ASAYİŞ - 08 Mayıs 2026 Cuma 12:30

Muhittin Böcek, duruşmanın dördüncü gününde özel hayatına ilişkin bilgilerin gündeme getirilmesine tepki gösterdi

A
A
A
Muhittin Böcek, duruşmanın dördüncü gününde özel hayatına ilişkin bilgilerin gündeme getirilmesine tepki gösterdi

Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında, aralarında görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek’in de bulunduğu 3’ü tutuklu 41 sanığın yargılandığı davanın dördüncü gününde tutuklu sanıklar savunma yaptı. Muhittin Böcek, hakkındaki suçlamaları kabul etmeyerek, "İddianame ile şahsıma yöneltilen hiçbir suçlamanın oluşmadığı gün gibi ortaya çıktığı kanaatindeyim. Belediyemi hiçbir zaman kamu zararına uğratmadım" dedi. Özel hayatına ilişkin bilgilerin gündeme getirilmesine de tepki gösteren Muhittin Böcek, "Ben devletime, milletime ve adliyemize güvendiğimiz için hiç tereddüt etmeden cep telefonumun şifresini verdim. Bu nasıl oluyor? Bunu Sayın Bakanımıza da yazacağım. Akın Gürlek Bakanımız 86 milyonun bakanı olacağını söyledi. Ondan da bu konuda ricada bulunacağım. Böyle bir şey olabilir mi? İnsanın ailesi var, çocukları var, torunu var, özel hayatı var. Bunlarla ilgili çok üzgünüm, kızgınım ve kırgınım" şeklinde konuştu. Mustafa Gökhan Böcek ise "Aleyhte olan hususları kabul etmiyorum. Tahliyemi istiyorum" ifadelerini kullanırken, Fazlı Ateş de savcılığın ara mütalaasına katıldığını belirterek tahliye talebinde bulundu.


Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik "rüşvet" ve "yolsuzluk" soruşturması kapsamında açılan davanın görülmesine Antalya 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediliyor. Dava kapsamında, aralarında görevinden uzaklaştırılan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in de bulunduğu 3’ü tutuklu toplam 41 sanık yargılanıyor.


Duruşmanın dördüncü gününde, tutuklu sanıklar Muhittin Böcek, oğlu Mustafa Gökhan Böcek ve iş insanı Fazlı Ateş’in müdafileriyle birlikte savunmada bulundu.



41 sanıklı dava Antalya 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor


Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan 702 sayfalık iddianamenin kabul edilmesinin ardından açılan davada, belediyedeki çeşitli işlemler ve mali hareketlere ilişkin iddialar yargılama konusu yapıldı. İddianamede, sanıklar hakkında "icbar suretiyle irtikap", "haksız mal edinme", "nüfuz ticareti", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması", "nitelikli dolandırıcılık" ve "iftira" suçlamalarına yer verildi. İddianamede bu aşamada tespit edilen 26 eylem hakkında hukuki değerlendirme yapıldı.



İddianamede 258 milyon 600 bin TL’lik müsadere talebi


İddianamede, soruşturma kapsamında el konulan yaklaşık 170 milyon 83 bin TL tutarındaki nakit ve mevduatla birlikte, el koyma kararı verilen 10 daire, 5 araç, 5 iş yeri, 1 lüks marka saat ve 1 cep telefonunun müsaderesi talep edildi. El koyma kararı verilen taşınır ve taşınmazların toplam değerinin 258 milyon 600 bin TL olduğu belirtildi. Davanın ilk duruşmasında Mehmet Okan Kaya ve İlker Arslan adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.



"Hiçbir müşteki doğrudan benim tehdit ya da zorlama yaptığıma dair beyanda bulunmamıştır"


Tutuklu sanık Muhittin Böcek, duruşmada yaptığı savunmada hakkındaki suçlamaları değerlendirdi. Böcek, "Duruşmaların başladığı günden bugüne kadar şahsıma yöneltilen suçlamalara yönelik tüm ifadeleri dikkatlice dinledim ve önceki ifadelerini de dikkatlice okudum. Bu suçlamalarda hiçbir müşteki doğrudan benim tarafımdan kendilerine dönük bir tehdit ya da zorlama yapıldığına dair beyanda bulunmamıştır. Hatta bu müştekilerin büyük çoğunluğu, ne ihbar suretiyle kendilerinden talepte bulunduğuma dair ne de sonrasında benimle herhangi bir görüşme yaptıklarına dair beyanda bulunmamıştır" dedi.


Bazı müştekilerin ilk ifadelerinde adını dahi anmadığını savunan Böcek, "Geriye kalan bazı müştekiler ise ilk ifadelerinde benim adımı dahi anmamışken, sonrasında ya tutuklanınca çıkmak için ya da tutuklanmak korkusuyla ispatı mümkün olmayacak şekilde hakkımda isnatta bulunmuşlardır. Özetle, iddianame ile şahsıma yöneltilen hiçbir suçlamanın oluşmadığı gün gibi ortaya çıktığı kanaatindeyim" ifadelerini kullandı.



"Mal beyanımı yasal sürelere uygun olarak verdim"


Mal varlığına ilişkin iddialara da değinen Böcek, 18 Nisan 1999’dan bu yana yasal sürelere uygun şekilde mal beyanında bulunduğunu söyledi. Böcek, "18 Nisan 1999’dan bugüne kadar yasada yer alan sürelere uygun olarak mal beyanı verdim. Benim tüm mal varlığım, rahmetli babam Mustafa Böcek adına 1954 yılında 107 dönüm yeri olan, babamdan kalan yerlerdir. Antalyalı hemşehrilerimiz beni 6 defa seçerken, o insanlar benim hayırseverlikte ilk sırada olduğumu bilir. Bu süreçte kaynağı belirsiz ve fahiş bir artış olmuşçasına itibar suikastine uğruyorum ve çok üzülüyorum. Ben hayatım boyunca milletin parasını millete harcadığım için bu insanları kimseye aşağılatmadım. Bunlar son derece üzücü ve dava siyasidir" dedi.



"Gizlilik kararına rağmen karalama yapıldı"


Savunmasında basına yansıyan iddialara da tepki gösteren Böcek, gizlilik kararına rağmen hakkında karalama yapıldığını öne sürdü. Böcek, "Günlerdir Antalya kamuoyunda, gizlilik kararı olmasına rağmen, masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı olmasına rağmen, o gün sonrası benim avukatlarımda dahi olmayan bilgilerle, gizlilik kararına rağmen 2-3 kalemşörün yaptığı karalamalarla her türlü alçaklığı yaptılar. Onlarla ilgili davam da devam edecek" ifadelerini kullandı.


Cep telefonunun şifresini devlete ve adliyeye güvendiği için tereddüt etmeden verdiğini söyleyen Böcek, özel hayatına ilişkin bilgilerin gündeme getirilmesine tepki gösterdi. Böcek, "Ben devletime, milletime ve adliyemize güvendiğimiz için hiç tereddüt etmeden cep telefonumun şifresini verdim. Bu nasıl oluyor? Bunu Sayın Bakanımıza da yazacağım. Akın Gürlek Bakanımız 86 milyonun bakanı olacağını söyledi. Ondan da bu konuda ricada bulunacağım. Böyle bir şey olabilir mi? İnsanın ailesi var, çocukları var, torunu var, özel hayatı var. Bunlarla ilgili çok üzgünüm, kızgınım ve kırgınım" diye konuştu.



"Cezaevine girdiğimde ilaç sayım 12 iken neden 22 oldu?"


Sağlık durumuna ilişkin raporlara da değinen Böcek, hastalıklarının raporlarda yer aldığını ancak cezaevinde kalmasına engel bulunmadığı yönünde sonuç verildiğini söyledi. Böcek, "Sağlık raporuna gelecek olursak, hastalığımın gerçekliği satır satır yazılmışken, sonucunda cezaevinde yaşamaya devam edilebilir sonucu çıkmıştır. Heyet raporu çıkmadan kendini gazeteci sananlar, ‘Rapor olumsuz çıkacak’ diye yazdı. 32 yıldır görev yapıyorum, bir kez rapor almadım. Cezaevine girdiğimde ilaç sayım 12 iken neden 22 oldu? Eğer iyiysem, cezaevine girdiğimden beri neden 15 kez hastaneye gittim? Bir diğer rahatsızlığım uyku apnesi. Apneye dair kullanmam gereken ekipmanlar, şartlar gereği mümkün olmamaktadır. Gelinen aşama itibarıyla tahliyemi talep ediyorum. Belediyemi hiçbir zaman kamu zararına uğratmadım" dedi.



"Aleyhte olan hususları kabul etmiyorum"


Tutuklu sanık Mustafa Gökhan Böcek de duruşmada savunma yaptı. Böcek, savunmasında hakkındaki aleyhe hususları kabul etmediğini belirterek, "Avukatım açıklamada bulunacak. Aleyhte olan hususları kabul etmiyorum. Tahliyemi istiyorum" ifadelerini kullandı.



"Somut zorlama yoktur"


Mustafa Gökhan Böcek’in savunmasının ardından müdafisi söz aldı. Avukat, iddianamede müvekkili hakkında yer alan suçlamalara ve "suçu meslek edinen kişi" değerlendirmesine ilişkin beyanda bulundu. Avukat, dosyada müvekkili yönünden somut zorlama bulunmadığını savunarak, "Birinci olay üzerinde somut zorlama yoktur. İkinci olayda şahsın belediyede imza yetkisi yoktur. Savcılığa şunu sormak istiyoruz; fiili yetkisi olmayan kişi süreci nasıl etkilesin? Selahattin Artun açıkça belirtmiştir ki, hak edişlerin geciktirilmesi ya da öne alınması mümkün değildir. Öznel korku ile icbar aynı şey değildir" dedi.



"Zeynep’e alınan ev borç ilişkisidir"


Gökhan Böcek’in müdafisi, Zeynep Kerimoğlu’na alındığı belirtilen eve ilişkin olayın borç ilişkisi olduğunu savundu. Avukat, "Zeynep’e alınan evle ilgili olayın borç ilişkisi olduğu ortaya çıkmaktadır. Yusuf Yadoğlu, verdiği ifadesinde müvekkilin 30 milyonu borç olarak istediğini söylemiştir. Yadoğlu açıkça borç verdiğini söylemiştir. Anlatılan her şey kişisel kaygıdan ibarettir. Zeynep Kerimoğlu’na ödendiği öne sürülen 80 milyon TL’ye ilişkin ödeme, Bülent Ç. ile ticari ve sözleşmesel ilişki kapsamında yapılmıştır" dedi.



"Kamu görevlisi olmayan kişinin irtikap suçu işlemesi mümkün değil"


Emin Kemal Hesapçıoğlu’nun beyanlarına da değinen Gökhan Böcek’in avukatı, Hesapçıoğlu’nun sıradan bir kişi olmadığını belirterek, "Emin Kemal Hesapçıoğlu sıradan bir insan değildir. ‘Kandırıldım, bilmiyordum’ ifadeleri ticaret hukukunda bile kabul edilmez bir durumdur" diye konuştu.


Müdafi, Yıldız Maktav’a alınan aracın bedelinin nakit olarak ödendiğini savunarak, "Yıldız Maktav’a alınan aracın bedeli nakit olarak ödenmiştir. Araç alındıktan 1 ay sonra ceza kesilmiştir, tarihler uyuşmamaktadır. Hesapçıoğlu, belediye ile ilgili her akışta Gökhan’a ulaşıp Muhittin Böcek’ten randevu talep etmiştir. Üstüne yapışmış gibi verdiği ifadeler doğru değildir" dedi.


Avukat, Ekrem İmamoğlu ailesine yardım başlığı altında 300 bin TL yardım iddiasının da gerçeği yansıtmadığını savunarak, "Ekrem İmamoğlu ailesine yardım başlığı altında 300 bin TL yardım ise yapay ve komik durmaktadır. İşe yarar ifade verirsem tahliyesi olabilirim psikolojisinin bir ürünüdür. Muhittin Böcek’in hiçbir transferden ve görüşmeden haberi yoktu. Kamu görevlisi olmayan bir kişinin irtikap suçu işlemesi mümkün değildir. Müvekkilim 10 aydır tutuklu, yurt dışından kendisi gelip teslim oldu. Tahliyesini talep ediyorum" ifadelerini kullandı.



"Savcının mütalaasına katılıyorum, tahliyemi istiyorum"


Tutuklu sanık Fazlı Ateş de duruşmada savunma yaptı. Ateş, savcılığın ara mütalaasına yönelik yaptığı savunmada, "Sayın savcımın mütalaasına katılıyorum, tahliyemi istiyorum" dedi. Duruşmada sanık ve müdafi savunmalarının alınmasına devam ediliyor.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Mayıs ayında 10 metrelik karda zorlu mücadele Muş’ta kar ve tipi nedeniyle yaklaşık 6 aydır ulaşıma kapalı bulunan 2 bin 600 rakımlı Çavuştepe yolunda, il özel idaresi ekiplerinin zorlu şartlar altında yürüttüğü karla mücadele çalışmalarında sona yaklaşıldı. Muş’ta merkeze bağlı Üçevler grup köy yolunun alternatifi olan Çavuştepe mevkiinde bulunan yolda karla mücadele çalışmaları aralıksız sürüyor. Yaklaşık 6 aydır yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle ulaşıma kapalı bulunan 2 bin 600 rakımlı yolda, il özel idaresi ekipleri çığ riskine rağmen çalışmalarını büyük bir özveriyle sürdürüyor. Yer yer 10 metreyi bulan kar kalınlığı ekiplerin çalışmalarını güçleştirirken, ekipler bazı noktalarda bir günde ancak 100 metrelik alanı ulaşıma açabiliyor. Zorlu coğrafi şartlara rağmen yoğun mesai harcayan ekipler, yolun büyük bölümünü temizlerken çalışmaların yaklaşık yüzde 90’lık kısmı tamamlandı. Kar kütlelerinin oluşturduğu çığ tehlikesine karşı dikkatli şekilde ilerleyen ekipler, güvenlik önlemleri altında çalışmalarını sürdürüyor. İl özel idaresi ekiplerinin aralıksız sürdürdüğü çalışmaların kısa süre içerisinde tamamlanmasıyla yolun ulaşıma açılacağını söyleyen iş makinesi operatörü Muhammed Dinçer, "Çalışmalarımızı 24 saat esasına göre aralıksız sürdürüyoruz. Şu anda Üçevler grup yolunda yol açma çalışmalarına devam ediyoruz. Çalışmaların yaklaşık yüzde 90’lık kısmı tamamlandı, geriye kalan yüzde 10’luk bölümü de Allah’ın izniyle birkaç gün içerisinde ulaşıma açmış olacağız. Burası Üçevler grup yolu olarak geçiyor. Yolun açılmasıyla birlikte Üçevler’e bağlı toplam 10 köy ve 22 mezranın ulaşımı yeniden sağlanmış olacak. Bölgede yer yer kar kalınlığı 10 metreyi aşmış durumda. Zorlu şartlar altında çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yaklaşık 100 metrelik yolu bir günde açabiliyoruz" dedi.
Bursa Aslıhan Gürbüz Osmangazi’de unutulmaz bir buluşmaya imza attı Osmangazi Belediyesi tarafından bu yıl ikinci kez düzenlenen Bursa Altın Çınar Kısa Film Festivali, Mudanya Üniversitesi’nde gerçekleştirilen film gösterimleri ve söyleşilerle devam etti. Festival kapsamında son olarak "Mukadderat" filmi izleyiciyle buluşurken, gösterimin ardından filmin başrol oyuncusu Aslıhan Gürbüz ile yönetmen Nadim Güç öğrencilerle bir araya gelerek söyleşi gerçekleştirdi. Bu yıl ikincisi düzenlenen Bursa Altın Çınar Kısa Film Festivali, Mudanya Üniversitesi’nde gerçekleştirilen film gösterimleri ve söyleşilerle başladı. Festivalin ilk gününde "Ayşe", ikinci gününde "Sisler Bulvarından Geçtim" izleyiciyle buluştu. Festival kapsamında gerçekleştirilen son gösterimde ise "Mukadderat" sinemaseverlerin beğenisine sunuldu. Gösteriminin ardından filmin başrol oyuncusu Aslıhan Gürbüz ile yönetmen Nadim Güç, öğrencilerle söyleşide bir araya geldi. Öğrenciler, filmle ilgili merak ettikleri soruları oyuncu ve yönetmene yöneltirken, Gürbüz ve Güç soruları samimiyetle yanıtladı. Söyleşide ayrıca Klinik Psikolog Deniz Ağar ve Alperen Ak da filmin verdiği mesajlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Bu ülkeye ait olan mizahla beraber keyifli bir yolculuğa çıkıyoruz" Filmin senaryosunun gerçek bir yaşam hikayesinden esinlendiğini ifade eden Mukadderat Filmi Yönetmeni Nadim Güç, "Senaristimiz Erdi, bu hikayenin kendi annesinin hayatından ilham aldığını söylemişti. Filmde kurgusal olarak babasının vefat ettiği bir durum oluşturuldu. Aslında bu konu toplumda hala tabu olarak görülen sert bir mesele. Erkekler açısından aynı durum bu şekilde değerlendirilmezken, kadın söz konusu olduğunda farklı bir bakış açısı ortaya çıkıyor. Biz de hikayeye bu yüzden çarpıcı bir başlangıç yapmak istedik. Başka ülkelerde oldukça normal karşılanabilecek bir durum, bizim toplumumuzda farklı karşılanabiliyor. Ne kadar eğitimli olursak olalım, bir kadının eşini kaybettikten sonra yeniden evlenmek istemesini içimizde sorgulayabiliyoruz. Ancak film ilerledikçe farklı duygular ve gerçeklerle karşılaşıyoruz. Aslında anlatılan, alıştığı hayatı sürdürmek isteyen bir kadının kendini bulma yolculuğu. Tüm bunları da bu ülkeye özgü mizahla harmanlayarak keyifli bir anlatıyla sunuyoruz " diye konuştu. Aslıhan Gürbüz’den samimi karakter analizi Söyleşide öğrencilerin sorularını içtenlikle yanıtlayarak filmde canlandırdığı Reyhan karakterine dair değerlendirmeler yapan usta oyuncu Aslıhan Gürbüz ise şu açıklamalarda bulundu: "Bence Reyhan’ın en büyük meselesi, güçlü kadın olma travmasıydı. Özellikle küçük yerlerde büyüyen insanlar bunu daha iyi anlayacaktır. Ben de İnegöl’de büyüdüm. Oradan çıkıp başka bir yerde eğitim almak ve sevdiğin işi yapmak gerçekten zor ve travmatik bir süreç olabiliyor. Reyhan karakterinde de bunu görüyoruz. Dışarıdan bakıldığında kaçıyormuş gibi görünse de aslında geride bıraktıklarını kurtarma sorumluluğunu taşıyor. Üstelik bu sorumluluğu kendisi seçmedi, ona verildi. Ailenin en çok yük taşıyan, en çok yorulan evladı olmasına rağmen neden daha az sevildiğini sorguluyor. Kardeşi olanlar bunu iyi bilir, insan zaman zaman anne babasının diğer kardeşi daha çok sevdiğini düşünebilir. Benim de bir erkek kardeşim var ve uzun yıllar onun daha çok sevildiğini düşündüm. Reyhan’ın da benzer kırılmaları ve travmaları var. Filmde anlatılan eşitlik, hak, hukuk ve adalet meselesi aslında önce evde başlıyor. Mirasın paylaşımı da bunun önemli bir parçasıydı. Benim karaktere yaklaşım motivasyonum daha çok bunlardı. Diğer süreçlerde ise yönetmenim ve oyuncu partnerlerimle birlikte karakteri geliştirdik. Filmde en sevdiğim sahnelerden biri, Reyhan’ın erkeklere bağırdığı sahneydi. O sahnede bağırmaktan sesim kısılmıştı. Çünkü bazen hepimizin içinden, avazımız çıktığı kadar bağırmak geliyor." Söyleşinin sonunda Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, Oyuncu Aslıhan Gürbüz ve Yönetmen Nadim Güç’e günün anısına teşekkür hediyesi takdim etti.
Aydın Hatalı parka sloganlı uyarı: "Hey şoför baksana, ne işi var bu arabanın kaldırımda" Aydın’da 10-16 Mayıs Engelliler Haftası’nda düzenlenen yürüyüşe katılan görme engelliler, kaldırım üzerine hatalı park eden aracın şoförüne "Hey şoför baksana, ne işi var bu arabanın kaldırımda" sloganıyla uyarıda bulundu. Görme engellilerin uyarısına rağmen şoför araç başına gelmezken, trafik ekipleri tarafından araç plakasına cezai işlem uygulandığı öğrenildi. Efeler ilçesinde Altı Nokta Körler Derneği Aydın Şubesi tarafından 10-16 Mayıs Engelliler Haftası dolayısıyla "Erişilebilirlik İçin Hepimiz Yürüyoruz" etkinliği düzenlendi. Atatürk Kent Meydanı’nda Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başlayan yürüyüş, Adnan Menderes Bulvarı üzerinde devam ederek, tekrar kent meydanında sonlandı. Yürüyüş esnasında engellilerin geçiş sağladığı kaldırım üzerine hatalı park eden araçla karşılaşan görme engelliler, karşılaştıkları duruma hep bir ağızdan söyledikleri sloganla dikkat çektiler. Yürüyüşe katılan görme engelliler "Hey şoför baksana, ne işi var bu arabanın kaldırımda" sloganları ile şoföre seslendiler. Bir süre devam eden sloganların ardından sürücü araç başına gelmezken görme engelliler yürüyüşe devam etti. Görme engellilerin yürüyüşte güvenliğini sağlayan trafik ekipleri tarafından ise araç plakasına cezai işlem uygulandığı öğrenildi. Altı Nokta Körler Derneği Aydın Şubesi Başkanı Bayram Özen, düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada, "Biz bugün sadece yürüyüş için bir araya gelmedik. Biz bugün burada görünür olmak için, erişilebilirliğe dikkat çekmek için, erişilebilir olmayan kamu alanlarına, parklara bahçelere, binalara dikkat çekmek için, önümüze çıkan fiziki engellere dikkat çekmek için bugün buradayız. Aslın biz bugün yardım alan yerine, siyasete, topluma, ülkenin yönetimine, katkı koyan olmak istiyoruz. Bugün bizleri bir araya getiren, gerekli araç gereç desteğini veren, bizleri yalnız bırakmayan, engellilerin annesi Büyükşehir Belediye Başkanımız Özlem Çerçioğlu’na çok teşekkür ediyoruz. Biz kendisinden razıyız, rabbimde kendisinden razı olsun" diye konuştu.