Yerel Haberler
Antalya
09 Nisan 2026 Perşembe - 18:40 Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği Başkanı Mehmet Ali Can oldu Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Olağan Genel Kurulu’nda başkanlık yarışını Mehmet Ali Can kazandı. Yoğun katılımla gerçekleştirilen seçimde Can, rakibi Ramazan Keskin’i 12 oy farkla geride bırakarak BAİB’in yeni başkanı oldu. Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği Olağan Genel Kurulu, Konyaaltı Nazım Hikmet Kongre ve Fuar Merkezi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Saat 13.00’te başlayan oy verme işlemleri 17.00’de sona erdi. Resmi olmayan sonuçlara göre, başkanlık yarışını Mehmet Ali Can kazandı. Bin 241 üye sandık başına gitti BAİB’te oy kullanma hakkına sahip bin 659 üyeden 1241’i sandık başına gitti. Söz konusu katılım oranı, birlik tarihinin en yüksek katılımlı seçimlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Nazım Hikmet Kongre ve Fuar Merkezi de gün boyunca tarihi kalabalıklardan birine ev sahipliği yaptı. Başkanlık yarışında Mehmet Ali Can’ın mavi listesi 624 oy alırken, Ramazan Keskin’in kırmızı listesi 612 oyda kaldı. Böylece Mehmet Ali Can, 12 oy farkla BAİB’in yeni başkanı seçildi. "Artık rekabet bitti" Başkanlığa seçilmesinin ardından sosyal medya hesabından teşekkür paylaşımında bulunan Mehmet Ali Can, şu ifadelere yer verdi: "Teşekkürler Batı Akdeniz. Bugün birlikte başardık, birlikte kazandık. Bu zafer sadece bir sonucun değil inancın, emeğin ve birlik ruhunun zaferidir. Her birinizin desteği, güveni ve yüreğiyle bu yolu yürüdük. Bu yüzden bu başarı sadece bizim değil, hepimizin başarısıdır. Seçim sürecinde emek veren tüm yol arkadaşlarıma, destek olan tüm ihracatçılarımıza ve bu süreci olgunlukla tamamlayan herkese gönülden teşekkür ediyorum." Can, paylaşımında seçim sürecinin tamamlandığını ve bundan sonraki dönemde ortak hedeflere odaklanacaklarını vurgulayarak, "Artık rekabet bitti. Şimdi omuz omuza vererek Batı Akdeniz için daha çok çalışma zamanı. Söz veriyorum bu güvene layık olmak için gece gündüz demeden çalışacağız. Birliğimizi büyütecek, ihracatımızı güçlendirecek, hep birlikte daha büyük başarılara imza atacağız. Kazandık ama asıl şimdi başlıyoruz" dedi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 17:52 ALKÜ’de Alanya’nın geleceğine yön verecek yol haritası başlıyor Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan üniversitenin ve şehrin geleceğini şekillendirecek "Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi 2030 Vizyonu" projesini açıkladı. Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesinde (ALKÜ) Alanya’nın ve üniversitenin daha çok gelişmesi adına şehrin tüm paydaşlarıyla birlikte yapılacak "Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi2030 Vizyonu" toplantıları başladı. ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan öncülüğünde başlatılan toplantıların ilki basın mensupları ile gerçekleştirildi. Paydaşlar ile ortak fikirler oluşturulacak ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, gazetecilerle bir araya gelerek üniversitenin ve şehrin geleceğini şekillendirecek "Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi 2030 Vizyonu" projesini kamuoyuna duyurdu. Rektör Türkdoğan, üniversitenin ulusal ve uluslararası alanda rekabet gücünü artırmak amacıyla Alanya’nın dinamikleriyle örtüşen bir "Ana Tema" belirlemek için geniş kapsamlı bir süreç başlattıklarını açıkladı. Rektör Türkdoğan, bu kapsamda yaklaşık 1,5-2 aylık bir takvim içerisinde; kurum-kuruluş temsilcileri, STK’lar ve medya temsilcilerinin katılımıyla çalışma masaları oluşturulacağını belirtti. Türkdoğan, "Esas hedefimiz, ulusal ve uluslararası düzeyde tanınırlığımızın artması ve büyük bütçeli projelerin bize gelebilmesi için bir konuda bölgemizde lider olmamızdır. Bu çalıştayda medyayı sadece bir tanıtım merceği değil, şehrin her noktasına hâkim en önemli paydaşlardan biri olarak görüyoruz" diyerek basın mensuplarını temsilci bulundurmaya davet etti. Konuşmasında tematik çalışmaların önemine değinen Türkdoğan, bazı üniversitelerin hayvancılık ve teknoloji alanındaki başarısını örnek gösterdi. Rektör Türkdoğan, ALKÜ’nün de benzer bir ivme kazanması gerektiğini ifade etti. Turizm, tarım ve teknoloji odak olacak Toplantıda Alanya’nın en önemli sektörü olan turizm, tropikal meyve üretimi ile lojistik ve yapay zekâ gibi konular masaya yatırıldı. Rektör Türkdoğan, özellikle turizm sektörünün nitelikli eleman ihtiyacı ve dijital dönüşüm süreçlerine üniversitenin nasıl yön verebileceği konusunda düşüncelerini belirtti. Rektör Türkdoğan, Cikcilli yerleşkesindeki yapılaşmanın sağlık, spor ve eğitim odaklı devam edeceğini, yerleşkedeki alanların da öğrenci faaliyetleri için zenginleştirileceği belirtti. Rektör Türkdoğan, kamu-özel sektör iş birliklerinin de artırılması gerektiğinin altını çizerek vizyon belirlemede bu konunun da önemli alanlardan biri olduğuna dikkat çekti. Rektör Türkdoğan sunumunun ardından gazetecilerin sorularını cevapladı ve görüşlerini dinledi. Toplantıda konuşan AGC Başkanı Coşkun, Alanya’nın turizm ve tarım konularında ön plana çıkması gerektiğini belirterek bu konuda tema oluşturulmasının isabet olacağını ifade etti. ALGC Başkanı Kesen ise Alanya’nın gelişmesi adına gazetecilerin her zaman görev üstlendiğini belirterek bu konuda tam destek vereceklerinin altını çizerek toplantının şehre ve bilim camiasına hayırlı olmasını diledi. Soru ve görüşlerin bildirilmesinin ardından toplantı hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi. Toplantıya Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Kılıç, Prof. Dr. Atıf Bayramoğlu, Prof. Dr. Işık Bayraktar, Genel Sekreter Hüseyin Er, ile basın mensupları katıldı.
Hastane personeline yüksekte çalışma güvenliği eğitimi
01 Nisan 2026 Çarşamba - 11:24 Hastane personeline yüksekte çalışma güvenliği eğitimi Manavgat Devlet Hastanesi’nde personele yüksekte çalışma güvenliği eğitimi verildi. Manavgat Devlet Hastanesi’nde yüksekte çalışan personele yönelik A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı, yüksekte çalışma eğiticisi ve bilirkişi Mustafa Akça tarafından yüksekte çalışma güvenliği eğitimi verildi. Teknik servis, bilgi işlem ve temizlik personelinin katılımıyla gerçekleştirilen eğitimde çalışanlara teorik ve uygulamalı eğitim verildi. Çalışanların güvenli çalışma alışkanlıklarının geliştirilmesi ve iş kazalarının önlenmesinin hedeflendiği eğitim kapsamında yüksekte güvenli çalışma teknikleri, düşmeye karşı koruyucu sistemlerin kullanımı, kişisel koruyucu donanımların doğru seçimi ve kullanımı, acil durumlarda yapılması gerekenler, yükseklik bilinci ve tehlikeyi tanıma uygulamalı olarak gösterildi. Manavgat Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Mehmet Deniz, çalışanların sağlığı ve güvenliğinin en öncelikli konu olduğunu belirterek, "Sağlık hizmeti sunarken kendi çalışanlarımızın güvenliğini sağlamak temel sorumluluğumuzdur. Bu doğrultuda eğitim faaliyetlerimizi düzenli olarak sürdürüyor, riskli alanlarda çalışan personellerimizin bilinç düzeyini artırmayı hedefliyoruz. İş sağlığı ve güvenliği birimi ekibimiz, güvenlik kültürünü güçlendirmeye yönelik eğitim ve denetim faaliyetlerine kararlılıkla devam edecektir" dedi.
Antalyalı ziraat mühendisi serada kuzugöbeği mantarı üretimine başladı
01 Nisan 2026 Çarşamba - 10:23 Antalyalı ziraat mühendisi serada kuzugöbeği mantarı üretimine başladı Bahar aylarında yağışların ardından ormanlık ve dağlık alanda doğal ortamda yetişen kuzugöbeği mantarı Antalya’da serada üretilme başlandı. Ziraat Mühendisi Ömer Şahin tarafından Seydiler Mahallesinde kurulan tohum laboratuvarında üretilen tohumlarla 4 ayrı serada yapılan denemede 650 kilogram ürün elde edildi Bahar yağışlarının ardından dağlık ve ormanlık alanlarda doğal yollarla yetişen Kuzugöbeği mantarı, gerek yemeklerde kullanmak için gerekse toplayıp satmak için vatandaşların dağlık kesimlere akın etmesine neden oluyor. Kuzugöbeği Mantarı Manavgat’ta girişimci Ziraat Mühendisi Ömer Şahin’e ilham oldu. Şahin, Seydiler Mahallesi’nde kurduğu laboratuvar ve seralarda Türkiye’de ilk kez ticari anlamda Kuzugöbeği mantarı yetiştirmeyi başardı. Türkiye’de ilki başardı Yıllardır Kuzugöbeği mantarı ile ilgili araştırmalar yaptığını belirten Ziraat Mühendisi Ömer Şahin, "Uzun dönemdir kuzugöbeğiyle ilgili araştırmalar yapıyorum. Kendimiz yıllarca doğadan çıkan kuzugöbeklerini üreticilerimizden, çiftçilerimizden, toplayanlarımızdan alarak İzmir’e, ihracatçılarımıza göndermek suretiyle bu işin içerisindeydik. Türkiye’de ilk defa ticari anlamda kuzugöbeği üretimine başladık. Bunun geçmişi dört beş yıla dayanır. Araştırmalar, denemeler, sonuçlandırmalar bu yıl ilk defa dört ayrı seramızda dört ayrı çeşitle üretime başladık. Mutluyum çünkü zor bir süreçti" dedi. Kuzugöbeğini serada yetiştirdi Kurduğu laboratuvarda kuzugöbeği tohumlarını ve misallerini üreterek seralarda toprağa diktiklerini belirten Şahin, "Toprağımıza dikimden ekimden sonra onların besi torbalarını da vererek üretim aşamasına başladık. Türkiye’de bir ilk diyorum çünkü ticari anlamda kuzugöbeği üretiminin Türkiye’de olmadığını biliyoruz. İlk defa bu yıl bizler seralarımızda bunun denemesini, üretimini, aşamalarını gerçekleştirmiş olduk. Tabii ki amatör olarak çeşitli ortamlara, kuzugöbeği tohumlarının yayılması şeklinde çalışmalar var. Bunları da takdirle karşılıyoruz. Ancak ticari anlamda ilk defa bu süreci biz tamamladık" ifadelerini kullandı. "Yeni bir gelir kapısı açıldı" Muz ve çilekten sonra bölge üreticiler için yeni bir gelir kapısı açılmış olduğunu söyleyen Ziraat Mühendisi Ömer Şahin, "Üreticilerimize yeni bir çeşit, yeni bir bitki, yeni bir gelir kapısı hatta yeni bir ihracat kapısı açmış olmanın gururunu yaşıyorum. Sürdürülebilirliğini tamamladıktan sonra, gördükten sonra üreticilerimize bu konuda danışmanlıklar, yardımlar, tohum üretimiyle, tohumla ilgili ürün vermeler söz konusu olacak. İnşallah üreticilerimize bu bölgede üretilmesi bakımından söylüyorum. Muzdan ve çilekten sonra yeni ama hem gelir kapısı iyi hem de mantarın değeri bakımından, ürünün değeri bakımından çok değerli çok ender bir ürünü yetiştirmiş ve sunmuş olacağız" şeklinde konuştu. "Yeni bir yemek kültürü oluşuyor" Kuzugöbeği Mantarının sofralarda yeni bir yemek kültürü oluşturacağının altını çizen Şahin, "Bu yıl ilk defa dört çeşidimizi seralarımıza diktiğimizi söyledim. Onlardan verimler elde ettik ve iç piyasada bunu tükettik. Bu da beni ayrıca sevindirdi. Çünkü iç piyasada bunun değerini bilen zevkini bilen tadını bilen insanlarımız ve işletmelerimiz olduğunu gördük. Daha çok ihracat ürünü derken oysa iç piyasa bunu harcıyor, tüketiyor. Bu geliştikçe yeni bir yemek kültürü alışkanlıklarımızın içerisine girecek. Üreticilerimize bu anlamda danışabilecekleri tohum alabilecekleri bir ortam oluşturmanın da gururunu yaşamış olacağız" dedi. Toplam 900 kilogram ürün toplandı Çeşitli parsel denemeleri yaptıklarını ve toplamda 900 kilogram ürün aldıklarını söyleyen Şahin, "Gelecek dönemlerde, gelecek yıllarda bu ürünün sahilden itibaren yukarılara bin 200 metre rakımlara kadar bir ürün yelpazesini dağıtmış olmanın çalışmasını da yapmış olacağız. Hedefimiz dekarda bir ton ürün almaktı. 600-650 kilogram arası ürün aldık. Çeşitli parsel denemelerimiz vardı. Parsel denemelerimizden parsel bazında ürün aldığımız parselleri dekara çevirdiğimizde dokuz 900 kilogramı yakalamış olduk. Hedefimiz bundan sonra dekardan bir ton mantar olmak üzere olacak" ifadelerini kullandı.
Kanserde, son yılların önemli gelişmesi "Neoadjuvan Tedavinin" başlıca 5 avantajı
01 Nisan 2026 Çarşamba - 10:18 Kanserde, son yılların önemli gelişmesi "Neoadjuvan Tedavinin" başlıca 5 avantajı Kanser tedavisinde son yıllarda öne çıkan neoadjuvan tedavi yaklaşımına ilişkin açıklamada bulunan Uzm. Dr. Selami Bayram, "Ameliyat öncesinde uygulanan bu yöntemle tümörü küçültmeyi, hastalığı daha iyi kontrol altına almayı ve cerrahi başarıyı artırmayı hedefliyoruz" dedi. "Hastaya en doğru sırayla, en etkili tedavi planlanır" Kanser tedavisinde son 20 yılda yaşanan en önemli yeniliklerden biri kuşkusuz neoadjuvan tedavi yaklaşımı olduğunu belirten Memorial Antalya Hastanesi Onkoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Selami Bayram,"Neoadjuvan tedavi, sadece ameliyat öncesi verilen bir ilaç tedavisi değildir. Doğru hastada uygulandığında cerrahiyi kolaylaştırabilen, görünmeyen hastalığı daha erken hedefleyebilen, tedavi yanıtını ölçmeye imkan veren ve sonraki adımları daha akılcı biçimde planlamaya yardımcı olan güçlü bir stratejidir. Günümüz onkolojisinde amaç yalnızca tümörü küçültmek değil; hastaya en doğru sırayla, en etkili ve en kişiselleştirilmiş tedaviyi sunmaktır. Ancak her kanser hastası için uygun değildir. Bu karar; tümörün evresi, yayılım durumu, biyolojik alt tipi, hastanın genel performansı ve multidisipliner konsey değerlendirmesi ile verilir" şeklinde konuştu. "Sonuç, tümörün tedaviye verdiği yanıta bağlıdır" Neoadjuvan tedavinin başlıca avantajları sıralayan Uzm. Dr. Selami Bayram, "Birinci avantaj olarak ameliyatı daha mümkün ve daha başarılı hale getirebilir. Bazı tümörler ilk tanı anında büyük olabilir ya da bulundukları bölge nedeniyle doğrudan ameliyat edilmeleri zor olabilir. Neoadjuvan tedavinin temel amaçlarından biri, tümörü küçülterek cerrahiyi teknik olarak daha uygulanabilir hale getirmektir. Bu yaklaşım özellikle meme kanseri ve rektum kanseri gibi bazı hastalıklarda organ koruyucu cerrahi şansını artırabilir. Örneğin uygun hastalarda memenin tamamen alınması yerine meme koruyucu cerrahi yapılabilmesi ya da rektum tümörlerinde kalıcı torba ihtiyacının azaltılması mümkün olabilir. Elbette bu fayda her hastada aynı düzeyde görülmez; sonuç, tümörün tedaviye verdiği yanıta bağlıdır" şeklinde konuştu. "Sistemik hastalık kontrolü açısından da önemli bir avantaj sağlayabilir" İkinci avantajın görüntülemede görünmeyen kanser hücrelerine daha erken dönemde etki edebildiğini aktaran Uzm. Dr. Selami Bayram, "Kanser bazen yalnızca görünen ana kitle ile sınırlı değildir. Henüz tomografi, MR veya PET gibi görüntüleme yöntemleriyle tespit edilemeyen çok küçük tümör hücreleri de dolaşımda bulunabilir. Buna tıpta mikrometastatik hastalık denir. Neoadjuvan tedavi, ameliyat öncesinde bu hücrelere erken dönemde etki etme fırsatı sunabilir. Bu nedenle bazı hastalarda sadece lokal kontrol değil, sistemik hastalık kontrolü açısından da önemli bir avantaj sağlayabilir. Özellikle biyolojik olarak daha agresif tümörlerde bu erken sistemik yaklaşım klinik açıdan değerlidir" şeklinde konuştu. "Bazı tümörlerde tedavinin çok etkili olduğuna işaret edebilir" Üçüncü avantajın ise tedavinin işe yarayıp yaramadığını ameliyat sonrası daha net anlaşılabildiği olduğunu belirten Uzm. Dr. Selami Bayram, "Neoadjuvan tedavinin en önemli avantajlarından biri, uygulanan tedavinin tümör üzerinde ne kadar etkili olduğunun ameliyat sonrası daha açık biçimde görülebilmesidir. Ameliyatla çıkarılan doku patoloji uzmanları tarafından incelenir ve kanser hücrelerinin tedaviye ne ölçüde yanıt verdiği değerlendirilir. Eğer inceleme sonucunda canlı tümör hücresi görülmezse buna patolojik tam yanıt (pCR) denir. Bu durum, özellikle bazı meme kanseri türlerinde ve bazı başka tümörlerde tedavinin çok etkili olduğuna işaret edebilir. Ancak pCR her kanser türünde aynı anlamı taşımaz. Yine de bu değerlendirme çok önemlidir; çünkü hem tedavinin başarısını göstermeye yardımcı olur hem de ameliyat sonrası ek tedavilerin nasıl planlanacağı konusunda yol gösterir" ifadelerini kullandı. "Hastaya tek tip değil, daha kişiselleştirilmiş bir yaklaşım sunulabilir" Tedavinin kişiye özel planlanmasına katkı sağladığını ve bu da tedavi sürecindeki dördüncü avantaj olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Selami Bayram, "Günümüzde kanser tedavisi yalnızca tümörün bulunduğu organa göre değil, aynı zamanda tümörün moleküler ve biyolojik özelliklerine göre planlanmaktadır. Neoadjuvan dönemde yapılan biyopsiler ve patolojik değerlendirmeler; tümörün alt tipini, agresifliğini ve hangi tedavilere daha duyarlı olabileceğini anlamamıza yardımcı olur. Örneğin bazı meme kanseri hastalarında HER2 pozitiflik veya triple-negatif biyoloji, bazı tümörlerde ise MSI-H veya dMMR gibi özellikler tedavi seçimini etkileyebilir. Bu sayede hastaya tek tip değil, daha kişiselleştirilmiş bir yaklaşım sunulabilir. Modern onkolojide neoadjuvan tedavinin değeri, biraz da bu biyolojik rehberlik gücünden kaynaklanmaktadır" dedi. "Organın korunmasının önemli olduğu tümörlerde bu, hastalar açısından çok kıymetli bir sonuçtur" Bazı hastalarda daha sınırlı cerrahiye ve daha iyi fonksiyonel sonuçlara katkı sunabileceğini de söyleyen Uzm. Dr. Selami Bayram, Tümör küçüldüğünde cerrahinin kapsamı da değişebilir. Bu durum bazı hastalarda daha sınırlı rezeksiyon, daha fazla doku korunması ve daha iyi yaşam kalitesi anlamına gelebilir. Özellikle organın korunmasının önemli olduğu tümörlerde bu, hastalar açısından çok kıymetli bir sonuçtur. Bununla birlikte, neoadjuvan tedavi her zaman ameliyat sonrası komplikasyonları azaltır şeklinde kesin bir ifade doğru değildir. Çünkü komplikasyon riski; yapılan ameliyatın tipi, hastanın yaşı, ek hastalıkları, beslenme durumu, radyoterapi alıp almadığı ve tümörün yerleşimi gibi birçok faktörden etkilenir. Daha doğru ifade şudur: Uygun hastalarda tümörün küçülmesi, cerrahi planlamayı kolaylaştırabilir ve bazı durumlarda daha koruyucu cerrahi seçeneklerine imkan sağlayabilir" şeklinde konuştu. "Her hastaya uygulanmaz, doğru hastada doğru zamanda planlanır" Uzm. Dr. Selami Bayram son olarak, "Neoadjuvan tedavi, günümüzde birçok ulusal ve uluslararası kılavuzda yer alan önemli bir yaklaşımdır. Ancak bu tedavi her hasta için otomatik olarak tercih edilmez. En doğru yaklaşım; hastalığın evresi, tümörün biyolojik özellikleri, hastanın genel durumu ve ilgili branşların ortak değerlendirmesiyle belirlenir" diye konuştu.
Dev ekrandaki bitiş düdüğüyle Antalya’da bayram havası esti
01 Nisan 2026 Çarşamba - 02:25 Dev ekrandaki bitiş düdüğüyle Antalya’da bayram havası esti A Milli Futbol Takımı’nın Kosova ile oynadığı karşılaşmayı dev ekrandan takip eden Antalyalılar, maçın son düdüğü sonrası bayram havası estirdi. 24 yıl aranın ardından gelen dünya kupası biletiyle ilk kez bu duyguyu yaşayan 20’li yaşlardaki bir genç ise, "Hayatımda ilk defa dünya kupasında ülkemi destekleyeceğim, onun gururunu yaşıyorum" sözleriyle duygularını dile getirdi. A Milli Futbol Takımı, 2026 FIFA Dünya Kupası playoff finalinde deplasmanda Kosova’yı 1-0 mağlup etmeyi başardı. Antalya Büyükşehir Belediyesince Konyaaltı ilçesindeki Olbia Kent Meydanı’nda kurulan dev ekrandan karşılaşmayı izlemeye gelen vatandaşlar, millilere alkış ve tezahüratlarla destekte bulundu. Maç boyunca heyecanlı anlar yaşayan Antalyalılar, ay yıldızlıların attığı golle birlikte büyük bir coşku yaşadı. Karşılaşmanın 1-0 sona ermesinin ardından milliler FIFA 2026 Dünya Kupası biletini alırken, vatandaşlar da galibiyeti doyasıya kutladı. "Hayatımda ilk defa dünya kupasında ülkemi destekleyeceğim" 24 yıl aranın ardından gelen dünya kupası biletiyle ilk kez bu duyguyu yaşayan 20’li yaşlardaki bir genç, "Hayatımda ilk defa dünya kupasında ülkemi destekleyeceğim, onun gururunu yaşıyorum" sözleriyle duygularını dile getirdi. Karşılaşmanın ardından şehrin farklı noktalarında araçlarla konvoy oluşturan vatandaşlar, korna çalarak şehir turu attı.