Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
TOMTAŞ’tan gençlere ilham veren buluşma
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:21:42
Türkiye’nin ilk uçak fabrikası TOMTAŞ’ın mirasını taşıyan TOMTAŞ Havacılık ve Teknoloji A.Ş., 600’ü aşkın öğrencinin bir araya geldiği Hürjet Montaj Tesisleri’nde "Özdemir Bayraktar Belgeseli" gösterimi düzenledi. Türkiye’nin ilk uçak fabrikası olarak 1926 yılında kurulan TOMTAŞ’ın mirasını taşıyan TOMTAŞ Havacılık ve Teknoloji A.Ş, Hürjet Montaj Tesisleri’nde düzenlediği "Özdemir Bayraktar Belgeseli" gösteriminde farklı okullardan 600’ü aşkın öğrenciyi bir araya getirdi. Gençlerin yoğun ilgi gösterdiği programda, Türkiye’nin havacılık alanındaki gelişim süreci, yerli üretim vizyonu ve mühendislik alanındaki başarı hikâyeleri ele alındı. Program kapsamında öğrencilere TOMTAŞ Havacılık ve Teknoloji’nin yeni tesisleri de gezdirildi. Üretim ve montaj hatlarını yerinde inceleme fırsatı bulan öğrenciler, yürütülen çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi aldı. Gençler, havacılık alanındaki üretim süreçlerini yakından görme imkânı bulurken, mühendislik ve teknolojiye dair önemli deneyimler edindi. "Bir insan, bir neslin ufkunu değiştirebilir" Program kapsamında konuşan TOMTAŞ Havacılık ve Teknoloji Başkan Vekili Ali Ekşi, Özdemir Bayraktar’ın yalnızca başarılı bir mühendis değil, aynı zamanda gençlere yol gösteren büyük bir vizyon insanı olduğunu ifade etti. Ekşi konuşmasında, "Bugün Türkiye’nin dört bir yanında yükselen teknoloji hamlelerinin temelinde yıllar önce inanılarak atılmış adımlar var. Özdemir Bayraktar’ın ortaya koyduğu vizyon, yalnızca bir başarı hikâyesi değil gençlere cesaret ve ilham veren bir yürüyüştür" ifadelerini kullandı. Kayseri’nin havacılık geçmişine dikkat çeken Ali Ekşi, şehrin yeniden önemli bir üretim ve teknoloji merkezi olma yolunda ilerlediğini belirterek, TOMTAŞ’ın Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında ülkemize öncülük eden TUSAŞ, Baykar ve ASELSAN gibi şirketlerin ana destek merkezi olacağını ifade etti. Ekşi, "Kayseri, havacılık alanında çok kıymetli bir geçmişe sahip. Bugün yeniden o kültürün büyüdüğünü görüyoruz. Şehrimizin bu alandaki önemi her geçen gün artıyor. TOMTAŞ olarak bizler de bu büyük mirası geleceğe taşımak için çalışıyoruz" dedi. "HÜRJET montajı Kayseri’de başlayacak" Konuşmasında geleceğe yönelik hedeflere de değinen Ekşi, HÜRJET montaj faaliyetlerinin 2026 yılı sonuna kadar Kayseri’de başlamasının hedeflendiğini açıkladı. Bu gelişmenin yalnızca TOMTAŞ için değil, Kayseri’nin havacılık ekosistemi açısından da önemli bir adım olacağını belirten Ekşi, Türkiye’nin havacılık alanındaki yükselişinin ortak bir emeğin sonucu olduğunu vurguladı. Program sonunda öğrenciler, belgeselden ve yapılan konuşmalardan büyük ölçüde etkilendiklerini ifade ederken, etkinlik gençlerin mühendislik ve havacılık alanlarına olan ilgisini artıran önemli organizasyonlardan biri olarak öne çıktı. TOMTAŞ Havacılık ve Teknoloji yetkilileri ise Türkiye’nin bugün ulaştığı noktada birçok öncü ismin ve kurumun emeği bulunduğunu belirterek, bu yürüyüşte aynı hedef doğrultusunda onların izinden çalışmaya devam edeceklerini ifade etti.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:37
HAK-İŞ Başkanı Arslan, Global Sumud Filosu ile vicdan yolculuğuna devam ediyor
HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, Siyonist İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü saldırılar, abluka politikaları ve insani yardımların engellenmesine karşı uluslararası dayanışmayı büyütmek amacıyla katıldığı Global SUMUD Filosun’da yoluna devam ediyor. Filo yoğun fırtına nedeniyle Yunanistan’ın Meis Adası açıklarına demir attı. HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, Gazze halkının sesi olmak, insani yardım koridorlarının açılması çağrısını dünyaya duyurmak ve Filistin halkının haklı mücadelesine destek vermek amacıyla 14 Mayıs tarihinde Marmaris’ten hareket eden Global SUMUD filosu ile yola çıkmıştı. "Hiçbir fırtına, insanlık vicdanının yolculuğunu durduramaz" Arslan, yola çıkmalarının hemen ardından etkili olan yoğun rüzgâr ve yüksek dalgalar nedeniyle Küresel SUMUD Filosu’nun Yunanistan’ın Meis Adası açıklarına demir attığını ifade etti. Arslan, "Bilinmelidir ki; denizlerde kopan hiçbir fırtına, insanlık vicdanının yolculuğunu durduramaz. Biz bu yola sadece bir limana ulaşmak için değil; Gazze’de abluka altında yaşam mücadelesi veren kardeşlerimizin sesi olmak, dünyanın sessiz kaldığı zulmü haykırmak ve insanlığın ortak vicdanını harekete geçirmek için çıktık. Bugün dalgalar büyüse de kararlılığımız daha da büyümektedir" dedi. Arslan, Türkiye kamuoyuna, büyük HAK-İŞ teşkilatına ve uluslararası sendikal harekete de destek çağrısı yaptı. Arslan, "Bu onurlu mücadelemize vereceğiniz kıymetli desteklerle yanımızda olmanızı, Gazzeli yetim çocukların, gözü yaşlı anaların sesinin tüm dünyaya duyurulmasına destek olmanızı, katkı vermenizi bekliyoruz" dedi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:34
Kapadokya’nın bilinmeyen yüzü belgesele konu oldu
Veteriner hekim ve belgesel yapımcısı Doğanay Vural, Kapadokya’da bilinmeyen yaban hayatını görüntüledi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:30
Kapadokya’nın bilinmeyen yüzü belgesele konu oldu
Veteriner hekim ve belgesel yapımcısı Doğanay Vural, Kapadokya’da bilinmeyen yaban hayatını görüntüledi. Veteriner hekim ve belgesel yapımcısı Doğanay Vural, çocukluğunda başladığı yaban hayatı merakını çektiği görüntülerle ölümsüzleştiriyor. Pek çok canlıyı doğal yaşam alanında görüntüleyebilmek için aylarca nöbet tutan Vural, Anadolu Parsından kar leoparına kadar pek çok canlıyı çekme fırsatı buldu. Aynı zamanda evinde baktığı kurtlarını da yol arkadaşı edinen Vural, Nevşehir Kapadokya’nın bilinmeyen yaban hayatını gün yüzüne çıkarmak için onlarla birlikte yolculuğa çıktı. Vural, gelecek nesillerin ülkedeki bilinmeyen yerlere ve canlılara merakını artırmayı hedeflediğini söyleyerek 81 ilde çekim yapmak istediğini anlattı. "Biz Kapadokya’yı vahşi yaşamı için ziyaret ettik" Kapadokya’nın bilinmeyen yüzünü ortaya çıkardıklarını dile getiren Vural, "İnsanlar Kapadokya’yı ziyaret eder. Balonlara binmek için, peri bacalarını görmek için. Biz Kapadokya’yı o bölgedeki vahşi yaşamı için ziyaret ettik. Aslında bundan binlerce yıl önce insanlar da bu bölgelerde peri bacalarının içerisinde yaptıkları mağaralarda yaban hayvanlarından korunuyorlardı. Kimi zaman kurtlardan,sırtlanlardan, vaşaklardan, ayılardan. İşte bunu gün yüzüne çıkartmak, şu anda aktif olarak vahşi yaşamın sürdürülebilir olduğunu göstermek için Kapadokya’da yaban hayatın peşine düştük" ifadelerini kullandı. Bölgedeki hayvanları görüntülemek için balona bindiklerini anlatan Vural, "Balonlarda insanlar hep kendini görüntüler. Çevredeki manzaraları görüntüler. Biz balonlardan kınalı keklikleri, tilkileri ve aynı seviyede uçtuğumuz kuş türlerini görüntüledik. Ardından oradan indik, ATV’lere bindik. ATV’lerle beraber kurduğumuz fotokapanları kontrol ettik ve Kapadokya’nın doğasında kurt sürüleri, tilkiler, kınalı keklikler, Anadolu yer sincabı ve yırtıcı kuş türleriyle karşılaştık. Yaban domuzlarını saymıyorum bile" şeklinde konuştu. Evinin bahçesinde baktığı kurtları da götürdüğünü söyleyen Vural, "Börü, Gökbörü 6 ayda bize eşlik etti ve atlara binerek iz takibi yaptık ve bu iz takibi doğrultusunda Kapadokya’da hangi hayvanlarla aynı yere ayak bastığımızı daha iyi tanımış olduk" diye konuştu. "Türkiye’nin 81 ilinde bilinmeyen doğayı, yaban hayatı tanıtmaya çalışıyoruz" Vural, Türkiye’nin 81 ilinde yaban hayatı tanıtmaya çalıştıklarını belirterek "Günün sonunda Kapadokya’nın vahşi doğasını insanların bilmediği yönünü göstermiş olduk. Türkiye’nin 81 ilinde bilinmeyen doğayı, yaban hayatı tanıtmaya çalışıyoruz. Bu durakta Nevşehir’deydik ve Nevşehir’de herkesin bildiği tanıdığı Kapadokya’yı çok özel bir şekilde görüntüledik. Bu bölgede Anadolu yer sincabı çok önem arz eden bir tür. Bu bölgede Bozayı önem arz eden bir tür. Yine bu bölgede kurt sürülerinin görülmüş olması kesinlikle önemli bir kayıt" dedi. "Kapadokya’da vahşi yaşamın var olması o bölgenin turistinin gelmemesine bir sebep değil" Bölgede bulunan hayvanların korunması gerektiğini vurgulayan Vural, "Bu kayıtlar doğrultusunda bu hayvanlardan korkmamak gerekiyor. Yani Kapadokya’da vahşi yaşamın var olması o bölgenin turistinin gelmemesine bir sebep değil. Aksine bu yeni bir ekoturizm kapısı açtığını düşünüyorum. Çünkü bölgede çok fazla ATV safarileri, atlı safariler yapılıyor. Bunun yanı sıra o bölgedeki insanların elini taşın altına koyup bu hayvanları koruyup gelen turistlere bunları da göstererek ‘Bakın bizim şehrimizde tilki de yaşıyor, keklik de yaşıyor, Anadolu yer sincabı da yaşıyor, kurtlar da yaşıyor’ diyerek ayrı bir gelir kapısı oluşturarak aynı zamanda doğaya da katkı sunacaklarını düşünüyorum" değerlendirmesinde bulundu. "Metropol dediği İstanbul’da vahşi yaşamın izini süreceğiz" Vural, çekimlerinin devam edeceğini aktararak sözlerine şöyle devam etti: "İnsanların o kalabalık şehirde içinde bulunduğu, metropol dediği İstanbul’da vahşi yaşamın izini süreceğiz. İstanbul deyince aklımıza birçok şey geliyor. Ama vahşi yaşam hiç gelmiyor. Kapadokya için de bu böyleydi. İstanbul için de böyle. Emin olun İstanbul’da da bilinmeyen türleri kurt sürüsü gibi, geyik gibi türleri görüntüleyip, gözlemleyip ekranlara vereceğiz." "Amacımız gelecek nesillere doğayı yaban hayvanlarını sevdirebilmek" Çocukluktan gelen tutkusunu sürdürmeye devam edeceğine değinen Vural, "Bizim amacımız gelecek nesillere doğayı yaban hayvanlarını sevdirebilmek. Genç yaştaki çocukların arkadaşlarıyla iletişim kurmasının tek yolu telefondaki veya bilgisayardaki oyunlar olmadığını doğaya çıkıp bir hayvanı gördüğü zaman yaşadığı heyecanı o macerayı da arkadaşıyla paylaşabileceğini anlatmaya çalışıyoruz. Yaklaşık 10-15 yıl oldu bu işe adım atalı. Benim tutkum bulunduğum mahalleden başladı yani ben doğayla iç içe bir yerde gözümü açtım ve benim mahallemde ben yetişirken korna sesleri duymuyordum. Hayvanların seslerini duyuyordum. Benim şöyle orada ne varmış diye baktığım şey araba kazası değildi. Yaban domuzlarının kavgasıydı. Benim de ilgimi çeken beni de doğaya çeken bu oldu aslında" ifadelerine yer verdi. "En zorlu yollar da olsa günün sonunda karşılaştığımız o heves, heyecan her şeye bedel" Anadolu Parsı, kar leoparı gibi görüntülemesi zor pek çok hayvanı gördüğünü ifade eden Vural, karşılaştığı her hayvanda farklı duygular hissettiğini ve unutamadığını söyledi. Vural, "O anın geri dönüşü yok. O anın bir tekrarı yok. Himalayalarda eksi 35 derecede kar leoparının izini sürdük. 16 gün sürdü. 16 gün boyunca her sabah üşüyerek uyandık ve her adım attığımız yerde bir uçurumda yani ölüm riski vardı. Ama günün sonunda o hayvanı görebilmek, gördükten sonra yaşayacağımız o haz bizi ayakta tuttu. Ve en zorlu yollar da olsa günün sonunda karşılaştığımız o heves, heyecan her şeye bedeldi" diye konuştu. Vural, ürettiği içeriklerin yanı sıra ilerleyen zamanlarda dizi ve film çekmek istediğini de sözlerine ekledi.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 14:15
MİT özel koleksiyonlarında Kudüs raporu: "Kudüs topraklarının yarıdan fazlası yabancıların mülkiyetine geçmiştir"
Milli İstihbarat Teşkilatının (MİT) internet sitesinde yayımlanan 1909 tarihli istihbari raporda, Kudüs’ün demografik ve kültürel yapısının hızla değiştiği, İslami ve Osmanlı mirasının tahrip edildiği ve yerli halkın topraklarının borçlandırma yoluyla yabancıların, özellikle Siyonist kuruluşların eline geçtiği belirtiliyor. MİT resmi internet sitesinde yayımlanan tarihi 9 sayfalık istihbarat raporu, Osmanlı Devleti’nin son döneminde Kudüs’te yaşanan demografik, kültürel ve mülkiyet değişimini gözler önüne serdi. MİT’in "Özel Koleksiyonlar - Belgeler" bölümünde yer alan raporun, İttihat ve Terakki Cemiyeti Suriye Murahhasası üyesi Mahmut Cemalettin tarafından 1909 yılında Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti Merkez-i Umumiyesi’ne dönemin Dahiliye Nazırı Hüseyin Hilmi Paşa’ya gönderildiği ve Kudüs’teki duruma ilişkin istihbari nitelikte olduğu kaydedildi. "Kudüs hızla yabancıların hakimiyetine giriyor" Raporda, Kudüs’ün demografik ve kültürel yapısındaki değişim açık ifadelerle anlatılıyor. Belgede, şehirdeki mülkiyet yapısına dikkat çekilerek, "Kudüs ve çevresinde yabancıların eline geçen toprak miktarı son derece endişe verici boyutlara ulaşmıştır" değerlendirmesi yapılıyor. Kudüs’ün fiziki dönüşümüne ilişkin bölümde ise, "On yıl önce surların dışında neredeyse hiçbir yapı yokken, bugün şehrin eski alanının iki katı büyüklüğünde bölgeler yabancı binalarla dolmuştur" ifadesi yer alıyor. İslami ve Osmanlı mirası vurgusu Raporda, İslami ve Osmanlı dönemine ait yapıların el değiştirmesi özellikle vurgulanıyor. Belgede, "Medreseler, mescitler ve camiler farklı adlar altında elden çıkarılmış, yabancıların eğlence ve dinlenme mekânlarına dönüştürülmüştür" denildi. Selahaddin Eyyubi’ye ait eğitim yapısına ilişkin bölümde ise, "İslam tarihinde büyük bir isim olan Selahaddin Eyyubi’nin medrese ve mektebinin kiliseye çevrilmiş olması, Osmanlı ve İslam hassasiyetine sahip herkes için son derece üzücü bir durumdur" ifadeleri kullanıldı. Toprak kayıpları ve hileli işlemler Raporda, yerli halkın topraklarını kaybetme süreci ayrıntılı biçimde ele alınıyor. Belgede, "Yasak olmasına rağmen yabancılara satılan arazilerde öyle hileli yöntemler uygulanmıştır ki mesele bugün içinden çıkılması zor bir hal almıştır" denildi. Toprak kaybının boyutuna ilişkin olarak ise, "Kudüs topraklarının yarıdan fazlası yabancıların mülkiyetine geçmiştir" tespiti yapılıyor. Borçlandırma yoluyla mülksüzleştirme Raporda, özellikle Siyonist kuruluşlarla bağlantılı mali yapılar dikkat çekiyor. Belgede, Londra merkezli bir yapının Kudüs’te banka şubesi bulunduğu belirtilerek, "Bu banka, çiftçilere borç verirken teminat olarak yalnızca arazi kabul etmekte, başka hiçbir güvenceyi kabul etmemektedir" ifadelerine yer verildi. Borçlandırma sisteminin sonucu ise şu sözlerle aktarıldı: "Bu bankanın eline düşen bir çiftçi, birkaç yıl içinde toprağını tamamen kaybetmeden kendini kurtaramamaktadır." "İleride büyük sorunlara yol açacak" uyarısı Raporda, tüm bu gelişmelerin geleceğe yönelik ciddi riskler barındırdığına işaret edilerek, "Yabancıların eline geçen bu topraklar, ileride çok daha büyük ve tehlikeli sorunlara yol açacaktır" uyarısında bulunuluyor. MİT’in yayımladığı bu tarihi belge, Kudüs’te yaşanan dönüşümün, Osmanlı’nın son döneminde dahi bir egemenlik ve güvenlik sorunu olarak görüldüğünü ortaya koyuyor.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 13:54
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Acar’dan Özel’e tepki: "Gerçekle bağını koparmış bir muhalefet genel başkanıyla karşı karşıyayız"
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Tanıtım ve Medya Başkanı Faruk Acar, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in açıklamalarına tepki göstererek, "Kaybettiğimiz canlara ve geride bıraktıkları acılı ailelere duyduğumuz saygıdan, edebimizden; ‘bugün siyaset konuşulmaz" diyerek sustuk. Ancak gerçekle bağını koparmış bir muhalefet genel başkanıyla karşı karşıyayız" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Tanıtım ve Medya Başkanı Acar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 6 Şubat’ta meydana gelen depremin ardından birçok ülkeden daha büyük bir coğrafyada, tarihin en ağır imtihanlarından birine karşı yaraları sarmak için gece gündüz demeden çalıştıklarını ifade ederek, "455 bin konutla, 11 şehri neredeyse köyleriyle birlikte yeniden inşa ettik. Bu olağanüstü süreci tüm dünya hayranlıkla izlerken, emeği, fedakârlığı ve insanüstü gayreti takdir ederken; kilit taşı döşenmiş birkaç sokakla, konulan birkaç çöp konteyneriyle övünebilecek aciz bir zihniyet çıkıp, depremin yıl dönümünde bölgeye teşrif etti. Bu zihniyetin temsilcisi olan şahıs, karşısındaki insanları hafife alarak, bir felaket alanını turist edasıyla dolaşıp günlerdir akıl ve vicdan sınırlarını zorlayan açıklamalar yapıyor. Kaybettiğimiz canlara ve geride bıraktıkları acılı ailelere duyduğumuz saygıdan, edebimizden; ‘bugün siyaset konuşulmaz" diyerek sustuk. Ancak ar damarı çatlamış, aklı pusulasını yitirmiş, gerçekle bağını koparmış bir muhalefet genel başkanıyla karşı karşıyayız" açıklamasında bulundu. Acar, paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Felaketin ve yıkımın büyüklüğünü sahada gerçek anlamda görmedikleri için, şehirlerimizin nasıl ihya edildiğini, hangi emeklerle ayağa kaldırıldığını da idrak edemediklerinin farkındayız. Bu tabloyu görmezden gelerek yalanla, çarpıtmayla ve açık bir acziyetle savrulan bu siyasetin hükmünü aziz milletimizin vicdanına havale ediyoruz. İnsan utanır. Onca emeğe, onca yapılan işe rağmen hakkı teslim etmek yerine siyasi cambazlığa devam edenler bilmelidir ki; bu millet, samimiyetsizliğe de istismara da asla prim vermez. Acıyı propaganda malzemesine çeviren bu anlayış, ne milletin hafızasında ne de bu ülkenin siyasi ciddiyetinde bir yer bulur. Bu tavır, çaresizliğin en gürültülü halidir ve milletin nazarında hiçbir karşılık bulamayacaktır."
07 Şubat 2026 Cumartesi - 11:03
Göbeklitepe ve Taş Tepeler, Avrupa’nın kalbi Berlin’de sergilenecek
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Berlin’de insanlık tarihinin başladığı yere kapı aralıyoruz" diyerek, Göbeklitepe ve Taş Tepeler’in 12 bin yıllık insanlık hikayesinin Avrupa’nın kalbinde dünya ile buluştuğunu duyurdu. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Berlin Devlet Müzelerine bağlı Vorderasiatisches Museum iş birliğiyle hazırlanan ‘Toplumun Keşfi: 12 Bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam’ sergisinin açılışı, Museuminsel Berlin’deki James-Simon Galerie’de 10 Şubat Salı günü Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla gerçekleştirilecek. İnsanlık tarihinin bilinen en eski sayfaları, bu kez Berlin’de açılıyor. Göbeklitepe ve Taş Tepeler’in 12 bin yıllık mirası, Avrupa’nın kültür başkentlerinden Berlin’de dünya ile buluşuyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Berlin’de açılacak sergiyi sosyal medya hesaplarından duyurdu. Bakan Ersoy paylaşımlarında şu ifadelere yer verdi: "Berlin’de insanlık tarihinin başladığı yere kapı aralıyoruz! 10 Şubat’ta açılışını yapacağımız ’Toplumun Keşfi: 12 Bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam’ sergisiyle, Şanlıurfa müzemizden seçilen 89 eser ve 4 replikayı dünya ile buluşturacağız. Eserlerin 44’ü ilk kez sergilenecek. 19 Temmuz’a kadar açık kalacak sergide, Isabel Muoz’un Taş Tepeler fotoğrafları da yer alacak. Neolitik Çağ’da insanlığın büyük dönüşümünü, Berlin’in kalbinde anlatacağız. Taş Tepeler’in mirasını, kararlılıkla dünyaya taşıyoruz." 44 eser ilk kez sergilenecek Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Berlin Devlet Müzelerine bağlı Vorderasiatisches Museum iş birliğiyle hazırlanan ‘Toplumun Keşfi: 12 bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam’ sergisi, 10 Şubat’ta Berlin Museuminsel’deki James-Simon Galerie’de kapılarını açacak. Sergide, Göbeklitepe ve Taş Tepeler bölgesinden elde edilen buluntulara ev sahipliği yapan Şanlıurfa Müzesi koleksiyonundan seçilen Neolitik Çağ’a ait 89 eser ile 4 eser replikası yer alacak. İnsanlık tarihinin en erken dönemlerine ışık tutan özgün örnekler arasında bulunan parçaların yer alacağı sergideki eserlerin 44’ü ilk kez sergilenecek. Sergi Neolitik Çağ’da insanlığın büyük dönüşümünü anlatacak Sergi, avcı-toplayıcı yaşamdan yerleşik hayata ve besin üretimine geçiş sürecini bütün yönleriyle ele alacak. Mimari, sanat, heykeltraşlık, inanç sistemleri ve toplumsal örgütlenmenin doğuşu, Göbeklitepe ve çevresindeki tapınaklar, taş sütunlar, kabartmalar ve figüratif heykeller üzerinden anlatılacak. Serginin ziyaretçileri, erken dönem toplumsal ritüelleri, ilk dini inanışları ve toplulukların örgütlenme biçimlerini yakından görme imkanı bulacak. Sergi aynı zamanda tarımsal üretimin başlamasıyla ortaya çıkan toplumsal ve ekonomik dönüşümü de bütüncül bir çerçevede sunacak. Isabel Muoz’un objektifinden Taş Tepeler Dünyaca ünlü fotoğraf sanatçısı Isabel Muoz’un Taş Tepeler’de çektiği fotoğraflar da sergideki yerini alacak. Yalnızca arkeolojik alanları değil, Neolitik toplulukların yaşam izlerini; insan figürleri, dokular ve ışık aracılığıyla sanatsal bir dille yorumlayan Muoz’un bu fotoğrafları, ziyaretçilere Taş Tepeler’in tarihi derinliğini çağdaş bir bakışla deneyimleme imkanı sunacak. Göbeklitepe ve Taş Tepeler uluslararası sahnede Berlin’de ilk kez düzenlenecek olan sergi, Göbeklitepe ve çevresindeki Taş Tepeler’in kültürel ve bilimsel önemini uluslararası platformda güçlü biçimde tanıtacak. Türkiye’den Berlin’e getirilen bu eşsiz Neolitik eserler, insanlık tarihinin bilinen en eski tapınaklarından biri olan Göbeklitepe’nin önemini bir kez daha gözler önüne serecek. Daha önce Roma Kolezyumu’nda büyük ilgi gören Göbeklitepe ve Taş Tepeler anlatısı, Berlin ayağıyla Avrupa’daki görünürlüğünü daha da artıracak. Berlin’de düzenlenen bu sergi, Taş Tepeler Projesi’nin uluslararası tanıtımına önemli katkı sağlayacak. Aynı zamanda Türkiye’nin kültürel diplomasi alanındaki etkisini daha da güçlendirecek. ‘Toplumun Keşfi: 12 bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam’ sergisi 19 Temmuz’a kadar ziyaret edilebilecek.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 10:35
"Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi"nin imza sayısı 300 bini aştı
Çocukların yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarının güvence altına alınmasını amaçlayan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin ilke ve hükümlerinin toplumun tüm kesimlerince bilinmesi ve çocukları ilgilendiren her konuda çocuk katılımının güçlendirilmesi için farkındalık çalışmalarını sürdürüyor. Bu anlayışla, sivil bir inisiyatifle hazırlanan ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın öncülüğünde kamuoyuna sunulan "Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi", Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzası ve tüm dünyaya yaptığı destek çağrısıyla dijital ortamda çocuk haklarının korunmasına yönelik güçlü bir farkındalık zemini oluşturdu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısının ardından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, internet, sosyal medya ile yapay zekâ tabanlı sistemlerin çocukların yaşamına doğrudan etki ettiği bir çağda, koruma politikalarının güncellenmesi ve sınır aşan risklere karşı ortak hareket edilmesi vizyonuyla çalışmalarını hızlandırdı. Bu kapsamda 81 ilde il müdürlükleri aracılığıyla bilgilendirme ve farkındalık artırıcı faaliyetler başlatıldı. Çocuk Hakları İl Çocuk Komiteleri öncülüğünde yürütülen çalışmalar kapsamında; çocuk haklarına ilişkin toplumsal duyarlılığın güçlendirilmesi, dijital dünyada çocukların korunmasına yönelik bilincin artırılması ve "Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi"nin toplumun tüm kesimlerince öğrenilerek benimsenmesi hedefleniyor. Bu doğrultuda sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler, eğitim kurumları ve ilgili paydaşlarla iş birliği içinde afiş ve broşür çalışmaları, sosyal medya paylaşımları, panel ve seminerler düzenleniyor. Ayrıca meydanlar, ulaşım ve alışveriş merkezleri, festival alanları ile benzeri kamusal alanlarda kurulan stantlar aracılığıyla dijital dünyada çocuk haklarına ilişkin toplumsal duyarlılığın artırılması ve çocukların korunmasına yönelik bilincin güçlendirilmesi hedefleniyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı il müdürlüklerince 19 Aralık 2025 tarihinde başlatılan kampanya kapsamında 81 ilde etkinlikler düzenlendi. Yürütülen farkındalık çalışmaları sonucunda "Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi"ni 309 bin 754 kişi imzaladı. Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı hayata geçirildi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 2026-2030 dönemini kapsayan Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Eylem planıyla, çocukların çevrim içi ortamlarda güvenli bir şekilde var olmalarının sağlanması ve dijital mecralarda karşılaşabilecekleri risklere karşı korunmaları hedefleniyor. Bu kapsamda, çocukların yüksek yararını esas alan politika ve uygulamaların hayata geçirilmesi öngörülüyor.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 10:05
2. Dünya Savaşı’nın izleri Ankara’daki bir antikacıda günyüzüne çıktı
Ankara’da antikacılık işiyle uğraşan Hakan Şehri, 2. Dünya Savaşı’ndan günümüze ulaşan tarihi eserleri dükkanında sergiliyor. Ankara’da yaşayan Hakan Şehri (55), 13 yıldır antikacılık işiyle uğraşıyor. Yıllar boyunca 2. Dünya Savaşı’ndan kalan nadir eserleri toplayan ve dükkanında sergileyen Şehri, sergilenen eserlerin, savaşın izlerini taşıyan önemli tarihi belgeler niteliğinde olduğu belirtti. Savaş koleksiyonu özellikle tarih meraklıları ve koleksiyonculardan yoğun ilgi gördüğünü ifade eden Şehri, eserlerin büyük bölümünün orijinalliğini koruduğunu ve titizlikle muhafaza edildiğini vurguladı. Sergilenen eserlerin, 2. Dünya Savaşı’nın askeri ve sosyal yönünü yansıttığının altını çizen Şehri, amacının geçmişle günümüz arasında bir bağ kurmak ve tarihi canlı tutmak olduğunu söyledi. Antikacılığı ‘hastalık’ olarak tanımlayan Şehri, bu işi para için yapmadığını ve antikacılığın bambaşka bir dünya olduğunu açıklarken, yeni başlayacak olanlara da kendilerini uzun bir sürecin beklediğini ve sabretmeleri gerektiğini ifade etti. "Bu bir sevda" Antikacılığa meraktan başladığın ve yaklaşık 13 yıldır aralıksız bir şekilde sürdürdüğünü belirten Şehri, "Yaklaşık 13 yıldır profesyonel antikacıyım. Burası olduğu gibi başka şubelerimiz de var. Avrupa’dan ve Türkiye’den antika toplayıp, bu işi antika severlere taşıyoruz, onlara anlatıyoruz. Bu bir sevda. Sonuçta insanın içinde olan bir şey. Zaten bu meslek, profesyonel olarak yapmadan önce de içimde vardı. Avrupa’ya çıktığımızda; gidiyorduk, arıyorduk, bakıyorduk ve öğreniyorduk. Zaman içerisinde ne kadar öğrensen de yeterli olmuyor. Kendini geliştirmek zorundasın. Daha sonra da belirli bir aşamaya geldik. Artık topladıklarımız kaldırılamaz hale geldi. Ondan sonra dükkan açtık. Başarılı da olduğumuzu düşünüyorum" diye konuştu. "Antika konusunda Avrupa’ya göre çok aşağılardayız" Türkiye’de antikacılığın yeni yeni gelişmeye başladığını, insanların finansal açıdan yavaş yavaş rahatlamaya başladığını ifade eden Şehri, "İlk zamanlar zorlandım. Bu işte eskiyle ilgili birçok şeyde bilginiz olmak zorunda. Bu işte bilgi şart. Bilgi varsa zaten değer var. Eski bir şeyi sokakta görüp de almadığınız veya antika pazarında değersiz gördüğünüz bir şeyi bilginiz varsa, onun değerli olduğunu anlayabiliyorsunuz ve antika değerini kazanmış oluyor. Ondan dolayı bilgi çok önemli. Her zamanda gelişime açık olmanız lazım. Çünkü Avrupa’ya göre çok aşağılardayız. Oradaki koleksiyoncularla temas içinde olacaksınız. Kendinizi geliştireceksiniz. Kendi ülkenizde de geçmişi geleceğe taşıyacaksınız. Antika konusunda gerideyiz. Çünkü insanlar finansal açıdan biraz daha rahatladılar. Avrupa’da daha farklı bir kültür var. Onlar, daha önceden bazı şeylere değer vermişler. Antikaları daha sonraki nesle ulaştırmaya çalışmışlar ama bizim halkımız yaşamaya çalışmış" şeklinde konuştu. "Antikacının da, bu işi sevenlerin de hayalleri var" Antikacılığın bir sevda işi olduğunu ve herhangi bir antikacının bile hayallerinin sınırsız olduğunun altını çizen Şehri, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye’de de çok büyük koleksiyoncular oluşmaya başladı. İnsanlar ilgileniyor ve müzeler kuruluyor. Bunun desteklenmesi lazım. Desteklediğinizde bir sonraki nesle de geçmişten gelen o ürünleri aktarmak lazım. Antika işiyle uğraşmak isteyenlerin ilk önce birilerinin yanında bu işe biraz gönül vermeleri lazım. Bir şeyleri öğrenmeleri lazım. Bir anda hiçbir şeyin olması mümkün değil. Eğer bu işe gönül veriyorlarsa dost edinmeleri azım. Ondan sonra belli bir alanda başlamaları lazım. Çünkü bu işin bir sonu yok. Antikacılık çok zevkli ve insanı mutlu eden bir şey. Hayaller bitmez. Antikacının da, bu işi sevenin de hayalleri var. Antikacılık, antika pazarına gittiğinizde, iki tane bulunmaz bir şeyi bulduğunuzda ve anladığınızda bile mutlu eden bir şey. Güzel şeyler elime düşse de onları dükkanıma kazandırsam diye her zaman kafamda bir düşünce var."
07 Şubat 2026 Cumartesi - 10:02
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu: "TOBB; 367 oda ve borsası, 2 milyonu aşkın üyesiyle, ülkemizin kalkınmasına destek veren ve geleceğine yatırım yapan büyük bir aile"
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "Üretim ve yatırımla büyüyen, istihdamla güçlenen, ihracatla dünyaya açılan bir Türkiye misyonundan asla vazgeçmedik. TOBB; 367 oda ve borsası, 2 milyonu aşkın üyesiyle, ülkemizin kalkınmasına destek veren ve geleceğine yatırım yapan büyük bir aile" dedi. TOBB, 74. yılını kutluyor. Bu kapsamda sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, TOBB olarak sadece iş dünyası olarak sadece Türkiye ile sınırlı kalmadıklarını, TOBB vizyonunu dünyada da temsil etmeye çalıştıklarını belirtti. Hisarcıklıoğlu, yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi: "Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) 74 yaşında. 74 yıl sonra aynı ruh, aynı heyecanla, güçlü Türkiye ve güçlü ekonomi için çalışmaya, üyelerimizin sorunlarını takip etmeye, dile getirmeye ve çözüm üretmeye devam ediyoruz. TOBB olarak sadece Türkiye’de iş dünyasının sesi olmakla kalmıyor, dünyada da ülkemizi ve iş dünyamızı temsil etmenin onurunu taşıyoruz. Küresel iş dünyasının zirvesinde ay yıldızlı bayrağımızı dalgalandırmanın gururunu yaşıyoruz. Üretim ve yatırımla büyüyen, istihdamla güçlenen, ihracatla dünyaya açılan bir Türkiye misyonundan asla vazgeçmedik. TOBB; 367 oda ve borsası, 2 milyonu aşkın üyesiyle, ülkemizin kalkınmasına destek veren ve geleceğine yatırım yapan büyük bir aile. Birliğimizin temellerini atan, bugüne gelmesinde emeği olan tüm mensuplarımıza saygı ve şükranlarımızı sunuyor, tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyor, vefat edenleri rahmetle yad ediyorum."
07 Şubat 2026 Cumartesi - 09:57
Balıkesir’de 4.1 büyüklüğünde deprem
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Balıkesir’de 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini açıkladı. AFAD’ın paylaştığı bilgilere göre, Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde saat 09.41’de 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Merkezi Sındırgı olan depremin derinliği 6.84 kilometre olarak ölçüldü.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 09:55
Balıkesir’de 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Balıkesir’de 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 09:45
Uzmanından kritik uyarı: "Özellikle 8 haftayı aşan öksürüklerde mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulmalı"
Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gazi Gülbaş, "Üç haftadan kısa süren öksürükler akut, 3 ila 8 hafta sürenler uzamış, 8 haftadan uzun sürenler ise kronik (geçmeyen) öksürük olarak kabul edilir. Özellikle 8 haftayı aşan öksürüklerde mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulması gerekir" dedi. Mevsimsel viral enfeksiyonlar sonrası sık görülen kuru öksürüğün haftalarca sürebileceğine dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gazi Gülbaş, en sık yapılan hatanın öksürük geçmediği gerekçesiyle gereksiz antibiyotik kullanımına devam edilmesi olduğunu söyledi. Gribal enfeksiyonların sona ermesine rağmen öksürüğün uzun süre devam etmesinin günümüzde oldukça yaygın bir sorun haline geldiğini belirten Medicana International Ankara Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gazi Gülbaş, öksürüğün her zaman devam eden bir enfeksiyon anlamına gelmediğini vurguladı. Zatürre, bronşit, farenjit, bademcik iltihabı ve sinüzit gibi enfeksiyonlara bağlı öksürüklerin genellikle geçici olduğunu ifade eden Prof. Dr. Gazi Gülbaş, buna karşın enfeksiyon sonrasında gelişen bronş aşırı duyarlılığı ve bazı kronik sinüzit vakalarında öksürüğün daha uzun sürebildiğini söyledi. "Balgam sökücü ve öksürük kesici ilaçlar her hastaya uygun değildir" Kış döneminde viral enfeksiyonların sık görülmesi nedeniyle hastalık sonrasında uzayan öksürüklerin daha yaygın hale geldiğini kaydeden Gülbaş, "Bu tür öksürükler çoğu zaman antibiyotik gerektirmez. Ancak hastalar öksürük geçmediği için antibiyotik kullanımını sürdürmekte ya da yeniden antibiyotiğe başlamaktadır. Bu hem faydasız hem de zararlı bir yaklaşımdır. Balgam sökücü ve öksürük kesici ilaçlar her hastaya uygun değildir. Özellikle balgamı olan hastalarda öksürük kesiciler balgamın atılmasını engelleyerek iyileşmeyi geciktirebilir. Çocuklar, yaşlılar, astım ve KOAH hastaları ile kalp, tansiyon ve prostat hastalığı olan bireylerde bu ilaçların mutlaka doktor önerisiyle kullanılması gerektir" ifadelerine yer verdi. "Öksürük sadece akciğer kaynaklı olmayabilir" Öksürüğün aslında solunum yollarını temizlemeye yönelik koruyucu bir refleks olduğunu hatırlatan Gülbaş, "Öksürük sadece akciğer kaynaklı olmayabilir. Boğaz, burun, sinüsler, mide, yemek borusu, kalp zarı ve diyafram gibi birçok organın hastalıklarında da öksürük bir belirti olabilir. Öksürüğün süresi ve eşlik eden belirtileri önemlidir. Üç haftadan kısa süren öksürükler akut, üç ila 8 hafta sürenler uzamış, 8 haftadan uzun sürenler ise kronik (geçmeyen) öksürük olarak kabul edilir. Özellikle 8 haftayı aşan öksürüklerde mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulması gerekir. Geniz akıntısı, astım, mide reflüsü, iyileşmeyen enfeksiyonlar, bazı akciğer hastalıkları, verem, kalp yetmezliği, kullanılan bazı tansiyon ilaçları, sigara ve akciğer kanseri uzun süreli öksürüğün nedenleri arasındadır. Gece uyandıran öksürük, kanlı balgam, nefes darlığı, uzun süren ateş, istemsiz kilo kaybı ve göğüs ağrısı gibi durumlarda da süre beklenmeden doktora başvurulmalıdır" cümlelerine yer verdi. Ortamın nem dengesi önemli Halk arasında ‘100 günlük öksürük’ olarak bilinen boğmaca vakalarının Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre hâlen önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu da aktaran Gülbaş, "Türkiye’de çocukluk çağı aşılamasının yüksek olması sayesinde boğmacanın genel insidansı düşük seyrediyor; ancak ergenler ve yetişkinlerde vakalar görülebiliyor. Riskli gruplarda hatırlatma aşıları koruyucu olabiliyor. Aşıların koruyuculuğu dışında, antibiyotik ve öksürük şurupları hastalığı değil, sadece belirtilerin şiddetini azaltır. Asıl önemli olan öksürüğün nedenini doğru saptamak ve ona yönelik tedavi uygulamaktır. Temiz hava, uygun nem dengesi, yeterli sıvı alımı, gece yatarken başın hafif yükseltilmesi, sigara dumanından uzak durulması, dengeli beslenme ve yeterli uyku bireyin alabileceği basit önlemlerdendir" ifadelerini kullandı.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 09:04
Palandöken: "Ramazan dayanışma ve bereket ayıdır"
Ramazan’a sayılı günler kala tüm esnaf teşkilatı için genelge hazırlatan TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Ramazan’a artık sayılı günler kaldı. Bu süreçte Konfederasyon olarak TESK çatısı altında, 13 mesleki Federasyon ve 82 Birliğe bir genelge gönderdik. Ramazan ayında vatandaşlarımızın yiyecek ve içecek temininde, fiyatların yüksekliğinden kaynaklanan zorlukların bir nebze de olsa hafifletilmesi amacıyla vecibelerini yerine getirerek yurttaşlarımıza yardımcı olmalarını istedik" dedi. Ramazan paketlerinin esnaf aracılığı ile ihtiyaç sahiplerinin gerçek ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanması gerektiğini söyleyen Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Esnaf dediğimiz kişiler semtinizde tanıdığınız; kasabınız, manavınız, bakkalınız, şarküterinizdir. Elbette herkes imkânları ölçüsünde alışveriş yapacaktır. Ancak insan sağlığını hiçe sayan, gözü dönmüş fırsatçılara itibar edilmemesi, iştahlarının kabartılmaması büyük önem taşıyor. Ramazan ayında en çok tüketilen ürünlerin başında beyaz et, kırmızı et, süt, yoğurt, Ramazan pidesi, yumurta ve tatlılar geliyor. Her yıl olduğu gibi bu dönemde de özellikle cami çevrelerinde ve akşam saatlerinde korsan satıcılar ortaya çıkıyor. Bu nedenle tanıdığınız, bildiğiniz esnaftan alışveriş yaparak hem sağlığınızı hem de ağız tadınızı korumanız gerekiyor. Hayır amacıyla dağıtılacak yardım paketlerinin de yine esnaf aracılığıyla ve gerçekten ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçları tespit edilerek hazırlanması önemli. Sadece kolilerin üzerinde reklam yapar gibi hazırlanan paketlerden, gerçek ihtiyaç sahipleri çoğu zaman yeterince faydalanamıyor. Bu nedenle evin gerçek ihtiyacına göre ürün temini çok daha doğru oluyor. Ürünlerin son kullanma tarihlerine mutlaka bakılmalı, yalnızca kutu doldurmak amacıyla yapılan gereksiz alışverişlerden kaçınılmalı" şeklinde konuştu. "Güvenilir ve bilinir alışveriş noktaları tercih edilmeli" Ramazan ayında alışverişlerin bilinir ve güvenilir esnaftan yapılması gerektiğini vurgulayan Palandöken, "Böylelikle Ramazan ayında sofralarınız hem daha güzel olacak hem de tükettiğiniz gıdalar sağlıklı olacak. Semtinizdeki esnaflar sizi tanıdığı, damak tadınızı bildiği için ihtiyaçlarınıza uygun ürünleri temin etmede size destek olacaktır. Bu mübarek ayın huşu içerisinde, sofralarınıza davet edeceğiniz anne, baba, akraba ve yakınlarınızla birlikte güzel bir Ramazan geçirmenizi tavsiye ediyorum. Geleneklerimizin bazıları zamanla azalmış olsa da Ramazan’ın bereketi hâlâ sofralarımızda yaşatılabiliyor. Bizler de bu süreçte esnaflarımızı uyarıyoruz. Birlik ve federasyon başkanlarımız, kendi alanlarını ilgilendiren konularda vatandaşlarımıza yardımcı olacaklar. Fiyat denetimleri ise Ticaret Bakanlığı, Tarım Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından aralıksız şekilde sürdürülüyor. Laboratuvarlarda sağlıksız gıdalar da tespit ediliyor. Ancak en önemlisi, vatandaşlarımızın güvendiği ve bildiği alışveriş noktalarını tercih etmesidir" ifadesini kullandı.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 08:25
Bakan Yerlikaya:"240 kg Skunk uyuşturucu maddesi ele geçirdik"
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya,"Edirne Emniyet Müdürlüğümüzce "Uluslararası Uyuşturucu Madde Ticaretiyle Mücadele" kapsamında düzenlenen operasyonumuzda; 240 kg Skunk Uyuşturucu Maddesi ele geçirdik" dedi. Bakan Yerlikaya sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Edirne Emniyet Müdürlüğünce "Uluslararası Uyuşturucu Madde Ticaretiyle Mücadele" kapsamında düzenlenen operasyonda; 240 kg Skunk Uyuşturucu Maddesi ele geçirildiği belirterek şu bilgileri verdi: "Edirne Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan çalışmalar sonucu; bir tır ile uyuşturucu madde sevkiyatı yapılacağı bilgisinin alınması üzerine, Kapıkule Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Şube Müdürlüğü personeli ile koordineli yapılan tır aramasında; 240 kg skunk ele geçirildi. E.S. isimli şüpheli yakalandı. Hakkında adli işlem başlatıldı.Biz uyuşturucuya karşı savaş açtık! Uyuşturucu bir insanlık suçudur. Bu savaşı, sadece ülkemiz adına değil, insanlık adına sürdürüyoruz. Örgüt elebaşından, torbacısına kadar bizim uyuşturucu ile bütün mücadelemiz, başta gençlerimiz olmak üzere tüm vatandaşlarımızı korumaktır. Valimizi, Emniyet Müdürümüzü, Kahraman Polislerimizi ve emeği geçenleri tebrik ediyorum. Allah ayağınıza taş değdirmesin."
06 Şubat 2026 Cuma - 23:45
Ankara’da 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenler dualarla anıldı
Ankara’da Kahramanmaraş merkezli "6 Şubat Depremi Anma Programı" düzenlendi. Ankara’da Altındağ Belediyesi Millet Bahçesi’nde, Adıyamanlılar Vakfı Ankara Şubesi ve Adıyaman İl ve İlçeler Eğitim Vakfı iş birliğiyle 6 Şubat depremlerinin 3’üncü yılında anma programı düzenlendi. Program; Kur’an-ı Kerim tilavetiyle depremde vefat edenlerin anılmasıyla başladı. Programda depremin yaşandığı günler hakkında konuşan Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan, "Belediye başkanı arkadaşlarım diyorlar ki ‘sen ne yaptığını bilmiyorsun, sen oraya bir sürü para harcıyorsun yarın bir gün çalışanlarının maaşını ödeyemeyecek hale geliyorsun, biraz sosyal medyada görün yeter’. Bir yangın varken ben nasıl düşünebilirim ? Üç ay sonra maaş verebilecek miyim, veremeyecek miyim diye. Dedim ki ben bunu yapamam" ifadelerini kullandı. Programda konuşan dönemin Adıyaman Valisi Mahmut Çuhadar ise, "Samimiyetle ifade etmek isterim ki Adıyaman’ın acısı acım, sevinci sevincim. Bu Adıyaman Valisi olduğu dönemde de böyleydi. Adıyaman Valiliğimden sonraki dönemde de hep böyle olacak. Rabbim bir daha bu milletle böyle acılar yaşatmasın. Bu hepimizin ortak temennisi" diye konuştu. Deprem bölgesinde yaşadıklarını anlatan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın ise, "Gerçekten o kadar anlatacağımız hikayeler var ki. Ve ben şunu çok yaşadım o süreçte. Enkaz altından telefonlar arıyorsunuz. Ve insan olarak aslında gücünüzün de bir yere kadar yettiğini, acizliğinizin de olduğunu bir kez daha görebilirsiniz, Kolay değil, hakikaten içiniz ağlar. Binalar yıkıldı, onun da ötesinde ilk haftanın hatta o ikinci depremde biz orada yaşadık. Ulaştırma Bakanımızla beraber AFAT’ın 3’üncü katında Sayın Valimizle birlikte hep beraber o ikinci depremi de yaşadık. Yani her birimizin kaderi tabii ki Allah tarafından tayin edilmiş. Ama şunu da bilelim ki tam vakti saati gelirse ne zaman, nasıl, nerede karşımıza çıkar bilemeyiz ama elbette o kaderi yaşayacağız. Ama gittikten sonra da en büyük sermaye aslında burada biriktirdiklerimizden öte öbür tarafa gittiğimizde ‘ya Allah razı olsun ne güzel insandı’ dedirtebilmek" şeklinde konuştu. Programa; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, Adıyamanlılar Vakfı Ankara Şubesi Başkanı Mehmet Akgül, Adıyaman İl ve İlçeler Eğitim Vakfı Genel Başkanı Şevket Gürsoy ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri katıldı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder