POLİTİKA - 14 Nisan 2025 Pazartesi 11:31

Yargı ve iş dünyası Adana’da buluştu

A
A
A
Yargı ve iş dünyası Adana’da buluştu

İş dünyasının iş hukuku alanında karşılaştığı güncel sorunları ve bu sorunlara yönelik Yargıtay içtihatları ışığında geliştirilen çözüm önerilerini tartışmak amacıyla Adana Sanayi Odası (ADASO), İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Derneği (Türk Milli Komitesi) ve Adana Barosu iş birliğinde "Yeni Gelişmeler Işığında İş Hukuku Uygulama Sorunları ve Çözüm Önerileri Semineri" gerçekleştirildi.


Adana Ticaret Odası Konferans Salonu’ndaki seminerin açılışında konuşan 29. Dönem TBMM Başkanı, 58. Ve 59. Dönem Adalet Bakanı TOBBUYUM Uyuşmazlık Çözüm Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Cemil Çiçek, hukuki istikrar olmadan hiçbir girişimin başarıya ulaşamayacağını belirterek, "Türkiye’de 9 bin 300’den fazla yürürlükte yasa var. Meclis, bir kanun fabrikası gibi çalışıyor ama sorunlarımız bitmiyor. Demek ki kanun çıkarmak tek başına yeterli değil" dedi.


Küreselleşen bir dünyada ciddi teknolojik gelişmeler yaşandığını, bir ülkedeki seçimin Dünyanın her yerini etkilediğini aktaran Çiçek, bir açıklamanın borsayı sarstığını, iş dünyasının uykusuz kaldığını, doların ve euronun ne olacak hesabıyla herkesin tedirgin olabildiğini hatırlattı.


Bu hızlı gelişmeler karşısında ’istikrar’ kavramının öne çıktığına dikkat çeken Çiçek, "Biz, Türkiye siyasetinde genellikle siyasi istikrara odaklanırız, çünkü olumsuz koalisyon tecrübelerimiz var. Ama istikrar dediğimiz şey beş ayaktan oluşur. Bunlardan birine odaklanıp diğerlerini unutursak, istikrardan fayda bekleyemeyiz. Birincisi siyasi istikrar, evet, önemlidir. Ama yeterli değildir. İkincisi bürokratik istikrar gerekir. 3 günde bir bürokrat değiştirirseniz, o kişi daha işi öğrenmeden başka yere geçer. Özellikle temel kurumlarda sık değişiklikler sorun oluşturur. Üçüncüsü ekonomik istikrar. Dördüncüsü ise lafını çok ettiğimiz ama içini dolduramadığımız hukuki istikrar. Hukuki istikrar olmadan hiçbir girişim başarıya ulaşamaz. Beşincisi de ahlaki istikrardır. Ahlaki çürüme, beraberinde hukuki ve toplumsal çöküşü getirir. Yani istikrardan bahsedeceksek bu beşi bir arada olmalıdır. Ama merkezi hukuki istikrardır. Yeni gelişmeler, yeni hukuki sorunlar doğurur ve bunun birinci derecede muhatabı iş dünyasıdır. İş barışı sağlanmazsa üretim olmaz. İşveren ve işçi arasındaki güveni hukuk tesis etmelidir. Bu olmazsa kalkınma olmaz, dış dünyayla rekabet imkanı da doğmaz" diye konuştu.



"Kanun çıkarmak tek başına yeterli değil"


Yeni ihtiyaçların kuralları ve kurumları doğurduğunu, ülkemizde ise her meseleye karşılık olarak "Ben olsam bir kanun çıkarırdım" dendiğini ifade eden Çiçek, sözlerine şöyle devam etti:


"Türkiye’de 9 bin 300’den fazla yürürlükte yasa var. Gelişmiş ülkelerde bunun üçte biri. Torba yasalarla bir kanunda 20 değişiklik yapılıyor. Meclis, bir kanun fabrikası gibi çalışıyor ama sorunlarımız bitmiyor. Demek ki kanun çıkarmak tek başına yeterli değil. O zaman içtihatla yorumlamak, çağın ruhuna uygun hale getirmek gerekir. Hızlı değişimin olduğu yerde, temel yasalar bile geçici nitelik kazanabilir. İşte bu noktada devreye Yargıtay giriyor. Yargıtay, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en köklü, en saygın kurumlarından biridir. İçtihatla hukuku çağın ihtiyaçlarına göre şekillendirme çabası içindedir. Bu toplantılar da işte bu çabaların bir parçasıdır. Damdan düşüp ayağa kalkmaya çalışanlarla, onun ayağını saranların bir araya gelip birlikte çözüm üretmesi gerekir. Bu açıdan bu organizasyonları çok önemsiyorum."



"Seminer çözüm yollarının belirlenmesi açısından da faydalı olacaktır"


Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Muhsin Şentürk, çalışma hakkının herkesin arzu ettiği bir işte, insan onuruna yaraşır şartlarda çalışma ve yaşamını sürdürebilme güvencesini sağlayan temel bir insan hakkı olduğunu, bu hakkın Anayasa’da açık şekilde düzenlendiğini bildirdi. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 48. maddesine göre herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğunu, 49. maddeye göre ise çalışmanın herkesin hakkı ve ödevi olduğunu hatırlatan Şentürk, "Anayasamızın yanı sıra, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler; özellikle Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmeleri, 4857 sayılı İş Kanunu ve diğer ilgili mevzuatlar, çalışma hayatımıza ilişkin temel ilkeleri ortaya koymaktadır" ifadelerini kullandı.


Yürürlüğe konulan yasal düzenlemelerin uygulamasından doğan sorunlarla karşılaşılmasının doğal olduğunu hatırlatan Şentürk, "Yargı kararlarının önemi de işte bu noktada ortaya çıkmaktadır. Yargı organlarının görevi yalnızca yasa uygulamak değil; yasaların açık olmadığı veya tereddüt oluşturduğu durumlarda adalet ve hukuka uygun çözümler üretmektir. İş mahkemelerimiz, istinaf mahkemeleri, temyiz mercileri ve özellikle Yargıtay’ın 9. Hukuk Dairesi ile Hukuk Genel Kurulu önemli roller üstlenmektedir. Yüksek Yargıtay’ımız, bir temyiz ve içtihat mahkemesidir. Çalışma hayatına dair içtihatlar; işçiyi, işvereni, aileleri ve hatta toplumun genelini etkileyebilecek niteliktedir. İçtihat mahkemeleri, taraflardan etkilenmeden; ancak onların gerçekliklerinden kopmadan, işçi-işveren dengesini gözeterek karar üretmelidir. Bu tür organizasyonları bu nedenle çok önemsiyoruz. Çünkü bu toplantılar, işçi ve işveren temsilcilerinin, akademisyenlerin ve yargı mensuplarının bir araya gelmesini sağlayarak içtihatların oluşumuna katkı sunmaktadır"şeklinde konuştu.



"Sorunları doğru değerlendirmek ve çözüm yolları üretmek son derece kıymetli"


Yargıtay Birinci Başkanvekili, Hukuk Genel Kurulu Başkanı Adem Albayrak, iş hukukunun, işçi ile işveren arasındaki dengeyi, sosyal devlet ilkesi çerçevesinde korumaya çalışan, dinamik ve değişken yapısıyla çok önemli bir alan olduğunu söyledi.


Yalnızca kanun metinlerinden ibaret olmayan bu hukuk dalının adaletin tesisi, ekonomik dengenin sürdürülebilirliği ve toplumsal barış açısından da hayati öneme sahip olduğunu kaydeden Albayrak, "Günümüzde iş güvencesi eksikliği, kayıt dışı istihdam, esnek çalışma modelleri, uzun yargılama süreçleri, sendikal haklarla ilgili sorunlar ve dijitalleşmenin getirdiği yeni zorluklar bizleri yeni çözümler üretmeye zorluyor. Bu tür bilimsel ortamlar, söz konusu sorunları doğru değerlendirmek ve çözüm yolları üretmek adına son derece kıymetlidir" şeklinde konuştu.


4857 sayılı İş Kanunu’nun gelişen teknoloji ve ekonomik şartlara uyum sağlamasının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Albayrak, "Kanunun bazı hükümlerinin güncellenmesi gerektiği açıktır. Bu tür seminerlerde hem teorik hem uygulamalı yaklaşımları bir arada değerlendirme imkanı buluyoruz. Bu da çözüm üretmede etkin bir yöntemdir"diye kaydetti.



