Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Ankara’da uyuşturucu suçlarına yönelik 2025 verileri açıklandı
05 Ocak 2026 Pazartesi - 12:08:00
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, uyuşturucuyla mücadele kapsamında 2025 yılı boyunca yürütülen soruşturmalara ilişkin verileri açıkladı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 01 Ocak-31 Aralık 2025 tarihlerinde "uyuşturucu madde imal ve ticareti, kullanmak için uyuşturucu madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve uyuşturucu madde kullanmak" suçları kapsamında yürütülen çalışmalar çerçevesinde 4 bin 428 şüpheli hakkında işlem yapıldı. Başsavcılık tarafından yürütülen soruşturmalar kapsamında bin 997 şüpheli tutuklanırken, 656 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi. Uyuşturucuyla mücadeleye kararlılıkla devam edildiği vurgulandı.
05 Ocak 2026 Pazartesi - 12:02
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye’nin F-35 uçaklarını teslim alması NATO’nun güvenliği için de önemli ve gereklidir"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan özel bir yayın kuruluşuna yaptığı açıklamada, "Türkiye’nin bedelini ödediği F-35 uçaklarını teslim alması ve programa yeniden dahil edilmesi iki stratejik ortak olan Türkiye ve ABD’nin yanı sıra NATO’nun güvenliği için de önemli ve gereklidir" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, özel bir yayın kuruluşuna yaptığı yazılı açıklamada ABD ile ilişkiler, Türkiye’nin enerji politikası ve jeopolitik gelişmelere değindi. Gündemdeki birçok konuya yönelik açıklama yapan Erdoğan, eylül ayında Beyaz Saray’da Trump ile yaptığı görüşmede F-35 konusunda bizzat gündeme getirdiğini belirterek, Türkiye’nin Rusya’dan askeri teçhizat satın alması nedeniyle F-35 programından çıkarılma kararını "haksız" olarak nitelendirdi. "Türkiye’nin F-35 uçaklarını teslim alması NATO’nun güvenliği için de önemli ve gereklidir" Türkiye’nin F-35 almasının NATO açısından da önemli olduğuna vurgu yapan Erdoğan "Sayın Trump’ın yeniden göreve başlamasıyla birlikte Türkiye-ABD ilişkilerinde daha makul ve olumlu bir zemine geçilmesi yönünde bir imkan doğmuştur. Türkiye’nin bedelini ödediği F-35 uçaklarını teslim alması ve programa yeniden dahil edilmesi iki stratejik ortak olan Türkiye ve ABD’nin yanı sıra NATO’nun güvenliği için de önemli ve gereklidir" ifadelerini kullandı. Türkiye ayrıca ABD’den F-16 Blok 70 uçakları satın almak istiyor, ancak fiyat konusunda görüşmeler devam ediyor. Erdoğan bu anlaşmanın şartlarının müttefiklik ilişkilerinin ruhuyla uyumlu olmasının beklendiğini belirterek Türkiye’nin Eurofighter jet alımını örnek gösterdi. "Bizim için esas olan, Türkiye’nin itibarının korunması ve bankamızın haksız bir şekilde cezalandırılmamasıdır" Halkbank, 2019 yılında ABD’de, İran’a yönelik yaptırımları delmeye yardımcı olmakla suçlanmıştı. Uzun yıllardır devam eden davada, banka dolandırıcılık, kara para aklama ve yaptırım ihlali suçlamalarıyla karşı karşıya. Erdoğan bu konuyu Türkiye’ye yönelik haksız bir girişim olarak değerlendirdiklerini belirterek, "Bizim için esas olan, Türkiye’nin itibarının korunması ve bankamızın haksız bir şekilde cezalandırılmamasıdır. Görüşmeler bu çerçevede devam etmektedir. Temennimiz hem hukuka uygun hem de iki ülke arasındaki stratejik ortaklıkla mütenasip adil bir sonuca ulaşılmasıdır" ifadelerini kullandı. "Biz milli menfaatlerimiz ve enerji güvenliğimiz doğrultusunda hareket ederiz" ABD’den ithal edilen LNG konusunda da yorum yapan Erdoğan, "Özellikle ABD menşeli LNG tedarikimizi kayda değer ölçüde artırdık. Türkiye’nin duruşu çok nettir; biz milli menfaatlerimiz ve enerji güvenliğimiz doğrultusunda hareket ederiz. Hidrokarbon ihtiyacının büyük bölümünü ithalat yoluyla karşılayan bir ülke olarak enerji güvenliğimizi etkileyecek her başlıkta dikkatli ve dengeli hareket etmek durumundayız" dedi. "Güçlü ve dengeli diplomatik temaslar yürütebilen yegane aktörüz" Bölgesel sorunlar konusunda da açıklama yapan Erdoğan, "Türkiye olarak hem Sayın Putin’le hem Sayın Zelenskiy’le doğrudan konuşabilen; aynı anda Washington, Brüksel hattında olsun NATO ve Birleşmiş Milletler nezdinde olsun somut girişimlerde bulunarak güçlü ve dengeli diplomatik temaslar yürütebilen yegane aktörüz" diye konuştu. "Türkiye’nin olmadığı bir mekanizmanın, Filistin halkının güvenini kazanması bu anlamda zordur" Gazze’de konuşlandırılacak Uluslararası İstikrar Gücü’nün başarı şansının, sahada meşruiyeti olan aktörlerin içinde yer almasına bağlayan Erdoğan, "Türkiye dahil Şarm el Şeyh Deklarasyonu’na taraf olan ülkelerin bu süreçteki en meşru aktörler olduğunun bilinmesi gerekir. Takdir edersiniz ki Türkiye’nin olmadığı bir mekanizmanın, Filistin halkının güvenini kazanması bu anlamda zordur. Biz hem Filistin tarafıyla derin tarihî bağlarımız hem İsrail’le geçmişte yürüttüğümüz güvenlik ve diplomasi kanalları hem de NATO üyesi bir ülke olarak bölgesel etkinliğimiz itibarıyla bu tür bir misyonun anahtar ülkesi konumundayız" ifadelerini kullandı.
05 Ocak 2026 Pazartesi - 11:58
Bakan Tunç’tan, İzmir Adliyesi şehitlerini anma mesajı
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İzmir Adliyesi’ne 9 yıl önce düzenlenen terör saldırısını kahramanca engelleyen şehit Polis Memuru Fethi Sekin ile şehit Mübaşir Musa Can’ı rahmetle andı. Bakan Tunç, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı paylaşımda, Fethi Sekin’in vücudunu siper ederek yüzlerce insanın hayatını kurtardığını vurgulayarak, adalet teşkilatının değerli mensubu Musa Can ile birlikte bu kahramanların asla unutulmayacağını ifade etti. Şehitlerin aziz hatıralarına daima sahip çıkacaklarını belirten Tunç, gösterilen kahramanlıkların gelecek nesillere aktarılacağını kaydetti. Paylaşımında birlik ve beraberlik vurgusu yapan Adalet Bakanı Tunç, "Terörsüz Türkiye" idealine mutlaka ulaşılacağını belirterek, ülkenin, milletin, çocukların ve gençlerin terörün olmadığı huzurlu bir geleceğe hep birlikte taşınacağını ifade etti.
