Yerel Haberler
Ankara
Savunma ve havacılık sanayiinden 2026’nın ilk ayında 555,3 milyon dolarlık ihracat
02 Şubat 2026 Pazartesi - 16:58 Savunma ve havacılık sanayiinden 2026’nın ilk ayında 555,3 milyon dolarlık ihracat Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, savunma ve havacılık sanayiinin 2026 yılı ocak ayında 555,3 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini belirterek, ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 44,2 arttığını bildirdi. Savunma Sanayii Başkanı Görgün, savunma ve havacılık sanayiinin 2026 yılına rekor ihracatla başladığını açıkladı. Görgün, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, savunma ve havacılık sanayiinin 2025 yılını rekorlarla kapattığını belirterek, "2025 yılını rekorlar ile kapatan savunma ve havacılık sanayiimiz, 2026’ya da rekor bir ihracat başarısı ile başladı" ifadesini kullandı. Ocak ayı ihracat verilerine ilişkin bilgi veren Görgün, "Savunma ve havacılık sanayiimiz, 2026 yılı ocak ayında 555,3 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirerek, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 44,2 oranında artış kaydetmiştir. Bu güçlü performans, sektörümüzün küresel pazarlardaki rekabet gücünü ve sürdürülebilir büyüme kapasitesini bir kez daha ortaya koymuştur. Elde edilen bu sonuç; yüksek katma değerli, ileri teknolojiye dayalı ürün portföyümüzün, sahada kendini kanıtlamış sistemlerimizin ve güvene dayalı uzun vadeli iş birliklerimizin somut bir yansımasıdır. Savunma ve havacılık sanayiimiz, Türkiye’nin genel ihracat performansına stratejik katkı sunmaya kararlılıkla devam etmektedir" değerlendirmesinde bulundu. Paylaşımında Milli Teknoloji Hamlesi’ne de dikkati çeken Görgün, "Bu başarı; Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği ve vizyonu doğrultusunda hayata geçirilen Millî Teknoloji Hamlesi ve Millî Yetkinlik Hamlesi kapsamında, planlı, istikrarlı ve vizyoner politikaların bir sonucudur" dedi.
Uluslararası kazıların ürünü Karkamış eserleri sergide: 100 yıllık parça tamamlandı
02 Şubat 2026 Pazartesi - 16:53 Uluslararası kazıların ürünü Karkamış eserleri sergide: 100 yıllık parça tamamlandı Savaşlar nedeniyle kesintiye uğrayan ve yaklaşık 100 yıl sonra yeniden başlayan Karkamış kazılarında ortaya çıkarılan 57 eser, Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmeye başlandı. ‘Fırat Kıyısında Hititlerin Karkamış’ı: Yeni Keşifler ve Yeni Katkılar’ sergisi Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmek üzere açıldı. Sergide, Gaziantep’te bulunan ve Suriye’nin Cerablus yerleşimi sınırlarında bulunan antik Karkamış kenti 1911 ile 1920 yılları arasında ve 2011 yılından bu yana sürdürülen arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan yeni buluntularla eserler ilk kez sergilendi. Açılış konuşmaları ile başlayan sergi, antik Karkamış kenti kazı süreci özelinde hazırlanan videonun seyredilmesi ile devam etti. "Türkiye’de arkeoloji artık yaygınlaştı" Mezopotamya’nın önemli bir bölge olduğunu söyleyen Ankara Valisi Vasip Şahin, "Anadolu’muz, Karkamış’ta dahil, bütün bölgeleriyle aslında yerin altı, yerin üstünden çok daha zengin olduğu bir yurt. Bu sadece bir arkeolojik çalışma değil. Aslında insanlığın nasıl yaşadığı, neleri düşündüğü, neleri önemsediği, hangi değerleri taşıdığı, yaydığı ve bunları gelecek nesillere aktarmaya çalıştığının aslında bilimsel adıdır arkeoloji. Dolayısıyla ülkemizde de bu anlamda gittikçe ve hızla daha büyük bir önem taşıyor. Bakanlığımız bu konuda aslında son yıllarda çok ciddi bir politika değişikliği yaptı. Türkiye’de arkeoloji 150 yıldır sadece yılın 1-2 ayı en fazla yapılan bir faaliyet gibiydi. Artık yılın tamamına yaygınlaştırılıp ve bir an önce toprak altındaki zenginliğin insanlıkla buluşturulması, bütün insanlığın hizmetine ve bilgisine sunulması noktasında çok ciddi bir politika değişikliği yaparak bugün hızlandırılmış bir döneme girmiş oluyoruz" diye konuştu. "Anadolu Medeniyetleri Müzesi, koleksiyonlarına seçilen toplamda 57 eseri bir araya getirmektedir" Türkiye’nin farklı ülkelerden bilim insanlarının katılımıyla yürütülen çok sayıda kazı ve araştırma projesine ev sahipliği yaptığını, her geçen yıl ise arttığını vurgulayan Ankara İl Kültür ve Turizm Müdürü Erhan Karakaya, "Bu coğrafi ve tarihi konum Karkamış’ı yalnızca Anadolu uygarlıkları açısından değil, aynı zamanda Mezopotamya ve Doğu Akdeniz kültür havzaları açısından da son derece önemli ve evrensel bir merkez haline getirmektedir. Antik Kent’e 20. yüzyılın başlarında başlatılan bilimsel kazılar savaş şartları nedeniyle kesintiye uğramış. Yaklaşık 100 yıl sonra 2011 yılında Bologna Üniversitesi’nden Sayın Prof. Dr. Nicolo Marchetti Başkanlığındaki Uluslararası bir bilimsel ekip tarafından yeniden başlatılmıştır. Bu yönüyle Karkamış kazıları bilimsel sürekliliğin ve uluslararası akademik işbirliğinin güçlü bir örneğini oluşturmaktadır. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz sergi, müzemiz ile Karkamış Kazı Başkanlığı İşbirliği’nde hazırlanmış olup, Gaziantep Müze Müdürlüğü, İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü ve Anadolu Medeniyetleri Müzesi koleksiyonlarına seçilen toplamda 57 eseri bir araya getirmektedir. Demir çağına yani M.Ö. 12. yüzyıldan 6. yüzyıla tarihlenen bu eserler, silindir ve damga mühürler, bronz figürünler, pişmiş toprak kaplar ve bezemeli taş eserler aracılığıyla Karkamış’ın siyasi, idari ve sanatsal dünyasına ışık tutmaktadır. Bu kapsamda Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak ülkemizin sahip olduğu arkeolojik ve kültürel miras bilimsel yöntemlerle ortaya çıkarılması, korunması ve evrensel bilim dünyasına kazandırılması amacıyla hem ulusal hem de uluslararası kazı çalışmalarında güçlü bir destek sunmaktayız" dedi. "100 yıllık bir parça birleşti, hatıralar birleşti" Karkamış kentinin yerinde gezilip görülmesi gerektiğini ifade eden SANKO Yönetim Kurlu Başkanı Adil Sani Konukoğlu, "2015 yılında da Nikolo hoca ile tanıştık. Biz tanıştıktan sonra da elimizden geldiği kadar kazılara destek vermeye çalışıyoruz. Kazıların üzerine büyük bir çatı inşa ettik. Temeli yalnızca büyük betonların üzerine oturtulmuş, alttaki tarihi eserlerin hiçbirine zarar vermemek üzere dizayn edilmiş bir çatı örtüsü yaptık. SANKO olarak da biz 120 yıllık bir şirketiz. Rahmetli babam derdi ki ‘Oğlum herkes tarihine sahip çıkmak zorunda, tarihini bilmeyen geleceğini bilemez, planlayamaz’. Biz de o çerçeve içerisinde hem tarihimize sahip çıkmaya çalışıyoruz hem kazandığımız, büyüdüğümüz topraklara daha farklı neler yapabiliriz mücadelesi içerisindeyiz. Görülen eser 100 yıl önce çıkartılmış bir eser fakat eksik parçaları vardı. Bu parçalar da yeni bulundu. Buraya getirdik, monte ettik. Bu yıllardır burada, bundan sonra da burada kalacak. 100 yıllık bir parça birleşti, hatıralar birleşti. Anadolu öyle bir coğrafya ki her tarafından tarih fışkırıyor. Hepsine sahip çıkmamız gerekir. Elimizden geldiği müddet buraların yeryüzünden çıkartılıp bizden sonraki nesillere taşınması gerekir. Bu işe meraklı olan, bu işe imkanı olan herkesten bu kazılara destek bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Katılımcıların sergiyi gezmesinin ardından etkinlik sona erdi. Sergiye, Ankara Valisi Şahin, Ankara İl Kültür ve Turizm Müdürü Karakaya, SANKO Yönetim Kurlu Başkanı Konukoğlu, İtalya Büyükelçi Müsteşarı Stefani Spadafora, Kültür Varlıkları Genel Müdür Yardımcısı Bülent Gönültaş, Karkamış Kazı Başkanı Nicolo Marchetti katıldı.