"Sürdürülebilir bir iş birliği platformu oluşturmayı amaçlıyoruz"


Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, seminerin yargı, akademi ve iş dünyasını bir araya getirerek sürdürülebilir bir iş birliği platformu oluşturmayı amaçladığını kaydetti. Kalkınmanın yolunun üretim, sanayi ve ihracattan geçtiğini belirten Başkan Kıvanç, "Ekonomimizi büyütecek olan özel sektördür. Ancak bunun için sürdürülebilir bir iş ve yatırım ortamı şarttır. Hukuk, güven ve istikrar demektir; güven ve istikrar ise üretim ve yatırım demektir. İş dünyası olarak bizler bu tür toplantılarla, çözüm odaklı yaklaşımlar geliştirmek ve iş dünyası ile yargı camiası arasında sürdürülebilir bir iş birliği platformu oluşturmak istiyoruz" diye konuştu.


İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Gülsevil Alpagut ise, ekonomik, teknolojik ve sosyal gelişmelerin iş hukukunu doğrudan etkilediğini bu kapsamda güncel konuların sürekli değiştiğini ve dernek olarak bu değişime hızla yanıt vermeye çalıştıklarını aktardı. Her yıl Kasım ayında Yargıtay kararlarının değerlendirildiği seminerler düzenlediklerini belirten Alpagut, derneğin güçlü bir akademik külliyat oluşturduğunu dile getirdi.


6 oturum şeklinde yapılan seminerde "Yargıtay İçtihadı Işığında Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisinde Muvazaa", "Yargıtay İçtihadı Işığında İş Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk", "İşin ve İşletmenin Gerekleriyle Fesih ve Yargı Kararları", Fazla Çalışma ve Dijital Kayıtlar", "İşçinin İhbar ve İfa Hakkı (Whistleblowing)" ve "İşverenin Yönetim Yetkisi ve İşçinin Özel Yaşamına Müdahale Edilip Edilmemesi" konuları anlatıldı.



