Yerel Haberler
Adana
15 Mayıs 2026 Cuma - 09:50 Yunanistan’daki kahramanıyla tanışmak istiyor Adana’da pandemi döneminde özel izinle Yunanistan’dan gelen ilik bağışıyla hayata tutunan lösemi hastası Kuzey Deniz Şengezer, aradan geçen 6 yılın ardından kendisine donör olan kişiyle tanışmak için mektup yolladı. Özgül ve Gürcan çiftinin oğulları Kuzey Deniz (9), 2019 yılının Mayıs ayında ateşlendi ve hastaneye kaldırıldı. Minik Kuzey’in ’Akut Lenfoblastik Lösemi’ye yakalandığı belirlendi. Şengezer çifti, kemoterapi tedavisi gören oğulları Kuzey’in hastalığının tek çaresinin kök hücre nakli olduğunu öğrendi. Yunanistan’da yaşayan bir kişinin iliğinin Kuzey’e yüzde 90 uyumlu olduğu tespit edildi. Ancak korona virüs salgını nedeniyle uçuş seferlerinin kaldırılması, naklin iptaline sebep oldu. Bunun üzerine Sağlık Bakanlığı ve İstanbul Üniversitesi Kök Hücre Bankası’nın girişimleri sonucu Yunan vatandaşının iliği kara yoluyla önce İstanbul’a, ardından Adana’ya getirildi. Nakil öncesi güvenlik önlemi amacıyla bağışçı da 14 gün karantinaya alındı. Bağışçının korona virüs testlerinin negatif çıkması üzerine Acıbadem Adana Hastanesi Çocuk Hematolojisi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Antmen, transplantasyona hazır olan minik Kuzey’e 170 derecenin altında dondurulan kök hücreleri nakletti. Kuzey Deniz iyileşti, kahramanıyla tanışmak istiyor Aradan geçen 6 yılda kontrollerini aksatmayan Kuzey Deniz, bu süreçte iyileşti ve şu anda 4. sınıfta eğitim öğretimine devam ediyor. Kuzey Deniz, asla görmediği donörü için ’Süper Kahramanım’ yazılı resim çizdi ve annesiyle birlikte mektup kaleme aldı. Anne ve oğul, donör ile tanışmak için ellerinden geleni yaparak Acıbadem Adana Hastanesi Çocuk Hematolojisi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Antmen’e mektup ve resmi teslim etti. Prof. Dr. Antmen ise mektup ve resmi İstanbul Tıp Fakültesi Kemik İliği Bankası aracılığıyla bağışçıya ulaştıracak ve daha sonra bağışçının kararı beklenecek. "Kuzey Deniz ile donörünü Adana’da buluşturmak istiyoruz" Prof. Dr. Bülent Antmen, İHA muhabirine yaptığı açıklamada Kuzey Deniz’in çok zorlu süreçlerden geçtiğini anlatarak, "Biz bu vericinin sadece ismini ve yaşadığı yeri biliyoruz. Başka da bir şey bilmiyoruz. İstanbul Tıp Fakültesi Kemik İliği Bankası yoluyla bu mektubu donöre ileteceğiz. Kuzey Deniz onunla tanışmak istiyor. Bizler de elimizden gelen her şeyi yapıp Kuzey Deniz ile birlikte donörü Türkiye’de hatta Adana’da buluşturmak istiyoruz" dedi. "Ona minnettarım" Anne Özgül Serçe ise gözyaşlarıyla evladının hayatını kurtaran donör ile tanışmak istediğini anlatarak, "Çok zorlu bir süreçten geçtik. Donörümüze sonsuz teşekkür ediyorum. O benim oğlumun genetik ikizi. Pandeminin ilk haftalarında oğluma kök hücresini gönderdi. O dönemde insanlar dışarı çıkmaya, kan vermeye çekinirken donörümüz bize kök hücre gönderdi. Mektupta anne olarak duygularımı ilettim. Ona minnettarım, gerekirse ayaklarına bile sarılabilirim. Onunla tanışmayı çok istiyoruz. Kuzey Deniz o zamanlar çok küçüktü ama şuanda her şeyin bilincinde" ifadelerini kullandı. Herkesin kök hücre bağışçısı olması gerektiğini anlatan anne Özgül Serçe, "Herkesin bu duyarlılıkta olması lazım. Sağlıklı herkesin kök hücre bağışçısı olmasını istiyorum. Hastanelerde bekleyen yüzlerce çocuk var" dedi. "Mektubumda onu ne kadar sevdiğimi yazdım" Donörüyle tanışmak istediğini söyleyen Kuzey Deniz Şengezer ise, "Donörüme çok teşekkür ediyorum. Onun sayesinde hayata tutundum. Bana kök hücresini gönderdiği için teşekkür ediyorum. Donörümün Adana’ya gelmesini, tanışmayı çok istiyorum. Mektubumda onu ne kadar sevdiğimi yazdım" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Siz bu işleri bırakın, siz gidin kart oyunu oynayın. Siz gidin poker masalarında kart dağıtın. Siz gidin kırmızı kartlardan puzzle yapın. Onlarla oynayın, onlarla oyalanın”
18 Ocak 2025 Cumartesi - 15:38 Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Siz bu işleri bırakın, siz gidin kart oyunu oynayın. Siz gidin poker masalarında kart dağıtın. Siz gidin kırmızı kartlardan puzzle yapın. Onlarla oynayın, onlarla oyalanın” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in savaş çağrısına, “Siz bu işleri bırakın, siz gidin kart oyunu oynayın. Siz gidin poker masalarında kart dağıtın. Siz gidin kırmızı kartlardan puzzle yapın. Onlarla oynayın, onlarla oyalanın” dedi. Erdoğan, Adana’da AK Parti Adana 8. Olağan İl Kongresi’ne katıldı. Havayolu ile Çukurova Havalimanı’na gelen Erdoğan, daha sonra helikopter ile Yüreğir ilçesinde bulunan Serinevler Spor Salonu’na geldi. “Muhalefetin bizi çekmeye çalıştığı tuzaklara düşmeyeceğiz” Burada düzenlenen kongrede konuşan Erdoğan, muhalefetin tuzaklarına