05 Ocak 2026 Pazartesi - 11:57
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Koordineli adımlarımız ile dezenflasyon süreci güçleniyor"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Enflasyonla mücadeleye yönelik kararlı ve koordineli adımlarımız ile programımıza duyulan güven neticesinde dezenflasyon süreci güçleniyor" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, açıklanan enflasyon rakamlarına ilişkin sosyal medya hesabından bir paylaşımda bulundu. Yılmaz, enflasyonla mücadeleye yönelik çalışmaların sonucunda dezenflasyon sürecinin güçlendiğini belirterek, tüketici enflasyonu oranının aralık ayında yüzde 0,89, yıllık enflasyon oranının da yüzde 30,89 seviyesinde seyrettiğini belirtti. Ayrıca Yılmaz, temel mal enflasyonu oranının 2025 sonu itibarıyla yılık yüzde 17,7’ye gerileyerek, tüketici enflasyonunun 13,2 oranın altında gerçekleştiğini açıkladı. Yılmaz, paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Enflasyonla mücadeleye yönelik kararlı ve koordineli adımlarımız ile programımıza duyulan güven neticesinde dezenflasyon süreci güçleniyor. Tüketici enflasyonu aralık ayında yüzde 0,89 oranında gerçekleşirken, aylık enflasyonun belirgin şekilde yavaşlamasıyla yıllık enflasyon yüzde 30,89 seviyesine gerilemiştir. Bu yıl, don ve kuraklık olayları nedeniyle tarımsal üretimdeki azalma, gıda fiyatları üzerinde geçici artışa neden olmuş ve 2025 yıl sonu enflasyonunun beklentilerimizin üzerinde gerçekleşmesinde etkili olmuştur. Sınırlı ve geçici şoklara rağmen talepte dengelenme, fiyatlama davranışlarında normalleşme ve beklentilerde iyileşme sayesinde enflasyondaki düşüş 2024 Mayıs ayına göre 44,6 puana ulaşmıştır. Temel mal enflasyonu 2025 sonu itibarıyla yılık yüzde 17,7’ye gerileyerek tüketici enflasyonunun 13,2 puan altında gerçekleşmiş, hizmet enflasyonundaki yavaşlama ise kademeli bir şekilde devam ederek yıllık yüzde 44’e düşmüştür. Önümüzdeki dönemde, eğitim ve kira gibi geriye dönük fiyatlama eğiliminin güçlü olduğu kalemlerde gözlenecek fiyat artış hızındaki belirgin düşüşlerin, yıllık enflasyondaki iyileşmeyi daha ileri bir düzeye taşıyacağını öngörüyoruz. Bütüncül bir yaklaşımla yürüttüğümüz para, maliye, gelirler politikaları ve yapısal dönüşüm adımlarıyla programımızın temel önceliği olan enflasyonla mücadeleyi önümüzdeki dönemde de kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu dönemde bir yandan mali disiplini sürdürürken, diğer yandan deprem harcamalarındaki azalmayla beraber oluşan mali alanla yönetilen/yönlendirilen fiyatları hedef enflasyonla uyumlu şekilde belirleyerek dezenflasyon sürecine destek vereceğiz. Ayrıca, sosyal konut, gıda, lojistik ve yenilenebilir enerji gibi alanlarında hayata geçireceğimiz arz yönlü politikalarla enflasyonla mücadelemizi güçlendireceğiz. Bu kapsamda 2026 yılında enflasyonun yüzde 20’li seviyelerin altına inmesini, fiyatlama davranışlarında yapışkanlığın kalıcı olarak kırılmasını ve 2027 yılından itibaren enflasyonun tekrar tek haneli seviyelere gerilemesini hedefliyoruz. Dezenflasyonun tesisi ile öngörülebilirliğin artmasını, yatırım ortamının iyileşmesini ve sosyal refahın kalıcı olarak yükselmesini amaçlıyoruz."
08 Aralık 2025 Pazartesi - 13:48
Öğretmene ve akrana şiddeti uzmanı değerlendirdi: "Okul disiplin kurulunun kaldırılmasını ve onun yerine değerlendirme kurulunun kurulmasını öneriyorum"
Uzman eğitimci ve yazar Şemsettin Ceran, okullarda öğretmene şiddet ve akran zorbalığına karşı çözüm önerilerini sunarak, "Birinci defa suç işlendiği zaman verilecek ceza çözüm değil. Bu yüzden ben okul disiplin kurulunun kaldırılmasını ve onun yerine değerlendirme kurulunun kurulmasını öneriyorum" dedi. Uzman eğitimci ve yazar Şemsettin Ceran, geçtiğimiz günlerde Ankara’da ve İstanbul’da okullarda yaşanan akran zorbalığı ve öğretmene şiddet konularına değindi. Ceran, Ankara’da bir lisede öğretmenleriyle dalga geçen ve saygısızca davranışlarda bulunan öğrencilerin ve İstanbul Erkek Lisesi’nde bir grup öğrencinin, 9. sınıf öğrencilerini okul kampüsündeki yatakhanede darp etmesi üzerine İhlas Haber Ajansı’na (İHA) özel açıklamalarda bulundu. Ceran, okullarda öğretmene şiddet ve akran zorbalığının vahim duruma ulaştığını, sorunun sadece liselerde değil, ortaokullarda da yaygınlaştığını belirtti. Bu iki konunun çözülmediği sürece okullarda eğitim öğretimin sağlıklı yürütülmesinin mümkün olmadığını vurgulayan Ceran, öğretmenine hakaret eden, akranlarına zorbalık yapan çocukların, hayatı gırgır, şamata ve şov olarak gören, değerlerinden uzak, ruhsuz kimseler olduğunu ifade etti. ‘Mevcut Ortaöğretim Kurumları Disiplin Yönetmeliği’nin öğrencileri bu tarz eylemlerinden caydıracak, farkındalık kazandıracak durumda olmadığının da altını çizen Ceran, cezaların tam sakine bir ceza olmadığını bir ödül niteliğinde olduğunu vurguladı. Ceran, suça karışmaya meyilli öğrencilerin mizaçları gereği, yine okulda ve çevresinde arkadaşlarını rencide etmeye devam edeceklerini ifade etti. Ceran, mevcut disiplin cezalarının bu sıkıntıların çözümü olmadığını, bunun yerine bu suçları işleyen öğrencilere farkındalık kazandıracak, rehabilite edecek, onları hayatın gerçekleriyle tanıştıracak yeni uygulamaların getirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. "Mevcut sistem sadece ceza veriyor" Uzman eğitimci ve yazar Şemsettin Ceran, okullarda suça karışmış öğrencilere verilen cezaların caydırıcı olmadığını ve bu cezaların sadece ‘ceza’ olarak kaldığını belirterek, "Disiplin kurulları, soruna karışan öğrencilere gerekli cezaları veriyor. Ancak mevcut sistem sadece ceza veriyor. Diyelim ki kınama cezası veriyor, okuldan uzaklaştırma cezası veriyor. Ya da okul değişikliği cezası veriyor. Ama bu cezalar maalesef öğrenci için bir ödül niteliği taşıyor. Çünkü artık bunu cezayı alan öğrenciler, arkadaşları içinde mimleniyor. Kabadayı ve elebaşı konumuna geçiyor ve ona daha da fazla zarar veriyor. Bundan dolayı benim teklifim çok farklı. Artık birinci defa suç işlendiği zaman verilecek ceza çözüm değil. O halde ne yapmamız gerekiyor? Bunun için ilk olarak çocuğun suçunu değerlendirmek lazım. Bu yüzden ben okul disiplin kurulunun kaldırılmasını ve onun yerine değerlendirme kurulu kurulmasını öneriyorum. Değerlendirme kurulunda bu tarz öğrenciler geldiği zaman onlara ilk önce ceza vermemek lazım. Öncelikle öğrenciler, değerlendirme kurulunda 3 farklı seçenekle karşı karşıya kalacak. Eğer öğrencinin psikolojik sorunları varsa psikiyatristlere gidip tedavi olunması istenecek. Öğretmene şiddet ya da arkadaşına şiddet uygulamışsa ya da akranına zorbalık yapmışsa bu tarz hareketler yapan öğrencileri de uygulama merkezi dediğimiz merkezlere gönderilecek. Burada farkındalık kazanacak, kişilik bulmaya çalışacak ve bir şekilde uyum sağlamasını öğrenecek. Eğer çocuk ondan sonra yine aynı hareketleri yapmaya devam ederse, o zaman da çocuğun örgün eğitimi ile ilişki kesilecek" diye konuştu. "Öğrenciler rehabilite edilecek, tedavi edilecek ve ondan sonra okula gelecek" Okullarda suça karışmış öğrencilerin topluma kazandırılması için çeşitli yerlerde sosyal projelere katılmasını sağlamayı hedeflediklerini vurgulayan Ceran, "Öğrenciler rehabilite edilecek, tedavi edilecek ve ondan sonra okula gelecek. Mesela yaşlı bakım evleri. Suça karışan çocuk 10-20 gün yaşlı bakım evlerinde yaşlılara hizmet edecek. Onların psikolojisini, onların geldiği noktayı, kendisinin de en son oraya geleceğini farkında olması için kendine bir farkındalık oluşturacak ya da hastanelerin onkoloji ve psikiyatri bölümünde hastalarla ilgilenecek, hayatı anlayacak. Kendisinin de bir gün oralara düşebileceğini, orada da insanların yaşadığını, yani kendisinin bu şekliye kalmayacağını, yaşlanacağını idrak edecek. Bir diğeri de özel eğitim okullarıdır. Özel öğrencilerimiz, güzel yavrularımız var. Onlarla beraber vakit geçirmelerini, onlarla arasındaki şeyin ne olduğunu, duygusal bir bağ kurmasını, insan olmasını hatırlatacağız. İşin özü bu. İnsan olmasını, şuurlu bir insan olmasını, değerlere saygılı bir insan olmasını, erdemli bir insan olmasını öğreteceğiz. Bir de bu süreçte mutlaka Türk tarihini, Orta Asya’dan başlayıp günümüze kadar olan Türk tarihini okumasını öneriyoruz. Eğitim evde başlar ama maalesef velilerimiz bazen duyarsız kaldıkları için, sosyal medyaya daldıkları için, çocuklar da sosyal medyaya daldıkları için evde bir ilgisizlik söz konusu. Bu da maalesef aile hayatımızı olumsuz yönde etkiliyor, iletişimi olumsuz yönde etkiliyor" şeklinde konuştu.
