SAĞLIK - 01 Nisan 2026 Çarşamba 10:18

Kanserde, son yılların önemli gelişmesi "Neoadjuvan Tedavinin" başlıca 5 avantajı

A
A
A
Kanserde, son yılların önemli gelişmesi "Neoadjuvan Tedavinin" başlıca 5 avantajı

Kanser tedavisinde son yıllarda öne çıkan neoadjuvan tedavi yaklaşımına ilişkin açıklamada bulunan Uzm. Dr. Selami Bayram, "Ameliyat öncesinde uygulanan bu yöntemle tümörü küçültmeyi, hastalığı daha iyi kontrol altına almayı ve cerrahi başarıyı artırmayı hedefliyoruz" dedi.



"Hastaya en doğru sırayla, en etkili tedavi planlanır"


Kanser tedavisinde son 20 yılda yaşanan en önemli yeniliklerden biri kuşkusuz neoadjuvan tedavi yaklaşımı olduğunu belirten Memorial Antalya Hastanesi Onkoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Selami Bayram,"Neoadjuvan tedavi, sadece ameliyat öncesi verilen bir ilaç tedavisi değildir. Doğru hastada uygulandığında cerrahiyi kolaylaştırabilen, görünmeyen hastalığı daha erken hedefleyebilen, tedavi yanıtını ölçmeye imkan veren ve sonraki adımları daha akılcı biçimde planlamaya yardımcı olan güçlü bir stratejidir. Günümüz onkolojisinde amaç yalnızca tümörü küçültmek değil; hastaya en doğru sırayla, en etkili ve en kişiselleştirilmiş tedaviyi sunmaktır. Ancak her kanser hastası için uygun değildir. Bu karar; tümörün evresi, yayılım durumu, biyolojik alt tipi, hastanın genel performansı ve multidisipliner konsey değerlendirmesi ile verilir" şeklinde konuştu.



"Sonuç, tümörün tedaviye verdiği yanıta bağlıdır"


Neoadjuvan tedavinin başlıca avantajları sıralayan Uzm. Dr. Selami Bayram, "Birinci avantaj olarak ameliyatı daha mümkün ve daha başarılı hale getirebilir. Bazı tümörler ilk tanı anında büyük olabilir ya da bulundukları bölge nedeniyle doğrudan ameliyat edilmeleri zor olabilir. Neoadjuvan tedavinin temel amaçlarından biri, tümörü küçülterek cerrahiyi teknik olarak daha uygulanabilir hale getirmektir. Bu yaklaşım özellikle meme kanseri ve rektum kanseri gibi bazı hastalıklarda organ koruyucu cerrahi şansını artırabilir. Örneğin uygun hastalarda memenin tamamen alınması yerine meme koruyucu cerrahi yapılabilmesi ya da rektum tümörlerinde kalıcı torba ihtiyacının azaltılması mümkün olabilir. Elbette bu fayda her hastada aynı düzeyde görülmez; sonuç, tümörün tedaviye verdiği yanıta bağlıdır" şeklinde konuştu.



"Sistemik hastalık kontrolü açısından da önemli bir avantaj sağlayabilir"


İkinci avantajın görüntülemede görünmeyen kanser hücrelerine daha erken dönemde etki edebildiğini aktaran Uzm. Dr. Selami Bayram, "Kanser bazen yalnızca görünen ana kitle ile sınırlı değildir. Henüz tomografi, MR veya PET gibi görüntüleme yöntemleriyle tespit edilemeyen çok küçük tümör hücreleri de dolaşımda bulunabilir. Buna tıpta mikrometastatik hastalık denir. Neoadjuvan tedavi, ameliyat öncesinde bu hücrelere erken dönemde etki etme fırsatı sunabilir. Bu nedenle bazı hastalarda sadece lokal kontrol değil, sistemik hastalık kontrolü açısından da önemli bir avantaj sağlayabilir. Özellikle biyolojik olarak daha agresif tümörlerde bu erken sistemik yaklaşım klinik açıdan değerlidir" şeklinde konuştu.



"Bazı tümörlerde tedavinin çok etkili olduğuna işaret edebilir"


Üçüncü avantajın ise tedavinin işe yarayıp yaramadığını ameliyat sonrası daha net anlaşılabildiği olduğunu belirten Uzm. Dr. Selami Bayram, "Neoadjuvan tedavinin en önemli avantajlarından biri, uygulanan tedavinin tümör üzerinde ne kadar etkili olduğunun ameliyat sonrası daha açık biçimde görülebilmesidir. Ameliyatla çıkarılan doku patoloji uzmanları tarafından incelenir ve kanser hücrelerinin tedaviye ne ölçüde yanıt verdiği değerlendirilir. Eğer inceleme sonucunda canlı tümör hücresi görülmezse buna patolojik tam yanıt (pCR) denir. Bu durum, özellikle bazı meme kanseri türlerinde ve bazı başka tümörlerde tedavinin çok etkili olduğuna işaret edebilir. Ancak pCR her kanser türünde aynı anlamı taşımaz. Yine de bu değerlendirme çok önemlidir; çünkü hem tedavinin başarısını göstermeye yardımcı olur hem de ameliyat sonrası ek tedavilerin nasıl planlanacağı konusunda yol gösterir" ifadelerini kullandı.



"Hastaya tek tip değil, daha kişiselleştirilmiş bir yaklaşım sunulabilir"


Tedavinin kişiye özel planlanmasına katkı sağladığını ve bu da tedavi sürecindeki dördüncü avantaj olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Selami Bayram, "Günümüzde kanser tedavisi yalnızca tümörün bulunduğu organa göre değil, aynı zamanda tümörün moleküler ve biyolojik özelliklerine göre planlanmaktadır. Neoadjuvan dönemde yapılan biyopsiler ve patolojik değerlendirmeler; tümörün alt tipini, agresifliğini ve hangi tedavilere daha duyarlı olabileceğini anlamamıza yardımcı olur. Örneğin bazı meme kanseri hastalarında HER2 pozitiflik veya triple-negatif biyoloji, bazı tümörlerde ise MSI-H veya dMMR gibi özellikler tedavi seçimini etkileyebilir. Bu sayede hastaya tek tip değil, daha kişiselleştirilmiş bir yaklaşım sunulabilir. Modern onkolojide neoadjuvan tedavinin değeri, biraz da bu biyolojik rehberlik gücünden kaynaklanmaktadır" dedi.



"Organın korunmasının önemli olduğu tümörlerde bu, hastalar açısından çok kıymetli bir sonuçtur"


Bazı hastalarda daha sınırlı cerrahiye ve daha iyi fonksiyonel sonuçlara katkı sunabileceğini de söyleyen Uzm. Dr. Selami Bayram, Tümör küçüldüğünde cerrahinin kapsamı da değişebilir. Bu durum bazı hastalarda daha sınırlı rezeksiyon, daha fazla doku korunması ve daha iyi yaşam kalitesi anlamına gelebilir. Özellikle organın korunmasının önemli olduğu tümörlerde bu, hastalar açısından çok kıymetli bir sonuçtur. Bununla birlikte, neoadjuvan tedavi her zaman ameliyat sonrası komplikasyonları azaltır şeklinde kesin bir ifade doğru değildir. Çünkü komplikasyon riski; yapılan ameliyatın tipi, hastanın yaşı, ek hastalıkları, beslenme durumu, radyoterapi alıp almadığı ve tümörün yerleşimi gibi birçok faktörden etkilenir. Daha doğru ifade şudur: Uygun hastalarda tümörün küçülmesi, cerrahi planlamayı kolaylaştırabilir ve bazı durumlarda daha koruyucu cerrahi seçeneklerine imkan sağlayabilir" şeklinde konuştu.



"Her hastaya uygulanmaz, doğru hastada doğru zamanda planlanır"


Uzm. Dr. Selami Bayram son olarak, "Neoadjuvan tedavi, günümüzde birçok ulusal ve uluslararası kılavuzda yer alan önemli bir yaklaşımdır. Ancak bu tedavi her hasta için otomatik olarak tercih edilmez. En doğru yaklaşım; hastalığın evresi, tümörün biyolojik özellikleri, hastanın genel durumu ve ilgili branşların ortak değerlendirmesiyle belirlenir" diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Bursa gıda sektörü Asya pazarına açıldı Bursa Ticaret Borsası, Ticaret Bakanlığı desteğiyle yürüttüğü Gıda UR-GE Projesi kapsamında, Uzak Doğu’nun en büyük gıda organizasyonu olan FOODEX JAPAN 2026-51. Uluslararası Gıda ve İçecek Fuarı’na katılarak Bursa’nın yerel lezzetlerini dünya vitrinine taşıdı. 10 firma ile fuarda boy gösteren Bursa TB heyeti, Asya pazarında yeni ihracat kapılarını araladı. Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB), üyelerinin uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artırmak amacıyla yürüttüğü Gıda Sektöründe Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi (UR-GE) Projesi ile rotasını bu kez Japonya’ya çevirdi. Başkent Tokyo’da düzenlenen ve 3238 katılımcının 4026 stant ile yer aldığı dev organizasyonda, 10 üye firma temsilcisinin yer aldığı Gıda UR-GE heyeti, kentin gastronomik zenginliklerini küresel alıcılarla buluşturdu. Asya pazarında Bursa lezzetlerine yoğun ilgi Bursa’dan fuara katılan heyet, zeytin, zeytinyağı, turşu ve dondurulmuş gıda ürünlerini Japonya başta olmak üzere dünyanın farklı ülkelerinden gelen profesyonel alıcılara tanıttı. Asya’nın en büyük gıda ve içecek fuarlarından biri olan FOODEX Japan, sektördeki yeniliklerin sergilendiği ve küresel iş birliklerinin geliştirildiği önemli bir platform olma özelliği taşıyor. Toplamda 73 bin 842 kişinin ziyaret ettiği fuarda Bursa standı, yabancı ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. "Uzak doğu pazarını yakından tanıma imkânı bulduk" Fuara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bursa Ticaret Borsası Meclis Başkanı ve Gıda UR-GE Proje Üyesi Mustafa Aksu, organizasyonun son derece verimli geçtiğini vurguladı. Fuar boyunca Japon pazarındaki sürdürülebilir ticaret fırsatlarını yerinde görme şansı yakaladıklarını söyleyen Aksu, "Gıda UR-GE projemizle küresel ligde ölçek büyütmeye devam ediyoruz. Daha önce Dubai, Bükreş ve Sofya’da attığımız somut adımları, şimdi Uzak Doğu’nun en prestijli fuarı ile taçlandırdık. Heyetimizde yer alan firmalarımız, fuar boyunca potansiyel iş birlikleri için çok önemli ve olumlu görüşmeler gerçekleştirmenin yanı sıra Uzak Doğu pazarının dinamiklerini, tüketim alışkanlıklarını ve beklentilerini yerinde görme ve tanıma imkânı buldular. Asya pazarı, gıda sektörümüz için stratejik bir hedef ve bu fuar hedefimize giden yolda büyük bir kilometre taşı oldu" ifadelerini kullandı. "Küresel ligde kalıcı bir yer edinmeyi hedefliyoruz" Bursa TB Yönetim Kurulu Üyesi ve Gıda UR-GE Proje Üyesi Emrah Silmez ise projenin stratejik hedeflerine dikkat çekerek, FOODEX Japan 2026’nın Bursa gıda sektörü için yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu belirtti. UR-GE projesinin temel felsefesinin sadece ürün ihracatı değil, aynı zamanda üretimde vizyoner bir dönüşüm olduğunu ifade eden Silmez, "Bursa Ticaret Borsası olarak yürüttüğümüz bu proje ile üye firmalarımızın teknoloji odaklı üretim süreçlerini daha verimli hale getirmelerine ve küresel ligde kalıcı bir yer edinmelerine imkân sağlıyoruz. Japonya gibi kalite ve standartların en üst seviyede tutulduğu bir pazarda ürünlerimizin büyük ilgi görmesi, Bursa gıda sektörünün ihracat odaklı büyüme stratejisinin ne kadar doğru yolda olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Uzak Doğu pazarına yönelik attığımız bu somut adımlarla, üyelerimizin dünya vitrinindeki rekabet gücünü artırmaya kararlılıkla devam edeceğiz" dedi. Tokyo Büyükelçisi Ertuğrul’dan Bursa standına ziyaret Türkiye’nin Tokyo Büyükelçisi Oğuzhan Ertuğrul da fuar kapsamında Bursa TB heyetinin standını ziyaret etti. Heyetle yakından ilgilenen Büyükelçi Ertuğrul, Bursa ürünlerinin Japon pazarındaki potansiyeli hakkında görüş alışverişinde bulunarak, Bursa gıda sektörünün bu önemli pazardaki varlığından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Düzce Düzce’de fındık dışında yetişen doğal ürünler konuşuldu Düzce Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi ve Toplumsal Katkı Koordinatörlüğü iş birliğiyle düzenlenen ve bilimle toplum arasında güçlü bir bağ oluşturan Bilim Kafe etkinliği, "Fındığın Gölgesinde Saklı Hazineler: Bahçelerimizde Neler Yetişiyor?" başlığı altında bu kez Musababa köyünde gerçekleştirildi. Etkinliğe; Düzce Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emrah Evren Kara, Düzce Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aybike Ayfer Karadağ, Düzce Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Ali Etem Gürel ile üreticiler ve Düzce Üniversitesi mensupları katıldı. Etkinliğin açılışında konuşan Düzce Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emrah Evren Kara, Bilim Kafenin akademik bilgiyle toplumu buluşturan bir platform olduğunu söyleyerek, bilim toplum buluşmaları sayesinde yeni fikirler geliştirmeyi amaçladıklarını ifade etti. Bugünkü Bilim Kafede Düzce’nin doğal zenginliklerini ve yaban mersini üretimini konuşacaklarını belirterek değerli bilgiler paylaşacak olan Düzce Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ünver’e teşekkür etti. Etkinliğin davetli konuşmacısı Üyesi Prof. Dr. Hülya Ünver, "Fındığın Gölgesinde Saklı Hazineler: Bahçelerimizde Neler Yetişiyor?" başlıklı konuşmasında Düzce’de fındığın yanında yetişebilecek doğal ürünlerden söz etti. Düzce’de doğal olarak yetişen birçok ürün olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Hülya Ünver; kocayemiş, karayemiş, yaban mersini, incir, Trabzon hurması, dağ çileği, kızılcık ve kuşburnunu bu ürünlere örnek olarak gösterdi. Bu ürünlerin genetik kaynaklarımız olduğunu vurgulayan ünver, Ziraat Fakültesi olarak yaptıkları ıslah çalışmalarından örnekler verdi. Bir ürünü kültüre alarak ve daha iri meyve üreterek ticaretinin yapılabileceğine işaret eden Ünver, bu ürünlerin; gıda ve kuruyemiş olarak tüketilebileceğini, tıbbi özellikleri sayesinde sağlıkta kullanılabileceğini, arıcılıkta avantaj sağlayabileceğini ve süs bitkisi olarak değerlendirilebileceğini sözlerine ekledi. Birçok faydasından dolayı bu genetik kaynaklarımızı korumamızın önemi üzerinde duran Prof. Dr. Ünver, son olarak yaban mersini üretimiyle ilgili faydalı bilgiler paylaşarak bu ürünün muhafaza ve pazarlamasıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Yaban mersini üreticilerinin sorularını da yanıtlayan Hülya Ünver’e etkinliğin sonunda Emrah Evren Kara tarafından teşekkür belgesi takdim edildi.
Diyarbakır Diyarbakır’da mazgallardan 270 ton atık çıktı Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, kent genelinde temizlediği mazgallardan 270 ton atık çıkararak muhtemel taşkınların önüne geçerken, vatandaşlara da atıkların gelişigüzel atılmaması yönünde uyarılarda bulundu. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, muhtemel sağanak yağışlara karşı Kayapınar, Bağlar, Yenişehir ve Sur belediyeleri ile birlikte yağmur suyu drenajlarında başlattığı kapsamlı temizlik çalışmalarını sürdürüyor. Muhtemel can ve mal kayıplarının önüne geçmenin yanı sıra kent trafiğinin kesintisiz işlemesini sağlamak amacıyla Çevre Koruma ve Kontrol, Sağlık İşleri ile Park ve Bahçeler Dairesi başkanlıkları öncülüğünde yürütülen çalışmalarda ekipler mazgalları temizledi. Mazgallardan çıkarılan 270 ton atık, bertaraf edilmek üzere Büyükşehir Belediyesi çöp depolama sahasına taşındı. Yürütülen çalışmalar sırasında ortaya çıkan tablo, çevreyi kirletmenin şehir altyapısı üzerindeki etkisini bir kez daha gözler önüne serdi. "Atılan çöpler ciddi tehlike oluşturuyor" Çalışmalara ilişkin bilgi veren Katı Atık Şube Müdürü Mehmet Baran, yapılan temizlikte yoğun miktarda evsel atık ve pet şişe kapağıyla karşılaşıldığını belirterek, ’’Kentte her gün 12 bin metreküplük iki kamyonumuz atıklar için üç sefer yapıyor. Özellikle ızgaraları açtığımızda pet kapakları, metal petler, farklı plastikler ve çöp poşetlerinin atıldığını gördük. Bu da suyun birikmesine sebep olduğundan kaynaklı ciddi bir tehlike oluşturuyor" dedi. Baran, Diyarbakır genelindeki yağmur suyu hattı ızgaraları ve rögar kapaklarının tümünü elden geçirdiklerini belirtti. ’’Herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli’’ Izgaralarda yapılan kapsamlı temizliğin ardından vatandaşlara çöp atılmaması uyarısında bulunan Baran, gelişigüzel atılan atıkların önemli sonuçlar doğuracağını ve herkesin daha temiz bir kent için sorumluluk alması gerektiğini ifade etti. Kent temizliği için yoğun çaba sarf ettiklerini belirten Baran, atık toplama, ayrıştırma ve geri dönüştürme konularında 7 gün 24 saat vatandaşların hizmetinde olduklarını söyledi.
Kahramanmaraş Bebeğe şiddet uygulayan hemşire: "Ben de bir anneyim evladımın yanında olmalıyım" Kahramanmaraş’ta 5 günlük bebeğe şiddet uyguladığı iddiasıyla yargılanan hemşire, "Benim tek amacım hastaları tedavi etmektir. Ben de bir anneyim, evladımın yanında olmalıyım. Tutuksuz yargılanmayı talep ediyorum" dedi. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Bakım Ünitesi’nde 26 Mayıs 2021 tarihinde tedavi altındaki 5 günlük bebeğe yönelik şiddet uygulandığı iddiaları üzerine soruşturma başlatıldı. Olayın yargıya intikal etmesinin ardından hemşire H.D.B.’nin 5 günlük Deniz Esin Bozoklar’ı darp etme anına ilişkin görüntüler ortaya çıktı. Hemşire H.D.B. hakkında görüntülerin ortaya çıkmasının ardından tutuklama kararı verilmişti. Kahramanmaraş 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya bugün devam edildi. Sanık ve vekil avukatlarının hazır bulunduğu duruşma salonunda tutuklu sanık hemşire H.D.B., SEGBİS sistemi ile duruşma salonuna bağlandı. "Ben de bir anneyim, evladımın yanında olmalıyım" Mahkeme başkanı sanık hemşireye söz verdi. Hemşire H.D.B., "Çocuktaki mevcut kırıklar ile ilgili son gelen raporda illiyet bağı yoktur. Ancak ben tedavi yapmaktaydım. Benim tek amacım hastaları tedavi etmektir. Ben de bir anneyim, evladımın yanında olmalıyım. Tutuksuz yargılanmayı talep ediyorum" dedi. Sanık avukatı Mustafa Çaprak, adli tıp raporunun kıymetli olduğunu ifade ederek sanığın tahliyesine karar verilmesini istedi. Bebeğin engelli olmasının darp konusu ile ilgili olmadığını ifade eden avukat, kemik kırığının ise ne zaman olduğunun belli olmadığını söyledi. Vekil avukatı Sait Bolat ise adli tıp raporuna itiraz ettiklerini ve sanığın tutukluluk halinin devam edilmesini beyan etti. Savcılık makamı mütalaasında, delillerin toplanması ve tutukluluk halinin karar verilmesini talep etti. Mahkeme, sanık hemşire H.D.B.’nin tutukluluk halinin devamına, dosyanın İstanbul ATK İhtisas Kurulu’na gönderilmesine, organlardan birinin zayıflatılmış ve kalıcı bir hasar olup olmadığının incelenmesi üzere raporun Adil Tıp Üst Kurulu’na sevkine karar verdi. Duruşma 15 Mayıs tarihine ertelendi.
Aydın Başkan Özel, muhtarlarla buluştu Bozdoğan Belediye Başkanı Mustafa Galip Özel, görevdeki ikinci yılın sonunda mahalle muhtarlarıyla bir araya geldi. 55 muhtardan 49’unun katıldığı toplantıda, iki yıllık hizmet süreci değerlendirildi. Bozdoğan Belediyesi Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen buluşmada, Belediye Başkanı Mustafa Galip Özel mahalle muhtarlarıyla kapsamlı bir değerlendirme toplantısı yaptı. Yoğun katılımın olduğu toplantıya ilçedeki 55 muhtardan 49’u katıldı. Toplantıda konuşan Başkan Özel, göreve geldikleri günden bu yana kısıtlı imkanlara rağmen önemli hizmetlere imza attıklarını vurguladı. Sürecin ortak akıl ve iş birliğiyle yürütüldüğünü ifade eden Özel, muhtarların sahadaki rolüne dikkat çekti. "İki yıl boyunca bir gün olsun şikayet etmeden, kısıtlı imkanlarla hizmet üretmeye devam ettik. Tüm bu çalışmaları siz kıymetli muhtarlarımızla birlikte gerçekleştirdik. Sizler, mahallelerimizin sesi, vatandaşlarımızın talep ve beklentilerini bizlere ulaştıran en güçlü köprüsünüz" dedi. Muhtarların yerel yönetimlerin en önemli paydaşlarından biri olduğunu belirten Özel, sahadaki geri bildirimlerin hizmet planlamasında belirleyici olduğunu ifade etti. Mahallelerin ihtiyaçlarının hızlı ve doğru şekilde tespit edilmesinde muhtarların katkısının büyük olduğunu vurgulayan Özel, "Her mahallede bizim gözümüz, kulağımız olan muhtarlarımız sayesinde hizmeti yerinde ve zamanında üretiyoruz" diye konuştu. Toplantıda ayrıca mahalle bazlı talepler dinlenirken, önümüzdeki süreçte yapılması planlanan çalışmalar hakkında da karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. Bozdoğan Belediyesi’nin, muhtarlarla koordinasyon içinde hizmet üretmeye devam edeceği mesajı verildi.