Yerel Haberler
Ankara
26 Mayıs 2026 Salı - 22:16 CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’ndan "Kurban Bayramı" mesajı Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kurban Bayram dolayısıyla yayımladığı mesajda, "Bu Kurban Bayramı; eksilmeyecek kardeşliğimizin, büyüyecek umudumuzun ve ortak mücadelemizin en güçlü işareti olsun. Hepinize sağlık, huzur ve umut dolu bayramlar diliyorum" dedi. Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yayımladığı Kurban Bayramı mesajında, bayramların kardeşlik için önemini vurgulayarak şunları kaydetti: "Bir Kurban Bayramı’na daha hazırlanırken; içimizde geçmişin muhasebesini, yüreğimizde ise geleceğin umudunu taşıyoruz. Bayramlar; hakikate sımsıkı sarılmanın, kardeşliğin yıkılmaz köprüsünden yürüyerek birbirimize yeniden ulaşmanın günleridir. Bizler; tohumları aynı toprağa savrulmuş, yorulanların gölgesinde dinlendiği, her esen rüzgârı birlikte göğüsleyen ve kökleri birbirine sımsıkı bağlı büyük bir çınarız. Ne yalanlar ve iftiralar ne de aramıza örülmek istenen duvarlar, bu kardeşliği bozabilecektir. Bizim en büyük gücümüz; dürüstlüğümüz, birbirimizin gözünün içine bakarken saklamadığımız o saf hakikat ve aynı yola duyduğumuz sarsılmaz inançtır. Bu Kurban Bayramı; eksilmeyecek kardeşliğimizin, büyüyecek umudumuzun ve ortak mücadelemizin en güçlü işareti olsun. Hepinize sağlık, huzur ve umut dolu bayramlar diliyorum."
İletişim Başkanı Duran: "Dijital zorbalıktan, şiddet ve nefret dilinin giderek dijital alana hakim olmasından rahatsızlık duyuyoruz"
21 Ocak 2026 Çarşamba - 12:49 İletişim Başkanı Duran: "Dijital zorbalıktan, şiddet ve nefret dilinin giderek dijital alana hakim olmasından rahatsızlık duyuyoruz" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, dijital mecralarda içeriklerin bireylerin psikolojisi üzerinde olumsuz etkileri olabildiğini aktararak, "Ruh sağlığı kırılganlaşmasından ve dijital zorbalıktan, şiddet ve nefret dilinin giderek dijital alana hakim olmasından rahatsızlık duyuyoruz" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran, ‘Sosyal Medyada Sorumluluk, Özgürlük ve Güvenlik Paneli’ne katıldı. İletişim Başkanlığında düzenlenen programın açılış konuşmasını yapan Duran, insanların artık normal hayatın yanında dijital hayatlarının da olduğunu belirterek, "Burada sorumluluğun, özgürlüğün ve güvenliğin tartışılmasından ve dengenin aranmasından daha da makul bir şey olamazdı" şeklinde konuştu. Dijital mecraların ifade özgürlüğünü genişletmekle sınırlı kalmadığını, mahremiyete, bilgi kirliliğine ve dezenformasyona dair yeni risk alanları oluşturduğuna dikkati çeken Duran, "Ortaya koyduğu özgürlüğün yanı sıra bu tarafının da önemli bir şekilde dikkate gelmesi gerekir. Bugün için baktığımızda sosyal medyaya dair en önemli çalışmaları yapanlar, hatta sosyal medyanın özgürlük alanı olarak savunucusu olan kişiler dahi bilgi, imge, moda, inanış, kanaat alışverişi gibi birçok alanda sosyal medyanın nasıl algoritmalarla yönetildiğini bize anlatmaktadır. Dolayısıyla bu panelin özgürlük, güvenlik ve sorumluluk üçleminde bir araya gelmiş olması çok değerli" dedi. "Sosyal medya mecralarında çocukların ruhsal ve zihinsel gelişimine olumsuz etkilerin olmaması gibi ilkeler üzerinde uzlaşmak zorundayız" Dijital mecraların gençlere ve çocuklara toplumla doğrudan temas kurma imkanı tanımasının aynı zamanda etik tartışmalara yol açtığını aktaran Duran, "Her anımızı kuşatan mahremiyet, aleniyet, sınırlar, güvenlik, toplumsal kaygı gibi birçok konuda zaaf üreten bu alanın etik anlamda da önem arz ettiğini söylemek gerekir. Sosyal medya mecralarında dezenformasyon yapılmaması, nefret söylemine katkıda bulunulmaması, cinsiyetçi kodların beslenmemesi, sınıfsal adaletsizliğin pekiştirilmemesi, teşhirciliğin olmaması, çocukların ruhsal ve zihinsel gelişimine olumsuz etkilerin olmaması gibi birtakım ilkeler üzerinde uzlaşmak zorundayız" açıklamasında bulundu. "Ekran başında olan gençlerimizin algoritmalarla nerelere yönlendirilebileceğini görmek durumundayız" Hem Türkiye hem de dünya düzleminde ortak bir alanın oluşması gerektiğini vurgulayan Duran, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kapitalist sistemin ortaya çıkardığı rekabetçi piyasa koşulları, tıklanma, etkileşim alma gibi birçok kaygılar da söz konusu. Bu kaygıların zaman zaman ve belki de sıklıkla etik kaygıları, etik sınırları aştığını ve sorun ürettiğini görüyoruz. Dolayısıyla ekran başında olan gençlerimizin algoritmalarla nerelere yönlendirilebileceğini görmek durumundayız. Bunların farkında olmadan hangi algoritmanın, hangi şirketin, hangi çıkar grubunun, hatta hangi devletin bizim mahremiyetimize, dijital egemenliğimize yönelik ne tür kampanyalar içinde olduğunun farkında olmadan gençlerimizin sosyal medyadaki birtakım düşüncelerle ve kanaatlerle yönlendiriliyor olmasını başıboş bırakamayız. Dolayısıyla gerçeklikle olan bağımızı azaltacak ya da farklı gerçeklikleri zihinlerimize sokacak algoritmaların farkında olmak zorundayız." "Dijital zorbalıktan, şiddet ve nefret dilinin giderek dijital alana hakim olmasından rahatsızlık duyuyoruz" Dijital mecralardaki içeriklerin risklerine de değinen Duran, "Durmadan kaydırılan ekranlar ve çok anlık seyredilen videolarla bambaşka bir dijital hafıza, bambaşka bir dijital zeka oluşuyor. Bunun getirdiği zihinsel yorgunluğun, anksiyetenin, depresyonun bizi ne kadar yorduğunun farkındayız? Buna henüz emin değiliz. Hatta birtakım ruh sağlığı kırılganlaşmasından ve dijital zorbalıktan şiddet ve nefret dilinin giderek dijital alana hakim olmasından rahatsızlık duyuyoruz" diye konuştu. "Dijital dünyanın risklerine karşı korunma konusunda bütün bireylerimiz bir risk altındadır" Duran, dijital ekosistemin zararlı içeriklere erişimi kolaylaştırdığını anlatarak, "Nitekim bu risklerden bir tanesi sanal bahis ve kumar içeriklerinin yaygınlaşması konusudur. Bu konu sadece kişisel bağımlılık oluşturmuyor. Aileleri yıkan, sosyal ilişkileri ve bireyin hayatına mal olan olumsuzluklar üretiyor. O halde dijital dünyanın risklerine karşı korunma konusunda sadece çocuklarımız ve gençlerimiz değil, aslında bütün bireylerimiz bir risk altındadır ve buna dair bir bilinç gerekmektedir" şeklinde konuştu. "Çocuklarımızın ve ebeveynlerimizin de dijital risklere karşı direnç ve farkındalıklarının arttırılması çalışmalarına destek oluyoruz" Dijital mecralara da büyük sorumluluk düştüğünü söyleyen Duran, şu ifadeleri kullandı: "Devletimiz oluşturulacak hukuki zemin çerçevesinde düzenleyici ve denetleyici rolüyle, ailelerimiz hem kendilerinin hem de çocuklarının farkındalık düzeyini arttırarak, dijital platformlar ise daha fazla sorumluluk yüklenerek gençlerimiz ve çocuklarımız için güvenli bir dijital dünyanın tesis edilmesine katkı sunmak durumundadırlar. Bizler de İletişim Başkanlığı olarak çocuklarımızın ve ebeveynlerimizin hem medya okuryazarlık düzeyinin yükseltilmesi hem de dijital risklere karşı direnç ve farkındalıkların arttırılması çalışmalarına olanca gücümüzle destek oluyoruz ve bunu da sürdüreceğiz."
YÖK Başkanı Özvar: "Karabağ Üniversitesi, bölgenin ilim ve irfan merkezi olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir"
21 Ocak 2026 Çarşamba - 12:33 YÖK Başkanı Özvar: "Karabağ Üniversitesi, bölgenin ilim ve irfan merkezi olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir" Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, "2023 yılında kurulan Karabağ Üniversitesi, kısa süre içinde 7 fakülte, 27 program ve 2 bini aşkın öğrencisiyle bölgenin ilim ve irfan merkezi olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir" dedi. Karabağ Üniversitesi ile İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) arasında Eğitim ve Bilimsel İş Birliği Mutabakat Zaptı imzalandı. YÖK koordinasyonunda gerçekleştirilen imza töreniyle iki üniversite arasında akademik ve bilimsel alanlarda ortak çalışmalar yapılmasının önü açıldı. İmzalanan mutabakat zaptı kapsamında lisans ve lisansüstü öğrenciler ile akademik ve araştırma personelinin değişimi, ortak araştırma ve bilimsel çalışmalar gerçekleştirilmesi, bilimsel bilgi, belge ve materyallerin karşılıklı paylaşımı, karşılıklı ilgi alanlarında çift diploma programlarının hayata geçirilmesi, Karabağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi için eğitim ve araştırma laboratuvarlarının tasarlanması ve yönetilmesi gibi projeler hayata geçirilecek. "Karabağ Üniversitesi, bölgenin ilim ve irfan merkezi olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir" İmza töreninde konuşan YÖK Başkanı Erol Özvar, imzalanan mutabakat zaptının Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiyi bir üst noktaya taşıyacağını belirterek, "İstanbul Teknik Üniversitesi ile Karabağ Üniversitesi arasında imzalanacak olan Eğitim ve Bilimsel İş Birliğine Dair Mutabakat Zaptı’nı son derece kıymetli ve stratejik bir adım olarak telakki ediyoruz. Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz ekim ayında Azerbaycan’a gerçekleştirdiğimiz resmi ziyaret kapsamında Karabağ Üniversitesinin açılış programına iştirak etmiştik. Azerbaycan Milli Eğitim Bakanıyla birlikte bu üniversiteyi gezmiş, içindeki yeni yapılan yatırımları birlikte gezme, gözlemleme fırsatı bulmuştuk. Aynı zamanda Türkiye-Azerbaycan Üniversitesi Beşinci Mütevelli Heyeti Toplantısı’nı icra etmiştik. Bu ziyaret sırasında Karabağ Üniversitesinin yalnızca bir yükseköğretim kurumu değil, aynı zamanda istikbalin, dirilişin ve yeniden inşanın sembolü olduğunu bizzat yerinde müşahede etmiştik. 2023 yılında kurulan Karabağ Üniversitesi, kısa süre içinde 7 fakülte, 27 program ve 2 bini aşkın öğrencisiyle bölgenin ilim ve irfan merkezi olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. 2025-2026 akademik yılında Karabağ Üniversitesi bünyesinde Tıp Fakültesinin açılması da bu vizyonun en somut göstergesidir. Bugün imzalanacak olan bu mutabakat zaptıyla İstanbul Teknik Üniversitesi gibi köklü ve uluslararası itibara sahip bir kurumun bilgi birikimi ve tecrübesi, Karabağ Üniversitesinin gelişim sürecine çok güçlü katkılar sunacaktır. Öğrenci ve öğretim üyesi değişimi, ortak araştırma projeleri, çift diploma programları ve özellikle mühendislik alanındaki ortak laboratuvar çalışmaları, bu iş birliğinin sadece birkaç adımını oluşturmaktadır. YÖK olarak Türkiye ile Azerbaycan arasında yükseköğretim alanında kurulan her türlü stratejik ortaklığı, iki ülkenin ortak geleceğine yapılmış bir yatırım olarak görüyoruz" diye konuştu. "Türkiye’de bugün çok sayıda Azerbaycanlı öğrencinin yükseköğrenim görmesi, akademik bağların sağlam temellerine işaret etmektedir" İmzalanan iş birliği mutabakat zaptı kapsamında daha nitelikli projeleri hedeflediklerini vurgulayan Özvar, "Türkiye’de bugün çok sayıda Azerbaycanlı öğrencinin yükseköğrenim görmesi, 200’ü aşkın Azerbaycanlı akademisyenin üniversitelerimizde görev yapması, bu güçlü akademik bağların sağlam temellerine işaret etmektedir. Bizler, bu iş birliğini daha kurumsal, daha nitelikli ve somut projelere dayanarak daha sürdürülebilir hale getirmeyi hedefliyoruz. Bundan sonraki amacımız sadece üniversite lisans düzeyinde iş birliğine devam etmek değil, aynı zamanda bununla beraber lisansüstünde yüksek lisans doktora seviyesinde ve postdoc doktora sonrası seviyesinde de Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bilim ve teknoloji alanındaki iş birliğini daha üst seviyelere çıkarmak gibi bir irade içerisinde olduğumuzu ifade etmek isterim. Türkiye ile Azerbaycan arasında yükseköğretim alanındaki iş birliğinin temelini iki ülkenin cumhurbaşkanlarının ortak iradesi teşkil etmektedir. Cumhurbaşkanımız RecepT ayyip Erdoğan ve İlhan Aliyev, her iki ülkenin bilim ve teknoloji alanında iş birliğini daha üst düzeylere çıkarmak için bizlere talimat vermiştir. Biz de bu talimatı bu vesileyle yerine getiriyoruz" şeklinde konuştu. Düzenlenen imza törenine Azerbaycan Milli Eğitim Bakanı Emin Amrullayev ve birçok üniversiteden rektörler de katıldı. Program, hatıra fotoğrafı çekimiyle son buldu.
Bakan Bayraktar: "Güneş ve rüzgarda 120 bin megavat kurulu güç hedefimizin üçte birini yakaladık"
21 Ocak 2026 Çarşamba - 11:41 Bakan Bayraktar: "Güneş ve rüzgarda 120 bin megavat kurulu güç hedefimizin üçte birini yakaladık" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Güneş ve rüzgar kurulu gücümüzün toplamı 40 bin megavata yaklaştı. Böylece güneş ve rüzgarda 120 bin megavat kurulu güç hedefimizin üçte birini yakaladık" dedi. Türkiye’nin elektrik kurulu gücü, aralık ayı sonu itibarıyla 122 bin 519 megavata yükseldi. 2025 yılında toplam tüketim 360 bin 929 gigavatsaat ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşırken, yıllık bazda üretimde 362 bin 992 gigavatsaat ile rekor kırıldı. Yenilenebilir enerjinin kurulu güç içindeki payı da yükselişine devam etti. Toplam elektrik kurulu gücünün yüzde 62,3’üne karşılık gelen 76 bin 281 megavatlık kısmını yenilenebilir enerji oluşturdu. 2025 yılında toplam elektrik tüketimi 360 bin 929 gigavatsaat ile tüm zamanların en yüksek seviyesine çıkarken, bu tüketime 362 bin 992 gigavatsaatlik rekor üretimle karşılık verilmiş oldu. Rüzgar ve güneşin payı yüzde 32,6 Geçen yıl sonu itibarıyla elektrik kurulu gücünde güneşin payı 25 bin 109 megavat ile yüzde 20,5’e, rüzgarın payı da 14 bin 774 megavat ile yüzde 12,1’e ulaştı. Güneş ve rüzgar kurulu gücünün toplamı ise 2025’te yüzde 32,6 ile 39 bin 883 megavata çıkmış oldu. "Güneş ve rüzgarda 120 bin megavat kurulu güç hedefimizin üçte birini yakaladık" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin güneş ve rüzgar kurulu gücünü 2035’te 120 bin megavata çıkarmayı hedeflediklerini hatırlatarak, "Güneş ve rüzgar kurulu gücümüzün toplamı 40 bin megavata yaklaştı. Böylece güneş ve rüzgarda 120 bin megavat kurulu güç hedefimizin üçte birini yakaladık" dedi. "Türkiye’nin enerjisini öz kaynaklarıyla yükseltmeye devam edeceğiz" 2025 yılında güneş kaynaklı elektrik üretim oranının yüzde 10,5, rüzgarın üretimdeki oranının da yüzde 10,7 ile tüm zamanların en yüksek yıllık seviyesine çıktığını kaydeden Bakan Bayraktar, "Buna göre 2025 yılında toplam elektrik üretimimizin beşte birinden fazlasını rüzgar ve güneşten karşıladık" ifadelerini kullandı. Toplam üretimin yüzde 56,7’sinin yerli ve yenilenebilir kaynaklardan sağlandığını belirten Bakan Bayraktar, "Türkiye’nin enerjisini Türkiye’nin öz kaynaklarıyla yükseltmeye ve arz güvenliğimizi güçlendirmeye devam edeceğiz" dedi.