Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakan Adayı Zeydi ile telefonda görüştü
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 23:48:10
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Irak Başbakan Adayı Muhammed Ali Zeydi ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Irak Başbakan Adayı Zeydi arasında telefon görüşmesi gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Zeydi’yi Başbakanlığa aday gösterilmesi nedeniyle tebrik ederken, Irak’ta kapsayıcı, dengeli ve istikrarlı bir hükümeti süratle kuracağına inandığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Irak’la yakın iş birliğine stratejik ve kurumsal temelde ciddi ivme kazandırdığını, yeni dönemde bunu daha da ilerletmenin hedeflendiğini, Türkmenlerin Irak ile kardeşliğinin müstesna unsurunu teşkil ettiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kalkınma Yolu Projesi başta olmak üzere, terörle mücadele, savunma sanayii, enerji ve ulaştırma gibi pek çok kritik başlıkta ilişkileri ilerletme konusunda kararlı olunduğunu da ifade etti.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 22:14
İzmir Çevre Yolu’nun ücretli hale getirileceği iddialarına yalanlama
Karayolları Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada, İzmir Çevre Yolu’nun ücretli hale getirileceği yönündeki iddiaların asılsız olduğu belirtilerek, "Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından işletilen ve ücretsiz olarak hizmet vermekte olan çevre yollarının mevcut işletme yapısının değiştirilmesine yönelik alınmış herhangi bir karar söz konusu olmadığı gibi, ücretli hale getirilmesine yönelik bir çalışma da bulunmamaktadır" denildi. Karayolları Genel Müdürlüğü’nün sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, bazı sosyal medya paylaşımları ve açıklamalarda; daha önce Ankara Çevre Yolu için dile getirilen asılsız iddiaların, bu kez İzmir Çevre Yolu üzerinden tekrar kamuoyu gündemine taşındığının görüldüğü belirtilerek, "Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından işletilen ve ücretsiz olarak hizmet vermekte olan çevre yollarının mevcut işletme yapısının değiştirilmesine yönelik alınmış herhangi bir karar söz konusu olmadığı gibi, ücretli hale getirilmesine yönelik bir çalışma da bulunmamaktadır" ifadelerine yer verildi.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 21:16
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’dan, Süper Lig’e yükselen Amed Sportif Faaliyetler’e tebrik mesajı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Trendyol Süper Lig’e yükselen Amed Sportif Faaliyetler’i tebrik etti. Yılmaz sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Süper Lig’e yükselen Amedspor’u ve taraftarını gönülden kutluyor, bu başarıda emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Bu vesileyle Diyarbakırlı hemşehrilerimizi de kalbi muhabbetlerimle selamlıyorum. Amedspor’a Süper Lig’de başarılarının devamını diliyorum" dedi.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 21:15
Ömer Çelik’ten, Süper Lig’e yükselen Amed Sportif Faaliyetler’e tebrik mesajı
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Trendyol Süper Lig’e yükselen Amed Sportif Faaliyetler’i tebrik etti. Çelik sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Tebrikler. Önümüzdeki sezon Trendyol Süper Lig’de mücadele edecek olan Amedspor’u tebrik ediyoruz. Tüm Amedspor camiasına ve Diyarbakır’ımıza hayırlı olsun" ifadelerini kullandı.
12 Mart 2026 Perşembe - 17:35
Dışişleri Bakanlığı: "İsrail’in Lübnan’da bir milyona yakın kişiyi yerinden eden saldırılarını şiddetle kınıyoruz"
Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, "İsrail’in Lübnan’da yaklaşık bir milyon kişinin yerlerinden edilmesine yol açan saldırılarını şiddetle kınıyoruz. Bu saldırılar uluslararası insani hukukun ağır bir ihlalini teşkil etmektedir" denildi.. Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, "İsrail’in Lübnan’da yaklaşık bir milyon kişinin yerlerinden edilmesine yol açan saldırılarını şiddetle kınıyoruz. Bu saldırılar uluslararası insani hukukun ağır bir ihlalini teşkil etmektedir. Yayılmacı İsrail’in bölgesel istikrarsızlığı daha da derinleştirmeyi amaçladığı ortadadır. Netanyahu hükümetinin Gazze’deki yıkıcı uygulamalarını Lübnan’da sürdürmesine izin verilmemelidir. İsrail’in Lübnan’ın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini tehdit eden saldırıları karşısında Lübnan halkı ve devletiyle dayanışma içinde olmayı sürdüreceğiz" ifadeleri kullanıldı.
12 Mart 2026 Perşembe - 17:33
Dışişleri Bakanı Fidan: "İran’da iç savaş planlarına sonuna kadar karşıyız"
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "İran’da iş savaş çıkarmayı ve etnik veya dinî fay hatları üzerinden çatışmaları körüklemeyi hedefleyen her türlü plana sonuna kadar karşıyız. Bu tip maceralara karışmak isteyenleri şimdiden uyarıyoruz" dedi.
12 Mart 2026 Perşembe - 17:17
Dışişleri Bakanlığı: "İsrail’in Lübnan’da yaklaşık bir milyon kişinin yerlerinden edilmesine yol açan saldırılarını şiddetle kınıyoruz."
Dışişleri Bakanlığı: "İsrail’in Lübnan’da yaklaşık bir milyon kişinin yerlerinden edilmesine yol açan saldırılarını şiddetle kınıyoruz."
12 Mart 2026 Perşembe - 17:02
AK Parti Grup Başkanı Güler:
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, "Çelik kubbe mimarisi sadece geleneksel manadaki bir savunma sistemi değil. Çok katmanlı. Yani alçak irtifada veya dron dediğimiz veya diğer farklı balistik ve hipotitik füzeleri engelleme noktasında alt katmandan orta katmana ve üst katmana kadar çok üst düzey. Türkiye emin ellerdedir" dedi. Güler, AK Parti grup fuaye alanında 29 maddelik Toprak Koruma Kanunu’na ilişkin bilgi verdi. Güler, "Biraz önce Meclis Başkanlığımıza 29 maddeden oluşan Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunuyla Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun teklifimiz arz ettik. Uzun zamandır gerek Tarım ve Orman Bakanlığımız bürokrasisiyle gerekse Hazine ve Maliye Bakanlığımız bürokrasisiyle uzun bir çalışmayı ortaya koydular. İnşallah kanun teklifimizin hayırlı olmasını diliyorum. Bugün Meclis Başkanlığına sunmuş olduğumuz 29 maddeli kanun teklifimiz ile toprağımızın bereketini, ormanlarımızın yarınlarını ve vatandaşımızın mülkiyetten kaynaklı sorunlarını en güçlü şekilde tahkim edecek yeni bir reform paketini de teklifimizle yer veriyoruz. Bu teklifimiz ile mülkiyet hakkını anayasal güvenceler içerisinde ve kamu yararında en üst seviyeye taşıyacak şekilde bir teklifi oluşturmaya çalıştık. Teklifimiz ile orman kadastrosu ve tapu mülkiyetinden kaynaklanan hukuki güvencenin sağlanması ve sorunların çözümü noktasında önerilerde bulunuyoruz" ifadelerini kullandı. Güler, şöyle konuştu: "Vatandaşımızla devlet arasındaki kadastro ve tapu ihtilaflarını hukuki belirlilik ve hakkaniyet temelinde kökten bitirmeyi ediyoruz. Orman ve tapu kadastrosu gibi farklı uygulamalar nedeniyle on yıllardır süre gelen mülkiyet karmaşasına son vererek mülkiyeti nizalı olan ve bugüne kadar da dava konusu olmayan taşınmazların tapularını geçerli sayarak vatandaşımıza iade etmeyi teklif ediyoruz. Bu taşınmaz alanlarından az olmamak üzere de ağaçlandırılmak suretiyle de orman genel müdürlüğümüze saha tahsislerini yapmayı teklif ediyoruz. Bugüne kadar dava yakını olan taşınmazları sahiplerine aldıkları tazminat bedellerini de rayici üzerinden ödemeleri kaydıyla da taşınmazlarını iade etmeyi öneriyoruz. Bu stratejik adımla yargıya yeni bir yük getirecek halihazırda devam eden ve açılması için hazırlık yapılan, öngörülen toplam 80 bine yakın davanın açılabilme noktasında da engellemiş oluyoruz. Böylece böylelikle devletimizi tazminat bedelleri birikmiş faizler ve yargılama giderleri gibi masraflardan da en azından kurtarmış oluyoruz. Gıda güvenliğimizin özellikle teklifimizle beraber milli servetimiz olarak görüyoruz. Ve gelecek nesillerimize de bırakacağımız kıymetli miras olarak gördüğümüz toprağımızı koruma. Çünkü gelecek yıllarda biliyoruz ki toprak güvenliği ve toprağın korunması, çevre bu konuda çok üst düzey bir duyarlılık sergilenmesi gerekiyor. Doğrudan toplumumuzun ihtiyacı olan gıda güvenliği de sağlamamız lazım. Bu kapsamda vatan toprağımızın her bir karışının üretimde kalması ve ekilebilir alanlarımızın amaç dışı kullanılmasının önüne geçilmesi özellikle son yıllarda hobi bahçesi adı altında kooperatif çatısı altında şirket ve dernek çatısı altında maalesef tarım arazilerimize yönelik olarak hukuk aykırı şekilde müdahaleler oluyor. Bunların engellenmesi noktasında da Tarım Bakanlığımızın ciddi mücadelesi var. Vatandaşlarımızın bu, özellikle gıda arz güvenliğimizi tehlikeye atacak ve verimli topraklarımızı betonlaştıracak bir yapıya dönüşmesine izin veremeyeceğimizi ifade ediyoruz. Bu doğrultuda tamı tarımsal amaçlı olanlar dışındaki kooperatiflerin tarım arazisi edinmesini yasaklıyor. Üretim disiplinimizi ve planlamamızı tahkim ediyoruz. İzin alınmadan tarım arazilerine inşa edilen yapılara elektrik, su ve doğal gaz gibi altyapı hizmetlerinin götürülmesini idari para cezasına çeviriyoruz. Bu yasağı ihlal edenler, elektrik, su, doğal gaz gibi hukuka aykırı olarak inşa edilmiş binalara yönelik, ihlal eden kurumlara da her bir abonelik için 100 bin TL idari para cezası verilmesini de öneriyoruz. Abonelik iptal edilmediği sürece de bu ceza her ay tekrarlanacak şekilde de yaptırıma tabi kılıyoruz." Güler düzenleme ile alkollü içecek üreten üreticilerin isim, marka, amblem veya logolarını kullanarak hiçbir etkinliğe destek vermesine veya gizli reklam yapmasına izin vermeyeceklerini söyleyerek, gençlerin marka aşinalığından faydalanarak düşük alkollü içki markalarının yüksek alkollü içkilerde kullanılması gibi satın almayı teşvik edeceği özel uygulamaları da yasakladıklarını sözlerine ekledi. Güler, alkollü içki isim, amblem kullanılmasına ilişkin soruya, "Şarap üreticilerimiz bağ sahibinin bununla alakası yok. Reklam ve sponsorluk noktasındaki yasaklama, anayasamızın amir hükmü. Yani siz alkolü özendirecek, teşvik edecek, onu böyle çok güzel bir içecekmiş gibi sunacak, reklam, sponsorluk ve diğer şeylerden gençlerimizin, ailelerimizin, çocuklarımızın uzak durması için yapılan bir çalışmadır" şeklinde yanıtı verdi. Güler, İBB davasının devlet televizyonu tarafından yayımlanması önerisine, "İBB davası çok özellikle, geçmişteki darbe davalarıyla, 60 darbesinde yargılananlarla, 80 darbesinde yargılananlarla eş tutuluyor. Arkadaşlar ceza muhakeme usulü kavramı açık. Duruşma açık, aleni, bir sorun yok. İddianame paylaşıldı. 3 bin 900 sayfa. Ya biz hala şu Cumhuriyet Halk Partisi’nden dile getirilen delillerde MASAK raporu, HTS kayıtları, tanık anlatımları, itirafçı anlatımları, etkin pişmanlıktan yararlananların anlatımları. Ya şunlara bir cevap versinler. Hırsızlığı, yolsuzluğu, kamu ihalesine fesat karıştırması tek tek yazılmış iddianamede. Niye cevap vermiyorlar? TRT’den yayınlanınca ne olmuş olacak? Bakın duruşmalar başladı Pazartesi değil mi? Orada insanlar şunu niye merak etmiyor? İddianamede yer alan hususlar var, değil mi? Bir yerden para havalesi yapılmış. Bankadan. Delil olaraktan da iddianame yer alıyor. İlgili bir şahsa belediyedeki bir kişiye danışmana belediye veya belediye meclis üyesi veya eski bir vekile yönelik iddialar var. Niye cevap vermiyorlar bunlara? Bu para nereden gelmiş? Mesela bir milyon 250 bin euroyu almışsın. Hesabından bir şirketten gelmiş. Sonra bu para senin HTS kayıtlarıyla beraber birileriyle buluşmuşsun. Ver bunların cevaplarını. Bu para nerede? Bu parayı ne adına aldın? Verin orada iddialara cevapları" diye konuştu. İran’a saldırılar sonrasında Türkiye’ye atılan füzelerle ilgili soru üzerine ise Güler, patriot ve Avrupa füze sistemlerini Türkiye’ye satılmadığına dikkat çekti. Güler, "Bugün biz hamdolsun Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yüzde 20’lerde olan savunma sanayi üretimi bizi her alanda yüzde 80’lerin üzerine çıkarttık. Bakın biz çelik kubbe mimarisini inşa ettik. Çelik kubbe mimarisi sadece geleneksel manadaki bir savunma sistemi değil. Çok katmanlı. Yani alçak irtifada veya dron dediğimiz veya diğer farklı balistik ve hipotitik füzeleri engelleme noktasında alt katmandan orta katmana ve üst katmana kadar çok üst düzey. Türkiye emin ellerdedir" dedi.
12 Mart 2026 Perşembe - 16:54
MSB’den anlamlı paylaşım: "İncirlik bir Türk üssüdür"
Milli Savunma Bakanlığı, İncirlik Üssü’nde nöbet tutan Türk askerlerin ve Türk bayrağının olduğu bir fotoğrafı paylaştı. Yapılan paylaşımda, "İncirlik bir Türk üssüdür" ifadelerine yer verildi. Milli Savunma Bakanlığının sosyal medya hesabından bir fotoğraf paylaşıldı. Fotoğrafta nöbet tutan kahraman Türk askerinin ve Türk bayrağının yer aldığı görüldü. Paylaşımda, "İncirlik bir Türk üssüdür" ifadelerine yer verildi.
12 Mart 2026 Perşembe - 16:51
Bakan Tekin: "12 Mart 1921, tarihin sinesine nakşedildiği mümtaz bir dönemdir"
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ile ilgili yayınladığı mesajda, "12 Mart 1921, necip bir milletin kendi istikbali ve istiklali hakkında verdiği hükmün, tarihin sinesine nakşedildiği mümtaz bir dönemdir" dedi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlığa ait ’MEB Şura Salonu’nda Ortaöğretim Genel Müdürlüğü ve Ankara Çankaya Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri tarafından düzenlenen ’Korkma Gençliğin Ruhu Burada’ isimli İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Programı’na katıldı. Açılış konuşması öncesi çeşitli gösteriler düzenlendi ve günün anlamına ithafen videolar izletildi. Programda konuşan Bakan Tekin, gençlerin milli ve manevi değerlerle yetişmesinin önemine dikkat çekerek, Mehmet Akif Ersoy’un ortaya koyduğu mücadelenin ve İstiklal Marşı’nın taşıdığı ruhun yeni nesillere aktarılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Bakan Tekin ayrıca, Milli Şair Mehmet Akif Ersoy’un Milli Mücadele’de gösterdiği emeğin çok büyük bir sorumluluk gerektirdiğini de ifade etti. "12 Mart 1921, tarihin sinesine nakşedildiği mümtaz bir dönemdir" İstiklal Marşı’nın, Kurtuluş Savaşı’nda türlü zorluklarla kaleme alındığını ve Türk milletinin sarsılmaz duruşunu ele aldığını belirten Bakan Tekin, "12 Mart 1921, necip bir milletin kendi istikbali ve istiklali hakkında verdiği hükmün, tarihin sinesine nakşedildiği mümtaz bir dönemdir. O gün kabul edilen İstiklal Marşımız, ateş hattında kaleme alınmış bir şiir olarak doğmuş; kısa sürede bu tanımın çok ötesinde bir anlam kazanmıştır. Öyle ki İstiklal Marşı, milletimizin en zor şartlarda dahi varlığını hangi değerler üzerine kuracağını, kendini nasıl tanımladığını ve geleceğe hangi sarsılmaz inançla yürüyeceğini ortaya koyan güçlü bir irade beyanıdır. Bu yönüyle kolektif hafızamızın, milletimizin iradesinin ve bağımsızlığımızın timsali olarak yaşamaya devam etmektedir. Milletler; tarihlerini yaşadıkları hadiselerle beraber, o kritik hadiselerin ortasında kendileri hakkında söyledikleri edebi metinlerle tarihe nakşederler. İstiklal Marşı işte böyle esaslı ve kurucu bir manzumedir. Umudun daraldığı, belirsizliğin kol gezdiği bir vasatta kaleme alınmış, istikamet gösteren derin bir metindir. Korkunun değil cesaretin, tavizin değil kararlılığın; teslimiyetin değil iradenin, tereddütün değil imanın en gür sesidir" diye konuştu. "Duruş sahibi bir Müslümandır Akif" Mehmet Akif Ersoy’un, Türk milletinin karakterini ve güçlü iradesini zorlu şartlar altında ortaya koyduğunu vurgulayan Bakan Tekin, "Bu yönüyle milletimizin karakterini, sarsılmaz iradesini, ahlaki derinliğini ve nihayetinde dünyaya sunduğu medeniyet iddiasını kayıt altına almış bir metindir. Zaman değişir, şartlar değişir; fakat insanın temel sınavları asla değişmez, değişmemelidir. İstiklal Marşı’nın kalıcı bir tesire sahip oluşu, bu hakikatten beslenmiş olmasındandır. Bu noktada Akif’i doğru bir zaviyeden idrak etmek ve değerlendirmek durumundayız. Kuşkusuz Akif, büyük bir şairdir. Fakat onu anarken hatırlamamız gereken başka vasıfları da olan bir sanatkardır. Öncelikle bilgisinin ve aldığı aksiyonun bedelini kanıyla ve canıyla ödemeye hazır idealist bir düşünce adamıdır Akif. Duruş sahibi bir Müslümandır Akif. Kur’an tefsiri yapacak çapta din alimidir Akif. Evet, Müslüman bir düşünür ve sanatkar; yaşadığı çağın meselelerini ciddiye alır, kolay cevaplarla yetinmez ve olup biteni sorgulayan bir dikkatle değerlendirir. O, bu yönleriyle vefatının üzerinden geçen 90 yıl sonra da bizler için hala bir rol modeldir" şeklinde konuştu. "Onun şahsiyeti, yazdıklarıyla hayatı arasında kurduğu sarsılmaz bütünlükte kendini gösterir" Mehmet Akif Ersoy’u anlamanın büyük bir sorumluluk getirdiğini ve Akif’in Milli Mücadele’nin en belirgin insanlarından birisi olduğunu dile getiren Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Onun şahsiyeti, yazdıklarıyla hayatı arasında kurduğu sarsılmaz bütünlükte kendini gösterir. Hayatı, yazdıklarıyla tam bir uyum içinde şekillenir. İmkan karşısında müstağni, güç karşısında mesafeli, değerleri söz konusu olduğunda ise tavizsiz bir şahsiyet sergilemiştir. Onu müstesna kılan, mısralarındaki ahenk kadar hayatındaki bu eğilmez vakardır. Mehmet Akif’i anlamak, estetik bir metni çözümlemekten ibaret görülemez. Asıl mesele; söz ile hayat, bilgi ile eylem arasındaki o kopmaz bağı fark edebilmektir. O, Milli Mücadele boyunca da şu soruları sorar: ’Zor zamanlarda insan nasıl bir duruş sergilemelidir? Bağımsızlık ne anlama gelir? Bir toplum kendi onurunu hangi değerlerle koruyabilir?’ Mehmet Akif bu soruların cevabını aramış; bağımsızlığı sınırların korunmasından ibaret bir mesele olarak görmemiştir. İstiklal, onun nazarında her şeyden önce insanın kendi onurunu muhafaza edebilme davasıdır. İstiklal Marşı da işte böyle bir zihnin, böyle bir ahlaki arayışın mahsulüdür." ’Korkma! Gençliğin Ruhu Burada’ teması kapsamında gerçekleştirilen öğretmenler arası beste yarışmasında ilk üç dereceye giren eseri sahnede yer aldı. Program, hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.
12 Mart 2026 Perşembe - 16:50
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul’u kabul etti
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul’u kabul etti.
12 Mart 2026 Perşembe - 16:28
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tokel İran sınırında
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel Iğdır’dan Nahçıvan’a geçerek, Nahçıvan Ordu Komutanı Tümgeneral Kenan Seyidov ile bir araya geldi. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel; Iğdır’daki 5’inci Hudut Tugay Komutanlığı Subaşı Hudut Karakolunda inceleme ve denetlemelerde bulundu. Orgeneral Metin Tokel daha sonra Nahçıvan’a geçerek Nahçıvan Ordu Komutanı Tümgeneral Kenan Seyidov ile bir araya geldi. Askeri törenle karşılanan Orgeneral Metin Tokel, ayrıca Nahçıvan Başkonsolosumuz Asip Kaya ve Nahçıvan Cumhurbaşkanı Tam Yetkili Temsilcisi Ceyhun Celilov’u ziyaret etti.
12 Mart 2026 Perşembe - 16:05
Bakan Fidan: "İran’da iç savaş planlarına sonuna kadar karşıyız"
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "İran’da iş savaş çıkarmayı ve etnik veya dinî fay hatları üzerinden çatışmaları körüklemeyi hedefleyen her türlü plana sonuna kadar karşıyız. Bu tip maceralara karışmak isteyenleri şimdiden uyarıyoruz" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Alman mevkidaşı Johann Wadephul ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında iki ülke ilişkilerinden Orta Doğu’daki çatışmalara, Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyelik sürecinden NATO’nun hava savunma sistemlerine kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Alman mevkidaşı ile iki ülke arasındaki ilişkilerin yanı sıra, Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecini ve Orta Doğu’da devam eden savaş başta olmak üzere bölgesel ve küresel gelişmeleri ele aldıklarını aktaran Bakan Fidan, ikili ticaret hacminin 2025’te 52 milyar dolar seviyesini aştığını belirtti. Savunma sanayiinde iş birliği vurgusu Almanya ile ekonomik iş birliğini daha üst seviyeleri taşıyacak sektörlerden birinin de savunma sanayii alanı olduğuna dikkati çeken Bakan Fidan, "Avrupa ve Orta Doğu’da yaşanmakta olan gelişmeler, müttefikler arasındaki dayanışmanın ne denli önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir. Eurofighter Typhoon savaş uçarı tedariki konusunda Almanya’nın sergilediği olumlu tutumdan da ayrıca memnuniyet duymaktayız. Bu politikanın savunma sanayi alanındaki diğer işbirliği başlıklarında da sürmesini açıkçası umut ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin AB üyeliği Avrupa için stratejik kazanım" Alman mevkidaşı ile Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik hedefinin de ele aldığını dile getiren Bakan Fidan, "Bölgesel ve küresel gelişmeler Türkiye’nin üye olmasının AB’ye sağlayacağı stratejik kazanımları gözler önüne sermektedir. Unutulmamalıdır ki üyelik süreci sadece ülkemize değil iki tarafa birden sorumluluk yüklemektedir" dedi. "Türkiye olarak savaşın bitmesi için yoğun bir çaba içerisindeyiz" ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmaların da görüşmede ele alındığını aktaran Bakan Fidan, "Bu savaş bir an önce sona ermelidir. Türkiye olarak savaşın bitmesi için yoğun bir çaba içerisindeyiz. Cumhurbaşkanımız (Recep Tayyip Erdoğan) çok sayıda liderle görüştü, görüşmeye devam ediyor. Biz de yoğun bir diplomasi trafiği yürütmekteyiz. Çatışmanın sonlandırılması ve gerilimin azaltılması için komşularımız ve ortaklarımızla fikir alışverişinde bulunmaya devam ediyoruz. Memnuniyetle görüyoruz ki aslında çoğunluk olarak hem doğuda hem batıda bütün ülkeler hemen hemen aynı perspektifte hareket etmekte aynı şeyi düşünmekte" diye konuştu. "İran’da iç savaş planlarına sonuna kadar karşıyız" Ayrılıkçı senaryoların bu kez İran için gündeme getirilmesi için planlar yapıldığını aktaran Fidan, şu ifadeleri kullandı: "İran’da iş savaş çıkarmayı ve etnik veya dinî fay hatları üzerinden çatışmaları körüklemeyi hedefleyen her türlü plana sonuna kadar karşıyız. Bu tip maceralara karışmak isteyenleri şimdiden uyarıyoruz. Hiç kimse böyle bir hayalin içerisine girmesin. Yanlış bir adım atılmasına izin vermemiz mümkün değil. Savaşın gidişatına ve sonrasına dair her tür senaryoya hazırlıklı durumdayız." İsrail’in Lübnan ve Gazze politikalarına tepki Orta Doğu’daki yaşanan krizlerin merkezinde Netanyahu hükümetinin yer aldığının altını çizen Bakan Fidan, "Uluslararası hukuku ve insani değerlerimizi korumak istiyorsak bu gerçeği kabul etmeli ve açıkça dile getirebilmeliyiz. Yayılmacı politika izleyen İsrail mevcut savaştan istifadeyle kirli savaşı Lübnan’ı da taşımakta. Bir milyona yakın kişinin evlerinden sürülmesi asla kabul edilemez. Lübnan devleti yıkılma noktasına gelmeden İsrail’in saldırıları sona ermeli. Lübnan’ın çökmesi başta komşu ülkeler olmak üzere tüm bölgeyi derinden etkileyecektir. Ayrıca uluslararası toplumun dikkati Gazze’den uzaklaşmamalıdır. Netanyahu’nun Gazze ve Batı Şeria’da işgal ve yıldırma politikalarını hayata geçirmesine göz yumulmamalıdır. Mübarek Ramazan ayında ve soğukların devam ettiği bu dönemde Gazzelilerin yaşam şartlarının daha da kötüleşmemesi öncelikli bir meseledir. Barış kurunun ve bağlı mekanizma alanının Gazze’de etkin şekilde faaliyete geçmesi istikrar ve barışın tesisi için hayatı önem taşımaktadır. Barış çabaları devam ederken İsrail’in kutsal mekanlara yönelik hukuka aykırı ve provokatif eylemlerine de devam ettiğini görüyoruz. Bölgedeki gelişmeleri bahan ederek Müslümanların Mescidi Aksa’da ibadet etmelerine kısıtlamalar getirmesi de hukuksuzdur, izansızdır. İsrail’in Hıristiyanların ibadet mekanlarına yönelik kısıtlamalarını keza son derece yanlış bulduğumuzda ayrıca vurgulamak isterim" ifadelerine yer verdi. Savaşın sona erdirilmesinde Türkiye’nin rolü ABD-İsrail ve İran arasındaki çatışmaların endişe verici olduğunu belirten Wadephul, "Bu konuda ortak bir perspektif bulmamız gerekiyor ki buradaki savaş sona erdirilebilsin. Bu konudaki imkanları kullanarak da tabii ki bir savaşın sona erdirilmesini görelim. Türkiye sanıyorum burada çok önemli bir rol oynayabilir. Biz birlikte koordinasyon içerisinde çalışmak istiyoruz önümüzdeki günlerde. Federal hükümet adına da gelecek için tabii ki İran’dan herhangi bir tehlike gelmemesi gerekiyor. Komşularına yönelik Avrupa için de tehlike oluşturmaması gerekiyor ve bölgesel rolünü İran olumlu anlamda tanımlaması gerekiyor. Bu nükleer programı ve balistik füze programının da tabii sonlandırılması gerekiyor ki bir tehdit oluşturuyor" dedi. "Almanya kendi kıtasının ötesinde sorumluluk almaya hazır" Körfez ülkelerine gerçekleştirdiği ziyaret sonrası başta bölge ülkeleri olmak üzer Hürmüz Boğazı’nın durumuna ilişkin "Bu seyahati ben Avrupa Dışişleri Bakanı seyahati olarak görüyorum. Ben şunu da özellikle ortaya koymaya çalıştım. Almanya kendi kıtasının ötesinde sorumluluk almaya hazır ve Almanya’dan her defasında zaten bu talep edilmiştir. Sorumluluk alması yönünde bir talepte bulunmuştur. Ben bunu da biraz daha açıklamak ve netleştirmek istedim. Görüşmelerde de elde ettiğim iznin Avrupa çıkarının, bu yöndeki çıkarın çok büyük bir talep olduğunu ve önümüzdeki günlerde de Avrupa Birliği içerisindeki arkadaşlarımla tekrar bu konuyu görüşeceğim" dedi. İran tarafından ateşlenen ve NATO hava savunma ve füze sistemleri ile etkisiz hale getirilmesine ilişkin Bakan Fidan, "NATO hava savunma sistemlerinin devreye girmesi, aslında bizim parçası olduğumuz ve büyük bir destek verdiğimiz NATO’nun kollektif savunma konseptiyle çok yakından uyumlu bir hareket tarzı oldu. Zaten yıllardır NATO bütün üyeleriyle ve üniteleriyle bu türden senaryolara göre hazırlık yapmakta. Hem bölgede olan gelişmeler hem de son saldırılar gösterdi ki hava savunma sistemleri gerçekten çok önemli. Bunun çok farklı çeşitleri var. Özellikle balistik füzelerle ilgili olan kısımlarda kollektif yarı savunma içerisinde olmamız gerekiyor. Burada Türkiye NATO üyesi ülkelerden gerekli desteği görme konusunda gerekli taahhütleri almış durumda. Özellikle Milli Savunma Bakanlığımızın bu konuda yürüttüğü koordinasyon çalışmaları var. Almanya’da bu konuda yakından çalıştığımız ortaklarımızdan birisi. Türkiye’ye yönelik gönderilen füze havada imha edildikten sonra ben açıkçası neredeyse bütün NATO üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarından ya bizzat telefon aldım çoğundan ya da mesaj gönderdiler. Aslında bu son derece kıymetli, önemli bir mesaj" şeklinde konuştu.
12 Mart 2026 Perşembe - 15:49
Bakan Fidan: "İran’da iç savaş planlarına sonuna kadar karşıyız"
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "İran’da iş savaş çıkarmayı ve etnik veya dinî fay hatları üzerinden çatışmaları körüklemeyi hedefleyen her türlü plana sonuna kadar karşıyız. Bu tip maceralara karışmak isteyenleri şimdiden uyarıyoruz" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Alman mevkidaşı Johann Wadephul ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında iki ülke ilişkilerinden Orta Doğu’daki çatışmalara, Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyelik sürecinden NATO’nun hava savunma sistemlerine kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Alman mevkidaşı ile iki ülke arasındaki ilişkilerin yanı sıra, Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecini ve Orta Doğu’da devam eden savaş başta olmak üzere bölgesel ve küresel gelişmeleri ele aldıklarını aktaran Bakan Fidan, ikili ticaret hacminin 2025’te 52 milyar dolar seviyesini aştığını belirtti. Savunma sanayiinde iş birliği vurgusu Almanya ile ekonomik iş birliğini daha üst seviyeleri taşıyacak sektörlerden birinin de savunma sanayii alanı olduğuna dikkati çeken Bakan Fidan, "Avrupa ve Orta Doğu’da yaşanmakta olan gelişmeler, müttefikler arasındaki dayanışmanın ne denli önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir. Eurofighter Typhoon savaş uçarı tedariki konusunda Almanya’nın sergilediği olumlu tutumdan da ayrıca memnuniyet duymaktayız. Bu politikanın savunma sanayi alanındaki diğer işbirliği başlıklarında da sürmesini açıkçası umut ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin AB üyeliği Avrupa için stratejik kazanım" Alman mevkidaşı ile Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik hedefinin de ele aldığını dile getiren Bakan Fidan, "Bölgesel ve küresel gelişmeler Türkiye’nin üye olmasının AB’ye sağlayacağı stratejik kazanımları gözler önüne sermektedir. Unutulmamalıdır ki üyelik süreci sadece ülkemize değil iki tarafa birden sorumluluk yüklemektedir" dedi. "Türkiye olarak savaşın bitmesi için yoğun bir çaba içerisindeyiz" ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmaların da görüşmede ele alındığını aktaran Bakan Fidan, "Bu savaş bir an önce sona ermelidir. Türkiye olarak savaşın bitmesi için yoğun bir çaba içerisindeyiz. Cumhurbaşkanımız (Recep Tayyip Erdoğan) çok sayıda liderle görüştü, görüşmeye devam ediyor. Biz de yoğun bir diplomasi trafiği yürütmekteyiz. Çatışmanın sonlandırılması ve gerilimin azaltılması için komşularımız ve ortaklarımızla fikir alışverişinde bulunmaya devam ediyoruz. Memnuniyetle görüyoruz ki aslında çoğunluk olarak hem doğuda hem batıda bütün ülkeler hemen hemen aynı perspektifte hareket etmekte aynı şeyi düşünmekte" diye konuştu. "İran’da iç savaş planlarına sonuna kadar karşıyız" Ayrılıkçı senaryoların bu kez İran için gündeme getirilmesi için planlar yapıldığını aktaran Fidan, şu ifadeleri kullandı: "İran’da iş savaş çıkarmayı ve etnik veya dinî fay hatları üzerinden çatışmaları körüklemeyi hedefleyen her türlü plana sonuna kadar karşıyız. Bu tip maceralara karışmak isteyenleri şimdiden uyarıyoruz. Hiç kimse böyle bir hayalin içerisine girmesin. Yanlış bir adım atılmasına izin vermemiz mümkün değil. Savaşın gidişatına ve sonrasına dair her tür senaryoya hazırlıklı durumdayız." İsrail’in Lübnan ve Gazze politikalarına tepki Orta Doğu’daki yaşanan krizlerin merkezinde Netanyahu hükümetinin yer aldığının altını çizen Bakan Fidan, "Uluslararası hukuku ve insani değerlerimizi korumak istiyorsak bu gerçeği kabul etmeli ve açıkça dile getirebilmeliyiz. Yayılmacı politika izleyen İsrail mevcut savaştan istifadeyle kirli savaşı Lübnan’ı da taşımakta. Bir milyona yakın kişinin evlerinden sürülmesi asla kabul edilemez. Lübnan devleti yıkılma noktasına gelmeden İsrail’in saldırıları sona ermeli. Lübnan’ın çökmesi başta komşu ülkeler olmak üzere tüm bölgeyi derinden etkileyecektir. Ayrıca uluslararası toplumun dikkati Gazze’den uzaklaşmamalıdır. Netanyahu’nun Gazze ve Batı Şeria’da işgal ve yıldırma politikalarını hayata geçirmesine göz yumulmamalıdır. Mübarek Ramazan ayında ve soğukların devam ettiği bu dönemde Gazzelilerin yaşam şartlarının daha da kötüleşmemesi öncelikli bir meseledir. Barış kurunun ve bağlı mekanizma alanının Gazze’de etkin şekilde faaliyete geçmesi istikrar ve barışın tesisi için hayatı önem taşımaktadır. Barış çabaları devam ederken İsrail’in kutsal mekanlara yönelik hukuka aykırı ve provokatif eylemlerine de devam ettiğini görüyoruz. Bölgedeki gelişmeleri bahan ederek Müslümanların Mescidi Aksa’da ibadet etmelerine kısıtlamalar getirmesi de hukuksuzdur, izansızdır. İsrail’in Hıristiyanların ibadet mekanlarına yönelik kısıtlamalarını keza son derece yanlış bulduğumuzda ayrıca vurgulamak isterim" ifadelerine yer verdi. Savaşın sona erdirilmesinde Türkiye’nin rolü ABD-İsrail ve İran arasındaki çatışmaların endişe verici olduğunu belirten Wadephul, "Bu konuda ortak bir perspektif bulmamız gerekiyor ki buradaki savaş sona erdirilebilsin. Bu konudaki imkanları kullanarak da tabii ki bir savaşın sona erdirilmesini görelim. Türkiye sanıyorum burada çok önemli bir rol oynayabilir. Biz birlikte koordinasyon içerisinde çalışmak istiyoruz önümüzdeki günlerde. Federal hükümet adına da gelecek için tabii ki İran’dan herhangi bir tehlike gelmemesi gerekiyor. Komşularına yönelik Avrupa için de tehlike oluşturmaması gerekiyor ve bölgesel rolünü İran olumlu anlamda tanımlaması gerekiyor. Bu nükleer programı ve balistik füze programının da tabii sonlandırılması gerekiyor ki bir tehdit oluşturuyor" dedi. "Almanya kendi kıtasının ötesinde sorumluluk almaya hazır" Körfez ülkelerine gerçekleştirdiği ziyaret sonrası başta bölge ülkeleri olmak üzer Hürmüz Boğazı’nın durumuna ilişkin "Bu seyahati ben Avrupa Dışişleri Bakanı seyahati olarak görüyorum. Ben şunu da özellikle ortaya koymaya çalıştım. Almanya kendi kıtasının ötesinde sorumluluk almaya hazır ve Almanya’dan her defasında zaten bu talep edilmiştir. Sorumluluk alması yönünde bir talepte bulunmuştur. Ben bunu da biraz daha açıklamak ve netleştirmek istedim. Görüşmelerde de elde ettiğim iznin Avrupa çıkarının, bu yöndeki çıkarın çok büyük bir talep olduğunu ve önümüzdeki günlerde de Avrupa Birliği içerisindeki arkadaşlarımla tekrar bu konuyu görüşeceğim" dedi. İran tarafından ateşlenen ve NATO hava savunma ve füze sistemleri ile etkisiz hale getirilmesine ilişkin Bakan Fidan, "NATO hava savunma sistemlerinin devreye girmesi, aslında bizim parçası olduğumuz ve büyük bir destek verdiğimiz NATO’nun kollektif savunma konseptiyle çok yakından uyumlu bir hareket tarzı oldu. Zaten yıllardır NATO bütün üyeleriyle ve üniteleriyle bu türden senaryolara göre hazırlık yapmakta. Hem bölgede olan gelişmeler hem de son saldırılar gösterdi ki hava savunma sistemleri gerçekten çok önemli. Bunun çok farklı çeşitleri var. Özellikle balistik füzelerle ilgili olan kısımlarda kollektif yarı savunma içerisinde olmamız gerekiyor. Burada Türkiye NATO üyesi ülkelerden gerekli desteği görme konusunda gerekli taahhütleri almış durumda. Özellikle Milli Savunma Bakanlığımızın bu konuda yürüttüğü koordinasyon çalışmaları var. Almanya’da bu konuda yakından çalıştığımız ortaklarımızdan birisi. Türkiye’ye yönelik gönderilen füze havada imha edildikten sonra ben açıkçası neredeyse bütün NATO üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarından ya bizzat telefon aldım çoğundan ya da mesaj gönderdiler. Aslında bu son derece kıymetli, önemli bir mesaj" şeklinde konuştu.
12 Mart 2026 Perşembe - 15:43
Bakan Fidan: "İran’da iç savaş planlarına sonuna kadar karşıyız"
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "İran’da iş savaş çıkarmayı ve etnik veya dinî fay hatları üzerinden çatışmaları körüklemeyi hedefleyen her türlü plana sonuna kadar karşıyız. Bu tip maceralara karışmak isteyenleri şimdiden uyarıyoruz" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Alman mevkidaşı Johann Wadephul ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında iki ülke ilişkilerinden Orta Doğu’daki çatışmalara, Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyelik sürecinden NATO’nun hava savunma sistemlerine kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Alman mevkidaşı ile iki ülke arasındaki ilişkilerin yanı sıra, Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecini ve Orta Doğu’da devam eden savaş başta olmak üzere bölgesel ve küresel gelişmeleri ele aldıklarını aktaran Bakan Fidan, ikili ticaret hacminin 2025’te 52 milyar dolar seviyesini aştığını belirtti. Savunma sanayiinde iş birliği vurgusu Almanya ile ekonomik iş birliğini daha üst seviyeleri taşıyacak sektörlerden birinin de savunma sanayii alanı olduğuna dikkati çeken Bakan Fidan, "Avrupa ve Orta Doğu’da yaşanmakta olan gelişmeler, müttefikler arasındaki dayanışmanın ne denli önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir. Eurofighter Typhoon savaş uçarı tedariki konusunda Almanya’nın sergilediği olumlu tutumdan da ayrıca memnuniyet duymaktayız. Bu politikanın savunma sanayi alanındaki diğer işbirliği başlıklarında da sürmesini açıkçası umut ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin AB üyeliği Avrupa için stratejik kazanım" Alman mevkidaşı ile Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik hedefinin de ele aldığını dile getiren Bakan Fidan, "Bölgesel ve küresel gelişmeler Türkiye’nin üye olmasının AB’ye sağlayacağı stratejik kazanımları gözler önüne sermektedir. Unutulmamalıdır ki üyelik süreci sadece ülkemize değil iki tarafa birden sorumluluk yüklemektedir" dedi. "Türkiye olarak savaşın bitmesi için yoğun bir çaba içerisindeyiz" ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmaların da görüşmede ele alındığını aktaran Bakan Fidan, "Bu savaş bir an önce sona ermelidir. Türkiye olarak savaşın bitmesi için yoğun bir çaba içerisindeyiz. Cumhurbaşkanımız (Recep Tayyip Erdoğan) çok sayıda liderle görüştü, görüşmeye devam ediyor. Biz de yoğun bir diplomasi trafiği yürütmekteyiz. Çatışmanın sonlandırılması ve gerilimin azaltılması için komşularımız ve ortaklarımızla fikir alışverişinde bulunmaya devam ediyoruz. Memnuniyetle görüyoruz ki aslında çoğunluk olarak hem doğuda hem batıda bütün ülkeler hemen hemen aynı perspektifte hareket etmekte aynı şeyi düşünmekte" diye konuştu. "İran’da iç savaş planlarına sonuna kadar karşıyız" Ayrılıkçı senaryoların bu kez İran için gündeme getirilmesi için planlar yapıldığını aktaran Fidan, şu ifadeleri kullandı: "İran’da iş savaş çıkarmayı ve etnik veya dinî fay hatları üzerinden çatışmaları körüklemeyi hedefleyen her türlü plana sonuna kadar karşıyız. Bu tip maceralara karışmak isteyenleri şimdiden uyarıyoruz. Hiç kimse böyle bir hayalin içerisine girmesin. Yanlış bir adım atılmasına izin vermemiz mümkün değil. Savaşın gidişatına ve sonrasına dair her tür senaryoya hazırlıklı durumdayız." İsrail’in Lübnan ve Gazze politikalarına tepki Orta Doğu’daki yaşanan krizlerin merkezinde Netanyahu hükümetinin yer aldığının altını çizen Bakan Fidan, "Uluslararası hukuku ve insani değerlerimizi korumak istiyorsak bu gerçeği kabul etmeli ve açıkça dile getirebilmeliyiz. Yayılmacı politika izleyen İsrail mevcut savaştan istifadeyle kirli savaşı Lübnan’ı da taşımakta. Bir milyona yakın kişinin evlerinden sürülmesi asla kabul edilemez. Lübnan devleti yıkılma noktasına gelmeden İsrail’in saldırıları sona ermeli. Lübnan’ın çökmesi başta komşu ülkeler olmak üzere tüm bölgeyi derinden etkileyecektir. Ayrıca uluslararası toplumun dikkati Gazze’den uzaklaşmamalıdır. Netanyahu’nun Gazze ve Batı Şeria’da işgal ve yıldırma politikalarını hayata geçirmesine göz yumulmamalıdır. Mübarek Ramazan ayında ve soğukların devam ettiği bu dönemde Gazzelilerin yaşam şartlarının daha da kötüleşmemesi öncelikli bir meseledir. Barış kurunun ve bağlı mekanizma alanının Gazze’de etkin şekilde faaliyete geçmesi istikrar ve barışın tesisi için hayatı önem taşımaktadır. Barış çabaları devam ederken İsrail’in kutsal mekanlara yönelik hukuka aykırı ve provokatif eylemlerine de devam ettiğini görüyoruz. Bölgedeki gelişmeleri bahan ederek Müslümanların Mescidi Aksa’da ibadet etmelerine kısıtlamalar getirmesi de hukuksuzdur, izansızdır. İsrail’in Hıristiyanların ibadet mekanlarına yönelik kısıtlamalarını keza son derece yanlış bulduğumuzda ayrıca vurgulamak isterim" ifadelerine yer verdi. Savaşın sona erdirilmesinde Türkiye’nin rolü ABD-İsrail ve İran arasındaki çatışmaların endişe verici olduğunu belirten Wadephul, "Bu konuda ortak bir perspektif bulmamız gerekiyor ki buradaki savaş sona erdirilebilsin. Bu konudaki imkanları kullanarak da tabii ki bir savaşın sona erdirilmesini görelim. Türkiye sanıyorum burada çok önemli bir rol oynayabilir. Biz birlikte koordinasyon içerisinde çalışmak istiyoruz önümüzdeki günlerde. Federal hükümet adına da gelecek için tabii ki İran’dan herhangi bir tehlike gelmemesi gerekiyor. Komşularına yönelik Avrupa için de tehlike oluşturmaması gerekiyor ve bölgesel rolünü İran olumlu anlamda tanımlaması gerekiyor. Bu nükleer programı ve balistik füze programının da tabii sonlandırılması gerekiyor ki bir tehdit oluşturuyor" dedi. "Almanya kendi kıtasının ötesinde sorumluluk almaya hazır" Körfez ülkelerine gerçekleştirdiği ziyaret sonrası başta bölge ülkeleri olmak üzer Hürmüz Boğazı’nın durumuna ilişkin "Bu seyahati ben Avrupa Dışişleri Bakanı seyahati olarak görüyorum. Ben şunu da özellikle ortaya koymaya çalıştım. Almanya kendi kıtasının ötesinde sorumluluk almaya hazır ve Almanya’dan her defasında zaten bu talep edilmiştir. Sorumluluk alması yönünde bir talepte bulunmuştur. Ben bunu da biraz daha açıklamak ve netleştirmek istedim. Görüşmelerde de elde ettiğim iznin Avrupa çıkarının, bu yöndeki çıkarın çok büyük bir talep olduğunu ve önümüzdeki günlerde de Avrupa Birliği içerisindeki arkadaşlarımla tekrar bu konuyu görüşeceğim" dedi. İran tarafından ateşlenen ve NATO hava savunma ve füze sistemleri ile etkisiz hale getirilmesine ilişkin Bakan Fidan, "NATO hava savunma sistemlerinin devreye girmesi, aslında bizim parçası olduğumuz ve büyük bir destek verdiğimiz NATO’nun kollektif savunma konseptiyle çok yakından uyumlu bir hareket tarzı oldu. Zaten yıllardır NATO bütün üyeleriyle ve üniteleriyle bu türden senaryolara göre hazırlık yapmakta. Hem bölgede olan gelişmeler hem de son saldırılar gösterdi ki hava savunma sistemleri gerçekten çok önemli. Bunun çok farklı çeşitleri var. Özellikle balistik füzelerle ilgili olan kısımlarda kollektif yarı savunma içerisinde olmamız gerekiyor. Burada Türkiye NATO üyesi ülkelerden gerekli desteği görme konusunda gerekli taahhütleri almış durumda. Özellikle Milli Savunma Bakanlığımızın bu konuda yürüttüğü koordinasyon çalışmaları var. Almanya’da bu konuda yakından çalıştığımız ortaklarımızdan birisi. Türkiye’ye yönelik gönderilen füze havada imha edildikten sonra ben açıkçası neredeyse bütün NATO üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarından ya bizzat telefon aldım çoğundan ya da mesaj gönderdiler. Aslında bu son derece kıymetli, önemli bir mesaj" şeklinde konuştu.
12 Mart 2026 Perşembe - 15:28
Almanya Dışişleri Bakanı Wadephul: "Almanya kendi kıtasının önünde sorumluluk almaya hazır."
Almanya Dışişleri Bakanı Wadephul: "Almanya kendi kıtasının önünde sorumluluk almaya hazır."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder