Yerel Haberler
Ankara
AK Parti İstanbul İl Başkanı Özdemir: "İstanbul tüm Türkiye’yi şahlandıracak bir sorumluluğa sahip" 15 Şubat 2026 Pazar - 16:44:33 AK Parti İstanbul İl Başkanlığı tarafından düzenlenen Mahalle Başkanları İstişare ve Değerlendirme kampı, yoğun katılımla gerçekleştirildi. AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, "Bizim Cumhurbaşkanımıza bir İstanbul borcumuz var. İstanbul’un yükselişi Türkiye’nin yükselişidir. İstanbul sadece kendisini değil, tüm Türkiye’yi de şahlandıracak bir sorumluluğa sahip" dedi. "Her Mahallesiyle, Her Hikâyesiyle İstanbul" teması ve "İstanbul’da Bir Olmak" sloganıyla AK Parti İstanbul İl Başkanlığı tarafından düzenlenen Mahalle Başkanları İstişare ve Değerlendirme Kampı, 13-15 Şubat 2026 tarihleri arasında yoğun katılım ve güçlü bir teşkilat ruhuyla Ankara Kızılcahamam’da gerçekleştirildi. Üç gün süren programda; mahalle teşkilatlarının sahadaki performansı, koordinasyon mekanizmaları ve önümüzdeki döneme ilişkin stratejik yol haritası kapsamlı şekilde ele alındı. Programın ilk gününde, İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan bir sunum gerçekleştirdi. Ardından düzenlenen "Teşkilat Zirvesi - Kuruluştan Geleceğe" oturumunda, AK Parti teşkilat yapısının dünden bugüne geçirdiği dönüşüm ve geleceğe dair vizyon başlıkları istişare edildi. Zirvenin moderatörlüğünü AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş üstlenirken; AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı Hayati Yazıcı, Amasya Milletvekili Haluk İpek, Ekrem Erdem, Mustafa Ataş, İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu ve İstanbul Milletvekili Erkan Kandemir tecrübelerini paylaştı. "Biz Türkiye’nin vicdanıyız" Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş, "Biz sadece iktidar değiliz. Biz bu siyasi hareketin, bu partinin ve Türkiye’nin vicdanıyız. Bizim için bu bir parolaya dönüştü" dedi. Kamp programının önemine değinen Genel Başkan Yardımcısı Büyükgümüş, "Toplantımızın hayırlara vesile olmasını, bu kamp programının da önemli bir dönemin başlangıcı olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum" diye konuştu. "İstanbul’un yükselişi Türkiye’nin yükselişidir" Programın ikinci günü, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir’in mahalle başkanlarına hitabıyla başladı. Ekonomik iyileşmenin de hissedilebilir bir şekilde yaşanmasıyla yıl sonu itibarıyla, 2027’ye girerken AK Parti dikiz aynasına baktığında arkasında kimseyi görmeyecek duruma geleceğini söyleyen Özdemir, şöyle konuştu: "Bir yıllık süreçte her türlü sıkıntıya, zorluğa rağmen toplumumuzla bağımızı daha da kuvvetlendirdik. Anketlerimizde, İstanbul’da şu anda önemli bir ilerlemenin var olduğunu ifade etmek istiyorum. Kazandığımız 2023 seçimine göre dahi daha iyi bir noktadayız. Belediye Başkanlıklarımızda, ilçe belediyelerimizde 6 puan Nisan ayına göre daha yukarıdayız. Büyükşehirde de Nisan ayına göre daha ileri noktadayız. Bunları düzenli aralıkta ölçerek, ipi göğüsleyeceğimiz güne kadar bu yolculuğu devam ettireceğiz. Hepimiz biliyoruz, mermeri delen suyun sertliği değil sürekliliğidir. Gayretle, aşkla ve şevkle çalışacağız, bizim Cumhurbaşkanımıza bir İstanbul borcumuz var. İstanbul’un yükselişi Türkiye’nin yükselişidir. İstanbul aynı zamanda sadece kendisini değil, tüm Türkiye’yi de şahlandıracak bir sorumluluğa sahip. Bu sorumluluk bilinciyle hep birlikte kendi evlatlarımızı, kendi torunlarımızı gözümüzün önüne getirerek onların daha güzel bir geleceğe sahip olması için, onların bizim çektiğimiz sıkıntıları çekmemesi için, onların üniversite kapılarında özgürlük mücadelesi çekmemesi için çalışacağız." "Tayyip Erdoğan zamanında yaşayanlar diye bir kavram olacak" İlim Yayma Cemiyeti Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan’ın gerçekleştirdiği söyleşide, gençlik çalışmaları ve sivil toplum perspektifi üzerine kapsamlı değerlendirmeler yapıldı. Mahalle Başkanlarından gelen soruları da cevaplandıran Bilal Erdoğan, "Dünya lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın evladı olarak bu duygu nasıl bir şeydir?" sorusuna, "Çok güzel bir duygu. Sadece oğlu olarak değil, gerçekten Türkiye’yi izleyen birisi olarak da kendimi çok şanslı hissediyorum. Neden? Gerçekten Tayyip Erdoğan zamanında yaşayanlar diye bir kavram olacak. Tayyip Erdoğan’dan sonra anlatacaklar, herkes böyle ağzını açıp dinleyecek. ‘Vay be siz gördünüz mü? Gerçekten siz onun teşkilatında mıydınız?’ diyecekler. ‘Hiç elini tuttun mu?’ diyecekler. Gerçekten Tayyip Erdoğan tarihimiz açısından öyle biri. Ben inanın bunları söylerken babamı anlattığımı düşünerek söylemiyorum. Gerçekten ben bir tarihi figürü anlatan bir siyaset bilimci, iktisatçı, ekonomist, akademisyen gibi hissediyorum kendimi. Çok şanslıyız. O anlamda ben oğlu olduğum için, daha çok gördüğüm ve zaman geçirdiğim için de kendimi gerçekten çok şanslı hissediyorum" dedi.
15 Şubat 2026 Pazar - 14:26 Bakan Tekin: "6 Şubat’ta depremde yıkılan yaklaşık 9 bin 700 derslik yerine 15 bin derslik eğitim ve öğretime kazandırıldı" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "6 Şubat depremlerinde, 11 ilde yıkılan yaklaşık 9 bin 700 derslik yerine şu anda 15 bin civarında derslik eğitim ve öğretime kazandırıldı. Eylül ayına kadar bu sayı 25 bine çıkacak" dedi. Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası’nın (Türk Eğitim-Sen) 8. Olağan Genel Kurulu Ankara bir otelde gerçekleştirildi. Genel Kurulda konuşan Milli Eğitim Bakanı Tekin, şu ifadelere yer verdi: "Başta ana dilimiz olmak üzere milli kültürümüzün çok önemli olduğunu biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak biliyoruz ve bunun için mücadele ediyoruz. Çocuklarımız Türkçeyi hayatının merkezine alması lazım ve temel eğitimde Türkçe, ortaöğretimde Türk Dili ve Edebiyatı derslerinde 4 temel beceri üzerinden ölçen ve 70 ile geçilen bir hale getirdik. Bu bizim için önemli. Çocuklarımızın hem milli kültürü içselleştirmesi açısından hem de akademik başarılarının güçlenmesi açısından ana dilimize vakıf olarak yetişmeleri bizim politikalarımızın merkezindedir." "6 Şubat’ta yıkılan yaklaşık 9 bin 700 derslik yerine 15 bin derslik eğitim ve öğretime kazandırıldı" Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te yaşanan depremlerin ardından eğitim öğretime kazandırılan dersliklere ilişkin bilgi veren Bakan Tekin, "6 Şubat’ta deprem bölgesinde toplam 11 ilde yıkılan yaklaşık 9 bin 700 derslik yerine şu anda 15 bin civarında derslik eğitim ve öğretime kazandırıldı. Eylül ayına kadar bu sayı 25 bine çıkacak. Yıkılan 9 bin derslik yerine 25 bin derslik yapmışız. Bunu nasıl eleştiriyorlar? Ben onu da anlamıyorum. Bakın bir örnek vereyim size, 24 Ocak 2020 Elazığ depreminde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi, bizde birer okul yapalım demişler. 6 yıl önce bu taahhütte bulunmuşlar. İstanbul Büyükşehir Belediyesi 24 derslikli Gazi Meslek Lisesi yapacağım demiş. Ne zaman yaptı? Bu yıl ocak ayında teslim etti yani 6 yıl sonra. İzmir Büyükşehir Belediyesi 6 yıl sonra 32 derslikli Atatürk Lisesi’nin sadece ihalesini yaptı. Sonra da oturuyorlar 25 bin derslik yaptık bunu eleştiriyorlar. İnsan da biraz utanma olur, ahlak olur" açıklamalarında bulundu. "Türk Eğitim-Sen, milletimizin vicdanında kök salan bir teşkilattır" Türk Eğitim-Sen’in eğitim çalışanının derdini milli bir mesele olarak gördüğünü belirten Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, "Türk milletinin söz konusu olduğu her durum ve koşulda, yönünü Türk milletinden yana belirleyen Türk Eğitim-Sen, milletimizin vicdanında kök salan bir teşkilattır. Bu teşkilat; ilkelerini rüzgara göre değiştirenlerin değil, istikametini değerlerine göre belirleyenlerin sendikasıdır. Bizim duruşumuz, günü kurtaran hesapların değil; hak, adalet, liyakat ve haysiyet çizgisinin timsalidir. Eğitim çalışanının alın terini korumayı, yalnız bir sendikal görev değil, millete karşı bir sorumluluk sayarız. Çünkü biliyoruz ki, eğitim güçlenirse Türkiye güçlenir, eğitim çalışanı huzur bulursa gelecek aydınlanır. Türk Eğitim-Sen; eğitim çalışanının derdini gündelik bir şikayet sananlara karşı, o derdi milli bir mesele olarak görenlerin teşkilatıdır. Çünkü eğitim meselesi, gelecek meselesidir, devletin beka meselesidir. Biz bu yüzden, her şart altında eğitim çalışanın yanında durmayı bir tercih değil, bir ahlak meselesi sayarız" diye konuştu. "Türk Eğitim-Sen yalnızca bir sendika değil; bir iradenin adıdır" Türk Eğitim-Sen’in sendikal istikametinden taviz vermeden mücadelesini sürdüreceğini vurgulayan Geylan, "Türk Eğitim-Sen bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ilkeli, kararlı ve ahlaklı sendikal istikametinden zerre-i miktar taviz vermeden mücadelesini sürdürecektir. Türk Eğitim-Sen yalnızca bir sendika değil; bir iradenin adıdır. Bu irade; öğretmenin hakkını savunan, akademisyenin emeğini koruyan, idari personelin sesini duyan, tüm eğitim çalışanlarının alın terini sahiplenen iradedir. Bu irade; hukuku, adaleti, liyakati ve hakkaniyeti esas alan iradedir" şeklinde konuştu.
15 Şubat 2026 Pazar - 14:25 Hematolojide umut veren yeni dönem: "Türkiye Avrupa standartlarını yakaladı" Hematolojik Nadir Hastalıklar Kongresi’nde konuşan uzmanlar, Türkiye’nin hematolojik kanserlerin tanı ve tedavisinde Batı Avrupa seviyesine ulaştığını, hücresel tedaviler ve yapay zeka destekli yaklaşımlarla kişiselleştirilmiş tıpta önemli ilerleme kaydedildiğini vurguladı. Hematolojik Nadir Hastalıklar Derneği tarafından bu yıl dokuzuncusu düzenlenen Hematolojik Nadir Hastalıklar Kongresi, 12-14 Şubat tarihleri arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde gerçekleştirildi. Limak Kongre Merkezi’nde düzenlenen kongre, dünyanın farklı ülkelerinden yaklaşık 300 hematoloji uzmanı ve araştırmacıyı bir araya getirdi. 50’nin üzerinde bilimsel oturumda lenfomalar, lösemiler, kemik iliği yetmezlikleri, kalıtsal kan hastalıkları ve immünolojik hematolojik sendromlar başta olmak üzere nadir hematolojik hastalıklardaki son gelişmeler ele alındı. Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında Hematolojik Nadir Hastalıklar Derneği Kurucu Başkan Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, Kongre Başkanı Prof. Dr. Abdulkadir Baştürk, Genel Sekreter Doç. Dr. Bahar Uncu Ulu, üyeler Prof. Dr. Mehmet Ali Erkut ve Prof. Dr. Burhan Turgut değerlendirmelerde bulundu. Toplantıda Türkiye’nin hematolojik kanserlerin tanı ve tedavisinde Batı Avrupa standartlarını yakaladığı, bazı alanlarda ise bu seviyeyi aştığı vurgulandı. Özellikle hücresel tedaviler, kemik iliği nakli, hedefe yönelik ilaçlar ve klinik araştırmalar alanında önemli bir ivme kazanıldığı ifade edildi. Toplantıda, hematolojik hastalıkların çözümü sınırlı tablolar olmaktan çıktığına ve genetik bilim, hücresel tedavi, hedefe yönelik akıllı ilaçlar ve yapay zeka destekli yaklaşımlar sayesinde her geçen gün daha etkin ve kişiselleştirilmiş şekilde yönetildiğine dikkat çekilerek, hematolojide umut verici yeni dönemin kapılarının aralandığı vurgulandı.
Ticaret Bakanlığı’ndan ‘gizli zam’ denetimi: Haksız fiyat artışı yapan işletmeye 1 milyon 860 bin lira ceza
07 Şubat 2026 Cumartesi - 14:18 Ticaret Bakanlığı’ndan ‘gizli zam’ denetimi: Haksız fiyat artışı yapan işletmeye 1 milyon 860 bin lira ceza Ticaret Bakanlığı, zorunlu servis ücreti ve kuver uygulamasının kaldırılmasının ardından, bu maliyeti menü fiyatlarına zam yaparak yansıtan işletmelere yönelik, haksız fiyat artışı yaptığı tespit edilen bir işletmeye 1 milyon 860 bin 170 lira idari para cezası uygulanacağını açıkladı. Ticaret Bakanlığı, 5 Şubat 2026 tarihinde sosyal medya mecralarında yer alan ‘zorunlu bahşiş ve kuverin kaldırılmasının ardından menüye zam’ başlıklı paylaşımlar üzerine ivedilikle inceleme başlattı. Yapılan denetimlerde, söz konusu işletmenin masa ve restoran girişinde fiyat listesi bulundurmadığı saptandı. İşletme yetkililerinin denetim sırasındaki beyanında, daha önce ‘15 bin lira + yüzde 12 servis ücreti’ olan hizmet bedelini, servis ücretinin kaldırılmasıyla birlikte ‘16 bin 500 lira’ olarak güncelledikleri kaydedildi. Bakanlık, servis ücretinin kaldırılmasına rağmen bu bedelin menü fiyatına dahil edilmesini ‘haksız ticari uygulama’ ve ‘haksız fiyat artışı’ olarak değerlendirdi. 1,8 milyon liralık rekor ceza gündemde Ticaret Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, işletmenin kendi ikrarıyla elde edilen bilgi ve belgelerin Ticaret Bakanlığı Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’na sevk edildiği belirtilerek, "Söz konusu eylemin 6585 sayılı Kanun kapsamında haksız fiyat artışı olduğuna karar verilmesi halinde, ilgili şirkete 1 milyon 860 bin 170 lira idari para cezası uygulanacaktır" ifadelerine yer verildi. Etiket ve yönetmelik ihlallerine de geçit verilmedi Denetimlerde ayrıca, alkollü içecek menüsünde "TL" ibaresinin bulunmaması ve fiyat değişim tarihlerinin belirtilmemesi nedeniyle Fiyat Etiketi Yönetmeliği’ne aykırılıklar tespit edildi. Bu ihlaller sebebiyle işletmeye ayrıca idari işlem uygulandı. "Düzenlemeleri baypas etmeye çalışanlara müsaade edilmeyecek" Ticaret Bakanlığı, tüketicinin korunması ve piyasa dengesinin sağlanması konusundaki kararlılığını vurgulayarak, "Servis ücreti, kuver veya benzeri adlar altında ek ücret alınmasının önüne geçildiği gibi, kanun hükümlerini çeşitli yöntemlerle baypas ederek haksız kazanç sağlamaya çalışanlara asla müsaade edilmeyecektir" değerlendirmesinde bulundu.
