Yerel Haberler
Ankara
Şehir gibi okul yaptılar: Arcen Koleji bir ilke imza atıyor 12 Mayıs 2026 Salı - 10:17:12 Türkiye’nin eğitim alanındaki geleceğine katkı sunma hedefiyle hayata geçirilen Arcen Koleji, 2026-2027 eğitim-öğretim yılında öğrencilere kapılarını açmaya hazırlanıyor. Yenilikçi eğitim modeli ve modern altyapısıyla dikkat çeken kolej, Ankara’da eğitimi yeniden şekillendirmeyi hedefliyor. Arcen Koleji, yeni eğitim-öğretim yılında kapılarını öğrencilere açıyor. Ankara’da gerçekleştirilen tanıtım toplantısında, okulun eğitim vizyonu ve öğrencilere sunacağı farklı yaklaşımlar ele alındı. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) müfredatına uygun olarak tasarlanan eğitim modeliyle faaliyet gösterecek olan Arcen Koleji’nin, öğrencilerin yalnızca akademik başarılarına değil; sosyal, kültürel ve bireysel gelişimlerine de katkı sunmayı amaçladığı belirtildi. Düzenlenen toplantıda konuşan Arcen Koleji Genel Müdürü Selçuk Başaran, değişen dünya şartlarına uyum sağlayabilen, araştıran, sorgulayan ve üretken bireyler yetiştirmeyi hedeflediklerini ifade etti. Eğitim anlayışlarının merkezinde öğrenciyi konumlandırdıklarını kaydeden Başaran, modern eğitim teknolojileriyle desteklenen bir öğrenim ortamı sunacaklarını söyledi. Bunun yanı sıra Arcen Koleji’nin güçlü akademik kadrosu, çağdaş eğitim altyapısı ve öğrenci odaklı yaklaşımıyla Ankara’da eğitim alanında önemli bir alternatif oluşturmasının hedeflendiği dile getiren Başaran, 2026-2027 eğitim-öğretim döneminde faaliyetine Ankara’da başlayacak olan Arcen Koleji’nin, öğrencilerin akademik başarılarının yanında sosyal becerilerini geliştirmeye yönelik çeşitli etkinlik ve programlar da sunacağını sözlerine ekledi. Anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise olarak planlandı Arcen Koleji, yeni eğitim-öğretim yılında anaokulu, ilkokul ve ortaokul düzeyinde eğitim verecek. Gelecek sene ise lise düzeyine de geçiş yapacaklarını belirten Başaran, lisede de yenilikçi eğitim modeliyle başarılı bireyler yetiştirmeyi hedeflediklerini aktardı. "Yeni nesil bir eğitim anlayışıyla yola çıkıyoruz" Arcen Koleji’nin yeni ve modern eğitim anlayışını karşıladığını belirten Başaran, "Okulumuzda ana sınıfından 8. sınıfa kadar olan ilk planlamayı kademeli olarak yapmak istiyoruz. Lisemiz de önümüzdeki yıldan itibaren devreye girecek. Bu sene ana sınıfından itibaren öğrenci almaya başlıyoruz. Hedefimiz ilk sene adına 8. sınıfın sonuna kadar bütün şubelerde birer şube açabilmek. Özellikle şöyle bir hava katmak istiyoruz. Yıllardır bildiğiniz gibi hepimizde MEB çatısı altında yürüttüğümüz programlarımız var. Bizler birer yenilik olarak ekstra programlar getirdik. Yeni nesil bir eğitim anlayışıyla yola çıkıyoruz" diye konuştu. "Öğrencilerimizi vizyoner birer genç olarak buradan mezun etmek istiyoruz" Öğrencileri sadece sınava değil, aslında hayata hazırlamayı amaçladıklarını dile getiren Başaran, "Öğrencilerin sadece sınava hazırlanmasına değil, aynı zamanda dünya vatandaşı olmaları için, dünyanın her yerinde hayatlarını devam ettirebilmeleri için de bir katkı sunmak istiyoruz. Çünkü vizyoner çocukların hepsi dil becerileri gelişmiş çocuklardır, sorumluluk becerileri gelişmiştir ve sorumlulukları alan çocuklardır. Biz de öğrencilerimizi vizyoner birer genç olarak buradan mezun etmek istiyoruz. Dil bizim için çok önemli, farklılıklarımızdan bir tanesi. Çocuklar bizim okulumuzda 8. sınıfın sonuna kadar 15-16 saatlik İngilizce dil programları alacak. Amacımız ana sınıfından başlayıp lisede mezun olacak çocukları C1 seviyesinde mezun edip, hayatlarının her yerinde dili bir sorun olmaktan çıkarmalarıdır. Bunun yanı sıra Almanca ve Fransızca derslerimiz var. Bu dersler de ana sınıfından itibaren neredeyse 3’er saatlik programlarla lise sona kadar devam edecek" şeklinde konuştu. "Aslında amacımız çocuğu hayata hazırlamak" Öğrencilere proje bazlı eğitim vereceklerini vurgulayan Başaran, sözlerini şöyle sürdürdü: "Aslında biz çocuklarımıza yıllardır hep sınav merkezli eğitim sistemiyle sınava hazırladık. Tabii ki burada onu da yapacağız. Çünkü bu bir Türkiye gerçeği. Her ülkenin kendi eğitim sisteminde dinamikleri var. Bunu göz ardı edemeyiz ama bizim buradaki sunacağımız katkı şu. Çocukları proje bazlı, belli yaş grubuna göre sektörlerle karşılaştırmak. Amacımız onlara belli sektörleri gösterip, işleri öğretmek değil. Oradaki kurguyu öğretmek, vizyonu tanıtmak, ekosistemi tanıtmak. Kısaca iş hayatının içine de kabaca üçer dörder saatlik proje programları sunmak. Burada anlaşmalı olduğumuz firmalar var. Onlardan bu konuda çok ciddi destek alacağız. Onlar bize mentörlük verecekler. Öğretmenlerle birlikte ortak projeler yürüteceğiz. Aslında amacımız çocuğu hayata hazırlamak. Yeni nesil eğitim vizyonumuza en büyük katkımız bu olacak diye düşünüyorum." "Anadolu’nun birçok yerinden buraya davet edeceğimiz öğrenciler olacak" Liseli öğrencilere burs verilmesi için çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Başaran, "Liseyi bir sene sonra açacağız. Burs için sanat ve kültür bursları da dahil olmak üzere çalışmalar yapılacak. Akademik sınavlar da yapılacak. Anadolu’nun birçok yerinden buraya davet edeceğimiz öğrenciler olacak. Bir sene sonraki programda içeriği netleşir" dedi. Düzenlenen tanıtım toplantısına Arcen Koleji Genel Müdürü Selçuk Başaran’ın yanı sıra eğitim koordinatörü Serdar Balcı da katılım sağladı.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 22:11 Ankara’da ‘Kalbin Emeği’ sergisi sanatseverlerle buluştu Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Ankara Kalkınma Ajansı aracılığıyla yürütülen Nallıhan İğne Oyası Projesi kapsamında düzenlenen ‘Kalbin Emeği’ fotoğraf sergisi sanatseverlerle buluştu. Ankara Kalkınma Ajansı aracılığıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen "Anadoludakiler Kültürel Mirasın Korunması, Kadın Üreticilerin Güçlendirilmesi: Nallıhan İğne Oyası Projesi" kapsamında düzenlenen ‘Kalbin Emeği’ fotoğraf sergisi, Arı Kültür Merkezi’nde açıldı. Çankaya Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin küratörlüğünü üstlendiği sergide, fotoğraf sanatçısı F. Dilek Yurdakul’un objektifinden yansıyan 60 eser yer aldı. "Kültürümüzün kadınların eliyle yaşatılması beni çok etkiledi" ‘Nallıhan İğne Oyası Projesi’ kapsamında kadınlara çeşitli eğitimler verildiğini ve bu sayede küçük işletmelerin kurulmasına katkı sağlandığını belirten Çankaya Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Zeynep Karahan Uslu, "2007 yılında Nallıhan’ı ziyaret etmiştim ve orada ipek iğne oyası üreticisi kadınlarla tanışmıştım. Orada kültürümüzün kadınların eliyle yaşatılması beni çok etkiledi. O zaman kendime verdiğim bir söz vardı, bir gün mutlaka döneceğim ve Nallıhan için bir şey yapacağım demiştim. Bu proje çağrısı da buna vesile oldu. Öncelikle bir kadın kooperatifimiz var, birlikte çalışıyoruz. Onlara dijital pazarlamadan, muhasebeden, ürünlerini dijital zeminde satmaya kadar, çeşitli boyutlarda eğitimler vererek aslında iş yapma tarzlarını geliştirecek ve diğer taraftan Nallıhan’da yeni küçük işletmelerin kurulması vesile olmak üzere bir süreç başlattık. Üniversite olarak bunları destekledik ve akabinde tabii toplumsal farklılığını da arttırmak gerekiyor ki birileri ellerini daha tutsun, birileri iğne oyalarımızı çok daha fazla fark etsin" dedi. "Geçmişle gelecek arasında bir köprü oluşturduk" Projeye çeşitli büyük firmaların destek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Uslu, "İlk sergimizi emekçi kadınlarımızın ürünleriyle yaptık. Satış boyutuyla da çok iyi karşılık oldu. Ama bugün dedik ki o ürünlerin arkasındaki elleri görelim, bu hikayeleri görelim, hikayelere dokunalım. Bu sergide de Dilek Yurdakul sanatçımız defalarca emekçi kadınlarımızın o anını çekti ve sonrasında biz o anı alarak belki de dünyada bir ilke imza attık. Şöyle ki, iğne oyası yaparken kadınların duygu durumlarını yapay zeka ile analiz ettik, söze döktük. Oradan da dijital sanat eserleri oluşturduk. Böylece geçmişle gelecek arasında bir köprü oluşturduk. İnşallah ülkemizin insanlarında iğne oyasının güzelliğini, zarafetini ve kadın emeğinin kıymetini, hayata neler kattığını gösterme imkanımız olur" diye konuştu. Sergi, 18 Mayıs’a kadar ziyaret edilebilecek.
Serkan Özbalta: "Gol bizi uyandırdı"
18 Şubat 2026 Çarşamba - 17:34 Serkan Özbalta: "Gol bizi uyandırdı" Erzurumspor FK Teknik Direktörü Serkan Özbalta, Ankara Keçiörengücü karşılaşmasının ardından, "Gol bizi uyandırdı. Tekrar eski hüviyetimizle top oynama geleneğimize devam etmek istedik. O dakikadan sonra daha üstün bir oyun çabamız vardı" dedi. Trendyol 1. Lig’in 26. haftasında Erzurumspor FK, deplasmanda Ankara Keçiörengücü’nü 2-1 mağlup etti. Müsabakanın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Erzurumspor Teknik Direktörü Serkan Özbalta, "Önemli 3 maçın oynandığı bu dönemde galibiyet serisini devam ettirmek istiyorduk. Keçiörengücü de birkaç gün önce kaybettiği Bodrum FK maçını telafi etmek istedi. Sahalarında iyi bir görüntü çizen ama hem sahalarında hem de deplasmanda daha ziyade oyuncu tiplerinden dolayı belki beklemeyi tercih eden, kompakt kalıp hızlı hücumlarla kazandıkları toplarla rakip defans hatalarını toplayarak, rakip kaleye daha hızlı gitmek isteyen bir takıma karşı oynadık. Birkaç maçtır diğer takımların kazanıp kazanmaması derken belki de ondan dolayı biraz tutuk başladığımız bir dönem yaşadık diye düşünüyorum. Birkaç maçtır bunu görüyoruz ki bunu oyuncularla paylaşıyoruz. Bunun üstesinden de geleceğimize inanıyorum. Ama gol bizi uyandırdı. Tekrar eski hüviyetimizle top oynama geleneğimize devam etmek istedik. O dakikadan sonra daha üstün bir oyun çabamız vardı. Bu da ikinci yarıya başladığımızda birincisi oyuncu değişikliği ikincisi oyun formasyonundaki değişiklikler ikinci yarının ikinci bölümünde tekrar bir formasyon değişikliği yaptık. Ama bu formasyon değişikliği büyütülecek bir şey değil. Sahanın içindeki dizilişten bahsediyorum. Hem oyuncu hem formasyon değişikliğine gittik. Hazır olan oyuncularımız vardı. Yaptığımız değişiklikler ve maçın sonunda bulduğumuz 2 gol, gerçekten son derece umut verici, mutluluk verici" diye konuştu.
Trendyol 1. Lig: Ankara Keçiörengücü: 1 - Erzurumspor FK: 2
18 Şubat 2026 Çarşamba - 16:52 Trendyol 1. Lig: Ankara Keçiörengücü: 1 - Erzurumspor FK: 2 Trendyol 1. Lig’in 26. haftasında Ankara Keçiörengücü, sahasında karşılaştığı Erzurumspor FK’ya 2-1 mağlup oldu. Maçtan dakikalar 12. dakikada Odise Roshi’nin sağ kanattan ortasında ceza sahası içinde Hüseyin Bulut meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 1-0 90+6. dakikada kazanılan penaltıda topun başına geçen Eren Tozlu, meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 1-1 90+9. dakikada Erzurumspor FK’nın sol kanattan geliştirdiği atakta, Martin Rodriguez pasını içeri aktardı. Burada topla buluşan Cheikne Sylla’nın vuruşunda meşin yuvarlak ağlara gitti. 2-1 Stat: Keçiören Aktepe Hakemler: Direnç Tonusluoğlu, Gökmen Baltacı, Samet Özkul Ankara Keçiörengücü: Emre Satılmış, Hüseyin Bulut (Hakan Bilgiç dk. 86), Oğuzcan Çalışkan, Wellington, Ali Dere, İshak Karaoğul, İbrahim Akdağ, Odise Roshi (Ousmane Diaby dk. 86), Junior Fernandes (Halil Can Ayan dk. 77), Francis Ezeh (Mexer dk. 77), Mame Diouf (Ali Akman dk. 86) Yedekler: Aykut Özer, Abdullah Çelik, Eduard Rroca, Süleyman Luş, Enes Yılmaz Teknik Direktör: Yalçın Koşukavak Erzurumspor FK: Matija Orbanic, Orhan Ovacıklı, Mustafa Yumlu, Yakup Kırtay, Guram Giorbelidze (Fernando dk. 76), Brandon Baiye, Benhur Keser (Martin Rodriguez dk. 46), Giovanni Crociata (Adem Eren Kabak dk. 67), Sefa Akgün (Ali Ülgen dk. 67), Mustafa Fettahoğlu (Cheikne Sylla dk. 76), Eren Tozlu Yedekler: Erkan Anapa, Amar Gerxhaliu, Hüsamettin Yener, Murat Cem Akpınar, Cengizhan Bayrak Teknik Direktör: Serkan Özbalta Goller: Hüseyin Bulut (dk. 12) (Ankara Keçiörengücü) Eren Tozlu (dk. 90+6 pen.), Cheikne Sylla (dk. 90+9) (Erzurumspor FK) Sarı Kartlar: Brandon Baiye, Matija Orbanic (Erzurumspor FK) Hüseyin Bulut, İbrahim Akdağ, Junior Fernandes (Ankara Keçiörengücü)
BBP Genel Başkanı Destici: "Ne yapmış Akın Gürlek, bahisçilerin üstüne gitmiş. Millet olarak teşekkür etmemiz lazım"
18 Şubat 2026 Çarşamba - 16:47 BBP Genel Başkanı Destici: "Ne yapmış Akın Gürlek, bahisçilerin üstüne gitmiş. Millet olarak teşekkür etmemiz lazım" BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Akın Gürlek ve Mustafa Çiftçi’ye yönelik hakaret ve ithamlarına devam etiğini belirterek, "Nesi var İçişleri Bakanımızın? Hafızmış, Kur’an’ı güzel okuyormuş, dindarmış, dürüstmüş. Bundan daha iyisi nedir? Gurur duymamız lazım. Akın Gürlek ne yapmış? Yolsuzluklarla mücadele etmiş. Bahisçilerin üstüne gitmiş. İstanbul’un göbeğinde belli mekanları uyuşturucu ve fuhuş merkezi haline getirmiş sözde sanatçıların, sözde gazetecilerin, iş adamlarının üstüne gitmiş. Kara para aklayanların üzerine gitmiş. Bizim hep birlikte millet olarak ne yapmamız lazım? Teşekkür etmemiz lazım" dedi. BBP Genel Başkanı Destici, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında yeni İstanbul, Nevşehir ve Karaman il başkanlarını tanıtarak, gündeme dair açıklamalarda bulundu. CHP’nin çizgisini bozmadan, şaşırtmadan tam gaz devam ettiğini söyleyen Destici, "Dün grup toplantısında izledik. Özgür Özel diyor ki, ’İktidara geçtiğimizde ilk iş İstanbul Sözleşmesi’ni geri getirmek olacaktır.’ Türkiye gibi İslam ülkelerinin ahlakını bozmak, aile yapısını zayıflatmak, boşanmaları artırmak, çocuk sayısını azaltmak, en kötüsü de bütün inançlara sapkınlık olarak, insan yaratılışına aykırı olarak LGBT’lileri teşvik eden İstanbul Sözleşmesi’ni geri getirecekmiş. Bravo diyorum Özgür Özel. Türkiye’de denendi, hiçbir faydası olmadığı gibi zararı oldu. Kadın cinayetleri İstanbul Sözleşmesi’nden önce hangi rakamlarda, sözleşmenin olduğu dönemde ve sonrasında hangi rakamlarda istatistiklere bakın. Evlilikler azalmış, boşanmalar artmış, çocuk sayısı azalmış, LGBT sapkınlığı artmış. Bu kadar yönetim, bilim kurullarınız var. Birisi de açıp bakmıyor mu? Onun için millete havale ediyoruz" diye konuştu. "Ne yapmış Akın Gürlek? Bahisçilerin üstüne gitmiş" CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Adalet Bakanlığına atanan Akın Gürlek’e ve İçişleri Bakanlığına atanan Mustafa Çiftçi’ye yönelik hakaretlerine, ithamlarına devam etiğini söyleyen Destici, "Nesi var İçişleri Bakanımızın? Hafızmış, Kur’an’ı güzel okuyormuş, dindarmış, dürüstmüş. Bundan daha iyisi nedir? Gurur duymamız lazım. Akın Gürlek ne yapmış? Yolsuzluklarla mücadele etmiş. Neticede başsavcılık soruşturur, kararı mahkemeler verir. Herkes kararlara saygı duymalıdır. Ne yapmış Akın Gürlek? Bahisçilerin üstüne gitmiş. İstanbul’un göbeğinde belli mekanları uyuşturucu ve fuhuş merkezi haline getirmiş sözde sanatçıların, sözde gazetecilerin, iş adamlarının üstüne gitmiş. Kara para aklayanların üzerine gitmiş. Bizim hep birlikte millet olarak ne yapmamız lazım? Teşekkür etmemiz lazım" ifadelerini kullandı. "Demokratikleşme adı altında temel niteliklerimizden asla vazgeçmeyeceğiz" Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporuna değinen Destici, "Raporun 6. ve 7. bölümünde dile getirilen sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri ya da 7. bölümdeki demokratikleşmeye ilişkin öneriler, bu vazgeçmeyeceklerimize vurgu yapıyorsa ya da bunları da kapsamı içerisine alıyorsa buna bakacağız. Şimdiden söylüyoruz, demokratikleşme adı altında temel niteliklerimizden asla vazgeçmeyeceğiz. Bugün televizyonlarda dinledik. Kayyum uygulamalarının sona ermesi ve tutuklanan ya da görevden alınan bir belediye başkanının yerine meclis içinden bir belediye başkanı seçilmesi. Biz de normal şartlarda bunu doğru buluruz ama PKK’nın siyasi partisinin yönettiği diyelim ki işte bugün Mardin, Batman, Diyarbakır, Hakkari. Şimdi oradaki teşkilatlarımızla görüşüyoruz. Bunların belediye başkanı ya da eş başkanı olarak seçilenle meclis üyesi olarak seçilenin arasında bir fark yok ki, hepsi hain. Terör örgütü belirlemiş listeyi. Eş başkanları da, meclis üyelerini de, belediye başkanlarını da Kandil belirlemiş" dedi. "Amerika’nın esas niyeti İran’da yönetimi değiştirmek" Dün İran büyükelçisi ve heyetiyle görüştüklerini belirten Destici, "Bizim gördüklerimiz ve bildiklerimiz şunu gösteriyor. ABD, İran’a saldırmak için iki bahane üretiyor. Birincisi İran’ın nükleer silaha sahip olmak için çalıştığı uranyum zenginleştirme çalışmalarının devam ettiği. İkincisi de İran’ın geçtiğimiz günlerde yaşanan iç hareketlilik, İran hükümetine karşı vatandaşların gerçekleştirdiği protestolar. Her ülkede bu tür gösteriler, protestolar olabilir. Amerika’nın esas niyeti tıpkı Irak’ta, Suriye’de, Venezuela’da yaptığı gibi İran’da yönetimi değiştirmek. İran petrolü, doğal gazı ve diğer zenginliklerinin üzerine çökmek. İkinci boyutu ne? Terörist ve soykırımcı İsrail’in güvenliği. Onun güvenliğini garanti altına almaya çalışıyor. Biz bunu görüyoruz ve duruşumuzu da buna göre tayin ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hem bu süreçte hem önceki süreçlerde takındığı tavır ve durduğu yer çok müstesnadır. Bu süreçte Cumhurbaşkanımız ikili ziyaretleriyle yaptığı görüşmeler ve açıklamalarıyla bu sürece dair Türkiye’nin duruşunu net bir şekilde ortaya koymuştur" şeklinde konuştu.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu oy çokluğa ile kabul edildi
18 Şubat 2026 Çarşamba - 16:02 Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu oy çokluğa ile kabul edildi TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı taslak rapor oy çokluğuyla kabul edildi. Oylamada 47 milletvekili ’evet’ oyu verirken, TİP ve EMEP’li milletvekilleri ’hayır’ oyu kullandı. CHP İstanbul Milletvekili Türkan Elçi ise çekimser kaldı. TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında toplandı. Toplantıda raporun kamuoyu ile paylaşılmasının ardından söz alan MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, "Raporda kamu vicdanını kanatmadan bazı düzenlemeler yapılacaktır. Öncelikle ezelden beri söylediğimiz gibi infaz sistemimiz gerçekten yamalı bohça haline gelmiştir. Bu infaz sistemimizin düzeltilmesi lazım ve bu sistemde eşitliğin sağlanması gerekir. Komisyonumuzun da ilk tavsiyeleri arasında infaz düzenlemeleri gelmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına uyum konusundaki ihtilaf zaman zaman tartışmalara neden olmaktadır. Bu konuda anayasamızın emri açıktır, anayasanın 90’ıncı maddesi ortadadır. Elbette AİHM kararlarına da, AYM kararlarına da bir hukuk devletinin gereği olarak uymak zorundayız" diye konuştu. "Bugünden sonra asıl soru şudur; bu rapor tam anlamıyla hayata geçecek midir" Yıldız’ın ardından rapora ve sürece ilişkin konuşan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, "Türkiye’nin önüne bir perspektif koyacağını ama beklenen umutları yeşertebilmesi için somut adımların, en azından kolay somut adımların atılması gerektiğini ısrarla söyledik ama bugüne kadar bu gerçekleşmedi. Bugünden sonra asıl soru şudur; bu rapor tam anlamıyla hayata geçecek midir? Bugüne kadar sadece sözde kalan demokrasi, toplumsal barış, hukuk devleti, adalet, anayasa, AİHM kararları artık hayata geçecek midir? Asıl cevap vermeniz gereken burasıdır. Bu rapor, her birimize bir ödev yüklemektedir. Bu rapor lafta ve rafta kalmamalıdır. Bu raporun içeriğindeki o genel çerçeveye uygun olarak yasal düzenlemeleri idarenin atması gerekir. İktidar ve yargı atması gereken adımları ivedilikle atmalı. Barışını inşa etmiş, kavgalarını azaltmış, demokrasi standartlarını yükseltmiş, hukuk devleti niteliğini güçlendirmiş ve adaleti ayağa kaldırmış bir ülke inşa etmek zorundayız" dedi. "Bu rapor bir Türkiye mutabakatıdır" Söz konusu rapora ilişkin değerlendirmede bulunan AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül de, "Terörsüz Türkiye, bir uzlaşma, bir ortak akıl ve demokratik katılımla daha da güçlenerek yoluna elbette devam edecek. Bu çalışmalarımız özellikle toplumsal mutabakatın siyasal mutabakatla sonuçlanması açısından çok kıymetlidir. Bu ortaya çıkan rapor ve bu çaba bir Türkiye mutabakatıdır. Bir Türkiye uzlaşısıdır. Bu anlamda da kardeşliğimizin manifestosu olma adına ve çok özgün bir modeldir. Bir millet projesinin millet aklı ve vicdanıyla birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi daha da güçlendireceğimize inanıyoruz. Ve bu hususta özellikle Meclis Başkanımız bundan sonraki süreçlerde de yine desteğini sürdürecektir. Tespit, teyit mekanizmalarından diğer hususlara varıncaya kadar tüm bu çalışmalarımızı yaparken şehitlerimizin emaneti olan bu toprakları, onların da aziz hatıralarına halel getirmeden çalışmalarımızı ve çabalarımızı ortaya koymaya devam edeceğiz" diye konuştu. Rapor oy çokluğu ile kabul edildi. Oylamada 47 milletvekili ’evet’ oyu verirken, TİP ve EMEP’li vekiller ’hayır’ oyu kullandı. CHP İstanbul Milletvekili Türkan Elçi ise çekimser kaldı.
ATO Başkanı Baran: "Büyük ölçekli yangın yaşayan işletmelerin yaklaşık yüzde 40’ı faaliyetlerine geri dönemiyor"
18 Şubat 2026 Çarşamba - 15:58 ATO Başkanı Baran: "Büyük ölçekli yangın yaşayan işletmelerin yaklaşık yüzde 40’ı faaliyetlerine geri dönemiyor" Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, büyük ölçekli yangın yaşayan işletmelerin yaklaşık yüzde 40’nın yeniden faaliyetlerine dönemediğine dikkat çekerek, "Yangınlar ekonominin damarlarını da yakıyor. Yangın önleme sistemlerine harcanan bir birimlik yatırım, yangın sonrası oluşabilecek 100 birimlik zararı önleyebiliyor. Bu yüzden yangın güvenliği bir masraf değil, bir yatırım" dedi. ATO Başkanı Gürsel Baran, Tüm Bürokratlar ve İş İnsanları Federasyonu (TÜMBİFED) tarafından ATO ev sahipliğinde düzenlenen ‘Uluslararası Ankara Yangın Zirvesi’ne katıldı. Burada konuşan Baran, yangınların yalnızca can güvenliğini değil, üretim gücü ve ekonomik sürdürülebilirliği de tehdit ettiğini belirterek, "Yangınlar can güvenliğimizi, üretim gücümüzü ve geleceğimizi tehdit eden, toplumda derin sosyal yaralar bırakan, ağır ekonomik yükü olan bir gerçek" dedi. İklim değişikliği, hızlı kentleşme, sanayileşme ve teknolojik dönüşüm gibi etkenlerin yangın risklerini artırdığı gibi daha da yıkıcı hale getirdiğini kaydeden Baran, "1937’den 2024’e kadar ülkemizde 126 bini aşkın orman yangını çıktı. Yaklaşık 1 milyon 907 bin hektar alanı kaybettik. Bu rakamları söylerken bile insanın içi yanıyor. Öte yandan sadece ormanlar değil; sanayi tesisleri, fabrikalar, iş yerleri de ciddi risk altında. Elektrik altyapısından kaynaklanan arızalar başta olmak üzere, pek çok nedenle çıkan yangınlar, milyarlarca liralık zarara yol açıyor" ifadelerine yer verdi. "Büyük ölçekli yangın yaşayan işletmelerin yaklaşık yüzde 40’ı faaliyetlerine geri dönemiyor" Baran, büyük ölçekli yangın yaşayan işletmelerin yaklaşık yüzde 40’nın yeniden faaliyetlerine dönemediğine dikkat çekerek, "Bir fabrikanın yanması sadece bir binanın yok olması demek de değil. Tedarik zinciri kopuyor, pazar kaybı yaşanıyor, çalışanlar işini kaybediyor. Yani yangın, ekonominin damarlarını da yakıyor. Bugün ‘teknoloji çağı’ diyoruz, ‘Endüstri 4.0’ diyoruz. Ama konu yangın güvenliği olunca hala zaman zaman yazgıcı bir anlayışla karşılaşıyoruz. Oysa gerçek çok net. Yangın önleme sistemlerine harcanan bir birimlik yatırım, yangın sonrası oluşabilecek 100 birimlik zararı önleyebiliyor. Bu yüzden yangın güvenliği bir masraf değil bir yatırım. Hatta daha da ötesi bir kalkınma ve sürdürülebilirlik meselesi" açıklamasında bulundu. "Dijitalleşme ve yapay zekanın sunduğu imkânları kullanmalıyız" Yangın güvenliğini sağlamada dijitalleşme ve yapay zekânın sunduğu imkânların kullanılması gerektiğini kaydeden Baran, "Akıllı yangın algılama sistemlerini, erken uyarı teknolojilerini, modern müdahale araçlarını üretim tesislerimize ve iş yerlerimize entegre etmek artık bir tercih değil, zorunluluk. Bu alan, aynı zamanda büyük bir ekonomik potansiyel de taşıyor. Yangın güvenliği ekipmanları, akıllı bina teknolojileri, risk analiz yazılımları, bunlar katma değerli üretim, ihracat ve istihdam için ciddi fırsatlar sunuyor" şeklinde konuştu. Baran, sektörün Ankara Ticaret Odası’nda 22 No’lu Yangın, Trafik ve Güvenlik Sistemleri Meslek Komitesi tarafından temsil edildiğini de ifade ederek, "Komitemiz aracılığıyla biz de sektörü yakından takip ediyoruz" diye konuştu. "Yangın güvenliği bir yaşam sigortasıdır" ATO 22 No’lu Yangın, Trafik ve Güvenlik Sistemleri Meslek Komitesi Başkanı Timur Kanay, son dönemde yaşanan yangınların önemli bir uyarı niteliği taşıdığını belirterek, "Son dönemlerde Bolu Kartalkaya ve Bursa Uludağ’daki otellerde yaşanan, hepimizi derinden sarsan yangınlar bize bir gerçeği yeniden ve güçlü bir şekilde hatırlatmıştır" dedi. Yangın güvenliğinin maliyet unsuru olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Kanay, "Bugün burada şunu açıkça ifade etmeliyiz, yangın güvenliği bir maliyet kalemi değildir. Yangın güvenliği bir yaşam sigortasıdır" ifadelerini kullandı. Sorunun teknoloji eksikliğinden değil uygulama zafiyetinden kaynaklandığını kaydeden Kanay, "Sorun teknoloji eksikliği değildi. Sorun bilginin uygulamaya dönüşmemesi, standartların sahada aynı titizlikle sürdürülmemesidir" değerlendirmesinde bulundu. ATO Meclis Salonu’nda düzenlenen programa TÜMBİFED Genel Başkanı Mehmet Hüsrev, ATO’nun 22 No’lu Yangın, Trafik ve Güvenlik Sistemleri Meslek Komitesi Başkanı Timur Kanay, 61 No’lu Özel Eğitim-Öğretim Hizmetleri Meslek Komitesi Meclis Üyesi Abidin Memili ile çok sayıda sektör temsilcisi ve davetli katıldı.
HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan: "Sendikalaşma oranında kadınlar çok geride"
18 Şubat 2026 Çarşamba - 15:45 HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan: "Sendikalaşma oranında kadınlar çok geride" Hak İşçi Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Türkiye’de 6 milyon 900 bin kayıtlı kadın emekçisi var. Bunların sadece 600 bini sendikalı ve bu sayı yüzde 8’lere kadar düşüyor. Sendikalaşma oranında kadınlar çok geride" dedi. HAK-İŞ’in kuruluşunun 50’inci yılı kapsamında "8. HAK-İŞ Konfederasyonu Türkiye Kadın Buluşması" gerçekleştirildi. Programda anket çalışmaları ve sunumların ardından bakım hizmetleri, kayıt dışı istihdam, göç, iş, aile ve sosyal yaşam uyumu gibi çalışma hayatını ilgilendiren konularda çalıştaylar gerçekleştirildi. "Kadın ve huzur yan yana gelsin istiyoruz" Programda konuşan HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Kadın ve sorun maalesef hem ülkemizde hem de dünyada yan yana getiriliyor. Biz kadın ve sorun değil, kadın ve huzur yan yana gelsin istiyoruz. Olması gereken bu. Kadının olmadığı, kadın elinin değmediği, kadının içinde bulunmadığı hiçbir faaliyet maalesef ne bereketli olur ne de huzurlu olur. Onun için öncelikli olarak kadınların her alanda olduğu gibi çalışma hayatında yer almış, çalışmaya başlamış, bir sürü engelleri aşarak bir işletmede çalışmaya başlamış kadınların önünde yeni hedefler oluyor. Kadın sendikada oluyor. Sendikada görev almak istiyor, mücadele ediyor. Bunların her birisinin ne kadar zor olduğunu biliyorum. Ama bu süreçleri bizim tamamlamamız gerekiyor. Yetmiyor, bizim kadını, kadın cevherini maalesef istismar eden yapılara karşı da kendimizi ve toplumu korumamız gerekiyor. Bunun için de çaba, gayret içindeyiz" dedi. "Sendikalaşma oranında kadınlar çok geride" Arslan, çalışma hayatında kadın ve erkek personel dengesinin sağlanması gerektiğini belirterek, "Kadın-erkek ilişkileri bir denge ilişkisi. Nüfus yoğunluğunun yarısı kadın, yarısı erkek. Ama çalışma hayatına bakıyorsunuz yüzde 70’e yüzde 30 kadınların aleyhine gittiği bir gerileme söz konusu. Sendikalaşmaya bakıyorsunuz. Türkiye’de 6 milyon 900 bin kayıtlı kadın emekçi var, yaklaşık 7 milyon. Bunların sadece 600 bini sendikalı. Ve bu sayı yüzde 8’lere kadar düşüyor. Halbuki erkeklerin sendikalaşma oranı yüzde 20’lere yaklaşıyor. Burada da ciddi bir açık var. Sendikalaşma oranında kadınlar çok geride. İstihdam noktasında kadınlar erkeklere göre çok geride. İşsizlik konusunda kadınlar erkeklerin iki katı. Bütün bu dengesizlikleri bir dengeye getirmek gerekiyor. Bu erkeklere karşı bir rekabet duygusu değil, kadınların verilmeyen, sağlanmayan haklarının sağlanması için çaba sarf etmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Kayıt dışı istihdamımızı yüzde 30’lardan yüzde 15’lere çekebilecek imkanlarımız var" Türkiye’nin jeopolitik konumunun sağladığı avantajların farkında olduklarını söyleyen Arslan, "Onun için bugün emeklilerimiz daha fazlasını hak ediyor. Bunu sağlayacak imkanlarımız var. Asgari ücretin bir geçim ücreti olması konusunda imkanlarımız var ve bunu yapabiliriz. Kayıt dışı istihdamımızı yüzde 30’lardan yüzde 15’lere çekebilecek imkanlarımız var, bunu yapabiliriz. Toplu sözleşmelerimizde ortalama ücretlerde daha iyisini yapabilecek imkanlarımız var. Bu imkanlarımızı doğru kullanarak, bu imkanlarımızı seferber ederek, başta emeklilerimiz olmak üzere toplumun bütün kesimlerini doyuracak, onlara asgari şartları sağlayacak imkanlarımız olduğuna inanıyoruz. Biliyoruz ve buradan bir kez daha hatırlatılmasını istiyoruz" diye konuştu. Kadın sendika üyelerine yönelik anketle devam eden programa Ankara başta olmak üzere Kırşehir, Eskişehir, Çankırı, Bolu, Karabük, Yozgat, Nevşehir, Kırıkkale, Aksaray, Niğde, Kayseri, Düzce, Afyonkarahisar, Karaman, Konya ve Zonguldak’tan HAK-İŞ şubelerinin kadın komitesi üyeleri, iş yeri temsilcileri, iş yeri yöneticileri ve HAK-İŞ üyeleri katıldı.
Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Kadınların sağlığını ruhsal ve sosyal yönleriyle birlikte takip ediyoruz"
18 Şubat 2026 Çarşamba - 15:36 Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Kadınların sağlığını ruhsal ve sosyal yönleriyle birlikte takip ediyoruz" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, kadınların sağlığını ruhsal ve sosyal yönleriyle birlikte takip ettiklerini belirterek, "2025 yılında 5 bin 984 kadına intiharı önleme, 31 bin 701 kadına çocuk istismarını önleme ve çocuk izlem merkezi hizmetleri, 40 bin 790 kadına çocuk ve ergen ruh sağlığı, 47 bin 728 kadına yetişkin ruh sağlığı desteği sağladık" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, TBMM Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nda konuştu. Memişoğlu, en fazla kadın istihdamına sahip Bakanlık olduklarını söyleyerek, "Biz biliyoruz ki kadının sağlık olduğu bir toplumun geleceği de sağlıklıdır. Kurumsal politikalarımızı da bu anlayışla koruyucu, kapsayıcı ve eşitliği güçlendiren bir anlayışla şekillendiriyoruz. 12. Kalkınma Planı’nda Bakanlığımızın kadın-erkek fırsat eşitliği kapsamındaki sorumluluk ve işbirliği alanları açıkça belirlenmiştir. Bu kapsamda evlilik öncesi ve yeni doğan taramalarının yaygınlaştırılması, çocuk ve kadın sağlığı hizmetlerinin güçlendirilmesi, anne ve bebek kayıplarının azaltılması, fırsat eşitliği eğitimlerinin verilmesi ve kadın istihdamının farklılaşması öncelikli çalışma alanlarımızdandır" dedi. Bakan Memişoğlu, kadın sağlığında önceliği koruyucu hizmetler ile birlikte tarama, izleme ve eğitim programlarına verdiklerini aktararak, "2025 yılında ülke genelinde yaklaşık 2 milyon 200 bin kadınımıza ücretsiz meme kanseri taraması yaptık. 1 milyon 800 bin vatandaşımıza ise rahim ağzı kanseri taraması gerçekleştirdik. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde başladılar. Normal doğum eylem planı ile tıbben gerekli olmayan SZL oranlarında ülkemiz tarihinde ilk kez yüzde 12.3’lük bir düşüş sağladık. 2025’in son 6 ayında 415 binin üzerinde gebemize birebir danışmanlık hizmeti sunduk. Misafir Anne uygulaması ile 7 bin 717 gebemizi güvenli ortamlarda ağırlayarak, risklerin önüne geçtik. Son bir yılda 1 milyon 38 bin 484 anne adayını izledik. Doğum sonu bakım programı kapsamında 925 bin 946 vatandaşımıza loğusalık döneminde destek verdik. Gebe okullarımızla 939 bin 538 anne adayını eğitim programlarımıza dahil ettik. Yüksek riskli gebe izlem sistemi ile riskli gruptaki vatandaşlarımıza ilgili branşlarda randevu önceliği sağlıyoruz. 211 kamu sağlık tesisimizi anne dostu hastane haline getirdik" diye konuştu. Bakan Memişoğlu, Sağlık Bakanlığı personelin yaklaşık yüzde 57’sinin kadın olduğunu belirterek, "Bakanlığımız kadın istihdama öncü kurumlardan biridir. Bakanlığımızda çalışan 1 milyon 896 bin 260 personelimizin 514 bin 280’i, yani yaklaşık yüzde 57’si kadındır. Yönetim kademelerinde ise merkez ve taşra teşkilatımızda şube müdürü ve üstü görevlerde 3 binden fazla kadın yöneticimiz ile yüzde 32’lik bir temsil oranına ulaşmış durumdayız. Bu oranı daha da yukarı taşımak, kadın personelimizin karar alma mekanizmalarındaki gücünü arttırmak öncelikli hedeflerimiz arasındadır. Kadın çalışanlarımızın iş ve aile hayatı dengesini korumak için somut adımlar atıyoruz" dedi. Bakan Memişoğlu, kreşleri yaygınlaştırmak için çalışmalarının devam ettiğini ifade ederek, "Halihazırda ülke genelinde sağlık tesislerimizde hizmet veren toplam 52 kreşte 3 binden fazla yavrumuza kucak açıyoruz. 2025 yılında yürürlüğe giren yasal düzenleme ile bin 932 kadın personelimiz, yarım zamanlı çalışma hakkından yararlanmıştır. Erkek personelimiz de talebi halinde ücretli normal izni kesintisiz olarak kullanabilmektedir. Mesleki ve kişisel gelişim eğitimleriyle kadın çalışanlarımızın kariyerlerini destekliyor, çalışma ortamlarını kalite standartları doğrultusunda iyileştiriyoruz" dedi. Bakan Memişoğlu, kadınların sağlığını ruhsal ve sosyal yönleriyle birlikte takip ettiklerini kaydederek şöyle konuştu: "Bu kapsamda 2025 yılında 5 bin 984 kadına intiharı önleme, 31 bin 701 kadına çocuk istismarını önleme ve çocuk izlem merkezi hizmetleri, 40 bin 790 kadına çocuk ve ergen ruh sağlığı, 47 bin 728 kadına yetişkin ruh sağlığı desteği sağladık. 44 bin 942 kadına aile işçi şiddetle mücadele, 41 bin 781 kadına madde kullanım bozukluğu, 127 bin 904 kadına davranışsal bağımlılıklar konusunda eğitim ve destek verdik. Ayrıca 160 bin 70 kadına, 0-18 yaş sağlıklı çocuklarda fizyoterapi ve rehabilitasyon desteği sağladık. Bununla birlikte 80 yaş ve üzeri vatandaşlarımız ile tam bağlı rapor kullanan hastalarımızın raporlarını randevu almaksızın yeniliyoruz. 27 Mayıs 2025’den bu yana 510 bin 716 vatandaşımızın raporunu evde bizzat giderek verdik."