Yerel Haberler
Ankara
Bakan Tekin: "Teknolojiye yön verecek insanı yetiştiren ülkeler, geleceğin dilini de kendi değerleriyle kurma imkanına sahip olacaklar" 09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:29:19 Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin teknolojinin sürekli olarak gelişmesi hakkında, "Teknolojiye yön verecek insanı yetiştiren ülkeler, geleceğin dilini de kendi değerleriyle kurma imkanına sahip olacaklar. Zira her teknoloji, arkasındaki insan tasavvurunun izini ve rengini taşıyacaktır" dedi. Bakan Tekin, Ankara Ticaret Odası’nda (ATO) düzenlenen "İnsan Değer ve Teknoloji" temalı eğitim zirvesine katıldı. Eğitimde dijitalleşme, yapay zeka uygulamaları ve insan odaklı eğitim anlayışının ele alındığı programda konuşan Bakan Tekin, teknolojinin eğitim süreçlerinde önemli bir araç olduğunu ancak insan değerlerinin her zaman ön planda tutulması gerektiğini söyledi. ATO ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirvede eğitim dünyasının temsilcileri, akademisyenler ve sektör paydaşları bir araya geldi. Programda teknolojinin eğitim sistemine etkileri, dijital dönüşüm süreci ve geleceğin eğitim modelleri masaya yatırıldı. Yapay zeka ve dijital uygulamaların eğitim süreçlerine entegrasyonunun önemine değinen Tekin, öğrencilerin sadece akademik başarıyla değil; ahlaki, sosyal ve kültürel yönleriyle de desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca zirve kapsamında eğitimde teknoloji kullanımı, dijital okuryazarlık ve geleceğin öğrenme modellerine ilişkin çeşitli oturumlar gerçekleştirildi. "Dün güç daha çok toprakta, sanayide, sermayede, orduda ve enerji kaynaklarında aranıyordu" Teknolojinin gelişmesiyle birlikte hayatımızı kolaylaştıracak birçok alanlar oluştuğunu belirten Bakan Tekin, "Bugün teknoloji başlığını ele aldığımızda ekranlarımızdaki yeni uygulamaları, hayatımızı kolaylaştıran araçları ve üretimi hızlandıran yazılımları aşan, insanlığın geleceğine doğrudan temas eden kritik bir eşiğin önünde bulunduğumuzu hep beraber görüyoruz. İnsan hayatına dair bilginin kimlerin elinde toplanacağı, bu bilginin hangi maksatla işleneceği, hangi karar süreçlerine yön vereceği, insanın mahrem alanına nerede temas edeceği ve nihayetinde insan iradesinin bu büyük dijital düzen içinde nasıl korunacağı gibi hayati başlıklarla karşı karşıyayız. Dolayısıyla teknoloji meselesi, çağımızın bugün en temel egemenlik başlıklarından birisi dönüşmüş durumda. Dün güç daha çok toprakta, sanayide, sermayede, orduda ve enerji kaynaklarında aranıyordu. Bugün bütün bunların yanına veri merkezleri, algoritmalar, yapay zeka modelleri, dijital platformlar ve göremediğimiz karar sistemleri eklenmiştir. İnsanlığın geleceğine dair mücadele artık ekranda görünen kolaylıkların arkasında, görünmeyen veri akışlarında, insan davranışlarını okuyan sistemlerde ve toplumların kaderine temas eden dijital iktidar alanlarında şekillenmekte" diye konuştu. "Teknolojiye yön verecek insanı yetiştiren ülkeler, geleceğin dilini de kendi değerleriyle kurma imkanına sahip olacaklar" Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) olarak çocukların dijital dünyayla kurduğu ilişkiler için birçok proje geliştirdiklerinin altını çizen Bakan Tekin, "Teknolojiye yön verecek insanı yetiştiren ülkeler, geleceğin dilini de kendi değerleriyle kurma imkanına sahip olacaklar. Zira her teknoloji, arkasındaki insan tasavvurunun izini ve rengini taşıyacaktır. İnsana nasıl bakıyorsanız, kurduğunuz sistem, geliştirdiğiniz yazılım, kullandığınız veri, inşa ettiğiniz dijital düzen de o bakışın rengini taşır. İnsanı haysiyetiyle, iradesiyle, vicdanıyla ve anlam arayışıyla birlikte kavrayan bir akıl, teknolojiyi hayatı mamur kılan bir imkana dönüştürecektir. İnsanı araç eden bir zihin ise en parlak buluşları dahi insanlığın omzuna yüklenmiş ağır bir yük haline getirebilir. MEB olarak biz, evlatlarımızın dijital çağla kurduğu ilişkiyi dar bir kullanım becerisi alanına hapsetmeden ele almaya çaba gösteriyoruz. Çocuklarımızın teknolojiyle teması, ekran karşısında geçirdiği zamanla, kullandığı programla, öğrendiği kodla sınırlı görülmemeli. O temas, çocuklarımızın aynı zamanda düşünme biçimine, sabrına, dikkatine, mahremiyet duygusuna, vatan sevgisine doğruyu arama cesaretine ve insanla kurduğu ilişkinin ahlakına kadar uzanan çok geniş bir perspektifle ele alınmalıdır. Bizim için asıl mesele ise çocuklarımızın dijital dünyada hangi içerikle karşılaştığı kadar, o karşılaşma içinde kendi özgü muhakemesini, edebini, mahremiyetini ve iç bütünlüğünü koruyabilecek tedbirleri almaktır" şeklinde konuştu. "Büyük bir dönüşümün yaşandığı bir çağdayız" Teknolojinin gelişmesiyle birlikte yapay zekanın mesleklerde köklü bir değişim oluşturduğunu ifade eden ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran ise, "Büyük bir dönüşümün yaşandığı bir çağdayız. Dördüncü sanayi devrimi olarak tanımlanan dijitalleşme, yapay zeka, otomasyon ve yeşil dönüşüm gibi başlıkları gündemimizi belirlediği bu süreçte hayatımız, üretim biçimimiz ve mesleklerimiz köklü bir şekilde yeniden şekilleniyor. Bu gelişmeler iş piyasalarında yeniden yapılanmaya itiyor. Yeni meslekler ortaya çıkarken bazı meslekler dönüşüyor. Bazıları ise tamamen ortadan kalkıyor. Böylesine hızlı ve derin bir dönüşümün yaşandığı bir çağda, insanı inşa etmenin en temel yolu olan eğitimin aynı kalması da elbette düşünülemez. Eğitim her ne kadar ilkokuldan üniversiteye kadar öğrencilere okumayı, yazmayı, matematiği, fiziği, kimyayı öğretmek bilgi aktarmak gibi görülse de esasen insanı yetiştirmek, toplumu inşa etmek demektir. Eğitim bilgiden başlar, pratikle gelişir. Onu tamamlayan ve anlamlı kılan şey ise değerlerle buluşmasıdır. Değerler olmadığı zaman topluma fayda sağlayan bir eğitimden bahsetmek mümkün değildir" dedi. "Düşünebilen, sorgulayabilen, çözüm üretebilen, değişime uyum sağlayabilen bireyler yetiştirmek zorundayız" MEB’in projesi olan Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinin teknoloji konusunda son derece önemli bir gelişim olduğunu vurgulayan Baran, "Düşünebilen, sorgulayabilen, çözüm üretebilen, değişime uyum sağlayabilen bireyler yetiştirmek zorundayız ama bunun ötesinde tüm bu yetkinlikleri güçlü bir değerler zemini üzerinde inşa etmek durumundayız. Çünkü ilk üç sanayi devrimi de dördüncüyü de gerçekleştiren ve yönlendiren unsur sadece insandır. İnsanı güçlü, hayatı anlamlı kılan ise sadece teknik bilgi değil, ahlak, vicdan ve sorumluluk bilincidir. Tam bu noktada Milli Eğitim Bakanlığımızın hayata geçirdiği, bizzat sayın Bakanımızın projesi olan Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinin son derece kıymetli bir yaklaşım olduğunu da özellikle ifade etmek isterim. Bu model bilgiyi, beceriyi ve değeri bir arada ele almasıyla sadece akademik bir başarıyı değil karakter ve şahsiyet inşasını merkezi koymasıyla çok önemli bir ihtiyaca da cevap veriyor" ifadelerini kullandı. Düzenlenen programa, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanı sıra, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, Özel Öğretim Derneği Başkanı Ahmet Akça, ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, öğrenciler ve akademisyenler katılım sağladı. Program, hatıra fotoğrafları çekimi ile son buldu.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:21 Arakçi’den Fidan’a: "ABD’nin bölgedeki adımları diplomasi sürecini zedeliyor" İran’ın Ankara Büyükelçiliği, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile yaptığı telefon görüşmesinde, ABD’nin Fars Körfezi’ndeki faaliyetleri ve Amerikalı yetkililerin söylemlerinin diplomasi sürecine ilişkin kuşkuları artırdığını söylediğini açıkladı. İran’ın Ankara Büyükelçiliği, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan arasında bir telefon görüşmesi gerçekleştirildiğini bildirdi. Büyükelçiliğin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, görüşmede bölgesel gelişmeler ve diplomasi sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunulduğu belirtildi. Paylaşımda, Arakçi’nin görüşmede, "Amerikan güçlerinin son dönemde Fars Körfezi’nde gerilim oluşturan faaliyetleri ve ateşkesi ihlal eden çok sayıdaki eylemleri, Amerikan tarafının diplomasi yolundaki niyeti ve ciddiyetine ilişkin kuşkuları artırmıştır" ifadelerini kullandığı aktarıldı. Arakçi’nin ayrıca, bazı üst düzey Amerikalı yetkililerin "aşağılayıcı ve hakaret içeren söylemlerine" değinerek, Washington yönetiminin yaklaşımının diplomasi sürecini zayıflattığını savunduğu kaydedildi. Paylaşımda, Arakçi’nin, "Amerikan tarafının yıkıcı yaklaşımının diplomasi sürecini zayıflattığını ve İran halkının Amerikan tarafının niyetlerine yönelik güvensizliğini derinleştirdiğini" ifade ettiği belirtildi. İranlı Bakanın, mevcut diplomatik sürecin ilerletilebilmesi için "karşı tarafın yasa dışı saldırıları ile maksimalist ve mantıksız yaklaşımlarının durdurulmasının gerekli olduğunu" söylediği bildirildi.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:18 Havayolunda bahar yoğunluğu Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 2026’nın ilk dört ayında 67 milyon 496 bin 871 yolcunun havayolu ile seyahat ettiğini bildirdi. Bakan Uraloğlu, "2026’nın en yoğun yolcu trafiği nisan ayında gerçekleşti. Ay boyunca direkt transit yolcular ile toplam 18 milyon 190 bin 494 yolcu havayolunu kullandı" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğünün 2026 yılı Nisan ayına ait havayolu uçak, yolcu ve yük verilerini değerlendirdi. Söz konusu ayda yolcu ve çevre dostu havalimanlarında iniş-kalkış yapan uçak sayısının, iç hatlarda 83 bin 603, dış hatlarda ise 67 bin 510 olduğunu kaydeden Bakan Uraloğlu, "Böylece toplam uçak trafiği üst geçişler ile 183 bin 876’ya ulaştı" ifadelerini kullandı. Bir ayda 18 milyon 190 bin 494 yolcu seyahat etti Bakan Uraloğlu, Nisan ayında iç hat yolcu trafiğinin 8 milyon 152 bin 578, dış hat yolcu trafiğinin ise 10 milyon 29 bin 706 olarak gerçekleştiğini belirtti. Bakan Uraloğlu, "2026’nın en yoğun yolcu trafiği nisan ayında gerçekleşti. Ay boyunca direkt transit yolcular ile toplam 18 milyon 190 bin 494 yolcu havayolunu kullandı" dedi. Uraloğlu ayrıca, Nisan ayında taşınan yük miktarının iç hatlarda 68 bin 58 ton, dış hatlarda 341 bin 570 ton olmak üzere toplamda 409 bin 627 tona ulaştığını kaydetti. 4 ayda havayolu ile seyahat eden yolcu sayısı 67 milyonu geçti Uraloğlu, Ocak-Nisan döneminde; havalimanlarına iniş-kalkış yapan uçak trafiğinin, iç hatlarda 296 bin 29, dış hatlarda 241 bin 126 olduğunu, böylece üst geçişler ile toplam 688 bin 293’e ulaştığını kaydetti. Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Türkiye geneli havalimanları iç hat yolcu trafiğinin 31 milyon 427 bin 204, dış hat yolcu trafiğinin 36 milyon 31 bin 243 olduğu bu dönemde direkt transit yolcular ile birlikte toplam 67 milyon 496 bin 871 yolcuya hizmet verildi. 2026 yılı Nisan sonunda hizmet verilen yolcu trafiği 2025 yılının aynı dönemi ile kıyaslandığında; direkt transit dâhil olmak üzere toplam yolcu trafiğinde yüzde 4,8 artış oldu." Uraloğlu ayrıca, söz konusu dönemde havalimanları yük trafiğinin; iç hatlarda 275 bin 764 ton, dış hatlarda 1 milyon 280 bin 763 ton olmak üzere toplamda 1 milyon 556 bin 527 tona ulaştığını da bildirdi. İstanbul Havalimanı 25 milyon 679 bin 7 yolcuya hizmet verdi Bakan Uraloğlu, Türkiye’nin mega projelerinden İstanbul Havalimanı’nda ise Nisan ayında, uçak trafiğinin iç hatlarda 9 bin 604, dış hatlarda 33 bin 863 olmak üzere toplamda 43 bin 467’ye ulaştığını ifade etti. Uraloğlu, İstanbul Havalimanı’nda iç hatlarda 1 milyon 339 bin 948, dış hatlarda 5 milyon 233 bin 793 olmak üzere toplamda 6 milyon 573 bin 741 yolcuya hizmet verildiğini de kaydetti. Ocak-Nisan döneminde ise söz konusu havalimanında iç hatlarda 36 bin 999, dış hatlarda 133 bin 929 olmak üzere toplamda 170 bin 928 uçak trafiği gerçekleştiğini anlatan Uraloğlu, "İç hatlarda 5 milyon 165 bin 82, dış hatlarda 20 milyon 513 bin 925 olmak üzere toplamda 25 milyon 679 bin 7 yolcu trafiği gerçekleşti" dedi. Sabiha Gökçen’de 15 milyon 252 bin 137 yolcu trafiğine hizmet verildi İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nın uçak ve yolcu trafiği hakkında da bilgi veren Uraloğlu "Nisan ayında iniş-kalkış yapan uçak trafiği iç hatlarda 10 bin 159, dış hatlarda 12 bin 69 olmak üzere toplamda 22 bin 228 olarak gerçekleşti, yolcu trafiği ise; iç hatlarda 1 milyon 747 bin, dış hatlarda 1 milyon 927 bin 362 olmak üzere toplamda 3 milyon 674 bin 362 oldu" dedi. Sabiha Gökçen Havalimanı’nda dört aylık süreçte iç hatlarda 37 bin 899, dış hatlarda 50 bin 472 olmak üzere toplamda 88 bin 371 uçak trafiği gerçekleştiğini ifade eden Uraloğlu, iç hatlarda 6 milyon 781 bin 507, dış hatlarda 8 milyon 470 bin 630 olmak üzere toplamda 15 milyon 252 bin 137 yolcu trafiğine hizmet verildiğini açıkladı. Uraloğlu ayrıca, İstanbul Atatürk Havalimanı uçak trafiğinin söz konusu ayda 2 bin 75, dört aylık dönemde ise 8 bin 250 olarak gerçekleştiğini de bildirdi. Turizm merkezleri 4 ayda 10 milyon 350 bin 681 yolcu ağırladı Bakan Uraloğlu, turizm merkezlerindeki havalimanlarında hizmet sunulan yolcu sayısının dört ayda iç hatlarda 5 milyon 538 bin 375, dış hatlarda 4 milyon 812 bin 306 olmak üzere toplamda 10 milyon 350 bin 681’e ulaştığını kaydetti. İç hatlarda 43 bin 576, dış hatlarda 34 bin 670 olmak üzere toplamda 78 bin 246 uçak trafiği gerçekleştiğini ifade eden Bakan Uraloğlu sözlerine şu şekilde devam etti: "4 aylık dönemde, İzmir Adnan Menderes Havalimanı’nda 3 milyon 623 bin 93, Antalya Havalimanı’nda 5 milyon 457 bin582, Muğla Dalaman Havalimanı’nda ise 587 bin 185 yolcuya hizmet verildi. Muğla Milas-Bodrum Havalimanı’nda toplamda 525 bin 544 yolcuya hizmet verilirken Gazipaşa Alanya Havalimanı’nda toplamda 157 bin 277 yolcu trafiği gerçekleşti."
Palandöken: "Tarımsal analiz yapılıp bölge haritaları çıkarılmalı"
28 Şubat 2026 Cumartesi - 09:36 Palandöken: "Tarımsal analiz yapılıp bölge haritaları çıkarılmalı" Tarımsal ürünler, et, bakliyat, meyve ve sebze olmak üzere gıda ürünlerindeki enflasyonu düşürmek için üretimin desteklenmesi gerektiğini söyleyen Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Tarımsal analiz yapılıp bölge haritaları çıkarılmalı" dedi. Tarladan sofraya gelinceye kadar en önemli unsurun lojistik desteği olduğunu belirten Palandöken, "Lojistik destekleri yaptığınız zaman, üretim merkezinden, nihai tüketim merkezine veya sofranıza gelinceye kadarki aracıların fiyat artıranların önüne geçilmesi lazım. Yani taşımadaki zayiat yönünden ürünün muhafazasının zorluğu, araçların donanımlı olmamasından kaynaklanan maliyetlerin artması. Bireysel işletmelerde çiftçiye verilecek destekler, gübreler vs. özendirici olmalı. Bu bilinç yerleşmediği sürece de mücadele etmek çok zor. Evinin yanında maydanozunu, soğanını veya meyve ağacını yetiştirip belirli katkı sunacak kadar meyve almasını o şehirde onların satılmasıyla bir gelir elde etmesindeki kazancının yükseltilmesi lazım. Belirli yaş gruplarının buna teşvik edilmesi lazım" diye konuştu. Üreticinin kazancının artırma yollarının seçilmesi gerektiğini vurgulayan Palandöken, "Köyde yaşayan sayısı yüzde 20’lerde. Herkes şehirde daha sosyal yetkinliği olan bölgelere yerleşmiş. Yani kendi arazisinde kazanacağından daha az kazanmasına rağmen büyük şehirleri tercih ediyor. Onun için bireysel işletmelere ağırlık verilmeli. Yani insanların bir iki tane koyunu, beş olmasını sağlamalı. İneğinin, büyükbaş hayvanın muhafazasını ekilecek alanların girdilerinin tamamını destekleseniz enflasyondaki düşüşü sağlamış olacaksınız. Yani üretimdeki kazançlarını artırma yollarının seçilmesi lazım" ifadelerini kullandı. "Zeytin alanlarına sahip çıkalım" Vatandaşın en çok kırmızı et, beyaz et ve bakliyat fiyatlarından rahatsız olduğuna işaret eden Palandöken şunları kaydetti, "İnsanların rahatsızlığı en çok tüketimdeki fiyat farkının aralığı görülen kalemler. Onun için bunları mahallinde üretip en yakın oturdukları yere, yakın bölgelerde üretimi artırdığımız sürece bunlar ortadan kalkacak. Aynı şekilde ekim arazilerindeki ayçiçeği yağı, zeytin ağacı, zeytin yağı fiyatlarının yüksekliğinden millet şikayet ediyor ama maalesef buralar konuta açıldığı için bu verimlilikte insanlar yararlanması veyahut kardan daha ziyade yapmış olduğu emeğin karşılığını alamamasından kaynaklı bir haksız rekabetle karşı karşıya kalıyor." "Hal yasası ve perakende sektöründe düzenlemeler yapılmalı" Hal yasasındaki ve perakende sektöründeki düzenlemelerin birleştirilmesi gerektiğini söyleyen Palandöken, "Yeni bir düzenleme yapılması lazım. Hem hal yasasında hem de perakende sektöründeki düzenlemeler birleştirildiği zaman o bölgedeki harita çıkarıldığı zaman eminim ki artık fiyat yüksekliğinden şikayet son derece azalacak. Rekabet oluşacak. İnsanlar gördükçe bu karlılığı üretime hız verilecek. Üretim olmayan bir yerde bu kadar süratli bir şehirleşme ve tüketim olduğu sürece fiyatları regüle etmenin veya düşürmenin çaresi, polisiye tedbirlerle de mümkün değil" dedi.
Doğum sonrası yenilenmeye bütüncül yaklaşım: Anne estetiği
28 Şubat 2026 Cumartesi - 09:34 Doğum sonrası yenilenmeye bütüncül yaklaşım: Anne estetiği Hamilelik ve emzirme sürecinin vücutta bıraktığı değişimlerin tek bir bütünsel cerrahi planlama ile düzeltilebildiğini belirten Medicana Sağlık Grubu Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Demirhan Dal, toplumda ‘mommy makeover’ olarak bilinen anne estetiği hakkında merak edilenleri paylaştı. Doğum sonrası karın, meme ve vücut hatlarında oluşan değişimlerin tek bir anestezi altında gerçekleştirilen kombine estetik cerrahi uygulamalarla planlandığını belirten Medicana International Ankara Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Demirhan Dal, bu cerrahi planlamayla iyileşme sürecinin daha verimli yönetilebildiğini ve kadının kendisini fiziken ve ruhen iyi hissetmesine destek olmanın amaçlandığını söyledi. Dal, "Doğum sonrası en sık karşılaşılan sorunlar arasında karın kaslarında ayrışma, memelerde sarkma ve hacim kaybı ile bölgesel yağlanmalar yer alır. Anne estetiği ile gevşeyen karın bölgesi sıkılaştırılır ve karın duvarı güçlendirilir. Böylece yalnızca estetik bir iyileşme değil, duruş bozukluğuna bağlı bel ve karın ağrılarında da azalma sağlanabilir. Meme dikleştirme, küçültme ya da silikon protez uygulamaları ile daha dik ve doğal bir görünüm elde edilebilir. Liposuction sayesinde ise bel, basen ve karın yan bölgeleri şekillendirilerek daha orantılı bir vücut formu oluşturulur" ifadelerini kullandı. Kişiye özel planlanmalı Aynı anda tüm işlemlerin uygulanması iyileşme sürecine dair zaman yönetimi açısından avantaj sağlayabilse de her hasta için uygun olamayacağını belirten Dal, "Özellikle diyabet, hipertansiyon, kalp hastalığı gibi kronik rahatsızlıkları bulunan kişiler mutlaka detaylı bir sağlık değerlendirmesinden geçirilmelidir. Genel anestezi altında yapılan ve ortalama 4-6 saat sürebilen bu ameliyatlarda, hastanın genel sağlık durumu büyük önem taşır. Uzun süren cerrahiler anestezi risklerini artırabileceği gibi iyileşme sürecini de zorlaştırabilir. Bu nedenle bazı hastalarda işlemler iki aşamalı planlanabilir. Yoğun sigara kullanımı da yara iyileşmesini olumsuz etkileyebileceğinden ameliyat öncesi mutlaka hekimle paylaşılmalıdır" açıklamasında bulundu. Doğum sonrası hormonların dengelenmesi, meme dokusunun hacim değişikliklerinin tamamlanması ve karın bölgesinin toparlanması sonrası ameliyatın uygun olduğunun altını çizen Dal, "Daha kalıcı ve öngörülebilir sonuçlar elde edebilmek için ameliyatın doğumdan en az 6 ay sonra planlanması önerilir. Emzirme bittikten sonra ise en az 3-6 ay geçmesi beklenmelidir. Yakın zamanda yeniden gebelik planlayan kadınlara karın germe ve meme ameliyatları önerilmez. Çünkü yeni bir gebelikte karın kasları yeniden gevşeyebilir, meme hacmi değişebilir ve tekrar sarkma oluşabilir" diye konuştu. İyileşme süresi 2 hafta Dal, ameliyat sonrası iyileşme sürecine dair şu ifadeleri kullandı: "Sadece meme ameliyatı veya düşük hacimli liposuction uygulanan hastalarda genellikle 1 gece yatış yeterlidir. Karın germe ameliyatı eklenen hastalar ise çoğunlukla 2 gece hastanede takip edilir. İlk günlerde özellikle karın germe sonrası ağrı daha belirgin olabilir. Bu nedenle ağrı kontrolü sağlanmadan taburculuk önerilmez. Ortalama 1. haftada drenler alınır ve eriyen dikişler kullanıldığı için ayrıca dikiş alma işlemi gerekmez. Hastalar yaklaşık 2 hafta içinde günlük ve sosyal yaşamlarına büyük ölçüde dönebilir. 3. haftada seroma kontrolü, 3. ayda ise yara iyileşmesi ve iz değerlendirmesi yapılır. Uygun bakım ve düzenli kontrollerle iyileşme süreci genellikle kontrollü ve konforlu ilerler."
AK Parti Ankara Milletvekili Baykoç: "Cumhur İttifakı Alparslan Türkeş’tir, Necmettin Erbakan’dır"
27 Şubat 2026 Cuma - 23:05 AK Parti Ankara Milletvekili Baykoç: "Cumhur İttifakı Alparslan Türkeş’tir, Necmettin Erbakan’dır" AK Parti Ankara Milletvekili Ahmet Fethan Baykoç, "Cumhur İttifakı Alparslan Türkeş’tir, Necmettin Erbakan’dır. Cumhur İttifakı bugün Devlet Bahçeli’dir, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır" dedi. Ankaralılar Derneği tarafından Ankara’nın Keçiören ilçesindeki Mevlana Spor Merkezi’nde iftar yemeği düzenlendi. Programda konuşan Ankaralılar Derneği Genel Başkanı Hilmi Yaman, "Sizlerle aynı gönül sofrasında buluşmanın büyük onurunu yaşıyoruz. Bu anlamlı programa ev sahipliği yaparak bizleri bir araya getiren Keçiören Belediye Başkanımız Mesut Özarslan’a gönülden teşekkür ediyorum. Ramazan ayı; birlik, beraberlik, paylaşma ve kardeşlik ayıdır" ifadelerini kullandı. Programda konuşan Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan ise, "Dünyamız inanılmaz bir coğrafya değişikliğinden geçiyor, ülkemiz üzerinde oynanan oyunların haddi hesabı bulunmuyor. Yanı başımızda Suriye’sinden, Irak’ından, Kafkaslarına ve Balkanlarına kadar her yeri incelediğinizde Türk milletine olan tehdit açıkça görülmektedir. Bu tehditleri bizler daha öncesinde gördük, o tehditleri Dikmen sırtlarına Gazi Mustafa Kemal Atatürk geldiğinde de, Ankara’nın yiğit seğmenleri elinin tersiyle itip yerle yeksan ettiğini bu millet görmüştür" diye konuştu. Keçiören Belediye Başkanı’nın konuşmasının ardından konuşan AK Parti Ankara Milletvekili Ahmet Fethan Baykoç ise, "Cumhur İttifakı, 1071’de Sultan Alparslan’dır, 1453’te Sultan Fatih’tir, 1923’te Mustafa Kemal’dir, Cumhur İttifakı Alparslan Türkeş’tir, Necmettin Erbakan’dır. Cumhur İttifakı bugün Devlet Bahçeli’dir, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır, Cumhur İttifakı sizlersiniz" ifadelerini kullandı. Programa; Ankaralılar Derneği Başkanı Hilmi Yaman, AK Parti Ankara Milletvekili Ahmet Fethan Baykoç, MHP MYK Üyesi Mehmet Ali Tanvıverdi, Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
"Sazan sarmalı" ile 13 milyonluk vurgun yapan 13 şüpheli tutuklandı
27 Şubat 2026 Cuma - 22:03 "Sazan sarmalı" ile 13 milyonluk vurgun yapan 13 şüpheli tutuklandı Ankara’da ilan sayfası üzerinden "sazan sarmalı" yöntemiyle 13 milyon liralık dolandırıcılık yaptıkları iddiasıyla gözaltına alınan 16 şüpheliden 13’ü tutuklandı. Edinilen bilgiye göre, Ankara’da bir vatandaş, internet sitesinde yer alan konut ilanını görerek ilandaki numara üzerinden şüphelilerle iletişime geçti. Telefonda görüştüğü kişinin yönlendirmesiyle tapu müdürlüğünde gerçek mal sahibiyle bir araya gelen müşteki, ortamın güven vermesi üzerine 13 milyon lirayı şüpheliler tarafından iletilen hesap numarasına gönderdi. Paranın gerçek satıcının hesabına ulaşmadığını fark eden mağdur, "sazan sarmalı" olarak bilinen dolandırıcılık yöntemiyle kandırıldığını anlayarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat etti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında talimat üzerine Ankara Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince olayla bağlantısı olduğu belirlenen 16 şüpheli, Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Hatay, Gaziantep, Bursa, Konya ve Şırnak’ta düzenlenen eş zamanlı operasyonlarla gözaltına alındı. Şüphelilere ait banka hesaplarında yapılan incelemede, 2023 ve 2025 yılları arasında 220 milyon lira tutarında para trafiği olduğu anlaşıldı. Şüphelilerden 2’si emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakılırken, 14’ü Ankara Adliyesine getirildi. Soruşturmayı yürüten savcıya ifade veren şüpheliler, tutuklama talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi. Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince sorgulanan şüphelilerden 13’ü "nitelikli dolandırıcılık" suçundan tutuklanırken, 1 şüpheliyse adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Bakan Çiftçi: "Şehirlerimizde, her bir vatandaşımızın huzur ve güveni bizim sorumluluğumuzdadır"
27 Şubat 2026 Cuma - 21:33 Bakan Çiftçi: "Şehirlerimizde, her bir vatandaşımızın huzur ve güveni bizim sorumluluğumuzdadır" İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Şehirlerimizde, sokaklarımızda, caddelerimizde her bir vatandaşımızın huzur ve güveni bizim sorumluluğumuzdadır. Bu huzur ve güven ortamını bozmaya çalışanlara asla fırsat vermeyeceğiz" dedi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Kırşehirli Dernekler Federasyonu tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Programda konuşan Bakan Çiftçi, "Anadolu dediğimiz zaman aklımıza vatan gelir, vatan dediğimiz zaman aklımıza ilim, irfan ve ahlak gelir. Kırşehir Anadolu’nun orta yerinde bir şehir olmanın ötesinde, medeniyetimizin ruhunu mayalayan, yetiştirdiği manevi şahsiyetlerle gönül dünyamızı inşa eden müstesna bir şehrimizdir. Kırşehir’in bağrından çıkan bozkırın tezenesi merhum Neşet Ertaş şöyle diyor; ‘Kalpten kalbe bir yol vardır. Gözünen görünmez sırdır.’ Bizim Kırşehirli kardeşlerimizle, Kamanlı kardeşlerimizle kalpten kalbe yolumuz var hamdolsun. İşte bugün bu organizasyonla görüyoruz ki, Gurbette sizlerin birliği, beraberliği ve kardeşliği, kalpten kalbe bir yol olmuştur" şeklinde konuştu. İçişleri Bakanlığı olarak en temel vazifelerinin milletin huzur, güvenlik ve kamu düzenini temin etmek olduğunu vurgulayan Bakan Çiftçi, "Bizlerde İçişleri Bakanlığı olarak en temel vazifemiz, aziz milletimizin huzurunu, güvenliğini ve kamu düzenini temin etmektir. Bir ülkenin istikrar içinde büyümesinin, kalkınmasının ve gelişmesinin olmazsa olmazı huzur ve güvenin tesis edilmiş olmasıdır. Terörle mücadeleden, asayişin sağlanmasına siber zorbalardan sokak çetelerine ve zehir tacirleriyle mücadeleye varıncaya kadar. Kamu düzeninin sağlanması noktasında muhterem Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 23 yılda çok büyük mesafeler katettik. Güvenlik güçlerimiz milletimizin huzuru için gece gündüz demeden fedakarca görev yapmaktadırlar" diye konuştu. Her vatandaşın huzur ve güveninin sorumlulukları olduğuna dikkati çeken Bakan Çiftçi, "Şehirlerimizde, sokaklarımızda, caddelerimizde her bir vatandaşımızın huzur ve güveni bizim sorumluluğumuzdadır. Bu huzur ve güven ortamını bozmaya çalışanlara asla fırsat vermeyeceğiz. Ahilik geleneğinin ve Ahi Evran’ın mirasçıları olarak, sizlerin birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhu, adalete, dayanışmaya, ticari hayata sunduğunuz güçlü katkı huzur ve güvenin sağlanması noktasında büyük katkıya sahiptir. Üretimle, istihdamla ve yatırımla ülkemizin kalkınmasına verdiğiniz omuz bireysel bir başarı değil topyekün milletimizin başarısıdır. Allah varlığınızı ve sağlığınızı daim eylesin" ifadelerini kullandı "Türkiye Yüzyılı’nı müreffeh bir gelecek olarak inşa edeceğiz" Türkiye Yüzyılı hedefi doğrultusunda güvenli, huzurlu ve müreffeh bir gelecek olarak inşa edeceklerini ifade eden Bakan Çiftçi, "Büyük ve güçlü Türkiye hedefine ulaşmanın yolu; güç ile merhameti, kazanç ile ahlakı, devlet ile milleti aynı istikamette buluşturmaktan geçer. Bizler, milletimizin huzurunu korumaya, şehirlerimizi güvenli hale getirmeye, yatırım ortamını daha güçlü kılmaya, demokrasimizi ve kamu düzenimizi daha sağlam temellere oturtmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Sizlerin duası, desteği ve gayretiyle Türkiye Yüzyılı’nı; güvenli, huzurlu ve müreffeh bir gelecek olarak inşa edeceğiz" sözlerini söyledi. Programa, ayrıca Kırşehir Valisi Mustafa Sefa Demiryürek, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, milletvekilleri, siyasi partilerin temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
Bakan Uraloğlu: "15 yaşından küçük çocuklar sosyal paylaşım sitelerinde hesap açamayacak"
27 Şubat 2026 Cuma - 21:09 Bakan Uraloğlu: "15 yaşından küçük çocuklar sosyal paylaşım sitelerinde hesap açamayacak" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "15 Yaşından küçük çocuklar sosyal paylaşım sitelerinde hesap açamayacak, sadece yaşlarına uygun oyunlara erişim sağlayabilecek" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, haberleşme sektörü temsilcileriyle iftar programında bir araya geldi. Konuşmasında saniyede 20 gigabit veri aktarım hızı sunacak 5G teknolojisine değinen Bakan Uraloğlu, "Bildiğiniz üzere 23 Şubat 1994’te dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i aramasıyla başlayan bu yolculuk, analog araç telefonlarından dijital GSM çağının kapılarını açmıştı.1991’de 1G ile ilk adımlar atılmış,1994’te 2G ile sesli görüşme, veri iletimi ve sms mümkün kılınmış, 2009’da 3G ile veri ön plana çıkmış, 1 Nisan 2016’da 4,5G ile hızlar 10 kat artmıştı. Bugün ise 32 yılın ardından, saniyede 20 gigabit veri aktarım hızı sunacak 5G teknolojisine sayılı günler kalmasının gururunu ve sevincini yaşıyoruz. İnşallah 1 Nisan 2026’da ilk sinyali alacak ve milletçe bu yüksek hızı tecrübe edeceğiz. Hiç şüphesiz bu tarihi geçiş, sadece teknolojik bir sıçrama değil; iletişimden sanayiye, eğitimden sağlığa, ekonomiden toplumsal hayata kadar her alanda köklü bir dönüşümün habercisidir" dedi. "Bugün fiber optik ağ altyapımız 657 bin kilometreye, yani dünyanın çevresini 16 kez dolaşacak uzunluğa ulaştı" Türkiye’nin Avrupa’da ortalama aylık 494 dakika mobil kullanım süresiyle lider konumda olduğunu ifade eden Uraloğlu, "Cumhurbaşkanımız liderliğindeki AK Parti Hükümetlerinin kararlı vizyonu, sizlerin emekleri, özverisi ve iş birliği sayesinde Türkiye, dijital dönüşüm sürecinde önemli bir ivme yakaladı. 2002 yılında genişbant internet abonemiz yoktu ve fiber optik kablo uzunluğumuz 81 bin 304 kilometreydi. Bugün fiber optik ağ altyapımız 657 bin kilometreye, yani dünyanın çevresini 16 kez dolaşacak uzunluğa ulaştı. Genişbant internet abone sayımız 98,2 milyona, mobil abone sayımız ise yaklaşık 100 milyona yaklaştı. Mobil ve sabit hatlardan yaklaşık 82 milyar dakika konuşma trafiği gerçekleştiriyoruz; bu rakamlarla Avrupa’da ortalama aylık 494 dakika mobil kullanım süresiyle lider konumdayız. Bu yıl sonuna kadar, Fiber uzunluğumuzu yaklaşık 100 bin kilometre artırarak 750 bin kilometreye, Genişbant abone sayımızı 106 milyonun üstüne, Mobil abone sayımızı ise yaklaşık 102 milyona çıkarmayı hedefliyoruz. Yine diğer bir çarpıcı istatistiğimiz de internette geçirdiğimiz sürelerdir" açıklamalarında bulundu. "15 yaşından küçük çocuklar sosyal paylaşım sitelerinde hesap açamayacak" Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile birlikte yürütülen çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesinde sona gelindiğini belirten Uraloğlu, şu ifadelere yer verdi: "Ramazan ayının maneviyatını iliklerine kadar hissettiğimiz bu günlerde çocuklarımızı dijital dünyada da yalnız bırakmayalım. Bu mübarek Ramazan-ı Şerif’te, oruçla nefislerimizi terbiye ederken, gönüllerimizi Allah’ın rızasına açarken; evlatlarımızın masum ruhlarını da aynı hassasiyetle korumak boynumuzun borcudur. Zira Ramazan, sadece bedenen aç kalmak değil; kalben ve aklen de temizlenmektir. Ekranların cazibesi karşısında onların küçük kalplerini yapay zekanın ürettiği sahte gerçekliklere, yalan dolan içeriklere teslim etmemeliyiz. Yapay zeka gibi bir teknolojiyle çok daha gerçekçi hazırlanabilen içerikler karşısında bilinçli seçimler yapmayı öğretelim. Bu noktada zaten Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımızla birlikte koordineli olarak çalıştığımız çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesinde de sona gelindi. İlerleyen günlerde kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulacak. Teklifle, 15 yaşından küçük çocuklar sosyal paylaşım sitelerinde hesap açamayacak, sadece yaşlarına uygun oyunlara erişim sağlayabilecek. Bu konuda kimlik doğrulama uygulamasına da geçilecek. Biz de bu hususta internet servis sağlayıcılarının, sosyal ağ platformlarının sorumluluklarını arttıracağız ve denetimleri daha da sıklaştıracağız. Evlatlarımızı korumaktan kimse bizi alıkoyamaz, koyamayacaktır." "TÜRKSAT 6A’nın ardından, şimdi de TÜRKSAT 7A için kolları sıvadık" Haberleşme uydularının hayatın her alanında kritik rol oynadığını vurgulayan Uraloğlu, "Uydu teknolojileri de bizim için bir bağımsızlık ve sürdürülebilirlik meselesidir. Haberleşme uyduları, bugün sadece yayıncılıkta değil; afet anlarında iletişimin kesintisiz devamından kamu hizmetlerinin hiçbir aksaklık olmadan sürdürülmesine, savunma altyapılarından tarımsal üretime kadar hayatın her alanında kritik rol oynamaktadır. Bildiğiniz üzere yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranıyla ürettiğimiz ilk yerli ve milli haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6A’yı geçtiğimiz yıl hizmete aldık. TÜRKSAT 6A’nın ardından, şimdi de TÜRKSAT 7A için kolları sıvadık. Biliyoruz ki bir ülkenin haberleşme sistemleri ne kadar kapsayıcı, hızlı ve dirençliyse; dijitalleşme kapasitesi de o ölçüde yüksektir. Bu anlayışla biz, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak yalnızca karayolları, havayolları, demiryolları ve limanlar inşa etmiyoruz; aynı zamanda bilgi otobanları kuruyoruz" diye konuştu. "Gerçekleştirdiğimiz 5G yetkilendirme ihalesi neticesinde 3 milyar 534 milyon dolar gelir elde ettik" Uraloğlu, 5G teknolojisiyle birlikte uzaktan ameliyatlar gibi hayati sağlık müdahalelerin mümkün olacağını aktararak, "Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom’un rekabetiyle 16 Ekim 2025’te gerçekleştirdiğimiz 5G yetkilendirme ihalesi neticesinde 3 milyar 534 milyon dolar gelir elde ettik. 1 Nisan’da ilk sinyalini alacağımız 5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız. 5G ile iletişim hızımız yaklaşık on kat artacak; kesintisiz ve daha güvenilir bir haberleşme imkanı sağlanacak. Bu teknolojiyle: Tam otonom sürüş ve akıllı yol uygulamaları, Uzaktan ameliyatlar gibi hayati sağlık müdahaleleri, Gerçek zamanlı veri aktarımıyla akıllı fabrikalar ve üretim optimizasyonu, Akıllı tarım uygulamalarıyla sürdürülebilir yüksek verimli üretim, Medyada 8K görüntü kalitesinde kesintisiz canlı yayınlar mümkün olacak" şeklinde konuştu.
Bakan Bayraktar: "Pakistan’a Oruç Reisi veya Barbaros Hayrettin Paşa’yı göndermeyi hedefliyoruz"
27 Şubat 2026 Cuma - 18:11 Bakan Bayraktar: "Pakistan’a Oruç Reisi veya Barbaros Hayrettin Paşa’yı göndermeyi hedefliyoruz" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Pakistan’da geçtiğimiz yıl anlaşmalarını yaptığımız sahalarda da sismik çalışmayla alakalı denizlerde bir hedefimiz var. Oruç Reisi veya Barbaros Hayrettin Paşa’yı göndermeyi hedefliyoruz" dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Beştepe Millet Sergi Salonu’nda düzenlenen ‘Külliye’de Ramazan’ etkinliklerine katıldı. Bakan Bayraktar burada stantları gezip, çocuklarla sohbet etti. Burada basın mensuplarına açıklamalarda da bulunan Bayraktar, ‘Külliye’de Ramazan’ etkinliklerine ilginin her geçen gün daha da arttığını söyledi. Bayraktar, Bakanlık olarak da etkinliklerde yer aldıklarını söyleyerek, "Özellikle Bakanlığımızla ilgili kurumlarımızı burada, çocuklarımızla, gençlerimizle, ailelerle buluşturmak adına burada daha yoğun bir şekilde varız. Ramazan zaten çok özel bir zaman, çok bereketli bir zaman. Dolayısıyla bunun milletin evinde, milletle buluşması ayrı bir anlam ifade ediyor. Ve dediğim gibi her geçen yıl buradaki yoğunluk artmaya devam ediyor. Tabii özellikle bizim açımızdan biz insana dair, aslında çocuklarımıza, gençlerimize, geleceğimize dair bir iş yapıyoruz. Enerji dediğimiz iş, evet bugüne dair çok önemli bir iş çünkü her an 7 gün 24 saat enerjiye ihtiyaç duyuyoruz. Ama aslında çocuklarımızın geleceği için de önümüzdeki 30-40-50 yılları planladığımız bir süreci işletiyoruz. Ama yaptığımız işlerin kavranması, anlatılması açısından aslında burası da bizim için bir anlamda önemli bir platform oldu" açıklamasında bulundu. "Çalışmalarımızı adeta bir oyun gibi sergiliyoruz" Etkinlikte yer alan stantları da gezdiğini söyleyen Bayraktar, "çocuklarımıza onların anlayabileceği dilden, biraz da böyle onları işin içerisine katmak suretiyle anlatmaya gayret ediyoruz. İşte maden tarafından başlıyoruz, Türkiye Petrolleri’nin petrol-doğalgaz işlerimiz, nükleerle alakalı yaptığımız çalışmalar. Onlar çocuklarımıza burada anlatılıyor. Adeta bir oyun gibi sergiliyoruz. Dediğim gibi yaptığımız işin toplumun bütün kesimlerince ama özellikle geleceğimizi aydınlatacak gençlerimize, çocuklarımıza buluşması açısından hakikaten güzel bir ortam olmuş oldu burada" ifadelerine yer verdi. "Pakistan’a Oruç Reisi veya Barbaros Hayrettin Paşa’yı göndermeyi hedefliyoruz" Bakan Bayraktar, basın mensuplarının Pakistan’da yapılması planlanan sismik aramalara ilişkin sorunu da yanıtlayarak, şu ifadelere yer verdi: "Şu anda sıcak bir durum var, gelişme var, savaş durumu var. Şimdi burada gemilerimizin maketleri var. Malumunuz biz Türkiye olarak petrol ve doğalgaz aramacılığında kendi gemilerimizle, kendi sismik ve sondaj gemilerimizle çok yoğun bir faaliyet yürütüyoruz. Somali’de tabii özellikle nisan ayında inşallah gemimiz Çağrı Bey gemisi oraya varacak ve oradaki çalışmalara başlayacak. Oradan oldukça ümit var. Libya’da çalışıyoruz. Pakistan’da geçtiğimiz yıl anlaşmalarını yaptığımız sahalarda da sismik çalışmayla alakalı denizlerde bir hedefimiz var. Şu anda biz programda devam ediyoruz. Elbette ki Pakistan ve Afganistan’ın arasındaki bu çatışmaların bir an önce barışla neticelenmesi ve durması bizim için öncelikli konu. Ama yaptığımız iş esas itibariyle zorlu bir iş. Buna ilave zorluk çıkmaması bizim tabii ki beklentimiz, isteğimiz. Biz şu anda planladığımız şekilde devam ediyoruz. Bu sene için Pakistan’da bir sismik çalışma hedefimiz vardı. Oruç Reisi veya Barbaros Hayrettin Paşa’yı göndermeyi hedefliyoruz. İnşallah bunu gerçekleştireceğiz." "Enerjide dünyada yaşanan değişiklikleri vatandaşlarımıza yansıtmadık" Afganistan ile Pakistan arasında yaşanan çatışmaların doğal gaz ve akaryakıt fiyatlarına yansımasına ilişkin de konuşan Bakan Bayraktar, "Malumunuz dünyada şekillenen bir petrol ve doğal gaz piyasası var. Fiyatlar vesaire burada belirleniyor. Ve buradaki en önemli etkenlerden bir tanesi arzın nasıl etkilendiği. Elbette ki talep tarafı da önemli. Ama arz tarafında bugün farklı jeopolitik riskler var. İran’a müdahale konuşuluyor. Burası tabii petrol kaynaklarının dünya piyasalarıyla buluştuğu önemli lokasyonlardan bir tanesi. Ümit ediyoruz bunlar sıcak çatışmaya dönmeden, farklı bir yöne evrilmeden daha makul bir düzeyde ve piyasayı etkilemeyecek şekilde neticelenir. Ve normal bir dengede bir petrol piyasası ve doğal gaz piyasası görürüz. Ama onun ötesinde özellikle doğal gaz ve elektrik tarafında malumunuz bizim vatandaşlarımıza desteklememiz devam ediyor. Zaten biz çok uzun zamandır dünyada yaşanan bu kırılganlık, bu değişiklikleri vatandaşlarımıza yansıtmadık. İnşallah bundan sonra da bununla devam edeceğiz" değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Uraloğlu: "Çocuklarımız dijital platformlarda olması gerektiği kadar olacaklar"
27 Şubat 2026 Cuma - 17:48 Bakan Uraloğlu: "Çocuklarımız dijital platformlarda olması gerektiği kadar olacaklar" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Çocuklarımız internet ortamında ve dijital platformlarda elbette olması gerektiği kadar olacaklar. Olması gerektiğinden kastımız nedir? Gerek kendi ödevlerini yapmak, gerek kendi gelişimlerini sağlamak için ve yine kendilerini geliştirmek için bizim kültürümüze uygun oyunları da oynayabilmelerini biz istiyoruz. Ama bunun dışında çocuklarımızı alıp da bu mecraların dışından dışına bir yerlere götürmelerini de istemiyoruz" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Beştepe Millet Sergi Salonu’nda düzenlenen ‘Külliye’de Ramazan’ etkinliklerine katıldı. Bakan Uraloğlu burada stantları gezip, çocuklarla sohbet etti. Bakan Uraloğlu, ‘Külliye’de Ramazan’ etkinliğine çok fazla bir katılım olduğunu ve çocukların sanal ortamdan gerçek ortama doğru çekildiğini belirterek, "Çok geniş katılım var, ben şu ana kadar bir kısmını gezebildim, devamını da inşallah gezeceğim. Burada çocuklarımıza milli ve manevi değerlerimizi öğretme açısından bir şans var. Burada sadece hoş vakit geçirmek değil, çocuklarımıza milli ve manevi değerlerimizi öğretmek, onlara oyunlarla eğlenceli şekilde ramazanın hoşgörüsünü, mutluluğunu yaşatmak kıymetli" dedi. "Çocuklarımız dijital platformlarda olması gerektiği kadar olacaklar" Bakan Uraloğlu, sosyal medya düzenlemesine ilişkin soruya cevap vererek, "Çocuklarımız internet ortamında ve dijital platformlarda elbette olması gerektiği kadar olacaklar. Olması gerektiğinden kastımız nedir? Gerek kendi ödevlerini yapmak, gerek kendi gelişimlerini sağlamak için ve yine kendilerini geliştirmek için bizim kültürümüze uygun oyunları da oynayabilmelerini biz istiyoruz. Ama bunun dışında çocuklarımızı alıp da bu mecraların dışından dışına bir yerlere götürmelerini de istemiyoruz. Dolayısıyla biz 15 yaş altındaki çocuklarımızın bu anlamdaki sosyal medya platformlarıyla zaman geçirmelerini istemiyoruz. Onların kendi yaşlarına uygun oyun platformlarına elbette erişimlerini sağlayacağız. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızla beraber bir çalışmayı yürütüyoruz. İnşallah bu yasama döneminde Meclisimizin takdirine biz sunmuş durumdayız. Bu yönde yaptığımız kamuoyu araştırmalarında, yüzde 80’in üzerinde bu çalışmanın desteklendiğini söylemek istiyorum" ifadelerine yer verdi. "Belli kullanıcı sayısının üzerinde olan oyun platformlarına da mutlaka temsilci atatacağız" Oyun platformlarına temsilci atanmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Uraloğlu, "Biz Türkiye’de kullanılan sosyal medya platformlarının hepsine temsilci atattık. Türkiye’de belli kullanıcı sayısının üzerinde olan oyun platformlarına da mutlaka temsilci atatacağız. Çünkü başka ülkedeki yetkiliye, temsilciye ulaşmada bazen sıkıntı çekiyoruz. Bu sefer radikal kararlar almak durumunda kalıyoruz. Burada temsilci atayarak, doğru yol üzerinde gitme ve ülkemizin kanun ve kurallarını dikkatte alan uygulamaları onlara dikte ederek, onlara uygulatarak yolumuza devam edelim istiyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "Roblox, epey mesafe katetti" Uraloğlu, basın mensuplarının Roblox’un açılıp açılmayacağına ilişkin sorusuna da yanıt vererek, "Roblox, epey mesafe katetti. Biz, ’Senin bir içeriğin var, bu bazı ülkelerde geçerli olabilir ama biz şu şu içeriklerin Türkiye’de olmasını istemiyoruz. Onların insanlarımızın, çocuklarımızın, gençlerimizin canına kastedecek sonuçlara vardığını biliyoruz. Bu içerikleri çıkardığınız takdirde geliştirici yönlerinin, ülkemizde kullanılmasını istiyoruz’ dedik. Ciddi mesafe katettiler, bu kanunla beraber onu da halletmiş olacağız" diye konuştu.