Yerel Haberler
Ankara
Bakan Güler: "Terörün ortadan kaldırılması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır" 25 Şubat 2026 Çarşamba - 23:16:25 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Terörün tam anlamıyla ortadan kaldırılması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır. Şu husus unutulmamalıdır ki güvenliğini ve toplumsal bütünlüğünü aynı çizgide koruyabilen ülkeler, böylesine kaotik dönemlerde tehditleri kendinden uzakta tutarak vatandaşlarına umut verecek kudrete sahip olabilmektedirler" dedi. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, şehit aileleri ve gazilerle iftarda bir araya geldi. Bakan Güler programda yaptığı konuşmasında, "Bu güzel ve bereketli iftar sofrasında siz değerli ailelerimizi ve kahraman gazilerimizi ağırlamak, bizler için tarifsiz bir mutluluktur. Teşriflerinizden dolayı onur duyduk, bahtiyar olduk. Hoş geldiniz şeref verdiniz. Sözlerimin başında bu gece saat bir sularında Balıkesir 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığımızdan kalkış yaptıktan sonra kaza kırıma uğrayan F-16’mızın pilotu, Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat’a Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve asil milletimize baş sağlığı diliyorum. Hadisenin nedeni kaza kırım ekibinin yapacağı inceleme sonucunda belirlenecektir. Semalarımızın güvenliği için görev yapan kahraman şehidimiz vatan sevgisi ve aşkıyla vazifesini icra etmekteydi. Fedakârlığını daima şükran ve minnetle yad edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Her bir şehidimiz, bugünün ve yarının güçlü Türkiye’sinin mimarlarıdırlar" Şair Arif Nihat Asya’nın ‘Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor’ şiirini okuyan Bakan Güler, "Asil milletimizin en büyük özelliklerinden biri millî ve manevi değerlerine bağlılığı ve bu değerleri uğruna canlarını ortaya koyup mücadele ederek şehitlik ve gaziliği en büyük şeref nişanesi görmesidir. Bayrak şairimiz Arif Nihat Asya’nın, ‘Şehitler tepesi boş değil, toprağını kahramanlar bekliyor ve bir bayrak dalgalanmak için; Rüzgâr bekliyor’ mısralarında da dile getirdiği gibi asil milletimizin istiklaline sevdalı nice yiğit ve kahraman evladı milli ve manevi değerlerimizi korumak uğruna kahramanlıkla mücadele ederek ya şehit ya da gazi olmuşlardır. İstiklal ve istikbalimiz uğrunda şehit ve gazilik payesine ulaşan tüm kahramanlarımız birlik ve beraberliğimizin en büyük teminatıdırlar. Vatanımız ve al bayrağımız için hayatlarını feda eden her bir şehidimiz, bugünün ve yarının güçlü Türkiye’sinin mimarlarıdırlar. Yardan ve serden geçebilen şehitlerimize yoldaş ve şehadete âşık olan siz gazilerimizin yazdığı kahramanlık destanları da şanlı ordumuzun her zaman ilham kaynağı olmuştur" diye konuştu. "Bayrağımız göklerde dalgalanıyorsa şehitlerimiz ile gazilerimize borçluyuz" Bakan Güler, "Çok iyi biliyoruz ki bugün 86 milyon, vatanımızda özgürce yaşıyorsak, bayrağımız göklerde dalgalanıyorsa bunu da aziz şehitlerimiz ile siz kahraman gazilerimize borçluyuz. Sizlerle ne kadar gurur duysak azdır. Dolayısıyla şehitlerimizin ve sizlerin yazdığı kahramanlık destanları hiçbir zaman unutulmayacak, asil milletimizin vefa dolu gönlünde sonsuza dek yaşayacaktır. Şehitlerimizin, gazilerimizin ve siz kıymetli ailelerimizin fedakârlıklarının bedeli hiçbir şeyle ölçülemez. Kıymetli Şehit ve Gazi ailelerimiz; canlarınızdan bir parça olan kıymetlileriniz, ülkemiz için emsalsiz bir mücadele ile fedakârlıklarda bulunurken sizler de bu vatan için kelimelerle tarif edilemez büyük zorluklara göğüs gerdiniz. Yaşadığınız acılar karşısında metanetinizi asla kaybetmediniz, vakur duruşunuzdan asla ödün vermediniz ve milletimizin ferasetini dosta düşmana bir kez daha gösterdiniz" ifadelerini kullandı. Şehit ailelerinin haklarının ödenemeyeceğini ifade eden Bakan Güler, "Sizler, milletimizin baş tacı Türkiye Cumhuriyeti’nin manevi mimarlarının biricik emanetisiniz. Siz kıymetli ailelerimizin hakkını ne yaparsak yapalım asla ödeyemeyiz. Ancak sizlerin hayatını kolaylaştırmak, yaşam standartlarınızı yükseltmek için devletimiz, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın koordinatörlüğünde yoğun bir gayret sarf etmektedir. Şunu çok iyi biliyoruz ki acınızı paylaşmak, gözyaşlarınızı dindirmek, sizleri hiçbir zaman yalnız bırakmamak bizim en büyük sorumluluğumuzdur. Aynı şekilde şehit ve gazilerimizin uğruna mücadele ettiği değerleri koruyarak bu mirasa sahip çıkmak, hepimizin en önemli vazifesidir. Nitekim kahraman ordumuz, şehitlerimizin kanlarını yerde bırakmamak ve siz kıymetli ailelerinin gözyaşlarının hesabını sormak için bugüne kadar terör örgütlerine büyük darbeler vurmuş ve örgütün hareket kabiliyetini büyük ölçüde sınırlandırmıştır" şeklinde konuştu. "Süreçte atılacak adımlar şehitlerimizin aziz hatırasına kesinlikle leke düşürmeyecek" Terörsüz Türkiye sürecine değinen Bakan Güler, şunları kaydetti: "40 yılı aşkın süredir ülkemizin huzurunu ve güvenliğini tehdit eden terör belasından kurtulmak ve evlatlarımızın aydınlık geleceğini teminat altına almak için devletimiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini başlatmıştır. Bu tarihi süreç kardeşliğimizi pekiştirme, milletimizi güvenli ve müreffeh yarınlara ulaştırma kararlılığımızın da en açık göstergesidir. Altını çizmek isterim ki bu süreçte atılan ve atılacak tüm adımlar şehitlerimizin aziz hatırasına kesinlikle leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna ve emeklerine asla zarar vermeyecek niteliktedir. Bu yolda milletimizin birliğini, kardeşliğini ve güvenliğini zedeleyecek hiçbir adım atılmamış bundan sonra da atılmayacaktır. Süreç asırlara uzanan köklü tarihimizden ve ferasetli devlet geleneğimizden aldığımız güçle yönetilmektedir. Yegane amacımız artık evlatlarımızı yitirmediğimiz, kanın ve gözyaşının sona erdiği, ayrılık tohumlarının kökünden söküldüğü çocuklarımızın sadece barış ve kardeşlik ortamında büyüdüğü bir geleceği inşa etmektir. Hâlihazırda sahadaki gelişmeleri dikkatle izliyor, tüm tedbirlerimizi her zamanki hassasiyetimizle almaya devam ediyoruz." "Terörün ortadan kaldırılması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır" "Yakın coğrafyamızda meydana gelen çok boyutlu ve aktörlü gelişmeler, ülkemizin stratejik yaklaşımlarını doğrudan etkilemektedir" diyen Bakan Güler, "Nitekim tehdit yelpazesinin her geçen gün daha da belirginleştiği bu uluslararası ortamda, askeri caydırıcılığımızın artırılması kadar iç barışın ve toplumsal kardeşliğin tahkim edilmesi de bir o kadar hayatidir. İşte bu yüzden terörün tam anlamıyla ortadan kaldırılması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır. Şu husus unutulmamalıdır ki güvenliğini ve toplumsal bütünlüğünü aynı çizgide koruyabilen ülkeler, böylesine kaotik dönemlerde tehditleri kendinden uzakta tutarak vatandaşlarına umut verecek kudrete sahip olabilmektedirler" ifadelerini kullandı. Türkiye Yüzyılı hedeflerine emin ve kararlı adımlarla ilerlediklerini vurgulayan Bakan Güler, "Türkiye de yakın coğrafyasında krizlerin, çatışmaların ve savaşların yaşanmasına rağmen; Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik liderliğinde yürütülen etkin ve kararlı diplomasi ile şanlı ordumuzun gücü ve etkinliği sayesinde istikrar adası olma vasfını sürdürmekte, böylece milletine güven vermeyi başarabilmektedir. Bu anlayışla ülkemizin hak ve menfaatlerini her koşulda kararlılıkla korumak için üzerimize düşen tüm sorumlulukları yerine getirmeye, aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin mirasına sıkı sıkıya sahip çıkmaya devam ediyoruz. ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimize emin ve kararlı adımlarla ilerlediğimiz bu süreçte; terörsüz Türkiye hedefimizi gerçekleştirmek için çalışmalarımızı sürdürecek, yerli ve milli savunma sanayimizi daha da ileri seviyelere taşımak için gayretlerimize devam edecek, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gücünü sürekli tahkim edeceğiz" şeklinde konuştu. "Ülkemizi ve asil milletimizi en iyi şekilde temsil ettik" Türk Silahlı Kuvvetlerinin NATO’nun en büyük tatbikatı olan Steadfast Dart 2026 tatbikatına deniz, kara ve hava unsurları ile katıldığını hatırlatan Bakan Güler, şunları kaydetti: "Şu bir gerçek ki bugün, sadece sınırlarımız içinde değil, sınırlarımız dışında da barış ve istikrara katkı sağlayan bir ülke konumundayız. Nitekim en son Türk Silahlı Kuvvetleri olarak NATO’nun en büyük tatbikatı olan Steadfast Dart 2026 tatbikatına deniz, kara ve hava unsurlarımızla iştirak ederek Avrupa güvenlik mimarisine katkı sağlama kabiliyetlerimizi ortaya koyduk. Bu çerçevede Kahraman Mehmetçiğimizin gücünü disiplinini ve hazırlık seviyesini yerli ve milli silahlarımızın etkinliğini ve ileri teknolojisini de göstererek ülkemizi ve asil milletimizi en iyi şekilde temsil ettik. Özellikle belirtmeliyim ki kahraman ordumuzun yaklaşık 2 bin personelden oluşan bir kuvveti sınırlarımızdan 6 bin 450 kilometre ve 3 bin 480 deniz mili mesafeye hızlı bir şekilde ulaştırma kudreti muharebeye ne denli hazır olduğu göstermektedir. İçinde bulunduğumuz dönemde görev ve sorumluluklarımız birbirinden çeşitli ve büyük olsa da motivasyon ve inancımız da bir o kadar kuvvetlidir. Zira başta siz şehit ve gazi ailelerimiz olmak üzere asil milletimizin desteğini her an hissediyor aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin mirasından aldığımız güçle gece gündüz demeden artan bir azim ve şevkle çalışıyoruz. Çalışmaya da devam edeceğiz."
25 Şubat 2026 Çarşamba - 21:38 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek önceliğimizdir" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek şu anki önceliğimizdir" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ATO Congresium’da gerçekleştirilen Geleneksel MÜSİAD Ankara İftarı’na katıldı. Burada konuşan Yılmaz, Ramazan ayının birliğe, beraberliğe ve kardeşliğe vesile olmasını temenni etti. Dünyanın farklı bir dönemden geçtiğini ve artık eski küresel ve liberal dünyanın olmadığını aktaran Yılmaz, "Uluslararası kuralların, kurumların zayıfladığı, ülkelerin korumacı eğilimlerinin güçlendiği, güç siyasetinin ön plana çıktığı, ‘güçlüysem istediğimi yapabilirim’ gibi bir anlayışın dünyada giderek hakim hale geldiği bir dönemden geçiyoruz. Bu çok iyi bir dönem değil. Bunu tasvip ettiğimiz için söylemiyorum ama bu gerçeği de görmemiz lazım. Böyle bir dönemden geçiyoruz. Eski düzen, eski kurallar giderek zayıflıyor ve yeni bir düzen de ortada yok. Dolayısıyla bu tür dönemler, en tehlikeli dönemlerdir. Bunun temelinde ne var diye baktığınız zaman dünyada ekonomide yeni bir güç dağılımı var. Çin başta olmak üzere Uzakdoğu’nun yükselişi, dünya ekonomik hiyerarşisinin dönüşümü siyasi gerilimleri de besliyor. Dünyanın bu yeni ekonomik gerçekliğiyle siyasal gerçekliği örtüşmüyor. Dolayısıyla bir çatışma ortamı içindeyiz. Ekonomideki bu güç dağılımı siyasette de jeopolitik gerilimleri besliyor. Bölgemizde de bunu yaşıyoruz, görüyoruz, dünyanın birçok farklı bölgesinde de bu gerilimlere şahit oluyoruz" ifadelerine yer verdi. Dünyada belirsizliklerin yükseldiği ve risklerin arttığı bir dönemde ülkelerin kendi iç cephelerini güçlendirmeleri gerektiğine dikkati çeken Yılmaz, öngörülebilirliğin azaldığı bir dünyada daha öngörülebilir politikaların izlenmesi, sağlıklı, sağlam ve ihtiyatlı politikalarla hareket etmenin önemli olduğunu vurguladı. Dünyanın içinde bulunduğu bu riskli dönemde Türkiye’nin realiteleri gördüğünü ve bu doğrultuda orta ve uzun vadeli hedefleri belirlediklerini dile getiren Yılmaz, bu hedeflere dönük çabayı kararlılıkla sürdürdüklerine vurgu yaptı. "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek şu anki önceliğimizdir" Ekonomi politikalarında son dönemlerde istikrarı daha fazla ön plana çıkardıklarını belirten Yılmaz, "Malum dünya bir pandemi yaşadı. Pandemi sonrasında hala etkilerin belli oranlarda devam ettiğini söyleyebiliriz. 2020-2024 dönemine baktığımızda dünya ekonomisi kümülatif olarak 100 iken ancak 115 olabilmiş. Aynı dönemde Türkiye ekonomisi 100 iken 130 olmuş. Dünyanın iki katı kadar bir büyüme kaydetmiş. Dolayısıyla reel ekonomi tarafında güçlü bir performans ortaya koyduğumuzu söyleyebilirim. Bu süreçte finansal açıdan istikrarsızlıklar yaşadık. Enflasyon oranımız yükseldi, dolayısıyla reel ekonomide elde ettiğimiz bu kazanımları olabildiğince koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek şu anki önceliğimizdir. Başta enflasyon oranını aşağı çekmek, makro finansal istikrarımızı güçlendirmek, öngörülebilirliğimizi artırmak şu andaki politikalarımızın temel önceliğini oluşturuyor. Bu konuda da belli bir mesafe almış durumdayız. 2024’ün Mayıs ayında enflasyon 75 buçuğa kadar yükseldi. O günden bu güne 45 puan civarında enflasyon oranında düşüş var" diye konuştu. Temel mallarda yüzde 17’lere kadar enflasyon oranının indiğini söyleyen Yılmaz, özellikle kira, eğitim gibi kalemlerde de giderek iyileşme gördüklerine dikkati çekti. "2026 yılı özel sektörde finansa erişim açısından daha olumlu bir yıl olacak" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2026 yılının özel sektörde finansa erişim açısından daha olumlu bir yıl olacağını dile getirerek, "Biz bir taraftan genel makro istikrarı sağlayarak bu olumluluğu desteklemeye çalışıyoruz. Türkiye, enflasyon ve faizlerde düşüş seyrine girmiş durumda ama bir taraftan da bu makro iyileşmeyi beklemeden selektif dediğimiz politikalarla da reel sektörümüzü destekliyoruz. Reel sektör içinde özellikle emek yoğun şirketlerimizin yaşadığı sıkıntıların farkındayız. Bu sektörlerimize dönük politikalar izliyoruz" dedi. "Ekonomimiz ilk defa 1,5 trilyon doları aşan bir büyüklüğe kavuşmuş olacak" Enflasyonla beraber büyümeyi de dengeli bir şekilde sürdürdüklerine vurgu yapan Yılmaz, "Ekonomimiz ilk defa 1,5 trilyon doları aşan bir büyüklüğe kavuşmuş olacak. Kişi başına gelirimiz 18 bin dolara yakın mertebelerde gelecek diye tahmin ediyoruz. Bu değerlerle Türkiye ekonomisi nominal dolar bazında dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi, satın alma gücüne göreyse 11’inci büyük ekonomisi olacak" açıklamasında bulundu. Para politikası ve maliye politikasını eşgüdüm içerisinde uyguladıklarını kaydeden Yılmaz, Orta Vadeli Programda bütüncül bir politika setini ortaya koyduklarını ve buna göre hareket ettiklerini belirtti. Ayrıca Yılmaz, para politikası ve maliye politikası dışında yapısal dönüşümler ve arz yönlü politikalarında çok kıymetli olduğunu sözlerine ekledi. "Hep birlikte ülkemizi Türkiye Yüzyılı dediğimiz hedeflere taşıyacağımıza gönülden inanıyoruz" Sağlıklı para ve maliye politikaları başta olmak üzere arz yönlü politikalar ve yapısal dönüşümlerle yola devam edeceklerine dikkati çeken Yılmaz, "Doğru bir program izliyorsanız elinizde olmayan, kontrol edemediğiniz faktörler sizi bir miktar geciktirebilir veya olumlu bir sürprize hızlandırıcı etki yapabilir ama asıl etkili olan sizin kendi programınızdır, ortaya koyduğunuz hedeftir. Onu kararlı bir şekilde uygularsanız bir ay önce veya üç ay sonra hedeflerinize ulaşırsınız. Biz de bu anlayış içinde sabırla, kararlılıkla programımızı hayata geçiriyoruz. Burada da kamu, özel sektör, sivil toplum hep birlikte dünyanın bu zorlu döneminde ülkemizi Türkiye Yüzyılı dediğimiz hedeflere hep birlikte taşıyacağımıza da gönülden inanıyoruz" dedi.
BBP Genel Başkanı Destici: "O saç örgüsü Bozkurt’un yelesidir, çakalın, sırtlanın oyuncağı olamaz"
29 Ocak 2026 Perşembe - 15:42 BBP Genel Başkanı Destici: "O saç örgüsü Bozkurt’un yelesidir, çakalın, sırtlanın oyuncağı olamaz" Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Şimdi de binlerce yıllık savaşçı geleneğimize, atalarımızın saç örgüsüne mi göz diktiniz? O saç örgüsü, Bozkurt’un yelesidir, çakalın, sırtlanın oyuncağı olamaz" dedi. BBP’nin 33’üncü kuruluş yıl dönümü nedeniyle Ankara’da bir otelde program düzenlendi. Programa BBP Genel Başkanı Destici, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Elitaş, CHP Ankara Milletvekili Adnan Beker, HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, parti yöneticileri ve çok sayıda partili katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan program, güne özel hazırlanan videonun seyredilmesi ile devam etti. Ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gönderdiği mesaj okundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan mesajında şu ifadelere yer verdi: "Nazik davetinizden dolayı teşekkür ediyor, Büyük Birlik Partisi’nin kuruluşunun 33’üncü yıl dönümünü gönülden tebrik ediyorum. Bu vesileyle Büyük Birlik Partisi’nin kurucu Genel Başkanı, kıymetli siyasetçi Muhsin Yazıcıoğlu’nu bir kez daha rahmetle yad ediyorum. Bin yıl önce bu toprakları fetheden ecdadımız, hangi hassasiyetleri gözettiyse, bugün de milletçe aynı istikamette yürüyor, bölgemizde yaşanan çalkantılara rağmen büyük ve güçlü Türkiye hedefimize doğru emin adımlarla ilerliyoruz. Söz konusu Türkiye olduğunda tüm farklılıklarımızı bir yana bırakıp 86 milyon tek yürek, tek bilek olacağımıza, inşallah 21’inci asra mührümüzü vuracağımıza, şanlı bayrağımızın dünyanın dört bir yanında gururla dalgalanması için canla, başla çalışacağımıza yürekten inanıyorum. Bu düşüncelerle partinizin 33’üncü kuruluş yıl dönümünü tekrar tebrik ediyor, sizleri saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla." Programda konuşan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, BBP’nin 33 yıllık siyasi yolculuğunda yalnızca millete ve milli değerlere yaslandığını, Türk milletinin tarihi misyonu ile Türk-İslam birliği idealinden hiçbir zaman vazgeçmediklerini belirterek, Muhsin Yazıcıoğlu’nun çizgisini kararlılıkla sürdürdüklerini ifade etti. "Kim PKK-YPG-SDG’yi savunmak istiyorsa buyursun gitsin" Türk milletinin tüm köken, inanç ve düşünce farklılıklarıyla birlikte bir bütün ve kardeş olduğunu dile getiren Destici, "Yeni kurulmuş Suriye yönetiminin sınırları zorlayan hoşgörü ve tahammülüne rağmen, Türkiye’nin tüm uyarılarına rağmen, PKK’nın Suriye kolu SDG’nin anlaşmalara uymaması ve sivillere yönelik saldırılarının devam etmesi, Suriye’nin SDG’ye müdahalesiyle sonuçlandı. DEM’liler kanlarının son damlasına kadar savunacaklarını söylediler. Kim PKK-YPG-SDG’yi savunmak istiyorsa buyursun gitsin, kapı açık ama giderken geri dönmemek üzere, Türkiye Cumhuriyeti pasaportunu ve kimliklerini bırakıp gidecekler. Türkiye’de ise devletimizin, hükümetin, Cumhur İttifakımızın kararlı duruşuna rağmen başta PKK uzantısı DEM sözcüleri olmak üzere ana muhalefetin grup başkan vekili DEM’lilerle yaptığı ortak basın toplantısında PKK-SGD’ye yapılan operasyonlara karşı çıktı. Bunun Türkiye’ye yansıması olacağını söylediler. Tehditkar cümleler kurdular. Sandılar ki dünkü düzen var. Artık dünkü düzen yok. Ya şartsız, müzakeresiz silahlarınızı bırakırsınız ya da boynunuza devletin ilmiği ve balyozu kafanıza geçer" ifadelerini kullandı. "Kazandıkları belediyelerde ilk iş olarak Türk bayrakları indirildi" Türk bayrağına yapılan saldırının Türk milletine, vatana ve cumhuriyete düşmanlığın ifadesi olduğunu söyleyen Destici, "Yıllar boyunca Türkiye’yi parçalamak için kurdurulup beslenmiş hain ve kahpe terör örgütünün işlediği cinayetlerinin yanı sıra, bazen doğrudan, bazen uzantıları aracılığıyla milletimizi ve değerlerimizi hedef alan hakaretlerine maruz kaldık. Kurdurdukları sözde partilerin kongrelerinde, toplantılarında Türk bayrakları yerlere atıldı. Kazandıkları belediyelerde ilk iş olarak gönderden, duvarlardan Türk bayrakları indirildi. Bazı partiler diyor ki kayyum atamasına son verilsin. Ne olacak, adamlarda en ufak bir değişiklik var mı? Tüm Anadolu’yu geziyoruz. Orada vatandaşa, yöneticilere soruyoruz. ‘Bu hainlerde en ufak bir geri adım var mı?’ diyoruz. ‘Yok’ diyorlar. Yine aynısını yapacaklar. Siyasi bölücülük tüm hızıyla maalesef devam ediyor. Sözde partilerin temsilcileri, katıldıkları toplantılarda her dönemde ve buldukları her fırsatta İstiklal Marşımıza saygısızlık yaptılar. TBMM kürsüsünden defalarca milletimize, devletimize, tarihimize, inançlarımıza ve değerlerimize hakaret ettiler" dedi. "O saç örgüsü, Bozkurt’un yelesidir, çakalın, sırtlanın oyuncağı olamaz" Bugün sadece sınırlara değil, Türk tarihi ve töresine saldırıldığını vurgulayan Destici, "Sınırın ötesindeki YPG’li çapulcular ile Meclis’teki kravatlı uzantıları, ağız birliği etmişçesine yeni bir propaganda başlatmışlar. Neymiş? ’Saç örgüsü’ üzerinden kendilerine bir efsane uydurmaya çalışıyorlar. Buradan o kültür fukaralarına, o tarih yoksunlarına sesleniyorum. Siz kim, Türk’ün kadim töresi kim? Siz kim, binlerce yıllık devlet geleneğinin sembollerini ağzınıza almak kim? O, sizin propaganda malzemesi yapmaya çalıştığınız saç örgüsü; dağdaki teröristin süsü değil, Mete Han’ın, Tomris Han’ın rüzgarda savrulan yelesidir. O örgü Sultan Alparslan’ın Malazgirt ovasına girerken miğferinin altına gizlediği, kefen niyetine ördüğü saçlarıdır. O örgü Göktürk hakanlarının, Selçuklu yiğitlerinin, ’Ölürsem saçım mezarımda kefenim olsun’ diyen Türkmen beylerinin şeref nişanesidir. Türk’ün ’börk’ünü taklit ettiniz, yutmadık. Türk’ün bayramı, Ergenekon’dan çıkış günü olan Nevruz’u çalmaya kalktınız, ’bizimdir’ dediniz, o kirli ellerinizle ateşimizi kirletmeye çalıştınız, çaldırmadık. Şimdi de binlerce yıllık savaşçı geleneğimize, atalarımızın saç örgüsüne mi göz diktiniz? O saç örgüsü, Bozkurt’un yelesidir, çakalın, sırtlanın oyuncağı olamaz" dedi. "Evlilikleri ve çocuk sahibi olmayı desteklemeliyiz" Verilere göre dünya üzerinde ‘nüfusunu kaybetme tehlikesi’ yaşayan ilk 5 ülke arasında Türkiye’nin de yer aldığını belirten Destici, "Evlilikler azalıyor, doğum oranları düşüyor, aile kurumunu ayakta tutmakta zorluklar yaşıyoruz. Bu konuyla ilgili yakın dönemde milletimizi ve devletten siyasete, sivil toplum kuruluşlarından basına, karar alma noktasında olanları bilgilendirdik, uyarılarda bulunduk, teklifler sunduk. Evlilikleri ve çocuk sahibi olmayı desteklemeliyiz. Evlenen çiftlere faizsiz kredi kullandırılmalı, evlenen çiftlerin ev ve araç sahibi olmaları için vergi ve faiz indirimleri sağlanmalıdır. 3 çocuk sahibi olan aileler için ayrı ve özel bir destekleme programı hayata geçirilmelidir. Kadınlarımıza yönelen şiddet konusunda sert ve radikal adımlar atılmalıdır. Daha doğrusu şiddetin her türlüsüne karşı daha fazla caydırıcı tedbirler ve hukuki düzenlemeler yapılmalıdır. Sokak çeteleri diye bir şey ortada bırakılmamalı, kökleri kazınmalı, yeni Ahmetler ve Atlaslar kaybedilmemelidir" şeklinde konuştu. "Milletin vicdanında ’idam’ çoktan onaylanmıştır" Destici, sözlerini şöyle sürdürdü: "Milletin vicdanında ’idam’ çoktan onaylanmıştır. Gelin, bundan kaçmayın. Gelin, bu kararı milletimiz versin. Teklifimiz şudur; terör suçları, çocuk katilleri, tecavüzcü sapıklar için Narin’in, Sıla bebeğin, Aybüke Yalçın öğretmenin katilleri için idam cezası referandumu yapılmasını öneriyoruz. Sandığı milletin önüne koyalım. Bakalım millet bebek katilleri için ’yaşam hakkı’ mı diyor, yoksa ’ip’ mi istiyor? Bunu hep birlikte görelim. Biz diyoruz ki; adalet mağdurun yüreğini soğutmaktır. Caniye merhamet, mazluma ihanettir. Biz bu ihanete ortak olmadık, olmayacağız. O ip o sandıktan çıkacak ve adalet yerini bulacaktır."