Yerel Haberler
Ankara
The AI Awards 2026’nın kazananı Quick Sigorta oldu 14 Mayıs 2026 Perşembe - 20:05:56 Yapay zekayı bir risk unsuru olmaktan çıkarıp kurumsal bir yetkinliğe dönüştüren Quick Sigorta ile teknoloji çözüm ortağı Virgosol, The AI Awards 2026’da dünya devlerini geride bıraktı. Quick Sigorta ve dijital ürün kalitesi alanında dünya standartlarında ürünler geliştiren Virgosol, yapay zeka çıktılarının risk yönetimi üzerine kurguladıkları yenilikçi ekosistemle küresel bir başarıya imza attı. Dünyanın en prestijli teknoloji ödülleri arasında gösterilen The AI Awards 2026 kapsamında, "Best Ethical Risk Management in AI Output" kategorisinde birincilik ödülünü kazanan ikili, sigortacılıkta dijital dönüşümün etik ve güvenli sınırlarını da öne çıkardı. 21 Nisan 2026 tarihinde Londra’da düzenlenen bir törenle sahiplerini bulan bu ödül, yapay zekayı bir verimlilik aracı olarak görmenin yanı sıra denetlenebilir bir mühendislik disiplini olarak kurgulayan projeye verildi. Yapay zeka risk olmaktan çıkıp kurumsal yetkinliğe dönüştü Sigorta sektöründe yapay zekanın yaygınlaşması, veri gizliliği ve regülasyonlara uyum noktasında yeni meydan okumaları beraberinde getiriyor. Quick Sigorta ve Virgosol tarafından hayata geçirilen model, RabbitQA ve Loadmance ürünlerini kullanarak bu zorluklara yapısal bir yanıt sunuyor. Projenin temel taşlarını oluşturan yenilikçi adımlar kapsamında, sentetik veri üretimi ile test süreçlerinde gerçek müşteri verisi kullanma ihtiyacı tamamen ortadan kaldırılarak tüm veriler doğrulanabilir biçimde üretildi. Yapay zeka çıktı kontrol katmanı sayesinde modellerin ürettiği sonuçlar güvenilirlik, yanlılık ve uyumluluk kriterleri doğrultusunda sürekli olarak denetlendi. Etik yük üretimi ve yapay zeka destekli performans testleri aracılığıyla gerçek kullanıcı davranışları hiçbir kişisel veriye dokunulmadan simüle edilerek sistemlerin stres altında doğrulanması sağlandı. Bu disiplinli yaklaşım sonucunda veri sızıntısı riski sıfıra indirilirken, uyum ve denetim süreçlerinde hız ve güven artışı elde edildi. Kazanılan uluslararası başarının ardından değerlendirmelerde bulunan firmanın Genel Müdürü Eyüp Özsoy, şunları ifade etti: "Sigorta sektöründe güven, en kritik sermayemizdir. Yapay zeka teknolojilerini bu güveni zedeleyen bir risk unsuru olmaktan çıkarıp denetlenebilir ve yönetilebilir bir kurumsal yetkinliğe dönüştürmek, en stratejik önceliklerimiz arasında yer alıyor. Virgosol ile geliştirdiğimiz bu model, etik yapay zekanın bir prensip beyanı olmanın ötesine geçerek sahada karşılık bulan somut bir standart haline geldiğini kanıtlıyor. Uluslararası bir platformda bu yaklaşımın karşılık bulması, doğru yönde ilerlediğimizin güçlü bir göstergesidir." Mühendislik disiplini ile tescillenen vizyon Virgosol Kurucu Ortağı ve Co-CEO’su Miraç Emektar ise projenin stratejik derinliğini şu sözlerle vurguladı: "Bu ödül, sigorta sektöründe etik yapay zekâ kavramını söylem düzeyinden çıkarıp operasyonel bir gerçekliğe dönüştürmek için Quick Sigorta ile birlikte yürüttüğümüz çalışmanın uluslararası tescili. Sentetik veri yaklaşımıyla gerçek müşteri verisine ihtiyaç duymayan, çıktıları denetlenebilir ve regülasyonlara tam uyumlu bir test ekosistemini birlikte kurgulayabildiğimiz Quick Sigorta ekibine, gösterdikleri vizyon ve mühendislik disiplini için teşekkür ederiz."
14 Mayıs 2026 Perşembe - 20:01 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Yaklaşık 2,5 yılda bir yıl yaşlanan bir nüfusla karşı karşıyayız" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’de ortanca yaşın 2025 yılında 34,9’a çıktığını ifade ederek, "Aşağı yukarı 2,5 yılda bir yıl yaşlanan bir nüfusla karşı karşıyayız ve bu hızlı bir yaşlanma" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Çankaya Köşkü’nde gerçekleştirilen Türkiye Yüzyılı Perspektifinde Aile ve Nüfus Politikaları II: Yaşlı Bakım Modelleri Çalıştayı’na katıldı. Yılmaz, Türkiye’de demografik yapının önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini, yaşlı nüfustun toplam nüfus içindeki oranının her geçen yıl arttığını aktararak, "2000 yılında bu oran yüzde 5,7. 2023 yılında ise 65 yaş üstü nüfusun toplam nüfusa oranı yüzde 10’u aştı. Bu da uluslararası bir ölçüt. Bir toplumda 65 yaş üstü nüfus toplam nüfusun yüzde 10’unu aşıyorsa artık o topluma yaşlı bir toplum deniyor. Dolayısıyla Türkiye ilk defa 2023 yılında bu eşiği aşmış oldu. Projeksiyonlara baktığımızda gelecekte bunun daha da artacağını görüyoruz. 2025 yılında bu oran 11,1’e yükselmiş durumda. 2020 yılında 7 milyon 954 bin kişi 65 yaş üstündeyken, 2025 yılında bu sayı 9 milyon 583 bin kişiye ulaşmış durumda" diye konuştu. TÜİK nüfus projeksiyonlarına göre demografik göstergelerdeki mevcut yapının devam etmesi halinde gelecek dönemde yaşlı nüfusunun daha da artacağına dikkati çeken Yılmaz, mevcut eğilimlerin devam ettiği taktirde 2030 yılında yaşlı nüfus oranının 13,5’e, 2040 yılında 17,9’a, 2060’da yüzde 20’ye, 2080’de 33,4’e ve 2100 yılında 33,6’ya yükseleceğini öngördüklerini söyledi. "Aşağı yukarı 2,5 yılda bir yıl yaşlanan bir nüfusla karşı karşıyayız" Nüfusun yaşlanmasıyla ilgili önemli göstergelerden bir tanesinin de ortanca yaş olduğunu dile getiren Yılmaz, 2000 yılında 24,8 olan ortanca yaşın 2025 yılında ise 34,9’a çıktığını söyleyerek, "25 yılda nüfusumuz 10 yıl yaşlanmış. Aşağı yukarı 2,5 yılda bir yıl yaşlanan bir nüfusla karşı karşıyayız. Bu hızlı bir yaşlanma ve bunun altını çizmemiz lazım. TÜİK tahminlerine göre mevcut eğilim devam ederse 2030 yılında bu ortalama 37,1’e, 2040 yılında 41,4’e, 2060 yılında 48’e, 2080 yılında 51,5’ ve 2100 yılında 52,2’ye ulaşacak" ifadelerini kullandı. "Yaklaşık 1 milyon 800 bin yaşlı tek başına yaşıyor" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, TÜİK verilerine göre yaşlıların önemli bir bölümünün ya tek başına ya da sadece eşiyle yaşadığına dikkati çekerek, "En az bir yaşlı fert bulunan yaklaşık 7 milyon 46 bin hanemiz var. Yaklaşık 1 milyon 800 bini tek başına yaşayan yaşlılar. Özellikle tek başına yaşayan yaşlı sayısındaki artış, yerinde yaşlanma yaklaşımını çok önemli hale getirmekte; evde ve toplum temelli bakım hizmetlerinin güçlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Bizim yaşlılığa bakışımız farklı. Biz yaşlıları hiçbir zaman bir yük olarak görmüyoruz. Toplumumuz için bir varlık olarak görüyoruz ve gelecek nesiller için yaşlılarımız bir birikimi temsil ediyor" açıklamasında bulundu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile TÜİK’in Türkiye’nin yaşlı profiline yönelik gerçekleştirdiği saha araştırmasına da değinen Yılmaz, "Burada bireylerimizin yaşam koşullarına, bakım ihtiyaçlarına ve sosyal hayata katılımlarına ilişkin kapsamlı veriler elde edildi. İleri yaş döneminde yaşam tercihleri 65 yaş ve daha yukarı yaştakiler için incelendiğinde; bu kişilerin yaklaşık yüzde 52’si evde bakım hizmeti görmek istiyor. Yaklaşık yüzde 30’u da oğlunun, kızının yanında kalmak istiyor. Sadece yüzde 5,1’i huzurevine gitmek istiyor. Yaşlı nüfusumuzun tercihini esas alacaksak tercih çok net, huzurevi son çare" diye konuştu. "Kamu ve özel sektör dahil yaklaşık 30 bin yaşlı vatandaşımıza kurumsal hizmet sunulmaktadır" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2019 yılını ‘Yaşlılar Yılı’ ilan etmesiyle beraber yaşlılık politikalarına yönelik çalışmaların kapsamlı bir dönüşün sürecine girdiğini söyleyen Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Aynı dönemde gerçekleştirilen I. Yaşlılık Şûrası ile birlikte yaşlılık meselesi; bakım hizmetlerinden aktif yaşlanmaya, sosyal destek mekanizmalarından yaşlı haklarına kadar geniş bir çerçevede ele alınmaya başlanmıştır. 2025 yılının ‘Aile Yılı’, 2026-2035 döneminin ise ‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’ ilan edilmesiyle birlikte, yaşlılık politikaları da nüfus ve aile yapısı, demografik dönüşüm ve toplumsal dayanışma perspektifiyle gündemimizde ön sıralardadır. AK Parti Hükümetimizin iktidara geldiği 2002 yılından itibaren yaşlılık politikaları farklı yaşlı gruplarının ihtiyaçlarını dikkate alan, hak temelli ve bütüncül bir yaklaşımla geliştirilmiş; hizmet modelleri çeşitlendirilerek yaygınlaştırılmıştır. Bu doğrultuda yaşlı bireylere yönelik yürütülen çalışmalar; yaşlılarımızın aileleriyle birlikte, kendi yaşam çevrelerinde ve aktif yaşlanma anlayışı doğrultusunda hayatlarını sürdürmelerini esas almaktadır. Kurumsal bakım hizmetleri alanında son yıllarda önemli kapasite artışları sağlanmış olup, bugün kamu ve özel sektör dahil yaklaşık 30 bin yaşlı vatandaşımıza kurumsal hizmet sunulmaktadır." "2026 yılı itibarıyla 42 merkezde yaşlı bireylere hizmet sunulmaktadır" Evde bakım yardımıyla 100 bini aşkın yaşlı bireye destek sağlandığını kaydeden Yılmaz, "Gündüzlü Bakım ve Aktif Yaşam Merkezleri aracılığıyla yaşlı vatandaşımızın sosyal hayata katılımını destekleyen çalışmalar yürütüyoruz. 2026 yılı itibarıyla 42 merkezde yaşlı bireylere hizmet sunulmaktadır. 2016 yılında başlatılan Yaşlı Destek Programı (YADES) kapsamında ise yerel yönetimlerin yaşlılara yönelik hizmet kapasitesi güçlendirilmiş; evde bakım, psiko-sosyal destek ve kültürel faaliyetler bütüncül bir yapıda sunulmuştur. Bu program kapsamında 105 milyon lirayı aşan finansman desteği yerel yönetimlere proje bazlı olarak sunulmuş, 123 proje uygulanmış ve yaklaşık 165 bin yaşlı vatandaşımız istifade etmiştir" dedi.
Uluslararası Sağlık Hizmetlerinde İş Birliği Yönetmeliği Resmi Gazete’de yayımlandı
14 Şubat 2026 Cumartesi - 03:33 Uluslararası Sağlık Hizmetlerinde İş Birliği Yönetmeliği Resmi Gazete’de yayımlandı Resmi Gazete’de yayımlanan Uluslararası Sağlık Hizmetlerinde İş Birliği Yönetmeliği ile Sağlık Bakanlığı ve üniversite hastaneleri arasındaki iş birliği süreçleri yeniden tanımlandı. Sağlık Bakanlığı tarafından Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelik ile uluslararası sağlık turizmi yetki belgesine sahip Sağlık Bakanlığı tesisleri ile üniversite hastaneleri arasında köprü kurarak, nitelikli sağlık personelinin ve kaynakların en verimli şekilde kullanılmasını hedefliyor. Yayımlanan yönetmelik, kurumlar arası bürokrasiyi azaltarak şeffaf, güvenli ve esnek bir çalışma modelini esas alıyor. Düzenleme ile diş tabibi ve uzman sağlık personeli; iki kurum arasında planlı, süreli veya vaka bazlı (belirli bir ameliyat veya tedavi için) görevlendirilebilecek. Hekimlerin ve personelin hizmet sundukları tesisteki idari, mesleki ve hukuki sorumlulukları, herhangi bir belirsizliğe yer bırakmayacak şekilde açıkça belirlenecek. Tüm klinik süreçlerin, uluslararası hasta güvenliği ve kalite standartlarından ödün verilmeden yürütülmesi yasal zemine oturtulacak. "Bütçelerin ayrı olması" ilkesi korunarak, kurumlar arasındaki mali işleyişin tamamen şeffaf ve izlenebilir olması sağlanacak. Bu yönetmelik, sürdürülebilir bir başarı hedeflenirken ayrıca yeni model ile uluslararası sağlık hizmetlerinde kurumsal koordinasyonun maksimize edilmesi, Türkiye’nin sahip olduğu nitelikli insan kaynağının en etkin şekilde değerlendirilmesi, hizmet sunum kapasitesinin artırılarak daha fazla uluslararası hastaya ulaşılması. Türkiye’nin sağlık turizmindeki lider konumunun sürdürülebilir bir şekilde geliştirilmesi amaçlanacak.
İstinaf, sahiplendiği köpekleri öldüren Duman hakkında verilen kararı bozarak 4 yıl 4 aya düşürdü
14 Şubat 2026 Cumartesi - 00:25 İstinaf, sahiplendiği köpekleri öldüren Duman hakkında verilen kararı bozarak 4 yıl 4 aya düşürdü Sahiplendiği köpeklere, cinsel istismarda bulunup öldürerek 9 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılan sanık doktor Muhammet Mustafa Duman (28) hakkındaki karar Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi tarafından bozularak 4 yıl 4 aya düşürüldü. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi (BAM), ev hayvanlarını öldürme ve cinsel saldırı suçlarından ceza alan Muhammet Mustafa Duman hakkında verilen yerel mahkeme kararına ilişkin istinaf başvurusu kapsamında karar aldı. Ankara Batı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 17 Ekim 2025 tarihli kararına ilişkin yapılan istinaf başvurusunu inceleyen BAM, dosyada tespit edilen eksiklikler nedeniyle davanın yeniden görülmesine hükmetti. Görülen duruşmada dinlenen sanık Duman, "103 yıllık Türkiye tarihinde böyle bir mağduriyet görülmemiştir. Türkiye bir hukuk devletidir, bu dikkate alınarak yasaya uygun bir karar verilerek mağduriyetimin giderilmesini talep ediyorum" dedi. Yerel mahkemece verilen 9 yıl 9 ay hapis cezasını inceleyen daire, Duman hakkında, ‘hayvanlara cinsel istismar’ hükmünü kaldırarak cezayı 4 yıl 4 aya düşürdü. ‘İddianameden’ Hastanede doktor olan sanık Muhammet Mustafa Duman, farklı kişilerden sahiplendiği köpekleri Etimesgut ilçesi Bağlıca Mahallesi’nde oturduğu evinde öldürdüğü iddiasıyla gözaltına alınıp tutuklandı. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma tamamlanarak, iddianame hazırlandı. İddianamede, sanık Duman’ın dosyada tespit edilen toplam 8 yavru köpekten 3’ünü 30 Mart 2025’te, 5’ini ise 26 Nisan 2025’te sosyal medya üzerinden verilen ücretsiz sahiplendirme ilanları aracılığıyla temin ettiği belirtildi. Şüphelinin, yavru köpekleri koli içerisinde evine götürüp, evde cinsel istismarda bulunduktan sonra parçalayıp öldürdüğü belirtildi. Şüphelinin, öldürdüğü köpekleri siyah çöp poşetlerine koyarak evin dışına çıkardığı, tespit edilemeyen bir yere götürüp, çöpe attığı kaydedildi. Ardından eve dönen şüphelinin, delilleri yok etmek amacıyla kapı kollarını ve yerleri sildiği, duvarları boyadığı, yavru köpeklerin ölümüne ilişkin kamera kayıtlarının dosyada mevcut olduğu belirtildi. Ayrıca, yapılan dijital incelemeler ve bilirkişi raporuna göre şüphelinin köpekler ve diğer hayvanlara yönelik cinsel istismar içerikli yaklaşık 43 bin müstehcen görüntüyü depolayıp kaydettiği, bu yönüyle de ‘müstehcenlik’ suçunu işlediği kanaatine varıldığı belirtildi. Sanık Duman hakkında, ’müstehcenlik’ ve ’birden fazla evcil hayvana cinsel istismarda bulunarak kasten öldürme’ suçlarından 17 yıl 6 aya kadar hapis cezası istenmişti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın’ı kabul etti
13 Şubat 2026 Cuma - 20:42 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın’ı kabul etti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) Genel Başkanı Ali Yalçın’ı kabul etti. Görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yapan Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın, "Ücretlerde ve personel sisteminde reform ihtiyacını cumhurbaşkanı yardımcımızla görüştük. Ücretleri de kapsayacak şekilde kamu personel sisteminde reform yapılması gerektiğini Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz’a ilettik. 1960’lı yıllardan sonra yapılan yasal ve yönetsel düzenlemelerle bugünkü halini alan kamu personel sistemimizin; günün ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığını ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemimize uygun hızlı, etkili ve makul bir hale getirilmesi gerektiğini belirttik. Sorunun varlığını kabul ederek yapılan lokal müdahaleler sistemi yaşatmayı değil günü kurtarmayı sağlıyor" dedi. Kamu personel sisteminin kuşatıcı reformla yeniden inşa edilmesi gerektiğini söyleyen Yalçın, "4 milyondan fazla kamu görevlisini ve ülkemizin her bir karış toprağında kamu hizmeti üretilmesini sağlayan kamu personel sistemimizin; lokal müdahalelerle değil genel, kapsayıcı ve kuşatıcı reformla yeniden inşa edilmesi gerekmektedir. Bunun için Memur-Sen olarak; 2024 ve 2025 yılımızı buna ayırarak bütün başlıklarıyla personel sistemimizi ele aldık. ‘Kamu Personel Sistemi; Tarihçe-Tespit-Teklif’ Raporumuzla personel sisteminin bütün alanlarına ışık tuttuk. Özellikle son gerçekleştirdiğimiz ve imzalamadığımız 8. Dönem Toplu Sözleşme görüşmeleri sonrası kamuda yaşanan ücret dengesizliği, kapsamlı bir düzenleme yapılması gerektiğini açıkça gösteriyor" ifadelerini kullandı. "Kamuda tartışmaların yükseldiği bir süreç yaşanıyor" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a ilettiği konulardan bahseden Yalçın, şunları kaydetti: "Kamuda tartışmaların yükseldiği bir süreç yaşanıyor. Ücret reformunu da kapsayacak bir personel reformuna ihtiyaç olduğu herkes tarafından açıkça görülüyor. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz’a; kamu personel alım sistemi, memurların genel hakları ve yasaklar, kamu personel rejiminde statüler, mali ve sosyal haklar, emeklilik sistemi, kapsayıcı merkezi yönetim, 1. Dereceye 3600 ek gösterge, görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavları, 4688 sayılı Kanun’un değiştirilmesi, çözüm bekleyen genel sorunlar başlıkları çerçevesinde kamunun genel fotoğrafını ifade ederek sorunlar ve çözüm önerilerimizi ilettik. Toplu sözleşme masasında bugüne kadar birçok konu başlığında emsali olmayan ve ilk örneklerini teşkil eden kazanımlar elde ettik." "Cumhurbaşkanı Yardımcımız Yılmaz‘a ilgileri için teşekkür ediyorum" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a ilgisi için teşekkür eder Yalçın, "Fakat hem sendikal Kanunun eksikleri hem de sürenin yetersizliği nedeniyle mevcut eksiklikler giderilememiştir. Kamu Personel Sistemi’nde yapılacak değişikliğe uygun olarak 4688 sayılı Kanunun kapsamı genişletilmeli, süresi artırılmalı, günlük tutanak getirilmeli, hakem heyeti tarafsız ve adil olmalı, grev hakkı verilmeli, emekli kamu görevlileri örgütlenmeli ve ILO normlarına uygun hale getirilmelidir. Yetkili Konfederasyonun katılımıyla personel sistemi ele alınmalı, sorunlar geçici ya da lokal düzenlemelerle değil bütüncül bakış açısıyla çözülmelidir. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz‘a ilgileri için teşekkür ediyorum" dedi.
Dışişleri Bakanlığı: "Avrupa Parlamentosu dahil hiçbir yabancı kurum ülkemizdeki adli süreçlere müdahale edemez"
13 Şubat 2026 Cuma - 19:24 Dışişleri Bakanlığı: "Avrupa Parlamentosu dahil hiçbir yabancı kurum ülkemizdeki adli süreçlere müdahale edemez" Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, "Avrupa Parlamentosu dahil, hiçbir yabancı kurum, ülkemizde yürütülen adli süreçlere müdahale edemez" denildi. Dışişleri Bakanlığından, Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen kararlarla ilgili açıklama yapıldı. Açıklamada, "’Kuzeydoğu Suriye’deki durum’ konulu karar, Suriye’nin yeniden kendi ayakları üzerinde durmasında ve istikrarının tesisinde Türkiye’nin rolünü göz ardı etmektedir. Avrupa Parlamentosu’na, yanlış ve art niyetli kararlar almak yerine, sahadaki gerçekler ile Suriye’nin ve Suriyelilerin beklentilerini anlayabilmek için daha fazla gayret sarf etmesi tavsiyesinde bulunuyoruz" ifadelerine yer verildi. Avrupa Parlamentosu’na Türkiye aleyhindeki çabalara alet olmama çağrısı yapılan açıklamada, "’Türkiye’de yabancı gazetecilerin ve yabancı Hristiyanların hedefli şekilde sınır dışı edilmesi’ konulu kararda, ülkemizdeki ifade ve din özgürlüğüne yönelik olarak öne sürülen iddialar gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Avrupa Parlamentosu dahil, hiçbir yabancı kurum, ülkemizde yürütülen adli süreçlere müdahale edemez. Söz konusu kararlar, Türkiye-AB ilişkilerini geliştirme çabalarının ruhuna da ters düşmektedir. Avrupa Parlamentosu’nu, ülkemiz aleyhindeki çabalara alet olmak ve iç işlerimize müdahaleye yeltenmek yerine, Türkiye-AB ilişkileri için yapıcı adımlar atmaya çağırıyoruz" denildi.
Savunma Sanayii Başkanı Görgün: "KAAN, kalkınma ve teknoloji hamlesi niteliği taşıyan stratejik bir projedir"
13 Şubat 2026 Cuma - 18:25 Savunma Sanayii Başkanı Görgün: "KAAN, kalkınma ve teknoloji hamlesi niteliği taşıyan stratejik bir projedir" Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, KAAN hangarını ziyaretinde, "KAAN, altyapımızı, insan kaynağımızı ve teknoloji birikimimizi aynı anda güçlendiren bir katalizör görevi de görmektedir. Bu çerçevede KAAN, kalkınma ve teknoloji hamlesi niteliği taşıyan stratejik bir projedir" dedi. Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, KAAN hangarını ziyaret ederek gelişmeler hakkında bilgi aldı. Görgün, "Bugün, Milli Muharip Uçak KAAN Projesinde çok kıymetli bir adıma daha hep birlikte şahitlik ediyoruz. Tam Boy Statik testlerde kullanılacak uçağımızın hangardan çıkışı ile ilk uçuşlarını yapan prototipimizin, bundan sonraki uçuşunu yapacak olan ikinci prototipimizle birlikte aynı karede yer alacak olmaları, hem önemli bir teknik aşamayı ifade etmekte hem de binlerce insanın emeğinin somut bir göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır. KAAN, bir uçağın ötesinde, Türkiye’nin mühendislik gücünün ve bağımsız savunma iradesinin simgesidir. Bu projede hedefimiz; Türk Hava Kuvvetlerimizin envanterinde uzun yıllar görev yapacak yeni nesil muharip bir uçağı özgün olarak geliştirmek ve ülkemizin kabiliyetlerini daha da ileri taşımaktır" dedi. "Savaş uçaklarının operasyonel kabiliyet geliştirme çalışmalarını yapıyoruz" KAAN’ın teknik detaylarından bahseden Görgün, "KAAN’ımızın teknik kabiliyetlerine baktığınızda; ulaşacağı hızdan görünmezlik teknolojisine, elektronik harp yeteneğinden çoklu görev kabiliyetlerine kadar, dünyada sayısı bir elin parmakları kadar olan seçkin muharip uçak sınıfının bir üyesi olacağını söylemek mümkündür. Düşük görünürlük, dahili silah yuvaları, gelişmiş aviyonik mimari, artırılmış durumsal farkındalık ve sensör füzyonu gibi kabiliyetlerle hem hava-hava hem hava-yer görevlerinde üstün performans elde edilecektir. Bugün geldiğimiz noktada, geliştirme, test ve üretim adımlarını eş zamanlı olarak yürütüyoruz. 2024’te ilk uçuşunu yapan hızlı prototipimiz sonrasında geliştirme ve üretim süreçleri aralıksız şekilde ilerlemiştir. Bununla birlikte eş zamanlı olarak insanlı-insansız savaş uçaklarının operasyonel kabiliyet geliştirme çalışmalarını yapıyoruz" ifadelerini kullandı. "KAAN, kalkınma ve teknoloji hamlesi niteliği taşıyan stratejik bir projedir" KAAN’ın, kalkınma ve teknoloji hamlesi niteliği taşıyan stratejik bir proje olduğuna dikkati çeken Görgün, şunları kaydetti: "Statik test prototipimizin üretiminin tamamlanmasıyla birlikte; tasarımdan üretime, üretimden doğrulamaya uzanan sürecin olgunlaşma yolunda nasıl ilerlediğini hep birlikte görmekteyiz. Yerli motorumuzun geliştirilmesi başta olmak üzere kabiliyet artırımlarıyla fazlı olarak geliştirdiğimiz KAAN, her geçen gün kabiliyetlerine ve ülkemiz savunma ve havacılık sanayi altyapısına yenilerini ekleyerek ülkemizi dünyada sayılı ülkeler ligine taşımaktadır. KAAN, uzun soluklu bir teknoloji programında bir ürün olmanın yanında; tasarım, üretim, test altyapısı ve insan kaynağını eşgüdümlü biçimde birlikte yürüten; altyapımızı, insan kaynağımızı ve teknoloji birikimimizi aynı anda güçlendiren bir katalizör görevi de görmektedir. Bu çerçevede KAAN, kalkınma ve teknoloji hamlesi niteliği taşıyan stratejik bir projedir." "KAAN’ın, geniş bir ekosistemin başarısı olduğunu özellikle vurgulamak isterim" KAAN’ın, geniş bir ekosistem başarısı olduğunu vurgulayan Görgün, "Bu hamlenin en kritik aşamalarından biri olan seri üretim faaliyetlerine dönük olarak da paralelde tüm hızıyla çalışmaktayız. KAAN’ın, geniş bir ekosistemin başarısı olduğunu özellikle vurgulamak isterim. KAAN’ın yerli tedarik zinciri bugün 20’den fazla şehirde, 300’den fazla firmayla, 5 binden fazla çalışandan oluşmaktadır. Bu vesileyle emeği geçen tüm mühendislerimize, teknisyenlerimize ve paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Rabbim emeklerini bereketlendirsin. Önümüzdeki dönemde de test, kalifikasyon ve üretim hazırlıklarını aynı kararlılıkla sürdürecek; KAAN’ı adım adım daha ileri kabiliyetlerle gök vatanımızla buluşturacağız. Allah’ın izniyle, Türkiye Yüzyılı’nda savunma sanayiinde tam bağımsızlık hedefimize kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz" dedi.