EKONOMİ - 11 Mayıs 2026 Pazartesi 12:12

"Enflasyonla mücadeledeki kararlılığı sonuna kadar destekliyoruz"

A
A
A
"Enflasyonla mücadeledeki kararlılığı sonuna kadar destekliyoruz"

Ankara Sanayi Odası (ASO) 2026 yılı Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı, Antalya’nın Serik ilçesinde yapıldı.


ASO 2026 yılı Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı, Serik’te bulunan bir otelde düzenlendi. ASO Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç’ın güncel ekonomik gelişmeleri değerlendirdiği ve sanayicilerin beklentilerini ifade ettiği açılış konuşmasının ardından toplantı, Başkan Seyit Ardıç’ın moderatörlüğünü yaptığı ve kamu bankaları Genel Müdür Yardımcılarının katıldığı ‘Sanayicinin Finansmana Erişimi’ konulu panelle devam etti.


Ardıç, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım olmak üzere tüm annelerin Anneler Günü’nü kutlayarak konuşmasına başladı.



"Enflasyonla mücadeledeki kararlılığı sonuna kadar destekliyoruz"


Enflasyonla mücadelenin üretim kapasitesini zayıflatarak sağlanamayacağını vurgulayan Ardıç, Türkiye’nin yeniden üretim ekonomisine odaklanması gerektiğini ifade ederek, "Patlak veren İran-ABD-İsrail savaşı enerji fiyatlarını yüzde 60 yukarı çekti. Oluşan belirsizlik, sanayicimizin üretim maliyetini, enerji, hammadde, ara malı ve teslimat süreleri üzerinden de artırdı. Dolayısıyla bugün karşı karşıya olduğumuz tabloda birçok maliyet ve belirsizlik, reel sektörün yani bizlerin üzerine binmiş durumdadır. Enflasyonla mücadeledeki kararlılığı sonuna kadar destekliyoruz. Ancak bu mücadelenin üretim, yatırım, istihdam ve ihracat kapasitesini zayıflatmadan yürütülmesi için ekonomi programının reel sektör ayağının güçlü tamamlayıcı adımlarla desteklenmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur" dedi.



"Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, ihraç ettiğimiz pek çok üründe karbon faturasını şimdiden masaya koymaktadır"


Dün maliyetlerin konuşulduğunu bugün ise kapasitenin konuşulmasının zorunda olduğunu vurgulayan Ardıç, "Savaşlar artık sadece cephede sonuç doğurmuyor; sigorta primlerinde, navlun fiyatlarında, ihracatçının teslim süresinde, enerji faturalarında, Merkez Bankalarının kararlarında sonuç doğuruyor. Bu durum doğrudan sanayicimizin maliyetini ve KOBİ’mizin nakit akışını olumsuz etkiliyor. Sorun, küresel ekonominin güven kaybetmesidir. Teknolojiyi üreten, yeteneğini geliştiren ve kullanan, veriye hakim olan, kaliteyi izleyen, tedarik zincirini takip eden, karbon yükümlülüklerine uyan ülkeler öne çıkacaktır. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, yani Avrupa’ya mal satarken karbon ayak izi için ödenecek ek vergi; demir-çelikten alüminyuma, çimentodan gübreye, elektrikten hidrojene kadar ihraç ettiğimiz pek çok üründe karbon faturasını şimdiden masaya koymaktadır" diye konuştu.


Sanayi politikasının yalnızca teşvik, kredi ve yatırım alanlarıyla sınırlı değerlendirilemeyeceğini belirten Ardıç; teknoloji, eğitim, finansman, lojistik, enerji, dijital altyapı ve kurumsal kapasitenin birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.


Seyit Ardıç, Ankara’daki savunma sanayii, teknoparklar, OSB’ler, üniversiteler ve KOBİ’ler arasında daha güçlü iş birliği kurulması gerektiğini belirterek, mevcut potansiyelin ancak ortak üretim ve bilgi paylaşımıyla gerçek bir sıçramaya dönüşebileceğini ifade etti.


Ankara’nın 18,5 milyar dolarlık toplam ihracatının yaklaşık üçte birinin savunmadan geldiğinin altını çizen Ardıç, Ankara’da savunma sanayii için çalışan 50 bin nitelikli mühendis ve teknik personelin hem üretim hem de Ar-Ge yoğunluğunun kalbinde olduğunu vurguladı.


Başkan Ardıç, Ankara’nın üretim üssü konumunu koruyabilmesi için savunma sanayiindeki yüksek mühendislik kapasitesinin makine, otomotiv ve medikal gibi diğer sektörlere de yayılması gerektiğini belirtti. Ardıç, sanayisizleşmenin çoğu zaman sessiz ilerlediğini; kapasite kaybı, yatırım iştahının azalması ve fabrika kapanmalarıyla sonuçlandığını söyledi.


Seyit Ardıç, Türkiye’nin son 30 yılda ihracatta önemli ilerleme kaydettiğini ancak yüksek teknoloji alanında istenilen seviyeye ulaşılamadığını belirtti. Yüksek teknolojili ürün ihracatının 2025’te 9,9 milyar dolar seviyesinde kaldığını, buna karşılık ithalatın 37 milyar doları aştığını dile getiren Ardıç, yüksek teknolojinin ihracat yapısının merkezine yerleşemediğini söyledi. Ardıç, Türkiye’nin artık üretim, Ar-Ge, inovasyon ve verimlilik odaklı yeni bir dönüşüme ihtiyaç duyduğunu vurguladı.



"Türkiye, Avrasya’nın Brezilya’sı değil; Güney Kore’si olmak zorundadır"


Yeni yüzyılda rekabetin yalnızca firmalar arasında değil, devletler ve ekosistemler arasında yaşandığını belirten Ardıç, "Bu yeni düzende Türkiye’nin önünde tarihi bir tercih var. Brezilya gibi, hammaddeye, iç pazara ve dönemsel büyümeye yaslanan bir ekonomiyle mi yetineceğiz; yoksa Güney Kore gibi teknolojiyi, ihracatı, markayı, verimliliği merkeze alan bir üretim/sanayi gücü mü olacağız? Asıl belirleyici olan hangi teknolojiyi ürettiğimizdir. Sanayicimizin küresel rekabette ulaşacağı yüksek konumdur. Türkiye, Avrasya’nın Brezilya’sı değil; Güney Kore’si olmak zorundadır" şeklinde konuştu.



"KOBİ kredilerinin toplam işletme kredileri içindeki payı 2024’te yüzde 35,2’ye gerilemiştir"


OECD verilerine değinen Seyit Ardıç, "Ülkemizde KOBİ kredilerinin toplam işletme kredileri içindeki payı 2024’te yüzde 35,2’ye gerilemiştir. Oysa OECD ortalaması yaklaşık yüzde 47 seviyesindedir. KOBİ’miz, üreticimiz, sanayicimiz hala OECD ortalamasının gerisinde bir finansman derinliğiyle üretim yapmaya çalışmaktadır. Dünya Bankası verilerine göre Türkiye’de özel sektöre banka kredilerinin Gayrisafi Yurtiçi Hasılaya oranı 2024’te yüzde 37 olup; yüksek gelirli ülkelerde bu oran çok daha üst seviyelerdedir" ifadelerini kullandı.



"Finansman mimarimiz üretken yatırımı ödüllendiren bir yapıya kavuşmalıdır"


Kefalet limitleri, teminat şartları, kota uygulamaları ve kredi tahsis süreçlerinin iyileştirilmesi gerektiğini söyleyen Ardıç, "Proje bazlı kredi mekanizması da hala yeterli düzeyde değildir. Bizim ihtiyacımız, bilançosu güçlü olana kredi veren bir sistemin yanında; doğru projeyi, doğru yatırımı, doğru teknolojiyi, doğru ihracat potansiyelini kredilendiren bir sistemdir. Finansman mimarimiz teknolojik yeniliği ve üretken yatırımı daha fazla ödüllendiren bir yapıya kavuşmalıdır" dedi.


Seyit Ardıç, sanayicilerin beklentisinin riski yalnızca üreticinin üstlendiği değil; teknolojik dönüşümü destekleyen, üretim, dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve ihracat kapasitesini önceleyen uzun vadeli ve seçici bir finansman yapısı olduğunu ifade etti.


Başkan Seyit Ardıç, teknoloji ile üretim arasındaki bağı güçlendirmek için sahada aktif çalışacaklarını belirterek, KOBİ’lerin teknoloji, finansman ve pazara erişimini kolaylaştıracak adımlar atacaklarını, üniversite-sanayi iş birliğini güçlendireceklerini ve ASO Serbest Bölgesi ile ASO Teknoloji Üssü gibi projeleri hayata geçirmek için çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti.


Seyit Ardıç, teşvik sisteminin yalnızca yatırımı değil üretim çıktısını da esas alması gerektiğini belirterek, dijitalleşmenin rekabet için zorunlu hale geldiğini ve sanayi finansmanının üretken yatırımları önceleyen bir yapıya kavuşturulması gerektiğini ifade etti. Ardıç, sanayisizleşme riskine karşı kararlı olduklarını söyledi.


‘Yılın Komitesi’ ödülünü almaya 2025 yılı çalışmalarına ilişkin beş komite hak kazandı. Ardıç, komite üyelerine sırasıyla ödüllerini takdim etti.



‘Sanayicinin Finansmana Erişimi’ paneli


ASO Başkanı Ardıç’ın moderatörlüğündeki panele, Ziraat Bankası Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Şükrü Taşçı, Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Yalçın Madenci, Türk Eximbank Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çağrı Altındağ ve Vakıflar Bankası T.A.O. Ticari ve Kurumsal Grup Başkanı Alparslan Şahin panelist olarak katıldı.


Ziraat Bankası olarak uzun vadede kredi verilmesinin yollarının bulunması gerektiğini söyleyen Şükrü Taşçı, finansal ve reel sektörün birbiriyle uygun hareket etmesi, koordinasyonun daha fazla arttırılması konusunda nelerin yapılması gerektiğini aktardı.


Bankaları zamanında bilgilendirebilecek, ikna edebilecek ve bankalara firmanın durumunu izah edebilecek finansçıların firmalara istihdam edilmesi gerektiğini savunan Yalçın Madenci, son birkaç yıldır özellikle sıkıntı yaşayan firmaların zayıf finans ekipleriyle çalıştıklarını gördüğünü ifade etti. Öte yandan, firmaların finansal geleceklerinin ve gidişatlarının kendi yönlendirdikleri şekilde bankalarla paylaşılmasının daha doğru olacağını dile getirdi.


Alparslan Şahin, kredi ilişkisinin yatırımlar ve işletmeler açısından büyük önem taşıdığını belirterek, kredi dışındaki ödeme ve tasarruf çözümlerinde bankalarla entegrasyonun artırılmasının hem iş birliklerini güçlendireceğini hem de maliyet avantajı sağlayacağını ifade etti. Şahin, VakıfBank başta olmak üzere bankaların dijital ödeme ve tasarruf alanında çok sayıda çözüm sunduğunu söyledi.


Mustafa Çağrı Altındağ, Eximbank’ın 2025 yılını 26,7 milyar doları kredi, 27,5 milyar doları alacak sigortası olmak üzere toplam 54,2 milyar dolarlık destekle kapattığını belirtti. 2026 yılı hedefinin ise 28 milyar dolar kredi ve 31 milyar dolar alacak sigortasıyla toplam 59 milyar dolar destek olduğunu ifade eden Altındağ, 2020’den bu yana takip edilen 50 milyar dolarlık hedefin 2025’te aşıldığını, 2026’da ise 60 milyar dolar seviyesinin üzerine çıkmayı hedeflediklerini söyledi. Bankanın bilanço büyüklüğünün 1,5 trilyon liraya ulaştığını kaydeden Altındağ, aktif büyüklüğünün yüzde 90’ının ihracatçı firmaların kullandığı krediler olduğunu bildirdi.



"Enflasyonla mücadeledeki kararlılığı sonuna kadar destekliyoruz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Özel çocuklara özel destek Kestel’de büyüyor Kestel Belediyesi, özel çocuklara yönelik yürüttüğü "Özel Çocuklar Hareket Eğitimi Branşı" kapsamında sportif ve sosyal gelişimi destekleyen eğitim programlarını sürdürüyor. Down sendromu, otizm, zihinsel engel ve gelişim geriliği bulunan çocuklara yönelik gerçekleştirilen eğitimlerde çocukların hem fiziksel hem de sosyal gelişimlerine katkı sağlanıyor. Kestel Belediyesi’nin özel çocuklara yönelik yürüttüğü sportif eğitim faaliyetleri devam ediyor. Kestel Belediyesi bünyesinde yürütülen program kapsamında, özel çocukların motor becerilerini geliştirmek, fiziksel gelişimlerini desteklemek ve sosyal uyumlarını artırmak amacıyla hareket temelli eğitim faaliyetleri gerçekleştiriliyor. Bu kapsamda uzman eğitmenler eşliğinde yürütülen çalışmalarla çocukların günlük yaşam becerilerine katkı sunulması hedefleniyor. Hafta içi her gün 09.00 ile 17.00 saatleri arasında gerçekleştirilen eğitimler, Vani Mehmet Mahallesi’nde bulunan spor tesisinde devam ediyor. Program kapsamında çocuklar çeşitli sportif aktivitelerle buluşurken, sosyal gelişimlerini desteklemeye yönelik etkinlikler de düzenleniyor. Çocukların sosyal gelişimine katkı sağlanıyor Kestel Belediyesi tarafından eğitim sürecinde çocukların yalnızca fiziksel gelişimleri değil, sosyal iletişim becerileri ve özgüven gelişimleri de destekleniyor. Öte yandan çeşitli sosyal etkinlikler planlanarak çocukların sosyal ortamlarla daha güçlü bağ kurmalarına katkı sunuluyor. Başkan Erol: "Her çocuğumuz bizim için çok kıymetli" Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol da özel çocuklara yönelik yürütülen çalışmaların önemine dikkat çekerek, çocukların hayatın her alanında güçlü şekilde yer alabilmesi için çalıştıklarını ifade etti. Başkan Erol, "Özel çocuklarımızın fiziksel, sosyal ve psikolojik gelişimlerini desteklemek bizim için çok kıymetli. Her çocuğumuzun kendini mutlu, güvende ve değerli hissedebileceği bir Kestel için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Çocuklarımızın hayatına dokunan her projeyi çok önemsiyoruz" dedi. Başkan Erol ayrıca, özel bireylerin sosyal hayata daha aktif katılım sağlamaları adına belediye olarak destekleyici projeleri artırarak sürdürmeye devam edeceklerini belirtti.
Kayseri Milletvekili Baki Ersoy: "Bizim varlığımızdan rahatsız olanların sorumluluk alma vakti geldi" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kayseri Milletvekili Baki Ersoy; Kayserispor’un ligden düşmesinin kesinleşmesinin ardından açıklamalarda bulundu. Ersoy; "Bizim varlığımızdan rahatsız olanların sorumluluk alma vakti geldi" dedi. Süper Lig’de Alanyaspor’a 3-1 mağlup olan ve bu sonuçla ligden düşmesi kesinleşen Kayserispor ile ilgili açıklamalarda bulunan MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy; "Sevdamız Kayserispor için; Erol Bedir, Berna Gözbaşı, Ali Çamlı ve son olarak Nurettin Açıkalın dönemleri olmak üzere geride kalan 9 sezonda şahsımın siyasi kimliğini, makamımı ve unvanlarımı bir kenara bırakarak bu büyük camia için neler yaptığımı bugün çıkıp tek tek anlatacak değilim. Çünkü bazı emekler anlatılmaz, yaşanır Bazı fedakârlıklar ise sadece Allah ile kul arasında kalır. Ama şunu herkes iyi bilir ki; bu kulübün en sıkıntılı, en karanlık, en çaresiz dönemlerinde biz hiçbir zaman arkamızı dönüp gitmedik. Herkesin sustuğu yerde konuşmaya, herkesin geri çekildiği yerde yük almaya çalıştık. Çünkü mesele sadece bir futbol kulübü değildi Mesele, bu şehrin umudu, çocukların hayali, tribünlerde büyüyen gençlerin sevdasıydı. Ben deplasman yollarında yalnız tribünde değil, otobüs şoföründen minibüsçüsüne kadar kimseyi kapının dışında bırakmamış, bu camianın her ferdini aynı sofrada, aynı mücadelede görmüş bir insanım. Yağmurda, karda, galibiyette, mağlubiyette; omuz omuza yürüdük. Kavgaya da girdik, sevince de ortak olduk. Çünkü bizim için mesele sadece futbol değil, bir şehrin onuru ve aidiyet duygusuydu. Bugün sahte hesaplarla, algılarla ve iftiralarla şahsım ile ilgili farklı hesapların peşine düşenler olabilir. Ancak samimi bir şekilde bu arma için üzülen, düşüncesini taraftarlık duygusuyla dile getiren ve sosyal medya platformlarından binlerce destek mesajı gönderen başta Kapalı Kale olmak üzere tüm büyük Kayserispor taraftarlarına selam ve saygılarımı sunuyorum" ifadelerini kullandı. "Hiçbir zaman sorumluluktan kaçmadım" Kayserispor ile ilgili sorumluluktan kaçmadığını aktaran Ersoy; "Ben hiçbir zaman sorumluluktan kaçmadım. Dün nasıl bu kulübün en zor günlerinde geri durmadıysam, yarın da şehrimizin ve kulübümüzün bana ihtiyacı olduğu anda yine geri durmam. Çünkü biz bu armayı sadece tribünde sevmedik; yükü ağır olduğunda da sahip çıktık. İhtiyaç olduğunda, dün olduğu gibi bugün de elimizi değil, başımızı taşın altına koymaktan hiçbir zaman çekinmeyiz. Çünkü mesele Kayserispor olduğunda hesap yapılmaz, fedakârlık yapılır. Bu arma için yorgunluk da unutulur, kırgınlık da unutulur. Geriye sadece aidiyet, vefa ve memleket sevgisi kalır. Ancak bugün gelinen noktada artık herkesin elini vicdanına koyması gereken bir dönemdeyiz. Kayserispor, birkaç kişinin şahsi meselesi değil; bu şehrin ortak değeri, çocuklarımızın hayali, milyonların sevdasıdır. Bu yüzden artık günü kurtaran tartışmaların değil, kalıcı birlik ve beraberliğin zamanı gelmiştir. Şehrimizin önde gelenlerinin yapacağı toplantıyı ben de büyük bir dikkat ve merak içerisinde bekliyorum. Temennim; kırgınlıkların değil ortak aklın, ayrışmanın değil birlik ruhunun hâkim olduğu, geniş tabanlı bir iradenin ortaya çıkmasıdır. Çünkü Kayserispor’u ayağa kaldıracak olan şey yalnızca maddi destek değil; samimiyet, fedakârlık ve aidiyet duygusudur. Belki de bizim varlığımızdan rahatsız olanların sorumluluk alma vakti gelmiştir diye düşünüyorum. Bugün bazı şeyleri konuşmuyoruz, anlatmıyoruz. Ama herkes şunu bilsin ki; gecesini gündüzüne katıp bu arma için mücadele edenlerin vicdanı da, geçmişi de rahattır. Biz hiçbir zaman alkış için değil, Kayserispor ayakta kalsın diye mücadele ettik. Ve eğer bugün bir veda cümlesi kurulacaksa, bu asla bir küskünlüğün vedası değildir. Bu; emeğin, fedakârlığın ve yıllarca verilen mücadelenin sessiz bir muhasebesidir. Çünkü bazı hikâyeler yüksek sesle anlatılmaz; yaşayan bilir, şahit olan bilir" dedi. Son olarak taraftara teşekkürlerini ileten Baki Ersoy; "Biz gelir, geçeriz belki. Ama önemli olan; bu şehrin çocuklarının yarın da gururla ’Ben Kayserisporluyum’ diyebilmesidir. İşte bütün mücadelemiz, bütün yorgunluğumuz ve bütün sevdamız bunun içindi. Çünkü bazı sevdalar makamla, unvanla ya da çıkarla taşınmaz. Bazı sevdalar ömür boyudur. Ve bizim sevdamızın adı da dün olduğu gibi bugün de yarın da sonsuza kadar Kayserispor’dur. Ve son olarak; başta Kapalı Kale olmak üzere, iyi günde kötü günde bu armanın peşinden koşan, kilometrelerce yolu sadece bir forma uğruna aşan, bazen cebindeki son parayı deplasman bileti için harcayan, yağmurda, karda, soğukta takımını yalnız bırakmayan tüm gerçek Kayserispor taraftarlarına yürekten teşekkür ediyorum. Sizler sadece bir taraftar topluluğu değil, bu kulübün gerçek ruhusunuz. Tribünlerde yanan meşale, sokaklarda dolaşan umut, Kayserispor’un en zor zamanlarında bile ayakta kalmasını sağlayan en büyük güç oldunuz. Belki bazen üzüldünüz, kırıldınız, öfkelendiniz Ama hiçbir zaman bu armadan vazgeçmediniz. İşte gerçek sevda da budur. Karşılıksız, hesapsız ve tertemiz bir bağlılık. Bu şehir, bu arma ve bu tribün kültürü sizlerle güzel. İyi ki varsınız, iyi ki bu sevdaya sahip çıktınız, kalın sağlıcakla. Allah hepinizden razı olsun" ifadelerine yer verdi.
Antalya Kepez’de Engelsiz Festival coşkusu Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Engelliler Haftası kapsamında düzenlenen, "Kepez ENFES 2026 Engelsiz Festivali"nde özel bireyler ve aileleriyle bir araya geldi. Dokumapark’ta gerçekleştirilen festivalde konuşan Başkan Kocagöz, "Engelleri sevgiyle, dayanışmayla ve birlikte aşacağız" mesajı verdi. Kepez ENFES 2026’da özel bireyler ve aileleri müzik, sanat ve dayanışma dolu unutulmaz bir gün yaşadı. Kepez Belediyesi tarafından Engelliler Haftası kapsamında düzenlenen "Kepez ENFES 2026 Engelsiz Festivali", Dokumapark’ta yoğun katılımla gerçekleştirildi. "Bir Nefes Ver Hayatıma" sloganıyla düzenlenen festivalde özel bireyler ve aileleri, konserler, atölyeler, tiyatro gösterileri ve çeşitli etkinliklerle keyifli anlar yaşadı. Gün boyu süren etkinliklerde birlik, beraberlik ve farkındalık mesajları öne çıktı. Festival kapsamında Engelsiz Evde Sanat Eğitimi Sergisi ziyaretçilerin beğenisine sunulurken, özel bireylerin hazırladığı eserler büyük ilgi gördü. Atölye çalışmaları, illüzyon gösterileri, tiyatro etkinlikleri ve maskot gösterileriyle renklenen festival alanında vatandaşlar doyasıya eğlendi. Grup Lokomotif ve sanatçı Görkem Durmaz konserleri de festivale coşku kattı. Festivalde konuşan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Engelliler Haftası’nın toplumsal farkındalık açısından büyük önem taşıdığını belirterek, engellerin sevgi, anlayış ve dayanışmayla aşılabileceğini vurguladı. "Engel insanın kendisinde değildir" Başkan Kocagöz konuşmasında, "Biz inanıyoruz ki engel insanın kendisinde değildir. Engel, kimi zaman kaldırımda, kimi zaman ulaşımda, kimi zaman anlayışta, kimi zaman da duyarsızlıktadır. Bize düşen görev ise bu engelleri kaldırmak ve herkesin eşit, özgür ve güvenle yaşayabildiği bir Kepez’i hep birlikte inşa etmektir" dedi. "Sizler hayatın tam ortasındasınız" Özel bireylere seslenen Başkan Kocagöz, "Sizler hayatın kenarında değil, hayatın tam ortasındasınız" diyerek Kepez Belediyesinin erişilebilirlik ve sosyal destek çalışmalarına devam ettiğini ifade etti. Ailelerin yaşadığı zorlukları bildiklerini belirten Kocagöz, "Kepez’de bir kardeşiniz, bir ağabeyiniz var. Her zaman yanınızdayız" sözleriyle vatandaşlara destek mesajı verdi. "Engelsiz projeler bir bir hayata geçiyor" Kepez Belediyesinin engelli bireyler ve ailelerine yönelik çalışmalarını da anlatan Başkan Kocagöz, Engelli Koordinasyon Merkezi’nin kurulduğunu, "Bir Nefes Ver Hayatıma" projesinin başlatıldığını ve Engelsiz Mola Evleri’nin hizmete açıldığını söyledi. Otizmli ve Down sendromlu bireyler için hazırlanan özel parkın da yakında hizmete sunulacağını belirtti. "En kıymetli hizmet insana dokunan hizmettir" Göreve geldikleri günden bu yana Kepez’in kaynaklarını doğru yönettiklerini ifade eden Başkan Kocagöz, sosyal belediyecilik anlayışıyla vatandaşların hayatına dokunan projeleri hayata geçirdiklerini söyledi. Kocagöz, "Bir çocuğun tebessümü, bir annenin duası, bir ailenin yükünün hafiflemesi bizim en büyük kazancımızdır. Bizim için en kıymetli hizmet insana dokunan hizmettir" ifadelerini kullandı. Anneler Günü mesajı Konuşmasında Anneler Günü’ne de değinen Başkan Kocagöz, tüm annelerin gününü kutlayarak, "Evladının hayata tutunması için gece gündüz emek veren, sevgisiyle, sabrıyla ve fedakârlığıyla mücadele eden annelerimizin iki elinden öpüyorum" dedi.