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Ola ki bir meslek sahibi değildir; ilk defa bir meslek öğrenecektir. Bu konuda kurumlarımız hep beraber bizler de iş dünyası olarak bunu oluşturma çabası içerisindeyiz. Belki de daha önce yaptığı mesleği değil, yeni bir meslek öğrenmiştir. Belki bulunduğu cezaevinde de eğitim görerek yeni bir alana da ilgi duymuş olabilir. Onların da o alanda geliştirilmesi konusunda biz de üstümüze her şeyden önce insan olarak ne görev düşüyorsa onu yapmak, sonra da kurum olarak ne yapmamız gerekiyorsa bu konuda birlikte çalışmayı arzu ediyoruz." "Her türlü desteği vermeye hazırız" Antalya OSB Başkanı Hasan Ali Gönen ise bölgede uzun yıllardır hükümlü istihdamı konusunda adım attıklarını belirterek, "D tipi cezaevinde bir protokol hazırlayıp, her yıl 40-50 tane mahkumumuzu Antalya Organize Sanayi peyzajında çalıştırıyoruz. Bu protokolde yer alan maddelerin tamamını yerine getirebileceğimiz irademiz var. Tecrübemiz var ve bu konuda her türlü desteği vereceğiz" dedi.
Barışmak için buluştuğu husumetli akrabasını vurarak öldüren zanlı adliyeye sevk edildi
26 Kasım 2025 Çarşamba - 15:57 Barışmak için buluştuğu husumetli akrabasını vurarak öldüren zanlı adliyeye sevk edildi Antalya’da barışmak amacıyla bir araya geldiği husumetlisi olan akrabasını tabancayla öldürdüğü gerekçesiyle gözaltına alınan cinayet zanlısı, işlemlerinin ardından sağlık kontrolünden geçirilerek adliyeye sevk edildi. Dün akşam saatlerinde Muratpaşa ilçesi Güzeloba Mahallesi 2383 Sokak üzerinde bulunan bir apart hotelde meydana gelen olayda yabancı uyruklu Doğan Duman ile akrabası Imad A. uzun süredir aileler arasında devam eden husumeti sonlandırmak için bir araya geldi. Hotelin kafeteryasında bir araya gelen iki taraf arasında bir süre sonra henüz bilinmeyen nedenle tartışma çıkarken, taraflar arasında arbede yaşandı. Bu sırada üzerinde bulunan tabancayı çıkaran Imad A.’nın silahından çıkan kurşunların hedefi olan Doğan Duman olay yerinde hayatını kaybetti. Şüpheli adliyeye çıkarıldı Olay yeninde hayatını kaybeden Doğan Duman’ın cansız bedeni ise savcılık ve Olay Yeri İnceleme ekibinin çalışmasının ardından Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Otomobille olay yerinden kaçan Imad A. içinde bulunduğu araç Güzelyurt Mahallesi Şehit Mustafa Göktürk Caddesi üzerinde Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından durduruldu. Araçtan indirilen olayın Şüphelisi Imad A. ve bir kişi ekipler tarafından kelepçelenerek etkisiz hale getirildi. Gözaltına alınan Imad A. ifade işlemleri için Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından emniyete götürüldü. Imad A. emniyetteki işlemlerinin ardından bugün öğlen saatlerinde sağlık kontrolünden geçirilerek adliyeye sevk edildi.
Antalya’da kocasının 9 kurşunla öldürdüğü Fadim Temirhanoğulları cinayetinde ses kayıtları ortaya çıktı: "Eceline susamışlar"
26 Kasım 2025 Çarşamba - 14:08 Antalya’da kocasının 9 kurşunla öldürdüğü Fadim Temirhanoğulları cinayetinde ses kayıtları ortaya çıktı: "Eceline susamışlar" Antalya’da eşi Fadim Temirhanoğulları’nı 9 kurşunla öldüren Savaş Temirhanoğulları (48) ile birlikte "müşterek fail" olarak yargılanan Fikret İnal’ın davasında, hayatını kaybeden kadının ölümünden önce evin içine yerleştirdiği ses kayıtları ilk kez duruşma salonunda dinletildi. Kapalı görülen duruşmada bilirkişi raporuna yansıyan kayıtlarda sanığın, "Eceline susamışlar. Üç ay sonra ayağının bir taşa takılabilir" gibi tehdit ve küfür içerikli ifadeler kullandığı tespit edildi. Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma, kamu güvenliği gerekçesiyle kapalı yapıldı. Maktul Fadim Temirhanoğulları’nın, öldürülmeden önce evin içine gizlediği cihazla kaydettiği sesler bilirkişi raporu doğrultusunda mahkemede dinletildi. Raporda, sanığın maktule ve aile bireylerine yönelik tehditlerinde "eceline susamışlar", "üç ay sonra ayağın bir taşa takılabilir" gibi söylemler kullandığı yer aldı. Mütalaada iki sanığa da ağırlaştırılmış müebbet istendi Savcılık, bir önceki duruşmada sunduğu mütalaasında Savaş Temirhanoğulları hakkında TCK 82/1 A, D ve F bentleri kapsamında eşi, kadın ve tasarlayarak öldürme suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis talep etmişti. Mütalaada, Fikret İnal’ın da olay sırasında sanıkla birlikte hareket ettiğine dikkat çekilerek "müşterek fail" sıfatıyla aynı ceza ile cezalandırılması istendi. Ayrıca maktulün ölümünden iki ay önce açtığı "silahla tehdit ve hakaret" davasının ana dosya ile birleşmesinin ardından, Savaş Temirhanoğulları’na bu suçlardan da ceza verilmesi talep edilmişti. "Sanık avukatları vahim ve etik dışı beyanlarda bulundu" Duruşma sonrası açıklama yapan Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı Avukat Müjde Tozbey, özellikle sanık avukatlarının savunmalarını eleştirerek şunları söyledi: "Bugün duruşmada sanıktan ziyade bazı avukatların beyanları dikkat çekiciydi. Savunma etiğiyle bağdaşmayan, cinayetle ilgisi olmayan vahim söylemlerde bulundular. Bir kadının sözde aldatıyorsa ölümü hak ettiğini iddia eden ifadeler kullandılar. Fadim’in namusuyla ilgili gerçek dışı söylemler ortaya attılar. Hatta sanık Fadim’in namusuyla ilgili bir iddiada bulunmazken bile avukatları ailesine yönelik iftiralar attı." Avukat Tozbey, Fadim Temirhanoğulları’nın eşini aldatmadığına ilişkin çok sayıda delil sunduklarını, bilirkişi raporlarının da bu durumu doğruladığını belirterek şöyle devam etti: "Söz konusu beyanlar hem aileye iftiradır hem de toplumdaki kadınları hedef gösteren tehlikeli söylemlerdir. Bu avukatlar hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Kadınların şiddeti hak ettiğini ima eden her sözün takipçisi olacağız." Tozbey ayrıca, ses kayıtlarının sanık tarafından reddedilmesine rağmen bilirkişi incelemesinde kayıtlardaki sesin sanığa ait olduğunun ortaya çıktığını söyledi. Sanık avukatlarının, kayıtların "gizli alındığı için delil sayılamayacağı" yönündeki itirazına da değinen Tozbey, şunları kaydetti: "Hiçbir kadın keyfi olarak ses kaydı almaz. Fadim sürekli tehdit edildiği, şiddet gördüğü ve öldürülmekten korktuğu için bu kayıtları aldı. Bu nedenle mahkeme kayıtları delil olarak kabul etti." "Kızımı canice öldürdüler, iftira da atıyorlar" Maktulün annesi Mediha Saçlı ise gözyaşları içinde konuşarak şu ifadeleri kullandı: "Benim çocuğuma iftira atıyorlar. Diğer çocuklarımın da namusuna iftira atıyorlar. Kızımı canice öldürdüler. İkisi de katil. Hem öldürdüler hem iftira atıyorlar. Sonuna kadar şikayetçi olacağım." Mahkeme, bilirkişi raporundaki ses kayıtlarının dinlenmesi ve tarafların beyanlarının alınmasının ardından dosyayı karara bırakmayarak erteledi. Olay geçmişi Olay, geçen yıl Antalya’nın Konyaaltı ilçesi Hurma Mahallesi 252 Sokak’ta meydana geldi. Fadim Temirhanoğulları, kendisine şiddet uyguladığı gerekçesiyle boşanma davası açtığı ve hakkında uzaklaştırma kararı aldırdığı eşi Savaş Temirhanoğulları tarafından lüks bir sitedeki evinde tabancayla vurularak öldürüldü. Temirhanoğulları’nın cansız bedeni sabah okula gitmek için uyanan kızı İ.T. (17) tarafından bulundu. Cinayetin ardından Savaş Temirhanoğulları’nın arkadaşı Fikret İnal’ın aracıyla Korkuteli ilçesine kaçtığı tespit edildi. Cinayet Büro Amirliği ekipleri, olayı takip eden 24 saat içinde sanığı Korkuteli Bayatbademler’deki bir villada yakaladı. Kaçmasına yardımcı olan Fikret İnal’ın da içinde bulunduğu iki şüpheli çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
ATSO Başkanı Hacısüleyman: "Antalya için destinasyon yönetimi artık ertelenemez"
26 Kasım 2025 Çarşamba - 13:15 ATSO Başkanı Hacısüleyman: "Antalya için destinasyon yönetimi artık ertelenemez" ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, turizmde gelir odaklı modele geçilmesi gerektiğini belirterek Antalya’nın sürdürülebilir geleceği için destinasyon yönetiminin zorunlu hale geldiğini söyledi. Antalya Ticaret ve Sanayi Odasının (ATSO) kasım ayı olağan meclis toplantısı, Meclis Başkanı Ahmet Öztürk’ün başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, Odanın yürüttüğü çalışmalar ile ekonomiye ve sektörel gelişmelere ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Antalya ekonomisi, turizm sektörü, tarım ve asgari ücret konularının ele alındığı toplantıda konuşan ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, daha önce açıklanan Nefes Kredisi paketinin 50 milyar liraya çıkarıldığını kaydetti. Hacısüleyman, "Üretim yapan işletmelerimize kaynak bulunması artık zorunluluktur" diye konuştu. "Antalya’nın geleceği için destinasyon yönetimi" Ocak–Ekim 2025 döneminde Antalya’ya gelen yabancı ziyaretçi rakamlarını değerlendiren Başkan Hacısüleyman, turizmde artık nicelikten ziyade nitelik odaklı bir modele geçilmesi gerektiğini belirterek, "Artık hedefimiz yalnızca sayısal verileri artırmak değil, turist başına geliri yükseltecek çalışmalar yapmamız gerektiğine inanıyorum" dedi. Seyahat ihtiyacının artık bir lüks olmadığını ifade eden Başkan Hacısüleyman, dünyada 1,5 milyarın üzerinde kişinin seyahat ettiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Seyahat ihtiyacı artık lüks değil bir ihtiyaç haline gelmiş durumda. Biz de şehir olarak bu seyahat ihtiyacının artmasından faydalanan bir şehiriz. Ticaretin geliştirilmesi yönünde muhakkak turizm hareketi olmalı ve iyileştirilmeli. Aynı zamanda şehrimizdeki yaşam kalitesi ve sürdürülebilirlik kısa dönem ihtiyaçlardan daha önemli. Antalya’nın geleceği için bunu yapmak zorundayız. Hedefimiz Antalya ve Türkiye için sayı değil, gelir odaklı bir modele geçmek. Turizm panelinde söylediğim bir konu var: Destinasyon yönetimi. Dünyada birçok şehirde uygulanan, tüm paydaşların ortak yönetimine dayalı bir model. 20 yıl önce de konuşulmuş ama hayata geçmemiş. Antalya için artık ertelenemez. Altyapı ve üst yapı dengesiz gelişiyor. Bu nedenle 12–14 Aralık arasında Antalya 2050 Vizyon Toplantısı’nı düzenliyoruz. Üniversiteler, yerel yönetimler, kamu yöneticileri ve sizlerle birlikte Antalya’nın geleceğini tartışacağız." Ziyaretçi sıralamasında Rusya’nın ilk sırada olduğunu belirten Hacısüleyman, Londra Fuarı’ndan alınan ilk verilere göre 2025 rakamlarının korunacağını, 2026 için ise barış ortamı sağlanırsa olumlu bir tablo oluşabileceğini aktardı. TOBB’un temmuz ayında başlattığı nefes kredisi programının Antalya’daki kullanımına ilişkin verileri paylaşan Hacısüleyman, ilk dilimde 3 bin 420, ikinci dilimde bin 265 olmak üzere toplam 4 bin 685 üyenin ATSO’dan belge aldığını açıkladı. Hacısüleyman, nefes kredisinin tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak, "Üretimi sürdürebilmek ve istihdamı koruyabilmek için iş dünyamızın kredi ihtiyacı nefes kredisi tanımının ötesine geçiyor. Üretim yapan işletmelerimize kaynak bulunması artık zorunluluktur" ifadelerini kullandı. "Maliyet baskısı iş dünyasını zorluyor" Enflasyon ve faiz beklentilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hacısüleyman, ekim ayı enflasyonunun yüzde 2.55, yıllık enflasyonun ise yüzde 32,87 olduğunu hatırlatarak yıl sonu için yüzde 32 civarında bir enflasyon öngördüklerini belirtti. 11 Aralık’taki faiz indirimi toplantısında 1–1,5 puanlık düşüş beklendiğini ifade eden Hacısüleyman, asgari ücret konusundaki tartışmalara da değinerek, "Asgari ücrete yüzde 25–30 arasında bir artış konuşuluyor. Ancak oran ne olursa olsun çalışan için yeterli olmayacak, işveren için ise maliyet baskısı artacaktır. Eğitim, gıda ve sağlık maliyetlerinin mutlaka kontrol altına alınması gerekiyor" dedi. Hacısüleyman, asgari ücretin işverene maliyetinin hâlihazırda 30 bin lira civarında olduğunu hatırlattı. "Festival adı altında haksız rekabet" Tekstil sektörüyle ilgili denetim ve eşitlik çağrısını yineleyen Hacısüleyman, düğün salonlarında "festival" adı altında yapılan satışların haksız rekabet oluşturduğunu belirterek, "Bir düğün salonunda, şık bir isim verilerek "dev marka ve festival buluşması" adı altında yapılan ticaret modeli kabul edilemez. Tekstilci arkadaşlarımız mağaza açıyor, kira ödüyor, stopaj ödüyor, maliyetleri var. Ancak bir düğün salonunda festival adı altında ticaret yapılması hem eşitlik ilkesine hem etik kurallara aykırıdır. Bakanlığa yazılarımızı yazdık, konunun takipçisiyiz" dedi.
Başkan Kocagöz: "Kadına yönelik şiddeti önlemek toplumsal bir görevdir"
26 Kasım 2025 Çarşamba - 12:48 Başkan Kocagöz: "Kadına yönelik şiddeti önlemek toplumsal bir görevdir" Kepez Belediyesi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü, kapsamında “Güvende Hissetme Hakkı ve Önleyici Farkındalık” konulu bir panel düzenledi. Kadına yönelik şiddet ve önleyici yöntemlerin ele alındığı panelde konuşan Başkan Mesut Kocagöz, “Kadına şiddet sadece fiziksel zarar vermek değil, kadının ruhunu yok etmek, hak arama ve kendini koruma gücünü elinden almakta kadına yönelik bir şiddettir. Kadına yönelik şiddeti önlemek hepimizin toplumsal görevidir” dedi. Kepez Belediyesi, 25 Kasım, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde “Güvende Hissetme Hakkı ve Önleyici Farkındalık” konulu bir panel gerçekleştirdi. Kepez Belediyesi Meclis Salonu’nda düzenlenen panelde, kadına yönelik şiddet ve önleyici yöntemler uzman isimler tarafından ele alındı. Panele Klinik Psikolog Vildan Temelkuran Bulut, Antalya Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulundan Av. Aylin Onursev ve Av. Nur Deniz Toklu konuşmacı olarak katılırken, moderatörlüğü Av. Ayşe Evrim Zeybek Akçay üstlendi. “Toplumsal sorumluluğumuz” Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz de panelde yer alarak, günün önemi ve kadına şiddete karşı toplumsal sorumluluk hakkında duygu ve düşüncelerini paylaştı. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, 25 Kasım’ın Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olduğunu hatırlatarak şunları söyledi: “Bu güne hem bireysel hem de toplumsal anlamda büyük önem veriyoruz. Sadece bir gün değil, her gün kadına şiddete karşı olduğumuzu göstermemiz gerekiyor. Atalarımızdan bu yana kadının kutsal olduğunu önemseyen bir milletin evlatlarıyız. Kadınlar baş tacımızdır; kadınlarımız eşimiz, annemiz, kız kardeşimiz, hayatımızın her alanındaki her şeyimizdir. Kadının elinin değmediği hiçbir güzellik tam anlamıyla gerçekleşmez. Kepez Belediyesi olarak biz de, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde, ‘Güvende Hissetme Hakkı ve Önleyici Yaklaşımlar’ konulu bir panelle farkındalık oluşturarak bu mücadeleye katkı sağlıyoruz. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” “Çocuklarımıza eşitlikçi bireyler olmalarını öğretmeliyiz” Kadına şiddetin sadece fiziksel zarar vermekle sınırlı kalmadığını belirten Başkan Kocagöz, “Kadının ruhunu yok etmek, hak arama ve kendini koruma gücünü elinden almakta kadına yönelik bir şiddettir. Bu nedenle özellikle erkek çocuklarımızı yetiştirirken, annelerine, eşlerine ve çevresindeki kadınlara saygılı, eşitlikçi bireyler olmaları gerektiğini öğretmeliyiz. Kadına şiddeti önlemek hepimizin en önemli görevidir” diye konuştu. “Kadına şiddet e karşı güven, dayanışma, birliktelik” Panelde konuşmacılar, 25 Kasım’ın takvimdeki bir tarihten çok daha fazlası olduğunu vurgulayarak, bu günün eşitliği, adaleti ve insan onurunu hatırlatan, dayanışmayı büyüten bir gün olduğuna değindiler. Kadına yönelik şiddetin, kimi zaman sessiz, kimi zaman duyulabilir, kimi zaman ise görünmez bir şekilde yaşandığı; ancak her haliyle toplumsal bir yara olduğu belirtildi. Bireysel bir acı gibi görünse de, aslında her insanın hayatına dokunan ve toplumun tüm dokusuna zarar veren bir mesele olduğuna dikkat çekildi. Bu nedenle mücadelenin sadece mağdurların değil, yanında duran, sessiz kalmayan ve sorumluluk hisseden herkesin omzunda yükseldiği ifade edildi. Panelde, kadınların nasıl güvende yaşayabileceği, dayanışmanın nasıl filizlenip büyüyebileceği ve birlikte nasıl güçlenilebileceği konuları ele alındı. Hangi koşulda olursa olsun, her kadının birbirinin yanında durmasının hem insani hem de toplumsal bir zorunluluk olduğu vurgulandı. Dayanışmanın yalnızca bir iyilik değil, bu mücadelenin gerçek taşıyıcısı olduğu belirtildi. Kadınların yaşam hakkı, saygı, eşitlik ve güven duygusunun yalnızca bir talep değil, doğuştan gelen, değiştirilemez haklar olduğu ifade edildi. Kadınların güvende hissetme hakkının tartışmaya kapalı bir insan hakkı olduğu; kadınların özgürce yürüyemediği, sesini duyuramadığı ve korkmadan nefes alamadığı bir ortamda demokrasinin de tam anlamıyla nefes alamayacağına dikkat çekildi. “Bir kadın güvende olduğunda toplumda güvendedir” Panelin moderatörlüğünü gerçekleştiren Av. Ayşe Evrim Zeybek Akçay da, Kepez Belediyesi’nin kadına şiddeti önlemeye yönelik çalışmalarına değinerek, “Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz öncülüğünde, kadınların ihtiyaç duyduklarında başvurabileceği kanalları çoğaltmak, hukuki süreçlerde yol göstermek, mekanizmaları güçlendirmek ve psikolojik destek alanlarını büyütmek ve herkesin güven içinde yaşadığı bir kent düzeni oluşturmak için çalışıyoruz. Kadınların yaşama hakkını savunan bu mücadelenin görünür kılınmasına ve güçlenmesine koşulsuz destek veren Kepez Belediye Başkanımız Mesut Kocagöz’e şahsım adına teşekkür ediyorum. Eşitlik, adalet ve demokratik değerlere kararlı yaklaşımı, bu mücadelenin en önemli güç kaynağıdır. Bir kadın güvende olduğunda, toplumda da güvendedir” dedi.
Türk züccaciye sektörü küresel vitrine çıktı
26 Kasım 2025 Çarşamba - 12:42 Türk züccaciye sektörü küresel vitrine çıktı Türk ev ve mutfak eşyaları sektörü, Antalya’da düzenlediği etkinlikte 53 ülkeden 112 alıcıyla buluştu. Züccaciyeciler Derneği (ZÜCDER) Başkanı Burak Önder, küresel krizler ve bölgesel çatışmalar nedeniyle 2025’in tüm sektörler için zor geçtiğini belirterek, "Şikâyet etmek yerine yeni risklere ve fırsatlara adapte oluyoruz" dedi. Önder, Avrupa’daki regülasyonların yakından takip edildiğini vurgulayarak, "Federasyon yönetiminde yer almak istiyoruz" ifadelerini kullandı. Antalya’da düzenlenen 23. Uluslararası Ev Eşyaları Zirvesi’nde Türkiye’den 56 firma, 53 ülkeden gelen satın almacıyla bir araya geldi. ’’2025 dünyanın geneli için zorlu bir yıl oldu’’ Etkinlikle ilgili değerlendirmelerde bulunan Önder, "2025 yılı, yalnızca bizim sektörümüz için değil, dünyada faaliyet gösteren hemen hemen tüm sektörler için kolay bir yıl olmadı. Küreselde yaşanan ekonomik dalgalanmalar, Çin ile ABD arasındaki ticaret savaşları, kuzeyimizde ve güneyimizde devam eden çatışmalar hem ülkemizi hem de dünya ekonomisini ciddi şekilde etkiledi. Buna rağmen Türkiye, özellikle katma değeri yüksek ürünlerde ihracat performansını artırmayı başardı. Ancak düşük teknoloji ürünlerinde aynı başarıyı yakalamak daha zor oldu’’ Zorluklar devam edecek, odak çözümde olmalı 2026 yılının da kolay bir yıl olmayacağını belirten Önder, "Ancak bizim odaklanmamız gereken şey, kontrolümüz dışındaki faktörlere takılı kalmak değil; değiştirebileceğimiz süreçlere odaklanmak. Biz züccaciye sektörü olarak şikâyet etmek yerine, yeni risklere ve doğan fırsatlara adapte olmaya çalışıyoruz. Türkiye iş dünyası krizlere karşı dayanıklı bir yapıya sahip. Bu bilinçle elimizden geldiğince katkı sunmayı sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. Avrupa federasyonu ile iş birliği ve uluslararası temsil Geçen hafta Avrupa Ev ve Mutfak Eşyaları Federasyonu toplantısında sektörü temsil ettiklerini belirten Önder, "Mutfak eşyaları sektörüyle ilgili Avrupa’da yaşanan gelişmeleri ve regülasyonları yakından takip etmek, hem ülkemize hem üyelerimize önemli katkılar sağlıyor. Almanya Köln’de yapılan genel kurulda aktif görevler aldık ve ülkemizi tanıttık. Amacımız önümüzdeki dönem federasyon yönetiminde yer almak. Avrupa’daki meslektaşlarımızla aynı masada oturmak sektörümüz için stratejik bir hedef ve bu yolda sağlam adımlarla ilerliyoruz. Biz 2026 veya 2027 toplantısının Türkiye’de yapılması teklif ettik ve lobicilik faaliyetlerimize başladık. Hedeflerimizden bir tanesi de, oradaki bir koltuğa oturmak. Eğer nasip olursa orada Türkiye’yi, sektörümüzü temsil etmek istiyoruz" diye konuştu. Demografik gerileme ve ekonomiye etkisi Önder, "Dünya genelinde Afrika hariç birçok bölgede nüfus geriliyor. Türkiye yıllarca genç nüfusuyla öne çıkmış olsa da son yıllarda doğum oranlarında düşüş yaşanıyor. Güçlü ekonomi için güçlü ve nitelikli nüfus gereklidir. Bu açıdan Cumhurbaşkanımızın yıllardır yaptığı uyarıları destekliyoruz. Doğum oranlarının artması, ülkenin geleceği ve refahı için büyük önem taşıyor. Bu durum sadece züccaciye sektörünü değil, inşaat, otomotiv ve birçok sektörü doğrudan etkileyecek pozitif bir faktördür. Avrupa ülkeleri bugün nüfus sorununa çözüm ararken Türkiye’nin bu gerçeğe zamanında refleks göstermesi son derece değerlidir"" dedi. Gıda zehirlenmeleri ve sektöre etkisi Zaman zaman gündeme gelen gıda zehirlenmeleriyle ilgili konuşan Önder, "Biz gıdayı tamamlayan, yemek kültürüyle doğrudan ilişkili ürünler üreten bir sektörüz. Yemek kültürünün güçlü olduğu ülkelere yüksek ihracat yapıyoruz. Bu nedenle bu tür gündemlerin kısa vadede pozitif yansımaları oluyor" ifadelerini kullandı. Amerika pazarı: Büyük potansiyel, büyük rekabet ABD’nin çok katmanlı ve büyük bir pazar olduğuna dikkat çeken Önder, "Çin ile yaşadıkları rekabet ortamı devam ederken Türkiye’nin mutfak eşyaları sektörü ABD’de büyümeye devam ediyor. Bu büyümeyi daha kaliteli ve sürdürülebilir hale getirmek için pazarı daha iyi okumamız, eyaletlerin kültürlerine uygun ürünler geliştirmemiz gerekiyor" dedi. Önder, "Dünyada yaşanan tarife savaşlarının bir sonucu da maalesef Çin’in bizim çevremizde büyümeye çalışması. Çin’in ABD’ye ihracatı düşerken, bizim etkili olduğumuz pazarlardaki ihracatı artıyor. Özellikle Ortadoğu, Afrika ve Avrupa’yı çok zorluyor. Ortadoğu’da siyasi ilişkilerini de geliştirip her ülke ve toplulukla farklı ilişkiler kurabiliyorlar. Sadece ticarete odaklanan yaklaşımları Ortadoğu’da ciddi bir karşılık buluyor. Bunun yanında üretimde esnekliğini giderek artırıyor, kalitesini yükseltiyor ve ülke markasını geliştiriyor. İç tüketimleri bir türlü artmadığı için ülkede oluşan kapasite fazlasını agresif bir şekilde ihracat pazarlarında kullanıyorlar" dedi. Uluslararası alıcıların Türkiye ziyareti Önder, "Şu anda 53 ülkeden 112 firmanın Türkiye’yi ziyaret ettiğini görüyoruz. Hemen etkinlik sonrası rakam açıklamayı çok sağlıklı bulmuyoruz ancak şunu net söyleyebiliriz ki dünyanın birçok bölgesinden kaliteli satın almacılar Türkiye’ye geliyor. Sektöre ve ülkemize değer katan organizasyonlar düzenlemek bizim en önemli misyonumuzdur. Kolombiya’dan Ekvador’a kadar çok büyük firmalarının temsilcilerini buraya getirdik. Kimileri 24 saatten fazla bir uçuşla buraya ulaştı. Katılan firmalar Türkiye’nin bu sektörde ne kadar güçlü, kaliteli ve hızlı olduğunu biliyorlar, o yüzden bu etkinliklere büyük ilgi gösteriyorlar. Bu sene uzak ülkeler yanında odağımızı biraz daha yakın coğrafyaya çevirdik. Mevcut ihracat ekosistemi içerisinde uzak pazarlarda kalıcılık sağlamak kolay değil. O nedenle ilişkileri çok daha hızlı bir şekilde işe çevirebileceğimiz yakın pazarlara daha ağırlık vereceğiz" şeklinde konuştu.
Boşanma ve kadına karşı şiddet paneli düzenlendi
26 Kasım 2025 Çarşamba - 12:33 Boşanma ve kadına karşı şiddet paneli düzenlendi Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi ve Hukuk Fakültesi iş birliğiyle "Boşanma ve Kadına Karşı Şiddet" başlıklı panel düzenlendi. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, şiddetle mücadelede eğitimin kilit rolüne dikkat çekti. Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi ve Hukuk Fakültesi iş birliğiyle Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında düzenlenen "Boşanma ve Kadına Karşı Şiddet" başlıklı panel, Edebiyat Fakültesi Bumin Kağan Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Panele Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Prof. Dr. Şükrü Özen, Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nurşen Adak, Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Necla Öztürk, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. "Kadına yönelik şiddet toplumsal bir yaradır" Panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Bugün burada, toplumumuzun en temel insan hakları sorunlarından birini bilimsel bir çerçevede tartışmak üzere bir araya geldik. Edebiyat Fakültemiz ve Hukuk Fakültemizin iş birliğiyle düzenlenen bu panel, yalnızca bir akademik etkinlik değil; aynı zamanda hepimizin taşıdığı toplumsal sorumluluğun güçlü bir hatırlatıcısıdır. Kadına yönelik şiddet; bireysel bir mesele, bir aile içi sorun ya da hukuki bir başlık değildir. Bu, toplumsal bir yaradır. Kültürel, ekonomik, psikolojik ve hukuki tüm yönleriyle bütüncül bir yaklaşım gerektiren çok boyutlu bir meseleyle karşı karşıyayız. Bu hafta 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında dünyada farkındalık çalışmaları yürütülüyor. Bizim sorumluluğumuz ise farkındalığı bir güne ya da haftaya sığdırmanın ötesine geçerek bu konuyu sürekli gündemde tutmak ve çözüm üretmektir" dedi. "Mücadele zihin, bilinç ve eğitimle kazanılır" Rektör Özkan, "Kadına karşı şiddet ile mücadele yalnızca kanunlarla değil; zihinlerle, bilinçle, eğitimle kazanılır. Dün Öğretmenler Günü’nü kutladık. Bu iki günün art arda gelmesi, bizlere şiddetle mücadelede en güçlü silahımızın eğitim olduğunu bir kez daha hatırlatmaktadır. Değerler eğitimi, saygı, empati ve insan onuruna bağlılık ailede başlar; okulda güçlenir. Bu değer eğitimi; insanı, hayvanı, doğayı, yaşamı sevmeyi öğretir. Ve sevginin olduğu yerde şiddet barınamaz. Bu nedenle, insanı, doğayı ve dünyayı sevmeyi teşvik eden; empatiyi ve hoşgörüyü merkeze alan bir yaklaşım geliştirmeliyiz. Çocuklara ve gençlere farklılıklara saygı duymayı, sorunları şiddet yerine diyalog yoluyla çözmeyi ve her canlının yaşam hakkına değer vermeyi hatırlatacak bir bakış açısı kazandırmalıyız" şeklinde konuştu. "Kadın güçlenirse toplum güçlenir" Rektör Özkan, "Üniversiteler olarak bizim de rolümüz çok net. Sadece akademik bilgi üretmek değil, insan haklarını, eşitliği, adaleti ve toplumsal duyarlılığı yaşamın doğal bir parçası haline getiren bir kültür oluşturmalıyız. 5 Aralık Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkı verilmesinin yıl dönümüne de yaklaşıyoruz. Mustafa Kemal Atatürk, bir ülkenin çağdaşlığının ölçüsünün kadınların toplumdaki konumu olduğunu daha Cumhuriyetin ilk yıllarında ortaya koydu. Bizler, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, kadınlara seçme ve seçilme hakkının birçok Batı ülkesinden önce, 5 Aralık 1934’te tanındığı bir medeniyetin mirasçılarıyız. Bu tarih, Cumhuriyetimizin kadın-erkek eşitliğine verdiği önemin ve kadınlarımızın toplumsal hayattaki yerini sağlamlaştıran Cumhuriyet kazanımlarının en somut göstergesidir. Bizlere düşen görev, o mirası yükseltmek ve güçlendirmektir. Çünkü Atatürk’ün açtığı yol çok açıktır: Kadın güçlenirse toplum güçlenir. Kadın özgürleşirse ülke ilerler" ifadelerini kullandı. Paneli düzenleyenlere teşekkür Rektör Özkan, "Kadına yönelik şiddetin önlenmesi, yalnızca cezai yaptırımlarla değil; Güçlü sosyal politikalarla, etkin eğitim programlarıyla, toplumdaki cinsiyet eşitliği bilincinin erken yaşlarda kazandırılmasıyla, ailede ve okulda değerler eğitimine önem verilmesiyle mümkün olacaktır. Üniversiteler bu dönüşümün kalbidir. Bugün burada yapılan panel de işte tam bu nedenle çok kıymetlidir. Akademisyenlerimizin değerlendirmeleri, hukuk dünyasından katkılar ve toplumsal analizler; doğruyu görmemiz, çözüm üretmemiz ve daha adil bir toplum inşa etmemiz için hayati önemdedir. Bu etkinliği düzenleyen Edebiyat Fakültemize ve Hukuk Fakültemize teşekkür ediyorum. Katkı sunan tüm hocalarımıza ve paneli takip eden öğrencilerimize ayrıca teşekkür ediyorum. Dileğim; burada konuşulanların gerçek hayata dokunması, bir kişinin bile yaşamını değiştirecek bir farkındalık oluşturmasıdır" dedi. Akademik ve adli yaklaşımlar konuşuldu Açılış konuşmasının ardından oturum başkanlığını Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Necla Öztürk’ün yaptığı panelde, Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nurşen Adak ve Dr. Çağrı Elmas "Boşanma ve Kadına Karşı Şiddet" konusunu ele alarak katılımcılara sundu. Panelde Antalya 7. Aile Mahkemesi Hakimi Şelale Süer ise "Şiddetin Görünen ve Görünmeyen Yüzü: Boşanma Davaları Üzerinden Bir Değerlendirme" başlıklı konuşmasını gerçekleştirerek katılımcıları bilgilendirdi. Panel katılımcılara plaket takdimi ile sona erdi.
Sosyal medyadan sahte kadın profiliyle kandırdıkları erkeklere eğlence mekanında 10 kat hesap ödetmişler
26 Kasım 2025 Çarşamba - 12:26 Sosyal medyadan sahte kadın profiliyle kandırdıkları erkeklere eğlence mekanında 10 kat hesap ödetmişler Antalya’da bir eğlence mekanı işletmecileri ile çalışanlarının sosyal medya platformlarında sahte kadın profilleri açarak tanıştıkları erkekleri iş yerine getirip, 8-10 katına çıkan hesabı ödemek zorunda bıraktığı tespit edildi. İtiraz eden müşterileri silah gösterip tehditle ödemeye zorlayan 12’si erkek toplam 29 şüpheli, polisin ‘Son Kadeh’ adlı operasyonuyla yakalandı. Hakim karşısına çıkartılan şüphelilerden 16’sı tutuklandı. Muratpaşa ilçesinde faaliyet gösteren bir eğlence mekanının işletmecileri ve çalışanlarının sosyal medya platformlarında sahte kadın profilleri açarak erkekleri mekana yakın bir yere yönlendirdikleri, şahısların burada mekanda çalışan kadınlar tarafından karşılanarak eğlenme bahanesiyle işletmeye götürüldükleri, mekanda düzenlenen adisyonların çok sayıda kalem eklenerek şişirildiği, diğer eğlence mekanlarına kıyasla 8-10 katına varan hesaplar çıkartıldığı ortaya çıktı. Müşterilerin hesaba itiraz etmesi üzerine ise şüphelilerin silah göstererek, cebir ve tehditle nakit, kredi kartı ya da mobil bankacılık üzerinden hazır kredi kullandırarak ödemeye zorladıkları, elde edilen paraların işletme yöneticileri ve çalışanlar arasında günlük olarak belirli oranlarda paylaşıldığı tespit edildi. Son kadehleri oldu Antalya Emniyeti Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince yaklaşık 3 aylık çalışma neticesinde olaylara karıştıkları tespit edilen 17’si kadın toplam 29 şüpheli, "Son Kadeh" adı verilen eş zamanlı operasyonla yakalandı. Operasyonda 2 adet ruhsatsız tabanca, 99 adet fişek, suça konu çok sayıda evrak ve doküman ele geçirildi. "Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit ve hakaret" suçlarından adli makamlara sevk edilen şüphelilerden 16’sı tutuklandı.