Yargı ve iş dünyası Adana’da buluştu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Yahyalı Belediyesi’nden modern ulaşım atağı Yahyalı Belediyesi tarafından İsmet Mahallesi’nde yürütülen altyapı ve üstyapı çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. İsmet Mahallesi’nde elektrik hatlarının yer altına alınması ve altyapı çalışmalarının tamamlanmasının ardından sıcak asfalt öncesi hazırlıklara geçildi. Bu kapsamda eski asfaltın söküm işlemleri freze makinası ile başlatıldı. Yahyalı Belediye Başkanı Esat Öztürk, devam eden asfalt çalışmalarını yerinde inceleyerek ekiplerden bilgi aldı. Çalışmalar hakkında açıklamalarda bulunan Başkan Öztürk, İsmet Mahallesi’nde altyapı çalışmalarının tamamlanmasının ardından sıcak asfalt çalışmalarına başladıklarını söyledi. Başkan Öztürk; "Yahyalı’mıza bir güzelliği daha kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Öncelikle yapılan hizmetin İsmet Mahallemize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Çalışmalar süresince göstermiş oldukları sabırdan dolayı İsmetli hemşehrilerimize teşekkür ediyorum" dedi. Çalışmalar süresince vatandaşların göstermiş olduğu sabır ve anlayışa teşekkür eden Başkan Öztürk, Kayseri Büyükşehir Belediyesi ile uyum içerisinde önemli hizmetlere imza attıklarını ifade etti. Başkan Öztürk açıklamasında; "Büyükşehir Belediyemiz ile dayanışma içerisinde ilçemize çok güzel hizmetler yapıyoruz. Memduh Başkanımız her zaman ilçelerimizin yanında olmuş, desteğini hiçbir zaman esirgememiştir" ifadelerini kullandı. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’a desteklerinden dolayı teşekkür eden Başkan Öztürk, çalışmalarda emeği geçen belediye personeline de teşekkür etti. Fen İşleri Müdürlüğü, Temizlik İşleri Müdürlüğü ile Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekiplerinin yoğun gayret gösterdiğini belirten Öztürk, sıcak asfalt çalışmaları öncesinde doğalgaz, elektrik, su ve kanalizasyon altyapı çalışmalarının tamamlanmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Başkan Öztürk açıklamasının sonunda; "İnşallah çalışmalarımızı kısa süre içerisinde tamamlayarak Kurban Bayramı öncesinde veya sonrasında mahallemizi sıcak asfalt konforuyla buluşturmaya çalışacağız" ifadelerine yer verdi. İsmet Mahallesi’nde sürdürülen çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte vatandaşların daha güvenli, modern ve konforlu bir ulaşıma kavuşması hedefleniyor.
Samsun Samsun Büyükşehir Belediyesi 110 cankurtaran alacak Samsun’da yaz aylarının gelmesiyle 15 Mayıs itibarıyla sahillerde 110 cankurtaran görevlendirilecek. Gümüş bröve sahibi yüzücü gençlerin itfaiyeye müracaatı bekleniyor. Samsun Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı, 15 Mayıs itibarıyla plajlarda sezon hazırlıklarına başlıyor. Samsun Büyükşehir İtfaiye Daire Başkanlığı Müdahale Şube Müdürü Rıza Zengin, Terme’den Yakakent’e kadar uzanan geniş bir hatta cankurtaran hizmeti verileceğini belirtti. Şube Müdürü Rıza Zengin, "Önümüzde yaz sezonu başlayacak. Birinci derecede tabii ki en önemli hizmet alanı sahiller oluyor. Bu sene 15 Mayıs itibariyle bu hizmeti başlatacağız. Hazırlık süresini bir 15 gün sürdüreceğiz. Terme’den Yakakent istikametine kadar valiliğimizin belirlediği yüzülebilir alanlarda cankurtaran hizmetini vermeye devam başlayacağız. Büyükşehirimizin şu anda 19 adet belirlediği mavi bayrak plajlı alanlarda da bu hizmeti aktif bir şekilde sürdüreceğiz" dedi. 110 cankurtaran görev yapacak Gümüş bröveli gençlere çağrı yapan Zengin, "Bu sene 110 personeli hedefledik. Tabii ki gümüş bröve yüzen personeli istihdam etmek noktasında bazen temininde güçlük çekiyoruz. Bu hizmete gönüllü olan gençlerimizi bekliyoruz. Gümüş brövesini olan arkadaşlarımız bizlere müracaat ederse yaklaşık 1 Haziran – 15 Eylül arası onları çalıştırmak isteriz" diye konuştu.
Karabük Karabük merkezli 14 ilde yapay zeka destekli dolandırıcılık çetesi çökertildi Karabük merkezli 14 ilde düzenlenen "Sarmal" operasyonunda, yapay zeka destekli sahte içeriklerle vatandaşları dolandırdığı iddia edilen 23 şüpheli yakalandı. Karabük İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ile ilgili birimlerce, dolandırıcılık olaylarının önlenmesine yönelik çalışma yürütüldü. Karabük Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde gerçekleştirilen soruşturmada, şüphelilerin sosyal medya üzerinden başta endüstriyel makineler olmak üzere çeşitli ürünleri piyasa değerinin altında göstererek vatandaşları dolandırdığı belirlendi. Şüphelilerin, dolandırıcılık faaliyetlerinde inandırıcılığı artırmak amacıyla yapay zeka kullanarak sahte fatura, irsaliye, iş yeri ve ürün teslimat fotoğrafları oluşturduğu, bu yöntemle 90 kişiyi mağdur ettiği tespit edildi. Soruşturma kapsamında "Sarmal" adı verilen planlı operasyon düzenlendi. Karabük merkezli Diyarbakır, Eskişehir, Batman, İstanbul, Adana, Konya, Antalya, Hatay, Gaziantep, Kütahya, Edirne, Mersin ve Aydın’da eş zamanlı gerçekleştirilen operasyonda, örgüt lideri ile örgüt üyelerinin de aralarında bulunduğu 23 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda, dolandırıcılıkta kullanıldığı değerlendirilen çok sayıda telefon ve dijital materyale el konuldu.
Ankara Gaziantep merkezli operasyonlarda 293 milyon liralık kara para ağı çökertildi Gaziantep merkezli 6 ilde yürütülen dev soruşturmada narkotik bağlantılı kara para ağı deşifre edildi. MASAK raporlarıyla desteklenen operasyonda piyasa değeri 293 milyon 400 bin lira olan mal varlığına el konulurken, çok sayıda şüpheli için düğmeye basıldı. Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün yürüttüğü soruşturma kapsamında, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçuna yönelik detaylar ortaya çıktı. 13 Kasım 2025 tarihinde başlatılan soruşturmada MASAK raporları doğrultusunda geniş çaplı bir finansal inceleme yapıldığı belirtildi. Dosyada 24 öncül suç şüphelisi ve 33 aklama şüphelisi olmak üzere toplam 57 kişinin yer aldığı öğrenildi. Şüphelilerin 293 milyon 400 bin lira olan mal varlıklarına el konuldu Soruşturma çerçevesinde piyasa değeri 293 milyon 400 bin lira olan mal varlığına müdahale edildi. Lüks klasmanda yer alan Porsche, Audi, BMW, Mercedes ve Land Rover marka toplam 32 araç ile birlikte 25 taşınmaz için satılamaz ve devredilemez şerhi konuldu. Dairelerden düğün salonlarına kadar uzanan geniş bir mülk ağı dikkat çekerken, 29 şüpheli şahıs ile 4 şirkete ait banka hesaplarının da bloke edildiği belirtildi. 8 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleştirilen operasyonlarda, 30’u Gaziantep’te olmak üzere toplam 36 şüpheli hedef alındı. TCK 282 kapsamında yürütülen operasyonlarda şu ana kadar 18 kişinin gözaltına alındığı açıklanırken, firari şüphelilerin yakalanması için çalışmaların sürdüğü edinilen bilgiler arasında yer aldı. Toplam 49 şahıs hakkında işlem başlatıldı Öte yandan örgütlü narkotik ticareti yaptığı belirlenen şüphelilere yönelik daha geniş kapsamlı bir operasyonun da detayları ortaya çıktı. Gaziantep merkezli olmak üzere Mersin, Ankara, Şanlıurfa, Adana ve Malatya’yı kapsayan operasyonlarda toplam 49 şahıs hakkında işlem başlatıldığının altı çizildi. Operasyon kapsamında 13 şüphelinin halihazırda cezaevinde tutuklu bulunduğu, 20 kişinin ise yakalanarak gözaltına alındığı açıklandı. Güvenlik güçlerinin kalan şüphelilerin izini sürdüğü de edinilen bilgiler arasında yer aldı.
Erzurum ANKA çocuk destek programı Erzurum bölge toplantısı tamamlandı Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ev sahipliğinde düzenlenen ANKA 3.0 Uygulayıcı Eğitimi Programı, 6 ilden 66 meslek elemanının katılımıyla tamamlandı. Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ev sahipliğinde, çocuk koruma hizmetlerinin niteliğini artırmak amacıyla düzenlenen "ANKA 3.0 Uygulayıcı Eğitimi Programı" sona erdi. 04-08 Mayıs 2026 tarihleri arasında Erzurum’da gerçekleştirilen programa; Ağrı, Ardahan, Iğdır, Kars, Elazığ ve Erzurum illerinden çocuk hizmetleri alanında görev yapan yaklaşık 66 meslek elemanı katıldı. İki ayrı salonda eş zamanlı yürütülen eğitimlerde 9 eğitici görev aldı. Programa, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü temsilcileri de katılarak eğitim süreçlerini yerinde takip etti. ANKA Çocuk Destek Programı kapsamında gerçekleştirilen eğitimlerde; çocukların psikososyal gelişimlerinin desteklenmesi, risklerin erken tespiti, koruyucu ve önleyici müdahale süreçlerinin güçlendirilmesi, travma odaklı yaklaşım yöntemleri ve kriz anlarında uygulanacak mesleki müdahale süreçleri ele alındı. Programla, çocukların bireysel ihtiyaçlarını merkeze alan hizmet anlayışının güçlendirilmesi, sosyal, duygusal ve davranışsal gelişimlerinin desteklenmesi, güvenli yaşam becerilerinin artırılması ve sahada görev yapan meslek elemanlarının uygulama yeterliliklerinin geliştirilmesi hedeflendi. Eğitim süresince uygulamalı çalışmalar, grup etkinlikleri ve vaka değerlendirmeleri gerçekleştirildi. Bu çalışmalarla katılımcıların mesleki bilgi ve deneyimlerinin artırılmasının yanı sıra farklı illerden gelen personel arasında bilgi paylaşımı ve mesleki dayanışmanın güçlendirilmesi amaçlandı. Programın kapanışında konuşan Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hasan Aykut, çocuk koruma hizmetlerinin hassasiyet, bilgi ve uzmanlık gerektiren önemli bir alan olduğunu belirtti. Aykut, düzenlenen eğitimlerin sahada yürütülen hizmetlerin niteliğine katkı sağlayacağını ifade etti. Çocukların üstün yararını esas alan çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü vurgulayan Aykut, "Güçlü çocuk, güçlü gelecek anlayışıyla çalışmalarımıza aynı hassasiyet ve sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz." dedi. Program, eğitimcilere teşekkür belgeleri ve katılımcılara katılım belgelerinin takdim edilmesinin ardından toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.