Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Beypazarı’nda aç kalan kurtlar şehre indi
01 Ocak 2026 Perşembe - 08:07:01
Ankara’nın Beypazarı ilçesinde aç kalan kurtlar şehre indi. Beypazarı ilçesinde aç kalan kurtlar şehirde çöpleri karıştırmaya başladı. Aç kurtları çöpleri karıştırdığı anlar bir vatandaşın cep telefonu kamerasına yansıdı.
01 Ocak 2026 Perşembe - 07:29
Ankara yeni yıla kar yağışı ile girdi
Başkentte yeni yılın ilk saatleri ile kar yağışı etkili oldu. Ankara, yeni yıla kar yağışı ile başladı. Gece saatlerinde başlayan yağış, kent genelinde etkili oldu. Şehrin simge yapılarından Anıtkabir, Ankara Kalesi, Ulus Atatürk Heykeli, Kızılay meydanı gibi yerler beyaza bürünürken kartpostallık görüntüler çıkardı. Kar yağışı sonrasında belediye ekipleri yol küreme ve tuzlama çalışmaları gerçekleştirdi. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün tahminlerine göre Ankara’da kar yağışı öğle saatlerinde de devam edecek.
01 Ocak 2026 Perşembe - 02:44
İçişleri Bakanı Yerlikaya’dan emniyet güçlerine yeni yıl mesajı
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, telsizden seslenerek emniyet güçlerinin yeni yılını kutladı. İçişleri Bakanı Yerlikaya, yılbaşında görev yapan emniyet güçlerine telsizden seslendi. Bakan Yerlikaya, emniyet güçlerinin yeni yılını kutlayarak, "Çok kıymetli mesai arkadaşlarım, milletimizin huzuru ve güvenliği için gece gündüz demeden, kahramanca görev yaparak bir yılı daha geride bırakıyorsunuz. 2025 yılı boyunca şehrin en işlek caddesinde de, en ücra noktasında da aynı sorumluluk bilinciyle görev yapan her birinizi tek tek tebrik ediyorum. Allah ayağınıza taş değdirmesin" ifadelerine yer verdi. Bakan Yerlikaya, "Bu kutsal görev esnasında vatanı, bayrağı ve aziz milletimizi canından üstün tutarak şehadete yürüyen kahramanlarımızı rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum. Milletimizin huzur ve güvenliği için aynı kararlılıkla, aynı inançla görevimizin başındayız. Sizlere ve kıymetli ailelerinize 2026 yılında sağlık ve afiyet diliyorum. Allah’a emanet olun" dedi.
01 Ocak 2026 Perşembe - 02:42
İçişleri Bakanı Yerlikaya’dan emniyet güçlerine telsiz mesajı
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya yılbaşı dolayısıyla emniyet güçlerine telsiz mesajı yayımladı. İçişleri Bakanı Yerlikaya, yılbaşında görev yapan emniyet güçlerine telsizden seslendi. Bakan Yerlikaya yayımladığı telsiz mesajı ile emniyet güçlerinin yeni yılını kutlayarak, "Çok kıymetli mesai arkadaşlarım, milletimizin huzuru ve güvenliği için gece gündüz demeden, kahramanca görev yaparak bir yılı daha geride bırakıyorsunuz. 2025 yılı boyunca; şehrin en işlek caddesinde de, en ücra noktasında da aynı sorumluluk bilinciyle görev yapan her birinizi tek tek tebrik ediyorum. Allah ayağınıza taş değdirmesin" ifadelerine yer verdi. Bakan Yerlikaya mesajında şehitleri anarken, "Bu kutsal görev esnasında; vatanı, bayrağı ve aziz milletimizi canından üstün tutarak şehadete yürüyen kahramanlarımızı rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum. Milletimizin huzur ve güvenliği için aynı kararlılıkla, aynı inançla görevimizin başındayız. Sizlere ve kıymetli ailelerinize 2026 yılında sağlık ve afiyet diliyorum. Allah’a emanet olun" ifadelerini kullandı.
09 Aralık 2025 Salı - 17:11
CHP Mersin Milletvekili Çakır’a kesin ihraç talebi
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır, kesin ihraç istemiyle partisinin disiplin kuruluna sevk edildi. CHP Sözcüsü Zeynel Emre, parti genel merkezinde düzenlenen basın toplantısında, Parti Meclisi’nin (PM) Mersin Milletvekili Hasan Utku Çakır’ın ihracı istemiyle toplanacağını aktardı. Emre, "MYK toplantımızda bunu gündeme aldık ve dikkat ederseniz uzunca bir süredir, genel itibariyle çok büyük hoşgörü gösterdi genel başkanımız. ’Sürekli protesto eden, kızan, tepki gösteren, bir yerde bir duygusunu yakalayabilir, sürece birlikte katabilir miyiz?’ çabasını çok gösterdi başkanımız ama bazı şeylerin bir sınırı var. Artık o sınır geçildikten sonra da hepimizin burada parti tüzüğüne göre görev yapıyoruz. Buradaki sorumluluklarımızı yerine getirmemiz lazım. Dolayısıyla Merkez Yönetim Kurulu tarafından milletvekilimiz parti meclisine kesin ihraç isteme düşüncesiyle sevk edildi ve parti meclisi buna ilk toplantıda karar verecek" dedi.
09 Aralık 2025 Salı - 16:59
Emine Erdoğan "Soykırımın Kadın Tanıkları: Gazze’de Medya ve Direniş" programının açılışında konuştu
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, "Şehit olan Filistinli kardeşlerimiz çok üzülerek ifade ediyorum ki, hayata, insanlığa gönül koyarak veda ettiler. O nedenle, haksızlığa, yalana, adaletsizliğe, ayrımcılığa, soykırıma ve cümle kötülüğe savaş açmak, hepimizin en meşru savaşıdır." dedi. Emine Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen "Soykırımın Kadın Tanıkları: Gazze’de Medya ve Direniş" programına katıldı. İletişim Başkanlığına gelişinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran tarafından karşılanan Emine Erdoğan, İsrail’in Gazze’ye saldırılarında hayatını kaybeden gazetecilerin fotoğraflarının yer aldığı alanı gezdi. Programda konuşan Emine Erdoğan, bu anlamlı program vesilesiyle katılımcıları buluşturan İletişim Başkanlığına teşekkür etti. Filistinli gazeteci ve muhabirlerin yanı sıra Filistinli yönetmen Basel Adra’yı da misafir etmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirten Emine Erdoğan, "Kıymetli kardeşim, öncelikle bilin ki siz, Türkiye’de yabancı bir ülkede değil, kendi evinizdesiniz. Burada misafir değilsiniz, ailenizle birliktesiniz. ’Başka Toprak Yok’ belgeseliniz, Oscar ve Berlin başta olmak üzere birçok film festivalinde ödül aldı. Ama siz çok daha büyük bir ödülün de sahibisiniz. O da tarihe bir hakikat savaşçısı olarak geçmenizdir. Belgeseliniz, Filistin davası gibi kelimelerin anlatmakta aciz kaldığı acılara ve onurlu Filistin halkının direniş mücadelesine tercüman oldu. İki senedir canlı yayında tüm dünyanın izlediği soykırımın yeni ve Gazze ile sınırlı olmadığını Filistin’in her karış toprağında bir asra yakın zamandır devam ettiğini uluslararası topluma duyurdunuz. Bu süreçte yaşadığınız zorlukları da biliyorum. Azminizden ve cesaretinizden dolayı sizi ve ekip arkadaşlarınızı yürekten kutluyor ve alkışlıyorum." diye konuştu. Bugün unutmamak ve şahit olduklarını konuşmak için bir arada olduklarını söyleyen Emine Erdoğan, hatırlamanın en büyük direniş olduğunu ifade etti. Emine Erdoğan, İsrail’in 2 yılda yaklaşık 300 gazeteciyi katlettiğini anımsatarak bunların 37’sinin kadın olduğunu aktardı. Filistin’de şehit olanlar için Fatiha okudu Sözlerine bu cesur 37 kadından biri olan Selma Muheymer’i anarak başlamak istediğini belirten Emine Erdoğan, şöyle devam etti: "O hem bir gazeteci hem de 31 senelik hayatını İsrail bombardımanlarının ve insanlık dışı ambargoların gölgesinde yaşamış bir kadın ve anneydi. 2023’te 3 yıldır uzak kaldığı ailesini görmek ve daha bir yaşındaki oğlu Ali’yi onlarla tanıştırmak için Gazze’ye gitti. İsrail’in hava saldırısında evleri yerle bir edildi ve oğlu Ali, annesi, babası ve 4 kardeşi ile birlikte acımasızca öldürüldü. Selma kardeşimiz, sosyal medyada yaptığı son paylaşımında şunları söylemişti: ’Biz yok olursak ve hakkımızda haber alınamazsa dua bizi bir arada tutar.’ Şimdi gelin, bu vasiyeti yerine getirelim ve Filistin’de şehit olan tüm kardeşlerimizin ruhları için bir Fatiha okuyalım. Amin." Emine Erdoğan, insanın, derdi, kederi "dağ" gibi olduğunda hal hatır soranlara "Hangi birini anlatayım?" dediği anlar olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "İşte Filistin’den bahsetmek de bizler için böyle derin bir kalp yarasıdır. Hangi birini anlatalım? Çocukları öldürünce bayram yapan insanlığın yüzkarası siyonistleri mi? Üflesek uçacak çadırların bombalanmasını mı? Annesiz uyuyamadıkları için geceleri mezarlıkta, annelerinin mezarlarının üzerine kapanarak uyuyan çocukları mı? Açlıkla, susuzlukla geçen günleri mi? Bir deri, bir kemik kalmış çocukların, kendilerinden daha ağır un çuvallarını taşıyarak çıplak ayak yürüdükleri, ölümün kol gezdiği, upuzun yolları mı? Öleceğinden emin olan Filistinlilerin, her göz göze geldiklerinde birbirlerinden helallik istemelerini mi? Ve bunu Filistinlilere mahsus o vakur tebessümle yapışlarını mı? Yoksa enkazların tozuna toprağına karışan mezarsız ve kimliksiz naaşlara sayısız kere şahit oldukları için ’Onurumla gömülmek istiyorum’ diye haykırışlarını mı?" Bu cümleleri kurarken duygulanan Emine Erdoğan, "İsrail zulmü, 70 yılı aşkın süredir ’Bu kadarına kimse cüret edemez’ denilen her kötülüğe cüret edilebildiğini, ’aşılamaz’ denilen her sınırın aşılabildiğini gösterdi. İşte bu yüzden en çok kalemden, fotoğraf makinelerinden ve mikrofonlardan korkuyorlar." dedi. İsrail’in, gerçeğin insanlara ulaşan tüm yollarını tıkamak istediğini kaydeden Emine Erdoğan, "Hakikati de abluka atına alıyorlar. Basın mensuplarını korumaları gerekirken uluslararası hukuk ve normları hiçe sayıp bilhassa onlara saldırıyorlar. Düşünün ki İsrail ordusu, Filistinli gazetecileri sindirmek için evlerini bombaladı. Onları aileleriyle, komşularıyla birlikte yok etti. En güvenli yer olması gereken hastane avlularında bile insansız hava araçlarıyla gazetecileri öldürdü. Öldüremediklerini tarihin gördüğü en büyük kötülüklerin üretim merkezi olan hapishanelerinde ölüme terk etti. İsrail, hakikatin dünyaya ulaşmasını engellemek için sistematik bir saha infaz politikası uyguladı. Yetmedi, öldürdükleri gazetecileri, ’terörist’ ilan edip cinayetlerini aklamaya çalıştı. Al Jazeera gibi ulusal medya organlarının ofislerini ’ulusal tehdit’ diyerek kapattı." diye konuştu. "Bilgiyi çarpıtarak, katliamlar pekala meşrulaştırılabiliyor" Emine Erdoğan, bütün bu örneklerin yeni bir gerçeği gösterdiğini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: "O da bilginin şiddete dönüştürülebilmesidir. Bilgiyi saklayarak, çarpıtarak, dezenformasyona çevirerek, katliamlar pekala meşrulaştırılabiliyor. Enformasyon üzerinde güçlü bir tahakkümü olan bazı ana akım Batı medya kuruluşları, istedikleri sesleri kısıp istedikleri sesleri sonuna kadar açıyor. Mesela, bombardımanlarda ölen çocukların görüntüleriyle ilgili ’Filistinliler oyuncak bebekle propaganda yapıyor’ yalanını nasıl tüm dünyaya servis ettiklerini hepimiz görmedik mi? Katlettikleri Filistinli çocukların fotoğrafını Batılı bir medya kuruluşu ’İsrailli bebekler öldürüldü’ başlığıyla yayınladı. İsrail ve onların enformasyon şiddetine ortak olan medya kuruluşlarıyla dünya kamuoyu defalarca manipüle edildi. Ne acı ki, dünyanın birçok yerinde bu yalanlara inanarak soykırıma alkış tutanlar oldu. Artık demokrasi ve insan hakları gibi evrensel değerlerin, ötekileştirilenler söz konusu olduğunda yalnızca bir tekerlemeden ibaret olduğunu biliyoruz." Bu gerçeğin, salondaki herkese çok önemli bir sorumluluk yüklediğine işaret eden Emine Erdoğan, "O da her zamankinden çok daha güçlü bir iletişim stratejisi yürütmektir. Dünyanın tüm kıtalarında hakikatin sesini yükseltmek, gerçeğin tercüme edilmediği tek bir lisan bile bırakmamaktır. Çünkü şehit olan Filistinli kardeşlerimiz çok üzülerek ifade ediyorum ki, hayata, insanlığa gönül koyarak veda ettiler. O nedenle, haksızlığa, yalana, adaletsizliğe, ayrımcılığa, soykırıma ve cümle kötülüğe savaş açmak, hepimizin en meşru savaşıdır." ifadelerini kullandı. "Bu kahramanlar, hakikate kadınların gözünden ayna tuttular" Emine Erdoğan, bugün andıkları 37 kadın gazetecinin, haber bölgelerine yeri geldi karnındaki bebeğiyle, yeri geldi çocuğunu birine emanet ederek koştuğuna dikkati çekerek şöyle devam etti: "Bu cesur kadınlar, daha göbek bağı kesilmemiş yeni doğan bebeklerin hava saldırılarında anneleriyle birlikte öldüklerine tanık oldukları için ölmeyi göze aldılar. Bebeklerin ömrü, kelebeklerinki kadar olmasın istediler. O yüzden yalanın anatomisi hakkında kimsenin bilmediği gerçekleri ortaya çıkardılar. ’Bir Filistin vardı, bir Filistin gene var’ mısralarını doğrulamak için yaptıkları haberlerle zalime meydan okudular. Gazze’de işlenen ağır insanlık suçlarını tarihe not ederken kendi öyküleri de Gazze’nin öyküsüne karışan bu kahramanlar, hakikate kadınların gözünden ayna tuttular. Tıpkı, gazeteci Meryem Ebu Dakka gibi. O da geçtiğimiz ağustos ayında bir hastanede haber çekimleri sırasında İsrail’in ahlaksız saldırısında hayatını kaybetti. ’Kamera benim görevim, mesleğim değil.’ diyen Meryem kardeşimiz, vefatından önce oğluna yazdığı mektupta şöyle demiş, ’Elimden gelen her şeyi, sen mutlu, iyi ve güvende olasın diye yaptım.’ Şahsen, bu yiğit kadınların, ölümün kıyısında verdikleri tüm bu mücadelenin tek bir amacı olduğunu düşünüyorum. Filistin’in çocukları, Filistin’in baharı olabilsin diye..." Gazze’de 2 senede 70 binden fazla insanın öldürüldüğünü hatırlatan Emine Erdoğan, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana bile yaklaşık 400 kişinin daha hayatını kaybettiğini söyledi. Bunlardan birinin de 28 yaşındaki gazeteci Salih El Ceferavi olduğunu söyleyen Emine Erdoğan, şunları kaydetti: "O, 700 günden fazla süren soykırım boyunca yaptığı haberlerle, çektiği videolarla, en çok da umudun yüzünde çiçek gibi açmasıyla hepimizin sevdiği bir evladımızdı. Ondan geriye maalesef ki kurşun geçirmez sandığımız basın yeleği ve ailesine sevgi dolu mesajları, vasiyet olarak bıraktığı videosu kaldı. Sadece kasım ayında Filistinli gazetecilere yönelik 57 ihlal ve saldırı gerçekleştirildi. İsrail’in, Filistin’de yalnızca Filistinlileri değil, Filistin’e dair tüm hafızayı da öldürmek istediğini biliyoruz. Soykırımın yanında eko-kırım yaparak toprağı yaşanamaz hale getiriyorlar. Tarihi ve kültürel mirası yok ederek milli kimliği kırıma uğratıyorlar. Filistinlilerin tarihsel ayak izlerini siliyorlar ki yarın öbür gün ’Siz aslında burada hiç yoktunuz.’ diyebilsinler. Biz, elbette buna müsaade etmeyeceğiz. Selmaları, Meryemleri, Salihleri ve nicelerini aklımızda ve dualarımızda muhafaza edeceğiz. Gazze’de yok edilen 1 milyon zeytin ağacının kırık dallarıyla hayatı aşılayıp yeniden filizlendireceğiz. Çoğu zaman ’Ve o güzel insanlar, o güzel atlara binip gittiler’ denir. Ama biz o güzel insanların gittikleri yerden gemilere binip insanlık vicdanının çağırdığı yere Gazze’ye geldiklerini gördük. O yüzden inanıyorum ki, biz hakikatin ışığını yansıttıkça bugün Gazze’nin üstüne çöken karanlık, yarın insanlığın topyekün direnişiyle inşallah aydınlığa dönüşecektir." Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından Gazze’de son 2 yılda basın mensuplarına yönelik saldırı ve katliamların kayda geçirilmesi amacıyla hazırlanan "Gerçeğin Katli: İsrail’in Gazeteciliğe Karşı Savaşı" kitabının da tanıtıldığı programa, Anadolu Ajansı (AA) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz, TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, gazeteci ve "Başka Toprak Yok" belgeselinin yönetmeni Basel Adra, gazeteci Somaya Abunima ile ulusal ve uluslararası medya temsilcileri de katıldı. Konuşmaların ardından "Dünyanın Sessizliğine Direnen Sesler: Gazze’de Kadın Gazetecilerin Direnişi" ve "Medya Baskısı: Gazze’de Gerçeğin Kuşatılması" oturumlarının yapılacağı panele geçildi. 1. Oturum’da Dünyanın Sessizliğine Direnen Sesler Gazze’de Kadın Gazetecilerin Direnişi başlığı ele alındı. "Soykırımın Kadın Tanıkları: Gazze’de Medya ve Direniş" panelinin ilk oturumu, - Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Uluslararası Medya Koordinatörü Dr. Gözde Kirişcioğlu moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Oturumda; Yönetmen ve İnsani Yardım Koordinatörü Tülay Gökçimen, Gazeteci Youmna El Sayed, Al Jazeera Prodüktörü Hind Touissate, Yeni Şafak Gazetesi Editörü Ayşe Betül Kayahan konuşmacı olarak yer aldı. Medya Baskısı - Gazze’de Gerçeğin Kuşatılması başlıklı İkinci oturum ise, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Stratejik İletişim ve Kriz Yönetimi Dairesi Başkanı Doç. Dr. Bora Bayraktar moderatörlüğünde gerçekleşecek.Oturumda; Anadolu Ajansı Muhabiri Nour Mahd Ali Abu Aisha, Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü Dr. Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Caner, Gazeteci Hatem Shurrab, Daily Sabah Yayın Koordinatörü Mehmet Çelik konuşmacı olarak yer alacak.
09 Aralık 2025 Salı - 16:52
Bakan Göktaş: "Türkiye, sosyal kooperatif modeli için hazırdır"
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Türkiye, sosyal kooperatif modeli için hazırdır. Sosyal kooperatiflerle amacımız, ailelerin, kadınların, çocukların, yaşlıların ve engelli bireylerin iyi olma halini güçlendirmektir" dedi. Sosyal Hizmetler ve Bakım Hizmetlerinin Sunulmasında Sosyal Kooperatifler Çalıştayı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı iş birliğinde Ankara Hakimevinde düzenlendi. Çalıştaya Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Ticaret Bakan Yardımcısı Mehmet Gürcan katıldı. Programda konuşan Bakan Göktaş, bugün, toplumun ortak ihtiyaçlarına kalıcı çözümler üretmenin en güçlü yolunu konuşmak için bir araya geldiklerini aktararak, "Bu çalıştayla, sosyal kooperatifçiliği sağlam bir kurumsal zemine taşımayı hedefliyoruz. Şu an bu salonda, bu hedefi başarıyla gerçekleştirecek irade, birikim ve heyecan var. Çalıştayın sonunda ortaya çıkacak öneriler, yol haritaları ve iş birlikleriyle sosyal kooperatifçiliği kalıcı ve yaygın bir yapıya kavuşturmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye, sosyal kooperatif modeli için hazırdır" Göktaş, kooperatiflerle amaçlarının toplumun iyi olma halini güçlendirmek olduğunu vurgulayarak, "Türkiye, sosyal kooperatif modeli için hazırdır. Şimdi yapılması gereken; iyi örnekleri çoğaltmak, yaygınlaştırmak ve sağlam bir mevzuat altyapısıyla bu çalışmaları kalıcı kılmak. Sosyal kooperatiflerle amacımız, ailelerin, kadınların, çocukların, yaşlıların ve engelli bireylerin iyi olma halini güçlendirmektir. Çocuklara güvenle büyüyecekleri bir ortam, yaşlılara sağlıklı ve nitelikli, engelli bireylere ise bağımsız bir yaşam sunmaktır. Bu doğrultuda kaliteli, erişilebilir ve sürdürülebilir bakım ve sosyal modelleri geliştirmek büyük önem arz ediyor. Çünkü sosyal hizmetler ve bakım hizmetleri, sosyal uyumu artıran ve toplumsal dayanışmayı güçlendiren stratejik alanlardır. Bu alana yapılan her yatırım, toplumsal refah olarak geri döner" şeklinde konuştu. "Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planımız, bakım ekonomisine yönelik önemli hedefler içeriyor" 12. Kalkınma planına da değinen Göktaş, "12. Kalkınma Planımızda bakım ve sosyal hizmetler alanında kaliteli ve erişilebilir bakım modellerinin geliştirilmesi temel hedefler arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra sosyal hizmetlerin çeşitlendirilip yaygınlaştırılması ve toplum temelli bakım uygulamalarına öncelik verilmesi de planın öncelikleri arasında. 2024-2028 dönemini kapsayan Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planımız, bakım ekonomisine yönelik önemli hedefler içeriyor. Yaygın eğitim verilen kurumlarda çocuk bakım ve oyun odalarının artırılmasına kadar geniş yelpazede bunları öneriyoruz. Bakım sorumluluğunun ebeveynler ve kurumsal hizmetler arasında paylaşılmasını sağlayacak destek ve teşviklerin geliştirilmesi, yaşlı ve engelli bakımının çeşitlendirilmesi ile erken çocukluk bakım ve eğitiminde ortak düzenlemelerin yapılması da öncelikler arasında" açıklamasında bulundu. 2025 Aile Yılı kapsamında aile dostu hizmetleri, güvenli ve nitelikli bakım imkanlarını yaygınlaştırdıklarına dikkati çeken Göktaş, "Aile ve Nüfus 10. Yılında da bu vizyonu daha da güçlendirerek çocuklara, yaşlılara, engelli bireylere ve ailelere yönelik hizmet ağımızı genişleteceğiz" diye konuştu. "Bugün atacağımız adımlar, geleceğe miras bırakacağımız yeni bir sosyal hizmet kültürünün inşa etmektir" Sosyal kooperatiflerin kimsenin yalnız bırakılmadığı bir sosyal hizmet ekosistemi kurmanın anahtarı olduğunu aktaran Göktaş, "Bugün atacağımız adımlar, geleceğe miras bırakacağımız yeni bir sosyal hizmet kültürünün inşa etmektir. 5 yıl sonra, 10 yıl sonra şunu söylemek istiyoruz; Türkiye’nin sosyal kooperatif modeliyle sosyal hizmet kapasitesini büyüttü, kadın istihdamını artırdı, aileyi güçlendirdi ve bakım ekonomisinde yeni bir başarı hikayesi yazdı. Bu çalıştaydan çıkacak her görüş, her öneri bu hikayenin bir parçası olacaktır. Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen 2025 Uluslararası Kooperatifler Yılında, ülkemizin bu alandaki deneyim ve uygulamalarını küresel ölçekte görünür kılacağız" değerlendirmesinde bulundu.
09 Aralık 2025 Salı - 16:52
İhraç talebiyle PM’ye sevk edilen CHP’li Çakır partisinden istifa etti
Kesin ihraç istemiyle PM’ye sevk edilen 28. Dönem CHP Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır partisinden istifa ettiğini açıkladı.
09 Aralık 2025 Salı - 16:20
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "10 Mart mutabakatının suhuletle uygulanması şer odaklarının hesaplarını altüst edecektir"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, (Suriye için) "10 Mart Mutabakatın suhuletle uygulanması; istikrarsız, bölünmüş ve güçsüz Suriye’ye yatırım yapan şer odaklarının hesaplarını altüst edecektir" dedi.
09 Aralık 2025 Salı - 16:12
Metal işçisinin toplu sözleşme görüşmelerinde işveren tarafının teklifi reddedildi
Türk Metal Sendikası ile Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) arasında ekim ayında başlayan toplu iş sözleşmesi sürecinde işçi tarafı, işveren tarafının teklifini yetersiz bularak reddetti. Türk Metal Sendikası, Türk Metal - MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi süreci ile ilgili gelinen aşamayı değerlendirmek üzere Başkanlar Kurulu Toplantısı gerçekleştirdi. Toplantının ardından işveren tarafının en son verdiği teklif değerlendirilerek, buna ilişkin bir yazılı açıklama yayımlandı. Açıklamada, Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde bugüne kadar yapılan 5 oturumda, 54 madde ve sözleşmenin eki niteliğindeki iki yönetmelikte anlaşma sağlandığı, 38 madde ve sözleşmenin eki niteliğindeki bir yönetmelikte ise anlaşma sağlanamadığı hatırlatıldı. Ayrıca anlaşma sağlanamayan maddelerin başında ücret artışına ilişkin maddeler ve sosyal haklara bağlı olan parasal maddelerin olduğu kaydedildi. "Ücret ve sosyal haklara ilişkin yapılan bu teklifler heyetimizce reddedilmiştir" Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) tarafından yapılan son teklifin kabul edilemeyeceği aktarılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Sendikamızın birinci altı ay için saatlik ücretlere yüzde 20 artı seyyanen 35 liralık artış teklifine karşılık, yüzde 5 artı 11 lira 50 kuruş oranında bir artış önermiştir. Bu artışın oransal karşılığı yüzde 10’a tekabül etmektedir. Diğer altı aylar içinse herhangi bir teklifte bulunulmamıştır. Sosyal yardımlarda ise ilk yıl için yüzde 25 teklif edilmiş, ikinci yıl için yine herhangi bir teklifte bulunulmamıştır. Ücret ve sosyal haklara ilişkin yapılan bu teklifler heyetimizce reddedilmiştir. Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik koşullarda, MESS’in yaşam şartları gün geçtikçe ağırlaşan üyelerimiz için teklif ettiği bu oranları kabul etmeyen Türk Metal Sendikası, sergilenen bu tutum nedeniyle sözleşme masasını terk etmiş, bu yaklaşıma karşı tavrını açıkça ortaya koymuş, uyuşmazlık tutanağını tutarak resmi arabulucu sürecini başlatmıştır."
09 Aralık 2025 Salı - 15:44
Pitbull cinsi köpeğin saldırısına uğrayan çocuk taburcu oldu
Ankara’nın Etimesgut ilçesinde pitbull cinsi köpeğin saldırısına uğrayan kardeşlerden olan bir buçuk yaşındaki Efe Öztürk, ablasının ardından hastaneden taburcu oldu. Ankara’nın Etimesgut ilçesinde pazar alışverişinden döndükleri sırada karşı komşunun pitbull cinsi köpeğin saldırısına uğrayan bir buçuk yaşındaki Efe Öztürk ile 5 yaşındaki ablası Doğa Öztürk, kaldırıldıkları Bilkent Şehir Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Olayın ardından köpeğin sahibi T.Ö.E. gözaltına alınarak tutuklanırken, tedavisi tamamlanan Doğa Öztürk taburcu edildi. Saldırıdan yaralanan Efe Öztürk ise 8 gün süren tedavisinin ardından taburcu edilirken yüzündeki yaralar nedeniyle cerrahi operasyon geçireceği öğrenildi. Baba Öztürk, saldırı sonrası köpek sahibinin evlerinden taşındıklarını belirterek sorumluların en ağır cezayı alması çağrısında bulundu. "Maalesef bu sorumsuzluklar bizim çok büyük felaketimiz oldu" Saldırgan köpeğin sahiplerinin olay sonrası taşındıklarını belirten Adem Öztürk, "Efe’yi taburcu ettik ama bugün tekrar götürdük. Cerrahlar baktılar, iki gün sonraya ameliyat için randevu verdiler. Çocuk ufak olduğu için, yüzündeki yara da büyük olduğu için mecburen uyutarak ameliyatı yapacaklar. Yara komple açılacak, temizlenecek, ondan sonra da dikiş atılacak. Maalesef köpek saldırısı olduğu için ilk başta dikiş atamadılar, yarada iz kalacakmış. Normal bir yara olsaydı hemen dikiş atarlardı, iz kalmayacaktı. Köpek saldırısında enfeksiyon riski, kuduz riski olduğu için hemen dikiş atamadılar. Yüzü çok dağıldığı için üç tane dikiş atmışlardı o zaman ama şimdi yeni dikiş atılacağı için maalesef iz kalacağını söylüyorlar. Köpeğin sahipleri, toplandılar eşyalarını gittiler. Zaten bunlar bir ay önce kapıcıya mesaj atmış. Kadın biz gidiyoruz, bizden kurtuluyorsunuz diye mesaj atmış. Az bir şey kalmıştı, bir haftaya falan taşınıp gideceklerdi. Maalesef bu sorumsuzluklar bizim çok büyük felaketimiz oldu. Allah korudu yine de çocuklarımı" dedi. "Bugün benim çocuğuma yapan, yarın başkasının çocuğuna da yapar" Pitbull saldırısına uğrayan oğlunun yüzünden aldığı yaralar sebebiyle cerrahi operasyonlar geçirmesi gerektiğini ifade eden Belkis Öztürk, "Çocuklarım pitbull saldırısına maruz kaldılar. Kızım Doğa çok şükür iyi, biraz daha toparlandı. Oğlum Efe de yaklaşık 9-10 gündür hastanedeydi. Çok şükür şimdi biraz daha iyi, enfeksiyon tedavisi gördü, antibiyotik tedavisi aldı. Dün çıktık hastaneden, Bugün tekrar hastaneye götürdük. Plastik cerrah ile görüştük, 2 gün sonraya ameliyat verdi. Ameliyata gideceğiz, bundan sonraki süreçte yüzü inşallah toparlanır. Rabbime şükürler olsun ki çocuklarım hayatta. Yetkililere de sesleniyorum buradan, o kadının cezasını çekmesini istiyorum. Bugün benim çocuğuma yapan, yarın başkasının çocuğuna da yapar. Çocuklarımızın sokaklarda, parklarda güvenle oynamasını istiyorum. Apartmanda kesinlikle bu tür köpeklerin beslenmesinin yasak olması gerekiyor. Bunun yetkililerine izin vermemesi gerekiyor" diye konuştu.
