EKONOMİ - 13 Ocak 2026 Salı 15:04

Bakan Işıkhan: "(CHP’nin emekli aylığı nöbeti) Mecliste nöbet tutacağınıza önce emeklilerimizin hakkı olan SGK borçlarınızı ödeyin"

A
A
A
Bakan Işıkhan: "(CHP’nin emekli aylığı nöbeti) Mecliste nöbet tutacağınıza önce emeklilerimizin hakkı olan SGK borçlarınızı ödeyin"

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, CHP’li milletvekillerinin en düşük emekli aylığına ilişkin TBMM’de gerçekleştirdiği nöbete ilişkin, "Siz Mecliste nöbet tutacağınıza önce emeklilerimizin hakkı olan SGK borçlarınızı ödeyin, SGK borçlarını ödemeyen belediye başkanlarınızdan hesap sorun" dedi.


Bakan Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Avrupa Birliği (AB) finansmanıyla hayata geçirilen "Eğitimli Çocuk Bakıcılarının Teşviki Yoluyla Kayıtlı Kadın İstihdamının Desteklenmesi Projesi (EDU-CARE II) Kapanış konferansına katıldı. Burada konuşan Işıkhan, toplumların gerçek gücü ve zenginliğinin beşeri sermayelerini ne kadar etkin, ne kadar verimli ve ne kadar kapsayıcı kullandıklarıyla doğru orantılı olduğunu dile getirdi.


Türkiye’yi sürdürülebilir kalkınma hedeflerine taşıyacak olan refah ortamını ise nüfusun yarısını oluşturan ve toplumun kurucu unsuru olan kadınların destekleriyle gerçekleşebileceğine vurgu yapan Işıkhan, "Bu kapsamda, kadınların üretime tam ve etkin katılımı, tam bağımsız yerli ve milli kalkınma hamlelerimizde kilit bir rol oynamaktadır. Öte yandan ülkemizin geleceği adına beka meselesi olarak gördüğümüz aile kurumunun, sağlam temeller üzerinde yükselebilmesi ve kimsenin çalışma hayatında zorluklara maruz kalmaması için tedbirlere devam etmekteyiz" şeklinde konuştu.



"Mecliste nöbet tutacağınıza önce; emeklilerimizin hakkı olan SGK borçlarınızı ödeyin"


Türkiye’de tüm vatandaşlar için uzun vadeli politikalar yürüttüklerinin altını çizen Işıkhan, belirli bir kesimin ise sadece şov ürettiğini belirterek eleştirilerde bulundu. Işıkhan, şu ifadelere yer verdi:


"Bu kişiler maalesef, tamamen şov ve popülizm organizasyonuna dönüşen Cumhuriyet Halk Partisi yöneticileridir. Yüce Mecliste yine siyasi şov amaçlı yaptıkları sözüm ona nöbetten bahsediyorum. Bunlar işçi derler, emekçi derler; bunun siyasetini yaparlar ama kendi belediyeleri; işçilerimizin alın terini, hak ettiği ücretini ödemez. Emekli derler, gidip mecliste güya emekliler için nöbet tutarlar ama SGK’ya borçlarını ödemezler. Bugün emeklilere, emekli maaşı ödeyen SGK’ya, en fazla borcu olan kurumlar, artık çok iyi bildiğiniz gibi CHP’li belediyelerdir. Siz mecliste nöbet tutacağınıza önce emeklilerimizin hakkı olan SGK borçlarınızı ödeyin. Meclis’te nöbet tutacağınıza, SGK borçlarını ödemeyen belediye başkanlarınızdan hesap sorun. Bugünkü zihniyet geçmişte emeklilerimizin aylıklarını ödemekte zorlanan bir zihniyettir."


"Yerel seçimlerde emeklilerimize yönelik verdikleri vaatlerin nöbetini tutsunlar"


Eleştirilerini sürdüren Işıkhan, şunları kaydetti:;


"Gerçekten emeklilerimiz de, işçilerimiz de, gençlerimiz de, kadınlar da, bunların umurunda değildir. Şov için mecliste nöbet tutacaklarına; yerel seçimlerde emeklilerimize yönelik verdikleri vaatlerin nöbetini tutsunlar. Bunun hesabını aziz milletimize versinler. Çıksınlar verdikleri vaatlerle kandırdıkları vatandaşlarımızdan özür dilesinler; yolsuzlukların hesabını sorsunlar ve bunların hesabını versinler. Bizler 2002’den bugüne SGK’yı, nasıl bunların getirdiği batma noktasından bugünlere getirdiysek, bundan sonra daha da güçlendirip emeklilerimizin refah artışını devam ettireceğiz. Emeklilerimizle, emektarlarımızla ve emekçilerimizle aramıza giremezler. Biz dün neysek, bugün de oyuz, yarın da o olacağız. CHP de ne yazık ki dün neyse, bugün de öyle, yarın da öyle olacak. Bugün dünyanın neresinde olursa olsun kurulan her masada artık Türkiye konuşuluyor, Türkiye’nin çıkarları gündeme geliyor. Avrupa’daki kendi mevkidaşları bile, bunları ciddiye alıp, 5 dakika randevu dahi vermiyor" açıklamasında bulundu.



"Dün nasıl emeklilerimizin yanında olduysak, bugün de onların refahını artırmaya devam edeceğiz"


Emekli vatandaşlara da seslenen Işıkhan, dünyada sözü dinlenen, ekonomisi güçlü, masada ağırlığı olan, krizleri yöneten bir Türkiye olduğunun altını çizerek, "Bu güçlü Türkiye’de, refah artışı lafla değil; icraatla olur ve bu refahın ilk adresi de her zaman vatandaşlarımız olmuştur. Biz, AK Parti olarak, emeklilerimizi hiçbir zaman siyasi malzeme yapmadık, yapmayız. Dün nasıl emeklilerimizin yanında olduysak, bugün de yarın da aynı duruşla, aynı samimiyetle onların refahını artırmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.


"EDU-CARE sadece bir mali destek paketi değil, aynı zamanda çalışan anneleri rahatlatan bir istihdam stratejisidir"


Işıkhan, bugüne kadar, özellikle kadınların çalışma yaşamı ile aile hayatı arasında yaşadığı ikilemi ortadan kaldırmak için birçok projeyi ve kolaylaştırıcı düzenlemeyi hayata geçirdiklerini söyleyerek, "Bu anlamda, başarıyla uyguladığımız ve bugün itibariyle kapanışını gerçekleştirdiğimiz EDU-CARE projesi, bu tedbirlerimizin somut bir örneği olmuştur. EDU-CARE sadece bir mali destek paketi değil, aynı zamanda çalışan anneleri rahatlatan bir istihdam stratejisidir. Bu sayede, temel bakım hizmetlerinden yararlanmayı bir lüks olmaktan çıkarıp, çalışma hayatının olağan bir parçası haline getirilmesi için önemli bir adım atmış olduk. Bir yandan, istihdamdan kopma riskiyle yüzleşen annelerimize sağladığımız finansal destekle, onlara iş gücü piyasasında kalmaları için güçlü bir destek vermiş olduk. Diğer taraftan ise; çocuk bakım hizmetlerini kayıt dışılığın gölgesinden kurtararak bu değerli mesleği; standardı ve sosyal güvencesi olan, profesyonel bir meslek statüsüne kavuşturmayı hedefledik" ifadelerine yer verdi.


EDU-CARE projesinin çalışma hayatında kritik öneme sahip kayıtdışı istihdamla mücadele hususunda da bize yeni bir fırsat sunduğunu dile getiren Işıkhan, projenin kayıtlı çalışmanın teşvik edilmesinde ‘ceza’ değil ‘ödül ve destek’ mekanizmasının ne denli etkili olduğunun ispatı olduğunun vurguladı.



"Projeden elde ettiğimiz kazanımları 12. Kalkınma Planımız ve Orta Vadeli Program hedeflerimizle uyumlu bir şekilde ele alıyoruz"


Bakan Işıkhan, projenin AB Delegasyonu ile gelecekteki iş birlikleri için de güçlü bir referans olduğunu da söyleyerek, "Bu projeden elde ettiğimiz kazanımları; 12. Kalkınma Planımız ve Orta Vadeli Program hedeflerimizle uyumlu bir şekilde ele alıyor, bunu geleceğe ait ulusal politikalarımızı belirmemize yardımcı olacak önemli bir referans kaynağı olarak değerlendiriyoruz. Çocuk, yaşlı ve engelli bakım hizmetlerini de içerisine alan sosyal politika hamlelerimizi, ülkemizin dört bir yanında çok daha yaygın, ekonomik ve erişilebilir hale getirmeyi hedefliyoruz. Eş zamanlı olarak, kadın, engelli ve genç istihdamına yönelik teşvik mekanizmalarımızı sadeleştirip güçlendirerek, bu destekleri çok daha etkin ve sonuç alıcı bir yapıya kavuşturma gayretindeyiz" değerlendirmesinde bulundu.


Konuşmanın ardından plaket takdimi gerçekleştirildi.


Programa, Bakan Vedat Işıkhan’ın yanı sıra AB Türkiye Delegasyonu Başkan Vekili Jurgis Vılcınskas, Somali Çalışma ve Sosyal İşler Bakanı Salim Alio Ibro, SGK Başkanı Raci Kaya da katılım sağladı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir BAÜN ve GMKA ortaklığında ’Siber Güvenlikte stratejik adım Balıkesir Üniversitesi ile Güney Marmara Kalkınma Ajansı (GMKA) arasında, Türkiye Siber Vatan Programı kapsamında "Siber Güvenlik Eğitimi İş Birliği Protokolü" imzalandı. Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu ve Güney Marmara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Onur Adıyaman tarafından imzalanan protokol ile Balıkesir Üniversitesinde öğrenim gören öğrencilerin siber güvenlik alanında yetkinlik kazanmaları hedefleniyor. İmzalanan protokol; Türkiye’nin siber savunma kapasitesinin güçlendirilmesi, nitelikli insan kaynağının artırılması ve gençlerin siber güvenlik alanına yönlendirilmesi amacıyla hayata geçirilen Türkiye Siber Vatan Programı çerçevesinde yürütülecek eğitim faaliyetlerini kapsıyor. Bu kapsamda BAÜN öğrencilerine yönelik olarak siber güvenlik alanında eğitim, uygulama ve yetenek geliştirme faaliyetleri gerçekleştirilecek. Türkiye genelinde eş zamanlı olarak yürütülecek program sayesinde, siber güvenlik alanında kariyer hedefleyen öğrencilerin erken dönemde desteklenmesi, potansiyel yeteneklerin tespit edilmesi ve bu alanda uzmanlaşmalarının teşvik edilmesi hedefleniyor. Rektörlük’te gerçekleşen ve Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Cevdet Avcıkurt, Prof. Dr. Murat Doğdubay ve Prof. Dr. Fatih Satıl ile GMKA temsilcilerinin de yer aldığı imza töreninde protokolü imzalayan BAÜN Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu ve GMKA Genel Sekreteri Onur Adıyaman, imzalanan protokolün hayırlı olması dileklerinde bulundu.
Antalya Cinayet davasında eşi öldürülen kadın: "Kızımı kaçırıp kapının önüne attılar" Antalya’da kız kaçırma meselesi yüzünden bir kişinin pompalı tüfekle öldürüldüğü olayın üçüncü duruşmasında taraflar birbirini suçladı. Olayda yaralanan müşteki Sultan Ünder, "Bu böyle olmazsa kanla biter’ dediler" sözleriyle olayın nasıl başladığını anlattı. Öldürülen Sefil Ünder’in eşi Alev Ü. ise "Kızımı kaçırıp kirletiyorlar sonra kapının önüne atıyorlar. Üç özürlü çocuğum var, yetim kaldılar" diyerek adalet temennisinde bulundu. Tutuklu sanık ise suçun üzerine yıkılmaya çalışıldığını ileri sürdü. Kepez ilçesinde geçen yıl 7 Ocak’ta kız kaçırma meselesinden çıkan kavgada Sefil Ünder (46) pompalı tüfekle vurularak yaşamını yitirmiş, Sultan Ü. (24) ise yaralanmıştı. Olaydan sonra gözaltına alınan şüphelilerden Dursun A. tutuklanmış, Serkan D. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Olayın üçüncü duruşması Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya, azmettirme suçlamasıyla yargılanan ve farklı bir suç nedeniyle cezaevinde bulunan Derya Ç. ile yine farklı bir suç nedeniyle mahkum olan Ferdi Ü., Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi aracılığıyla katıldı. Maktulün yakınları Alev Ü., Nazar Ü. ve yaralı müşteki Sultan Ü. ise salonda hazır bulundu. "Nazar’ı istemiyoruz diye evin önüne bırakmışlar" Olayda yaralanan müşteki Sultan Ü., duruşmada ilk kez ifade verdi. Sultan Ü., yaşananları şöyle anlattı: "Evimdeydim, görümcem Aslı telefon açtı. Onun yanına giderken üç çocuk gördüm, yanlarında tüfek vardı. Vardığımda Beran Ç., Dursun A. ve Serkan D. babalığım Sefil ile tartışıyordu. Derya’ya kavgayı bitirin dedim. Derya da ‘bu böyle olmazsa kanla bitecek’ dedi. Nazar bir kişiyle konuşuyordu, istemiyoruz diye evin önüne bırakmışlar, babası neden böyle yapıyorsunuz diye bağırdı, onlar da taşlamaya başladı. Derya tüfeği oğluna verdi, Beran da eli sakat diye tüfeği Dursun’a verdi. Taş gelince eve kaçtık. Dursun bizi takip edip iki el ateş etti. Aramızda 6-7 metre vardı. Sıktığında yanında Beran ve Derya yoktu. Şikayetçiyim." "Çocuklarım yetim kaldı" Hayatını kaybeden Sefil Ünder’in eşi Alev Ü. ise kızlarının kaçırıldığını, ardından evlerinin önüne bırakıldığını iddia ederek, "Ölen benim eşimdir. Kızımı kaçırıyorlar, kirlettikten sonra kapının önüne atıyorlar. Eşim baba olduğu için bunu içine sindiremiyor, hesap soruyor. Bunlar silah alıp geliyor, küçük torunlarımın önünde eşimi öldürüyorlar. Kızımı kaçırtan Ümmühan’dır, azmettirici de Derya’dır. Üç özürlü çocuğum var, yetim kaldılar. Adaletinize güveniyorum" dedi. Maktulün kızı Nazan Ü. sanıklara ağırlaştırılmış müebbet ceza verilmesini sanıklar hakkında cezai sorumluluğu azaltan maddelerin devreye sokulmamasını istedi. Azmettirici olarak suçlanan Derya Ç. ise, "Bu aileyle hiçbir husumetimiz olmadı, telefon kayıtlarının incelenmesini istiyorum" dedi. Kasten öldürme suçundan tutuklu sanık Dursun A. ise, "Suçu bana yıkmaya çalışıyorlar, gerçek ortaya çıkacak" ifadelerini kullandı. Mahkeme heyeti, Dursun A.’nın tutukluluk halinin devamına hükmederek eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Çanakkale Çanakkale’de kuyumcudan milyonluk vurgun Çanakkale’de müşterilerinden kar ya da olduğu haliyle daha sonra vermek üzere aldığı altın-paraları geri ödeyememesi üzerine polis ekiplerince gözaltına alınan kuyumcu ve oğlu çıkarıldığı mahkemece serbest kaldıktan sonra kayıplara karıştı. İddiaya göre bir haftadır kuyumcudan haber alamayan mağdurların birçoğu adliyeye giderek şikayetçi oldu. Mağdurların vekili Avukat Alper Yavuz Ajlan, "Doğabilecek yeni ve telafisi imkânsız zararların sorumluluğunun yalnızca failde değil, etkin tedbir almayan sistemde de aranacağının unutulmaması gerekmektedir" dedi. Olay, 31 Aralık 2025 günü Çanakkale Merkez Çarşı Caddesi’nde faaliyet yürüten Turan Kuyumculuk’ta meydana geldi. Turan Kuyumculuk sahibi H.T.(56) ve oğlu M.T.(30), müşterilerinden kar ya da olduğu haliyle daha sonra vermek üzere altın-para aldı. 31 Aralık günü kendisine emanet edilen altın veya parayı talep eden bir müşterisine geri ödeyememesi üzerine ortalık karıştı. Mağdur olan müşteri, kuyumcuya polis çağırarak durumu anlattı. Polisler H.T. ve oğlu M.T.’yi ’nitelikli dolandırıcılık’ suçundan gözaltına aldı. Baba ve oğul çıkarıldığı mahkemece serbest bırakıldı. İddiaya göre, şahıslara mağdurlar yaklaşık bir haftadır ulaşamıyor ve İstanbul’a gittikleri belirtildi. Konu ile ilgili basın açıklaması yapan Avukat Alper Yavuz Ajlan, "Çok sayıda mağdur, söz konusu işletmeye yüksek tutarlarda para teslim ettiklerini, buna karşılık vaat edilen altınların kendilerine teslim edilmediğini ve bedellerin iade edilmediğini beyan etmektedir. Bu beyanlar münferit olmayıp, çok sayıda kişiyi etkileyen, sistematik bir mağduriyete dönüşmüş durumdadır. Bu olaylar üzerine birçok mağdur tarafından Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmuştur. Dosyaların soruşturma aşamasında olduğu bilinmektedir. Ancak gelinen noktada kamuoyunun ve mağdurların dikkatini çeken hususlar son derece vahimdir. Şüpheli kişi hakkında tutuklama tedbiri uygulanmamıştır. Herhangi bir mal varlığına el koyma, ihtiyati tedbir veya tasarruf kısıtlaması kararı bulunmamaktadır. Ayrıca, mağdurların beyanlarına ve kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, şüpheli kişinin Çanakkale’de ikamet etmediği, İstanbul’a gittiği ve fiilen şehir değiştirdiği anlaşılmaktadır" dedi. Avukat Alper Yavuz Ajlan, şüphelilere karşı etkin bir tedbir alınması gerektiğini vurgulayarak, "Ortada çok sayıda mağdur, iade edilmeyen yüksek meblağlar, kapatılan bir iş yeri, teslim edilmeyen altınlar varken, şüphelinin serbestçe hareket edebilmesi, mal varlığı üzerinde herhangi bir kısıtlama bulunmaması ve şehir değiştirmiş olmasına rağmen etkin koruyucu tedbirlerin uygulanmaması, mağdurlar açısından adaletin geciktiği ve etkisiz kaldığı yönünde ciddi bir endişe oluşturmaktadır. Etkin bir soruşturma, yalnızca dosya açmakla değil, delillerin korunması, mal varlığının güvence altına alınması, mağduriyetlerin büyümesini önleyecek önleyici tedbirlerin zamanında uygulanması ile mümkündür. Yargı makamlarına çağrımızdır. Mağdur sayısı, iddiaların ağırlığı ve olayların geldiği aşama dikkate alındığında, soruşturmanın gecikmeksizin derinleştirilmesi, koruyucu ve önleyici tedbirlerin ciddiyetle değerlendirilmesi, aksi hâlde doğabilecek yeni ve telafisi imkânsız zararların sorumluluğunun yalnızca failde değil, etkin tedbir almayan sistemde de aranacağının unutulmaması gerekmektedir. Bizler bu sürecin yakın takipçisi olacağız. Mağduriyetler giderilene kadar, bu dosyanın görmezden gelinmesine veya zamana yayılmasına izin vermeyeceğimizi kamuoyuna açıkça ilan ediyoruz" ifadelerini kullandı. Mağdurlardan İbrahim Akıllı ise, "Daha önce ticaretimiz olmuştu. Para vermiştim. Paranın bir miktarını altına çevirmişti. Ama geri alamadım. Telefonları açmıyor, bir netice vermiyor. Bunları ödeyeceğine dair bir şey söylemiyor. Şu anda kendisi dolandırıcı durumuna düşmüş olduğunu düşünüyoruz. Yıllardır dürüst esnaftı ama neden böyle yaptığını anlamadık. Telefonlarını ve iş yerini açmıyor. Ben de şikayetçi oldum. İşinin başına dönsün. Bu insanların paralarını ödemeye çalışsın" diye konuştu.
Ankara MHP Lideri Bahçeli, TFMD heyetinin fotoğrafını bizzat çekti Türkiye Foto Muhabirleri Derneği (TFMD) heyetini kabul eden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, basın fotoğrafçılarının yaşadığı sorunların TBMM gündemine taşınacağını ifade etti ve TFMD heyetinin fotoğrafını bizzat kendisi çekti. TFMD Başkanı Rıza Özel, Genel Sekreter Adem Altan, Mali Sayman Hamza Şahin ve dernek üyesi Günsu Özmen’den oluşan heyet MHP Lideri Bahçeli ile buluştu. Görüşmede, derneğin 1984 yılından bu yana sürdürdüğü çalışmalar, basın fotoğrafçılığının mesleki sorunları, Türkiye’nin görsel hafızasını oluşturan projeler hakkında bilgi verildi. Ziyaretin merkezinde ise 1985 yılından bu yana aralıksız düzenlenen Yılın Basın Fotoğrafları Yarışması yer aldı. Yarışmanın bugüne kadar yayımlanan prestij katalogları Devlet Bahçeli’ye takdim edildi. Katalogları inceleyen Bahçeli, fotoğrafların aynı zamanda tarihe düşülen güçlü notlar olduğunu vurguladı. Bahçeli’nin fotoğraf jesti Objektifi eline alan Devlet Bahçeli, TFMD heyetinin fotoğraflarını bizzat kendisi çekti. Ziyarette ayrıca Türkiye Güzellikleri Fotoğraf Ödülleri çerçevesinde geçmiş yıllarda ödüle layık görülen foto muhabiri Mehmet Aslan’ın, Rize’nin Pokut Yaylası’nda çektiği fotoğraf Bahçeli’ye armağan edildi. Bahçeli, derneğin çalışmalarını takdir ettiğini belirterek, gazetecilerin ve basın fotoğrafçılarının yaşadığı sorunların TBMM kürsüsünde dile getirileceğini ifade etti. ‘Sizler için her türlü desteğe hazırız’ mesajını veren Bahçeli, mesleki dayanışmanın önemine dikkat çekti.