Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan: "Annelerimiz geleceğimizin de mimarlarıdır"
10 Mayıs 2026 Pazar - 17:23:25
HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Annelerimiz yalnızca ailelerinin değil, aynı zamanda geleceğimizin de mimarlarıdır" dedi. HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, Anneler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada toplumun temelini aile, ailenin temelini ise annelerin oluşturduğunu ifade ederek, "Sevgi, sabır ve fedakarlıklarıyla gelecek nesilleri yetiştiren annelerimiz, toplumumuzun en güçlü yapı taşlarıdır. Annelerimiz yalnızca ailelerinin değil, aynı zamanda geleceğimizin de mimarlarıdır. Hayatımız boyunca annelerimize sevgi, saygı ve hürmet göstermek, onların emeklerine ve fedakarlıklarına layık olmak en önemli sorumluluklarımız arasındadır. Bugün ne yazık ki dünyanın birçok bölgesinde anneler, savaşların, yoksulluğun, adaletsizliğin ve şiddetin gölgesinde yaşam mücadelesi vermektedir. Özellikle Gazze’de ve Filistin topraklarında yaşanan insanlık dramı, annelerin ve çocukların hayatlarını derinden etkilemektedir. Her gün bombaların gölgesinde yaşamaya çalışan annelerin acısını yüreğimizde hissediyoruz. Çocuklarının geleceği için direnen, umutlarını ve onurlarını korumaya çalışan Filistinli annelerin mücadelesini saygıyla selamlıyoruz. Gazze’ye yönelik ablukayı kırmak ve insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu’nda yer alan HAK-İŞ Kadın Komitesi Başkanımız ve Genel Sekreter Yardımcımız Fatma Zengin’in sergilediği bu vicdanlı ve onurlu duruşun da ayrı bir anlam taşıdığını ifade etmek istiyoruz. Aynı zamanda bir anne olan Fatma Zengin’in mazlum halklarla gösterdiği dayanışma ve cesaretin anneliğin merhametini, adalet duygusunu ve insanlık sorumluluğunu yansıttığına inanıyoruz. HAK-İŞ Konfederasyonu olarak Filistin’de, Gazze’de yaşanan katliamların son bulmasını, kalıcı ateşkesin sağlanmasını ve çocukların korku değil umutla büyüyeceği bir dünyanın inşa edilmesini istiyoruz. HAK-İŞ Konfederasyonu olarak kadınların çalışma hayatında daha güçlü şekilde yer alabilmesi, annelerin hamilelik ve doğum sonrası süreçlerde iş güvencesinin korunması, bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Engelli çocukları veya bakım ihtiyacı bulunan yakınları olan çalışan annelerin hayatlarını kolaylaştıracak sosyal politikaların geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Erişilebilir, kaliteli ve sürdürülebilir bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması, ebeveyn izni uygulamalarının geliştirilmesi ve aile destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekmektedir. HAK-İŞ Konfederasyonu olarak ebediyete irtihal etmiş tüm annelerimizi rahmetle anıyor; başta kahraman Mehmetçiğimizin fedakar anneleri ile Gazze ve Filistin’de zulme karşı direnen onurlu anneler olmak üzere tüm annelerin Anneler Günü’nü kutluyoruz" dedi.
10 Mayıs 2026 Pazar - 17:16
Kılıçdaroğlu, Çubuk’taki linç girişiminde yer alan Yakup Karakoç’la ’helalleşti’
CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 2019 yılında Ankara Çubuk’taki şehit cenazesinde kendisine düzenlenen linç girişimine karışan Yakup Karakoç’la bir araya geldi. Kılıçdaroğlu, kendisinden özür dileyip ‘helallik’ isteyen Karakoç’la kucaklaştı. Ankara’nın Çubuk ilçesinde 2019 yılında CHP Genel Başkanıyken katıldığı şehit cenazesinde saldırıya uğrayan Kemal Kılıçdaroğlu, saldırıda yer alan isimlerden Yakup Karakoç (78) ile bir araya geldi. Saldırı nedeniyle kendisine 3 yıl 4 ay hapis cezası verilen Yakup Karakoç’un talebiyle yapıldığı öğrenilen görüşme, Kılıçdaroğlu’nun ofisinde gerçekleşti. Karakoç, görüşmede o gün yaşananlardan dolayı pişmanlık duyduğunu ifade ederek, "Beni Kemal ağabeyimin yanına götürün. Ben yanına varayım, özür dileyeyim. Elini öpeyim" dediğini söyledi. Bunun üzerine Kılıçdaroğlu, ‘Estafurullah’ yanıtını verdi. Karakoç, Kılıçdaroğlu’ndan özür dileyerek ‘helallik’ istedi. Kılıçdaroğlu da Karakoç’un özrünü kabul etti. İkili daha sonra kucaklaştı. Kemal Kılıçdaroğlu, "Kin şeytana özgü bir kavramdır. Niye kin tutuyoruz? Birbirimizi seveceğiz. Hatamız olur mu, kusurumuz olur mu? Elbette olur. Ama bu bir intikam duygusuna dönüşmemeli" dedi.
10 Mayıs 2026 Pazar - 16:47
Ankara’da yılan paniği: Dolabın altında yakalandı
Ankara’nın Akyurt ilçesinde bir mandırada görülen yılan paniğe neden oldu. Dolabın altına giren yılan, bir vatandaş tarafından yakalandı. Akyurt ilçesindeki bir mandırada bulunan evin içerisinde dolabın altına giren yılanı fark eden vatandaşlar, kısa süreli panik yaşadı. Vatandaşların haber vermesi üzerine adrese gelen ve bölgede ’Son Yılan Bükücü’ olarak tanınan Tuncay isimli vatandaş, dikkatli şekilde yakaladığı yılanı kontrol altına aldı. Yakalanan yılanın 5 litrelik su bidonuna konulduğu anlar ise cep telefonu kamerasına yansıdı.
10 Mayıs 2026 Pazar - 16:36
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile bugün bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede İran ve ABD arasında süren barış müzakerelerindeki son durum değerlendirildi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile bugün bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede İran ve ABD arasında süren barış müzakerelerindeki son durum değerlendirildi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 13:16
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "(Terörsüz Türkiye süreci) Türkiye, 23 yıllık çetin mücadeleler neticesinde bölgesel ve küresel bir güç olma yolunda tarihi bir fırsat yakalamıştır. Bunu kimse engelleyemeyecek."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "(Terörsüz Türkiye süreci) Türkiye, 23 yıllık çetin mücadeleler neticesinde bölgesel ve küresel bir güç olma yolunda tarihi bir fırsat yakalamıştır. Bunu kimse engelleyemeyecek."
