Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Bakan Güler: "Terörün ortadan kaldırılması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır"
25 Şubat 2026 Çarşamba - 23:16:25
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Terörün tam anlamıyla ortadan kaldırılması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır. Şu husus unutulmamalıdır ki güvenliğini ve toplumsal bütünlüğünü aynı çizgide koruyabilen ülkeler, böylesine kaotik dönemlerde tehditleri kendinden uzakta tutarak vatandaşlarına umut verecek kudrete sahip olabilmektedirler" dedi. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, şehit aileleri ve gazilerle iftarda bir araya geldi. Bakan Güler programda yaptığı konuşmasında, "Bu güzel ve bereketli iftar sofrasında siz değerli ailelerimizi ve kahraman gazilerimizi ağırlamak, bizler için tarifsiz bir mutluluktur. Teşriflerinizden dolayı onur duyduk, bahtiyar olduk. Hoş geldiniz şeref verdiniz. Sözlerimin başında bu gece saat bir sularında Balıkesir 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığımızdan kalkış yaptıktan sonra kaza kırıma uğrayan F-16’mızın pilotu, Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat’a Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve asil milletimize baş sağlığı diliyorum. Hadisenin nedeni kaza kırım ekibinin yapacağı inceleme sonucunda belirlenecektir. Semalarımızın güvenliği için görev yapan kahraman şehidimiz vatan sevgisi ve aşkıyla vazifesini icra etmekteydi. Fedakârlığını daima şükran ve minnetle yad edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Her bir şehidimiz, bugünün ve yarının güçlü Türkiye’sinin mimarlarıdırlar" Şair Arif Nihat Asya’nın ‘Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor’ şiirini okuyan Bakan Güler, "Asil milletimizin en büyük özelliklerinden biri millî ve manevi değerlerine bağlılığı ve bu değerleri uğruna canlarını ortaya koyup mücadele ederek şehitlik ve gaziliği en büyük şeref nişanesi görmesidir. Bayrak şairimiz Arif Nihat Asya’nın, ‘Şehitler tepesi boş değil, toprağını kahramanlar bekliyor ve bir bayrak dalgalanmak için; Rüzgâr bekliyor’ mısralarında da dile getirdiği gibi asil milletimizin istiklaline sevdalı nice yiğit ve kahraman evladı milli ve manevi değerlerimizi korumak uğruna kahramanlıkla mücadele ederek ya şehit ya da gazi olmuşlardır. İstiklal ve istikbalimiz uğrunda şehit ve gazilik payesine ulaşan tüm kahramanlarımız birlik ve beraberliğimizin en büyük teminatıdırlar. Vatanımız ve al bayrağımız için hayatlarını feda eden her bir şehidimiz, bugünün ve yarının güçlü Türkiye’sinin mimarlarıdırlar. Yardan ve serden geçebilen şehitlerimize yoldaş ve şehadete âşık olan siz gazilerimizin yazdığı kahramanlık destanları da şanlı ordumuzun her zaman ilham kaynağı olmuştur" diye konuştu. "Bayrağımız göklerde dalgalanıyorsa şehitlerimiz ile gazilerimize borçluyuz" Bakan Güler, "Çok iyi biliyoruz ki bugün 86 milyon, vatanımızda özgürce yaşıyorsak, bayrağımız göklerde dalgalanıyorsa bunu da aziz şehitlerimiz ile siz kahraman gazilerimize borçluyuz. Sizlerle ne kadar gurur duysak azdır. Dolayısıyla şehitlerimizin ve sizlerin yazdığı kahramanlık destanları hiçbir zaman unutulmayacak, asil milletimizin vefa dolu gönlünde sonsuza dek yaşayacaktır. Şehitlerimizin, gazilerimizin ve siz kıymetli ailelerimizin fedakârlıklarının bedeli hiçbir şeyle ölçülemez. Kıymetli Şehit ve Gazi ailelerimiz; canlarınızdan bir parça olan kıymetlileriniz, ülkemiz için emsalsiz bir mücadele ile fedakârlıklarda bulunurken sizler de bu vatan için kelimelerle tarif edilemez büyük zorluklara göğüs gerdiniz. Yaşadığınız acılar karşısında metanetinizi asla kaybetmediniz, vakur duruşunuzdan asla ödün vermediniz ve milletimizin ferasetini dosta düşmana bir kez daha gösterdiniz" ifadelerini kullandı. Şehit ailelerinin haklarının ödenemeyeceğini ifade eden Bakan Güler, "Sizler, milletimizin baş tacı Türkiye Cumhuriyeti’nin manevi mimarlarının biricik emanetisiniz. Siz kıymetli ailelerimizin hakkını ne yaparsak yapalım asla ödeyemeyiz. Ancak sizlerin hayatını kolaylaştırmak, yaşam standartlarınızı yükseltmek için devletimiz, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın koordinatörlüğünde yoğun bir gayret sarf etmektedir. Şunu çok iyi biliyoruz ki acınızı paylaşmak, gözyaşlarınızı dindirmek, sizleri hiçbir zaman yalnız bırakmamak bizim en büyük sorumluluğumuzdur. Aynı şekilde şehit ve gazilerimizin uğruna mücadele ettiği değerleri koruyarak bu mirasa sahip çıkmak, hepimizin en önemli vazifesidir. Nitekim kahraman ordumuz, şehitlerimizin kanlarını yerde bırakmamak ve siz kıymetli ailelerinin gözyaşlarının hesabını sormak için bugüne kadar terör örgütlerine büyük darbeler vurmuş ve örgütün hareket kabiliyetini büyük ölçüde sınırlandırmıştır" şeklinde konuştu. "Süreçte atılacak adımlar şehitlerimizin aziz hatırasına kesinlikle leke düşürmeyecek" Terörsüz Türkiye sürecine değinen Bakan Güler, şunları kaydetti: "40 yılı aşkın süredir ülkemizin huzurunu ve güvenliğini tehdit eden terör belasından kurtulmak ve evlatlarımızın aydınlık geleceğini teminat altına almak için devletimiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini başlatmıştır. Bu tarihi süreç kardeşliğimizi pekiştirme, milletimizi güvenli ve müreffeh yarınlara ulaştırma kararlılığımızın da en açık göstergesidir. Altını çizmek isterim ki bu süreçte atılan ve atılacak tüm adımlar şehitlerimizin aziz hatırasına kesinlikle leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna ve emeklerine asla zarar vermeyecek niteliktedir. Bu yolda milletimizin birliğini, kardeşliğini ve güvenliğini zedeleyecek hiçbir adım atılmamış bundan sonra da atılmayacaktır. Süreç asırlara uzanan köklü tarihimizden ve ferasetli devlet geleneğimizden aldığımız güçle yönetilmektedir. Yegane amacımız artık evlatlarımızı yitirmediğimiz, kanın ve gözyaşının sona erdiği, ayrılık tohumlarının kökünden söküldüğü çocuklarımızın sadece barış ve kardeşlik ortamında büyüdüğü bir geleceği inşa etmektir. Hâlihazırda sahadaki gelişmeleri dikkatle izliyor, tüm tedbirlerimizi her zamanki hassasiyetimizle almaya devam ediyoruz." "Terörün ortadan kaldırılması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır" "Yakın coğrafyamızda meydana gelen çok boyutlu ve aktörlü gelişmeler, ülkemizin stratejik yaklaşımlarını doğrudan etkilemektedir" diyen Bakan Güler, "Nitekim tehdit yelpazesinin her geçen gün daha da belirginleştiği bu uluslararası ortamda, askeri caydırıcılığımızın artırılması kadar iç barışın ve toplumsal kardeşliğin tahkim edilmesi de bir o kadar hayatidir. İşte bu yüzden terörün tam anlamıyla ortadan kaldırılması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır. Şu husus unutulmamalıdır ki güvenliğini ve toplumsal bütünlüğünü aynı çizgide koruyabilen ülkeler, böylesine kaotik dönemlerde tehditleri kendinden uzakta tutarak vatandaşlarına umut verecek kudrete sahip olabilmektedirler" ifadelerini kullandı. Türkiye Yüzyılı hedeflerine emin ve kararlı adımlarla ilerlediklerini vurgulayan Bakan Güler, "Türkiye de yakın coğrafyasında krizlerin, çatışmaların ve savaşların yaşanmasına rağmen; Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik liderliğinde yürütülen etkin ve kararlı diplomasi ile şanlı ordumuzun gücü ve etkinliği sayesinde istikrar adası olma vasfını sürdürmekte, böylece milletine güven vermeyi başarabilmektedir. Bu anlayışla ülkemizin hak ve menfaatlerini her koşulda kararlılıkla korumak için üzerimize düşen tüm sorumlulukları yerine getirmeye, aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin mirasına sıkı sıkıya sahip çıkmaya devam ediyoruz. ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimize emin ve kararlı adımlarla ilerlediğimiz bu süreçte; terörsüz Türkiye hedefimizi gerçekleştirmek için çalışmalarımızı sürdürecek, yerli ve milli savunma sanayimizi daha da ileri seviyelere taşımak için gayretlerimize devam edecek, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gücünü sürekli tahkim edeceğiz" şeklinde konuştu. "Ülkemizi ve asil milletimizi en iyi şekilde temsil ettik" Türk Silahlı Kuvvetlerinin NATO’nun en büyük tatbikatı olan Steadfast Dart 2026 tatbikatına deniz, kara ve hava unsurları ile katıldığını hatırlatan Bakan Güler, şunları kaydetti: "Şu bir gerçek ki bugün, sadece sınırlarımız içinde değil, sınırlarımız dışında da barış ve istikrara katkı sağlayan bir ülke konumundayız. Nitekim en son Türk Silahlı Kuvvetleri olarak NATO’nun en büyük tatbikatı olan Steadfast Dart 2026 tatbikatına deniz, kara ve hava unsurlarımızla iştirak ederek Avrupa güvenlik mimarisine katkı sağlama kabiliyetlerimizi ortaya koyduk. Bu çerçevede Kahraman Mehmetçiğimizin gücünü disiplinini ve hazırlık seviyesini yerli ve milli silahlarımızın etkinliğini ve ileri teknolojisini de göstererek ülkemizi ve asil milletimizi en iyi şekilde temsil ettik. Özellikle belirtmeliyim ki kahraman ordumuzun yaklaşık 2 bin personelden oluşan bir kuvveti sınırlarımızdan 6 bin 450 kilometre ve 3 bin 480 deniz mili mesafeye hızlı bir şekilde ulaştırma kudreti muharebeye ne denli hazır olduğu göstermektedir. İçinde bulunduğumuz dönemde görev ve sorumluluklarımız birbirinden çeşitli ve büyük olsa da motivasyon ve inancımız da bir o kadar kuvvetlidir. Zira başta siz şehit ve gazi ailelerimiz olmak üzere asil milletimizin desteğini her an hissediyor aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin mirasından aldığımız güçle gece gündüz demeden artan bir azim ve şevkle çalışıyoruz. Çalışmaya da devam edeceğiz."
25 Şubat 2026 Çarşamba - 21:44
Bakan Güler, şehit aileleri ve gazilerle iftarda bir araya geldi
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, şehit aileleri ve gazilerle iftarda bir araya geldi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 21:38
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek önceliğimizdir"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek şu anki önceliğimizdir" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ATO Congresium’da gerçekleştirilen Geleneksel MÜSİAD Ankara İftarı’na katıldı. Burada konuşan Yılmaz, Ramazan ayının birliğe, beraberliğe ve kardeşliğe vesile olmasını temenni etti. Dünyanın farklı bir dönemden geçtiğini ve artık eski küresel ve liberal dünyanın olmadığını aktaran Yılmaz, "Uluslararası kuralların, kurumların zayıfladığı, ülkelerin korumacı eğilimlerinin güçlendiği, güç siyasetinin ön plana çıktığı, ‘güçlüysem istediğimi yapabilirim’ gibi bir anlayışın dünyada giderek hakim hale geldiği bir dönemden geçiyoruz. Bu çok iyi bir dönem değil. Bunu tasvip ettiğimiz için söylemiyorum ama bu gerçeği de görmemiz lazım. Böyle bir dönemden geçiyoruz. Eski düzen, eski kurallar giderek zayıflıyor ve yeni bir düzen de ortada yok. Dolayısıyla bu tür dönemler, en tehlikeli dönemlerdir. Bunun temelinde ne var diye baktığınız zaman dünyada ekonomide yeni bir güç dağılımı var. Çin başta olmak üzere Uzakdoğu’nun yükselişi, dünya ekonomik hiyerarşisinin dönüşümü siyasi gerilimleri de besliyor. Dünyanın bu yeni ekonomik gerçekliğiyle siyasal gerçekliği örtüşmüyor. Dolayısıyla bir çatışma ortamı içindeyiz. Ekonomideki bu güç dağılımı siyasette de jeopolitik gerilimleri besliyor. Bölgemizde de bunu yaşıyoruz, görüyoruz, dünyanın birçok farklı bölgesinde de bu gerilimlere şahit oluyoruz" ifadelerine yer verdi. Dünyada belirsizliklerin yükseldiği ve risklerin arttığı bir dönemde ülkelerin kendi iç cephelerini güçlendirmeleri gerektiğine dikkati çeken Yılmaz, öngörülebilirliğin azaldığı bir dünyada daha öngörülebilir politikaların izlenmesi, sağlıklı, sağlam ve ihtiyatlı politikalarla hareket etmenin önemli olduğunu vurguladı. Dünyanın içinde bulunduğu bu riskli dönemde Türkiye’nin realiteleri gördüğünü ve bu doğrultuda orta ve uzun vadeli hedefleri belirlediklerini dile getiren Yılmaz, bu hedeflere dönük çabayı kararlılıkla sürdürdüklerine vurgu yaptı. "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek şu anki önceliğimizdir" Ekonomi politikalarında son dönemlerde istikrarı daha fazla ön plana çıkardıklarını belirten Yılmaz, "Malum dünya bir pandemi yaşadı. Pandemi sonrasında hala etkilerin belli oranlarda devam ettiğini söyleyebiliriz. 2020-2024 dönemine baktığımızda dünya ekonomisi kümülatif olarak 100 iken ancak 115 olabilmiş. Aynı dönemde Türkiye ekonomisi 100 iken 130 olmuş. Dünyanın iki katı kadar bir büyüme kaydetmiş. Dolayısıyla reel ekonomi tarafında güçlü bir performans ortaya koyduğumuzu söyleyebilirim. Bu süreçte finansal açıdan istikrarsızlıklar yaşadık. Enflasyon oranımız yükseldi, dolayısıyla reel ekonomide elde ettiğimiz bu kazanımları olabildiğince koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek şu anki önceliğimizdir. Başta enflasyon oranını aşağı çekmek, makro finansal istikrarımızı güçlendirmek, öngörülebilirliğimizi artırmak şu andaki politikalarımızın temel önceliğini oluşturuyor. Bu konuda da belli bir mesafe almış durumdayız. 2024’ün Mayıs ayında enflasyon 75 buçuğa kadar yükseldi. O günden bu güne 45 puan civarında enflasyon oranında düşüş var" diye konuştu. Temel mallarda yüzde 17’lere kadar enflasyon oranının indiğini söyleyen Yılmaz, özellikle kira, eğitim gibi kalemlerde de giderek iyileşme gördüklerine dikkati çekti. "2026 yılı özel sektörde finansa erişim açısından daha olumlu bir yıl olacak" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2026 yılının özel sektörde finansa erişim açısından daha olumlu bir yıl olacağını dile getirerek, "Biz bir taraftan genel makro istikrarı sağlayarak bu olumluluğu desteklemeye çalışıyoruz. Türkiye, enflasyon ve faizlerde düşüş seyrine girmiş durumda ama bir taraftan da bu makro iyileşmeyi beklemeden selektif dediğimiz politikalarla da reel sektörümüzü destekliyoruz. Reel sektör içinde özellikle emek yoğun şirketlerimizin yaşadığı sıkıntıların farkındayız. Bu sektörlerimize dönük politikalar izliyoruz" dedi. "Ekonomimiz ilk defa 1,5 trilyon doları aşan bir büyüklüğe kavuşmuş olacak" Enflasyonla beraber büyümeyi de dengeli bir şekilde sürdürdüklerine vurgu yapan Yılmaz, "Ekonomimiz ilk defa 1,5 trilyon doları aşan bir büyüklüğe kavuşmuş olacak. Kişi başına gelirimiz 18 bin dolara yakın mertebelerde gelecek diye tahmin ediyoruz. Bu değerlerle Türkiye ekonomisi nominal dolar bazında dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi, satın alma gücüne göreyse 11’inci büyük ekonomisi olacak" açıklamasında bulundu. Para politikası ve maliye politikasını eşgüdüm içerisinde uyguladıklarını kaydeden Yılmaz, Orta Vadeli Programda bütüncül bir politika setini ortaya koyduklarını ve buna göre hareket ettiklerini belirtti. Ayrıca Yılmaz, para politikası ve maliye politikası dışında yapısal dönüşümler ve arz yönlü politikalarında çok kıymetli olduğunu sözlerine ekledi. "Hep birlikte ülkemizi Türkiye Yüzyılı dediğimiz hedeflere taşıyacağımıza gönülden inanıyoruz" Sağlıklı para ve maliye politikaları başta olmak üzere arz yönlü politikalar ve yapısal dönüşümlerle yola devam edeceklerine dikkati çeken Yılmaz, "Doğru bir program izliyorsanız elinizde olmayan, kontrol edemediğiniz faktörler sizi bir miktar geciktirebilir veya olumlu bir sürprize hızlandırıcı etki yapabilir ama asıl etkili olan sizin kendi programınızdır, ortaya koyduğunuz hedeftir. Onu kararlı bir şekilde uygularsanız bir ay önce veya üç ay sonra hedeflerinize ulaşırsınız. Biz de bu anlayış içinde sabırla, kararlılıkla programımızı hayata geçiriyoruz. Burada da kamu, özel sektör, sivil toplum hep birlikte dünyanın bu zorlu döneminde ülkemizi Türkiye Yüzyılı dediğimiz hedeflere hep birlikte taşıyacağımıza da gönülden inanıyoruz" dedi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 21:32
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Biz toplumun her kesiminin hak ve özgürlüklerini genişletmeye odaklanıyoruz"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Biz toplumun her kesiminin hak ve özgürlüklerini genişletmeye odaklanıyoruz. İnşallah bundan sonra da aynı hassasiyetle hareket edeceğiz" dedi.
28 Ocak 2026 Çarşamba - 12:18
ASO Başkanı Ardıç: "Yeşil pasaportun verilmesi esas alınmalıdır"
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, sanayicilerin küresel pazarlarda daha etkin olabilmesi için yeşil pasaport düzenlemesinin hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek, "Yeşil pasaportun verilmesi esas alınmalıdır" dedi. ASO Oda Meclisi ile Ankara 2’nci ve 3’üncü Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) Müteşebbis Heyetleri, ASO Meclis Salonu’nda düzenlenen müşterek toplantıda bir araya geldi. ASO Başkanı Seyit Ardıç, ocak ayı meclis toplantısında güncel ekonomik gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Meslekte 15’inci yılını dolduran mühendis ve mimarlara yeşil pasaport verilmesini öngören kanun teklifini hatırlatan Ardıç, benzer bir düzenlemenin sanayiciler için de hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Sanayicilerin üretim, yatırım ve ihracat için sürekli yurt dışı ile temas halinde olduğunu belirten Ardıç, vize süreçlerinde yaşanan gecikmelerin rekabet gücünü zayıflattığını da vurgulayarak, "Zaman kaybı fırsat kaybına, o da pazar kaybına dönüşüyor. Küresel rekabetin bu kadar sert olduğu bir dönemde sanayicinin zaman kaybetme lüksü yok" açıklamasında bulundu. "Yeşil pasaportun verilmesi esas alınmalıdır" Bugünün KOBİ’sine yarının büyük ihracatçısı gözüyle bakılması gerektiğini vurgulayan Ardıç, "Mevcut uygulamada olan ihracat performansının yanı sıra, istihdam düzeyi, sanayi sicil kaydı ve kapasite raporu gibi somut göstergeler de yeşil pasaport verilmesinde esas alınmalıdır" diye konuştu. Yeşil pasaport verilmesinde yalnızca ihracat performansının değil, istihdam düzeyi, sanayi sicil kaydı ve kapasite raporu gibi kriterlerin de dikkate alınması gerektiğini dile getiren Ardıç, düzenlemenin tüm siyasi partilerin ortak iradesiyle desteklenmesini beklediklerini kaydetti. "Eski kurallar yok, sadece kuralsızlık var" Dünya ekonomisine değinen Ardıç, "Eski kurallar yok, yeni kurallar da yok. Yani artık sadece kuralsızlık var. İçinde bulunduğumuz dönemi yalnızca konjonktürel dalgalanmalarla değil, daha derin bir sistem değişimiyle okumak gerekiyor" şeklinde konuştu. Enerji fiyatlarındaki oynaklık, finansman maliyetleri ve dış ticarette değişen dengelerin sanayiciyi doğrudan etkilediğini belirten Ardıç, özellikle üretim ve ihracat yapan KOBİ’ler için sabit faizli, uzun vadeli kredi mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini vurguladı. Kredi Garanti Fonu limitlerinin imalat sanayine yönelik artırılması ve Eximbank ile Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’nın orta-uzun vadeli sanayi finansmanı için özel paketler hazırlaması gerektiğini ifade eden Ardıç, bu önerileri ilgili bakanlıklara ileteceklerini söyledi. "Üretimi kaybederek sağlanan bir istikrar kalıcı olmayacaktır" Faiz indiriminin olumlu bir adım olduğunu ancak bunun reel sektöre yeterince yansımadığını dile getiren Ardıç, firmaların krediye erişimde hala ciddi sıkıntılar yaşadığını belirtti. Özellikle emek yoğun sektörlerin artan maliyet baskısı altında olduğunu kaydeden Ardıç, "Enflasyonla mücadele elbette fedakarlık gerektiriyor ancak üretimi kaybederek sağlanan bir istikrar kalıcı olmayacaktır" değerlendirmesini yaptı. "Ar-Ge platformları teşvik edilmeli" Türkiye’de işletmelerin büyük çoğunluğunun mikro ve küçük ölçekli olduğuna dikkati çeken Ardıç, bunun verimlilik, Ar-Ge ve küresel rekabet gücünü sınırladığını ifade etti. Bu kapsamda şirket birleşmeleri, kümelenme modelleri ve ortak Ar-Ge platformlarının teşvik edilmesi gerektiğini belirten Ardıç, sanayide ölçek büyümeden yeşil ve dijital dönüşümün de istenilen hızda gerçekleşemeyeceğini söyledi. "Ankara üretimin zekasını temsil ediyor" ASO tarafından açıklanan İllerin Teknolojik Gelişmişlik Endeksi (ASO-İLTEK) 2025 sonuçlarına değinen Ardıç, Ankara’nın araştırma ve yenilikçilik kapasitesinde ilk sırada yer aldığını hatırlattı. Ankara’nın savunma, havacılık, elektronik ve yazılım alanlarındaki birikimiyle Türkiye’nin teknoloji üretim merkezi konumunda olduğunu belirten Ardıç, "Ankara sadece üretimin miktarını değil, üretimin zekasını temsil ediyor" ifadelerini kullandı. Ardıç, 2026 yılında dijitalleşme ve yeşil dönüşüm odaklı, katma değeri yüksek ve rekabetçi bir sanayi yapısının güçlendirilmesi için tüm paydaşlarla ortak akıl içinde çalışmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.
