Yerel Haberler
Ankara
HAK-İŞ Başkanı Arslan, Global Sumud Filosu ile vicdan yolculuğuna devam ediyor 16 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:37:50 HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, Siyonist İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü saldırılar, abluka politikaları ve insani yardımların engellenmesine karşı uluslararası dayanışmayı büyütmek amacıyla katıldığı Global SUMUD Filosun’da yoluna devam ediyor. Filo yoğun fırtına nedeniyle Yunanistan’ın Meis Adası açıklarına demir attı. HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, Gazze halkının sesi olmak, insani yardım koridorlarının açılması çağrısını dünyaya duyurmak ve Filistin halkının haklı mücadelesine destek vermek amacıyla 14 Mayıs tarihinde Marmaris’ten hareket eden Global SUMUD filosu ile yola çıkmıştı. "Hiçbir fırtına, insanlık vicdanının yolculuğunu durduramaz" Arslan, yola çıkmalarının hemen ardından etkili olan yoğun rüzgâr ve yüksek dalgalar nedeniyle Küresel SUMUD Filosu’nun Yunanistan’ın Meis Adası açıklarına demir attığını ifade etti. Arslan, "Bilinmelidir ki; denizlerde kopan hiçbir fırtına, insanlık vicdanının yolculuğunu durduramaz. Biz bu yola sadece bir limana ulaşmak için değil; Gazze’de abluka altında yaşam mücadelesi veren kardeşlerimizin sesi olmak, dünyanın sessiz kaldığı zulmü haykırmak ve insanlığın ortak vicdanını harekete geçirmek için çıktık. Bugün dalgalar büyüse de kararlılığımız daha da büyümektedir" dedi. Arslan, Türkiye kamuoyuna, büyük HAK-İŞ teşkilatına ve uluslararası sendikal harekete de destek çağrısı yaptı. Arslan, "Bu onurlu mücadelemize vereceğiniz kıymetli desteklerle yanımızda olmanızı, Gazzeli yetim çocukların, gözü yaşlı anaların sesinin tüm dünyaya duyurulmasına destek olmanızı, katkı vermenizi bekliyoruz" dedi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:34 Kapadokya’nın bilinmeyen yüzü belgesele konu oldu Veteriner hekim ve belgesel yapımcısı Doğanay Vural, Kapadokya’da bilinmeyen yaban hayatını görüntüledi. Pek çok canlıyı doğal yaşam alanında görüntüleyebilmek için aylarca nöbet tutan Vural, Anadolu Parsından kar leoparına kadar pek çok canlıyı çekme fırsatı buldu. Aynı zamanda evinde baktığı kurtlarını da yol arkadaşı edinen Vural, Nevşehir Kapadokya’nın bilinmeyen yaban hayatını gün yüzüne çıkarmak için onlarla birlikte yolculuğa çıktı. Vural, gelecek nesillerin ülkedeki bilinmeyen yerlere ve canlılara merakını artırmayı hedeflediğini söyleyerek 81 ilde çekim yapmak istediğini anlattı. "Biz Kapadokya’yı vahşi yaşamı için ziyaret ettik" Kapadokya’nın bilinmeyen yüzünü ortaya çıkardıklarını dile getiren Vural, "İnsanlar Kapadokya’yı ziyaret eder. Balonlara binmek için, peri bacalarını görmek için. Biz Kapadokya’yı o bölgedeki vahşi yaşamı için ziyaret ettik. Aslında bundan binlerce yıl önce insanlar da bu bölgelerde peri bacalarının içerisinde yaptıkları mağaralarda yaban hayvanlarından korunuyorlardı. Kimi zaman kurtlardan,sırtlanlardan, vaşaklardan, ayılardan. İşte bunu gün yüzüne çıkartmak, şu anda aktif olarak vahşi yaşamın sürdürülebilir olduğunu göstermek için Kapadokya’da yaban hayatın peşine düştük" ifadelerini kullandı. Bölgedeki hayvanları görüntülemek için balona bindiklerini anlatan Vural, "Balonlarda insanlar hep kendini görüntüler. Çevredeki manzaraları görüntüler. Biz balonlardan kınalı keklikleri, tilkileri ve aynı seviyede uçtuğumuz kuş türlerini görüntüledik. Ardından oradan indik, ATV’lere bindik.ATV’lerle beraber kurduğumuz fotokapanları kontrol ettik ve Kapadokya’nın doğasında kurt sürüleri, tilkiler, kınalı keklikler, Anadolu yer sincabı ve yırtıcı kuş türleriyle karşılaştık. Yaban domuzlarını saymıyorum bile" şeklinde konuştu. Evinin bahçesinde baktığı kurtları da götürdüğünü söyleyen Vural, "Börü, Gökbörü 6 ayda bize eşlik etti ve atlara binerek iz takibi yaptık ve bu iz takibi doğrultusunda Kapadokya’da hangi hayvanlarla aynı yere ayak bastığımızı daha iyi tanımış olduk" diye konuştu. "Türkiye’nin 81 ilinde bilinmeyen doğayı, yaban hayatı tanıtmaya çalışıyoruz" Vural, Türkiye’nin 81 ilinde yaban hayatı tanıtmaya çalıştıklarını belirterek "Günün sonunda Kapadokya’nın vahşi doğasını insanların bilmediği yönünü göstermiş olduk. Türkiye’nin 81 ilinde bilinmeyen doğayı, yaban hayatı tanıtmaya çalışıyoruz. Bu durakta Nevşehir’deydik ve Nevşehir’de herkesin bildiği tanıdığı Kapadokya’yı çok özel bir şekilde görüntüledik. Bu bölgede Anadolu yer sincabı çok önem arz eden bir tür. Bu bölgede Bozayı önem arz eden bir tür. Yine bu bölgede kurt sürülerinin görülmüş olması kesinlikle önemli bir kayıt" dedi. "Kapadokya’da vahşi yaşamın var olması o bölgenin turistinin gelmemesine bir sebep değil" Bölgede bulunan hayvanların korunması gerektiğini vurgulayan Vural, "Bu kayıtlar doğrultusunda bu hayvanlardan korkmamak gerekiyor. Yani Kapadokya’da vahşi yaşamın var olması o bölgenin turistinin gelmemesine bir sebep değil. Aksine bu yeni bir ekoturizm kapısı açtığını düşünüyorum. Çünkü bölgede çok fazla ATV safarileri, atlı safariler yapılıyor. Bunun yanı sıra o bölgedeki insanların elini taşın altına koyup bu hayvanları koruyup gelen turistlere bunları da göstererek ‘Bakın bizim şehrimizde tilki de yaşıyor, keklik de yaşıyor, Anadolu yer sincabı da yaşıyor, kurtlar da yaşıyor’ diyerek ayrı bir gelir kapısı oluşturarak aynı zamanda doğaya da katkı sunacaklarını düşünüyorum" değerlendirmesinde bulundu. "Metropol dediği İstanbul’da vahşi yaşamın izini süreceğiz" Vural, çekimlerinin devam edeceğini aktararak sözlerine şöyle devam etti: "İnsanların o kalabalık şehirde içinde bulunduğu, metropol dediği İstanbul’da vahşi yaşamın izini süreceğiz. İstanbul deyince aklımıza birçok şey geliyor. Ama vahşi yaşam hiç gelmiyor. Kapadokya için de bu böyleydi. İstanbul için de böyle. Emin olun İstanbul’da da bilinmeyen türleri kurt sürüsü gibi, geyik gibi türleri görüntüleyip, gözlemleyip ekranlara vereceğiz." "Amacımız gelecek nesillere doğayı yaban hayvanlarını sevdirebilmek" Çocukluktan gelen tutkusunu sürdürmeye devam edeceğine değinen Vural, "Bizim amacımız gelecek nesillere doğayı yaban hayvanlarını sevdirebilmek. Genç yaştaki çocukların arkadaşlarıyla iletişim kurmasının tek yolu telefondaki veya bilgisayardaki oyunlar olmadığını doğaya çıkıp bir hayvanı gördüğü zaman yaşadığı heyecanı o macerayı da arkadaşıyla paylaşabileceğini anlatmaya çalışıyoruz. Yaklaşık 10-15 yıl oldu bu işe adım atalı. Benim tutkum bulunduğum mahalleden başladı yani ben doğayla iç içe bir yerde gözümü açtım ve benim mahallemde ben yetişirken korna sesleri duymuyordum. Hayvanların seslerini duyuyordum. Benim şöyle orada ne varmış diye baktığım şey araba kazası değildi. Yaban domuzlarının kavgasıydı. Benim de ilgimi çeken beni de doğaya çeken bu oldu aslında" ifadelerine yer verdi. "En zorlu yollar da olsa günün sonunda karşılaştığımız o heves, heyecan her şeye bedel" Anadolu Parsı, kar leoparı gibi görüntülemesi zor pek çok hayvanı gördüğünü ifade eden Vural, karşılaştığı her hayvanda farklı duygular hissettiğini ve unutamadığını söyledi. Vural, "O anın geri dönüşü yok. O anın bir tekrarı yok. Himalayalarda eksi 35 derecede kar leoparının izini sürdük. 16 gün sürdü. 16 gün boyunca her sabah üşüyerek uyandık ve her adım attığımız yerde bir uçurumda yani ölüm riski vardı. Ama günün sonunda o hayvanı görebilmek, gördükten sonra yaşayacağımız o haz bizi ayakta tuttu. Ve en zorlu yollar da olsa günün sonunda karşılaştığımız o heves, heyecan her şeye bedeldi" diye konuştu. Vural, ürettiği içeriklerin yanı sıra ilerleyen zamanlarda dizi ve film çekmek istediğini de sözlerine ekledi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:30 Kapadokya’nın bilinmeyen yüzü belgesele konu oldu Veteriner hekim ve belgesel yapımcısı Doğanay Vural, Kapadokya’da bilinmeyen yaban hayatını görüntüledi. Veteriner hekim ve belgesel yapımcısı Doğanay Vural, çocukluğunda başladığı yaban hayatı merakını çektiği görüntülerle ölümsüzleştiriyor. Pek çok canlıyı doğal yaşam alanında görüntüleyebilmek için aylarca nöbet tutan Vural, Anadolu Parsından kar leoparına kadar pek çok canlıyı çekme fırsatı buldu. Aynı zamanda evinde baktığı kurtlarını da yol arkadaşı edinen Vural, Nevşehir Kapadokya’nın bilinmeyen yaban hayatını gün yüzüne çıkarmak için onlarla birlikte yolculuğa çıktı. Vural, gelecek nesillerin ülkedeki bilinmeyen yerlere ve canlılara merakını artırmayı hedeflediğini söyleyerek 81 ilde çekim yapmak istediğini anlattı. "Biz Kapadokya’yı vahşi yaşamı için ziyaret ettik" Kapadokya’nın bilinmeyen yüzünü ortaya çıkardıklarını dile getiren Vural, "İnsanlar Kapadokya’yı ziyaret eder. Balonlara binmek için, peri bacalarını görmek için. Biz Kapadokya’yı o bölgedeki vahşi yaşamı için ziyaret ettik. Aslında bundan binlerce yıl önce insanlar da bu bölgelerde peri bacalarının içerisinde yaptıkları mağaralarda yaban hayvanlarından korunuyorlardı. Kimi zaman kurtlardan,sırtlanlardan, vaşaklardan, ayılardan. İşte bunu gün yüzüne çıkartmak, şu anda aktif olarak vahşi yaşamın sürdürülebilir olduğunu göstermek için Kapadokya’da yaban hayatın peşine düştük" ifadelerini kullandı. Bölgedeki hayvanları görüntülemek için balona bindiklerini anlatan Vural, "Balonlarda insanlar hep kendini görüntüler. Çevredeki manzaraları görüntüler. Biz balonlardan kınalı keklikleri, tilkileri ve aynı seviyede uçtuğumuz kuş türlerini görüntüledik. Ardından oradan indik, ATV’lere bindik. ATV’lerle beraber kurduğumuz fotokapanları kontrol ettik ve Kapadokya’nın doğasında kurt sürüleri, tilkiler, kınalı keklikler, Anadolu yer sincabı ve yırtıcı kuş türleriyle karşılaştık. Yaban domuzlarını saymıyorum bile" şeklinde konuştu. Evinin bahçesinde baktığı kurtları da götürdüğünü söyleyen Vural, "Börü, Gökbörü 6 ayda bize eşlik etti ve atlara binerek iz takibi yaptık ve bu iz takibi doğrultusunda Kapadokya’da hangi hayvanlarla aynı yere ayak bastığımızı daha iyi tanımış olduk" diye konuştu. "Türkiye’nin 81 ilinde bilinmeyen doğayı, yaban hayatı tanıtmaya çalışıyoruz" Vural, Türkiye’nin 81 ilinde yaban hayatı tanıtmaya çalıştıklarını belirterek "Günün sonunda Kapadokya’nın vahşi doğasını insanların bilmediği yönünü göstermiş olduk. Türkiye’nin 81 ilinde bilinmeyen doğayı, yaban hayatı tanıtmaya çalışıyoruz. Bu durakta Nevşehir’deydik ve Nevşehir’de herkesin bildiği tanıdığı Kapadokya’yı çok özel bir şekilde görüntüledik. Bu bölgede Anadolu yer sincabı çok önem arz eden bir tür. Bu bölgede Bozayı önem arz eden bir tür. Yine bu bölgede kurt sürülerinin görülmüş olması kesinlikle önemli bir kayıt" dedi. "Kapadokya’da vahşi yaşamın var olması o bölgenin turistinin gelmemesine bir sebep değil" Bölgede bulunan hayvanların korunması gerektiğini vurgulayan Vural, "Bu kayıtlar doğrultusunda bu hayvanlardan korkmamak gerekiyor. Yani Kapadokya’da vahşi yaşamın var olması o bölgenin turistinin gelmemesine bir sebep değil. Aksine bu yeni bir ekoturizm kapısı açtığını düşünüyorum. Çünkü bölgede çok fazla ATV safarileri, atlı safariler yapılıyor. Bunun yanı sıra o bölgedeki insanların elini taşın altına koyup bu hayvanları koruyup gelen turistlere bunları da göstererek ‘Bakın bizim şehrimizde tilki de yaşıyor, keklik de yaşıyor, Anadolu yer sincabı da yaşıyor, kurtlar da yaşıyor’ diyerek ayrı bir gelir kapısı oluşturarak aynı zamanda doğaya da katkı sunacaklarını düşünüyorum" değerlendirmesinde bulundu. "Metropol dediği İstanbul’da vahşi yaşamın izini süreceğiz" Vural, çekimlerinin devam edeceğini aktararak sözlerine şöyle devam etti: "İnsanların o kalabalık şehirde içinde bulunduğu, metropol dediği İstanbul’da vahşi yaşamın izini süreceğiz. İstanbul deyince aklımıza birçok şey geliyor. Ama vahşi yaşam hiç gelmiyor. Kapadokya için de bu böyleydi. İstanbul için de böyle. Emin olun İstanbul’da da bilinmeyen türleri kurt sürüsü gibi, geyik gibi türleri görüntüleyip, gözlemleyip ekranlara vereceğiz." "Amacımız gelecek nesillere doğayı yaban hayvanlarını sevdirebilmek" Çocukluktan gelen tutkusunu sürdürmeye devam edeceğine değinen Vural, "Bizim amacımız gelecek nesillere doğayı yaban hayvanlarını sevdirebilmek. Genç yaştaki çocukların arkadaşlarıyla iletişim kurmasının tek yolu telefondaki veya bilgisayardaki oyunlar olmadığını doğaya çıkıp bir hayvanı gördüğü zaman yaşadığı heyecanı o macerayı da arkadaşıyla paylaşabileceğini anlatmaya çalışıyoruz. Yaklaşık 10-15 yıl oldu bu işe adım atalı. Benim tutkum bulunduğum mahalleden başladı yani ben doğayla iç içe bir yerde gözümü açtım ve benim mahallemde ben yetişirken korna sesleri duymuyordum. Hayvanların seslerini duyuyordum. Benim şöyle orada ne varmış diye baktığım şey araba kazası değildi. Yaban domuzlarının kavgasıydı. Benim de ilgimi çeken beni de doğaya çeken bu oldu aslında" ifadelerine yer verdi. "En zorlu yollar da olsa günün sonunda karşılaştığımız o heves, heyecan her şeye bedel" Anadolu Parsı, kar leoparı gibi görüntülemesi zor pek çok hayvanı gördüğünü ifade eden Vural, karşılaştığı her hayvanda farklı duygular hissettiğini ve unutamadığını söyledi. Vural, "O anın geri dönüşü yok. O anın bir tekrarı yok. Himalayalarda eksi 35 derecede kar leoparının izini sürdük. 16 gün sürdü. 16 gün boyunca her sabah üşüyerek uyandık ve her adım attığımız yerde bir uçurumda yani ölüm riski vardı. Ama günün sonunda o hayvanı görebilmek, gördükten sonra yaşayacağımız o haz bizi ayakta tuttu. Ve en zorlu yollar da olsa günün sonunda karşılaştığımız o heves, heyecan her şeye bedeldi" diye konuştu. Vural, ürettiği içeriklerin yanı sıra ilerleyen zamanlarda dizi ve film çekmek istediğini de sözlerine ekledi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:26 64 ildeki siber operasyonlardan gözaltına alınan bin 21 şüpheliden 319’u tutuklandı İçişleri Bakanlığı, polis ekiplerince son 64 ilde, son 5 günde icra edilen ‘Nitelikli Dolandırıcılık, Çevrim İçi Çocuk Müstehcenliği ve Tacizi, Yasa Dışı Bahis’ suçlarına yönelik düzenlenen operasyonlarda bin 21 şüphelinin gözaltına alındığını bildirdi. 319 kişinin tutuklandığı operasyonlarda, 48 milyar 16 milyon lira değerindeki para ve mal varlığına da el konulduğu belirtildi. Bakanlıktan operasyonla ilgili yapılan açıklamada "Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, MASAK ve Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde; İl Emniyet Müdürlükleri Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüklerince yapılan çalışmalar sonucu; 64 ilde, son 5 günde ‘Nitelikli Dolandırıcılık, Çevrim İçi Çocuk Müstehcenliği ve Tacizi, Yasa Dışı Bahis’ suçlarına yönelik operasyonlar düzenlendi. Operasyonlarda bin 21 şüpheli yakalandı. 319’u tutuklandı. 192’si hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor. Operasyonlar sonucu; yaklaşık 48 milyar 16 milyon lira değerindeki para ve mal varlığına el konuldu" ifadeleri kullanıldı. Çok sayıda suça karıştıkları belirtildi Zanlıların işledikleri suçların da yer verildiği açıklamada, "Yakalanan şüphelilerin, yasa dışı bahis ve kumar oynattıkları, yasa dışı bahis sitelerinde para nakline aracılık ettikleri, müstehcen çocuk görüntüsü barındırdıkları, vatandaşlarımızın mobil bankacılık hesaplarına erişim sağlayarak haksız kazanç sağladıkları, sosyal medya platformları ve oltalama (phishing) siteleri üzerinden ‘yasal bahis kuponu, araç kiralama/kapora bedeli, TOKİ sosyal konut projeleri, akıllı telefon/ev aletleri ve yatırım ortaklığı’ temalarını kullanarak vatandaşlarımızı dolandırdıkları, suçtan elde edilen gelirleri, elektronik para ve ödeme kuruluşları, bankalar, döviz büroları ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları aracılığıyla, profesyonel aklama sistemi üzerinden paranın yönünü değiştirdikleri, gizledikleri ve akladıkları tespit edildi" ifadeleri yer aldı.
Araç muayene istasyonundaki ölümlü kavganın görüntüleri ortaya çıktı
07 Şubat 2026 Cumartesi - 16:37 Araç muayene istasyonundaki ölümlü kavganın görüntüleri ortaya çıktı Ankara’da araç muayene istasyonunda meydana gelen ve 1 kişinin hayatını kaybettiği kavganın görüntüleri ortaya çıktı. Olay, 2 Şubat’ta Yenimahalle ilçesindeki araç muayene istasyonunda meydana geldi. İddialara göre, polis memuru Melih Okan Keskin’e (44), aracının park lambası çalışmadığı için muayeneden geçemeyeceği söylendi. Otomobilini kontrol eden Keskin ise böyle bir arıza ile karşılaşmadığını belirtti. Aracı tekrar muayeneye alamayacaklarını belirten çalışanlar ile Keskin arasında tartışma çıktı. Tartışmanın bir grup tarafından darbedilen Keskin, rahatsızlanarak kendi çabasıyla hastaneye gitti. İlk muayenenin ardından başka bir hastaneye sevk edilen Keskin’in beyninde kayma ve kanama olduğu tespit edildi. Ameliyatın ardından tekrar fenalaşan Keskin yoğun bakım servisindeki müdahalelere rağmen kurtarılamayarak 5 Şubat’ta hayatını kaybetti. Keskin’in naaşı Ankara Emniyet Müdürlüğündeki törenin ardından kılınan cenaze namazının ardından gözyaşları arasında Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa verildi. Yenimahalle Batıkent Şehit Ramazan Çağlar Polis Merkezi Amirliğinde çalışan Keskin’in evli ve iki çocuk sahibi olduğu öğrenildi. Gözaltına alınan iki şüpheliden biri tutuklandı Olayla ilgili yürütülen soruşturma çerçevesinde şüpheliler Saruhan A. (28) ile Yiğitcan K. (27) gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden Saruhan A. tutuklanarak cezaevine gönderildi. Diğer şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Olayla ilgili soruşturmanın ise devam ettiği aktarıldı. Saldırı anına ait görüntüler ortaya çıktı Öte yandan, Keskin’in muayene istasyonunda çalışanlarla konuştuğu sırada çıkan kavgaya ilişkin güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Keskin’in eşi Emel Keskin (45), "Eşim araç muayenesi için istasyona gitmiş. Oradakiler, aracının park lambasının çalışmadığını söylemiş. Eşim de aracını kontrol etmiş ve bir arazı olmadığını söylemiş. Görevliler alay eder bir tavırla eşime yarın tekrar gelmesini söylemiş. Kocam da yetkili biriyle görüşmek istemiş. O sırada laf atma olayı yaşanmış. 30’a yakın kişi bir araya gelerek eşimi darbetmeye başlamış. Eşim daha sonra sağlık ekiplerini aramak için dışarı çıkmış. O esnada da biri üzerine araba sürmüş ve ayağını ezmiş. Ardından da araçtan inerek eşime saldırmış. Daha sonra aynı kalabalık bir kez daha eşimi darp etmiş" dedi. Eşiyle yaşadığı son anlardan bahseden Keskin, "Olaydan sonra kocam tek başına hastaneye gitmiş. Çenesine dikiş atılmış ve kafa filminin çekilmesi gerektiğini söylemişler. O sırada eşim beni aramış. Bir olay yaşadığından bahsetti. Tekrar aradığında ise beyninde kanama olduğunu ve ameliyat olması gerektiğini söyledi. Hastaneye gittiğimizde kocamı müşahedeye almışlardı. Doktorlar acil müdahale edilmesi gerektiğini söyledi. Bilincinin her an kapanabileceğini belirtti. Eşimin bilinci açıktı" dedi. "Hayatının baharında vefat etti" Kocasının kendisine saldıranlara karşılık vermediğini dile getiren Keskin, "Kocam ameliyata girerken beni sevdiğini ve kedimize ve çocuklarımıza iyi bakmamı söyledi. Elimi öperek ameliyata girdi. Hayatının baharında vefat etti. Bir insanın hayatı bu kadar kolay olmamalı" diye konuştu.
Bakan Bak, İtalya’da milli sporcuları ziyaret etti
07 Şubat 2026 Cumartesi - 14:59 Bakan Bak, İtalya’da milli sporcuları ziyaret etti Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, 2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları’nda müsabaka hazırlıklarını sürdüren milli sporcuları antrenman öncesinde ziyaret etti. 2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları’nı izlemek üzere İtalya’da bulunan Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Türkiye Milli Takım kafilesini ziyaret etti. Bakan Bak, sporculara başarı dileklerini ileterek Türkiye’yi, Kış Olimpiyatlarında en iyi şekilde temsil edeceklerine olan inancını dile getirdi. Ziyarette Bakan Bak’a, Türkiye’nin Roma Büyükelçisi Elif Çomoğlu Ülgen, aynı zamanda Türkiye Milli Takım Kafilesinin Başkanlığını yapan Spor Hizmetleri Genel Müdürü Prof. Dr. Veli Ozan Çakır, Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü Spor Etkinlikleri Daire Başkanı ve Kafile Başkan Yardımcısı Emre Şahin ile Türkiye’nin Milano Başkonsolosu Mehmet Özöktem eşlik etti. Bakan Dr. Osman Aşkın Bak, konakladıkları yer ve hazırlık çalışmaları hakkında milli sporculardan, teknik heyetten ve yetkililerden bilgi aldı. Sporculara başarı dileklerini ileten Bakan Bak, Türkiye’yi Kış Olimpiyatlarında en iyi şekilde temsil edeceklerine olan inancını dile getirdi. Bakan Osman Aşkın Bak yaptığı açıklamada, "Burada sizin enerjinizi ve heyecanınızı görmek bizlere büyük moral veriyor. Çok emek veriyorsunuz, bunun farkındayız. Sizlerin azmi ve disiplini bizler için büyük bir gurur kaynağı. Sizler sadece bir müsabakaya değil, ülkemizi temsil etmeye hazırlanıyorsunuz. Yarışlara çıktığınızda milyonların kalbinin sizinle attığını unutmayın. Ay-yıldızlı bayrağımızı Kış Olimpiyatları’nda en iyi şekilde temsil edeceğinize yürekten inanıyorum. Hepinize başarılar diliyorum" ifadelerini kullandı. Milli sporcular da Bakan Bak’a desteklerinden dolayı teşekkür ederek, Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmek için mücadele edeceklerini söyledi. 2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları’nda 8 sporcuyla mücadele edecek milli takım kafilesinde; kısa kulvar sürat pateninde Furkan Akar, Denis Örs, kayaklı koşuda İrem Dursun, Abdullah Yılmaz, alp disiplininde Ada Hasırcı, Thomas Kaan Önol Lang, kayakla atlamada Fatih Arda İpcioğlu ve Muhammed Ali Bedir yer alıyor.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın: "57 sene önce Adana’da kurularak siyaset hayatımıza giren MHP, şanla şerefle yoluna devam etmiştir"
07 Şubat 2026 Cumartesi - 14:33 MHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın: "57 sene önce Adana’da kurularak siyaset hayatımıza giren MHP, şanla şerefle yoluna devam etmiştir" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Edip Semih Yalçın, "Bundan 57 sene önce 8-9 Şubat günlerinde Adana’da kurularak siyaset hayatımıza giren MHP; o yıllardan bugüne savunageldiği temel siyasi ilkeleri değiştirmeden, şanla şerefle yoluna devam etmiştir" dedi. MHP Genel Başkan Yardımcısı ve aynı zamanda İstanbul Milletvekili Edip Semih Yalçın, MHP’nin 57. kuruluş yıldönümü dolayısıyla yapılacak toplantıya dair açıklamalarda bulundu. MHP’nin ilk günden beri Türk siyasetinde ve Türk toplumlarında önemli görüşler ve öneriler ürettiğini açıkladı. MHP’nin kurulduğu günden bu zamana kadar çözüm odaklı projeler geliştirdiğini belirten Yalçın, amaçlarının Türk milletine hizmet olduğunu ifade etti. Yalçın, "Bundan 57 sene önce 8-9 Şubat günlerinde Adana’da kurularak siyaset hayatımıza giren MHP; o yıllardan bugüne savunageldiği temel siyasi ilkeleri değiştirmeden, şanla şerefle yoluna devam etmiştir. MHP de, partimize hayat veren Milliyetçi-Ülkücü Hareket de geçmişten bu yana hiç kaybetmediği dinamizmini bugün de bütün canlılığıyla sürdürmektedir. MHP; ilk günden beri Türk siyasetinin, Türk toplumunun, Türk düşüncesinin önüne çığır açıcı görüş ve öneriler, çözüm odaklı projeler getirmektedir. Amacımız, millete ve devlete hizmettir. Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin bütün siyasi riskleri göze alarak gündeme getirdiği ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın desteğiyle devlet politikasına dönüşen Terörsüz Türkiye adımı da partimizin çözüm odaklı hizmet siyasetinin ürünüdür. Türkiye tarihi bir dönemeçtedir ve bu dönemecin güvenle, kazasız belasız aşılması için MHP önemli bir siyasi misyon üstlenmiştir. Görev ağır ise de hedef büyük, gaye kutsaldır. Milli devlet ülküsü, MHP’nin siyaset telakkisine şekil veren temel unsurlardan biridir. MHP’nin siyaset hayatımızdaki müessiriyeti, dayanak ve ilhamının mensubiyet şuurundan almaktadır. MHP; bizzat millete istinat etmekte, milletin sahip olduğu kadim ve ölümsüz değerlere yaslanmaktadır. Türkiye’nin hayatiyeti, milli devlet sürecinin devamına bağlıdır. Şüphe yok ki Terörsüz Türkiye’nin kamilen hayata geçirilmesi, milli devlet yapısını da güçlendirecektir. Partimizin 57. kuruluş yıldönümü münasebetiyle 9 Şubat Pazartesi günü saat 13.00’te ATO Congresium’da ’Şanla Şerefle 57. Yıl’ temalı bir toplantı düzenlenecektir. Genel Başkanımız Devlet Bahçeli de toplantıya bizzat katılarak gündeme ve partimizin 57 yıllık kutlu siyasi mücadelesine dair bir konuşma yapacaktır. Toplantı programımıza bütün vatandaşlarımız davetlidir" dedi.
Ticaret Bakanlığı’ndan ‘gizli zam’ denetimi: Haksız fiyat artışı yapan işletmeye 1 milyon 860 bin lira ceza
07 Şubat 2026 Cumartesi - 14:18 Ticaret Bakanlığı’ndan ‘gizli zam’ denetimi: Haksız fiyat artışı yapan işletmeye 1 milyon 860 bin lira ceza Ticaret Bakanlığı, zorunlu servis ücreti ve kuver uygulamasının kaldırılmasının ardından, bu maliyeti menü fiyatlarına zam yaparak yansıtan işletmelere yönelik, haksız fiyat artışı yaptığı tespit edilen bir işletmeye 1 milyon 860 bin 170 lira idari para cezası uygulanacağını açıkladı. Ticaret Bakanlığı, 5 Şubat 2026 tarihinde sosyal medya mecralarında yer alan ‘zorunlu bahşiş ve kuverin kaldırılmasının ardından menüye zam’ başlıklı paylaşımlar üzerine ivedilikle inceleme başlattı. Yapılan denetimlerde, söz konusu işletmenin masa ve restoran girişinde fiyat listesi bulundurmadığı saptandı. İşletme yetkililerinin denetim sırasındaki beyanında, daha önce ‘15 bin lira + yüzde 12 servis ücreti’ olan hizmet bedelini, servis ücretinin kaldırılmasıyla birlikte ‘16 bin 500 lira’ olarak güncelledikleri kaydedildi. Bakanlık, servis ücretinin kaldırılmasına rağmen bu bedelin menü fiyatına dahil edilmesini ‘haksız ticari uygulama’ ve ‘haksız fiyat artışı’ olarak değerlendirdi. 1,8 milyon liralık rekor ceza gündemde Ticaret Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, işletmenin kendi ikrarıyla elde edilen bilgi ve belgelerin Ticaret Bakanlığı Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’na sevk edildiği belirtilerek, "Söz konusu eylemin 6585 sayılı Kanun kapsamında haksız fiyat artışı olduğuna karar verilmesi halinde, ilgili şirkete 1 milyon 860 bin 170 lira idari para cezası uygulanacaktır" ifadelerine yer verildi. Etiket ve yönetmelik ihlallerine de geçit verilmedi Denetimlerde ayrıca, alkollü içecek menüsünde "TL" ibaresinin bulunmaması ve fiyat değişim tarihlerinin belirtilmemesi nedeniyle Fiyat Etiketi Yönetmeliği’ne aykırılıklar tespit edildi. Bu ihlaller sebebiyle işletmeye ayrıca idari işlem uygulandı. "Düzenlemeleri baypas etmeye çalışanlara müsaade edilmeyecek" Ticaret Bakanlığı, tüketicinin korunması ve piyasa dengesinin sağlanması konusundaki kararlılığını vurgulayarak, "Servis ücreti, kuver veya benzeri adlar altında ek ücret alınmasının önüne geçildiği gibi, kanun hükümlerini çeşitli yöntemlerle baypas ederek haksız kazanç sağlamaya çalışanlara asla müsaade edilmeyecektir" değerlendirmesinde bulundu.
MİT özel koleksiyonlarında Kudüs raporu: "Kudüs topraklarının yarıdan fazlası yabancıların mülkiyetine geçmiştir"
07 Şubat 2026 Cumartesi - 14:15 MİT özel koleksiyonlarında Kudüs raporu: "Kudüs topraklarının yarıdan fazlası yabancıların mülkiyetine geçmiştir" Milli İstihbarat Teşkilatının (MİT) internet sitesinde yayımlanan 1909 tarihli istihbari raporda, Kudüs’ün demografik ve kültürel yapısının hızla değiştiği, İslami ve Osmanlı mirasının tahrip edildiği ve yerli halkın topraklarının borçlandırma yoluyla yabancıların, özellikle Siyonist kuruluşların eline geçtiği belirtiliyor. MİT resmi internet sitesinde yayımlanan tarihi 9 sayfalık istihbarat raporu, Osmanlı Devleti’nin son döneminde Kudüs’te yaşanan demografik, kültürel ve mülkiyet değişimini gözler önüne serdi. MİT’in "Özel Koleksiyonlar - Belgeler" bölümünde yer alan raporun, İttihat ve Terakki Cemiyeti Suriye Murahhasası üyesi Mahmut Cemalettin tarafından 1909 yılında Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti Merkez-i Umumiyesi’ne dönemin Dahiliye Nazırı Hüseyin Hilmi Paşa’ya gönderildiği ve Kudüs’teki duruma ilişkin istihbari nitelikte olduğu kaydedildi. "Kudüs hızla yabancıların hakimiyetine giriyor" Raporda, Kudüs’ün demografik ve kültürel yapısındaki değişim açık ifadelerle anlatılıyor. Belgede, şehirdeki mülkiyet yapısına dikkat çekilerek, "Kudüs ve çevresinde yabancıların eline geçen toprak miktarı son derece endişe verici boyutlara ulaşmıştır" değerlendirmesi yapılıyor. Kudüs’ün fiziki dönüşümüne ilişkin bölümde ise, "On yıl önce surların dışında neredeyse hiçbir yapı yokken, bugün şehrin eski alanının iki katı büyüklüğünde bölgeler yabancı binalarla dolmuştur" ifadesi yer alıyor. İslami ve Osmanlı mirası vurgusu Raporda, İslami ve Osmanlı dönemine ait yapıların el değiştirmesi özellikle vurgulanıyor. Belgede, "Medreseler, mescitler ve camiler farklı adlar altında elden çıkarılmış, yabancıların eğlence ve dinlenme mekânlarına dönüştürülmüştür" denildi. Selahaddin Eyyubi’ye ait eğitim yapısına ilişkin bölümde ise, "İslam tarihinde büyük bir isim olan Selahaddin Eyyubi’nin medrese ve mektebinin kiliseye çevrilmiş olması, Osmanlı ve İslam hassasiyetine sahip herkes için son derece üzücü bir durumdur" ifadeleri kullanıldı. Toprak kayıpları ve hileli işlemler Raporda, yerli halkın topraklarını kaybetme süreci ayrıntılı biçimde ele alınıyor. Belgede, "Yasak olmasına rağmen yabancılara satılan arazilerde öyle hileli yöntemler uygulanmıştır ki mesele bugün içinden çıkılması zor bir hal almıştır" denildi. Toprak kaybının boyutuna ilişkin olarak ise, "Kudüs topraklarının yarıdan fazlası yabancıların mülkiyetine geçmiştir" tespiti yapılıyor. Borçlandırma yoluyla mülksüzleştirme Raporda, özellikle Siyonist kuruluşlarla bağlantılı mali yapılar dikkat çekiyor. Belgede, Londra merkezli bir yapının Kudüs’te banka şubesi bulunduğu belirtilerek, "Bu banka, çiftçilere borç verirken teminat olarak yalnızca arazi kabul etmekte, başka hiçbir güvenceyi kabul etmemektedir" ifadelerine yer verildi. Borçlandırma sisteminin sonucu ise şu sözlerle aktarıldı: "Bu bankanın eline düşen bir çiftçi, birkaç yıl içinde toprağını tamamen kaybetmeden kendini kurtaramamaktadır." "İleride büyük sorunlara yol açacak" uyarısı Raporda, tüm bu gelişmelerin geleceğe yönelik ciddi riskler barındırdığına işaret edilerek, "Yabancıların eline geçen bu topraklar, ileride çok daha büyük ve tehlikeli sorunlara yol açacaktır" uyarısında bulunuluyor. MİT’in yayımladığı bu tarihi belge, Kudüs’te yaşanan dönüşümün, Osmanlı’nın son döneminde dahi bir egemenlik ve güvenlik sorunu olarak görüldüğünü ortaya koyuyor.