Yerel Haberler
Ankara
28 Mayıs 2026 Perşembe - 18:59 Satılamayan kurbanlıkları Et ve Süt Kurumu alacak Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bu yılki Kurban Bayramı’nda da üreticilerin elinde kalan kurbanlıkların Et ve Süt Kurumu (ESK) tarafından satın alınacağını bildirdi. Bakan Yumaklı, yaptığı açıklamada, tüm vatandaşların Kurban Bayramı’nı kutlayarak bayramın sağlıklı, huzurlu ve sorunsuz geçmesi temennisinde bulundu. Bakanlık ekiplerinin kurban satış ve kesim noktalarındaki denetimlerinin aralıksız sürdüğünü vurgulayan Yumaklı, üreticiler tarafından kurban pazarlarına getirilen ancak satılamayan hayvanların, önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da ESK tarafından alınacağını hatırlattı. Yumaklı, üreticilerin mağduriyet yaşamaması amacıyla, hayvan pazarlarına sevk edilmiş ancak satılamamış kurbanlıkların ESK tarafından satın alınacağını belirtti. Bu kapsamda, üreticilerin ellerinde kalan kurbanlık hayvanların 1-7 Haziran tarihleri arasında ESK tarafından satın alınacağını belirten Yumaklı, "Üreticilerimiz; İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerince kurban satışı için verilen sevk raporları ile kurban pazar yeri giriş, kira ve nakliye faturaları gibi belgelerle Kurumumuza başvurabilecek. TÜRKVET sistemi üzerinde gerekli kontroller yapıldıktan sonra, Kurumumuzun Hayvan Alım Kriterleri ve Uygulama Esasları Talimatı doğrultusunda hayvanlar satın alınacak" bilgisini paylaştı. ESK tarafından belirlenen fiyatlar Bu kapsamda, ESK’nin bu yıl için büyükbaş kurbanlık alım fiyatları karkas kilogram başına tosunda 600 lira, düvede 530 lira ve inekte 470 lira olarak belirlendi. Küçükbaş alım fiyatları ise kilogram başına kuyruklu olarak kuzuda 480 lira, tokluda 410 lira, koyunda 400 lira, oğlakta 270 lira, çepiçte 250 lira ve keçide 200 lira oldu. Kuyruksuz olarak da kuzuda alım fiyatı kilogram başına 600 lira, tokluda 550 lira ve koyunda 490 lira olarak tespit edildi. Öte yandan, söz konusu fiyatlar tavan fiyat olup, yaş, cinsiyet, randıman ve karkas ağırlığına göre değişiklik gösterebilecek.
28 Mayıs 2026 Perşembe - 18:56 MHP Lideri Bahçeli: "İstanbul’un Fethi kutlu olsun" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "İstanbul’u bizlere vatan kılan büyük hakan Fatih Sultan Mehmed Han’ı; onun yiğit askerlerini, Akşemseddin Hazretleri’ni, Ulubatlı Hasan’ı ve fethin bütün isimsiz kahramanlarını rahmetle, minnetle ve hürmetle yad ediyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun. İstanbul’un Fethi kutlu olsun" dedi. MHP Lideri Bahçeli "İstanbul’un Fethinin 573’üncü Yıl Dönümü" sebebiyle mesaj yayınladı. Bahçeli mesajında, "İstanbul’un Fethi’nin 573’üncü yıl dönümünü; tarihin derinliklerinden bugüne uzanan kutlu bir emanetin, aziz bir hatıranın ve cümle cihanı Türklükle şereflendirip İslam’la müjdelemek üzerine kurulu ebedi ve ezeli bir ülkünün idrakiyle karşılıyoruz. İki kıta, yedi tepe üzerinde yükselen aziz şehir İstanbul; Türk milletinin hafızasında cihan devleti Osmanlı’nın payitahtı, çağ kapatıp çağ açan fetih iradesinin mührü, Türk-İslam medeniyetinin en parlak simgesi ve tarihimizin en müstesna tacıdır" dedi. 29 Mayıs 1453 tarihinde gerçekleşen İstanbul’un fethi ile asırların hasretinin dindiğini ve çağların akışının değiştiğini söyleyen MHP Lideri Bahçeli, "Türk milletinin imanla karılmış harcı, bütün cihana ilan edilmiştir. Yıkılan Bizans surları ile ‘aşılamaz’ denilen bütün engeller, ‘geçilemez’ denilen bütün eşikler, ‘mümkün değildir’ denilen bütün dogmalar birer birer yıkılmıştır. Haliç’in ağzında demirden zincir, burçlarda Grejuva ateşiyle tahkim edilmiş Bizans müdafaası, Türk ordusunun önünde ise tarihin en çetin imtihanlarından biri vardı. Fakat Fatih Sultan Mehmed Han’ın ufkunda korku yoktu, tereddüt yoktu, geri dönüş yoktu. Çünkü o ufukta Peygamber Efendimiz’in ‘Konstantiniyye elbet fethedilecektir; onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur’ müjdesine mazhar olma şerefi vardı. İşte o gün, Haliç’in zincirini Ortodoks hükmünden düşüren, gemileri denizin koynundan tepelerin sırtına çıkaran büyük hamle; hedefini haktan, hesabını hikmetten, hamlesini cesaretten, harcını imandan alan 3 bin yıllık Türk askeri dehasının tarihin seyrine vurduğu mühür olmuştur" ifadelerini kullandı. İstanbul’un fethinin manevi boyutundan bahseden Bahçeli, "Otağda değişmez karar, ordugâhta itidal, saflarda adanmışlık, dillerde tekbir, gönüllerde fethe dair yeminler yükselirken; Bizans müdafaası Türk’ün iman, irade ve idrak kudreti karşısında çaresiz bırakılmıştır. Fatih’in emrinde tarih sahnesine veda etmesi gereken köhne bir devrin geri geri giden ayak sesleri duyulmuş, hilalle bezenmiş her sancak dalgalanışı ise yeni bir nizamın gelişini haber vermiştir. Padişahın buyruğuyla ulemanın duası, topçunun maharetiyle neferin teslimiyeti, aklın hesabıyla imanın harareti aynı mukaddes maksatta birleşmiştir" dedi. İstanbul’un fethinin Türk milletini adına gerçekleştirdiği tarih hamlesi olduğundan bahseden Bahçeli, şunları kaydetti: "İstanbul’un fethi; Türk milletinin gaza ve cihat kudretini imar ahlakıyla, utku gayesini adalet nizamıyla mezceden büyük bir tarih hamlesidir. Fatih Sultan Mehmed Han, İstanbul’a nizam kuran, emaneti gözeten, reayayı himaye eden ve zaferin şerefini merhametle ikmal eden bir cihan hükümdarı olarak girmiştir. Ayasofya’ya sığınanlara can ve hürriyet teminatı verilmesi, askerin halka fenalık etmesinin menedilmesi, İstanbul’un iskanla, vakıflarla, çarşılarla, mekteplerle, külliyelerle yeniden ihya edilmesi fethin aynı zamanda bir medeniyet inşası fiili olduğunu göstermiştir. İşte Fatih’i çağların ötesine taşıyan hakikat de budur. Bu kutlu yıl dönümünde, İstanbul’u bizlere vatan kılan büyük hakan Fatih Sultan Mehmed Han’ı; onun yiğit askerlerini, Akşemseddin Hazretleri’ni, Ulubatlı Hasan’ı ve fethin bütün isimsiz kahramanlarını rahmetle, minnetle ve hürmetle yad ediyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun. İstanbul’un Fethi kutlu olsun."
Walter Strauss Uluslararası Koro Şefliği Masterclass 10’uncu yılını kutluyor
13 Ocak 2026 Salı - 13:03 Walter Strauss Uluslararası Koro Şefliği Masterclass 10’uncu yılını kutluyor Devlet Çoksesli Korosu’nun 2016 yılında hayata geçirdiği Walter Strauss Uluslararası Koro Şefliği Masterclass 10’uncu yılını kutluyor. Devlet Çoksesli Korosu’nun 2016 yılında hayata geçirdiği Walter Strauss Uluslararası Koro Şefliği Masterclass, Avrupa Korolar Birliği üyeliğinin sağladığı imkanlar sayesinde her yıl farklı ülkelerden katılımcıları Ankara’da buluştururken, bu sene 10. yılını kutluyor. 25-31 Ocak 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan bu etkinlik, Avrupa ile doğrudan bağlantı kuran yapısıyla Avrupa Korolar Birliği tarafından önerilen dört prestijli masterclass arasında yer alması planlanıyor. 35 farklı şehirden 450 şefi bir araya getiriyor Genç koro şeflerine Devlet Çoksesli Korosu ile birebir çalışma olanağı sunan etkinlik, sahne pratiğine dayalı bir eğitim süreci sunacağı belirtildi. 2026 yılının konuk şefi olarak öne çıkan Zoltan Pad, Macar Radyosu Korosu şefi olarak Orta Avrupa koro geleneğini buluşturan çalışmalarıyla, günümüz Avrupa koro geleneği isimleri arasında yer alıyor. Katmanlı bir eğitim yapısı üzerine kurulu olan Walter Strauss Uluslararası Koro Şefliği Masterclass, deneyim düzeylerine göre şekillenen içeriğiyle; başlangıç ve orta seviye katılımcılar için koro şefliği atölye çalışmaları, ileri düzey şef adayları için ise ustalık sınıfı oturumları sunuyor. Walter Strauss Uluslararası Koro Şefliği Masterclass, Türkiye’nin 35 farklı şehrinden 450’nin üzerinde şef adayını bir araya getirerek, Türkiye’de koro müziği alanında sürdürülebilir bir eğitim ve paylaşım ortamı oluşturmayı hedefliyor.
Bakan Tunç: "Başta cinsiyetsizleştirme olmak üzere değerlerimizi aşındırarak yok etmeyi amaçlayan akımlara karşı gerekli tüm önleyici adımları atacağız"
13 Ocak 2026 Salı - 13:00 Bakan Tunç: "Başta cinsiyetsizleştirme olmak üzere değerlerimizi aşındırarak yok etmeyi amaçlayan akımlara karşı gerekli tüm önleyici adımları atacağız" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Küresel ölçekte sistemli biçimde yaygınlaştırılan ve aile yapımızı hedef alan başta cinsiyetsizleştirme olmak üzere, toplumu ifsat eden, değerlerimizi aşındırarak nihayetinde yok etmeyi amaçlayan akımlara karşı gerekli tüm önleyici adımları atacağız" dedi. Bakan Tunç, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı himayelerinde düzenlenen Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Koordinasyon Kurulu 2. Toplantısı’na katıldı. Burada konuşan Tunç, "Kadına şiddetle mücadeleyi, sadece cezayla değil; önleyici, koruyucu ve onarıcı adalet anlayışıyla ele alıyoruz. Yargı reformlarımızın merkezine kadını ve çocuğu koymamızın sebebi de bu anlayıştır" ifadelerini kullandı. Çocukları topluma kazandırmak adına çalışmalarını sürdürdüklerini aktaran Bakan Tunç, "Onarıcı adalet yaklaşımıyla, çocuğun üstün yararını gözeterek onları yeniden topluma kazandırmayı esas alıyoruz. Çocuk dostu adliyeler, uzmanlaşmış savcı ve hakimler, işte bu anlayışın ürünüdür. Çünkü biz çocuklara dosya numarasıyla değil, bir ömürlük emanet olarak bakıyoruz" dedi. "Değerlerimizi aşındırarak yok etmeyi amaçlayan akımlara karşı gerekli tüm önleyici adımları atacağız" Ailenin ve aile bireylerinin korunması konusundaki kararlılığı koruduklarına dikkati çeken Tunç, "Küresel ölçekte sistemli biçimde yaygınlaştırılan ve aile yapımızı hedef alan başta cinsiyetsizleştirme olmak üzere, toplumu ifsat eden, değerlerimizi aşındırarak nihayetinde yok etmeyi amaçlayan akımlara karşı gerekli tüm önleyici adımları atacağız. Bu tehditler karşısında; Anayasa’nın ve kanunların bize verdiği yetkiyle, açık ve bağlayıcı düzenlemeleri hayata geçirmek zorundayız. Çocuklarımızı; zararlı içeriklerden, yönlendirici yayınlardan ve ruh dünyalarını tahrip eden dijital kuşatmadan korumak; onların güvenli, sağlıklı ve dengeli bireyler olarak yetişmesini sağlamak hepimizin ortak sorumluluğudur" açıklamasında bulundu. "Çocuklarımızı ailelerinden koparan hiçbir yapıya müsamaha göstermeyeceğiz" Bakan Tunç, çocukları korumak adına dijital ve sosyal mecralara yönelik, tüm idari ve yargısal yaptırımları tereddütsüz uygulayacaklarını vurgulayarak, "Özellikle dijital oyunlar, sosyal ağlar ve çevrim içi sohbet ortamları üzerinden çocuklarımızı şiddete özendiren, psikolojik olarak yıpratan ve onları ailelerinden koparan hiçbir yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Yine bazı sosyal medya hesaplarında; takipçi, etkileşim ve maddi kazanç uğruna; yaşlılarımızın, çocuklarımızın veya hasta kişilerin saatlerce canlı yayın açılarak ekran karşısında tutulması, onur kırıcı şekilde teşhir edilmesini de asla kabul edemeyiz. Bu tür mecralara karşı erişim engeli dahil olmak üzere tüm idari ve yargısal yaptırımları tereddütsüz uygulamakta kararlıyız" dedi. Uyuşturucuyla mücadelelerini de sürdüreceklerini vurgulayan Tunç, "Geleceğimizi tehdit eden ve birçok yuvayı dağıtan uyuşturucu belasına karşı da kararlı mücadelemizi sürdürüyoruz. Türk yargısı dijital bağımlılık oluşturan sanal bahis ve yasa dışı kumar ağlarıyla da, hukuk devleti kararlılığı içinde mücadelesini kesintisiz biçimde devam ettirecektir" açıklamasında bulundu.
Bakan Tunç: "Başta cinsiyetsizleştirme olmak üzere değerlerimizi aşındırarak yok etmeyi amaçlayan akımlara karşı gerekli tüm önleyici adımları atacağız"
13 Ocak 2026 Salı - 12:56 Bakan Tunç: "Başta cinsiyetsizleştirme olmak üzere değerlerimizi aşındırarak yok etmeyi amaçlayan akımlara karşı gerekli tüm önleyici adımları atacağız" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Küresel ölçekte sistemli biçimde yaygınlaştırılan ve aile yapımızı hedef alan başta cinsiyetsizleştirme olmak üzere, toplumu ifsat eden, değerlerimizi aşındırarak nihayetinde yok etmeyi amaçlayan akımlara karşı gerekli tüm önleyici adımları atacağız" dedi. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı himayelerinde düzenlenen Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Koordinasyon Kurulu 2. Toplantısı’na katıldı. Burada konuşan Tunç, "Kadına şiddetle mücadeleyi, sadece cezayla değil; önleyici, koruyucu ve onarıcı adalet anlayışıyla ele alıyoruz. Yargı reformlarımızın merkezine kadını ve çocuğu koymamızın sebebi de bu anlayıştır" diye konuştu. Çocukları topluma kazandırmak adına çalışmalarını sürdürdüklerini aktaran Tunç, "Onarıcı adalet yaklaşımıyla, çocuğun üstün yararını gözeterek onları yeniden topluma kazandırmayı esas alıyoruz. Çocuk dostu adliyeler, uzmanlaşmış savcı ve hakimler, işte bu anlayışın ürünüdür. Çünkü biz çocuklara dosya numarasıyla değil, bir ömürlük emanet olarak bakıyoruz" ifadelerini kullandı. "Başta cinsiyetsizleştirme olmak üzere değerlerimizi aşındırarak yok etmeyi amaçlayan akımlara karşı gerekli tüm önleyici adımları atacağız" Ailenin ve aile bireylerinin korunması konusundaki kararlılığı koruduklarına dikkati çeken Tunç, "Küresel ölçekte sistemli biçimde yaygınlaştırılan ve aile yapımızı hedef alan başta cinsiyetsizleştirme olmak üzere, toplumu ifsat eden, değerlerimizi aşındırarak nihayetinde yok etmeyi amaçlayan akımlara karşı gerekli tüm önleyici adımları atacağız. Bu tehditler karşısında; Anayasa’nın ve kanunların bize verdiği yetkiyle, açık ve bağlayıcı düzenlemeleri hayata geçirmek zorundayız. Çocuklarımızı; zararlı içeriklerden, yönlendirici yayınlardan ve ruh dünyalarını tahrip eden dijital kuşatmadan korumak; Onların güvenli, sağlıklı ve dengeli bireyler olarak yetişmesini sağlamak hepimizin ortak sorumluluğudur" açıklamasında bulundu. "Çocuklarımızı ailelerinden koparan hiçbir yapıya müsamaha göstermeyeceğiz" Bakan Tunç, çocukları korumak adına Dijital ve sosyal mecralara yönelik, tüm idari ve yargısal yaptırımları tereddütsüz uygulayacaklarını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Özellikle dijital oyunlar, sosyal ağlar ve çevrim içi sohbet ortamları üzerinden çocuklarımızı şiddete özendiren, psikolojik olarak yıpratan ve onları ailelerinden koparan hiçbir yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Yine bazı sosyal medya hesaplarında; takipçi, etkileşim ve maddi kazanç uğruna; yaşlılarımızın, çocuklarımızın veya hasta kişilerin saatlerce canlı yayın açılarak ekran karşısında tutulması, onur kırıcı şekilde teşhir edilmesini de asla kabul edemeyiz. Bu tür mecralara karşı erişim engeli dahil olmak üzere tüm idari ve yargısal yaptırımları tereddütsüz uygulamakta kararlıyız." Uyuşturucuyla mücadelelerini de sürdüreceklerini vurgulayan Tunç, "Geleceğimizi tehdit eden ve birçok yuvayı dağıtan uyuşturucu belasına karşı da kararlı mücadelemizi sürdürüyoruz. Türk yargısı dijital bağımlılık oluşturan sanal bahis ve yasa dışı kumar ağlarıyla da, hukuk devleti kararlılığı içinde mücadelesini kesintisiz biçimde devam ettirecektir" açıklamasında bulundu. (ECE-
Bakan Uraloğlu: "Fiber uzunluk, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde yaklaşık 657 bin kilometreye ulaştı"
13 Ocak 2026 Salı - 12:50 Bakan Uraloğlu: "Fiber uzunluk, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde yaklaşık 657 bin kilometreye ulaştı" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından hazırlanan elektronik haberleşme sektörünün 2025 yılı üçüncü çeyrek verilerini değerlendirdi. Bakan Uraloğlu, "Fiber uzunluk, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde yaklaşık 657 bin kilometreye ulaştı" dedi. Bakan Uraloğlu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından hazırlanan elektronik haberleşme sektörünün 2025 yılı üçüncü çeyrek verilerini değerlendirdi. Eylül sonu itibarıyla elektronik haberleşme sektöründe faaliyet gösteren işletmeci sayısının 408 olduğunu kaydeden Uraloğlu, "Bu işletmecilere verilen yetkilendirme sayısı ise 757’dir" ifadelerini kullandı. "Mobil ve sabit hatlardan yaklaşık 82 milyar dakika konuşma gerçekleştirildi" Uraloğlu, 2025 yılının üçüncü çeyreğinde sabit telefon abone sayısının 8,5 milyon, mobil abone sayısının ise yaklaşık 99,1 milyon olduğunu ifade ederek, "2025 yılı üçüncü çeyrekte toplam mobil trafik miktarı yaklaşık 80,7 milyar dakika olurken sabit trafik miktarı ise 1,2 milyar dakika olarak gerçekleşti. Böylece mobil ve sabit hatlardan yaklaşık 82 milyar dakika konuşma gerçekleştirildi " açıklamasında bulundu. Türkiye, Avrupa ülkelerine kıyasla en fazla görüşme yapan ülke oldu Toplam mobil abonelerin yaklaşık yüzde 80’inin bireysel, yüzde 20’sinin ise kurumsal abonelerden oluştuğunu ifade eden Bakan Uraloğlu, "2025 yılı üçüncü çeyreğinde, 494 dakikalık ortalama aylık mobil kullanım süresi ile Türkiye, önceki dönemde olduğu gibi incelenebilen Avrupa ülkeleri arasında ilk sırada yer aldı" dedi. Bakan Uraloğlu, söz konusu dönemde yaklaşık 4,9 milyon mobil abonenin numarasını taşıdığını ifade ederek "30 Eylül 2025 tarihine kadar taşınan mobil numara sayısı toplamda yaklaşık 203 milyon oldu" açıklamasında bulundu. Fiber uzunluk yüzde 11,7 arttı 2025 yılı üçüncü çeyreği itibarıyla genişbant internet abone sayısının 20,9 milyonunun sabit abone, 77,3 milyonunun mobil abone olduğunu kaydeden Bakan Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: "Toplam 98,2 milyon genişbant internet abone sayısına ulaştık, internet abone sayısı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1,9 artarken en yüksek artış yüzde 26,3’lük bir oranla ‘Eve Kadar Fiber’ abone sayısında, onu takiben de yüzde 26,1’lik bir oranla da ‘Kablosuz Telsiz İnternet (Sabit)’ abone sayısında gerçekleşti. Fiber altyapı açısından ise, geçen yılın aynı döneminde yaklaşık 588 bin kilometre olan fiber uzunluğu, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde yaklaşık 657 bin kilometre olmuş ve yüzde 11,7 oranında artış gerçekleşti. Böylece fiber ağımız, Dünya’nın çevresini 16 kez dolaşacak uzunluğa erişti."
Türkiye’nin en başarılı öğrencileri girişimcilik sahnesinde
13 Ocak 2026 Salı - 12:38 Türkiye’nin en başarılı öğrencileri girişimcilik sahnesinde ODTÜ ve ODTÜ TEKNOKENT iş birliğiyle üniversite sınavında ilk bine girerek ODTÜ’yü kazanan öğrenciler için ilk kez hayata geçirilen METU STARS Girişimcilik Programı, 14 haftalık yoğun bir dönemin ardından METU STARS Demoday etkinliğiyle başarıyla tamamlandı. METU STARS, öğrencilerin üniversiteye adım attıkları ilk dönemde girişimcilik ekosistemiyle buluşturmayı, yenilikçi fikirlerini yapılandırmalarını sağlamayı ve bu fikirleri sürdürülebilir girişimlere dönüştürme yolunda desteklemeyi amaçlayan kapsamlı bir girişimcilik programı olarak kurgulandı. Program süresince katılımcılar girişimcilik temelleri, iş modeli geliştirme, pazarlama ve satış stratejileri, yatırım süreçleri, fikri mülkiyet hakları ve etkili sunum teknikleri gibi girişimcilik yolculuğunun kritik başlıklarında eğitim aldı. Alanında uzman mentorlar ve konuk konuşmacılarla bir araya gelen öğrenciler, teorik bilgilerini uygulamaya dökme ve birebir mentorluk alma imkânı buldu. Program akışı atölye çalışmaları, interaktif oturumlar, grup çalışmaları ve proje geliştirme süreçleriyle desteklendi. Programın finalinde düzenlenen METU STARS Demoday etkinliğinde katılımcılar, geliştirdikleri girişim fikirlerini jüri karşısında sunarak değerlendirmeye alındı. Sunumlar sonucunda girişimler puanlanarak yatırım ve gelişim destekleriyle ödüllendirildi. Demo Day kapsamında ilk 4’e giren girişimlere, 1. olan Dormy ekibine 100 bin lira, 2. olan ParaWake ekibine 80 bin lira, 3. olan EduCRS ekibine 60 bin lira, 4. olan Canbul ekibine 40 bin lira tutarında ürün geliştirme desteği ödülü verildi. Bunun yanı sıra, dereceye giren ve öne çıkan girişimcilere ofis kullanım imkânı, kuluçka ve hızlandırma programlarına erişim, uygulama entegrasyonu ve teknik destek gibi girişimlerin ölçeklenmesini ve sürdürülebilirliğini destekleyecek çeşitli fırsatlar sunuldu. METU STARS Girişimcilik Programı, ilk kez düzenlenmesine rağmen yoğun ilgi görerek genç girişimcilerin erken aşamada desteklenmesine güçlü bir zemin oluşturdu. Program, önümüzdeki dönemlerde de yeni yeteneklerle ODTÜ’nün girişimcilik ekosistemine katkı sunmaya devam edecek.
Bakan Tekin: "Eğitim cephesinde merhamet ve aidiyet duygusunun güçlendiği bir ortam kurmaya gayret ediyoruz"
13 Ocak 2026 Salı - 12:29 Bakan Tekin: "Eğitim cephesinde merhamet ve aidiyet duygusunun güçlendiği bir ortam kurmaya gayret ediyoruz" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Eğitim cephesinde, okullarımızda çocukların kendini emniyette ve kıymetli hissedeceği, merhamet ve aidiyet duygusunun güçlendiği bir ortam kurmaya; aileyi onaran bir dil ve iklim için paydaşlarımızla birlikte katkı sunmaya gayret ediyoruz" dedi. Milli Eğitim Bakanı Tekin, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın düzenlediği ‘Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Koordinasyon Kurulu 2’nci Toplantısına’ katıldı. Ankara Hakimevi’nde gerçekleştirilen toplantıda, aile yapısının korunması ve güçlendirilmesine yönelik yürütülen mevcut çalışmaların ele alınırken, aile kavramındaki gelişmelerin önümüzdeki döneme ilişkin yol haritası belirlendi. Bu kapsamda, farklı kamu kurum ve kuruluşlarının yürüttüğü faaliyetlerin değerlendirilmesi ve yeni politika önerileri görüşüldü. Bakan Tekin, toplantıda yaptığı açıklamalarda, aileyi merkeze alan eğitim politikalar, ebeveynlere yönelik rehberlik çalışmalar ve aile-okul iş birliğini güçlendirmeye yönelik projeler hakkında bilgiler verdi. Bakan Tekin ayrıca, okulda öğrenci-öğretmen-ebeveyn ilişkisini güçlendirmek için Milli Eğitim Bakanlığı olarak Aile Yüzyılı çerçevesinde çalışmalarını yürüttüklerini, ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ kapsamında da EBA ve TRT EBA üzerinden ailelere yönelik kısa ‘ebeveyn bültenleri’ ve rehberlik içeriklerinin oluşturulduğunu belirtti. "Anne ve baba çocuğunu korumak istiyor ama hangi yöntemle mücadele edeceğini kestiremiyor" Programda açıklamalarda bulunan Bakan Tekin, sahada hem öğretmenlerle hem öğrencilerle hem de velilerle uzun yolculuk içerisinde olduklarını belirterek, "Öğretmenler odasında yaptığımız sohbetlerde, sahadaki temaslarımızda, annelerle ve babalarla yüz yüze geldiğimiz her ortamda aynı tabloyla karşılaşıyoruz. Anne ve baba çocuğunu korumak istiyor ama hangi içerikle, hangi yöntemle mücadele edeceğini kestiremiyor. Öğretmen, çocuğu hayata hazırlamak istiyor ama evde karşılık bulmayan bir emeğin eksikliğini hissediyor. Eskiden mahallenin, akrabalığın, büyük aile yapısının paylaştığı yük, bugün çoğu zaman iki yetişkinin omzuna biniyor. Böyle bir tabloda eğitimi aileden bağımsız işleyen bir hizmet gibi düşünmemiz mümkün değil. Aile güçlenmeden, okulun gösterdiği gayretin tam karşılığını bulması kolay olmuyor. Okul aileyle aynı istikamete bakmadan da çocuğun dünyasında kalıcı bir değişim üretmek mümkün olmuyor. Biz eğitim cephesinde, okullarımızda çocukların kendini emniyette ve kıymetli hissedeceği, merhamet ve aidiyet duygusunun güçlendiği bir ortam kurmaya; aileyi onaran bir dil ve iklim için paydaşlarımızla birlikte katkı sunmaya gayret ediyoruz. Bu yüzden Bakanlık olarak aileyi eğitimin asli ortağı kabul eden bir çizgi izlemeye çalışıyoruz. ‘Aile Okulu’ programıyla, anne ve babaların çocuklarıyla birlikte öğrenebildiği, ebeveynlik tecrübesini öğretmenlerle ve uzmanlarla istişare edebildiği, derdini rahatça anlatabildiği bir zemin kuruyoruz. Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimiz kapsamında EBA ve TRT EBA üzerinden ailelere yönelik kısa ‘ebeveyn bültenleri’ ve rehberlik içeriklerini çoğaltarak, anne ve babanın da çocukla aynı kavram haritasına, aynı değer diline sahip olmasını önemsiyoruz" ifadelerini kullandı. "Aileyi ‘Haberimiz Olsun’ projesiyle daha doğrudan temas eden bir boyuta taşıyoruz" Milli Eğitim Bakanlığı olarak bütüncül bir yaklaşım ve çözümlerle, her ilde aile odaklı eylem planları hazırladıklarını vurgulayan Bakan Tekin, "Son dönemde hayata geçirdiğimiz ‘Haberimiz Olsun’ projesiyle aileye daha doğrudan temas eden bir boyuta taşıyoruz. Öğrencilerimizin aktif katılımıyla hazırlanan ve EBA, EBA YouTube ile TRT EBA üzerinden yayımlanan haber bültenleri, çocuklarımızı bilgi ve medya okuryazarlığı açısından güçlendirirken bu birikimin ev ortamına da taşınmasını sağlıyor. Çocuğun haber seçtiği, metni yazdığı, dili tarttığı bu içeriklerin ailece izlenmesini özellikle önemsiyoruz. Aynı ekrana bakan anne-baba ile çocuğun, doğru bilgiye ulaşma, haber dilini sorgulama, şiddet ve mahremiyet gibi başlıklarda ortak bir hassasiyet geliştirmesi için doğal bir zemin oluşuyor. Çocuğun dijital dünya ile ilişkisini sadece yasak-serbest ikilemine sıkıştırmadan, izlediğini birlikte yorumlayan, gördüğünü birlikte tartışabilen aile ortamlarını çoğaltmaya gayret ediyoruz. Öğretmenlerimiz için travma duyarlı sınıf yönetimi, aileyle sahici iletişim, teknoloji ve madde bağımlılığıyla mücadele, dijital dünyanın çocuk ruh sağlığına etkileri gibi başlıklarda sürekli mesleki gelişim imkanları hazırlıyoruz. Bütün bu adımlarla, çocuğun hayatında yan yana duran iki ana sütunu aileyi ve okulu, aynı dili konuşan, aynı istikamete bakan, birbirinin yükünü hafifleten iki paydaş haline getirme iradesini somutlaştırmaya çalışıyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı olarak, bu Kurul’un sahada 20 milyona yakın öğrenciyle, velileriyle, öğretmenleriyle her gün temas eden yüzüyüz" diye konuştu. "Kaygı ve çatışma biçimlerinde izlediğimiz her değişim; doğurganlık kararlarına, evlilik ve boşanma göstergelerine yansır" Toplumda yaşanan durumların, özellikle okullarda yaşanan olumsuzlukların, ilerleyen yıllarda aile istatistiklerine de yansıma ihtimali olduğunun altını çizen Bakan Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sınıf ikliminde, devamsızlık ve okul terk örüntülerinde, akran ilişkilerinin dilinde, rehberlik süreçlerine taşınan kaygı ve çatışma biçimlerinde izlediğimiz her değişim; birkaç yıl sonra aile istatistiklerine, doğurganlık kararlarına, evlilik ve boşanma göstergelerine toplumsal eğilim olarak yansır. Bugün ergenlik dönemi uzayan, aidiyet duygusu zayıflayan, hayata ve aileye dair beklentileri daha kırılgan hale gelen bir gençlik profiliyle karşılaşıyorsak; bunun gerisinde, ekonomik kaygıların ötesine geçen ve tabloyu asıl derinleştiren, hayat tasavvurunu köklü biçimde etkileyen kültürel kodlar, hız ve haz eksenli yeni yaşam biçimleri ile mahremiyet ve sadakat anlayışındaki aşınmaların önemli bir payı bulunuyor. Milli Eğitim Bakanlığı olarak, Aile Enstitümüzün yürüttüğü araştırmalarla, Nüfus Politikaları Kurulu’nun ortaya koyacağı çerçeveyle ve bugün burada bir araya gelen tüm kurumlarımızın tecrübesiyle daha sıkı bir eş güdüm içinde çalışmaya hazırız. Her ilde aile odaklı eylem planları hazırlanırken, o ilin okullarından, öğretmenlerinden, rehberlik birimlerinden süzülen verinin de bu planlara dahil edilmesini, sahadaki iyi örneklerin ve risk alanlarının eğitim cephesinden beslenmesini kıymetli görüyorum." Düzenlenen toplantıya Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve siyasi isimler katılım sağladı.
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri’dir"
13 Ocak 2026 Salı - 12:19 MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri’dir" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Devlet Bahçeli, "Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri’dir. İçeriden çürümüş, büyük oranda insan kalitesini yitirmiş, anlam ve varlık nedenini kaybetmiş toplum yapısına sahip olan ABD’nin kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler emin olunuz uzak değildir" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada küresel gelişmelerden Ortadoğu’daki çatışmalara, İran’daki protestolardan Suriye’deki son duruma, emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılardan terörle mücadele sürecine kadar geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarını sert sözlerle eleştirerek, "ABD’nin savunduğu şey küresel çeteleşmedir" dedi. "Dünya kaosun pençesinde" Dünyada yaklaşık beş milyar insanın çatışma ve huzursuzluk sarmalı içinde yaşadığını vurgulayan Bahçeli, ABD Başkanı Trump’ın uluslararası hukuku yok sayan açıklamalarına tepki gösterdi. Trump’ın, "Uluslararası hukuka ihtiyacım yok" sözlerini hatırlatan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Hukuku yapanlarla siyaseti yapanlar, hukuku yapanlarla hayatın rotasını çizenler aynıdır. Bizim tarih, kültür ve fikir koordinatlarıyla söyleyecek olursak; hukuk, devlet olma halinin mahsulü; devlet de hukukun ve adalet ruhunun mütemmim cüzüdür. Hukuku yapan devlet, eğer hukuka uymaz, hukuku çiğnerse çeteden, organize suç örgütlerinden hiçbir farkı kalmayacaktır. Buradan hareketle diyebiliriz ki, mevcut ve mahut haliyle uluslararası hukukun aldığı ölümcül darbeler küresel mahiyette çeteleşmeyi, devlet altı yapıları, gücü yeten yetene mantığını yaygınlaştıracak, ezcümle korkunç bir durumu yeni ve yıkıcı bir normal olarak tescilleyecektir." Bahçeli, hukuk ve devlet ilişkisine dikkat çekerek, "Hukuku yapan devlet, eğer hukuka uymazsa çeteden ve organize suç örgütlerinden hiçbir farkı kalmaz" dedi. "ABD’nin savunduğu küresel çeteleşmedir" Uluslararası hukukun ağır darbeler aldığını savunan Bahçeli, bunun küresel ölçekte tehlikeli sonuçlar doğuracağını belirtti. Bahçeli, "ABD Başkanı’nın savunduğu küresel çeteleşmedir, vandallığın taltifidir" ifadelerini kullanarak, şu değerlendirmede bulundu: "ABD Başkanı’nın savunduğu küresel çeteleşmedir, vandallığın taltifidir, şiddete ve silaha dayanan siyasetin kıtaları, coğrafyaları gayri ahlaki, gayri hukuki ve zorbaca abluka altına almasıdır. Küresel kurum ve kuruluşlardan kademeli olarak çekilen ABD’nin dünyayı ateşe sürüklediği, insanlığın sonunu hazırladığı, kıyamet senaryolarına ilkel bir inanç ve politik dağılma eşliğinde refakat ettiği artık inkarı çok zor bir gerçek olarak karşımızdadır. Bugünkü dünya tablosunda demokrasi ne arada, ne arafta, ne de raftadır; maalesef hepten kayıp, hepten yok hükmündedir." "Grönland çıkışı NATO’yu tartışmalı hale getirmiştir" Trump’ın Danimarka’ya bağlı Grönland ile ilgili açıklamalarını da eleştiren Bahçeli, bir NATO üyesinin toprağına başka bir NATO üyesinin göz dikmesini sert sözlerle eleştirdi. Bahçeli, "Bir NATO üyesi ülkenin hakimiyetindeki topraklara bir başka NATO üyesi ülkenin çökme ve işgal planı nasıl tarif ve tevil edilecektir? Bu şartlar altında NATO’nun değer ve hükmünden, ahlaki ve hukuki bağlayıcılığından samimiyetle bahsetmek akla ve mantığa sığacak mıdır? Tek taraflı ve bağnaz şekilde; istedim, öyle düşündüm, alacağım, yapacağım, vuracağım, yargılayacağım demek hür dünyaya rest çekmek, haydi yüreğiniz yetiyorsa gelin de savaşalım demek anlamına gelmeyecek midir? Allah için söyleyiniz, ABD’nin fiilen üstlendiği küresel jandarmalık pozisyonunda beşeriyet aç hürler, tok esirler mevkiinde görülmeyecek midir" dedi. 1946 yılında ABD Başkanı Truman’ın Grönland’ı satın alma girişimini hatırlatan Bahçeli, "Emperyalizmin çarkında özde bir değişiklik yoktur" dedi. "Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri’dir" Bahçeli, 19’uncu yüzyılda Osmanlı’ya yöneltilen "hasta adam" tanımlamasını hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: "Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri’dir. İçeriden çürümüş, büyük oranda insan kalitesini yitirmiş, anlam ve varlık nedenini kaybetmiş toplum yapısına sahip olan ABD’nin kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler emin olunuz uzak değildir. Bu ülkenin Siyonist haydutluğa verdiği ve kumanda odası evanjelizmin felaket senaryolarıyla teçhiz edilmiş desteğini diri tutabilmek için Latin Amerika ve Ortadoğu’nun enerji kaynaklarını sömürme planı elbette son çırpınışlardır. Dünya ABD ve İsrail’den müteşekkil değildir. Birleşmiş Milletlere üye diğer 191 ülke meydanın boş olmadığını göstermelidir. Siyonizm’in atına binen nevzuhur kovboylar mutlaka bu attan düşerek ineceklerdir. Milletleri kendi coğrafyalarında, kendi beşeri ve ekonomik kaynaklarından vazgeçmeye zorlama siyasetinin yeni ismi Donroe doktrinidir. Tek kutuplu dünya tamamen istisna bir dönemin ürünüdür. Yeni kutupların doğduğu günümüzde kaybedeceğimiz zaman yoktur. Başkalarının senaryolarında oyalanacak vaktimiz yoktur. Dünyanın mazlum ülkeleri ve yardım eli bekleyen insanlık umut aramaktadır." "İran’ın siyasi ve toprak bütünlüğü Türkiye için hayat memat konusudur" İran’da yaşanan protestolara da değinen Bahçeli, olayların yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamayacağını söyledi. Bahçeli, "İran’a yönelik organize ve çok aktörlü istihbarat ve emperyalist provokasyonlar devrededir" dedi. İran’ın huzursuzluğunun Türkiye ve bölge ülkeleri için ciddi tehdit oluşturduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti: "Komşu ülke İran’ın siyasi ve toprak bütünlüğü, iç barış, istikrar ve huzur iklimi Türkiye için hayat memat konusudur. Hangi mihrakların devrede olduğunu, hangi planların uygulamaya geçildiğini, nasıl bir İran’ın hedeflendiği parkta oynayan çocuklara sorsak onlar bile itiraf ve ifade edeceklerdir. Buzdağının yalnızca görünen kısmına değil, su altında kalan bölümüne bakmak lazımdır. İran’a neşter vuran, İran’ı felç etmek için örtülü operasyon yapan; siyasi, askeri ve ekonomik tehditlerle köşeye sıkıştırmaya çalışan mihrakların hüviyetleri belli, habis ve hayasız hedefleri bilinmektedir. Tehdit son derece tanıdık ve yakındır. Gezi Parkı olaylarıyla İran’daki malum olaylar arasındaki benzerlikler üzerine dikkatle düşünmenizi özellikle temenni ediyorum. ABD ve İsrail’in, İran’a karşı saldırı pozisyonuna geçmesi, doğrudan müdahale amacıyla ülkenin daha da karışmasını gözlemeleri, daha doğrusu karıştırılmasını temin etmeleri az evvel bahsettiğim küresel konvansiyonel savaşa bir adım daha yaklaşmaktır. İran’daki olaylara siyasi, ahlaki, inanç, kültür ve komşuluk bağları gereğince mutlaka karşı durulmalı, karşı çıkılmalıdır. Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın Siyonist ve emperyalist kuşatma ve kurcalamayla alt üst edilmesi, etnik ve mezhebi fay hatlarının kırılarak husumet mevzilerinin çok daha güncellenip güçlenmesi hepimizin aleyhine olacaktır. Bu nedenle gün bir ve beraber olma günüdür. İran Türklüğünün olaylara soğuk ve mesafeli tavrı da ayrıca değerli ve tebrike layıktır. İran halkı emperyalizmin köstebek lider projesine ve siparişine müsaade etmeyecektir. İran’daki traktörler de herhangi bir dış bağlantılı dayatmanın ve dalaverenin bozuk tarlasını sürmeye, böylesi bir şer oyuna alet olmaya, sonucu çok tehlikeli olan istikrarsızlığa çanak tutmaya yanaşmayacak, hiçbir yanlışa ortak olmayacak, hiçbir mütecaviz girişime kalkışmayacak, emperyalizmin taşeronu olmaya heves etmeyecek, gündeme bile almayacaktır." "Uzantılarının da akıbeti aynı olmalıdır" Suriye’deki gelişmelere de değinen Bahçeli, Halep’in Eşrefiye ve Şeyh Maksut mahallelerinde yaşanan çatışmaların düşündürücü olduğunu söyledi. SDG/YPG’yi sert sözlerle eleştiren Bahçeli, "PKK’nın örgütsel varlığı feshedilmiştir, silahlar bırakılmıştır. Uzantılarının da akıbeti aynı olmalıdır" dedi. "Mazlum Abdi isimli terörist Siyonizm’in yandaşıdır" Bahçeli, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısının tüm yapıları bağladığını belirterek, "SDG/YPG bundan bağımsız değildir, olması da mümkün değildir. Görünen gerçek aynısıyla şöyledir: Özellikle Mazlum Abdi isimli terörist Siyonizm’in yandaşıdır, İsrail’in kuklasıdır, PKK’nın kurucu önderliğine saygısız ve sadakatsizdir. Hiç kimse, bilhassa DEM Parti Halep’te Kürt kardeşlerimize saldırıldığını, kanlarının döküldüğünü söyleyemez, söylese bile bunun inandırıcılığından bahsedilemez. Kürt kardeşlerimizin kanı bizim kanımızdır, acısı bizim acımızdır. Halep’te sivilleri canlı kalkan yapan, masumların arkasına saklanan, onları ölüme sürükleyen SDG/YPG’dir. Çok şükür Suriye ordusu sivilleri sabırla ve tam tekmil halinde tahliye etmeyi başarmış, onların kılına bile dokunmamıştır. DEM Parti yetkililerinin ‘Türkiye’yi uyarıyoruz’ diyerek başlayan söz ve açıklamaları, SDG/YPG’yi aklama ve arkalama niyetleri hakikaten çok üzücü ve sorunlu bir dildir" ifadelerini kullandı. Kardeşlik vurgusu yapan Bahçeli, terörün Türkiye’ye kazandıracağı hiçbir şey olmadığını kaydetti. "Gerekirse elimizi değil gövdemizi taşın altına koymalıyız" Konuşmasının son bölümünde emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara değinen Bahçeli, yaklaşık 5 milyon emeklinin zor şartlar altında yaşadığını söyledi. Bahçeli, "Emeklilerimizin derdi derdimizdir. Gerekirse elimizi değil gövdemizi taşın altına koymalıyız" diye konuştu. Bahçeli, emeklilerin insanca yaşayabilecekleri bir gelir seviyesine kavuşturulması gerektiğini vurgulayarak, "Emeklilerimizin sonuna kadar yanındayız" dedi.
Bakan Göktaş: "Bugün itibarıyla 56 bin 400 genç çiftimizin kredi ödemesini gerçekleştirdik"
13 Ocak 2026 Salı - 12:12 Bakan Göktaş: "Bugün itibarıyla 56 bin 400 genç çiftimizin kredi ödemesini gerçekleştirdik" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Bugün itibarıyla 56 bin 400 genç çiftimizin kredi ödemesini gerçekleştirdik" dedi. Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Koordinasyon Kurulu 2. Toplantısı Ankara Hakimevinde düzenlendi. Programa Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin katıldı. "Amacımız aileyi daha güçlü, daha etkin ve daha işlevsel kılmak" Burada açılış konuşmasını yapan Bakan Göktaş, ailenin toplumun en önemli kalesi, nesilleri ve medeniyeti koruyan temel yapısı olduğunu aktararak, "Bu yapıyı koruyup ve güçlendirmek; hizmetlerimizi tekil başlıklar halinde değil, ortak hedeflerle ve birbirini tamamlayan bir bütün olarak yürütmekle mümkündür. Bu kurulu etkili kılan nokta ise şudur. Biz aynı aileye, farklı kapılardan ulaşan kurumlarız. Eğitim, sağlık, adalet, sosyal hizmet, güvenlik ve istihdam. Her biri aileye farklı hizmetler götürür. Kurul mekanizması ise aileye sunduğumuz hizmetleri koordineli bir şekilde yürütmemizi sağlar. Bu nedenle, Koordinasyon Kurulumuz esasında; kurumlarımızın kendi sorumluluk alanlarında sonuç üretmeye odaklanan bir çalışma zeminidir. Amacımız ise, ülkemizin en önemli sosyal kapasitesini oluşturan aileyi daha güçlü, daha etkin ve daha işlevsel kılmak" ifadelerini kullandı. "Şu anki gündemimiz aile odaklı politikalarımızı yerelde daha hızlı bir şekilde yaygınlaştırmak" Göktaş, aile odaklı politikaları yaygınlaştırma hedefinde olduklarını belirterek, "Türkiye’de aileler güçlendiğinde, pek çok alanda aynı anda değer üreten bir güce dönüşür. Şu anki gündemimiz ise, aile odaklı politikalarımızı yerelde daha hızlı bir şekilde yaygınlaştırmak. Bu kapsamda 81 ilimizde, yerel dinamiklere ve ihtiyaçlara göre şekillenen eylem planlarını tamamladık. Ancak, bu planların her ilde aynı disiplinle uygulanması ve aynı kalitede sonuç üretmesini önemsiyoruz" şeklinde konuştu. Eylem planının sahada karşılık bulduğunu vurgulayan Göktaş, "Eylem planımızda bugün itibarıyla yüzde 42,22’lik gerçekleşme oranına ulaştık. Bunun yanı sıra il eylem planlarımızda 6 ay gibi kısa bir süre içinde gerçekleşme oranımız yüzde 23,83’lük ilerleme gösterdi. Bu tablo, eylem planımızı hayata geçirme kapasitemizin sahada karşılık bulduğunu açıkça gösteriyor" ifadelerini kullandı. "Bugün itibarıyla 56 bin 400 genç çiftimizin kredi ödemesini gerçekleştirdik" Aile yılında yaptıkları çalışmalara ilişkin bilgi veren Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Dinamik nüfus yapısını koruyacak politikaları kurumsal kapasitemizi güçlendirerek kalıcı hale getirdik. Türkiye’nin dört bir yanında 19 binden fazla faaliyet gerçekleştirdik. Ailelere ve evlenecek gençlere destek olmak amacıyla 2 bin 24 indirim anlaşması yaptık. Finansal destekler, eğitim programları, kültürel faaliyetler, dijital dönüşüm projeleri gibi pek çok alanda aileyi güçlendiren projeler hayata geçirdik. Gençlerimizin aile kurmalarına destek olmak üzere başlattığımız Aile ve Gençlik Fonu’nu 81 ilimizde yaygınlaştırdık. Fondan 70 bin 400 genç çiftimiz faydalanmaya hak kazandı. Bugün itibarıyla 56 bin 400 genç çiftimizin kredi ödemesini gerçekleştirdik." "15 yaş altına yönelik sosyal medya düzenlemesini yakın zamanda hayata geçireceğiz" Çocuklara daha güvenli bir dijital dünya sunmak istediklerine dikkati çeken Göktaş, "Bunun için 15 yaş altına yönelik sosyal medya düzenlemesini yakın zamanda hayata geçireceğiz" dedi. "Şubat ayında vizyon belgemizi kamuoyuyla paylaşacağız" "Aile ve Nüfus 10 Yılı"nda hedeflerinin politikalarını kalıcı hale getirmek olduğunu dile getiren Göktaş, "Şimdi önümüzde ’Aile ve Nüfus 10 Yılı’ bulunuyor. Bu yeni dönemde hedefimiz, politikalarımızı kalıcı hale getirmek. Hayata geçirdiğimiz politikaları ve projeleri yeni dönemde, daha köklü ve uzun vadeli perspektifle yaygınlaştıracağız. Bunun için hazırlıklarımızı tamamladık. Şubat ayında Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle gerçekleştireceğimiz tanıtım toplantısı ile vizyon belgemizi kamuoyuyla paylaşacağız" açıklamasında bulundu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Cumhurbaşkanımız sanal bahis ve kumar sorununu sosyal yara olarak görüyor"
13 Ocak 2026 Salı - 12:01 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Cumhurbaşkanımız sanal bahis ve kumar sorununu sosyal yara olarak görüyor" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Cumhurbaşkanımız, sanal bahis ve kumar sorunu konusunda çok hassas, bir sosyal yara olarak görüyor ve burada yapılması gereken her şeye çok güçlü bir siyasi iradeyle destek veriyor" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, AK Parti Genel Merkez binasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen yılın ilk Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında sanal bahis ve kumarla ilgili eylem planına ilişkin kapsamlı bir sunum yaptı. Toplantının ardından sunuma ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, sanal bahis ve kumarla mücadelede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla kapsamlı bir eylem planının hazırlandığını hatırlatarak, "Eylem planında her kurumla ilgili eylemler var. Her kurum kendi eyleminden haberdar oldu ve onları takip ediyor. Diğer taraftan bu çalışmanın çeşitli alt başlıkları var. Her bir alt başlığında bir koordinatör kurumu var. İki ayda bir MASAK başkanlığında bir izleme toplantısı yapılıyor. Dört ayda bir de benim başkanlığımda bir izleme toplantısı yapıyoruz. Bu ay içinde, ilk izleme toplantımızı yapacağız" ifadelerini kullandı. "Cumhurbaşkanımız sanal bahis ve kumar sorununu sosyal yara olarak görüyor" Sanal bahis ve kumarla mücadelede atılan adımların değerlendirileceğine ve eylem planının nasıl gittiğinin değerlendirileceğine dikkati çeken Yılmaz, "Çok güzel tartışmalar oldu. Genel başkan yardımcılarımız, grup başkan vekillerimiz hemen hemen herkes söz alıp fikirlerini ifade etti. Buradaki fikirlerden de şüphesiz istifade edeceğiz. Cumhurbaşkanımız, bu konuda çok hassas, bir sosyal yara olarak görüyor ve burada yapılması gereken her şeye çok güçlü bir siyasi iradeyle destek veriyor. Partimiz de bu vesileyle daha detaylı bir şekilde neler yapıldığını gördü" değerlendirmesinde bulundu. "Bütüncül bir plan, kararlı bir şekilde uygulamaya devam edeceğiz" AK Parti’nin sanal bahis ve kumarla mücadele konusunda çalışmalar yapacağını aktaran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Bu işin bir arz tarafı var, bir de talep tarafı var. Kolluk kuvvetlerimizin güçlendirilmesi, caydırıcılık, suçun önlenmesi, bu sanal medyada bu sitelerin kapatılması, mali olarak işlerin takibi işin arz tarafında. Bir de talep tarafı var. Talep tarafında da toplumsal farkındalık ve iletişim çok önemli. İnsanların bu tür bağımlılıklara girmemesi konusunda milli eğitimden medyadaki kamu spotları dahil olmak üzere birçok alt başlık var. Sivil toplumun bu konuda harekete geçirilmesi, ailelerin daha fazla bu olayı sahiplenmesi gibi çok çeşitli boyutları var. Dolayısıyla bütüncül bir plan, kararlı bir şekilde uygulamaya devam edeceğiz" dedi. Ayrıca Yılmaz, caydırıcılık açısından hukuki olarak da cezaların artması için Adalet Bakanlığının çalışma yürüttüğünü de sözlerine ekledi.
DMS Genel Başkanı Cengiz: "Genel yetkiyi alarak memurun gerçek sesini o masaya yumruk gibi vuracağız"
13 Ocak 2026 Salı - 11:52 DMS Genel Başkanı Cengiz: "Genel yetkiyi alarak memurun gerçek sesini o masaya yumruk gibi vuracağız" Devlet Memurları Sendikası (DMS) Genel Başkanı Tuncay Cengiz, "Hedefimiz nettir; genel yetkiyi alarak memurun gerçek sesini o masaya yumruk gibi vuracağız" dedi. SİMESEN ve SAVDES-SEN’in tarihsel birikimlerini tek çatı altında buluşturan, Türkiye’nin 17’nci büyük sendikası ve 01 nolu hizmet kolunun üçüncü büyük sendikası olan Devlet Memurları Sendikası, Olağan Genel Kurulu’nu 10-11 Ocak’ta Ankara’da gerçekleştirdi. Genel kurulda Tuncay Cengiz, yeniden Devlet Memurları Sendikası Genel Başkanlığı’na seçilerek güven tazeledi. Genel kurulun açılışında kürsüye çıkan Devlet Memurları Konfederasyonu Genel Başkanı Osman Kaya, salonu dolduran kalabalığa hitaben yaptığı konuşmada, sendikacılıkta yeni bir dönemin şafağında olduklarını söyledi. Kaya, "Memurumuz yıllardır masada boynu bükük bırakılmanın, haklarının erimesinin yorgunluğunu yaşıyor. Ancak kimse umutsuzluğa kapılmasın; memurun özlediği, sadece üyesinin hakkını düşünen ve kimseden icazet almayan o onurlu sendikacılık anlayışı Devlet Memurları Konfederasyonu ile yeniden şahlanıyor. Biz sadece büyümüyoruz, biz gelmekte olan bir sel gibi gümbür gümbür geliyoruz" ifadelerini kullandı. "Genel yetkiyi alarak memurun gerçek sesini o masaya yumruk gibi vuracağız" Yeniden genel başkan seçilen Tuncay Cengiz ise, teşekkür konuşmasında, sendikanın sadece bir rakamdan ibaret olmadığını, her bir üyenin alın terinin ve onurunun emanetçisi olduklarını vurguladı. Cengiz, "Bizim yolumuz, sadece bir hak arama yolu değil, bir haysiyet mücadelesidir. ’Emeğin ve onur mücadelesinin temsilcisi’ sloganıyla çıktığımız bu yolda menzilimiz belli, hedefimiz nettir; genel yetkiyi alarak memurun gerçek sesini o masaya yumruk gibi vuracağız. Yönetim felsefemizi Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye mirası olan ’İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ düsturu üzerine kurduk. Biz devleti yaşatmak için önce memurun refahını, huzurunu ve emeğinin karşılığını savunacağız" dedi. Yeni yönetim kadrosu ise şu isimlerden oluştu: "Genel Başkan Tuncay Cengiz, Genel Sekreter Ahmet Sağlam, Genel Başkan Yardımcıları Kemal Duman, İbrahim Gümüş, Berrin Altuntaş, Vecdi Yanbaz ve Ferit Bingöl."
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Özellikle Mazlum Abdi isimli terörist Siyonizm’in kuklasıdır. YPG sivilleri kalkan yaptı. Masumların arkasına saklanıp onları ölüme sürükleyen SDG’dir"
13 Ocak 2026 Salı - 11:51 MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Özellikle Mazlum Abdi isimli terörist Siyonizm’in kuklasıdır. YPG sivilleri kalkan yaptı. Masumların arkasına saklanıp onları ölüme sürükleyen SDG’dir" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Devlet Bahçeli, "Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri’dir. İçeriden çürümüş, büyük oranda insan kalitesini yitirmiş, anlam ve varlık nedenini kaybetmiş toplum yapısına sahip olan ABD’nin kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler emin olunuz uzak değildir" dedi.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada küresel gelişmelerden Ortadoğu’daki çatışmalara, İran’daki protestolardan Suriye’deki son duruma, emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılardan terörle mücadele sürecine kadar geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarını sert sözlerle eleştirerek, "ABD’nin savunduğu şey küresel çeteleşmedir" dedi."Dünya kaosun pençesinde"Dünyada yaklaşık beş milyar insanın çatışma ve huzursuzluk sarmalı içinde yaşadığını vurgulayan Bahçeli, ABD Başkanı Trump’ın uluslararası hukuku yok sayan açıklamalarına tepki gösterdi. Trump’ın, "Uluslararası hukuka ihtiyacım yok" sözlerini hatırlatan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Hukuku yapanlarla siyaseti yapanlar, hukuku yapanlarla hayatın rotasını çizenler aynıdır. Bizim tarih, kültür ve fikir koordinatlarıyla söyleyecek olursak; hukuk, devlet olma halinin mahsulü; devlet de hukukun ve adalet ruhunun mütemmim cüzüdür. Hukuku yapan devlet, eğer hukuka uymaz, hukuku çiğnerse çeteden, organize suç örgütlerinden hiçbir farkı kalmayacaktır. Buradan hareketle diyebiliriz ki, mevcut ve mahut haliyle uluslararası hukukun aldığı ölümcül darbeler küresel mahiyette çeteleşmeyi, devlet altı yapıları, gücü yeten yetene mantığını yaygınlaştıracak, ezcümle korkunç bir durumu yeni ve yıkıcı bir normal olarak tescilleyecektir."Bahçeli, hukuk ve devlet ilişkisine dikkat çekerek, "Hukuku yapan devlet, eğer hukuka uymazsa çeteden ve organize suç örgütlerinden hiçbir farkı kalmaz" dedi."ABD’nin savunduğu küresel çeteleşmedir"Uluslararası hukukun ağır darbeler aldığını savunan Bahçeli, bunun küresel ölçekte tehlikeli sonuçlar doğuracağını belirtti. Bahçeli, "ABD Başkanı’nın savunduğu küresel çeteleşmedir, vandallığın taltifidir" ifadelerini kullanarak, şu değerlendirmede bulundu: "ABD Başkanı’nın savunduğu küresel çeteleşmedir, vandallığın taltifidir, şiddete ve silaha dayanan siyasetin kıtaları, coğrafyaları gayri ahlaki, gayri hukuki ve zorbaca abluka altına almasıdır. Küresel kurum ve kuruluşlardan kademeli olarak çekilen ABD’nin dünyayı ateşe sürüklediği, insanlığın sonunu hazırladığı, kıyamet senaryolarına ilkel bir inanç ve politik dağılma eşliğinde refakat ettiği artık inkarı çok zor bir gerçek olarak karşımızdadır. Bugünkü dünya tablosunda demokrasi ne arada, ne arafta, ne de raftadır; maalesef hepten kayıp, hepten yok hükmündedir.""Grönland çıkışı NATO’yu tartışmalı hale getirmiştir"Trump’ın Danimarka’ya bağlı Grönland ile ilgili açıklamalarını da eleştiren Bahçeli, bir NATO üyesinin toprağına başka bir NATO üyesinin göz dikmesini sert sözlerle eleştirdi. Bahçeli, "Bir NATO üyesi ülkenin hakimiyetindeki topraklara bir başka NATO üyesi ülkenin çökme ve işgal planı nasıl tarif ve tevil edilecektir? Bu şartlar altında NATO’nun değer ve hükmünden, ahlaki ve hukuki bağlayıcılığından samimiyetle bahsetmek akla ve mantığa sığacak mıdır? Tek taraflı ve bağnaz şekilde; istedim, öyle düşündüm, alacağım, yapacağım, vuracağım, yargılayacağım demek hür dünyaya rest çekmek, haydi yüreğiniz yetiyorsa gelin de savaşalım demek anlamına gelmeyecek midir? Allah için söyleyiniz, ABD’nin fiilen üstlendiği küresel jandarmalık pozisyonunda beşeriyet aç hürler, tok esirler mevkiinde görülmeyecek midir" dedi.1946 yılında ABD Başkanı Truman’ın Grönland’ı satın alma girişimini hatırlatan Bahçeli, "Emperyalizmin çarkında özde bir değişiklik yoktur" dedi."Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri’dir"Bahçeli, 19’uncu yüzyılda Osmanlı’ya yöneltilen "hasta adam" tanımlamasını hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: "Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri’dir. İçeriden çürümüş, büyük oranda insan kalitesini yitirmiş, anlam ve varlık nedenini kaybetmiş toplum yapısına sahip olan ABD’nin kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler emin olunuz uzak değildir. Bu ülkenin Siyonist haydutluğa verdiği ve kumanda odası evenjelizmin felaket senaryolarıyla teçhiz edilmiş desteğini diri tutabilmek için Latin Amerika ve Ortadoğu’nun enerji kaynaklarını sömürme planı elbette son çırpınışlardır. Dünya ABD ve İsrail’den müteşekkil değildir. Birleşmiş Milletlere üye diğer 191 ülke meydanın boş olmadığını göstermelidir. Siyonizm’in atına binen nevzuhur kovboylar mutlaka bu attan düşerek ineceklerdir. Milletleri kendi coğrafyalarında, kendi beşeri ve ekonomik kaynaklarından vazgeçmeye zorlama siyasetinin yeni ismi Donroe doktrinidir. Tek kutuplu dünya tamamen istisna bir dönemin ürünüdür. Yeni kutupların doğduğu günümüzde kaybedeceğimiz zaman yoktur. Başkalarının senaryolarında oyalanacak vaktimiz yoktur. Dünyanın mazlum ülkeleri ve yardım eli bekleyen insanlık umut aramaktadır.""İran’ın siyasi ve toprak bütünlüğü Türkiye için hayat memat konusudur"İran’da yaşanan protestolara da değinen Bahçeli, olayların yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamayacağını söyledi. Bahçeli, "İran’a yönelik organize ve çok aktörlü istihbarat ve emperyalist provokasyonlar devrededir" dedi.İran’ın huzursuzluğunun Türkiye ve bölge ülkeleri için ciddi tehdit oluşturduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti:"Komşu ülke İran’ın siyasi ve toprak bütünlüğü, iç barış, istikrar ve huzur iklimi Türkiye için hayat memat konusudur. Hangi mihrakların devrede olduğunu, hangi planların uygulamaya geçildiğini, nasıl bir İran’ın hedeflendiği parkta oynayan çocuklara sorsak onlar bile itiraf ve ifade edeceklerdir. Buzdağının yalnızca görünen kısmına değil, su altında kalan bölümüne bakmak lazımdır. İran’a neşter vuran, İran’ı felç etmek için örtülü operasyon yapan; siyasi, askeri ve ekonomik tehditlerle köşeye sıkıştırmaya çalışan mihrakların hüviyetleri belli, habis ve hayasız hedefleri bilinmektedir. Tehdit son derece tanıdık ve yakındır. Gezi Parkı olaylarıyla İran’daki malum olaylar arasındaki benzerlikler üzerine dikkatle düşünmenizi özellikle temenni ediyorum. ABD ve İsrail’in, İran’a karşı saldırı pozisyonuna geçmesi, doğrudan müdahale amacıyla ülkenin daha da karışmasını gözlemeleri, daha doğrusu karıştırılmasını temin etmeleri az evvel bahsettiğim küresel konvansiyonel savaşa bir adım daha yaklaşmaktır. İran’daki olaylara siyasi, ahlaki, inanç, kültür ve komşuluk bağları gereğince mutlaka karşı durulmalı, karşı çıkılmalıdır. Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın Siyonist ve emperyalist kuşatma ve kurcalamayla alt üst edilmesi, etnik ve mezhebi fay hatlarının kırılarak husumet mevzilerinin çok daha güncellenip güçlenmesi hepimizin aleyhine olacaktır. Bu nedenle gün bir ve beraber olma günüdür. İran Türklüğünün olaylara soğuk ve mesafeli tavrı da ayrıca değerli ve tebrike layıktır. İran halkı emperyalizmin köstebek lider projesine ve siparişine müsaade etmeyecektir. İran’daki traktörler de herhangi bir dış bağlantılı dayatmanın ve dalaverenin bozuk tarlasını sürmeye, böylesi bir şer oyuna alet olmaya, sonucu çok tehlikeli olan istikrarsızlığa çanak tutmaya yanaşmayacak, hiçbir yanlışa ortak olmayacak, hiçbir mütecaviz girişime kalkışmayacak, emperyalizmin taşeronu olmaya heves etmeyecek, gündeme bile almayacaktır.""Uzantılarının da akıbeti aynı olmalıdır"Suriye’deki gelişmelere de değinen Bahçeli, Halep’in Eşrefiye ve Şeyh Maksut mahallelerinde yaşanan çatışmaların düşündürücü olduğunu söyledi. SDG/YPG’yi sert sözlerle eleştiren Bahçeli, "PKK’nın örgütsel varlığı feshedilmiştir, silahlar bırakılmıştır. Uzantılarının da akıbeti aynı olmalıdır" dedi."Mazlum Abdi isimli terörist Siyonizm’in yandaşıdır"Bahçeli, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısının tüm yapıları bağladığını belirterek, "SDG/YPG bundan bağımsız değildir, olması da mümkün değildir. Görünen gerçek aynısıyla şöyledir: Özellikle Mazlum Abdi isimli terörist Siyonizm’in yandaşıdır, İsrail’in kuklasıdır, PKK’nın kurucu önderliğine saygısız ve sadakatsizdir. Hiç kimse, bilhassa DEM Parti Halep’te Kürt kardeşlerimize saldırıldığını, kanlarının döküldüğünü söyleyemez, söylese bile bunun inandırıcılığından bahsedilemez. Kürt kardeşlerimizin kanı bizim kanımızdır, acısı bizim acımızdır. Halep’te sivilleri canlı kalkan yapan, masumların arkasına saklanan, onları ölüme sürükleyen SDG/YPG’dir. Çok şükür Suriye ordusu sivilleri sabırla ve tam tekmil halinde tahliye etmeyi başarmış, onların kılına bile dokunmamıştır. DEM Parti yetkililerinin ‘Türkiye’yi uyarıyoruz’ diyerek başlayan söz ve açıklamaları, SDG/YPG’yi aklama ve arkalama niyetleri hakikaten çok üzücü ve sorunlu bir dildir" ifadelerini kullandı.Kardeşlik vurgusu yapan Bahçeli, terörün Türkiye’ye kazandıracağı hiçbir şey olmadığını kaydetti."Gerekirse elimizi değil gövdemizi taşın altına koymalıyız"Konuşmasının son bölümünde emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara değinen Bahçeli, yaklaşık 5 milyon emeklinin zor şartlar altında yaşadığını söyledi. Bahçeli, "Emeklilerimizin derdi derdimizdir. Gerekirse elimizi değil gövdemizi taşın altına koymalıyız" diye konuştu.Bahçeli, emeklilerin insanca yaşayabilecekleri bir gelir seviyesine kavuşturulması gerektiğini vurgulayarak, "Emeklilerimizin sonuna kadar yanındayız" dedi.