GÜNDEM - 20 Şubat 2026 Cuma 12:21

Bakan Gürlek: "Savunma hakkının ortadan kaldırılması gibi bir yaklaşımımız kesinlikle söz konusu olamaz"

A
A
A
Bakan Gürlek: "Savunma hakkının ortadan kaldırılması gibi bir yaklaşımımız kesinlikle söz konusu olamaz"

Adalet Bakanı Akın Gürlek, süreçte yapılacak yasal düzenlemeler, umut hakkı ve yeni anayasa tartışmaları ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Bakan Gürlek, tutukluların avukatlarıyla görüşmelerinde sınırlama getirileceği yönündeki iddialara yanıt verdi. Bakan Gürlek, baroların konuyla ilgili tepkisini de değerlendirerek, öngörülen düzenlemenin gerekçesini ve ayrıntılarını anlattı.

"Savunma hakkının ortadan kaldırılması ya da özünün zedelenmesi gibi bir yaklaşımımız kesinlikle söz konusu olamaz. Mesele savunma hakkının kötüye kullanılmasının önüne geçmek" diyen Gürlek şöyle konuştu:

"Ancak hiçbir hak sınırsız değildir. Ceza infaz kurumlarında, somut ve ciddi güvenlik riski ortaya çıktığında, kanuna dayalı, hakim kararıyla ve belirli sürelerle sınırlı bazı usuli tedbirler alınabilir. Bu, savunma hakkını kaldırmak değil, kötüye kullanımın önüne geçmektir. Bir görüşme delillerin yok edilmesine ya da örgütsel talimat aktarımına araç haline geliyorsa, hukuk devleti buna kayıtsız kalamaz. Terör ve örgüt suçlarında avukatların müvekkilleriyle görüşmesinde sıkıntı var. Tutukluların suçluluğu henüz kesinleşmediğinden orada masumiyet karinesi var ancak avukatlarının örgütsel süreçlerin bir parçası olması, aynı şekilde içeriden aldığı talimatları da dışarı iletmesi hukuk devletinde kesinlikle kabul edilemez. Üzerinde çalışılan düzenlemeye göre, bu konuda somut şartlar aranacak yani bir kere mahkeme kararı olacak, ikincisi de somut bir tespit olacak. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları da "Avukatla terör suçlarında ya da örgüt suçlarında hâkim kararıyla somut delil olması durumunda yapılan kısıtlamalar makuldür" diyor. Bizim yasamızda bu konuda bir düzenleme olmadığından bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğunu anlattık. Bu illa yüzde 100 her görüşmede uygulanacak diye bir şey de yok."

"Muhtemel düzenlemelerin genel affa dönüşmesi söz konusu değil"

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili muhtemel yasal düzenlemelerin Meclis çatısı altında yürütüldüğüne dikkati çekerek, "Net ifade edeyim; yapılacak muhtemel düzenlemelerin genel affa dönüşmesi söz konusu değil" ifadelerini kullandı.

Terörsüz Türkiye süreci, yasa dışı bahis, uyuşturucu, sosyal medya hesaplarına kimlik doğrulaması, yeni anayasa, dahil birçok konuda değerlendirmelerde bulunan Bakan Gürlek, "En kritik eşik, örgütün silah bırakması ve kendini feshetmesi. Bu tespiti de devletin güvenlik birimleri yapacaktır ve takipçisi olacak. Yapılacak çalışmaların hukuki altyapısı da büyük oranda bu tespit ve teyit sürecinin sonuçlarına göre olacak" diye konuştu.

Muhtemel yasal düzenlemelere ilişkin konuşan Gürlek, "Yasal düzenleme yapılacaksa bunun adresi elbette ki Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir. Adalet Bakanlığı olarak biz de bu sürece teknik olarak destek veririz ama sürecin ana aktörü Meclis" dedi.

"Süreç şeffaf, hukuka uygun ve toplumsal hassasiyetler gözetilerek yürütülecek"

Yapılacak muhtemel düzenlemeler cezasızlık anlamına gelmeyeceğini vurgulayan Gürlek, "Kapsamın ne olacağına da yine Meclis karar verecek. Süreç şeffaf, hukuka uygun ve toplumsal hassasiyetler gözetilerek yürütülecek" dedi.

