Yerel Haberler
Antalya
Kübra’yı hayattan koparanlar, sosyal medya hesabına girip yaşıyor süsü vermiş 08 Mayıs 2026 Cuma - 00:39:55 Burdur’da cinayete kurban giden 30 yaşındaki Kübra Yapıcı’nın vücut bütünlüğü bozulan cenazesi için Antalya Adli Tıp Kurumu Morgu’na gelen aileden DNA örneği alındı. Baba Yunus Yapıcı, ise olayla ilgili ilginç bir detay paylaştı. Tutuklanan zanlıların cinayet sonrası Kübra’nın sosyal medya hesabına giriş yapıp beğeni atarak kızlarının yaşadığı süsünü verdiğini söyleyen Baba Yapıcı, "Haberi aldığımız sabahın akşamında Instagram’ında giriş ve beğeni gördük. Biz ‘yaşıyor’ deyip sevindik. Oysa kendileri girmiş ve onlar atmış. Bunu yaptıysa hayatta dedik, sabahında ölüm haberini aldık" dedi. Antalya’da yaşayan ve 30 Nisan’dan beri haber alınamayan Kübra Yapıcı’nın (30) cesedi, ekipler tarafından yapılan çalışmalar neticesi dün gece yakılmış halde bulunmuştu. Yapılan incelemede Yapıcı’nın silahla öldürülerek gömüldüğü, ardından gömüldüğü yerden çıkarılarak yakıldığı ortaya çıkmıştı. İlyas Umut D. olayı itiraf ederken, gece saatlerinde yapılan operasyonla Ataberk S. de ekipler tarafından gözaltına alınmıştı. Bucak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada cinayette kullanılan silah Burdur’un Ağlasun ilçesinde, Yapıcı’nın cesedinin bir bölümü ise Antalya’nın Korkuteli ilçesindeki barajda bulundu. Zanlılar tutuklandı Şüpheli İlyas Umut D. ile Ataberk S., emniyetteki işlemlerin ardından bugün tutuklanma talebi ile adliyeye sevk edildi. 2 cinayet zanlısı şüpheli çıkarıldıkları mahkemece "kadına karşı kasten öldürme" suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Anne ve baba DNA örneği verdi Yapıcı ailesi, öğle saatlerinde kızlarının cenazesini alabilmek için Antalya Adli Tıp Kurumu’na geldi. Vücut bütünlüğü bozulan kızlarının kimlik tespiti için DNA örneği veren anne ve babanın son derece üzgün olduğu görüldü. Örneğin alınmasının ardından Kübra Yapıcı’nın babası ile annesi ifade için emniyete götürüldü. Adli tıp morgundaki işlemler sürerken baba Yunus Yapıcı, İHA kameralarına özel açıklamalarda bulundu. "Bu işe en dahil olanlar her kimse en yüksek cezayı almasını istiyorum" Yüreğinin yandığını belirten Yapıcı, kadın ve çocuk cinayetlerine verilen cezaların artırılmasını talep etti. Yapıcı, "Bu tip canilerin ortada gezmemesi gerek. Kimsenin çocuğunun canı bu kadar ucuz olmamalı. Bir daha gün yüzü görmemeli. En azından kadın ve çocuk katillerine idam çıkmasını istiyorum. Planlı yapılan bir cinayetin etkin pişmanlığı olmasın. Bu işe dahil olanlar her kimse en yüksek cezayı almasını istiyorum" dedi. "Onlar öldürsünler diye mi, kızım geceleri üşümemesi için nöbet tuttum" Tüm Türkiye halkına ve yetkililere teşekkür eden baba Yapıcı, "Ben bakamıyorum haberlere ama anlatıyorlar. Türkiye halkına ve yetkililerimize desteklerinden dolayı teşekkür etmek istiyorum. Bundan sonra da unutturmayıp bu desteklerinin devamını istiyorum. Çünkü bu şekilde gitmez, gitmeyecek. Buna bir çözüm bulunması lazım. Bu acıyı yaşayan biliyor. Herkes empati yapsın ona göre karar verilsin. Ben onun çocukluğunda sabahlara kadar uyku uyumadım, nöbet tuttum. Üşümesin diye üstünü örtüp büyüttüm. Onun için mi büyüttüm. Bunu yaşayan bilir. Herkes kendi çocuğunu gözünün önüne alsın ve ona göre karar versin. Benim tek ricam, en ufak dahil olana bile en az ağırlaştırılmış müebbet verilsin" diye konuştu. "Tabancayı koyduğu yeri neden işaretlemiş?" Olaydaki Suç aleti tabancanın saklandığı yerin işaretlenmiş olmasını da değerlendiren Yapıcı, "Silahın yerini niye belirlemiş gömdüğü yerde? Unutunca oradan çıkaracak ki işaret koymuş. Demek ki ikinciye bir daha niyetin var. Yazık herkes evladını bunlar için büyütmüyor. Bu insanın ciğerini parçalıyor. Ne yapacağımızı şaşırdık. Kafamız yerinden gitti. Bugün bana yarın sana. Buna hep birlikte dur dememiz lazım. Tüm Türkiye sağ olsun, hepsinden Allah razı olsun. Halk ile devlet el ele bunu bitirmeli." "İnstagram’ından beğeni yapmışlar, yaşıyor sandık" Baba yapıcı, cinayetin planlı bir şekilde işlendiğini ileri sürerek, "Haberi aldığımız sabahın akşamında İnstagram’ına giriş ve beğeni gördük. Biz ‘yaşıyor’ deyip sevindik. Oysa kendileri girmiş ve onlar atmış. Sosyal medya hesabına girdiyse hayatta dedik, sabahında ölüm haberini aldık. Çocuğumun telefonunun şifresini açmak için 60’ın üstünde deneme yapmışlar. Bir de diyorlar borcu var. Çocuk parasız değil ki sizden para alsın. Siz çocuğun IBAN’ını boşaltmak için bunu yaptınız. Parayı aldılar mı almadılar mı onu bilmiyorum ama uğraştıklarını ve yapamadıklarını duydum" ifadelerini kullandı. "Kolunda 80 bin liralık saati vardı" Kızının geçen yıl 80 bin liraya saat aldığını ve bunun da ortada olmadığını da söyleyen Yapıcı, "Kolunda geçen sene 80 bin liraya aldığı saat vardı, o yok. Onu da almışlar demek ki. Çantası vardı o da yok, belki de içinde para vardı o yüzden onu da aldılar" dedi. Son olarak kızının çok yufka yürekli olduğunu dile getiren Yunus Yapıcı, "Markette bir çocuk görürdü ona bir şeyler alırdı. Yaşlı görse de aynısını yapardı. Ona bu layık değildi, bu ona yapılmazdı. Düşündükçe kendimden geçiyorum. Devletimizden ve tüm Türkiye’den adalet bekliyorum" diyerek sözlerini tamamladı.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 16:55 Çatıya çıkıp üzerine benzin döktü gazeteci oyaladı polis yakaladı Antalya’nın Manavgat ilçesinde 2 katlı binanın çatısına çıkarak üzerine benzin döken şahıs, yaklaşık 1 saat süren ikna çabalarının ardından bölgeye gelen bir gazetecinin oyalamasıyla polis ekiplerince yakalanarak aşağı indirildi. Olay, Manavgat ilçesine bağlı Yayla Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 2 katlı bir binanın çatısına çıkan Ahmet Y. isimli şahıs, elindeki bidondan üzerine benzin dökerek kendisini yakacağını söyledi. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi Manavgat Birimi, 112 sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Bölgeye gelen itfaiye ekipleri, şahsın düşme ya da atlama ihtimaline karşı binanın önüne şişme yatak kurarken, polis ve itfaiye ekipleri de Ahmet Y.’yi ikna etmek için çatıya çıktı. Elindeki çakmağı gösteren Ahmet Y., yaklaşılması halinde kendisini yakacağını ve aşağı atlayacağını söyledi. Hurdacılık yaparak geçimini sağladığını belirten Ahmet Y., sanayide bulunan iş yerinin zabıta ekipleri tarafından mühürlendiğini, ev sahibinin kendisini evden çıkardığını ve borçları nedeniyle zor durumda kaldığını ileri sürdü. Şahsı ikna etmek amacıyla olay yerine zabıta görevlileri de çağrıldı. Ancak yapılan görüşmelere rağmen Ahmet Y. ikna olmadı ve üzerine benzin dökmeyi sürdürdü. Gazeteci oyaladı polis müdahale etti Daha önce Ahmet Y. ile ilgili çeşitli haberler yapan İhlas Haber Ajansı Muhabiri Arif Kaplan da olay yerine gelerek şahısla konuşmaya başladı. Aşağıdan seslenerek Ahmet Y.’yi sakinleştirmeye çalışan Kaplan’ın konuşması sırasında bir anlık dalgınlıktan yararlanan Cumhuriyet Polis Karakolu Amiri ve beraberindeki polis ekipleri, şahsı belinden tutarak çatının kenarından içeri çekti. Kontrol altına alınan Ahmet Y., daha sonra binadan indirilerek polis ekip aracıyla önce hastaneye, ardından emniyete götürüldü. Öte yandan, Ahmet Y.’nin daha önce de elinde benzin bidonuyla bir binanın çatısına çıktığı ve belediye yetkililerinin verdiği sözler üzerine ikna edildiği öğrenildi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 15:51 Bakan Tekin: "100 ortaöğretim öğrencisinin 43’ü mesleki eğitime kayıt yaptırdı" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Türkiye’de mesleki ve teknik eğitime olan ilginin arttığını belirterek, "Şu an itibarıyla Türkiye’deki 100 ortaöğretim öğrencisinden 41 tanesi, mesleki ve teknik eğitim alıyor. Bu yıl 100 ortaöğretim öğrencimizin 43’ü mesleki ve teknik eğitime kayıt yaptırdı. Bu bizim için oldukça önemli" dedi. Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü koordinesinde, TÜBİTAK ve TİKA iş birliğiyle, Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü yürütücülüğünde "Yeşil Vatan, Mavi Gelecek" temasıyla Antalya Spor Salonu’nda düzenlenen "18. Uluslararası MEB Robot Yarışması" programına katılan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, mesleki eğitimin geliştirilmesine yönelik açıklamalarda bulundu. Mesleki ve teknik eğitimin iki açıdan büyük önem taşıdığını ifade eden Bakan Tekin, 28 Şubat sürecinin oluşturduğu olumsuz etkilerin giderilmesinin öncelikleri arasında yer aldığını söyledi. Tekin, "Mesleki ve teknik eğitimi geliştirecek, güçlendirecek her adımın Türkiye’de demokraside açılan yarayı onaracak adımlar olduğunun farkındayız" ifadelerini kullandı. Gençlerin yeteneklerinin geliştirilmesinin ülkelerin ekonomik kalkınmasına doğrudan katkı sağladığını dile getiren Tekin, bu nedenle öğrencilerin becerilerinin geliştirilmesi için yoğun çaba içerisinde olduklarını kaydetti. 2010 yılından itibaren mesleki eğitim alanında önemli düzenlemeler yapıldığını belirten Tekin, meslek liselerinin önündeki katsayı engelinin kaldırıldığını ve öğrencilerin gelecek kaygısına neden olan uygulamaların sona erdirildiğini söyledi. Çağın ihtiyaçlarına göre mesleki eğitim sisteminin yeniden yapılandırıldığını ifade eden Tekin, işlevsiz hale gelen bazı alanların kapatıldığını, yerine yeni alan ve dalların açıldığını belirtti. 2014 yılında hayata geçirilen proje okul modeliyle sektör temsilcilerinin sürece dahil edildiğini aktaran Tekin, müfredat hazırlıklarından öğretmen eğitimlerine kadar birçok konuda iş dünyasıyla ortak hareket edildiğini dile getirdi. Mesleki eğitimde uygulamalı eğitime de önem verdiklerini kaydeden Tekin, öğrencilerin staj programlarına ilişkin önemli düzenlemeler yaptıklarını ifade etti. Atölye ve laboratuvar altyapılarının güçlendirildiğini belirten Bakan Tekin, işletmelerle yapılan protokoller kapsamında öğrencilere asgari ücretin yüzde 30 ila yüzde 50’si oranında cep harçlığı verildiğini söyledi. Protokol imzalanan işletmelerde aranan temel kriterin, iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin bütün tedbirlerin alınması olduğunu vurgulayan Tekin, ’Mesleki ve teknik eğitim konusunda yeniden 28 Şubat’tan önceki duruma gelmeye başladık çok şükür. Şu an itibarıyla Türkiye’deki 100 ortaöğretim öğrencisinden 41 tanesi, mesleki ve teknik eğitim alıyor. Bu yıl 100 ortaöğretim öğrencimizin 43’ü mesleki ve teknik eğitime kayıt yaptırdı. Bu bizim için oldukça önemli" dedi. Robot yarışmasının Bakanlığın en yoğun katılımlı organizasyonlarından biri olduğunu belirten Tekin, bu yıl yarışmaya 23 ülkeden öğrencilerin katıldığını söyledi. Bakan Tekin, "81 ilimizden on binlerce öğrencimiz bu yarışmaya katılmak için burada bulunuyor" dedi. Programa Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Antalya Valisi Hulusi Şahin, Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Muhammet Bilal Macit, Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Salih Kaygusuz, İl Millî Eğitim Müdürü Mehmet Yasin Eriş, kurum müdürleri ve protokol üyeleri katıldı. Programın ardından Tekin ve protokol üyeleri yarışma alanındaki stantları gezerek öğrencilerle sohbet etti.
Büşra Özdemir: "Konaklı Atıksu Arıtma Tesisi’nin Alanya’ya uzun yıllar güvenle hizmet edecek bir kapasiteye gelecek"
19 Aralık 2025 Cuma - 15:23 Büşra Özdemir: "Konaklı Atıksu Arıtma Tesisi’nin Alanya’ya uzun yıllar güvenle hizmet edecek bir kapasiteye gelecek" Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, kapasite artırma çalışmaları devam eden 200 milyon TL yatırım bedelli Alanya Konaklı Arıtma Tesisi’nde incelemelerde bulundu. Özdemir, yürütülen çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte Konaklı Atıksu Arıtma Tesisi’nin Alanya’ya uzun yıllar güvenle hizmet edecek bir kapasiteye geleceğini söyledi. Alanya ziyareti kapsamında Konaklı Arıtma Tesisi’nde incelemelerde bulunan Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, Alanya Belediye Başkanı Tarık Özçelik ile birlikte yetkililerden bilgi aldı. ASAT Genel Müdür Yardımcısı Ümit Daban ve ASAT Atıksu Arıtma Dairesi Başkanı Murat Mert Otuzaltı "Konaklı Atıksu Arıtma Ön Arıtma Ve Havalandırma Havuzu Ünitelerinin Revizyonu Yapım İşi" kapsamında yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi. Daban, geçmiş yıllarda yaşanan yapısal sorunlar nedeniyle 2021 yılında 1 ve 2 numaralı havalandırma havuzları yenilenen Konaklı Arıtma Tesisi’nde, 3 ve 4 numaralı havalandırma havuzlarının yenileme çalışmalarının devam ettiğini söyledi. "Alanya’nın ihtiyaçları doğrultusunda çalışmalar sürüyor" Başkan Vekili Özdemir, Antalya Büyükşehir Belediyesi ve ASAT Genel Müdürlüğünün her geçen gün büyüyen ve nüfusu artan Alanya’nın artan ihtiyaçlarına cevap vermek üzere çalışmalara kararlılıkla devam ettiğini söyledi. Bu kapsamda Konaklı Arıtma Tesisi’nde kapasite artırımı yapıldığını ifade eden Başkan Vekili Özdemir, "Yürütülen çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte Konaklı Atıksu Arıtma Tesisi, günlük 30 bin m tam kapasiteyle, kesintisiz, verimli ve çevreye duyarlı bir şekilde hizmet vermeye devam edecek. Kalan imalatların da kısa süre içerisinde tamamlanmasıyla birlikte tesisimiz Alanya’mıza uzun yıllar güvenle hizmet edecektir" dedi. Yatırım bedeli 200 milyon TL Toplam 200 milyon TL yatırım bedelli yapım işi kapsamında; 3 ve 4 numaralı havalandırma havuzları yıkılarak yeniden inşa edildi. Tüm elektromekanik ekipmanlar tamamen yenilendi. Bu çerçevede hava hatları, blowerlar, difüzörler ve karıştırıcılar modern teknolojiye uygun şekilde tesis edildi. Ayrıca ön arıtma ünitesine koku giderim sistemi kurularak, tesis içi atıksu ve çamur iletim hatları da kapsamlı şekilde modernize edildi.
ATSO Meclis Başkanı Öztürk: "İmara açılacak bölgelerde altyapının önceden tamamlanmasının yasal zorunluluk haline getirilmesi gerekiyor"
19 Aralık 2025 Cuma - 14:51 ATSO Meclis Başkanı Öztürk: "İmara açılacak bölgelerde altyapının önceden tamamlanmasının yasal zorunluluk haline getirilmesi gerekiyor" ATSO Meclis Başkanı Ahmet Öztürk, altyapısı tamamlanmadan imara açılan bölgelerin inşaat sektöründe ciddi sorunlara yol açtığını belirterek, imar öncesi altyapının yasal zorunluluk haline getirilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca maliyet artışları, usta eksikliği ve yabancıya satıştaki belirsizliklerin sektör üzerindeki baskısına dikkat çekti. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Meclis Başkanı Ahmet Öztürk başkanlığında, Odanın 30. Grup (İnşaat Faaliyetleri) Meslek Komitesi koordinasyonunda, inşaat sektörünün 2025 yılı değerlendirmesi ve 2026 yılı beklentilerinin ele alındığı Genişletilmiş Meslek Komitesi Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını yapan ATSO Meclis Başkanı Ahmet Öztürk, inşaat sektörünün ülke ekonomisi ve Antalya özelinde taşıdığı stratejik öneme dikkat çekti. Öztürk, "Bugün burada, inşaat sektörünün 2025 yılı genel değerlendirmesini yapmak ve 2026 yılına ilişkin beklentileri, riskleri ve fırsatları ortak akılla ele almak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz" dedi. İnşaat sektörünün ekonomik büyüme, istihdam, şehirleşme vizyonu ve yaşam kalitesi üzerinde doğrudan etkili olduğunu vurgulayan Öztürk, Antalya’da sektörün kentsel dönüşümden turizm yatırımlarına, yabancı sermayeden yerel istihdama kadar geniş bir alanda belirleyici rol üstlendiğini ifade etti İki ana eksende değerlendirme Toplantıda sektörün iki ana eksende ele alınacağını belirten Öztürk, "Birinci eksenimiz ticari boyut. Piyasa şartları, finansmana erişim, maliyet yapıları, arz-talep dengesi ve yabancı yatırım hareketlerini değerlendireceğiz. İkinci eksenimiz ise yapım aşaması, teknik, uygulama ve mevzuat boyutu. Uygulama süreçleri, yapı güvenliği, mevzuatın sektöre etkisi ve geleceğin teknolojilerini konuşacağız" diye konuştu. Maliyet artışı ve usta sorunu Nüfus artışı, göç ve sosyal nedenlerle inşaat sektörüne olan talebin süreceğini belirten Öztürk, "Yüksek faiz oranları nedeniyle konut fiyatlarında geçici bir durağanlık yaşanıyor. Ancak faizlerin düşmesiyle birlikte konut fiyatlarının yeniden artmasını bekliyoruz. Bu nedenle mevcut dönem, gayrimenkul alımı için doğru bir zaman olarak değerlendirilebilir" dedi. İnşaat maliyetlerindeki artışa da değinen Öztürk, enflasyon ve deprem bölgesindeki yoğun inşaat faaliyetlerinin maliyetleri yukarı çektiğini, özellikle işçilik maliyetlerinde ciddi artış yaşandığını ve sektörde usta ve ara eleman bulma konusunda önemli sıkıntılar olduğunu söyledi. Yabancıya satışta kriter uyarısı Kur seviyelerinin düşük seyretmesinin yabancıya satışları olumsuz etkilediğini ifade eden Öztürk, "Yabancıya satışta vatandaşlık ve oturum kriterlerinin, inşaat yatırımları devam ederken değiştirilmesi sektörümüzü olumsuz etkiliyor. Bu kriterlerin bölgesel ve önceden planlı şekilde belirlenmesi büyük önem taşıyor" dedi. İmardan önce altyapı vurgusu Altyapı konusuna da dikkat çeken Öztürk, imara açılacak bölgelerde altyapının önceden tamamlanmasının yasal zorunluluk haline getirilmesi gerektiğini vurguladı. Altyapı yatırımlarının yüksek maliyetli olduğunu belirten Öztürk, bu konuda yapılacak düzenlemelerin sektör için kalıcı ve doğru bir adım olacağını dile getirdi. Altıntaş bölgesindeki hızlı gelişime de değinen Öztürk, güçlü ve deneyimli firmalar sayesinde sürecin başarılı ilerlediğini ancak Büyükşehir Belediyesi, ASAT ve elektrik altyapısı çalışmalarında zaman zaman yavaşlamalar yaşandığını ifade etti. Satışlarda ikince el ağırlığı 2025 yılının ilk 11 ayında ülke genelinde yaklaşık 1 milyon 450 bin gayrimenkul satışı gerçekleştiğini belirten Öztürk, satışların üçte birinin birinci el, üçte ikisinin ise ikinci el olduğunu söyledi. Önceki yıllarda bu dengenin daha eşit olduğunu hatırlatan Öztürk, mevcut tablonun sektör açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Sektörün temel sorunları Konuşmasının sonunda sektörün temel sorunlarını sıralayan Öztürk, kat karşılığı inşaatlarda arsa paylarının yüksekliği, usta ve ara eleman eksikliği, faiz-kur dengesi, kamuda iş süreçlerinin yavaşlaması ve yabancıya gayrimenkul satışındaki belirsizliklerin sektör üzerinde baskı oluşturduğunu belirterek, bu sorunların ortak akılla çözülmesi gerektiğini söyledi. ATSO Hizmet Binası’nda düzenlenen toplantıya; 24. Grup (Elektrik Enerjisi Üretim, Dağıtım ve İlgili Hizmet Faaliyetleri), 30. Grup (İnşaat Faaliyetleri), 31. Grup (İnşaat Malzemeleri), 41. Grup (Gayrimenkul Faaliyetleri), 43. Grup (Mimarlık Faaliyetleri) ve 44. Grup (Mühendislik) Meslek Komitesi Meclis Üyeleri, Komite Başkanları ve Komite Üyeleri katıldı. Toplantıda ayrıca Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Başdanışmanı Dr. Cem Oğuz, TMMOB’a bağlı odaların temsilcileri; İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Soner Akdoğan, Şehir Plancıları Odası Antalya Şube Başkanı Engin Kepenek, Peyzaj Mimarları Odası Antalya Şube Başkanı Gülsüm Kıldan, Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı ile yerel yönetim ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri yer aldı.
AKTOB Başkanı Kavaloğlu: "2026 yılı turizmde bir geçiş yılı olacak"
19 Aralık 2025 Cuma - 13:50 AKTOB Başkanı Kavaloğlu: "2026 yılı turizmde bir geçiş yılı olacak" Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu, Antalya turizminde 2026 yılını bir geçiş dönemi olarak değerlendirdiklerini belirterek, "Büyük sıçramalar beklemiyoruz, çift haneli büyümelerin kolay olmadığı bir süreçten geçiyoruz. Kolay geçmeyecek bir 2026 yılı var" dedi. Ekonomi Muhabirleri Derneği Antalya üyelerini ağırlayan Kaan Kavaloğlu, Antalya turizm sektörünün mevcut durumu, pazar dinamikleri ve 2026 yılına yönelik beklentilere ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. "Antalya 17 milyon eşiğine yaklaşıyor" Antalya turizminin mevcut durumu hakkında konuşan Kavaloğlu, kente gelen ziyaretçi sayısının 16 milyon 800 bini geçtiğini belirterek, bu rakamın geçen yıla göre yaklaşık yüzde 1,5’lik artış anlamına geldiğini söyledi. 17 milyon seviyesinin önemli olduğunu vurgulayan Kavaloğlu, Rusya-Ukrayna Savaşı ile İsrail-Filistin geriliminin devam etmesinin yüksek oranlı büyümeleri zorlaştırdığını ifade etti. Kavaloğlu, "Bu şartlar altında 18-20 milyon gibi hedeflere kısa vadede ulaşmak kolay değil. 2026 yılına baktığımızda da benzer bir tablo görüyoruz. Yüzde 1-2’lik artı ya da eksi değişimler olabilir ancak büyük sıçramalar beklemiyorum" dedi. "2026 yılı bir geçiş dönemi olacak" Pazar dinamiklerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kavaloğlu, önümüzdeki yıla yönelik rezervasyonların önceki yıllara benzer seviyelerde seyrettiğini, tur operatörlerinin de çift haneli büyüme hedeflemediğini aktardı. 2026 yılının sektör açısından bir geçiş yılı olacağını belirten Kavaloğlu, Kış aylarındayız, yılbaşı yaklaşıyor. Ama önümüzdeki sene ile ilgili rezervasyonların da bir önceki seneki gibi geldiğini görüyoruz. Çok büyük artışları gözlemlemiyoruz. Demek ki bu rakam sabit bir şekilde devam edecek. Jeopolitik konumumuz nedeniyle şu anda bir dezavantaj yaşıyoruz. Ancak Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sona erme ihtimali durumunda, turizm açısından bambaşka bir sezona evrilme ihtimali de bulunuyor. Bunu özellikle vurgulamak isterim. Rusya, uzun bir aranın ardından 2019 yılında Antalya için yaklaşık 6 milyon seviyesine yaklaşmıştı. Bu yıl ise ilk kez yeniden 4 milyon seviyesinin yakalanması bekleniyor. Bu rakamın aşılmasının ardından, ikinci sıradaki Almanya, üçüncü sıradaki İngiltere ve dördüncü sıradaki Polonya pazarlarında çift haneli büyüme ihtimali artık oldukça sınırlı görünüyor. Tur operatörleriyle yaptığımız görüşmelerde de, planlanan uçuş kapasitelerinde çift haneli bir büyümenin ne beklendiğini ne de hedeflendiğini görüyoruz. Bu çerçevede 2026 yılının, 2025 yılına benzer bir seyir izleyeceğini öngörüyoruz. 2026 yılının bizim açımızdan temel özelliği ise bir geçiş yılı olmasıdır. Çünkü sıçrama beklenmeyen dönemlerde, en küçük makro ya da mikro olumsuzlukta, risklerin çok daha belirgin hale geldiği ve sektörün zorlandığı süreçler yaşanabiliyor" diye konuştu. "Krizleri yönetmeyi bilen bir sektörüz" Sektörün geçmişte yaşadığı zorluklara da değinen Kavaloğlu, 2019 yılında Thomas Cook’un iflasının ve ardından yaşanan pandemi sürecinin turizm sektörü üzerinde ciddi etkiler oluşturduğunu hatırlattı. 2024 yılında yaşanan tur operatörü iflasları ve uluslararası organizasyonların yüksek sezona denk gelmesine rağmen sezonun başarılı geçtiğini belirten Kavaloğlu, 2025 yılının ise ekonomik şartlar nedeniyle zor bir yıl olduğunu söyledi. Kavaloğlu, "Deprem sonrası yaşanılan finansal kriz, enflasyon baskısı, kur sabitlemesinin oluşturduğu baskı, bizi çok zorlayan bir döneme neden oldu. 2025 yılını da çok kolay atlattık diyemeyeceğim. Sektör için uzun zamandır bu kelimeyi kullanıyorum, dirayet kelimesini çok seviyorum. Dirayetin altında krizi yönetmeyi bilen, zor şartlarda bir araya gelmeyi bilen özellikle kamu, özel sektör endeksinde çok doğru işleri doğru zamanda yapabilen bir sektörüz. Dolayısıyla bu dirayetle 2025 yılını da atlattık. 2026 yılına da olumlu bakmaya çalışıyoruz ama önümüzde yine bizi çok zorlayacak, kolay geçmeyecek bir 2026 yılı var" dedi. "2026’nın ilk ayları zor geçebilir" Mevsimsellik konusuna da değinen Kavaloğlu, kış aylarının Antalya turizmi açısından en zor dönem olduğunu belirtti. Aralık ve ocak aylarında doluluk oranlarının düştüğünü, yılbaşı ve Noel dönemlerinde kısa süreli bir hareketlilik yaşandığını aktaran Kavaloğlu, 2026 yılında özellikle nisan ve mayıs aylarının iklim geçişi nedeniyle zor geçmesini beklediğini söyledi. Kavaloğlu, "Haziran itibarıyla yüksek sezon başlıyor. Kurban Bayramı ile birlikte 2026’da tam anlamıyla yüksek sezona girileceğini öngörüyoruz" ifadelerini kullandı. "İlk dört pazar değişmeyecek" Antalya’nın ana kaynak pazarlarının Rusya, Almanya, İngiltere ve Polonya olduğunu belirten Kavaloğlu, bu sıralamanın önümüzdeki dönemde değişmesini beklemediğini ifade etti. Ukrayna pazarında savaş sonrası yeniden toparlanma yaşandığını belirten Kavaloğlu, Avrupa’da yaşayan Ukraynalıların tatil tercihlerinde Antalya’nın öne çıktığını söyledi. Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının Antalya turizmi için önemli bir kaynak olduğunu vurgulayan Kavaloğlu, bu grubun uzun süreli konaklamalarıyla sektöre ciddi katkı sağladığını ifade etti. İç pazarın da giderek daha bilinçli hareket ettiğini belirten Kavaloğlu, erken rezervasyon alışkanlığının iç pazarda yaygınlaştığını söyledi. "Rekabetçi kalmak zorundayız" Fiyat politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kavaloğlu, Türkiye’nin artık düşük fiyatlı bir destinasyon olmadığını, hem yabancı hem de yerli turistten hak ettiği geliri elde etmeyi hedeflediğini belirtti. 2026 yılında çift haneli fiyat artışlarına gitmediklerini vurgulayan Kavaloğlu, "Farklı ülkelerle karşılaştırmalar yapılıyor, özellikle Yunanistan ile kıyaslamalar gündeme geliyor. İç pazarın Yunanistan’a kayıp kaymadığı yönünde değerlendirmeler oluyor. Ancak elmayla elmayı kıyasladığımızda ve ülkemizde fayda-maliyet analizi yapıldığında, tüketicinin durumu belirleyici oluyor. Türkiye artık eskisi kadar indirimli bir ülke değil. Avrupalıya, Rusya pazarına ve iç pazara yönelik olarak hak ettiği geliri elde etme sürecinde olan bir ülkeyiz. Fiyatların sürekli çift haneli oranlarda artırılması halinde rekabetçi olma özelliğinin kaybedilmesi riski ortaya çıkıyor. Bu riski yaşamamak için dikkatli hareket ediyoruz. Bu nedenle 2026 yılında çift haneli bir fiyat artışı yapmamayı tercih ettik. 2025 yılının kolay geçmemiş olması ve kur dezavantajı da bu kararda etkili oldu. Hem Türkiye’de hem de Avrupa’da alım gücünün azaldığı bir dönemde, fiyatları gereğinden fazla artırmanın dengeleri bozacağını görüyoruz. Bu nedenle fiyat artışlarını sınırlı tuttuk. 2026 yılına daha umutlu bakabilmemizin nedenlerinden biri de rekabetçi olma özelliğimizi korumaya yönelik bu yaklaşımımızdır" dedi. Geceleme gelirlerinin son dört yılda 85-87 dolardan 110 dolar seviyelerine yaklaştığını belirten Kavaloğlu, rakip ülkeler Fransa ve İspanya’nın bu alanda daha yüksek seviyelerde olduğunu ifade etti. "Turizm milli bir sektördür" Turizmin milli bir sektör olduğunun altını çizen Kavaloğlu, sektöre yönelik finansal desteklerin artırılması gerektiğini belirtti. Özellikle restorasyon ve yenileme yatırımları için uygun maliyetli kredi imkanlarının önemine dikkat çeken Kavaloğlu, "Kamu ve özel bankalar ile finans kuruluşlarının turizm sektörüne yönelik kredi imkânlarını artırmasını bekliyoruz. Özellikle otellerde restorasyon ve yenileme çalışmalarına yönelik finansmana ihtiyaç var. Turizm, ülkemiz için milli bir sektör ve yatırımların büyük bölümü öz kaynaklarla yapılıyor. Bu nedenle sektörün daha güçlü şekilde desteklenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Rakip ülkeler bu tür kredilere çok düşük maliyetlerle ulaşabilirken, kur politikası nedeniyle kârlılıkların azaldığı bir dönemde bu durum sektörü zorluyor. Bu süreçte özellikle kış aylarında finansal olarak desteklenmeye ihtiyaç duyuyoruz. Fonlar, indirimler ve teşvikler bu açıdan önem taşıyor. Milli bir sektörün rekabetçi olabilme özelliğini kaybetmemesi için, geçiş yılı olarak gördüğümüz 2026’yı ilave bir vergi yükü altında kalmadan tamamlamamız gerekiyor. Sektör, ekstra bir vergi yükünü kolaylıkla kaldıramaz. Paramızın değerli olmasını elbette isteriz. Enflasyonist bir baskı olmadığı bir dönemde bizim için kurun hiç artmasına ihtiyacımız yoktur. Dolayısıyla yeter ki enflasyon olmasın. Ancak enflasyonun sürdüğü ve istihdam maliyetlerinin arttığı bir dönemde fiyatları aynı oranda artırmak mümkün olmuyor. Turizm sektörü kazandığını yine sektör içinde değerlendiren, yatırımlarını büyük ölçüde kendi kaynaklarıyla yapan yapısıyla gerçek anlamda milli bir sektördür" ifadelerini kullandı. "COP31 ve Dünya Uzay Kongresi önemli fırsat" Antalya’nın 2026 yılında ev sahipliği yapacağı Dünya Uzay Kongresi ve COP31’e de değinen Başkan Kavaloğlu, bu organizasyonların Expo alanının yeniden değerlendirilmesi açısından önemli olduğunu ifade etti. Expo alanının COP31’e hazırlanması gerektiğini belirten Kavaloğlu, ilgili bakanlıklardan bu konuda geri dönüş beklendiğini söyledi. "Bir Damla Bir Dünya bir farkındalık çağrısıdır" AKTOB’un sürdürülebilirlik kampanyası "Bir Damla Bir Dünya" hakkında da bilgi veren Kavaloğlu, su tasarrufuna dikkat çekerek, tarım ve turizm politikalarının dengeli yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Kavaloğlu, doğal kaynakların korunmasının gelecek nesillere karşı bir sorumluluk olduğunu ifade etti.
Akdeniz Üniversitesi’nde başarılı akademisyenler ödüllendirildi
19 Aralık 2025 Cuma - 13:20 Akdeniz Üniversitesi’nde başarılı akademisyenler ödüllendirildi Akdeniz Üniversitesi’nde, dış kaynaklı projelerde başarı sağlayan akademisyenlere teşekkür belgelerinin takdim edildiği 2025 Yılı Dış Kaynaklı Proje Teşekkür Belgesi Takdim Töreni düzenlendi. Akdeniz Üniversitesi’nde, dış kaynaklı projelerde başarı gösteren öğretim üyelerine teşekkür belgelerinin takdim edildiği 2025 Yılı Dış Kaynaklı Proje Teşekkür Belgesi Takdim Töreni, Senato Salonu’nda düzenlendi. Törende konuşan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Bugün, çalışan, üreten ve üniversitemizi ulusal ve uluslararası arenada temsil eden siz değerli akademisyenlerimizle bir arada olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Burada, yalnızca proje üretmiş olmanın değil; bilimi, emekle ve kararlılıkla ileri taşımanın gururunu birlikte yaşıyoruz. Üniversitelerin en temel ve vazgeçilmez görevi, hiç kuşkusuz bilim üretmektir. Ancak hepimizin çok iyi bildiği gibi, bilimsel üretim; güçlü bir altyapı, sürdürülebilir bir finansman ve nitelikli insan kaynağı gerektirir. Üniversitemizin öz kaynakları sınırlıdır ve bu nedenle araştırma kapasitemizi geliştirmek için dış paydaşlarla kurduğumuz iş birlikleri hayati önemdedir. İşte sizler, bu bilincin somut temsilcilerisiniz. Ulusal ve uluslararası fon kaynaklarına erişerek üniversitemize kazandırdığınız projelerle yalnızca maddi destek sağlamıyor; aynı zamanda bilimsel görünürlüğümüzü, araştırma derinliğimizi ve kurumsal itibarımızı da güçlendiriyorsunuz" dedi. ’’Bu başarıda emeği geçen tüm öğretim üyelerimize gönülden teşekkür ediyorum’’ Rektör Özkan, "Bugün geldiğimiz noktada rakamlar da bu başarının açık bir göstergesidir. 2025 yılı itibarıyla, üniversitemizde 105’in üzerinde dış kaynaklı ulusal ve uluslararası proje, 115 milyon TL’nin üzerinde bir bütçeyle yürütülmektedir. Yine 2025 yılı içerisinde, 5’i uluslararası olmak üzere 69 ulusal dış kaynaklı yeni projemiz kabul edilmiş; bu projelerin toplam bütçesi 85 milyon TL’yi aşmıştır. Bu tablo, Akdeniz Üniversitesi’nin araştırma ekosisteminin ne denli güçlü bir noktaya ulaştığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu başarıda emeği geçen tüm öğretim üyelerimize gönülden teşekkür ediyorum. Sizlerin özverisi, kararlılığı ve gayretleriniz, üniversitemizde yürütülen bilimsel çalışmaların niteliğini her geçen gün daha ileriye taşımaktadır. Bu vesileyle, üniversitemize değer katan tüm hocalarımızı bir kez daha tebrik ediyor; başarılarınızın artarak devam etmesini diliyorum" şeklinde konuştu. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, konuşmalarının ardından törene katılan akademisyenlerle sohbet etti. Tören akademisyenlere belge takdiminin ardından toplu fotoğraf çekimi ile son buldu. Törene, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Prof. Dr. Şükrü Özen ve Prof. Dr. Cengiz Toker ile ödül alan akademisyenler katıldı.