28 Ocak 2026 Çarşamba - 11:53
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Önümüzdeki on yıl dinamik ve genç nüfus yapımızın korunması yönünde kalıcı adımların atılacağı kritik bir dönem olacaktır"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Önümüzdeki on yıl, toplumun temeli olan aile kurumunun daha da güçlendirilmesi, dinamik ve genç nüfus yapımızın korunması yönünde kalıcı adımların atılacağı kritik bir dönem olacaktır" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Nüfus Politikaları Kurulu Toplantısı’nın açılışında konuştu. Yılmaz, toplantıda aile ve nüfus yapısına ilişkin güncel verilerden demografik dönüşüm başlıklarına uzanan geniş bir çerçevede değerlendirmeler yapılarak, eylem planına yön verecek ortak bir zemin oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Kurul üyesi bakanlıkların ve ilgili tüm kurumların iş birliği ve yoğun gayretleriyle nüfus yapısının korunmasına yönelik somut birçok adım atıldığını hatırlatan Yılmaz, "Gençlerimizin aile kurmalarını kolaylaştırmak amacıyla hayata geçirilen projemiz ülke geneline yaygınlaştırıldı ve destek tutarları artırıldı. 2026 yılı Ocak ayı itibarıyla 18-25 yaş aralığındaki gençlerimiz için 250 bin lira, 26-29 yaş aralığında olan gençlerimiz için 200 bin lira olacak şekilde desteklerimizin miktarı artırıldı. Kısa bir süre önce başlattığımız 500 bin konutluk ’Yüzyılın Konut Projesi’ kapsamında gençlerimiz ile üç ve daha fazla çocuk sahibi ailelere konut sahibi olabilmeleri için özel imkan tanıdık. Proje kapsamında 18-30 yaş arası gençlerimize yüzde 20, üç ve daha fazla çocuk sahibi ailelere yüzde 10 kontenjan ayrılmış durumda. 2025 yılında yaptığımız düzenleme ile tek seferlik doğum yardımı ödeme tutarını 5 bin liraya yükselttik. İlk çocuk için 5 bin lira, ikinci çocuk için her ay bin 500 lira ve üçüncü ve sonraki çocukları için aylık 5 bin lira gibi bir tutar belirledik. İkinci ve üçüncü çocuk için olan yardımlar, çocuklarımız eğitim çağına gelinceye kadar devam ettiriliyor" ifadelerini kullandı. Annelerin ve babaların iş ve aile yaşam dengesini sağlayarak çocuk bakımlarını kolaylaştıracak adımları atmaya devam ettiklerini ve Devlet Memurlarının Yarı Zamanlı Çalışma Hakkının Kullanımına İlişkin Yönetmeliğin geçen yıl yayımlandığını hatırlatan Yılmaz, kadınların iş ve aile hayatını birlikte sürdürmesine imkan veren yeni çalışma modellerinin gündemdeki yerini koruduğunu kaydetti. Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinden kamu kurum ve kuruluşlarına gönderilen resmi yazıyla kreş ve gündüz çocuk bakımevlerinin kapasitelerinin artırılması ve yenilerinin faaliyete geçirilmesine yönelik çalışmaların önceliklendirildiğini ifade ederek, "Çocuklarımız için güvenli ve nitelikli bakım ortamlarının yaygınlaştırılmasını en öncelikli hedeflerden görüyoruz" dedi. "Önümüzdeki on yıl, dinamik ve genç nüfus yapımızın korunması yönünde kalıcı adımların atılacağı kritik bir dönem olacaktır" Kurulun kurulmasının ardından geçen bir yıllık sürecin nüfus meselesinin tüm kurumlar ve sektörler tarafından birincil öncelik ve ortak sorumluluk olarak ele alınmasının önemini açıkça ortaya koyduğuna dikkati çeken Yılmaz, "Demografik değişimlerin tüm ülkeleri derinden etkilediği, küresel ölçekli bir sorun haline geldiği bir dönemden geçiyoruz. Ülkemizin güçlü aile ve güçlü nüfus odağında benimsediği kararlı yaklaşımın önemini daha net bir şekilde görebiliyoruz. Keza, aile ve demografik yapıda yaşanan değişimler sosyal güvenlik sisteminden bakım hizmetlerine kadar pek çok alana doğrudan tesir etmektedir. Diğer taraftan günümüzde karşı karşıya olduğumuz dijital ve küresel risklere karşı çocukları, gençleri, aile kurumunu ve nüfus yapısını ancak bütüncül bir yaklaşımla ve çok boyutlu bir politika setiyle koruyabiliriz. Bu açıdan bakıldığında nüfus politikalarımızda uzun dönemli ve kapsamlı stratejiler ile hareket edilmesinin son derece önemli olduğunun altını çizmek isterim. Cumhurbaşkanımız tarafından 2026-2035 dönemini kapsayan yılların ‘Aile ve Nüfus On Yılı’ olarak ilan edilmesi de bu yaklaşımın açık bir ifadesidir. Böylece önümüzdeki on yıl, toplumun temeli olan aile kurumunun daha da güçlendirilmesi, dinamik ve genç nüfus yapımızın korunması yönünde kalıcı adımların atılacağı kritik bir dönem olacaktır" değerlendirmesinde bulundu. "Projeksiyonlar yakın bir gelecekte nüfusumuzun önemli bir kısmının 65 yaş ve üzeri kişilerden oluşacağına işaret ediyor" Türkiye’nin 86 milyonu aşan nüfusla Avrupa’da birinci sırada yer almasına rağmen demografik bir yol ayrımında olduğuna vurgu yapan Yılmaz, "2017’de 2,08 olan doğurganlık hızımız, 2024 itibarıyla dünya ortalaması olan 2,25’in çok altında, 1,48 düzeyindedir. Bu düşüş hızıyla dünyada son 10 yılda doğurganlık hızı en fazla azalan 5’inci ülke konumundayız. Gelinen bu nokta; Cumhurbaşkanımızın 20 yıl önce yaptığı ’en az 3 çocuk’ çağrısının ne denli hayati bir erken uyarı ve stratejik bir öngörü olduğunu bugün çok daha net göstermektedir. Diğer taraftan 2024 yılı itibarıyla ülkemizin yaşlı nüfus oranı 10,6 ile tarihsel olarak en yüksek seviyeye ulaşırken, bazı illerimizde bu oran yüzde 20’nin üzerine çıkmaktadır. Toplam doğurganlık hızının 3 çocuk ve üzerinde olduğu il sayısı 2017 yılında 10 iken, 2024 yılında bu düzeyi yakalayan tek ilimiz Şanlıurfa olmuştur. 2017 yılında toplam doğurganlık hızı 57 ilde nüfusun kendini yenileme oranı olan 2,1’in altında iken, 2024 yılında bu sayı 71’e yükselmiştir. Özellikle kırsal bölgelerde genç nüfus kaybının da etkisiyle yaşlılık oranları ülke ortalamasına göre çok daha yüksektir. Mevcut senaryo devam ettiği takdirde projeksiyonlar yakın bir gelecekte nüfusumuzun önemli bir kısmının 65 yaş ve üzeri kişilerden oluşacağına işaret ediyor" açıklamasında bulundu. Nüfus politikalarını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ifadeleriyle ‘varoluşsal bir mesele’ olarak görmeye devam ettiklerini kaydeden Yılmaz, aileyi merkeze alan bütüncül bir yaklaşımla ve tüm kurumların müşterek çabasıyla bu süreci tam bir seferberlik ruhu içerisinde yürütmeye kararlı olduklarının altını çizdi.