düşmeyeceklerini ifade ederek, “Adana’yı ve Adanalı kardeşlerimi, bu şehre meftun olan şairlerin diliyle bir kez daha sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Allah’ına kurban Adana. Bizleri canlı bağlantı ile takip eden Amasya, Sinop ve Tokat’taki kardeşlerime de selam gönderiyorum. Bu coğrafyadaki Yemen ağıtları, Sarıkamış ağıtları her biri millet olarak yüreğimizi dağlayan Avşar ağıtları Adana’nın ne kadar önemli ruh derinliğine sahip olduğunun kanıtıdır. Biz Adana’yı bazıları gibi sıcaktan, kebaptan, portakal ve şalgamdan ibaret görmüyoruz. Adana, şehitler yurdudur. Söylediğini doğrudan söyleyen civan mert insanlar memleketidir. Adanalı, Allah’ın adamıdır. Adana’nın ırmakları, Göksu, Seyhan ve Ceyhan kökünü Türkistan’dan alan sadece Çukurova’yı değil, gönüllerimizi sulayandır. Adana, yalnızca coğrafyadan ibaret değildir. Bulunduğumuz her makam unutmayınız milletimizin bir emanetidir. Bu görevler bize ülkeye ve millete hizmet etmek için verilmiştir. Bizim büyük hedeflerimiz var. Bunun için gerekirse benliğimizi, nefsimizi ayaklar altına alacağız. Gerekirse gecemizi, gündüzümüze katacağız, muhalefetin bizi çekmeye çalıştığı tuzaklara düşmeyeceğiz. İş üretmeye, hizmet üretmeye devam edeceğiz” diye konuştu. “Hizmet üretmeye devam edeceğiz” Muhalefetin kart oyunları yaptığına değinen Erdoğan, “Adana’da büyük kongremizin ardından seçimlerde en az yüzde 50 alma hedefimize odaklanacağız. Adana’da bu anlayışla çalışmanızı, girmedik hane, dokunmadık yürek bırakmamanızı istiyorum. Biz muhalefet gibi hiçbir vizyon, program, proje geliştirmeden siyaset yapamamayız. Kart oyunlarıyla muhalefetçilik oynayanların içler acısı haline bakarak bu iş tamam diyemeyiz. AK Parti’nin hiçbir mensubu armut piş, ağzıma düş anlayışında olamaz. Ne yapıp kazanıyorsak hak ederek kazanmalıyız. Allah ömür verdikçe, Adana ile birlikte tüm Türkiye’ye hizmet etmeye 85 milyonun tamamı için hizmet üretmeye devam edeceğiz. Sizlerden de durmadan, duraksamadan, 14 Ağustos 2001’deki heyecan ile çalışmanızı özellikle rica ediyorum” ifadelerini kullandı. “Suriye’yi 3 parçaya bölerek kolayca yutulacak lokmalar haline getirme projesi çökmüştür” Suriye’deki Baas rejiminin devrilmesine değinen Erdoğan, daha sonra şunları söyledi: “Suriye’de Baas rejiminin 61 yıllık zulüm düzeni ve 14.yılına giren kanlı savaş sona erdi. Suriyeli kardeşlerimiz özgürlükleri uğruna 1 milyon kişiyi kurban verdiler. İnsanlığımızın ve kardeşliğimizin sınandığı bu süreçte bizde inancımıza, tarihimize ve kültürümüze yakışır bir politika izledik. Biz ne yaptık, mazluma kucak açtık, garibin elinden tuttuk. Yetime kol kanat gerdik. Soframıza bir tabakta muhacirler için koyduk. Hatırlayın biz mazluma, muhtaca sahip çıkarken 14-28 Mayıs seçimlerinde karşımızdaki aday çıktı ve ‘Hepsini geldikleri yere göndereceğiz’ dedi. Sağa sola etiket yapıştırarak Suriye’deki terörden kaçıp ülkemize sığınan bu mağdurları hedef gösterdiler. Sonuçta ne oldu. Milletimiz bu nefret siyasetine sandıkta gereken cevabı verdi. Sonrada partisi oturduğu koltuğu çekip aldı. Şimdi ne kapısını çalan ne de soran var. Unutuldu. Biz, bize yakışanı yaptık. Nefret siyaseti güdenlerde kendilerine yakışanı yaptılar. Neticede yakışan dayanışma, kardeşlik oldu. Suriye krizinde gördük ki sabrın sonu selamettir. Kim ki sabretti Allah ona yardım etti. Artık Suriye özgürleşti ve 13 yıllık hasretin ardından misafirlerimiz yurtlarına başları dik bir şekilde dönüyorlar. Ülkedeki yeni yönetim mutedil bir anlayış sergiliyor. Suriye’yi 3 parçaya bölerek kolayca yutulacak lokmalar haline getirme projesi çökmüştür.” “İsrail, Gazzeli kardeşlerimize diz çöktüremediler” Gazze’deki ateşkes anlaşmasının da önemli olduğuna ve Türkiye’nin Gazze’nin yanında olduğuna vurgu yapan Erdoğan, “Türkiye olarak Suriye’nin yaşadığı yıkımları yeniden bir bütün, müreffeh bir ülke haline gelmesi için her türlü desteği vereceğiz. Suriye’den sonra Gazze’den de müspet bir haber aldık. Filistin Direniş Hareketi Hamas ile İsrail arasında ateşkes mutabakatına varıldı. İsrail hükumeti 467 gündür uyguladığı soykırım ve katliama rağmen Gazzeli kardeşlerimizin direniş hareketini kıramamıştır. 2 milyon kardeşimizi aylarca bombaladılar. Çocukları öldürdüler, hastaneleri yerle bir ettiler. Okul, cami, kiliseleri enkaza çevirdiler. Gıda sırası bekleyen sivilleri vurdular. İnsani yardım malzemesi taşıyan tırları vurdular. Tam 467 gün boyunca her türlü zulmü ve gaddarlığı Gazze’de sergilediler. Ancak Gazzeli kardeşlerimize diz çöktüremediler. 50 binden fazla masum insan şehit edildi. 110 binden fazla sivil yaralandı. 10 binden fazla Gazzeli nerede bilinmiyor. Tüm bunlara rağmen Filistin halkı pes etmedi, diz çökmedi. İsrail’in ve özellikle Netenyahu’nun ateşkes ihlallerinde sicilinin ne kadar kabarık olduğunu biliyoruz. Gazze’nin eskiye dönmemesi için İsrail üzerinde sürekli baskı kurulmalıdır. Türkiye olarak nasıl 467 gün boyunca bir an olsun yalnız ve sahipsiz bırakmadıysak inşallah ateşkes döneminde de Gazze’nin kanayan yaralarını sarmak için tüm imkanlarımızı harekete geçireceğiz. Verdiğimiz mücadelemiz artarak devam edecek” dedi. “Türkiye’nin nasıl dik bir duruş sergilediği anlaşılacaktır” Türkiye olarak Suriye ve Gazze için her zaman mağdurun, mağdurun yanında olduklarına değinen Erdoğan, “Hem Suriye hem de Gazze krizinde biz mazlumdan, mağdurdan ve adaletten yana tavır aldık. Batı’nın ve emperyalist güçlerin ne dediğini değil, kendi inancımızı önemsedik. Avrupa ve Siyonistler bize ne der diye hiçbir şekilde aldırmadık. Bizim yerimiz mazlumun yanıdır dedik. Bütün dünya sağır ve dilsiz kesilmişken bu kardeşiniz hakkı söyledi ve haklının yanında yer aldı. Bu uğurda ciddi bedel ödedik. Ahlaksız ve alçakça iftiralara maruz bırakıldık. Hırslarının esiri oldular. Bunların hiçbirini unutmadık. Filistin ve Suriyeli kardeşlerimizin Türkiye için dua ettiği dönemde 3-5 oy için yalan söyleyenleri unutmadık, unutmayacağız. Bunları yapanların derdi hiçbir zaman Filistin, Gazzeli mağdurlar, Suriyeli muhacirler olmadı. Sadece siyaset yaptılar. Sadece mazlumları istismar ettiler. Şüphesiz tarih, en büyük hakemdir. Zaman, kimin haklı kimin de haksız olduğunu ortaya çıkartmaktadır. Gelecekte her 2 meselede de Türkiye’nin nasıl dik bir duruş sergilediği anlaşılacaktır” diye konuştu. “Orası artık bir gayya kuyusu” Muhalefet lunaparkta oyun oynadığını anlatan Erdoğan, daha sonra şunları söyledi: “Biz, gerek içeri de gerek te dışarı da her aşaması hesaplanmış bir strateji yürütürken ana muhalefetin durumunu da sizlerde görüyorsunuz. Eser, hizmet gibi bir dertleri yok. Biraz ciddiyet ve ağır başlılık arıyoruz, onu dahi bulamıyoruz. Siyaset mi yapıyorlar lunaparkta oyun mu oynuyorlar anlayabilene aşk olsun. Gençlerin, çocukların oyuncakları haline geldiler. Kim kimi hançerliyor, kim kimin kuyusunu kazıyor belli değil. İş yapmak, hizmet etmek yerine sürekli birbirlerine çelme çakma peşindeler. Artık ayyuka çıkan yolsuzluk, usulsüzlük vakalarını saymıyorum bile. Orası artık bir gayya kuyusu. Deşildikçe, üzerine gidilip kazıldıkça altında daha beter, daha utanç verici skandallar patlak veriyor. Adli ve emniyet birimlerimiz bunları tespit ediyor, yakalıyor ve beytülmale uzanan kirli ellerin hesabını hukuk önünde soruyor. Para kuleleri, şişirilmiş konser faturaları ve ihale yolsuzlukları dışında bizim eserimiz diye gösterebilecekler hiçbir icraatları yok.” “Hem dersini bilmiyor hem de cehaletini bağırarak, çağırarak kapatmaya çalışıyor” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ihale yolsuzluğu soruşturmalarına ilişkin yaptığı, “Turpların büyüğü heybede.” açıklamasının ardından “Bu savaş ilanını görüyor ve kabul ediyoruz” diyen CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e de yanıt vererek, “Şimdi de çıkmışlar savaş ilanından söz ediyorlar. Bir de biz bilmiyoruz, sen nasıl biliyorsun diyorlar. Sayın Özel’e buradan soruyorum. Sayın Özel, sen neyi biliyorsun da bunları bileceksin. Neyi takip ediyorsun da bunları bileceksin. Esenyurt Belediyesi’ni mi takip ediyorsun, Beşiktaş Belediyesi’ni mı takip ediyorsun. Oralarda olan şu son gelişmelerden haberin yoksa sen artık bu görevi bırak. Zaten birileri de gelip elinden bu görevi elinden alacaklar. Esad uçakla kaçarken Esad ile görüşülmeli diyen sen değil misin. Milletin bildiğini sen bilmiyorsan bu kimin suçu. 85 milyonun takip ettiğini sen takip etmiyorsan bu kabahat kimin. Yargıyı, bizi suçlayacağına CHP’yi zehirli sarmaşık gibi saran bu soygun düzeni ile gel mücadele etsene. Harami arıyorsan, etrafını saran haramileri araştır. Meşhur şiirinde Ülkü Tamer ne diyor. ‘Hem dersini bilmiyor hem de şişman herkesten’ diyor ya. Sayın Özel’in yargıya aks eden yolsuzluk davaları üzerinden savurduğu tehditler de aynen böyle. Hem dersini bilmiyor hem de cehaletini bağırarak, çağırarak, Türk siyasetine hiç yakışmayan ifadelerle kapatmaya çalışıyor. Atalarımız ‘Büyük lokma ye, büyük laf etme’ demişler. Bunlar her açığa düştüklerinde büyük büyük laf ediyorlar ama sonra kuzu kuzu hizaya geliyorlar. Her suçüstü yakalandıklarında aslan kesiliyorlar ama sonra süt dökmüş kediye dönüyorlar. CHP lideri sayın Özel’e samimi tavsiyem şudur; Siz bu işleri bırakın, siz gidin kart oyunu oynayın. Siz gidin poker masalarında kart dağıtın. Siz gidin kırmızı kartlardan puzzle yapın. Onlarla oynayın, onlarla oyalanın” diye konuştu. Öte yandan Recep Tayyip Erdoğan Adana’da son 22 yılda güncellenmiş değerle 922 milyar liralık yatırım yaptıklarını anlattı. Konuşmanın ardından Erdoğan, Mersin’de düzenlenecek AK Parti Mersin 8. Olağan İl Kongresi’ne katılmak üzere helikopter ile kentten ayrıldı. (UMT-FKE-
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Milletimiz nefret siyasetine gereken cevabı verdi. Partisi oturduğu koltuğu altından çekip aldı. Şimdi ne kapısını çalan var ne yüzüne bakan var"
18 Ocak 2025 Cumartesi - 15:26 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Milletimiz nefret siyasetine gereken cevabı verdi. Partisi oturduğu koltuğu altından çekip aldı. Şimdi ne kapısını çalan var ne yüzüne bakan var" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in savaş çağrısına, “Siz bu işleri bırakın, siz gidin kart oyunu oynayın. Siz gidin poker masalarında kart dağıtın. Siz gidin kırmızı kartlardan puzzle yapın. Onlarla oynayın, onlarla oyalanın” dedi.Erdoğan, Adana’da AK Parti Adana 8. Olağan İl Kongresi’ne katıldı. Havayolu ile Çukurova Havalimanı’na gelen Erdoğan, daha sonra helikopter ile Yüreğir ilçesinde bulunan Serinevler Spor Salonu’na geldi.“Muhalefetin bizi çekmeye çalıştığı tuzaklara düşmeyeceğiz”Burada düzenlenen kongrede konuşan Erdoğan, muhalefetin tuzaklarına düşmeyeceklerini ifade ederek, “Adana’yı ve Adanalı kardeşlerimi, bu şehre meftun olan şairlerin diliyle bir kez daha sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Allah’ına kurban Adana. Bizleri canlı bağlantı ile takip eden Amasya, Sinop ve Tokat’taki kardeşlerime de selam gönderiyorum. Bu coğrafyadaki Yemen ağıtları, Sarıkamış ağıtları her biri millet olarak yüreğimizi dağlayan Avşar ağıtları Adana’nın ne kadar önemli ruh derinliğine sahip olduğunun kanıtıdır. Biz Adana’yı bazıları gibi sıcaktan, kebaptan, portakal ve şalgamdan ibaret görmüyoruz. Adana, şehitler yurdudur. Söylediğini doğrudan söyleyen civan mert insanlar memleketidir. Adanalı, Allah’ın adamıdır. Adana’nın ırmakları, Göksu, Seyhan ve Ceyhan kökünü Türkistan’dan alan sadece Çukurova’yı değil, gönüllerimizi sulayandır. Adana, yalnızca coğrafyadan ibaret değildir. Bulunduğumuz her makam unutmayınız milletimizin bir emanetidir. Bu görevler bize ülkeye ve millete hizmet etmek için verilmiştir. Bizim büyük hedeflerimiz var. Bunun için gerekirse benliğimizi, nefsimizi ayaklar altına alacağız. Gerekirse gecemizi, gündüzümüze katacağız, muhalefetin bizi çekmeye çalıştığı tuzaklara düşmeyeceğiz. İş üretmeye, hizmet üretmeye devam edeceğiz” diye konuştu.“Hizmet üretmeye devam edeceğiz”Muhalefetin kart oyunları yaptığına değinen Erdoğan, “Adana’da büyük kongremizin ardından seçimlerde en az yüzde 50 alma hedefimize odaklanacağız. Adana’da bu anlayışla çalışmanızı, girmedik hane, dokunmadık yürek bırakmamanızı istiyorum. Biz muhalefet gibi hiçbir vizyon, program, proje geliştirmeden siyaset yapamamayız. Kart oyunlarıyla muhalefetçilik oynayanların içler acısı haline bakarak bu iş tamam diyemeyiz. AK Parti’nin hiçbir mensubu armut piş, ağzıma düş anlayışında olamaz. Ne yapıp kazanıyorsak hak ederek kazanmalıyız. Allah ömür verdikçe, Adana ile birlikte tüm Türkiye’ye hizmet etmeye 85 milyonun tamamı için hizmet üretmeye devam edeceğiz. Sizlerden de durmadan, duraksamadan, 14 Ağustos 2001’deki heyecan ile çalışmanızı özellikle rica ediyorum” ifadelerini kullandı.“Suriye’yi 3 parçaya bölerek kolayca yutulacak lokmalar haline getirme projesi çökmüştür”Suriye’deki Baas rejiminin devrilmesine değinen Erdoğan, daha sonra şunları söyledi:“Suriye’de Baas rejiminin 61 yıllık zulüm düzeni ve 14.yılına giren kanlı savaş sona erdi. Suriyeli kardeşlerimiz özgürlükleri uğruna 1 milyon kişiyi kurban verdiler. İnsanlığımızın ve kardeşliğimizin sınandığı bu süreçte bizde inancımıza, tarihimize ve kültürümüze yakışır bir politika izledik. Biz ne yaptık, mazluma kucak açtık, garibin elinden tuttuk. Yetime kol kanat gerdik. Soframıza bir tabakta muhacirler için koyduk. Hatırlayın biz mazluma, muhtaca sahip çıkarken 14-28 Mayıs seçimlerinde karşımızdaki aday çıktı ve ‘Hepsini geldikleri yere göndereceğiz’ dedi. Sağa sola etiket yapıştırarak Suriye’deki terörden kaçıp ülkemize sığınan bu mağdurları hedef gösterdiler. Sonuçta ne oldu. Milletimiz bu nefret siyasetine sandıkta gereken cevabı verdi. Sonrada partisi oturduğu koltuğu çekip aldı. Şimdi ne kapısını çalan ne de soran var. Unutuldu. Biz, bize yakışanı yaptık. Nefret siyaseti güdenlerde kendilerine yakışanı yaptılar. Neticede yakışan dayanışma, kardeşlik oldu. Suriye krizinde gördük ki sabrın sonu selamettir. Kim ki sabretti Allah ona yardım etti. Artık Suriye özgürleşti ve 13 yıllık hasretin ardından misafirlerimiz yurtlarına başları dik bir şekilde dönüyorlar. Ülkedeki yeni yönetim mutedil bir anlayış sergiliyor. Suriye’yi 3 parçaya bölerek kolayca yutulacak lokmalar haline getirme projesi çökmüştür.”“İsrail, Gazzeli kardeşlerimize diz çöktüremediler”Gazze’deki ateşkes anlaşmasının da önemli olduğuna ve Türkiye’nin Gazze’nin yanında olduğuna vurgu yapan Erdoğan, “Türkiye olarak Suriye’nin yaşadığı yıkımları yeniden bir bütün, müreffeh bir ülke haline gelmesi için her türlü desteği vereceğiz. Suriye’den sonra Gazze’den de müspet bir haber aldık. Filistin Direniş Hareketi Hamas ile İsrail arasında ateşkes mutabakatına varıldı. İsrail hükumeti 467 gündür uyguladığı soykırım ve katliama rağmen Gazzeli kardeşlerimizin direniş hareketini kıramamıştır. 2 milyon kardeşimizi aylarca bombaladılar. Çocukları öldürdüler, hastaneleri yerle bir ettiler. Okul, cami, kiliseleri enkaza çevirdiler. Gıda sırası bekleyen sivilleri vurdular. İnsani yardım malzemesi taşıyan tırları vurdular. Tam 467 gün boyunca her türlü zulmü ve gaddarlığı Gazze’de sergilediler. Ancak Gazzeli kardeşlerimize diz çöktüremediler. 50 binden fazla masum insan şehit edildi. 110 binden fazla sivil yaralandı. 10 binden fazla Gazzeli nerede bilinmiyor. Tüm bunlara rağmen Filistin halkı pes etmedi, diz çökmedi. İsrail’in ve özellikle Netenyahu’nun ateşkes ihlallerinde sicilinin ne kadar kabarık olduğunu biliyoruz. Gazze’nin eskiye dönmemesi için İsrail üzerinde sürekli baskı kurulmalıdır. Türkiye olarak nasıl 467 gün boyunca bir an olsun yalnız ve sahipsiz bırakmadıysak inşallah ateşkes döneminde de Gazze’nin kanayan yaralarını sarmak için tüm imkanlarımızı harekete geçireceğiz. Verdiğimiz mücadelemiz artarak devam edecek” dedi.“Türkiye’nin nasıl dik bir duruş sergilediği anlaşılacaktır”Türkiye olarak Suriye ve Gazze için her zaman mağdurun, mağdurun yanında olduklarına değinen Erdoğan, “Hem Suriye hem de Gazze krizinde biz mazlumdan, mağdurdan ve adaletten yana tavır aldık. Batı’nın ve emperyalist güçlerin ne dediğini değil, kendi inancımızı önemsedik. Avrupa ve Siyonistler bize ne der diye hiçbir şekilde aldırmadık. Bizim yerimiz mazlumun yanıdır dedik. Bütün dünya sağır ve dilsiz kesilmişken bu kardeşiniz hakkı söyledi ve haklının yanında yer aldı. Bu uğurda ciddi bedel ödedik. Ahlaksız ve alçakça iftiralara maruz bırakıldık. Hırslarının esiri oldular. Bunların hiçbirini unutmadık. Filistin ve Suriyeli kardeşlerimizin Türkiye için dua ettiği dönemde 3-5 oy için yalan söyleyenleri unutmadık, unutmayacağız. Bunları yapanların derdi hiçbir zaman Filistin, Gazzeli mağdurlar, Suriyeli muhacirler olmadı. Sadece siyaset yaptılar. Sadece mazlumları istismar ettiler. Şüphesiz tarih, en büyük hakemdir. Zaman, kimin haklı kimin de haksız olduğunu ortaya çıkartmaktadır. Gelecekte her 2 meselede de Türkiye’nin nasıl dik bir duruş sergilediği anlaşılacaktır” diye konuştu.“Orası artık bir gayya kuyusu”Muhalefet lunaparkta oyun oynadığını anlatan Erdoğan, daha sonra şunları söyledi:“Biz, gerek içeri de gerek te dışarı da her aşaması hesaplanmış bir strateji yürütürken ana muhalefetin durumunu da sizlerde görüyorsunuz. Eser, hizmet gibi bir dertleri yok. Biraz ciddiyet ve ağır başlılık arıyoruz, onu dahi bulamıyoruz. Siyaset mi yapıyorlar lunaparkta oyun mu oynuyorlar anlayabilene aşk olsun. Gençlerin, çocukların oyuncakları haline geldiler. Kim kimi hançerliyor, kim kimin kuyusunu kazıyor belli değil. İş yapmak, hizmet etmek yerine sürekli birbirlerine çelme çakma peşindeler. Artık ayyuka çıkan yolsuzluk, usulsüzlük vakalarını saymıyorum bile. Orası artık bir gayya kuyusu. Deşildikçe, üzerine gidilip kazıldıkça altında daha beter, daha utanç verici skandallar patlak veriyor. Adli ve emniyet birimlerimiz bunları tespit ediyor, yakalıyor ve beytülmale uzanan kirli ellerin hesabını hukuk önünde soruyor. Para kuleleri, şişirilmiş konser faturaları ve ihale yolsuzlukları dışında bizim eserimiz diye gösterebilecekler hiçbir icraatları yok.”“Hem dersini bilmiyor hem de cehaletini bağırarak, çağırarak kapatmaya çalışıyor”Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ihale yolsuzluğu soruşturmalarına ilişkin yaptığı, “Turpların büyüğü heybede.” açıklamasının ardından “Bu savaş ilanını görüyor ve kabul ediyoruz” diyen CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e de yanıt vererek, “Şimdi de çıkmışlar savaş ilanından söz ediyorlar. Bir de biz bilmiyoruz, sen nasıl biliyorsun diyorlar. Sayın Özel’e buradan soruyorum. Sayın Özel, sen neyi biliyorsun da bunları bileceksin. Neyi takip ediyorsun da bunları bileceksin. Esenyurt Belediyesi’ni mi takip ediyorsun, Beşiktaş Belediyesi’ni mı takip ediyorsun. Oralarda olan şu son gelişmelerden haberin yoksa sen artık bu görevi bırak. Zaten birileri de gelip elinden bu görevi elinden alacaklar. Esad uçakla kaçarken Esad ile görüşülmeli diyen sen değil misin. Milletin bildiğini sen bilmiyorsan bu kimin suçu. 85 milyonun takip ettiğini sen takip etmiyorsan bu kabahat kimin. Yargıyı, bizi suçlayacağına CHP’yi zehirli sarmaşık gibi saran bu soygun düzeni ile gel mücadele etsene. Harami arıyorsan, etrafını saran haramileri araştır. Meşhur şiirinde Ülkü Tamer ne diyor. ‘Hem dersini bilmiyor hem de şişman herkesten’ diyor ya. Sayın Özel’in yargıya aks eden yolsuzluk davaları üzerinden savurduğu tehditler de aynen böyle. Hem dersini bilmiyor hem de cehaletini bağırarak, çağırarak, Türk siyasetine hiç yakışmayan ifadelerle kapatmaya çalışıyor. Atalarımız ‘Büyük lokma ye, büyük laf etme’ demişler. Bunlar her açığa düştüklerinde büyük büyük laf ediyorlar ama sonra kuzu kuzu hizaya geliyorlar. Her suçüstü yakalandıklarında aslan kesiliyorlar ama sonra süt dökmüş kediye dönüyorlar. CHP lideri sayın Özel’e samimi tavsiyem şudur; Siz bu işleri bırakın, siz gidin kart oyunu oynayın. Siz gidin poker masalarında kart dağıtın. Siz gidin kırmızı kartlardan puzzle yapın. Onlarla oynayın, onlarla oyalanın” diye konuştu.Öte yandan Recep Tayyip Erdoğan Adana’da son 22 yılda güncellenmiş değerle 922 milyar liralık yatırım yaptıklarını anlattı.Konuşmanın ardından Erdoğan, Mersin’de düzenlenecek AK Parti Mersin 8. Olağan İl Kongresi’ne katılmak üzere helikopter ile kentten ayrıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Bunlar kırmızı karttan kurtulamadı”
18 Ocak 2025 Cumartesi - 14:30 Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Bunlar kırmızı karttan kurtulamadı” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kırmızı kart göstermesiyle ilgili, “Benim 20 yıllık futbolculuk hayatım var. Hiç kırmızı kart görmedim. Ama bunlar bu işten anlamaz. Onlar daha öğrenecekler, hangi kart nerede ne zaman, nasıl gösterilir öğrenecekler. Bu millet AK Parti’ye 22 yıldır hiç kırmızı kart göstermedi. Bunlar ise kırmızı karttan kurtulamadı” dedi. Erdoğan, partisinin 8. İl Kongresi’ne katılmak için Adana’ya geldi. “İnşallah el ele, omuz omuza 2028’e hazırlanacağız” Yüreğir ilçesinde düzenlenecek kongre salonunun dışındaki partililere hitap eden Erdoğan, “Bugün Adana’nın havası aynen insanları kadar güzel. Sordum 18 derece dediler. Her taraf ne durumda ama sizin Allah’ınıza kurban. Sizlerle inşallah 2028’e çok daha farklı bir şekilde hazırlanacağız, inşallah bir trafik kazasına Adana’mızı kurban etmeyeceğiz. Özellikle hanım kardeşlerimden çok büyük gayret bekliyorum. İnşallah el ele, omuz omuza 2028’e hazırlanacağız” diye konuştu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kırmızı kart göstermesiyle ilgili de konuşan Erdoğan, daha sonra şunları söyledi: “Birileri kırmızı kart göstermeye gayret ediyor. Bunlar pişpirik mi, poker mi oynuyor belli değil. Varsın onlar ona devam etsin. Bunlar orta hakemliği yapmadılar. Olsa olsa yan hakemlik görevi yapacaklar. Onların eline birer kırmızı kart tutuşturur yola devam ederiz. Benim 20 yıllık futbolculuk hayatım var. Hiç kırmızı kart görmedim. Ama bunlar bu işten anlamaz. Onlar daha öğrenecekler, hangi kart nerede ne zaman, nasıl gösterilir öğrenecekler. Bu millet AK Parti’ye 22 yıldır hiç kırmızı kart göstermedi. Bunlar ise kırmızı karttan kurtulamadı.” Konuşmanın ardından Erdoğan kongre salonuna geçti.
Polisi şehit eden uzman çavuşun 9 yıl hapsi istendi
18 Ocak 2025 Cumartesi - 12:08 Polisi şehit eden uzman çavuşun 9 yıl hapsi istendi Adana’da dur ihtarına uymayarak otomobili ile çarptığı polis memurunun şehit olmasına neden olan uzman çavuş hakkında 9 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması istemiyle dava açıldı. Adana’nın Sarıçam ilçesi Sezai Karakoç Bulvarı’nda 7 Aralık 2024’te İlçe Emniyet Müdürlüğü Devriye Ekipler Amirliği’nde görevli polis memuru Mustafa Akgül (50), 31 AED 634 plakalı otomobilin sürücüsüne ‘dur’ ihtarında bulundu. İncirlik Üssü’nde görevli uzman çavuş olduğu öğrenilen sürücü Murat Altaş (34) dur ihtarına uymayarak otomobili ile polis memuru Akgül’ü altına alıp, yaklaşık 70 metre sürükledi. Otomobil sinyalizasyon direklerine çarparak durdu, polis memuru Akgül yaşamını yitirerek şehit oldu. Yakalanan ve alkollü olduğu saptanan uzman çavuş Altaş tutuklanırken hakkında yapılan soruşturma tamamlandı. Cumhuriyet Savcısı, uzman çavuş Altaş ile ilgili olarak, “Taksirle ölüme neden olma, Görevi Yaptırmamak için Derinme” suçlarından iddianame hazırladı. Adana 25.Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianame yapılan incelemenin ardından kabul edildi. Savcı, sanık uzman çavuş Altaş’ın polis memuruna çarpıp şehit olmasına neden olduğu için 6 yıl, dur ihtarına uymadığı için de 3 yıl olmak üzere toplam 9 yıl hapis cezasına mahkum edilmesini talep etti. Tutuklu sanık Uzman Çavuş Altaş önümüzdeki günlerde yargılanmaya başlayacak.
11 yaşındaki çocuğun asansör ile duvar arasında sıkışarak ölmesiyle ilgili davaya başlandı
17 Ocak 2025 Cuma - 15:31 11 yaşındaki çocuğun asansör ile duvar arasında sıkışarak ölmesiyle ilgili davaya başlandı Adana’da 11 yaşındaki çocuğun asansör ile duvar arasında sıkışarak can vermesiyle ilgili sorumluların yargılanmasına başlanırken anne kimseden şikayetçi olmadı. Seyhan ilçesine bağlı Kocavezir Mahallesi’ndeki bir tekstil atölyesinde işçi olarak çalışan yabancı uyruklu Sefa Avvaf’ın oğlu Ahmet Direk Turan Haskiro,11 Haziran 2024’te iş yerinin 2’nci katındaki asansöre bindi. Küçük çocuk, bilinmeyen nedenle asansör ile duvar arasında sıkıştı. Çocuğun çığlıklarını duyan işçiler, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ekiplerince sıkıştığı yerden çıkarılan çocuğun hayatını kaybettiği belirlendi. Küçük Ahmet’in ölümüyle ilgili asansör şirketi yetkilisi Recep Karayiğit ile bina sorumlusu Ömer İnce hakkında ‘taksirle ölüme neden olma’ suçundan Adana 13’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan dava görülmeye başlandı. Duruşmaya, haklarında adli kontrol kararı bulunan tutuksuz sanıklar Recep Karayiğit ile Ömer İnce katıldı. Müşteki anne Sefa Avvaf ile taraf avukatlarının da hazır bulundu. Asansör şirketi yetkilisi Recep Karayiğit, savunmasında, olay nedeniyle üzgün olduğunu söyledi. "Üzgünüm" Karayiğit, asansörün bütün bakımlarının tam olduğunu belirterek, kendini şöyle savundu; ’’Biz yaptığımız bakımlarda bütün önlemleri de alıyoruz. Olaydan öncede Makine Mühendisleri Odası asansörlerin bakım ve onarımlarının eksik olup olmadığına yönelik denetim yaptı ve bir sorun olmadığı anlamına gelen ‘’mavi etiket’’ verdi. Hatta biz herkes binemesin diye asansörlerimize akbil sistemi kurduk. Akbil sistemi sayesinde asansöre herkes binemez ve akbil olmadan çalışmaz. Akbil ise sadece yetkili kişilerde vardır. Dağ Tekstil İş Hanı 5 katlı ve her katta ayrı bir iş yeri vardır. Bu iş yerlerinin yetkililerine birer tane akbil verdik. Ayrıca her katta 12 yaşından küçük olanların tek başına asansöre binemeyeceği yönünde asansörlerde levhalarımız vardır. Yani dışarıdan birisinin binmesi mümkün değildir. Çocuk ya akbil temin etti ya da birisi verdi. Böyle bir asansöre o çocuk nasıl tek bindi ve bu olay yaşandı anlamadık. Ben 40 yıldır bu işi yapıyorum. 30 yıldır da kendime ait iş yerim var. Böyle bir olay ilk defa başımıza geldi. Bunun için çok üzgünüm.’’ Bina sorumlusu sanık Ömer İnce de, Özcan Dağ’a ait Dağ Tekstil İş Hanı’nda bir sorumluluğu olmadığını sadece iş yerinin muhasebe işlerini yürüttüğünü belirtti. Bina sorumlusu olarak kendisinin göründüğünü ve asansör sözleşmesini de Recep Karayiğit ile kendisinin yaptığını dile getiren İnce, “O çocuğun asansöre nasıl bindiğini hala anlayabilmiş değilim. Ben bina sorumlusu olarak görünüyorum. Asansörlerin bakımını kontrol etmek sorumluluğu yerine getirmekse yaptım. Ben üzerime düşen her şeyi yaptım. Hatta olay sonrası annenin maddi zararlarını kendi cebimden karşıladım. Zaten böyle bir olay olduğu için çok üzgünüz’’ dedi. "Anne şikayetçi olmadı" Anne Sefa Avvaf, sanıklardan şikayetçi olmadı. Ana Avvaf, Dağ Tekstil İş Hanı’nda bulunan Kaside isimli iş yerinde sigortasız olarak çalıştığını belirterek oğlunun nasıl öldüğü ile ilgili şunları söyledi: ’’Ben olay tarihinden 5 ay önce işe başladım. Olay tarihinde sabah saat 07.00 sıralarında iş yerine geldik. Bayrama az bir süre kaldığı ve bayram alışverişi yapacağım için oğlumu da yanımda getirdim. İş yerindeki asansörler akbil sistemi ile çalışır. O günde asansörle yukarı çıkmak istedik. Akbilin bulunduğu yetkili Haris isimli kişi gelip, akbili bastı. Ancak asansör 1’nci katta takılı kaldı. Oğlum da ‘ben gider getiririm’ dedi ve yukarı çıktı. Daha sonra ‘anne’ diye bir çığlık duydum ve oğluma bir şey olduğunu anladım. Dizlerimin bağı çözüldü ve olduğum yerde çöktüm kaldım. Diğer kişiler gidip baktığında oğlumun asansör ile duvar arasında sıkıştığını görmüşler. Ben oğlumu o halde görmedim. Olaydan sonra da iş yeri sahipleri maddi olarak bana destek oldu. Sanıklardan şikayetçi değilim.’’ Çocuğu ilk gören kişi olan iş yerinin bekçisi Nezir Baran da tanık olarak dinlendi. Nezir, Ahmet’i nasıl bulduğunu şöyle anlattı; ’’Ben iş yerinin önünü temizlerken 3-4 tane kadın gelerek, içeri girdi. Daha sonra ben içeri girdim ve temizlik malzemelerini köşeye koydum. Bu sırada bir kadın asansörün 1’nci katta durduğunu söyledi. Bende tamam diyerek, bakmak için yukarı çıktım. Yukarı çıktığımda Ahmet’i bedenin alt kısmı asansör ile duvar arasında sıkışmış halde gördüm. Hemen diğerlerine haber verdim. Başkaları gelip, çocuğu sıkıştığı yerden çıkardı.’’ Tanık olarak dinlenen anne Sefa Avvaf’ın iş arkadaşı Emine Serun da olay anını görmediğini söyleyerek, ’’Olay günü iş yerine giderken Sefa ile oğlu benden öndeydi. Onlar içeri girdi bende arkalarından geliyordum. Sonra Sefa’nın çığlıklarını duydum ve koştum. Olay anını görmedim ancak sorduğumda çocuğun asansöre sıkıştığını söylediler. ’’dedi. Tanık olarak dinlenen Dağ Tekstil İş Hanı sahibi Özcan Dağ ise asansörlerin akbilsiz çalışmadığını belirterek, olayı görmediğini söyledi. Mahkeme hakimi, sanıkların mevcut hallerinin devamına karar verip, duruşmayı eksikliklerin giderilmesi için ileri bir tarihe erteledi.
11 yaşındaki çocuğun asansör ile duvar arasında sıkışarak ölmesiyle ilgili davaya başlandı
17 Ocak 2025 Cuma - 15:28 11 yaşındaki çocuğun asansör ile duvar arasında sıkışarak ölmesiyle ilgili davaya başlandı Adana’da 11 yaşındaki çocuğun asansör ile duvar arasında sıkışarak can vermesiyle ilgili sorumluların yargılanmasına başlanırken anne kimseden şikayetçi olmadı. Seyhan ilçesine bağlı Kocavezir Mahallesi’ndeki bir tekstil atölyesinde işçi olarak çalışan Suriye uyruklu Sefa Avvaf’ın oğlu Ahmet Direk Turan Haskiro,11 Haziran 2024’te iş yerinin 2’nci katındaki asansöre bindi. Küçük çocuk, bilinmeyen nedenle asansör ile duvar arasında sıkıştı. Çocuğun çığlıklarını duyan işçiler, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ekiplerince sıkıştığı yerden çıkarılan çocuğun hayatını kaybettiği belirlendi. Küçük Ahmet’in ölümüyle ilgili asansör şirketi yetkilisi Recep Karayiğit ile bina sorumlusu Ömer İnce hakkında ‘taksirle ölüme neden olma’ suçundan Adana 13’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan dava görülmeye başlandı. Duruşmaya, haklarında adli kontrol kararı bulunan tutuksuz sanıklar Recep Karayiğit ile Ömer İnce katıldı. Müşteki anne Sefa Avvaf ile taraf avukatlarının da hazır bulundu. Asansör şirketi yetkilisi Recep Karayiğit, savunmasında, olay nedeniyle üzgün olduğunu söyledi. "Üzgünüm" Karayiğit, asansörün bütün bakımlarının tam olduğunu belirterek,kendini şöyle savundu; ’’Biz yaptığımız bakımlarda bütün önlemleri de alıyoruz. Olaydan öncede Makine Mühendisleri Odası asansörlerin bakım ve onarımlarının eksik olup olmadığına yönelik denetim yaptı ve bir sorun olmadığı anlamına gelen ‘’mavi etiket’’ verdi. Hatta biz herkes binemesin diye asansörlerimize akbil sistemi kurduk. Akbil sistemi sayesinde asansöre herkes binemez ve akbil olmadan çalışmaz. Akbil ise sadece yetkili kişilerde vardır. Dağ Tekstil İş Hanı 5 katlı ve her katta ayrı bir iş yeri vardır. Bu iş yerlerinin yetkililerine birer tane akbil verdik. Ayrıca her katta 12 yaşından küçük olanların tek başına asansöre binemeyeceği yönünde asansörlerde levhalarımız vardır. Yani dışarıdan birisinin binmesi mümkün değildir. Çocuk ya akbil temin etti ya da birisi verdi. Böyle bir asansöre o çocuk nasıl tek bindi ve bu olay yaşandı anlamadık. Ben 40 yıldır bu işi yapıyorum. 30 yıldır da kendime ait iş yerim var. Böyle bir olay ilk defa başımıza geldi. Bunun için çok üzgünüm.’’ Bina sorumlusu sanık Ömer İnce de, Özcan Dağ’a ait Dağ Tekstil İş Hanı’nda bir sorumluluğu olmadığını sadece iş yerinin muhasebe işlerini yürüttüğünü belirtti. Bina sorumlusu olarak kendisinin göründüğünü ve asansör sözleşmesini de Recep Karayiğit ile kendisinin yaptığını dile getiren İnce, “O çocuğun asansöre nasıl bindiğini hala anlayabilmiş değilim. Ben bina sorumlusu olarak görünüyorum. Asansörlerin bakımını kontrol etmek sorumluluğu yerine getirmekse yaptım. Ben üzerime düşen her şeyi yaptım. Hatta olay sonrası annenin maddi zararlarını kendi cebimden karşıladım. Zaten böyle bir olay olduğu için çok üzgünüz.’’ Dedi. "Anne şikayetçi olmadı" Anne Sefa Avvaf, sanıklardan şikayetçi olmadı. Ana Avvaf, Dağ Tekstil İş Hanı’nda bulunan Kaside isimli iş yerinde sigortasız olarak çalıştığını belirterek oğlunun nasıl öldüğü ile ilgili şunları söyledi: ’’Ben olay tarihinden 5 ay önce işe başladım. Olay tarihinde sabah saat 07.00 sıralarında iş yerine geldik. Bayrama az bir süre kaldığı ve bayram alışverişi yapacağım için oğlumu da yanımda getirdim. İş yerindeki asansörler akbil sistemi ile çalışır. O günde asansörle yukarı çıkmak istedik. Akbilin bulunduğu yetkili Haris isimli kişi gelip, akbili bastı. Ancak asansör 1’nci katta takılı kaldı. Oğlum da ‘ben gider getiririm’ dedi ve yukarı çıktı. Daha sonra ‘anne’ diye bir çığlık duydum ve oğluma bir şey olduğunu anladım. Dizlerimin bağı çözüldü ve olduğum yerde çöktüm kaldım. Diğer kişiler gidip baktığında oğlumun asansör ile duvar arasında sıkıştığını görmüşler. Ben oğlumu o halde görmedim. Olaydan sonra da iş yeri sahipleri maddi olarak bana destek oldu. Sanıklardan şikayetçi değilim.’’ Çocuğu ilk gören kişi olan iş yerinin bekçisi Nezir Baran da tanık olarak dinlendi. Nezir, Ahmet’i nasıl bulduğunu şöyle anlattı; ’’Ben iş yerinin önünü temizlerken 3-4 tane kadın gelerek, içeri girdi. Daha sonra ben içeri girdim ve temizlik malzemelerini köşeye koydum. Bu sırada bir kadın asansörün 1’nci katta durduğunu söyledi. Bende tamam diyerek, bakmak için yukarı çıktım. Yukarı çıktığımda Ahmet’i bedenin alt kısmı asansör ile duvar arasında sıkışmış halde gördüm. Hemen diğerlerine haber verdim. Başkaları gelip, çocuğu sıkıştığı yerden çıkardı.’’ Tanık olarak dinlenen anne Sefa Avvaf’ın iş arkadaşı Emine Serun da olay anını görmediğini söyleyerek,’’Olay günü iş yerine giderken Sefa ile oğlu benden öndeydi. Onlar içeri girdi bende arkalarından geliyordum. Sonra Sefa’nın çığlıklarını duydum ve koştum. Olay anını görmedim ancak sorduğumda çocuğun asansöre sıkıştığını söylediler.’’dedi. Tanık olarak dinlenen Dağ Tekstil İş Hanı sahibi Özcan Dağ ise asansörlerin akbilsiz çalışmadığını belirterek, olayı görmediğini söyledi. Mahkeme hakimi, sanıkların mevcut hallerinin devamına karar verip, duruşmayı eksikliklerin giderilmesi için ileri bir tarihe erteledi. (FKE-