"Umut hakkı şeklinde bir uygulama zaten bulunmuyor"

Umut hakkı diye bir uygulamanın olmadığının altını çizen Bakan Gürlek, "Mevzuatımızda kural olarak ağırlaştırılmış müebbet dahil hapis cezaları için belli bir süre ceza infaz kurumunda kaldıktan sonra şartlı salıverilme imkanı var. Ancak terör suçları söz konusu olduğunda durum farklı. Özellikle idam cezasından ağırlaştırılmış müebbete çevrilen ya da terör suçundan ağırlaştırılmış müebbet alan kişiler bakımından şartlı salıverilme hükümleri uygulanmıyor; ceza ömür boyu infaz ediliyor. Dolayısıyla mevcut hukuk düzeninde bu kişiler için ‘umut hakkı' şeklinde bir uygulama zaten bulunmuyor" şeklinde konuştu.

Aynı zamanda Gürlek, şu ifadelere yer verdi:

"Yeni bir düzenleme yapılıp yapılmayacağı konusu ise yasama organının, yani TBMM'nin takdirinde. Süreç orada şekillenecek. Burada şahıslara değil, yani şahsi bir düzenleme değil, genel olarak toplumun ihtiyaçları ve söz konusu sürücün zarar görmemesine ilişkin bir çalışma yapmamız lazım. Amaç, terörsüz bir Türkiye hedefi ve toplumsal huzurun güçlendirilmesi çerçevesinde değerlendirme yapılması. Halihazırda idam cezasından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına dönüştürülen terör suçluları ile terör suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan suçluların cezaları bakımından şartlı salıverilme hükümlerinin uygulanması söz konusu olamayacak."

"Tutuklama bir istisnadır, şartları vardır"

Tutuklama tedbiri için kuvvetli şüphe sebeplerinin şart olduğunu belirten Gürlek, "Yürütülen soruşturmalarda kuvvetli şüphe sebepleri bulunmaması halinde tutuklama tedbirine başvurulmamakta. Dosyaların kapsamını bilmeyerek ya da kimi zaman çarpıtarak yapılan yorumlara kamuoyumuzun itibar etmemesi gerekir. Yargı; şahısların isimlerine, ünvanlarına bakmaz. Somut olarak suç var mı, yok mu, kuvvetli suç şüphesi var mı yok mu buna bakar. Hakim-savcı buna göre değerlendirme yapar. Tutuklama bir istisnadır, şartları vardır. Üstelik yargının kendi arasında bir kontrol mekanizması da bulunmaktadır. Cezaevlerindeki doluluk oranlarını da yakından takip ediyoruz. Modern, ıslah odaklı kurumlar inşa ediyoruz. Bugün cezaevlerindeki tutuklu oranı yüzde 15 civarında, bu oran geçmişte çok daha yüksekti" açıklamasında bulundu.

"Yeni Yargı Reformu Stratejisi kapsamında infaz dengesini yeniden ele alıyoruz"

Cezasız algısını ortadan kaldırmak için büyük bir özveriyle çalışmalar yürüttüklerine söyleyen Gürlek, "Yeni Yargı Reformu Stratejisi kapsamında infaz dengesini yeniden ele alıyoruz. Amacımız cezasızlık algısını ortadan kaldırmak, infazda adaleti güçlendirmek ve sistemi daha hakkaniyetli hâle getirmek. Şunu net söyleyeyim: Bu düzenlemeler asla suçla mücadelede bir zafiyet anlamına gelmeyecektir" ifadelerini kullandı.

"Kimsenin özel hayatının sosyal medya üzerinden tartışılmasını istemiyoruz"

Özel hayatın korunmasına dikkat çeken Gürlek, "Hiç kimsenin özel hayatının sosyal medya üzerinden tartışılmasını istemiyoruz. Herkesin özel hayatının korunması gerekiyor. Savcı, hakim sadece suç var mı yok mu buna bakar. Kamuoyuna yansıyan soruşturmaların hiçbiri soyut iddialardan ibaret değildir. Uyuşturucu testine gönderilen hiçbir şüpheli böyle bir soyut iddia üzerine gönderilmemektedir. Operasyonlar ya da test uygulamaları soyut iddialarla yapılmaz, somut delillere dayanır. Kendisine herhangi bir şekilde bir suç ihbarı yapılan Cumhuriyet savcısının soruşturmadan kaçınması mümkün değildir" dedi.

Uyuşturucu suçlarına ilişkin veriler

Gürlek, uyuşturucu kullanma suçundan soruşturma aşamasında 457 bin 525, kovuşturma aşamasında 87 bin 848 kişi hakkında işlem bulunduğunu bildirdi. Uyuşturucu ticareti suçundan ise soruşturma aşamasında 88 bin 16, kovuşturma aşamasında 64 bin 316 kişi hakkında işlem bulunduğunu aktaran Gürlek, ceza infaz kurumlarında önemli bir kısmın uyuşturucu suçlarından hükümlü ya da tutuklu olduğunu ifade etti.

Bakan Gürlek, uyuşturucu ticareti suçundan 82 bin 619'u hükümlü, 28 bin 843'ü tutuklu; uyuşturucu kullanma suçundan 67 bin 378'i hükümlü, 13'ü tutuklu; diğer uyuşturucu madde suçlarından ise 3 bin 682'si hükümlü, 158'i tutuklu olduğu dikkate alındığında ceza infaz kurumlarının büyük çoğunluğunu bu suç türünden ceza alan ya da tutuklanan mahkumlardan oluştuğunu söyledi.

Yargılamaların hızlandırılması için özel bürolar kurulacak

Adalet Bakanı Gürlek, yargılamaların hızlandırılması için de bazı adımların atılacağını açıkladı. Gürlek, yargı teşkilatının organizasyon yapısının geliştirileceğini, süreçlerin sadeleştirileceğini, performans ve verimliliğin artırılması için de Adalet Komisyonları bünyesinde ‘Yargı Hizmetlerinin Etkinliği' büroları oluşturulacağını söyledi.
Adliyelerde, makul sürede yargılanmaya ilişkin vatandaşların taleplerinin bu bürolar tarafından değerlendirileceğini belirten Gürlek, "Adalete erişim imkânlarının dikkate alınması suretiyle ihtiyaç duyulan yerlerde yeni adliye ve idare mahkemeleri kurulacaktır. İş yükü dikkate alınarak çevre, sağlık, sigorta, trafik kazaları, iş kazalarından kaynaklı maddi ve manevi tazminat gibi dava türleri için iş dağılımı suretiyle ihtisaslaşma sağlanacak. Ticaret mahkemelerini büyükşehirlerde tek merkeze toplayarak yeni bir yapılanmaya gidecek ve ticari yargılamaların daha hızlı görülmesi sağlanacaktır. Uyuşturucu kullanma ve ticareti suçuna ilişkin ihtisas mahkemeleri belirlenecek" dedi.

Ağır ceza merkezlerine denetim büroları geliyor

Ağır Ceza merkezlerine demetim büroları geleceğini söyleyen Gürlek, "Performans ve verimlilik artırılarak adli süreçlerin makul sürede tamamlanması için önleyici teftiş uygulamaları geliştirilecek. Cumhuriyet savcılarının adalet daireleri ile kasa hesapları üzerindeki gözetim ve denetim yetkisinin güçlendirilmesi için ağır ceza merkezlerinde denetim büroları kurulacak. Hakim ve Cumhuriyet savcılarının nakil, terfi ve disiplinlerine ilişkin hükümler yeniden düzenlenecek" bilgisini verdi.

"Sosyal medyada bir şahıs yorum yapacaksa kimliği belli olacak"

Sosyal medyada kimlik doğrulamanın esas olacağını vurgulayan Gürlek, "Yapılacak düzenleme ile bir kişi sosyal medyada itibar suikastı yapıyorsa, açık kimliği ile yapacak. Klavye delikanlılığı yapan açık kimliği ile yapacak. Bunun için bir geçiş süreci olacak. O süre içinde kişinin gerçek hesaba geçmesi gerekecek. Geçmiyorsa sahte hesaplar kapatılacak. Bu, yurtdışından vatandaşlarımız için de geçerli olacak. Aynı şekilde pasaportla doğrulama olacak, cep telefonuna da bir doğrulama mesajı gelecek" ifadelerini kullandı.

"Ülkemizi yeni bir anayasaya kavuşturacağız"

Türkiye'yi yeni bir anayasaya kavuşturmak istediklerini vurgulayan Gürlek, "1982 Anayasası, askeri cunta tarafından hazırlanan 12 Eylül 1980 darbesinin ruhunu taşıyan anti demokratik bir Anayasa'dır. Bu Anayasa darbenin baskıcı, otoriter ve olağanüstü şartlarında hazırlanmıştır. Anayasa'nın ilk yürürlük tarihinden son değişiklik tarihine kadar yapılan değişiklikler nedeniyle Anayasa'nın sistematiği bozulmuş, birçok hüküm arasındaki uyum kaybolmuş ve Anayasa adeta yamalı bohçaya dönmüştür. Bugün gelinen noktada Anayasa ülkemize dar gelmektedir. Türkiye'nin ‘askeri müdahale' etiketini üzerinden atmış, çağın ihtiyaçlarına cevap veren demokratik yeni bir anayasaya ihtiyacı vardır. Bizim ihtiyaç duyduğumuz anayasa; lafzı, ruhu ve hacmiyle milletimizin dünyaya ve hayata bakışına, ülkemizin birikimine ve hedeflerine uygun bir anayasayadır. Toplumun gerisinde kalan değil; insanı önceleyen, topluma dinamizm katan bir anayasaya ihtiyaç duyuyoruz. Ülkemizi yeni, sivil, demokratik, özgürlükçü ve kuşatıcı yeni bir anayasaya kavuşturacağız" diye konuştu.

"Yasa dışı bahis, uyuşturucu, sanal kumarda tavizsiz mücadelemiz olacak"

Yuvaları dağıtan, insanları intihara kadar götüren yasa dışı bahisle sonuna kadar mücadele edeceklerinin altını çizen Bakan Gürlek, "81 ilin başsavcısını zaten kendim yakın zamanda toplayacağım. Mesajımız şu olacak; yasadışı bahis, uyuşturucu, sanal kumarda tavizsiz mücadelemiz olacak. Ellerindeki dosyalarda hassasiyet göstermelerini isteyeceğiz. Yasa dışı bahisle ilgili belki kanun düzenlemesine ihtiyaç olabilir. Düzenlemenin teşvik etme, reklam yapma gibi konuları içermesini planlıyoruz" dedi.

Bilal Sarıkavak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kütahya SGK Kütahya İl Müdürü İsmail Sayar’dan kayıt dışı istihdam uyarısı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Kütahya İl Müdürü İsmail Sayar, kayıt dışı istihdamın hem çalışanlar hem işverenler hem de ülke ekonomisi açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu belirterek, işverenlere yasal yükümlülüklere uyma çağrısında bulundu. Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında açıklamalarda bulunan İl Müdürü İsmail Sayar, kayıt dışı istihdamın; çalışanların SGK’ya hiç bildirilmemesi ya da çalışma günleri ile ücretlerinin eksik bildirilmesi anlamına geldiğini ifade etti. Sigortasız işçi çalıştırmanın yanı sıra eksik gün veya düşük ücret bildiriminin de kayıt dışı istihdam kapsamında değerlendirildiğini vurgulayan Sayar, sigortalı çalışmanın anayasal bir hak olduğu kadar hem çalışan hem işveren açısından yasal bir zorunluluk olduğunun altını çizdi. İşverenlerin sigortasız işçi çalıştırma hakkının bulunmadığını belirten İsmail Sayar, çalışanların kendi rızalarıyla dahi sigortasız çalışmayı talep etmelerinin hukuken mümkün olmadığını söyledi. Özellikle emekli, dul ve yetim aylığı alanlar ile sosyal yardım yararlanıcılarının hak kaybı yaşamamak adına zaman zaman kayıt dışı çalışmaya yöneldiğinin tespit edildiğini kaydeden İsmail Sayar, işverenlerin bu tür talepler karşısında mevzuattan taviz vermemesi gerektiğini ifade etti. Kayıt dışı çalışan kişilerin emeklilik hakkından mahrum kaldığını belirten İsmail Sayar, iş göremezlik durumunda malullük aylığı alamadıklarını, vefat halinde ise geride kalan aile bireylerinin ölüm aylığı güvencesinden yararlanamadığını söyledi. Ayrıca işsizlik sigortasından faydalanamayan çalışanların sağlık hizmetlerine erişimde de sorun yaşayabildiğini dile getirdi. "Sigortasız çalışanlar yasal koruma mekanizmalarından uzak" İş kazaları ve meslek hastalıkları konusunda da kayıt dışı istihdamın büyük risk taşıdığına dikkat çeken İsmail Sayar, sigortasız çalışanların yasal koruma mekanizmalarından uzak kaldığını belirtti. Bunun yanında kayıt dışı çalışanların kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin, hafta tatili ve analık izni gibi temel işçilik haklarından da mahrum bırakıldığını ifade etti. SGK’nın temel yaklaşımının cezalandırma değil rehberlik olduğunu vurgulayan İsmail Sayar, işletmelerin sürdürülebilir ve güvenli büyümesini desteklemeyi amaçladıklarını kaydetti. Ancak kayıt dışı istihdamın kısa vadeli kazanç gibi görünse de işletmeleri ağır mali ve hukuki yaptırımlarla karşı karşıya bırakabileceğini belirten Sayar, tespit halinde yüksek idari para cezaları, prim teşviklerinin iptali ve iş kazalarında ciddi hukuki sorumlulukların gündeme geldiğini söyledi. Kayıt dışı istihdamın ülke ekonomisine verdiği zararlar hakkında da değerlendirmelerde bulunan İsmail Sayar, bu durumun haksız rekabete neden olduğunu, piyasa dengesini bozduğunu, vergi ve prim kayıplarına yol açtığını ifade etti. Sosyal güvenlik sisteminin zarar gördüğünü, gelir dağılımında adaletsizlik oluştuğunu ve ekonomik verilerin güvenilirliğinin zedelendiğini belirtti. İsmail Sayar açıklamasının sonunda, kayıtlı istihdamın yalnızca yasal bir zorunluluk değil, aynı zamanda ülkenin geleceğine yapılan önemli bir yatırım olduğunu belirterek, Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında tüm tarafları ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmeye davet etti.
Kütahya Kütahya’da "Senin Gözünden İyilik" temalı fotoğraf yarışması düzenlendi Kütahya Akşemsettin Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi tarafından, lise öğrencileri ve öğretmenlerin katılımına açık "Senin Gözünden İyilik" temalı il geneli fotoğraf yarışması düzenlendi. Üç aylar ve Ramazan ayının manevi atmosferine uygun olarak hazırlanan yarışmanın, iyilik kavramına dikkat çekmeyi ve toplumsal farkındalık oluşturmayı amaçladığı belirtildi. Kütahya Akşemsettin Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi Müdürü Vehbi Keler yaptığı açıklamada, yarışmanın temelinde Peygamber Efendimizin (SAV), "Allah’tan korktuğun yerde O’na karşı gelmekten sakın. Kötülüğün ardından bir iyilik yap ki onu silsin. İnsanlara güzel ahlakla muamele et" hadis-i şerifinin yer aldığını ifade etti. "Milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlere sahip çıkan bireyler yetiştirmeliyiz" Müdür Vehbi Keler, yarışmanın yalnızca iyilik yapan bireyleri değil, aynı zamanda iyiliği fark eden, anlamlandıran ve gösterişten uzak şekilde görünür kılabilen bireylerin yetişmesine katkı sunmayı hedeflediğini belirtti. Bu kapsamda Kütahya genelindeki resmi ve özel liselerde öğrenim gören öğrenciler ile öğretmenlerin yarışmaya davet edildiğini söyledi. Yarışmanın amacı hakkında da bilgi veren Vehbi Keler, Türk Milli Eğitiminin Temel Amaçları ve Genel İlkeleri doğrultusunda milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlere sahip çıkan bireylerin yetişmesine katkı sağlamayı hedeflediklerini kaydetti. Keler, öğrencilerin ailesini, vatanını ve milletini seven, insan haklarına saygılı ve sorumluluk bilinci gelişmiş bireyler olarak yetişmelerine destek olmayı amaçladıklarını ifade etti. Yarışma ile öğrencilerde günlük yaşam içerisindeki küçük ama anlamlı iyilikleri fark etme, empati ve merhamet duygularını geliştirme, fotoğraf aracılığıyla duygu ve hikâye anlatabilme becerisi kazanma ile toplumsal sorumluluk ve gönüllülük bilincini artırmanın hedeflendiği belirtildi. Ayrıca iyiliğin gösterişten uzak bir anlayışla yaşanması ve estetik bir dille ifade edilmesi konusunda farkındalık oluşturulmasının amaçlandığı vurgulandı. "İyiliğin şekillenmesine katkı sağlayacak" Öğretmenler açısından ise yarışmanın, rol model olma etkisini güçlendirmesi, okul ikliminin iyilik ekseninde şekillenmesine katkı sunması ve değerler eğitimini desteklemesi bakımından önemli olduğu ifade edildi. Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği kapsamında düzenlenen yarışmanın şartname, başvuru süreci, ödüller ve yarışma takvimine ilişkin esasları kapsadığı bildirildi. Yarışmanın seçici kurulunda ise Dumlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi El Sanatları Tasarımı ve Üretimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haldun Şekerci, Ahmet Yakupoğlu Güzel Sanatlar Lisesi Müdürü Ahmet İren, fotoğraf sanatçısı Ahmet Haşimoğlu, gazeteci Hüseyin Efe ve Görsel Sanatlar Öğretmeni Havva Çelik’in yer aldığı açıklandı. Yarışmanın sonuçları ve sergi tarihinin önümüzdeki günlerde açıklanacağı belirtildi.
Ankara Rüşvet ve yolsuzluktan yargılanan eski DHMİ Daire Başkanı Acar’ın tutukluluk halinin devamına karar verildi Devlet Hava Meydanları İşletmesi’nin (DHMİ) eski daire başkanı Mehmet Cemil Acar’ın "rüşvet" ve "yolsuzluk" suçlamasıyla yargılandığı davada tutukluluk halinin devamına ve dosyanın yeni bilirkişi heyetine gönderilmesine karar verildi. Ankara 89. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Mehmet Cemil Acar bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılırken, taraf avukatları salonda hazır bulundu. Mahkeme hakimi, dava dosyasına gelen evrakı okumasının ardından sanık Acar’a söz verdi. Davanın birkaç kişinin basını manipüle etmesi sonucu açıldığını iddia eden Acar, "Bağımsız bilirkişi raporuna ilişkin diyecek bir şeyim yoktur. Bu davanın kamu davasından çıktığını düşünüyorum. Ben mal beyanımı düzenli olarak verdim. Eğer haksız mal edindiysem, bunun bu işlerle bağlantısı ispatlanmalı. Bu dava Türk bürokrasi tarihinde kara bir lekedir. İki bebeğim varken, malım mülküm alınmışken nereye kaçayım? Maaş geliri üzerinden savunma istenmesi hayatın olağan akışına aykırıdır" dedi. Acar’ın avukatı ise müvekkilinin mal varlığındaki artışın ailevi kaynaklı olduğunu savunarak, "Müvekkilim emekli olmadan önce mal varlığının büyük kısmını zaten beyan etmiştir. Kendisi Güneydoğulu bir aileye mensuptur. Düğünlerde 3-5 kilo altın takılan bir kültürden bahsediyoruz. Dosyadaki altınlar ailesine aittir, banka kasasından bir şey almamıştır. Sanığın delil karartma veya kaçma şüphesi yoktur. Bürokratik gücü kalmamıştır. Beraatını, aksi halde adli kontrolle tahliyesini istiyoruz" dedi. Görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, yeni bilirkişi raporu alınmasını, sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, somut delillerin varlığı ve sanığın kaçma şüphesi nedeniyle tutukluluk halinin devamını talep etti. Müdahil kurumlardan DHMİ vekili adli kontrol tedbirlerinin devamını isterken, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı vekili ise bilirkişi raporunun kendilerine henüz ulaşmadığını belirterek, incelemek üzere süre talebinde bulundu. Mahkeme, Mehmet Cemil Acar’ın tutukluluk halinin devamına karar vererek, dosyanın yeniden incelenmek üzere bilirkişi heyetine gönderilmesine hükmetti. Mahkeme, duruşmayı 29 Haziran’a erteledi.
İstanbul Dursun Özbek: "Okan hoca, inşallah Galatasaray’a hizmet etmeye devam edecek" Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, teknik direktör Okan Buruk’un sarı-kırmızılı camiada yetişmiş bir değer olduğunu söyleyerek, "Okan hoca, inşallah Galatasaray’a hizmet etmeye devam edecek" dedi. Trendyol Süper Lig’in 2025-2026 sezonunda bitime bir hafta kala şampiyonluğunu ilan eden Galatasaray’da Başkan Dursun Özbek, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Zorlu bir sezonu güzel bir şekilde tamamladıklarının altını çizen Başkan Özbek, gelecek sezon hedeflerinin lig şampiyonluğunun yanı sıra Avrupa’da da daha başarılı olmak olduğunu aktardı. "Şampiyonlar Ligi’nde elde ettiğimiz başarının üstüne çıkmak istiyoruz" Başkan Dursun Özbek, gelecek sezonun çalışmalarına şimdiden başladıklarını dile getirerek, "Cumartesi gecesi, toplamda 26, üst üste de 4. şampiyonluğumuzu kazandık. Zorlu ve güzel bir seneyi geride bıraktık. Taraftarlarıma, teknik ekibime, oyuncularıma ve bizi destekleyen herkese teşekkürlerimi gönderiyorum. Bu zorlu sezonda başarımıza ışık tuttular. Şimdi şampiyonluğumuzu kutlamanın zamanı. Tüm taraftarlarıma sesleniyorum, keyfini çıkarsınlar. Güzel günleri, hatıralarında yaşatmak için kutlamalarına devam etsinler. Bugünden itibaren yeni sezonun hazırlıklarına başladık. Bildiğiniz gibi UEFA Şampiyonlar Ligi’nde direk lig aşamasından başlayacağız. Onun için de teknik ekibimiz ve scout ekibimizle beraber ne eksiğimiz var ise tamamlamak için harekete geçtik. Bu sezon Şampiyonlar Ligi’nde geçtiğimiz sezon elde ettiğimiz başarının üstüne çıkmak istiyoruz. Onun için de çalışmalarımıza bugünden itibaren başladık. Bildiğini gibi Galatasaray, ilklerin ve enlerin takımı. Dolayısıyla 27. şampiyonluğumuza hazırlanıyoruz. Hedefimiz üst üste 5. ve toplamda 27. şampiyonluğumuzu kazanmak olacak. Arkadaşlarımla beraber çalışıyorum. İnşallah başaracağız" diye konuştu. "Okan Buruk, her zaman Galatasaray’a hizmet etmek için hazır" Teknik direktör Okan Buruk’un akıbeti hakkında sorulan soruya Özbek, "Okan Buruk için ne söylemek gerekir? Okan hoca başarılı bir teknik direktör. Okan hoca, 4 sene üst üste şampiyon oldu. Galatasaray’ın çocuğu, Galatasaray’da yetişmiş bir hoca. Dolayısıyla her zaman Galatasaray’a hizmet etmek için hazır. Tüm camia olarak Okan hocayı çok seviyoruz. İnşallah, Galatasaray’a hizmet etmeye devam edecek" şeklinde cevap verdi. "Icardi, bir nesli Galatasaraylı yaptı" Mauro Icardi’nin takımdaki geleceği hakkında da konuşan Dursun Özbek, "Sezon sonu geliyor zaten. Icardi’nin Galatasaray’a katkısı çok büyük. Galatasaray için çok şeyler yaptı. Hatta bir nesli Galatasaraylı yaptı. Kendisine çok teşekkür ediyorum. Önümüzdeki günlerde kendisiyle de bir görüşme gerçekleştireceğim. Karşılıklı olarak şartlarımızı ve isteklerimizi birbirimize söyleyeceğiz. Icardi, bizim bir değerimiz. Galatasaray olarak, Icardi ile yapacağımız görüşmelerin inşallah iyi sonuçlanmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. "Taraftarlarımızla birlikte güzel bir kutlama yapacağız" Şampiyonluk kutlaması için itinalı bir çalışma yapıldığının altını çizen Başkan Dursun Özbek, "Arkadaşlarımız, kutlama programıyla ilgili çalışmalarını yapıyor. Stadyumumuzda yapacağız. Önümüzdeki çarşamba veya perşembe günü taraftarlarımızla birlikte güzel bir kutlama yapacağız. Hafta sonu da ligdeki son maçımızı oynayacağız" açıklamasını yaptı. Dünya Kupası’nda yer alacak A Milli Futbol Takımı’na da başarılar dileyen Özbek, "A Milli Takım’a Dünya Kupası’nda başarılar diliyorum. İnşallah onlar da Türkiye’yi en güzel şekilde temsil edecekler. Türk futbolunun başarı çizgisini daha da yukarıya çekmek için orada elde edecekleri başarının çok önemli olduğunu düşünüyorum. İyi şanslar ve başarılar diliyorum" diyerek sözlerini tamamladı.