Yerel Haberler
Ankara
Satılamayan kurbanlıkları Et ve Süt Kurumu alacak 28 Mayıs 2026 Perşembe - 18:59:25 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bu yılki Kurban Bayramı’nda da üreticilerin elinde kalan kurbanlıkların Et ve Süt Kurumu (ESK) tarafından satın alınacağını bildirdi. Bakan Yumaklı, yaptığı açıklamada, tüm vatandaşların Kurban Bayramı’nı kutlayarak bayramın sağlıklı, huzurlu ve sorunsuz geçmesi temennisinde bulundu. Bakanlık ekiplerinin kurban satış ve kesim noktalarındaki denetimlerinin aralıksız sürdüğünü vurgulayan Yumaklı, üreticiler tarafından kurban pazarlarına getirilen ancak satılamayan hayvanların, önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da ESK tarafından alınacağını hatırlattı. Yumaklı, üreticilerin mağduriyet yaşamaması amacıyla, hayvan pazarlarına sevk edilmiş ancak satılamamış kurbanlıkların ESK tarafından satın alınacağını belirtti. Bu kapsamda, üreticilerin ellerinde kalan kurbanlık hayvanların 1-7 Haziran tarihleri arasında ESK tarafından satın alınacağını belirten Yumaklı, "Üreticilerimiz; İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerince kurban satışı için verilen sevk raporları ile kurban pazar yeri giriş, kira ve nakliye faturaları gibi belgelerle Kurumumuza başvurabilecek. TÜRKVET sistemi üzerinde gerekli kontroller yapıldıktan sonra, Kurumumuzun Hayvan Alım Kriterleri ve Uygulama Esasları Talimatı doğrultusunda hayvanlar satın alınacak" bilgisini paylaştı. ESK tarafından belirlenen fiyatlar Bu kapsamda, ESK’nin bu yıl için büyükbaş kurbanlık alım fiyatları karkas kilogram başına tosunda 600 lira, düvede 530 lira ve inekte 470 lira olarak belirlendi. Küçükbaş alım fiyatları ise kilogram başına kuyruklu olarak kuzuda 480 lira, tokluda 410 lira, koyunda 400 lira, oğlakta 270 lira, çepiçte 250 lira ve keçide 200 lira oldu. Kuyruksuz olarak da kuzuda alım fiyatı kilogram başına 600 lira, tokluda 550 lira ve koyunda 490 lira olarak tespit edildi. Öte yandan, söz konusu fiyatlar tavan fiyat olup, yaş, cinsiyet, randıman ve karkas ağırlığına göre değişiklik gösterebilecek.
28 Mayıs 2026 Perşembe - 18:56 MHP Lideri Bahçeli: "İstanbul’un Fethi kutlu olsun" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "İstanbul’u bizlere vatan kılan büyük hakan Fatih Sultan Mehmed Han’ı; onun yiğit askerlerini, Akşemseddin Hazretleri’ni, Ulubatlı Hasan’ı ve fethin bütün isimsiz kahramanlarını rahmetle, minnetle ve hürmetle yad ediyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun. İstanbul’un Fethi kutlu olsun" dedi. MHP Lideri Bahçeli "İstanbul’un Fethinin 573’üncü Yıl Dönümü" sebebiyle mesaj yayınladı. Bahçeli mesajında, "İstanbul’un Fethi’nin 573’üncü yıl dönümünü; tarihin derinliklerinden bugüne uzanan kutlu bir emanetin, aziz bir hatıranın ve cümle cihanı Türklükle şereflendirip İslam’la müjdelemek üzerine kurulu ebedi ve ezeli bir ülkünün idrakiyle karşılıyoruz. İki kıta, yedi tepe üzerinde yükselen aziz şehir İstanbul; Türk milletinin hafızasında cihan devleti Osmanlı’nın payitahtı, çağ kapatıp çağ açan fetih iradesinin mührü, Türk-İslam medeniyetinin en parlak simgesi ve tarihimizin en müstesna tacıdır" dedi. 29 Mayıs 1453 tarihinde gerçekleşen İstanbul’un fethi ile asırların hasretinin dindiğini ve çağların akışının değiştiğini söyleyen MHP Lideri Bahçeli, "Türk milletinin imanla karılmış harcı, bütün cihana ilan edilmiştir. Yıkılan Bizans surları ile ‘aşılamaz’ denilen bütün engeller, ‘geçilemez’ denilen bütün eşikler, ‘mümkün değildir’ denilen bütün dogmalar birer birer yıkılmıştır. Haliç’in ağzında demirden zincir, burçlarda Grejuva ateşiyle tahkim edilmiş Bizans müdafaası, Türk ordusunun önünde ise tarihin en çetin imtihanlarından biri vardı. Fakat Fatih Sultan Mehmed Han’ın ufkunda korku yoktu, tereddüt yoktu, geri dönüş yoktu. Çünkü o ufukta Peygamber Efendimiz’in ‘Konstantiniyye elbet fethedilecektir; onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur’ müjdesine mazhar olma şerefi vardı. İşte o gün, Haliç’in zincirini Ortodoks hükmünden düşüren, gemileri denizin koynundan tepelerin sırtına çıkaran büyük hamle; hedefini haktan, hesabını hikmetten, hamlesini cesaretten, harcını imandan alan 3 bin yıllık Türk askeri dehasının tarihin seyrine vurduğu mühür olmuştur" ifadelerini kullandı. İstanbul’un fethinin manevi boyutundan bahseden Bahçeli, "Otağda değişmez karar, ordugâhta itidal, saflarda adanmışlık, dillerde tekbir, gönüllerde fethe dair yeminler yükselirken; Bizans müdafaası Türk’ün iman, irade ve idrak kudreti karşısında çaresiz bırakılmıştır. Fatih’in emrinde tarih sahnesine veda etmesi gereken köhne bir devrin geri geri giden ayak sesleri duyulmuş, hilalle bezenmiş her sancak dalgalanışı ise yeni bir nizamın gelişini haber vermiştir. Padişahın buyruğuyla ulemanın duası, topçunun maharetiyle neferin teslimiyeti, aklın hesabıyla imanın harareti aynı mukaddes maksatta birleşmiştir" dedi. İstanbul’un fethinin Türk milletini adına gerçekleştirdiği tarih hamlesi olduğundan bahseden Bahçeli, şunları kaydetti: "İstanbul’un fethi; Türk milletinin gaza ve cihat kudretini imar ahlakıyla, utku gayesini adalet nizamıyla mezceden büyük bir tarih hamlesidir. Fatih Sultan Mehmed Han, İstanbul’a nizam kuran, emaneti gözeten, reayayı himaye eden ve zaferin şerefini merhametle ikmal eden bir cihan hükümdarı olarak girmiştir. Ayasofya’ya sığınanlara can ve hürriyet teminatı verilmesi, askerin halka fenalık etmesinin menedilmesi, İstanbul’un iskanla, vakıflarla, çarşılarla, mekteplerle, külliyelerle yeniden ihya edilmesi fethin aynı zamanda bir medeniyet inşası fiili olduğunu göstermiştir. İşte Fatih’i çağların ötesine taşıyan hakikat de budur. Bu kutlu yıl dönümünde, İstanbul’u bizlere vatan kılan büyük hakan Fatih Sultan Mehmed Han’ı; onun yiğit askerlerini, Akşemseddin Hazretleri’ni, Ulubatlı Hasan’ı ve fethin bütün isimsiz kahramanlarını rahmetle, minnetle ve hürmetle yad ediyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun. İstanbul’un Fethi kutlu olsun."
MHP’li Feti Yıldız: "Kayyum uygulaması bir zorunluluk hali değilse yöneticilerin belediye meclisinde seçilmesinin daha uygun olduğunu düşünüyoruz"
13 Ocak 2026 Salı - 15:44 MHP’li Feti Yıldız: "Kayyum uygulaması bir zorunluluk hali değilse yöneticilerin belediye meclisinde seçilmesinin daha uygun olduğunu düşünüyoruz" Milliyetçi Hareket Partisi(MHP) Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, "Kayyum uygulaması bir zorunluluk hali değilse yöneticilerin belediye meclisinde seçilmesinin daha uygun olduğunu düşünüyoruz" dedi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldız, "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında Meclis’te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda temsil edilen grup koordinatörleri ile TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un yapacağı toplantı öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Raporun sonuna geldiklerini ifade eden Yıldız, "Bundan sonra bir toplantı daha yaparız. Sonra müşterek rapor çıkar. Başlıklar tespit edildi. Sayısının pek bir önemi yok. Konuşurken azalır çoğalır. Görüşmeler sonrası gelişmelere bağlı olarak başlıklar değişir" ifadelerini kullandı. "Kayyum uygulaması bir zorunluluk hali değilse yöneticilerin belediye meclisinde seçilmesinin daha uygun olduğunu düşünüyoruz" Ortak raporda kayyum uygulamaları ile ilgili bir maddenin olup olmadığı hakkındaki soru üzerine Yıldız, "Bazı partiler kayyum meselesini ana raporunda dile getirmişti. MHP’nin sunduğu raporda kayyum meselesi ile ilgili bir husus yok. Ama bu demek değil ki, Partimizin kayyum meselesinde bir düşüncesi olmasın. Bize göre kayyum bazen şart olur. İşlenen suça göre şart olur. Eğer kayyum uygulaması bir zorunluluk hali değilse bunu merkezin yapması yerine yeni yöneticilerin bağlı olduğu belediye meclisinde seçilmesi en azından halk iradesinin muhafazası bakımından daha uygun diye düşünüyoruz. Kayyum uygulamaları tedbirdir. Davanın başından sonuna kadar uygulanıyor ama şartlar değiştiğinde kaldırılması lazım. Mesela Genel Başkanımızın ‘İki Ahmet’ diye tabir ettiği Ahmet Türk ve Ahmet Özer’in duruşmaları davalarının seyri içinde bulunduğumuz atmosfer ve komisyonumuzun amacı ile birleştirildiği zaman aslında çok taşkın ve amacını da aşmış bir uygulama olduğu da görülür. Ahmet Özer ve Ahmet Türk’ün göreve iadesi için bizce bir sıkıntı yok" dedi. "Umut hakkı bizim raporunuzda var" "Umut Hakkı"nın partisinin raporunda var olduğunu dile getiren Yıldız, "Ancak ortak raporda var mı yok mu bilmiyoruz. Konuşma sonrası çıkar" diye konuştu. Yıldız açıklamasının sonunda, "Yeniden infaz yasası kanunu çıkarılsın diyorum, sıfırdan diyorum. Anlaşılsın diye sıfırdan diyorum bunu bazı arkadaşlar yanlış anlatıyor. Sanki bunu 12. Yargı Paketi içerisinde infaz maddesi var gibi anlatıyorlar biraz daha dikkatli olsalar sevinirim" ifadelerini kullandı.
Bakan Bolat: "Cari işlemler açığı tarihsel ortalamaların altında seyretmeye devam ediyor"
13 Ocak 2026 Salı - 15:30 Bakan Bolat: "Cari işlemler açığı tarihsel ortalamaların altında seyretmeye devam ediyor" Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Cari işlemler açığı tarihsel ortalamaların altında seyretmeye devam ediyor. Cari işlemler açığının milli gelire oranının 2025’te OVP kapsamında yüzde 1,4 olarak gerçekleşmesini öngörüyoruz" dedi. Bakan Ömer Bolat, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan Kasım 2025 dönemi ödemeler dengesi verilerine ilişkin değerlendirmede bulundu. Kasım 2025’te cari işlemler hesabının 4 milyar dolar açık, altın ve enerji hariç cari işlemler hesabının ise 2,1 milyar dolar fazla verdiğini vurgulayan Bolat, 2025 yılının 11 ayında cari işlemler açığının 18,5 milyar dolar olarak gerçekleştiğini bildirdi. Bolat, yıllıklandırılmış cari işlemler açığının Kasım 2025’te 23,2 milyar dolar olduğuna dikkati çekerek, yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının söz konusu ayda yüzde 4 artışla, 392,6 milyar dolara ulaşarak rekor seviyeye çıktığını kaydetti. Hizmet ihracatının güçlü seyrini devam ettirerek Kasım 2025’te yıllıklandırılmış bazda bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,1 artışla tüm zamanların en yüksek seviyesi olan 122,1 milyar dolara ulaştığına işaret eden Bolat, "Seyahat gelirleri Kasım 2025’te yıllıklandırılmış bazda 59,4 milyar dolar, taşımacılık gelirleri ise 42,3 milyar dolar oldu. Küresel ekonomide dış ticaret ortaklarımızdaki zayıf talep şartlarına, ticaret gerilimlerine ve bölgesel risklere rağmen Türkiye ekonomisi dış finansman ihtiyacını azaltan, makroekonomik istikrarı güçlendiren bir görünüm ortaya koymaktadır" açıklamasında bulundu. Bolat, cari işlemler hesabındaki olumlu gelişmelerle Türkiye’nin kredi risk priminin (CDS) Mayıs 2018’den bu yana en düşük seviye olan 203,98 baz puana kadar gerilediğini söyleyerek, "CDS’deki bu güçlü iyileşme, finansal istikrarı pekiştirmekte ve dezenflasyon sürecine katkı sağlamaktadır. Küresel konjonktürde izlenen risk ve belirsizliklere, artan korumacı politikalar nedeniyle zayıf seyreden talebe rağmen hem mal hem de hizmet ihracatımız artışını sürdürmekte rekor tazelemeye devam etmektedir. Bu olumlu gelişmeler ile cari işlemler açığı tarihsel ortalamaların altında seyretmeye devam ediyor. Cari işlemler açığının milli gelire oranının 2025’te OVP kapsamında yüzde 1,4 olarak gerçekleşmesini öngörüyoruz" ifadelerine yer verdi. "Dengelenme, yapısal reformlara elverişli zemin oluşturuyor" Cari işlemler hesabında izlenen dengelenmenin, uygulanan bütüncül ve kararlı ekonomi politikalarının sonucu olarak makroekonomik istikrarı güçlendirdiğini belirten Bolat, bu durumun aynı zamanda fiyat istikrarı ve sürdürülebilir büyüme hedefleriyle uyumlu şekilde yapısal reformların hayata geçirilmesi için elverişli bir zemin oluşturduğunu bildirdi. Bakan Bolat, küresel ekonomideki dönüşümlere de dikkati çekerek, "Önümüzdeki dönemde bir taraftan üreticilerimizi haksız ithalat baskısına karşı korumaya devam edecek, diğer taraftan küresel ekonomideki dönüşümleri de dikkate alarak ülkemizin küresel ticaretteki konumunu sürdürülebilir bir şekilde güçlendirmeye yönelik politikaları uygulamayı sürdüreceğiz" dedi.
Hava Tahmin Uzmanı Macit: "3 Büyükşehir’de hava sıcaklıkları pazar gününe kadar artacak"
13 Ocak 2026 Salı - 15:06 Hava Tahmin Uzmanı Macit: "3 Büyükşehir’de hava sıcaklıkları pazar gününe kadar artacak" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü hava tahmin uzmanı Abdullah Macit, ülke genelinde beklenen hava tahmin raporlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Macit, "3 Büyükşehir’de hava sıcaklıkları pazar gününe kadar artacak" dedi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü hava tahmin uzmanı Abdullah Macit, Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından paylaşılan hava tahmin raporlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Çarşamba günü Batı Karadeniz’de, Doğu Anadolu’nun güneydoğusunda ve Karadeniz’in özellikle doğu kesimlerinde yağışların devam etmesini beklediklerini belirten ifade eden Macit, sözlerine şu şekilde devam etti: "Vatandaşların ulaşımda aksamalara karşı dikkatli olmalarını istiyoruz" "Marmara’nın kuzeyinde yağışlar devam ediyor. Yağışlar genellikle iç kesimlerde karla karışık yağmur ve kar şeklinde, kıyılarda yağmur şeklinde olacak. Perşembe ve cuma günü de Karadeniz’in tamamında, İç Anadolu’nun kuzeydoğusunda ve Doğu Anadolu’nun doğusunda yağışlar devam ediyor. Yağışlar kıyılarda yine yağmura dönecek ama iç kesimlerde kar şeklinde olmasını bekliyoruz. Özellikle buzlanma ve don olayı, yağışın geçmesiyle birlikte, yurdun iç ve doğu kesimlerinde kendini gösteriyor. Vatandaşların ulaşımda aksamalara karşı dikkatli olmalarını istiyoruz. Bir de Doğu Karadeniz’in iç kesimleriyle Doğu Anadolu’nun doğusunun yükseklerinde de çığ tehlikesi devam ediyor. Bu konuda da dikkatli olurlarsa vatandaşlarımızı uyaralım." "3 Büyükşehir’de hava sıcaklıkları pazar gününe kadar artacak" 3 Büyükşehir’de beklenen hava durumuna ilişkin konuşan Macit, "İstanbul’da sıcaklıklar artıyor. Hava sıcaklıkları önümüzdeki 3 gün boyunca 10-12 derece civarında olacak. İstanbul’da yağmur bekliyoruz. İstanbul’da sıcaklık düşüşü hafta sonu, pazar gününden itibaren bekleniyor. Ankara’da yağış beklemiyoruz ancak sabah saatlerinde hava sıcaklığı, çarşamba günü sabah, eksi 5 dereceye kadar düşüyor. Ama Ankara’da önümüzdeki 3 gün boyunca, yine gece sıcaklıkları ile beraber gündüz sıcaklıkları da artış gösterecek. İzmir’de yağış beklemiyoruz. Hava sıcaklığı 15-16 dereceye kadar çıkacak. Hava sıcaklıkları pazar gününe kadar, batı kesimlerde 3 büyük şehirde artıyor. Pazar günden itibaren azalış bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
Bakan Işıkhan: "(CHP’nin emekli aylığı nöbeti) Mecliste nöbet tutacağınıza önce emeklilerimizin hakkı olan SGK borçlarınızı ödeyin"
13 Ocak 2026 Salı - 15:04 Bakan Işıkhan: "(CHP’nin emekli aylığı nöbeti) Mecliste nöbet tutacağınıza önce emeklilerimizin hakkı olan SGK borçlarınızı ödeyin" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, CHP’li milletvekillerinin en düşük emekli aylığına ilişkin TBMM’de gerçekleştirdiği nöbete ilişkin, "Siz Mecliste nöbet tutacağınıza önce emeklilerimizin hakkı olan SGK borçlarınızı ödeyin, SGK borçlarını ödemeyen belediye başkanlarınızdan hesap sorun" dedi. Bakan Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Avrupa Birliği (AB) finansmanıyla hayata geçirilen "Eğitimli Çocuk Bakıcılarının Teşviki Yoluyla Kayıtlı Kadın İstihdamının Desteklenmesi Projesi (EDU-CARE II) Kapanış konferansına katıldı. Burada konuşan Işıkhan, toplumların gerçek gücü ve zenginliğinin beşeri sermayelerini ne kadar etkin, ne kadar verimli ve ne kadar kapsayıcı kullandıklarıyla doğru orantılı olduğunu dile getirdi. Türkiye’yi sürdürülebilir kalkınma hedeflerine taşıyacak olan refah ortamını ise nüfusun yarısını oluşturan ve toplumun kurucu unsuru olan kadınların destekleriyle gerçekleşebileceğine vurgu yapan Işıkhan, "Bu kapsamda, kadınların üretime tam ve etkin katılımı, tam bağımsız yerli ve milli kalkınma hamlelerimizde kilit bir rol oynamaktadır. Öte yandan ülkemizin geleceği adına beka meselesi olarak gördüğümüz aile kurumunun, sağlam temeller üzerinde yükselebilmesi ve kimsenin çalışma hayatında zorluklara maruz kalmaması için tedbirlere devam etmekteyiz" şeklinde konuştu. "Mecliste nöbet tutacağınıza önce; emeklilerimizin hakkı olan SGK borçlarınızı ödeyin" Türkiye’de tüm vatandaşlar için uzun vadeli politikalar yürüttüklerinin altını çizen Işıkhan, belirli bir kesimin ise sadece şov ürettiğini belirterek eleştirilerde bulundu. Işıkhan, şu ifadelere yer verdi: "Bu kişiler maalesef, tamamen şov ve popülizm organizasyonuna dönüşen Cumhuriyet Halk Partisi yöneticileridir. Yüce Mecliste yine siyasi şov amaçlı yaptıkları sözüm ona nöbetten bahsediyorum. Bunlar işçi derler, emekçi derler; bunun siyasetini yaparlar ama kendi belediyeleri; işçilerimizin alın terini, hak ettiği ücretini ödemez. Emekli derler, gidip mecliste güya emekliler için nöbet tutarlar ama SGK’ya borçlarını ödemezler. Bugün emeklilere, emekli maaşı ödeyen SGK’ya, en fazla borcu olan kurumlar, artık çok iyi bildiğiniz gibi CHP’li belediyelerdir. Siz mecliste nöbet tutacağınıza önce emeklilerimizin hakkı olan SGK borçlarınızı ödeyin. Meclis’te nöbet tutacağınıza, SGK borçlarını ödemeyen belediye başkanlarınızdan hesap sorun. Bugünkü zihniyet geçmişte emeklilerimizin aylıklarını ödemekte zorlanan bir zihniyettir." "Yerel seçimlerde emeklilerimize yönelik verdikleri vaatlerin nöbetini tutsunlar" Eleştirilerini sürdüren Işıkhan, şunları kaydetti:; "Gerçekten emeklilerimiz de, işçilerimiz de, gençlerimiz de, kadınlar da, bunların umurunda değildir. Şov için mecliste nöbet tutacaklarına; yerel seçimlerde emeklilerimize yönelik verdikleri vaatlerin nöbetini tutsunlar. Bunun hesabını aziz milletimize versinler. Çıksınlar verdikleri vaatlerle kandırdıkları vatandaşlarımızdan özür dilesinler; yolsuzlukların hesabını sorsunlar ve bunların hesabını versinler. Bizler 2002’den bugüne SGK’yı, nasıl bunların getirdiği batma noktasından bugünlere getirdiysek, bundan sonra daha da güçlendirip emeklilerimizin refah artışını devam ettireceğiz. Emeklilerimizle, emektarlarımızla ve emekçilerimizle aramıza giremezler. Biz dün neysek, bugün de oyuz, yarın da o olacağız. CHP de ne yazık ki dün neyse, bugün de öyle, yarın da öyle olacak. Bugün dünyanın neresinde olursa olsun kurulan her masada artık Türkiye konuşuluyor, Türkiye’nin çıkarları gündeme geliyor. Avrupa’daki kendi mevkidaşları bile, bunları ciddiye alıp, 5 dakika randevu dahi vermiyor" açıklamasında bulundu. "Dün nasıl emeklilerimizin yanında olduysak, bugün de onların refahını artırmaya devam edeceğiz" Emekli vatandaşlara da seslenen Işıkhan, dünyada sözü dinlenen, ekonomisi güçlü, masada ağırlığı olan, krizleri yöneten bir Türkiye olduğunun altını çizerek, "Bu güçlü Türkiye’de, refah artışı lafla değil; icraatla olur ve bu refahın ilk adresi de her zaman vatandaşlarımız olmuştur. Biz, AK Parti olarak, emeklilerimizi hiçbir zaman siyasi malzeme yapmadık, yapmayız. Dün nasıl emeklilerimizin yanında olduysak, bugün de yarın da aynı duruşla, aynı samimiyetle onların refahını artırmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "EDU-CARE sadece bir mali destek paketi değil, aynı zamanda çalışan anneleri rahatlatan bir istihdam stratejisidir" Işıkhan, bugüne kadar, özellikle kadınların çalışma yaşamı ile aile hayatı arasında yaşadığı ikilemi ortadan kaldırmak için birçok projeyi ve kolaylaştırıcı düzenlemeyi hayata geçirdiklerini söyleyerek, "Bu anlamda, başarıyla uyguladığımız ve bugün itibariyle kapanışını gerçekleştirdiğimiz EDU-CARE projesi, bu tedbirlerimizin somut bir örneği olmuştur. EDU-CARE sadece bir mali destek paketi değil, aynı zamanda çalışan anneleri rahatlatan bir istihdam stratejisidir. Bu sayede, temel bakım hizmetlerinden yararlanmayı bir lüks olmaktan çıkarıp, çalışma hayatının olağan bir parçası haline getirilmesi için önemli bir adım atmış olduk. Bir yandan, istihdamdan kopma riskiyle yüzleşen annelerimize sağladığımız finansal destekle, onlara iş gücü piyasasında kalmaları için güçlü bir destek vermiş olduk. Diğer taraftan ise; çocuk bakım hizmetlerini kayıt dışılığın gölgesinden kurtararak bu değerli mesleği; standardı ve sosyal güvencesi olan, profesyonel bir meslek statüsüne kavuşturmayı hedefledik" ifadelerine yer verdi. EDU-CARE projesinin çalışma hayatında kritik öneme sahip kayıtdışı istihdamla mücadele hususunda da bize yeni bir fırsat sunduğunu dile getiren Işıkhan, projenin kayıtlı çalışmanın teşvik edilmesinde ‘ceza’ değil ‘ödül ve destek’ mekanizmasının ne denli etkili olduğunun ispatı olduğunun vurguladı. "Projeden elde ettiğimiz kazanımları 12. Kalkınma Planımız ve Orta Vadeli Program hedeflerimizle uyumlu bir şekilde ele alıyoruz" Bakan Işıkhan, projenin AB Delegasyonu ile gelecekteki iş birlikleri için de güçlü bir referans olduğunu da söyleyerek, "Bu projeden elde ettiğimiz kazanımları; 12. Kalkınma Planımız ve Orta Vadeli Program hedeflerimizle uyumlu bir şekilde ele alıyor, bunu geleceğe ait ulusal politikalarımızı belirmemize yardımcı olacak önemli bir referans kaynağı olarak değerlendiriyoruz. Çocuk, yaşlı ve engelli bakım hizmetlerini de içerisine alan sosyal politika hamlelerimizi, ülkemizin dört bir yanında çok daha yaygın, ekonomik ve erişilebilir hale getirmeyi hedefliyoruz. Eş zamanlı olarak, kadın, engelli ve genç istihdamına yönelik teşvik mekanizmalarımızı sadeleştirip güçlendirerek, bu destekleri çok daha etkin ve sonuç alıcı bir yapıya kavuşturma gayretindeyiz" değerlendirmesinde bulundu. Konuşmanın ardından plaket takdimi gerçekleştirildi. Programa, Bakan Vedat Işıkhan’ın yanı sıra AB Türkiye Delegasyonu Başkan Vekili Jurgis Vılcınskas, Somali Çalışma ve Sosyal İşler Bakanı Salim Alio Ibro, SGK Başkanı Raci Kaya da katılım sağladı.
CHP kurultay davasının görülmesine devam edildi
13 Ocak 2026 Salı - 15:01 CHP kurultay davasının görülmesine devam edildi İstanbul’un görevden alınan Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da içerisinde bulunduğu tutuksuz 12 sanığın ‘seçim kanununa muhalefet’ suçundan yargılanmasına devam edildi. Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuksuz sanıklar İmamoğlu, göreden alınan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ile CHP Parti Meclisi Üyesi Baki Aydöner SEGBİS ile katılırken, Bursa Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş ve avukatlar hazır bulundu. Mahkeme hakimi bu celse sanıkların dinleneceğini bildirdi. "Ben kamuya mal olmuş bir siyasetçiyim" Söz verilmesi üzerine konuşan tutuksuz sanık CHP Parti Meclisi Üyesi Aydöner, "Ben geçtiğimiz yıl Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ifadeye çağrıldım. Kurultayın bir şaibeye bulaştırıldığı gerekçesiyle dava açıldı. Ben İstanbul Kartal’da sandık görevlisiydim. Son genel seçimde de ben çalışmalara katılmıştım. Son kurultay ve parti seçimlerinde o günden bugüne kadar seçimlere hile karıştırılmadı. Hiçbir suç isnatıyla karşılaşmadım. Hicap duyduğumu belirtmek isterim. Genel seçimlere hile karıştırılmamış nasıl olurda kurultaya hile karıştırmış olabiliriz. Partide doğmuş büyümüş birisi olarak hile karıştıracak bir hayat tarzım yoktur. Türkiye’de 81 il başkanı var hepsi de çok kıymetlidir. Türkiye’de siyaseti kazandık, kaybettik kelimelerini kullanmayan birisiyim. Ben kamuya mal olmuş bir siyasetçiyim. Parti içerisinde biz kazandık da kim kaybetti. Son olarak da şunu söylemek istiyorum" dedi. "Adaletin terazisine dedikoduyu, iftirayı ve sipariş ifadeleri koymak demokrasiye ve milletin iradesine büyük bir saldırıdır" İmamoğlu, "Çok üzüntü verici davalar silsilesiyle bazı parti yöneticilerimiz ve üyelerimiz karşı karşıyadır. Tarihte görülmemiş şekilde mahkemelerimizin bu şekilde meşgul edilmesi utanç vericidir, üzücüdür. Her seferinde aynı birkaç ismin tanıklık vasfı bulunmamasına rağmen tanık olarak karşımıza çıktığını görüyoruz, aynı senaryo, aynı ezber farklı dosyalarla dolaşıma sokulmaktadır. Bu akıl dışı beyanları kimlerin ezberlettiği, hangi odakların bu kişilere yol tarif ettiği neden sorgulanmamaktadır? Bu günü geldiğinde sorgulanacaktır. Türk yargısının bu kişileri muteber tanık olarak ilan etmesi hangi anlayışla açıklanabilir? Adaletin terazisine dedikoduyu, iftirayı ve sipariş ifadeleri koymak demokrasiye ve milletin iradesine büyük bir saldırıdır. İddia makamının bu iddiaları kaideye alması gerçekten utanç vericidir. Bu bir hukuki çürüme değil aynı zamanda milletin adalet duygusuna da açıkça ihanettir. Siyaseti sopa haline getiren ve buna sessiz kalan herkes, bu işin içerisinde rol alan herkesi uyarıyorum; buna ortak olmayın, yazıktır günahtır. Günü geldiğinde adil ve özgür bir ortamda kim bu işin içindeyse hesap verecektir" diye konuştu. "Delegenin özgür iradesiyle hayata geçirilen bir gündür" Parti kurultayının şeffaf bir şekilde yürütüldüğünü ve delegeleri etkileme gibi bir durumun söz konusu olmadığını ifade eden İmamoğlu, "Benim divan başkanı olmamı teklif eden de tarafıma zaten dönemin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Kurultay sürecinde en ufak bir çatışma ve nahoş bir ortam yaşanmamıştır. Ciddi bir saygı ve sevgi çerçevesi içerisinde geçirilmesi de kurultayın başarısıdır. Kemal Kılıçdaroğlu ile de yapılan görüşmeler kamuoyuna yansımıştır, çekilme gibi bir durum değil sakince geçmesi üzerine yapılan görüşmelerdir. Şu mahkemeyi asla ve asla meşgul etmeyecek olan seviyesiz ithamlardır bunlar. Delegenin özgür iradesiyle hayata geçirilen bir gündür. Sonradan kurgulu olan anlatıların ne hukuki ne de siyasi bir karşılığı vardır. Hukuki temelden yoksun, iftiraları şiddetle reddediyorum. Gerçeğin olmadığı bir senaryonun ayakta kalması mümkün değildir. Bu yargılamanın bir an önce sanık olarak bulunan arkadaşlarımın beraati ile sonuçlanmasını diliyorum. Bundan sonraki duruşmalara da katılmak istemiyorum" ifadelerinde bulundu. Söz alan Akpolat, 1 yıldır tutuklu olduğunu ifade ederek şunları söyledi: "Savcılık dosyalardan beraat edeceğime o kadar emin ki bu yüzden sürekli hakkımda yeni dosyalar açıyor. İleride İttihat ve Terakki üyeliğinden yargılanabilirsem şaşırmayın. İzahı olmayan şeyin maalesef mizahı oluyor. Bizim içinde olduğumuz durum da budur. Bize karşı yürütülen bu savaşın ne akılla, ne mantıkla ne de hukukla yakından ilgisi yoktur. Suçlandığımız konular hakkında savunma yapmak bizim için zuldür. Eski Beykoz Belediyesi Özel Kalem Müdürü Veli Gümüş, kurultaya katılmamış zaten. Ancak söylediği şeyler dosyaya konmuş, itibar edilmiş ve biz de savunma yapmak zorunda kalıyoruz. Çocukluğumdan itibaren CHP’nin kurultay ve kongrelerinde bulunmaya çalıştım. Demokratik bir ortam vardır ama delegenin iradesini sakatlamak gibi bir durum söz konusu olamaz. Bugün burada olmamamızın nedeni nettir. Kurultay’da Özgür Özel yerine başka bir tercih yapsaydık, seçimlerde CHP birinci parti olmasaydı burada ne ben ne de arkadaşlarım yargılanacaktı. Ancak ben başka tercih yapsaydım umutları sömürülen partili arkadaşlarım yargılayacaktı. O yüzden bu yargılanmayı parti üyelerimizin yargılamasına tercih ederim." Bursa Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’da üzerine atılı suçlamaları kabul etmedi. CHP’nin halkın umudu haline gelmiş bir parti olduğunu söyleyen CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, beraatini talep etti. Türkiye’nin 1. partisi olduklarını ifade eden CHP İstanbul İl Başkanı Çelik, "Sonrasında operasyonlar, davalar, adliyeler, cezaevleri aşamaları geldi. Cumhurbaşkanı olarak belirlediğimiz Ekrem İmamoğlu şu an cezaevinde. Ben 44 yaşıma kadar hiç mahkeme yüzü görmedim, hakim karşısına geçmedim. Üç ayrı davadan 22,5 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanıyorum. O yüzden diyorum Cumhuriyet Halk Partili olmak suç diye. CHP’nin 1. parti olması sonrasında hedef haline gelmeye başladık. Gazeteciler, öğrenciler tutuklandı. Tamamen susturmayla karşı karşıyayız. Yargı eliyle siyasetin dizayn edilmesi, vatandaşla CHP’nin gönül bağını engellemek amaçlanıyor. CHP’nin Cumhurbaşkanı adayının diploması iptal edildi. Dosya içeriği boş. İtirafçı, iftiracı kişilerin ifadeleri var. İmamoğlu’nun seçim kazanması suç sayılıyor iddianamelerde. Bu dava muhalefetsiz bir Türkiye yapılmak istenmesinin davasıdır. iPhone telefon dağıtıldı dediler asılsız çıktı, para verildi dediler asılsız çıktı. Herkes için adalet istiyoruz. Biz başarı yakaladığımız için yargılanıyoruz" ifadelerinde bulundu.
TBMM Türkiye-İran Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Kayhan Türkmenoğlu:
13 Ocak 2026 Salı - 14:59 TBMM Türkiye-İran Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Kayhan Türkmenoğlu: TBMM Türkiye-İran Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Kayhan Türkmenoğlu, "Her iki ülkede iç barışın, toplumsal huzurun ve siyasi istikrarın korunması; sadece ulusal güvenlik açısından değil, sınır güvenliği ve bölgesel istikrar bakımından da hayati öneme sahiptir. Türkiye ve İran’da istikrarın güçlenmesi, bölgemizde barışın kalıcı hale gelmesine doğrudan katkı sağlayacaktır" dedi. Türkmenoğlu, İran’da yaşanan gerilime ilişkin açıklama yaptı. Türkmenoğlu, İran İslam Cumhuriyeti Büyükelçisi Sayın Mohammad Hassan Habibullah Zadeh ve beraberindeki heyetle, TBMM’de bir araya geldiğini belirterek, toplantıda son günlerde İran’da yaşanan gelişmelerin, toplumsal olayların seyri ve bu sürecin bölgesel barış ile istikrar üzerindeki muhtemel etkilerini kapsamlı şekilde ele alındığını kaydetti. Türkmenoğlu şunları kaydetti: "Türkiye ile İran, yüzyıllardır değişmeyen ortak bir sınırı paylaşan iki köklü komşudur. Bu sınır hattı yalnızca coğrafi bir yakınlığı değil, aynı zamanda güvenlik, istikrar ve karşılıklı sorumluluğu da ifade etmektedir. Her iki ülkede iç barışın, toplumsal huzurun ve siyasi istikrarın korunması; sadece ulusal güvenlik açısından değil, sınır güvenliği ve bölgesel istikrar bakımından da hayati öneme sahiptir. Türkiye ve İran’da istikrarın güçlenmesi, bölgemizde barışın kalıcı hale gelmesine doğrudan katkı sağlayacaktır. Komşumuz İran’da yaşanan gelişmelerin yalnızca ülke içi dengeler açısından değil, bölgemizin huzuru, güvenliği ve istikrarı bakımından da dikkatle takip edilmesi gerektiğine inanıyorum. Türkiye ile İran arasındaki ilişkiler, köklü bir tarihî birikime ve güçlü komşuluk bağlarına sahiptir. Parlamentolar arası diyalog ve dostluk grupları, bu ilişkilerin karşılıklı anlayış ve yapıcı bir zeminde sürdürülmesine önemli katkılar sunmaktadır. TBMM Türkiye-İran Parlamentolar Arası Dostluk Grubu olarak, bölgesel barış ve istikrarın korunmasına katkı sunan, karşılıklı güveni ve diyaloğu güçlendiren bu tür temasların mevcut hassas süreçte büyük önem taşıdığına inanıyorum."
Walter Strauss Uluslararası Koro Şefliği Masterclass 10’uncu yılını kutluyor
13 Ocak 2026 Salı - 13:03 Walter Strauss Uluslararası Koro Şefliği Masterclass 10’uncu yılını kutluyor Devlet Çoksesli Korosu’nun 2016 yılında hayata geçirdiği Walter Strauss Uluslararası Koro Şefliği Masterclass 10’uncu yılını kutluyor. Devlet Çoksesli Korosu’nun 2016 yılında hayata geçirdiği Walter Strauss Uluslararası Koro Şefliği Masterclass, Avrupa Korolar Birliği üyeliğinin sağladığı imkanlar sayesinde her yıl farklı ülkelerden katılımcıları Ankara’da buluştururken, bu sene 10. yılını kutluyor. 25-31 Ocak 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan bu etkinlik, Avrupa ile doğrudan bağlantı kuran yapısıyla Avrupa Korolar Birliği tarafından önerilen dört prestijli masterclass arasında yer alması planlanıyor. 35 farklı şehirden 450 şefi bir araya getiriyor Genç koro şeflerine Devlet Çoksesli Korosu ile birebir çalışma olanağı sunan etkinlik, sahne pratiğine dayalı bir eğitim süreci sunacağı belirtildi. 2026 yılının konuk şefi olarak öne çıkan Zoltan Pad, Macar Radyosu Korosu şefi olarak Orta Avrupa koro geleneğini buluşturan çalışmalarıyla, günümüz Avrupa koro geleneği isimleri arasında yer alıyor. Katmanlı bir eğitim yapısı üzerine kurulu olan Walter Strauss Uluslararası Koro Şefliği Masterclass, deneyim düzeylerine göre şekillenen içeriğiyle; başlangıç ve orta seviye katılımcılar için koro şefliği atölye çalışmaları, ileri düzey şef adayları için ise ustalık sınıfı oturumları sunuyor. Walter Strauss Uluslararası Koro Şefliği Masterclass, Türkiye’nin 35 farklı şehrinden 450’nin üzerinde şef adayını bir araya getirerek, Türkiye’de koro müziği alanında sürdürülebilir bir eğitim ve paylaşım ortamı oluşturmayı hedefliyor.