Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Ak Parti Grup Başkanı Güler: "Ülkemizi küresel krizlerin ve savaşların ortasında güvenli bir liman olarak korumaya devam edeceğiz"
23 Nisan 2026 Perşembe - 15:28:55
TBMM Başkanı Abdullah Güler, "Ülkemizi küresel krizlerin ve savaşların ortasında güvenli bir liman olarak korumaya devam edeceğiz" dedi. Ak Parti Grup Başkanı Güler, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle TBMM’de düzenlenen özel oturumda konuştu. Tarihin anlamlı dönüm noktalarından biri olan 23 Nisanı idrak etmenin gururunu yaşadıklarını söyleyen Güler, "Tam yüz altı yıl önce bu müstesna gün, milletimizin bağımsızlık iradesinin vücut bulduğu, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun tüm dünyaya ilan edildiği, bir milletin prangalarından kurtulduğu tarihtir. Aynı zamanda bugün, aziz milletimizin kendi geleceğine sahip çıkma kararlılığının, inancının ve azminin tarihe altın harflerle yazıldığı bir başlangıcın da adıdır. 23 Nisan en zor şartlar altında dahi esareti kabul etmeyen bir milletin sarsılmaz duruşunu ve yoklukların, işgallerin, belirsizliklerin ve umutsuzlukların gölgesinde dahi neler gösterebileceğini ortaya koymuş aziz milletimizin dirayeti bugün hâlâ bizlere yol gösteren en önemli ilham kaynaklarından biri olmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışını kuru bir kurum teşekkülden ibaret görmek şüphesiz yeterli bir tespit olmayacaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, millet iradesinin her türlü gücün üstünde olduğunun açık ve net bir ifadesidir. Bu irade, geçmişte olduğu gibi bugün de yolumuzu aydınlatan, geleceğimizi şekillendiren en güçlü dayanaklardan biri olmaya devam etmektedir. Bu anlamlı günün çocuklara armağan edilmiş olması ise son derece derin ve kıymetli bir anlam taşımaktadır çünkü çocuklarımız ve gençlerimiz sadece yarınlarımızın teminatı değil, aynı zamanda değerlerimizin, inancımızın ve bağımsızlık ruhumuzun en saf taşıyıcılarıdır. Onların gözlerindeki umut, bu milletin geleceğe olan güveninin en sade ama en etkili yansımasıdır. Çocuklarımızın taşıdığı bu umut, bizlere hem sorumluluk hem de güç vermektedir. Onlara bırakılan bu miras sadece bir bayram değil, aynı zamanda bir bilinç, bir görev ve bir emanettir" ifadelerini kullandı. "Ülkemizi küresel krizlerin ve savaşların ortasında güvenli bir liman olarak korumaya devam edeceğiz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde millî iradenin üzerinde hiçbir fâni güç tanımadan, milletin tayin ettiği istikamette yollarına devam edeceklerini dile getiren Güler, "Türkiye Yüzyılı hedefimize Cumhur İttifakı’mızla beraber, birlikte omuz omuza yol yürüyoruz. Millî iradeyi her türlü gücünün üzerinde tutan bir anlayışla terörsüz Türkiye ve terörden arındırılmış bölge hedefimizden asla taviz vermiyoruz. Ülkemizi küresel krizlerin ve savaşların ortasında güvenli bir liman olarak korumaya devam edeceğiz. İstiklalimizden ve istikbalimizden ödün vermeden, Sayın Cumhurbaşkanımızın her zeminde ifade ettiği gibi dünya 5’ten büyüktür ve daha adil bir dünya mümkündür mottosuyla sürdürdüğümüz bu yürüyüşte sadece kendi sınırlarımızda değil, uluslararası alanda da dünya barışına katkı sunmaya devam ediyoruz. Geçmişte nasıl ki bu bilinç sayesinde büyük zorlukların üstesinden geldiysek, bugün de aynı dayanışma ruhuyla yolumuza devam etmek zorundayız. Birlik ve beraberlik içerisinde hareket ettiğimiz sürece aşamayacağımız hiçbir engel yoktur. Unutmamalıyız ki, bağımsızlık bir kez kazanılıp sonsuza kadar garanti altına alınan bir kazanım değildir, aksine her neslin sahip çıkması, koruması ve yaşatması gereken canlı bir değerdir. Bu bilinçle hareket etmek sadece bir sorumluluk değil, aynı zamanda milletimize olan da borcumuzdur. Bu vesileyle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu vatanı bizlere emanet eden tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Onların ortaya koyduğu mücadele bugün hâlâ bizlere ilham vermekte, onların fedakârlıkları yolumuzu aydınlatmaya devam etmektedir, bu mirasa sahip çıkmak ve onu daha ileriye taşımak hepimizin ortak görevidir" diye konuştu.
23 Nisan 2026 Perşembe - 15:17
TBMM özel oturumu
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Cumhuriyet ile demokrasi arasındaki ilişkiyi de 23 Nisan vesilesiyle bir kere daha hatırlamak durumundayız. Cumhuriyet halk adına idare iddiasıdır. Demokrasi ise halkın iradesinin yönetime en etkili biçimde taşınması çabasıdır. Güçlü cumhuriyet güçlü Meclisle yaşar, güçlü Meclis ise güçlü teamüllerle, güçlü İç Tüzük’le, etkili komisyonlarla, açık denetim mekanizmalarıyla ve toplumsal katılımla sağlanır" dedi. TBMM Genel Kurulu’nda Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile TBMM’nin kuruluşunun 106. yılı dolayasıyla 23 Nisan özel oturumu gerçekleşti. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, özel oturumda yaptığı konuşmada Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarına değinerek, saldırıda hayatını kaybeden çocuklara Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi. Kurtulmuş, yaşanan hadisenin milletçe yüreklerini dağlayan ağır bir ikaz olduğunu söyleyerek, "Hepimizin önünde duran mesuliyet açıktır. Çocukların güven içinde öğrenim gördüğü, yaşadığı bir iklim kurmak, siyaset kurumunun ertelenemez bir ödevidir. Bu tür hadiselerin tekrarını yaşamamak adına Meclisimiz, 21 Nisan 2026 günkü birleşiminde, yani bu salı günü yaptığı birleşimde partilerimizin ittifakıyla Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen olayların araştırılması, çözüm önerilerinin geliştirilmesi ve alınacak tedbirlerin belirlenmesi için bir Meclis araştırması komisyonu kurmuştur. Bundan dolayı Mecliste grubu bulunan ve grubu bulunmayan bütün partilere bu destekleri dolayısıyla yürekten teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, 23 Nisan’ın sadece bir kutlama günü olmadığını belirterek, "Meclisteki 23 Nisan törenleri ve özellikle Meclis özel oturumu sadece rutin bir törenden ibaret değildir. Bu vesileyle topyekûn bağımsızlığımıza, egemenliğimize, milli iradeye ve demokrasiye bağlılığımızı bir kez daha teyit ve ilan ediyoruz. 23 Nisan, milletin iradesinin tarih sahnesine çıktığı gündür. İşgalin, dağınıklığın ve yoksunluğun içinden milli meşruiyet çıkaran irade Ankara’da güçlü bir temsile dönüşmüştür. Devletimizin temelleri atılırken milletimizin sözü de bir kürsüye kavuşmuştur. Cumhuriyet, bilindiği gibi daha sonra ilan edilmiştir fakat cumhuriyet fikrinin ilk adımları ilk günden itibaren Meclisimizin içerisinde atılmıştır. Egemenliğin kaynağını imtiyazda ve dar kadrolarda aramayan siyasal ahlak 23 Nisan ruhunun özüdür. Parlamento, milletin ortak aklının çalıştığı yerdir. Parlamento, öfkeyi usule, itirazı müzakereye ve toplumsal talebi meşru kararlara dönüştüren yüksek siyaset mekânıdır. Temsilin kuvveti de meşruiyetin asıl menşesi de doğrudan doğruya milletten gelmektedir. Meclisimizin değeri kriz anlarında hep daha belirgin hâle gelmiştir. Toplumumuz her sıkıştığında yönünü Meclise çevirmiştir. Darbe dönemlerinde, vesayet teşebbüslerinde, iç gerilimlerde veya dış baskılarda çözümün adresi daima millî iradenin kurumsal çatısı olan bu yüce mekân olmuştur. Millet sesini burada aramıştır, mesajını burada vermiştir, itirazını burada büyütmüştür, uzlaşmasını burada olgunlaştırmıştır" şeklinde konuştu. Kurtulmuş şöyle konuştu: "Millet adına konuşmanın ne manaya geldiğini öğreten kurucu kürsü Türkiye Büyük Millet Meclisinin Birinci Meclisidir. Orada bulunan mebusların her biri farklı vilayetlerden, toplumsal köklerden ve hayat hikâyelerinden gelmişlerdi fakat aynı hakikatle birleşmişlerdi; ’memleketin kaderi milletin rızası olmadan tayin edilemez’ anlayışında. 23 Nisan’ın tarihi içindeki önemi tam olarak da buradadır. Egemenliğin ve meşruiyetin tek sahibi millet olarak tescil edilmiştir. Egemenliğin tescilinin bir bayram olarak çocuklara armağan edilmesi, siyasetin nihai hedefini de göstermesi bakımından önemlidir. Gelecek nesillerin güven ve huzur içinde yaşadığı, refahtan hakkaniyetle pay aldığı ve çocukların neşe içinde oyunlar oynadığı bir ortamda egemenlik fikri tam manasıyla kök salar ve gelişir. Evlatlarımızı yaşadığımız çağın ihtiyaçlarına uygun biçimde yetiştirmek mecburiyetindeyiz. Dijital imkânların arttığı, bilgi akışının hızlandığı bir devirde çocuklarımızı ezber yerine idrakle, korku yerine özgüvenle, kalıpçı anlayış yerine eleştirel muhakemeyle büyütmek durumundayız. Cumhuriyet ile demokrasi arasındaki ilişkiyi de 23 Nisan vesilesiyle bir kere daha hatırlamak durumundayız. Cumhuriyet halk adına idare iddiasıdır. Demokrasi ise halkın iradesinin yönetime en etkili biçimde taşınması çabasıdır. Güçlü cumhuriyet güçlü Meclisle yaşar, güçlü Meclis ise güçlü teamüllerle, güçlü İç Tüzük’le, etkili komisyonlarla, açık denetim mekanizmalarıyla ve toplumsal katılımla sağlanır. Toplum, gündelik sarsıntıların ötesine geçip kurumsal çözüm aradığında yine Meclise yönelmektedir ve yönelecektir. Bu sebeple Anayasa ve İç Tüzük çerçevesinde yeni bir reform perspektifine ihtiyacımız olduğu da açıktır. Temsili genişleten, denetimi derinleştiren, yasama kalitesini yükselten, komisyonları daha etkin hâle getiren, milletvekilliğini daha tesirli kılan ve vatandaşla temas kanallarını çoğaltan bir yaklaşım, siyasi sistemimizin önündeki şüphesiz en makul istikamettir. Anayasa, milletin kendisiyle yaptığı yüksek sözleşmedir. İç Tüzük de yasama vakarının Meclis faaliyetine yönelik yansımasıdır. Birincisi kurucu ilke ise, diğeri ise kurucu ilkenin çalışma ahlakını belirleyen çerçevedir. Kastettiğim reform arayışı, bir metin değişikliğinin ötesinde siyaset tarzı meselesidir. Amaç, milletin sesinin daha çok duyulduğu, farklı kanaatlerin daha sağlıklı konuşulduğu ve uzlaşının daha sistemli üretildiği bir Meclis düzenini oluşturmaktır. Siyaset kurumu, karşıtlıkların kördüğüme dönüştüğü bir yer hâline asla getirilemez. Tekraren söylüyorum; siyaset kurumu, karşıtlıkların kördüğüm hâline dönüştüğü bir yer hâline getirilemez. Meclisler işlevsizliğinde toplumlar sokaktaki gerilim ile idari katılık arasında sıkışıp kalır. Oysa millî irade, siyasal farklılıkların meşru zeminde konuşulmasını sağlayan en meşru zemindir. " Kurtulmuş, dünya siyasetinin bugün büyük bir kırılma evresinde olduğunu kaydederek, "Önemli bir düşünürün de ifade ettiği gibi ’Eski dünya ölüyor, yenisi ise doğmak için debeleniyor. Tam da bu alaca karanlıkta canavarlar ortaya çıkıyor.’ Uluslararası sistemin hâlini tarif ederken kimi zaman böylesi cümlelere ihtiyaç duyduğumuz açıktır. Gazze soykırımında görüldüğü gibi uluslararası kurumların çöktüğü, kuralların geçersiz hâle geldiği, hatta uluslararası ilişkilerin kavramlarının dahi hakikati taşımakta zorlandığı bir küresel atmosfer içinde canavarların ortaya çıktığı bir atmosferin olması kaçınılmazdır. İşte, tam da bu anda, bu zaman eşiğinde meşruiyetini milletten alan parlamentoların sözünün daha kıymetli hâle geldiği aşikârdır. Türkiye olarak tüm kurumlarımızla, tarihimizden ve bölgesel ağırlığımızdan gelen birikimimizle yeni uluslararası denklemin adalet ekseninde kurulması gerektiğini savunuyoruz. Okulun, hastanenin, ibadethanenin, pazar yerinin güvenli sayılmadığı bir dünyada insanlığın ilerleme iddiası gerçekten akıldan ve mantıktan uzak kalır. İnsanlığın ortak vicdanı çocukların sınıfta öldürüldüğü bir tabloya alışamaz, alışmamalıdır. 23 Nisan’ı buruk kılan hissiyatın başlıca kaynağı yurdumuzdaki elim can kayıpları, bir başka kaynağı ise uluslararası alandaki tablodur. Okulların emniyeti insanlığın müşterek haysiyetidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, millî sınırlarımız içinde ihtiyaçlarla ilgilendiği gibi insanlığın ortak vicdanını ilgilendiren acılara da ses vermek durumundadır, asla sessiz kalamaz. Filistin’de, Gazze’de, Sudan’da, Ukrayna’da, Lübnan’da, İran’da ve başka kriz bölgelerinde hayatları karartılan çocukları unutan bir siyaset anlayışı kendi çocuklarına da umut veremez" diye konuştu. Kurtulmuş, Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarına değinerek, Komisyonun büyük bir demokratik olgunlukla çalıştığını ve nihai raporunu tamamlayarak görevini hakkıyla yerine getirdiğini ifade etti. Kurtulmuş, "Umarım ki önümüzdeki dönemde bu sürecin gerektirdiği adımlar nitelikli bir şekilde atılarak Türkiye’de barış, kardeşlik ve dayanışma ekseninde yeni bir dönemin kapıları sonuna kadar açılır. Milletin meclisi, milletin tüm renklerini taşıdığı kuvvetli bir alandır. Doğudan batıya, kuzeyden güneye, büyük şehirlerden sınır ilçelerimize kadar memleketin her sesi burada yankı buldukça milli egemenlik kökleşmektedir. Türkiye demokrasi tecrübesini daha olgun hale getirecek imkana da, birikime de sahiptir" dedi.
23 Nisan 2026 Perşembe - 14:59
‘Çocukların Dijital Ortamlarda Korunması: Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı’nın ortak sonuç bildirisi yayımlandı
‘Çocukların Dijital Ortamlarda Korunması: Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı programına ilişkin ortak sonuç bildirisi yayımlandı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ev sahipliğinde Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF) ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilciliği iş birliğiyle ‘Çocukların Dijital Ortamlarda Korunmasına İlişkin Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı’ programı 21-22 Nisan’da gerçekleştirildi. 2 gün süren ve dijital dünyada çocukların güvenliği ile haklarının nasıl korunacağının müzakere edildiği programın ardından, çocuklar için daha güvenli dijital alanların oluşturulmasına yönelik öncelik alanları ve çözüm yollarını içeren bir sonuç bildirisi yayımlandı. Bildiride, çevrim içi platformlarda çocukların güvenliğinin sağlanmasına yönelik ortak irade vurgulandı. Ayrıca, daha güçlü hak temelli yasal çerçevelerin belirlenmesi, dijital hizmet sağlayıcıların, güvenliği artırabilecek önlemler almasının zorunlu kılınması, aileleri, okulları ve çocuk koruma hizmetlerini destekleyecek entegre çocuk koruma sistemlerinin güçlendirilmesi, genişletilmiş dijital okuryazarlık ve farkındalık artırma çalışmalarının yapılması, Çocukların çözümün bir parçası olarak sürece dahil edilmesi gerekliliği üzerinde duruldu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF) ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilciliği tarafından yayımlanan ortak bildiri kapsamında çocuklar ve gençlerin dijital yaşamlarını etkileyen kararlara dahil edilmesi gerektiği belirtildi. Toplantıda küresel, bölgesel ve ulusal düzeylerde yasal ve yargısal adımlar atıldığı aktarılan bildiride, "Çocukların dijital deneyimlerini şekillendirmede kritik rol oynayan dijital hizmet sağlayıcıların ve suç faillerinin hesap verebilirliği güçlendirmiştir. Ancak bugüne kadarki çabalar, ihtiyaç duyulan sonuçları ortaya koyamamıştır. Atılan adımlar, dijital ortamdaki hızlı değişimlerin ve çocukların bu ortama erişimindeki dönüşümün gerisinde kalmaktadır" ifadeleri kullanıldı. Bildiride ayrıca, çocukların dijital ortamdaki haklarının korunmasını güçlendirecek somut ve uygulanabilir adımların acilen ortaya konulması gerektiği vurgulanarak, bu bağlamda, mevzuat, politika ve uygulama arasında köprü kuran, etkin eş güdüme dayalı ve çocuk merkezli yaklaşımların güvence altına alınmasının hayati önem taşıdığı belirtildi. Her devletin özel sektör ve teknoloji şirketlerinin, meslek uzmanlarının, sivil toplumların, toplulukların, ailelerin, bakım verenlerin, çocukların ve gençlerin bizzat kendilerinin birlikte hareket etmesi gerektiği ifade edilen açıklamada, hangi alanlarda neler yapılacağına ilişkin şunlar kaydedildi: "Çocuklara yönelik tüm çevrim içi şiddet, istismar, sömürü ve suç biçimlerini ele alan, dijital hizmet sağlayıcıların platform ve hizmetlerini çocuklar için güvenli hale getirmelerine uygun önlemleri de içeren, daha güçlü hak temelli yasal çerçeveler. Dijital hizmet sağlayıcıların, çocukların güvenliğinin ve mahremiyetinin tasarım ve varsayılan ayarlar yoluyla gözetilmesini sağlamak üzere güçlü ve önlemler uygulamasını zorunlu kılmayı da içeren, etkili sektör yönetişimi. Buna ek olarak, teknoloji şirketleri çocukların dijital ortamdaki güvenliğini artırabilecek dijital araçlar geliştirmeye ve paylaşmaya teşvik edilmelidir. Aileleri, okulları ve çocuk koruma hizmetlerini destekleyecek entegre çocuk koruma sistemlerinin güçlendirilmesi; çevrim içi şiddet mağduru çocukların ve şiddete ve zararlı içeriklere maruz kalanların entegre, çocuk dostu destek hizmetlerine, şikayet ve bildirim mekanizmalarına ve adalete hızlı ve etkili şekilde erişiminin sağlanması. Çocukların çevrim içi güvenlik becerilerini güçlendiren, eleştirel düşünmeyi ve sorumlu dijital katılımı teşvik eden, aynı zamanda ebeveynlerin, bakım verenlerin, eğitimcilerin ve diğer meslek uzmanlarının kapasitesini geliştiren, genişletilmiş dijital okuryazarlık ve farkındalık artırma çalışmaları. Çocukların çözümün bir parçası olarak dahil edilmesi; güvenli, kapsayıcı ve çocukların gelişen kapasitelerine saygılı katılım yolları sunularak, dijital yaşamlarını etkileyen kararlara anlamlı katılımlarının sağlanması. Özellikle kolluk kuvvetleri, adalet sektörleri ve mağdur desteği bağlamında, bilgi paylaşımını, akranlar arası etkileşim ve eğitimi de içeren uluslararası iş birliği." Bildiride, çocukların dijital ortamlarda karşı karşıya kaldığı risklerin gerçek olduğu anlatılarak "Bu yuvarlak masa toplantısı, tepkisel önlemlerden önleyici, hak temelli eyleme kararlılıkla geçilmesi ve dijital ortamın her çocuk için güvenli ve yararlı hâle getirilmesi yönünde ivme oluşturma yolunda çok taraflı önemli bir adımdır" denildi.
23 Nisan 2026 Perşembe - 14:22
TBMM özel oturum
TBMM’de özel oturum düzenlendi. TBMMM Genel Kurulu 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 106. Yıl dönümü dolayısıyla özel oturumla toplandı. TBMM özel oturumuna AK Parti Başkanvekili Efkan Ala ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, siyasi parti Grup Başkanvekilleri, kabine üyeleri, yüksek yargı organlarının Başkanları, yabancı misyon şefleri, milletvekilleri ve ziyaretçiler oturuma katıldı. AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler CHP ve DEM partilerle selamlaştı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel başta CHP milletvekilleri olmak üzere AK Partililer ile selamlaştı.
02 Nisan 2026 Perşembe - 11:01
20 yıllık ses teli çilesi ameliyatla son buldu
Yozgat’ta yaşayan 63 yaşındaki Menşure Köse, 20 yıldır ses tellerindeki sorun sebebiyle yaşadığı nefes darlığından Ankara’da yapılan ameliyatla kurtuldu. 20 yıl boyunca ses telleri felci nedeniyle ciddi nefes darlığı ve konuşma güçlüğü yaşayan 63 yaşındaki Menşure Köse, gerçekleştirilen ameliyatla sağlığına kavuştu. Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen ameliyatla ses telleri açılan Köse’nin hem rahat nefes alması sağlandı hem de sesi korunarak sağlık sorunları giderildi. "Ameliyatta hastamızın ses tellerini açıp rahat bir nefes almasını sağladık" Ameliyat sonrası 20 yıldır ses telleriyle ilgili sorunlar yaşayan Menşure Köse’nin sağlık problemlerinin giderildiğini belirten Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Kliniği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aydın Acar, ’’Bu hastamız bize yaklaşık sekiz ay önce Çorum’dan geldi. Menşure Hanım’ın 20 yıl önce ses tellerindeki sıkıntı sebebiyle iki ses telinde felç meydana gelmiş ve bu yüzden ciddi sıkıntılar yaşamış. Son yıllarda da nefes alması ciddi şekilde azaldığı için hastanemize başvurdu. Bizde gerekli tahlil ve tetkik yaptıktan sonra ailesinden de müsaade alarak hastamızın ameliyatını planladık. Ameliyatta hastamızın ses tellerini açıp, rahat bir nefes almasını sağladık, aynı zamanda sesini de korumaya çalıştık. Yaklaşık sekiz ay oldu ameliyat olalı, şimdi kontrole çağırdık. Çok şükür her şey yolunda, hastamız iyi’’ dedi. "Hastamız toplumda çok nadir görülen ses telleri felci olmuş" Hastalığın toplumda çok nadir görüldüğünün altını çizen Prof. Dr. Acar, şu ifadelere yer verdi: ’’Tiroid bezinin yanından ses tellerine giden sinirler geçer. Sinirlerin zedelenmesi kısmi veya tamamen olabilir. Bu hastamızda da tamamen bir zedelenme olmuş ve toplumda çok nadir görülen ses telleri felci olmuş. Sonrasında buna bağlı olarak da ciddi ses kısıklığı, sesin tamamen yok olma ve nefes problemleri olmuş, bu şekilde 20 yıl yaşamış. Son yıllarda kilo alması ve şikayetlerin artmasıyla nefes alamaz hale gelmiş, bize bu şikayetlerle geldi. Durumu çok kötüydü. Çeşitli ses tahlil, tetkiklerden sonra iki taraflı ses teli felci olduğuna karar verdik. Durumu hastanın kendisi ve ailesiyle paylaştık, ameliyat kararı aldık. Hastamız 3 ayda bir kontrole gelmekte ve çok şükür durumu iyi. 20 yıllık eziyet böylece son bulmuş oldu.’’ "Yeniden doğmuş gibiyim, dünya varmış" Yıllar boyunca çektiği sıkıntıları ifade eden Menşure Köse, "Evde rahat oturamıyordum, nefes alamıyordum. Yatarken daralıyor, iş yaparken daralıyordum. Zamanla sesimin tamamını kaybettim. Sonrasında çocuklarım beni doktora götürdü. O zaman Kulak burun ve boğaz doktorları ameliyat yapacağız ve gırtlağını deleceğiz dediler, çok korktum. Birçok doktor aynı şeyi söyleyince ameliyat olmadım, gırtlağımı deldirmedim. Söylem yerindeyse artık yaşadığım hayat burnumdan geliyordu. Bir tanıdığımız bize, Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Kliniğine başvurmamızı ve burada Prof. Dr. Aydın Acar ile görüşmemizi söyledi. Bizde tavsiyesine uyarak Ankara’ya geldik ve bu hastaneye başvurduk. Sağ olsun Aydın hoca bizle çok ilgilendi. Tahliller ve tetkikler yaptılar ve ses teli felci olduğumu söylediler. Ben yine gırtlağımın delinmesinden korktum ama yaşadığım sıkıntılar yüzünden gırtlağımı delseler bile artık ameliyat olacağım dedim. Aydın hoca ve ekibi ameliyat yaptılar. Çok şükür gırtlağım delinmeden yapılan bu ameliyat bana yeni bir hayat verdi. Şu an rahat konuşabiliyorum, rahat nefes alabiliyorum. Her işimi kendim yapıyorum. Hızlı hızlı merdiven bile çıkabiliyorum. Yeniden doğmuş gibiyim, dünya varmış’’ diye konuştu.
02 Nisan 2026 Perşembe - 10:48
Dünya Bankası’ndan İstanbul’un demiryolu hattına 2 milyar dolarlık kredi
Dünya Bankası, İstanbul Boğazı üzerinden Türkiye’nin demiryolu bağlantısını güçlendirmek için 2 milyar dolarlık finansmanı onayladı. Dünya Bankası, İstanbul Boğazı (Boğaz) boyunca demiryolu bağlantısını güçlendirecek ve Türkiye’nin Avrupa, Asya ve Orta Doğu’yu birbirine bağlayan önemli bir lojistik merkezi rolünü pekiştirecek dönüştürücü bir yatırım olan İstanbul Kuzey Demiryolu Geçiş Projesi (INRAIL) için 2 milyar ABD doları tutarındaki krediyi onayladı. Yapılan destek, toplam 6,75 milyar dolarlık uluslararası kredi paketinin önünü açan kritik bir adım olarak öne çıkıyor. Toplam yatırım tutarı 8,3 milyar dolar olarak hesaplanan proje kapsamında, 127 kilometrelik elektrikli ve yüksek kapasiteli bir demiryolu hattı kurulacak. Hat, Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden geçerek kentin iki yakasını raylı sistemle birbirine bağlayacak. Böylece İstanbul’un çevresinde stratejik bir demiryolu çemberi oluşturulması planlanıyor. Proje aynı zamanda iki havalimanı ile ulusal demiryolu ağını entegre edecek. İNRAIL’in devreye alınmasıyla birlikte İstanbul Boğazı’ndaki yük taşımacılığı kapasitesinin yıllık yaklaşık 3 milyon tondan 50 milyon tona yükselmesi hedefleniyor. Bu sıçrama, Türkiye’nin uluslararası ticaret hatlarındaki konumunu daha da güçlendirebilir. Yeni demiryolu hattı; Orta Koridor, Irak Kalkınma Yolu ve Türkiye-Avrupa hattı gibi kritik ticaret güzergahlarını birbirine bağlayarak Türkiye’nin bölgesel bir lojistik merkez olma iddiasını destekleyecek. Proje güzergahının yaklaşık yarısının tünellerden oluşması planlanıyor. Bu sayede aşırı sıcaklık, sel, şiddetli rüzgar ve orman yangınları gibi çevresel risklere karşı daha dirençli bir altyapı hedefleniyor. Projenin hayata geçirilmesiyle birlikte, demiryolu koridoru boyunca 99 bin doğrudan istihdam oluşturulması, dolaylı etkilerle birlikte toplam istihdamın 414 bine ulaşması öngörülüyor.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 23:38
Bakan Gürlek, Hollanda’dan Savcı Kiraz cinayetinin azmettiricisi Musa Aşoğlu'nun iadesini talep etti
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Hollanda Adalet ve Güvenlik Bakanı David Van Weel ile görüştü.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 21:30
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, yarın Azerbaycan’a gidecek
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, yarın Azerbaycan’a resmi ziyaret gerçekleştirecek. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, yarın gerçekleştireceği Azerbaycan temasları kapsamında ilk olarak Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda bir araya gelecek. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türk Devletleri Teşkilatı üye devletleri hükümet başkanları ve cumhurbaşkanı yardımcılarının katılımıyla düzenlenecek toplantıya Gülüstan Sarayı’nda iştirak edecek. Program kapsamında Yılmaz, Haydar Aliyev Kültür Merkezi’ni ziyaret edecek ardından Azerbaycan Ulusal Halı Müzesi’nde incelemelerde bulunacak. Yılmaz, ziyaretinin son bölümünde ise Azerbaycan Başbakanı Ali Esedov ile Azerbaycan Başbakanlık Binası’nda baş başa görüşme gerçekleştirecek.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 20:18
Ankara’da 3 araçlı zincirleme kaza: 3 yaralı
Ankara’nın Beypazarı ilçesinde 3 aracın karıştığı zincirleme trafik kazasında 3 kişi yaralandı.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 20:11
İletişim Başkanı Duran: "Filistinlilere uygulanması öngörülen idam düzenlemesini şiddetle kınıyorum"
İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "İsrail Parlamentosu’nda kabul edilen ve sadece Filistinlilere uygulanması öngörülen idam düzenlemesini şiddetle kınıyorum, telin ediyorum" dedi. İletişim Başkanı Duran sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, "İsrail Parlamentosu’nda kabul edilen ve sadece Filistinlilere uygulanması öngörülen idam düzenlemesini şiddetle kınıyorum, telin ediyorum. Masum insanlara yönelik soykırımlarının bir uzantısı olarak gördüğümüz bu sözde yasa, hukukun üstünlüğünü hiçe sayan, ayrımcılığı, zulmü derinleştiren ve bir halkı topyekûn cezalandırmayı meşrulaştırmaya çalışan açık bir zulüm örneğidir. Filistin halkına yönelik sistematik baskı ve şiddetin yeni bir boyut kazandığı bu adım, işgal politikalarının geldiği noktayı gözler önüne sermektedir" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin bu tarz uygulamalar karşısında Filistin halkının yanında duracağını vurgulayan Duran, "Irkçı ve ayrımcı uygulamalarla şekillenen bu hastalıklı anlayışın ne hukukta ne de insanlık değerlerinde karşılığı vardır. Uluslararası toplumun, bu açık hukuksuzluk karşısında sessiz kalmaması; adalet, insan hakları ve evrensel değerler adına somut adımlar atması ertelenemez bir zorunluluktur. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye, her zaman olduğu gibi bugün de mazlumun yanında, zalimin karşısında durmaya devam edecektir. Biliyoruz ki Filistinli kardeşlerimizin haklı davasını savunmak, insani bir sorumluluktur" dedi.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 19:47
Ankara’da çimento fabrikasında çıkan yangın söndürüldü
Ankara’nın Elmadağ ilçesinde bir çimento fabrikasında çıkan yangın itfaiye ekiplerinin müdahalesi sonucu söndürüldü. Olay, Ankara’nın Elmadağ ilçesine bağlı Lalabel Mahallesi’nde saat 17.50 sıralarında Baştaş Çimento Fabrikasında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, fabrikadaki elektrik panosunda henüz belirlenemeyen bir nedenden ötürü yangın çıktı. İhbar üzerine olay yerine sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekipleri tarafından yangın büyümeden söndürülürken, fabrikada maddi hasar meydana geldi. Olaya ilişkin inceleme başlatıldı.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 19:28
HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruzları unutmadık, Allah’a şükür Nevruz’u normalleştirdik"
Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Yakın tarihte Nevruz günlerinde yapılan kavgaların, çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruzları unutmadık, hatırlıyoruz. Onun için Nevruz’u da normalleştirdik Allah’a şükür" dedi. HAK-İŞ Konfederasyonu Türk Dünyası ve Akraba Topluluklar Komitesi tarafından ‘Türk Dünyası Öğrencileriyle Buluşma ve Nevruz Etkinlikleri’ gerçekleştirildi. Konfederasyonun ev sahipliğinde gerçekleşen programda Türk tarihi ve kültürünün önemine vurgu yapılırken, birlik beraberlik ve kardeşliğin güçlendirilmesi gerektiğine değinildi. Programda bir konuşma gerçekleştiren HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Benim çocukluğumda ilk hatırladığım Nevruz’la ilgili baharın gelişinin müjdecisi olduğu ve çiçeğiyle beraber biz Nevruz’u hatırlıyoruz. Sultan Nevruz Bey bizde geçer. Biraz Avşar Türklerinde de böyle bir şey. Sultan Nevruz. Ve Nevruz çiçeğimiz açar. Zambağın küçüğüne benzer, mor ve sarı renklerin olduğu. Gerçekten Nevruz’dan hemen sonra Toroslar’da açan bir çiçektir. Biz Nevruz çiçeğini Çiğdemi, Nergiz’i baharla birlikte tanımıştık. Tabi bu geleneklerimizin bir ifadesiydi. Fakat gençlik yıllarımızda başka bir şeyle karşılaştık. Nevruz bir ideolojik mücadelenin ne yazık ki adı olarak topluma anlatılmaya çalışıldı. Bu da çatışmaların, kavgaların çeşitli Türkiye’yi ve bizi rahatsız eden bir kısım eylemlerin günü olarak karşımıza çıktı" açıklamasında bulundu. "Türkiye ideolojik kavgaların, çatışmaların gölgesinde 1 Mayıs’ı ve Nevruz’u uzun yıllar tartışmak zorunda kaldı" Arslan, günümüzde hem Nevruz Bayramı’nın hem de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün normalleşmesinin gururunu yaşadıklarını aktararak, "Ne yazık ki Türkiye hem Nevruz’da hem de 1 Mayıs’ta ideolojik kavgaların, çatışmaların gölgesinde 1 Mayıs’ı ve Nevruz’u uzun yıllar tartışmak zorunda kaldı. Her ikisi de çatışmaların olduğu, gerginliklerin olduğu, polisin, copun, su sıkan TOMA’ların, gazların tartışıldığı günler olarak hafızamızda kaldı. Bunlar gerçekten bizi hem üzdü hem de tarihsel gerçeklerin sattırılması konusundaki itirazlarımız da haklı gösterdi. 