EKONOMİ - 19 Aralık 2025 Cuma 13:50

AKTOB Başkanı Kavaloğlu: "2026 yılı turizmde bir geçiş yılı olacak"

A
A
A
AKTOB Başkanı Kavaloğlu: "2026 yılı turizmde bir geçiş yılı olacak"

Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu, Antalya turizminde 2026 yılını bir geçiş dönemi olarak değerlendirdiklerini belirterek, "Büyük sıçramalar beklemiyoruz, çift haneli büyümelerin kolay olmadığı bir süreçten geçiyoruz. Kolay geçmeyecek bir 2026 yılı var" dedi.


Ekonomi Muhabirleri Derneği Antalya üyelerini ağırlayan Kaan Kavaloğlu, Antalya turizm sektörünün mevcut durumu, pazar dinamikleri ve 2026 yılına yönelik beklentilere ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.



"Antalya 17 milyon eşiğine yaklaşıyor"


Antalya turizminin mevcut durumu hakkında konuşan Kavaloğlu, kente gelen ziyaretçi sayısının 16 milyon 800 bini geçtiğini belirterek, bu rakamın geçen yıla göre yaklaşık yüzde 1,5’lik artış anlamına geldiğini söyledi. 17 milyon seviyesinin önemli olduğunu vurgulayan Kavaloğlu, Rusya-Ukrayna Savaşı ile İsrail-Filistin geriliminin devam etmesinin yüksek oranlı büyümeleri zorlaştırdığını ifade etti. Kavaloğlu, "Bu şartlar altında 18-20 milyon gibi hedeflere kısa vadede ulaşmak kolay değil. 2026 yılına baktığımızda da benzer bir tablo görüyoruz. Yüzde 1-2’lik artı ya da eksi değişimler olabilir ancak büyük sıçramalar beklemiyorum" dedi.



"2026 yılı bir geçiş dönemi olacak"


Pazar dinamiklerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kavaloğlu, önümüzdeki yıla yönelik rezervasyonların önceki yıllara benzer seviyelerde seyrettiğini, tur operatörlerinin de çift haneli büyüme hedeflemediğini aktardı. 2026 yılının sektör açısından bir geçiş yılı olacağını belirten Kavaloğlu, Kış aylarındayız, yılbaşı yaklaşıyor. Ama önümüzdeki sene ile ilgili rezervasyonların da bir önceki seneki gibi geldiğini görüyoruz. Çok büyük artışları gözlemlemiyoruz. Demek ki bu rakam sabit bir şekilde devam edecek. Jeopolitik konumumuz nedeniyle şu anda bir dezavantaj yaşıyoruz. Ancak Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sona erme ihtimali durumunda, turizm açısından bambaşka bir sezona evrilme ihtimali de bulunuyor. Bunu özellikle vurgulamak isterim. Rusya, uzun bir aranın ardından 2019 yılında Antalya için yaklaşık 6 milyon seviyesine yaklaşmıştı. Bu yıl ise ilk kez yeniden 4 milyon seviyesinin yakalanması bekleniyor. Bu rakamın aşılmasının ardından, ikinci sıradaki Almanya, üçüncü sıradaki İngiltere ve dördüncü sıradaki Polonya pazarlarında çift haneli büyüme ihtimali artık oldukça sınırlı görünüyor. Tur operatörleriyle yaptığımız görüşmelerde de, planlanan uçuş kapasitelerinde çift haneli bir büyümenin ne beklendiğini ne de hedeflendiğini görüyoruz. Bu çerçevede 2026 yılının, 2025 yılına benzer bir seyir izleyeceğini öngörüyoruz. 2026 yılının bizim açımızdan temel özelliği ise bir geçiş yılı olmasıdır. Çünkü sıçrama beklenmeyen dönemlerde, en küçük makro ya da mikro olumsuzlukta, risklerin çok daha belirgin hale geldiği ve sektörün zorlandığı süreçler yaşanabiliyor" diye konuştu.



