SAĞLIK - 27 Mart 2026 Cuma 09:34

Medicana’da su farkındalığı: "Her damla bir sorumluluk"

A
A
A
Medicana’da su farkındalığı: "Her damla bir sorumluluk"

Medicana International Ankara Hastanesi’nde düzenlenen ‘Her Damla Bir Sorumluluk’ etkinliğinde, suyun sürdürülebilir kullanımı, görünmeyen su tüketimi ve toplum sağlığına etkileri çok yönlü olarak ele alındı.


Su kaynaklarının hızla azalması ve bilinçsiz tüketimin artmasıyla suyun korunması küresel bir sorumluluk haline gelirken, Medicana International Ankara Hastanesi’nde düzenlenen ‘Her Damla Bir Sorumluluk’ etkinliğinde sürdürülebilir su kullanımı ve toplumsal farkındalık konuları kapsamlı şekilde ele alındı.


Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV) ve MBA Okulları Oran Kampüsü iş birliğiyle Medicana International Ankara Hastanesi Konferans Salonu’nda geçtiğimiz gün gerçekleştirilen etkinlikte, ‘doğru bilinen yanlışlar’ temalı bilgilendirme sergisi ile MBA öğrencilerinin hazırladığı su temalı resimler katılımcılarla buluştu. Ziyaretçiler sergi ziyareti sonrası su farkındalık düzeylerini ölçen ankete katıldı. Ardından düzenlenen seminerde, suyun yalnızca çevresel bir konu değil; insan sağlığı, yaşam kalitesi ve gelecek nesiller açısından hayati öneme sahip olduğu vurgulandı. Dünyadaki suyun yalnızca yüzde 1’inin kullanılabilir su olduğu belirtilerek, günlük alışkanlıkların ciddi su israfına yol açtığına dikkat çekildi.



Görünmeyen su tüketimine dikkat çekildi


Etkinlikte yapılan paylaşımlarda, bir tişört üretimi için yaklaşık 7 bin 700 litre, bir hamburger üretimi için ise yaklaşık 15 bin litre su harcandığına dikkat çekilerek, tüketim alışkanlıklarının su kaynakları üzerindeki dolaylı etkileri vurgulandı ve her ürünün ‘görünmeyen bir su hikâyesi’ barındırdığı ifade edildi. Günlük hayatta yapılabilecek basit değişimlerin önemli tasarruflar sağlayabileceği belirtilerek; diş fırçalarken musluğu kapatmak, araba yıkarken hortum yerine kova kullanmak gibi önlemlerle yüzlerce litre suyun korunabileceği aktarıldı.



Su, gıda ve gelecek arasındaki bağlantı


Türkiye Çevre Eğitim Vakfı Genel Müdürü Almıla Kından Cebbari etkinlikte yaptığı konuşmasında, dünyadaki suyun döngüsel olmasına rağmen kullanılabilir su oranının sınırlı olduğunu belirterek, tüketim alışkanlıklarının çevresel, sosyal ve ekonomik dengeler üzerindeki etkilerine dikkati çekti. Almıla Kından Cebbari şunları kaydetti:


"Türkiye’de yılda yaklaşık 33 milyon ton atığın 15 milyon tonu gıda atıklarından oluşuyor. Tarımsal üretimde kullanılan su oranının yüzde 70 seviyesinde. İsraf edilen her gıda aynı zamanda boşa harcanan su anlamına geliyor. Organik atıklar karbon döngüsünü olumsuz etkileyerek küresel ısınmayı artırıyor. Topraktaki organik madde oranının azalması su tutma kapasitesini düşürüyor ve kuraklık riski artırıyor. Suyu korumak yalnızca tasarruf etmekle değil; gıdayı, toprağı ve doğal dengeyi korumakla mümkündür. Değişim ise bireysel farkındalıkla başlar."