25 Şubat 2026 Çarşamba - 13:06
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Çocukların ilahi söylemesi) Kimse bundan gocunmamalı, rahatsız olmamalı, kimse tedirgin olmamalıdır. Bu fotoğraf gerçek Türkiye fotoğrafıdır"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Gençlerimizin dilinde küfür, hakaret yerine Allah lafzının olması sizi neden bu kadar rahatsız ediyor? Laiklik kavramının arkasına saklanmaktan vazgeçin. Neyse derdiniz çıkın açıkça söyleyin" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM’de gerçekleştirilen Grup Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan, 9. Ana Jet Üssü Komutanlığından kalkan ve görev uçuşu yapan f-16 uçağının kaza kırıma uğradığını ve uçak pilotu Binbaşı İbrahim Bolat’ın şehit olduğunu hatırlatan Erdoğan, şehide Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı diledi. Öte yandan Erdoğan, kazanın nedenlerinin tespitine yönelik gerekli inceleme ve soruşturmaların da başlatıldığını sözlerine ekledi."Bu Ramazan’da da aklımız, gönlümüz ve dualarımız Filistinli kardeşlerimizle"Yoksulun, ihtiyaç sahibinin, kimsesizin daha çok hatırlandığı, komşuluk ve akrabalık hukukunun daha da güçlendirildiği, paylaşmanın ve dayanışmanın zirveye çıktığı Ramazan ayının aynı zamanda büyük bir fırsat olduğunu dile getiren Erdoğan, "Başta aziz milletimiz olmak üzere tüm İslam aleminin bu rahmet ve bereket ortamından azami derecede istifade etmesi, Ramazan’ın gönüllerimizi kaynaştıran kalplerimizi yumuşatan manevi atmosferini doya doya yaşaması, en büyük dileğimiz en büyük arzumuz ve temennimizdir. Ancak Gazze’de 10 Ekim’de varılan ateşkese rağmen devam eden saldırılar ve yapılan tüm anlaşmalara rağmen insani yardımların istendiği şekilde ulaşamaması maalesef Ramazan’ı şerifi buruk geçirmemize sebep oluyor. Bu Ramazan’da da aklımız, gönlümüz ve dualarımız Filistinli kardeşlerimizle" diye konuştu."Bu fotoğraf bu toprakların fotoğrafıdır, bu milletin fotoğrafıdır"Türkiye genelinde Ramazan ayının çok farklı bir manevi atmosferde idrak edildiğini ve camilerin dolup taştığını kaydeden Erdoğan, "Çocuklarımız, gençlerimiz gittikçe artan oranda camilerimizi şenlendiriyor. Sofralarımız hamdolsun bereketleniyor. İhtiyaç sahibi kardeşlerimiz bu ayın bereketiyle daha çok gözetiliyor. Kur’an-ı Kerim’in o eşsiz sedası kulaklarımıza, kalplerimize adeta şifa oluyor. Bu yıl ayrıca ülkenin her yerinde terennüm edilen ilahilerle coşkuyu, neşeyi, manevi hazzı millet olarak hep birlikte yaşıyoruz. ‘Kabe’de hacılar hu der Allah’ ilahisini yetmişe insanımızın diline ve inşallah kalbine nakşeden, ülkemizi o güzel ilahilerle tek ses, tek yürek haline getiren bestecisinden icracısına kadar tüm kardeşlerime buradan tebriklerimi iletiyorum. Özellikle okul bahçelerinde yavrularımızın hep birlikte bu ilahilere eşlik ettiklerini hep bir ağızdan coşkuyla Allah lafzı celalini seslendirdiklerini görmek bizi ziyadesiyle memnun etti ve gururlandırdı. Tüm Türkiye’nin aynı ritimde buluşması, aynı sözleri, aynı sesleri terennüm etmesi özlediğimiz, arzuladığımız hasretini çektiğimiz bir iklimdi. Kimse bundan gocunmamalı, rahatsız olmamalı ve kimse tedirgin olmamalıdır. Bu fotoğraf gerçek Türkiye fotoğrafıdır. Bu fotoğraf bu toprakların fotoğrafıdır, bu milletin fotoğrafıdır" ifadelerine yer verdi."Ramazan-ı Şerif’in son gününe kadar dayanışma ve paylaşmanın dozunu artıracağız"AK Parti’nin Ramazan ayında tam kadro sahada olduğunu aktaran Erdoğan, "Ramazan ayının rahmet ve merhamet iklimini hep beraber milletimizle teneffüs etmeye çalışıyoruz. Kabine üyelerimiz, milletvekillerimiz, kadın ve gençlik kollarımız, Merkez Yürütme Kurulu ile Merkez Karar ve Yönetim Kurulu üyelerimiz ve elbette AK Parti’nin hizmet siyasetinin lokomotifi olan belediyelerimiz, on bir ayın sultanını idrak ve ihya etmek için bizi biz yapan bizi diğerlerinden ayıran güzel hasretlerimizi yaşatmak için cansiperane bir gayret sergiliyor. Bilhassa yuvalarına kavuşan depremzedelerimize konuk olduğumuz ‘Yeni Evim İlk İftarım’ programımızın yüreklere dokunduğunu görüyorum. Bu sene ikincisini tertiplediğimiz ‘Külliyede Ramazan’ etkinlikleri de Ankaralı kardeşlerimizin yoğun ilgisine mahzar oluyor. ‘Niyetimiz bir, inancımız bir, yolumuz bir’ diyerek en küçük köyümüzden en büyük şehrimize kadar 86 milyona kardeş olan teşkilatımızın her neferine teşekkür ediyorum. AK Parti teşkilatlarının daha önceki tüm Ramazanlarda olduğu gibi bu senede yoksulları kimsesizleri garip gurebayı gözetiyor olmasından bu partinin genel başkanı olarak gurur duyduğumu özellikle ifade etmek istiyorum. İnşallah aynı tempoda çalışmaya devam edecek, Ramazan-ı Şerif’in son gününe kadar dayanışma ve paylaşmanın dozunu artıracağız" ifadelerini kullandı."Yapılan doğrudur, yerindedir ve hukukidir"Milli Eğitim Bakanlığı’nın Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında ‘Maarifin Kalbinde Ramazan’ teması altında çeşitli etkinliklerin düzenlenmesi için 81 vilayete yazı göndermesine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu yazıda neler var? Ramazan ayı boyunca öğrenciler için söyleşi programları düzenlenecek. Okul aile iş birliğini güçlendirmek için iftar sofraları kurulacak. Çocukların milli ve manevi değerlerimizi daha iyi öğrenmeleri, tecrübe etmeleri bunun için okul dışı öğrenme ortamları hazırlanacak. Öğrencilerimizin paylaşma bilinci geliştirilecek; birlik ruhu, adalet, merhamet, vatanseverlik gibi hasletlerin çocuklarımıza aşılanması sağlanacak. Bu etkinlikler gönüllülük esasına dayalı olarak yapılacak. Bu etkinlikler hiç şüphesiz anayasal dayanağı olan etkinliklerdir. Anayasamızın gerek başlangıç kısmında gerekse sonraki diğer maddelerinde her vatandaşın manevi varlığını geliştirme hakkı olduğu açıkça belirtilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığımızda anayasanın kendisine yüklediği sorumluluk mucibince öğrencilerimizin milli ve manevi değerlerini güçlendirme amacıyla tamamen gönüllülük esasına göre böyle güzel bir çalışmayı yapmıştır. Yapılan doğrudur, yerindedir ve hukukidir. Ramazan’ın manevi iklimine uygun olmasının yanı sıra milletimizin hissiyatına da tercüman olan çok hayırlı bir hizmettir. Hangi siyasi görüşten olursa olsun milletimizin kahir