Hatay Akademi Senfoni Orkestrası, Anadolu’nun çok sesli ruhunu Avrupa sahnelerine taşıdı
02 Şubat 2026 Pazartesi - 15:35 Hatay Akademi Senfoni Orkestrası, Anadolu’nun çok sesli ruhunu Avrupa sahnelerine taşıdı Hatay Akademi Senfoni Orkestrası, Hatay’ın ve Anadolu’nun binlerce yıllık kültürel mirasını ve çok sesli ruhunu Avrupa sahnelerine taşıyarak uluslararası ölçekte başarıya imza attı. Hatay’ın tarihinde kurulan ilk senfoni orkestrası olan Hatay Akademi Senfoni Orkestrası, bu köklü kültürel mirastan beslenerek 2019’dan bu yana faaliyetlerini sürdürüyor. Orkestra, 24-28 Ocak tarihleri arasında Almanya ve Fransa’yı kapsayan Avrupa turnesinde yalnızca konserler vermekle kalmayarak, dinleyicilerine sanatı ve dayanışmayı buluşturan güçlü bir kültürel anlatı sundu. Paris’ten yükselen ezgilerle Antakya’nın tarihi ve çok kültürlü dokusu Avrupa’nın kalbinde yankı buldu. 24 Ocak - Aalen, Almanya Hatay Akademi Senfoni Orkestrası, Avrupa turnesinin ilk konserini Mesnet Derneği organizatörlüğünde Almanya’nın Aalen kentinde gerçekleştirdi. Aalen Belediye Başkanı Frederick Brütting’in de destek verdiği bu özel gece, sanatın birleştirici gücünü güçlü biçimde hissettirdi. Orkestra Şefi Ali Uğur yönetimindeki konser, farklı dillerde ve kültürlerde bestelenmiş eserlerden oluşan repertuvarıyla Antakya’nın ve Anadolu’nun zengin kültürel mozaiğini sahneye taşıdı. Antakya’nın tarihsel derinliğini ve çok sesli yapısını yansıtan eserler, dinleyicilerden büyük beğeni topladı. 25 Ocak - Stuttgart, Almanya Turnenin ikinci durağı Stuttgart’ta, ‘Sehra: Antakya’dan Bir Akşam’ etkinliği, müziğin yanı sıra düşünsel ve kültürel bir buluşma alanı sundu. Etkinlikte, Mesnet Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nazan Kılıç’ın moderatörlüğünde Orkestra Şefi Ali Uğur ile Antakya’nın kültürel kimliği, müziğin iyileştirici gücü ve dayanışma üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirildi. Gecenin devamında Firkat Musikverein Stuttgart e.V., Kunst Truhe, Mosaik Musik- und Kunstschule / Mosaik Chor ve Musikverein Klangoase e.V. - Anadoluca Korosu sahne alarak çeşitli eserler seslendirdi. Programın finalinde ise tüm korolar, Şef Ali Uğur yönetiminde ‘Bint il Şelebiya’ eserini seslendirdi. 28 Ocak - Paris, Fransa Avrupa turnesinin finali, dünyanın kültür başkentlerinden biri olan Paris’te, Les Enfants de la Terre d’Antioche - Helen Derneği organizatörlüğünde gerçekleştirildi. Antakya’dan yola çıkan bu sanatsal yolculuk, Paris’te binlerce yıllık kültürlerin ve çok sesli ruhun buluştuğu güçlü bir zirveye dönüştü. Tamamen dolu bir salonda gerçekleşen konser, Antakya’nın tarihi mirasını ve kültürel çeşitliliğini Avrupa izleyicisiyle buluşturdu. Program boyunca sunulan eserler, dinleyicilere hem duygusal hem de evrensel bir müzik deneyimi yaşattı.
EKK: "Enflasyonla mücadele çok boyutlu politikalarla sürecek"
02 Şubat 2026 Pazartesi - 15:25 EKK: "Enflasyonla mücadele çok boyutlu politikalarla sürecek" Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nun (EKK) 2026 yılının ikinci toplantısının ardından yapılan açıklamada, uygulanan programın olumlu etkilerinin makroekonomik ve finansal göstergelere net şekilde yansıdığı belirtilerek, enflasyonla mücadelenin talep ve arz yönlü politikalarla kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı. Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK), 2026 yılının ikinci toplantısını bugün gerçekleştirdi. Toplantı sonrası yayımlanan açıklamada, "Kararlılıkla uyguladığımız programın olumlu etkileri makroekonomik ve finansal göstergelere net bir şekilde yansımaktadır" ifadesine yer verildi. "Merkez Bankası rezervleri tarihi yüksek seviyeye ulaşmıştır" Açıklamada, 2025 yılında ekonomik aktivitenin, tüketim ve yatırımın dengeli büyümesiyle ılımlı seyrini sürdürdüğü belirtilerek, şu ifadeler kullanıldı: "İşsizlik oranı serinin açıklanmaya başladığı 2005’ten bu yana en düşük seviyesine gerilemiştir. Küresel ticaretteki zorluklara rağmen dirençli ihracat ve güçlü turizm gelirleri sayesinde cari denge sürdürülebilir seviyelerde kalmaya devam etmiştir. Merkez Bankası rezervleri tarihi yüksek seviyeye ulaşmış, Kur Korumalı Mevduat uygulaması sona ermiştir. Ülke risk primi önemli ölçüde gerilemiş ve dış borçlanma maliyetleri azalmıştır. Deprem harcamalarına rağmen mali disiplin tesis edilmiştir. Tüm bu olumlu gelişmeler kredi notumuza da yansımış, kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, ülkemizin kredi notu görünümünü pozitife çevirmiştir. Dezenflasyon süreci başarıyla sürerken enflasyon beklentilerindeki iyileşme devam etmektedir. Enflasyonla mücadelede uyguladığımız talep yönlü politikaları; gıda, sosyal konut, lojistik, enerji ve beşeri sermayeye yönelik arz yönlü politikalarla da destekliyoruz. Arz yönlü politikalarımız enflasyonla mücadeleye katkı sağlarken sürdürülebilir büyümeyi ve rekabet gücünü desteklemektedir. Bugün gerçekleştirilen EKK toplantısında, küresel ekonomide yaşanan gelişmeler ile bu konjonktürde izlenmesinde yarar görülen politika ve stratejiler ele alınmıştır. Küresel ekonomide artan belirsizliklere rağmen Türkiye ekonomisi, öngörülebilirliği güçlendiren kararlı politikalarla ilerlemektedir. Risklere karşı gerekli tedbirler alınırken, ortaya çıkan yeni fırsatların değerlendirilmesine yönelik gereken adımlar atılmaktadır." "Enflasyonla mücadelemizi çok boyutlu politikalarla sürdürecek" Açıklamada, 2026 yılında hayata geçirilecek reformlara da işaret edilerek "Kritik alanlarda hayata geçireceğimiz reformlarla verimliliğin ve rekabet gücünün artırılması temel önceliklerimiz arasında yer alacaktır. Yeşil ve dijital dönüşüm, kalkınma politikalarımızın odağını oluşturmaya devam edecektir. Korumacı politikaların arttığı bir ortamda başta Avrupa Birliği olmak üzere ticaret ortaklarımızla ilişkilerimizi güçlendirecek, ürün ve pazar çeşitliliği ile sanayimizin teknolojik dönüşümü hızlandırılarak katma değerli üretim ve ihracatı artıracağız. Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda, enflasyonla mücadelemizi çok boyutlu politikalarla sürdürürken, dengeli büyüme perspektifi ile yatırım, istihdam, üretim ve ihracatı desteklemeye devam edeceğiz" değerlendirmesi yapıldı.
Göç İdaresi Başkanı Kök: "Gönüllü geri dönüşlere ilişkin işlemler uluslararası standartlara uygun yürütülmektedir"
02 Şubat 2026 Pazartesi - 15:21 Göç İdaresi Başkanı Kök: "Gönüllü geri dönüşlere ilişkin işlemler uluslararası standartlara uygun yürütülmektedir" Göç İdaresi Başkanı Hüseyin Kök, "Gönüllü geri dönüşlere ilişkin işlemler, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) temsilcisinin de katılım sağladığı şeffaf bir süreçte, uluslararası standartlara uygun olarak büyük bir hassasiyetle yürütülmektedir" dedi. Türkiye’ye resmi bir ziyarette bulunan Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiseri Barham Salih, Göç İdaresi Başkanı Hüseyin Kök ile birlikte Kilis’teki Öncüpınar Sınır Kapısı’nı ziyaret ederek, Türkiye’nin yürüttüğü gönüllü, güvenli, onurlu ve düzenli geri dönüş çalışmaları ile ilgili bilgi aldı. BM Mülteciler Yüksek Komiseri Salih, Suriyelilerin, sınırdaki tüm işlemlerini kolaylıkla ve düzen içinde yapabilmelerinin sağlandığı ‘Gönüllü Geri Dönüş Merkezi’ndeki imkanlar ve yapılan çalışmaları yerinde görme imkanı buldu. Türkiye’nin göçü tarihsel mirasına uygun olarak yönettiğini ifade eden Göç İdaresi Başkanı Kök, bu süreçte insan hakları, hukuk ve milli menfaatlerin temelinde; kamu düzeninin, güvenliğinin ve sosyo-kültürel yapısının korunmasını ve geliştirilmesini sağlayacak şekilde; sürdürülebilir ve kapsayıcı bir bakış açısıyla hareket edildiğini dile getirdi. Kök, Türkiye’de bulunan geçici koruma kapsamındaki Suriyelilerin 2016 yılından itibaren ülkelerine gönüllü geri dönüşlerinin başladığını; 8 Aralık 2024 tarihinde Suriye’de meydana gelen gelişmeler sonrasında Suriyelilerin gönüllü geri dönüşlerinin hız kazandığını ifade etti. "Kayıttan ulaşıma her adım, insan onuruna uygun şekilde planlanmaktadır" Sürecin her adımının İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı koordinasyonunda, ilgili tüm kuruluşlarla tam bir iş birliği içinde yürütüldüğünü ifade eden Kök, "Kayıttan ulaşıma her adım, insan onuruna uygun şekilde planlanmaktadır. Gönüllü geri dönüş yapmak isteyen Suriyeliler, başvurularını bulundukları illerden yapabilmektedir. İnternet üzerinden randevu alarak başvurularını yapanlara, aynı gün veya ertesi gün randevu verilmektedir. İl Göç İdaresi Müdürlüklerinde tüm işlemler tamamlandığından sınır kapılarında bekleme yaşanmamaktadır" şeklinde konuştu. Türkiye’nin 8 Aralık 2024 sonrasında tüm dünyada örnek olarak gösterilen ‘Öncü Göçmen’ uygulamasını başlattığını ve bu kapsamda 1 Ocak ile 1 Temmuz 2025 tarihleri arasında geçici koruma altındaki Suriyelilerin ülkelerine gidip gelebilmelerine imkan sağlayan çıkış izni verildiğini de hatırlattı. "Gönüllü geri dönüşlere ilişkin işlemler uluslararası standartlara uygun yürütülmektedir" Gönüllü geri dönüşlerin uluslararası standartlara uygun olarak yapıldığını ifade eden Hüseyin Kök, "Gönüllü geri dönüşlere ilişkin işlemler, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) temsilcisinin de katılım sağladığı şeffaf bir süreçte, uluslararası standartlara uygun olarak büyük bir hassasiyetle yürütülmektedir" diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Akbaşoğlu:
02 Şubat 2026 Pazartesi - 15:02 AK Parti Grup Başkanvekili Akbaşoğlu: AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, "Suriye’nin birlik bütünlüğüne ve orada bütün etnik kökenin ne olursa olsun dini inancı, mezhebi ne olursa olsun her bir vatandaşın, yurttaşın eşit yurttaş vatandaş statüsünde temel hak ve özgürlükler ekseninde Suriye’nin birlik beraberlik ve bütünlüğü bağlamında hayatlarını huzur ve refah içerisinde geçirmelerini arzu ediyoruz" dedi. Akbaşoğlu, TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Akbaşoğlu Karayolları Trafik Kanunu’nun 17. Maddesine görüşüldüğünü aktararak, hafta içinde Trafik düzenlemesinin gündeme geleceğini söyledi. Akbaşoğlu, 6 Şubat depreminin yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, "Bir taraftan böyle büyük bir felaketi anacağız. Ona karşı bilinçli bir şekilde toplumumuzu, insanımızı koruma ve bu tür felaketlerle karşılaşıldığında zararsız bir şekilde bunun gidebilmesine göre çabaları planlamaları ortaya koyarken, bir taraftan da tabii ki 27 Aralık 2025 tarihi itibariyle iki yıl içerisinde dünyada eşi benzeri görünmemiş bir gayret ve üstün başarıya hep beraber şapka çıkaracağız ve 455 bin bağımsız konutun hak sahibine teslimini hatırlayacağız ve bu konuda yaraların sarılması hususundaki gayretleri hep beraber tebrik edeceğiz ve emeği geçenlere de teşekkürlerimizi ifade edeceğiz" ifadelerini kullandı. Terörsüz Türkiye önemli mesafelerin kat edildiğini söyleyen Akbaşoğlu, "Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge denklemi içerisinde her zaman ifade edile geldi. Çünkü bölge terörden temizlenmezse terörsüz Türkiye hedefine ulaşma noktasında bazı sıkıntılar yaşanabileceğini hepimiz ifade edebiliriz. Dolayısıyla terörden temizlediğimiz Türkiye’mizi Allah’ın izniyle bölgemizde de adı ne olursa olsun her türlü terör yapılanmasını ortadan kaldırmak suretiyle ne Türkiye’nin tehdit edilebileceği ne de sınırdaki komşularımızın tehdit edilebileceği, onların milli egemenliğine ve toprak bütünlüğüne halel gelecek şekilde bir unsurun da olamayacağı bir terörsüz bölgeyi biz başından beri terörsüz Türkiye hedefiyle birlikte zikrede geldik. Şunu ifade etmek isterim ki terörsüz Türkiye, terörsüz bölgeyi terörsüz bölgede terörsüz dünyayı sonuçlayacak bir perspektifi içinde barındırmaktadır. Bu vesileyle dünya düzenine ilişkin yepyeni adımların konuşulduğu, yepyeni perspektiflerin ifade edildiği farklı uygulamaların hayata geçtiği şu ortamda aslında terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sözünün ne kadar büyük bir anlamı ihtiva ettiğini de daha iyi idrak ediyoruz. Suriye’de orada genç yapının Suriye Devleti’nin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve idari yapının birlik beraberliğinin ve bütünlüğünün önemi yaslanamaz. Bu konuda olumlu gelişmeler konusunda da biz bu çerçevenin devam etmesi ve olumlu gelişmelerin aynen bu şekilde Suriye’nin birlik bütünlüğüne ve orada bütün etnik kökenin ne olursa olsun dini inancı, mezhebi ne olursa olsun her bir vatandaşın, yurttaşın eşit yurttaş vatandaş statüsünde temel hak ve özgürlükler ekseninde Suriye’nin birlik beraberlik ve bütünlüğü bağlamında hayatlarını huzur ve refah içerisinde geçirmelerini arzu ediyoruz" dedi.