Eğitimde sürdürülebilirlik ve doğa bilinci


TÜRÇEV Eko-Okul sertifikasına sahip MBA Oran Kampüsü’nün çalışmalarını paylaşan Kampüs Müdürü Özlem Yüksel, çevre bilincinin erken yaşta kazandırılmasının önemine dikkat çekti. Okul bünyesinde gerçekleştirilen uygulamalarda öğrencilerin ata tohumları dikerek üretim sürecine katıldığı, bu sayede hem doğayı tanıdığı hem de sorumluluk bilinci kazandığı belirtildi. Program kapsamında söz alan öğrenci Elif Kübra Balcı ise yıl boyunca gerçekleştirdikleri ekolojik çalışmalarla sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarını anlattı.



Sağlığın temeli su


Etkinliğin kapanış konuşmasını yapan Medicana International Ankara Hastanesi Genel Müdürü ve Başhekimi Doç. Dr. Gülçin Türkmen Sarıyıldız, sağlıkta suyun yeri ve önemini paylaştı. Doç. Dr. Gülçin Türkmen Sarıyıldız, "Bildiğiniz üzere su kaynaklarının azalması yalnızca susuzluk anlamına gelmez; aynı zamanda hijyen şartlarının bozulmasına bağlı olarak enfeksiyon riskini ciddi şekilde artırır. Bugün dünyada yaklaşık 2 milyar insan güvenli içme suyuna erişememekte, 3,6 milyar insan ise yeterli sanitasyon hizmetlerinden yoksun yaşamaktadır. Bu durumun en ağır sonuçlarını ise çocuklar yaşamaktadır. Güvensiz su, yetersiz hijyen ve sanitasyon şartları nedeniyle her gün yaklaşık 1.000 çocuk önlenebilir hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Su sadece bir ihtiyaç değil, aynı zamanda sağlığın kendisidir. Bu nedenle suyun korunması, yalnızca bir çevre meselesi değil, aynı zamanda toplum sağlığını doğrudan etkileyen kritik bir hijyen ve enfeksiyon önleme konusudur" ifadelerini kullandı.



Medicana’da su farkındalığı: "Her damla bir sorumluluk"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara ATO Başkanı Baran: "Türkiye, tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde önemli bir alternatif merkez haline geliyor" Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, "Avrupa ile Asya arasında bir köprü konumunda olan Türkiye, tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde önemli bir alternatif merkez haline geliyor. Küresel şirketler, üretim ve lojistik ağlarını çeşitlendirmek isterken, Türkiye’yi daha fazla gündemlerine alıyor" dedi. Ankara Ticaret Odası’nın 29. Dönem Mart ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkan Yardımcısı Ali İhsan Özdemir başkanlığında gerçekleşti. ATO Başkanı Gürsel Baran, Meclis Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail ile İran arasındaki savaşın küresel ekonomiye ve enerji fiyatlarına etkilerine değindi. "Petrol fiyatlarının yükselmesi, her alanda maliyetleri yukarı çeken zincirleme bir etki ortaya çıkardı" ATO Başkanı Baran, küresel petrol ticaretinin büyük bölümü ve sıvılaştırılmış doğalgaz taşımacılığının geçtiği Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının, enerji arzını, ticaret yollarını ve tüm dünyadaki fiyat dengelerini etkilediğini kaydederek, "Petrol fiyatlarının yükselmesi; üretimden lojistiğe, gıdadan sanayiye ve sigortacılığa kadar her alanda maliyetleri yukarı çeken zincirleme bir etki ortaya çıkardı. Özellikle benzin ve motorin fiyatlarındaki artış; taşımacılığı, tarım üretimini, tedarik zincirlerini ve tüketici fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Hürmüz Boğazı’nın kapanması deniz taşımacılığı ve sigortacılık maliyetleri ile küresel ticaret psikolojisini de şekillendiriyor. Tankerlerin boğazı geçemeyip, açıkta beklemesi, sigorta primlerinin tırmanmasına, piyasalarda korku ve belirsizlik oluşmasına yol açıyor" ifadelerini kullandı. "ÖTV tamponu kullanılmasaydı, benzin ve motorin fiyatları litre başına 100 TL’yi geçebilirdi" Enerji maliyetlerindeki yükselişin, tarımdan sanayiye kadar tüm sektörlerde, üretim maliyetlerine, lojistik maliyetlere ve zincirleme şekilde tüketici fiyatlarına yansıdığını kaydeden ATO Başkanı Gürsel Baran, bunun enflasyon ile mücadele sürecine de olası olumsuz etkilerine dikkat çekerek, "Hükümetimiz eşel mobil sistemini devreye alarak pompadaki artışın doğrudan piyasalara yansımasının önüne geçmek için stratejik bir adım attı. ÖTV tamponu kullanılmasaydı bugün belki de benzin ve motorin fiyatları litre başına 100 TL’yi geçebilirdi" dedi. "Savunma sanayiinde elde ettiğimiz birikimin ne denli önemli olduğu çok net anlaşıldı" Dünyada yaşanan tüm bu gelişmelerin Türkiye’yi yakından etkilediğini kaydeden ATO Başkanı Baran, "Türkiye, coğrafi olarak bu gelişmelerin merkezine oldukça yakın bir noktada bulunuyor. Ülkemiz bir yandan, komşuda yanan ateşin ülkemize sıçramamasını sağlayacak bir denge politikası güttü. Sorunları aklıselimle çözme konusundaki tavrını net biçimde ortaya koydu. Diğer yandan da ekonomiyi dengede tutmaya çalıştı. Türkiye’nin savunma sanayi gücü ve diplomasi geleneği, bulunduğumuz coğrafyada barış ve istikrar adası olduğumuzu bir kez daha gösterdi. Bu süreçte, ASELSAN’dan TUSAŞ’A, ROKETSAN’dan HAVELSAN’a, BAYKAR’dan FNSS’e kadar gurur duyduğumuz şirketlerle son 20 yıllık süreçte savunma sanayiinde elde ettiğimiz birikimin ne denli önemli olduğu çok net anlaşıldı" diye konuştu. "Türkiye, tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde önemli bir alternatif merkez haline geliyor" Türkiye’nin, dünya ekonomisini derinden etkileyen bu gelişmeler karşısında, güçlü üretim altyapısı, dinamik özel sektörü ve stratejik konumuyla bu tür küresel dalgalanmalara karşı, ekonomisini dengede tutmak için azami gayret sarf ettiğinin altını çizen ATO Başkanı Gürsel Baran, "Ayrıca, Avrupa ile Asya arasında bir köprü konumunda olan Türkiye, tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde önemli bir alternatif merkez haline geliyor. Küresel şirketler, üretim ve lojistik ağlarını çeşitlendirmek isterken, Türkiye’yi daha fazla gündemlerine alıyor. Bu süreçte, üretim tarafında katma değerli sektörlere yönelmek, ihracatı çeşitlendirmek ve teknoloji odaklı büyümeyi desteklemek, küresel belirsizlikler karşısında en güçlü sigortamız olacaktır" ifadelerine yer verdi. Baran konuşmasında, Avrupa Birliği’nin üretim gücünü yeniden kendi sınırları içine çekmek, kritik sektörlerde dışa bağımlılığı azaltmak ve özellikle Çin gibi ülkelere karşı rekabet gücünü artırmak amacıyla, Sanayi Hızlandırma Yasası kapsamında bir süre önce "Made in EU" stratejisini ortaya koyduğunu hatırlatarak, Türkiye’nin bu sürece dahil edilmesinin önemli bir gelişme olduğunu kaydetti. "Türk ürünlerinin Avrupa’daki dev kamu ihalelerinden dışlanmaması sağlandı" Baran, "Normal şartlarda ‘Made in EU’ sadece AB üye ülkelerini kapsayacak şekilde planlanmıştı. Ancak Türkiye’nin Avrupa değer zincirindeki, özellikle otomotiv ve yan sanayi alanlarında vazgeçilmez rolü ve Ticaret Bakanlığımızca yürütülen yoğun diplomasi trafiği meyvesini verdi. Bu gelişmeyle Türk ürünlerinin Avrupa’daki dev kamu ihalelerinden dışlanmaması sağlandı" açıklamasında bulundu. Otomotiv ve çelik sektörlerini yakından ilgilendiren bu gelişmeyle, Türk malı araçlar ve çelik ürünlerin Avrupa’da "yerli" muamelesi göreceğini belirten ATO Başkanı Baran, "Bu gelişme ayrıca ülkemizin yatırım çekme potansiyelini de yükseltecek. Çin’den uzaklaşmak isteyen küresel devler, Türkiye’yi ‘Made in EU’ statüsüyle üretim yapabilecekleri en kaliteli merkez olarak görebilecekler" dedi. ATO Başkanı Baran konuşmasına, Yönetim Kurulu’nun faaliyetlerine ilişkin konularla devam etti.
Sivas Kutsal topraklara gitmek istediler, umre vaadiyle çantacıya dolandırıldılar Sivas’tan kutsal topraklara gitmek üzere bir firma adına, aracılara para ödeyen vatandaşlar dolandırıldı. Dolandırılan 125 kişi, il müftülüğü önünde toplanarak mağduriyetinin giderilmesini istedi. Sivas’ta yaşayan 125 vatandaş umre yapmak üzere Diyanet’ten lisanslı Faran Turizm’in Sivas acentesi adına para toplayan N.T’ye, kişi başına bin 500 dolar para ödedi. İddiaya göre, firmanın Sivas acentesi üzerinden umre turunun organize edileceğini belirten N.T. topladığı para ile kayıplara karıştı. 26 Mart akşamı mübarek beldeye uçmayı bekleyen umreciler, uçağın gelmemesi üzerine dolandırıldıklarını anladı. Akşam saatlerinde polis merkezlerine giderek N.T.’den şikayetçi olan vatandaşlar, bu sabah müftülük önünde toplandı. Mağduriyetlerinin, firma tarafından giderilmesini isteyen umreciler, İl Müftüsü Hasan Limon ile görüştü. Müftü Limon, vatandaşların mağduriyetinin giderilmesi için devletin tüm birimlerinin harekete geçtiğini belirtti. "Şikâyet dilekçemizi verdik" Umreye gitme vaadiyle dolandırılan Hüseyin Gülmez, "Bu firma ile geçen sene Ramazan ayında umreye gitmiştik. Bu yıl da Şevval ayında gitmek istedik. Normalde 26 Mart’ta uçuş olacaktı ama 30 Mart’a ertelendi. Hala şu anda bekliyoruz. Müftü ile görüşme yaptık, şikâyet dilekçemizi verdik. Bundan sonraki sürecin neticesini bekliyoruz" dedi. "Bir anda telefonlarımıza cevap verilmemeye başlandı" Akrabaları dolandırılan Gamze Çil ise "Teyzemler ve babamlar beraber gidecekti. Dolandırıcılık hadisesi, gidiş tarihin belirsizleşmesiyle başladı. Bir anda telefonlarımıza cevap verilmiyordu. En son yaptığım görüşmede, acenta yetkilisi, ‘N.T. sizi dolandırdı, bize ödemeyi getirmedi’ dedi. Parayı İBAN üzerinden şirkete gönderenlerin gidebilecekleri söylendi. Bizim isteğimiz firmanın kurumsallığının gereği olarak, şirketin adına güvenerek para verenleri götürmesi" şeklinde konuştu. Şikayet dilekçesi yazarak imzalayan kalabalık, daha sonra dağıldı. Faran Turizm merkezi ise gruptan sadece 13 kişinin ödemesinin şirket hesabına geldiğini, bu kişilerin umre organizasyonunun yapılacağını bildirdi. N.T’ye ödeme yapanların paralarının ise kendilerine ulaşmadığı için bir rezervasyon yapılmadığını belirttiler. Elden veya şahsi hesaba ödeme yapanlar, iyi niyeti suistimal ve dolandırıcılık suçlaması ile N.T hakkında Sivas Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet dilekçesi verdikleri öğrenildi. Müftülük ise durumu Diyanet İşleri Başkanlığı Hac ve Umre Dairesi Başkanlığına bildirdi.