Yerel Haberler
Ankara
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 16:45 Bakan Işıkhan: "Dönüşümü yöneten, çalışanı koruyan ve insan odaklı bir yaklaşımı merkeze alan politikalar geliştirmek zorundayız" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan yapay zeka hakkında, "Dönüşümü yalnızca izleyen değil; yöneten, çalışanı koruyan ve insan odaklı bir yaklaşımı merkeze alan politikalar geliştirmek zorundayız" dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın faaliyet ve çalışma alanları için oluşturulan Bilim Kurulu Bakan Işıkhan’ın Başkanlığında toplandı. Reşat Moralı Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda konuşan Işıkhan, Bilim Kurulu’nun 5’inci toplantısında Bilim Kurulu üyeleriyle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Gerçekleştirilen toplantının hem mevcut çalışmalara hem de geleceğe yönelik yeni politikalara ev sahipliği yapacağını belirten Bakan Işıkhan, söz konusu çalışmanın yalnızca akademik bir araştırma değil; aynı zamanda politika geliştirme süreçlerine de katkı sunacak önemli bir yol haritası olarak değerlendirdiklerini dile getirdi. "Çalışmayı, politika geliştirme süreçlerimize de katkı sunacak önemli bir yol haritası olarak değerlendiriyoruz" Yapay zekanın ve dijitalleşmenin yeni fırsatlar ürettiğini belirten Bakan Işıkhan, "Bilim Kurulumuz, Bakanlığımızın çalışma hayatına ilişkin politikalarının bilimsel bir perspektifle değerlendirilmesine, güncel gelişmelerin çok boyutlu biçimde ele alınmasına ve kanıta dayalı politika üretim kapasitemizin güçlendirilmesine önemli katkılar sunmaktadır. Bugün gerçekleştireceğimiz bu toplantının da hem mevcut çalışmalarımıza yön vereceğine hem de önümüzdeki döneme ilişkin yeni politika alanlarını şekillendireceğine inanıyorum. Söz konusu çalışmayı, yalnızca akademik bir araştırma değil; aynı zamanda politika geliştirme süreçlerimize de katkı sunacak önemli bir yol haritası olarak değerlendiriyoruz. Rapora ilişkin değerlendirmelerinizin ardından ise dijital dönüşüm, yapay zeka teknolojileri ve bunların işgücü piyasaları üzerindeki etkilerini değerlendirme fırsatı bulacağız. Özellikle beceri dönüşümü, mesleklerin geleceği, yeni nesil çalışma modelleri ve sosyal koruma sistemlerinin bu dönüşüme nasıl uyum sağlayacağı gibi başlıkların önümüzdeki dönemin en kritik çalışma alanları arasında yer alacağına inanıyoruz" diye konuştu. "Dönüşümü yöneten, çalışanı koruyan ve insan odaklı bir yaklaşımı merkeze alan politikalar geliştirmek zorundayız" Çalışma hayatının yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda teknolojik, demografik ve toplumsal dönüşümlerin etkisi altında yeniden şekillendiğini ifade eden Bakan Işıkhan, "Yapay zeka ve dijitalleşme bir taraftan verimlilik ve yeni fırsatlar üretirken, diğer taraftan beceri uyumsuzlukları, iş dönüşümü ve sosyal koruma ihtiyacı gibi yeni tartışma alanlarını da beraberinde getirmektedir. Bu nedenle, dönüşümü yalnızca izleyen değil; yöneten, çalışanı koruyan ve insan odaklı bir yaklaşımı merkeze alan politikalar geliştirmek zorundayız. Bilim Kurulumuzun ortaya koyacağı katkıların, Bakanlığımızın önümüzdeki dönem çalışmalarına da önemli bir perspektif kazandıracağına inanıyorum" şeklinde konuştu.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 16:44 CHP Sözcüsü Emre: "Burcu Köksal’ı kesin ihraç talebiyle tedbirli olarak disipline sevk ettik" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü Zeynel Emre, "Biz yönetim olarak Burcu Köksal’ı kesin ihraç talebiyle disipline sevk ettiğimizi tedbirli olarak buradan duyurmak isterim. Şimdi güle güle nereye giderse gitsin" dedi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Merkez Yönetim Kurulu (MYK) CHP Genel Başkanı Özgür Özel başkanlığında toplandı. Parti sözcüsü Zeynel Emre, MYK gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Emre, geçtiğimiz hafta itibarıyla 81 ilde saha çalışmaları gerçekleştirdiklerini belirterek vatandaşla bir araya gelip onların sorunlarını dinlediklerini aktardı. Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın AK Parti’ye geçeceği iddialarına ilişkin konuşan Emre, "Biz yönetim olarak Burcu Köksal’ı kesin ihraç talebiyle disipline sevk ettiğimizi tedbirli olarak buradan duyurmak isterim. Şimdi güle güle nereye giderse gitsin" diye konuştu. "Muhittin Böcek’in baskılara boyun eğip eğmediğini bilemiyoruz" Emre, Muhittin Böcek ve Gökhan Böcek’in ‘etkin pişmanlık’tan yararlandığı iddialarının sorulması üzerine, "Muhittin Böcek’in birden fazla defalarca medyaya yansıyan şekilde kendi el yazısıyla ‘Ben hiçbir baskıya boyun eğmem, partime iftira atmam. Bu suçlamaları kabul etmiyorum, hepsi birer iftiradır’ şeklinde beyanları var. Aile boyu yapılan operasyonlar, tutuklamalar, eşe, dosta, şoföre ve en son çarşamba günü de tüm mal varlığının el konulması, sonrasında baskılara boyun eğip eğmediğini bilemiyoruz yani. Onu göreceğiz. Ama önümüze geldiği zaman o konuda bir karar veririz" ifadelerini kullandı. Emre, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın istifa ettiği iddialarına ilişkin ise "Biz MYK toplantısına başlamadan evvel bu konuyu konuştuk. Kendisinin hiçbir telefona çıkmaması, genel başkanımızın telefonu dahi telefonları çıkmaması, kapatması, hiçbir habere cevap vermemesi, bu kadar parti kamuoyunda tartışması, bütün bunlar karşısında bunun bir parti suçu olduğuna kanaat getirdik. Partimize üye olup olmadığına da baktık, istifa etmiş mi etmemiş mi üye olarak görünüyordu. O nedenle bugün o işlemi bugün biz yaptık" açıklamasında bulundu. "İçinde bulunduğumuz çoklu demokrasi krizinde akılcı bir strateji yürütmemiz gerekir" Balgat’ta yedek merkez binası tutulduğuna yönelik iddialara ilişkin de konuşan Emre, "Sadece genel başkanımız bilir, uhdesinde tutar, çünkü yayılmaması önemlidir. İçinde bulunduğumuz çoklu demokrasi krizinde çok tutarlı, dengeli akılcı bir strateji yürütmemiz gerekir. Dolayısıyla kendisinin bilgisi dışında bu alanda bilgi sahibi olan ya da bilgiyi paylaşmaya haiz hiç kimse yoktur doğru da olmaz. Esas sorulması gereken Cumhuriyet Halk Partisi gibi bir partinin, böylesine bir düzende acaba kumpas kurulur mu diye soru sorulan bir düzene geldik. Türkiye’nin içler acısı durumu bu" değerlendirmesinde bulundu.
Ramazan ayının ilk cumasında Hacı Bayram Veli Camii doldu taştı
20 Şubat 2026 Cuma - 16:13 Ramazan ayının ilk cumasında Hacı Bayram Veli Camii doldu taştı Başkent’te Ramazan ayına kavuşmanın mutluluğunu yaşayan vatandaşlar, ilk cuma namazında Hacı Bayram Veli Camii’ni doldurdu. Ramazan ayının ilk cuma namazında vatandaşlar, başkentin manevi merkezlerinden Hacı Bayram Veli Camii’nde saf tuttu. Sabahın erken saatlerinden itibaren cami ve çevresinde yoğunluk oluşurken, avlu ve çevredeki alanlar da cemaatle doldu. Ramazan’ın manevi atmosferini yaşamak isteyen vatandaşlar, cuma namazını eda ederek dua etti. Vatandaşlar Hacı Bayram Veli Hazretlerinin kabrini de ziyaret etti. "Çok güzel vaaz verdi hocamız" Ramazan’ın ilk cuma namazını kılmaya geldiğini belirten Hasan Meral, "Çok güzel vaaz dinledim. Bir daha dünyaya gelsem de bir daha dinlesem. Çok güzel vaaz verdi hocamız. Fakire fukaraya yarım edin dedi. Akrabalığı bitirmeyelim, eski günlerimize dönelim dedi. Ramazanın ilk günü çok güzel geçti. Allah sabrını veriyor" diye konuştu. "Alıştığımız için oruçta zorlanmıyoruz" Ankara Elmadağlı olduğunu ve sık sık Hacı Bayram Veli Camii’ne geldiğini söyleyen Mustafa Bulanık, "Mutlu hissediyorum. Hacı Bayram’da kıldım. Alıştığımız için oruçta zorlanmıyoruz" ifadelerini kullandı. "Tarihi camilerimizin gezilmesini isteriz" Kadınlar kısmında namazını kıldığını ifade eden bir vatandaş ise, "Ramazan’ın ikinci günü, Hacı Bayram Camii’n ziyaretimizi ettik. Milletimiz, cemaatimiz çoktu. Allah herkesin duasını kabul etsin, muradını versin. Tarihi camilerimizin, türbelerimizin, tarihi yerlerin gezilmesini isteriz. Türkiye’nin ortası Ankara" şeklinde konuştu. "Kızımızla birlikte geldik" Kızı ve eşiyle birlikte camiye gelen Saim Kul, "11 ayın sultanı geldi. Şükürler olsun Allah’a, kavuşturana. Kızımızla birlikte geldik. Hacı Bayram’da cumamızı kıldık. Eve doğru gideceğiz, iftarlıklarımızı hazırlayacağız" dedi. "Buraya gelince insan huzur buluyor" Türkmenistan asıllı olduğunu belirten ve camiye geçirdiği ameliyat üzerine dua etmek için geldiğini ifade eden bir başka vatandaş ise, "Allah’ıma dua ettim. Sağlık, huzur versin diye. Tüm Müslümanlar huzurlu olsun, savaşlar olmasın, Filistin’de savaşlar bitsin diye. Buraya gelince insan huzur buluyor. Çok huzurlu hissediyorum kendimi" diye konuştu. Ramazan ayının ilk cumasında oluşan yoğunluk, cami çevresinde manevi atmosferi artırırken, vatandaşlar namazın ardından dualar eşliğinde alandan ayrıldı.
Bakan Şimşek: "İlk defa bu kadar yoğun yabancı yatırımcı ilgisi görüyorum"
20 Şubat 2026 Cuma - 15:41 Bakan Şimşek: "İlk defa bu kadar yoğun yabancı yatırımcı ilgisi görüyorum" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "İlk defa bu kadar yoğun ilgiyi görüyorum. Gerçekten bu yoğunluktaki ilgiyi en son 2013 yılında hatırlıyorum. Dolayısıyla ilgi çok yoğun" dedi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Küresel ekonominin geçen yıl yüzde 3,3 büyüdüğünü ve bunun yüzde 70’inin gelişmekte olan ülkelerden kaynaklandığını bildiren Şimşek, küresel finansal şartların daha elverişli hale geldiğine işaret etti. "İran’la ilgili belirsizlik olmasaydı, çok büyük ihtimalle petrol fiyatları 60’lı dolarları aşmazdı" Avrupa Birliği ve Orta Doğu’daki ticaret ortaklarında sınırlı olsa da büyüme açısından bir toparlanma içerisinde olduğunu söyleyen Şimşek, "Bu bizim için iyi, olumlu bir gelişme. Diğer bir husus aslında İran’la ilgili belirsizlik olmasaydı, çok büyük ihtimalle petrol fiyatları 60’lı dolarları aşmazdı. Şimdi tabii yapısal olarak enerji fiyatları, emtia fiyatlarından bahsediyorum. Enerji emtiasından bahsediyorum. Yani petrol, doğalgaz normal şartlarda yapısal olarak aşağı yönlüdür. Düşüş trendindedir ve bu yapısaldır. Geçici değil. Yani petrol fiyatlarının reel olarak düştüğünü zaten söyleyebiliriz dünyada. Ama nominal olarak bu 70 dolara dayanması, bugün 70 dolar civarı olması, aslında büyük oranda İran riskinin fiyatlanmasından kaynaklanıyor. Yani geçici bir riskin fiyatlanması. Ama yapısal olarak aslında enerji fiyatlarının yönü aşağı yönlüdür" açıklamasında bulundu. "İran ile ilgili belirsizlikler ortadan kalkarsa dezenflasyona olumlu yansıyacak" Şimşek, Türkiye açısından ticaret ortaklarının sınırlı da olsa toparlanmasının önemli olduğuna dikkati çekerek, "Küresel finansal şartlarının elverişli hale gelmiş olması bizim için değerli. Ama en önemlisi, eğer bu belirsizlikler ortadan kaldıktan sonra, yani şöyle, İran ile ilgili belirsizliklerden bahsediyorum, ortadan kalktıktan sonra çok büyük ihtimalle yapısal olarak enerji fiyatları aşağı yönlü trendine dönecek. Bu da Türkiye için çok önemli. Çünkü bir taraftan hem cari açımıza olumlu yansıyacak, dezenflasyona olumlu yansıyacak, büyümeye olumlu yansıyacak" ifadelerine yer verdi. "İlk defa bu kadar yoğun yatırımcı ilgisi görüyorum" Yabancı yatırımcıların Türkiye’ye ilgisinin büyük olduğuna işaret eden Şimşek, gittiği Londra, New York ve Hong Kong’da 1,5 haftada yaklaşık 800 yatırımcıyla çok yoğun görüşmeler gerçekleştirdiklerini dile getirdi. Şimşek, 2007’den ta 2018’e kadar da sürekli bir şekilde ülkemizin hikayesini anlatmak üzere biliyorsunuz sık sık seyahat ettiğini vurgulayarak, "İlk defa bu kadar yoğun ilgiyi görüyorum. Gerçekten bu yoğunluktaki ilgiyi en son 2013 yılında hatırlıyorum. Yani Türkiye’nin yatırım, kredi notunun yatırım yapılabilir seviyeye yükseldiği ve en iyi dönemlerimizin olduğu yıllardan bahsediyorum. Dolayısıyla ilgi çok yoğun. Peki diyeceksiniz ki niye? Birkaç sebebi var. Bir tanesi dünyada ve bizim bölgemizde gerçekten güçlü bir hikayesi olan fazla ülke yok. Yani Türkiye’nin güçlü bir hikayesi var. Bir dezenflasyon var. Büyüme çok dirençli bizde. Yani bu kadar sıkı para politikasına, sıkı maliye politikasına rağmen büyüme çok güçlü seyretti. Şimdi reel ekonomi ile ilgili şikayetler çok duyabilirsiniz ama yani bizi dünyayla karşılaştırdığınız zaman hele ticaret ortaklarımızla karşılaştığınız zaman Türkiye’nin büyümesi güçlü o anlamda. Tabii ki daha da potansiyelin yüksek. Zaten dezenflasyon programının da amacı o. Yani bu büyüme potansiyelini harekete geçirmek" diye konuştu. "Yatırımcıların ilgisinin nedeni Türkiye’nin savunma gücü" Yatırımcıların ilgisinin bir diğer nedeninin Türkiye’ye güvenlik penceresine bakıldığı zaman NATO’nun en güçlü üyelerinden bir tanesi olduğuna dikkati çeken Şimşek, "Yani ordu büyüklüğü anlamında NATO’nun en büyük ikinci ordusu ama güç, efektif güç anlamında da her zaman ilk beşte olduk. Dolayısıyla Avrupa’nın güvenliği Türkiye’den bağımsız düşünülemeyeceği gibi aslında bu yeni dünya düzeninde de bizim gibi ülkelere çok ciddi ilgi var. Sektörel olarak da meselesi savunma sanayine yoğun bir ilgi var" değerlendirmesinde bulundu. "EYT’nin etkilerini önemli ölçüde telafi ettik" Türkiye’nin önemli bir süredir uyguladığı politikalarında oldukça tutarlı olduğunu söyleyen Şimşek, öngörülebilirlikte ciddi bir artış olduğunu sözlerine ekledi. Mevcut konjonktüre göre güçlü bir büyümenin de olduğunu ifade eden Şimşek, "Türkiye’de borçluluk düşük. Hane halkının borcunun milli gelire oranı yüzde 10 civarı. Bütün özel sektörümüzün borçlarının milli gelire oranı dünyaya göre düşük. Kamunun borcu, devletin borcunun, bürüt iç ve dış borcunun milli gelire oranı yüzde 25 bile değil. Bize benzer ülkelerde bu oranı yüzde 74. Bir diğer konu, yani sorduğunuz için söylüyorum. Biz de bütçe disiplinini çok hızlı bir şekilde sağladık. Yani rüştümüzü ispat ettik. Bakın büyük bir deprem felaketin yaralarını sardık. EYT’nin etkilerini önemli ölçüde yönettik, telafi ettik. Bütün bunlara rağmen bakın bütçe açığının milli gelire oranı geçen sene yüzde 2,9’a düştü. Gelişmekte olan ülkelerde ortalama yüzde 6,3. Bakın yani borcumuz, gelişmekte olan ülkelerin borcunun üte birinden az. Bizim açığımızın da milli gelire oranı olarak gelişmekte olan ülkelerin yarısından daha az" şeklinde konuştu. "Yatırımcılar bize dezenflasyonun görünümünü ve Terörsüz Türkiye’yi soruyorlar" Yatırımcıların kendisine büyük ölçüde dezenflasyon görünümünü sorduklarını aktaran Şimşek, "Çünkü rutine döndük. Yani tabii bu geçici bir takım jeopolitik gelişmeleri bir kenara bırakırsak, gerçekten sorulan önemli bir kısmı rutine döndük. İlk dönemlerde ‘program devam edecek mi’ gibi konular gündeme geliyordu. Onları açtık şu anda. Onlar geride kaldı. Dolayısıyla bu yöndeki söylemlerin de spekülatif olduğuna ilişkin kanı dünyada yerleşti. Bana ilişkin spekülasyonlar, programın geleceğine ilişkin spekülasyonlar, programın siyasi olarak sahiplenilmesine ilişkin negatif söylemler artık karşılık bulmuyor. Dolayısıyla bir tutarlılık var, öngörülebilirlik var, iyi bir hikaye var. Bize dezenflasyonun görünümünü soruyorlar. En önemli konuların başında o geliyor. Terörsüz Türkiye’yi soruyorlar. Çünkü bunun etkileri, geçmişte de hatırlarsanız bu yönde bir çaba olmuştu. Dönem dönem de tabii ki jeopolitik, yani küresel bu mimariye ilişkin, Türkiye’nin konumu, Türkiye-Batı ilişkileri de dönem dönem gündeme geliyor. Ama genel anlamda daha teknik, daha makro konular ön planda" dedi. Şimşek, Japonya’dan da ciddi bir yatırımcı ilgisi olduğunu söyleyerek, Japonya’nın önde gelen önemli iş gruplarının tamamıyla bir araya gelip Türkiye’ye doğrudan yatırımlar için cazip hale geldiğini aktaracaklarını dile getirdi. Ekonomi programını 3 devre olarak tanımladıklarını kaydeden Şimşek, birinci evrede karşı karşıya kalınan risklerin kontrol altına alındığını, ikinci evrede ise makro dengesizlikleri azalttıklarını ifade etti. Şimşek, faiz giderlerinin artışından ötürü eleştirildiklerini belirterek, "Tabii faiz dışı açık verirseniz faiz giderleri artar. Faiz dışı fazlaya geçen sene geçtik. Milli gelirin yüzde 0,4’ü kadar faiz dışı fazla verdik" dedi. "Türkiye cari açık sorununu da önemli ölçüde kontrol altına aldı" Cari açığa ilişkin de konuşan Şimşek, tarih boyunca bakıldığında Türkiye’nin ekonomideki yumuşak karnının cari açık olduğunu aktardı. Şimşek, "Mayıs 2023’e gidin 12 aylık cari açığımızın milli geliri oranı yüzde 5,5’lar civarına kadar çıkmıştı. Şimdi o oran 2024’te yüzde 0,8’e düştü. Altın hariç fazla verdik. Altın yenilebilir içilebilir bir emtia değil. Portföy tercihi için satın alınan önemli ölçüde. Portföy tercihi nedeniyle ithal ettiğimiz bir ürün. Tabii ki ithal ettiğimiz için açığımızın bir parçası ama o bir birikim. Yani altın bir birikim. Şimdi altın hariç 2024’te Türkiye cari fazla vermiş. 2025’te altın hariç Türkiye 0,3’lük bir cari açık vermiş. Yani sıfıra yakın. O da dahil yüzde 1,6 ve o da yönetilebilir. Yani geçmiş uzun vadeli ortalamaların yani neredeyse yarısından az, yüzde 1’i civarı. Dolayısıyla Türkiye aslında cari açık sorununu da önemli ölçüde kontrol altına aldı önce ve önemli ölçüde de sürdürülebilir bir patikaya oturttu. Cari fazla iddiamız için biraz erken. O yapısal dönüşüm gerektiriyor. Onu da başaracağız" bilgilerini kaydetti. "Net rezervler, yani swap hariç, bütün yükümlülükler hariç, 80 milyar dolar civarı" Türkiye’nin bürüt dış finansman ihtiyacının milli geliri oranının, tarihi olarak hep yüzde 20’nin üzerinde olduğunu kaydeden Şimşek, "İlk defa, uzun bir süredir, son 20 yıldan bahsediyorum, yüzde 20’nin altına, yüzde 17-18’ler civarına indi. Şimdi bunu niye söylüyorum? Bir taraftan cari açık azaldı. Bir taraftan dış borcunun milli geliri oranı düşüyor. Bir taraftan bürüt dış finansman ihtiyacının milli geliri oranı düşüyor. Bu arada da rezerv birikimine gittik ve 98 milyar dolarlık bürüt rezervi bugün 200 milyar doların epey üzerine taşıdık. Bu önemli. Bakın, geçen sene yaşadığımız bir sürü çalkantıya rağmen, şu andaki İran’ın belirsizliğe rağmen, şimdi net rezervlerde, yani swap hariç, bütün yükümlülükler hariç, 80 milyar dolar civarı" şeklinde konuştu. "KKM önemli bir yükümlülüktü ve KKM stoku büyük oranda kalktı" ‘Kur Korumalı Mevduat’tan (KKM) başarılı bir şekilde çıktıklarını da hatırlatan Şimşek, "KKM önemli bir yükümlülüktü. Ve hele bu coğrafyada yaşıyorsanız, dış kırılganlığı arttıran bir yükümlülük. Çünkü herhangi bir şokta kurun gitmesi halinde, kamu ciddi bir yükümlülükle karşı karşıya kalıyor. KKM önemli bir yükümlülüktü. Ve hele bu coğrafyada yaşıyorsanız, dış kırılganlığı arttıran bir yükümlülük. Çünkü herhangi bir şokta kurun gitmesi halinde, kamu ciddi bir yükümlülükle karşı karşıya kalıyor. Dezenflasyonu da zorlaştırıyordu. 2023’ün ortasında, 143 milyar dolara çıkan KKM stoku büyük oranda kalktı. Şimdi 100 milyon dolar mı bilmiyorum, en son rakamı takip etmiyoruz artık, çünkü kapattık, programı kapattık. Esas konumuz enflasyon. Dezenflasyon konusunda çok kararlı bir programı uygulamaya devam ediyoruz. Orada da çok güçlü bir ilerleme var, biraz zaman alıyor" diye kaydetti. "Dezenflasyonda bir bozulma yok geçici bir takım faktörlerle bir yavaşlama söz konusu" Ocak ayı enflasyon verileriyle birlikte dezenflasyon sürecinin gidişatına yönelik eleştirilerin olduğunu söyleyen Şimşek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Enflasyonla mücadele bizim en temel önceliğimiz. Şimdi 1-2 aylık veriler üzerinden tabii ki değerlendirme yapmak herkesin takdiri. Ocak ayı, Şubat ayı çok iyi gelseydi de bu konudaki kararlı uygulamalarda bir gevşemeye gitmeyecektik. Şimdi Ocak, belki de Şubat ayı bilemiyorum, mevsimsel etkilerle diyelim ki nispeten yüksek geldi. Burada aslında dezenflasyonda bir bozulma yok. Ha bir yavaşlamadan bahsedilebilir. Fakat sebebine inmek lazım. Eğer gerçekten gıda ağırlıklı olarak, gıda kaynaklıysa, yani mevsimsellikten arındırılmış veya bir takım diyelim ki geçen sene kuraklığın veya bu sene, yani Ocak ayı diyelim ki kış şartlarının etkisiyle yüksek bir rakam geldiyse, onu doğru okumak lazım. Birinci konu bu. Yani dezenflasyonda bir bozulma yok. Enflasyonun aşağı yönüne inmesinde bir bozulma yok. Burada geçici bir takım faktörlerle tabii ki bir yavaşlama söz konusu." Şimşek, enflasyondaki yavaşlamanın sebebine doğru bakılması ve bu göre değerlendirilme yapılmasının daha doğru olacağını belirterek, "Gıda kaynaklıysa, mevsimsellikten arındırılmış, geçen senenin kuraklığı, bu senenin kış şartları etkisiyle yüksek geldiyse bunu doğru okumak lazım. Burada geçici faktörlerle yavaşlama söz konusu. Bu telafi edilebilir mi? Evet. Mart, Nisan, Mayıs’ta geçmiş dönem ortalamalarının altına düşebiliriz. Bu senenin yağışları çok iyi. Yakın tarihin en iyi yağışının olduğu dönemin içindeyiz" dedi. "Arz yönlü, yapısal dönüşüm kanalından dezenflasyonu çok önemsiyoruz" Sıkı para politikasının dezenflasyon sürecindeki yerine de değinen Şimşek, konuşmasına şu şekilde devam etti: "Genelde eleştiriler program para politikasından ibaret. Biz arz yönlü ve yapısal dönüşüm kanalından dezenflasyonu çok önemsiyoruz. Biz de para politikasının sınırlı etkiye sahip olduğunu, burada maliye politikasının önemli olduğunu kabul ettik. İlk defa bu sene imkanlar el verdiği için, yeniden değerleme oranını yüzde 25 olarak değil, yani yüzde 19’un altına belirledik. Efendim işte akaryakıt gibi, tütün ürünleri gibi, alkolü içecek bütün bu ürünlerdeki maktu vergileri son, normalde 6 aylık enflasyon kadar arttırmanız lazım, onu yapmadık o boyutta. Çok daha düşük oranda, yüzde 6-7 civarında arttırdık. Maliye politikasının çok güçlü bir şekilde devreye girdiği bir dönemdeyiz. Para politikası duruşunu koruyor. Arz yönlü politikalarımızın başında konut geliyor. Hayat pahalılığının en önemli bileşeni kiralardır. Konut sahipliği artana kadar sosyal konut miktarını artırmamız lazım. Deprem bölgesinde 455 bin konut teslim edildi, 166 bin konut bu senenin ortasında bitecek. 650 bin konut tamamlanmış olacak. Deprem bölgesinde kiralarda reel düşüşler var. Nominal olarak da oldukça mütevazi. 250 bin sosyal konut projesi vardı, başlamıştı, 500 bin daha sosyal konut projesini başlattık. 2-3 yıl içinde 750 bin sosyal konut tabi ki vatandaşımıza sunulmuş olacak. Hayat pahalılığını arz yönlü tedbirlerle de çözüyoruz." "Ocak ayında bir yüksek faiz ödemesi oldu" Şimşek, ocak ayında yüksek faiz ödendiğine dair iddialara ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, "Ocak ayında tabii ki bir yüksek faiz ödemesi oldu. Çünkü 2016’dan itibaren bu dönem dönem yeniden ihraç ediliyor. Ama ilki 2016’da. Enflasyon endeksli bir borç. Yani iç borç senedi ihraç ediyorsunuz. Yani satıyorsunuz. Bu tüfe endeksli kağıtların özelliği şu. Genelde kupon çok anlamlı değildir. Genelde o diyelim ki 10 yıllık bir kağıt, basitleştiriyorum. 10 yıl boyunca yani siz o enflasyon farklarını biriktiriyorsunuz, biriktiriyorsunuz, biriktiriyorsunuz. Ondan sonra da vadesi gelince ödüyorsunuz. Şimdi bakın çok basit bir rakam söyleyeyim size. Ocak ayı faiz ödemelerinin yüzde 53’ü bir tek kağıdın vadesinin dolmasından kaynaklanıyor. O da ne zaman ihraç edilmiş? 2016’da. Ama yıllarca bu faizi ödememişsiniz. O enflasyon farkı faiz olarak birikmiş, birikmiş, birikmiş. Ocak ayına denk gelmiş. Şimdi kalkıp buradan bir hikaye üretmek için ya cahil olmak lazım, ya da kötü niyetli olmak lazım" ifadelerinde bulundu. "Gündemimizde Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi, KDV artışı yok" Vergilere yönelik artış olup olmayacağına dair olarak ise Bakan Şimşek, "Gündemimizde Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi, KDV artışı yok. Vergi harcamalarını ciddi şekilde azaltıyoruz. Gündemimizde Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi, KDV artışı yok. Şunu da net bir şekilde söyleyebilirim. Yani gelir vergisinde, kurumlar vergisinde, KDV’de şu anda bir çalışmamız da yok. Ama dediğim gibi, ekonominin ihtiyaçlarına binaen dönem dönem ufak sektörel bazı şeyler yapabiliyoruz" söyleminde bulundu. "Sahte faturalara ilişkin ciddi bir yapay zeka algoritmalarını devreye aldık" Bakan Şimşek vergi kaçıranlara yönelik çalışmaların aralıksız sürdüğüne değinerek, "Sahte faturaya bizim, yani bizim değil, hiçbir ülkenin toleransı olamaz. Ona ilişkin ciddi bir yapay zeka algoritmalarını devreye aldık. Bundan sonra iki günlük bir firmanın kalkıp milyarlarca fatura falan filan anında, böyle işte bazen anlatıyorlar ya, işte bir minibüs kiralıyorlar, o minibüste fatura basıp ondan sonra kayboluyorlar. Bunu yapamayacaklar. Onu dahi yapamayacaklar. Çünkü çok güçlü bir, tekrar algoritmalarla, buna biz kâşif diyoruz, sahte belge düzenleyene, yani anında inşallah devreye girebileceğiz çok hızlı bir şekilde. Yine bizim başka programlarımız var. Bu Türkiye’deki bütün şehirlerdeki bir anlamda konut değerleme haritası gibi bir takım çalışmalarımız var. Dolayısıyla işlemleri bir şekilde karşılaştırma imkanımızı artıyor. Gözetim programlarımız var. Ama özellikle yüksek gelirli gruplara yönelik, yani kayıt dışı yüksek gelirli gruplardan bahsediyorum. Yani işte ne bileyim, kredi kartından tutun, yat, tekne, konu, yani lüksten bahsediyorum. Buralara ilişkin arkadaşlar malı bir çalışma içerisinde ve tekrar algoritmalar devreye giriyor. Dolayısıyla özetle biz kayıt dışında mücadeleye devam edeceğiz" dedi.
Bakan Gürlek: "Ticari davaların en kısa sürede sonuca bağlanması için çalışmalarımızı kesintisiz sürdüreceğiz"
20 Şubat 2026 Cuma - 12:38 Bakan Gürlek: "Ticari davaların en kısa sürede sonuca bağlanması için çalışmalarımızı kesintisiz sürdüreceğiz" Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Yargı hizmetlerinin vatandaşlarımıza en etkin şekilde sunulması, ticari davaların en kısa sürede sonuca bağlanması, ticari güvenin artırılması için çalışmalarımızı kesintisiz sürdüreceğiz" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ticaret davalarındaki sürecin uzamasının önüne geçmek ve uygulama birliğini sağlamak amacıyla adımları kararlılıkla attıklarını belirtti. Hakimler ve Savcılar Kurulunun (HSK) Resmi Gazete’de yayımlanan kararıyla, Bakırköy, İstanbul Anadolu ve Küçükçekmece asliye ticaret mahkemelerinin yargı çevrelerinin, kendi ağır ceza mahkemeleri yargı çevresinden çıkarıldığını bildiren Bakan Gürlek’in mesajı şu şekilde: "Ticaret davalarındaki sürecin uzamasının önüne geçmek ve yeknesaklığı sağlamak amacıyla adımlarımızı kararlılıkla atıyoruz. Hakimler ve Savcılar Kurulumuzun (HSK) aldığı ve Resmi Gazete’de yayımlanan kararla; Bakırköy, İstanbul Anadolu ve Küçükçekmece asliye ticaret mahkemelerinin yargı çevreleri, kendi ağır ceza mahkemeleri yargı çevresinden çıkarıldı. İstanbul asliye ticaret mahkemelerinin yargı çevresi ’İstanbul’un mülki sınırları’ olarak belirlendi. Bakırköy, İstanbul Anadolu ve Küçükçekmece asliye ticaret mahkemelerinin faaliyetlerinin durdurulma tarihi itibarıyla uygulanacak kararla bu mahkemelerde bulunan dosyalar, İstanbul asliye ticaret mahkemelerine devredilecek. Yargı hizmetlerinin vatandaşlarımıza en etkin şekilde sunulması, ticari davaların en kısa sürede sonuca bağlanması, ticari güvenin artırılması için çalışmalarımızı kesintisiz sürdüreceğiz."
Pursaklar’da Ramazan ayı denetimleri sürüyor
20 Şubat 2026 Cuma - 12:32 Pursaklar’da Ramazan ayı denetimleri sürüyor Pursaklar Belediyesi zabıta ekipleri, Ramazan ayında da denetimlerini aralıksız sürdürüyor. Pursaklar Belediyesi zabıta ekipleri Ramazan ayının manevi atmosferine uygun, güvenli ve sağlıklı bir alışveriş ortamı oluşturmak amacıyla ilçe genelinde yoğun denetim gerçekleştiriyor. Özellikle iftar ve sahur saatleri öncesinde yoğunluk yaşanan fırınlar, pastaneler, marketler, kasaplar, manavlar, tatlı üretim ve satış noktaları ile toplu tüketim alanlarında kapsamlı denetimler yapılıyor. Denetimlerde ürünlerin son kullanma tarihleri saklama ve muhafaza şartları, iş yeri ruhsatları, fiyat etiketi ve kasa fiyatı uyumu, çalışan personelin hijyen kurallarına uygunluğu, Ramazan pidesi gramaj kontrolleri tek tek kontrol edilerek mevzuata uygunluk sağlanıyor. ‘‘Hemşerilerimizin bu mübarek ayı gönül rahatlığıyla geçirmesi için tüm ekiplerimizle sahadayız’’ Ramazan ayında denetimlerin daha da sıklaştırıldığını belirten Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, ‘‘Ramazan ayı; paylaşmanın, dayanışmanın ve bereketin ayıdır. Bizler de hemşerilerimizin bu mübarek ayı gönül rahatlığıyla geçirmesi için tüm ekiplerimizle sahadayız. Vatandaşlarımızın sağlığı ve huzuru bizim en büyük önceliğimizdir. Özellikle gıda üretimi ve satışı yapan işletmelerde denetimlerimizi artırdık. Amacımız cezai işlem uygulamak değil; kurallara uygun, sağlıklı ve güvenilir bir alışveriş ortamı oluşturmaktır. Kurallara uyan tüm esnafımıza teşekkür ediyor, Ramazan ayının ilçemize hayırlar getirmesini diliyorum’’ dedi. Pursaklar Belediyesi, Ramazan ayı boyunca denetimlerini kararlılıkla sürdürmeye devam ederek, ilçede güvenin ve sağlığın korunması adına 7 gün 24 saat görev başında olacak.
Bakan Kacır: "Yerel Kalkınma Hamlesi Programı kapsamında 2026 başvuru dönemi başlıyor"
20 Şubat 2026 Cuma - 12:05 Bakan Kacır: "Yerel Kalkınma Hamlesi Programı kapsamında 2026 başvuru dönemi başlıyor" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Türkiye’nin üretim altyapısını güçlendiren, illerimizin potansiyelini katma değerli yatırımlara dönüştüren Yerel Kalkınma Hamlesi Programı kapsamında 2026 Başvuru Dönemi başlıyor" dedi. Bakan Kacır, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda ’Yerel Kalkınma Hamlesi Programı’ kapsamında ‘2026 Başvuru Dönemi’nin başladığını duyurdu. Kacır, program kapsamında ‘her bir yatırım için 301 milyon liraya kadar nakdi destek ve yatırımın yüzde 50’si kadar vergi indirimi’ desteklerinin verileceğini açıkladı. "Yerel Kalkınma Hamlesi Programı kapsamında 2026 başvuru dönemi başlıyor" Bakan Kacır, paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Doğudan batıya, kuzeyden güneye topyekün kalkınma. Türkiye’nin üretim altyapısını güçlendiren, illerimizin potansiyelini katma değerli yatırımlara dönüştüren Yerel Kalkınma Hamlesi Programı kapsamında 2026 Başvuru Dönemi başlıyor. 81 ilde 324 yatırım konusu, her bir yatırım için 301 milyon liraya kadar nakdi destek ve yatırımın yüzde 50’si kadar vergi indirimi. İl bazlı belirlenen öncelikli yatırım alanlarını destekleyeceğiz. Katma değerli üretimi ve nitelikli istihdamı artıracağız. Yerel kalkınma vizyonunu sürdürülebilir ve somut projelerle hayata geçireceğiz." Başvuru sürecine ilişkin detaylara ‘yerelkalkinmahamlesi.sanayi.gov.tr’ adresinden ulaşılabilecek.