Yerel Haberler
Ankara
27 Nisan 2026 Pazartesi - 14:18 9,5 milyon farklı plakalı araç 180 milyon kez Avrasya Tüneli’ni kullandı Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Avrasya Tüneli’nin kullanım verilerine ilişkin yaptığı açıklamada; tüneli, açıldığı günden bu yana 9,5 milyon farklı plakalı aracın tam 180 milyon kez kullandığını belirtti. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Avrasya Tüneli’nin kullanım verilerine ilişkin yaptığı açıklamada bulundu. Tünelin Asya ve Avrupa kıtalarını deniz tabanının altından birleştiren çift katlı ilk ve tek karayolu tüneli olduğuna dikkati çeken Bakan Uraloğlu, "5 kilometre uzunluğundaki Avrasya Tüneli, İstanbul’da araç trafiğinin en yoğun olduğu Kazlıçeşme - Göztepe hattında yaklaşım yollarıyla beraber toplamda 14,6 kilometrelik bir güzergahta 9 yılı aşkın bir süredir hizmet vermeye devam ediyor" ifadesini kullandı. Trafiğe kayıtlı taşıtların yaklaşık 4’te biri Avrasya Tüneli’ni kullandı Bakan Uraloğlu, "Tünel, Göztepe - Bakırköy hattını yaklaşık 10 kilometre kısaltarak, bu güzergah için ortalama 100 dakikaya ulaşan seyahat süresini 15 dakikaya kadar düşürüyor. Sürücülerimize hızlı, konforlu ve öngörülebilir bir ulaşım imkânı sunuyoruz. Avrasya Tüneli açıldığı günden bu yana 9,5 milyon farklı plakalı araç tam 180 milyon kez kullandı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2026 verilerine göre trafiğe kayıtlı 34 milyon 23 bin 986 taşıt olduğu göz önünde bulundurulduğunda bu taşıtların neredeyse 4’te biri Avrasya Tüneli’ni kullandı" dedi. Uraloğlu, özellikle günün yoğun saatlerinde tünelin şehir trafiğine rahatlama sağladığını, alternatif bir geçiş koridoru olarak İstanbul ulaşım sisteminin yüküne verdiği desteği vurguladı. 250 milyon saat zaman kazancı Tünelin sağladığı ekonomik ve çevresel kazanımlara da değinen Uraloğlu, "9 yıllık işletme sürecinde kullanıcılar toplam 250 milyon saat zaman tasarrufu elde etti. Bunun yanı sıra 304 bin ton yakıt tasarrufu sağlandı. Kilometre başına 687 milyon araç azalma sayesinde trafik yoğunluğu kaynaklı maliyetleri de önemli ölçüde düşürüldü." şeklinde konuştu. Projenin çevresel etkilerine de dikkat çeken Uraloğlu, 139 bin ton emisyon azalımı sağlandığını ve bunun yaklaşık 5,5 milyon ağacın yıllık karbon tutma kapasitesine eşdeğer olduğunu belirtti. Uraloğlu, "Hem zaman hem enerji hem de çevre açısından önemli kazanımlar sağlayan bu proje ile sürdürülebilir ulaşım hedeflerimize güçlü katkı sunuyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Mavi Nokta Ağı kapsamında sertifikasyon sürecini başarıyla tamamlayan dünyadaki ilk proje Bakan Uraloğlu ayrıca, Avrasya Tüneli’nin, Ekonomik Kalkınma ve İş birliği Teşkilatı (OECD) tarafından teknik çerçevesi oluşturulan; açık ve kapsayıcı, şeffaf, Paris İklim Anlaşması’nın hedeflerini destekleyen ve finansal, sosyal, çevresel açıdan sürdürülebilir altyapı yatırımlarına verilen "Mavi Nokta Ağı" kapsamında sertifikasyon sürecini başarıyla tamamlayan dünyadaki ilk proje olduğuna dikkati çekti. Projenin işletme merkezinin yeşil bina olarak tasarlandığını ifade eden Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Projemiz ayrıca Enerji tasarrufu, geri dönüşüm, sürdürülebilirlik gibi temel başlıklarda topladığı puanlarla LEED Gold Sertifikası almaya hak kazandı. 2021 yılından bu yana elektrik tüketimini yenilenebilir kaynaklardan sağlayan tünel, Uluslararası Yeşil Enerji Sertifikası (I-REC) da alan Avrasya Tüneli, ayrıca 2022 yılından beri ISO 14064 Karbon Nötr Belgesine sahiptir. Proje kapsamında hava kalitesine özel önem atfedildi. Avrupa yakasındaki havalandırma bacası çevresinde 7 bin 300 metrekarelik alanda Türkiye’de ilk uygulama niteliğindeki yeşil konsept ‘biyofiltrasyon uygulaması’ hayata geçirildi. Avrupa Yakası Sahil Parkına 11 Bin 642 Adet Yeni Ağaç Dikildi Hem inşaat hem de işletme döneminde, projenin olası çevresel ve sosyal etkilerinin titizlikle analiz edildiğini de söyleyen Uraloğlu, "Avrupa yakasında şehir ile deniz arasındaki yaya bandı 55 metreden 277 metreye çıkartılarak şehrin denizle olan bağlantısı geliştirildi. Avrupa yakası sahil parkına 11 bin 642 adet yeni ağaç dikilmiş, 2,7 kilometre uzunluğunda bisiklet yolu ve yaya yolları inşa edilmiş, oyun ve egzersiz alanları yenilenmiştir." açıklamasında bulundu. Avrasya Tüneli’nin İşletme ve Bakım Binası ile Asya Havalandırma Binalarında devreye alınan Güneş Enerjisi Santrali (GES) ile işletme, hem enerjisini temiz kaynaklardan sağlamış hem de karbon emisyonunu yıllık 210 ton azaltmış olacaktır. Ekonomiye 2,6 milyar dolarlık katkı Avrasya Tüneli’nin ekonomik etkisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Uraloğlu, projenin bugüne kadar ülke ekonomisine yaklaşık 2,6 milyar dolar katkı sağladığını ifade etti. Uzun vadede ise toplam kamu tasarrufunun 8,6 milyar dolara ulaşmasının beklendiğini kaydetti.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 14:09 Bu ustalar saatleri yeniden ayarlıyor Babadan oğula geçen saatçilik mesleğini Ulus’ta sürdüren Tuncay Terli, unutulmaya yüz tutan bu zanaatın yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, "Eski ustalar kalmadı. Ben de sonlardan biriyim" dedi. Ankara’nın Ulus semtindeki Saatçiler Çarşısı olarak da bilinen Alsancak İş Hanı’nda saat esnaflığı yapan Tuncay Terli, unutulmaya yüz tutan mesleğini babasından devralarak sürdürüyor. Çocukluğundan itibaren mesleğin içinde yetiştiğini belirten Terli, yaklaşık yarım asırdır Ulus’un merkezinde yaşatmaya devam ediyor. "Saatçilik sabır isteyen, özen isteyen, dikkat isteyen bir meslek" Ankara’nın göbeğinde ata yadigarı mesleği yaşatmaya çalıştıklarını belirten Terli, "Bu meslekte gözümü açtığımda Mamak’ta dükkanımız vardı. Ben o zaman 6-7 yaşlarındaydım. Babam saatçiydi. Yanına gele gele öğrendim. Balgat’ta dükkanımız oldu. Sonra askerlik dönemi oldu. Gidip geldikten sonra artık Balgat gibi, Cebeci gibi bir yerde değil de merkezi bir yerde dükkânımız olsun dedik. 1980’li yıllardan itibaren Ulus’tayım. Zaten burada, İsmet Paşa’da da babaannemin evi vardı. Yani yavaş yavaş bu işlere girdik. Saatçilik sabır isteyen, özen isteyen, dikkat isteyen bir meslek" dedi. "Bir saati yapıp çalıştığını gördüğümde hem huzur buluyorum hem de emeklerimin karşılığını alıyorum" 60 yaşında olmasına rağmen mesleğini severek yaptığını ifade eden Tuncay Terli, insanların el emeğiyle ortaya koyduğu işten keyif almasının kendisi için en değerli unsur olduğunu söyledi. Saat tamirinin sabır ve özen gerektiren bir iş olduğunu vurgulayan Terli, "Bir saati yapıp çalıştığını gördüğümde hem huzur buluyorum hem de emeklerimin karşılığını alıyorum. Karşımdaki kişinin mutluluğunu görmek ise benim için en büyük motivasyon" şeklinde duygularını aktardı. "Saati teslim ettiğimde yüzündeki gülümsemeyi görünce bu bana büyük keyif veriyor" Terli, İHA muhabirinin, "Tamir için gelen saatlerde hikâyelerle karşılaşıyor musunuz? Unutamadığınız bir hikâye var mı?" sorusuna "Mesela babasından ya da dedesinden kalma saatler geliyor. Arkasına yazı yazdırılmış oluyor. İçinde yazılar var ama yaptıramamış oluyorlar. Mesela çok enteresan saatler var. Oris gibi saatler geliyor. Arkadaşı bunu Almanya’da yaptıramamış, Amerika’ya götürmüş, orada da yaptıramamış. Tesadüfen bana gelmiş. "Abi bunu yapar mısın?" dedi. Para önemli değil deyip iki gün uğraşıp yaptım. Maddi olarak da beni tatmin etti. Saati teslim ettiğimde yüzündeki gülümsemeyi görünce bu bana büyük keyif veriyor" şeklinde yanıtladı. "Çırağın kalfa, kalfanın usta olma süreci artık işletilmiyor" Saatçilik mesleğinde en büyük sorunlarından birinin çırak yetişmemesi olduğunu söyleyen Tuncay Terli, mesleğin giderek unutulma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığına dikkat çekti. Çırağın kalfa, kalfanın usta olma sürecinin artık işletilemediğini belirten Terli, gençlerin üniversite sonrası iş bulmakta zorlandığını ancak meslek edinmeye yönelmediğini dile getirdi. Saatçiliğin sabır gerektiren bir meslek olduğuna dikkat çeken Terli, bu nedenle gençlerin hızlı gelir beklentisi nedeniyle mesleğe ilgi göstermediğini söyledi. Mesleğin hak ettiği değeri görmediğini belirten Terli, ekonomik şartların ve alım gücünün de bu süreçte etkili olduğunu ifade etti. Bursa’da bir meslek okulunun açıldığını duyduğunu aktaran Terli, benzer eğitim kurumlarının tüm illerde yaygınlaştırılması gerektiğinin altını çizerek usta-çırak yetişmediğini belirtti. Mesleğin geleceğine ilişkin de konuşan Terli, çocukların tercihlerini yönlendirmenin mümkün olmadığını belirterek, kendi oğlunun da spor yapmak istediğini ve saatçiliği tercih etmediğini söyledi. "Eski ustalar kalmadı" İnsanların saat merakının hala devam ettiğini dile getiren saat esnafı Terli, her türlü pil değişimi, kayış değişimi ve guguklu saatlerin bakım ve onarımını yaptıklarını dile getirerek, "Eski ustalar kalmadı. Ben de sonlardan biriyim. Burası Saatçiler Çarşısı ama gerçekten işini iyi yapan, itinalı ustalar azaldı. Bizden sonra da yetişen nesil yok. Bir evladına bile öğretemiyorsun. Çünkü insanlar tezgahtarlık ya da temizlik gibi işlere daha çok yöneliyor. Meslek sahibi olmak isteyen az" diye konuştu. Herkesin bir meslek sahibi olması gerektiğini vurgulayan Terbi, aksi halde mesleğin azalmasıyla birlikte yabancı firmaların piyasada daha fazla yer edinebileceğine dikkat çekerek, Türk gençlerinin mesleğe yönelmesini ve saatçiliğin geleceğe taşınmasını temenni etti.
28 Mehmed Çelebi’nin Paris notları Ankara’da izleyiciyle buluştu
27 Mart 2026 Cuma - 09:48 28 Mehmed Çelebi’nin Paris notları Ankara’da izleyiciyle buluştu Osmanlı Elçisi 28 Mehmed Çelebi’nin Paris notları, yapay zeka estetiğiyle Fransa Büyükelçiliği’nde izleyiciyle buluştu. Osmanlı Devleti’nin ilk modern elçisi 28 Mehmed Çelebi’nin Fransa’ya attığı tarihi adım, 300 yıl sonra teknoloji ve sanatın kesişim noktasında görsel bir deneyime dönüştü. Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi Isabelle Dumont’un ev sahipliğinde ve Fransız Kültür Merkezi’nin katkılarıyla hazırlanan ’KARŞILAŞMA: Bir Osmanlı Elçisinin Fransa’ya Dijital Yolculuğu’ sergisi, Fransa Büyükelçiliği’nin tarihi atmosferinde kapılarını açtı. Fransa’nın Türkiye Büyükelçiliği konutunda davetlileri ağırlamaktan son derece büyük bir mutluluk duyduğunu kaydeden Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi Isabelle Dumont, "Bu akşam, itiraf etmeliyim ki, son derece büyüleyici bir o kadar da müstebat bir proje münasebetiyle bir araya gelmiş bulunuyoruz. Her şey, Fransa Kralı 15. Louis’nin sarayı nezdinde Osmanlı Devleti’nin ilk olağanüstü Büyükelçisi olarak atanan Mehmed Çelebi Efendi’nin, Sefaretnâme adlı eserinde, bizlere miras olarak bıraktığı müstesna hatıratıyla başlamıştır. 1720 yılında Fransa ve Paris’e dair ayrıntılı, yer yer hayretamiz tasvirlerin yer aldığı bu önemli eser paha biçilmez değerdedir. Buradan hareketle, birbirine tamamen zıt iki devir olan Mehmed Çelebi Efendi’nin 18. yüzyılı ile yapay zeka çağı arasında bir diyalog oluşturmak istedik. Kavram basit ama cüretkar. Yapay zekadan Mehmed Çelebi Efendi’nin betimlemelerini görsellere dönüştürmelerini istemek. Bunun için yapay zekadan, Osmanlı elçisinin Paris’teki Tuileries Bahçesi’ne giriş sahnesini ölümsüzleştiren ve bugün Versailles’da sergilenen şaheserin sahibi Charles Parrocel’in üslubunu taklit etmesi talep edilmiştir. Bu akşam sergilenen eserler arasında bu tablonun bir nüshasını da göreceksiniz" diye konuştu.
Medicana’da su farkındalığı: "Her damla bir sorumluluk"
27 Mart 2026 Cuma - 09:34 Medicana’da su farkındalığı: "Her damla bir sorumluluk" Medicana International Ankara Hastanesi’nde düzenlenen ‘Her Damla Bir Sorumluluk’ etkinliğinde, suyun sürdürülebilir kullanımı, görünmeyen su tüketimi ve toplum sağlığına etkileri çok yönlü olarak ele alındı. Su kaynaklarının hızla azalması ve bilinçsiz tüketimin artmasıyla suyun korunması küresel bir sorumluluk haline gelirken, Medicana International Ankara Hastanesi’nde düzenlenen ‘Her Damla Bir Sorumluluk’ etkinliğinde sürdürülebilir su kullanımı ve toplumsal farkındalık konuları kapsamlı şekilde ele alındı. Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV) ve MBA Okulları Oran Kampüsü iş birliğiyle Medicana International Ankara Hastanesi Konferans Salonu’nda geçtiğimiz gün gerçekleştirilen etkinlikte, ‘doğru bilinen yanlışlar’ temalı bilgilendirme sergisi ile MBA öğrencilerinin hazırladığı su temalı resimler katılımcılarla buluştu. Ziyaretçiler sergi ziyareti sonrası su farkındalık düzeylerini ölçen ankete katıldı. Ardından düzenlenen seminerde, suyun yalnızca çevresel bir konu değil; insan sağlığı, yaşam kalitesi ve gelecek nesiller açısından hayati öneme sahip olduğu vurgulandı. Dünyadaki suyun yalnızca yüzde 1’inin kullanılabilir su olduğu belirtilerek, günlük alışkanlıkların ciddi su israfına yol açtığına dikkat çekildi. Görünmeyen su tüketimine dikkat çekildi Etkinlikte yapılan paylaşımlarda, bir tişört üretimi için yaklaşık 7 bin 700 litre, bir hamburger üretimi için ise yaklaşık 15 bin litre su harcandığına dikkat çekilerek, tüketim alışkanlıklarının su kaynakları üzerindeki dolaylı etkileri vurgulandı ve her ürünün ‘görünmeyen bir su hikâyesi’ barındırdığı ifade edildi. Günlük hayatta yapılabilecek basit değişimlerin önemli tasarruflar sağlayabileceği belirtilerek; diş fırçalarken musluğu kapatmak, araba yıkarken hortum yerine kova kullanmak gibi önlemlerle yüzlerce litre suyun korunabileceği aktarıldı. Su, gıda ve gelecek arasındaki bağlantı Türkiye Çevre Eğitim Vakfı Genel Müdürü Almıla Kından Cebbari etkinlikte yaptığı konuşmasında, dünyadaki suyun döngüsel olmasına rağmen kullanılabilir su oranının sınırlı olduğunu belirterek, tüketim alışkanlıklarının çevresel, sosyal ve ekonomik dengeler üzerindeki etkilerine dikkati çekti. Almıla Kından Cebbari şunları kaydetti: "Türkiye’de yılda yaklaşık 33 milyon ton atığın 15 milyon tonu gıda atıklarından oluşuyor. Tarımsal üretimde kullanılan su oranının yüzde 70 seviyesinde. İsraf edilen her gıda aynı zamanda boşa harcanan su anlamına geliyor. Organik atıklar karbon döngüsünü olumsuz etkileyerek küresel ısınmayı artırıyor. Topraktaki organik madde oranının azalması su tutma kapasitesini düşürüyor ve kuraklık riski artırıyor. Suyu korumak yalnızca tasarruf etmekle değil; gıdayı, toprağı ve doğal dengeyi korumakla mümkündür. Değişim ise bireysel farkındalıkla başlar." Eğitimde sürdürülebilirlik ve doğa bilinci TÜRÇEV Eko-Okul sertifikasına sahip MBA Oran Kampüsü’nün çalışmalarını paylaşan Kampüs Müdürü Özlem Yüksel, çevre bilincinin erken yaşta kazandırılmasının önemine dikkat çekti. Okul bünyesinde gerçekleştirilen uygulamalarda öğrencilerin ata tohumları dikerek üretim sürecine katıldığı, bu sayede hem doğayı tanıdığı hem de sorumluluk bilinci kazandığı belirtildi. Program kapsamında söz alan öğrenci Elif Kübra Balcı ise yıl boyunca gerçekleştirdikleri ekolojik çalışmalarla sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarını anlattı. Sağlığın temeli su Etkinliğin kapanış konuşmasını yapan Medicana International Ankara Hastanesi Genel Müdürü ve Başhekimi Doç. Dr. Gülçin Türkmen Sarıyıldız, sağlıkta suyun yeri ve önemini paylaştı. Doç. Dr. Gülçin Türkmen Sarıyıldız, "Bildiğiniz üzere su kaynaklarının azalması yalnızca susuzluk anlamına gelmez; aynı zamanda hijyen şartlarının bozulmasına bağlı olarak enfeksiyon riskini ciddi şekilde artırır. Bugün dünyada yaklaşık 2 milyar insan güvenli içme suyuna erişememekte, 3,6 milyar insan ise yeterli sanitasyon hizmetlerinden yoksun yaşamaktadır. Bu durumun en ağır sonuçlarını ise çocuklar yaşamaktadır. Güvensiz su, yetersiz hijyen ve sanitasyon şartları nedeniyle her gün yaklaşık 1.000 çocuk önlenebilir hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Su sadece bir ihtiyaç değil, aynı zamanda sağlığın kendisidir. Bu nedenle suyun korunması, yalnızca bir çevre meselesi değil, aynı zamanda toplum sağlığını doğrudan etkileyen kritik bir hijyen ve enfeksiyon önleme konusudur" ifadelerini kullandı.
Adalet Bakanı Gürlek, Türkiye Barolar Birliği Başkanı ve heyetini kabul etti
27 Mart 2026 Cuma - 04:13 Adalet Bakanı Gürlek, Türkiye Barolar Birliği Başkanı ve heyetini kabul etti Adalet Bakanı Akın Gürlek, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ve beraberindeki heyeti Bakanlıkta kabul etti. Adalet Bakanı Akın Gürlek, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ve beraberindeki heyeti Bakanlıkta kabul etti. Bakan Gürlek, 12. Yargı Paketi’nde avukatların özlük haklarının güçlendirilmesine yönelik çalışmaları hayata geçirmeyi hedeflediklerinin altını çizdi. Yargı camiası olarak büyük bir aile olduklarına vurgu yapan Bakan Gürlek, "Bu ailenin içerisinde avukatlarımız çok önemli. 209 bin avukatımız var. Yani yargısal süreçlerde savunma makamı, avukatlarımız çok önemli" dedi. Bakan Gürlek, avukatların yaşadıkları maddi sıkıntılara da vurgu yaparak, bu sıkıntıları 12. Yargı Paketi ile çözüme kavuşturmayı hedeflediklerini ifade etti. Bakan Gürlek konuşmasını şöyle sürdürdü: "12. Yargı Paketinde avukatlarımıza özel düzenlemelerin çalışmalarını yapıyoruz. Avukatlarımızın maddi anlamda zorluk yaşadığını biliyoruz, bu hususla ilgili de pakette çalışmalar olacak. Özellikle avukatlarımızın maddi anlamda onların hissedebileceği, onlara da bir fayda sağlayabilecek düzenlemeler yapmak istiyoruz. Bu konuyu zaten kamuoyu ile de paylaştık. Tapu işlemlerinde 30 milyon üstü işlemlerde iki taraf için avukat zorunluluğu getirilecek." Bakan Gürlek, ayrıca noter yardımcılığı konusuna da 12. Yargı Paketi’nde yer vermeyi hedeflediklerini söyledi.
Ramazan’da gençler AK Parti Gençlik Kolları’nın düzenlediği iftar ve sahur sofralarında buluştu
26 Mart 2026 Perşembe - 23:37 Ramazan’da gençler AK Parti Gençlik Kolları’nın düzenlediği iftar ve sahur sofralarında buluştu AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Yusuf İbiş, Gençlik Kolları tarafından çeşitli noktalarda ikram dağıtımı ve iftar sofraları ile Ramazan’ın bereketinin paylaşıldığını belirterek, ’Gençlik Sofrası’ programı ile bin 850 noktada kurulan iftar ve sahur sofralarında 625 bin gencin bir araya geldiğini, "Kampüs için İftar Vakti" programı ile 207 üniversitede 500 bini aşkın öğrenciyle buluşulduğunu, ayrıca 30 ilde GENÇNOKTA iftar çadırları kurulduğunu söyledi. AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Yusuf İbiş, partinin 178. Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Ramazan ayı boyunca gerçekleştirilen gençlik çalışmaları ve faaliyetlerine ilişkin bir sunum yaptı. Gençlik Kolları’nın gelenekselleşen programlarından "İftara 5 Kala" etkinlikleri kapsamında iftara yetişemeyen vatandaşlara destek sağlandığını belirten İbiş, şehirlerin yoğun ve trafik ışıkları olan 7 bin farklı noktasında mobil ikramlarla toplam 1 milyon 175 bin iftariyeliğin vatandaşlara ulaştırıldığını ifade etti. Ramazan öncesinde başlatılan ve gençlerle AK Parti Genel Başkan Yardımcılarını, bakanları ve milletvekillerini buluşturan program serisinin Ramazan ayında da sürdürüldüğünü belirten İbiş, Türkiye genelinde 750 noktada düzenlenen buluşmalarda 255 bin gençle bir araya gelinerek istişare ve paylaşım ortamının güçlendirildiğini dile getirdi. İbiş, ‘Gençlik Sofrası’ programı çerçevesinde 81 il ve 922 ilçede bin 850 noktada kurulan iftar ve sahur sofralarında 625 bin gencin bir araya geldiğini söyledi. "Kampüs için İftar Vakti" programı ile 207 üniversitede gerçekleştirilen organizasyonlarda 500 bini aşkın öğrenciyle buluşulduğunu ifade eden İbiş, gençlerin iftar sonrasında bir araya geldiği sosyal alanlar haline getirildiğini vurguladı. 30 ilde kurulan GENÇNOKTA iftar çadırlarının da gençlerin bir araya geldiği buluşma alanları arasında yer aldığını belirten İbiş, iftar sonrasında gerçekleştirilen buluşmalar ve çeşitli etkinliklerle gençlerle doğrudan iletişim kurulduğunu vurguladı. İbiş, Türkiye genelinde 3 bin noktada 475 bin ikram dağıtımı yapılarak Ramazan’ın bereketinin paylaşıldığını ifade ederek, Genel Merkez Gençlik Kolları tarafından düzenlenen "Geçmişten Günümüze AK Gençlik İftarı" programı ile önceki dönemlerde görev almış teşkilat mensuplarıyla mevcut kadroların bir araya geldiğini ifade etti.
Bakan Gürlek, KKTC İçişleri Bakanı Oğuz ile bir araya geldi
26 Mart 2026 Perşembe - 20:53 Bakan Gürlek, KKTC İçişleri Bakanı Oğuz ile bir araya geldi Adalet Bakanı Akın Gürlek, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) İçişleri Bakanı Dursun Oğuz ve beraberindeki heyetle bakanlıkta bir araya geldi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, KKTC’nin uluslararası toplumun bağımsız, eşit egemen bir üyesi olarak hak ettiği yeri alması için gerekli desteği her zaman vereceklerini belirtti. Bakan Gürlek, KKTC İçişleri Bakanı Dursun Oğuz ve heyetiyle bakanlıkta bir araya geldi. Bakan Gürlek, "Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türk Devletleri Teşkilatı’nda ve Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi’nde gözlemci üye statüsü kazanması için de gerekli adımların atılmasını düşünüyoruz. Dün ve bugün olduğu gibi Kıbrıs Türk halkının her zaman yanındayız" dedi. Ortak tarih, dil, kültür ve kader birliğine vurgu yapan Bakan Gürlek, "Kıbrıs Türk halkının özgürlük, adalet ve eşitlik mücadelesine verdiğimiz destek de her zaman bizim bir ortak değerlerimizin yansımasıdır" diye konuştu. Bakan Gürlek, iki ülke arasında adli iş birliği anlaşmasına dikkat çekti. Gürlek, adli iş birliği anlaşması kapsamında suçluların iadesi ve KKTC’nin göndermiş olduğu taleplerin adli anlamda yerine getirilmesi için çalışacaklarını ifade etti. Hakim ve savcı eğitimleri Hâkim ve savcıların mesleki eğitimlerine ilişkin yapılan anlaşmaya da dikkat çeken Bakan Gürlek şöyle konuştu: "İki ülke arasındaki gerek ortak değerlerin yükselmesi gerek de tekrardan işlerinin pekiştirilmesi için hâkim savcı adaylarının eğitilmesi konusunda gerekli adımları attık. Bu konuda her zaman destek veriyoruz. Kıbrıs’tan hâkim, savcı arkadaşlarımız Türkiye Adalet Akademisi’ne eğitime gidiyor. Ayrıca Ceza İnfaz Kurumu sistemimizde infaz hukuku anlamında önemli çalışmalar yaptık. İhtiyaç duyduğunuz konularda destek vermeye hazırız. Özellikle yargı kurumlarının kapasitesinin arttırılması için iş birliği anlamında elimizden geldiğince Adalet Bakanlığı olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığına katkı sunmaya hazırız. Bu görüşmelerin; iki ülke arasındaki gerek adli anlamdaki konularında iş birliğinin desteklenmesi gerek de kardeşlik hukukunun pekişmesi için ben faydalı olduğuna inanıyorum." Kıbrıs’a yeni adli müşavir atanacak Adalet Bakanı Akın Gürlek, KKTC Adli Müşavirinin görev süresinin tamamlandığını ve buraya kısa zamanda yeni bir atama yapılacağının müjdesini verdi. Bakan Gürlek, "Adli müşavirimiz 16 ülkede var. Kıbrıs adli müşavirliğine çok önem veriyoruz. Özellikle orada yaşayan vatandaşlarımız, adli konuların takibi ve iş birliği konusunda da çok faydalı olacağını düşünüyoruz. Kısa bir sürede de inşallah onun atamasını yapacağız. Bu da ikili ilişkilerimizi inşallah pekiştirecek" dedi. "Anavatan garantörlüğü kırmızı çizgimizdir" KKTC İçişleri Bakanı Dursun Oğuz da Bakan Gürlek’e teşekkür ederek, iki ülke arasındaki iş birliğinin her alanda devam etmesinden duydukları memnuniyeti dile getirdi. Bakan Oğuz, içinde bulunduğumuz coğrafyadaki meydana gelen savaşlarda anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğünün ne kadar önemli olduğuna vurgu yaptı. 1960 Garanti Anlaşmasını imzalayanları yad eden Oğuz, "Öyle güzel bir anlaşma yapmışlar ki bugün dünya dahil iç cephe bunu kaldırmaya uğraşıyorlar. Ama o anlaşma ki bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin adada ki varlığını ve garantörlüğünü sağlıyor. Kıbrıs Türk Halkı olarak ana vatanın garantörlüğü kırmızı çizgimizdir. Bu tarih boyunca böyle kalacaktır" dedi. "Türkiye Cumhuriyeti her zaman yanımızdadır" Türkiye Cumhuriyeti’nin her alanda KKTC’nin tanınmasında çok büyük katkılar sunduğunun altını çizen Oğuz, "Sayın Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 4 defa üst üste bütün dünyaya KKTC’yi tanıyın demesi izolasyonlar altında kalan bir KKTC’nin tanınması yönünde çok büyük bir adımdır" dedi. Ambargolar altındaki bir devletin dış ilişkiler yapmasının önemine değinen Oğuz, "KKTC’nin tanınırlığının arttırılması, uluslararası ilişkilerde çok önemli bir boyuttur. Türkiye Cumhuriyeti her zaman yanımızdadır. Biz bu şekilde bakıyoruz ve anlamlı buluyoruz" diye konuştu.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli: "Türk işletenli tankere Karadeniz’de gerçekleştirilen saldırıyı büyük endişeyle karşılıyoruz"
26 Mart 2026 Perşembe - 20:26 Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli: "Türk işletenli tankere Karadeniz’de gerçekleştirilen saldırıyı büyük endişeyle karşılıyoruz" Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, "Ham petrol taşıyan ‘ALTURA’ isimli, Sierra Leone bayraklı ve Türk işletenli tankere yönelik bugün Karadeniz’de gerçekleştirilen saldırıyı büyük endişeyle karşılıyoruz" dedi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli, Türk işletenli bir ticari gemiye yönelik Karadeniz’de gerçekleştirilen saldırı hakkında açıklama yaptı. Keçeli, "Ham petrol taşıyan ‘ALTURA’ isimli, Sierra Leone bayraklı ve Türk işletenli tankere yönelik bugün Karadeniz’de gerçekleştirilen saldırıyı büyük endişeyle karşılıyoruz. Saldırıya ilişkin olarak ilgili kurumlarımız tarafından gerekli inceleme ve teknik müdahaleler yapılmakta olup, gemide bulunan 27 Türk mürettebatın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmiştir. Karadeniz’deki Münhasır Ekonomik Bölgemiz içerisinde meydana gelen ve uluslararası hukuka aykırı olan bu ve benzeri saldırılar, bölgede can, mal, seyir ve çevre emniyeti bakımından ciddi riskler oluşturmaktadır. Savaşın Karadeniz sathına yayılmasının ve daha da tırmanmasının önlenmesini teminen, ilgili taraflarla temaslarımızı sürdürmekteyiz. Bu doğrultuda ayrıca, ülkemizin bölgedeki ekonomik çıkar ve faaliyetlerinin korunması amacıyla, uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli tedbirleri alma hakkımızı saklı tutuyoruz" ifadelerini kullandı.
Devir kararı verilen Mimar Kemal Ortaokulu öğrenci ve velilerinden tepki
26 Mart 2026 Perşembe - 19:22 Devir kararı verilen Mimar Kemal Ortaokulu öğrenci ve velilerinden tepki Ankara’nın Çankaya ilçesinde devir kararı verilen Mimar Kemal Ortaokulu öğrenci ve velileri, karara tepki gösterdi. Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından devir kararı verilen Mimar Kemal Ortaokulu öğrenci ve velileri karara itiraz ederek, tepki gösterdi. Sabah saatlerinde herhangi bir ön bilgilendirme yapılmaksızın İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yetkililerinin okula gelerek, "Bu okul kapandı, artık burası bizim" dediği iddia edildi. Yetkililerin çocukların kullanmakta olduğu bilişim sınıfına kendi eşyalarını yerleştirdiği ve bu nedenle 5/A, 5/B, 5/C sınıflarındaki öğrencilerin derslerini işleyemediği öne sürüldü. "Bu karar bid asırlık eğitim kültürünün ve çocukların geleceğinin yok sayılmasıdır" Mimar Kemal Ortaokulu’nun bir eğitim kurumu olmaktan çıkarılmak ve hizmet binasına dönüştürülmek istendiğini belirten bir veli, "Bu karar sadece bir okulun kapatılması değildir. Bu karar 1 asırlık eğitim kültürünün, hafızanın ve çocukların geleceğinin yok sayılmasıdır. Saraçoğlu Projesi kapsamında binasını kaybeden Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün çözümü bir okulu kapatmakta bulması kabul edilemez. Üstelik bu girişim ilk değildir. Haziran 2023’te de benzer bir niyetle okulumuz, öğrencilerimizin elinden alınmak istenmiş bugün ise aynı yaklaşım yeniden gündemi getirilmiştir. Kamuoyunda ve veliler arasında oluşturulan güçlü kanaat şudur ki, Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün Kızılay’da hizmet verme ısrarı ve personelinin bu bölgede çalışma isteği bu kararın arkasındaki temel nedenlerden biri olarak görülmektedir. Eğitim gibi hayati bir konuda idari konforun çocukların eğitim hakkının önüne geçmesi kabul edilemez. Son yıllarda bu kararın zemini bilinçli bir şekilde hazırlanmıştır. Sınıf mevcutları yapay olarak artırılmış, sınıflar boşaltılarak okul mevcudu az algısı oluşturulmuş, anasınıfı kapatılmış, bilişim sınıfı kaldırılmış, özel eğitim sınıfı bodrum katına taşınmış, okulun bakım ve iyileştirme çalışmaları bilinçli bir şekilde ihmal edilmiştir" diye konuştu. "Devlet okulunun güvenlik gerekçesiyle kapatılması inandırıcı değildir" Kapatma gerekçesinin Kızılay bölgesinin öğrenciler için uygun olmadığı iddiası olduğunu kaydeden veli, "Burası Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentinin merkezi, en güvenli noktalarından biridir. Okulumuz bakanlıklara, resmi kurumlara ve güvenlik noktalarına birkaç yüz metre mesafededir. Yüzlerce özel okul ve eğitim kurumu aynı bölgede faaliyet göstermeye devam ederken, devlet okulunun güvenlik gerekçesiyle kapatılması inandırıcı değildir" ifadelerini kullandı.