Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
İçişleri Bakanı Yerlikaya’dan emniyet güçlerine yeni yıl mesajı
01 Ocak 2026 Perşembe - 02:44:59
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, telsizden seslenerek emniyet güçlerinin yeni yılını kutladı. İçişleri Bakanı Yerlikaya, yılbaşında görev yapan emniyet güçlerine telsizden seslendi. Bakan Yerlikaya, emniyet güçlerinin yeni yılını kutlayarak, "Çok kıymetli mesai arkadaşlarım, milletimizin huzuru ve güvenliği için gece gündüz demeden, kahramanca görev yaparak bir yılı daha geride bırakıyorsunuz. 2025 yılı boyunca şehrin en işlek caddesinde de, en ücra noktasında da aynı sorumluluk bilinciyle görev yapan her birinizi tek tek tebrik ediyorum. Allah ayağınıza taş değdirmesin" ifadelerine yer verdi. Bakan Yerlikaya, "Bu kutsal görev esnasında vatanı, bayrağı ve aziz milletimizi canından üstün tutarak şehadete yürüyen kahramanlarımızı rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum. Milletimizin huzur ve güvenliği için aynı kararlılıkla, aynı inançla görevimizin başındayız. Sizlere ve kıymetli ailelerinize 2026 yılında sağlık ve afiyet diliyorum. Allah’a emanet olun" dedi.
01 Ocak 2026 Perşembe - 02:42
İçişleri Bakanı Yerlikaya’dan emniyet güçlerine telsiz mesajı
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya yılbaşı dolayısıyla emniyet güçlerine telsiz mesajı yayımladı. İçişleri Bakanı Yerlikaya, yılbaşında görev yapan emniyet güçlerine telsizden seslendi. Bakan Yerlikaya yayımladığı telsiz mesajı ile emniyet güçlerinin yeni yılını kutlayarak, "Çok kıymetli mesai arkadaşlarım, milletimizin huzuru ve güvenliği için gece gündüz demeden, kahramanca görev yaparak bir yılı daha geride bırakıyorsunuz. 2025 yılı boyunca; şehrin en işlek caddesinde de, en ücra noktasında da aynı sorumluluk bilinciyle görev yapan her birinizi tek tek tebrik ediyorum. Allah ayağınıza taş değdirmesin" ifadelerine yer verdi. Bakan Yerlikaya mesajında şehitleri anarken, "Bu kutsal görev esnasında; vatanı, bayrağı ve aziz milletimizi canından üstün tutarak şehadete yürüyen kahramanlarımızı rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum. Milletimizin huzur ve güvenliği için aynı kararlılıkla, aynı inançla görevimizin başındayız. Sizlere ve kıymetli ailelerinize 2026 yılında sağlık ve afiyet diliyorum. Allah’a emanet olun" ifadelerini kullandı.
01 Ocak 2026 Perşembe - 01:19
Başkentliler yeni yıla Kuğulu Park’ta girdi
Ankara’da vatandaşlar, 2026’yı Kuğulu Park’ta müzik ve dans eşliğinde coşkuyla karşıladı. Ankara’da vatandaşlar 2026 yılına coşkuyla girdi. Kuğulu Park’ta bir araya gelen vatandaşlar, yeni yılı müzik eşliğinde coşkuyla karşılarken ilginç kıyafetler giyenlerin olduğu da görüldü. Çok sayıda vatandaş o anları cep telefonlarının kameralarıyla kaydetti. Polis ekiplerinin ise Kuğulu Parkın girişinde yoğun güvenlik önlemi aldığı görüldü. Yeni yıla Kuğulu Park’ta girmeye karar verdiği ifade eden Aymira Taşçı, 2025 yılının kendisi için eğlenceli bir yıl olduğunu belirterek, "Bazen sıkıntılarım oldu, bazen çok mutlu olduğum anlarım oldu. Sağlıklı ve huzurlu geçti. 2026 yılından sağlık bekliyorum. Her günün güzel olmasını bekliyorum. Her günün başarılı olmasını bekliyorum. Bunun yanı sıra sağlık, huzur ve sıhhat bekliyorum. 2026 yılında sınavlarımda başarılı olursam çok mutlu olurum" dedi. Mustafa Taha Temel adlı vatandaş ise, "2026’dan ümitliyiz, inşallah güzel geçecek. 2026 yılında ülkem için güzel şeyler bekliyorum, inşallah da güzel geçer. Herkese mutlu yıllar dilerim" diye konuştu.
01 Ocak 2026 Perşembe - 00:39
Ankara’da yeni yıl coşkuyla karşılandı
Ankara Kızılay’da vatandaşlar yeni yıla "merhaba" dedi. Polis ekipleri cadde, sokakların giriş çıkışlarında kimlik kontrolü ve çanta araması gerçekleştirdi. Ankara’nın en işlek noktalarından birisi olan Kızılay meydanında vatandaşlar 2026’nın gelişini kutladı. 2026’nın ilk dakikalarını meydanda bulunan vatandaşlar dans ederek ve şarkı söyleyerek kutladı. Cadde üzerinde seyir halinde olan araçlar ise korna çalarak kutlamalara eşlik etti. Vatandaşlar kolluk kuvvetlerinin denetimleri arasında kutlamaları gerçekleştirdi. Kolluk kuvvetleri, tedbirler kapsamında vatandaşları üst araması yaparak meydanlara girişine izin verdi. Meydanlarda ise ekipler herhangi bir olumsuz duruma karşı hazır bekletildi.
09 Aralık 2025 Salı - 22:23
Dışişleri Bakanlığı: "İsrail’in, UNRWA binasına düzenlediği baskını ve söz konusu binaya el koymasını kınıyoruz"
Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, "İsrail’in, işgal altında tuttuğu Doğu Kudüs’te bulunan BM Yakın Doğu’daki Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) binasına düzenlediği baskını ve söz konusu binaya el koymasını kınıyoruz" denildi.
09 Aralık 2025 Salı - 22:09
Işık ihlali yapan otomobil, iki motosiklete çarptı: 2 yaralı
Ankara’nın Etimesgut ilçesinde, kırmızı ışıkta geçen bir otomobil iki motosiklete çarptı. Kazada 2 motosiklet sürücüsü yaralandı. Olay, Etimesgut ilçesi Süvari Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, kırmızı ışıkta geçen bir otomobil iki motosiklete çarptı. Çarpmanın etkisiyle motosikletten düşen iki sürücü yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından yaralılar hastaneye kaldırıldı. Olaya ilişkin inceleme başlatıldı.
09 Aralık 2025 Salı - 21:59
Eski sevgilisinin ağır yaraladığı kadın, hastanede hayatını kaybetti
Ankara’da saplantılı olduğu iddia edilen eski erkek arkadaşı tarafından bıçaklanarak ağır yaralanan kadın, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Olay, Keçiören ilçesinin Yükseltepe Mahallesi’nde meydana gelmişti. Dün sabah işe gitmek için evinden çıkan Gülhan Taş (30) kendisine saplantılı olduğu öne sürülen M.S. (38) tarafından bıçaklı saldırıya uğramıştı. Hastaneye kaldırıldığı sırada kalbi duran kadın, yapılan müdahaleyle yeniden hayata döndürülmüştü. Yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren Gülhan Taş’ın hayatını kaybettiği öğrenildi. Gözaltına alınan şüpheli M.S.’nin işlemlerinin devam ettiği öğrenildi.