08 Aralık 2025 Pazartesi - 13:34
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "2025 yılında bütçe açığının 2 trilyon 208 milyar lira olacağını tahmin etmekteyiz"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "2025 yılında bütçe açığının 2 trilyon 208 milyar lira olacağını tahmin etmekteyiz" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, TBMM Genel Kurulu’nda 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin tümü üzerine konuştu. Türkiye ekonomisi ile ilgili değerlendirmede bulunan Yılmaz, "2024 yılı boyunca küresel ölçekte dezenflasyon odaklı parasal sıkılaşmanın dış talepte yol açtığı zayıflamaya ve jeopolitik gerilimlere rağmen, Türkiye ekonomisinde ılımlı ancak istikrarlı bir büyüme performansı sergilenmiştir. Fiyat istikrarını önceleyen politika çerçevesiyle uyumlu bir patikada, 2024 yılı yüzde 3,3’lük büyüme oranıyla tamamlanmıştır. Salgınla başlayan, jeopolitik gerilimler ile enerji, gıda ve tedarik zinciri krizleriyle derinleşen küresel dalgalanmalara karşın, Türkiye ekonomisi istikrarlı büyümesini sürdürerek dünya ekonomisinde olumlu yönde ayrışan ülkeler arasında yer almıştır" ifadelerini kullandı. "Kişi başına milli gelirin yaklaşık 17 bin dolar seviyesine çıktığı görülmektedir" Güçlü büyüme performansıyla milli gelirin Cumhuriyet’in 100’üncü yılı olan 2023 itibarıyla ilk defa 1 trilyon dolar eşiğini aşarak 1 trilyon 130 milyar dolara ulaştığını hatırlatan Yılmaz, "Kişi başına düşen milli gelir ise 13 bin 243 dolar olarak gerçekleşmiştir. 2024 yılında kişi başına düşen milli gelirimiz 15 bin doları aşmıştır. 2025 yılı üçüncü çeyreği itibarıyla GSYH’nin dolar cinsinden yıllıklandırılmış büyüklüğü 1 trilyon 538 milyar dolar düzeyine yükselmiştir. Aynı dönemde yıllıklandırılmış kişi başına milli gelirin ise yaklaşık 17 bin dolar seviyesine çıktığı görülmektedir. Yıl sonu tahminimiz ise 17 bin 748 dolardır. 2025 yılı itibarıyla kişi başına düşen milli gelirimizin bu seviyelere ulaşmasıyla ülkemizin Dünya Bankası’nın Atlas yöntemiyle belirlediği eşik değerleri ilk defa aşarak yüksek gelir grubu ülkeler arasında yer alması öngörülmektedir" dedi. "Türkiye dünyanın 17’nci büyük ekonomisi konumundadır" Türk ekonomisinin gelişmiş ülkelere yakınsama sürecinin devam ettiğini dile getiren Yılmaz, "2024 yılı itibarıyla, nominal dolar bazında Türkiye dünyanın 17’nci büyük ekonomisi konumundadır. 2025 yılı tahminleri ışığında ise Türkiye ekonomisinin 1,5 trilyon dolarlık milli geliri aşması ve 16’ncı büyük ekonomi konumuna yükselmesi beklenmektedir. Satın Alma Gücü Paritesi cinsinden GSYH büyüklüğüne göre ise ülkemiz, dünyanın en büyük 12’nci, Avrupa’nın ise en büyük 5’inci ekonomisi konumunda olup, 2025 yılı tahminleri ışığında İtalya’yı geride bırakarak, dünyanın en büyük 11’inci, Avrupa’nın ise en büyük 4’üncü ekonomisi olması beklenmektedir. Ekonomimizin gelişmiş ülkelere yakınsama süreci devam etmektedir. Ülkemizin kişi başına milli gelirinin AB ülkeleri ortalamasına oranı 2002 yılında yüzde 38 iken 2024 yılında bu oran yaklaşık yüzde 70 olarak gerçekleşmiş, 2025 yılında yüzde 71’i ve 2026 yılında ise yüzde 72’yi aşması öngörülmektedir" şeklinde konuştu. "Aralık ayına yönelik enflasyon görünümü de olumlu seyretmektedir" 2024 yılının Haziran ayında uygulamaya konulan dezenflasyon programı ile dezenflasyon sürecinin Türkiye’de artık kalıcı fiyat istikrarının hedefi doğrultusunda ilerlediğinin açıkça görüldüğünü söyleyen Yılmaz, "Dezenflasyon sürecinin program takvimimizle uyumlu şekilde ilerlemesi, yılın ikinci yarısında çok daha somut biçimde hissedilmiştir. Kasım 2025 itibarıyla yıllık tüketici enflasyonu yüzde 31,1 düzeyine kadar gerilemiştir. Temel mal enflasyonunda çok daha belirgin bir düşüşle bu oran yüzde 18,6 olmuştur. Aralık ayına yönelik enflasyon görünümü de olumlu seyretmektedir. Önceliğimiz açık ve nettir. Bütüncül bir yaklaşımla para, maliye, gelirler politikaları ve yapısal dönüşüm adımlarıyla dezenflasyonu kararlılıkla sürdüreceğiz. 2026 yılında enflasyonun yüzde 20’li seviyelerin altına indirilmesi, fiyatlama davranışlarında yapışkanlığın kalıcı olarak kırılması ve 2027 yılından itibaren enflasyonun tekrar tek haneli seviyelere indirilmesi temel hedefimiz olmaya devam edecektir. Bir yandan mali disiplini sürdürürken, diğer yandan yönetilen/yönlendirilen fiyatlar başta olmak üzere maliye politikaları ile enflasyonla mücadeleyi güçlendireceğiz. Ayrıca, sosyal konut ve gıda başta olmak üzere arz yönlü politikalarla enflasyonla mücadelemizi bütüncül bir çerçevede kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi. "2025 yılı Kasım ayı itibarıyla yıllıklandırılmış mal ihracatımız 270,6 milyar dolara ulaşmıştır" Türkiye’nin 261,8 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaştığını ve ticaret politikalarındaki belirsizliklere karşın dünya ihracatından aldığı yüzde 1,07’lik payı muhafaza ettiğini dile getiren Yılmaz, "Bu dönemde sanayimizin geniş tabanlı ve çeşitlendirilmiş üretim yapısı, küresel belirsizliklere karşı ekonomimize önemli ölçüde dayanıklılık kazandırmış; elde edilen ihracat performansında belirleyici bir unsur olmuştur. 2025 yılı Ocak-Kasım döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre ihracat gelirlerimiz yüzde 3,7 oranında artarak 247,2 milyar dolara ulaşmıştır. 2025 yılı Kasım ayı itibarıyla yıllıklandırılmış mal ihracatımız 270,6 milyar dolara ulaşmıştır. Turizm gelirleri dahil 120 milyar doları aşan hizmet ticaretimiz de ilave edildiğinde, toplam mal ve hizmet ihracatı, hedefimiz olan 390 milyar doların üzerinde gerçekleşecektir. Dış ticaret performansımızı önümüzdeki dönemde daha üst seviyelere taşımayı amaçlıyoruz. Ticaret hacmimizin temel belirleyicisi olan ticaret ortaklarımızın büyümesi bu yıl yüzde 2,3 oranında beklenmektedir. Küresel ticaretteki belirsizliklere rağmen önümüzdeki üç yılda da ticaret ortaklarımızda büyümenin yüzde 2,5 oranında yukarı yönlü olması ihracatımızı destekleyecektir. Bu gelişmede başta Orta Doğu ve Kuzey Afrika ‘MENA’ ülkelerindeki beklenen büyüme performansı ile Avrupa Birliği ülkelerinde tahmin edilen toparlanma etkili olmaktadır" ifadelerini kullandı. "2025 yılında bütçe açığının 2 trilyon 208 milyar lira olacağını tahmin etmekteyiz" 2025 yıl sonu bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3,6 olarak tahmin edildiğinin altını çizen Yılmaz, "İçinde bulunduğumuz 2025 yılında; Merkezi yönetim bütçe giderlerinin 14 trilyon 674 milyar lira, merkezi yönetim bütçe gelirlerinin 12 trilyon 466 milyar lira, bütçe açığının 2 trilyon 208 milyar lira, faiz dışı açığın 156 milyar lira olarak gerçekleşeceğini tahmin etmekteyiz. 2025 yılında vergi gelirlerinin 10 trilyon 734 milyar lira, vergi dışı gelirlerin ise 1 trilyon 732 milyar lira olacağını öngörüyoruz. 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçesinde bütçe giderlerinin 18 trilyon 979 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 16 trilyon 266 milyar lira olacağını öngörmekteyiz. Bütçe açığının gayri safi yurtiçi hasılaya oranının ise yüzde 3,5 olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. Deprem nedeniyle bütçe açıklarında yaşanan arızi artış sonrasında, bütçe açığını yeniden Hükümetlerimiz dönemindeki yüzde 3’ün altında olan ortalama seviyeye yaklaştırıyoruz. Hükümetlerimiz döneminde mali disiplin her zaman temel önceliğimiz oldu. Bütçeyi faiz bütçesi olmaktan çıkararak hizmet bütçesi haline getirdik. 2002 yılında milli gelire oranla yüzde 14,3 olan faiz giderlerini oldukça düşük seviyelere indirdik" dedi. "Meskenlerde kullanılan elektriğe ortalama yüzde 54, doğalgaza ise yüzde 45 destek verilmektedir" Vatandaşların elektrik ve doğal gazı daha ucuza kullanabilmeleri için 2026 yılı bütçesinde 373 milyar lira kaynak öngördüklerini ifade eden Yılmaz, "Halihazırda meskenlerde kullanılan elektriğe ortalama yüzde 54, doğal gaza ise yüzde 45 destek verilmektedir. 2022 yılı Ocak ayı itibarıyla, asgari ücrete kadar tüm çalışanlarımızın ücretlerini vergi dışı tuttuk. Dolayısıyla bu imkândan tüm çalışanlarımız yararlanmaktadır. Bu kapsamda 2026 yılında 1 trilyon 92 milyar lira vergi istisnası öngörüyoruz. Doğal gaz ve elektrikteki devlet destekleri ile asgari ücret tutarına kadar olan tüm ücretlerin vergi dışı tutulmasını da dikkate aldığımızda, sosyal harcamalara ayrılan kaynaklar 2 trilyon 382 milyar liraya ulaşmaktadır. Bu tutarın bütçemize oranı yüzde 12,6 seviyesindedir" şeklinde konuştu. "Sanayi üretimi devletin öncülüğü ve desteğiyle özel sektör tarafından hayata geçirilmeye devam etmektedir" Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odağıyla özel sektör önceliğinde büyüme stratejilerini sürdürdüklerini aktaran Yılmaz, "Sürdürülebilir sanayi üretimi devletin öncülüğü ve desteğiyle özel sektör tarafından hayata geçirilmeye devam etmektedir. Bu anlayışla, 2025 yılında 31,7 milyar lira olan yatırım teşvik ödeneklerini 2026 yılında yüzde 58 artışla 50 milyar lira olarak öngörüyoruz. 2002-2025 Eylül döneminde düzenlenen 129 bin 892 teşvik belgesi yatırımcıların Türk ekonomisine olan güvenini artırmıştır. Emek yoğun sektörlerimizin sorunlarına reel kesimle istişare içinde hassasiyetle yaklaşıyoruz. Ülkemiz ekonomisi ve istihdamında önemli yer tutan tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya gibi emek yoğun imalat sanayii sektörlerinde üretimin canlandırılması ve istihdamın korunması amacıyla önemli destekler sağlanmaktadır. Bu çerçevede, 2025 yılında ‘İstihdamı Koruma Destek Programı’ hayata geçirilerek bu sektörlerde istihdamını koruyan KOBİ’lere çalışan başına aylık 2 bin 500 TL destek sağlanmıştır. 2026 yılında bu desteği 3 bin 500 TL’ye çıkarmayı ve kapsamını genişletmeyi planlıyoruz. Yatırımla sağlanan ilave istihdam için sigorta primi işveren hissesi 14 yıl, sigorta primi işçi hissesi desteği için 12 yıl süreyle karşılanmaktadır" ifadelerini kullandı.
08 Aralık 2025 Pazartesi - 13:04
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Milli, katılımcı, demokratik, kuşatıcı, yeni ve sivil bir anayasanın yapılması 28. Dönem Meclisi’nin önemli sorumluluklarından birisidir"
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Her şeyden evvel Türkiye’ye net ikinci yüzyılına yaraşır, milli, katılımcı, demokratik, kuşatıcı, yeni ve sivil bir anayasanın yapılması Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, 28. Dönem Meclisi’nin önemli sorumluluklarından birisidir" dedi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek olan 2026 Bütçe ve 2024 Kesin Hesap Kanun Teklifi görüşmelerine katıldı. Kurtulmuş, sabah saatlerinde İstanbul Çekmeköy’de gerçekleştirilen bir uyuşturucu operasyonunda şehit olan özel harekat polisi Emre Albayrak’a Cenab-ı Allah’tan rahmet dieyerek, ailesine, emniyet camiasına ve Türk milletine başsağlığı diledi. Kurtulmuş, bütçe komisyon sürecine değinerek, "Bu 40 gün süren komisyon görüşmelerinde 21 birleşim gerçekleştirilmiş, 77 oturumda yaklaşık 240 saat bütçe müzakere edilmiştir. Bu komisyon görüşmelerinde komisyon üyelerimiz dahil olmak üzere 271 milletvekilinin toplamda bin 353 kez söz talebi olmuş ve bu karşılanmıştır. Başka bir deyişle, Türkiye Büyük Millet Meclisimizde bulunan milletvekillerimizin yaklaşık yüzde 46’sı bu müzakerelere doğrudan katılım sağlayarak katkıda bulunmuştur" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, terörün ortadan kaldırılması amacıyla komisyon kurulduğunu hatırlatarak, "Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki siyasi partilerin kahir ekseriyetinin katıldığı bir komisyon marifetiyle son derece olgun bir demokratik ortamda fevkalade ciddi tartışmalar yapılarak cumhuriyetin ilk yüzyılının en yakıcı sorunu olan, en zor sorunu olan terörün ortadan kaldırılabilmesi için çok yönlü, çok katmanlı bir çalışma gerçekleştirilmiş. Konuyla ilgili toplumun bütün kesimleri dinlenmiş, şehit aileleri ve gazilerimizle başlayan ilk oturumla birlikte Türkiye’nin bütün sivil toplum kuruluşları, farklı kesimler, üniversiteler, akademi camiası fevkalade geniş bir şekilde dinlenerek dinleme faaliyetleri geçtiğimiz hafta itibarıyla sona erdirilmiştir. Şimdi bundan sonraki süreçte ümit ediyorum ki Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oluşturulan bu komisyon şimdiye kadar sürdürmüş olduğu müzakere olgunluğunu devam ettirerek fevkalade güçlü bir raporu yazacak ve bu sorunun ve Türkiye’nin demokratik standartlarının yükseltilmesiyle ilgili genel perspektifimizde yazdığı bir raporla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunacaktır" dedi. Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Terörsüz Türkiye sadece Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oluşturduğumuz Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun görev alanında değildir. Bu bir devlet projesidir. Devletin bütün ilgili kurumları, başta güvenlik kurumlarımız olmak üzere, bu sürecin kazasız belasız yürütülmesi ve sonlandırılmasıyla ilgili olarak çok üst bir koordinasyonla görevlerini yerine getirmektedir. Aynı şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki komisyonumuz da bu süreçte üzerine düşen Demokrasi Komisyonu’nun bir gereği olarak süreci en kalabalık şekilde bu noktaya kadar getirmiştir. Ümit ederim ki sonuç alarak Türkiye tarihinde önemli bir tarihi fırsatın, kazanılan bu fırsatın başarıyla sonuçlandırılmasına vesile olur." Kurtulmuş, yeni ve sivil bir anayasa yapılmasının önemine işaret ederek, "Her şeyden evvel, Türkiye’ye net ikinci yüzyılına yaraşır, milli, katılımcı, demokratik, kuşatıcı, yeni ve sivil bir anayasanın yapılması Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, 28. Dönem Meclisi’nin önemli sorumluluklarından birisidir. Aynı şekilde demokratik standartlarımızı yükseltmemiz açısından, demokratik bir yeni meclis iç tüzüğü, siyasi partiler yasası ve seçim yasasının da gerçekten büyük bir olgunlukla ve siyasi hesapların dışında gündeme getirilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ele alınması ve sonuçlandırılmasını da ümit ve arzu ediyoruz" dedi.
08 Aralık 2025 Pazartesi - 13:02
2026 bütçe görüşmeleri TBMM Genel Kurulu’nda
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "" Her şeyden evvel, Türkiye’ye net ikinci yüzyılına yaraşır, milli, katılımcı, demokratik, kuşatıcı, yeni ve sivil bir anayasanın yapılması Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 28. dönem meclisinin önemli sorumluluklarından birisidir" dedi. Kurtulmuş, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek olan 2026 bütçe ve 2024 Kesin hesap Kanun Teklifi görüşmelerine katıldı. Kurtulmuş, sabah saatlerinde İstanbul Çekmeköy’de gerçekleştirilen bir uyuşturucu operasyonunda hayatını kaybeden, şehit olan özel harekat polisi Emre Albayrak’a Cenab-ı Allah’tan rahmet dieyerek, ailesine, emniyet camiasına ve Türk milletine başsağlığı diledi. Kurtulmuş, bütçe komisyon sürecine değinerek, "Bu 40 gün süren komisyon görüşmelerinde 21 birleşim gerçekleştirilmiş, 77 oturumda yaklaşık 240 saat bütçe müzakere edilmiştir. Bu komisyon görüşmelerinde komisyon üyelerimiz dahil olmak üzere 271 milletvekilinin toplamda bin 353 kez söz talebi olmuş ve bu karşılanmıştır. Başka bir de işte, Türkiye Büyük Millet Meclisi’mizde bulunan milletvekillerimizin yaklaşık yüzde 46’sı bu müzakerelere doğrudan katılım sağlayarak katkıda bulunmuştur" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, terörün ortadan kaldırılması amacıyla komisyon kurulduğunu hatırlatarak, "Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki siyasi partilerin kayır ekseriyetinin katıldığı bir komisyon marifetiyle son derece olgun bir demokratik ortamda fevkalade ciddi tartışmalar yapılarak cumhuriyetin ilk yüzyılının en yakıcı sorunu olan, en zor sorunu olan terörün ortadan kaldırılabilmesi için çok yönlü, çok katmanlı bir çalışma gerçekleştirilmiş. Konuyla ilgili toplumun bütün kesimleri dinletmiş, şehit aileleri ve gazilerimizle başlayan ilk oturumla birlikte Türkiye’nin bütün sivil toplum kuruluşları, farklı kesimler, üniversiteler, akademi camiası fevkalade geniş bir şekilde dinlenerek dinleme faaliyetleri geçtiğimiz hafta itibariyle sona erdirilmiştir. Şimdi bundan sonraki süreçte ümit ediyorum ki Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oluşturulan bu komisyon şimdiye kadar sürdürmüş olduğu müzakere olgunluğunu devam ettirerek fevkalade güçlü bir raporu yazacak ve bu sorunun ve Türkiye’nin demokratik standartlarının yükseltilmesiyle ilgili genel perspektifimizde yazdığı bir raporla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunacaktır" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Terörsüz Türkiye sadece Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oluşturduğumuz Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun görev alanında değildir. Bu bir devlet projesidir. Devletin bütün ilgili kurumları, başta güvenlik kurumlarımız olmak üzere, bu sürecin kazasız belasız yürütülmesi ve sonlandırılmasıyla ilgili olarak çok üst bir koordinasyonla görevlerini yerine getirmektedir. Aynı şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki komisyonumuzda bu süreçten üzerine düşen Demokrasi Komisyonu’nun bir gereği olarak süreci en kalabalık şekilde bu noktaya kadar getirmiştir. Ümit ederim ki sonuç alarak Türkiye tarihinde önemli bir tarihi fırsatın, kazanılan bu fırsatın başarıyla sonuçlandırılmasına vesile olur." Kurtulmuş, yeni ve sivil bir Anayasa yapılmasının önemine işaret ederek, " Her şeyden evvel, Türkiye’ye net ikinci yüzyılına yaraşır, milli, katılımcı, demokratik, kuşatıcı, yeni ve sivil bir anayasanın yapılması Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 28. dönem meclisinin önemli sorumluluklarından birisidir. Aynı şekilde demokratik standartlarımızı yükseltmemiz açısından, demokratik bir yeni meclis iç tüzüğü, siyasi partiler yasası ve seçim yasasının da gerçekten büyük bir olgunlukla ve siyasi hesapların dışında gündeme getirilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ele alınması ve sonuçlandırılmasını da ümit ve arzu ediyoruz" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile DEM Parti Eş Başkanları Tulay Hatımoğulları ve Tuncer Bakırhan el sıkıştı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel diğer liderlerle el sıkıştı.
08 Aralık 2025 Pazartesi - 12:47
ANKA-III kritik otopilot testlerini de başarıyla sonuçlandırdı
TUSAŞ tarafından geliştirilen ANKA-III, 46’ncı sortisini gerçekleştirdi ve uçuşta kritik bir eşiği aştı. Sistem doğrulama ve tanımlama test uçuşları kapsamında 46’ncı sortisini tamamlayan ANKA-III, kritik otopilot testlerini de başarıyla sonuçlandırdı. İlk motor çalıştırmasını 2023 yılında yapan ve 28 Aralık tarihinde gökyüzü ile ilk buluşmasını gerçekleştiren ANKA-III, 46’ncı sortisini gerçekleştirdi ve uçuşta kritik bir eşiği aştı. 250’ye yakın mühendis ve teknisyenin yüksek gayretleri ile çok kısa süre içerisinde fikirden ilk uçuşa ulaşan ANKA-III bugün gerçekleştirdiği 46’ncı sortisinde kritik otopilot testlerini de başarıyla sonuçlandırdı. Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ), ANKA-III’ün uçuşana dair videolar sosyal medya hesaplarından paylaşarak şu ifadelere yer verdi: "ANKA-III, geliştirme sürecinde önemli bir eşiği daha geride bıraktı. Sistem doğrulama ve tanımlama test uçuşları kapsamında 46’ncı sortisini tamamlayan ANKA-III, kritik otopilot testlerini de başarıyla sonuçlandırdı. Yüksek teknolojiye dayalı mimarisi ve üstün performansıyla ANKA-III, TUSAŞ’ın mühendislik kabiliyetini ve üretimdeki gücünü temsil ediyor."
08 Aralık 2025 Pazartesi - 12:25
Bakan Yumaklı, "4 bin 500 ton kırmızı et üretimi ile Elazığ’ın tarımsal ve ekonomik potansiyeline güçlü bir katkı sağlayacağız"
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Bin 250 kişiye istihdam, yıllık 4 bin 500 ton kırmızı et üretimi ile Elazığ’ın tarımsal ve ekonomik potansiyeline güçlü bir katkı sağlayacağız" dedi. Bakan Yumaklı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla Elazığ’da bulunan Cevizdere Besi Organize Tarım Bölgesi’nde altyapı çalışmalarının tamamlandığını duyurdu. Yumaklı, bin 250 kişinin istihdam sağlayacağı ve yıllık 4 bin 500 ton kırmızı et üretiminin Elazığ’ın tarımsal ve ekonomik potansiyeline katkı sağlayacağını belirtti. "4 bin 500 ton kırmızı et üretimi ile Elazığ’ın tarımsal ve ekonomik potansiyeline güçlü bir katkı sağlayacağız" Bakan Yumaklı, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Elazığ’a milyon liralık yatırımla kazandıracağımız Cevizdere Besi Organize Tarım Bölgesi’nde altyapı çalışmaları tamamlandı. 855 dekar üretim alanında kurulacak 61 modern besi işletmesi, bölgenin üretim gücünü katlayacak. Bin 250 kişiye istihdam, yıllık 4 bin 500 ton kırmızı et üretimi ile Elazığ’ın tarımsal ve ekonomik potansiyeline güçlü bir katkı sağlayacağız. Bereketli olsun."
08 Aralık 2025 Pazartesi - 12:08
AK Parti Genel Başkanvekili Ala: "Hem Suriye için hem bölgesel barış ve istikrar için de umut verici bir dönüm noktasıdır"
AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, Suriye’nin Hürriyet Günü dolayısıyla yayımladığı açıklamada, "Bu dönem hem Suriye için hem de bölgesel barış ve istikrar için de umut verici bir dönüm noktasıdır" dedi. AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, Suriye’deki iç savaşın sona ermesi ve Esad rejiminin düştüğü Hürriyet Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Ala, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verdi: "Suriye’deki iç savaşın sona ermesinin birinci yıl dönümünde, kardeş Suriye halkının Hürriyet Günü’nü tebrik ediyoruz. Suriye halkının uzun yıllar boyunca büyük fedakârlıklarla sürdürdüğü özgürlük, adalet ve onur mücadelesi bugün yeni bir dönemin kapılarını aralamıştır. Bu dönem hem Suriye için hem de bölgesel barış ve istikrar için de umut verici bir dönüm noktasıdır. Türkiye olarak, ortak tarihimizden aldığımız ilhamla dost ve kardeş Suriye’nin birliğinin güçlendirilmesi, toprak bütünlüğünün korunması, istikrarın tesis edilmesi ve halkın hak ettiği güvenli ve müreffeh geleceğe kavuşması için verilen çabalara en güçlü şekilde destek vermeye devam edeceğiz."
08 Aralık 2025 Pazartesi - 12:06
Uzmanlar uyardı: Yapay zeka hem teknolojik hem psikolojik risk taşıyor
ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyesi olan ve yapay zeka üzerine araştırmalar yürüten Doç. Dr. Hande Alemdar ile Ankara Eğitim Araştırma Hastanesi Psikiyatri İdari Sorumlusu Uzman Doktor Huriye Aslan yapay zeka ile ilgili uyarılarda bulundu. Yapay zeka kavramının 1950’lerde ortaya atılmasından bu yana hızla gelişen teknolojiler, internetin yaygınlaşmasıyla birlikte günlük yaşamdan sürekli veri üretilmesini mümkün hale getirdi. Kullanıcıların dijital etkileşimleriyle büyük bir veri kaynağına dönüşmesi, bu veriyi işleyen algoritmaların ve güçlü bilgisayarların geliştirilmesiyle birleşince, bugün karmaşık problemleri çözebilen yapay zeka sistemleri ortaya çıktı. Bu gelişmeler önemli avantajlar sağlarken, dolaylı veri işleme süreçleri, mahremiyet riskleri, psikolojik destek benzeri sohbetlerin makinelere kayması ve bireylerin dijital yalnızlaşması gibi olumsuzlukları da beraberinde getirdi. ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyesi olan ve yapay zeka üzerine araştırmalar yürüten Doç. Dr. Hande Alemdar ile Ankara Eğitim Araştırma Hastanesi Psikiyatri İdari Sorumlusu Uzman Doktor Huriye Aslan yapay zekaya dair gelişmeleri İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine değerlendirdi. "Bazı sistemlerde kendini kopyalama yeteneği görüldü ama korkulacak bir seviyede değil" Yapay zekanın kendisini kapatma, yedekleme ya da koruma eylemlerine, öz savunma sisteminde dair konuşan Alemdar, "Bu sistemler şu anda belli başlı büyük şirketler tarafından geliştiriliyor ve bunlar kapalı kutu diye tabir edebileceğimiz sistemler. Çünkü o boyutta bir veri, o boyutta bir işlem gücü herkesin elde edebileceği bir şey değil. Bunun için çok büyük yatırımlar gerekiyor. Dolayısıyla bu kara kutu sistemlerin o büyük şirketler tarafından nasıl kullanıldığı ve nasıl geliştirildiği ile ilgili tam olarak bütün detaylara hakim değiliz. Bu nedenle araştırmacılar bir yandan erişebildikleri kadar bu sistemleri denemeye çalışıyorlar. ’Acaba bu sistemlerin böyle özellikleri var mı?’ diye test ediliyor. Bu sistemler kendi kendilerine oturup da insanlara saldırayım ya da kendimi yedekleyeyim, dünyayı ele geçireyim demiyor. Biz onları geliştiren şirketlerin onları nasıl özelliklerle donattığını anlayabilmek için özellikle tasarlanmış bu çalışmaları yapıyoruz. En son yapılan çalışmalarda bazı sistemlerde gerçekten kendini kopyalama, yedekleme gibi özelliklerin olduğunu ancak bunun şu anda korkulacak bir seviyede olmadığını ortaya çıkarmış bulunuyoruz. Test ettiğimiz şey ona birileri kendini kapat derlerse, sen kendini kopyala demişler mi dememişler mi onu anlamaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu. "Aslında her şeyde bizim verilerimize erişme yetkisini vermiş oluyoruz" Kullanıcıların kendi verileriyle ilgili son derece dikkatli olmaları gerektiğini vurgulayan Alemdar, "Herhangi bir web sayfasına eriştiğinizde ya da bir gönderiyi beğendiğinizde dahi bilinçli ya da bilinçsiz şekilde bir veri üretiyorsunuz. Bu veriyi o tıkladığınız kabul ediyorum ya da web sayfalarının alt kısımlarına saklanmış küçük kutucuklara tıklamak suretiyle başkalarıyla paylaşmaya aslında izin veriyoruz. Bu verdiğimiz izinler bizim çoğunlukla bilgimiz dahilinde olmuyor. Buraya tıklamazsam devam edemeyeceğim, bir an önce tıklayayım ben bunu geçeyim diye düşündüğümüz her şeyde aslında bizim verilerimize erişme yetkisini vermiş oluyoruz. Ondan sonra da bizim verilerimizi çaldılar diyoruz. Gerçekten çalmıyorlar, biz onlara o yetkiyi vermiş oluyoruz. Çok dikkatli olmalıyız, eğer böyle bir kaygımız varsa hiçbir şekilde verilerimize erişilmesin, kullanılmasın istiyorsak en güzeli bu ortamlardan uzak durmak. Ancak o da mümkün değil" dedi. "Kullanıcı olarak dikkatli olmalıyız, nasıl engelleyebileceğimizin sorusunu henüz bilmiyoruz" Kişisel mahremiyetin ihlalinin sorumluluklarının kimde olduğuna dair konuşan Alemdar, şu ifadelere yer verdi: "Kullanıcıların öncelikle bir şeyleri kabul etmeden önce gerçekten detaylarına hakim olmaları gerekir ve gerçekten bir sorun hissediyorlarsa o veriyi paylaşmaktan çekinmeleri gerekir. O servisi kullanmama pahasına dahi olsa. Bunun şu anda tek yolu bu. İlk geliştirilen yapay zeka sistemlerinin birtakım kitaplardan, telif durumu söz konusu eserlerden elde edildiği ortaya çıkınca çok büyük davalar açıldı. O kitapların yazarları haklarını korumak istediler. Ancak bu şeyler sonuçsuz kaldı. Kapalı kutu sistem olduğu için gerçekten hangi veriyle ne eğitildi, hangi veri ne amaçla kullanıldı bilgisine çoğumuz hatta hiçbirimiz hakim değiliz. O veri çok büyük olduğu için onu gerçekten ayrıştırmamız da çok mümkün gözükmüyor. O yüzden kullanıcı olarak dikkatli olmalıyız ama nasıl engelleyebileceğimizin sorusunu henüz bilmiyoruz." "Hem etik hem hukuki boyutta tartışılmalı ve ciddi önlemler alınmalı" Mevcut hukuki altyapının yapay zekanın gelişmelerini yakalayamadığını söyleyen Alemdar, "Bir şeyin hukuki olması etik olduğu anlamına da gelmiyor. Hem etik hem de hukuki boyutta tartışılmalı ve ciddi önlemlerin alınması gerekiyor. Teknolojik altyapı buna izin verse de hukuki yaptırımların olmaması, tabii şirketleri bu yoldan döndürme konusunda yeterince ikna edici olmuyor maalesef. Yapay zeka bundan sonra hayatımızda olacak. Ondan korkmak ya da onu yok saymak ya da onu kötülemek yerine onu nasıl kullanabileceğimizle ilgili düşünmemiz gerekiyor. Eğitimde yapay zeka kullanımı çok önemli çünkü çok yapay zekanın içine doğmuş bir nesil yetişmekte. Bu nesil büyüdüğü zaman biz onlara hazırlıklı olmalıyız. Eğitim sistemini yeniden değerlendirmek, iş yapış şekillerimizi yeniden değerlendirmek gerekiyor. Yapay zeka işimizi elimizden alacak mı bilmiyorum ama yapay zeka kullanan birisi kullanmayan birisine göre avantajlı hale gelecek. Birçok artısı var. Artılarına odaklanıp tehlikelerinden haberdar olarak dikkatli şekilde ilerlememiz gerekiyor" dedi. "İntiharlar ve bir başkasına zarar verme eylemleri yapay zeka ile dertleşme sonrası gündeme geliyor" Yapay zeka ile dertleşmenin olumsuz pek çok tarafı olduğunu aktaran Aslan, "Tanısı ve tedavisi geciken insan, yapay zekanın kullandığı aşırı destekleyici, valide edici dil nedeniyle patolojisi artabilir. Tanı ve tedavi almakta geciken kişiler ise maalesef bu tedavinin gecikmesinden kaynaklı dramatik sonuçlarla gündeme gelebilir. Son günlerde de sıkça duyduğumuz gibi intiharlar ve bir başkasına zarar verme eylemleri yapay zeka ile dertleşme sonrası gündeme geliyor. Bir olumsuz yönü de sosyal izolasyona neden olma ihtimali. Yapay zeka ile dertleşen insan bir başka insanla görüşme ihtiyacını azalıyor gibi hissedebilir. Bu nedenle sosyal ilişkilerde bir zayıflama, insanların daha yalnızlaşması söz konusu olur" dedi. "Veri gizliliğinin net olmaması nedeniyle oradaki söylemlerimiz bir başka yerde kullanılabilir" Yapay zekada veri gizliliğinin olmadığına dikkati çeken Aslan, "İnsanları yalnızlaştırabilir, mevcut psikopatolojiyi arttırabilir. Ayrıca yasal sınırların net olmaması, veri gizliliğinin net olmaması nedeniyle oradaki söylemlerimiz bir başka yerde kullanılabilir. Sonuçta tıbbi etik ilkelerle çalışmak yerine daha çok müşteri kazanma ve hızlı gelişim üzerine kurulmuş bir sistemdir yapay zeka sistemi. Yani tıbbi alanda bir profesyonellik yerine daha çok ticari anlamda yapılan uygulamalar, yazılımlardır" ifadelerini kullandı. "Ruhsal anlamda tamamen profesyonel bir destek olmayacaktır" İnsanların sorun yaşadıklarında sağlık profesyoneline başvurmalarının daha uygun olduğunu belirten Aslan, şu ifadeleri kullandı: "Kendilerinde bir sorun hissettiklerinde bir sağlık profesyoneline başvurmaları daha uygundur. Yapay zeka ile başka anlamlarda yardım alabilir fakat ruhsal anlamda tamamen profesyonel bir destek olmayacaktır. Aldıkları yanıtlar sonuçta tamamen bir veri analizi ya da kendilerinden alınan yanıtlar sonrası şekillenen yanıtlardır. Yapay zeka ruhsal alanda kullanılma tek başına değil de psikiyatristlerle entegre çalışacak uygulamalar geliştirildikten sonra psikiyatri alanındaki gelişmeye de katkısı bulunabilir. Tabii ki yapay zekayı tamamen kullanmama taraftarı değiliz. Fakat bu ruhsal profesyonellerinden alınan gözetim ve destekle veri gizliliğini koruyacak şekilde ve yasal sınırlılıkları net olacak şekilde olursa daha da uygun olacaktır."
08 Aralık 2025 Pazartesi - 11:58
GSB Spor Okullarından bu yıl 1 milyon 811 bin çocuk yararlandı
Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, 81 ilde yürütülen GSB Spor Okulları ve GSB Engelsiz Spor Okullarından bu yıl 1 milyon 811 bin çocuk ve gencin yararlandığını açıkladı. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, 81 ilde uygulanan GSB Spor Okulları ve GSB Engelsiz Spor Okullarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 2025 yılı itibarıyla GSB Spor Okulları projesinden 1 milyon 811 bin 904 çocuk ve gencin faydalandığını duyuran Bakan Bak, yetenekleriyle ön plana çıkan çocukların spor kulüplerine, Anadolu Yıldızlar Ligi ve Okul Spor faaliyetlerine yönlendirildiğini kaydetti. Bakan Bak, GSB Spor Okulları Projesinin; çocuk ve gençlere sporu sevdirerek onları spora yönlendirmek, spor kulüplerine sporcu kaynağı oluşturmak, toplumda spor kültürü oluşturmak amacıyla hayata geçirildiğini söyledi. GSB Spor Okulları aracılığıyla yaklaşık 2 milyon çocuk ve gence ulaşmaktan dolayı mutluluk duyduğunu belirten Bakan Bak, şöyle konuştu: "Bakanlık olarak öncelikli görevimiz; çocuk ve gençlerimizi spora yönlendirmek, yeni sporcular yetiştirmek ve ülkemizde spor kültürünü yaygınlaştırmaktır. Her alanda olduğu gibi sporda da sürdürülebilir başarıyı yakalamak istiyoruz. Bu doğrultuda GSB Spor Okulları ve GSB Engelsiz Spor Okulları Projesine çok önem veriyoruz. 2021 yılından bu yana GSB Spor Okullarında keşfedilen ve antrenörlerimiz tarafından yetiştirilen çocuklarımız bugün uluslararası organizasyonlardan madalyalarla dönüyorlar. Bu çok büyük bir gurur. Spora yapılan her yatırım aynı zamanda, daha sağlıklı, daha bilinçli ve daha güçlü bir gelecek inşa etmek anlamına gelir. Sporu yaşam kültürüne dönüştürme vizyonumuz ile yetenek keşfetmeye, sporu yaşam kültürü hâline getirmeye ve geleceğin şampiyonlarını yetiştirmeye yönelik projelerimize kararlılıkla devam edeceğiz." GSB Spor Okullarında eğitim tüm yıl boyunca devam ediyor Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen GSB Spor Okulları ve GSB Engelsiz Spor Okulları projesi, 81 ilde tüm yıl boyunca devam ediyor. 03-18 yaş grubunda olup projeye katılmak isteyenler, e-Devlet kapısı üzerinden online başvuru yapılabiliyor. Uzman antrenörler aracılığıyla eğitim alan katılımcılara Spor Bilgi Sistemi üzerinden sporcu kartı oluşturuluyor.
08 Aralık 2025 Pazartesi - 11:58
Pursaklar’da Hz. Mevlana anma gecesi düzenlendi
Pursaklar Belediyesi, Hz. Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin 752. Vuslat Yıl Dönümü dolayısıyla anlamlı anma gecesi düzenledi. Pursaklar Belediyesi, vefatının 752. yıl dönümünde Mevlana’nın vuslata erişini simgeleyen Şeb-i Arus etkinlikleri kapsamında Devlet Tiyatroları Pursaklar Sahnesi’nde düzenlenen etkinliğe Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, İlçe Kaymakamı Mehmet Yıldız ve ilçe sakinleri yoğun ilgi gösterdi. "Hz. Mevlana, yüzyıllar önce söylediği sözlerle bugün de kalplerimize dokunmaya devam ediyor" Anma töreni öncesi kısa bir açıklama yapan Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, "Bugün burada, gönül dünyamıza asırlardır ışık tutan büyük mutasavvıf Hz. Mevlana Celaleddin-i Rumi’yi, vuslatının 752’nci yılında rahmet, sevgi ve muhabbetle anmak için bir araya geldik. Hz.Mevlana, yüzyıllar önce söylediği sözlerle bugün de kalplerimize dokunmaya devam ediyor. Onun sevgiye, hoşgörüye ve kardeşliğe çağrısı içinde bulunduğumuz dünyada her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bir rehberdir. Pursaklar’da kültürümüze, maneviyatımıza ve değerlerimize sahip çıkmaya devam edeceğiz" dedi. Gecede, Mevlana’nın sevgi, hoşgörü ve insanlığa ışık tutan öğretileri bir kez daha hatırlatılırken, katılımcılar manevi atmosferin içinde huzur dolu bir akşam geçirdi.
08 Aralık 2025 Pazartesi - 11:57
Keçiören Belediyesi personeline taşınmaz mal yönetimi eğitimi
Keçiören Belediyesi İnsan Kaynakları Müdürlüğü tarafından personele taşınmaz mal yönetimi eğitimi verildi. Keçiören Belediyesi İnsan Kaynakları Müdürlüğü, personelin mesleki bilgi ve yetkinliklerini artırmak amacıyla ‘Taşınmaz Mal Yönetimi’ konulu bir eğitim programı düzenledi. Belediye Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen eğitimi Bağımsız Denetçi Ahmet Arslan verdi. Belediye personelinin taşınmaz mal yönetimi konusundaki farkındalığını artırarak yasal ve mali süreçlerin daha etkin biçimde yürütülmesine katkı sağlamak amacıyla yapılan eğitime yüksek oranda katılım gerçekleşti. Taşınmaz mallara ilişkin tüm süreçler ele alındı Eğitimde, taşınmaz mallarla ilgili temel kavramlardan başlayarak, belediye organlarının taşınmaz malların idaresine dair yetki ve sorumlulukları detaylı biçimde anlatıldı. Katılımcılara ayrıca taşınmaz mal edinimi, kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma, ihale işlemleri, satış ve trampalar ile kiralama süreçleri hakkında kapsamlı bilgiler verildi. Programda 4734 ve 2886 sayılı Kanunların taşınmaz malların yönetiminde uygulanabilirliği, taşınmazların vergisel değerlendirilmesi (KDV, kurumlar vergisi), sınırlı ayni hak (irtifak hakkı) tesisi, kullanım izni verilmesi, izinsiz işgal ve ecrimisil işlemleri gibi konular da ele alındı. Ayrıca taşınmaz malların tahsisi, devri, kaydı ve muhasebeleştirme süreçleri üzerinde duruldu.
08 Aralık 2025 Pazartesi - 11:52
Ankara’da hem çocuklara hem yetişkinlere tiyatro gösterimi
Ankara Sincan Belediyesi, kültür ve sanat etkinlikleri dolayısıyla her hafta sonu tiyatro oyunlarının sergilendiği etkinliklerini sürdürüyor. Sincan Belediyesi, kültür ve sanat etkinlikleri kapsamında her hafta sonu birbirinden farklı tiyatro oyunlarına ev sahipliği yapıyor. Gündüz saatlerinde sahnelenen ‘Ahmet Can’ın Hayal Dünyası’ adlı çocuk oyunu, minikler tarafından büyük bir ilgiyle izlendi. Akşam saatlerinde ise yetişkinler için hazırlanan ‘Aramızdaki Duvarlar’ oyunu sahnelendi. Aile olmanın önemi, evlilik birliği ve doğru iletişim konularına yer verilen oyun, seyirciyle bir araya geldi. Seyircilere hem duygusal anlar yaşatan hem de düşündürücü mesajlar veren ‘Aramızdaki Duvarlar’ oyunu tiyatroseverler tarafından alkış aldı. Gelecek günlerde de hem çocuklar hem de yetişkinler için farklı tiyatro oyunları sahnelenmeye devam edecek.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder