Yerel Haberler
Antalya
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:12 "Enflasyonla mücadeledeki kararlılığı sonuna kadar destekliyoruz" Ankara Sanayi Odası (ASO) 2026 yılı Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı, Antalya’nın Serik ilçesinde yapıldı. ASO 2026 yılı Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı, Serik’te bulunan bir otelde düzenlendi. ASO Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç’ın güncel ekonomik gelişmeleri değerlendirdiği ve sanayicilerin beklentilerini ifade ettiği açılış konuşmasının ardından toplantı, Başkan Seyit Ardıç’ın moderatörlüğünü yaptığı ve kamu bankaları Genel Müdür Yardımcılarının katıldığı ‘Sanayicinin Finansmana Erişimi’ konulu panelle devam etti. Ardıç, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım olmak üzere tüm annelerin Anneler Günü’nü kutlayarak konuşmasına başladı. "Enflasyonla mücadeledeki kararlılığı sonuna kadar destekliyoruz" Enflasyonla mücadelenin üretim kapasitesini zayıflatarak sağlanamayacağını vurgulayan Ardıç, Türkiye’nin yeniden üretim ekonomisine odaklanması gerektiğini ifade ederek, "Patlak veren İran-ABD-İsrail savaşı enerji fiyatlarını yüzde 60 yukarı çekti. Oluşan belirsizlik, sanayicimizin üretim maliyetini, enerji, hammadde, ara malı ve teslimat süreleri üzerinden de artırdı. Dolayısıyla bugün karşı karşıya olduğumuz tabloda birçok maliyet ve belirsizlik, reel sektörün yani bizlerin üzerine binmiş durumdadır. Enflasyonla mücadeledeki kararlılığı sonuna kadar destekliyoruz. Ancak bu mücadelenin üretim, yatırım, istihdam ve ihracat kapasitesini zayıflatmadan yürütülmesi için ekonomi programının reel sektör ayağının güçlü tamamlayıcı adımlarla desteklenmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur" dedi. "Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, ihraç ettiğimiz pek çok üründe karbon faturasını şimdiden masaya koymaktadır" Dün maliyetlerin konuşulduğunu bugün ise kapasitenin konuşulmasının zorunda olduğunu vurgulayan Ardıç, "Savaşlar artık sadece cephede sonuç doğurmuyor; sigorta primlerinde, navlun fiyatlarında, ihracatçının teslim süresinde, enerji faturalarında, Merkez Bankalarının kararlarında sonuç doğuruyor. Bu durum doğrudan sanayicimizin maliyetini ve KOBİ’mizin nakit akışını olumsuz etkiliyor. Sorun, küresel ekonominin güven kaybetmesidir. Teknolojiyi üreten, yeteneğini geliştiren ve kullanan, veriye hakim olan, kaliteyi izleyen, tedarik zincirini takip eden, karbon yükümlülüklerine uyan ülkeler öne çıkacaktır. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, yani Avrupa’ya mal satarken karbon ayak izi için ödenecek ek vergi; demir-çelikten alüminyuma, çimentodan gübreye, elektrikten hidrojene kadar ihraç ettiğimiz pek çok üründe karbon faturasını şimdiden masaya koymaktadır" diye konuştu. Sanayi politikasının yalnızca teşvik, kredi ve yatırım alanlarıyla sınırlı değerlendirilemeyeceğini belirten Ardıç; teknoloji, eğitim, finansman, lojistik, enerji, dijital altyapı ve kurumsal kapasitenin birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti. Seyit Ardıç, Ankara’daki savunma sanayii, teknoparklar, OSB’ler, üniversiteler ve KOBİ’ler arasında daha güçlü iş birliği kurulması gerektiğini belirterek, mevcut potansiyelin ancak ortak üretim ve bilgi paylaşımıyla gerçek bir sıçramaya dönüşebileceğini ifade etti. Ankara’nın 18,5 milyar dolarlık toplam ihracatının yaklaşık üçte birinin savunmadan geldiğinin altını çizen Ardıç, Ankara’da savunma sanayii için çalışan 50 bin nitelikli mühendis ve teknik personelin hem üretim hem de Ar-Ge yoğunluğunun kalbinde olduğunu vurguladı. Başkan Ardıç, Ankara’nın üretim üssü konumunu koruyabilmesi için savunma sanayiindeki yüksek mühendislik kapasitesinin makine, otomotiv ve medikal gibi diğer sektörlere de yayılması gerektiğini belirtti. Ardıç, sanayisizleşmenin çoğu zaman sessiz ilerlediğini; kapasite kaybı, yatırım iştahının azalması ve fabrika kapanmalarıyla sonuçlandığını söyledi. Seyit Ardıç, Türkiye’nin son 30 yılda ihracatta önemli ilerleme kaydettiğini ancak yüksek teknoloji alanında istenilen seviyeye ulaşılamadığını belirtti. Yüksek teknolojili ürün ihracatının 2025’te 9,9 milyar dolar seviyesinde kaldığını, buna karşılık ithalatın 37 milyar doları aştığını dile getiren Ardıç, yüksek teknolojinin ihracat yapısının merkezine yerleşemediğini söyledi. Ardıç, Türkiye’nin artık üretim, Ar-Ge, inovasyon ve verimlilik odaklı yeni bir dönüşüme ihtiyaç duyduğunu vurguladı. "Türkiye, Avrasya’nın Brezilya’sı değil; Güney Kore’si olmak zorundadır" Yeni yüzyılda rekabetin yalnızca firmalar arasında değil, devletler ve ekosistemler arasında yaşandığını belirten Ardıç, "Bu yeni düzende Türkiye’nin önünde tarihi bir tercih var. Brezilya gibi, hammaddeye, iç pazara ve dönemsel büyümeye yaslanan bir ekonomiyle mi yetineceğiz; yoksa Güney Kore gibi teknolojiyi, ihracatı, markayı, verimliliği merkeze alan bir üretim/sanayi gücü mü olacağız? Asıl belirleyici olan hangi teknolojiyi ürettiğimizdir. Sanayicimizin küresel rekabette ulaşacağı yüksek konumdur. Türkiye, Avrasya’nın Brezilya’sı değil; Güney Kore’si olmak zorundadır" şeklinde konuştu. "KOBİ kredilerinin toplam işletme kredileri içindeki payı 2024’te yüzde 35,2’ye gerilemiştir" OECD verilerine değinen Seyit Ardıç, "Ülkemizde KOBİ kredilerinin toplam işletme kredileri içindeki payı 2024’te yüzde 35,2’ye gerilemiştir. Oysa OECD ortalaması yaklaşık yüzde 47 seviyesindedir. KOBİ’miz, üreticimiz, sanayicimiz hala OECD ortalamasının gerisinde bir finansman derinliğiyle üretim yapmaya çalışmaktadır. Dünya Bankası verilerine göre Türkiye’de özel sektöre banka kredilerinin Gayrisafi Yurtiçi Hasılaya oranı 2024’te yüzde 37 olup; yüksek gelirli ülkelerde bu oran çok daha üst seviyelerdedir" ifadelerini kullandı. "Finansman mimarimiz üretken yatırımı ödüllendiren bir yapıya kavuşmalıdır" Kefalet limitleri, teminat şartları, kota uygulamaları ve kredi tahsis süreçlerinin iyileştirilmesi gerektiğini söyleyen Ardıç, "Proje bazlı kredi mekanizması da hala yeterli düzeyde değildir. Bizim ihtiyacımız, bilançosu güçlü olana kredi veren bir sistemin yanında; doğru projeyi, doğru yatırımı, doğru teknolojiyi, doğru ihracat potansiyelini kredilendiren bir sistemdir. Finansman mimarimiz teknolojik yeniliği ve üretken yatırımı daha fazla ödüllendiren bir yapıya kavuşmalıdır" dedi. Seyit Ardıç, sanayicilerin beklentisinin riski yalnızca üreticinin üstlendiği değil; teknolojik dönüşümü destekleyen, üretim, dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve ihracat kapasitesini önceleyen uzun vadeli ve seçici bir finansman yapısı olduğunu ifade etti. Başkan Seyit Ardıç, teknoloji ile üretim arasındaki bağı güçlendirmek için sahada aktif çalışacaklarını belirterek, KOBİ’lerin teknoloji, finansman ve pazara erişimini kolaylaştıracak adımlar atacaklarını, üniversite-sanayi iş birliğini güçlendireceklerini ve ASO Serbest Bölgesi ile ASO Teknoloji Üssü gibi projeleri hayata geçirmek için çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti. Seyit Ardıç, teşvik sisteminin yalnızca yatırımı değil üretim çıktısını da esas alması gerektiğini belirterek, dijitalleşmenin rekabet için zorunlu hale geldiğini ve sanayi finansmanının üretken yatırımları önceleyen bir yapıya kavuşturulması gerektiğini ifade etti. Ardıç, sanayisizleşme riskine karşı kararlı olduklarını söyledi. ‘Yılın Komitesi’ ödülünü almaya 2025 yılı çalışmalarına ilişkin beş komite hak kazandı. Ardıç, komite üyelerine sırasıyla ödüllerini takdim etti. ‘Sanayicinin Finansmana Erişimi’ paneli ASO Başkanı Ardıç’ın moderatörlüğündeki panele, Ziraat Bankası Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Şükrü Taşçı, Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Yalçın Madenci, Türk Eximbank Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çağrı Altındağ ve Vakıflar Bankası T.A.O. Ticari ve Kurumsal Grup Başkanı Alparslan Şahin panelist olarak katıldı. Ziraat Bankası olarak uzun vadede kredi verilmesinin yollarının bulunması gerektiğini söyleyen Şükrü Taşçı, finansal ve reel sektörün birbiriyle uygun hareket etmesi, koordinasyonun daha fazla arttırılması konusunda nelerin yapılması gerektiğini aktardı. Bankaları zamanında bilgilendirebilecek, ikna edebilecek ve bankalara firmanın durumunu izah edebilecek finansçıların firmalara istihdam edilmesi gerektiğini savunan Yalçın Madenci, son birkaç yıldır özellikle sıkıntı yaşayan firmaların zayıf finans ekipleriyle çalıştıklarını gördüğünü ifade etti. Öte yandan, firmaların finansal geleceklerinin ve gidişatlarının kendi yönlendirdikleri şekilde bankalarla paylaşılmasının daha doğru olacağını dile getirdi. Alparslan Şahin, kredi ilişkisinin yatırımlar ve işletmeler açısından büyük önem taşıdığını belirterek, kredi dışındaki ödeme ve tasarruf çözümlerinde bankalarla entegrasyonun artırılmasının hem iş birliklerini güçlendireceğini hem de maliyet avantajı sağlayacağını ifade etti. Şahin, VakıfBank başta olmak üzere bankaların dijital ödeme ve tasarruf alanında çok sayıda çözüm sunduğunu söyledi. Mustafa Çağrı Altındağ, Eximbank’ın 2025 yılını 26,7 milyar doları kredi, 27,5 milyar doları alacak sigortası olmak üzere toplam 54,2 milyar dolarlık destekle kapattığını belirtti. 2026 yılı hedefinin ise 28 milyar dolar kredi ve 31 milyar dolar alacak sigortasıyla toplam 59 milyar dolar destek olduğunu ifade eden Altındağ, 2020’den bu yana takip edilen 50 milyar dolarlık hedefin 2025’te aşıldığını, 2026’da ise 60 milyar dolar seviyesinin üzerine çıkmayı hedeflediklerini söyledi. Bankanın bilanço büyüklüğünün 1,5 trilyon liraya ulaştığını kaydeden Altındağ, aktif büyüklüğünün yüzde 90’ının ihracatçı firmaların kullandığı krediler olduğunu bildirdi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 11:55 ASAT’tan Kemer’e 7 yılda 3 milyar TL’lik yatırım Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü, 2019-2026 yılları arasında Kemer ilçesine toplam 3 milyar 176 milyon 512 bin 954 TL tutarında altyapı yatırımı gerçekleştirdi. İlçenin içme suyu, kanalizasyon ve atıksu altyapısını güçlendiren çalışmaların yanı sıra üstyapı ve çeşitli hizmet alanlarında da önemli projeler hayata geçirildi. ASAT’ın Kemer genelinde yürüttüğü yatırımlar, hem mevcut altyapı sorunlarının çözülmesini sağladı hem de ilçenin gelecekteki ihtiyaçlarına cevap verecek güçlü bir sistem oluşturdu. Yapılan çalışmalarla birlikte vatandaşlara daha sağlıklı, kesintisiz ve sürdürülebilir hizmet sunulması hedeflendi. İçme suyu altyapısı güçlendirildi Kemer’de içme suyu yatırımları kapsamında toplam 78 bin 796 metre uzunluğunda hat imalatı gerçekleştirildi. Bu çalışmalar için 341 milyon 534 bin 192 TL kaynak kullanılarak, ilçenin içme suyu altyapısı modernize edildi ve kayıp-kaçak oranlarının azaltılması hedeflendi. Kanalizasyon hattı yenilendi Kanalizasyon yatırımları çerçevesinde ise 21 bin 097 metre uzunluğunda yeni hat imalatı yapıldı. Bu çalışmalar için 85 milyon 416 bin 528 TL harcanarak çevre sağlığı açısından büyük önem taşıyan altyapı eksiklikleri giderildi. Atıksu yatırımlarıyla çevre korundu Toplam yatırımın en büyük kısmını oluşturan atıksu projeleri için 2 milyar 326 milyon 623 bin 152 TL kaynak ayrıldı. Bu yatırımlarla atıksu arıtma kapasitesi artırılarak, doğal kaynakların korunması ve çevresel sürdürülebilirlik sağlandı. Üstyapı çalışmaları kapsamında asfalt yatırımları ASAT tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında 146 milyon 450 bin 612 TL tutarında asfalt yatırımı gerçekleştirildi. Bu sayede altyapı çalışmaları tamamlanan bölgelerde ulaşım konforu artırıldı. Diğer yatırımlarla hizmet çeşitliliği artırıldı Kemer’de farklı alanlarda gerçekleştirilen diğer yatırımlar için ise toplam 276 milyon 488 bin 470 TL harcama yapıldı. Bu yatırımlar, hizmet kalitesinin artırılmasına ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesine katkı sağladı. Gerçekleştirilen bu kapsamlı yatırımlarla birlikte Kemer’in altyapı standartları yükseltilirken, ilçenin uzun yıllar boyunca ihtiyaç duyacağı sağlam ve sürdürülebilir bir altyapı sistemi oluşturuldu.
Uzm. Dr. Filiz Mıhçı: "Çocuklarda epilepsi yüzde 80 oranında tedavi ediliyor"
27 Kasım 2025 Perşembe - 10:13 Uzm. Dr. Filiz Mıhçı: "Çocuklarda epilepsi yüzde 80 oranında tedavi ediliyor" Uzm. Dr. Filiz Mıhçı, çocuklarda epilepsi hastalığının doğru tanı ve tedaviyle yüzde 70-80 oranında tamamen kontrol altına alınabildiğini ifade ederek, hatta ilaca gerek kalmadan nöbetlerin durabildiği bir hastalık olduğunu belirtti. Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Nörolojisi Bölümü’nden Uzm. Dr. Filiz Mıhçı, "1-30 Kasım Epilepsi Farkındalık Ayı" nedeniyle çocuklarda epilepsi ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. Bir anne-babanın en büyük korkularından biri olduğunu belirten Uzm. Dr. Filiz Mıhçı, "Çocuğunun aniden yere düşüp kasılması ya da bir anda dalıp gitmesidir. Bu tablo, çoğu zaman epilepsi (sara) hastalığıyla ilişkilendirilir. Çocuklarda epilepsi, beyindeki elektrik sinyallerinin ani ve kontrolsüz boşalmaları sonucu oluşan nöbetlerle kendini gösteren yaygın bir durumdur. İyi haber şu ki çocuklarda görülen epilepsi, doğru yaklaşımla büyük ölçüde tedavi edilebilir. Doğru tanı ve tedaviyle yüzde 70-80 oranında tamamen kontrol altına alınabilen, hatta ilaca gerek kalmadan nöbetlerin durabildiği bir hastalıktır. Özellikle nedeni bilinmeyen epilepsiler, en kolay iyileşenlerdir" dedi. "Genellikle nedeni bilinmiyor" Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve aşırı elektrik boşalmaları sonucu ortaya çıkan tekrarlayıcı nöbetler olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Filiz Mıhçı, "Tek bir nöbet epilepsi değildir; teşhis için en az iki nöbetin olması ve ateş gibi başka bir nedenin bulunmaması gerekir. Bazen genetik bir yatkınlık, bazen doğum sırasındaki oksijen eksikliği, bazen de menenjit gibi enfeksiyonlar tetikleyici olabilir. Ancak vakaların yarısından fazlasında hiçbir neden bulunmaz. Bu durum, hastalığın ‘kötü’ olduğu anlamına gelmez; tam tersine, nedeni bilinmeyen epilepsiler genellikle tedaviye daha iyi yanıt verir" şeklinde konuştu. "Epilepsi türünü nöbetlerin şekli belirliyor" Epilepsi türleri nöbet şekline göre ayrıldığını ifade eden Uzm. Dr. Filiz Mıhçı, "Kısmi nöbetler beyinin bir bölgesinden başlar; jeneralize nöbetler ise tüm beyni etkiler. Çocuklarda sık görülenler türler şunlardır; Absence (Petit Mal): Çocuk birkaç saniyeliğine ‘donup kalır’, göz kırpıştırır. Öğretmenler ‘hayallere dalıyor’ sanabilir. Miyoklonik: Kol veya bacaklarda ani sıçramalar gerçekleşir. Toni-klonik (Grand Mal): Bilinç kaybı, kasılma ve gevşeme evreleri görülür. Epilepsi bir engel değil, yönetilebilir bir durumdur. Birçok ünlü bilim insanı, sporcu ve sanatçı epilepsiyle yaşamış ve zirveye ulaşabilmiştir. Epilepsi, çocuğun geleceğini çalmaz; yanlış bilgiler ve korku çalar. Erken tanı ve düzenli takip ile çoğu çocuk, ilaçsız ve nöbetsiz bir hayat sürebilir. Şüpheniz varsa, vakit kaybetmeden bir çocuk nöroloğuna başvurmak hayati önem taşımaktadır" diye konuştu. "Çocuklarda epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır" Tedavi genellikle ilaçlarla başladığını ve yüzde 70’i ilaçlarla tamamen kontrol altına alındığı anlatan Uzm. Dr. Filiz Mıhçı, "İlk ilaçla üç çocuktan ikisi tamamen nöbetsiz yaşar. Dirençli vakalarda ketojenik diyet, cerrahi müdahale veya vagus sinir stimülasyonu gibi alternatifler uygulanır. Erken teşhisle başarı oranı yüksektir" ifadelerini kullandı. Epilepsi nöbeti geçiren bir çocuğa yapılması gerekenler hakkında da bilgi veren Uzm. Dr. Filiz Mıhçı, "Çocuğu yan yatırın, başını koruyun. Ağzına bir şey sokmayın. 5 dakikadan uzun sürerse 112’yi arayın. Saklamayın: Öğretmeni bilsin, arkadaşları ‘O bazen yıldızları sayıyor’ desin. Aşırı korumayın: Çocuğunuzu ‘hasta’ gibi büyütmeyin; futbol oynasın, ağaca tırmansın. Epilepsi değil, korku engeller. Nöbet günlüğü tutun: Not aldığınız her satır, doktorunuza büyük kolaylık sağlar. Banyoda yalnız bırakmayın. Bisiklete binerken kask ve yüzme sırasında yelek veya kolluk kesinlikle kullanın. Ateşli hastalıklarda parasetamolu erken verin; ateş nöbeti tetikleyebilir" dedi.
Antalya’daki Altınbeşik Mağarası tadilat nedeniyle ziyarete kapatıldı
27 Kasım 2025 Perşembe - 10:00 Antalya’daki Altınbeşik Mağarası tadilat nedeniyle ziyarete kapatıldı Antalya’nın İbradı ilçesindeki Altınbeşik Mağarası, tadilat çalışmaları nedeniyle geçici süreyle ziyaretçilere kapatıldı. Son yıllarda ziyaretçi sayısı hızla artan Altınbeşik Mağarası, dünyanın 3’üncü, Türkiye’nin ise en büyük yeraltı gölü mağarası olma özelliği taşıyor. Milli Parklar bünyesindeki mağaranın işletmesi, belirli bir tarihten bu yana İbradı Belediyesi’nce yürütülüyor. Traverten oluşumları, sarkıtlar ve etkileyici doğa yapısıyla dikkat çeken Altınbeşik Mağarası, tadilat çalışmaları nedeniyle geçici süreyle ziyaretçilere kapatıldı. Konuya ilişkin İbradı Belediyesi’nce yapılan açıklamada, "24 Kasım 2025 tarihinden itibaren tadilat nedeniyle geçici süreyle kapatılmıştır" ifadelerine yer verildi. Yetkililer, mağaranın güvenliğini artırmak ve ziyaretçi deneyimini iyileştirmek amacıyla bu kararın alındığını bildirdi. Tadilatın ne kadar süreceği henüz netlik kazanmazken, çalışmalar tamamlandığında mağaranın yeniden ziyaretçilere açılacağı ifade edildi. "Tarihçesi ve özellikleri" Altınbeşik Mağarası, ilk kez 1966 yılında Prof. Dr. Timuçin Aygen tarafından keşfedildi ve 1994 yılında Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nce turizme açıldı. Mağaranın suyu, yaklaşık 66 kilometre uzaklıktaki Beyşehir Gölü’nden besleniyor. Farklı katmanlarında yer alan 20’den fazla gölet, yalnızca profesyonel ekiplerce araştırılabiliyor. Yaklaşık 240 metrelik kısmı ziyaretçilere açık olan su derinliğinin bazı noktalarda 40 metreyi bulduğu mağarada, ziyaretçiler İbradı Belediyesi’nin profesyonel ekibi eşliğinde botlarla gezinti yapma imkânı buluyor. Beyaz renkli kalın traverten oluşumları mağaranın en etkileyici bölümlerinden biri olarak öne çıkarken, üç katlı yapısı ve göletleriyle de doğaseverlerin ilgisini çekiyor.
Kendi doğum gününde barışmak için buluştuğu husumetlisini öldürmüş
26 Kasım 2025 Çarşamba - 19:19 Kendi doğum gününde barışmak için buluştuğu husumetlisini öldürmüş Antalya’da aileler arasındaki husumeti bitirmek amacıyla bir araya geldiği akrabasını tabancayla öldüren zanlı, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Şüphelinin ifadesinde, daha önce tehdit edildiği için olay yerine silahla gittiğini söylediği öğrenilirken, olay gününde ise doğum günü olduğu ortaya çıktı. Olay, Muratpaşa ilçesi Güzeloba Mahallesi 2383 Sokak’taki bir apart otelde dün akşam yaşandı. Aileleri arasındaki husumeti sonlandırmak amacıyla akrabası Doğan Duman ile otelin kafeteryasında buluşan yabancı uyruklu Imad Almograbi, çıkan tartışma sırasında tabancayla ateş ederek Duman’ı öldürdü. Maktulün cenazesi, savcılık incelemesinin ardından Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Kaçarken yakalandı Cinayetin ardından otomobille uzaklaşan Almograbi, Güzelyurt Mahallesi Şehit Mustafa Göktürk Caddesi üzerinde Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince durdurularak gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından bugün sağlık kontrolünden geçirilerek adliyeye sevk edildi. "Ailem İsrail’de saldırıya uğradı, bana baskı yaptılar" Savcılık sorgusunda tercüman eşliğinde ifade veren Imad Almograbi, beş buçuk yıl önce ailesiyle Türkiye’ye geldiğini, konut alımının ardından Türk vatandaşlığına geçtiğini ve Antalya’da ticaret yaptığını belirterek, "Türkiye’ye ailemle huzurlu bir yaşam kurmak için gelmiştim. Ancak diğer aile bireylerim İsrail’de kaldı. Üç hafta kadar önce İsrail’de olan ağabeyimin iki çocuğu, uzaktan akrabalarımız tarafından öldürülmüş. Ağabeyim de olayda bacaklarından yaralandı. Taziye için İsrail’e gittim, sonra tekrar Türkiye’ye döndüm. Doğan Duman’ın yeğeni M.M.E. beni arayıp ağabeyimin ifadesini değiştirmemi istedi. Olayın beni ilgilendirmediğini söyledim. Bu kez Doğan Duman’ın kardeşi Samir A. ısrarla arayınca görüşmeyi kabul ettim" dedi. "Tehdit ettiği için silahımı yanıma aldım" Görüşmeye giderken hem çocuklarının evde yalnız olması hem de ölüm tehditleri nedeniyle silahını aldığını belirten Almograbi, savcıya şu ifadeyi verdi: "Konuşma yeri olarak belirlenen Güzeloba Mahallesi’ndeki iş yerine tek başıma gittim. Gitmeden önce evde çocuklarım yalnız olduğu için bulundurma ruhsatlı silahımı yanıma aldım. Bunun yanında Doğan Duman beni tehdit ettiği için de silahı yanıma almıştım. Doğan Duman daha önce İsrail’deki olay nedeniyle kuzenlerim aracılığıyla bana haber gönderip ağabeyimin ifadesini değiştirmezsem beni ve ailemi öldüreceğini söylemişti. Benim ailede sözüm geçtiği için bu şekilde ağabeyime baskı yapmamı istiyordu. Yaklaşık bir saat kadar yanlarında kaldığımda bu kişi bana bağırıp çağırıp yüzüme tükürüp üzerime kahve döküp sonra ayağa kalkarak yürüdü, ancak araya girilmesi nedeniyle vuramadı. Bu esnada bana sürekli küfürler edip tehditlerde bulundu. Kendisi benim ailem büyüğü olduğu için cevap vermedim." "Silahını çıkarınca korktum, ateş ettim" Almograbi, tartışma esnasında Doğan Duman’ın silahına davrandığını ileri sürerek, "Ancak sonrasında oradan kalkıp gideceğim sırada ’senin yeğenlerini öldürdük, seni ve çocuklarını öldüreceğim’ deyip elini beline atınca ben üzerimde bulunan silahı kendimi korumak maksadıyla kullandım. Silahı kullandıktan sonra sonrasını hatırlayamıyorum. Şahsın bana söylediği hakaret ve tehditler zoruma gittiği için kendimi kaybettim. O yüzden kaç el ateş ettiğimi bilemiyorum" ifadelerini kullandı. "Pişmanım" Almograbi, olay sonrası paniğe kapılarak uzaklaştığını belirterek, "Olay sonrası aracıma binip, hareket ettim amacım polise gitmekti ancak sonradan durdum. Olayın etkisiyle ne yapacağımı bilemediğim ve arabayı kullanabilecek durumda olmadığım için arkadaşım olan Basam F.’yi aradım. Silahı bulunduğum yerdeki boş araziye gömdüm. Basam F. geldiğinde ona olayı anlatmadım. Onun aracındayken de polisler beni yakaladı. Bu olaydan dolayı son derece pişmanım. Ölen kişi benim akrabam olmaktadır" dedi. Öte yandan tutuklanan Imad Almograbi’nin olayın işlendiği 25 Kasım tarihinin doğum günü olduğu öğrenildi. Kasten öldürmeden tutuklandı Savcılık sorgusunun ardından Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesine sevk edilen Imad Almograbi, çıkarıldığı mahkeme tarafından ‘kasten öldürme’ suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Kendi doğum gününde barışmak için buluştuğu husumetlisini öldürmüş
26 Kasım 2025 Çarşamba - 18:36 Kendi doğum gününde barışmak için buluştuğu husumetlisini öldürmüş Antalya’da aileler arasındaki husumeti bitirmek amacıyla bir araya geldiği akrabasını tabancayla öldüren zanlı, çıkarıldığı mahkemece "kasten öldürme" suçundan tutuklandı. Şüphelinin ifadesinde daha önce tehdit ettiği için olay yerine silahla gittiğini söylediği öğrenilirken, olay gününde ise doğum günü olduğu ortaya çıktı. Olay, Muratpaşa ilçesi Güzeloba Mahallesi 2383 Sokak’taki bir apart otelde dün akşam yaşandı. Aileler arasında süregelen husumeti sonlandırmak amacıyla akrabası Doğan Duman ile otelin kafeteryasında buluşan yabancı uyruklu Imad Almograbi, çıkan tartışma sırasında tabancayla ateş ederek Duman’ı öldürdü. Maktulün cenazesi, savcılık incelemesinin ardından Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Kaçarken yakalandı Cinayetin ardından otomobille uzaklaşan Almograbi, Güzelyurt Mahallesi Şehit Mustafa Göktürk Caddesi üzerinde Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince durdurularak gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından bugün sağlık kontrolünden geçirilerek adliyeye sevk edildi. "Ailem İsrail’de saldırıya uğradı, bana baskı yaptılar" Savcılık sorgusunda tercüman eşliğinde ifade veren Imad Almograbi, beş buçuk yıl önce ailesiyle Türkiye’ye geldiğini, konut alımının ardından Türk vatandaşlığına geçtiğini ve Antalya’da ticaret yaptığını belirterek şöyle dedi: "Türkiye’ye ailemle huzurlu bir yaşam kurmak için gelmiştim. Ancak diğer aile bireylerim İsrail’de kaldı. Üç hafta kadar önce İsrail’de olan ağabeyimin iki çocuğu, uzaktan akrabalarımız tarafından öldürülmüş. Ağabeyim de olayda bacaklarından yaralandı. Taziye için İsrail’e gittim, sonra tekrar Türkiye’ye döndüm. Doğan Duman’ın yeğeni M.M.E. beni arayıp ağabeyimin ifadesini değiştirmemi istedi. Olayın beni ilgilendirmediğini söyledim. Bu kez Doğan Duman’ın kardeşi Samir A. ısrarla arayınca görüşmeyi kabul ettim." "Tehdit ettiği için silahımı yanıma aldım" Görüşmeye giderken hem çocuklarının evde yalnız olması hem de ölüm tehditleri nedeniyle silahını aldığını belirten Almograbi, savcıya şu ifadeyi verdi: "Konuşma yeri olarak belirlenen Güzeloba Mahallesi’ndeki iş yerine tek başıma gittim. Gitmeden önce evde çocuklarım yalnız olduğu için bulundurma ruhsatlı silahımı yanıma aldım. Bunun yanında Doğan Duman beni tehdit ettiği için de silahı yanıma almıştım. Doğan Duman daha önce İsrail’deki olay nedeniyle kuzenlerim aracılığıyla bana haber gönderip ağabeyimin ifadesini değiştirmezsem beni ve ailemi öldüreceğini söylemişti. Benim ailede sözüm geçtiği için bu şekilde ağabeyime baskı yapmamı istiyordu. Yaklaşık yarım saat, bir saat kadar yanlarında kaldığımda bu kişi bana bağırıp çağırıp yüzüme tükürüp üzerime kahve döküp sonra ayağa kalkarak suratıma yürüdü, ancak araya girilmesi nedeniyle vuramadı. Bu esnada bana sürekli küfürler edip tehditlerde bulundu. Bana ‘senin eşini kendime alacağım, anneni mezardan çıkarıp sinkaf edeceğim’ şeklinde küfürlerde bulundu. Kendisi benim ailem büyüğü olduğu için cevap vermedim." "Silahını çıkarınca korktum, ateş ettim" Almograbi, tartışma esnasında Doğan Duman’ın silahına davrandığını ileri sürerek, "Ancak sonrasında oradan kalkıp gideceğim sırada "senin yeğenlerini öldürdük, seni ve çocuklarını öldüreceğim" deyip elini beline atınca ben üzerimde bulunan silahı kendimi korumak maksadıyla kullandım. Silahı kullandıktan sonra sonrasını hatırlayamıyorum. Şahsın bana söylediği hakaret ve tehditler zoruma gittiği için kendimi kaybettim. O yüzden kaç el ateş ettiğimi bilemiyorum" ifadelerini kullandı. "Pişmanım" Almograbi, olay sonrası paniğe kapılarak uzaklaştığını belirterek, "Olay sonrası aracıma binip, hareket ettim amacım polise gitmekti ancak sonradan durdum. Olayın etkisiyle ne yapacağımı bilemediğim ve arabayı kullanabilecek durumda olmadığım için arkadaşım olan Basam F.’yi aradım. Silahı bulunduğum yerdeki boş araziye gömdüm. Basam F. geldiğinde ona olayı anlatmadım. Onun aracındayken de polisler beni yakaladı. Bu olaydan dolayı son derece pişmanım. Ölen kişi benim akrabam olmaktadır" dedi. Öte yandan tutuklanan Imad Almograbi’nin olayın işlendiği 25 Kasım tarihinin doğum günü olduğu öğrenildi., Kasten öldürmeden tutuklandı Savcılık sorgusunun ardından Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesine sevk edilen Imad Almograbi, çıkarıldığı mahkeme tarafından ‘kasten öldürme’ suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Hastane acilindeki tatbikat gerçeğini aratmadı: Hasta ve yakınları usta oyunculara taş çıkardı
26 Kasım 2025 Çarşamba - 17:09 Hastane acilindeki tatbikat gerçeğini aratmadı: Hasta ve yakınları usta oyunculara taş çıkardı Antalya’nın Serik ilçesinde, Serik Devlet Hastanesi’nde acil servis biriminde geniş kapsamlı bir tatbikat gerçekleştirildi. Gerçeğini aratmayan tatbikatta, hasta ve hasta yakınları usta oyuncuları aratmayacak şekilde rollerini yerine getirdi. Serik Devlet Hastanesi’nde düzenlenen ve gerçeğini aratmayan tatbikatta, acil servis müşahede odasında bebeği rahatsızlanan bir annenin telefonla konuştuğu sırada, ayrıldığı eşi tarafından bebeğin kaçırılması ve güvenlik görevlilerinin hızlı müdahalesiyle bebeğin annesine teslim edilmesi senaryosu ile başladı. Tatbikatın devamında, acil servise gelen 40 kişinin karıştığı trafik kazası ihbarı üzerine sağlık ekiplerinin hazırlık süreci canlandırıldı. Ambulanslarla hastaneye getirilen yaralılara yapılan müdahaleler, yaralı yakınlarının hastalarına ulaşmak istemesi nedeniyle sağlık personeli ile yaşanan tartışmalar ve güvenlik ekiplerinin müdahaleleri tatbikat kapsamında uygulamalı olarak gösterildi. Senaryolardan bir diğeri ise kazada yaralanarak özel araçla hastaneye ulaştırılan gebe bir kadına yapılan acil müdahale oldu. Program, Hastane Başhekimi Serkan Kurt tarafından tatbikata konu kaza ile ilgili yapılan bilgilendirme ve değerlendirme açıklamasıyla sona erdi. Tatbikat hakkında gazetecilere açıklama yapan Başhekim Serkan Kurt, tatbikatların önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Bu ve bunun gibi tatbikatlar hem çalışanlarımız hem de biz idareciler için son derece verimli geçmektedir. Bu tür tatbikatların faydalarını her zaman görüyoruz. Nitekim geçtiğimiz günlerde hastanemize gelen toplu zehirlenme vakasında personelimizin ne kadar donanımlı ve yeterli olduğunu bir kez daha gördük. Bu nedenle yılda birkaç defa bu tür uygulamaları gerçekleştiriyoruz. Hem kendimizi hem de personelimizi geliştirerek halkımıza daha iyi hizmet sunabilmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz." Serik Devlet Hastanesi’nde yapılan tatbikat, acil durumlarda ekiplerin koordinasyon ve müdahale becerilerini güçlendirmeyi amaçlayan kapsamlı bir çalışma olarak değerlendirildi.
Antalya’da denetimli serbestlik kapsamındaki hükümlülerin istihdamı için işbirliği protokolü imzalandı
26 Kasım 2025 Çarşamba - 16:49 Antalya’da denetimli serbestlik kapsamındaki hükümlülerin istihdamı için işbirliği protokolü imzalandı Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı öncülüğünde ATSO, Antalya OSB ve İŞKUR arasında eski hükümlü ve denetimli serbestlik altındaki yükümlülerin iş hayatına kazandırılması, mesleki eğitimlerinin desteklenmesi ve toplumsal uyum süreçlerinin güçlendirilmesi amacıyla işbirliği protokolü imzalandı. Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Yakup Ali Kahveci’nin başkanlığında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO), Antalya Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ve Antalya Çalışma ve İş Kurumu (İŞKUR) İl Müdürlüğü arasında eski hükümlü ve denetimli serbestlik altındaki yükümlülerin İş Kanunu hükümleri doğrultusunda istihdam edilmesi, kişisel gelişimlerinin desteklenmesi ve yeniden topluma kazandırılmalarını sağlayacak ortak çalışmalar yürütmek amacıyla işbirliği protokolü imzalandı. Protokol imza töreninde konuşan Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Yakup Ali Kahveci, denetimli serbestlik kapsamındaki yükümlülerin cezalarının infazı sonrasında topluma uyum sağlayabilmeleri için uzun süredir çeşitli eğitim programları yürüttüklerini belirterek şunları söyledi: "Denetimli Serbestlik Müdürlüğümüzün faaliyetleri kapsamında denetimli serbestlik altında infaz rejimi kapsamında infaz gören hükümlülerimizin cezalarının infazı sonrasında topluma kazandırılmaları, iş hayatına kazandırılmaları, bir an önce önceki yaşamlarına dönmeleriyle ilgili gayretler çerçevesinde bir protokol için bir araya geldik. Bu kapsamda denetimli serbestliğe ayrılmış yükümlülerimizin suçtan kaynaklanan ıslahlarının sağlanması maksadıyla biz yoğun şekilde zaten denetimli serbestlik programları kapsamında seminerler ve eğitimler veriyoruz. Bu eğitimlerimize artık onların iş hayatına katılmasını kolaylaştırma adına iş gücü eğitimini de dahil ediyoruz." Kahveci, protokol kapsamında kurumların üstleneceği sorumluluklara ilişkin şu bilgileri verdi: "Denetimli Serbestlik Müdürlüğümüz, bu kapsamda olabilecek hükümlülerimizi tespit edip, yönlendirme ve bilgilendirmelerini yapacak. Antalya Ticaret Sanayi Odası da bu yönüyle belirlenen hükümlülerimize teknik, fiziki imkânları sağlayıp, bunların eğitimi ve donatımıyla ilgili ön bilgilendirmeleri yapacak. İŞKUR İl Müdürlüğümüz ise kendisinde mevcut olan veri tabanıyla iş arayan ve işçi arayanları bir araya getiren misyonla bu yönde tespit edilen hükümlüleri bilgilendirecek ve yönlendirme yapacak. Organize sanayi bölgemiz de kendisinde mevcut işçi açığını bize yönlendirerek birçok hükümlünün istihdamına, ekonominin iş gücü arayışına cevap bularak hem denetimli serbestlik hükümlülerimizin olağan hayatlarına geri dönmelerini kolaylaştıracak hem de işverenlerimizin taleplerini daha kolaylaştırıcı bir işleyişle protokole imza atıyoruz. Bu doğrultuda ATSO’nun, OSB’nin ve İŞKUR’un çok yoğun destekleri zaten var. Önceki dönemde farklı kollarla birlikteliklerimiz vardı. Bununla birlikte hem bir protokol dâhilinde ilerleyeceğiz artık hem de daha verimli, daha sağlıklı işler yapacağız inşallah." "İnsan hayatına verilen değerin göstergesi" ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman da protokolün insan hayatına verilen önemin bir göstergesi olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Bugünkü protokolle bütün kurumlarımız insan hayatına verdiği önemi aslında dile getirmiş oluyor. Çünkü bir kez bu dünyaya geliyoruz ve bu dünyada bazen de hatalar yapıyoruz. Bu hatalarda da adalet adına da bazen hükümlü duruma düşebiliyor insan. Sonuçta arzu edilmeyen bir durum ama yaşamın içinde olan bir olgu bu. Burada hükümlülük süresi bitmiş olan insanların tekrar hayata kazandırılmasında, daha önce yapmış oldukları işler ve bulundukları meslekler itibarıyla imkân varsa tekrar aynı mesleklerde bir iş bulmasının sağlanması, ekonomiye kazandırılması ve kendi hayatını tekrar kendi başına idame edebilmesi açısından bir çalışma söz konusu." "Mesleği olmayanlar için yeni beceri eğitimleri sağlanacak" Hacısüleyman, mesleği olmayan bireylerin de yeni beceriler kazanabileceğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Ola ki bir meslek sahibi değildir; ilk defa bir meslek öğrenecektir. Bu konuda kurumlarımız hep beraber bizler de iş dünyası olarak bunu oluşturma çabası içerisindeyiz. Belki de daha önce yaptığı mesleği değil, yeni bir meslek öğrenmiştir. Belki bulunduğu cezaevinde de eğitim görerek yeni bir alana da ilgi duymuş olabilir. Onların da o alanda geliştirilmesi konusunda biz de üstümüze her şeyden önce insan olarak ne görev düşüyorsa onu yapmak, sonra da kurum olarak ne yapmamız gerekiyorsa bu konuda birlikte çalışmayı arzu ediyoruz." "Her türlü desteği vermeye hazırız" Antalya OSB Başkanı Hasan Ali Gönen ise bölgede uzun yıllardır hükümlü istihdamı konusunda adım attıklarını belirterek, "D tipi cezaevinde bir protokol hazırlayıp, her yıl 40-50 tane mahkumumuzu Antalya Organize Sanayi peyzajında çalıştırıyoruz. Bu protokolde yer alan maddelerin tamamını yerine getirebileceğimiz irademiz var. Tecrübemiz var ve bu konuda her türlü desteği vereceğiz" dedi.
Barışmak için buluştuğu husumetli akrabasını vurarak öldüren zanlı adliyeye sevk edildi
26 Kasım 2025 Çarşamba - 15:57 Barışmak için buluştuğu husumetli akrabasını vurarak öldüren zanlı adliyeye sevk edildi Antalya’da barışmak amacıyla bir araya geldiği husumetlisi olan akrabasını tabancayla öldürdüğü gerekçesiyle gözaltına alınan cinayet zanlısı, işlemlerinin ardından sağlık kontrolünden geçirilerek adliyeye sevk edildi. Dün akşam saatlerinde Muratpaşa ilçesi Güzeloba Mahallesi 2383 Sokak üzerinde bulunan bir apart hotelde meydana gelen olayda yabancı uyruklu Doğan Duman ile akrabası Imad A. uzun süredir aileler arasında devam eden husumeti sonlandırmak için bir araya geldi. Hotelin kafeteryasında bir araya gelen iki taraf arasında bir süre sonra henüz bilinmeyen nedenle tartışma çıkarken, taraflar arasında arbede yaşandı. Bu sırada üzerinde bulunan tabancayı çıkaran Imad A.’nın silahından çıkan kurşunların hedefi olan Doğan Duman olay yerinde hayatını kaybetti. Şüpheli adliyeye çıkarıldı Olay yeninde hayatını kaybeden Doğan Duman’ın cansız bedeni ise savcılık ve Olay Yeri İnceleme ekibinin çalışmasının ardından Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Otomobille olay yerinden kaçan Imad A. içinde bulunduğu araç Güzelyurt Mahallesi Şehit Mustafa Göktürk Caddesi üzerinde Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından durduruldu. Araçtan indirilen olayın Şüphelisi Imad A. ve bir kişi ekipler tarafından kelepçelenerek etkisiz hale getirildi. Gözaltına alınan Imad A. ifade işlemleri için Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından emniyete götürüldü. Imad A. emniyetteki işlemlerinin ardından bugün öğlen saatlerinde sağlık kontrolünden geçirilerek adliyeye sevk edildi.
Antalya’da kocasının 9 kurşunla öldürdüğü Fadim Temirhanoğulları cinayetinde ses kayıtları ortaya çıktı: "Eceline susamışlar"
26 Kasım 2025 Çarşamba - 14:08 Antalya’da kocasının 9 kurşunla öldürdüğü Fadim Temirhanoğulları cinayetinde ses kayıtları ortaya çıktı: "Eceline susamışlar" Antalya’da eşi Fadim Temirhanoğulları’nı 9 kurşunla öldüren Savaş Temirhanoğulları (48) ile birlikte "müşterek fail" olarak yargılanan Fikret İnal’ın davasında, hayatını kaybeden kadının ölümünden önce evin içine yerleştirdiği ses kayıtları ilk kez duruşma salonunda dinletildi. Kapalı görülen duruşmada bilirkişi raporuna yansıyan kayıtlarda sanığın, "Eceline susamışlar. Üç ay sonra ayağının bir taşa takılabilir" gibi tehdit ve küfür içerikli ifadeler kullandığı tespit edildi. Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma, kamu güvenliği gerekçesiyle kapalı yapıldı. Maktul Fadim Temirhanoğulları’nın, öldürülmeden önce evin içine gizlediği cihazla kaydettiği sesler bilirkişi raporu doğrultusunda mahkemede dinletildi. Raporda, sanığın maktule ve aile bireylerine yönelik tehditlerinde "eceline susamışlar", "üç ay sonra ayağın bir taşa takılabilir" gibi söylemler kullandığı yer aldı. Mütalaada iki sanığa da ağırlaştırılmış müebbet istendi Savcılık, bir önceki duruşmada sunduğu mütalaasında Savaş Temirhanoğulları hakkında TCK 82/1 A, D ve F bentleri kapsamında eşi, kadın ve tasarlayarak öldürme suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis talep etmişti. Mütalaada, Fikret İnal’ın da olay sırasında sanıkla birlikte hareket ettiğine dikkat çekilerek "müşterek fail" sıfatıyla aynı ceza ile cezalandırılması istendi. Ayrıca maktulün ölümünden iki ay önce açtığı "silahla tehdit ve hakaret" davasının ana dosya ile birleşmesinin ardından, Savaş Temirhanoğulları’na bu suçlardan da ceza verilmesi talep edilmişti. "Sanık avukatları vahim ve etik dışı beyanlarda bulundu" Duruşma sonrası açıklama yapan Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı Avukat Müjde Tozbey, özellikle sanık avukatlarının savunmalarını eleştirerek şunları söyledi: "Bugün duruşmada sanıktan ziyade bazı avukatların beyanları dikkat çekiciydi. Savunma etiğiyle bağdaşmayan, cinayetle ilgisi olmayan vahim söylemlerde bulundular. Bir kadının sözde aldatıyorsa ölümü hak ettiğini iddia eden ifadeler kullandılar. Fadim’in namusuyla ilgili gerçek dışı söylemler ortaya attılar. Hatta sanık Fadim’in namusuyla ilgili bir iddiada bulunmazken bile avukatları ailesine yönelik iftiralar attı." Avukat Tozbey, Fadim Temirhanoğulları’nın eşini aldatmadığına ilişkin çok sayıda delil sunduklarını, bilirkişi raporlarının da bu durumu doğruladığını belirterek şöyle devam etti: "Söz konusu beyanlar hem aileye iftiradır hem de toplumdaki kadınları hedef gösteren tehlikeli söylemlerdir. Bu avukatlar hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Kadınların şiddeti hak ettiğini ima eden her sözün takipçisi olacağız." Tozbey ayrıca, ses kayıtlarının sanık tarafından reddedilmesine rağmen bilirkişi incelemesinde kayıtlardaki sesin sanığa ait olduğunun ortaya çıktığını söyledi. Sanık avukatlarının, kayıtların "gizli alındığı için delil sayılamayacağı" yönündeki itirazına da değinen Tozbey, şunları kaydetti: "Hiçbir kadın keyfi olarak ses kaydı almaz. Fadim sürekli tehdit edildiği, şiddet gördüğü ve öldürülmekten korktuğu için bu kayıtları aldı. Bu nedenle mahkeme kayıtları delil olarak kabul etti." "Kızımı canice öldürdüler, iftira da atıyorlar" Maktulün annesi Mediha Saçlı ise gözyaşları içinde konuşarak şu ifadeleri kullandı: "Benim çocuğuma iftira atıyorlar. Diğer çocuklarımın da namusuna iftira atıyorlar. Kızımı canice öldürdüler. İkisi de katil. Hem öldürdüler hem iftira atıyorlar. Sonuna kadar şikayetçi olacağım." Mahkeme, bilirkişi raporundaki ses kayıtlarının dinlenmesi ve tarafların beyanlarının alınmasının ardından dosyayı karara bırakmayarak erteledi. Olay geçmişi Olay, geçen yıl Antalya’nın Konyaaltı ilçesi Hurma Mahallesi 252 Sokak’ta meydana geldi. Fadim Temirhanoğulları, kendisine şiddet uyguladığı gerekçesiyle boşanma davası açtığı ve hakkında uzaklaştırma kararı aldırdığı eşi Savaş Temirhanoğulları tarafından lüks bir sitedeki evinde tabancayla vurularak öldürüldü. Temirhanoğulları’nın cansız bedeni sabah okula gitmek için uyanan kızı İ.T. (17) tarafından bulundu. Cinayetin ardından Savaş Temirhanoğulları’nın arkadaşı Fikret İnal’ın aracıyla Korkuteli ilçesine kaçtığı tespit edildi. Cinayet Büro Amirliği ekipleri, olayı takip eden 24 saat içinde sanığı Korkuteli Bayatbademler’deki bir villada yakaladı. Kaçmasına yardımcı olan Fikret İnal’ın da içinde bulunduğu iki şüpheli çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.