Yerel Haberler
Antalya
Muhittin Böcek, duruşmanın dördüncü gününde özel hayatına ilişkin bilgilerin gündeme getirilmesine tepki gösterdi 08 Mayıs 2026 Cuma - 12:30:53 Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında, aralarında görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek’in de bulunduğu 3’ü tutuklu 41 sanığın yargılandığı davanın dördüncü gününde tutuklu sanıklar savunma yaptı. Muhittin Böcek, hakkındaki suçlamaları kabul etmeyerek, "İddianame ile şahsıma yöneltilen hiçbir suçlamanın oluşmadığı gün gibi ortaya çıktığı kanaatindeyim. Belediyemi hiçbir zaman kamu zararına uğratmadım" dedi. Özel hayatına ilişkin bilgilerin gündeme getirilmesine de tepki gösteren Muhittin Böcek, "Ben devletime, milletime ve adliyemize güvendiğimiz için hiç tereddüt etmeden cep telefonumun şifresini verdim. Bu nasıl oluyor? Bunu Sayın Bakanımıza da yazacağım. Akın Gürlek Bakanımız 86 milyonun bakanı olacağını söyledi. Ondan da bu konuda ricada bulunacağım. Böyle bir şey olabilir mi? İnsanın ailesi var, çocukları var, torunu var, özel hayatı var. Bunlarla ilgili çok üzgünüm, kızgınım ve kırgınım" şeklinde konuştu. Mustafa Gökhan Böcek ise "Aleyhte olan hususları kabul etmiyorum. Tahliyemi istiyorum" ifadelerini kullanırken, Fazlı Ateş de savcılığın ara mütalaasına katıldığını belirterek tahliye talebinde bulundu. Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik "rüşvet" ve "yolsuzluk" soruşturması kapsamında açılan davanın görülmesine Antalya 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediliyor. Dava kapsamında, aralarında görevinden uzaklaştırılan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in de bulunduğu 3’ü tutuklu toplam 41 sanık yargılanıyor. Duruşmanın dördüncü gününde, tutuklu sanıklar Muhittin Böcek, oğlu Mustafa Gökhan Böcek ve iş insanı Fazlı Ateş’in müdafileriyle birlikte savunmada bulundu. 41 sanıklı dava Antalya 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan 702 sayfalık iddianamenin kabul edilmesinin ardından açılan davada, belediyedeki çeşitli işlemler ve mali hareketlere ilişkin iddialar yargılama konusu yapıldı. İddianamede, sanıklar hakkında "icbar suretiyle irtikap", "haksız mal edinme", "nüfuz ticareti", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması", "nitelikli dolandırıcılık" ve "iftira" suçlamalarına yer verildi. İddianamede bu aşamada tespit edilen 26 eylem hakkında hukuki değerlendirme yapıldı. İddianamede 258 milyon 600 bin TL’lik müsadere talebi İddianamede, soruşturma kapsamında el konulan yaklaşık 170 milyon 83 bin TL tutarındaki nakit ve mevduatla birlikte, el koyma kararı verilen 10 daire, 5 araç, 5 iş yeri, 1 lüks marka saat ve 1 cep telefonunun müsaderesi talep edildi. El koyma kararı verilen taşınır ve taşınmazların toplam değerinin 258 milyon 600 bin TL olduğu belirtildi. Davanın ilk duruşmasında Mehmet Okan Kaya ve İlker Arslan adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. "Hiçbir müşteki doğrudan benim tehdit ya da zorlama yaptığıma dair beyanda bulunmamıştır" Tutuklu sanık Muhittin Böcek, duruşmada yaptığı savunmada hakkındaki suçlamaları değerlendirdi. Böcek, "Duruşmaların başladığı günden bugüne kadar şahsıma yöneltilen suçlamalara yönelik tüm ifadeleri dikkatlice dinledim ve önceki ifadelerini de dikkatlice okudum. Bu suçlamalarda hiçbir müşteki doğrudan benim tarafımdan kendilerine dönük bir tehdit ya da zorlama yapıldığına dair beyanda bulunmamıştır. Hatta bu müştekilerin büyük çoğunluğu, ne ihbar suretiyle kendilerinden talepte bulunduğuma dair ne de sonrasında benimle herhangi bir görüşme yaptıklarına dair beyanda bulunmamıştır" dedi. Bazı müştekilerin ilk ifadelerinde adını dahi anmadığını savunan Böcek, "Geriye kalan bazı müştekiler ise ilk ifadelerinde benim adımı dahi anmamışken, sonrasında ya tutuklanınca çıkmak için ya da tutuklanmak korkusuyla ispatı mümkün olmayacak şekilde hakkımda isnatta bulunmuşlardır. Özetle, iddianame ile şahsıma yöneltilen hiçbir suçlamanın oluşmadığı gün gibi ortaya çıktığı kanaatindeyim" ifadelerini kullandı. "Mal beyanımı yasal sürelere uygun olarak verdim" Mal varlığına ilişkin iddialara da değinen Böcek, 18 Nisan 1999’dan bu yana yasal sürelere uygun şekilde mal beyanında bulunduğunu söyledi. Böcek, "18 Nisan 1999’dan bugüne kadar yasada yer alan sürelere uygun olarak mal beyanı verdim. Benim tüm mal varlığım, rahmetli babam Mustafa Böcek adına 1954 yılında 107 dönüm yeri olan, babamdan kalan yerlerdir. Antalyalı hemşehrilerimiz beni 6 defa seçerken, o insanlar benim hayırseverlikte ilk sırada olduğumu bilir. Bu süreçte kaynağı belirsiz ve fahiş bir artış olmuşçasına itibar suikastine uğruyorum ve çok üzülüyorum. Ben hayatım boyunca milletin parasını millete harcadığım için bu insanları kimseye aşağılatmadım. Bunlar son derece üzücü ve dava siyasidir" dedi. "Gizlilik kararına rağmen karalama yapıldı" Savunmasında basına yansıyan iddialara da tepki gösteren Böcek, gizlilik kararına rağmen hakkında karalama yapıldığını öne sürdü. Böcek, "Günlerdir Antalya kamuoyunda, gizlilik kararı olmasına rağmen, masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı olmasına rağmen, o gün sonrası benim avukatlarımda dahi olmayan bilgilerle, gizlilik kararına rağmen 2-3 kalemşörün yaptığı karalamalarla her türlü alçaklığı yaptılar. Onlarla ilgili davam da devam edecek" ifadelerini kullandı. Cep telefonunun şifresini devlete ve adliyeye güvendiği için tereddüt etmeden verdiğini söyleyen Böcek, özel hayatına ilişkin bilgilerin gündeme getirilmesine tepki gösterdi. Böcek, "Ben devletime, milletime ve adliyemize güvendiğimiz için hiç tereddüt etmeden cep telefonumun şifresini verdim. Bu nasıl oluyor? Bunu Sayın Bakanımıza da yazacağım. Akın Gürlek Bakanımız 86 milyonun bakanı olacağını söyledi. Ondan da bu konuda ricada bulunacağım. Böyle bir şey olabilir mi? İnsanın ailesi var, çocukları var, torunu var, özel hayatı var. Bunlarla ilgili çok üzgünüm, kızgınım ve kırgınım" diye konuştu. "Cezaevine girdiğimde ilaç sayım 12 iken neden 22 oldu?" Sağlık durumuna ilişkin raporlara da değinen Böcek, hastalıklarının raporlarda yer aldığını ancak cezaevinde kalmasına engel bulunmadığı yönünde sonuç verildiğini söyledi. Böcek, "Sağlık raporuna gelecek olursak, hastalığımın gerçekliği satır satır yazılmışken, sonucunda cezaevinde yaşamaya devam edilebilir sonucu çıkmıştır. Heyet raporu çıkmadan kendini gazeteci sananlar, ‘Rapor olumsuz çıkacak’ diye yazdı. 32 yıldır görev yapıyorum, bir kez rapor almadım. Cezaevine girdiğimde ilaç sayım 12 iken neden 22 oldu? Eğer iyiysem, cezaevine girdiğimden beri neden 15 kez hastaneye gittim? Bir diğer rahatsızlığım uyku apnesi. Apneye dair kullanmam gereken ekipmanlar, şartlar gereği mümkün olmamaktadır. Gelinen aşama itibarıyla tahliyemi talep ediyorum. Belediyemi hiçbir zaman kamu zararına uğratmadım" dedi. "Aleyhte olan hususları kabul etmiyorum" Tutuklu sanık Mustafa Gökhan Böcek de duruşmada savunma yaptı. Böcek, savunmasında hakkındaki aleyhe hususları kabul etmediğini belirterek, "Avukatım açıklamada bulunacak. Aleyhte olan hususları kabul etmiyorum. Tahliyemi istiyorum" ifadelerini kullandı. "Somut zorlama yoktur" Mustafa Gökhan Böcek’in savunmasının ardından müdafisi söz aldı. Avukat, iddianamede müvekkili hakkında yer alan suçlamalara ve "suçu meslek edinen kişi" değerlendirmesine ilişkin beyanda bulundu. Avukat, dosyada müvekkili yönünden somut zorlama bulunmadığını savunarak, "Birinci olay üzerinde somut zorlama yoktur. İkinci olayda şahsın belediyede imza yetkisi yoktur. Savcılığa şunu sormak istiyoruz; fiili yetkisi olmayan kişi süreci nasıl etkilesin? Selahattin Artun açıkça belirtmiştir ki, hak edişlerin geciktirilmesi ya da öne alınması mümkün değildir. Öznel korku ile icbar aynı şey değildir" dedi. "Zeynep’e alınan ev borç ilişkisidir" Gökhan Böcek’in müdafisi, Zeynep Kerimoğlu’na alındığı belirtilen eve ilişkin olayın borç ilişkisi olduğunu savundu. Avukat, "Zeynep’e alınan evle ilgili olayın borç ilişkisi olduğu ortaya çıkmaktadır. Yusuf Yadoğlu, verdiği ifadesinde müvekkilin 30 milyonu borç olarak istediğini söylemiştir. Yadoğlu açıkça borç verdiğini söylemiştir. Anlatılan her şey kişisel kaygıdan ibarettir. Zeynep Kerimoğlu’na ödendiği öne sürülen 80 milyon TL’ye ilişkin ödeme, Bülent Ç. ile ticari ve sözleşmesel ilişki kapsamında yapılmıştır" dedi. "Kamu görevlisi olmayan kişinin irtikap suçu işlemesi mümkün değil" Emin Kemal Hesapçıoğlu’nun beyanlarına da değinen Gökhan Böcek’in avukatı, Hesapçıoğlu’nun sıradan bir kişi olmadığını belirterek, "Emin Kemal Hesapçıoğlu sıradan bir insan değildir. ‘Kandırıldım, bilmiyordum’ ifadeleri ticaret hukukunda bile kabul edilmez bir durumdur" diye konuştu. Müdafi, Yıldız Maktav’a alınan aracın bedelinin nakit olarak ödendiğini savunarak, "Yıldız Maktav’a alınan aracın bedeli nakit olarak ödenmiştir. Araç alındıktan 1 ay sonra ceza kesilmiştir, tarihler uyuşmamaktadır. Hesapçıoğlu, belediye ile ilgili her akışta Gökhan’a ulaşıp Muhittin Böcek’ten randevu talep etmiştir. Üstüne yapışmış gibi verdiği ifadeler doğru değildir" dedi. Avukat, Ekrem İmamoğlu ailesine yardım başlığı altında 300 bin TL yardım iddiasının da gerçeği yansıtmadığını savunarak, "Ekrem İmamoğlu ailesine yardım başlığı altında 300 bin TL yardım ise yapay ve komik durmaktadır. İşe yarar ifade verirsem tahliyesi olabilirim psikolojisinin bir ürünüdür. Muhittin Böcek’in hiçbir transferden ve görüşmeden haberi yoktu. Kamu görevlisi olmayan bir kişinin irtikap suçu işlemesi mümkün değildir. Müvekkilim 10 aydır tutuklu, yurt dışından kendisi gelip teslim oldu. Tahliyesini talep ediyorum" ifadelerini kullandı. "Savcının mütalaasına katılıyorum, tahliyemi istiyorum" Tutuklu sanık Fazlı Ateş de duruşmada savunma yaptı. Ateş, savcılığın ara mütalaasına yönelik yaptığı savunmada, "Sayın savcımın mütalaasına katılıyorum, tahliyemi istiyorum" dedi. Duruşmada sanık ve müdafi savunmalarının alınmasına devam ediliyor.
08 Mayıs 2026 Cuma - 12:17 Kepez’de engel yok, Enfes 2026 Engelsiz Festivali var Kepez Belediyesi’nin "Bir Nefes Ver Hayatıma" sloganıyla düzenlediği "Kepez ENFES 2026 Engelsiz Festivali", 10 Mayıs Pazar günü Dokumapark’ta gerçekleştirilecek. Atölyeler, konserler, tiyatro gösterileri ve ikramlarla dolu festival, özel bireyler ve ailelerini unutulmaz bir günde buluşturacak. Kepez Belediyesi, engelli bireylerin sosyal yaşamda daha aktif yer almasını desteklemek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla anlamlı bir organizasyona daha imza atıyor. "Bir Nefes Ver Hayatıma" sloganıyla düzenlenecek olan "Kepez ENFES 2026 Engelsiz Festivali", 10 Mayıs Pazar günü Dokumapark’ta kapılarını açacak. Etkinliklerde özel bireyler, aileleri ve vatandaşlar müzik, sanat ve eğlence dolu bir festival atmosferinde bir araya gelecek. Festival kapsamında gerçekleştirilecek engelsiz atölyelerde katılımcılar; el sanatları, boyama etkinlikleri, beceri geliştirme oyunları ve tasarım çalışmalarıyla hem keyifli vakit geçirecek hem de yeteneklerini sergileme fırsatı bulacak. Ayrıca Engelsiz Evde Sanat Eğitimi Sergisi’nde özel bireylerin hazırladığı eserler ziyaretçilerin beğenisine sunulacak. Festivalin sahne programında ise kanun dinletisi, illüzyon gösterisi, tiyatro gösterisi, maskot etkinlikleri ve defile yer alacak. Grup Lokomotif ile sanatçı Görkem Durmaz konserleri de festival coşkusunu zirveye taşıyacak. Kepez Belediyesi, etkinlik süresince özel bireyler ve aileleri için yemek ikramında bulunacak. Festival alanında kurulacak sosyal alanlarla katılımcılar hem eğlenecek hem de dayanışma ve birlik duygusunu birlikte yaşayacak. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, toplumun her kesimine dokunan sosyal projeleri hayata geçirmeye devam ettiklerini belirterek tüm vatandaşları bu anlamlı festivale davet etti. Başkan Kocagöz konuşmasında ayrıca 10 Mayıs’ın Anneler Günü olması dolayısıyla duygusal bir mesaj da vererek, "Engelleri sevgiyle aşarken, hayatımızın en kıymetli değerleri olan annelerimizi de unutmuyoruz. Bu özel günde hem engelleri birlikte aşmak hem de annelerimizin gününü en içten duygularımızla kutlamak için tüm vatandaşlarımızı Dokumapark’a bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Festival programı ve etkinlik takvimi Festival kapsamında gün boyunca sanat, müzik ve sahne gösterilerinden oluşan zengin bir program katılımcılarla buluşacak. Etkinlikler, 10 Mayıs Pazar günü saat 14.30’da Dokumapark’ta başlayacak. Programın ilk bölümünde Engelsiz Evde Sanat Eğitimi Sergi Açılışı gerçekleştirilecek. Ardından kanun dinletisi ve açılış konuşmalarıyla etkinlik devam edecek. Günün ilerleyen saatlerinde illüzyon gösterisi, Grup Lokomotif konseri, MC ve maskot gösterisi ile tiyatro gösterisi izleyicilerle buluşacak. Program, defile ve Görkem Durmaz konseri ile sona erecek.
08 Mayıs 2026 Cuma - 11:50 Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer: "İnme yalnızca tedavi edilen değil, önlenebilen bir sağlık sorunudur" Girişimsel Nöroloji Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, 10 Mayıs İnme Farkındalık Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, inmenin yalnızca tedavi edilmesi gereken değil, aynı zamanda büyük ölçüde önlenebilen bir sağlık sorunu olduğunu vurguladı. Antalya’da inme hastalığına dikkat çekmek amacıyla açıklamalarda bulunan Memorial Antalya Hastanesi Girişimsel Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, inmenin nedenleri, risk faktörleri ve erken müdahalenin önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İnme riskini azaltmak büyük ölçüde kişinin elinde İnmenin çoğu zaman aniden geliştiğini ancak altta yatan risk faktörlerinin büyük bölümünün kontrol altına alınabileceğinin mümkün olduğunu belirten Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, "Özellikle kontrolsüz