09 Aralık 2025 Salı - 21:18
Adalet Bakanı Tunç: "Milletin hakkını hukukunu savunan bir yargı sistemi inşa ettik, daha da güçlendirmeye devam ediyoruz"
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Milletin hakkını hukukunu savunan bir yargı sistemi inşa ettik ve daha da güçlendirmeye devam ediyoruz" dedi. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, TBMM Genel Kurulu’nda TBMM, Adalet Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve ilgili kurumların 2026 Merkezi Yönetim ve 2024 Kesin Hesap Kanun Teklifi görüşmelerine katıldı ve milletvekillerine bilgi verdi. Tunç, "Kamu denetçiliği, kişisel verilerin korunması, bilgi edinme hakkı, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru imkanı, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu gibi insan hakları alanında yeni mekanizmalar oluşturarak hak arama yollarını genişlettik. Kadınlara, çocuklara, engellilere, yaşlılara, şehit yakınlarına ve gazilerimize pozitif ayrımcılık düzenlemeleri sağlayarak toplumsal adaleti pekiştirdik. Anayasamızda gerçekleştirdiğimiz bu köklü değişikliklerin yanı sıra mevzuatımızı da çağın gereklerine uygun olarak yeniledik" dedi. Bakan Tunç, yeni anayasaya vurgu yaparak, "Milletimiz daha fazlasına daha iyisine layık. Anayasamızdaki kısmi değişiklikler önemli reformlara imza atmamızı gösteriyorsa da bizim hedefimiz Türkiye yüzünü darbe ürünü anayasayla değil, temel hak özgürlükleri önceleyen yeni bir toplum sözleşmesiyle katılımcı, demokratik sivil bir anayasayla karşılayarak milletimize anayasa borcumuzu ödemek istiyoruz" ifadelerini kullandı. Türkiye Yüzyılı Yargı Reformu ile reform iradesini devam ettirdiklerini belirten Tunç, "Belgede milletimize taahhüt ettiğimiz hedefleri birer birer hayata geçiriyoruz. Bu kapsamda 10. Yargı paketiyle hükümlülerin denetimi serbestlik uygulamasından faydalanabilmesi için aldıkları cezanın belli bir kısmının mutlaka cezaevinde geçirme şartını getirerek cezasızlık algısını ortadan kaldırdık. Böylece infazda adalet ve orantılılık ilkelerini güçlendirdik. Hafta sonu ve geceleyin infaz uygulamasının kapsamını genişleterek, hükümlülerin topluma uyum sürecini destekledik. Kadınlar, çocuklar ve yaşlı hükümlüler için konutta infaz uygulamasının kapsamını genişlettik. Ağır hasta ve engelli hükümlülerle doğum yapmış kadın hükümlüler için cezaların infazında estetik sağlayan özel infaz usullerinin kapsamını yeniden belirledik. Uyuşturucu veya alkol tesiriyle trafik güvenliğini tehlikeye atma, kasten yaralama, tehdit suçlarında yaptığımız düzenlemelerle caydırıcılığı amaçladık. Ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezası gerektiren suçlarda suçun teşebbüs aşamasında kalması halinde verilecek cezaları artırarak, cezasızlık algısının ortadan kaldırılmasını amaçladık" şeklinde konuştu. 11. Yargı Paketi’nin Adalet Komisyonu’nda kabul edildiğini hatırlatan Tunç, "Bu paket içerisinde Covid düzenlemesi nedeniyle ortaya çıkan sorunlar da gideriliyor. Yine 12. Yargı Paketi hazırlıklarını devam ettirdiğimiz hukuk yargılamalarının makul sürede tamamlanması, mülkiyet hakkının daha etkin korunması, avukatların bilgi belge temin etmelerinin kolaylaştırılması ve noter yardımcılığı kurumunun ihdas edilmesi gibi konularda düzenlemeler yapmayı planlıyoruz. Ayrıca yargılamaların uzamasının en önde gelen sebeplerinden birisi tebligat işlemleri, tebligat usulsüzlükleri bu anlamda yeni bir tebligat kanunu hazırladık ve elektronik tebligatın yaygınlaştırılmasıyla ilgili de bu kanun taslağımızda önemli hazırlıklarımız var. Bunların yanında yine Bilim Kurulumuz tarafından hazırlanan Cebri İcra Kanun Taslağı da görüşlere sunulmuş durumda kamuoyuna" dedi. Bakan Tunç, "Biz adaleti sadece köhne binalardan, merdiven altı duruşmalardan kurtarmakla kalmadık; adaleti birilerinin, vesayetçilerin, darbecilerin arka bahçesi olmaktan çıkarıp milletin bahçesi haline getirdik. Milletin yargısı haline getirdik. Darbeciden, vesayetçiden, yolsuzluk yapandan hesap sorulur hale getirdik. 28 Şubat’ta postmodern darbecileri alkışlayan yargı mensuplarını gördük. Ön sıralardakilere bakın; sonrasında emekli oldular, sonra da gidip Cumhuriyet Halk Partisi’ne üye oldular. Değerli milletvekilleri, milletin hakkını hukukunu savunan bir yargı sistemi inşa ettik ve daha da güçlendirmeye devam ediyoruz" diye konuştu.
09 Aralık 2025 Salı - 21:10
Bakan Fidan: "SDG ile başlatılan 10 Mart Mutabakatı sürecinin hayata geçirilmesinin ülkenin istikrarına büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz"
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Arapların, Türkmenlerin, Kürtlerin, Sünni, Dürzi, Hristiyan, Şii bütün kesimlerin eşit ve huzur içinde yaşadığı Suriye’yi görmek istiyoruz. Bu açıdan SDG ile başlatılan 10 Mart Mutabakatı sürecinin bir an evvel hayata geçirilmesinin ülkenin istikrarına büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz" dedi.
09 Aralık 2025 Salı - 18:56
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Suriye’de SDG’nin varlığı sona ermelidir"
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Suriye’de de SDG’nin varlığının sona ermesi gerekir. Burada da esas olan 10 Mart anlaşmasının uygulanmasıdır. Bu anlaşmanın uygulanması ve arkasından silahın bırakılmasıdır" dedi.
09 Aralık 2025 Salı - 18:02
Bakan Bak şampiyon sporcuların anneleri ile bir araya geldi
Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, farklı branşlarda şampiyonluk yaşamış sporcular ve onların anneleri ile buluştu. Bakan Bak, "Ülkemizin gururu olan sporcuların başarısında ailenin rolü çok önemli" dedi. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Dünya Gönüllüler Günü kapsamında ‘Şampiyonların Gönüllüleri’ sloganıyla düzenlenen aile ve spor temalı programa katıldı. Bakanlık Konferans Salonunda gerçekleştirilen programa, Gençlik ve Spor Bakanlığı bakan yardımcıları Hamza Yerlikaya ve Safa Koçoğlu, milli paralimpik masa tenisçi Ali Öztürk ve annesi İkbal Öztürk, milli halterci Muhammed Furkan Özbek ve annesi Firdevs Özbek, milli atıcı Şevval İlayda Tarhan ve annesi Emel Elmas Tarhan ile gönüllü gençler ve sporcular katıldı. "Bir genç çevresindeki kişilere iyilik yapmayı kendine görev saymalı" 2025 yılının ‘Aile Yılı’ olarak ilan edildiğini hatırlatan Bakan Bak, "Konsept olarak gönüllü çalışmalarımız anne ile sporcu arasındaki gönüllülük ilişkisini ortaya çıkarmaktı. Bütün anneleri tebrik ediyorum. Çok güzel şeyler ifade ettiler. Annenin evladına olan duygularını onunla beraber yaşadıklarını hepiniz gördünüz. Gönüllük ateşi çok önemli. İçimizdeki iyilik ateşini yakmamız lazım. Bir genç çevresindeki kişilere iyilik yapmayı kendine görev saymalı. Sizden yardım bekleyen bir kişiye arkanızı asla dönmeyin. Annelerimiz ülkemizin gururu olan sporculara nasıl baktıklarını, duygularını anlattılar. Güzel anlatımlar. Çocuklarını spora nasıl yönlendirdiklerini, sporda yaşadıkları süreçleri birlikte nasıl paylaştıklarını, oradaki heyecanlarını oradaki tecrübelerini paylaştılar ve güzel bir diyalog oluştu. Ailenin rolü çok önemli. Aile sporcu için çok önemli. Ailelerimizde müthiş bir doğallık, müthiş bir samimiyet ince ruh var. Bu doğallık çok güzel bir şey çok rafine. Siz de annelerinizle ilişkilerinizde böyle olun. Bu güzel doğal ortam için annelerimize teşekkür ediyoruz. Bütün gençlerimize söylüyoruz; annenizden utanmayın ailenizle gurur duyun. Aile her şeydir" dedi. "GönüllüyüzBiz platformuna üye olmanızı bekliyoruz" Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak gönüllük çalışmalarına çok önem verdiklerini vurgulayan Bakan Bak, şöyle konuştu: "GönüllüyüzBiz platformu çerçevesinde hem lise öğrencilerimizle hem üniversite öğrencilerimizle yaptığımız çalışmalarda gönüllü ışığını, iyiliğin ışığını yakmaya devam ediyoruz. Bu süreç içerisinde sporcularımız bayrağımızı göndere çektirirken müthiş bir gurur duyuyoruz. Ülkemizde bizim yönettiğimiz 559 gençlik merkezi ile 378 genç ofisle 43 gençlik kampında ve yaklaşık 880 yurdumuzda gönüllülük çalışmalarını sürdürüyoruz. Yine genç ofislerimizdeki çalışmalarda yaptığımız bugün üniversitelerde 2020, 2021 yılından itibaren gönüllülük çalışmaları dersleri veriliyor. Üniversitedeki gençlerimize bunu aşılamaya çalışıyoruz. Çalışmaların meyvelerini 6 Şubat depreminde gördük. Sahada yine bizim gençlerimiz vardı. Asrın felaketinde gençlerimiz vardı. Yaşlılara ihtiyaç sahiplerine engelli bireylere yardım etmek bizim görevimiz. İçimizdeki iyilik ateşini yakmazsak topluma faydalı olamayız. GönüllüyüzBiz platformuna üye olmanızı bekliyoruz. Hedefimiz üniversitede verilen dersler ile birlikte milyonları aşmak. Damla Gönüllük Hareketi var. Zaman zaman köylere gidiliyor, köy okulları temizleniyor, boyanıyor. Kimi zaman aktivite yapılıyor kimi zaman çevreye duyarlı etkinlikler yapılıyor. Çünkü biz toplumun bir parçasıyız bunları öğrenmek zorundayız." Programda söz alan sporculardan olan, Ali Öztürk, Şevval İlayda Tarhan ve Muhammed Furkan Özbek elde ettikleri başarılarda gizli kahramanların anneleri olduğunu ifade ederek, desteklerinden dolayı annelerine teşekkür etti. Sporcuların ardından konuşan milli sporcuların anneleri, çocuklarının spora yönlendirilmesinden başarı kazanmalarına kadar olan süreçleri anlattı. Milli halterci Muhammed Furkan Özbek’in annesi Firdevs Özbek, "Hazırlanması ağırdı. Bazen stresli, bazen de öfkeli oluyor ama biz hiçbir zaman ona olumsuz bir şey yansıtmayız. Başarısız olduğu zamanlarda oldu. O zamanlarda da iyi dileklerimizi iletiriz. Olacak oğlum, sen azimlisin her zaman başarı olmayabilir ama çok çalışıyorsun çok akıllı ve çok hırslısın derim. Gerçekten çok hırslı ve azimli. Onun olimpiyat şampiyonu olacağına inanıyorum" diyerek duygularını dile getirdi. Milli paralimpik masa tenisçi Ali Öztürk’ün annesi İkbal Öztürk, "Çok zorlu süreçlerden geçtik, kamplara gittiklerinde onların özlemi oluyor. Bazı zamanlar biz de kamplara gidiyoruz onları görebilmek için. Yurt dışına gittiklerinde telefonla görüşüyoruz. Derece yaptıklarını öğrendiğim zamanki o duyguyu anlatamam" dedi. Milli atıcı Şevval İlayda Tarhan’ın annesi Emel Elmas Tarhan ise, "Psikolojik olarak destek olmak zorundayız. Moral vermeliyiz. O bizim her zaman gurur duyduğumuz evladımız. Başarabileceğini biliyoruz. Çok daha iyi yerlere gelecek inşallah. En büyük gönüllülük evlat, aile ve toplum" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Anadolu Üniversitesi arasında gönüllük alanında iş birliği protokolü imzalandı.
09 Aralık 2025 Salı - 17:31
İletişim Başkanı Duran: "(Gazze’de) Türkiye’nin bu mücadelesi, ateşkesin sağlanmasında şüphesiz kritik rol oynadı"
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Cumhurbaşkanımız, katıldığı uluslararası toplantılarda, ikili görüşmelerinde ve kabullerinde Filistin’in maruz kaldığı İsrail zulmünü muhataplarına anlattı, anlatmaya da devam ediyor. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye’nin bu mücadelesi, ateşkesin sağlanmasında şüphesiz kritik rol oynadı" dedi. İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Soykırımın Kadın Tanıkları: Gazze’de Medya ve Direniş" panelinin açılışında konuştu. Burhanettin Duran, Gazze’de insanlık tarihinde benzerine az rastlanır bir mezalimin, İsrail’in Gazze’de 2 yılı aşkın süre devam ettirdiğini dile getirdi. Duran, bununla birlikte panelde eşi benzeri görülmemiş bir direnişi, kahramanlığı; soykırım boyunca saldırıların hedefi olmalarına rağmen görevlerini fedakarca yerine getiren gazetecilerin ve kadın gazetecilerin konuşulacağını kaydetti. Gazze’de, Filistin’de katledilen gazetecilerin direnişinin anlatıldığı "Gerçeğin Katli: İsrail’in Gazeteciliğe Karşı Savaşı" kitabının da Türkçe, İngilizce ve Arapça olarak uluslararası kamuoyunun istifadesine sunulduğunu bildiren Duran, bugün gelinen noktada, İsrail’in kirli ve karanlık yüzünün küresel alanda fark edilmesinde; çok boyutlu direnişin belirleyici olduğunu dile getirdi. "İsrail, insanlığın vicdanında kalıcı olarak mahkum oldu" İletişim Başkanı Duran, İsrail’in işgal ve soykırımla insani, ahlaki, hukuki ilkeleri çiğnemekle ve norm haline getirdiği aşırılıklarla anıldığına vurgu yaptı. İsrail’in, insanlığın vicdanında kalıcı olarak mahkum olduğunu, uluslararası mahkemelerde sanık kürsüsünde yer aldığını sözlerine ekleyen Duran, Türkiye’nin bu çok boyutlu direnişe her alanda destek verdiğini hatırlattı. Bu çerçevede İsrail’e doğrudan yaptırım uygulandığını, diplomatik ilişkilerin sonlandırılıp ticaretin kesildiğini hatırlatan Duran, sürecin başından itibaren diplomasinin tüm imkanlarının seferber edildiğinin altını çizdi. "Türkiye’nin bu mücadelesi, ateşkesin sağlanmasında şüphesiz kritik rol oynadı" Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katıldığı uluslararası toplantılarda, ikili görüşmelerinde ve kabullerinde Filistin’in maruz kaldığı İsrail zulmünü muhataplarına anlattığını, anlatmaya da devam ettiğini dile getiren Duran, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde Türkiye’nin bu mücadelesinin ateşkesin sağlanmasında şüphesiz kritik rol oynadığını aktardı. "Bizler bu çerçevede, sayın cumhurbaşkanımızın çabasına da, saygıdeğer hanımefendinin verdiği mücadeleye de şahidiz" diyen Duran, "Filistin İçin Tek Yürek" buluşması çerçevesinde lider eşlerini İstanbul’da ağırlayan Emine Erdoğan’ın Melania Trump’a yazdığı mektupla Ukraynalı çocuklar için gösterdiği duyarlılığı Gazzeli çocuklar ve siviller için de göstermesi çağrısında bulunduğunu hatırlattı. Filistin davasından söz ederken medyaya ve iletişim alanına özel bir başlık açan Duran, sahada görev yapan gazetecilerin verdiği mücadeleye dikkat çekti. Konuşmasında, Gazze’de görev yapan gazetecilerin, canları pahasına yaşananları dünyaya aktararak İsrail’in maskesini düşürdüğünü dile getiren Duran, İsrail’in Gazze’de iki yıl içinde 37’si kadın, 300’e yakın gazeteciyi hedef alarak katlettiğini söyledi. Bunlardan birinin de kadın gazeteci Alaa Al-Hams olduğunu dile getiren Duran, "Alaa’nın ailesi 1948 yılında İsrail’in köylerini istila etmesiyle mülteci kampına sığınmak zorunda kaldı. Pek çok Filistinli gibi ömrü kendi topraklarında zorluklarla mücadele ederek geçti. Nitekim mikrofonu ve kalemi onun direnişinin sembolü oldu. Alaa, İsrail saldırısında ailesinden 10 kişiyi kaybetti, kendisi de yaralandı. Şehit edilen ailesi için sosyal medyadan şu paylaşımı yapmıştı: "Aceleniz mi vardı, yoksa ben mi yavaştım? Son buluşmanıza beni de katsaydınız ne olurdu?" Bu paylaşımdan kısa bir süre sonra İsrail’in evini vurmasıyla, karnındaki bebeğiyle birlikte şehit oldu. Ben burada, gerçekleri dünyaya duyururken şehit olan her bir gazeteci kardeşimi rahmetle yad ediyorum. Yaralılara Rabb’imden acil şifa diliyorum" dedi. "Dijital medyanın İsrail’i destekleyici uygulamaları da utanç vesikası olarak kayıtlara geçti" Duran, "İsrail’in kasıtlı olarak gazetecileri hedef aldığını, Gazetecilerin ailelerini, omuz omuza çalıştıkları arkadaşlarını kaybettiklerini, aç-susuz kalıp gerçekleri dünyaya duyurmaktan bir an bile vazgeçmediğini belirterek, "Bu süreçte Batı merkezli bazı uluslararası medya kuruluşlarının farklı bir tavır içinde olduğunu gördük. Bunlar, sistematik dezenformasyon, manipülasyon, karartma ve yalan haberlerle soykırımın propaganda aygıtına dönüştü; İsrail’in işlediği suçları meşrulaştırmaya çalıştı. Konvansiyonel medyanın yanı sıra dijital medyanın İsrail’i destekleyici uygulamaları da utanç vesikası olarak kayıtlara geçti. Sosyal medya şirketleri, algoritmaları bir silah gibi kullanarak Filistinlilerin sesini kısmak için dijital duvarlar ördü. Tabii, katilleri savunan, soykırımı görmezden gelen bu medya kuruluşlarına karşı Filistin’in gerçeğini anlatan medya kuruluşları, Gazze’deki meslektaşlarına sahip çıkan gazeteciler de vardı" ifadelerini kullandı. TRT ve Anadolu Ajansı başta olmak üzere medya kuruluşlarının, bu hassasiyetle Filistin’in dört bir tarafında yaşanan soykırımı dünyaya anlattığını aktaran Duran, "İsrail’in işgal politikalarını, sahadaki tanıklıklarla dünyaya duyurdu. 12 konvansiyonel medyada olduğu gibi dijitalde de İsrail’in etkisinin kırılmasını sağlayan, gerçeklerin duyurulması mücadelesi veren tüm basın mensuplarına, medya kuruluşlarına hassaten teşekkür ediyorum. Son olarak bir hususun daha altını çizmek istiyorum: Gazze soykırımı da göstermiştir ki dijital egemenlik, bugün milli güvenlikten ayrı düşünülemez. Bu anlayışla, ulusal veri altyapımızı, yerli sosyal medya platformlarımızı ve yerli içerik ağlarımızı tahkim eden bir mücadele yürütüyoruz" dedi. Duran konuşmasının sonunda programa katılımları için Emine Erdoğan’a teşekkürlerini iletti. Panelin açılış programına, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı İstanbul Milletvekili Tuğba Işık Ercan, Anadolu Ajansı (AA) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz, TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, gazeteci ve "Başka Toprak Yok" belgeselinin yönetmeni Basel Adra, gazeteci Somaya Abunima ile ulusal ve uluslararası medya temsilcileri de katıldı. Konuşmaların ardından "Dünyanın Sessizliğine Direnen Sesler: Gazze’de Kadın Gazetecilerin Direnişi" ve "Medya Baskısı: Gazze’de Gerçeğin Kuşatılması" oturumlarının yapılacağı panele geçildi.
09 Aralık 2025 Salı - 17:19
Emine Erdoğan "Soykırımın Kadın Tanıkları: Gazze’de Medya ve Direniş" programının açılışında konuştu
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, "Şehit olan Filistinli kardeşlerimiz çok üzülerek ifade ediyorum ki, hayata, insanlığa gönül koyarak veda ettiler. O nedenle, haksızlığa, yalana, adaletsizliğe, ayrımcılığa, soykırıma ve cümle kötülüğe savaş açmak, hepimizin en meşru savaşıdır." dedi. Emine Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen "Soykırımın Kadın Tanıkları: Gazze’de Medya ve Direniş" programına katıldı. İletişim Başkanlığına gelişinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran tarafından karşılanan Emine Erdoğan, İsrail’in Gazze’ye saldırılarında hayatını kaybeden gazetecilerin fotoğraflarının yer aldığı alanı gezdi. Programda konuşan Emine Erdoğan, bu anlamlı program vesilesiyle katılımcıları buluşturan İletişim Başkanlığına teşekkür etti. Filistinli gazeteci ve muhabirlerin yanı sıra Filistinli yönetmen Basel Adra’yı da misafir etmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirten Emine Erdoğan, "Kıymetli kardeşim, öncelikle bilin ki siz, Türkiye’de yabancı bir ülkede değil, kendi evinizdesiniz. Burada misafir değilsiniz, ailenizle birliktesiniz. ’Başka Toprak Yok’ belgeseliniz, Oscar ve Berlin başta olmak üzere birçok film festivalinde ödül aldı. Ama siz çok daha büyük bir ödülün de sahibisiniz. O da tarihe bir hakikat savaşçısı olarak geçmenizdir. Belgeseliniz, Filistin davası gibi kelimelerin anlatmakta aciz kaldığı acılara ve onurlu Filistin halkının direniş mücadelesine tercüman oldu. İki senedir canlı yayında tüm dünyanın izlediği soykırımın yeni ve Gazze ile sınırlı olmadığını Filistin’in her karış toprağında bir asra yakın zamandır devam ettiğini uluslararası topluma duyurdunuz. Bu süreçte yaşadığınız zorlukları da biliyorum. Azminizden ve cesaretinizden dolayı sizi ve ekip arkadaşlarınızı yürekten kutluyor ve alkışlıyorum." diye konuştu. Bugün unutmamak ve şahit olduklarını konuşmak için bir arada olduklarını söyleyen Emine Erdoğan, hatırlamanın en büyük direniş olduğunu ifade etti. Emine Erdoğan, İsrail’in 2 yılda yaklaşık 300 gazeteciyi katlettiğini anımsatarak bunların 37’sinin kadın olduğunu aktardı. Filistin’de şehit olanlar için Fatiha okudu Sözlerine bu cesur 37 kadından biri olan Selma Muheymer’i anarak başlamak istediğini belirten Emine Erdoğan, şöyle devam etti: "O hem bir gazeteci hem de 31 senelik hayatını İsrail bombardımanlarının ve insanlık dışı ambargoların gölgesinde yaşamış bir kadın ve anneydi. 2023’te 3 yıldır uzak kaldığı ailesini görmek ve daha bir yaşındaki oğlu Ali’yi onlarla tanıştırmak için Gazze’ye gitti. İsrail’in hava saldırısında evleri yerle bir edildi ve oğlu Ali, annesi, babası ve 4 kardeşi ile birlikte acımasızca öldürüldü. Selma kardeşimiz, sosyal medyada yaptığı son paylaşımında şunları söylemişti: ’Biz yok olursak ve hakkımızda haber alınamazsa dua bizi bir arada tutar.’ Şimdi gelin, bu vasiyeti yerine getirelim ve Filistin’de şehit olan tüm kardeşlerimizin ruhları için bir Fatiha okuyalım. Amin." Emine Erdoğan, insanın, derdi, kederi "dağ" gibi olduğunda hal hatır soranlara "Hangi birini anlatayım?" dediği anlar olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "İşte Filistin’den bahsetmek de bizler için böyle derin bir kalp yarasıdır. Hangi birini anlatalım? Çocukları öldürünce bayram yapan insanlığın yüzkarası siyonistleri mi? Üflesek uçacak çadırların bombalanmasını mı? Annesiz uyuyamadıkları için geceleri mezarlıkta, annelerinin mezarlarının üzerine kapanarak uyuyan çocukları mı? Açlıkla, susuzlukla geçen günleri mi? Bir deri, bir kemik kalmış çocukların, kendilerinden daha ağır un çuvallarını taşıyarak çıplak ayak yürüdükleri, ölümün kol gezdiği, upuzun yolları mı? Öleceğinden emin olan Filistinlilerin, her göz göze geldiklerinde birbirlerinden helallik istemelerini mi? Ve bunu Filistinlilere mahsus o vakur tebessümle yapışlarını mı? Yoksa enkazların tozuna toprağına karışan mezarsız ve kimliksiz naaşlara sayısız kere şahit oldukları için ’Onurumla gömülmek istiyorum’ diye haykırışlarını mı?" Bu cümleleri kurarken duygulanan Emine Erdoğan, "İsrail zulmü, 70 yılı aşkın süredir ’Bu kadarına kimse cüret edemez’ denilen her kötülüğe cüret edilebildiğini, ’aşılamaz’ denilen her sınırın aşılabildiğini gösterdi. İşte bu yüzden en çok kalemden, fotoğraf makinelerinden ve mikrofonlardan korkuyorlar." dedi. İsrail’in, gerçeğin insanlara ulaşan tüm yollarını tıkamak istediğini kaydeden Emine Erdoğan, "Hakikati de abluka atına alıyorlar. Basın mensuplarını korumaları gerekirken uluslararası hukuk ve normları hiçe sayıp bilhassa onlara saldırıyorlar. Düşünün ki İsrail ordusu, Filistinli gazetecileri sindirmek için evlerini bombaladı. Onları aileleriyle, komşularıyla birlikte yok etti. En güvenli yer olması gereken hastane avlularında bile insansız hava araçlarıyla gazetecileri öldürdü. Öldüremediklerini tarihin gördüğü en büyük kötülüklerin üretim merkezi olan hapishanelerinde ölüme terk etti. İsrail, hakikatin dünyaya ulaşmasını engellemek için sistematik bir saha infaz politikası uyguladı. Yetmedi, öldürdükleri gazetecileri, ’terörist’ ilan edip cinayetlerini aklamaya çalıştı. Al Jazeera gibi ulusal medya organlarının ofislerini ’ulusal tehdit’ diyerek kapattı." diye konuştu. "Bilgiyi çarpıtarak, katliamlar pekala meşrulaştırılabiliyor" Emine Erdoğan, bütün bu örneklerin yeni bir gerçeği gösterdiğini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: "O da bilginin şiddete dönüştürülebilmesidir. Bilgiyi saklayarak, çarpıtarak, dezenformasyona çevirerek, katliamlar pekala meşrulaştırılabiliyor. Enformasyon üzerinde güçlü bir tahakkümü olan bazı ana akım Batı medya kuruluşları, istedikleri sesleri kısıp istedikleri sesleri sonuna kadar açıyor. Mesela, bombardımanlarda ölen çocukların görüntüleriyle ilgili ’Filistinliler oyuncak bebekle propaganda yapıyor’ yalanını nasıl tüm dünyaya servis ettiklerini hepimiz görmedik mi? Katlettikleri Filistinli çocukların fotoğrafını Batılı bir medya kuruluşu ’İsrailli bebekler öldürüldü’ başlığıyla yayınladı. İsrail ve onların enformasyon şiddetine ortak olan medya kuruluşlarıyla dünya kamuoyu defalarca manipüle edildi. Ne acı ki, dünyanın birçok yerinde bu yalanlara inanarak soykırıma alkış tutanlar oldu. Artık demokrasi ve insan hakları gibi evrensel değerlerin, ötekileştirilenler söz konusu olduğunda yalnızca bir tekerlemeden ibaret olduğunu biliyoruz." Bu gerçeğin, salondaki herkese çok önemli bir sorumluluk yüklediğine işaret eden Emine Erdoğan, "O da her zamankinden çok daha güçlü bir iletişim stratejisi yürütmektir. Dünyanın tüm kıtalarında hakikatin sesini yükseltmek, gerçeğin tercüme edilmediği tek bir lisan bile bırakmamaktır. Çünkü şehit olan Filistinli kardeşlerimiz çok üzülerek ifade ediyorum ki, hayata, insanlığa gönül koyarak veda ettiler. O nedenle, haksızlığa, yalana, adaletsizliğe, ayrımcılığa, soykırıma ve cümle kötülüğe savaş açmak, hepimizin en meşru savaşıdır." ifadelerini kullandı. "Bu kahramanlar, hakikate kadınların gözünden ayna tuttular" Emine Erdoğan, bugün andıkları 37 kadın gazetecinin, haber bölgelerine yeri geldi karnındaki bebeğiyle, yeri geldi çocuğunu birine emanet ederek koştuğuna dikkati çekerek şöyle devam etti: "Bu cesur kadınlar, daha göbek bağı kesilmemiş yeni doğan bebeklerin hava saldırılarında anneleriyle birlikte öldüklerine tanık oldukları için ölmeyi göze aldılar. Bebeklerin ömrü, kelebeklerinki kadar olmasın istediler. O yüzden yalanın anatomisi hakkında kimsenin bilmediği gerçekleri ortaya çıkardılar. ’Bir Filistin vardı, bir Filistin gene var’ mısralarını doğrulamak için yaptıkları haberlerle zalime meydan okudular. Gazze’de işlenen ağır insanlık suçlarını tarihe not ederken kendi öyküleri de Gazze’nin öyküsüne karışan bu kahramanlar, hakikate kadınların gözünden ayna tuttular. Tıpkı, gazeteci Meryem Ebu Dakka gibi. O da geçtiğimiz ağustos ayında bir hastanede haber çekimleri sırasında İsrail’in ahlaksız saldırısında hayatını kaybetti. ’Kamera benim görevim, mesleğim değil.’ diyen Meryem kardeşimiz, vefatından önce oğluna yazdığı mektupta şöyle demiş, ’Elimden gelen her şeyi, sen mutlu, iyi ve güvende olasın diye yaptım.’ Şahsen, bu yiğit kadınların, ölümün kıyısında verdikleri tüm bu mücadelenin tek bir amacı olduğunu düşünüyorum. Filistin’in çocukları, Filistin’in baharı olabilsin diye..." Gazze’de 2 senede 70 binden fazla insanın öldürüldüğünü hatırlatan Emine Erdoğan, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana bile yaklaşık 400 kişinin daha hayatını kaybettiğini söyledi. Bunlardan birinin de 28 yaşındaki gazeteci Salih El Ceferavi olduğunu söyleyen Emine Erdoğan, şunları kaydetti: "O, 700 günden fazla süren soykırım boyunca yaptığı haberlerle, çektiği videolarla, en çok da umudun yüzünde çiçek gibi açmasıyla hepimizin sevdiği bir evladımızdı. Ondan geriye maalesef ki kurşun geçirmez sandığımız basın yeleği ve ailesine sevgi dolu mesajları, vasiyet olarak bıraktığı videosu kaldı. Sadece kasım ayında Filistinli gazetecilere yönelik 57 ihlal ve saldırı gerçekleştirildi. İsrail’in, Filistin’de yalnızca Filistinlileri değil, Filistin’e dair tüm hafızayı da öldürmek istediğini biliyoruz. Soykırımın yanında eko-kırım yaparak toprağı yaşanamaz hale getiriyorlar. Tarihi ve kültürel mirası yok ederek milli kimliği kırıma uğratıyorlar. Filistinlilerin tarihsel ayak izlerini siliyorlar ki yarın öbür gün ’Siz aslında burada hiç yoktunuz.’ diyebilsinler. Biz, elbette buna müsaade etmeyeceğiz. Selmaları, Meryemleri, Salihleri ve nicelerini aklımızda ve dualarımızda muhafaza edeceğiz. Gazze’de yok edilen 1 milyon zeytin ağacının kırık dallarıyla hayatı aşılayıp yeniden filizlendireceğiz. Çoğu zaman ’Ve o güzel insanlar, o güzel atlara binip gittiler’ denir. Ama biz o güzel insanların gittikleri yerden gemilere binip insanlık vicdanının çağırdığı yere Gazze’ye geldiklerini gördük. O yüzden inanıyorum ki, biz hakikatin ışığını yansıttıkça bugün Gazze’nin üstüne çöken karanlık, yarın insanlığın topyekün direnişiyle inşallah aydınlığa dönüşecektir." Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından Gazze’de son 2 yılda basın mensuplarına yönelik saldırı ve katliamların kayda geçirilmesi amacıyla hazırlanan "Gerçeğin Katli: İsrail’in Gazeteciliğe Karşı Savaşı" kitabının da tanıtıldığı programa, Anadolu Ajansı (AA) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz, TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, gazeteci ve "Başka Toprak Yok" belgeselinin yönetmeni Basel Adra, gazeteci Somaya Abunima ile ulusal ve uluslararası medya temsilcileri de katıldı. Konuşmaların ardından "Dünyanın Sessizliğine Direnen Sesler: Gazze’de Kadın Gazetecilerin Direnişi" ve "Medya Baskısı: Gazze’de Gerçeğin Kuşatılması" oturumlarının yapılacağı panele geçildi. 1. Oturum’da Dünyanın Sessizliğine Direnen Sesler Gazze’de Kadın Gazetecilerin Direnişi başlığı ele alındı. "Soykırımın Kadın Tanıkları: Gazze’de Medya ve Direniş" panelinin ilk oturumu, - Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Uluslararası Medya Koordinatörü Dr. Gözde Kirişcioğlu moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Oturumda; Yönetmen ve İnsani Yardım Koordinatörü Tülay Gökçimen, Gazeteci Youmna El Sayed, Al Jazeera Prodüktörü Hind Touissate, Yeni Şafak Gazetesi Editörü Ayşe Betül Kayahan konuşmacı olarak yer aldı. Medya Baskısı - Gazze’de Gerçeğin Kuşatılması başlıklı İkinci oturum ise, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Stratejik İletişim ve Kriz Yönetimi Dairesi Başkanı Doç. Dr. Bora Bayraktar moderatörlüğünde gerçekleşecek.Oturumda; Anadolu Ajansı Muhabiri Nour Mahd Ali Abu Aisha, Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü Dr. Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Caner, Gazeteci Hatem Shurrab, Daily Sabah Yayın Koordinatörü Mehmet Çelik konuşmacı olarak yer alacak.
09 Aralık 2025 Salı - 17:16
Emine Erdoğan, "Soykırımın Kadın Tanıkları: Gazze’de Medya ve Direniş" programının açılışında konuştu:
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, "Şehit olan Filistinli kardeşlerimiz çok üzülerek ifade ediyorum ki, hayata, insanlığa gönül koyarak veda ettiler. O nedenle, haksızlığa, yalana, adaletsizliğe, ayrımcılığa, soykırıma ve cümle kötülüğe savaş açmak, hepimizin en meşru savaşıdır" dedi. Emine Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen "Soykırımın Kadın Tanıkları: Gazze’de Medya ve Direniş" programına katıldı. İletişim Başkanlığına gelişinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran tarafından karşılanan Emine Erdoğan, İsrail’in Gazze’ye saldırılarında hayatını kaybeden gazetecilerin fotoğraflarının yer aldığı alanı gezdi. Programda konuşan Emine Erdoğan, bu anlamlı program vesilesiyle katılımcıları buluşturan İletişim Başkanlığına teşekkür etti. Filistinli gazeteci ve muhabirlerin yanı sıra Filistinli yönetmen Basel Adra’yı da misafir etmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirten Emine Erdoğan, "Kıymetli kardeşim, öncelikle bilin ki siz, Türkiye’de yabancı bir ülkede değil, kendi evinizdesiniz. Burada misafir değilsiniz, ailenizle birliktesiniz. ’Başka Toprak Yok’ belgeseliniz, Oscar ve Berlin başta olmak üzere birçok film festivalinde ödül aldı. Ama siz çok daha büyük bir ödülün de sahibisiniz. O da tarihe bir hakikat savaşçısı olarak geçmenizdir. Belgeseliniz, Filistin davası gibi kelimelerin anlatmakta aciz kaldığı acılara ve onurlu Filistin halkının direniş mücadelesine tercüman oldu. İki senedir canlı yayında tüm dünyanın izlediği soykırımın yeni ve Gazze ile sınırlı olmadığını Filistin’in her karış toprağında bir asra yakın zamandır devam ettiğini uluslararası topluma duyurdunuz. Bu süreçte yaşadığınız zorlukları da biliyorum. Azminizden ve cesaretinizden dolayı sizi ve ekip arkadaşlarınızı yürekten kutluyor ve alkışlıyorum." diye konuştu. Bugün unutmamak ve şahit olduklarını konuşmak için bir arada olduklarını söyleyen Emine Erdoğan, hatırlamanın en büyük direniş olduğunu ifade etti. Emine Erdoğan, İsrail’in 2 yılda yaklaşık 300 gazeteciyi katlettiğini hatırlatarak bunların 37’sinin kadın olduğunu aktardı. Filistin’de şehit olanlar için Fatiha okudu Sözlerine bu cesur 37 kadından biri olan Selma Muheymer’i anarak başlamak istediğini belirten Emine Erdoğan, şöyle devam etti: "O hem bir gazeteci hem de 31 senelik hayatını İsrail bombardımanlarının ve insanlık dışı ambargoların gölgesinde yaşamış bir kadın ve anneydi. 2023’te 3 yıldır uzak kaldığı ailesini görmek ve daha bir yaşındaki oğlu Ali’yi onlarla tanıştırmak için Gazze’ye gitti. İsrail’in hava saldırısında evleri yerle bir edildi ve oğlu Ali, annesi, babası ve 4 kardeşi ile birlikte acımasızca öldürüldü. Selma kardeşimiz, sosyal medyada yaptığı son paylaşımında şunları söylemişti: ’Biz yok olursak ve hakkımızda haber alınamazsa dua bizi bir arada tutar.’ Şimdi gelin, bu vasiyeti yerine getirelim ve Filistin’de şehit olan tüm kardeşlerimizin ruhları için bir Fatiha okuyalım. Amin." Emine Erdoğan, insanın, derdi, kederi "dağ" gibi olduğunda hal hatır soranlara "Hangi birini anlatayım?" dediği anlar olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "İşte Filistin’den bahsetmek de bizler için böyle derin bir kalp yarasıdır. Hangi birini anlatalım? Çocukları öldürünce bayram yapan insanlığın yüzkarası siyonistleri mi? Üflesek uçacak çadırların bombalanmasını mı? Annesiz uyuyamadıkları için geceleri mezarlıkta, annelerinin mezarlarının üzerine kapanarak uyuyan çocukları mı? Açlıkla, susuzlukla geçen günleri mi? Bir deri, bir kemik kalmış çocukların, kendilerinden daha ağır un çuvallarını taşıyarak çıplak ayak yürüdükleri, ölümün kol gezdiği, upuzun yolları mı? Öleceğinden emin olan Filistinlilerin, her göz göze geldiklerinde birbirlerinden helallik istemelerini mi? Ve bunu Filistinlilere mahsus o vakur tebessümle yapışlarını mı? Yoksa enkazların tozuna toprağına karışan mezarsız ve kimliksiz naaşlara sayısız kere şahit oldukları için ’Onurumla gömülmek istiyorum’ diye haykırışlarını mı?" Bu cümleleri kurarken duygulanan Emine Erdoğan, "İsrail zulmü, 70 yılı aşkın süredir ’Bu kadarına kimse cüret edemez’ denilen her kötülüğe cüret edilebildiğini, ’aşılamaz’ denilen her sınırın aşılabildiğini gösterdi. İşte bu yüzden en çok kalemden, fotoğraf makinelerinden ve mikrofonlardan korkuyorlar." dedi. İsrail’in, gerçeğin insanlara ulaşan tüm yollarını tıkamak istediğini kaydeden Emine Erdoğan, "Hakikati de abluka atına alıyorlar. Basın mensuplarını korumaları gerekirken uluslararası hukuk ve normları hiçe sayıp bilhassa onlara saldırıyorlar. Düşünün ki İsrail ordusu, Filistinli gazetecileri sindirmek için evlerini bombaladı. Onları aileleriyle, komşularıyla birlikte yok etti. En güvenli yer olması gereken hastane avlularında bile insansız hava araçlarıyla gazetecileri öldürdü. Öldüremediklerini tarihin gördüğü en büyük kötülüklerin üretim merkezi olan hapishanelerinde ölüme terk etti. İsrail, hakikatin dünyaya ulaşmasını engellemek için sistematik bir saha infaz politikası uyguladı. Yetmedi, öldürdükleri gazetecileri, ’terörist’ ilan edip cinayetlerini aklamaya çalıştı. Al Jazeera gibi ulusal medya organlarının ofislerini ’ulusal tehdit’ diyerek kapattı." diye konuştu. "Bilgiyi çarpıtarak, katliamlar pekala meşrulaştırılabiliyor" Emine Erdoğan, bütün bu örneklerin yeni bir gerçeği gösterdiğini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: "O da bilginin şiddete dönüştürülebilmesidir. Bilgiyi saklayarak, çarpıtarak, dezenformasyona çevirerek, katliamlar pekala meşrulaştırılabiliyor. Enformasyon üzerinde güçlü bir tahakkümü olan bazı ana akım Batı medya kuruluşları, istedikleri sesleri kısıp istedikleri sesleri sonuna kadar açıyor. Mesela, bombardımanlarda ölen çocukların görüntüleriyle ilgili ’Filistinliler oyuncak bebekle propaganda yapıyor’ yalanını nasıl tüm dünyaya servis ettiklerini hepimiz görmedik mi? Katlettikleri Filistinli çocukların fotoğrafını Batılı bir medya kuruluşu ’İsrailli bebekler öldürüldü’ başlığıyla yayınladı. İsrail ve onların enformasyon şiddetine ortak olan medya kuruluşlarıyla dünya kamuoyu defalarca manipüle edildi. Ne acı ki, dünyanın birçok yerinde bu yalanlara inanarak soykırıma alkış tutanlar oldu. Artık demokrasi ve insan hakları gibi evrensel değerlerin, ötekileştirilenler söz konusu olduğunda yalnızca bir tekerlemeden ibaret olduğunu biliyoruz." Bu gerçeğin, salondaki herkese çok önemli bir sorumluluk yüklediğine işaret eden Emine Erdoğan, "O da her zamankinden çok daha güçlü bir iletişim stratejisi yürütmektir. Dünyanın tüm kıtalarında hakikatin sesini yükseltmek, gerçeğin tercüme edilmediği tek bir lisan bile bırakmamaktır. Çünkü şehit olan Filistinli kardeşlerimiz çok üzülerek ifade ediyorum ki, hayata, insanlığa gönül koyarak veda ettiler. O nedenle, haksızlığa, yalana, adaletsizliğe, ayrımcılığa, soykırıma ve cümle kötülüğe savaş açmak, hepimizin en meşru savaşıdır." ifadelerini kullandı. "Bu kahramanlar, hakikate kadınların gözünden ayna tuttular" Emine Erdoğan, bugün andıkları 37 kadın gazetecinin, haber bölgelerine yeri geldi karnındaki bebeğiyle, yeri geldi çocuğunu birine emanet ederek koştuğuna dikkati çekerek şöyle devam etti: "Bu cesur kadınlar, daha göbek bağı kesilmemiş yeni doğan bebeklerin hava saldırılarında anneleriyle birlikte öldüklerine tanık oldukları için ölmeyi göze aldılar. Bebeklerin ömrü, kelebeklerinki kadar olmasın istediler. O yüzden yalanın anatomisi hakkında kimsenin bilmediği gerçekleri ortaya çıkardılar. ’Bir Filistin vardı, bir Filistin gene var’ mısralarını doğrulamak için yaptıkları haberlerle zalime meydan okudular. Gazze’de işlenen ağır insanlık suçlarını tarihe not ederken kendi öyküleri de Gazze’nin öyküsüne karışan bu kahramanlar, hakikate kadınların gözünden ayna tuttular. Tıpkı, gazeteci Meryem Ebu Dakka gibi. O da geçtiğimiz ağustos ayında bir hastanede haber çekimleri sırasında İsrail’in ahlaksız saldırısında hayatını kaybetti. ’Kamera benim görevim, mesleğim değil.’ diyen Meryem kardeşimiz, vefatından önce oğluna yazdığı mektupta şöyle demiş, ’Elimden gelen her şeyi, sen mutlu, iyi ve güvende olasın diye yaptım.’ Şahsen, bu yiğit kadınların, ölümün kıyısında verdikleri tüm bu mücadelenin tek bir amacı olduğunu düşünüyorum. Filistin’in çocukları, Filistin’in baharı olabilsin diye..." Gazze’de 2 senede 70 binden fazla insanın öldürüldüğünü hatırlatan Emine Erdoğan, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana bile yaklaşık 400 kişinin daha hayatını kaybettiğini söyledi. Bunlardan birinin de 28 yaşındaki gazeteci Salih El Ceferavi olduğunu söyleyen Emine Erdoğan, şunları kaydetti: "O, 700 günden fazla süren soykırım boyunca yaptığı haberlerle, çektiği videolarla, en çok da umudun yüzünde çiçek gibi açmasıyla hepimizin sevdiği bir evladımızdı. Ondan geriye maalesef ki kurşun geçirmez sandığımız basın yeleği ve ailesine sevgi dolu mesajları, vasiyet olarak bıraktığı videosu kaldı. Sadece kasım ayında Filistinli gazetecilere yönelik 57 ihlal ve saldırı gerçekleştirildi. İsrail’in, Filistin’de yalnızca Filistinlileri değil, Filistin’e dair tüm hafızayı da öldürmek istediğini biliyoruz. Soykırımın yanında eko-kırım yaparak toprağı yaşanamaz hale getiriyorlar. Tarihi ve kültürel mirası yok ederek milli kimliği kırıma uğratıyorlar. Filistinlilerin tarihî ayak izlerini siliyorlar ki yarın öbür gün ’Siz aslında burada hiç yoktunuz.’ diyebilsinler. Biz, elbette buna müsaade etmeyeceğiz. Selmaları, Meryemleri, Salihleri ve nicelerini aklımızda ve dualarımızda muhafaza edeceğiz. Gazze’de yok edilen 1 milyon zeytin ağacının kırık dallarıyla hayatı aşılayıp yeniden filizlendireceğiz. Çoğu zaman ’Ve o güzel insanlar, o güzel atlara binip gittiler’ denir. Ama biz o güzel insanların gittikleri yerden gemilere binip insanlık vicdanının çağırdığı yere Gazze’ye geldiklerini gördük. O yüzden inanıyorum ki, biz hakikatin ışığını yansıttıkça bugün Gazze’nin üstüne çöken karanlık, yarın insanlığın topyekün direnişiyle inşallah aydınlığa dönüşecektir." Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından Gazze’de son 2 yılda basın mensuplarına yönelik saldırı ve katliamların kayda geçirilmesi amacıyla hazırlanan "Gerçeğin Katli: İsrail’in Gazeteciliğe Karşı Savaşı" kitabının da tanıtıldığı programa, Anadolu Ajansı (AA) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz, TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, gazeteci ve "Başka Toprak Yok" belgeselinin yönetmeni Basel Adra, gazeteci Somaya Abunima ile ulusal ve uluslararası medya temsilcileri de katıldı. Konuşmaların ardından "Dünyanın Sessizliğine Direnen Sesler: Gazze’de Kadın Gazetecilerin Direnişi" ve "Medya Baskısı: Gazze’de Gerçeğin Kuşatılması" oturumlarının yapılacağı panele geçildi. 1. Oturum’da Dünyanın Sessizliğine Direnen Sesler Gazze’de Kadın Gazetecilerin Direnişi başlığı ele alındı. "Soykırımın Kadın Tanıkları: Gazze’de Medya ve Direniş" panelinin ilk oturumu, - Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Uluslararası Medya Koordinatörü Dr. Gözde Kirişcioğlu moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Oturumda; Yönetmen ve İnsani Yardım Koordinatörü Tülay Gökçimen, Gazeteci Youmna El Sayed, Al Jazeera Prodüktörü Hind Touissate, YeniŞafak Gazetesi Editörü Ayşe Betül Kayahan konuşmacı olarak yer aldı. Medya Baskısı - Gazze’de Gerçeğin Kuşatılması başlıklı İkinci oturum ise, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Stratejik İletişim ve Kriz Yönetimi Dairesi Başkanı Doç. Dr. Bora Bayraktar moderatörlüğünde gerçekleşecek. Oturumda; Anadolu Ajansı Muhabiri Nour Mahd Ali Abu Aisha, Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü Dr. Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Caner, Gazeteci Hatem Shurrab, Daily Sabah Yayın Koordinatörü Mehmet Çelik konuşmacı olarak yer alacak.
09 Aralık 2025 Salı - 17:11
CHP Mersin Milletvekili Çakır’a kesin ihraç talebi
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır, kesin ihraç istemiyle partisinin disiplin kuruluna sevk edildi. CHP Sözcüsü Zeynel Emre, parti genel merkezinde düzenlenen basın toplantısında, Parti Meclisi’nin (PM) Mersin Milletvekili Hasan Utku Çakır’ın ihracı istemiyle toplanacağını aktardı. Emre, "MYK toplantımızda bunu gündeme aldık ve dikkat ederseniz uzunca bir süredir, genel itibariyle çok büyük hoşgörü gösterdi genel başkanımız. ’Sürekli protesto eden, kızan, tepki gösteren, bir yerde bir duygusunu yakalayabilir, sürece birlikte katabilir miyiz?’ çabasını çok gösterdi başkanımız ama bazı şeylerin bir sınırı var. Artık o sınır geçildikten sonra da hepimizin burada parti tüzüğüne göre görev yapıyoruz. Buradaki sorumluluklarımızı yerine getirmemiz lazım. Dolayısıyla Merkez Yönetim Kurulu tarafından milletvekilimiz parti meclisine kesin ihraç isteme düşüncesiyle sevk edildi ve parti meclisi buna ilk toplantıda karar verecek" dedi.
09 Aralık 2025 Salı - 16:59
Emine Erdoğan "Soykırımın Kadın Tanıkları: Gazze’de Medya ve Direniş" programının açılışında konuştu
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, "Şehit olan Filistinli kardeşlerimiz çok üzülerek ifade ediyorum ki, hayata, insanlığa gönül koyarak veda ettiler. O nedenle, haksızlığa, yalana, adaletsizliğe, ayrımcılığa, soykırıma ve cümle kötülüğe savaş açmak, hepimizin en meşru savaşıdır." dedi. Emine Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen "Soykırımın Kadın Tanıkları: Gazze’de Medya ve Direniş" programına katıldı. İletişim Başkanlığına gelişinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran tarafından karşılanan Emine Erdoğan, İsrail’in Gazze’ye saldırılarında hayatını kaybeden gazetecilerin fotoğraflarının yer aldığı alanı gezdi. Programda konuşan Emine Erdoğan, bu anlamlı program vesilesiyle katılımcıları buluşturan İletişim Başkanlığına teşekkür etti. Filistinli gazeteci ve muhabirlerin yanı sıra Filistinli yönetmen Basel Adra’yı da misafir etmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirten Emine Erdoğan, "Kıymetli kardeşim, öncelikle bilin ki siz, Türkiye’de yabancı bir ülkede değil, kendi evinizdesiniz. Burada misafir değilsiniz, ailenizle birliktesiniz. ’Başka Toprak Yok’ belgeseliniz, Oscar ve Berlin başta olmak üzere birçok film festivalinde ödül aldı. Ama siz çok daha büyük bir ödülün de sahibisiniz. O da tarihe bir hakikat savaşçısı olarak geçmenizdir. Belgeseliniz, Filistin davası gibi kelimelerin anlatmakta aciz kaldığı acılara ve onurlu Filistin halkının direniş mücadelesine tercüman oldu. İki senedir canlı yayında tüm dünyanın izlediği soykırımın yeni ve Gazze ile sınırlı olmadığını Filistin’in her karış toprağında bir asra yakın zamandır devam ettiğini uluslararası topluma duyurdunuz. Bu süreçte yaşadığınız zorlukları da biliyorum. Azminizden ve cesaretinizden dolayı sizi ve ekip arkadaşlarınızı yürekten kutluyor ve alkışlıyorum." diye konuştu. Bugün unutmamak ve şahit olduklarını konuşmak için bir arada olduklarını söyleyen Emine Erdoğan, hatırlamanın en büyük direniş olduğunu ifade etti. Emine Erdoğan, İsrail’in 2 yılda yaklaşık 300 gazeteciyi katlettiğini anımsatarak bunların 37’sinin kadın olduğunu aktardı. Filistin’de şehit olanlar için Fatiha okudu Sözlerine bu cesur 37 kadından biri olan Selma Muheymer’i anarak başlamak istediğini belirten Emine Erdoğan, şöyle devam etti: "O hem bir gazeteci hem de 31 senelik hayatını İsrail bombardımanlarının ve insanlık dışı ambargoların gölgesinde yaşamış bir kadın ve anneydi. 2023’te 3 yıldır uzak kaldığı ailesini görmek ve daha bir yaşındaki oğlu Ali’yi onlarla tanıştırmak için Gazze’ye gitti. İsrail’in hava saldırısında evleri yerle bir edildi ve oğlu Ali, annesi, babası ve 4 kardeşi ile birlikte acımasızca öldürüldü. Selma kardeşimiz, sosyal medyada yaptığı son paylaşımında şunları söylemişti: ’Biz yok olursak ve hakkımızda haber alınamazsa dua bizi bir arada tutar.’ Şimdi gelin, bu vasiyeti yerine getirelim ve Filistin’de şehit olan tüm kardeşlerimizin ruhları için bir Fatiha okuyalım. Amin." Emine Erdoğan, insanın, derdi, kederi "dağ" gibi olduğunda hal hatır soranlara "Hangi birini anlatayım?" dediği anlar olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "İşte Filistin’den bahsetmek de bizler için böyle derin bir kalp yarasıdır. Hangi birini anlatalım? Çocukları öldürünce bayram yapan insanlığın yüzkarası siyonistleri mi? Üflesek uçacak çadırların bombalanmasını mı? Annesiz uyuyamadıkları için geceleri mezarlıkta, annelerinin mezarlarının üzerine kapanarak uyuyan çocukları mı? Açlıkla, susuzlukla geçen günleri mi? Bir deri, bir kemik kalmış çocukların, kendilerinden daha ağır un çuvallarını taşıyarak çıplak ayak yürüdükleri, ölümün kol gezdiği, upuzun yolları mı? Öleceğinden emin olan Filistinlilerin, her göz göze geldiklerinde birbirlerinden helallik istemelerini mi? Ve bunu Filistinlilere mahsus o vakur tebessümle yapışlarını mı? Yoksa enkazların tozuna toprağına karışan mezarsız ve kimliksiz naaşlara sayısız kere şahit oldukları için ’Onurumla gömülmek istiyorum’ diye haykırışlarını mı?" Bu cümleleri kurarken duygulanan Emine Erdoğan, "İsrail zulmü, 70 yılı aşkın süredir ’Bu kadarına kimse cüret edemez’ denilen her kötülüğe cüret edilebildiğini, ’aşılamaz’ denilen her sınırın aşılabildiğini gösterdi. İşte bu yüzden en çok kalemden, fotoğraf makinelerinden ve mikrofonlardan korkuyorlar." dedi. İsrail’in, gerçeğin insanlara ulaşan tüm yollarını tıkamak istediğini kaydeden Emine Erdoğan, "Hakikati de abluka atına alıyorlar. Basın mensuplarını korumaları gerekirken uluslararası hukuk ve normları hiçe sayıp bilhassa onlara saldırıyorlar. Düşünün ki İsrail ordusu, Filistinli gazetecileri sindirmek için evlerini bombaladı. Onları aileleriyle, komşularıyla birlikte yok etti. En güvenli yer olması gereken hastane avlularında bile insansız hava araçlarıyla gazetecileri öldürdü. Öldüremediklerini tarihin gördüğü en büyük kötülüklerin üretim merkezi olan hapishanelerinde ölüme terk etti. İsrail, hakikatin dünyaya ulaşmasını engellemek için sistematik bir saha infaz politikası uyguladı. Yetmedi, öldürdükleri gazetecileri, ’terörist’ ilan edip cinayetlerini aklamaya çalıştı. Al Jazeera gibi ulusal medya organlarının ofislerini ’ulusal tehdit’ diyerek kapattı." diye konuştu. "Bilgiyi çarpıtarak, katliamlar pekala meşrulaştırılabiliyor" Emine Erdoğan, bütün bu örneklerin yeni bir gerçeği gösterdiğini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: "O da bilginin şiddete dönüştürülebilmesidir. Bilgiyi saklayarak, çarpıtarak, dezenformasyona çevirerek, katliamlar pekala meşrulaştırılabiliyor. Enformasyon üzerinde güçlü bir tahakkümü olan bazı ana akım Batı medya kuruluşları, istedikleri sesleri kısıp istedikleri sesleri sonuna kadar açıyor. Mesela, bombardımanlarda ölen çocukların görüntüleriyle ilgili ’Filistinliler oyuncak bebekle propaganda yapıyor’ yalanını nasıl tüm dünyaya servis ettiklerini hepimiz görmedik mi? Katlettikleri Filistinli çocukların fotoğrafını Batılı bir medya kuruluşu ’İsrailli bebekler öldürüldü’ başlığıyla yayınladı. İsrail ve onların enformasyon şiddetine ortak olan medya kuruluşlarıyla dünya kamuoyu defalarca manipüle edildi. Ne acı ki, dünyanın birçok yerinde bu yalanlara inanarak soykırıma alkış tutanlar oldu. Artık demokrasi ve insan hakları gibi evrensel değerlerin, ötekileştirilenler söz konusu olduğunda yalnızca bir tekerlemeden ibaret olduğunu biliyoruz." Bu gerçeğin, salondaki herkese çok önemli bir sorumluluk yüklediğine işaret eden Emine Erdoğan, "O da her zamankinden çok daha güçlü bir iletişim stratejisi yürütmektir. Dünyanın tüm kıtalarında hakikatin sesini yükseltmek, gerçeğin tercüme edilmediği tek bir lisan bile bırakmamaktır. Çünkü şehit olan Filistinli kardeşlerimiz çok üzülerek ifade ediyorum ki, hayata, insanlığa gönül koyarak veda ettiler. O nedenle, haksızlığa, yalana, adaletsizliğe, ayrımcılığa, soykırıma ve cümle kötülüğe savaş açmak, hepimizin en meşru savaşıdır." ifadelerini kullandı. "Bu kahramanlar, hakikate kadınların gözünden ayna tuttular" Emine Erdoğan, bugün andıkları 37 kadın gazetecinin, haber bölgelerine yeri geldi karnındaki bebeğiyle, yeri geldi çocuğunu birine emanet ederek koştuğuna dikkati çekerek şöyle devam etti: "Bu cesur kadınlar, daha göbek bağı kesilmemiş yeni doğan bebeklerin hava saldırılarında anneleriyle birlikte öldüklerine tanık oldukları için ölmeyi göze aldılar. Bebeklerin ömrü, kelebeklerinki kadar olmasın istediler. O yüzden yalanın anatomisi hakkında kimsenin bilmediği gerçekleri ortaya çıkardılar. ’Bir Filistin vardı, bir Filistin gene var’ mısralarını doğrulamak için yaptıkları haberlerle zalime meydan okudular. Gazze’de işlenen ağır insanlık suçlarını tarihe not ederken kendi öyküleri de Gazze’nin öyküsüne karışan bu kahramanlar, hakikate kadınların gözünden ayna tuttular. Tıpkı, gazeteci Meryem Ebu Dakka gibi. O da geçtiğimiz ağustos ayında bir hastanede haber çekimleri sırasında İsrail’in ahlaksız saldırısında hayatını kaybetti. ’Kamera benim görevim, mesleğim değil.’ diyen Meryem kardeşimiz, vefatından önce oğluna yazdığı mektupta şöyle demiş, ’Elimden gelen her şeyi, sen mutlu, iyi ve güvende olasın diye yaptım.’ Şahsen, bu yiğit kadınların, ölümün kıyısında verdikleri tüm bu mücadelenin tek bir amacı olduğunu düşünüyorum. Filistin’in çocukları, Filistin’in baharı olabilsin diye..." Gazze’de 2 senede 70 binden fazla insanın öldürüldüğünü hatırlatan Emine Erdoğan, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana bile yaklaşık 400 kişinin daha hayatını kaybettiğini söyledi. Bunlardan birinin de 28 yaşındaki gazeteci Salih El Ceferavi olduğunu söyleyen Emine Erdoğan, şunları kaydetti: "O, 700 günden fazla süren soykırım boyunca yaptığı haberlerle, çektiği videolarla, en çok da umudun yüzünde çiçek gibi açmasıyla hepimizin sevdiği bir evladımızdı. Ondan geriye maalesef ki kurşun geçirmez sandığımız basın yeleği ve ailesine sevgi dolu mesajları, vasiyet olarak bıraktığı videosu kaldı. Sadece kasım ayında Filistinli gazetecilere yönelik 57 ihlal ve saldırı gerçekleştirildi. İsrail’in, Filistin’de yalnızca Filistinlileri değil, Filistin’e dair tüm hafızayı da öldürmek istediğini biliyoruz. Soykırımın yanında eko-kırım yaparak toprağı yaşanamaz hale getiriyorlar. Tarihi ve kültürel mirası yok ederek milli kimliği kırıma uğratıyorlar. Filistinlilerin tarihsel ayak izlerini siliyorlar ki yarın öbür gün ’Siz aslında burada hiç yoktunuz.’ diyebilsinler. Biz, elbette buna müsaade etmeyeceğiz. Selmaları, Meryemleri, Salihleri ve nicelerini aklımızda ve dualarımızda muhafaza edeceğiz. Gazze’de yok edilen 1 milyon zeytin ağacının kırık dallarıyla hayatı aşılayıp yeniden filizlendireceğiz. Çoğu zaman ’Ve o güzel insanlar, o güzel atlara binip gittiler’ denir. Ama biz o güzel insanların gittikleri yerden gemilere binip insanlık vicdanının çağırdığı yere Gazze’ye geldiklerini gördük. O yüzden inanıyorum ki, biz hakikatin ışığını yansıttıkça bugün Gazze’nin üstüne çöken karanlık, yarın insanlığın topyekün direnişiyle inşallah aydınlığa dönüşecektir." Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından Gazze’de son 2 yılda basın mensuplarına yönelik saldırı ve katliamların kayda geçirilmesi amacıyla hazırlanan "Gerçeğin Katli: İsrail’in Gazeteciliğe Karşı Savaşı" kitabının da tanıtıldığı programa, Anadolu Ajansı (AA) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz, TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, gazeteci ve "Başka Toprak Yok" belgeselinin yönetmeni Basel Adra, gazeteci Somaya Abunima ile ulusal ve uluslararası medya temsilcileri de katıldı. Konuşmaların ardından "Dünyanın Sessizliğine Direnen Sesler: Gazze’de Kadın Gazetecilerin Direnişi" ve "Medya Baskısı: Gazze’de Gerçeğin Kuşatılması" oturumlarının yapılacağı panele geçildi. 1. Oturum’da Dünyanın Sessizliğine Direnen Sesler Gazze’de Kadın Gazetecilerin Direnişi başlığı ele alındı. "Soykırımın Kadın Tanıkları: Gazze’de Medya ve Direniş" panelinin ilk oturumu, - Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Uluslararası Medya Koordinatörü Dr. Gözde Kirişcioğlu moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Oturumda; Yönetmen ve İnsani Yardım Koordinatörü Tülay Gökçimen, Gazeteci Youmna El Sayed, Al Jazeera Prodüktörü Hind Touissate, Yeni Şafak Gazetesi Editörü Ayşe Betül Kayahan konuşmacı olarak yer aldı. Medya Baskısı - Gazze’de Gerçeğin Kuşatılması başlıklı İkinci oturum ise, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Stratejik İletişim ve Kriz Yönetimi Dairesi Başkanı Doç. Dr. Bora Bayraktar moderatörlüğünde gerçekleşecek.Oturumda; Anadolu Ajansı Muhabiri Nour Mahd Ali Abu Aisha, Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü Dr. Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Caner, Gazeteci Hatem Shurrab, Daily Sabah Yayın Koordinatörü Mehmet Çelik konuşmacı olarak yer alacak.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder