Yerel Haberler
Ankara
Bakan Göktaş: "Çocukların dijital dünyada güçlendirilmesine yönelik küresel iş birliğimizi ortak zeminde pekiştirdik" 22 Nisan 2026 Çarşamba - 18:33:51 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Ankara’da iki gün süren ‘Çocukların Dijital Ortamlarda Korunmasına İlişkin Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı’ zirvesine ilişkin, "Zirvede, pek çok bakandan ortak bir irade ortaya çıktı. Çocukların dijital dünyada güçlendirilmesine yönelik küresel iş birliğimizi ortak zeminde bir kere daha pekiştirmiş olduk" dedi. Bakan Göktaş, Bakanlığın ev sahipliğinde UNICEF ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilciliği iş birliğiyle düzenlenen ‘Çocukların Dijital Ortamlarda Korunmasına İlişkin Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı’ zirvesini değerlendirdi. Zirveye, 21 ülkeden üst katılımcıyla beraber 13 farklı ülkeden bakanlar katıldığını belirten Göktaş, 2 günlük zirvenin en önemli tarafının çocukların sürece dahil edilmesi olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın zirveye teşrif etmesinin, çocuk odaklı politikalarındaki güçlü iradeyi ortaya koyduğunu aktaran Göktaş, "Zirvede, pek çok bakandan ortak bir irade ortaya çıktı. Çocukların dijital dünyada güçlendirilmesine yönelik küresel iş birliğimizi ortak zeminde bir kere daha pekiştirmiş olduk" dedi. Bakan Göktaş, dünyada pek çok ülkenin benzer sıkıntılarla karşı karşıya kaldığını vurgulayarak, "Çocuklarımız ve gençlerimiz dijital dünyada bilgiye kolayca erişebildiği gibi risklerle de maalesef karşı karşıya kalabiliyor. Özellikle akran zorbalığı, uygun olmayan içerikler, psikolojik, fiziksel ve zihinsel olarak olumsuz etkileyen içeriklere çok sık maruz kalabiliyorlar" ifadelerini kullandı. "Çocuklarımızı dijital dünyanın risklerine karşı yalnız bırakmamalıyız" Çocukların Dijital Ortamlarda Korunması: Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı Zirvesi’nde katılımcı bakanların, akademisyenlerin, uzmanların, politika yapıcıların ve çocukların benzer konuları dile getirdiğini bildiren Göktaş, "Çocukların bu zirvede yer alması bizler için çok kıymetliydi. Çünkü çocuklara yönelik karar aldığımız politikalara onları da dahil etmemiz, fikirlerini, önerilerini almak oldukça önemli" diye konuştu. Göktaş, 15 yaş altı çocuklar için sosyal medya düzenlemesinde veya çocukları dijital dünyada korunmasında sürecin önemine dikkati çekerek, şunları kaydetti: "Teknik ve mevzuat düzeyinde pek çok güçlendirmeyi yapmamız gerekiyor. Çocukları ve gençleri sürece dahil etmeliyiz. Diğer yandan, ailelere, öğretmenlere ve çocuklara dijital okuryazarlık konusunda eğitim vererek güçlendirmemiz gerekiyor. Çocuklarımızı sosyal medyanın, dijital dünyanın risklerine karşı yalnız bırakmamalıyız. Teknoloji şirketlerinin, özellikle teknoloji üretirken çocuklarımızı risklerden koruyacak şekilde yapılandırmasını özellikle önemsiyoruz. Bu kapsamda ülke olarak pek çok çalışmayı hayata geçirdik. Hâlihazırda TBMM Genel Kurulu’nda, 15 yaş altındaki çocuklara yönelik sosyal medya düzenlememiz görüşülüyor." "Bu zirvemiz, uluslararası farkındalığı artırmaya yönelik çok önemli bir zemin oldu" Çocukların dijital dünyada korunmasına yönelik eylem planı hayata geçirdiklerini hatırlatan Göktaş, aynı zamanda dijital dünyada çocuk hakları sözleşmesini hayata geçirerek, bu konuda uluslararası boyutta farkındalık oluşturduklarını söyledi. Amaçlarının, çocukları dijital dünyada faydalarından istifade etmelerini sağlarken, risklere karşıda tedbirler almak olduğunu aktaran Bakan Göktaş, yarının dünyasının bunu gerektirdiğini, bu kapsamda çocukları ve ailelerin yalnız bırakılmaması gerektiğini vurguladı. Değişen ve dönüşen dünyada teknolojiye karşı aileleri ve çocukları güçlendirmek, farkındalığı artırmak ve regülasyonları sağlamak zorunda olduklarını ifade eden Göktaş, "Bu zirvemizin hayırlara vesile olmasını diliyoruz. Bu zirvemiz, gerçekten uluslararası farkındalığı artırmaya yönelik çok önemli bir zemin oldu. Türkiye olarak bu konularda öncüyüz. Pek çok ülkeden olumlu geri dönüşler oldu. Katılamayan ülkeler ‘keşke burada olsaydık’ diyerek önerilerini iletti" dedi. Göktaş, şu değerlendirmelerde bulundu: "Riskler eskiden sokaktaydı. Kapılarımızı kapattığımızda çocuklarımızı koruyabiliyorduk. Fakat maalesef artık çocuklarımıza yönelik tehditler doğrudan yan odamızda, hatta taşıdıkları cihazlarda. Biz politika yapıcıları olarak, bu konuda güçlü bir iş birliği zemini oluşturmaya karar verdik. Ülke olarak yürüttüğümüz öncü çalışmaların, farklı ülkelere de ilham olduğunu görmek bizlere mutluluk veriyor. Bu iş birliğimizi daha da güçlendirmemiz lazım. Zira bu konularla tek başına bir ülkenin mücadele etmesi mümkün değil. Küresel şirketler, teknolojilerini hızla geliştirirken zaman zaman aileler, politika yapıcıları bu süreçlerde yalnız kalabiliyor. Bu ortak zemin bizler için çok kıymetli. Önümüzdeki dönemlerde de farklı alanlarda bir araya geleceğiz ve dijital dünyada çocukları korumaya yönelik pek çok tedbiri, güçlendirme mekanizmalarını hayata geçirmeye devam edeceğiz."
22 Nisan 2026 Çarşamba - 18:18 Uluslararası Denizcilik Örgütü Deniz Hukuku Komitesi’nin 113. Dönem Toplantısı Londra’da yapıldı Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının temsil edildiği Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Deniz Hukuku Komitesi’nin (LEG) 113. Dönem Toplantısı, 13-17 Nisan tarihlerinde Londra’da gerçekleştirildi. IMO LEG’in 113. Dönem Toplantısı 13-17 Nisan tarihleri arasında Londra’da gerçekleştirildi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının da temsil edildiği görüşmede birçok hususlar öne çıktı. Bu hususlar ise, Türkiye’nin de taraf olduğu ’Tehlikeli ve Zararlı Maddelerin Deniz Yoluyla Taşınmasından Kaynaklanan Zararın Tazmini ve Sorumluluğuna İlişkin HNS Sözleşmesi 2010 Protokolü’ne Belçika, Almanya, Hollanda ve İsveç’in taraf olduğu bildirildi. Böylece sözleşmenin uluslararası anlamda yürürlük kazanması için 12 ülkenin taraf olması şartı sağlandığı ifade edildi. Sözleşmenin taraf ülkelerce yıllık toplam 40 milyon ton katkı yükü bildirimi şartını da bu yıl içinde yerine getirerek izleyen 18 ay içinde yürürlüğe girmesinin beklendiği kaydedildi. Korsanlık ve silahlı soygunlarla ilgili gelişmeler de ele alındı Toplantıda Türkiye tarafından sunulan ‘Insurer’s liabilities and verification of insurance policies / Sigortacının Sorumluluğu ve Sigorta Poliçelerinin Doğrulanması’ dokümanıyla Türkiye’de yaşanan Amnah kazasından yola çıkılarak gemilerin uluslararası mevzuat gereği bulundurmak zorunda oldukları sigortanın varlığı, geçerliliği ve doğrulanmasının önemi LEG Komitesinin dikkatine sunulduğu vurgulandı. Konunun, Oturumlararası Yazışma Grubu’nda ülkelerin bu alanda yaşadıkları deneyimlerin paylaşılarak etraflıca tartışılmasına karar verildi. Ayrıca, ‘Gemi Sicili Tutulmasına İlişkin Rehber’in onaylandığı ise edinilen bilgiler arasında yer aldı. Gemi Sicili Tutulmasında yasadışı uygulamaların önüne geçilmesine ilişkin önlemler konusunda mevcut Çalışma Grubu’nun ise incelemelerinin sürdüğü belirtildi. Alternatif yakıt kullanan gemilerin sorumluluk ve tazmin rejimine uyumu konusunda yasal boşluk olabileceği değerlendirmesinden yola çıkılarak LEG 114’e bir rapor sunmak üzere Oturumlararası Yazışma Grubu’nun kurulduğu kaydedilirken, korsanlık ve silahlı soygunun ötesindeki deniz güvenliği tehditleriyle ilgili son dönemdeki hukuki ve politik gelişmelerin ele alındığı, denizde artan sınır ötesi organize suçlar ve denizcilerin suçlu muamelesi görme vakalarındaki keskin artış konusunda kapsamlı bir rapor oluşturulabilmesi için ayrı bir Yazışma Grubu’nun kurulduğu açıklandı. Liman, kıyı ve bayrak devletlerinin iş birliği konusu ele alındı Toplantıda, gemi insanlarının terk edilmesi konusunda geçtiğimiz yılda vaka sayısındaki artışa dikkat çekilerek zorunlu mali güvence bulunmayan gemilerde özellikle bayrak devletlerinin yükümlülüklerini etkili biçimde yerine getirmesinin önemi vurgulanırken; liman, kıyı ve bayrak devletlerinin iş birliği içinde hareket etmesi gerektiği toplantıda ele alınan önemli hususlar arasında yer aldığı belirtildi.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 17:55 AK Parti Genel Başkanvekili Ala: "AK Parti, CHP’ye adresin sandık olduğunu öğretti, gösterdi" AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, "AK Parti, CHP’ye adresin sandık olduğunu öğretti, gösterdi. İktidar, sistemin odaklarıyla ittifak yapardı. Anayasa Mahkemesi, Genelkurmay koridorlarında iktidarı orada arardı. CHP’yi o yollardan kurtardı" dedi. AK Parti Kültür ve Sanat Politikaları Başkanlığının düzenlediği ‘Kütüphane Sohbetleri’ programı, AK Kütüphane’de gerçekleştirildi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman’ın moderatörlüğünü yaptığı programa AK Parti Genel Başkanvekili Ala ve davetliler katıldı. Program, Ala ve Yayman’ın sohbeti ile başladı. "AK Parti; Türkiye’de, siyasette bir markadır" AK Parti’nin siyasete girdiği yıllara değinen Efkan Ala, "AK Parti; Türkiye’de, siyasette bir markadır. Çünkü siyasette makas değiştirmiştir. En önemli husus, Türkiye’de sistemle toplum arasında müthiş bir gerilim vardı. Adeta sistem toplumu kendi arzu ve istikametinde yönlendirmek ve biçimlendirmek üzere kurgulamıştı. Moderniteyi de tamamen insanların hayat tarzını değiştirmek üzere tanımlamıştı" ifadelerini kullandı. "AK Parti ile birlikte halk, hükümet de oldu iktidar da oldu" Herkesin kendi aklının kendisine yeteceğini düşündüğünü dile getiren Ala, "Ortak sorunlarımız var. Bunlara ayrıca zaman ayıramayız. Hepsini biz yapamayız. Ortak işlerimizin giderilmesini arzu ederiz ve yöneticiler seçeriz. Sistemin izin verdiği ölçüde seçilenler altyapı hizmetlerini yapardı. Belediyecilik hizmetlerini seçilmiş olan yöneticiler yapardı. Dış politikada kurulu düzenin mottoları var. AK Parti ile bu değişti. Halk, eskiden hükümet olurdu iktidar olamazdı. AK Parti ile birlikte halk, hükümet de oldu, iktidar da oldu. O yüzden makas değişti" diye konuştu. "AK Parti, yanlışları siyaset yoluyla toplumun şiddete yönelmesine imkan vermeden çözdü" Efkan Ala, "Hanımefendilerin ne giyeceğine, neyi konuşacağına, hangi dilde konuşulacağına mekanizma karar veriyordu. 28 Şubat en haysiyet kırıcı darbe bir müdahaleydi. İnsanların inancının üzerinden tank geçirdiğini düşündüler. Şimdi AK Parti, siyaset yoluyla bütün bu yanlışları şiddete sapmadan, toplumun şiddete yönelmesine imkan vermeden çözdü. Hepsini demokratik yollarla çözdü. Son derece kıymetli bir harekettir. Demokratik sabırla çözdü" dedi. "Ne zaman büyük problemle karşılaştıysak referanduma gittik" AK Parti’nin halkla ittifak kurduğunu vurgulayan Ala, "Kanıtı, ne zaman büyük problemle karşılaştıysak referanduma gittik, seçim kararına gittik, halka gittik. Cumhurbaşkanımız da ilk kurduğunda dedi ki ‘Bu partiyi halk kurdu, biz tabelasını astık. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır’ dedi. Gerçekten de böyle oldu. Muhtıra verildi, hükümet tarafından yırtıldı ve halka gidildi" ifadelerine yer verdi. "Ordumuz güçlendi, çünkü siyasetle değil kendi işiyle uğraşıyor" Ordunun çok daha güçlü hale geldiğini belirten Efkan Ala, "18 bölge ve ülkede, bizim askeri varlığımız var. Barışa ve huzura hizmet ediyor. Savunma sanayiinde zamanında düşünmediğimiz gelişmeler oldu. 2010’a kadar biz parasıyla İHA ve SİHA’ları alamıyorduk, satmıyorlardı. Sonra biz bunları ürettik, başka ülkelere satar hale geldik. Ordumuz hiç olmadığı kadar güçlendi. Çünkü siyasetle değil kendi işiyle uğraşıyor" dedi. "AK Parti, CHP’ye adresin sandık olduğunu öğretti, gösterdi" AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, sözlerini şöyle sürdürdü: "AK Parti, CHP’ye adresin sandık olduğunu öğretti, gösterdi. İktidar, sistemin odaklarıyla ittifak yapardı. Anayasa Mahkemesi, Genelkurmay koridorlarında iktidarı orada arardı. CHP’yi o yollardan kurtardı. Siyaset milletle yapılır, milletle ittifak kurulur dedik. Millet referandumda ‘evet’ dedi. Bunu da değiştirdik. Biz aslında bu ülkeye siyasi otoban yaptık. En önemli değişim. Biz aslında devletle, vatandaş arasına öyle bir gönül bağı kurduk ki bu bağ sökülüp atılamaz. Bu benim için daha kıymetli." AK Parti’nin kuruluşunun 25’inci yılının ilk sohbet programı, katılımcılar ile sohbetin ardından sonlandı.
Devlet Memurları Konfederasyonu Genel Başkanı Kaya: "Memurumuz ayın sonunu getirecek maaşlara erişene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz"
03 Nisan 2026 Cuma - 17:02 Devlet Memurları Konfederasyonu Genel Başkanı Kaya: "Memurumuz ayın sonunu getirecek maaşlara erişene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz" Devlet Memurları Konfederasyonu (DMK) Genel Başkanı Osman Kaya, "Memurumuz ayın sonunu getirecek, emeklilerimiz kalan yaşamını rahat bir şekilde sürdürecek maaşlara erişene kadar bu mücadelemizi sürdüreceğiz" dedi. Kamu çalışanları, ekonomik şartlara dikkat çekmek amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde temsili bir eylem gerçekleştirdi. Eylemde üniformalı memurlar, bir ayı temsil eden beyaz zemin üzerinde yürüyerek ayın sonuna ulaşmaya çalıştı. Memurların üzerinde kira, kredi ve borç yazılı ayaklarına bağlı gülleler nedeniyle ilerleyemedikleri görüldü. Ardından basın açıklaması yapan Devlet Memurları Konfederasyonu Genel Başkanı Osman Kaya, İsrail’in saldırılarını sert sözlerle eleştirerek, yaşananların yalnızca belirli bir coğrafyayı değil, tüm insanlık onurunu hedef aldığını ifade etti. Masum sivillerin hedef alınmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Kaya, işlenen suçların ve dökülen her damla kanın er ya da geç tarih önünde hesabının sorulacağını dile getirdi. "Türk-İş mart ayı açlık sınırını 32 bin 79 lira olarak duyurdu" Açlık sınırı ve yoksulluk sınırına değinen Kaya, "Türkiye Ziraat Odaları Birliği, üretici ile market arasında fiyat farkının yüzde 275,8’e dayandığını açıkladı. Türk-İş mart ayı açlık sınırını 32 bin 793 lira, yoksulluk sınırını 106 bin 817 lira olarak duyurdu. Memurun aldığı ortalama maaş 68 bin lira seviyelerindeyken, memur emeklisi ortalama maaşı ise 32 bin lira seviyelerinde. Düşünebiliyor musunuz, bu devlete emek veren ve halihazırda çalışan memurlarımız açlık sınırının biraz üstünde, yoksulluk sınırının ise çok altında bir maaşla geçinmeye çalışıyor. Emeklilerimiz içinse bu tablo daha da vahim" ifadelerini kullandı. "Memurların yüzde 80’i geçinemiyorum diyor" Geçen hafta 4 binin üzerinde memurun katılımı ile gerçekleştirilen anket verilerine değinen Kaya, "Memurların yüzde 80’i geçinemiyorum diyor. Yüzde 75’i bankalara aktif kredi borcu içinde, yüzde 56’sının kendine ait evi yok. Başımı sokacak evim var diyebilen ya yıllar önce ev almış ya da ana baba yanında, ana babadan kalma evde oturuyor. Evi olacakların yüzde 50’sinin de evi banka ipoteğinde. Yüzde 28’i arabam yok derken, neredeyse yüzde 100’ü umudum yok diyor. Şimdi bu tabloyu önümüze koyan, bizim de şu anda tam olarak önünde bulunduğumuz arkamızdaki binada bulunan yetkililere, ilgililere soruyoruz. Bu insanlar ne yapsın da geçinsin? Bu insanlar ayın sonunu nasıl getirsin? Bu insanlar evlatlarını ne yapsın da okutsun" diye konuştu. "Memurumuz ayın sonunu getirecek maaşlara erişene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz" Kaya, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Bir kez daha yetkililere, ilgililere çağrımızı yeniliyoruz. Memurun ve emeklinin çığlığını duyun. Memur ve emeklilerimizin maaşlarına ivedi bir şekilde yüzde 30’luk bir refah payı talep ediyoruz. 3600 ek gösterge sözünün artık vakit kaybetmeksizin yerine getirilmesini istiyoruz. Memur ve emeklilerimize net bir bayram ikramiyesi verilmesini talep ediyoruz. Seyyanen zam taban aylıklara yansıtılsın ve emeklilikte de geçerli olsun, adalet yerini bulsun istiyoruz. Biz diyoruz ki attığımız her adımı kararlılıkla atan, memurumuzu ve emeklimizi darda bırakmamak için mesai harcayan bizler; durmadan, duraksamadan bu yolda yürümeye devam edeceğiz. Memurumuz ayın sonunu getirecek, emeklilerimiz kalan yaşamını rahat bir şekilde sürdürecek maaşlara erişene kadar bu mücadelemizi sürdüreceğiz. İnanıyoruz ki bunu başaracağız."
Bakan Ersoy: "Bin 300 halk kütüphanesiyle 800 bin metrekareye ulaşarak rekor kırdık"
03 Nisan 2026 Cuma - 16:39 Bakan Ersoy: "Bin 300 halk kütüphanesiyle 800 bin metrekareye ulaşarak rekor kırdık" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, ülkede bin 300’ün üzerinde kütüphane ile hizmet verildiğini söyledi. Ersoy, kütüphane kullanım alanının ise 8 yılda 325 bin metrekareden 800 bin metrekareye çıkarıldığını ifade etti. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 23. Ankara Kitap Fuarı’nın açılışında yaptığı konuşmada kütüphanelerin yalnızca kitap ödünç verilen alanlar olmaktan çıkarıldığını belirtti. Kütüphanelerin ‘yaşam boyu öğrenmenin, sosyal etkileşimin ve kültürel üretimin merkezleri’ haline getirildiğini ifade eden Ersoy, bu dönüşümün yayıncılık sektörüyle güçlü bir bağ kurduğunu dile getirdi. Geçen yıl içerisinde 52 yeni veya yenilenmiş halk kütüphanesinin hizmete alındığını kaydeden Ersoy, ülke genelinde bin 300’ün üzerinde kütüphaneyle hizmet sunulduğunu aktardı. Bakan Ersoy, kütüphane kullanım alanının ise son 8 yılda 325 bin metrekareden 800 bin metrekareye çıkarıldığına dikkat çekti. Yayıncılığa 318 milyon lirayı aşan destek Bakan Ersoy, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen destek programlarına da değindi. Geçen yıl merkezi ve yerel kitap alımları ile süreli ve elektronik yayın desteklerinin toplam 241 milyon liraya ulaştığını belirten Ersoy, "Uluslararası fuar katılım destekleri, çeviri destekleri ve eser üretimi destekleri de eklendiğinde toplam destek miktarı 318 milyon lirayı aşmıştır" diye konuştu. Bu desteklerin yalnızca kültürel değil ekonomik katkı da sağladığını vurgulayan Ersoy, kamu desteklerinin sektörün sürdürülebilirliği açısından vazgeçilmez olduğunu ifade etti. Konuşmasında dijitalleşme projelerine de değinen Ersoy, ‘e-Kitabım’ ve ‘Kitap+’ platformlarıyla okurun kitaba erişiminin kolaylaştırıldığını belirtti. Türk klasiklerinin dijital ortama aktarılmasıyla kültürel mirasın yeni nesillere ulaştırıldığını kaydeden Bakan Ersoy, bu çalışmaların çağın gerekliliklerine uygun bir dönüşüm sunduğunu söyledi. Edebiyat Eserlerini Destek Programı (EDES) kapsamında 610 eserin desteklendiğini ifade eden Ersoy, yeni yazarların sektöre kazandırılmasının öncelikli hedefleri arasında yer aldığını dile getirdi. Uluslararası alandaki faaliyetlere de değinen Ersoy, Türk Kültür, Sanat ve Edebiyat Eserlerinin Dışa Açılımını Destekleme Projesi (TEDA) kapsamında 4 bin 599 eserin 99 ülkede 66 dile çevrildiğini belirtti. 2025 yılında 10 uluslararası kitap fuarına katılım sağlandığını söyleyen Ersoy, bu süreçte yaklaşık 7 bin 600 eserin dünya okuruyla buluşturulduğunu aktardı. Ersoy, 2002-2025 yılları arasında 34 ülkede düzenlenen 219 uluslararası kitap fuarına katılım sağlandığını, bu fuarların 15’inde Türkiye’nin ‘onur konuğu’ olduğunu belirterek, bin 597 yazar, çizer, çevirmen ve yayıncının uluslararası hareketliliğinin desteklendiğini, 236 binin üzerinde eserin ise dünya vitrinine taşındığını ifade etti. Söz konusu faaliyetlerin yayıncılık sektörüne somut ekonomik katkılar sunduğunu vurgulayan Ersoy, "Türk yayıncılığını hem ulusal ölçekte güçlendirmeye hem de küresel ölçekte görünür kılmaya kararlılıkla devam edeceğiz" dedi. "Okuyan nesiller güçlü geleceğin teminatıdır" Fuarın önemine değinen Ersoy, kitap fuarlarının kültürel etkileşim açısından önemli platformlar olduğunu vurguladı. Özellikle gençlere yönelik etkinliklerin öneminin altını çizen Bakan, "Okuyan, düşünen ve sorgulayan nesiller, güçlü bir geleceğin en sağlam teminatıdır" diye konuştu. Bakan Ersoy, fuarın ‘Onur Yazarı olarak seçilen Ayla Kutlu’yu tebrik ederek, edebiyata sunduğu katkılar dolayısıyla teşekkür etti. Ersoy, fuarın konuk ülkesi Kırgızistan ile TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev’in katılımının kültürel bağları daha da güçlendireceğine inandıklarını ifade etti. 23’üncü Ankara Kitap Fuarı’nın hayırlı olmasını dileyen Ersoy, organizasyonda emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür ederek sözlerini tamamladı.
Gürcistan-Azerbaycan sınırındaki C-130 kazasında dış müdahale bulgusuna rastlanmadı
03 Nisan 2026 Cuma - 16:36 Gürcistan-Azerbaycan sınırındaki C-130 kazasında dış müdahale bulgusuna rastlanmadı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Gürcistan-Azerbaycan sınırında düşen C-130 tipi Türk askeri kargo uçağına yönelik yürütülen soruşturma çerçevesinde hazırlanan Jandarma kriminal raporuna göre, kazaya dış müdahale ya da patlayıcı bir unsurun neden olduğuna dair herhangi bir bulguya ulaşılamadığı belirtildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Askeri Suçları Soruşturma Bürosu, 11 Kasım 2025’te Gürcistan’da düşen ve 20 askerin şehit olduğu Hava Kuvvetleri Komutanlığına ait C-130 tipi uçağa ilişkin soruşturmasını devam ediyor. Türk Silahlı Kuvvetlerine ait "A400M" tipi uçakla Tiflis’ten Ankara Mürted Hava Meydanı’na getirilen şehitlerin naaşları üzerinde Adli Tıp Kurumu’nda yapılan incelemelerde tamamlanarak dosyaya eklendi. Dosyaya giren Jandarma Genel Komutanlığı kriminal raporunda, uçağın enkazı üzerinde yapılan ilk teknik incelemelerin sonuçları yer aldı. Raporda, şu ifadeler yer aldı: "Uçağın yakınında patlayacak herhangi bir mühimmatın yapacağı şarapnel izine ve mühimmatın isabet etmesi sonucu oluşturacağı hasar izine de rastlanılmamıştır. El yapımı patlayıcı düzeneğinin patlaması neticesinde oluşacak patlama izine veya herhangi bir patlayıcı madde düzeneğiyle bu düzenek unsurlarına da rastlanılmamıştır." Raporda, yangın başlatıcı petrol türevi ya da alevi hızlandırıcı herhangi bir maddeye rastlanmadığı belirtilirken, enkaz üzerinde gerçekleştirilen element analizlerinde de şüpheli bir kimyasal bulguya ulaşılamadığı ifade edildi. Yürütülen süreç sonrasında, önce kaza kırım ön raporunun, ardından ise kesin raporun hazırlanacağı öğrenildi.
42 yıl 7 ay sonra emekli oldu: Son dersine yıllar önce mezun ettiği öğrencileri katıldı
03 Nisan 2026 Cuma - 16:26 42 yıl 7 ay sonra emekli oldu: Son dersine yıllar önce mezun ettiği öğrencileri katıldı Ankara’da görev yapan öğretmen İbrahim Fındık, 42 yıl 7 aylık meslek hayatını noktalayarak emekli oldu. İbrahim öğretmenin son dersine ise yıllar önce mezun ettiği öğrencileri katıldı. Ankara’nın Beypazarı ilçesinde uzun yıllar eğitim camiasına hizmet eden öğretmen İbrahim Fındık, 42 yıl 7 ay süren meslek hayatını tamamlayarak emekliye ayrıldı. Fındık’ın son dersine, 1993 ve 1995 yıllarında mezun ettiği öğrencileri katıldı. Dersin ardından öğretmenler ve mezun olan öğrenciler, hep birlikte pasta keserek Fındık’ın emekliliğini kutladı. "42 yıl 7 ay sonra mesleğin onuruna yakışır bir şekilde emekli olmaktan gurur duyuyorum" Artvin’de 1985 yılında öğretmen olarak göreve başladığını belirten Fındık, "Daha sonra Beypazarı İmam Hatip Lisesi’ne tayin oldum. 30 yılı aşkın görev yaptıktan sonra eski ismiyle Beypazarı Endüstri Meslek Lisesi’nde müdür yardımcılığı, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliği yaptıktan sonra Şehit Onur Yaman İlkokulu’nda okul müdürlüğü yaptım. Son 7 yılda Beypazarı Şehit Hacı Kazım Ozan Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde öğretmen olarak başladığım göreve 42 yıl 7 ay sonra mesleğin onuruna yakışır bir şekilde, kurumun itibarını sağlayacak şekilde emekli olmanın gururunu, mutluluğunu duyuyorum" ifadelerini kullandı.
ATO Başkanı Baran: "(Ankara’dan Bükreş’e direkt uçuş) Bu yeni hatla birlikte Ankara Esenboğa’dan 28 ülkeye direkt ulaşabiliyoruz"
03 Nisan 2026 Cuma - 15:05 ATO Başkanı Baran: "(Ankara’dan Bükreş’e direkt uçuş) Bu yeni hatla birlikte Ankara Esenboğa’dan 28 ülkeye direkt ulaşabiliyoruz" Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, AJet Havayolları’nın Ankara-Bükreş hattında başlattığı ilk direkt uçuş dolayısıyla gerçekleştirilen törene katıldı. Başkent’in direkt uçuşlarla uluslararası bağlantılarının güçlendirilmesinin ticaret, turizm ve iş dünyası açısından önemli kazanımlar sağlayacağını belirten Baran, "Bu yeni hatla birlikte Esenboğa’dan 28 ülkeye direkt ulaşabiliyoruz. Ankara’dan direkt uçuşlar, Başkentimizin iş dünyası ile birlikte markalarını da dünyaya taşıyor" dedi. ATO Başkanı Gürsel Baran, AJet Havayolları’nın Ankara-Bükreş hattındaki ilk direkt uçuşunu gerçekleştirmesi dolayısıyla Ankara Esenboğa Havalimanı’nda Romanya Büyükelçisi Özgür Kıvanç Altan, Ankara Vali Yardımcısı Cem Afşin Akbay, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Esenboğa Havalimanı Başmüdürü Yücel Karadavut, AJet Genel Müdürü Kerem Sarp ve TAV Esenboğa Genel Müdürü Nuray Demirer’in katılımıyla gerçekleşen törene katıldı. Esenboğa’daki törenin ardından heyet ile ilk direkt uçuşla Bükreş’e uçan Baran, sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. AJet Havayolları’nın Ankara-Bükreş hattında pazartesi, perşembe ve cumartesi olmak üzere haftada 3 gün karşılıklı sefer düzenleyecek olmasını Başkent iş dünyası adına sevindirici bir gelişme olarak değerlendirdiklerini kaydeden Baran, şu ifadeleri kullandı: "Ankara Ticaret Odası olarak üyelerimizin ve Başkent iş dünyamızın ihtiyaçları doğrultusunda talep ettiğimiz bir hattın daha hayata geçirilmiş olmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Başkentimizin uluslararası ulaşım ağını güçlendirmeye ve dünyaya açılan kapılarını her geçen gün daha da genişletmeye kararlılıkla devam ediyoruz. Bu önemli gelişmenin ticaret hacmimize, turizm potansiyelimize ve üyelerimizin küresel bağlantılarına değerli katkılar sunacağına inanıyorum. Bu yeni hatla birlikte artık Esenboğa’dan 28 ülkeye direkt ulaşabiliyoruz. Ankara’dan direkt uçuşlar, Başkentimizin iş dünyası ile birlikte markalarını da dünyaya taşıyor. Bükreş uçuşunun ülkemiz, Başkentimiz ve iş dünyamız için hayırlı ve bereketli olması temennisi ile bu sürece destek veren Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Abdulkadir Uraloğlu’na, Türk Hava Yolları (THY) Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat’a, AJet Genel Müdürü Kerem Sarp’a ve emeği geçen tüm kıymetli ekibe teşekkür ediyorum."
Çiçekçilik sektörünün geleceği için güç birliği: Hedef, çiçekçilik sektörünü 365 gün yaşatmak
03 Nisan 2026 Cuma - 14:51 Çiçekçilik sektörünün geleceği için güç birliği: Hedef, çiçekçilik sektörünü 365 gün yaşatmak Ankara Ticaret Odası (ATO) 23 No’lu Aktarlar ve Çiçekçiler Meslek Komitesi ile Ankara Çiçekçiler Esnaf Odası öncülüğünde düzenlenen sektörel istişare toplantısında, çiçekçilik sektörünün 365 gün yaşatılması hedeflendi. ATO 23 No’lu Aktarlar ve Çiçekçiler Meslek Komitesi ile Ankara Çiçekçiler Esnaf Odası öncülüğünde düzenlenen ‘Çiçekçilik Sektörünün Geleceği’ toplantısı ATO Duatepe Salonu’nda yapıldı. Toplantıda, üretimden perakendeye, haksız rekabetten e-ticaretin etkilerine, mesleki standartlar ile sektörün sürdürülebilirliği başta olmak üzere sektörün yaşadığı birçok sorun çözüm önerileriyle birlikte ele alındı. ATO Başkanı Baran, sektörün sorunlarının çözümü noktasında tüm paydaşların bir arada olmasının büyük bir fırsat olduğunu vurgulayarak, küresel ekonomide yaşanan sıkıntıların çiçekçilik sektörünü de etkilediğini kaydetti. Baran, sektörde finansmana erişimden nitelikli iş gücüne, tedarikten maliyetlere, lojistikten haksız rekabete yaşanan sorunları komite aracılığıyla yakından takip ettiklerini de ifade etti. Baran ayrıca, sektörün daha güçlü temsil edilmesi için ortak bir yapı oluşturulmasının önemine değinerek, sektör temsilcilerinin karar alma mekanizmalarında daha etkin yer almasını sağlayacak bir yapılanmanın faydalı olacağını dile getirdi. Baran, özel günlerde çiçek göndermeyin çağrısının da sektörü zora soktuğunu ifade etti. "Çiçekçilik mesleğinin geleceğine iz bırakmak bizim için gurur vesilesi" ATO’nun 23 No’lu Aktarlar ve Çiçekçiler Meslek Komitesi’nin sektör temsilcileriyle yürüttüğü çalışmalar neticesinde, 9 Temmuz 2023 tarihinde ‘Çiçekçi Seviye 4 Ulusal Meslek Standardı’nın Resmi Gazete’de yayımlandığını ifade eden Baran, "Böylelikle çiçekçilik mesleği yalnızca sözlü kültürle değil, yazılı belgelerle de geleceğe aktarılabilir hale geldi. Çiçekçilik mesleğinin geleceğine iz bırakmak bizim için gurur vesilesi oldu" diye konuştu. ATO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı aynı zamanda ATO 23 No’lu Aktarlar ve Çiçekçiler Meslek Komitesi üyesi Halil İbrahim Yılmaz da, çiçekçilik sektöründeki iş hacminin büyük ölçüde Anneler Günü ve Sevgililer Günü gibi belirli özel günlerle sınırlı kaldığına dikkati çekerek, çiçekçilik faaliyetlerinin yılın tamamına yayılması gerektiğini ifade etti. Sektörü yalnızca özel günlere bağlı bir yapıdan çıkarıp, 365 gün yaşayan bir ekonomik faaliyete dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. Yılmaz, çiçekçilik ve aktarlık gibi geleneksel mesleklerin sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasının önemine dikkat çekerek, "Geleneksel mesleklerin önemli bir bölümü yok olma riskiyle karşı karşıya. Bu meslekleri yeniden ayağa kaldırmak için ortak akılla hareket etmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı. Çiçekçiliğin yalnızca ticari bir faaliyet olmadığını, tasarım ve kültürle birleştiğinde yüksek katma değer üreten bir alan haline geldiğini belirten Yılmaz, bu açıdan sektörün üniversiteler ve tasarım alanlarıyla güçlü ilişkiler kurması gerektiğini kaydetti. Mesleğin gençler için daha cazip hale getirilmesinin önemine de dikkat çeken Yılmaz, aksi halde hem ekonomik hem kültürel kayıpların kaçınılmaz olacağını söyledi. Yılmaz, sektörün kamuoyu nezdinde yeterince güçlü temsil edilemediğini de belirterek, "Sektörün daha görünür ve daha güçlü bir iletişim dili oluşturması gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. Haksız rekabet vurgusu Ankara Çiçekçiler Esnaf Odası Başkanı Emin Çimen de sektörde yaşanan haksız rekabet sorununa dikkat çekti. Özellikle küçük ölçekli marketlerde yapılan satışlara değinen Çimen, mevcut mevzuata işaret ederek, "Mevcut düzenlemelere göre belirli büyüklüğün altındaki marketlerde her ürünün satılması mümkün değil. Bu kuralların uygulanması sektörümüz açısından büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. Çiçek satışının uygun şartlarda ve uzman kişiler tarafından yapılması gerektiğini belirten Çimen, "Avrupa’daki örneklerinde olduğu gibi çiçek satışı belirli standartlar çerçevesinde ve profesyonel kişiler tarafından yapılmalı. Uygun fiziki şartlar sağlanmadan yapılan satışlar hem ürün kalitesini düşürüyor hem de tüketici memnuniyetini olumsuz etkiliyor" dedi. Toplantıda tek tek söz alan sektör temsilcileri görüş, talep ve sorunlarını dile getirdi. Toplantıda sektör temsilcileri tarafından dile getirilen sorunlar arasında şu başlıklar yer aldı: "Süpermarketlerin çiçek satışında herhangi bir metrekare veya uzman personel, ziraat mühendisi ve benzeri şartı aranmaksızın kontrolsüzce faaliyet göstermesinin oluşturduğu haksız rekabet. Çiçekçilik sektöründe uygulanan KDV oranlarının yüksekliği ve bu oranların düşürülmesi talebi. E-ticaret platformlarının esnaf üzerinde kurduğu fiyat baskısı, yüksek komisyon oranları ve sektörle ilgisi olmayan kişilerin bu sistemle sektöre dâhil olması. Türkiye genelinde çiçek taşımacılığına uygun soğuk zincir, iklimlendirmeli araç filosunun bulunmaması nedeniyle ürün kalitesinde yaşanan ciddi kayıplar. İç mekan süs bitkilerinde ithalata bağımlılığın yüksek olması; yerli üretimin fide ve tohum aşamasından itibaren desteklenmesi gerekliliği. Ustalık ve mesleki yeterlilik belgesi olmayan kişilerin çiçekçi dükkanı açabilmesinin engellenmesi ve Avrupa’daki gibi uzun süreli eğitim/sertifika şartının getirilmesi. NACE kodlarındaki belirsizlikler nedeniyle her işletmenin çiçek satabilmesi ve bu durumun denetlenmesi talebi. Kooperatiflerin işleyişindeki aksaklıklar, üreticinin ödemelerini zamanında alamaması ve mezat sistemindeki nakliye sınıflandırması sorunları. Artan maliyetler ve ara eleman yetişmemesi nedeniyle sektörün ‘ara eleman’ krizine girmesi ve profesyonel çiçekçilik eğitim merkezlerine duyulan ihtiyaç. Anneler Günü, Sevgililer Günü gibi özel günlerde kayıt dışı satıcıların denetimsizliği nedeniyle esnafın yaşadığı ciro kaybı." Toplantıda, ATO’nun 23 No’lu Aktarlar ve Çiçekçiler Meslek Komitesi Başkanı Erhan Ünal, Meclis Üyesi Mert Ünyazıcı, Komite Üyesi Melih Çeliker, 53 No’lu Peyzaj, Çevre Düzenleme ve Yapısalları Faaliyetleri Meslek Komitesi Başkan Yardımcısı Namet Koçak ile Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü Perakende Ticaret Daire Başkanı Burak Kaplan, Ticaret Bakanlığı Esnaf, Sanatkârlar ve Kooperatifçilik Genel Müdür Yardımcısı Seçkin Cenkış, Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü Elektronik Ticaret Uzmanı Elif Taşkıran, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Soner Kazaz, Türkiye Çiçekçiler Birliği Başkanı İsmail Başaran, Çiçekçiler Federasyonu Başkanı Mustafa Akhisan, Adana Çiçekçiler Odası Başkanı Mehmet Acar, Bursa Çiçekçiler Odası Başkanı Ertan Tanırgan, İstanbul Çiçekçiler Odası Başkanı Selçuk Kösedağı, Ankara Çiçekçiler Odası Başkan Vekili Bülent Ulusoy, Yönetim Kurulu Üyesi Murat Güler, Kırıkkale Çiçekçiler Odası Başkanı Bayram Yurdakul, Uşak Fotoğraf Sanatkârları Esnaf Odası Başkanı Ömer Önal, Başkan Yardımcısı Onur Bayer, İstanbul Ticaret Odası Meclis Üyesi Yusuf Çıracı, İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi Ali Osman Öğmen, Gebze Ticaret Odası Meclis Üyesi Cengiz Güngör ve Konya Ticaret Odası Meclis Üyesi Metin Maşalı ve sektör temsilcileri yer aldı.