MİT özel koleksiyonlarında Kudüs raporu: "Kudüs topraklarının yarıdan fazlası yabancıların mülkiyetine geçmiştir"
07 Şubat 2026 Cumartesi - 14:15 MİT özel koleksiyonlarında Kudüs raporu: "Kudüs topraklarının yarıdan fazlası yabancıların mülkiyetine geçmiştir" Milli İstihbarat Teşkilatının (MİT) internet sitesinde yayımlanan 1909 tarihli istihbari raporda, Kudüs’ün demografik ve kültürel yapısının hızla değiştiği, İslami ve Osmanlı mirasının tahrip edildiği ve yerli halkın topraklarının borçlandırma yoluyla yabancıların, özellikle Siyonist kuruluşların eline geçtiği belirtiliyor. MİT resmi internet sitesinde yayımlanan tarihi 9 sayfalık istihbarat raporu, Osmanlı Devleti’nin son döneminde Kudüs’te yaşanan demografik, kültürel ve mülkiyet değişimini gözler önüne serdi. MİT’in "Özel Koleksiyonlar - Belgeler" bölümünde yer alan raporun, İttihat ve Terakki Cemiyeti Suriye Murahhasası üyesi Mahmut Cemalettin tarafından 1909 yılında Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti Merkez-i Umumiyesi’ne dönemin Dahiliye Nazırı Hüseyin Hilmi Paşa’ya gönderildiği ve Kudüs’teki duruma ilişkin istihbari nitelikte olduğu kaydedildi. "Kudüs hızla yabancıların hakimiyetine giriyor" Raporda, Kudüs’ün demografik ve kültürel yapısındaki değişim açık ifadelerle anlatılıyor. Belgede, şehirdeki mülkiyet yapısına dikkat çekilerek, "Kudüs ve çevresinde yabancıların eline geçen toprak miktarı son derece endişe verici boyutlara ulaşmıştır" değerlendirmesi yapılıyor. Kudüs’ün fiziki dönüşümüne ilişkin bölümde ise, "On yıl önce surların dışında neredeyse hiçbir yapı yokken, bugün şehrin eski alanının iki katı büyüklüğünde bölgeler yabancı binalarla dolmuştur" ifadesi yer alıyor. İslami ve Osmanlı mirası vurgusu Raporda, İslami ve Osmanlı dönemine ait yapıların el değiştirmesi özellikle vurgulanıyor. Belgede, "Medreseler, mescitler ve camiler farklı adlar altında elden çıkarılmış, yabancıların eğlence ve dinlenme mekânlarına dönüştürülmüştür" denildi. Selahaddin Eyyubi’ye ait eğitim yapısına ilişkin bölümde ise, "İslam tarihinde büyük bir isim olan Selahaddin Eyyubi’nin medrese ve mektebinin kiliseye çevrilmiş olması, Osmanlı ve İslam hassasiyetine sahip herkes için son derece üzücü bir durumdur" ifadeleri kullanıldı. Toprak kayıpları ve hileli işlemler Raporda, yerli halkın topraklarını kaybetme süreci ayrıntılı biçimde ele alınıyor. Belgede, "Yasak olmasına rağmen yabancılara satılan arazilerde öyle hileli yöntemler uygulanmıştır ki mesele bugün içinden çıkılması zor bir hal almıştır" denildi. Toprak kaybının boyutuna ilişkin olarak ise, "Kudüs topraklarının yarıdan fazlası yabancıların mülkiyetine geçmiştir" tespiti yapılıyor. Borçlandırma yoluyla mülksüzleştirme Raporda, özellikle Siyonist kuruluşlarla bağlantılı mali yapılar dikkat çekiyor. Belgede, Londra merkezli bir yapının Kudüs’te banka şubesi bulunduğu belirtilerek, "Bu banka, çiftçilere borç verirken teminat olarak yalnızca arazi kabul etmekte, başka hiçbir güvenceyi kabul etmemektedir" ifadelerine yer verildi. Borçlandırma sisteminin sonucu ise şu sözlerle aktarıldı: "Bu bankanın eline düşen bir çiftçi, birkaç yıl içinde toprağını tamamen kaybetmeden kendini kurtaramamaktadır." "İleride büyük sorunlara yol açacak" uyarısı Raporda, tüm bu gelişmelerin geleceğe yönelik ciddi riskler barındırdığına işaret edilerek, "Yabancıların eline geçen bu topraklar, ileride çok daha büyük ve tehlikeli sorunlara yol açacaktır" uyarısında bulunuluyor. MİT’in yayımladığı bu tarihi belge, Kudüs’te yaşanan dönüşümün, Osmanlı’nın son döneminde dahi bir egemenlik ve güvenlik sorunu olarak görüldüğünü ortaya koyuyor.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Acar’dan Özel’e tepki: "Gerçekle bağını koparmış bir muhalefet genel başkanıyla karşı karşıyayız"
07 Şubat 2026 Cumartesi - 13:54 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Acar’dan Özel’e tepki: "Gerçekle bağını koparmış bir muhalefet genel başkanıyla karşı karşıyayız" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Tanıtım ve Medya Başkanı Faruk Acar, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in açıklamalarına tepki göstererek, "Kaybettiğimiz canlara ve geride bıraktıkları acılı ailelere duyduğumuz saygıdan, edebimizden; ‘bugün siyaset konuşulmaz" diyerek sustuk. Ancak gerçekle bağını koparmış bir muhalefet genel başkanıyla karşı karşıyayız" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Tanıtım ve Medya Başkanı Acar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 6 Şubat’ta meydana gelen depremin ardından birçok ülkeden daha büyük bir coğrafyada, tarihin en ağır imtihanlarından birine karşı yaraları sarmak için gece gündüz demeden çalıştıklarını ifade ederek, "455 bin konutla, 11 şehri neredeyse köyleriyle birlikte yeniden inşa ettik. Bu olağanüstü süreci tüm dünya hayranlıkla izlerken, emeği, fedakârlığı ve insanüstü gayreti takdir ederken; kilit taşı döşenmiş birkaç sokakla, konulan birkaç çöp konteyneriyle övünebilecek aciz bir zihniyet çıkıp, depremin yıl dönümünde bölgeye teşrif etti. Bu zihniyetin temsilcisi olan şahıs, karşısındaki insanları hafife alarak, bir felaket alanını turist edasıyla dolaşıp günlerdir akıl ve vicdan sınırlarını zorlayan açıklamalar yapıyor. Kaybettiğimiz canlara ve geride bıraktıkları acılı ailelere duyduğumuz saygıdan, edebimizden; ‘bugün siyaset konuşulmaz" diyerek sustuk. Ancak ar damarı çatlamış, aklı pusulasını yitirmiş, gerçekle bağını koparmış bir muhalefet genel başkanıyla karşı karşıyayız" açıklamasında bulundu. Acar, paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Felaketin ve yıkımın büyüklüğünü sahada gerçek anlamda görmedikleri için, şehirlerimizin nasıl ihya edildiğini, hangi emeklerle ayağa kaldırıldığını da idrak edemediklerinin farkındayız. Bu tabloyu görmezden gelerek yalanla, çarpıtmayla ve açık bir acziyetle savrulan bu siyasetin hükmünü aziz milletimizin vicdanına havale ediyoruz. İnsan utanır. Onca emeğe, onca yapılan işe rağmen hakkı teslim etmek yerine siyasi cambazlığa devam edenler bilmelidir ki; bu millet, samimiyetsizliğe de istismara da asla prim vermez. Acıyı propaganda malzemesine çeviren bu anlayış, ne milletin hafızasında ne de bu ülkenin siyasi ciddiyetinde bir yer bulur. Bu tavır, çaresizliğin en gürültülü halidir ve milletin nazarında hiçbir karşılık bulamayacaktır."
Göbeklitepe ve Taş Tepeler, Avrupa’nın kalbi Berlin’de sergilenecek
07 Şubat 2026 Cumartesi - 11:03 Göbeklitepe ve Taş Tepeler, Avrupa’nın kalbi Berlin’de sergilenecek Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Berlin’de insanlık tarihinin başladığı yere kapı aralıyoruz" diyerek, Göbeklitepe ve Taş Tepeler’in 12 bin yıllık insanlık hikayesinin Avrupa’nın kalbinde dünya ile buluştuğunu duyurdu. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Berlin Devlet Müzelerine bağlı Vorderasiatisches Museum iş birliğiyle hazırlanan ‘Toplumun Keşfi: 12 Bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam’ sergisinin açılışı, Museuminsel Berlin’deki James-Simon Galerie’de 10 Şubat Salı günü Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla gerçekleştirilecek. İnsanlık tarihinin bilinen en eski sayfaları, bu kez Berlin’de açılıyor. Göbeklitepe ve Taş Tepeler’in 12 bin yıllık mirası, Avrupa’nın kültür başkentlerinden Berlin’de dünya ile buluşuyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Berlin’de açılacak sergiyi sosyal medya hesaplarından duyurdu. Bakan Ersoy paylaşımlarında şu ifadelere yer verdi: "Berlin’de insanlık tarihinin başladığı yere kapı aralıyoruz! 10 Şubat’ta açılışını yapacağımız ’Toplumun Keşfi: 12 Bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam’ sergisiyle, Şanlıurfa müzemizden seçilen 89 eser ve 4 replikayı dünya ile buluşturacağız. Eserlerin 44’ü ilk kez sergilenecek. 19 Temmuz’a kadar açık kalacak sergide, Isabel Muoz’un Taş Tepeler fotoğrafları da yer alacak. Neolitik Çağ’da insanlığın büyük dönüşümünü, Berlin’in kalbinde anlatacağız. Taş Tepeler’in mirasını, kararlılıkla dünyaya taşıyoruz." 44 eser ilk kez sergilenecek Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Berlin Devlet Müzelerine bağlı Vorderasiatisches Museum iş birliğiyle hazırlanan ‘Toplumun Keşfi: 12 bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam’ sergisi, 10 Şubat’ta Berlin Museuminsel’deki James-Simon Galerie’de kapılarını açacak. Sergide, Göbeklitepe ve Taş Tepeler bölgesinden elde edilen buluntulara ev sahipliği yapan Şanlıurfa Müzesi koleksiyonundan seçilen Neolitik Çağ’a ait 89 eser ile 4 eser replikası yer alacak. İnsanlık tarihinin en erken dönemlerine ışık tutan özgün örnekler arasında bulunan parçaların yer alacağı sergideki eserlerin 44’ü ilk kez sergilenecek. Sergi Neolitik Çağ’da insanlığın büyük dönüşümünü anlatacak Sergi, avcı-toplayıcı yaşamdan yerleşik hayata ve besin üretimine geçiş sürecini bütün yönleriyle ele alacak. Mimari, sanat, heykeltraşlık, inanç sistemleri ve toplumsal örgütlenmenin doğuşu, Göbeklitepe ve çevresindeki tapınaklar, taş sütunlar, kabartmalar ve figüratif heykeller üzerinden anlatılacak. Serginin ziyaretçileri, erken dönem toplumsal ritüelleri, ilk dini inanışları ve toplulukların örgütlenme biçimlerini yakından görme imkanı bulacak. Sergi aynı zamanda tarımsal üretimin başlamasıyla ortaya çıkan toplumsal ve ekonomik dönüşümü de bütüncül bir çerçevede sunacak. Isabel Muoz’un objektifinden Taş Tepeler Dünyaca ünlü fotoğraf sanatçısı Isabel Muoz’un Taş Tepeler’de çektiği fotoğraflar da sergideki yerini alacak. Yalnızca arkeolojik alanları değil, Neolitik toplulukların yaşam izlerini; insan figürleri, dokular ve ışık aracılığıyla sanatsal bir dille yorumlayan Muoz’un bu fotoğrafları, ziyaretçilere Taş Tepeler’in tarihi derinliğini çağdaş bir bakışla deneyimleme imkanı sunacak. Göbeklitepe ve Taş Tepeler uluslararası sahnede Berlin’de ilk kez düzenlenecek olan sergi, Göbeklitepe ve çevresindeki Taş Tepeler’in kültürel ve bilimsel önemini uluslararası platformda güçlü biçimde tanıtacak. Türkiye’den Berlin’e getirilen bu eşsiz Neolitik eserler, insanlık tarihinin bilinen en eski tapınaklarından biri olan Göbeklitepe’nin önemini bir kez daha gözler önüne serecek. Daha önce Roma Kolezyumu’nda büyük ilgi gören Göbeklitepe ve Taş Tepeler anlatısı, Berlin ayağıyla Avrupa’daki görünürlüğünü daha da artıracak. Berlin’de düzenlenen bu sergi, Taş Tepeler Projesi’nin uluslararası tanıtımına önemli katkı sağlayacak. Aynı zamanda Türkiye’nin kültürel diplomasi alanındaki etkisini daha da güçlendirecek. ‘Toplumun Keşfi: 12 bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam’ sergisi 19 Temmuz’a kadar ziyaret edilebilecek.
"Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi"nin imza sayısı 300 bini aştı
07 Şubat 2026 Cumartesi - 10:35 "Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi"nin imza sayısı 300 bini aştı Çocukların yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarının güvence altına alınmasını amaçlayan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin ilke ve hükümlerinin toplumun tüm kesimlerince bilinmesi ve çocukları ilgilendiren her konuda çocuk katılımının güçlendirilmesi için farkındalık çalışmalarını sürdürüyor. Bu anlayışla, sivil bir inisiyatifle hazırlanan ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın öncülüğünde kamuoyuna sunulan "Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi", Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzası ve tüm dünyaya yaptığı destek çağrısıyla dijital ortamda çocuk haklarının korunmasına yönelik güçlü bir farkındalık zemini oluşturdu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısının ardından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, internet, sosyal medya ile yapay zekâ tabanlı sistemlerin çocukların yaşamına doğrudan etki ettiği bir çağda, koruma politikalarının güncellenmesi ve sınır aşan risklere karşı ortak hareket edilmesi vizyonuyla çalışmalarını hızlandırdı. Bu kapsamda 81 ilde il müdürlükleri aracılığıyla bilgilendirme ve farkındalık artırıcı faaliyetler başlatıldı. Çocuk Hakları İl Çocuk Komiteleri öncülüğünde yürütülen çalışmalar kapsamında; çocuk haklarına ilişkin toplumsal duyarlılığın güçlendirilmesi, dijital dünyada çocukların korunmasına yönelik bilincin artırılması ve "Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi"nin toplumun tüm kesimlerince öğrenilerek benimsenmesi hedefleniyor. Bu doğrultuda sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler, eğitim kurumları ve ilgili paydaşlarla iş birliği içinde afiş ve broşür çalışmaları, sosyal medya paylaşımları, panel ve seminerler düzenleniyor. Ayrıca meydanlar, ulaşım ve alışveriş merkezleri, festival alanları ile benzeri kamusal alanlarda kurulan stantlar aracılığıyla dijital dünyada çocuk haklarına ilişkin toplumsal duyarlılığın artırılması ve çocukların korunmasına yönelik bilincin güçlendirilmesi hedefleniyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı il müdürlüklerince 19 Aralık 2025 tarihinde başlatılan kampanya kapsamında 81 ilde etkinlikler düzenlendi. Yürütülen farkındalık çalışmaları sonucunda "Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi"ni 309 bin 754 kişi imzaladı. Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı hayata geçirildi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 2026-2030 dönemini kapsayan Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Eylem planıyla, çocukların çevrim içi ortamlarda güvenli bir şekilde var olmalarının sağlanması ve dijital mecralarda karşılaşabilecekleri risklere karşı korunmaları hedefleniyor. Bu kapsamda, çocukların yüksek yararını esas alan politika ve uygulamaların hayata geçirilmesi öngörülüyor.
2. Dünya Savaşı’nın izleri Ankara’daki bir antikacıda günyüzüne çıktı
07 Şubat 2026 Cumartesi - 10:05 2. Dünya Savaşı’nın izleri Ankara’daki bir antikacıda günyüzüne çıktı Ankara’da antikacılık işiyle uğraşan Hakan Şehri, 2. Dünya Savaşı’ndan günümüze ulaşan tarihi eserleri dükkanında sergiliyor. Ankara’da yaşayan Hakan Şehri (55), 13 yıldır antikacılık işiyle uğraşıyor. Yıllar boyunca 2. Dünya Savaşı’ndan kalan nadir eserleri toplayan ve dükkanında sergileyen Şehri, sergilenen eserlerin, savaşın izlerini taşıyan önemli tarihi belgeler niteliğinde olduğu belirtti. Savaş koleksiyonu özellikle tarih meraklıları ve koleksiyonculardan yoğun ilgi gördüğünü ifade eden Şehri, eserlerin büyük bölümünün orijinalliğini koruduğunu ve titizlikle muhafaza edildiğini vurguladı. Sergilenen eserlerin, 2. Dünya Savaşı’nın askeri ve sosyal yönünü yansıttığının altını çizen Şehri, amacının geçmişle günümüz arasında bir bağ kurmak ve tarihi canlı tutmak olduğunu söyledi. Antikacılığı ‘hastalık’ olarak tanımlayan Şehri, bu işi para için yapmadığını ve antikacılığın bambaşka bir dünya olduğunu açıklarken, yeni başlayacak olanlara da kendilerini uzun bir sürecin beklediğini ve sabretmeleri gerektiğini ifade etti. "Bu bir sevda" Antikacılığa meraktan başladığın ve yaklaşık 13 yıldır aralıksız bir şekilde sürdürdüğünü belirten Şehri, "Yaklaşık 13 yıldır profesyonel antikacıyım. Burası olduğu gibi başka şubelerimiz de var. Avrupa’dan ve Türkiye’den antika toplayıp, bu işi antika severlere taşıyoruz, onlara anlatıyoruz. Bu bir sevda. Sonuçta insanın içinde olan bir şey. Zaten bu meslek, profesyonel olarak yapmadan önce de içimde vardı. Avrupa’ya çıktığımızda; gidiyorduk, arıyorduk, bakıyorduk ve öğreniyorduk. Zaman içerisinde ne kadar öğrensen de yeterli olmuyor. Kendini geliştirmek zorundasın. Daha sonra da belirli bir aşamaya geldik. Artık topladıklarımız kaldırılamaz hale geldi. Ondan sonra dükkan açtık. Başarılı da olduğumuzu düşünüyorum" diye konuştu. "Antika konusunda Avrupa’ya göre çok aşağılardayız" Türkiye’de antikacılığın yeni yeni gelişmeye başladığını, insanların finansal açıdan yavaş yavaş rahatlamaya başladığını ifade eden Şehri, "İlk zamanlar zorlandım. Bu işte eskiyle ilgili birçok şeyde bilginiz olmak zorunda. Bu işte bilgi şart. Bilgi varsa zaten değer var. Eski bir şeyi sokakta görüp de almadığınız veya antika pazarında değersiz gördüğünüz bir şeyi bilginiz varsa, onun değerli olduğunu anlayabiliyorsunuz ve antika değerini kazanmış oluyor. Ondan dolayı bilgi çok önemli. Her zamanda gelişime açık olmanız lazım. Çünkü Avrupa’ya göre çok aşağılardayız. Oradaki koleksiyoncularla temas içinde olacaksınız. Kendinizi geliştireceksiniz. Kendi ülkenizde de geçmişi geleceğe taşıyacaksınız. Antika konusunda gerideyiz. Çünkü insanlar finansal açıdan biraz daha rahatladılar. Avrupa’da daha farklı bir kültür var. Onlar, daha önceden bazı şeylere değer vermişler. Antikaları daha sonraki nesle ulaştırmaya çalışmışlar ama bizim halkımız yaşamaya çalışmış" şeklinde konuştu. "Antikacının da, bu işi sevenlerin de hayalleri var" Antikacılığın bir sevda işi olduğunu ve herhangi bir antikacının bile hayallerinin sınırsız olduğunun altını çizen Şehri, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye’de de çok büyük koleksiyoncular oluşmaya başladı. İnsanlar ilgileniyor ve müzeler kuruluyor. Bunun desteklenmesi lazım. Desteklediğinizde bir sonraki nesle de geçmişten gelen o ürünleri aktarmak lazım. Antika işiyle uğraşmak isteyenlerin ilk önce birilerinin yanında bu işe biraz gönül vermeleri lazım. Bir şeyleri öğrenmeleri lazım. Bir anda hiçbir şeyin olması mümkün değil. Eğer bu işe gönül veriyorlarsa dost edinmeleri azım. Ondan sonra belli bir alanda başlamaları lazım. Çünkü bu işin bir sonu yok. Antikacılık çok zevkli ve insanı mutlu eden bir şey. Hayaller bitmez. Antikacının da, bu işi sevenin de hayalleri var. Antikacılık, antika pazarına gittiğinizde, iki tane bulunmaz bir şeyi bulduğunuzda ve anladığınızda bile mutlu eden bir şey. Güzel şeyler elime düşse de onları dükkanıma kazandırsam diye her zaman kafamda bir düşünce var."
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu: "TOBB; 367 oda ve borsası, 2 milyonu aşkın üyesiyle, ülkemizin kalkınmasına destek veren ve geleceğine yatırım yapan büyük bir aile"
07 Şubat 2026 Cumartesi - 10:02 TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu: "TOBB; 367 oda ve borsası, 2 milyonu aşkın üyesiyle, ülkemizin kalkınmasına destek veren ve geleceğine yatırım yapan büyük bir aile" Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "Üretim ve yatırımla büyüyen, istihdamla güçlenen, ihracatla dünyaya açılan bir Türkiye misyonundan asla vazgeçmedik. TOBB; 367 oda ve borsası, 2 milyonu aşkın üyesiyle, ülkemizin kalkınmasına destek veren ve geleceğine yatırım yapan büyük bir aile" dedi. TOBB, 74. yılını kutluyor. Bu kapsamda sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, TOBB olarak sadece iş dünyası olarak sadece Türkiye ile sınırlı kalmadıklarını, TOBB vizyonunu dünyada da temsil etmeye çalıştıklarını belirtti. Hisarcıklıoğlu, yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi: "Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) 74 yaşında. 74 yıl sonra aynı ruh, aynı heyecanla, güçlü Türkiye ve güçlü ekonomi için çalışmaya, üyelerimizin sorunlarını takip etmeye, dile getirmeye ve çözüm üretmeye devam ediyoruz. TOBB olarak sadece Türkiye’de iş dünyasının sesi olmakla kalmıyor, dünyada da ülkemizi ve iş dünyamızı temsil etmenin onurunu taşıyoruz. Küresel iş dünyasının zirvesinde ay yıldızlı bayrağımızı dalgalandırmanın gururunu yaşıyoruz. Üretim ve yatırımla büyüyen, istihdamla güçlenen, ihracatla dünyaya açılan bir Türkiye misyonundan asla vazgeçmedik. TOBB; 367 oda ve borsası, 2 milyonu aşkın üyesiyle, ülkemizin kalkınmasına destek veren ve geleceğine yatırım yapan büyük bir aile. Birliğimizin temellerini atan, bugüne gelmesinde emeği olan tüm mensuplarımıza saygı ve şükranlarımızı sunuyor, tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyor, vefat edenleri rahmetle yad ediyorum."
Uzmanından kritik uyarı: "Özellikle 8 haftayı aşan öksürüklerde mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulmalı"
07 Şubat 2026 Cumartesi - 09:45 Uzmanından kritik uyarı: "Özellikle 8 haftayı aşan öksürüklerde mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulmalı" Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gazi Gülbaş, "Üç haftadan kısa süren öksürükler akut, 3 ila 8 hafta sürenler uzamış, 8 haftadan uzun sürenler ise kronik (geçmeyen) öksürük olarak kabul edilir. Özellikle 8 haftayı aşan öksürüklerde mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulması gerekir" dedi. Mevsimsel viral enfeksiyonlar sonrası sık görülen kuru öksürüğün haftalarca sürebileceğine dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gazi Gülbaş, en sık yapılan hatanın öksürük geçmediği gerekçesiyle gereksiz antibiyotik kullanımına devam edilmesi olduğunu söyledi. Gribal enfeksiyonların sona ermesine rağmen öksürüğün uzun süre devam etmesinin günümüzde oldukça yaygın bir sorun haline geldiğini belirten Medicana International Ankara Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gazi Gülbaş, öksürüğün her zaman devam eden bir enfeksiyon anlamına gelmediğini vurguladı. Zatürre, bronşit, farenjit, bademcik iltihabı ve sinüzit gibi enfeksiyonlara bağlı öksürüklerin genellikle geçici olduğunu ifade eden Prof. Dr. Gazi Gülbaş, buna karşın enfeksiyon sonrasında gelişen bronş aşırı duyarlılığı ve bazı kronik sinüzit vakalarında öksürüğün daha uzun sürebildiğini söyledi. "Balgam sökücü ve öksürük kesici ilaçlar her hastaya uygun değildir" Kış döneminde viral enfeksiyonların sık görülmesi nedeniyle hastalık sonrasında uzayan öksürüklerin daha yaygın hale geldiğini kaydeden Gülbaş, "Bu tür öksürükler çoğu zaman antibiyotik gerektirmez. Ancak hastalar öksürük geçmediği için antibiyotik kullanımını sürdürmekte ya da yeniden antibiyotiğe başlamaktadır. Bu hem faydasız hem de zararlı bir yaklaşımdır. Balgam sökücü ve öksürük kesici ilaçlar her hastaya uygun değildir. Özellikle balgamı olan hastalarda öksürük kesiciler balgamın atılmasını engelleyerek iyileşmeyi geciktirebilir. Çocuklar, yaşlılar, astım ve KOAH hastaları ile kalp, tansiyon ve prostat hastalığı olan bireylerde bu ilaçların mutlaka doktor önerisiyle kullanılması gerektir" ifadelerine yer verdi. "Öksürük sadece akciğer kaynaklı olmayabilir" Öksürüğün aslında solunum yollarını temizlemeye yönelik koruyucu bir refleks olduğunu hatırlatan Gülbaş, "Öksürük sadece akciğer kaynaklı olmayabilir. Boğaz, burun, sinüsler, mide, yemek borusu, kalp zarı ve diyafram gibi birçok organın hastalıklarında da öksürük bir belirti olabilir. Öksürüğün süresi ve eşlik eden belirtileri önemlidir. Üç haftadan kısa süren öksürükler akut, üç ila 8 hafta sürenler uzamış, 8 haftadan uzun sürenler ise kronik (geçmeyen) öksürük olarak kabul edilir. Özellikle 8 haftayı aşan öksürüklerde mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulması gerekir. Geniz akıntısı, astım, mide reflüsü, iyileşmeyen enfeksiyonlar, bazı akciğer hastalıkları, verem, kalp yetmezliği, kullanılan bazı tansiyon ilaçları, sigara ve akciğer kanseri uzun süreli öksürüğün nedenleri arasındadır. Gece uyandıran öksürük, kanlı balgam, nefes darlığı, uzun süren ateş, istemsiz kilo kaybı ve göğüs ağrısı gibi durumlarda da süre beklenmeden doktora başvurulmalıdır" cümlelerine yer verdi. Ortamın nem dengesi önemli Halk arasında ‘100 günlük öksürük’ olarak bilinen boğmaca vakalarının Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre hâlen önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu da aktaran Gülbaş, "Türkiye’de çocukluk çağı aşılamasının yüksek olması sayesinde boğmacanın genel insidansı düşük seyrediyor; ancak ergenler ve yetişkinlerde vakalar görülebiliyor. Riskli gruplarda hatırlatma aşıları koruyucu olabiliyor. Aşıların koruyuculuğu dışında, antibiyotik ve öksürük şurupları hastalığı değil, sadece belirtilerin şiddetini azaltır. Asıl önemli olan öksürüğün nedenini doğru saptamak ve ona yönelik tedavi uygulamaktır. Temiz hava, uygun nem dengesi, yeterli sıvı alımı, gece yatarken başın hafif yükseltilmesi, sigara dumanından uzak durulması, dengeli beslenme ve yeterli uyku bireyin alabileceği basit önlemlerdendir" ifadelerini kullandı.