"Krizleri yönetmeyi bilen bir sektörüz"


Sektörün geçmişte yaşadığı zorluklara da değinen Kavaloğlu, 2019 yılında Thomas Cook’un iflasının ve ardından yaşanan pandemi sürecinin turizm sektörü üzerinde ciddi etkiler oluşturduğunu hatırlattı. 2024 yılında yaşanan tur operatörü iflasları ve uluslararası organizasyonların yüksek sezona denk gelmesine rağmen sezonun başarılı geçtiğini belirten Kavaloğlu, 2025 yılının ise ekonomik şartlar nedeniyle zor bir yıl olduğunu söyledi. Kavaloğlu, "Deprem sonrası yaşanılan finansal kriz, enflasyon baskısı, kur sabitlemesinin oluşturduğu baskı, bizi çok zorlayan bir döneme neden oldu. 2025 yılını da çok kolay atlattık diyemeyeceğim. Sektör için uzun zamandır bu kelimeyi kullanıyorum, dirayet kelimesini çok seviyorum. Dirayetin altında krizi yönetmeyi bilen, zor şartlarda bir araya gelmeyi bilen özellikle kamu, özel sektör endeksinde çok doğru işleri doğru zamanda yapabilen bir sektörüz. Dolayısıyla bu dirayetle 2025 yılını da atlattık. 2026 yılına da olumlu bakmaya çalışıyoruz ama önümüzde yine bizi çok zorlayacak, kolay geçmeyecek bir 2026 yılı var" dedi.



"2026’nın ilk ayları zor geçebilir"


Mevsimsellik konusuna da değinen Kavaloğlu, kış aylarının Antalya turizmi açısından en zor dönem olduğunu belirtti. Aralık ve ocak aylarında doluluk oranlarının düştüğünü, yılbaşı ve Noel dönemlerinde kısa süreli bir hareketlilik yaşandığını aktaran Kavaloğlu, 2026 yılında özellikle nisan ve mayıs aylarının iklim geçişi nedeniyle zor geçmesini beklediğini söyledi. Kavaloğlu, "Haziran itibarıyla yüksek sezon başlıyor. Kurban Bayramı ile birlikte 2026’da tam anlamıyla yüksek sezona girileceğini öngörüyoruz" ifadelerini kullandı.



"İlk dört pazar değişmeyecek"


Antalya’nın ana kaynak pazarlarının Rusya, Almanya, İngiltere ve Polonya olduğunu belirten Kavaloğlu, bu sıralamanın önümüzdeki dönemde değişmesini beklemediğini ifade etti. Ukrayna pazarında savaş sonrası yeniden toparlanma yaşandığını belirten Kavaloğlu, Avrupa’da yaşayan Ukraynalıların tatil tercihlerinde Antalya’nın öne çıktığını söyledi. Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının Antalya turizmi için önemli bir kaynak olduğunu vurgulayan Kavaloğlu, bu grubun uzun süreli konaklamalarıyla sektöre ciddi katkı sağladığını ifade etti. İç pazarın da giderek daha bilinçli hareket ettiğini belirten Kavaloğlu, erken rezervasyon alışkanlığının iç pazarda yaygınlaştığını söyledi.



"Rekabetçi kalmak zorundayız"


Fiyat politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kavaloğlu, Türkiye’nin artık düşük fiyatlı bir destinasyon olmadığını, hem yabancı hem de yerli turistten hak ettiği geliri elde etmeyi hedeflediğini belirtti. 2026 yılında çift haneli fiyat artışlarına gitmediklerini vurgulayan Kavaloğlu, "Farklı ülkelerle karşılaştırmalar yapılıyor, özellikle Yunanistan ile kıyaslamalar gündeme geliyor. İç pazarın Yunanistan’a kayıp kaymadığı yönünde değerlendirmeler oluyor. Ancak elmayla elmayı kıyasladığımızda ve ülkemizde fayda-maliyet analizi yapıldığında, tüketicinin durumu belirleyici oluyor. Türkiye artık eskisi kadar indirimli bir ülke değil. Avrupalıya, Rusya pazarına ve iç pazara yönelik olarak hak ettiği geliri elde etme sürecinde olan bir ülkeyiz. Fiyatların sürekli çift haneli oranlarda artırılması halinde rekabetçi olma özelliğinin kaybedilmesi riski ortaya çıkıyor. Bu riski yaşamamak için dikkatli hareket ediyoruz. Bu nedenle 2026 yılında çift haneli bir fiyat artışı yapmamayı tercih ettik. 2025 yılının kolay geçmemiş olması ve kur dezavantajı da bu kararda etkili oldu. Hem Türkiye’de hem de Avrupa’da alım gücünün azaldığı bir dönemde, fiyatları gereğinden fazla artırmanın dengeleri bozacağını görüyoruz. Bu nedenle fiyat artışlarını sınırlı tuttuk. 2026 yılına daha umutlu bakabilmemizin nedenlerinden biri de rekabetçi olma özelliğimizi korumaya yönelik bu yaklaşımımızdır" dedi.


Geceleme gelirlerinin son dört yılda 85-87 dolardan 110 dolar seviyelerine yaklaştığını belirten Kavaloğlu, rakip ülkeler Fransa ve İspanya’nın bu alanda daha yüksek seviyelerde olduğunu ifade etti.



"Turizm milli bir sektördür"


Turizmin milli bir sektör olduğunun altını çizen Kavaloğlu, sektöre yönelik finansal desteklerin artırılması gerektiğini belirtti. Özellikle restorasyon ve yenileme yatırımları için uygun maliyetli kredi imkanlarının önemine dikkat çeken Kavaloğlu, "Kamu ve özel bankalar ile finans kuruluşlarının turizm sektörüne yönelik kredi imkânlarını artırmasını bekliyoruz. Özellikle otellerde restorasyon ve yenileme çalışmalarına yönelik finansmana ihtiyaç var. Turizm, ülkemiz için milli bir sektör ve yatırımların büyük bölümü öz kaynaklarla yapılıyor. Bu nedenle sektörün daha güçlü şekilde desteklenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Rakip ülkeler bu tür kredilere çok düşük maliyetlerle ulaşabilirken, kur politikası nedeniyle kârlılıkların azaldığı bir dönemde bu durum sektörü zorluyor. Bu süreçte özellikle kış aylarında finansal olarak desteklenmeye ihtiyaç duyuyoruz. Fonlar, indirimler ve teşvikler bu açıdan önem taşıyor. Milli bir sektörün rekabetçi olabilme özelliğini kaybetmemesi için, geçiş yılı olarak gördüğümüz 2026’yı ilave bir vergi yükü altında kalmadan tamamlamamız gerekiyor. Sektör, ekstra bir vergi yükünü kolaylıkla kaldıramaz. Paramızın değerli olmasını elbette isteriz. Enflasyonist bir baskı olmadığı bir dönemde bizim için kurun hiç artmasına ihtiyacımız yoktur. Dolayısıyla yeter ki enflasyon olmasın. Ancak enflasyonun sürdüğü ve istihdam maliyetlerinin arttığı bir dönemde fiyatları aynı oranda artırmak mümkün olmuyor. Turizm sektörü kazandığını yine sektör içinde değerlendiren, yatırımlarını büyük ölçüde kendi kaynaklarıyla yapan yapısıyla gerçek anlamda milli bir sektördür" ifadelerini kullandı.



"COP31 ve Dünya Uzay Kongresi önemli fırsat"


Antalya’nın 2026 yılında ev sahipliği yapacağı Dünya Uzay Kongresi ve COP31’e de değinen Başkan Kavaloğlu, bu organizasyonların Expo alanının yeniden değerlendirilmesi açısından önemli olduğunu ifade etti. Expo alanının COP31’e hazırlanması gerektiğini belirten Kavaloğlu, ilgili bakanlıklardan bu konuda geri dönüş beklendiğini söyledi.



"Bir Damla Bir Dünya bir farkındalık çağrısıdır"


AKTOB’un sürdürülebilirlik kampanyası "Bir Damla Bir Dünya" hakkında da bilgi veren Kavaloğlu, su tasarrufuna dikkat çekerek, tarım ve turizm politikalarının dengeli yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Kavaloğlu, doğal kaynakların korunmasının gelecek nesillere karşı bir sorumluluk olduğunu ifade etti.



AKTOB Başkanı Kavaloğlu: "2026 yılı turizmde bir geçiş yılı olacak"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Hattat Emrullah Demirkaya’nın eserlerinin 34 yıl sonra ilk kez bir araya geldiği sergiye yoğun ilgi Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte hüsn-i hat sanatına önemli katkılar sağlayan Hattat Emrullah Demirkaya’nın 73 eseri, vefatından 34 yıl sonra ilk defa bir araya getirildi. Kastamonu’da 1 ay açık kalacak sergi, ilk gününde yoğun ilgi gördü. Kastamonu’da 1894 yılında dünyaya gelen ve hat sanatında önemli çalışmalara imza atan Hattat Emrullah Demirkaya, düzenlenen sergi ile yad edildi. Ankara’da 1992’de vefat eden Demirkaya’nın 7 farklı koleksiyonerden toplanan eserleri, doğup büyüdüğü şehir olan Kastamonu’da ilk defa sergilendi. Kastamonu Valiliği’nin organizasyonunda düzenlenen "Hattat Emrullah Demirkaya Hüsn-i Hat Sergisi", Kastamall AVM’de açıldı. Serginin açılışına Kastamonu Valisi Meftun Dallı, İstanbullu Kolleksiyoner İbrahim Ethem Gören, Hattat Mahmut Şahin, koleksiyonerler, kurum müdürleri, STK ve siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı. Serginin açılışının ardından koleksiyoner İbrahim Ethem Gören ve Hattat Mahmut Şahin tarafından Vali Meftun Dallı’ya hat yazısı hediye edildi. Vali Dallı da sergiye katkı veren koleksiyonerlere teşekkür belgesi takdim etti. Açılışın ardından katılımcılar sergiyi gezerek, eserlerle ilgili bilgi aldı. Sergiye yoğun ilgi Sergi, Ankara’da 96 yaşında vefat eden Hattat Emrullah Demirkaya’nın 70 yıllık sanat hayatı boyunca elinden çıkan yüzlerce eserden günümüzde bir araya getirilebilen 73 eseri bir araya getirdi. İstanbullu koleksiyoner İbrahim Ethem Gören’in elindeki 40’ı aşkın eserin Kastamonu’da sergilenmesi fikri ile başlayan sergi sürecinde Mustafa Gezici, Emrah Küçükşengün, Mahmut İslamoğlu, Kastamonu Yazma Eser Kütüphanesi, Oğuzhan Arslanoğlu ve Osman Sarıkaya’nın koleksiyonlarında yer alan 30 civarı eser de emanet alındı. 1 ay boyunca açık kalacak sergi, klasik hat sanatının inceliklerini, estetik derinliğini ve irfan köklerini Kastamonulu Hattat Emrullah Demirkaya’nın eserleriyle günümüz sanat meraklıları ile buluşturmayı hedefliyor. Sergi ilk gününde vatandaşlardan da yoğun ilgi gördü. "98 yıllık bereketli bir ömrü var" Sergideki eserler ve Hattat Emrullah Demirkaya’nın hayatıyla ilgili bilgi veren Yazar ve Koleksiyoner İbrahim Ethem Gören, "Uzunca bir hayatı var, 98 yıllık bereketli bir ömrü var. Burada hüsn-i hatla meşgul oluyor, yazıyla meşgul oluyor. Dini ve sivil mimari eserler kazandırıyor. Aynı zamanda kendisi hakkak, mermeri oyuyor. Mermer sanatında da eserler meydana getiriyor. Çok bereketli bir hayat sürüyor. Üstad Necip Fazıl’ın bir sözü var, der ki, ‘Laf var ki laftır, laf var ki iştir, iş var ki laftır.’ Bize iş kalıyor, hamle çapında iş lazım. Bereketli ömründe hamle çapında bir sanat telakkisi ortaya koyuluyor. Biz kendisine bu vefatından 34 yıl sonra Kastamonu Valimizin hürmetleriyle saygı sunuyoruz" dedi. "Üstadımızın 73 eseri yer alıyor" Hattat Emrullah Demirkaya’nın ömrü boyunca farklı sanatlarla ilgilendiğini dile getiren Gören, "Kastamonulu koleksiyonerlerden, Kastamonu Yazma Eser Müzesi’nde bulunan eserlerden ve bizim aile koleksiyonumuzda bulunan eserlerden toplam üstadımızın 73 eseri yer alıyor. Ben bu serginin hayırlara, bereketlere ve üstada rahmetle vesile olması niyazıyla sayın valimize teşekkür ediyorum" diye konuştu. Serginin açılışında konuşan Kastamonu Valisi Meftun Dallı ise, "Ayasofya Camimizdeki büyük Lafzatullah ismini yazan Mustafa İzzet Efendi başta olmak üzere Kastamonu’muzun pek çok hattatı var. Hüsn-i hat sanatına Kastamonu’da hizmet eden pek çok şahsiyet çıkmış, ki her birisi Kastamonu çapında bir vilayete değil, bir ülkeye onur verecek kadar değerli şahsiyetler. Hepsini rahmetle yad edelim, hepsinin mekanları cennet olsun. Tabii özellikle de Emrullah Demirkaya merhum üstadı rahmetle yad edelim. Onun da mekanı cennet olsun, Allah rahmet eylesin. Ben İbrahim Ethem hocama, Mahmut Şahin hocama, Erhan Bektaş hocama ve diğer talebelerimize geldikleri ve bu sergimize bizimle teşrif ettikleri için çok teşekkür ediyorum. Sizlere katılımlarınızdan dolayı teşekkür ediyorum. Sergimizin gençlerimizde hem hat sanatına bir ilgi uyandırması hem de bu güzelliği görüp en azından estetik anlamda buradan bir hüner ve değer kazanmaları, kendilerine bir değer katmalarına vesile olmasını temenni ediyorum" şeklinde konuştu. Hattat Mustafa Şahin ise Kastamonu’nun hat sanatı için önemli bir şehir olduğunu ifade ederek, "Kastamonu’da Sayın Valimiz Meftun Dallı’nın himayesinde Emrullah Demirkaya hat eserleri sergisini açtık. İbrahim Ethem Gören, koleksiyoner ve yazar, sanat yazarı bir ağabeyimiz. Onun koleksiyonundan ve Kastamonu’da koleksiyonerlerde yer alan eserlerle böyle bir sergi açıldı. 73 tane eser var. Rahmetli Emrullah Demirkaya, Osmanlı’dan günümüze köprü olan insanlardan bir tanesi. Hat sanatını İstanbul’da askerlik yaptığı dönemde Reis-ül Hattatin Kamil Akdik Hoca’dan ve Mehmet Hulusi Yazgan Hoca’dan meşk etmiş. Çok güzel, keyifli bir şey. Allah nasip ederse Kastamonu’ya yakışır bir hüsn-i hat müzesi düşünüyoruz. Hattat Mehmet Şevki Efendi Hüsn-i Hat Müzesi, Kastamonu’nun kendi sanat ruhuna tekrar dönmesine vesile olacak. Çok büyük medeniyetlerin kurulduğu bir şehir. Buradan Üsküdar’a kadar Kastamonu vilayeti olarak geçer. O ihtişamını tekrar canlandırıp, hattın ve sanatın merkezi yapacak bir müze çalışması ve sergiler devam edecek" ifadelerini kullandı.
Karabük Karabük’te yürek ısıtan ziyaret: Dualar Cumhurbaşkanı Erdoğan için Karabük’te yaşayan 86 yaşındaki Rasim Fırat ile eşi 84 yaşındaki Şerife Fırat, AK Parti Genel Sekreter Yardımcısı ve Karabük Milletvekili Cem Şahin’i evlerinde ağırladı. Fırat çiftinin daveti üzerine gerçekleştirilen ziyarete, AK Parti Karabük İl Başkanı Ferhat Salt ile Kadın Kolları Başkanı Hülya Uluçay da katıldı. Samimi bir atmosferde gerçekleşen buluşmada, çiftin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a duyduğu sevgi ve bağlılık dikkat çekti. Ziyaret sırasında Fırat çifti, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a olan muhabbetlerini dile getirerek her fırsatta kendisine dua ettiklerini ifade etti. Cem Şahin, ziyarete ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Rasim amcamız ve Şerife teyzemizin gönül dolu hanesine misafir olduk. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a duydukları muhabbeti, dualarına kattıkları samimi niyazları dinlerken; bu aziz milletin liderine olan vefasını, inancını ve bağlılığını bir kez daha yürekten hissettik." ifadelerini kullandı. Ziyaretin gönül bağlarını güçlendiren anlamlı bir buluşma olduğuna işaret eden Şahin, "AK Parti İl Başkanımız Ferhat Salt ve Kadın Kolları Başkanımız Hülya Uluçay ile birlikte gerçekleştirdiğimiz bu ziyarette, gönüller arasındaki bağın, dava şuurunun ve millet iradesine olan sadakatin ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha gördük." değerlendirmesinde bulundu. Toplumun temelinde vefa, dayanışma ve birlik duygusunun bulunduğunu vurgulayan Şahin, bu tür buluşmaların toplumsal bağları daha da kuvvetlendirdiğini kaydetti.
Muğla Vahşi cinayette sanıkların cezaları belli oldu Muğla’nın Bodrum ilçesinde 2022 yılında 50 yaşındaki adamın öldürülerek, cesedinin kum dolu çuval içerisinde yol kenarına gömülmesiyle ilgili davada 2 sanığa ağırlaştırılmış müebbet, 4 sanığa delilleri karartmaktan 10’ar ay hapis cezası verildi. 2 sanığın ise beraatlarına karar verildi. 28 Haziran 2022 gecesi Ortakent Üniversite Caddesi üzerinde yol kenarındaki bir toprak yığınından kötü koku geldiğini fark eden vatandaşlar, durumu güvenlik güçlerine bilrdi. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekiplerince yapılan incelemede, yol kenarındaki toprak yığını altında içerisinde kum ve ceset bulunan bir çuval ortaya çıkarıldı. Yetişkin bir erkeğe ait olduğu değerlendirilen cesedin üzerinden herhangi bir kimlik çıkmadı. Olay yerinde yapılan incelemenin ardından çürümüş haldeki ceset, otopsi yapılmak üzere Muğla Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Başlatılan soruşturma kapsamında Çiftlik Mahallesi’nde Ümit Erol (50) hakkında ağabeyinin kayıp başvurusu yaparak, kardeşinin 20 Haziran’da ortadan kaybolduğunu bildirdiği belirlendi. Yapılan incelemede cesedin Ümit Erol’a ait olduğu tespit edildi. Soruşturma kapsamında H.T.A., annesi F.N.A., anestezi teknikeri B.A. ile G.İ., E.D., A.T.S., S.E. ve T.B.S. gözaltına alındı. Çapraz sorguya alınan şüphelilerin 7’si tutuklanırken, A.T.S. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Soruşturmanın devamında toplam 6 şüpheli serbest kalırken, B.A. ve H.T.A.’nın tutukluğu devam etti. Olayla ilgili hazırlanan 6 sayfalık iddianamede H.T.A., annesi F.N.A., anestezi teknikeri B.A. ile G.İ. hakkında "beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, tutuksuz sanıklar hakkında "delilleri yok etme ve gizleme" suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep edildi. İçeceğine ilaç atıp etkisiz hale getirmişler İddianameye göre, oto kiralama işi yapan H.T.A., annesi F.N.A.’ya olan borcunu ödemeyen Ümit Erol’a kin besledi. H.T.A., Erol’u 20 Haziran 2022 günü Umurca Mahallesi’nde annesinin ortağı olduğu oto kiralama işletmesine çağırdı. Ümit Erol’un içeceğine anestezi teknikeri arkadaşı B.A.’dan aldığı ilaçları katıp Erol’u etkisiz hale getiren H.T.A., daha sonra B.A. ile birlikte Ümit Erol’u otomobile bindirip Kızılağaç Mahallesi’ne doğru yola çıktılar. Anestezi teknikeri B.A., baygın haldeki Erol’un koluna şırınga ile ilaç enjekte etti. H.T.A, anestezi teknikeri arkadaşı B.A.’yı yolda bıraktıktan sonra Kızılağaç Mahallesi’nde ormanlık alana gitti ve baygın haldeki Erol’u göğsüne ateş ederek yaraladı. Öldüğünden emin olmak için geri döndü Ümit Erol’u yaralı halde ormanlık alanda bırakan H.T.A., ofisine dönüp yanında çalışan A.T.S. ile teknik ekip çağırıp güvenlik kamerası görüntülerini sildirdi. H.T.A., Ümit Erol’un öldüğünden emin olmak için arkadaşı G.İ. ile tekrar ormanlık alana gitti. İkili, yaralı haldeki adama tekrar ateş ederek öldürdü. H.T.A.’nın annesi F.N.A., cesedin ortadan kaldırılması için önceden tanıdıkları E.D. ile görüşüp, karşılığında hasta olan bebeğinin tedavisini üstlenmeyi vadetti. Teklifi kabul eden E.D., cesedi gömeceği yere gece taşıyabilmek için F.N.A.’dan battaniye istedi. E.D., cesedi ortadan kaldırmak için arkadaşları S.E. ve T.B.S.’den yardım aldı. Marketten cesedi sarmak için malzeme alan E.D., S.E. ve T.B.S., cesedi kiraladıkları araçla Ortakent Üniversite Caddesi’ne götürdü. Şahıslar kum dolu çuval içerisine koydukları cesedin üzerine toprak döküp gizlediler. Katil zanlısı H.T.A., olayın ardından şahısların hesabına para gönderdi. Sanıkların yargılanmaları tamamlandı Sanıkların yargılanması Bodrum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde tamamlandı. Karar duruşması olan14’üncü duruşmaya tutuklu sanık B.A. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Diğer tutuklu sanık H.T.A. ile tutuksuz sanıklar F.N.K., S.E., T.B.S. ve taraf avukatları ise salonda hazır bulundu. Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasının ardından son sözleri sorulan sanıklar, üzerlerine atılı suçlamaları reddederek, beraat ve tahliyelerini talep etti. Kısa bir aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar B.A. ve H.T.A.’ya "beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak kişiyi kasten öldürme" suçundan herhangi bir takdir indirimi uygulamaksızın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. 4 sanığa "delil karartma" cezası Davada "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçunu işledikleri sabit görülen tutuksuz sanıklar AT.S., E.D., S.E. ve T.B.S. 10’ar ay hapis cezasına çarptırıldı. Davanın diğer sanıkları F.N.K. ve G.İ. hakkında ise mahkeme heyeti beraat kararı verdi.