09 Aralık 2025 Salı - 15:09
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye’nin Suriye ve Gazze’de yaşananların karşısındaki duruşu insan hakları destanıdır"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "10 Mart Mutabakatın suhuletle uygulanması; istikrarsız, bölünmüş ve güçsüz Suriye’ye yatırım yapan şer odaklarının hesaplarını altüst edecektir" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde düzenlenen "İnsanlık İçin Güçlü Türkiye" programına katıldı.Burada konuşan Erdoğan, programın; Türkiye, Türk milleti ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dilediğini ifade ederek, İnsan hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilişinin 77’nci yıl dönümü olan 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nü tebrik etti.AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı olarak kalbi Türkiye ile atan tüm mazlum ve mağdurlara dayanışma mesajı gönderdiğini söyleyen Erdoğan, başta Gazzeliler olmak üzere Afrika’dan Asya’ya kadar acılarını paylaştıkları tüm mazlumları yürekten selamladığını dile getirdi."30 maddeden oluşan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi iki yıkıcı dünya savaşından sonra insanlık için umut kaynağı oldu"İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi bundan tam 77 sene önce, 10 Aralık 1948’de büyük bir teveccühle kabul edildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "30 maddeden oluşan bu beyanname, iki yıkıcı dünya savaşı sonrasında yeni bir düzen inşa etmeye çalışan insanlık için umut kaynağı oldu. Beyannamenin ilk üç maddesini burada sizlere aktarmak isterim. Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler. Birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar. Herkes ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir ayrım gözetmeksizin bu bildirge ile ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir. Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır" ifadelerin kullandı."İnsan hakları cellatlarının ülkemize çıkardığı faturaları halen ödüyoruz"Beyannamede kayıtlı hususların bazı dönemlerde ne kadar tatbik edildiğinin üzerinde durulması gerektiğini kaydeden Erdoğan, "Millete ve milletin değerlerine yönelik husumeti herkesçe bilinen tek parti faşizmi, ilk günden itibaren beyannamenin altını oymuştur. Kimi zaman bürokratik oligarşi, kimi zaman antidemokratik güç odakları olarak kendini deşifre eden bu zihniyet, milletin hafızasında derin yaralar açmış, demokrasimize telafisi uzun yıllar alan zararlar vermiştir. 27 Mayıs’tan 28 Şubat’a kadar her 10 yılda bir tekrarlanan müdahalelerin arkasında bu zihniyetin silueti vardır. Yassıada faciasını, 12 Mart sonrası olanları, 12 Eylül’de adeta işkence kampına dönüşen Mamak’taki C5’leri, Diyarbakır cezaevlerini, beyaz torosları anlatmaya gerek yok. 2002’den bu yana mesaimizin mühim bir kısmını bu ihlallerin bıraktığı tortuları temizlemeye, travmaları iyileştirmeye harcadık. Burada saymaya kalksak saatlerimizi alacak ve adına ‘sessiz devrim’ dediğimiz reformlarla hamdolsun bu yolda önemli mesafeler aldık. Ancak insan hakları cellatlarının ülkemize, milletimize, demokrasimize ve sosyal barışımıza çıkardığı faturaları halen ödüyoruz" dedi."Tek parti zihniyetinin yanlış uygulamaları bir tarafa bırakıldığında beyannamede kayıtlı hakların bize hiç de yabancı olmadığı görülecektir"CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in köşeye her sıkıştığında saldırganlaştığını ya da saçmaladığını belirten Erdoğan, "Yine aynısını yapmış. Haddini de aşarak Sarıkamış’ta şehit düşen rahmetli dedemin bir asır önce nerede olduğunu sormuş. Gençlik kollarımızda bu siyaset acemisine hak ettiği cevabı vermiş. İstanbul halkının kaynaklarını yağmalayan suç örgütüne posta güvercinliği yapmayı marifet zanneden bu şahıs için daha fazla nefes harcamayı israf görüyor, Allah’tan kendisine akıl ve izan vermesini niyaz ediyorum. Tek parti zihniyetinin yanlış uygulamaları bir tarafa bırakılıp milletimizin tarihine, kültürüne ve inanç değerlerine bakıldığında, beyannamede kayıtlı hakların bize hiç de yabancı olmadığı görülecektir. Her şeyden evvel, eşref-i mahlukat olan insana saygı göstermek, insan onurunu korumak, onun yaratılıştan gelen haklarının kullanılmasını temin etmek, bizim için medeniyetimizden tevarüs ettiğimiz ulvi değerlerdir" şeklinde konuştu."Bizim tarihimizde insan hakları konusunda mahcubiyet duyacağımız hiçbir leke yoktur"Tarihin ve kültürün her sayfasında insana bakışı anlatan sayısız örnek, deyiş ve ibretlik hadise ile karşılaştıklarını söyleyen Erdoğan, "Köklerimize vurgu yaparken partimizin de hükümetimizin de idare anlayışımızın da pusulası olan Şeyh Edebali’nin ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ tavsiyesini sık sık hatırlatıyorum. Bu hatırlatmanın arka planında işte böyle bir tecrübe, böyle bir birikim ve insana değer veren yüksek bir şuur bulunuyor. Bizim ne tarihimizde ne de kültür ve medeniyet kodlarımızda insan hakları konusunda mahcubiyet duyacağımız hiçbir leke yoktur. Tam tersine, bugün bize hak ve özgürlük dersi verenlerin hepsinden daha temiz bir sicile, daha kuşatıcı bir zihniyete sahibiz. Bunun altını bugün bir kez daha çizmekte fayda görüyorum. Tarihimizin hiçbir döneminde çiğ süt içmedik, şükür karnımız da ağrımıyor. Başkaları gibi önümüze ne konulur diye düşünmüyor, nerede bir zulüm varsa mazlumun yanında, zalimin karşısında dimdik duruyoruz. Hakkı, adaleti, barışı, insanlık onurunu sadece bölgemizde değil, tüm dünyada cesaretle savunuyoruz. Gururla söylemek isterim ki, Türkiye denilince akla sınırlarını korumakla kalmayıp artık barışı kuran ve diplomasiyi de şekillendiren bir ülke geliyor" değerlendirmesinde bulundu."Türkiye’nin Suriye ve Gazze’de yaşananlar karşısındaki vicdanlı duruşu, tek başına bir insan hakları dersidir"Gazze’den Suriye’ye, Rusya-Ukrayna savaşından Doğu Afrika’daki gerilimler olmak üzere birçok kriz bölgesinde ‘İnsanlık İçin Güçlü Türkiye’ şiarıyla kendilerine düşenleri layıkıyla yapmaya çalıştıklarını aktaran Erdoğan, "Türkiye’nin Suriye ve Gazze’de yaşananlar karşısındaki vicdanlı duruşu, tek başına bir insan hakları dersidir. İnsan hakları destanıdır. Her iki meselede de ilk günden itibaren tavrımızı çok net ortaya koyduk. Baskılara, tehditlere, farklı sebeplerle zalimlerin yanında hizalanan insanlık fukaralarına prim vermedik. Elimizle, dilimizle, kalbimizle zulmü durdurmanın çabası içinde olduk" ifadelerine yer verdi."Bugün terörsüz Türkiye hedefinden bahsedebiliyorsak bu, en başta kahraman şehitlerimizin sayesindedir"Suriye Devrimi’nin birinci yıl dönümüne de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, her türlü zulme, zorbalığa, vahşete, insanı insanlığından utandıran işkenceye rağmen 13 buçuk yıl boyunca direnen Suriye halkını tebrik ederek, "Esad rejiminin ve terör örgütlerinin alçak saldırılarında can veren Suriyeli kardeşlerimizi rahmetle yâd ediyorum. Devletimizin güvenliğini, aziz milletimizin huzurunu temin etmek amacıyla uluslararası hukuk çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz sınır ötesi operasyonlarda şehit düşen kahramanlarımıza Allah’tan rahmet diliyor, Rabbim ruhlarını şad, mekânlarını cennet eylesin diyorum. Şehitlerimizin metanet abidesi ailelerine hürmetlerimi takdim ediyorum. Bugün milletçe terörsüz Türkiye hedefinden, terörsüz bölge idealinden bahsedebiliyorsak bu, en başta kahraman şehitlerimizin sayesindedir" dedi."Suriye halkının ülkelerini yeniden ayağa kaldırma mücadelesi verdiklerini memnuniyetle görüyoruz"Konuşması sırasında Yasin Suresi’nden alıntı yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabbimiz Yasin Suresi’nde şöyle buyuruyor: ‘Kün feyekün.’ Yani ‘Ol der ve oluverir.’ Rabbimizin müjdesi Suriye’de de tecelli etmiş, 60 yıllık dikta rejimi sadece 7-8 gün içinde yerle yeksan olmuş, kendi halkını acımasızca katleden diktatör korkakça kaçmış, mazlumların sabrı, mücadelesi ve kıyamı zaferle neticelenmiş, Suriyeli kardeşlerimiz uğrunda yüz binlerce şehit verdikleri hürriyetlerine hamdolsun sonunda kavuşmuşlardır. Suriye halkının son bir yılda onca zorluğa, sıkıntıya, Esad diktatörünün bıraktığı enkaza rağmen hayata dört elle sarıldıklarını, ülkelerini yeniden ayağa kaldırma mücadelesi verdiklerini memnuniyetle görüyoruz. Başkan Şara, işte Emevi Camii’nde, hem sabah namazını kıldırıyor hem de orada verdiği hutbeyle Suriye’nin geleceğine yönelik müjdesini irat ediyordu. Rabbim en yakın zamanda inşallah Şara’ya ve Suriye halkına bu müjdeye kavuşmayı nasip etsin" açıklamasında bulundu."10 Mart mutabakatının suhuletle uygulanması şer odaklarının hesaplarını altüst edecektir"Türkiye ve Türk milleti olarak Suriye’nin ve Suriyelilerin inşa, ihya ve toparlama çabalarını tüm imkanlarla desteklediklerini aktaran Erdoğan, "Suriye devrimi son bir yılda en zoru inşallah geride bırakmıştır. İnanıyorum ki önce Yüce Allah’ın yardımıyla, sonra da Suriye yönetiminin basiretli, dirayetli, kuşatıcı, kucaklayıcı ve adaletli politikalarıyla bir daha eski kötü günlere dönüş olmayacaktır. Bilhassa 10 Mart mutabakatının altında imzası olanlar tarafından ahde vefa ilkesi gereğince hayata geçirilmesi önemli bir düğümü çözecektir. Mutabakatın suhuletle uygulanması; istikrarsız, bölünmüş ve güçsüz Suriye’ye yatırım yapan şer odaklarının hesaplarını altüst edecektir. Böylece Suriye, toprak bütünlüğünü haiz, müreffeh, muzaffer ve bölgesinin muteber bir ülkesi olarak istikbale yürüyecektir" dedi."Türkler, Araplar, Kürtler, Türkmenler, Sünniler, Nusayriler omuz omuza verecek, Suriye’yi birlikte imar ve inşa edeceğiz"Bir yandan uluslararası baskılara, bir yandan Türkiye’nin her köşesini ‘Suriyelileri göndereceğiz’ afişleriyle donatanlara rağmen 13 buçuk yıl boyunca ensar ruhuyla Suriye’den gelenlere sahip çıktıklarını ve yeni dönemde de yalnız bırakmayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:"Bu ana muhalefet öyle demiyor muydu? ‘Biz Suriyelileri geldikleri yere göndereceğiz’ demiyorlar mıydı? Onlar bunu söylerken bu kardeşiniz ne diyordu? Asla gönderemezsiniz, gönderemeyeceksiniz diyorduk ve biz savaşta onlara sırtımızı dönmedik. Barışta da daima yanlarında olacağız. Türkler, Araplar, Kürtler, Türkmenler, Sünniler, Nusayriler omuz omuza verecek, Suriye’yi birlikte ayağa kaldıracak, birlikte imar ve inşa edeceğiz. Bunu da korkarak, birbirimizden şüphe ederek, hele hele kavga ederek değil; birbirimize güvenerek, inanarak, dayanışmayla gerçekleştireceğiz. Bunu özellikle şunun için söylüyorum; bakın değerli kardeşlerim, eğer biz korkaklara kulak verseydik, korkunun esiri olsaydık, şimdi yanı başımızda bir kan gölü vardı. Hatırlayın, devrimden önce bize neler söylediler? ‘Ortadoğu bataklığına girmeyin’ dediler. Kim? CHP’nin başındakiler. ‘Size ne Suriye’den?’ dediler. ‘Akan kana sırtınızı dönün’ dediler. Buradan tur düzenlediler. Gittiler, Esad’ın elini sıktılar, sırtını sıvazladılar. En son ana kadar Baas diktatörlüğünün muhipliğini yaptılar. Eğer biz bu vizyonsuz ve vicdansızlara kulak assaydık, bugün çok ciddi güvenlik tehditleriyle yüzleşiyor olurduk. Ama biz kendimize inandık, Allah’a inandık, güvendik, cesaretle hareket ettik ve tuzakları, kumpasları, oyunları bozduk. Sabrettik. Allah’ın lütfuyla zafere de şahitlik ettik.""1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan egemen bir Filistin devleti muhakkak Allah’ın izniyle kurulacak"Şimdi yeni bir Suriye’nin kurulduğuna, Şam, Halep, Hama ve Humus’un caddelerinde Türkiye’de yaşamış ve burada doğmuş gençlerin Türkçe konuştuğuna dikkati çeken Erdoğan, "13 buçuk yıllık hasretin ardından evlerine dönen kardeşlerimiz bizim için dualar ediyor. ‘Allah Türkiye’den ve Türk milletinden razı olsun’ diyor. Hemen yanı başımızda, tıpkı Azerbaycan gibi, tıpkı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi, aynı dili konuştuğumuz kardeş bir devlet, küllerinden yeniden doğuyor. Milletçe bizler de alnımız ak, başımız dik, bu şekilde bu muhteşem dirilişe, yeniden doğuşa sevinç gözyaşlarıyla tanıklık ediyor, kardeşlik ve komşuluk sınavından başarıyla çıkmanın haklı kıvancını yaşıyoruz. Rabbimizin daha nice müjdelerine nail olacağımıza yürekten inanıyoruz. Bir defa bizim şuna inancımız tam. Kardeşler, zulüm ile abad olanın akıbeti berbat olur. Bunu elhamdülillah Suriye’de bizzat gördük. Şimdi sıra inşallah Filistin’de. Filistin’de de mazlumların sabrı zaferle taçlanacak, oraya da özgürlük ve barış gelecek, 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan egemen bir Filistin devleti muhakkak Allah’ın izniyle kurulacak. Yıllardır büyük acılar çekmiş, tarifsiz işkencelerden geçmiş, yakınlarını, çocuklarını kaybetmiş, evleri yıkılmış, hayatları ve toprakları çalınmış Filistin halkı, kendi öz yurtlarında emniyet içinde yaşayacak. Bunun önünü hiçbir kirli, kanlı ve sinsi plan kesemeyecek. Herkesin bir planı varsa, elbette Kadir-i Mutlak olan Allah’ın da bir planı var" diye konuştu.
09 Aralık 2025 Salı - 14:56
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İnsan hakları cellatlarının ülkemize, milletimize, demokrasimize ve sosyal barışımıza çıkardığı faturaları halen ödüyoruz"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "10 Mart Mutabakatın suhuletle uygulanması; istikrarsız, bölünmüş ve güçsüz Suriye’ye yatırım yapan şer odaklarının hesaplarını altüst edecektir" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde düzenlenen "İnsanlık İçin Güçlü Türkiye" programına katıldı.Burada konuşan Erdoğan, programın; Türkiye, Türk milleti ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dilediğini ifade ederek, İnsan hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilişinin 77’nci yıl dönümü olan 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nü tebrik etti.AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı olarak kalbi Türkiye ile atan tüm mazlum ve mağdurlara dayanışma mesajı gönderdiğini söyleyen Erdoğan, başta Gazzeliler olmak üzere Afrika’dan Asya’ya kadar acılarını paylaştıkları tüm mazlumları yürekten selamladığını dile getirdi."30 maddeden oluşan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi iki yıkıcı dünya savaşından sonra insanlık için umut kaynağı oldu"İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi bundan tam 77 sene önce, 10 Aralık 1948’de büyük bir teveccühle kabul edildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "30 maddeden oluşan bu beyanname, iki yıkıcı dünya savaşı sonrasında yeni bir düzen inşa etmeye çalışan insanlık için umut kaynağı oldu. Beyannamenin ilk üç maddesini burada sizlere aktarmak isterim. Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler. Birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar. Herkes ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir ayrım gözetmeksizin bu bildirge ile ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir. Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır" ifadelerin kullandı."İnsan hakları cellatlarının ülkemize çıkardığı faturaları halen ödüyoruz"Beyannamede kayıtlı hususların bazı dönemlerde ne kadar tatbik edildiğinin üzerinde durulması gerektiğini kaydeden Erdoğan, "Millete ve milletin değerlerine yönelik husumeti herkesçe bilinen tek parti faşizmi, ilk günden itibaren beyannamenin altını oymuştur. Kimi zaman bürokratik oligarşi, kimi zaman antidemokratik güç odakları olarak kendini deşifre eden bu zihniyet, milletin hafızasında derin yaralar açmış, demokrasimize telafisi uzun yıllar alan zararlar vermiştir. 27 Mayıs’tan 28 Şubat’a kadar her 10 yılda bir tekrarlanan müdahalelerin arkasında bu zihniyetin silueti vardır. Yassıada faciasını, 12 Mart sonrası olanları, 12 Eylül’de adeta işkence kampına dönüşen Mamak’taki C5’leri, Diyarbakır cezaevlerini, beyaz torosları anlatmaya gerek yok. 2002’den bu yana mesaimizin mühim bir kısmını bu ihlallerin bıraktığı tortuları temizlemeye, travmaları iyileştirmeye harcadık. Burada saymaya kalksak saatlerimizi alacak ve adına ‘sessiz devrim’ dediğimiz reformlarla hamdolsun bu yolda önemli mesafeler aldık. Ancak insan hakları cellatlarının ülkemize, milletimize, demokrasimize ve sosyal barışımıza çıkardığı faturaları halen ödüyoruz" dedi."Tek parti zihniyetinin yanlış uygulamaları bir tarafa bırakıldığında beyannamede kayıtlı hakların bize hiç de yabancı olmadığı görülecektir"CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in köşeye her sıkıştığında saldırganlaştığını ya da saçmaladığını belirten Erdoğan, "Yine aynısını yapmış. Haddini de aşarak Sarıkamış’ta şehit düşen rahmetli dedemin bir asır önce nerede olduğunu sormuş. Gençlik kollarımızda bu siyaset acemisine hak ettiği cevabı vermiş. İstanbul halkının kaynaklarını yağmalayan suç örgütüne posta güvercinliği yapmayı marifet zanneden bu şahıs için daha fazla nefes harcamayı israf görüyor, Allah’tan kendisine akıl ve izan vermesini niyaz ediyorum. Tek parti zihniyetinin yanlış uygulamaları bir tarafa bırakılıp milletimizin tarihine, kültürüne ve inanç değerlerine bakıldığında, beyannamede kayıtlı hakların bize hiç de yabancı olmadığı görülecektir. Her şeyden evvel, eşref-i mahlukat olan insana saygı göstermek, insan onurunu korumak, onun yaratılıştan gelen haklarının kullanılmasını temin etmek, bizim için medeniyetimizden tevarüs ettiğimiz ulvi değerlerdir" şeklinde konuştu."Bizim tarihimizde insan hakları konusunda mahcubiyet duyacağımız hiçbir leke yoktur"Tarihin ve kültürün her sayfasında insana bakışı anlatan sayısız örnek, deyiş ve ibretlik hadise ile karşılaştıklarını söyleyen Erdoğan, "Köklerimize vurgu yaparken partimizin de hükümetimizin de idare anlayışımızın da pusulası olan Şeyh Edebali’nin ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ tavsiyesini sık sık hatırlatıyorum. Bu hatırlatmanın arka planında işte böyle bir tecrübe, böyle bir birikim ve insana değer veren yüksek bir şuur bulunuyor. Bizim ne tarihimizde ne de kültür ve medeniyet kodlarımızda insan hakları konusunda mahcubiyet duyacağımız hiçbir leke yoktur. Tam tersine, bugün bize hak ve özgürlük dersi verenlerin hepsinden daha temiz bir sicile, daha kuşatıcı bir zihniyete sahibiz. Bunun altını bugün bir kez daha çizmekte fayda görüyorum. Tarihimizin hiçbir döneminde çiğ süt içmedik, şükür karnımız da ağrımıyor. Başkaları gibi önümüze ne konulur diye düşünmüyor, nerede bir zulüm varsa mazlumun yanında, zalimin karşısında dimdik duruyoruz. Hakkı, adaleti, barışı, insanlık onurunu sadece bölgemizde değil, tüm dünyada cesaretle savunuyoruz. Gururla söylemek isterim ki, Türkiye denilince akla sınırlarını korumakla kalmayıp artık barışı kuran ve diplomasiyi de şekillendiren bir ülke geliyor" değerlendirmesinde bulundu."Türkiye’nin Suriye ve Gazze’de yaşananlar karşısındaki vicdanlı duruşu, tek başına bir insan hakları dersidir"Gazze’den Suriye’ye, Rusya-Ukrayna savaşından Doğu Afrika’daki gerilimler olmak üzere birçok kriz bölgesinde ‘İnsanlık İçin Güçlü Türkiye’ şiarıyla kendilerine düşenleri layıkıyla yapmaya çalıştıklarını aktaran Erdoğan, "Türkiye’nin Suriye ve Gazze’de yaşananlar karşısındaki vicdanlı duruşu, tek başına bir insan hakları dersidir. İnsan hakları destanıdır. Her iki meselede de ilk günden itibaren tavrımızı çok net ortaya koyduk. Baskılara, tehditlere, farklı sebeplerle zalimlerin yanında hizalanan insanlık fukaralarına prim vermedik. Elimizle, dilimizle, kalbimizle zulmü durdurmanın çabası içinde olduk" ifadelerine yer verdi."Bugün terörsüz Türkiye hedefinden bahsedebiliyorsak bu, en başta kahraman şehitlerimizin sayesindedir"Suriye Devrimi’nin birinci yıl dönümüne de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, her türlü zulme, zorbalığa, vahşete, insanı insanlığından utandıran işkenceye rağmen 13 buçuk yıl boyunca direnen Suriye halkını tebrik ederek, "Esad rejiminin ve terör örgütlerinin alçak saldırılarında can veren Suriyeli kardeşlerimizi rahmetle yâd ediyorum. Devletimizin güvenliğini, aziz milletimizin huzurunu temin etmek amacıyla uluslararası hukuk çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz sınır ötesi operasyonlarda şehit düşen kahramanlarımıza Allah’tan rahmet diliyor, Rabbim ruhlarını şad, mekânlarını cennet eylesin diyorum. Şehitlerimizin metanet abidesi ailelerine hürmetlerimi takdim ediyorum. Bugün milletçe terörsüz Türkiye hedefinden, terörsüz bölge idealinden bahsedebiliyorsak bu, en başta kahraman şehitlerimizin sayesindedir" dedi."Suriye halkının ülkelerini yeniden ayağa kaldırma mücadelesi verdiklerini memnuniyetle görüyoruz"Konuşması sırasında Yasin Suresi’nden alıntı yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabbimiz Yasin Suresi’nde şöyle buyuruyor: ‘Kün feyekün.’ Yani ‘Ol der ve oluverir.’ Rabbimizin müjdesi Suriye’de de tecelli etmiş, 60 yıllık dikta rejimi sadece 7-8 gün içinde yerle yeksan olmuş, kendi halkını acımasızca katleden diktatör korkakça kaçmış, mazlumların sabrı, mücadelesi ve kıyamı zaferle neticelenmiş, Suriyeli kardeşlerimiz uğrunda yüz binlerce şehit verdikleri hürriyetlerine hamdolsun sonunda kavuşmuşlardır. Suriye halkının son bir yılda onca zorluğa, sıkıntıya, Esad diktatörünün bıraktığı enkaza rağmen hayata dört elle sarıldıklarını, ülkelerini yeniden ayağa kaldırma mücadelesi verdiklerini memnuniyetle görüyoruz. Başkan Şara, işte Emevi Camii’nde, hem sabah namazını kıldırıyor hem de orada verdiği hutbeyle Suriye’nin geleceğine yönelik müjdesini irat ediyordu. Rabbim en yakın zamanda inşallah Şara’ya ve Suriye halkına bu müjdeye kavuşmayı nasip etsin" açıklamasında bulundu."10 Mart mutabakatının suhuletle uygulanması şer odaklarının hesaplarını altüst edecektir"Türkiye ve Türk milleti olarak Suriye’nin ve Suriyelilerin inşa, ihya ve toparlama çabalarını tüm imkanlarla desteklediklerini aktaran Erdoğan, "Suriye devrimi son bir yılda en zoru inşallah geride bırakmıştır. İnanıyorum ki önce Yüce Allah’ın yardımıyla, sonra da Suriye yönetiminin basiretli, dirayetli, kuşatıcı, kucaklayıcı ve adaletli politikalarıyla bir daha eski kötü günlere dönüş olmayacaktır. Bilhassa 10 Mart mutabakatının altında imzası olanlar tarafından ahde vefa ilkesi gereğince hayata geçirilmesi önemli bir düğümü çözecektir. Mutabakatın suhuletle uygulanması; istikrarsız, bölünmüş ve güçsüz Suriye’ye yatırım yapan şer odaklarının hesaplarını altüst edecektir. Böylece Suriye, toprak bütünlüğünü haiz, müreffeh, muzaffer ve bölgesinin muteber bir ülkesi olarak istikbale yürüyecektir" dedi."Türkler, Araplar, Kürtler, Türkmenler, Sünniler, Nusayriler omuz omuza verecek, Suriye’yi birlikte imar ve inşa edeceğiz"Bir yandan uluslararası baskılara, bir yandan Türkiye’nin her köşesini ‘Suriyelileri göndereceğiz’ afişleriyle donatanlara rağmen 13 buçuk yıl boyunca ensar ruhuyla Suriye’den gelenlere sahip çıktıklarını ve yeni dönemde de yalnız bırakmayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:"Bu ana muhalefet öyle demiyor muydu? ‘Biz Suriyelileri geldikleri yere göndereceğiz’ demiyorlar mıydı? Onlar bunu söylerken bu kardeşiniz ne diyordu? Asla gönderemezsiniz, gönderemeyeceksiniz diyorduk ve biz savaşta onlara sırtımızı dönmedik. Barışta da daima yanlarında olacağız. Türkler, Araplar, Kürtler, Türkmenler, Sünniler, Nusayriler omuz omuza verecek, Suriye’yi birlikte ayağa kaldıracak, birlikte imar ve inşa edeceğiz. Bunu da korkarak, birbirimizden şüphe ederek, hele hele kavga ederek değil; birbirimize güvenerek, inanarak, dayanışmayla gerçekleştireceğiz. Bunu özellikle şunun için söylüyorum; bakın değerli kardeşlerim, eğer biz korkaklara kulak verseydik, korkunun esiri olsaydık, şimdi yanı başımızda bir kan gölü vardı. Hatırlayın, devrimden önce bize neler söylediler? ‘Ortadoğu bataklığına girmeyin’ dediler. Kim? CHP’nin başındakiler. ‘Size ne Suriye’den?’ dediler. ‘Akan kana sırtınızı dönün’ dediler. Buradan tur düzenlediler. Gittiler, Esad’ın elini sıktılar, sırtını sıvazladılar. En son ana kadar Baas diktatörlüğünün muhipliğini yaptılar. Eğer biz bu vizyonsuz ve vicdansızlara kulak assaydık, bugün çok ciddi güvenlik tehditleriyle yüzleşiyor olurduk. Ama biz kendimize inandık, Allah’a inandık, güvendik, cesaretle hareket ettik ve tuzakları, kumpasları, oyunları bozduk. Sabrettik. Allah’ın lütfuyla zafere de şahitlik ettik.""1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan egemen bir Filistin devleti muhakkak Allah’ın izniyle kurulacak"Şimdi yeni bir Suriye’nin kurulduğuna, Şam, Halep, Hama ve Humus’un caddelerinde Türkiye’de yaşamış ve burada doğmuş gençlerin Türkçe konuştuğuna dikkati çeken Erdoğan, "13 buçuk yıllık hasretin ardından evlerine dönen kardeşlerimiz bizim için dualar ediyor. ‘Allah Türkiye’den ve Türk milletinden razı olsun’ diyor. Hemen yanı başımızda, tıpkı Azerbaycan gibi, tıpkı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi, aynı dili konuştuğumuz kardeş bir devlet, küllerinden yeniden doğuyor. Milletçe bizler de alnımız ak, başımız dik, bu şekilde bu muhteşem dirilişe, yeniden doğuşa sevinç gözyaşlarıyla tanıklık ediyor, kardeşlik ve komşuluk sınavından başarıyla çıkmanın haklı kıvancını yaşıyoruz. Rabbimizin daha nice müjdelerine nail olacağımıza yürekten inanıyoruz. Bir defa bizim şuna inancımız tam. Kardeşler, zulüm ile abad olanın akıbeti berbat olur. Bunu elhamdülillah Suriye’de bizzat gördük. Şimdi sıra inşallah Filistin’de. Filistin’de de mazlumların sabrı zaferle taçlanacak, oraya da özgürlük ve barış gelecek, 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan egemen bir Filistin devleti muhakkak Allah’ın izniyle kurulacak. Yıllardır büyük acılar çekmiş, tarifsiz işkencelerden geçmiş, yakınlarını, çocuklarını kaybetmiş, evleri yıkılmış, hayatları ve toprakları çalınmış Filistin halkı, kendi öz yurtlarında emniyet içinde yaşayacak. Bunun önünü hiçbir kirli, kanlı ve sinsi plan kesemeyecek. Herkesin bir planı varsa, elbette Kadir-i Mutlak olan Allah’ın da bir planı var" diye konuştu.
09 Aralık 2025 Salı - 13:43
Bakan Yumaklı: "Ülkemiz, AARIENEA’da ilk kez başkanlık görevine seçildi"
Tarım ve Orman Bakan İbrahim Yumaklı, "Ülkemiz, Yakın Doğu ve Kuzey Afrika Tarımsal Araştırma Kuruluşları Birliği’nde (AARIENEA) ilk kez başkanlık görevine seçildi" dedi. Bakan Yumaklı, resmi sosyal medya hesabından tarım diplomasisinde Türkiye’nin önemli bir adım attığını duyurdu. Yumaklı, Türkiye’nin AARIENEA’da ilk kez başkanlık görevine seçildiğini ve üretim teknikleri geliştiren kuruluşların bu süre zarfında Türkiye liderliğinde faaliyet göstereceğini açıkladı. "Ülkemiz, AARIENEA’da ilk kez başkanlık görevine seçildi" Bakan Yumaklı, yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi: "Tarım diplomasisinde Türkiye’den önemli bir adım daha. Ülkemiz, Yakın Doğu ve Kuzey Afrika Tarımsal Araştırma Kuruluşları Birliği’nde (AARIENEA) ilk kez başkanlık görevine seçildi. Birlik bünyesinde tarımsal araştırma yapan, yeni teknolojiler ve üretim teknikleri geliştiren kuruluşlar, bu süre zarfında ülkemiz liderliğinde faaliyet gösterecek. Hayırlı olsun."
09 Aralık 2025 Salı - 13:41
Bakan Yumaklı: "Çanakkale-Karaköy Barajı ülke ekonomisine yıllık 97 milyon lira katkı sağlayacak"
Tarım ve Orman Bakan İbrahim Yumaklı, 9 bin 380 dekar tarım arazisini modern sulamayla buluşturacak Çanakkale-Karaköy Barajı’nın ülke ekonomisine yıllık 97 milyon lira katkı sağlayacağını bildirdi. Bakan Yumaklı, sosyal medya hesabından 444 milyon lira maliyetle tamamlanan Çanakkale-Karaköy Barajı’nın 39 metre yüksekliğiyle bölgenin önemli su depolama yapılarından biri haline geldiğini duyurdu. Aynı zamanda Yumaklı, 9 bin 380 dekar tarım arazisinin modern sulamayla ekonomik katkısının yıllık 97 milyon lira olacağını açıkladı. "Çanakkale-Karaköy Barajı ülke ekonomisine yıllık 97 milyon lira katkı sağlayacak" Bakan Yumaklı açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Çanakkale’ye bir müjdemiz var. 444 milyon lira maliyetle tamamladığımız Çanakkale-Karaköy Barajı; 39 metre yüksekliğiyle bölgenin önemli su depolama yapılarından biri haline geldi. 9 bin 380 dekar tarım arazisini modern sulamayla buluşturacak baraj, ülke ekonomisine yıllık 97 milyon lira katkı sağlayacak. Bereketli olsun."
09 Aralık 2025 Salı - 13:39
Ankara’da saplantılı eski sevgili dehşeti: Genç kadının 8 kez kalbi durdu
Ankara’da saplantılı olduğu iddia edilen M.S., eski kız arkadaşını bıçaklayarak ağır yaraladı. 8 kez kalbi duran genç kadının yaşam mücadelesi sürüyor. Olay, Keçiören ilçesinin Yükseltepe Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre pazartesi sabahı işe gitmek için evinden çıkan G.T. (30) kendisine saplantılı olduğu öne sürülen M.S. (38) tarafından bıçaklı saldırıya uğradı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ağır yaralanan kadının hastaneye kaldırıldığı sırada kalbinin durduğu, yapılan müdahale ile yeniden hayata döndürüldüğü öğrenildi. Yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren G.T.’nin durumunun ciddiyetini koruduğu belirtildi. Olay sonrası kaçan şüpheli M.S., kısa sürede polis ekiplerince yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelinin, saldırıya uğrayan genç kadın hakkında daha önce verilen uzaklaştırma kararını yedi kez ihlal ettiği ileri sürüldü. "8 kez kalbini geri getirdiler, yaşama umudu yok" Saldırıya uğrayan genç kadının ev arkadaşı Aybüke Erdoğan, saldırganın arkadaşına planlı olarak saldırdığını belirterek, "Her yerini parçalamış, gözünü, ağzını, kafasını, memesini her yerini parçalamış. Bilinci kapalı yatıyor, dualara ihtiyacı var. Bitsin artık, bitsin. 8 kez kalbini geri getirdiler, yaşama umudu yok. Biz ümidi kesmiyoruz ama doktorlar kesti. Altı üstü 3 aylık bir ilişki yaşadılar, 2 senedir bağlantısı kesilmedi. Uzaklaştırma aldı, 2 yıldır uzaklaştırmaları devam ediyor. Sürekli takip ediyormuş, en sonunda bacımı tek yakalamış burada. Onun neler çektiğini ben biliyorum, kimse bilmez. Ölsün böyle pislikler, daha fazla yaşamasın. Sabah pusuya yatmış, bıçağı eline almış, boynuna saldrmış, çok çığlık atmış. Bacımın her yeri kesik bir şekilde yatıyor, ne zaman düzelecek bilmiyoruz. Düzelir mi? Onu hiç bilmiyoruz Rabbimden umut kesilmez, biz buradayız, başındayız bacımızın. Bir an önce adalet mi yerini buluyor erkek terörü mü bitiyor ne diyeyim bitsin de kurtulalım biz artık" dedi. "Saldırgan sürekli taciz ediyordu arkadaşımı" Saldırganın daha önce 7 kez uzaklaştırmayı talebini ihlal ettiğini söyleyen Aybüke Erdoğan, "Pazartesi sabahı arkadaşımı öpüp koklayarak çıktım evden. Ben 08.30’da çıktım, o da 09.30’da çıktı. Saldırgan sürekli taciz ediyordu arkadaşımı. Sürekli uzaklaştırmayı ihlal ediyordu. Arkadaşım Batıkent’e taşındı, Batıkent’teki evini buldu, Mamak’a taşındı, Mamak’taki evini buldu. En son benim burayı buldu. Hep taciz etti, Instagram’dan boy boy fotoğraflarını, videolarını paylaştı. Bu 7’nci ihlal, 7 ihlalde de ona hiçbir şey olmadı. Hiçbir işi yoktu M.S.’nin, işsiz, güçsüz, boş gezenin boş kalfasıydı. En son geldi bacımı öldürmeye çalıştı" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder