Yerel Haberler
Ankara
Bu virüs meme kanserinin yayılmasını yavaşlatıyor 05 Mayıs 2026 Salı - 11:30:29 Yapılan çalışmalar solunum yolu enfeksiyonuna sebep olan Respiratuar Sinsityal Virüsünün (RSV) kanser hücrelerinin yayılmasına karşı kalkan görevi görebileceğini ortaya koydu. Bu gelişmeyi değerlendiren Prof. Dr. Uğur Coşkun, gelişmenin önemli olduğunu ancak verilerin direkt tedavi için yeterli olmadığını söyledi. ABD’de Proceedings of the National Academy of Sciences’ta gerçekleştirilen bir çalışmada hafif soğuk algınlığı ve ateş benzeri semptomlardan şiddetli zatürre ve bronşite kadar değişen hastalıklara neden olabilen Respiratuar Sinsityal Virüsünün (RSV) kanser hücrelerinin yayılmasına karşı kalkan görevi görebileceğini ortaya koydu. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Uğur Coşkun, gerçekleştirilen bu çalışmaya dair değerlendirmede bulunarak şu ifadeleri kullandı: "Yakın zamanda yapılan bir çalışma, solunum yolu enfeksiyonunun kanser hücrelerinin yayılmasına karşı bir kalkan görevi görebileceğini ortaya koymuştur. ABD’de Proceedings of the National Academy of Sciences’ta yayımlanan bu çalışma, bağışıklık sisteminin virüslere karşı verdiği tepkinin kanser hücreleri üzerinde de etkili olabileceğini gösteriyor. Fare modeli yardımıyla araştırılan bu çalışmada araştırmacılar, önce fareleri RSV’ye maruz bıraktı ve bir gün sonra farelere meme kanseri hücreleri enjekte etti. Sonrasında sağlıklı kontrol grubu fareleriyle karşılaştırdılar. Daha sonra her iki gruba da meme kanserli hücreler enjekte edilerek metastaz durumunu gözlemlediler. Araştırmadaki en çarpıcı bulgu şu: RSV’li farelerde kanser hücrelerinin akciğere tutunması ve çoğalması zorlaştı ve bunun sonucunda daha az metastatik tümör oluştu. Özellikle akciğerleri etkileyen viral enfeksiyonlar sırasında vücut "tip I interferon" adı verilen savunma proteinleri üretir. Bu proteinler normalde virüslerle savaşmak için görev yaparken, aynı zamanda kanser hücrelerinin akciğerde tutunmasını ve çoğalmasını zorlaştırıyor. Çalışmada bulunan bir diğer önemli mekanizma da, interferonların vücutta Galectin-9 adlı proteini artırması ve bu proteinlerin de kanser hücrelerinin akciğere yerleşmesini engellemesidir." Çalışmanın önemli bulguları olduğuna dikkat çeken Uğur Coşkun "Bu bulgular, viral enfeksiyonların ve tip I interferonların akciğer ortamını kanserin yerleşmesini engelleyecek şekilde yeniden şekillendirebileceğini ve bunun yeni anti-metastatik tedaviler geliştirilirken kullanılabileceğini göstermektedir. Çalışmadan elde edilen veriler tıp dünyası için önemli, ancak bu verileri direkt olarak tedavi amaçlı uygulamak şu an için mümkün görünmemekte. Öncelikle daha fazla insan üzerinde çalışma yapılması ve enfeksiyon mekanizmalarının daha ayrıntılı incelenmesi gerekmektedir" dedi.
05 Mayıs 2026 Salı - 11:21 Ankara’da gümüş balığı sezonu, flamingolarla birlikte başladı Ankara’nın Evren ilçesindeki Hirfanlı Baraj Gölü’nde gümüş balığı av sezonu açıldı. Yaklaşık 45 gün süren av döneminde balıkçılık yapılırken, bölgeyle özdeşleşen flamingolar da gölde yerini almaya başladı. Ankara’nın Evren ilçesindeki Hirfanlı Baraj Gölü’nde avlanan ve halk arasında ’kum balığı’ olarak bilinen gümüş balığında av sezonu başladı. Yaklaşık 45 gün süren av döneminde avlanılan balıkların büyük kısmının yurt dışına ihraç edildiği belirtiliyor. Öte yandan, yılın 12 ayı bölgede görülen ve gölle özdeşleşen flamingolar gibi çok sayıda su kuşu, baraj gölünü sadece balıkçılık değil doğa turizmi açısından da cazibe merkezi haline getiriyor. "Çok lezzetli yağlı bir balıktır, besin değeri yüksektir" Gümüş balığının halk arasında ’kum balığı’ olarak da bilindiğini ifade eden Evren İlçesi Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Alpay Alpaslan, "Bu balığımız gümüş balığı (Atherina), halk arasında kum balığı olarak da biliniyor. Şeffaf bir balıktır, lezzetli ve yağlı bir balıktır. Genelde yurt dışına ihraç oluyor, yurt içinde fazla tüketilmiyor. Bu yıl hava şartları soğuk geçti ve su seviyemiz de çok düşüktü. Bu yüzden bu yıl, sezon biraz daha geç başladı. Avlanma sezonu nisan, mayıs ile eylül, ekim aylarında oluyor. Bu aylar dışında diğer aylarda balık derinlere çekiliyor. Geçen yıl 300 ton işlemiştik ama şu an yaklaşık 30 tonlardayız. Bu balığı sadece Ankara değil, Türkiye’nin her yerine tavsiye edebilirim. Çok lezzetli yağlı bir balıktır, besin değeri yüksektir" dedi. "Flamingolar artık gölümüzle özdeşleşti" Hirfanlı Baraj Gölü’nün başta flamingolar olmak üzere yaklaşık 20 farklı su kuşuna ev sahipliği yaptığını belirten Alpay Aslan, "Flamingolar artık gölümüzle özdeşleşti. Yılın 12 ayı, yaz, kış her zaman buradalar. Flamingolar dışında pelikanlar, karabataklar, martılar var. Burada yaklaşık 20 çeşit su kuşu var. Buraya fotoğraf çekmek için birçok kişi geliyor. Herkesi flamingolarımızı, sahilimizi, barajımızı görmeye davet ediyorum. Yazın gelip suya girenler bile var, su o kadar temizdir. İnsanımız cana yakındır, misafirperverdir. Mesir alanımız, piknik alanımız, her şeyimiz mevcuttur. Herkese burayı ziyaret etmelerini tavsiye ediyorum" diye konuştu. "Bu sezon balık az oldu ama geçen sene tekne başına 25-30 ton balık tutuyorduk" 35 yıldır balıkçılık yaptığını aktaran İsmail Gümüştepe, "Gümüş balığı çok güzel bir balıktır ve genelde yurt dışına ihraç ediliyor. Bu sezon balık az oldu ama geçen sene tekne başına 25-30 ton balık tutuyorduk. Çok lezzetli bir balıktır. Bu balığı patates kızartır gibi kızartıp yiyebilirsiniz. Gümüş balığını herkese tavsiye ederim" şeklinde konuştu. "Hirfanlı Baraj Gölü’nden çıkan balığın asla kokusu olmaz" Gümüş balığı avcılığı sezonda 45 gün süreyle yapıldığını vurgulayan Evren Belediye Başkanı Hüsamettin Ünsal, "Evren ilçesi, adeta İç Anadolu’nun denizine sahip bir bölgede bulunuyor. Bu bölgede tatlı su balıkçılığı yapılıyor. Gümüş balığı avcılığı sezonda 45 gün süreyle yapılıyor. Hirfanlı Baraj Gölü’nden çıkan balığın asla kokusu olmaz. Yeni yapılan Ankara-Niğde Otoyolu’yla Ankara’dan çıktığınız zaman bir saat içerisinde Evren ilçesinde oluyorsunuz. Tüm hemşehrilerimizi, Evren ilçesine davet ediyorum" açıklamasında bulundu.
05 Mayıs 2026 Salı - 11:18 Ankara’da gümüş balığı sezonu, flamingolarla birlikte başladı Ankara’nın Evren ilçesindeki Hirfanlı Baraj Gölü’nde gümüş balığı av sezonu açıldı. Yaklaşık 45 gün süren av döneminde balıkçılık yapılırken, bölgeyle özdeşleşen flamingolar gölde yerini almaya başladı. Ankara’nın Evren ilçesindeki Hirfanlı Baraj Gölü’nde avlanan ve halk arasında ’kum balığı’ olarak bilinen gümüş balığında av sezonu başladı. Yaklaşık 45 gün süren av döneminde avlanılan balıkların büyük kısmının yurt dışına ihraç edildiği belirtiliyor. Öte yandan yılın 12 ayı bölgede görülen ve gölle özdeşleşen flamingolar gibi çok sayıda su kuşu, baraj gölünü sadece balıkçılık değil doğa turizmi açısından da cazibe merkezi haline getiriyor. "Çok lezzetli yağlı bir balıktır, besin değeri yüksektir" Gümüş balığının halk arasında ’kum balığı’ olarak da bilindiğini ifade eden Evren İlçesi Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Alpay Alpaslan, "Bu balığımız Gümüş Balığı (Atherina), halk arasında kum balığı olarak da biliniyor. Şeffaf bir balıktır, lezzetli ve yağlı bir balıktır. Genelde yurt dışına ihraç oluyor, yurt içinde fazla tüketilmiyor. Bu yıl hava şartları soğuk geçti ve su seviyemiz de çok düşüktü. Bu yüzden bu yıl, sezon biraz daha geç başladı. Avlanma sezonu nisan, mayıs ile eylül, ekim aylarında oluyor. Bu aylar dışında diğer aylarda balık derinlere çekiliyor. Geçen yıl 300 ton işlemiştik ama şu an yaklaşık 30 tonlardayız. Bu balığı sadece Ankara değil, Türkiye’nin her yerine tavsiye edebilirim. Çok lezzetli yağlı bir balıktır, besin değeri yüksektir" dedi. "Flamingolar artık gölümüzle özdeşleşti" Hirfanlı Baraj Gölü’nün başta flamingolar olmak üzere yaklaşık 20 farklı su kuşuna ev sahipliği yaptığını belirten Alpay Aslan, "Flamingolar artık gölümüzle özdeşleşti. Yılın 12 ayı, yaz, kış her zaman buradalar. Flamingolar dışında pelikanlar, karabataklar, martılar var. Burada yaklaşık 20 çeşit su kuşu var. Buraya fotoğraf çekmek için birçok kişi geliyor. Herkesi flamingolarımızı, sahilimizi, barajımızı görmeye davet ediyorum. Yazın gelip suya girenler bile var, su o kadar temizdir. İnsanımız cana yakındır, misafirperverdir. Mesir alanımız, piknik alanımız, her şeyimiz mevcuttur. Herkese burayı ziyaret etmelerini tavsiye ediyorum" diye konuştu. "Bu sezon balık az oldu ama geçen sene tekne başına 25-30 ton balık tutuyorduk" 35 yıldır balıkçılık yaptığını aktaran İsmail Gümüştepe, "Gümüş balığı çok güzel bir balıktır ve genelde yurtdışına ihraç ediliyor. Bu sezon balık az oldu ama geçen sene tekne başına 25-30 ton balık tutuyorduk. Çok lezzetli bir balıktır. Bu balığı patates kızartır gibi kızartıp yiyebilirsiniz. Gümüş balığını herkese tavsiye ederim" şeklinde konuştu. "Hirfanlı Baraj Gölü’nden çıkan balığın asla kokusu olmaz" Gümüş balığı avcılığı sezonda 45 gün süreyle yapıldığını vurgulayan Evren Belediye Başkanı Hüsamettin Ünsal, "Evren ilçesi, adeta İç Anadolu’nun denizine sahip bir bölgede bulunuyor. Bu bölgede tatlısı balıkçılığı yapılıyor. Gümüş balığı avcılığı sezonda 45 gün süreyle yapılıyor. Hirfanlı Baraj Gölü’nden çıkan balığın asla kokusu olmaz. Yeni yapılan Ankara-Niğde Otoyolu’yla Ankara’dan çıktığınız zaman bir saat içerisinde Evren ilçesinde oluyorsunuz. Tüm hemşerilerimizi, Evren ilçesine davet ediyorum" açıklamasında bulundu.
İletişim Başkanı Duran: "Bugün devletimiz, şiddet mağduru bir kadının yardım talebine ilgisiz kalan bir yaklaşımdan çok uzaktır"
09 Mart 2026 Pazartesi - 13:22 İletişim Başkanı Duran: "Bugün devletimiz, şiddet mağduru bir kadının yardım talebine ilgisiz kalan bir yaklaşımdan çok uzaktır" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Bugün devletimiz, şiddet mağduru bir kadının yardım talebine ilgisiz kalan bir yaklaşımdan çok uzaktır. Eskinin köhne zihniyetinden, ‘devlet vatandaşını her türlü şiddetten korumak zorundadır ve koruyacaktır’ anlayışına geçiş, Türkiye’de önemli bir dönüşümü temsil etmiştir" dedi. İletişim Başkanı Duran, İletişim Başkanlığı tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle düzenlenen ‘Kadın, Toplum ve Gelecek Paneli’ne katıldı. Başkanlık binasında gerçekleştirilen panelde konuşan Duran, konuşmasına başlamadan önce Denizli’nin Buldan ilçesinde meydana gelen 5,1 büyüklüğündeki depremden etkilenen vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti. Emeği, azmi ve toplumsal yaşama katkılarıyla topluma yön veren tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayan Duran, bu vesileyle tüm kadın kahramanları, şehitleri rahmet ve minnetle yad etti. Öte yandan Duran, Gazze’den Suriye’ye, Arakan’dan Afrika’ya kadar çeşitli acılar ile test edilen tüm anneleri ve kadınları selamladığını da sözlerine ekledi. "Kadınların mücadelesi yalnızca bireysel hakların mücadelesi değildir" Son 200 yıldır kadınların; üretim ilişkilerinin şekillendirdiği ekonomik düzen içinde görünür olabilmek, sosyal hayatta daha etkin yer almak ve devlet-vatandaş ilişkisinde eşit konuma ulaşabilmek için önemli mücadele verdiğini aktaran Duran, "Bu mücadele, yalnızca bireysel hakların mücadelesi değildir. Aynı zamanda adil ve kapsayıcı bir toplumsal düzenin inşasına yönelik güçlü bir iradedir" ifadelerini kullandı. "Kadınların karşı karşıya kaldığı sorunlar yüzeysel sloganlarla açıklanamayacak kadar çok boyutludur" Kadın hakları meselesinin zaman zaman sloganik ifadelerle reklam sektörünün ve tüketim kültürünün bir parçası haline getirilmesini ve güçlü kadın imajının boşaltılmış söylemlerle gündeme gelmesinin toplumsal bir yanılsama ürettiğine vurgu yapan Duran, "Oysa kadınların karşı karşıya olduğu sorunlar, yüzeysel sloganlarla ya da bazı popüler söylemlerle açıklanamayacak kadar derin ve çok boyutludur. Böyle bir yaklaşım, ne kadınların gerçek sorunlarına çözüm üretmekte ne de toplumsal adalete katkı sunmaktadır. Bu sebeple meseleye daha derin bir şekilde bakmak gerektiğini düşünüyoruz" dedi. "Kadınların hayatını doğrudan etkileyen alanlarda toplumdan gelen her sesi dikkatle dinliyoruz" Duran, en temel sorumluluklarından bir tanesinin de herhangi bir ayrım gözetmeden, kadınları kamusal hayatta daha görünür ve daha etkin kılmak olduğunu söyleyerek, "Eşit ücret, doğum izni, kreş imkanları, taciz ve mobbing gibi kadınların hayatını doğrudan etkileyen alanlarda toplumdan gelen her sesi dikkatle dinliyoruz. Bu çerçevede vatandaşlarımızın başvuru mekanizmalarından biri olan CİMER’e hanım kardeşlerimizden gelen başvuruların titizlikle incelenmesi konusunda Başkanlık olarak büyük hassasiyet gösteriyoruz. 2025 yılı boyunca CİMER’e iletilen yaklaşık 92 bin teşekkür başvurularının önemli bir bölümü kadın kamu görevlilerine yöneliktir" diye konuştu. "Bugün devletimiz, şiddet mağduru bir kadının yardım talebine ilgisiz kalan bir yaklaşımdan çok uzaktır" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kadına yönelik şiddetle mücadele konusundaki kararlı, tavizsiz ve ilkesel duruşunun son 20 yılda Türkiye’de önemli bir zihniyet dönüşümünün kapısını araladığını aktaran Duran, sözlerine şöyle devam etti: "Atılan yasal adımlar ve geliştirilen kurumsal mekanizmalar sayesinde şiddetin önlenmesi konusunda güçlü bir toplumsal bilinç oluşmuştur. Bugün devletimiz, şiddet mağduru bir kadının yardım talebine ilgisiz kalan bir yaklaşımdan çok uzaktır. Eskinin köhne zihniyetinden, ‘devlet vatandaşını her türlü şiddetten korumak zorundadır ve koruyacaktır’ anlayışına geçiş, Türkiye’de önemli bir dönüşümü temsil etmiştir. Devletimiz; emniyet mensuplarından diyanet çalışanlarına, sosyal hizmetler görevlilerinden sağlık ve eğitim alanındaki personeline kadar, binlerce kamu çalışanına yıllardır şiddet farkındalığı ve müdahale eğitimleri vermektedir. Bizler, kadına yönelik şiddeti hiçbir hafifletici nedeni olmayan bir suç olarak görüyoruz. Bu noktada 6284 No’lu kanunla beraber ALO 183 ve KADES gibi uygulamalarımızla şiddete ve şiddet diline yer vermeyen bir toplum inşası için uğraşıyoruz." "Hamdolsun, 20’nci yüzyılda kadınların karşılaştığı hak kayıplarını 21’inci yüzyıla taşımadık" Karar alma mekanizmalarında ve parlamento temsilinde kadın görünürlüğü noktasında da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ısrarlı duruşunun kıymetli olduğunu söyleyen İletişim Başkanı Duran, "Liderlik ettiği hükümetlerde Cumhuriyet tarihimiz boyunca hiç olmadığı kadar fazla sayıda kadın bakanımız yer almıştır. 2002’de yüzde 4’lerde olan kadın milletvekili oranı ise istikrarlı bir şekilde artarak 2023’te yüzde 20’lere ulaşmıştır. Ayrıca çalışma hayatında doğum ve süt izinleri ile küçük çocuğu olanlara esnek çalışma saatleri gibi düzenlemeler, kadınların lehine uygulanacak şekilde geliştirilmiştir. Doğum izninin 16 haftadan 24 haftaya çıkarılması için öneri de hali hazırda meclisimizin gündemindedir. Hamdolsun, geride bıraktığımız yüzyılda kız çocuklarının okullaşma oranı başta olmak üzere çok önemli ve olumlu gelişmeleri ortaya koyduk. Bugün orta ve yükseköğretimde kız ve erkek öğrencilerin oranı birbirine çok yakındır. 2010’lu yıllarda 25-29 yaş arasındaki kadınlarda yüksekokul mezunu oranı yüzde 11 iken, 2020’li yıllarda bu oran yüzde 40’ın üzerine çıkmıştır. Bu başarı, Cumhuriyet tarihimizden bu yana kadın eğitimi alanında gerçekleştirilen devrimsel bir sıçramayı göstermektedir. Bizler, hamdolsun, 20’nci yüzyılda kadınların karşılaştığı hak kayıplarını, sosyal alandaki ihlalleri, okullaşma ve çalışma hayatındaki engelleri 21’inci yüzyıla taşımadık" dedi.
Doğal gaz şebekesi 255 bin kilometreyi buldu
09 Mart 2026 Pazartesi - 12:29 Doğal gaz şebekesi 255 bin kilometreyi buldu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, doğal gazı yaygınlaştırmaya devam ediyor. 2025 yılı sonu itibariyle doğal gaz şebekesinin uzunluğu 255 bin kilometreyi bulurken, doğal gaz ulaştırılan yerleşim yeri sayısı da 982’ye yükseldi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2002’de ‘Türkiye’deki her eve doğal gaz götürülmesi’ yönünde koyduğu hedef doğrultusunda doğal gazı yaygınlaştırmayı sürdürüyor. 2002 yılında sadece 5 ilde ve 57 yerleşim yerinde bulunan doğal gazla ilgili olarak hem şebeke uzunluğu hem de doğal gazın ulaştırdığı yerleşim yeri sayısı artmaya devam ediyor. Türkiye’nin doğal gaz şebekesi, 2025 yılı sonu itibariyle 20 bin kilometre dağıtım ve 235 bin kilometre iletim hattı olmak üzere toplamda 255 bin kilometreye ulaştı. Söz konusu doğal gaz şebekesi ile geçen yılın sonunda 81 il, 982 yerleşim yeri ve 230 OSB’ye doğal gaz arzı sağlanmış oldu. Ayrıca, 2002’de 1,3 milyon olan doğal gaz abonesi sayısı da 22,8 milyona yükseldi. Sadece 2025 yılında 47 yeni yerleşim yerine doğal gaz ulaştırıldı. Böylece, Türkiye genelinde konut abone sayısında yaklaşık 933 bin artış oldu. Şu anda Türkiye nüfusunun yüzde 85’ine doğal gaz kullanma imkânı sağlayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, doğal gaz ulaştırılan yerleşim yeri sayısını bu yıl binin üzerine çıkarmayı hedefliyor.
Bakan Uraloğlu: "Doğu Akdeniz GTH Projesi, mavi vatanımızda çıkarlarımızı koruyacak"
09 Mart 2026 Pazartesi - 11:46 Bakan Uraloğlu: "Doğu Akdeniz GTH Projesi, mavi vatanımızda çıkarlarımızı koruyacak" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Doğu Akdeniz GTH Projesi, mavi vatanımızda çıkarlarımızı koruyacak. KKTC çevre denizleri ve ülkemiz arasındaki deniz alanında deniz trafiğini izleyebileceğiz" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Doğu Akdeniz Gemi Trafik Hizmetleri Projesi kapsamında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde üç farklı lokasyonda yer alan gemi trafik gözetleme istasyonlarının inşaat çalışmalarının tamamlandığını bildirdi. Bakan Uraloğlu, donanım tedarik ve yazılım geliştirme çalışmalarına devam ettiklerini, sistemin 2026 yılının ikinci yarısında hizmete almayı hedeflediklerini aktardı. Ayrıca Bakan Uraloğlu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) kurulacak sistem kapsamında ilk kabullerin yapıldığını belirterek, projede inşaat çalışmalarını ve sistem yazılımı fabrika kabul testlerini tamamladıklarını, donanım tedarik ve yazılım geliştirme çalışmalarına devam ettiklerini söyledi. "Bu alanda teknolojik bağımsızlık sağlamış olacağız Doğu Akdeniz GTH Projesi ile Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de etkinliğini artıracağını ifade eden Bakan Uraloğlu, "Doğu Akdeniz GTH Projesi Projesi, mavi vatanımızda çıkarlarımızı koruyacak. KKTC çevre denizleri ve ülkemiz arasındaki deniz alanında deniz trafiğini izleyebileceğiz. Projede tamamen milli olarak geliştirdiğimiz yazılım ile tüm altyapımızı millileştirerek bu alanda teknolojik bağımsızlık sağlamış olacağız. Karpaz, Sadrazamköy ve Çayırova’daki Trafik Gözetleme İstasyonlarının (TGİ) inşaat çalışmalarını tamamladık. Kurulacak sisteme, Selvitepe’de bulunan Otomatik Tanımlama Sistemi (OTS) verileri ile Kantara’da bulunan OTS ve Radar verilerinin entegrasyonu sağlanacak. Mersin GTH Merkezinde ise uzaktan yedekleme ve konsol kurulumunu gerçekleştireceğiz. Trafik Gözetleme İstasyonlarında bulunan radarlar, kameralar, haberleşme teçhizatları, OTS ve modern teknolojinin tüm imkanları kullanılarak 24 saat kesintisiz izleme yapabileceğiz. Bu sayede Gemi Trafik Hizmetleri kapsamı alanına giren herhangi bir gemi anında tespit edilebilecek ve bilgiler anında hem Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde kurulacak Merkeze hem de ülkemizde kurulmuş olan Mersin Gemi Trafik Hizmetleri Merkezine iletilecek. KKTC’deki merkezin de kurulumunda sona yaklaştık" ifadelerine yer verdi. "Meteorolojik verilerin gemilerle paylaşılması gibi işlemleri bu sistemler sayesinde sağlayacağız" Sistemin sağlayacağı faydalara ilişkin de bilgi veren Bakan Uraloğlu, sistemin bir sürü kolaylıklar getirdiğini belirterek, "Gemi kimliklendirilmesi, gemi trafiğinin kesintisiz izlenmesi ve düzenlenmesi, gemilere seyir bilgileri ve genel uyarıların iletilmesi, özellikli alanların kontrol yönetimi, kaçakçılığın önlenmesine katkı sağlanması, tehlike uyarılarının yapılması, kaza, yangın gibi acil durumlarda ilgililerin bilgilendirilmesi, meteorolojik verilerin gerektiğinde gemilerle paylaşılması gibi işlemleri bu sistemler sayesinde sağlayacağız" açıklamasında bulundu.
GENÇKONFED’ten Ramazan etkinlikleri eleştirilerine tepki
09 Mart 2026 Pazartesi - 11:34 GENÇKONFED’ten Ramazan etkinlikleri eleştirilerine tepki Türkiye Gençlik Kulüpleri Konfederasyonu (GENÇKONFED) Genel Başkanı Bilal Okudan, okullarda düzenlenen Ramazan etkinliklerine yönelik eleştirilere tepki göstererek, bu faaliyetlerin çocukların manevi ve kültürel gelişimine katkı sunduğunu söyledi. GENÇKONFED Genel Başkanı Bilal Okudan, CHP Muğla Milletvekili Süreyya Öneş Derici’nin okullarda gerçekleştirilen Ramazan etkinliklerine ilişkin açıklamalarına tepki gösterdi. Okudan, Ramazan ayının milletin kültürel ve manevi hayatında önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, okullarda bu aya ilişkin farkındalık oluşturan etkinliklerin değerler eğitimi açısından önemli olduğunu ifade etti. Bilal Okudan, yaptığı açıklamada Ramazan ayının paylaşma, yardımlaşma, sabır, merhamet ve kardeşlik gibi değerlerin çocuklara aktarılmasında önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. Okudan, okullarda düzenlenen Ramazan temalı etkinliklerin çocukların kendi inanç, kültür ve medeniyet değerleriyle bağ kurmasına katkı sağladığını kaydetti. Aynı zamanda bu tür faaliyetlerin laiklik karşıtı uygulamalar gibi gösterilmesinin doğru olmadığını savunarak, laikliğin toplumun inanç değerlerini bastırmanın değil, farklı inanç ve özgürlüklerin güvence altına alındığı bir düzenin teminatı olduğunu ifade etti. İnanç, kültür ve toplumsal değerlerle çatışan bir söylemin gençleri birleştirmek yerine ayrıştıracağını dile getiren Okudan, okullardaki Ramazan etkinliklerini hedef alan yaklaşımların toplumsal barışa, ortak değerlere ve birlik duygusuna zarar vereceğini öne sürdü. Açıklamasında gençlerin kendi tarihini, kültürünü, inancını ve medeniyet mirasını tanıyarak yetişmesinin önemine dikkati çeken Okudan, milletin inanç değerlerini hedef alan ve Ramazan ayının manevi atmosferini tartışma konusu yapan yaklaşımlara karşı olduklarını dile getirdi.