Yerel Haberler
Ankara
Bakan Güler: "Terörün ortadan kaldırılması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır" 25 Şubat 2026 Çarşamba - 23:16:25 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Terörün tam anlamıyla ortadan kaldırılması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır. Şu husus unutulmamalıdır ki güvenliğini ve toplumsal bütünlüğünü aynı çizgide koruyabilen ülkeler, böylesine kaotik dönemlerde tehditleri kendinden uzakta tutarak vatandaşlarına umut verecek kudrete sahip olabilmektedirler" dedi. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, şehit aileleri ve gazilerle iftarda bir araya geldi. Bakan Güler programda yaptığı konuşmasında, "Bu güzel ve bereketli iftar sofrasında siz değerli ailelerimizi ve kahraman gazilerimizi ağırlamak, bizler için tarifsiz bir mutluluktur. Teşriflerinizden dolayı onur duyduk, bahtiyar olduk. Hoş geldiniz şeref verdiniz. Sözlerimin başında bu gece saat bir sularında Balıkesir 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığımızdan kalkış yaptıktan sonra kaza kırıma uğrayan F-16’mızın pilotu, Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat’a Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve asil milletimize baş sağlığı diliyorum. Hadisenin nedeni kaza kırım ekibinin yapacağı inceleme sonucunda belirlenecektir. Semalarımızın güvenliği için görev yapan kahraman şehidimiz vatan sevgisi ve aşkıyla vazifesini icra etmekteydi. Fedakârlığını daima şükran ve minnetle yad edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Her bir şehidimiz, bugünün ve yarının güçlü Türkiye’sinin mimarlarıdırlar" Şair Arif Nihat Asya’nın ‘Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor’ şiirini okuyan Bakan Güler, "Asil milletimizin en büyük özelliklerinden biri millî ve manevi değerlerine bağlılığı ve bu değerleri uğruna canlarını ortaya koyup mücadele ederek şehitlik ve gaziliği en büyük şeref nişanesi görmesidir. Bayrak şairimiz Arif Nihat Asya’nın, ‘Şehitler tepesi boş değil, toprağını kahramanlar bekliyor ve bir bayrak dalgalanmak için; Rüzgâr bekliyor’ mısralarında da dile getirdiği gibi asil milletimizin istiklaline sevdalı nice yiğit ve kahraman evladı milli ve manevi değerlerimizi korumak uğruna kahramanlıkla mücadele ederek ya şehit ya da gazi olmuşlardır. İstiklal ve istikbalimiz uğrunda şehit ve gazilik payesine ulaşan tüm kahramanlarımız birlik ve beraberliğimizin en büyük teminatıdırlar. Vatanımız ve al bayrağımız için hayatlarını feda eden her bir şehidimiz, bugünün ve yarının güçlü Türkiye’sinin mimarlarıdırlar. Yardan ve serden geçebilen şehitlerimize yoldaş ve şehadete âşık olan siz gazilerimizin yazdığı kahramanlık destanları da şanlı ordumuzun her zaman ilham kaynağı olmuştur" diye konuştu. "Bayrağımız göklerde dalgalanıyorsa şehitlerimiz ile gazilerimize borçluyuz" Bakan Güler, "Çok iyi biliyoruz ki bugün 86 milyon, vatanımızda özgürce yaşıyorsak, bayrağımız göklerde dalgalanıyorsa bunu da aziz şehitlerimiz ile siz kahraman gazilerimize borçluyuz. Sizlerle ne kadar gurur duysak azdır. Dolayısıyla şehitlerimizin ve sizlerin yazdığı kahramanlık destanları hiçbir zaman unutulmayacak, asil milletimizin vefa dolu gönlünde sonsuza dek yaşayacaktır. Şehitlerimizin, gazilerimizin ve siz kıymetli ailelerimizin fedakârlıklarının bedeli hiçbir şeyle ölçülemez. Kıymetli Şehit ve Gazi ailelerimiz; canlarınızdan bir parça olan kıymetlileriniz, ülkemiz için emsalsiz bir mücadele ile fedakârlıklarda bulunurken sizler de bu vatan için kelimelerle tarif edilemez büyük zorluklara göğüs gerdiniz. Yaşadığınız acılar karşısında metanetinizi asla kaybetmediniz, vakur duruşunuzdan asla ödün vermediniz ve milletimizin ferasetini dosta düşmana bir kez daha gösterdiniz" ifadelerini kullandı. Şehit ailelerinin haklarının ödenemeyeceğini ifade eden Bakan Güler, "Sizler, milletimizin baş tacı Türkiye Cumhuriyeti’nin manevi mimarlarının biricik emanetisiniz. Siz kıymetli ailelerimizin hakkını ne yaparsak yapalım asla ödeyemeyiz. Ancak sizlerin hayatını kolaylaştırmak, yaşam standartlarınızı yükseltmek için devletimiz, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın koordinatörlüğünde yoğun bir gayret sarf etmektedir. Şunu çok iyi biliyoruz ki acınızı paylaşmak, gözyaşlarınızı dindirmek, sizleri hiçbir zaman yalnız bırakmamak bizim en büyük sorumluluğumuzdur. Aynı şekilde şehit ve gazilerimizin uğruna mücadele ettiği değerleri koruyarak bu mirasa sahip çıkmak, hepimizin en önemli vazifesidir. Nitekim kahraman ordumuz, şehitlerimizin kanlarını yerde bırakmamak ve siz kıymetli ailelerinin gözyaşlarının hesabını sormak için bugüne kadar terör örgütlerine büyük darbeler vurmuş ve örgütün hareket kabiliyetini büyük ölçüde sınırlandırmıştır" şeklinde konuştu. "Süreçte atılacak adımlar şehitlerimizin aziz hatırasına kesinlikle leke düşürmeyecek" Terörsüz Türkiye sürecine değinen Bakan Güler, şunları kaydetti: "40 yılı aşkın süredir ülkemizin huzurunu ve güvenliğini tehdit eden terör belasından kurtulmak ve evlatlarımızın aydınlık geleceğini teminat altına almak için devletimiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini başlatmıştır. Bu tarihi süreç kardeşliğimizi pekiştirme, milletimizi güvenli ve müreffeh yarınlara ulaştırma kararlılığımızın da en açık göstergesidir. Altını çizmek isterim ki bu süreçte atılan ve atılacak tüm adımlar şehitlerimizin aziz hatırasına kesinlikle leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna ve emeklerine asla zarar vermeyecek niteliktedir. Bu yolda milletimizin birliğini, kardeşliğini ve güvenliğini zedeleyecek hiçbir adım atılmamış bundan sonra da atılmayacaktır. Süreç asırlara uzanan köklü tarihimizden ve ferasetli devlet geleneğimizden aldığımız güçle yönetilmektedir. Yegane amacımız artık evlatlarımızı yitirmediğimiz, kanın ve gözyaşının sona erdiği, ayrılık tohumlarının kökünden söküldüğü çocuklarımızın sadece barış ve kardeşlik ortamında büyüdüğü bir geleceği inşa etmektir. Hâlihazırda sahadaki gelişmeleri dikkatle izliyor, tüm tedbirlerimizi her zamanki hassasiyetimizle almaya devam ediyoruz." "Terörün ortadan kaldırılması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır" "Yakın coğrafyamızda meydana gelen çok boyutlu ve aktörlü gelişmeler, ülkemizin stratejik yaklaşımlarını doğrudan etkilemektedir" diyen Bakan Güler, "Nitekim tehdit yelpazesinin her geçen gün daha da belirginleştiği bu uluslararası ortamda, askeri caydırıcılığımızın artırılması kadar iç barışın ve toplumsal kardeşliğin tahkim edilmesi de bir o kadar hayatidir. İşte bu yüzden terörün tam anlamıyla ortadan kaldırılması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır. Şu husus unutulmamalıdır ki güvenliğini ve toplumsal bütünlüğünü aynı çizgide koruyabilen ülkeler, böylesine kaotik dönemlerde tehditleri kendinden uzakta tutarak vatandaşlarına umut verecek kudrete sahip olabilmektedirler" ifadelerini kullandı. Türkiye Yüzyılı hedeflerine emin ve kararlı adımlarla ilerlediklerini vurgulayan Bakan Güler, "Türkiye de yakın coğrafyasında krizlerin, çatışmaların ve savaşların yaşanmasına rağmen; Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik liderliğinde yürütülen etkin ve kararlı diplomasi ile şanlı ordumuzun gücü ve etkinliği sayesinde istikrar adası olma vasfını sürdürmekte, böylece milletine güven vermeyi başarabilmektedir. Bu anlayışla ülkemizin hak ve menfaatlerini her koşulda kararlılıkla korumak için üzerimize düşen tüm sorumlulukları yerine getirmeye, aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin mirasına sıkı sıkıya sahip çıkmaya devam ediyoruz. ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimize emin ve kararlı adımlarla ilerlediğimiz bu süreçte; terörsüz Türkiye hedefimizi gerçekleştirmek için çalışmalarımızı sürdürecek, yerli ve milli savunma sanayimizi daha da ileri seviyelere taşımak için gayretlerimize devam edecek, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gücünü sürekli tahkim edeceğiz" şeklinde konuştu. "Ülkemizi ve asil milletimizi en iyi şekilde temsil ettik" Türk Silahlı Kuvvetlerinin NATO’nun en büyük tatbikatı olan Steadfast Dart 2026 tatbikatına deniz, kara ve hava unsurları ile katıldığını hatırlatan Bakan Güler, şunları kaydetti: "Şu bir gerçek ki bugün, sadece sınırlarımız içinde değil, sınırlarımız dışında da barış ve istikrara katkı sağlayan bir ülke konumundayız. Nitekim en son Türk Silahlı Kuvvetleri olarak NATO’nun en büyük tatbikatı olan Steadfast Dart 2026 tatbikatına deniz, kara ve hava unsurlarımızla iştirak ederek Avrupa güvenlik mimarisine katkı sağlama kabiliyetlerimizi ortaya koyduk. Bu çerçevede Kahraman Mehmetçiğimizin gücünü disiplinini ve hazırlık seviyesini yerli ve milli silahlarımızın etkinliğini ve ileri teknolojisini de göstererek ülkemizi ve asil milletimizi en iyi şekilde temsil ettik. Özellikle belirtmeliyim ki kahraman ordumuzun yaklaşık 2 bin personelden oluşan bir kuvveti sınırlarımızdan 6 bin 450 kilometre ve 3 bin 480 deniz mili mesafeye hızlı bir şekilde ulaştırma kudreti muharebeye ne denli hazır olduğu göstermektedir. İçinde bulunduğumuz dönemde görev ve sorumluluklarımız birbirinden çeşitli ve büyük olsa da motivasyon ve inancımız da bir o kadar kuvvetlidir. Zira başta siz şehit ve gazi ailelerimiz olmak üzere asil milletimizin desteğini her an hissediyor aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin mirasından aldığımız güçle gece gündüz demeden artan bir azim ve şevkle çalışıyoruz. Çalışmaya da devam edeceğiz."
25 Şubat 2026 Çarşamba - 21:38 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek önceliğimizdir" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek şu anki önceliğimizdir" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ATO Congresium’da gerçekleştirilen Geleneksel MÜSİAD Ankara İftarı’na katıldı. Burada konuşan Yılmaz, Ramazan ayının birliğe, beraberliğe ve kardeşliğe vesile olmasını temenni etti. Dünyanın farklı bir dönemden geçtiğini ve artık eski küresel ve liberal dünyanın olmadığını aktaran Yılmaz, "Uluslararası kuralların, kurumların zayıfladığı, ülkelerin korumacı eğilimlerinin güçlendiği, güç siyasetinin ön plana çıktığı, ‘güçlüysem istediğimi yapabilirim’ gibi bir anlayışın dünyada giderek hakim hale geldiği bir dönemden geçiyoruz. Bu çok iyi bir dönem değil. Bunu tasvip ettiğimiz için söylemiyorum ama bu gerçeği de görmemiz lazım. Böyle bir dönemden geçiyoruz. Eski düzen, eski kurallar giderek zayıflıyor ve yeni bir düzen de ortada yok. Dolayısıyla bu tür dönemler, en tehlikeli dönemlerdir. Bunun temelinde ne var diye baktığınız zaman dünyada ekonomide yeni bir güç dağılımı var. Çin başta olmak üzere Uzakdoğu’nun yükselişi, dünya ekonomik hiyerarşisinin dönüşümü siyasi gerilimleri de besliyor. Dünyanın bu yeni ekonomik gerçekliğiyle siyasal gerçekliği örtüşmüyor. Dolayısıyla bir çatışma ortamı içindeyiz. Ekonomideki bu güç dağılımı siyasette de jeopolitik gerilimleri besliyor. Bölgemizde de bunu yaşıyoruz, görüyoruz, dünyanın birçok farklı bölgesinde de bu gerilimlere şahit oluyoruz" ifadelerine yer verdi. Dünyada belirsizliklerin yükseldiği ve risklerin arttığı bir dönemde ülkelerin kendi iç cephelerini güçlendirmeleri gerektiğine dikkati çeken Yılmaz, öngörülebilirliğin azaldığı bir dünyada daha öngörülebilir politikaların izlenmesi, sağlıklı, sağlam ve ihtiyatlı politikalarla hareket etmenin önemli olduğunu vurguladı. Dünyanın içinde bulunduğu bu riskli dönemde Türkiye’nin realiteleri gördüğünü ve bu doğrultuda orta ve uzun vadeli hedefleri belirlediklerini dile getiren Yılmaz, bu hedeflere dönük çabayı kararlılıkla sürdürdüklerine vurgu yaptı. "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek şu anki önceliğimizdir" Ekonomi politikalarında son dönemlerde istikrarı daha fazla ön plana çıkardıklarını belirten Yılmaz, "Malum dünya bir pandemi yaşadı. Pandemi sonrasında hala etkilerin belli oranlarda devam ettiğini söyleyebiliriz. 2020-2024 dönemine baktığımızda dünya ekonomisi kümülatif olarak 100 iken ancak 115 olabilmiş. Aynı dönemde Türkiye ekonomisi 100 iken 130 olmuş. Dünyanın iki katı kadar bir büyüme kaydetmiş. Dolayısıyla reel ekonomi tarafında güçlü bir performans ortaya koyduğumuzu söyleyebilirim. Bu süreçte finansal açıdan istikrarsızlıklar yaşadık. Enflasyon oranımız yükseldi, dolayısıyla reel ekonomide elde ettiğimiz bu kazanımları olabildiğince koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek şu anki önceliğimizdir. Başta enflasyon oranını aşağı çekmek, makro finansal istikrarımızı güçlendirmek, öngörülebilirliğimizi artırmak şu andaki politikalarımızın temel önceliğini oluşturuyor. Bu konuda da belli bir mesafe almış durumdayız. 2024’ün Mayıs ayında enflasyon 75 buçuğa kadar yükseldi. O günden bu güne 45 puan civarında enflasyon oranında düşüş var" diye konuştu. Temel mallarda yüzde 17’lere kadar enflasyon oranının indiğini söyleyen Yılmaz, özellikle kira, eğitim gibi kalemlerde de giderek iyileşme gördüklerine dikkati çekti. "2026 yılı özel sektörde finansa erişim açısından daha olumlu bir yıl olacak" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2026 yılının özel sektörde finansa erişim açısından daha olumlu bir yıl olacağını dile getirerek, "Biz bir taraftan genel makro istikrarı sağlayarak bu olumluluğu desteklemeye çalışıyoruz. Türkiye, enflasyon ve faizlerde düşüş seyrine girmiş durumda ama bir taraftan da bu makro iyileşmeyi beklemeden selektif dediğimiz politikalarla da reel sektörümüzü destekliyoruz. Reel sektör içinde özellikle emek yoğun şirketlerimizin yaşadığı sıkıntıların farkındayız. Bu sektörlerimize dönük politikalar izliyoruz" dedi. "Ekonomimiz ilk defa 1,5 trilyon doları aşan bir büyüklüğe kavuşmuş olacak" Enflasyonla beraber büyümeyi de dengeli bir şekilde sürdürdüklerine vurgu yapan Yılmaz, "Ekonomimiz ilk defa 1,5 trilyon doları aşan bir büyüklüğe kavuşmuş olacak. Kişi başına gelirimiz 18 bin dolara yakın mertebelerde gelecek diye tahmin ediyoruz. Bu değerlerle Türkiye ekonomisi nominal dolar bazında dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi, satın alma gücüne göreyse 11’inci büyük ekonomisi olacak" açıklamasında bulundu. Para politikası ve maliye politikasını eşgüdüm içerisinde uyguladıklarını kaydeden Yılmaz, Orta Vadeli Programda bütüncül bir politika setini ortaya koyduklarını ve buna göre hareket ettiklerini belirtti. Ayrıca Yılmaz, para politikası ve maliye politikası dışında yapısal dönüşümler ve arz yönlü politikalarında çok kıymetli olduğunu sözlerine ekledi. "Hep birlikte ülkemizi Türkiye Yüzyılı dediğimiz hedeflere taşıyacağımıza gönülden inanıyoruz" Sağlıklı para ve maliye politikaları başta olmak üzere arz yönlü politikalar ve yapısal dönüşümlerle yola devam edeceklerine dikkati çeken Yılmaz, "Doğru bir program izliyorsanız elinizde olmayan, kontrol edemediğiniz faktörler sizi bir miktar geciktirebilir veya olumlu bir sürprize hızlandırıcı etki yapabilir ama asıl etkili olan sizin kendi programınızdır, ortaya koyduğunuz hedeftir. Onu kararlı bir şekilde uygularsanız bir ay önce veya üç ay sonra hedeflerinize ulaşırsınız. Biz de bu anlayış içinde sabırla, kararlılıkla programımızı hayata geçiriyoruz. Burada da kamu, özel sektör, sivil toplum hep birlikte dünyanın bu zorlu döneminde ülkemizi Türkiye Yüzyılı dediğimiz hedeflere hep birlikte taşıyacağımıza da gönülden inanıyoruz" dedi.
Uzmanından uyarı: "Gereksiz vitamin kullanımı bağışıklığı olumsuz etkileyebilir"
29 Ocak 2026 Perşembe - 13:36 Uzmanından uyarı: "Gereksiz vitamin kullanımı bağışıklığı olumsuz etkileyebilir" Bilinçsiz takviye kullanımının ve yanlış alışkanlıkların bağışıklık sistemine zarar verebileceğine dikkati çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Shalala Nazarova, "Vitamin ve mineral eksiklikleri bağışıklığı zayıflatabilir. Ancak herhangi bir eksiklik yoksa fazladan vitamin almak bağışıklığı güçlendirmez. Takviyeler mutlaka doktor önerisiyle kullanılmalıdır" dedi. Medical Park Ankara Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Shalala Nazarova, bağışıklık sisteminin nasıl çalıştığını, neden zayıfladığını ve sık enfeksiyon geçirenlerin nelere dikkat etmesi gerektiğini anlattı. Bağışıklık sisteminin nasıl çalıştığından bahseden Uzm. Dr. Nazarova, "Bağışıklık sistemi, vücudu bakteri, virüs ve diğer mikroplara karşı koruyan doğal savunma mekanizmasıdır. Deri, bağırsaklar, kan hücreleri ve lenf bezleri bu sistemin temel parçalarını oluşturur. Vücuda giren yabancı mikroorganizmalar tanınır, yok edilir ve hafızaya alınır. Böylece aynı mikrop tekrar vücuda girdiğinde daha hızlı ve etkili bir yanıt verilir" diye konuştu. Bağışıklık sistemini olumsuz etkileyen faktörlere değinen Nazarova, "Yetersiz ve dengesiz beslenme, uykusuzluk, uzun süreli stres, sigara kullanımı, kronik hastalıklar ve bazı ilaçlar bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebilir. Sık geçirilen enfeksiyonlar ise bağışıklık sisteminin aşırı yüklendiğinin ya da altta yatan bir sorunun işareti olabilir" ifadelerini kullandı. Bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışabilmesi için dengeli beslenmenin büyük önem taşıdığını kaydeden Nazarova, "Yeterli protein alımı ile sebze ve meyve tüketimi savunma hücrelerini destekler. Tek bir olağanüstü besin yoktur. Önemli olan çeşitlilik ve dengedir" açıklamasında bulundu. "Vitamin takviyelerine dikkat edilmeli" Nazarova, vitamin takviyelerinin gerçekten gerekli olup olmadığına ilişkin şunları söyledi: "Vitamin ve mineral eksiklikleri bağışıklığı zayıflatabilir. Ancak herhangi bir eksiklik yoksa fazladan vitamin almak bağışıklığı güçlendirmez. Takviyeler mutlaka doktor önerisiyle kullanılmalıdır. Piyasada ’bağışıklık güçlendirici’ adıyla satılan birçok ürünün bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış değildir. Her doğal ürün zararsız değildir. Kontrolsüz kullanım fayda yerine zarar verebilir." "Düzenli uyku bağışıklığı destekler" Düzenli ve yeterli uykunun bağışıklık sistemini güçlendirdiğini söyleyen Nazarova, "Uzun süreli stres ise savunma mekanizmasını baskılayarak enfeksiyonlara yakalanma riskini artırır. Hafif ve orta düzeyde yapılan düzenli egzersiz bağışıklık sistemini destekler. Aşırı ve yoğun spor ise vücut üzerinde stres oluşturarak ters etki oluşturabilir" şeklinde konuştu. Sık enfeksiyon yaşayan kişilerin mutlaka bir uzmana başvurması gerektiğini belirten Dr. Nazarova, gerek görülmesi halinde kan testleriyle vitamin, mineral ve bağışıklık durumunun değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Aşıların önemine değinen Uzm. Dr. Nazarova, "Aşılar, hastalığı geçirmeden bağışıklık kazanılmasını sağlar. Hem bireysel korunmada hem de toplumda salgınların önlenmesinde önemli rol oynar" dedi. Sık yapılan hatalardan bahseden Nazarova, "Her hastalıkta antibiyotik kullanmak, bilinçsiz takviye almak ve yaşam tarzını değiştirmeden ürünlerden fayda beklemek en yaygın hatalar arasında yer alıyor" açıklamasında bulundu.
Pursaklar Belediyesi Gümüşoluk Göleti’nin çalışmalarına devam ediyor
29 Ocak 2026 Perşembe - 13:20 Pursaklar Belediyesi Gümüşoluk Göleti’nin çalışmalarına devam ediyor Pursaklar Belediyesi, ilçede yeşilin ve suyun huzur veren uyumunu vatandaşlarla buluşturacak olan Gümüşoluk Göleti’ndeki çalışmalarına devam ediyor. Pursaklar Belediyesi, doğaya değer katan ve sürdürülebilir bir yaşam alanı olarak planlandığı Gümüşoluk Göleti alanı ile ilçeye yeni bir cazibe merkezi kazandırmak için çalışmalarına devam ediyor. Gümüşoluk Göleti’nde yürütülen çalışmaları yakından takip eden Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, AK Parti Ankara Milletvekili Lütfiye Selva Çam ile birlikte alanda incelemelerde bulunarak yetkililerden bilgi aldı. ‘‘Her projemizde yeşili ve çevre duyarlılığını merkeze alıyoruz’’ Doğayla uyumlu yapısıyla dikkat çeken Gümüşoluk Göleti projesiyle ilçeye yeni bir nefes alanı kazandıracaklarını belirten Çetin, "Gümüşoluk Göleti, Pursaklarımız için sadece bir alan değil, yeşille suyun buluştuğu, hemşerilerimizin doğayla yeniden bağ kurabileceği çok özel bir yaşam alanı olacak. Bizler şehirleşirken betonun değil, doğayı ön planda tutuyoruz. Bu anlayışla hareket ediyor, her projemizde yeşili ve çevre duyarlılığını merkeze alıyoruz. Burada yürüttüğümüz çalışmalarla hem doğal yaşamı koruyor hem de vatandaşlarımızın aileleriyle birlikte huzurla vakit geçirebilecekleri modern bir sosyal alan oluşturuyoruz. İnşallah çalışmalarımızı tamamladığımızda Gümüşoluk Göleti, ilçemizin en gözde yeşil alanlarından biri olacak ve vatandaşlarımızın keyifle vakit geçirdiği bir buluşma noktası haline gelecek’’ dedi. Proje çerçevesinde yürüyüş yolları, dinlenme alanları, piknik alanları, hayvanat bahçesi, at binicilik alanları, sosyal donatılar, yeşil alan düzenlemeleri ve gölet çevresinin doğal dokusunu koruyacak peyzaj uygulamaları ile modern bir yaşam alanı olması planlanıyor. Yeşilin ve suyun bir arada sunulduğu Gümüşoluk Göleti projesiyle, Pursaklar’da yaşam kalitesinin artırılması ve doğal alanların korunarak geleceğe taşınması amaçlanıyor.
Bakan Memişoğlu: "Bağımlılıklarla mücadele çalışmalarımızı ortak akıl ve kararlılıkla sürdürmekteyiz"
29 Ocak 2026 Perşembe - 12:52 Bakan Memişoğlu: "Bağımlılıklarla mücadele çalışmalarımızı ortak akıl ve kararlılıkla sürdürmekteyiz" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Bağımlılıklarla mücadele çalışmalarımızı ortak akıl ve kararlılıkla sürdürmekteyiz. Bu kapsamda Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu koordinasyonunda hayata geçirdiğimiz dördüncü eylem planı olan 2024-2028 Ulusal Eylem Planı ile tüm bağımlılıkları ve çağın yeni bağımlılık türlerini kapsamlı biçimde ele alıyoruz" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, İletişim Başkanlığı ev sahipliğinde düzenlenen "Uyuşturucuyla Mücadelede Kararlı Devlet Güvenli Türkiye Paneli"ne katıldı. Panelde uyuşturucuyla mücadelede sağlık temelli önleme politikaları ve rehabilitasyon süreçleri ele alındı. Bakan Memişoğlu, yaptığı konuşmada bağımlılıkların insan sağlığını çok yönlü biçimde tehdit eden ciddi bir hastalık süreci olduğunu belirterek, "Bağımlılıkla mücadele, yalnızca bugünü değil, geleceği de koruma mücadelesidir" diye konuştu. Uyuşturucu bağımlılığının yalnızca o kişiyle sınırlı kalmadığını aktaran Memişoğlu, "Güvenlikten sağlığa, ekonomiden adalete kadar pek çok alanda toplumsal sorunlara yol açmaktadır. Bu nedenle bağımlılıklar yalnızca bir güvenlik ya da halk sağlığı meselesi değildir. Dijital çağda bağımlılıklarla mücadele çok katmanlı ve bütüncül bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır" şeklinde konuştu. "Bağımlılıklarla mücadele çalışmalarımızı ortak akıl ve kararlılıkla sürdürmekteyiz" Memişoğlu, bağımlılığın aynı zamanda insan sağlığı ve toplumun yapısı üzerinde de yıkıcı etkisi olduğunu söyleyerek, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde devletimizin tüm kurumlarıyla birlikte bağımlılıklarla mücadele çalışmalarımızı ortak akıl ve kararlılıkla sürdürmekteyiz. Bu kapsamda Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu koordinasyonunda hayata geçirdiğimiz dördüncü eylem planı olan 2024-2028 Ulusal Eylem Planı’yla tüm bağımlılıkları ve çağın yeni bağımlılık türlerini kapsamlı biçimde ele alıyoruz" dedi. "Bağımlılığı öncelikle bir halk sağlığı sorunu olarak ele alıyoruz" Memişoğlu, asıl başarının insanların bağımlılıkla hiç tanışmaması olduğuna dikkati çekerek, "Sağlık Bakanlığı olarak bağımlılıklarla mücadelede sorumluluğumuzu yalnızca teşhis ve tedaviyle sınırlı görmüyoruz. Bağımlılığı öncelikle bir halk sağlığı sorunu olarak ele alıyoruz. Önleyici ve koruyucu hizmetleri sağlık politikalarımızın merkezine yerleştiriyoruz. Esasında asıl başarının insanların bağımlılıkla hiç tanışmaması olduğu aşikardır. Bu sebeple geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın ve gençlerimizin sağlıklı gelişimi için sahada güçlü ve etkin bir koruyucu yapı oluşturuyoruz" ifadelerini kullandı. Çeşitli kurum ve kuruluşlarla iş birliği içinde çalıştıklarının altını çizen Memişoğlu, "Bağımlılığın doğru yaklaşım ve desteklerle tedavi edilebilir bir durum olduğunu toplumumuza daha çok anlatmalıyız" diye konuştu. "Bağımlılıkla karşı karşıya kalan vatandaşlarımız için tedavi ve rehabilitasyon altyapımızı güçlendiriyoruz" Bağımlılıkla mücadele kapsamında yaptıkları çalışmalara değinen Memişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bağımlılıkla karşı karşıya kalan vatandaşlarımız için ise tedavi ve rehabilitasyon altyapımızı güçlendiriyoruz. Bugün ülke genelinde 64’ü yataklı, 79’u ayaktan olmak üzere 143 Alkol ve Uyuşturucu Madde Bağımlıları Tedavi ve Araştırma Merkezi (AMATEM) ve Çocuk Ergen Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi’nde (ÇEMATEM) toplam bin 582 yatak kapasitesiyle hizmet sunuyoruz. Bağımlılıkla mücadelede 188 Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ve kısa adı BAHAR olan Bağımlı Hastalar İçin Rehabilitasyon Merkezlerimizde destek ve danışmanlık hizmetleri veriyoruz." Memişoğlu, bağımlılıklarla mücadele kapsamında Adalet Bakanlığıyla birlikte uyuşturucu madde suçu nedeniyle cezaevinde bulunan hükümlülerin yeniden suça sürüklenmelerini önlemek amacıyla tedavi ve rehabilitasyon süreçlerini yürüttüklerini de hatırlattı. "İnsan hayatını merkeze alan açık, doğru ve temiz bir iletişim anlayışını savunmak hepimizin ortak sorumluluğudur" Her türlü bağımlılıkla mücadeleyi kararlılıkla sürdürdüklerini vurgulayan Memişoğlu, "Bağımlılıkla mücadelede tedavi süreci kadar doğru ve sorumlu bir iletişim dili oluşturmak da büyük önem taşımaktadır. Her türlü bağımlılığı özendirici bir dille sunan, ayrıcalıklı bir kültür unsuru gibi gösteren yaklaşımlara karşı duruşumuz nettir: ‘Sıfır tolerans’. İnsan hayatını merkeze alan açık, doğru ve temiz bir iletişim anlayışını savunmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Özellikle sosyal medya mecralarında yanıltıcı içeriklere karşı Bakanlığımız, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile İletişim Başkanlığımızla koordinasyon içerisinde çalışmalarımızı sürdürmekteyiz" ifadelerine yer verdi. Panel, Bakan Memişoğlu’nun konuşmasının ardından ’Uyuşturucuyla Mücadelede Güçlü Devlet Güvenli Toplum’ ve ’Uyuşturucuyla Mücadelede İletişim Temelli Önleyici Yaklaşımlar’ başlıklı oturumlarla devam etti.
İletişim Başkanı Duran: "Suçu özendirecek içeriklerin yayınlanmasını ve yayılmasını engellemek hepimizin görevidir"
29 Ocak 2026 Perşembe - 12:47 İletişim Başkanı Duran: "Suçu özendirecek içeriklerin yayınlanmasını ve yayılmasını engellemek hepimizin görevidir" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, çocukları ve gençleri dijital ortamın zararlarından korumanın önemine dikkati çekerek, "Suçu özendirecek içeriklerin yayınlanmasını ve yayılmasını engellemek hepimizin görevidir" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Uyuşturucuyla Mücadelede Kararlı Devlet Güvenli Türkiye Paneli"ne katıldı. İletişim Başkanlığında düzenlenen panelde konuşan Duran, uyuşturucuyla mücadeleyi kararlılıkla sürdürdüklerini belirterek, "Kolluk kuvvetlerimiz sokaklarda yayılmasını önlemek için canla başla mücadele etmektedir. Sağlık Bakanlığımız başta olmak üzere Milli Eğitim, Aile ve Sosyal Hizmetler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Gençlik ve Spor Bakanlıklarımızın yanı sıra Yeşilay, Diyanet İşleri Başkanlığı ve RTÜK gibi kurumlarımızın verdiği eğitim ve rehabilitasyon hizmetleriyle uyuşturucuyla mücadeleye devam ediyoruz" diye konuştu. "Bağımlılıkla mücadeleyi çok yönlü olarak ele alıyoruz" Bağımlılıkla mücadeleyi tek yönüyle ele almadıklarını dile getiren Duran, "Amacımız uyuşturucuyla mücadelede yalnızca cezalandıran bir konumda olmak değildir. Aynı zamanda kucaklamak, iyileştirmek ve yeniden topluma kazandırmak da bizim devlet geleneğimizin gereğidir. İşte bu yüzden bağımlılıkla mücadeleyi çok yönlü olarak ele alıyoruz. Sivil toplumumuz medya ve akademi dünyamızla iş birliği içerisinde bütüncül bir strateji uyguluyoruz. Bu bizim için asla geri adım atılamayacak ve vazgeçilemeyecek bir mücadele sahasıdır" ifadelerini kullandı. "Bu illet küresel ölçekte organize bir suç sisteminin parçasıdır" Uyuşturucu bağımlılığının sağlık tehdidi olmanın ötesinde bir yerde olduğunu aktaran Duran, "Uyuşturucu modern toplumların karşı karşıya olduğu küresel bir halk sağlığı problemidir. Elbette sadece Türkiye’yle sınırlı olmayan ve hatta bunu bazı toplumların daha toleranslı uyguladığını gördüğümüzde oradan buraya da yönelik olarak bir sorun olarak görebilirsiniz. Bir sağlık tehdidi olmanın ötesinde bir yerdedir. Bu illet küresel ölçekte organize bir suç sisteminin parçasıdır. Oluşturduğu finans sistemiyle, yasa dışı bahis ve kumarla da işçi geçmiş vaziyettedir" şeklinde konuştu. "Suçu özendirecek içeriklerin yayınlanmasını ve yayılmasını engellemek hepimizin görevidir" Çocukları ve gençleri dijital ortamın zararlarından korumanın önemine değinen Duran, sözlerini şöyle sürdürdü: "Suçu özendirecek içeriklerin yayınlanmasını ve yayılmasını engellemek hepimizin görevidir. Bu noktada Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz’ın başkanlığını yaptığı Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulunca hazırlanan 2024-2028 Uyuşturucuyla Mücadele Ulusal Strateji Belgesi ve Eylem Planı’na dikkat çekmek isterim. Çok sayıda kamu kurum ve kuruluşumuzun talimatlandırıldığı bu plan çerçevesinde biz de İletişim Başkanlığı olarak 4 faaliyette sorumlu kurum, 7 faaliyette ise iş birliği yapacak kurum olarak görev üstlendik. Nihai amacı toplumun her türlü uyuşturucu madde kullanımından uzak tutulması olarak belirlenen eylem planının başarıya ulaşması için hep birlikte gayret gösteriyoruz. Öte yandan iletişim profesyonellerine, medya kuruluşlarına, habercilere, dizi film yapımcılarına ve tüm içerik üreticilerine de ciddi sorumluluklar düştüğünü hatırlatmak isterim. Dirençli bir toplum olmak istiyorsak, direncimizi güçlü kurmak istiyorsak bunu hep birlikte sorumluluk üstlenerek yapabiliriz." "Bağımlılığa karşı koruyucu bir dilin inşası için birlikte çalışıyoruz" El ele vererek uyuşturucu tehdidinden Türkiye’yi uzaklaştırmanın mümkün olduğunu söyleyen Duran, şu ifadeleri kullandı: "Tüm kamu kurum ve kuruluşlarımızla bu çerçevede koordineli bir şekilde çalışıyor ve her türlü bağımlılığa karşı koruyucu bir dilin inşası için birlikte çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde devletimizin tüm kurum ve kurumlarının toplum kesimlerimizle el ele vererek bu tehdidi evlerimizden, sokaklarımızdan, ülkemizden tamamen sökmesi mümkündür. Elbette bu kolay bir hedef değil ama başarılabilecek bir hedeftir." Panel, Bakan Memişoğlu’nun konuşmasıyla devam etti.
Genç Diplomat Akademisi
29 Ocak 2026 Perşembe - 12:24 Genç Diplomat Akademisi TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Uluslararası sistemin kuralları gözden geçirilmeli. BMGK iflas etti, çatışmaları çözemiyor" dedi. 10. Genç Diplomat Akademisi 1. TBMM’de düzenlenen bir törenle açıldı. Törene TBMM başkanı Numan kurtulmuş, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ve diğer yetkililer katıldı. TBMM Başkanı Kurtulmuş, uluslararası kurumların işlemediğini belirterek, "Yeni, adil bir sisteme ihtiyaç var. Dünya yeni döneme giriyor, BMGK çatışmaları çözemiyor. Şartları her gün ağırlaşan Gazze’deki mazlum halkın üzerine her gün İsrail’in saldırıları yoğunlaştırılıyor. Buna rağmen maalesef soykırım bir şekilde devam ediyor. Karşımızda hiçbir şekilde çalışamayan, üzerine vazife olarak uluslararası sistem tarafından verilmiş konuları çözemeyen bir küresel sistem vardır. Bu sistemin değiştirilmesi önümüzdeki dönemin en önemli meselelerinden birisidir. Dünyanın bütün ülkeleri, herhangi bir konuda karar alsa bile, veto hakkına sahip 5 ülkeden biri ’onaylamıyorum’ diyorsa kararı uygulayamıyorsunuz. Uluslararası sistemin kuralları gözden geçirilmeli. BMGK iflas etti, çatışmaları çözemiyor. NATO’nun temelleri çatırdıyor Türkiye; dostlarımızın iftihar edeceği, düşmanlarımızın çekineceği ve rakiplerimizin de bizimle mücadele etmeyi bir kere daha düşüneceği yeni bir döneme girdi. Türkiye’nin güçlü olmaktan başka çaresi yok" dedi. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Türkiye’nin önemli bir bölgede ve önemli sınamalardan geçtiğini söyleyerek, "Ben de özellikle bir kısım diplomasi akademisi okumuş da sayılırım. Çünkü Türkiye Büyük Meclisi’nde çalışırken NATO Parlamenter Asamblesi Türk Grubu Başkanlığını yaptım. Tabii biliyorsunuz NATO dünyada çok önemli bir örgüt. Biz de oranın üyesiyiz ve güçlü bir üyesiyiz. Tabii bölgemizde yaşanan süreçleri baktığımız zaman da Türkiye’nin güçlü bir liderliğe, güçlü bir yapıya ve güçlü bir orduya sahip olması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Bakan Yerlikaya: "Göçmen kaçakçılığına yönelik operasyonlarda 171 kişi yakalandı"
29 Ocak 2026 Perşembe - 12:21 Bakan Yerlikaya: "Göçmen kaçakçılığına yönelik operasyonlarda 171 kişi yakalandı" İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, göçmen kaçakçılığına yönelik son 2 haftada 26 ilde düzenlenen operasyonlarda yakalanan 171 organizatörden 59’unun tutuklandığını açıkladı. Bakan Yerlikaya, sosyal medya hesabından göçmen kaçakçılığına yönelik operasyonlar hakkında açıklama yaptı. Bakan Yerlikaya paylaşımında, "Göçmen kaçakçılığı organizatörlerine geçit yok: 59 tutuklama. Jandarmamız tarafından 26 ilde son 2 haftadır devam eden operasyonlarımızda 171 göçmen kaçakçılığı organizatörünü yakaladık, 59’u tutuklandı. 21’i hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor. Jandarma Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti ile Mücadele Daire Başkanlığımız koordinesinde Ağrı, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bilecik, Çanakkale, Diyarbakır, Edirne, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kars, Kayseri, Kırklareli, Kilis, Kocaeli, Muğla, Mersin, Sakarya, Sivas, Şanlıurfa, Tekirdağ ve Van’da İnsansız Hava Araçları (JİHA) ile havadan, İl Jandarma Komutanlıklarımız ve Jandarma Komando timlerimizce karadan yapılan çalışmalar sonucu düzenlenen operasyonlarımızda 86 adet araç ile 8 adet bot ele geçirildi. Göç yönetiminin güvenlik boyutunu düzensiz göç ve göçmen kaçakçılığı ile mücadele alanında hukuk devleti ilkeleri ve insan haklarına riayet temelinde yürütülen etkin çalışmalar oluşturmaktadır. Bu kapsamda üstün teknolojilerden ve gelişmiş izleme-denetim sistemlerinden yararlanılarak yasa dışı göç yollarını teşvik eden ve organize eden yapılara karşı hem sahada hem de hukuki zeminde güçlü ve caydırıcı mekanizmalar işletilmektedir. Emeği geçenleri tebrik ediyorum" ifadelerine yer verdi.
ATO Başkanı Baran: "Belçika, Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ülkeler arasında 15’inci sırada"
29 Ocak 2026 Perşembe - 12:17 ATO Başkanı Baran: "Belçika, Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ülkeler arasında 15’inci sırada" Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, "Belçika, Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ülkeler arasında 15’inci sırada, yatırım yapan ülkeler içinde ise 8’inci sırada yer alıyor" dedi. Belçika Kraliçesi Mathilde’nin 29 Ocak’ta başkanlık edeceği Belçikalı iş insanlarından oluşan Ticaret Heyeti’nin mayıs ayında Türkiye’de gerçekleştireceği toplantı öncesinde Belçika Büyükelçisi Hendrik Van de Velde, ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran’ı ziyaret etti. Makamında gerçekleşen görüşmede konuşan Baran, Türkiye ile Belçika arasındaki ekonomik ve sosyal ilişkilerin gelişmesinde Belçika’da yaşayan Türklerin çok büyük bir rolü olduğunu ifade etti. "Belçika, ülkemizin Avrupa’daki en büyük ticaret ortakları arasında yer alıyor" Türk kökenli girişimcilerin Belçika’da kurduğu işletmelerin Belçika ekonomisine katkı sağladığını ve iki ülke arasında doğal bir köprü oluşturduğunu anlatan Baran, "Bu güçlü beşeri bağın, ekonomik iş birliklerimizi derinleştiren ve karşılıklı yatırımları teşvik eden önemli bir avantaj olduğuna inanıyoruz. Belçika, ülkemizin Avrupa’daki en büyük ticaret ortakları arasında yer alıyor. 2024 yılında 4,4 milyar doları bizim ihracatımız olmak üzere, toplam ticaret hacmimiz 8,3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Böylece Belçika, Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ülkeler arasında 15’inci sırada yer aldı. İkili ticari ve ekonomik ilişkilerimizi daha da geliştirmeyi hedefliyoruz" diye konuştu. Belçika, Türkiye’ye en çok yatırım yapan ülkeler arasında Belçika’nın Türkiye’ye en çok yatırım yapan 8’inci ülke olduğuna dikkat çeken Baran, "2002’den bu yana Belçika’dan ülkemize gelen doğrudan yatırımlarının değeri 10 milyar dolara yaklaşmış durumda" şeklinde konuştu. Baran, Belçika’nın sahip olduğu Anvers Limanı, stratejik coğrafi konumu ile lojistik ve altyapı imkanlarının yatırım açısından önemli avantajlar sunduğunu ifade ederek, iki ülke arasında çifte vergilendirmeyi önleme ve yatırımların karşılıklı korunmasına ilişkin anlaşmaların bulunduğunu söyledi. Ankara ekonomisi hakkında da bilgi veren Baran, şehrin son 25 yıllık dönemde büyük bir dönüşüm yaşadığını, savunma sanayi başta olmak üzere sanayisinin geliştiğini, dünyanın en büyük 100 savunma sanayisi firmasının dördünün Ankara’da bulunduğunu anlattı. Şehrin ticaret ve ihracattaki başarılarına da değinen Baran, "Ankara, organize sanayi bölgeleriyle bir üretim ve ticaret, teknokentleriyle bir teknoloji, üniversiteleriyle bir eğitim, hastaneleriyle bir sağlık, termal kaynaklarıyla da bir turizm şehri" dedi. Baran, Mayıs ayında Türkiye’yi ziyaret edecek Belçika Ticaret Heyeti ile Ankara Ticaret Odası üyelerini bir araya getirerek birebir görüşmeler yapmalarını sağlayabileceklerini de söyledi. Baran, ayrıca, Belçika Büyükelçisi Van de Velde’nin Ankara’ya duyduğu ilgiyi ve sevgiyi ifade ettiği videoyu izlediğini de belirterek, "Büyükelçi’nin Ankara’ya olan ilgisini görmek bizi son derece memnun etti. Bundan sonraki süreçte kendisinin de Ankara’yı dünyada en iyi şekilde anlatacağına inanıyorum" diye konuştu. Türkiye ile Belçika arasındaki diplomatik ilişkilerin 183 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu hatırlatan Baran, "Belçika, Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ülkeler arasında 15’inci sırada, yatırım yapan ülkeler içinde ise 8’inci sırada yer alıyor. Motorlu taşıtlar, mekanik aletler, mineral yakıtlar ve yağlar başlıca ihracat kalemlerimiz arasında bulunuyor" açıklamalarında bulundu. "Ankara, Türkiye’nin ikinci büyük ekonomik odak noktası" Belçika’nın Ankara Büyükelçisi Hendrik Van de Velde ise Ankara’da bulunmanın, kenti ve ekonomisini yakından tanıma imkanı sunduğunu belirterek, "Türkiye önemli bir ülke ve Ankara, Türkiye’nin ekonomik açıdan ikinci büyük odak noktası. Ankara’nın potansiyelini yakından görmek ve öncelikleri anlamak istiyoruz" ifadelerinde bulundu. Mayıs ayında Belçika Kraliçesi başkanlığında gerçekleşecek Ticaret Heyeti ziyareti hazırlıkların sürdüğünü kaydeden Van de Velde, "Şirketler şimdiden kayıt yaptırmaya başladı, şu an yaklaşık 100 firma kayıtlı. Şubat ayı sonuna kadar bu sayının artacağını öngörüyoruz. Havacılık, uzay, savunma ve enerji sektörleri ana odak alanlarımız olacak. ASELSAN, TÜRKSAT ve ilgili kurumlarla temaslarımız olacak" diye konuştu. Belçika’nın offshore rüzgar enerjisi ve enerji altyapısı konusundaki deneyimine dikkat çeken Van de Velde, enerji, sağlık ve ilaç sektörlerinde de iş birliği imkanlarını değerlendirmek istediklerini ifade etti. Ziyarette, Büyükelçi Van de Velde’ye Valon Bölgesi Ticaret Ateşesi Gerard Segher, Flaman Bölgesi Ticaret Ateşesi Peter Verplancken, Brüksel Başkent Bölgesi Ticaret Ateşesi Stefano Missir di Lusignano, Başkatip Hannes Dekeyser ve Protokol Sorumlusu Esra Kaya, ATO Genel Sekreteri Ahmet Güran ile Genel Sekreter Yardımcısı Abdurrahman Karabudak da yer aldı.