1 Mayıs’ı Taksim’e hapsettiler. 1 Mayıs’ın olabilmesi için Taksim’de 1 Mayıs kutlanır. 1 Mayıs bütün alanlarda kutlanabilir. Bu tartışmaları 1 Mayıs’ı Emek Dayanışma Gününe dönüştürdük. Sonra Taksim’in tasallutundan kurtardık" ifadelerine yer verdi. "Çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruz’u normalleştirdik" Aynı şekilde Nevruz Bayramı’nın da ideolojik baskı ve kavgaların odağından kurtulduğuna dikkati çeken Arslan, "Biz bugün Nevruz’un bu yönünü konuşuyoruz. Yakın tarihte Nevruz günlerinde yapılan kavgaların, çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruzları unutmadık, hatırlıyoruz. Onun için Allah’a şükür Nevruz’u da normalleştirdik. Bugün Nevruz’u gerçek anlamıyla konuşabiliyorsak, bütün Türk dünyası ve özellikle Orta Asya toplumlarının hemen hemen pek çoğunun da sahiplendiği Nevruz’u bugün HAK-İŞ’te de konuşup kutlayabiliyorsak, Türkiye önemli iki sorunu önemli, iki kavga gününü barışa dönüştürerek hayırlı bir iş yapıldı. Burada Sayın Cumhurbaşkanımız da hükümetimize bu konudaki gayret duaları herkese teşekkür ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Konuşmasının ardından Arslan, Ergenekon’da demir dağın delinerek aşılmasına ithafen temsili olarak demir dövdü. Programa HAK-İŞ Başkanı Mahmut Arslan’ın yanı sıra; HAK-İŞ Türk Dünyası ve Akraba Topluluklar Komitesi Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Yeşil, TÜRKSOY Türkiye Temsilcisi Doç. Dr. Abdullah Kutalmış Yalçın, Türk Dil Kurumu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Harun Şahin, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Genel Sekreteri Dr. Mümin Şen, üye sendikaların yönetim kurulu üyeleri, Türk Dünyası öğrencileri ve akademisyenler katıldı.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 18:30
8 milyar insan olumsuz etkilendi!
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Bugün, bölgede ortaya çıkan krizin her bakımdan 8 milyar insanı etkileyen olumsuzluğun sebebi ABD ve İsrail’in ortaklaşa İran’a yaptığı saldırıdır" dedi.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 18:16
Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Balcı: "200 gram ekmek fiyatını 17 buçuk lira olarak güncellemek zorunda kaldık"
Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, "Kilogramı 87 liraya denk gelecek şekilde 200 gram ekmeğik 17 buçuk lira, 230 gram ekmeği 20 lira olarak güncellemek zorunda kaldık" dedi. Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, federasyon genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında yeni ekmek fiyatlarını açıkladı. 8 aydır ekmek fiyatlarında değişim olmadığını belirten Balcı, "Kilogramı 87 liraya denk gelecek şekilde 200 gram ekmeği 17 buçuk lira, 230 gram ekmeği 20 lira olarak güncellemek zorunda kaldık" diye konuştu. "Ekmek konusunda göstermiş olduğumuz hassasiyeti paydaşlarımızın da göstermesi gerekir" Enflasyonla mücadele konusunda da büyük hassasiyet göstermeye devam edeceklerini vurgulayan Balcı, "Bizim göstermiş olduğumuz hassasiyeti ekmek konusunda bizim paydaşlarımızın da göstermesi gerekir. Bu süre içerisinde ekmek fiyatı yüzde 39 artarken, yalnız 8 ayda un fiyatının yüzde 45, yüzde 50 civarında artması kabul edilir bir durum değil. Yani ekmeklik un fiyatında un sanayicileri de fırıncı esnafının gösterdiği hassasiyeti göstermesi gerekir diye düşünüyoruz. Bugün itibarıyla Ankara, İstanbul, Kocaeli, İzmir, Bursa, Balıkesir, Aydın, Denizli, Sakarya, Düzce ve Eskişehir ilerinde 200 gram ekmek 17 buçuk lira veya buna denk gelen 230 gram ekmek 20 lira üzerinden fiyat değişikliği uygulamaya girmiş oluyor" ifadelerini kullandı. "Hem esnafımızı hem tüketici olan halkımızı düşünmek zorundayız" Ekmekteki artışın mağduriyet getirdiğini aktaran Balcı, "Hayatında fırından ekmek almayan siyasetçilerin veya fırıncı esnafının ekmeği nasıl yapıldığını bilmeyen siyasetçinin ekmek üzerinden siyaset yapmak adı altında 17 buçukla 20 olan ekmeği ‘20 yapmayın, 50 lira yapın’ gibi gayriciddi açıklamalar yaptığını görüyoruz. Onların vatandaşımızı bizim kadar düşündüğünü zannetmiyorum. Biz hem esnafımızı hem tüketici olan halkımızı düşünmek zorundayız" dedi. "Zincir marketlerin tamamında ekmek satışının olmaması konusunda çalışmamız gündeme gelebilir" Balcı, esnafın maliyet konusunda dikkat etmesi gerektiğinin altını çizerek, şu ifadeleri kullandı: "Zincir marketlerin fırıncı esnafın üzerine yük olmaktan kendilerine çeki düzen vermeleri gerekiyor. 150 ekmek alıp, bunun 50 ekmeğini iade ettiğinde bizim ekmek maliyetimiz artmaktadır. Fırıncı esnafımız mağdur olmaktadır. Eğer biz bir taraftan ekmek fiyatı makul bir seviyede tutmaya çalışıyorsak, enflasyonla mücadele etmek için özveri gösteriyorsak, eğer böyle bir netice alamayacak olursak fırına yakın çevrelerde zincir marketlerin belki de tamamında ekmek satışının olmaması konusunda çalışmamız gündeme gelebilir. Esnafımızın rahat etmesi konusunda, sorunların çözümü noktasında gerek Ticaret Bakanlığımız, gerekse Tarım Bakanlığımızla çalışmamız devam ediyor. Bu mağduriyet ortadan kalkmazsa, kendi aramızda bunu çözmüş olmazsak bunu da gündeme getirip, bir çözüm noktası bulmak zorundayız."
01 Nisan 2026 Çarşamba - 18:05
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hollanda Adalet ve Güvenlik Bakanı David Van Weel ile bir araya geldi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hollanda Adalet ve Güvenlik Bakanı David Van Weel ile bir araya geldi.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 17:21
Bakan Yumaklı: "95 baş dişi ve 5 baş erkek küçükbaş hayvan TİGEM tarafından uygun şartlarda temin edilecek"
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Proje kapsamında hak sahibi olan kişilere 95 baş dişi ve 5 baş erkek küçükbaş hayvan TİGEM tarafından uygun şartlarda temin edilecek" dedi. İlk müjdesini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çiftçilerle iftar programında duyurduğu ‘Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi’ne başvurular başladı. Projenin başvuru şartlarını ve detaylarını Bakan Yumaklı açıkladı. Bakan Yumaklı, yaptığı açıklamada küçükbaş hayvan varlığını artırmak, kırsalda üretimi güçlendirmek, hayvancılıkta sürdürülebilirliği desteklemek, gençler ile kadınların üretime daha fazla katılımını sağlamak ve meraya dayalı üretimi daha karlı hale getirmek amacıyla ‘Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi’ni hayata geçirdiklerini bildirdi. Proje kapsamında Hayvancılık Genel Müdürlüğü (HAYGEM) koordinasyonunda Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne (TİGEM) ait küçükbaş hayvanların üreticilere uygun şartlarda temin edileceğini belirten Yumaklı, şu bilgileri aktardı: "Proje ile Türkiye’de küçükbaş üretimi yapan işletme sayısını ve anaç hayvan sayısını artırarak daha fazla materyalin ülkemiz kaynakları ile karşılanmasını, böylece kırmızı et arzında sürdürülebilirliği ve yeterliliği sağlamayı amaçlıyoruz. Bu amaçla proje kapsamında hak sahibi olan kişilere 95 baş dişi ve 5 baş erkek küçükbaş hayvan TİGEM tarafından uygun şartlarda temin edilecek. Uygulamada yalnızca sayı artışını hedeflemiyoruz, aynı zamanda verim, uyum ve sürdürülebilirliği de esas alıyoruz. Bu minvalde dağıtımları, ülkemizin bölgesel yetiştiricilik gerçeklerini dikkate alarak; yöre, iklim ve mera yapısına uygun damızlık küçükbaş ırkları üzerinden planlanıyoruz." 150 bin küçükbaş dağıtılacak Yumaklı, 2026-2028 yıllarını kapsayan 3 yıllık program dahilinde 150 bin küçükbaş hayvanın üreticilere uygun şartlarda verileceğinin altını çizerek, genç ve kadın üreticiler, birinci derece tarımsal amaçlı örgüt üyeleri, engelliler, şehit yakınları ve gazilere öncelik tanıyacaklarını dile getirdi. "12 ay boyunca hayvanların bakım ve besleme gideri Bakanlığımız tarafından karşılanacak" Ayrıca veteriner hekimlik, ziraat ve gıda mühendisliği bölümlerinden yeni mezun gençlere de projeye başvurmaları halinde öncelik tanıyacaklarını anlatan Yumaklı, şu bilgileri verdi: "Böylece gençlerimiz hem doğdukları topraklarda kendi işlerini kuracak hem de üretime ve istihdama güç katacak. İl/ilçe tarım ve orman müdürlüklerimizin denetimlerinde tespit edilen hayvanlar için oluşturulan icmal HAYGEM tarafından TİGEM’e gönderilecek. Hayvan tesliminden sonraki ayda başlamak üzere 12 ay boyunca hayvanların bakım ve besleme gideri Bakanlığımız tarafından karşılanacak. Bu destek ödemesi 3 ayda bir yapılacak ve 100 küçükbaş hayvan için toplamda 3 aylık 45 bin lira destek ödemesi yetiştiricilerimizin hesaplarına aktarılacak. Teslim edilen hayvanların ilk bir yıllık TARSİM sigortası da yine Bakanlığımız tarafından karşılanacak. Yetiştiricilerimiz, hayvan bedelleri için Ziraat Bankası’nın uygun faizli kredilerinden yararlanabilecek. İlgili meslek gruplarından mezun gençlerimiz ile küçükbaş hayvancılık yapmak isteyen genç ve kadın üreticilerimizi bu projeye başvurmaya davet ediyorum." Başvurular 1-30 Nisan tarihleri arasında yapılacak Projeye başvurular 1-30 Nisan tarihleri arasında yapılabilecek. Proje başvuruları, başvuru sahibinin işletmesinin bulunduğu, işletmesini açacağını beyan ettiği yerdeki il, ilçe tarım ve orman müdürlüklerine yapılacak. TİGEM tarafından puan sırasına göre hak sahipleri bilgilendirilerek, 2026 yılının 2’nci yarısından itibaren hayvanların teslimine başlanılacak. Vatandaşlar, projeyle ilgili detaylı bilgiye Tarım ve Orman Bakanlığı’nın internet sitesi https://www.tarimorman.gov.tr/HAYGEM/Haber/454/Kirsalda-Bereket-Kucukbasa-Destek-Projesi-Basliyor bağlantısından ulaşabilecek.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder