Yerel Haberler
Ankara
İletişim Başkanı Duran: "Dün ambargolarla durdurulmak istenen ülkemiz, ‘Güçlü Lider Güçlü Türkiye’ vizyonuyla kendi destanını yazıyor" 05 Mayıs 2026 Salı - 13:53:36 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Dün ambargolarla durdurulmak istenen ülkemiz; bugün KAAN’dan TCG Anadolu’ya, İHA’lardan siber savunma sistemlerine kadar her alanda ‘Güçlü Lider Güçlü Türkiye’ vizyonuyla kendi destanını yazıyor" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Türkiye’nin geçmişte bazı ambargolara maruz kaldığını ancak bu ambargolardan güçlenerek çıktığını belirterek Türkiye’nin artık ‘Güçlü Lider Güçlü Türkiye’ vizyonuyla kendi destanını yazdığını söyledi. Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve geliştirilen Savunma Sanayii ürünlerinin olduğu bir video paylaşan Duran şu ifadelere yer verdi: "Dün ambargolarla durdurulmak istenen ülkemiz; bugün KAAN’dan TCG Anadolu’ya, İHA’lardan siber savunma sistemlerine kadar her alanda ‘Güçlü Lider Güçlü Türkiye’ vizyonuyla kendi destanını yazıyor. Avrupa’nın en büyük sanayi kümelenmesi olan SAHA2026’da bugün bu başarıyı tüm dünyaya bir kez daha ilan ediyoruz. ‘Savunma sanayisinde tam bağımsız Türkiye hayalimizi gerçeğe dönüştürünceye kadar bize durmak, dinlenmek, nefeslenmek yok.’ diyen Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın açtığı bu yolda, sadece üretim kapasitemizi değil, küresel dengeleri belirleyen diplomatik etkimizi de artırıyoruz. Liderin vizyonu, milletin gücü, tam bağımsız Türkiye’nin yolu açık olsun" ifadelerine yer verdi.
05 Mayıs 2026 Salı - 13:35 Bakan Göktaş: "Bütün gayretimiz, evlatlarımızın güven içinde büyüdüğü, annelerin gönlünün ferah olduğu bir ülke iklimini güçlendirmektir" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Türkiye olarak bütün gayretimiz, evlatlarımızın güven içinde büyüdüğü, annelerin gönlünün ferah olduğu bir ülke iklimini güçlendirmektir. Terörsüz Türkiye hedefimiz, bu güçlü gelecek tasavvurunun en önemli başlıklarından biridir" dedi. Bakan Göktaş, Anneler Günü dolayısıyla Ankara’da düzenlenen "Kahramanlarımızın Anne ve Eşleriyle Anneler Günü Programı"na katıldı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı tarafından organize edilen programda konuşan Bakan Göktaş, şehit ve gazilerin emanetlerinin her zaman baş tacı olduğunu vurguladı. Göktaş, şehitlerin emaneti olan anneleri ve eşlerinin, Türk milletinin en değerli değerleri arasında olduğunu dile getirdi. Düzenlenen programda, şehit yakınları ve gazilerin aileleriyle de yakından ilgilenen Göktaş, onların taleplerini dinledi ve sohbet etti. Bakan Göktaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Türk milletinin her zaman şehit ailelerinin ve gazilerin yanında olduğunu sözlerine ekledi. "Şehitlerimizin emaneti, milletimizin gönlünde her daim özel bir yere sahiptir" Şehit annelerine ve eşlerine hizmet etmenin kendileri için özel ve güzel olduğunu belirten Bakan Göktaş, "Şehitlerimizin emaneti, milletimizin gönlünde her daim özel bir yere sahiptir. Siz kıymetli annelerimiz ise, aziz şehitlerimizin bizlere bıraktığı emanetlerin en kıymetli olanısınız. Bugün aynı sofrada buluşmamız, aramızdaki gönül bağını tazelemek ve sizlere olan minnetimizi bir kez daha ifade etmek bakımından çok değerlidir. Bu vesileyle sizlerin ve sizlerin nezdinde tüm annelerimizin, Anneler Günü’nü kutluyorum. Vatan uğruna canını feda eden şehitlerimizi rahmetle yad ediyorum. Şunu özellikle vurgulamak isterim ki, şehit ailelerine ve gazilerimize hizmet etmek, bizim için bir vefa meselesidir. Bir emanet meselesidir. Aziz şehitlerimizin hatırasına, gazilerimizin fedakarlığına ve siz kıymetli ailelerimizin asil duruşuna sahip çıkma meselesidir. Bu anlayışla, şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin hayatını kolaylaştıracak her adımı büyük bir hassasiyetle atıyoruz. Eğitimde, sağlıkta, ulaşımda, istihdamda ve sosyal hayatta sizlerin yanında olmayı devletimizin asli sorumluluğu olarak görüyoruz. Bizim için en kıymetli hizmetlerden biri de hanelerinize misafir olmak, kapınızı çalmak, halinizi hatırınızı sormaktır. Bu inançla, 2017 yılından bu yana şehit yakınlarımızı ve gazilerimizi 868 bin 450 kez ziyaret ettik" diye konuştu. "Şehit yakını, gazi ve gazi yakınlarımızın kamuda görev alabilmeleri için 52 bin 608 kardeşimizin atamasını gerçekleştirdik" Şehit ve gazi yakınlarının istihdamı için birçok proje gerçekleştirdiklerinin altını çizen Bakan Göktaş, "Şehitlerimizin hatırasını, gazilerimizin kahramanlığını ve sizlerin taşıdığı emanet bilincini gençlerimizin yakından tanımasını önemsiyoruz. Bu amaç doğrultusunda 81 ilimizde düzenlediğimiz, ‘Vatan ve Kahramanlık Buluşmaları’ ile evlatlarımızı şehit yakınlarımız ve gazilerimizle bir araya getiriyoruz. İstihdam konusunda da bugüne kadar güçlü adımlar attık. Şehit yakını, gazi ve gazi yakınlarımızın kamuda görev alabilmeleri için yapılan düzenlemelerle 52 bin 608 kardeşimizin atamasını gerçekleştirdik. Ulaşımda da sizlerin hayatını kolaylaştıracak imkanları genişlettik. Sağlık hizmetlerine erişimde sizlere öncelik tanınması için önemli bir adım attık. Sağlık Bakanlığımızla yürüttüğümüz çalışma sayesinde bugün şehit yakınlarımız ve gazilerimiz, Merkezi Hekim Randevu Sistemi üzerinden öncelikli randevu alabiliyor. Geçtiğimiz yıl Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızla birlikte yeni bir uygulamayı hayata geçirdik. Evsel doğal gaz faturalarında yüzde 50 indirim sağladık. Özel öğretim kurumlarında ise şehit ve gazi çocuklarımızdan alınan ilave ücretleri kaldırdık. Barınmadan rehabilitasyona, sosyal konutlardan kültürel faaliyetlere kadar uzanan geniş bir alanda şehit ailelerimize ve gazilerimize öncelik veriyoruz. Sanata Teşvik ve Sanatla Yaşam Projesiyle; kültür ve sanat faaliyetlerine daha aktif biçimde katılmalarını destekliyoruz. Diğer yandan, hizmetlere daha kolay ulaşmanız için dijital imkanları da devreye alıyoruz. Şehit Gazi Mobil Uygulamasıyla başvurulara, bilgilere ve haklara erişimi daha pratik hale getirdik. Geçtiğimiz Mart ayında, 25 yaşını doldurmuş şehit ve gazi çocuklarımız için tanıtım kartı uygulamasını başlattık. Böylece daha önce ücretsiz seyahat kartından yararlanmış, ancak yaş şartı nedeniyle kartını iade etmek durumunda kalmış evlatlarımız, Şehit Gazi Mobil Uygulaması üzerinden tanıtım kartlarına ulaşabiliyor. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da her çalışmamızda aynı samimiyet, özen ve yüksek sorumluluk duygusuyla hareket edeceğiz" şeklinde konuştu. "Bütün gayretimiz, evlatlarımızın güven içinde büyüdüğü, annelerin gönlünün ferah olduğu bir ülke iklimini güçlendirmektir" ‘Terörsüz Türkiye Süreci’ ile hedeflerinin annelerin gönüllerinin rahat olduğu bir Türkiye oluşturmak olduğunu vurgulayan Bakan Göktaş, "Türkiye olarak bütün gayretimiz, evlatlarımızın güven içinde büyüdüğü, annelerin gönlünün ferah olduğu bir ülke iklimini güçlendirmektir. Terörsüz Türkiye hedefimiz, bu güçlü gelecek tasavvurunun en önemli başlıklarından biridir. Bu hedefe yürürken en temel hassasiyetimiz şudur. Şehitlerimizin aziz hatırasına gölge düşürecek hiçbir adıma izin vermemek. Gazilerimizi incitecek hiçbir söze, hiçbir tavra müsamaha göstermemek. Şehit ailelerimizin gönlünü yaralayacak hiçbir yaklaşımı kabul etmemektir. Çünkü bu ülkenin birliği de, geleceği de, huzuru da şehitlerimizin bizlere bıraktığı mukaddes emanet üzerine yükselmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, terörle mücadelede büyük bir kararlılık ortaya koymuştur. Güvenliğiyle, diplomasisiyle, sosyal politikalarıyla ve kalkınma hamleleriyle geleceğe daha güçlü yürüyen bir ülke haline gelmiştir. Terörsüz Türkiye hedefi, aziz şehitlerimizin canları pahasına koruduğu emanetleri daha güçlü biçimde geleceğe taşımaktır. Bu hedef, ay yıldızlı bayrağımızın altında 86 milyonun aynı kardeşlik ruhuyla, aynı güven duygusuyla ve ortak bir gelecek inancıyla yoluna devam etmesidir. Bizler de bu anlayışla; şehitlerimizin emanetini baş tacı ederek, gazilerimizin kahramanlığını her zaman yücelterek ve siz kıymetli ailelerimizin hayır duasını en büyük dayanağımız bilerek çalışmalarımızı sürdüreceğiz" ifadelerine yer verdi. "Anne demek şefkat demektir" Anne figürünün, toplumun en önemli unsurlarından biri olduğunu söyleyen AK Parti Kadın Kolları Başkanı Tuğba Işık Ercan ise "Anne demek şefkat demektir. Bir toplumu ayakta tutan en güçlü sütun demektir. Ancak şehit annesi ve şehit yakını demek, sabrın en büyüğü, metanetin en güçlüsü ve vatan sevgisinin bu dünyadaki en somut nişanesi demektir. Bizim inancımızda ve medeniyetimizde ise şehitlik bir faninin ulaşabileceği en ali makamdır. İstiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy, o ölümsüz dizelerinde şehidimize şöyle seslenir. ‘Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber. Sana avucunu açmış duruyor peygamber.’ İşte sizler evlatlarını o peygamber avucuna, o mübarek kucağa uğrayan seçilmiş annelersiniz" cümlelerine yer verdi. "Bugün Türkiye olarak tarihi bir eşikteyiz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Terörsüz Türkiye için yoğun çaba gösterdiğini dile getiren Ercan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sizin evlatlarınız artık sadece sizin değil bu aziz milletin bu toprağın ve şanlı bayrağımızın evlatlarıdır. Onlar makamların en güzeline vardılar. Sizler de bu dünyada şehit annesi, şehit yakını ve gazi olmanın izzetini ve onurunu kuşandınız. Sizin medeniyetiniz bu toprakların tapusu, sizin doğalarınız bizlerin en büyük güç kaynağıdır. Bugün Türkiye olarak tarihi bir eşikteyiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın sarsılmaz liderliği ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin de öncü günde terörsüz bir Türkiye inşa etme yolunda tarihi bir irade sahibi oluyoruz. Cumhur İttifakı olarak tek bir gayemiz var. Bu topraklardan terörün gölgesini silip atmak ve artık hiçbir annemizin yüreğine evlat acısı düşürmemek. Bu süreç şehitlerimizin aziz kanıyla kullanan bu topraklarda huzuru ebedi kılma mücadelesidir. Biz bu kararlılığı sergilerken en büyük gücü sizlerin o asil, o mütevekkil duruşundan alıyoruz." Program, şehit annelerine hediye takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.
İletişim Başkanı Duran: "Bugün devletimiz, şiddet mağduru bir kadının yardım talebine ilgisiz kalan bir yaklaşımdan çok uzaktır"
09 Mart 2026 Pazartesi - 13:22 İletişim Başkanı Duran: "Bugün devletimiz, şiddet mağduru bir kadının yardım talebine ilgisiz kalan bir yaklaşımdan çok uzaktır" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Bugün devletimiz, şiddet mağduru bir kadının yardım talebine ilgisiz kalan bir yaklaşımdan çok uzaktır. Eskinin köhne zihniyetinden, ‘devlet vatandaşını her türlü şiddetten korumak zorundadır ve koruyacaktır’ anlayışına geçiş, Türkiye’de önemli bir dönüşümü temsil etmiştir" dedi. İletişim Başkanı Duran, İletişim Başkanlığı tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle düzenlenen ‘Kadın, Toplum ve Gelecek Paneli’ne katıldı. Başkanlık binasında gerçekleştirilen panelde konuşan Duran, konuşmasına başlamadan önce Denizli’nin Buldan ilçesinde meydana gelen 5,1 büyüklüğündeki depremden etkilenen vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti. Emeği, azmi ve toplumsal yaşama katkılarıyla topluma yön veren tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayan Duran, bu vesileyle tüm kadın kahramanları, şehitleri rahmet ve minnetle yad etti. Öte yandan Duran, Gazze’den Suriye’ye, Arakan’dan Afrika’ya kadar çeşitli acılar ile test edilen tüm anneleri ve kadınları selamladığını da sözlerine ekledi. "Kadınların mücadelesi yalnızca bireysel hakların mücadelesi değildir" Son 200 yıldır kadınların; üretim ilişkilerinin şekillendirdiği ekonomik düzen içinde görünür olabilmek, sosyal hayatta daha etkin yer almak ve devlet-vatandaş ilişkisinde eşit konuma ulaşabilmek için önemli mücadele verdiğini aktaran Duran, "Bu mücadele, yalnızca bireysel hakların mücadelesi değildir. Aynı zamanda adil ve kapsayıcı bir toplumsal düzenin inşasına yönelik güçlü bir iradedir" ifadelerini kullandı. "Kadınların karşı karşıya kaldığı sorunlar yüzeysel sloganlarla açıklanamayacak kadar çok boyutludur" Kadın hakları meselesinin zaman zaman sloganik ifadelerle reklam sektörünün ve tüketim kültürünün bir parçası haline getirilmesini ve güçlü kadın imajının boşaltılmış söylemlerle gündeme gelmesinin toplumsal bir yanılsama ürettiğine vurgu yapan Duran, "Oysa kadınların karşı karşıya olduğu sorunlar, yüzeysel sloganlarla ya da bazı popüler söylemlerle açıklanamayacak kadar derin ve çok boyutludur. Böyle bir yaklaşım, ne kadınların gerçek sorunlarına çözüm üretmekte ne de toplumsal adalete katkı sunmaktadır. Bu sebeple meseleye daha derin bir şekilde bakmak gerektiğini düşünüyoruz" dedi. "Kadınların hayatını doğrudan etkileyen alanlarda toplumdan gelen her sesi dikkatle dinliyoruz" Duran, en temel sorumluluklarından bir tanesinin de herhangi bir ayrım gözetmeden, kadınları kamusal hayatta daha görünür ve daha etkin kılmak olduğunu söyleyerek, "Eşit ücret, doğum izni, kreş imkanları, taciz ve mobbing gibi kadınların hayatını doğrudan etkileyen alanlarda toplumdan gelen her sesi dikkatle dinliyoruz. Bu çerçevede vatandaşlarımızın başvuru mekanizmalarından biri olan CİMER’e hanım kardeşlerimizden gelen başvuruların titizlikle incelenmesi konusunda Başkanlık olarak büyük hassasiyet gösteriyoruz. 2025 yılı boyunca CİMER’e iletilen yaklaşık 92 bin teşekkür başvurularının önemli bir bölümü kadın kamu görevlilerine yöneliktir" diye konuştu. "Bugün devletimiz, şiddet mağduru bir kadının yardım talebine ilgisiz kalan bir yaklaşımdan çok uzaktır" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kadına yönelik şiddetle mücadele konusundaki kararlı, tavizsiz ve ilkesel duruşunun son 20 yılda Türkiye’de önemli bir zihniyet dönüşümünün kapısını araladığını aktaran Duran, sözlerine şöyle devam etti: "Atılan yasal adımlar ve geliştirilen kurumsal mekanizmalar sayesinde şiddetin önlenmesi konusunda güçlü bir toplumsal bilinç oluşmuştur. Bugün devletimiz, şiddet mağduru bir kadının yardım talebine ilgisiz kalan bir yaklaşımdan çok uzaktır. Eskinin köhne zihniyetinden, ‘devlet vatandaşını her türlü şiddetten korumak zorundadır ve koruyacaktır’ anlayışına geçiş, Türkiye’de önemli bir dönüşümü temsil etmiştir. Devletimiz; emniyet mensuplarından diyanet çalışanlarına, sosyal hizmetler görevlilerinden sağlık ve eğitim alanındaki personeline kadar, binlerce kamu çalışanına yıllardır şiddet farkındalığı ve müdahale eğitimleri vermektedir. Bizler, kadına yönelik şiddeti hiçbir hafifletici nedeni olmayan bir suç olarak görüyoruz. Bu noktada 6284 No’lu kanunla beraber ALO 183 ve KADES gibi uygulamalarımızla şiddete ve şiddet diline yer vermeyen bir toplum inşası için uğraşıyoruz." "Hamdolsun, 20’nci yüzyılda kadınların karşılaştığı hak kayıplarını 21’inci yüzyıla taşımadık" Karar alma mekanizmalarında ve parlamento temsilinde kadın görünürlüğü noktasında da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ısrarlı duruşunun kıymetli olduğunu söyleyen İletişim Başkanı Duran, "Liderlik ettiği hükümetlerde Cumhuriyet tarihimiz boyunca hiç olmadığı kadar fazla sayıda kadın bakanımız yer almıştır. 2002’de yüzde 4’lerde olan kadın milletvekili oranı ise istikrarlı bir şekilde artarak 2023’te yüzde 20’lere ulaşmıştır. Ayrıca çalışma hayatında doğum ve süt izinleri ile küçük çocuğu olanlara esnek çalışma saatleri gibi düzenlemeler, kadınların lehine uygulanacak şekilde geliştirilmiştir. Doğum izninin 16 haftadan 24 haftaya çıkarılması için öneri de hali hazırda meclisimizin gündemindedir. Hamdolsun, geride bıraktığımız yüzyılda kız çocuklarının okullaşma oranı başta olmak üzere çok önemli ve olumlu gelişmeleri ortaya koyduk. Bugün orta ve yükseköğretimde kız ve erkek öğrencilerin oranı birbirine çok yakındır. 2010’lu yıllarda 25-29 yaş arasındaki kadınlarda yüksekokul mezunu oranı yüzde 11 iken, 2020’li yıllarda bu oran yüzde 40’ın üzerine çıkmıştır. Bu başarı, Cumhuriyet tarihimizden bu yana kadın eğitimi alanında gerçekleştirilen devrimsel bir sıçramayı göstermektedir. Bizler, hamdolsun, 20’nci yüzyılda kadınların karşılaştığı hak kayıplarını, sosyal alandaki ihlalleri, okullaşma ve çalışma hayatındaki engelleri 21’inci yüzyıla taşımadık" dedi.
Doğal gaz şebekesi 255 bin kilometreyi buldu
09 Mart 2026 Pazartesi - 12:29 Doğal gaz şebekesi 255 bin kilometreyi buldu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, doğal gazı yaygınlaştırmaya devam ediyor. 2025 yılı sonu itibariyle doğal gaz şebekesinin uzunluğu 255 bin kilometreyi bulurken, doğal gaz ulaştırılan yerleşim yeri sayısı da 982’ye yükseldi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2002’de ‘Türkiye’deki her eve doğal gaz götürülmesi’ yönünde koyduğu hedef doğrultusunda doğal gazı yaygınlaştırmayı sürdürüyor. 2002 yılında sadece 5 ilde ve 57 yerleşim yerinde bulunan doğal gazla ilgili olarak hem şebeke uzunluğu hem de doğal gazın ulaştırdığı yerleşim yeri sayısı artmaya devam ediyor. Türkiye’nin doğal gaz şebekesi, 2025 yılı sonu itibariyle 20 bin kilometre dağıtım ve 235 bin kilometre iletim hattı olmak üzere toplamda 255 bin kilometreye ulaştı. Söz konusu doğal gaz şebekesi ile geçen yılın sonunda 81 il, 982 yerleşim yeri ve 230 OSB’ye doğal gaz arzı sağlanmış oldu. Ayrıca, 2002’de 1,3 milyon olan doğal gaz abonesi sayısı da 22,8 milyona yükseldi. Sadece 2025 yılında 47 yeni yerleşim yerine doğal gaz ulaştırıldı. Böylece, Türkiye genelinde konut abone sayısında yaklaşık 933 bin artış oldu. Şu anda Türkiye nüfusunun yüzde 85’ine doğal gaz kullanma imkânı sağlayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, doğal gaz ulaştırılan yerleşim yeri sayısını bu yıl binin üzerine çıkarmayı hedefliyor.
Bakan Uraloğlu: "Doğu Akdeniz GTH Projesi, mavi vatanımızda çıkarlarımızı koruyacak"
09 Mart 2026 Pazartesi - 11:46 Bakan Uraloğlu: "Doğu Akdeniz GTH Projesi, mavi vatanımızda çıkarlarımızı koruyacak" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Doğu Akdeniz GTH Projesi, mavi vatanımızda çıkarlarımızı koruyacak. KKTC çevre denizleri ve ülkemiz arasındaki deniz alanında deniz trafiğini izleyebileceğiz" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Doğu Akdeniz Gemi Trafik Hizmetleri Projesi kapsamında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde üç farklı lokasyonda yer alan gemi trafik gözetleme istasyonlarının inşaat çalışmalarının tamamlandığını bildirdi. Bakan Uraloğlu, donanım tedarik ve yazılım geliştirme çalışmalarına devam ettiklerini, sistemin 2026 yılının ikinci yarısında hizmete almayı hedeflediklerini aktardı. Ayrıca Bakan Uraloğlu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) kurulacak sistem kapsamında ilk kabullerin yapıldığını belirterek, projede inşaat çalışmalarını ve sistem yazılımı fabrika kabul testlerini tamamladıklarını, donanım tedarik ve yazılım geliştirme çalışmalarına devam ettiklerini söyledi. "Bu alanda teknolojik bağımsızlık sağlamış olacağız Doğu Akdeniz GTH Projesi ile Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de etkinliğini artıracağını ifade eden Bakan Uraloğlu, "Doğu Akdeniz GTH Projesi Projesi, mavi vatanımızda çıkarlarımızı koruyacak. KKTC çevre denizleri ve ülkemiz arasındaki deniz alanında deniz trafiğini izleyebileceğiz. Projede tamamen milli olarak geliştirdiğimiz yazılım ile tüm altyapımızı millileştirerek bu alanda teknolojik bağımsızlık sağlamış olacağız. Karpaz, Sadrazamköy ve Çayırova’daki Trafik Gözetleme İstasyonlarının (TGİ) inşaat çalışmalarını tamamladık. Kurulacak sisteme, Selvitepe’de bulunan Otomatik Tanımlama Sistemi (OTS) verileri ile Kantara’da bulunan OTS ve Radar verilerinin entegrasyonu sağlanacak. Mersin GTH Merkezinde ise uzaktan yedekleme ve konsol kurulumunu gerçekleştireceğiz. Trafik Gözetleme İstasyonlarında bulunan radarlar, kameralar, haberleşme teçhizatları, OTS ve modern teknolojinin tüm imkanları kullanılarak 24 saat kesintisiz izleme yapabileceğiz. Bu sayede Gemi Trafik Hizmetleri kapsamı alanına giren herhangi bir gemi anında tespit edilebilecek ve bilgiler anında hem Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde kurulacak Merkeze hem de ülkemizde kurulmuş olan Mersin Gemi Trafik Hizmetleri Merkezine iletilecek. KKTC’deki merkezin de kurulumunda sona yaklaştık" ifadelerine yer verdi. "Meteorolojik verilerin gemilerle paylaşılması gibi işlemleri bu sistemler sayesinde sağlayacağız" Sistemin sağlayacağı faydalara ilişkin de bilgi veren Bakan Uraloğlu, sistemin bir sürü kolaylıklar getirdiğini belirterek, "Gemi kimliklendirilmesi, gemi trafiğinin kesintisiz izlenmesi ve düzenlenmesi, gemilere seyir bilgileri ve genel uyarıların iletilmesi, özellikli alanların kontrol yönetimi, kaçakçılığın önlenmesine katkı sağlanması, tehlike uyarılarının yapılması, kaza, yangın gibi acil durumlarda ilgililerin bilgilendirilmesi, meteorolojik verilerin gerektiğinde gemilerle paylaşılması gibi işlemleri bu sistemler sayesinde sağlayacağız" açıklamasında bulundu.
GENÇKONFED’ten Ramazan etkinlikleri eleştirilerine tepki
09 Mart 2026 Pazartesi - 11:34 GENÇKONFED’ten Ramazan etkinlikleri eleştirilerine tepki Türkiye Gençlik Kulüpleri Konfederasyonu (GENÇKONFED) Genel Başkanı Bilal Okudan, okullarda düzenlenen Ramazan etkinliklerine yönelik eleştirilere tepki göstererek, bu faaliyetlerin çocukların manevi ve kültürel gelişimine katkı sunduğunu söyledi. GENÇKONFED Genel Başkanı Bilal Okudan, CHP Muğla Milletvekili Süreyya Öneş Derici’nin okullarda gerçekleştirilen Ramazan etkinliklerine ilişkin açıklamalarına tepki gösterdi. Okudan, Ramazan ayının milletin kültürel ve manevi hayatında önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, okullarda bu aya ilişkin farkındalık oluşturan etkinliklerin değerler eğitimi açısından önemli olduğunu ifade etti. Bilal Okudan, yaptığı açıklamada Ramazan ayının paylaşma, yardımlaşma, sabır, merhamet ve kardeşlik gibi değerlerin çocuklara aktarılmasında önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. Okudan, okullarda düzenlenen Ramazan temalı etkinliklerin çocukların kendi inanç, kültür ve medeniyet değerleriyle bağ kurmasına katkı sağladığını kaydetti. Aynı zamanda bu tür faaliyetlerin laiklik karşıtı uygulamalar gibi gösterilmesinin doğru olmadığını savunarak, laikliğin toplumun inanç değerlerini bastırmanın değil, farklı inanç ve özgürlüklerin güvence altına alındığı bir düzenin teminatı olduğunu ifade etti. İnanç, kültür ve toplumsal değerlerle çatışan bir söylemin gençleri birleştirmek yerine ayrıştıracağını dile getiren Okudan, okullardaki Ramazan etkinliklerini hedef alan yaklaşımların toplumsal barışa, ortak değerlere ve birlik duygusuna zarar vereceğini öne sürdü. Açıklamasında gençlerin kendi tarihini, kültürünü, inancını ve medeniyet mirasını tanıyarak yetişmesinin önemine dikkati çeken Okudan, milletin inanç değerlerini hedef alan ve Ramazan ayının manevi atmosferini tartışma konusu yapan yaklaşımlara karşı olduklarını dile getirdi.
Sahil Güvenlik Komutanlığı: "Antalya açıklarında başlatılan arama kurtarma faaliyetlerine devam edilmektedir"
09 Mart 2026 Pazartesi - 11:22 Sahil Güvenlik Komutanlığı: "Antalya açıklarında başlatılan arama kurtarma faaliyetlerine devam edilmektedir" Sahil Güvenlik Komutanlığı, Antalya’nın Finike açıklarında içerisinde çok sayıda kaçak göçmenin bulunduğu bota ikaz yapılmasına rağmen durmadığını ve Sahil Güvenlik botuna çarptığını bildirdi. Yaşanan çarpışma nedeniyle 14 düzensiz göçmenin hayatını kaybettiği ve arama kurtarma çalışmalarının devam ettiği aktarıldı. Sahil Güvenlik Komutanlığı’nda konuya ilişkin yapılan açıklamada, "9 Mart tarihinde saat 02.24’te, Antalya ili Finike ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik İnsansız Hava Aracı tarafından içerisinde çok sayıda düzensiz göçmenin bulunduğu yüksek süratli fiber karinalı bir lastik botun tespit edilmesi üzerine olay mahalline derhal 2 Sahil Güvenlik Botu (TCSG-20, TCSG-9) sevk edilmiştir. Bahse konu fiber karinalı lastik botun yakalanması maksadıyla görevlendirilen Sahil Güvenlik Botları tarafından yapılan görsel ve sesli uyarı/ikazlara rağmen yüksek süratle kaçmaya devam eden düzensiz göçmen botu saat 05.09’da rotasını aniden Sahil Güvenlik Botu (TCSG-9)’nun üzerine değiştirerek Sahil Güvenlik Botuna çarpmıştır. Yaşanan çarpma neticesinde yüksek süratli fiber karinalı lastik botta bulunan düzensiz göçmenlerin bir kısmının denize düşmesi üzerine olay mahalline derhal 1 Sahil Güvenlik Helikopteri (TCSG-510), 1 Sahil Güvenlik Gemisi (TCSG-104) ve 3 Sahil Güvenlik Botu (TCSG-914, KB-33, KB-34) daha sevk edilmiştir. Bölgede icra edilen arama kurtarma faaliyetleri neticesinde deniz yüzeyinde tespit edilen 6 düzensiz göçmen ve 1 Türk uyruklu göçmen kaçakçısı şüphelisi sağ olarak kurtarılmış, 14 düzensiz göçmenin ise cansız bedenine ulaşılmıştır. Çarpma olayını müteakip fiber karinalı lastik bot ile olay yerinden kaçarak Demre ilçesi Beymelek sahilinden karaya çıkan 15 düzensiz göçmen yakalanmıştır. Bahse konu olayda kayıp durumunun belirlenmesine yönelik düzensiz göçmenlerle mülakat çalışmalarına ve arama kurtarma faaliyetlerine devam edilmektedir. Olaya ilişkin Finike Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli tahkikat başlatılmış olup organizatör şüphelisi 6 şahıs gözaltına alınmıştır" ifadeleri yer aldı.
TVHB Başkanı Eroğlu: "Geçmişten bugüne mesleğimize emek veren tüm meslektaşlarımızı saygı ve minnetle anıyoruz"
09 Mart 2026 Pazartesi - 10:57 TVHB Başkanı Eroğlu: "Geçmişten bugüne mesleğimize emek veren tüm meslektaşlarımızı saygı ve minnetle anıyoruz" Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Başkanı Ali Eroğlu, "Kuruluş yıl dönümümüzde, geçmişten bugüne mesleğimize emek veren, katkı sunan tüm meslektaşlarımızı saygı ve minnetle anıyoruz" dedi. TVHB’nin kuruluşunun 72. yıl dönümü dolayısıyla yazılı açıklama yapan Başkanı Eroğlu, bu özel günde geçmişten bugüne meslek adına emek veren tüm meslektaşlarını saygı ve minnetle andığını ifade etti. Aynı zamanda Eroğlu, veteriner hekimlerin mesleki yetki ve haklarının korunmasının, TVHB’nin temel öncelikleri arasında olduğunu belirtti. "Veteriner hekimlik mesleği hayvan sağlığı ve refahından hayvansal üretime çok geniş bir sorumluluk alanına sahip" Ali Eroğlu, şu ifadelere yer verdi: "Türk Veteriner Hekimleri Birliği, 72 yıl önce 9 Mart 1954 tarihinde 6343 sayılı Kanunla kurulmuş, ülkemizdeki tüm veteriner hekimleri temsil eden, kamu kurumu niteliğinde ve tüzel kişiliğe haiz bir meslek örgütüdür. 72. kuruluş yıl dönümümüzü kutlarken, mesleğimizin köklü geçmişini, toplum sağlığına katkılarını ve geleceğe dair sorumluluklarımızı bir kez daha hatırlamak isteriz. Veteriner hekimlik mesleği; hayvan sağlığı ve refahından hayvansal üretime, gıda güvenliğinden halk sağlığına, çevre sağlığından biyogüvenliğe, antimikrobiyal dirençten iklim değişikliği ile mücadeleye kadar çok geniş bir sorumluluk alanına sahiptir. Küresel salgınlar, gıda krizleri, hayvan kaynaklı hastalıklar ve çevresel tehditler, veteriner hekimliğin hayati rolünü her geçen gün daha da ön plana çıkarmaktadır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, mesleğimizin yetki ve sorumluluk alanına giren bu konularda, ilgili bakanlıklar, kamu kurumları, özel sektör ve diğer meslek örgütleriyle etkin bir diyalog zemini oluşturarak ortak stratejiler geliştirmeye, mesleğimizin toplumsal katkısını güçlendirmeye devam ediyoruz. Bilim ve teknolojideki hızlı değişime uyum sağlayan, eğitimde kaliteyi esas alan ve mesleki hakları kararlılıkla savunan bir anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz." "Bilimsel mirası geleceğe taşıma kararlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz" Dünyanın ilk veteriner fakültesinin 1762 yılında Fransa’da Claude Bourgelat tarafından kurulmasının, bilimsel veteriner hekimliğin başlangıcını simgelediğini vurgulayan Eroğlu, "Louis Pasteur’ün kuduz aşısını geliştirmesi, Bernhard Bang’in bruselloz etkenini ortaya koyması, Sir John McFadyean’ın veteriner patolojisine yaptığı katkılar gibi pek çok bilimsel başarı, mesleğimizin insanlık tarihindeki vazgeçilmez yerini kanıtlamıştır. Bu öncü bilim insanlarını saygıyla anıyor, onların bilimsel mirasını geleceğe taşıma kararlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz" diye konuştu. 183 yıllık köklü geçmiş Ali Eroğlu, Türkiye’de veteriner hekimliği eğitiminin 1842 yılında Mekteb-i Harbiye bünyesinde başladığını hatırlatarak, veteriner hekimlerin Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana halk sağlığı, hayvan sağlığı, gıda güvenliği ve kırsal kalkınma alanlarında önemli görevler üstlendiğini belirtti. Eroğlu ayrıca, Türk veteriner hekimliğinin gelişimine katkı sunan Şefik Kolaylı, Süreyya Tahsin Aygün ve Mehmet Akif Ersoy gibi isimleri de andı. "Veteriner hekimlerin mesleki yetki ve haklarını korumak, birliğimizin temel öncelikleri arasındadır" Toplum sağlığının, veteriner hekimlerin katkısı olmadan tam anlamıyla korunamayacağının altını çizen Eroğlu, "Hayvanlardan insanlara bulaşan zoonotik hastalıklarla mücadelenin yanı sıra, gıda güvenliğinin sağlanması ve sürdürülebilir hayvancılık uygulamaları için veteriner hekimlerin bilimsel bilgi ve deneyimine duyulan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Bu noktada, veteriner hekimlerin mesleki yetki ve haklarını korumak, alan dışı müdahalelere karşı durmak ve mesleğimizin geleceğini güvence altına almak, birliğimizin temel öncelikleri arasındadır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, mesleğimizin yüksek standartlarını oluşturmak, meslek onurunu yüceltmek ve toplumumuza en kaliteli hizmeti sunmak için kararlılıkla çalışıyoruz. Fiili hizmet süresi, sağlık meslek grubu statüsü, sağlıkta şiddetin önlenmesi, kamuda istihdamın artırılması, çalışan ve emekli veteriner hekimlerimizin özlük haklarının iyileştirilmesi ve mesleki haklarımızın korunması gibi pek çok alanda aktif çalışmalar yürütmekteyiz" şeklinde konuştu. "Geçmişten bugüne mesleğimize emek veren tüm meslektaşlarımızı saygı ve minnetle anıyoruz" Ali Eroğlu’nun açıklamasında şu ifadeler yer aldı: "Eğitim kalitesinin artırılması, veteriner fakültelerinin fiziki altyapı ve akademik kadro açısından güçlendirilmesi, ihtiyaç analizine dayalı fakülte planlaması yapılması, meslek içi eğitim programlarının yaygınlaştırılması ve veteriner hekimlikte uzmanlaşma süreçlerinin güçlendirilmesi, mesleğimizin geleceği açısından hayati öneme sahiptir. Eğitimde standartı yakalayamayan bir mesleğin, gelecekteki sürdürülebilirliği tehlikeye girecektir. Tüm bu çalışmalarımızın temelinde, mesleğimizin tarihi birikiminden aldığımız güç ve meslektaşlarımızın özverili katkıları yer almaktadır. Mesleğimizin bugünlere gelmesinde emeği geçen her bir veteriner hekimin, ortaya koyduğu çaba ve fedakârlık, geleceğe yönelik sorumluluklarımızı da şekillendirmektedir. Kuruluş yıl dönümümüzde, geçmişten bugüne mesleğimize emek veren, katkı sunan tüm meslektaşlarımızı saygı ve minnetle anıyoruz."