ekseriyeti de genelgeye destek vermiş memnuniyetle sahiplenmiş fevkalade olumlu karşılamıştır" açıklamasında bulundu."Laiklik kavramının arkasına saklanmaktan vazgeçin""Bu yazının gönderilmesinin hemen akabinde Ramazan-ı Şerif’ten sadece bir gün önce artık nesli tükenmekte olan bir kısım yobaz çıktı, o bayat ‘laiklik elden’ gidiyor şarkısını söyleyen, zehir saçan baştan aşağı millete nefret kusan o malum bildirilerini yayınladı" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:"Bunlar Noel süslemeleri yapılınca rahatsız olmazlar. Bunlar güya cadılar bayramı kılıfı altında ne idiği belirsiz saçmalıkla sahnelenirken rahatsız olmazlar. Çocuklarımızı; alkole, uyuşturucuya, sigaraya, her türlü sapkınlığa özendiren şarkılardan rahatsız olmazlar. Bunlar sosyal medya ve dijital platformlarda yavrularımızın türlü rezilliklere maruz kalmasından rahatsız olmazlar. Bunlar batıda çocuklara yönelik her gün bir yenisi patlak veren o rezil, o insanlık dışı skandallardan asla rahatsız olmazlar. Ama ne zaman ki Ramazan kapsamında çocuklarımıza bu toprakların milli ve manevi değerleri anlatılacak olsa işte bundan hemen rahatsız olurlar. Biz bunların derdinin ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Biz bunların karın ağrısının asıl sebebini gayet iyi biliyoruz. Laiklik kavramının arkasına saklanarak, on yıllar boyunca bu millete nasıl zulmettiklerini, bu milletin değerlerini nasıl tahrik ettiklerini bu milletin çocuklarını özünden uzaklaştırmak için nasıl gayret ettiklerini çok ama çok iyi biliyoruz. Bunların derdi laiklik değil, hiçbir zaman da laiklik olmadı. Bunların derdi bu toprakların kutsallarıyla, bu toprakların milli ve manevi değerleriyle ve bunların derdi bu milletin ta kendisiyledir. Çocuklarımızın namazı, orucu öğrenecek olması sizi neden rahatsız ediyor? Çocuklarımızın Ramazan süslemesi yapması sizi neden rahatsız ediyor? Çocuklarımızın teneffüs saatlerinde okul bahçelerinde hep bir ağızdan ilahiler söylemesi sizi neden rahatsız ediyor? Gençlerimizin dilinde küfür, hakaret yerine Allah lafzının olması sizi neden bu kadar rahatsız ediyor? Laiklik kavramının arkasına saklanmaktan vazgeçin. Neyse derdiniz çıkın açıkça söyleyin. Lafı dolandırmayı bırakın dilinizin altındaki baklayı çıkarın. Kimse kusura bakmasın ama bu milletin hiçbir ferdi bu milleti var eden milli ve manevi değerlerin öğretilmesinden rahatsız olmaz olamaz. Rahatsız olan varsa gitsin bu vatanla, bu bayrakla, bu toprakla, bu milletle aidiyetini tekrar sorgulasın.""Hakka tapan milletimin istiklaline hiç kimse el uzatamayacak, dil uzatamayacak, hiç kimse ona kast edemeyecek"Türk milletinin mayasında İslam olduğunu, Türk milletini her türlü farklılığa rağmen bir arada tutan durumun manevi değerler olduğunu söyleyen Başkan Erdoğan, "Ordumuz, unutmayın, ’Peygamber Ocağı’dır. Şehitlerimiz ’İslam şehitleri’dir. Zaferlerimiz ’İ’lâ-yi Kelimetullah’ istikametindeki zaferlerdir. Bu milletin temelinden ezanı, Kur’an’ı, Peygamber sevgisini, Ramazan’ı, orucu, zekatı, sadakayı çekip aldığınız zaman geriye ne tarih kalır, ne istikbal kalır, ne millet kalır, ne de devlet kalır. İstiklal Marşımız ne diyor? ’Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli, ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.’ Bu ezanlar ebedi yurdumun üstünde inleyecek ve bu sayede Hakka tapan milletimin istiklaline hiç kimse el uzatamayacak, dil uzatamayacak, hiç kimse ona kast edemeyecek. Biz büyük imparatorluklar kurmuş, büyük medeniyetler inşa etmiş bir milletin evlatlarıyız. Bizim tarih boyunca üç kıtaya huzur götüren büyük devletlerimizin harcında, dünyaya istikamet çizen medeniyetlerimizin temelinde Kur’an vardır, Peygamber aşkı vardır, iman vardır, oruç vardır. Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre, Mevlana, Ahmedi Hani ve daha nicesi İslam’ın gür sedasıyla bu vatanın ve bu milletin harcını karmışlardır. Ezanı unutursa, Kur’an’ı unutursa, Peygamberi unutursa, Yunus Emre’yi, Hacı Bektaş’ı unutursa bu milletten geriye hiçbir şey ama hiçbir şey kalmaz" dedi."İnanç özgürlüğü görmek isteyen Türkiye’ye baksın, ders alsın"Kimsenin Türk milletine azınlık hakları ve inanç özgürlüğü dersi vermeye kalkışmaması gerektiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz bu değerleri dışarıdan alıp öğrenecek bir millet değiliz; biz bu değerleri dünyaya öğretmiş, dünyaya öğretecek bir milletiz. Bin yıldır bu topraklardayız. Bu topraklarda bin yıldır Türk de var, Kürt de var, Arap da var; Sünni, Alevi, Hristiyan, Musevi daha nicesi var. Avrupa’da farklı mezhepler birbirlerini doğrarken, bu topraklarda ecdadımız bir arada yaşamanın eşsiz terazisini kurdular. İnanç özgürlüğü görmek isteyen Türkiye’ye baksın, ders alsın. Farklı inançlara karşı adalet içinde bir yaklaşım görmek isteyen Türkiye’ye baksın, ders alsın. Bizim dışarıdan yabancı kavram, yabancı değer ithal etmeye ihtiyacımız yok. Selçuklu’nun, Osmanlı’nın mirası, Türkiye’nin birikimi bize yeter. Bizim her inanca, her mezhebe, her manevi değere sonsuz saygımız var. Herkesin inanç ve ibadet hakkını koruruz; ama bu vatanı vatan yapan milli ve manevi değerleri de sonuna kadar savunur, sonuna kadar koruruz. İthal projeleriyle, ithal ideolojileriyle kirlenmiş zihinleri; çirkin ve çirkef bildirileriyle kimse bize parmak sallayamaz" ifadelerine yer verdi."Türkiye Yüzyılı’nı kendi değerlerimizle inşa edeceğiz"Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:"Ezandan, Kur’an’dan, camiden, namazdan, oruçtan, Ramazan’dan rahatsız olanlar vardı. Ülkemizi işgal etmeye giriştiler, Anadolu kadınının örtüsüne el uzatmaya kalktılar. İstiklal Savaşı’nda biz onlara gereken dersi verdik. Aynı kirli eller aynı mukaddes ve muazzez değerlere bir daha uzanırsa, bu millet yine aynısını yapacaktır. Tarihten ders almamakta ısrar eden varsa buyursun. Türkiye, Türkiye olarak büyüyecek; bunu hiç kimse aklından çıkarmasın. Kendi özümüzle büyüyeceğiz, kendi ruhumuzla büyüyeceğiz; kendi devlet, millet, medeniyet değerlerimizle büyüyeceğiz. Başkalarına benzeyerek değil; biz olarak, kendimiz olarak, Türkiye olarak düştüğümüz yerden kalkacak, doğrulacak ve 86 milyon el ele, gönül gönüle verip Türkiye Yüzyılı’nı kendi değerlerimizle inşa edeceğiz."
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:47
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''İlahilerden rahatsız olunmamalı''
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, ''İlahilerden rahatsız olunmamalı, bu fotoğraf gerçek Türkiye fotoğrafıdır'' dedi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:47
Bakan Tekin: "Bu etkinliklere katılan kişilere, gerici azgın azınlık gibi ifadelerle saldırmak bir hakarettir"
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Bakanlığın Ramazan ayı faaliyetlerine yönelik eleştirilere ilişkin, "Bu etkinliklere katılan kişilere, gerici azgın azınlık gibi ifadelerle saldırmak bir hakarettir" dedi. Bakan Tekin, Mecliste AK Parti Grup Toplantısı öncesi basın mensuplarının sorularını cevapladı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan ayı faaliyetlerine yönelik gelen eleştiriler ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin partisinin grup toplantısında kendisine yönelik destek açıklamaları hakkındaki soru üzerine Tekin, "Anayasamızın amil hükümleri, hem Milli Eğitim Temel Kanunu hem de Bakanlığın yüklediği görevler içerisinde ayrım gözetmeksizin bütün vatandaşların temel hak ve hürriyetlerden maksimum faydalanması, fırsat eşitliğinin sağlandığı milli birlik ve adalet çerçevesinde vatandaşlarımızın, çocuklarımızın ve gençlerimizin bu değerlerimizi içselleştirdiği temel eğitim ve öğretim programı oluşturmak bizim görevimiz. Milli birlik ve dayanışmayı önemseyen vatandaşlar, kamu kurumları ve siyasi partiler bu sürece sahip çıkıyorlar. Dün MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeliye şükranlarımı sunuyorum. Bizim yapmak istediğimiz şeyleri açıklayarak, bir devlet adamına yakışır bir ciddiyetle milli birlik ve beraberlik sürecine sahip çıkan bir açıklama yaptı. Bu çerçevede herkesi milli birlik ve beraberlikle ilgili attığımız adımlara, kardeşlik hukukunu gerçekleştiren etkinliklere katılmaya davet ediyorum. Yaptığımız şeylerin kanunlarımıza ve Anayasamıza uygun olduğunu, bizim açımızdan yüklenen sorumlulukları yerine getiren düzenlemeler olduğunu ifade etmek istiyorum" diye konuştu. "Bu etkinliklere katılan kişilere, gerici azgın azınlık gibi ifadelerle saldırmak bir hakarettir" 168 kişinin imzaladığı "Laiklikte Birlikteliği Savunuyoruz" bildirisiyle ilgili dava açtıklarını söyleyen Tekin, "Türkiye’de kimsenin hukuk kurallarını ve Anayasa’yı yorumlama tekeli yok. Bu etkinliklere katılan kişilere, gerici azgın azınlık gibi ifadelerle saldırmak bir hakarettir. Etkinliklere katılan çocuklarımız, gençlerimiz, öğretmenlerimiz ve idarecilerimizin hakkını korumak için böyle bir adım atacağımızı söylemiştim. Biz böyle bir adımı attık. Kimin gerici, kimin yobaz, kimin temel hak ve hürriyetler anlamında totaliter bir perspektif olduğunu göreceğiz. 168 kişi, yüzde 99’u Müslüman olan bir kitlenin dini inanç ve ibadetlerini kendi perspektiflerinden tanımlayarak azınlık statüsüne sokuyor. Kusura bakmasınlar bu hakareti eden kişilerin bizim tarafımızdan yargıya taşınması gerekiyordu" ifadelerini kullandı.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:41
İletişim Başkanı Duran: "İsrail’in Somaliland’i tanımaya yönelik girişimine açık ve net bir şekilde karşıyız"
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "İsrail’in Somaliland’i tanımaya yönelik girişimine açık ve net bir şekilde karşıyız. İsrail’in Filistin’de sürdürdüğü soykırım ve bölgesel siyasete yönelik saldırganlığını Afrika Boynuzu’na taşımasını istemiyoruz. Buna göz yummayacağız. Somali’nin egemenliğini, birliğini ve toprak bütünlüğünü desteklemeye devam etmekte kararlıyız" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İletişim Başkanlığı’nca düzenlenen ‘Küresel Dönüşüm Sürecinde Türkiye-Somali İlişkileri Paneli’nde konuştu. Duran, Afrika politikalarının Türkiye’nin dış politikasının yapı taşlarından birisi haline geldiğini belirterek, "Afrika ülkelerinin ekonomik kalkınma ve kapasite geliştirme ihtiyaçlarını destekliyoruz. Afrika ülkelerinin güvenlik ve istikrarını destekliyor; savunma sanayii alanında ikili iş birliğini teşvik ediyoruz. Bölgede ortaya çıkan uyuşmazlıklarla ilgili Türkiye’ye duyulan güvenle kolaylaştırıcı veya arabulucu rol üstleniyoruz. Kıta genelindeki bölgesel örgütlerle iş birliği yapıyoruz. Uluslararası sistemin yaşamakta olduğu dönüşümü şekillendirecek ağırlık merkezlerinden biri olarak gördüğümüz Afrika kıtası ülkeleriyle küresel meseleler konusunda koordinasyon çabası içerisindeyiz" ifadelerini kullandı. "Bugün Türkiye’nin Afrika’daki varlığı, farklı emelleri olan birçok devleti rahatsız etmektedir" Afrika’yı tek boyutlu okumalarla değerlendirmenin kıtanın asıl hikayesini ıskalamak olduğunu vurgulayan Duran, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bugün Türkiye’nin Afrika’daki varlığı, farklı emelleri olan birçok devleti rahatsız etmektedir. Zira bu devletler, Afrika kıtasını büyük güçlerin oyun sahası olarak görme hatasını devam ettirmektedirler. Fiziki haritalarda kocaman bir kıtayı olduğundan çok daha ufak gösterdikleri yetmezmiş gibi iletişim alanında da kıtanın bütün güzelliklerini, zenginliklerini ve potansiyelini görmezden gelerek, kriz ve kaosu merkezine alan bir anlatıyı dolaşıma sokmaktadırlar. Bizim bu konudaki yaklaşımımız çok farklı. Afrika’yı tek boyutlu okumalarla değerlendirmek, kıtanın asıl hikayesini ıskalamaktır. Afrika kadim medeniyetlerin, eşsiz doğal güzelliklerin ve zengin kültürel çeşitliliğin kıtasıdır. Bugün Afrika genç ve dinamik nüfusu, kaynak zenginliği ve bölgesel entegrasyon adımlarıyla küresel ekonominin yeni çekim merkezlerinden biri haline gelmektedir. İşte bu nedenle biz Afrika ile ilişkilerimizi eşitlik, karşılıklı sevgi ve ortak kazanım anlayışıyla ele alıyoruz." Pek çok alanda iş birliklerini artırmayı hedeflediklerini dile getiren Duran, "İnanıyoruz ki Afrika’nın yükselişi, yalnızca Afrika için değil, küresel ölçekte daha adil ve daha dengeli bir uluslararası düzen için de güçlü bir imkan barındırmaktadır. Özellikle uluslararası sistemin yönünün giderek sorgulandığı bu dönemde dünya devletlerinin Afrika’yı ihmal ederek bir gelecek kurma imkanı bulunmamaktadır" şeklinde konuştu. "Afrika’da da herkesin iyiliğini gözetmeye devam edeceğiz" Duran, Afrikalı vatandaşların yanında olmaya devam edeceklerini aktararak, "Herkes için barışı, istikrarı ve refahı talep eden; her coğrafyada güvenilir bir arabulucu olma rolünü üstlenen bir ülke olarak Afrika’da da herkesin iyiliğini gözetmeye devam edeceğiz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 31 Afrika ülkesini ziyaret ettiğini hatırlatan Duran, "Cumhurbaşkanımızın 2005 yılında Afrika Yılı’nı ilan ettiğinde Afrika’da 12 olan büyükelçiliğimizin bugün 44 sayısına yükselmiş olması, ilişkilerimizin kurumsal temelini göstermektedir. Son 20 yıl içerisinde karşılıklı ticaret hacmimiz 5 milyar dolardan tam sekiz kat artarak 40 milyar dolara ulaştı. Bu kayda değer yükseliş, elbette karşılıklı olarak takip edilen politikaların sonucudur" diye konuştu. "İsrail’in Somaliland’i tanımaya yönelik girişimine açık ve net bir şekilde karşıyız" Yardım, eğitim ve sağlık alanındaki çalışmalarla bölge halklarının ihtiyaçlarına cevap vermeye gayret ettiklerine dikkati çeken Duran, şu ifadeleri kullandı: "Güçlü insani, tarihi ve kültürel bağlarla perçinlenen Türkiye-Somali ilişkilerini çok yönlü bir iş birliği temelinde ele alıyoruz. Bu, geçici bir ilişki değil köklü ve kalıcı bir ilişkidir. Somali’nin egemenliğini, birliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan; bunu meşrulaştırmaya yeltenen hiçbir girişim asla kabul edilemez. Türkiye, dün olduğu gibi bugün de Somali’nin yanındadır. Biz, Somali’nin bölünmesine yönelik dayatmalara hiçbir zaman göz yummayacağız. Bir ilke olarak bu tavrımızdan geri dönmeyeceğiz. İşte bu nedenle İsrail’in Somaliland’i tanımaya yönelik girişimine açık ve net bir şekilde karşıyız. İsrail’in Filistin’de sürdürdüğü soykırım ve bölgesel siyasete yönelik saldırganlığını Afrika Boynuzu’na taşımasını istemiyoruz, buna göz yummayacağız. Somali’nin egemenliğini, birliğini ve toprak bütünlüğünü desteklemeye devam etmekte kararlıyız." "Amacımız, sahada kapasite üreten ve Somali’nin kurumsal gücünü artıran projelerle iki ülkenin ortak refahına katkı sunmaktır" Somali’nin balıkçılık alanındaki teknik kapasitesinin geliştirilmesi için iş birliklerinin olduğunu belirten Duran, "Somali’deki belki de en heyecan verici iş birliğimiz olarak uzay üssü projemizden bahsetmek istiyorum. Bu heyecan verici projenin, Türkiye ve Somali’nin uluslararası prestijini artırmasının yanı sıra güvenlik, savunma sanayii, teknoloji paylaşımı gibi birçok alanda yeni imkanlara vesile olacağını öngörüyoruz. Önümüzdeki dönemde Türkiye-Somali ortaklığını yalnızca mevcut başlıklarda değil; denizcilikten gıda güvenliğine, yenilenebilir enerjiden dijital dönüşüme, eğitimden sağlığa, lojistik ve yatırımlara kadar geniş bir yelpazede derinleştirme kararlılığındayız. Amacımız, sahada kapasite üreten ve Somali’nin kurumsal gücünü artıran projelerle iki ülkenin ortak refahına katkı sunmaktır" açıklamasında bulundu.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:32
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: "F-16 kazasının nedenlerinin tespitine yönelik gerekli inceleme ve soruşturma başlatılmıştır."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: "F-16 kazasının nedenlerinin tespitine yönelik gerekli inceleme ve soruşturma başlatılmıştır."
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:32
Bakan Gürlek: "Genel af ya da şahsa özgü bir düzenleme olmayacak
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili nihai raporun Meclise sunulduğunu belirterek, "Şahsi cezasızlık algısı, genel af ya da şahsa özgü bir düzenleme olmayacak" dedi. AK Parti Grup Toplantısı öncesi açıklamalarda bulunan Bakan Gürlek, Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili nihai raporun Meclise sunulduğunu ve nihai amacın terör örgütünün önce silah bırakması ardından kendini feshetmesi olduğunu belirtti. Ayrıca Gürlek, suça sürüklenen çocuklarla ilgili de Aile Bakanlığı ile ortak çalışma yaptıklarını ifade etti. "Genel af olmayacak" Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan hakkında gündemde olan ‘umut hakkı’na farklı bir bakış açısıyla baktıklarını, raporda; genel bir af olmayacağını ifade eden Gürlek, "Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili nihai rapor Meclise sunuldu. Adalet Bakanlığı olarak kanunların yapılması için bir ekip oluşturduk. Meclisimiz bu konuda ihtiyaç duyarsa teknik ekibimiz her zaman hazır. Öncelikli olarak Terörsüz Türkiye süreci gündemde. Nihai amaç terör örgütünün tamamen silah bırakması, sonra kendini feshetmesi. Ondan sonra takdir artık Meclise ait. Ama şunu belirtmek istiyorum şahsi cezasızlık algısı, genel af ya da şahsa özgü bir düzenleme olmayacak" diye konuştu. "Maalesef çocuklar şiddete meyilli bir yapıya teşvik ediliyor" Son zamanlarda Türkiye’nin gündeminde olan suça sürüklenen çocuklarla ilgili de açıklamalarda bulunan Gürlek, çocukların suç örgütleri tarafından kullanıldığını belirterek, "Suç örgütlerinin çocukları kullandığını tespit ettik. Bu konuda Mecliste bir komisyon kuruldu. Maalesef çocuklar şiddete meyilli bir yapıya teşvik ediliyor. Bu konuda çalışıyoruz. 11. yargı paketi zaten önemli değişiklikler barındırıyor. 12. yargı paketi henüz meclise gelmedi, çalışmalar devam ediyor. Ayrıca sosyal medya düzenlemesi paketini de koymak istiyoruz. 15 yaşından küçük çocuklarımız için Aile Bakanlığımız çalışma yapıyor. Biz de Adalet Bakanlığı olarak 15 yaş üstü kişilerle ilgili çalışmalar yapıyoruz. Bu çalışmaları da kısa sürede pakete koyacağız" ifadelerine yer verdi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:29
ASO Başkanı Ardıç: "İhracatın yüzde 42’si AB’ye, yüzde 57’si Avrupa kıtasına yapılıyor"
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, ihracatın yüzde 42’sinin Avrupa Birliği’ne (AB), yüzde 57’sinin Avrupa kıtasına yapıldığını belirterek, bu oranın yeşil dönüşümün neden ana gündemleri olduğunu tek başına anlattığını söyledi. ASO Şubat Ayı Meclis Toplantısı’nda konuşan ASO Başkanı Seyit Ardıç, küresel ticarette değişen dengelere, Avrupa Birliği ile Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın Türkiye’ye etkilerine, sanayide yaşanan daralmaya ve yeşil dönüşüm sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. Konuşmasına kısa süre önce hayatını kaybeden sanayici Akın Gökyay’ı anarak başlayan Ardıç, Ankara sanayisine ve kültür hayatına önemli katkılar sunduğunu belirterek, Gökyay ailesine başsağlığı diledi. "Ticaret artık ‘kargo’ değil, bir çeşit ‘kimlik kontrolü’ meselesi" Son dönemde küresel ticaretin yeniden yapılandığını, ABD-Çin hattında doğrudan ticaret zayıflarken, üretim ve tedarik ilişkilerinin Güneydoğu Asya, Avrupa Birliği ve diğer ara merkezler üzerinden yeniden kurgulandığını dile getiren Ardıç, "Ticaret ve tedarik zincirleri yön değiştiriyor, yeni rotalara yöneliyor. Mallar aynı yere gitse bile başka ülkeler üzerinden, yeni lojistik yollarla ve farklı kurallarla taşınıyor. Ticaret yeni güzergahlardan ilerliyor. Mal aynı limana gidiyor ama pasaportu, aktarması ve kontrol noktaları değişiyor. Kısacası ticaret artık ‘kargo’ değil, bir çeşit ‘kimlik kontrolü’ meselesi" diye konuştu. 232 milyar doları aşan ticari hacim Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ticaret hacminin 232 milyar doları aştığını hatırlatan Ardıç, Gümrük Birliği kaynaklı asimetrik etkilere dikkat çekerek, üçüncü ülkelerle yapılan anlaşmaların Türkiye’ye etkilerini dengeleyecek mekanizmaların hızla devreye alınması gerektiğini vurguladı. Ekonomik göstergelere ilişkin de Ardıç, yüksek finansman maliyetleri ve belirsizlik ortamının firmaları yatırımdan uzaklaştırdığını belirtti. Şirketlerin nakit dengelerini korumaya odaklandığını ifade eden Ardıç, sanayinin ‘bilanço resesyonu’ riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. "Sanayide istihdam son 1 yılda 282 bin kişi azalarak 6 milyon 531 bine geriledi" Sanayi ve tarımda üretimi baskılayan mevcut programın riski büyüttüğünü söyleyen Ardıç, üretim ve ihracat zayıflarsa enflasyonun arz yönlü yeni bir şokla artabileceğine dikkati çekerek, "2025 başından bu yana sanayi üretimi yataya yakın seyretti, yıllık ortalama artış yüzde 2,2’de kaldı. Aralıkta 49,1 olan PMI, ocakta 48’e geriledi ve 22 aydır eşik değer olan 50’nin altında. Faaliyet koşullarındaki bozulma son 3 ayın en belirgin seviyesinde. TÜİK’in 2025 yılı 4’üncü çeyrek verilerine göre sanayide istihdam son 1 yılda 282 bin kişi azalarak, 6 milyon 531 bine geriledi. İstihdamın yüzde 59,3’ü hizmetlerde, yüzde 20’si sanayide, yüzde 13,8’i tarımda. Bu dağılım, istihdamın hizmetlerde yoğunlaştığını gösteriyor. Oysa sürdürülebilir kalıcı istihdam ancak sanayi gibi üretime dayalı sektörlerde oluşturulabilir. Bu nedenle istihdam politikasını sadece ‘toplam sayı’ üzerinden değil, niteliği ve sektör kompozisyonu üzerinden de değerlendirmek zorundayız" dedi. "Ocak 2026’da geçen yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 3,9 azaldı, ithalat ise yüzde 0,03 arttı" ASO Başkanı Ardıç, konuşmasına şöyle devam etti: "Dış ticaret verileri de üretimdeki zorlukları yansıtıyor. Ocak 2026’da geçen yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 3,9 azaldı, ithalat ise yüzde 0,03 arttı. İhracat birim değer endeksi eylülden bu yana yükseliyor; aralık ayında artış yüzde 13. Ancak bu durum bizi yanıltmasın. Bu artış, rekabet gücünden değil, euro/dolar paritesindeki yükselişten kaynaklanıyor. İhracatımızın 2025’te 273,4 milyara ulaşmasında parite etkisini göz ardı etmemeliyiz. İthalat tarafında ise aralık ayında birim değer endeksi yüzde 4,2, miktar endeksi yüzde 6,3 arttı. Yani daha pahalıya daha fazla alıyoruz. Özellikle tüketim malları ithalatındaki artış, cari dengeyi ve enflasyonla mücadeleyi zorlaştırıyor. Çözüm rekabet gücünü artırmak, verimliliği yükseltmek ve yüksek katma değerli üretimle sürdürülebilir ihracat artışı yakalamak." Yeşil dönüşüm konusuna değinen Ardıç, ihracatın yüzde 42’sinin AB’ye, yüzde 57’sinin Avrupa kıtasına yapıldığının altını çizerek, bu oranın yeşil dönüşümün neden ana gündemleri olduğunu tek başına anlattığını vurguladı. Rekabet, yalnızca maliyet ve kaliteyle değil, emisyon performansıyla da ölçülüyor Karbon artık bir çevre kavramı değil, doğrudan bir maliyet kalemi" diyen Ardıç, "Karbon yoğun üretimde verimlilik ve temiz enerji yatırımları geciktikçe maliyet baskısı kalıcı hale geliyor. Avrupa Birliği’nde karbon fiyatlamasında ton başına 80 euro seviyeleri referans alınıyor. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın yükümlülük dönemi 1 Ocak 2026’da başladı. Çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik sektörlerinde AB pazarına girişte yeni bir gerçeklik oluşuyor. Rekabet, yalnızca maliyet ve kaliteyle değil, emisyon performansıyla da ölçülüyor" diye konuştu. Temel sorun yapısal beceri-talep uyuşmazlığı TÜİK’e göre 2025’te lisans mezunlarının kayıtlı istihdam oranının yüzde 69,4 olduğunu, kendi alanında çalışma oranının ise sadece yüzde 56,1 olduğunu ifade eden Ardıç, her iki mezundan birinin okuduğu alanda çalışmadığını söyledi. Aynı zamanda Ardıç, Eurostat verilerine göre Türkiye’nin üniversite mezunu işsizliğinde yüzde 10,3 ile en yüksek ülkelerden; OECD ortalamasının ise yüzde 4,9 olduğunu açıkladı. Türkiye’de üniversite mezunu işsizliğinin genel işsizliğin üzerinde olduğunu açıklayan Ardıç, temel sorunun yapısal beceri-talep uyuşmazlığı olduğunu vurguladı. Ardıç, YÖK Başkanı Erol Özvar’ın kontenjanların azaltılacağı yönündeki açıklamalarını olumlu bulduklarını belirterek, bu sürecin müfredat reformlarıyla desteklenmesi gerektiğini kaydetti.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:19
Bakan Tekin: "Bu etkinliklere katılan kişilere, gerici azgın azınlık gibi ifadelerle saldırmak bir hakarettir"
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ramazan ayı ile ilgili Milli Eğitim Bakanlığı’nın faaliyetlerine yönelik eleştirilere ilişkin, "Bu etkinliklere katılan kişilere, gerici azgın azınlık gibi ifadelerle saldırmak bir hakarettir" dedi.Bakan Tekin, TBMM’deki Ak Parti Grup Toplantısı öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Ramazan ayı ile ilgili Milli Eğitim Bakanlığı’nın faaliyetlerine yönelik gelen eleştiriler ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin partisinin grup toplantısında kendisine yönelik destek açıklamaları hakkındaki soru üzerine Tekin, "Anayasamızın amil hükümleri, hem Milli Eğitim Temel Kanunu hem de Bakanlığın yüklediği görevler içerisinde ayrım gözetmeksizin bütün vatandaşların temel hak ve hürriyetlerde maksimum faydalanması, fırsat eşitliğinin sağlandığı milli birlik ve adalet çerçevesinde vatandaşlarımızın, çocuklarımızın ve gençlerimizin bu değerlerimizi içselleştirdiği temel eğitim ve öğretim programı oluşturmak bizim görevimiz. Milli birlik ve dayanışmayı önemseyen vatandaşlar, kamu kurumları ve siyasi partiler bu sürece sahip çıkıyorlar. Dün MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeliye şükranlarımı sunuyorum. Bizim yapmak istediğimiz şeyleri açıklayarak, bir devlet adamına yakışır bir ciddiyetle milli birlik ve beraberlik sürecine sahip çıkan bir açıklama yaptı. Bu çerçevede herkesi milli birlik ve beraberlik ile ilgili attığımız adımlara, kardeşlik hukukunu gerçekleştiren etkinliklere katılmaya davet ediyorum. Yaptığımız şeylerin kanunlarımıza ve Anayasamıza uygun olduğunu bizim açımızdan yüklenen sorumlulukları yerine getiren düzenlemeler olduğunu ifade etmek istiyorum" diye konuştu."Bu etkinliklere katılan kişilere, gerici azgın azınlık gibi ifadelerle saldırmak bir hakarettir"168 kişinin imzaladığı "Laiklikte Birlikteliği Savunuyoruz" bildirisine dava açtıklarını söyleyen Tekin, "Türkiye’de kimsenin hukuk kurallarını ve Anayasayı yorumlama tekeli yok. Bu etkinliklere katılan kişilere, gerici azgın azınlık gibi ifadelerle saldırmak bir hakarettir. Etkinliklere katılan çocuklarımız gençlerimiz, öğretmenlerimiz ve idarecilerimizin hakkını korumak için böyle bir adım atacağımızı söylemiştim. Biz böyle bir adımı attık. Kimin gerici kimin yobaz kimin temel hak ve hürriyetler anlamında totaliter bir perspektif olduğunu göreceğiz. 168 kişi yüzde 99’u Müslüman olan bir kitlenin dini inanç ve ibadetlerini kendi perspektiflerinden tanımlayarak azınlık statüsüne sokuyor. Kusura bakmasınlar bu hakareti eden kişiler bizim tarafımızdan yargıya taşınması gerekiyordu" ifadelerini kullandı.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:08
Türkiye hava seyrüseferinde Avrupa’nın en fazla hizmet üreten ülkesi oldu
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Avrupa Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatı (EUROCONTROL) verilerine göre Türkiye’nin hava seyrüsefer hizmetlerinde tarihi bir rekora imza attığını duyurdu. Bakan Uraloğlu, EUROCONTROL verilerine göre Türkiye’nin hava seyrüsefer hizmetlerinde tarihi bir rekora imza attığını bildirdi. Uraloğlu, "Türkiye, 2026 yılı Ocak ayında 1 milyon 671 bin 405 hizmet birimi ile EUROCONTROL sistemi içerisinde bugüne kadar kaydedilen en yüksek hizmet birim sayısına ulaştı" açıklamasında bulundu. Türkiye’nin Avrupa hava sahasında liderliğini güçlendirdiğini belirten Bakan Uraloğlu, "Ülkemiz, EUROCONTROL üyesi 42 ülke arasında liderliğini sağlamlaştırdı. Son 3 aydır Avrupa’nın en fazla hizmet üreten ülkesi olarak başta Fransa olmak üzere Avrupa ülkelerini geride bıraktık" ifadelerini kullandı. Uraloğlu, EUROCONTROL İstatistik ve Tahmin Birimi tarafından yayımlanan güncel raporda Türkiye’nin hava trafiği büyüme ivmesi ve altyapı kapasitesiyle liderliğini uzun yıllar sürdüreceğinin öngörüldüğünü de kaydetti. "1,6 milyonu aşan hizmet birimi seviyesi, Türkiye’nin küresel havacılık ağındaki kilit rolünü açıkça ortaya koydu" Hizmet birim sayısının hava aracının ağırlığı ve katettiği mesafeye göre hesaplanan ve hava sahası kapasitesinin en önemli göstergelerinden biri olduğunu ifade eden Uraloğlu, "Ocak 2026 itibarıyla 1,6 milyonu aşan hizmet birimi seviyesi, Türkiye’nin küresel havacılık ağındaki kilit rolünü açıkça ortaya koydu" diye konuştu. "Türk hava sahasında sunduğumuz hizmetin kalitesi uluslararası ölçekte bir kez daha tescillendi" Yaklaşık 1 milyon kilometrekare büyüklüğündeki Türk hava sahasında gerçekleştirilen yatırımlara da değinen Uraloğlu, "Uçuş emniyetini esas alan anlayışla hayata geçirdiğimiz ileri teknoloji ve vizyoner altyapı yatırımları sayesinde sistem kapasitesini en üst seviyeye çıkardık. Bu kapsamda uygulanan yenilikçi hava trafik yönetimi stratejisi, Türkiye’yi havacılıkta yalnızca bölgesel bir transit merkezi konumunun ötesine taşıyarak, Avrupa’nın tartışmasız liderlerinden biri haline getirdi. Elde ettiğimiz bu başarıyla Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğümüz ile Türk hava sahasında sunduğumuz hizmetin kalitesi uluslararası ölçekte bir kez daha tescillendi" dedi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:03
Bakan Gürlek: "Genel af ya da şahsa özgü bir düzenleme olmayacak"
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili nihai raporun Meclise sunulduğunu belirterek, "Şahsi cezasızlık algısı, genel af ya da şahsa özgü bir düzenleme olmayacak" dedi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 11:32
Bakü Türkoloji Kurultayı 100. yılında aynı salonda anılacak
Türkolojinin tarihi dönüm noktalarından biri kabul edilen 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı, 100 yıl sonra aynı şehirde ve aynı tarihi mekânda düzenlenecek anma toplantısıyla yeniden ele alınacak. Yunus Emre Enstitüsü, Türk Dil Kurumu, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Hazar Üniversitesi ve Azerbaycan Milli İlimler Akademisi iş birliğinde düzenlenecek "100. Yılında Bakü Türkoloji Kurultayı Anma Toplantısı", 27-28 Şubat tarihlerinde Bakü’de gerçekleştirilecek. Program, 1926 yılında Türk dünyasının ortak dil, alfabe ve bilimsel yöntem arayışına yön veren Bakü Türkoloji Kurultayı’nın bilimsel, kültürel ve entelektüel mirasını ele almayı amaçlıyor. Toplantıda Türkolojinin yüz yıllık gelişimi, tarih, kültür ve edebiyat bağlamında yeniden değerlendirilecek. Tarihî mekânda anma Anma toplantısının yüz yıl önce ilk kurultayın gerçekleştirildiği ve bugün Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Başkanlığı olarak hizmet veren tarihi binada aynı salonda ve aynı saatte başlatılması planlanıyor. Bu yönüyle programın yalnızca akademik bir buluşma değil, tarihi hafızaya yönelik sembolik bir anlam taşıyor. 60’tan fazla akademisyen katılacak Türkiye, Azerbaycan, Özbekistan, Tataristan, Moldova ve Arnavutluk’tan 60’tan fazla akademisyenin katılımıyla gerçekleştirilecek toplantı, disiplinler arası bir yaklaşımla planlandı. Türk dili, edebiyatı, tarih, kültür ve folklor alanlarında düzenlenecek toplam dokuz panelde Türkolojinin güncel yönelimleri ele alınacak. Program kapsamında Mahmud Kaşgarlı, Ali Bey Hüseyinzade, İsmail Bey Gaspıralı, Abay Kunanbayoğlu, Mağcan Cumabay, Bekir Çobanzade, Ahmet Caferoğlu, Nesib Bey Yusifbeyli ve Ayaz İshaki adına paneller düzenlenecek. Kurultayda sunulan bildirilerin kitaplaştırılması da planlanıyor. 1926 Kurultayı’nın tarihi önemi 26 Şubat-6 Mart 1926 tarihleri arasında Bakü’de düzenlenen ilk Türkoloji Kurultayı, Türk dünyasında alfabe birliği, ortak terminoloji ve bilimsel koordinasyon arayışının en önemli kilometre taşlarından biri olarak kabul ediliyor. 131 delegenin katıldığı kurultayda Latin alfabesine geçiş ilkesi benimsenmiş, ana dilde eğitim, tarih ve folklor çalışmalarının koordinasyonu gibi stratejik kararlar alınmıştı. Kurultay, yalnızca akademik bir kongre değil, Türk halklarının kültürel bütünleşmesi ve modernleşmesi açısından da tarihi bir eşik olarak değerlendiriliyor. Toplantıya Türkiye ve Azerbaycan başta olmak üzere farklı ülkelerden bakanlar, akademi başkanları, üniversite rektörleri ve uluslararası kuruluş temsilcilerinin katılması öngörülüyor. Programın Türk dünyasında akademik iş birliğini güçlendirmesi ve Türkoloji alanında yeni yönelimlerin tartışılmasına zemin hazırlaması hedefleniyor. Yüz yıl önce Bakü’de atılan ortak bilim ve kültür adımı, bir asır sonra yeniden aynı şehirde aynı ruhla ele alınacak.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder