Yerel Haberler
Ankara
03 Mayıs 2026 Pazar - 16:11 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nda şampiyon Sebastian Berwick 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nda genel klasmanda Caja Rural-Seguros RGA takımından Avustralyalı sporcu Sebastian Berwick şampiyon oldu. 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu Ankara - Ankara etabıyla tamamlandı. Genel ferdi klasmanda Caja Rural-Seguros RGA takımından Avustralyalı sporcu Sebastian Berwick şampiyonluğa ulaştı. 26 Nisan’da Çeşme’den başlayan ve 8 gün boyunca 8 etapta toplam 1.133,5 kilometrelik parkurda gerçekleştirilen organizasyon, başkentte koşulan 105,2 kilometrelik Ankara-Ankara etabıyla sona erdi. 23 takım, 27 ülkeden 159 sporcunun mücadele ettiği turda, 6. etapta liderliği ele geçiren 26 yaşındaki Sebastian Berwick, toplamda 26 saat 34 dakika 19 saniyelik derecesiyle genel klasmanda birinciliği elde ederek turkuaz mayonun sahibi oldu. Genel klasmanda Equipo Kern Pharma takımından Kolombiyalı Ivan Ramiro Sosa ikinci ve Solution Tech NIPPO Rali ekibinin Belçikalı sporcusu Kamiel Bonneu ise üçüncü sırada yer aldı. Turun 8. ve son etabında ise Team Flanders-Baloise takımından Belçikalı sporcu Tom Crabbe birinciliği elde etti. Crabbe, Ankara parkurunu 2 saat 11 dakika 35 saniyelik derecesiyle tamamladı. Mayo sahipleri belli oldu Yarışta turkuaz mayonun yanı sıra diğer kategorilerde de ödüller sahiplerini buldu. Beyaz mayo Mustafa Tarakçı’ya, yeşil mayo Tom Crabbe’ye, kırmızı mayo ise Sebastian Berwick’e takdim edildi. Takım şampiyonu Astana oldu Takım klasmanında ise World Tour ekibi Astana birinciliği elde etti. Lev Gonov, Davide Ballerini, Alessio Delle Vedove, Henok Mulueberhan, Matteo Scalco, Nicolya Vinokourov ve Darren Van Bekkum’dan oluşan ekip, organizasyonu zirvede tamamladı. TGA - GoTürkiye sponsorluğundaki Beyaz Mayo, Mustafa Tarakçı’ya Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Destek ve Mali Hizmetler Genel Müdürü Mehmet Tuncer tarafından takdim edildi. Spor Toto sponsorluğundaki Yeşil Mayo, Tom Crabbe’ye Gençlik ve Spor Bakanı Yardımcısı Hamza Yerlikaya tarafından takdim edildi. Türk Hava Yolları sponsorluğundaki Kırmızı Mayo, Sebastian Berwick’e Gençlik ve Spor Bakanı Yardımcısı Hamza Yerlikaya tarafından takdim edildi. "27 yıl aradan sonra Ankara, ilk kez finiş noktası olarak ev sahipliği yapıyor" Yarış ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Ankara’nın 27 yıl aradan sonra bu önemli etkinliğe ev sahipliği yaptığını belirterek, "Sporun birleştirişi gücünü bir kez daha ortaya koyan bu organizasyon, 27 farklı ülkeden sporcuları aynı hedef etrafında buluştururken centilmenliğin ve rekabetin en güzel örneklerini sahaya yansıttı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve Anıtkabir aksındaki parkur organizasyonu sportif olduğu kadar sembolik olarak da çok daha anlamlı hale getirmiş oldu. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, yıllar içinde kazandığı tecrübe ve ulaştığı seviyeyle uluslararası güçlü bir yer edinmeye devam edecektir. Bu büyük organizasyon boyunca ülkemizin eşsiz coğrafyasını, tarihini ve doğal güzelliklerle ekranları başında takip eden yüz milyonlarca izleyici bulunmaktadır. Dolayısıyla hem ülkemizin hem de Ankara’nın tanıtımı adına güzel bir etkinlik olduğunu, çok faydalı bir etkinlik olduğunu ben tekrar altını çizerek ifade etmek istedim" dedi. Yılmaz, yarışın Türkiye’nin doğal ve kültürel güzelliklerinin tanıtımına katkı sağladığını belirterek, dereceye giren sporcuları tebrik etti ve tüm katılımcılara teşekkür etti. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin ilk kez organizasyona ev sahipliği yaptığını ifade eden Yılmaz, emeği geçenlere de teşekkür etti. "Bisikleti yeni nesillere sevdirmemiz lazım" Gelecek seneki turun çok daha yoğun katılımla gerçekleşeceğini söyleyen Yılmaz, "Bizim bisikleti yeni nesillere sevdirmemiz lazım. Her bakımdan, hem kişisel sağlık açısından hem çevre açısından hem toplumumuzun genel bütünleşmesi açısından çok güzel bir şey bisiklet kullanımı. Bu vesileyle tüm topluma da bisiklet sevgisinin tekrar yansıtılması açısından da çok faydalı olacaktır diye inanıyorum" ifadelerini kullandı.
03 Mayıs 2026 Pazar - 15:43 Küresel sağlık diplomasisinde Türkiye vurgusu Türkiye, sağlık turizmi ve küresel sağlık diplomasisi alanında önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 14-15 Mayıs 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek "Uluslararası Sağlık Turizmi Zirvesi", dünyanın dört bir yanından üst düzey katılımcıları bir araya getirecek. Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) öncülüğünde, Genel Başkan Prof. Dr. Aysun Bay liderliğinde gerçekleştirilecek zirveye, 50’den fazla ülkeden sağlık bakan yardımcıları, büyükelçiler, uluslararası yatırımcılar, akademisyenler, sağlık yöneticileri ve sektör temsilcilerinin katılması bekleniyor. Türkiye’den ise Sağlık, Ticaret ile Kültür ve Turizm bakanlıkları nezdinde üst düzey katılım öngörülüyor. Zirvede, sağlık turizminde kalite ve akreditasyon, uluslararası hasta güvenliği, yatırım modelleri, kamu-özel iş birlikleri (PPP), dijital sağlık çözümleri ve yapay zeka destekli sağlık sistemleri gibi başlıklar ele alınacak. Organizasyon kapsamında ayrıca ülkeler arası iş birliklerini geliştirmeye yönelik B2B görüşmeler ile stratejik protokol imza süreçleri de gerçekleştirilecek. Prof. Dr. Aysun Bay yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin sağlık turizminde sadece bir hizmet sağlayıcı değil, aynı zamanda küresel sağlık diplomasisinin merkezlerinden biri olma yolunda ilerlediğini belirterek, "Antalya Zirvesi ile amacımız; ülkeler arasında sürdürülebilir iş birlikleri kurmak, yatırım süreçlerini hızlandırmak ve sağlıkta kalite standartlarını uluslararası düzeyde güçlendirmektir" dedi. Zirvenin, Türkiye’nin sağlık turizmindeki güçlü altyapısını, nitelikli insan kaynağını ve stratejik coğrafi konumunu uluslararası kamuoyuna tanıtması açısından önemli bir platform olması bekleniyor.
Bakan Bolat: "Cari işlemler açığı son 3 yılda makul düzeylerde ve istikrarlı bir görünüm sergilemiştir
12 Mart 2026 Perşembe - 12:48 Bakan Bolat: "Cari işlemler açığı son 3 yılda makul düzeylerde ve istikrarlı bir görünüm sergilemiştir Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Küresel konjonktürde artan jeopolitik gerilimlere, savaşlara ve ticarette korumacılık uygulamalarındaki hızlı artışlara rağmen cari işlemler açığı son 3 yılda makul düzeylerde ve istikrarlı bir görünüm sergilemiştir" dedi. Bakan Bolat, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) ocak ayı ödemeler dengesi verilerine ilişkin yazılı açıklamada bulundu. Söz konusu ayda cari işlemler açığının 6,8 milyar dolar, yıllıklandırılmış cari işlemler açığının ise 32,9 milyar dolar olarak gerçekleştiğini belirten Bolat, altın ve enerji hariç yıllıklandırılmış cari işlemler hesabının 33,9 milyar dolar fazla verdiğini ifade etti. Bolat, hizmet ihracatının güçlü seyrini devam ettirdiğine ve ocak ayında, yıllıklandırılmış olarak, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5 artarak tüm zamanların en yüksek seviyesi olan 123,5 milyar dolara ulaştığını aktardı. Bakan Bolat, şu ifadelere yer verdi: "Seyahat gelirlerimiz ocak ayında 42,8 milyar dolar, taşımacılık gelirlerimiz ise 60,2 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Ocak ayı itibarıyla mal ve hizmet ihracatı toplamı, geçen yıla göre yüzde 4 artarak 396 milyar dolara yükselmiştir. 2025’te cari işlemler açığının milli gelire oranı yüzde 1,9 olarak gerçekleşerek tarihi ortalamanın altında kalmıştır. Küresel konjonktürde artan jeopolitik gerilimlere, savaşlara ve ticarette korumacılık uygulamalarındaki hızlı artışlara rağmen cari işlemler açığı son 3 yılda makul düzeylerde ve istikrarlı bir görünüm sergilemiştir." ABD-İsrail ve İran savaşının enerji fiyatları ve dış ticaret kanalları üzerinden etkisini artırmasının cari işlemler açığında yukarı yönlü riskler oluşturduğuna işaret eden Bolat, "Bu çerçevede, Bakanlık olarak jeopolitik çalkantıların dış ticaretimizde oluşturduğu risklerin etkisinin sınırlandırılmasına yönelik çalışmalarımızı sürdürmekteyiz" dedi. Bolat, TCMB’nin ödemeler dengesi istatistiklerinde veri kalitesini artırmak amacıyla borçlanma senetlerine yönelik faiz giderlerinin hesaplanmasında mikro veri tabanlı yeni bir yönteme geçtiğine söyleyerek, "Bu yöntem değişikliği neticesinde, Eylül 2020’den itibaren birincil gelir dengesi altındaki ’portföy yatırımları/gider’ kalemi toplamda 8,9 milyar dolar yukarı yönlü güncellenmiştir. 2025’te ise ’portföy yatırımları/gider’ kaleminde 4,8 milyar dolar yukarı yönlü önemli düzeyde bir revize gerçekleşmiştir. Bu revizyonlar neticesinde 2025 yılı cari işlemler açığı 25,2 milyar dolardan 30,1 milyar dolara revize olmuştur" ifadelerini kullandı.
ATO Başkanı Baran: "Gine ile ticaret hacmimizi kısa süre içerisinde 500 milyon dolar seviyesine taşıyabileceğimize inanıyorum"
12 Mart 2026 Perşembe - 12:46 ATO Başkanı Baran: "Gine ile ticaret hacmimizi kısa süre içerisinde 500 milyon dolar seviyesine taşıyabileceğimize inanıyorum" Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, "Binlerce kilometrelik coğrafi uzaklığa rağmen, her iki ülkenin potansiyelini değerlendirdiğimizde Gine ile ticaret hacmimizi kısa süre içerisinde 500 milyon dolar seviyesine taşıyabileceğimize inanıyorum" dedi. Gine’nin Ankara Büyükelçisi Abdoulaye Fofana, ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran’ı makamında ziyaret etti. Görüşmede iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesine yönelik konular ele alındı. Türkiye ile Gine arasındaki ilişkilerin karşılıklı saygı, dostluk ve kazan-kazan anlayışı temelinde her geçen gün daha da güçlendiğini belirten Baran, 2013 yılında karşılıklı büyükelçiliklerin açılmasıyla ilişkilerin daha da güç kazandığını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2016 yılında Gine’ye gerçekleştirdiği ziyaretin ise ilişkileri stratejik bir boyuta taşıdığını söyledi. Türkiye’nin Afrika ülkeleriyle ticari ve ekonomik ilişkilerini son yıllarda istikrarlı şekilde geliştirdiğinin altını çizen Baran; sanayiden tarıma, enerjiden lojistiğe kadar birçok alanda güçlü bir iş birliği zemininin oluştuğunu sözlerine ekledi. "Gine ile ticaret hacmimizi kısa süre içerisinde 500 milyon dolar seviyesine taşıyabileceğimize inanıyorum" Gine’nin zengin su, doğal kaynakları ve madencilik potansiyeli sayesinde Batı Afrika’nın yükselen ekonomileri arasında yer aldığını belirten Baran, "Binlerce kilometrelik coğrafi uzaklığa rağmen, her iki ülkenin potansiyelini değerlendirdiğimizde Gine ile ticaret hacmimizi kısa süre içerisinde 500 milyon dolar seviyesine taşıyabileceğimize inanıyorum. Sınırları içerisinde birçok nehri barındıran ve Batı Afrika’nın ‘su kulesi’ olarak adlandırılan Gine’nin hidroelektrik ve güneş enerjisi alanında potansiyeli yüksek. Dünyanın en büyük çıkartılmamış demir yataklarının bulunduğu Gine, dünya boksit üretiminde de ikinci sırada yer alıyor. Tarıma elverişli toprakları, enerji ve altyapı yatırımlarına olan ihtiyaç, Gine’yi iş dünyamız açısından önemli fırsatlar sunan bir ülke haline getiriyor" ifadelerine yer verdi. "Toplam ticaret hacmi 279 milyon dolar olarak gerçekleşti" Türkiye ile Gine arasındaki ticaret hacminin son yıllarda giderek arttığını ifade eden Baran, "2025 yılında ise 240 milyon doları ihracatımız olmak üzere toplam ticaret hacmi 279 milyon dolar olarak gerçekleşti. Elektrikli makine ve cihazlar, mekanik cihazlar, demir veya çelikten eşya, plastik ve mamulleri ile hububat ve mobilya ihracatımızda öne çıkan ürünler arasında yer alıyor. Gine’den ithalatımızda ise hayvan yemleri, kakao, bitkisel ve hayvansal yağlar, yağlı tohumlar, kahve, çay ve su ürünleri bulunuyor. Gine ile üyelerimiz arasında doğrudan temasların artırılmasını, iş insanlarımızın karşılıklı ziyaretlerini, sektörel ticaret heyetlerini ve B2B görüşmelerini son derece önemsiyoruz. ATO olarak Gine’de yatırım yapmak isteyen üyelerimize rehberlik etmeye, Gineli iş insanlarını Ankara’da ve Türkiye’de yatırım yapmaya teşvik etmeye hazırız" cümlelerine yer verdi. "Türkiye Cumhuriyeti, Gine’nin önemli stratejik ortaklarından biridir" Türkiye ile Gine arasındaki ilişkilerin stratejik bir ortaklık düzeyinde geliştiğini belirten Gine’nin Ankara Büyükelçisi Abdoulaye Fofana ise, "Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti, Gine’nin önemli stratejik ortaklarından biridir. İş birliğimiz ticari, ekonomik ve siyasi alanlarda yüksek bir seviyede ve kaliteli bir şekilde ilerlemektedir. Bugün Gine’de çok sayıda Türk şirketi faaliyet gösteriyor. Bu şirketler liman işletmeciliğinden havalimanı inşaatına, su arıtma ve atık yönetiminden enerji üretimine kadar birçok alanda önemli projeler yürütüyor" diye konuştu.
MSB: "İncirlik bir Türk üssüdür, üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir"
12 Mart 2026 Perşembe - 12:26 MSB: "İncirlik bir Türk üssüdür, üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir" Milli Savunma Bakanlığı (MSB), "İncirlik bir Türk üssüdür. Üzerindeki tüm tesisleri ile birlikte mülkiyeti Türkiye Cumhuriyetine aittir. Üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir. Orada Amerikan askerlerinin olması Amerikan üssü olduğu anlamına gelmez" açıklaması yaptı. MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) beka ve güvenliğe yönelen risk ve tehdit unsurlarına karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürdüğünü bildirdi. Aktürk, Bakanlıkta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında yaptığı açıklamada, devam eden operasyon ve arama-tarama faaliyetlerinin yanı sıra ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmalardaki son duruma ilişkin bilgi verdi. Terörle mücadele operasyonlarının kesintisiz sürdüğünü aktaran Tuğamiral Aktürk, "Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, beka ve güvenliğimize yönelen risk ve tehdit unsurları ile mücadelesini kararlılıkla sürdürmektedir. Devam eden operasyon ve arama-tarama faaliyetleri kapsamında hafta içerisinde 4 PKK’lı terörist daha teslim olmuştur" ifadelerini kullandı. Sınır ötesinde güvenliği kalıcı hale getirmeye yönelik çalışmaların devam ettiğini vurgulayan Aktürk, mayın ve el yapımı patlayıcıların yanı sıra mağara, sığınak ve barınakların tespit edilerek imha edildiğini kaydetti. "Menbic’de tünellerin yüzde 95’i imha edildi" Suriye harekât alanlarındaki tünel imha çalışmalarına da değinen Aktürk, şu bilgileri paylaştı: "Son bir haftada imha edilen 3 kilometre tünel ile birlikte Menbic’de tespit edilen tünel hatlarının yüzde 95’i, yani 462 kilometresi başarıyla imha edilmiştir. Böylelikle Suriye harekât alanlarında imha edilen toplam tünel uzunluğu 764 kilometreye ulaşmıştır. Bunun 302 kilometresi Tel Rıfat’ta, 462 kilometresi ise Menbic’te bulunmaktadır." Hudutlarda yoğun güvenlik tedbirleri Hudut güvenliğine ilişkin verileri de açıklayan Aktürk, sınırların uluslararası standartlarda korunduğunu belirtti. Aktürk, "Hafta boyunca yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 7’si terör örgütü mensubu olmak üzere 78 şahıs yakalanmış, 1.733 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir" dedi. Yıl başından bu yana yakalanan düzensiz geçiş sayısının 1.278’e, engellenen kişi sayısının ise 13 bin 493’e ulaştığını aktaran Aktürk, hudutlarda kademeli güvenlik sisteminin kesintisiz şekilde sürdüğünü kaydetti. "Ramstein/Almanya’dan görevlendirilen bir Patriot sistemi Malatya’da konuşlandırılmaktadır" Aktürk, 9 Mart’ta İran’dan ateşlenen ve Türk hava sahasına giren balistik mühimmatın NATO unsurları tarafından etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Aktürk, "İran’dan ateşlenen ve hava sahamıza giren bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hâle getirilmiştir. Bazı mühimmat parçalarının Gaziantep ve Diyarbakır’da boş araziye düştüğü olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanma meydana gelmemiştir. ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan, İran’ın üçüncü ülkeleri de hedef alan saldırılarıyla genişleyen çatışmalar kapsamında; hava sahamızın ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak amacıyla millî düzeyde alınan tedbirlere ilave olarak, Müttefik Hava Komutanlığı Ramstein/Almanya’dan görevlendirilen bir Patriot sistemi Malatya’da konuşlandırılmaktadır" şeklinde konuştu. KKTC’nin güvenliği için F-16 ve hava savunma sistemleri konuşlandırıldı Aktürk, İran ile ABD-İsrail arasında yaşanan çatışmaların bölgesel güvenlik risklerini artırdığını belirterek, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğine yönelik adımların da atıldığını söyledi. "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğinin artırılmasına yönelik kademeli planlamalar kapsamında 6 adet F-16 savaş uçağı ile hava savunma sistemleri KKTC’ye konuşlandırılmıştır" diyen Aktürk, Türkiye’nin hava sahası ve vatandaşlarının güvenliği için gerekli tüm tedbirleri aldığını vurguladı. Aktürk, bölgedeki gelişmeler nedeniyle hava ve deniz unsurlarının görevlerini sürdürdüğünü belirterek, "Hava sahamızın güvenliğini sağlamak ve olası ihlalleri önlemek amacıyla muharip uçaklarımızla hava devriyesi icra edilmekte, Doğu Akdeniz’de deniz ve hava unsurlarımız tarafından seyir, keşif ve gözetleme faaliyetleri yürütülmektedir" dedi. İran sınır hattında olağan dışı bir hareketlilik bulunmadığını kaydeden Aktürk, muhtemel risklere karşı devletin ilgili kurumlarıyla koordinasyon içinde gerekli tedbirlerin alındığını söyledi. Türkiye’nin bölgesel gelişmeleri yakından takip ettiğini belirten Aktürk, şunları kaydetti: "Ülkemiz, hava sahasının, sınırlarının, vatandaşlarının ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğini sağlamak amacıyla millî imkân ve kabiliyetlerini kullanmaya, savunma ve caydırıcılık temelinde NATO ve müttefiklerimizle eş güdüm içerisinde gerekli tüm tedbirleri almaya devam edecektir." Aktürk, masum sivillerin hayatını kaybetmesine yol açan çatışmaların derhal sona erdirilmesi ve kalıcı ateşkes sağlanmasının önemini de vurguladı. Türkiye-Yunanistan GAÖ temasları Türkiye ile Yunanistan arasında tesis edilen Güven Artırıcı Önlemler kapsamında bazı temasların gerçekleştirildiğini aktaran Aktürk, Yunanistan Hava Kuvvetleri Komutanlığından bir heyetin 9-11 Mart tarihlerinde Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığını ziyaret ettiğini bildirdi. Ayrıca Aktürk, Nordik-Baltık ülkeleri Ankara büyükelçileri ve savunma ataşelerinin 10 Mart’ta İstanbul’daki Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezini ziyaret ettiğini söyledi. Aktürk, yerli ve milli savunma sanayisinin TSK’nın kabiliyetlerini güçlendirmeye devam ettiğini belirterek, şu bilgileri verdi: "Geçtiğimiz hafta içerisinde Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz tarafından muhtelif adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatı tamamlanmış, Hassas Güdüm Kiti (HGK-84) Tedariki Projesi kapsamında ASFAT tarafından TÜBİTAK SAGE iş birliğiyle geliştirilen çeşitli miktarda güdüm kiti Hava Kuvvetleri Komutanlığımıza teslim edilmiştir." Gayri askeri statüdeki adaların silahlandırılmasına tepki Milli Savunma Bakanlığı, Doğu Ege adalarının statüsüne ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Bakanlık, söz konusu adaların 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması’nda Limni ve 1947 tarihli Paris Barış Antlaşması’nda Kerpe Adalarının gayri askeri statüde bulundurulmaları şartıyla Yunanistan’a devredildi hatırlatılarak şunlar kaydedildi: "Gayri askeri statü, antlaşmaların esaslı şartı olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla gayri askeri statünün ihlal edilmesi esaslı bir ihlale sebep olmakta ve bu oldu-bitti çabaları hukuken tek taraflı olarak gayri askeri statünün sona erdiği sonucunu doğurmamaktadır. Bu husus devletimizin en üst kademesi tarafından da dile getirilmiştir. Yunanistan’ın usulüne uygun olarak akdedilmiş antlaşmalar hilafına adaların statülerini ihlal eden girişimleri hem hukuka aykırılık oluşturmakta hem de komşuluk-müttefiklik ilişkilerimizi zedelemektedir. Coğrafyamızda süregelen güvenlik krizlerine karşı NATO müttefikleri arasında bu tarz durumların yaşanması kabul edilemezdir. Yunanistan’ın gerçek amaca hizmet etmeyen ve bölgemizde yaşanan krizleri fırsata çevirmeye yönelik girişimlerini kabul etmediğimizi ve bu doğrultuda gerekli tüm tedbirleri aldığımızı ifade ediyoruz." "Türkiye’nin aldığı tedbirler son derece meşru, yerindedir" MSB, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğinin Türkiye açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı. ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan çatışmaların ardından ortaya çıkan füze ve drone tehdidi nedeniyle KKTC’ye konuşlandırılan unsurların caydırıcılığı artırmaya yönelik olduğunu belirten kaynaklar, şu değerlendirmeyi yaptı: "KKTC’ye konuşlandırdığımız hava ve hava savunma unsurları caydırıcılığı tahkim etmeye, hava sahasının güvenliğini desteklemeye ve muhtemel tehditler karşısında hızlı reaksiyon kabiliyetimizi güçlendirmeye yöneliktir. Aldığımız bu ilave tedbirler sadece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin değil Ada’nın tamamının güvenliğine katkı sağlayacaktır. Bilindiği üzere Türkiye Kıbrıs’ta garantör ülkedir. Garantör olmayan bazı ülkelerin Kıbrıs Adası ve Doğu Akdeniz’e askerî unsur sevk ettiği bir ortamda, Türkiye’nin aldığı tedbirler son derece meşru, yerinde ve dengeli bir güvenlik yaklaşımının gereğidir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne biz yeteriz. Türkiye, bölgede gerilimi artıran değil barış ve istikrarı koruyan bir anlayışla hareket etmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliği bizim güvenliğimizdir. Bununla birlikte, Kıbrıs Türklerinin hak ve menfaatlerini hedef alan hiçbir hasmane tutuma ve oldubittiye izin vermeyecek; garantörlüğün vermiş olduğu hak ve yetkileri kullanmaktan çekinmeyeceğiz." İran’dan ateşlenen ve NATO hava ve füze savunma unsurlarınca etkisiz hale getirilen gelişmeler üzerine NATO ile istişare mekanizmalarının devreye alındığını belirten MSB, şunları kaydetti: "Bu kapsamda NATO Müttefik Hava Komutanlığı Ramstein/Almanya’dan görevlendirilen bir Patriot sistemi, hava savunma mimarisinin tamamlayıcı unsuru olarak Malatya’ya konuşlandırılmaktadır. Atılan bu adımlar; hem Türkiye’nin hem NATO’nun savunma, caydırıcılık ve müttefik dayanışması anlayışıyla, ortak güvenliğini tahkim etmeyi amaçlamaktadır." "S-400 neden kullanılmadı?" sorusu Bakanlık, balistik füze tehdidine karşı neden S-400 sisteminin kullanılmadığı yönündeki sorulara da yanıt verdi. Türkiye’nin hava ve füze savunma faaliyetlerinin çok katmanlı bir yapı içinde yürütüldüğünü belirten MSB, şu bilgileri paylaştı: "Türkiye NATO’nun entegre hava ve füze savunma sisteminin bir parçasıdır. Bu sistem erken uyarı sensörleri, komuta kontrol sistemi ve önleme füzelerinden oluşmaktadır. Bir balistik füze tespit edildiğinde, müdahale süresinin çok kısa olması sebebiyle sistem en uygun ve en hızlı önleme aracını otomatik olarak seçerek ateşlemektedir. Ülkemize yönelen balistik füze tehdidine karşı en uygun ve etkin savunma unsurları devreye alınarak söz konusu mühimmat başarıyla imha edilmiştir." "İncirlik bir Türk üssüdür, üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir" Bakanlık, İncirlik Üssü’nün statüsüne ilişkin değerlendirmelerde de bulunarak "İncirlik bir Türk üssüdür. Eskişehir’deki Muharip Hava Kuvveti Komutanlığımıza bağlı olarak görev yapan 10’ncu Ana Jet Üs Komutanlığımız Adana İncirlik’te konuşludur. 10’ncu Ana Jet Üs Komutanlığımızda, F-16 filomuz, Tanker filomuz ve İHA’larımız bulunmaktadır. Üzerindeki tüm tesisleri ile birlikte mülkiyeti Türkiye Cumhuriyetine aittir. Üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir. Orada Amerikan askerlerinin olması Amerikan üssü olduğu anlamına gelmez. Orada ayrıca İspanya, Polonya ve Katar askeri personeli de bulunmaktadır" ifalerine yer erdi.
Bakan Uraloğlu: "5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her noktasında hizmete sunmayı hedefliyoruz"
12 Mart 2026 Perşembe - 12:25 Bakan Uraloğlu: "5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her noktasında hizmete sunmayı hedefliyoruz" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "1 Nisan 2026 tarihinde ilk sinyalini alacağımız 5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her noktasında hizmete sunmayı hedefliyoruz" dedi. Bakan Uraloğlu, 5G teknolojisine ilişkin açıklamalarda bulundu. Uraloğlu, 5G’nin üretim gücünü, hizmet kalitesini ve teknolojik rekabetçiliğini aynı anda yükselten bir kalkınma altyapısı olduğunu dile getirdi. Uraloğlu, bunun yanı sıra 1 Nisan tarihinden itibaren 5G hizmetinin ilk sinyalini alacaklarını ve 2 yıl içerisinde Türkiye’nin her yerine bu hizmeti sunmayı hedeflediklerini belirtti. Ayrıca Uraloğlu, 16 Ekim’de gerçekleşen 5G yetkilendirme ihalesi neticesinde 3 milyar 534 milyon dolar gelir elde ettiklerini ifade etti. "5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her noktasında hizmete sunmayı hedefliyoruz" 5G teknolojisinin Türkiye’de yaygınlaşmasıyla mobil iletişimde hız, kapasite ve hizmet kalitesini artıracaklarını belirten Bakan Uraloğlu, "1 Nisan 2026 tarihinde ilk sinyalini alacağımız 5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her noktasında hizmete sunmayı hedefliyoruz. 5G’ye geçişle birlikte mobil iletişim hızımız; vatandaşımız daha hızlı, daha güvenilir ve daha kesintisiz bir haberleşme imkanına kavuşacaktır. 5G teknolojisi; endüstriyel robotlardan otonom sürüş teknolojilerine, kritik altyapı yönetiminden akıllı şehir uygulamalarına kadar birçok alanda dönüşümü hızlandıracak. Sanayide akıllı fabrikalar, üretim süreçlerini optimize ederek verimliliği zirveye taşıyacak. Tarımda akıllı tarım uygulamalarıyla daha sürdürülebilir ve yüksek verimli bir üretim sağlanacak. Medya sektöründe ise gazeteciler 8K görüntü kalitesinde kesintisiz canlı yayın yapabilecek, muhabirlerimiz olay yerinden saniyeler içinde yüksek kaliteli görüntü ve veri aktarabilecek" ifadelerine yer verdi. "Milli teknolojimizin gücünü bir kez daha ortaya koyduk" Teknolojinin sadece tüketildiği değil, aynı zamanda yerli ve milli imkanlarla üretildiği bir Türkiye vizyonu olduğunu vurgulayan Bakan Uraloğlu, "Bunlarla birlikte, UDHAM tarafından desteklenen karayolları akıllı ulaşım sistemleri HASDAL projesinde TÜRKSAT tarafından gerçekleştirilen çalışmalarda; yerli 5G çekirdek şebeke ve Ulak baz istasyonlarını başarıyla devreye alarak milli teknolojimizin gücünü bir kez daha ortaya koyduk. 5G yetkilendirme ihalesinde de işletmecilerimize yıllara göre artan şekilde yüzde 60’a varan oranlarda yerli malı belgeli ürün ve piyasa koşullarına bağlı olarak yüzde 30’a varan oranlarda milli haberleşme ürünü kullanımı yükümlülüğü getirdik. Ayrıca, işletmecilerimizin kuracağı 5G mobil özel şebekelerde kullanacağı bileşenlere ilişkin yatırımlarının milli haberleşme ürünlerinden sağlanmasına yönelik gerekli tedbirleri alma zorunluluğu bulunuyor" ifadelerini kullandı.
Bakan Tekin: "Bağımsızlığımız, bayrağımız ve ezanımız ilelebet varlığını sürdürecektir"
12 Mart 2026 Perşembe - 12:24 Bakan Tekin: "Bağımsızlığımız, bayrağımız ve ezanımız ilelebet varlığını sürdürecektir" 12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü dolayısıyla Ankara’daki etkinlikte konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Sizler var oldukça; bağımsızlığımız, bayrağımız ve ezanımız ilelebet varlığını sürdürecektir" dedi. Bakan Tekin, ‘12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü’ kapsamında Ankara’da düzenlenen programa katıldı. İstiklal Marşı’nın kaleme alındığı yer olarak bilinen Taceddin Dergahı’nda gerçekleştirilen programda, Mehmet Akif Ersoy’un Milli Mücadele ruhunu ve İstiklal Marşı’nın Türk milleti için taşıdığı anlamı vurgulayan mesajlar verildi ve usta şair rahmetle anıldı. Ayrıca program kapsamında İstiklal Marşı okundu, Kur’an-ı Kerim tilaveti ve Mehmet Akif Ersoy’un hayatı ile mücadelesine ilişkin konuşmalar gerçekleştirildi. Burada konuşan Bakan Tekin, programa katılan çocuklara; İstiklal Marşı’na, bayrağa, Türk milletine ve ezana sahip çıktıkları için teşekkürlerini sundu. Ayrıca Tekin, Türkiye’nin bağımsızlığını, genç neslin ve çocukların gayretiyle devam ettireceklerini sözlerine ekledi. "Sizler var oldukça, bayrağımız ilelebet varlığını sürdürecektir" Milli değerlerine sahip çıkan çocuklar var olduğu sürece Türkiye’nin bağımsızlığını koruyacaklarını belirten Bakan Tekin, "Sevgili çocuklar size çok teşekkür ediyorum. İstiklalimize, bayrağımıza, ezanımıza, devletimize sahip çıktığınız için size çok teşekkür ediyorum. Bu değerlere sahip çıkan çocuklar yetiştirdikleri için ailelerinize çok teşekkür ediyorum. Ülkesine, milletine, bağımsızlığına, devletine, bayrağına ve ezanına sahip çıkan çocuklar olarak yetiştirdikleri için öğretmenlerinize de çok teşekkür ediyorum. Sizler var oldukça; bağımsızlığımız, bayrağımız ve ezanımız ilelebet varlığını sürdürecektir" diye konuştu. Bakan Tekin’in yanı sıra Ankara Valisi Vasip Şahin, öğrenciler ve vatandaşların katılım sağladığı program fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Bakan Uraloğlu: "5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her noktasında hizmete sunmayı hedefliyoruz"
12 Mart 2026 Perşembe - 12:19 Bakan Uraloğlu: "5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her noktasında hizmete sunmayı hedefliyoruz" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "1 Nisan 2026 tarihinde ilk sinyalini alacağımız 5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her noktasında hizmete sunmayı hedefliyoruz" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 5G teknolojisine ilişkin açıklamalarda bulundu. Bakan Uraloğlu, 5G’nin üretim gücünü, hizmet kalitesini ve teknolojik rekabetçiliğini aynı anda yükselten bir kalkınma altyapısı olduğunu dile getirdi. Uraloğlu, bunun yanı sıra 1 Nisan tarihinden itibaren 5G hizmetinin ilk sinyalini alacaklarını ve 2 yıl içerisinde Türkiye’nin her yerine bu hizmeti sunmayı hedeflediklerini belirtti. Ayrıca Uraloğlu, 16 Ekim’de gerçekleşen 5G yetkilendirme ihalesi neticesinde 3 milyar 534 milyon dolar gelir elde ettiklerini ifade etti. "5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her noktasında hizmete sunmayı hedefliyoruz" 5G teknolojisinin Türkiye’de yaygınlaşmasıyla mobil iletişimde hız, kapasite ve hizmet kalitesini artıracaklarını belirten Bakan Uraloğlu, "1 Nisan 2026 tarihinde ilk sinyalini alacağımız 5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her noktasında hizmete sunmayı hedefliyoruz. 5G’ye geçişle birlikte mobil iletişim hızımız; vatandaşımız daha hızlı, daha güvenilir ve daha kesintisiz bir haberleşme imkanına kavuşacaktır. 5G teknolojisi; endüstriyel robotlardan otonom sürüş teknolojilerine, kritik altyapı yönetiminden akıllı şehir uygulamalarına kadar birçok alanda dönüşümü hızlandıracak. Sanayide akıllı fabrikalar, üretim süreçlerini optimize ederek verimliliği zirveye taşıyacak. Tarımda akıllı tarım uygulamalarıyla daha sürdürülebilir ve yüksek verimli bir üretim sağlanacak. Medya sektöründe ise gazeteciler 8K görüntü kalitesinde kesintisiz canlı yayın yapabilecek, muhabirlerimiz olay yerinden saniyeler içinde yüksek kaliteli görüntü ve veri aktarabilecek" ifadelerine yer verdi. "Milli teknolojimizin gücünü bir kez daha ortaya koyduk" Teknolojinin sadece tüketildiği değil, aynı zamanda yerli ve milli imkanlarla üretildiği bir Türkiye vizyonu olduğunu vurgulayan Bakan Uraloğlu, "Bunlarla birlikte, UDHAM tarafından desteklenen karayolları akıllı ulaşım sistemleri HASDAL projesinde TÜRKSAT tarafından gerçekleştirilen çalışmalarda; yerli 5G çekirdek şebeke ve Ulak baz istasyonlarını başarıyla devreye alarak milli teknolojimizin gücünü bir kez daha ortaya koyduk. 5G yetkilendirme ihalesinde de işletmecilerimize yıllara göre artan şekilde yüzde 60’a varan oranlarda yerli malı belgeli ürün ve piyasa koşullarına bağlı olarak yüzde 30’a varan oranlarda milli haberleşme ürünü kullanımı yükümlülüğü getirdik. Ayrıca, işletmecilerimizin kuracağı 5G mobil özel şebekelerde kullanacağı bileşenlere ilişkin yatırımlarının milli haberleşme ürünlerinden sağlanmasına yönelik gerekli tedbirleri alma zorunluluğu bulunuyor" cümlelerine yer verdi. (MF-