yüksek tansiyon ve sigara kullanımı ülkemizde en sık görülen nedenler arasında yer almaktadır. Diyabet, yüksek kolesterol, obezite, hareketsiz yaşam, aşırı alkol tüketimi, düzensiz beslenme ve kalp ritim bozuklukları da inme riskini artıran önemli faktörler arasında bulunmaktadır. İnme çoğu zaman öncesinde sessiz ilerleyen damar risklerinin sonucudur. Düzenli sağlık kontrolleri, tansiyon, şeker ve kolesterol takibi, sigaranın bırakılması, sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivitenin artırılması ile inme riski belirgin şekilde azaltılabilir. Birden fazla risk faktörü bir araya geldiğinde risk katlanarak artar. Bu nedenle korunmada en etkili yaklaşım, tüm riskleri birlikte ele almaktır" dedi. Yaş ve genetik değiştirilemese de farkındalık hayat kurtarır İnmede ileri yaş, erkek cinsiyet, aile öyküsü ve daha önce geçirilmiş geçici iskemik atak gibi değiştirilemeyen risk faktörlerinin de önemli olduğunun altını çizen Gencer, "Bu kişilerin daha yakından izlenmesi gerekir. Kalp hastalıkları, boyun damarlarında darlık, pıhtılaşma bozuklukları, hormonal etkenler, kronik stres ve bazı enfeksiyonlar da inme riskini artırabilir" şeklinde konuştu. İnmede en kritik mesaj: Belirtileri tanıyın, zaman kaybetmeyin "İnme belirtileri genellikle aniden başlar" diyen Gencer, "Erken fark edilen her dakikanın tedavi açısından büyük önem taşır. İnmede zaman beyindir. Müdahalede geçen her dakika, beyin hücrelerinde geri dönüşü olmayan kayıplara yol açabilir. Bu nedenle belirtiler başladığında beklemek, şikayetlerin geçmesini umut etmek ya da zaman kaybetmek çok ciddi sonuçlara neden olabilir" ifadelerini kullandı. İnmenin en sık görülen belirtileri İnmenin en sık görülen belirtilerini; yüzde ani kayma veya asimetri, kol ya da bacakta ani güçsüzlük ve uyuşma, konuşmada bozulma, peltekleşme ya da konuşulanı anlayamama, ani görme kaybı, denge kaybı veya yürüme bozukluğu ile ani başlayan şiddetli baş ağrısı olarak sıralayan Gencer, "Bu belirtilerden biri bile görüldüğünde vakit kaybetmeden 112 Acil aranmalıdır. Çünkü hızlı başvuru, tedavi şansını belirleyen en önemli unsurdur" dedi. Erken müdahale kalıcı sakatlık riskini azaltıyor Girişimsel nöroloji alanındaki gelişmeler sayesinde, özellikle damar tıkanıklığına bağlı inme tablolarında uygun hastalara zamanında müdahale edilebildiğini belirten Gencer, "Erken tanı ve doğru tedaviyle inme sonrası gelişebilecek kalıcı kayıplar azaltılabilir. İnme sonrası sakatlık ani, beklenmedik ve kalıcı olabilir. Ancak bu tablo her zaman kaçınılmaz değildir. Hastanın doğru zamanda, doğru merkezde, uygun tedaviye ulaşması; yaşamını, hareket kabiliyetini ve konuşmasını koruma açısından belirleyici olabilir. İnme artık yalnızca sonucu kabullenilen bir hastalık değildir; erken müdahaleyle seyri değiştirilebilen bir acildir" dedi. İlk saatler hayati önem taşıyor "Belirtilerin başlamasından sonraki ilk saatler kritiktir" diyen Gencer, "Özellikle ilk 4,5 saat çok önemlidir. Ancak bazı hastalarda ileri değerlendirmelerle daha geç dönemde de uygun tedavi seçenekleri vardır. Bu nedenle "geç kaldım" düşüncesiyle beklenmemesi, her inme şüphesinde mutlaka en kısa sürede hastaneye başvurulması gerekir" diye konuştu. Toplumsal farkındalık tedavinin ilk adımıdır İnmenin yalnızca ileri yaş hastalığı olmadığını açıklayan Gencer, şöyle dedi: "On yıllarda daha genç yaş gruplarında da daha sık görülmektedir. Toplumun her kesiminin inme belirtilerini bilmesi gerekmektedir. İnme tedavisinde başarı yalnızca hastanedeki müdahaleye değil, hastanın yakın çevresinin farkındalığına da bağlıdır. İnmeden korunmak da, inme geçirildiğinde kalıcı sakatlığı önlemek de mümkündür. Bunun için risk faktörlerini ciddiye almak, belirtileri tanımak ve zaman kaybetmeden doğru merkeze başvurmak gerekir. İnmede hızlı davranmak, hastanın geleceğini değiştirebilir."
100. Yıl Bulvarı’nda asfalt çalışmasının ilk etabı tamamlandı
15 Aralık 2025 Pazartesi - 12:38 100. Yıl Bulvarı’nda asfalt çalışmasının ilk etabı tamamlandı Antalya Büyükşehir Belediyesi, kent içi trafiğinde büyük öneme sahip 100. Yıl Bulvarı’nda iyileştirme çalışması başlattı. Altyapı kurumlarının çalışmaları sonucu deforme olan 100. Yıl Bulvarı’ndaki çalışmanın ilk etabında şehir merkezinden Konyaaltı istikametine gidiş yönünde Turgut Reis Caddesi ile Falez Kavşağı arasında kalan bölüm asfaltlandı. Pazar günü kapatılan yol, bu sabah trafiğe açıldı. Antalya Büyükşehir Belediyesi, altyapı çalışmaları sonrası bozulan ve deforme olan 100. Yıl Bulvarı üzerinde hummalı bir çalışma başlattı. Büyükşehir Belediyesi yaklaşık 20 yıldır asfaltı yenilenmeyen 100. Yıl Bulvarı’nda etap etap bir çalışma gerçekleştirecek. Çalışmanın ilk etabı Turgut Reis Caddesi ile Falez Kavşağı arasında kalan kısımda gerçekleştirildi. Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı ekipleri, pazar sabah 07.00’de trafiği kapatarak, ilk etapta deforme olan asfalt söküldü. Hummalı bir çalışma gerçekleştiren ekipler, yaklaşık bin 50 metrelik bölümde bin 400 ton sıcak asfalt serimi yapıldı. Özdemir çalışmaları yerinde izledi Çalışmaları yerinde inceleyen Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, Fen İşleri Daire Başkanı Serdar Oruç Gün’den çalışmalar hakkında bilgi aldı. Çalışmaların etaplar halinde planlandığını belirten Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, "Altyapı kazılarından sonra 6 etaplı bir çalışma olarak planladık. Bugün bin 50 metrelik ilk etabı yapıyoruz. İlk olarak Turgut Reis Caddesi ile Falez Kavşağı arasını planladık. Aşağı yukarı 20 senelik bir asfalt burası, yenilemeye karar verdik" dedi. "İlk etap, en büyük etap" Özdemir, ilk etabın çalışmanın en büyük etabı olduğunu vurgulayarak, "Bu bizim en büyük etabımızdı. Bundan sonraki etaplar daha küçük olacak. Kurum kuruluşların altyapı çalışmaları nedeniyle ciddi tahribatlarımız vardı. 20 yıldır kullanılan bir yolda 100. Yıl Bulvarı’nda yenileme çalışması yapıyoruz" ifadelerini kullandı. Yol trafiğe açıldı Gün boyu süren çalışmalar sonrası asfalt seriminin tamamlanmasının ardından yolda çizgi çalışması yapıldı. 100. Yıl’ın Turgut Reis Caddesi ile Falez Kavşağı arasında kalan yol 24 saatlik bir çalışmanın ardından pazartesi sabahı trafiğe açıldı.
Kepez’de berberler denetlendi
15 Aralık 2025 Pazartesi - 12:27 Kepez’de berberler denetlendi Kepez Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, Güneş Mahallesi Ömer Buyrukçu Caddesi’nde faaliyet gösteren yabancı uyruklu berber iş yerlerinde kapsamlı denetim gerçekleştirdi. Denetimlerde bazı işyerlerinin çalışma ruhsatlarını ibraz edemedikleri, sağlık ve hijyen şartlarına uymadıkları tespit edildi. Kepez Belediyesi, vatandaşların sağlık ve güvenliğini sağlamak amacıyla çeşitli iş yerlerinde düzenli denetimler gerçekleştiriyor. Bir yandan iş yerlerinde sağlık ve hijyen kontrolleri yapan belediye ekipleri, bir yandan da kaldırım ve trafik güvenliği ile ilgili denetimlerini sürdürüyor. Kepez Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, Güneş Mahallesi Ömer Buyrukçu Caddesi’nde faaliyet gösteren yabancı uyruklu berber iş yerlerinde de denetim gerçekleştirdi. Denetimler kapsamında iş yerlerinin "Açma ve Çalışma Ruhsatı" ile hijyen şartlarına uygunluğu kontrol edildi. Zabıta ekipleri, bazı işyerlerinin çalışma ruhsatlarını ibraz edemediğini ve hijyen kurallarına uymadığını tespit etti. Tespit edilen eksiklikler sonrası tutanak düzenlenerek cezai işlem uygulandı. Ayrıca, Kepez Belediyesi Gelirler Müdürlüğü’ne bağlı İlan ve Reklam Servisi ekipleri de iş yerlerinin beyanlarını kontrol ederek denetim sürecine destek verdi. Kepez Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekiplerinin, ilçenin dört bir yanında vatandaşların sağlığı ve güvenliği için denetimlerini düzenli olarak sürdüreceği belirtildi.
Çocuğunuzun otizm olup olmadığını anlamak için 6 soru
15 Aralık 2025 Pazartesi - 10:25 Çocuğunuzun otizm olup olmadığını anlamak için 6 soru Otizm Spektrum Bozukluğu’nda erken tanı ve eğitimin çocuğun gelişiminde belirleyici olduğuna dikkat çeken uzmanlar, ebeveynlerin çocuklarını erken dönemde gözlemlemesinin hayati önem taşıdığını vurguluyor. Uzm. Dr. Filiz Mıhçı, ailelerin çocuklarına yöneltmesi gereken kritik 6 soruya dikkat çekerek, "Bu sorulardan 2 veya daha fazlasına ‘hayır’ diyorsanız, lütfen vakit kaybetmeden bir Çocuk Nöroloji veya Çocuk Psikiyatrisi uzmanına başvurun. Birkaç aylık gecikme bile bir çocuğun hayatını değiştirebilir" dedi. Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Nörolojisi Bölümü’nden Uzm. Dr. Filiz Mıhçı Sağlık Bakanlığı’nın Otizm eylem planı çerçevesinde planlanan 16-23 Aralık Otizm farkındalık haftası nedeniyle, otizm farkındalığında önemli noktaların altını çizdi. Son yıllarda yapılan çalışmalara göre, her 36 çocuktan biri otizm tanısı aldığına dikkat çeken Mıhçı, "Otizmin erkek çocuklarda görülme sıklığı kızlara göre daha fazladır. Otizm bir hastalık değil, farklı bir nörogelişimsel durumdur. Otizmde erken tanı çocuğun gelişiminde çok büyük önem taşır. İdeal olarak 18-24 ayda tanı almış; yoğun özel eğitim ve davranışsal terapi görmüş çocukların yüzde 50’sinden fazlasında belirgin düzelme sağlanabilmektedir. Otizmli bir çocuk 2 yaşında haftada 40 saat eğitim alırsa, 5 yaşında normal anaokuluna gidebilme ihtimali yüzde yüzde F60’ın üzerindedir. Ancak aynı çocuk 5 yaşında başlarsa bu oran yüzde 5’in altına düşmektedir. Dolayısıyla erken tanı ve eğitim otizmli bir çocuğun geleceğini kökten değiştirebilir. Hatta erken tanı ve eğitimle bazı çocuklarda belirtiler o kadar azalır ki yetişkinlikte tanı kriterlerini karşılamaz hale gelirler" dedi. "Otizmi yönetmek bir ekip işidir" Otizm spektrum bozukluğunun, doğuştan gelen ve genellikle yaşamın ilk 3 yılında belirti veren nörogelişimsel bir durum olduğunu belirten Uzm. Dr. Mıhçı, "Son yıllarda tanı koyma yaşının düşmesi ve tanı kriterlerinin genişlemesi sayesinde her 36 çocuktan birine otizm tanısı konulmaktadır. Otizm, doğru yaklaşım ve düzenli takip ile yönetilebilen bir durumdur. Çocuk nörolojisi uzmanı tarafından çocuğun gelişimsel değerlendirmesi yapılmalı, eşlik eden nörolojik durumları taranarak tedavisi düzenlenmeli, gerekli testleri planlanmalı ve aileler uygun eğitim programlarına yönlendirilmelidir. Otizm bir hastalık değil, farklı bir beyin kablolamasıdır ve bu kabloları yeniden düzenlemek için en sihirli dönem 1-4 yaştır. O yaşlarda beynin plastisitesi o kadar yüksektir ki; haftada 25-40 saat doğru eğitimle birçok çocuk konuşmayı, göz teması kurmayı, sarılmayı, hatta arkadaş edinmeyi öğrenebilir" dedi. "Çocuğunuzu gözlemleyin, belirtileri fark edin" Uzm. Dr. Filiz Mıhçı, Otizm Spektrum Bozukluğu’nun (OSB), sözel ya da sözel olmayan iletişimde zorluk yaşanması ile karakterize nörogelişimsel bir durum olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti: "Otizmde belirtiler çoğu zaman yaşamın ilk 12-24 ayında gözlemlenebilir. Bu sorulardan 2 veya daha fazlasına "hayır" diyorsanız, lütfen hemen bir Çocuk Nöroloji veya Çocuk Psikiyatrisi uzmanına gidin. Birkaç aylık gecikme bile bir çocuğun hayatını değiştirebilir. "Çocuğunuz 12 aylıkken gülümsediğinizde gülümsüyor mu? İsmini söylediğinizde dönüp bakıyor mu? Parmağınızla bir şeyi gösterdiğinizde o da o yöne bakıyor mu? 18 aylıkken en az 6-10 kelime konuşuyor mu? Oyuncak arabayı tekerleğinden tutup sürekli çevirmek yerine sürmeye çalışıyor mu? Parmak ucunda yürüyüp, sürekli aynı beden hareketlerini tekrarlıyor mu?" Çocuğun yetenek ve ihtiyaçlarına göre tedavi planlanır Küçük yaşlarda yoğun ve sürekli eğitim programları ile davranış terapilerinin, çocukların kendine bakabilme, sosyal ve iş becerileri kazanabilmesine yardımcı olacağını dile getiren Uzm. Dr. Mıhçı, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Böylece işlevselliği artırır, belirtilerin şiddetini ve uyumsuz davranışları azaltır. Aile desteği ile birlikte erken yaşta çocuğun yeteneklerine ve ihtiyaçlarına göre başlanan bireysel ve grup olarak özel eğitim programları hazırlanması, uzman kişilerce uygulanması günümüzde bilinen esas tedavi yöntemidir. Özel eğitim ve ekip çalışmasını gerektiren tedavi uzun sürelidir ve ekipte çocuğun kendi doktoru, özel eğitimcisi, konuşma uzmanı, çocuk psikiyatri ve çocuk nöroloğu mutlaka bulunmalıdır. Uygulanacak olan ilaç tedavileri ise otizme eşlik eden ve varsa mevcut problemleri azaltmaya yöneliktir."
Beyin ölümü gerçekleşen hastanın karaciğer ve iki böbreği bağışlandı
15 Aralık 2025 Pazartesi - 10:18 Beyin ölümü gerçekleşen hastanın karaciğer ve iki böbreği bağışlandı Antalya’nın Manavgat ilçesinde hastanede beyin ölümü gerçekleşen 67 yaşındaki hastanın karaciğer ve iki böbreği bağışlandı. Manavgat’ta yaşayan 67 yaşında erkek bir hasta beyin kanamasıyla şüphesiyle 15 gün önce Manavgat Devlet Hastanesi’ne getirildi. Yoğun bakım ünitesinde tedavisi devam eden hastanın beyin ölümünün gerçekleşmesinin ardından Manavgat Devlet Hastanesi Organ Nakli Koordinatörlüğü yakınlarıyla temasa geçti. Yakınlarının organlarını bağışlaması üzerine dün saat 20.00 sıralarında vefat eden şahsın karaciğeri ve 2 böbreği Antalya’dan gelen uzman bir ekipçe alındı. Karaciğer ve bir böbrek Antalya’ya, bir böbrekte Konya’ya gönderildi. Manavgat Devlet Hastanesi Yoğun Bakım Servis Şefi ve Anestezi Uzmanı Doktor Mehmet Ercan Sönmez, ailesinin onay vermesinin ardından hızlı bir şekilde çalışmaların yapıldığını ve Sağlık Bakanlığı veri tabanına kayıtlı uygun hastaların bulunduğunu söyledi. Organ naklinin bir kişinin hayata tutunması için önemli olduğunu belirten doktor Sönmez, "Bu operasyonun gerçekleşmesi olağanüstü bir çaba sarf eden organ nakli koordinatörlüğümüze ve yoğun bakım personelimize teşekkür ederim. Vefat eden hastamızın organlarını bağışlayarak 3 canın kurtulmasına vesile olan ailesine de şükranlarımı sunarım" dedi. Doktor Mehmet Ercan Sönmez, alınan organlardan karaciğer ve bir böbreğin Antalya’ya, diğer böbreğin ise Konya’ya gönderildiğini kaydetti.