28 Ocak 2026 Çarşamba - 11:44
Kırmızı bültenle aranan 13 kişi ve ulusal seviyede aranan 1 kişi Türkiye’ye getirildi
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, kırmızı bültenle aranan 13 kişi ve ulusal seviyede aranan yurt dışındaki 1 kişinin yakalanarak Türkiye’ye getirildiğini açıkladı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Gürcistan (9), Almanya (2), Ermenistan, Hırvatistan, Karadağ’dan ülkemize getirdik. Kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan C.A., S.A., O.R.Y., K.İ., A.A., K.K., M.A., E.K., S.Y., M.A.Y., A.M., D.G., H.S.Ç. ile ulusal seviyede aranan C.B. isimli şahıslar yakalandı ve ülkemize iadeleri sağlandı" açıklamasında bulundu. Yerlikaya, operasyonun Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) Interpol-Europol Daire Başkanlığı, Adalet Bakanlığı görevlileri, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM), İstihbarat ve Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlıkları, Siber ve Asayiş Daire Başkanlıkları, İstanbul, Ardahan ve Artvin İl Emniyet Müdürlükleri’nin koordinesinde gerçekleştirildiğini belirterek, yakalanan zanlılara ilişkin şu bilgileri verdi: "‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, hırsızlık, mala zarar verme, iş yeri dokunulmazlığını ihlal etme, basit yaralama, nitelikli olarak konut dokunulmazlığını ihlal etme, yağma, hükümlü veya tutuklunun kaçması’ suçlarından kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan ‘Çirkinler Organize Suç Örgütü’ yöneticisi’ C.A. isimli şahıs Hırvatistan’da, ‘ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma, bulundurma’ suçundan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan S.A. isimli şahıs Gürcistan’da, ‘yağma’ suçundan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan O.R.Y. isimli şahıs Gürcistan’da, ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan K.İ. isimli şahıs Gürcistan’da, ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten yaralama’ suçlarından kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan A.A. isimli şahıs Gürcistan’da, ‘kasten öldürme, yağma’ suçlarından kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan K.K. isimli şahıs Gürcistan’da, ‘suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, yağma (6 kez), kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan M.A. isimli şahıs Gürcistan’da, ‘hırsızlık, resmi belgede sahtecilik’ suçlarından kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan E.K. isimli şahıs Gürcistan’da, ‘uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama, silahla tehdit (2 kez), mala zarar verme’ suçlarından kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan S.Y. isimli şahıs Gürcistan’da, ‘hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal etme’ ve muhtelif suçlardan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan M.A.Y. isimli şahıs Almanya’da, ‘kasten öldürme’ suçundan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan A.M. isimli şahıs Almanya’da, ‘nitelikli kasten öldürme, nitelikli yağma, resmi belgede sahtecilik’ suçlarından kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan D.G. isimli şahıs Ermenistan’da, ‘dolandırıcılık’ suçundan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan H.S.Ç. isimli şahıs Karadağ’da, ‘hükümlü veya tutuklunun kaçması, yağma’ suçlarından ulusal seviyede aranan C.B. isimli şahıs Gürcistan’da yakalandı ve ülkemize iadeleri sağlandı. Hangi bültenle aranırsa aransın organize suç örgütü üyelerini, zehir tacirlerini bir bir yakalayıp ülkemize geri getireceğiz."
28 Ocak 2026 Çarşamba - 11:39
Keçiören Belediyesi’nden ücretsiz tiyatro hizmeti
Keçiören Belediyesi’nin yarıyıl tatiline özel hazırladığı etkinlikler kapsamında "İbiş ile Memiş" adlı tiyatro oyunu, ücretsiz bir şekilde gösterime sunuldu. Keçiören Belediyesi, yarıyıl tatiline özel olarak hazırladığı etkinliklere bir yenisini daha ekledi. Bu kapsamda İbiş ile Memiş isimli tiyatro oyunu, Keçiören Belediyesi Şehir Tiyatroları tarafından Necip Fazıl Kısakürek Tiyatro Salonu’nda sahnelendi. Yazar ve yönetmenliğini Tugay Tekeci’nin üstlendiği, Atölye Gençleri tarafından sahnelenen İbiş ile Memiş oyunu sahne tasarımı, karakterleri ve anlatımıyla çocuklardan ilgi gördü. Ormanda yaşayan iki sevimli arkadaşın paylaşmayı öğrenme hikayesini konu alan oyun, paylaşmanın dostluğu güçlendirdiğini ve mutluluğu çoğalttığını anlattı. Tiyatrolar ücretsiz olarak hizmet verecek Keçiören Belediyesi, yarıyıl tatili için bir program hazırlayarak aralarında İbiş ile Memiş, Keloğlan Sihirli Asa, Masal Dünyası, Kırmızı Başlıklı Kız, İllüzyon, Bubble ve Kukla Gösterisi gibi birçok tiyatro oyununu ücretsiz olarak çocuklarla buluşturuyor. Yarıyıl tatili boyunca devam eden tiyatro gösterimleri, Keçiören Belediyesi’nin web sitesi ve sosyal medya hesaplarından düzenli olarak duyurulacağı belirtildi.
28 Ocak 2026 Çarşamba - 11:36
Kırmızı bültenle aranan 13 kişi ve ulusal seviyede aranan 1 kişi yakalandı
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, kırmızı bültenle aranan 13 suçlu ve ulusal seviyede aranan yurtdışındaki 1 suçlunun Türkiye’ye getirildiğini açıkladı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, kırmızı bültenle aranan 13 suçlu ve ulusal seviyede aranan yurtdışındaki 1 suçlunun Türkiye’ye getirildiğini duyurdu. Yerlikaya operasyona ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Gürcistan(9), Almanya(2), Ermenistan, Hırvatistan, Karadağ’dan ülkemize getirdik. Kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan C.A., S.A., O.R.Y., K.İ., A.A., K.K., M.A., E.K., S.Y., M.A.Y., A.M., D.G., H.S.Ç., ile ulusal seviyede aranan C.B. isimli şahıslar yakalandı ve ülkemize iadeleri sağlandı" açıklamasında bulundu. Yerlikaya, operasyonun Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) Interpol-Europol Daire Başkanlığı, Adalet Bakanlığı görevlileri, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM), İstihbarat ve Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlıkları, Siber ve Asayiş Daire Başkanlıkları, İstanbul, Ardahan ve Artvin İl Emniyet Müdürlükleri’nin koordinesinde gerçekleştirildiğini belirterek yakalanan suçlulara ilişkin şunları kaydetti: " ‘Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma, Hırsızlık, Mala Zarar Verme, İş Yeri Dokunulmazlığını İhlal Etme, Basit Yaralama, Nitelikli Olarak Konut Dokunulmazlığını İhlal Etme, Yağma, Hükümlü veya Tutuklunun Kaçması’ suçlarından Kırmızı Bültenle uluslararası seviyede aranan ‘Çirkinler Organize Suç Örgütü Yöneticisi’ C.A isimli şahıs Hırvatistan’da, ‘Ruhsatsız Ateşli Silahlarla Mermileri Satın Alma, Taşıma, Bulundurma’ suçundan Kırmızı Bültenle uluslararası seviyede aranan S.A. isimli şahıs Gürcistan’da, ‘Yağma’ suçundan Kırmızı Bültenle uluslararası seviyede aranan O.R.Y. isimli şahıs Gürcistan’da, ‘Kasten Öldürmeye Teşebbüs’ suçundan Kırmızı Bültenle uluslararası seviyede aranan K.İ. isimli şahıs Gürcistan’da, ‘Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma, Kasten Yaralama’ suçlarından Kırmızı Bültenle uluslararası seviyede aranan A.A. isimli şahıs Gürcistan’da, ‘Kasten Öldürme, Yağma’ suçlarından Kırmızı Bültenle uluslararası seviyede aranan K.K. isimli şahıs Gürcistan’da, ‘Suç İşlemek Amacıyla Kurulan Örgüte Üye Olma, Yağma (6 kez), Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma’ suçlarından Kırmızı Bültenle uluslararası seviyede aranan M.A. isimli şahıs Gürcistan’da, ‘Hırsızlık, Resmi Belgede Sahtecilik’ suçlarından Kırmızı Bültenle uluslararası seviyede aranan E.K. isimli şahıs Gürcistan’da, ‘Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma veya Sağlama, Silahla Tehdit(2 kez), Mala Zarar Verme’ suçlarından Kırmızı Bültenle uluslararası seviyede aranan S.Y. isimli şahıs Gürcistan’da, ‘Hırsızlık, Konut Dokunulmazlığını İhlal Etme’ ve muhtelif suçlardan Kırmızı Bültenle uluslararası seviyede aranan M.A.Y. isimli şahıs Almanya’da, ‘Kasten Öldürme’ suçundan Kırmızı Bültenle uluslararası seviyede aranan A.M. isimli şahıs Almanya’da, ‘Nitelikli Kasten Öldürme, Nitelikli Yağma, Resmi Belgede Sahtecilik’ suçlarından Kırmızı Bültenle uluslararası seviyede aranan D.G. isimli şahıs Ermenistan’da, ‘Dolandırıcılık’ suçundan Kırmızı Bültenle uluslararası seviyede aranan H.S.Ç. isimli şahıs Karadağ’da, ‘Hükümlü veya Tutuklunun Kaçması, Yağma’ suçlarından ulusal seviyede aranan C.B. isimli şahıs Gürcistan’da yakalandı ve ülkemize iadeleri sağlandı." Yerlikaya, "Hangi bültenle aranırsa aransın organize suç örgütü üyelerini, zehir tacirlerini bir bir yakalayıp ülkemize geri getireceğiz" dedi.
28 Ocak 2026 Çarşamba - 11:30
Meteoroloji’de 2025’in "en"leri: En sıcak Şırnak, en soğuk Hakkari oldu
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 2025 yılında Türkiye’de gerçekleşen meteorolojik rekorları açıkladı. En sıcak gün 25 Temmuz’da Şırnak’ın Silopi ilçesinde 50,5 derece olarak ölçülürken, en soğuk gün ise Hakkâri’nin Yüksekova ilçesinde Selahaddin Eyyübi Havalimanı’nda eksi 35,1 derece ile 25 Şubat’ta yaşandı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Türkiye genelinde bulunan toplam 2 bin 59 gözlem istasyonundan aldığı verilerle 2025 yılında gerçekleşen rekor hava değerlerini açıkladı. 2025 yılının en sıcak günü Şırnak’ın Silopi ilçesinde yaşandı. 25 Temmuz’da Silopi’de hava sıcaklığı 50,5 derece olarak ölçüldü. Yılın en soğuk günü ise 25 Şubat’ta Hakkâri’nin Yüksekova ilçesinde yaşandı. Selahaddin Eyyübi Havalimanı’ndaki istasyonda hava sıcaklığı eksi 35,1 derece olarak ölçüldü. En çok yağış Gökçeada’ya düştü Geçen yıl kaydedilen en yüksek günlük yağış miktarı, Çanakkale’nin Gökçeada Havalimanı’nda ölçüldü. 23 Ekim’de metrekareye 167 kilogram yağış düştü. 2025 yılının en yüksek kar kalınlığı, Rize’nin İkizdere ilçesinde bulunan Ovit Yaylası’nda ölçüldü. 21 Mart’ta en yüksek kar kalınlığı 280 santimetre olarak kaydedildi. En yüksek rüzgar hızı Bayburt’a bağlı Kop Kayak Merkezi’nde ölçüldü. 13 Şubat’ta en yüksek rüzgar hızı saatte 176,4 kilometre olarak kayıtlara geçti. 2025 yılında en yüksek deniz suyu sıcaklığı 24 Temmuz’da Antalya’nın Alanya ilçesine bağlı Yeni Liman Ana Mendirek Feneri’nde 32.2 derece olarak kaydedildi. En düşük deniz suyu sıcaklığı ise 2 Şubat’ta Artvin’in Arhavi ilçesindeki Balıkçı Barınağı Tali Mendirek Feneri’nde 6,1 derece olarak ölçüldü.
28 Ocak 2026 Çarşamba - 11:15
Kollektif Zeka 2026 Vizyon Buluşması: Yapay zekada global standartlar masaya yatırıldı
Kollektif Zeka Topluluğu, 2026 yılının ilk etkinliğinde yapay zeka ekosisteminin paydaşlarını ‘Global Standartlar’ odağında bir araya getirdi. ‘Mayası insan, gücü yapay zeka’ mottosuyla yola çıkan Kollektif Zeka Topluluğu, bu yılın ilk etkinliğinde yapay zeka ekosisteminin paydaşlarını ‘Global Standartlar’ odağında bir araya getirdi. Bilkent TEKMER ev sahipliğinde 24 Ocak Cumartesi günü gerçekleşen ‘Vizyon Buluşması’nda kamu temsilcileri, yazılım evi sahipleri ve girişimciler, yapay zeka projelerinin sadece teknik başarısını değil, ticari ve hukuki sürdürülebilirliğini konuştu. Yapay zekada ‘güven rozeti’ Etkinlikte söz alan QCS Technic’ten Hüseyin Gürsoy, yapay zeka yönetim sistemleri ve standartların önemine değindi. Gürsoy, özellikle ISO/IEC 42001 standardının girişimciler için bürokratik bir kağıt parçasından öte uluslararası ticarette bir ‘güven rozeti’ işlevi gördüğünü vurguladı. Toplantıda yakın zamanda global bir havayolu firmasının web sitesindeki chatbotun müşteriye verdiği hatalı bilgiden yasal olarak sorumlu tutulduğu ve tazminata mahkum edildiği örnek vaka hatırlatıldı. Yapay zeka projelerinin yanlılık, halüsinasyon, veri gizliliği ve benzeri bu tip risklerini asgariye indirmeyi hedefleyen standartların muhtemel kriz anlarında şirketler için hukuki bir koruma kalkanı oluşturduğu belirtildi. Uzmanlar, ‘basiretli tacir’ gibi davranarak gerekli tüm önlemleri aldığını belgeleyen girişimlerin yatırımcı gözünde ‘daha az riskli’ bulunduğunu ve global pazarlarda şirket satışı (EXIT) potansiyelinin arttığını ifade etti. Süper bilgisayarlara erişimde ‘ciddiyet’ referansı Buluşmada büyük dil modelleri (LLM) geliştiren girişimcilerin en büyük darboğazı olan ‘yüksek performanslı bilgi işlem’ kaynaklarına erişim konusu da masaya yatırıldı. TÜBİTAK ULAKBİM bünyesindeki TRUBA gibi süper bilgisayar altyapılarına ve Avrupa Dijital İnovasyon Merkezleri (EDIH) ağlarına dahil olma süreçlerinde uluslararası standartlara uyumun kritik bir referans olduğu aktarıldı. Bu standartları sağlayan girişimlerin ‘işini ciddiye alan ve global potansiyeli olan oyuncu’ olarak algılandığı, böylece milyonlarca veriyi işlemek için gereken devasa donanım ve enerji maliyetlerine katlanmadan devlet destekli test ortamlarına erişim onaylarının kolaylaştığı kaydedildi. ‘Yazışarak’ uygulama geliştirme dönemi Bilgi paylaşımının yanı sıra üretimi teşvik etmeyi hedefleyen etkinlikte, girişimcilik yolculuğuna yeni başlayacak 4 katılımcıya global bir yapay zeka aracı iş birliğiyle hazırlanan özel bir eğitim programı hediye edildi. Programın bilinen ‘sürükle-bırak’ (no-code) yöntemlerinden farklı olarak ‘Prompt (İstem) Mühendisliği’ temelli olduğu belirtildi. Katılımcıların teknik kodlama bilgisine ihtiyaç duymadan sadece doğal dilde (Türkçe) isteklerini yapay zekaya anlatarak, ‘yapay zeka ile yazışarak’ kendi mobil ve web uygulamalarını geliştirebilecekleri, sürecin sonunda ise çalışan bir ürüne sahip olacakları açıklandı. "Amacımız sadece teknolojiyi konuşmak değil, ’insan odaklı’ katma değere dönüştürmek" Etkinlikte konuşan Kollektif Zeka Kurucusu Mustafa Alkan, topluluğun vizyonunu şu sözlerle özetledi: "Bir sosyal medya gönderisiyle başlayan yolculuğumuz, bugün TRT Radyo 1’de Anadolu’nun en uzak köşesindeki gence ulaştığımız, kamu ve özel sektör arasında köprü kurduğumuz bir yapıya dönüştü. Bireysel başarıdan önce farklı yetkinlikleri bir araya getirip bu sinerjiyi yapay zeka modellerinin gücüyle birleştiriyoruz. Amacımız sadece teknolojiyi konuşmak değil, onu ’insan odaklı’ bir şekilde üreterek katma değere dönüştürmek." Etkinlik, farklı disiplinlerden katılımcıların deneyimlerini paylaştığı ve bilgi alışverişi yapılan oturumla sona erdi.
28 Ocak 2026 Çarşamba - 10:42
Uzman eğitimci Yolcu: "Şu anda konuşulan öğrenci affı aslında genel bir öğrenci affı değil"
Çankaya Üniversitesi İletişim Koordinatörü ve Yazar İsmail Yolcu, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından gündeme alınan öğrenci affıyla ilgili, "2018 yılından bu yana şu anda konuşulan öğrenci affı aslında genel bir öğrenci affı değil. Yapılması planlanan, hazırlık aşamasında olan bir öğrenci affı" dedi. YÖK tarafından son dönemde yeniden gündeme alınan öğrenci affı düzenlemesi, üniversiteyle ilişiği kesilen öğrenciler açısından önemli bir beklenti oluşturdu. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan uzman eğitimci İsmail Yolcu, öğrenci affının eğitimde fırsat eşitliği açısından dikkatle ele alınması gereken bir başlık olduğunu belirtti. Öğrenci affı uygulamasının çeşitli nedenlerle yükseköğretim hayatı yarım kalan bireylerin yeniden sisteme dahil edilmesini amaçladığına dikkat çeken Yolcu, bu düzenlemenin sosyal ve akademik boyutlarıyla ele alınması gerektiğini ifade etti. Özellikle ekonomik zorluklar, ailevi sorunlar ve psikolojik nedenlerle üniversiteden ayrılmak zorunda kalan öğrencilerin sayısının azımsanmayacak düzeyde olduğunu vurgulayan Yolcu, öğrenci affını yalnızca bireysel bir hak düzenlemesi olarak değil, aynı zamanda toplumsal bir kazanım olarak gördüğünü vurguladı. Eğitimini tamamlayamayan bireylerin yeniden yükseköğretim sistemine kazandırılmasının istihdamdan sosyal uyuma kadar birçok alanda olumlu etkiler oluşturabileceğini belirten Yolcu, düzenlemenin hayata geçirilmesi durumunda kapsam, başvuru şartları ve uygulanma takviminin önümüzdeki süreçte netlik kazanması beklediğini ifade etti. "Bu genel bir öğrenci affı değil" YÖK tarafından gündeme alınan öğrenci affının genel bir af olmadığını, sadece belirli bir kesimi ilgilendirdiğini belirten Yolcu, "Öğrenci affı, son günlerde çokça konuşuldu. Bunun birkaç sebebi var. En son öğrenci affı 2018 yılında çıkmıştı. 2018 yılından bu yana şu anda konuşulan öğrenci affı aslında genel bir öğrenci affı değil. Yapılması planlanan, hazırlık aşamasında olan bir öğrenci affı. Dünyayla birlikte çok büyük iki olay yaşadık. İlk yaşadığımız pandemiydi, ikincisi de Türkiye’de yaşadığımız acı bir depremdi. Öğrenciler, özellikle pandemi döneminde babasının iş yeri iflas etmiş, kapanmış, ekonomik sebeplerden dolayı eğitimine ara vermiş olabilir. Ya da yaşadığımız 6 Şubat 2023 yılındaki depremde ailesini kaybetmiş olabilir. Ya da bir öğrenci düşünün, kendisi engelli duruma düşmüş olabilir, uzun bir hastane süreci yaşayabilir. YÖK diyor ki madem bir mağduriyet yaşıyorsunuz, bize belgeli bir şekilde bunu ispat edin. Sağlık raporu veya haciz belgesi olabilir. Ya da depremde yıkılan bir ev olabilir. Enkazın altında kalınmıştır, hastanede yatılmıştır veya evde bir hasta var ama bakıma muhtaçtır. İşte bu gibi sebeplerden dolayı üniversiteyle ilişiği kesilen öğrencilere YÖK ‘Bize belgelemeniz koşuluyla size af getiriyoruz’ diyor" diye konuştu. "Buradaki birinci ana çatı deprem" Öğrenci affının ana nedenlerinden birisinin 6 Şubat 2023’te yaşanan deprem olduğunun altını çizen Yolcu, bu uygulamanın yerinde bir karar olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradaki birinci ana çatı deprem, ikincisi pandemi, üçüncüsü de hayatın olağan akışında gelebilecek hastalıklar, ameliyatlar gibi sebepler. Peki bu öğrenci affı kimleri kapsayacak? Deprem döneminde, eğer depremi yaşayan bir öğrenci varsa belgelendirme şartıyla olabilir. Pandemi döneminde Türkiye’de yaşanan zorluklar dünyayla birlikte ortadaydı. İflaslar, hacizler olabilir."
28 Ocak 2026 Çarşamba - 10:35
Bakan Uraloğlu: "Dünyanın çevresinin 4’te 3’ü kadar bölünmüş yol yaparak, 30 bin kilometrelik dev eşiği geride bıraktık"
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Dünyanın çevresinin 4’te 3’ü kadar bölünmüş yol yaparak, 30 bin kilometrelik dev eşiği geride bıraktık. 2002 yılında 6 bin 101 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğumuzu yüzde 393 artışla 30 bin 49 kilometreye ulaştırdık" dedi. "30 Bininci Kilometre Bölünmüş Yol" lansmanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katılımlarıyla 30 Ocak Cuma günü İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Bakan Uraloğlu, konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada dünyanın çevresinin 4’te 3’ü kadar bölünmüş yol yaptıklarını ve 30 bin kilometrelik dev eşiği geride bıraktıklarını belirtti. Bakan Uraloğlu, 2002 yılında 6 bin 101 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu yüzde 393 artışla 30 bin 49 kilometreye ulaştırdıklarını da ifade etti. "6,3 milyon ton karbon emisyonunu bertaraf ettik" Bölünmüş yol projelerinin hem zamandan hem yakıttan büyük tasarruf sağladığını vurgulayan Bakan Uraloğlu, "Bölünmüş yol ağımız ve otoyollarımız sayesinde zamandan 768 milyon saat, akaryakıttan 2 milyar 520 milyon litre tasarruf sağladık. Aynı zamanda 1 milyon yetişkin ağacın bir yılda temizleyebileceği kadar, yani tam 6,3 milyon ton karbon emisyonunun da önüne geçtik. Otoyol ağımızı 3 bin 796 kilometreye çıkardık. 2028 sonunda 4 bin 330 kilometreyi hedefliyoruz. Avrupa Birliği ülkeleriyle kıyaslandığında son 10 yıldaki otoyol artış hızında Avrupa’da birincinciyiz. Trafik güvenliğinde 100 milyon taşıt-kilometre başına can kaybını yüzde 81 azalttık. Dünyanın çevresinin 4’te 3’ü kadar bölünmüş yol yaparak, 30 bin kilometrelik dev eşiği geride bıraktık. 2002 yılında 6 bin 101 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğumuzu yüzde 393 artışla 30 bin 49 kilometreye ulaştırdık" ifadelerini kullandı. Bakan Uraloğlu, ayrıca 8 bin 591 kilometre olan bitümlü sıcak karışımlı yol ağını yüzde 282 artışla 32 bin 796 kilometreye, 50 kilometre olan tünel uzunluğunu yüzde bin 594 artışla 847 kilometreye, 311 kilometre olan köprü ve viyadük uzunluğunu ise yüzde 163 artışla 819 kilometreye yükselttiklerini açıkladı.
28 Ocak 2026 Çarşamba - 10:32
Uzman Eğitimci Yolcu: "Şu anda konuşulan öğrenci affı aslında genel bir öğrenci affı değil"
Çankaya Üniversitesi İletişim Koordinatörü ve aynı zamanda uzman eğitimci-yazar İsmail Yolcu, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından gündeme alınan öğrenci affı ile ilgili, "2018 yılından bu yana şu anda konuşulan öğrenci affı aslında genel bir öğrenci affı değil. Yapılması planlanan, hazırlık aşamasında olan bir öğrenci affı" dedi. YÖK tarafından son dönemde yeniden gündeme alınan öğrenci affı düzenlemesi, üniversiteyle ilişiği kesilen öğrenciler açısından önemli bir beklenti oluşturdu. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan uzman eğitimci İsmail Yolcu, öğrenci affının eğitimde fırsat eşitliği açısından dikkatle ele alınması gereken bir başlık olduğunu belirtti. Öğrenci affı uygulamasının, çeşitli nedenlerle yükseköğretim hayatı yarım kalan bireylerin yeniden sisteme dahil edilmesini amaçladığına dikkat çeken Yolcu, bu düzenlemenin sosyal ve akademik boyutlarıyla ele alınması gerektiği ifade etti. Özellikle ekonomik zorluklar, ailevi sorunlar ve psikolojik nedenlerle üniversiteden ayrılmak zorunda kalan öğrencilerin sayısının azımsanmayacak düzeyde olduğu vurgulayan Yolcu, öğrenci affının yalnızca bireysel bir hak düzenlemesi olarak değil, aynı zamanda toplumsal bir kazanım olarak gördüğünü vurguladı. Eğitimini tamamlayamayan bireylerin yeniden yükseköğretim sistemine kazandırılmasının, istihdamdan sosyal uyuma kadar birçok alanda olumlu etkiler oluşturabileceği belirten Yolcu, düzenlemenin hayata geçirilmesi durumunda kapsam, başvuru şartları ve uygulanma takviminin önümüzdeki süreçte netlik kazanması beklediğini ifade etti. "Bu genel bir öğrenci affı değil" YÖK tarafından gündeme alınan öğrenci affının genel bir af olmadığını, sadece belirli bir kesimi ilgilendirdiğini belirten Yolcu, "Öğrenci affı, son günlerde çokça konuşuldu. Bunun birkaç sebebi var. En son öğrenci affı 2018 yılında çıkmıştı. 2018 yılından bu yana şu anda konuşulan öğrenci affı aslında genel bir öğrenci affı değil. Yapılması planlanan, hazırlık aşamasında olan bir öğrenci affı. Dünyayla birlikte çok büyük iki olay yaşadık. İlk yaşadığımız pandemiydi, ikincisi de Türkiye’de yaşadığımız acı bir depremdi. Öğrenciler, özellikle pandemi döneminde babasının iş yeri iflas etmiş, kapanmış, ekonomik sebeplerden dolayı eğitimine ara vermiş olabilir. Ya da yaşadığımız 6 Şubat 2023 yılındaki depremde ailesini kaybetmiş olabilir. Ya da bir öğrenci düşünün, kendisi engelli duruma düşmüş olabilir, uzun bir hastane süreci yaşayabilir. YÖK diyor ki madem bir mağduriyet yaşıyorsunuz, bize belgeli bir şekilde bunu ispat edin. Sağlık raporu veya haciz belgesi olabilir. Ya da depremde yıkılan bir ev olabilir. Enkazın altında kalınmıştır, hastanede yatılmıştır veya evde bir hasta var ama bakıma muhtaçtır. İşte bu gibi sebeplerden dolayı üniversiteyle ilişiği kesilen öğrencilere YÖK ‘bize belgelemeniz koşuluyla size af getiriyoruz’ diyor." diye konuştu. "Buradaki birinci ana çatı deprem" Öğrenci affının ana nedenlerinden birisinin 6 Şubat 2023’te yaşanan deprem olduğunun altını çizen Yolcu, bu uygulamanın yerinde bir karar olduğunu ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradaki birinci ana çatı deprem, ikincisi pandemi, üçüncüsü de hayatın olağan akışından gelebilecek hastalıklar, ameliyatlar gibi sebepler. Peki bu öğrenci affı kimleri kapsayacak? Deprem döneminde, eğer depremi yaşayan bir öğrenci varsa belgelendirme şartıyla olabilir. Pandemi döneminde Türkiye’de yaşanan zorluklar dünyayla birlikte ortadaydı. İflaslar, hacizler olabilir."
28 Ocak 2026 Çarşamba - 10:24
Ocak ayı doğum yardımı ödemeleri annelerin hesaplarına yatırıldı
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, ocak ayı doğum yardımı ödemelerinin bugün itibarıyla annelerin hesaplarına yatırıldığını belirterek, "Bu kapsamda bugüne kadar 787 bin 598 annenin hesabına 10,3 milyar liralık ödeme gerçekleştirmiş olduk" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, ocak ayı doğum yardımı ödemelerinin annelerin hesaplarına yatırıldığını duyurdu. Göktaş, geçen yıl Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle ilan edilen Aile Yılı kapsamında doğum yardımı miktarının güncellendiğini hatırlatarak, bu kapsamda 1 Ocak 2025 itibarıyla doğan ilk çocuğa 5 bin liralık tek seferlik, ikinci çocuğa aylık bin 500 lira, üç ve sonraki çocuklar için aylık 5 bin lira destek verildiğini kaydetti. Aile Yılı’nda vatandaşlara verilen önemli desteklerden birinin doğum yardımları olduğunu belirten Göktaş, "Bu kapsamda ocak ayı doğum yardımı ödemelerini bugün itibarıyla annelerin hesaplarına yatırdık. Böylece bugüne kadar doğum yardımından faydalanan toplam 787 bin 598 annenin hesabına 10,3 milyar liralık ödeme gerçekleştirmiş olduk. Bakanlık olarak aile olmayı teşvik eden, sürdürülebilir destek mekanizmalarıyla sağlıklı, bilinçli aileleri güçlendirmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Ödemelerin bütün ailelerimize hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Doğum yardımına başvuruların e-Devlet ve ’İlk Öğretmenim Ailem’ mobil uygulaması üzerinden alındığını kaydeden Bakan Göktaş, başvurusu onaylanan ailelerin doğum yardımlarının yatırıldığı bilgisine ’İlk Öğretmenim Ailem’ mobil uygulaması aracılığıyla ulaşılabileceğini bildirdi. Göktaş, doğum yardımı ödemelerinin Halkbank aracılığıyla hesaplara yatırıldığını belirterek, ödemelerin çocuklar 5 yaşını tamamlayana kadar kesintisiz olarak devam edeceğini de hatırlattı.
28 Ocak 2026 Çarşamba - 09:02
Bakan Yerlikaya: "Antalya’da 10 yıl önce işlenen faili meçhul kadın cinayeti aydınlatıldı"
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Antalya’da 10 yıl önce işlenen faili meçhul kadın cinayetinin aydınlatıldığını açıkladı. Bakan Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda 10 yıl önce işlenen faili meçhul kadın cinayetinin Antalya Emniyet Müdürlüğü ekiplerince aydınlatıldığını ve katilin hapiste olduğunu belirtti. Bakan Yerlikaya, paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Faili meçhul cinayetleri geriye doğru tek tek ele alan polisimiz, Antalya’da 29.02.2016 tarihinde öldürülen S.K. adlı kadının katil ya da katilerinin peşine düştü. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerince titiz bir çalışma başlatıldı. Bahse konu dosya ile ilgili detaylı ve teknolojik çalışmalar tekrar ele alındı. Olayı gerçekleştiren şüphelinin daha önceden benzer olaylara karışmış olabileceği değerlendirilerek, arşiv çalışmasına başlandı. 14 Haziran 2019 günü Antalya Muratpaşa ilçesinde öldürülen K.K.D. isimli kadın cinayeti ile 2016 yılında işlenen S.K. adlı kadın cinayeti arasında benzerlikler tespit edildi. 2019 yılında K.K.D. isimli kadın cinayetinin şüphelisi olarak tutuklanan M.K.’nın 2016 yılında işlenen cinayetin de faili olabileceği değerlendirildi. Cinayet Büro Amirliği ekipleri, hapisteki M.K.’dan 25 Kasım 2025 tarihinde kan örneği alarak, 2016 yılında öldürülen S.K.’dan elde edilen biyolojik bulgularla karşılaştırmak üzere İzmir Adli Tıp Kurumuna gönderdi. 22 Ocak 2026 tarihinde İzmir Adli Tıp Kurumundan gelen cevaba göre 2016 yılında öldürülen S.K. adlı kadından daha önce elde edilen örneklerden çıkartılan DNA profili ile şüpheli M.K.’dan alınan kan örneğinden çıkartılan DNA profilinin uyumluluk gösterdiği tespit edildi. 29 Şubat 2016 tarihinde öldürülen S.K. adlı kadının katilinin de M.K. olduğu tespit edildi. Cinayet aydınlatıldı. Valimizi, Cumhuriyet Başsavcılığımızı, Emniyet Müdürümüzü, Cinayet Büromuzu ve polisimizi yürekten tebrik ediyorum. Allah ayağınıza taş değdirmesin. 2 kadını öldüren vicdansız polisimizden kaçamadı. Hiçbir suçun cezasız kalmaması için özel ekiplerimizle geriye dönük faili meçhul cinayetleri aydınlatmak üzere gece gündüz mücadelemize devam ediyoruz."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder